-
Başarı Bedel İster
Kafesleri yutan kafese doğru Alaca bir at koşar içimde Zamansız, mekânsız nefese doğru Rüveyda Bizim atlarımız, yaşadığımız dünyadan öte dünyaya doğru, zamansız ve dünyevi anlamda mekânsız nefese doğru alabildiğine koşan atlardır. Bizim atlarımız hedefleri olan, o hedeflere doğru dörtnala koşan, hedeflerine ulaştıktan sonra koşuyu bitirmeyen ve daha da ileriye koşan atlardır. Başarı sadece hedefle sınırlı değildir. Hedefi aşmaktır başarı. Sezai Karakoç’un mısraları o yüzden hep çarpıcı gelmiştir bana: “Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız…” Başarı Bedel İster, ülkemizin yetiştirdiği kıymetli akademisyenlerden Prof. Dr. Nurullah Genç’in başarı basamaklarını nasıl binbir zahmetle ama asla pes etmeden çıktığını anlatıyor. Bu yolda yürüyeceklere ders olarak okutulacak şu öğüdü salık veriyor: “Hayalleri olmayanın geleceği olmaz.”
175.00 ₺ -
Ruhul Beyan Tefsiri Tercümesi 28-2 Cilt
Ruhul Beyan Tefsir 28-2. Cilt Cüz 28-2 Cuma Suresi 1-11, Münafıkun Suresi 1-11, Tegabun Suresi 1-18, Talak Suresi 1-12, Tahrim Suresi 1-12 ayetler arası tefsir tercümesi yapılmıştır. İsmail Hakkı Bursevi Ömer Faruk Hilmi tercümesi Osmanlı Yayınları Ruhul Beyan tefsiri 28-2. cilt tefsir kitabını incelemektesiniz. Gül Kitap Ruhul Beyan tefsir kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz. Yaratan Rabbinin adıyla oku ! O, insanı "alak " dan yarattı.Oku ! Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2
420.00 ₺ -
Şifai Şerif Tercümesi 1. Cilt Ahıska Yayınevi
Fahri Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) hakkında günümüze değin nazım ve nesir türlerinden çok yönlü birçok eserler kaleme alınmıştır. Bu eserlerden 6./12. yüzyılda Endülüs’ün önde gelen âlimlerinden Kadı Iyâz’ın Peygamber sevgisine ve Hz. Peygamber (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)’in Müslümanlar üzerindeki haklarına dair telif etmiş olduğu eş-Şifâ isimli nadide eseri, hem âlimler ve hem de halk nezdinde ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Telif edildiği tarihten itibaren üzerine şerh, haşiye, ihtisar ve tercüme türünden birçok çalışmaların yapılmış olması, medreselerde ilim taliplerine, camilerde halka okutuluyor olması, düşman tehlikesi, amansız hastalıklar ve sair afetlerden korunmak için evlerde teberrüken bir nüshasının bulunduruluyor olması ve yine muteber İslâm âlimlerinin eser hakkındaki övgü dolu ifadeleri gibi hususlar, bu eşsiz eserin ihraz ettiği haklı şöhret ve kabulün en önemli nişanelerindendir. Dört bölümden meydana gelen bu eserin birinci bölümünde Hz. Peygamber (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)’in sahip olduğu maddi-manevi özellikler, Allah Teâlâ katındaki mümtaz makamı ve mucizeleri beyan edilmiş, ikinci bölümde ise Peygamber’e iman, itaat, gönülden sevgi beslemek ve ona salât-ü selam getirmenin önemi gibi hususlar işlenmiştir. Giriş mahiyetindeki bu ilk iki bölümden sonra kitabın asıl omurgasını teşkil eden üçüncü bölüm, Allah Resûlü’nde (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) bulunabilecek ve kesinlikle bulunamayacak özellikleri, Allah Teâlâ’nın onu günahlardan ve kötülüklerden koruduğu gerçeğini ve bir beşer olması itibariyle sergilediği davranışları ele almaktadır. Dördüncü ve son bölümde ise, Resûlullah (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)’e dil uzatanların dini hükümleri hususunda bilgiler verilmiştir. Şifâ-i şerif’in genel manada Türk halkı tarafından anlaşılabilmesi yolunda giriştiğimiz bu çalışmanın en mühim hedeflerinden birisi; bir sayfası Arapça, diğer sayfası Türkçe olacak şekilde dizayn etmemizden de anlaşılacağı üzere, eserin Arapça metnini okuyan talebe kardeşlerimizin ihtiyaç duydukları noktalarda bu naçiz hizmetimizden istifade edebilmeleridir. Bu çalışma ile ilgili belirtmemiz gereken bir diğer husus ta, tercümemizde Ali el-Kârî’nin Şerhu’s-Şifâ’sı başta olmak üzere, birden çok şerh esas alınmış, eserin edebi ruhunu muhafaza edebilmek ve insicamını bozmamak amacıyla tercüme metninde olabildiğince Arapça metne ve ifadelere bağlı kalınmış ve ihtiyaç duyulan yerlerde dipnotlar verilerek gerekli izahlar yapılmaya çalışılmış olduğudur. Peygamber (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) sevdalılarına mütevazı bir hizmet sunabilmek amacıyla giriştiğimiz bu çalışmamızda bulunacak tüm hata ve kusurlar tarafımıza, bütün kemâlât ve güzellikler ise yalnızca O’na aittir.
365.70 ₺ -
Delailül Hayrat Arapça Hafız Boy
Sonsuz hamd-ü senâlar: “Şüphesiz ki Allâh(-u Te‘âlâ) ve melekleri, o Nebî’ye sürekli salât (ederek, onun şânının yüceliğini ve şerefinin büyüklüğünü açıklamaya pek ziyâde önem atf)etmektedirler. (Böylece Allâh-u Te‘âlâ ona rahmetler, feyizler ve bereketler yağdırmakta, melekler de ona yüce makamlar ve fevka’t-tecellîler dileğiyle duâ ederek şeref kazanmakta ve onu zikrederek bereketlenmektedirler.) Ey îmân etmiş olan kimseler! Siz (onun şefâatine muhtaç olduğunuzdan, salât-ü selâm okumak en ziyâde size yakışır, o hâlde: ‘Ey Allâh! Efendimiz Muhammed’e salât eyle.’ diye) ona salât edin ve (‘Ey Nebî! Selâm olsun sana.’ diyerek) tam bir selâmlamakla selâm verin.” (el-Ahzâb Sûresi:56) buyuran Allâh-u Te‘âlâ’ya mahsustur. Sınırsız salâtlar ve nihâyetsiz selâmlar: “Her kim bana bir kere salât ederse Allâh-u Te‘âlâ ona mukabil kendisine on kere salât (ve rahmet) eder (ve ona feyizler, nurlar yağdırır).” (Ahmed ibnü Hanbel, el-Müsned, rakam:6568, 2/168; Müslim, es-Sahîh, rakam:384, 1/288; Ebû Dâvûd, es-Sünen, rakam:523, 1/144; et-Tirmizî, es-Sünen, rakam:3614, 5/586; en-Nesâî, es-Sünen, rakam:678, 2/25; İbnü Hibbân, es-Sahîh, rakam:1690, 4/588) buyuran Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’in ve ona ziyâdesiyle salât-ü selâm okuyan Ehl-i Beyti’nin ve cümle sahâbesinin üzerine olsun. Her sene Mevlid ayında Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) hakkında bir eser telif etme husûsunda evvelce (2002 yılında Bandırma Cezâevi’nde) yaptığımız nezri îfâ etmek (adağı yerine getirmek) üzere bu sene de elinizdeki bu eseri hazırlamaya bizleri muvaffak kılan Kerem Sâhibi Rabbimiz’e sonsuz hamd-ü senâlar ederiz. “Delâilü’l-hayrât” kitabının birçok baskıları mevcut ise de bu eseri diğerlerinden ayıran özelliği dört mezheb müftüsü, evliyânın kutbu ve evtâdın ğavsı Alî Hayder el-Ahıshavî (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’nin ilâve ettiği duâ ve zikirlerin, ilgili yerlerine parantez içerisinde kırmızı bir hat ile eklenmiş olmasıdır.Bundan dolayı neşrettiğimiz eserlerin sırasını tamamlayarak bu eserimizi 94. risâle olarak kabûl ettik. Allâh-u Te‘âlâ bizlere 94. risâlemizi neşretmeyi nasîb ettiği gibi, hayırlı uzun ömürle, sıhhat-ü âfiyetle 194. risâlenin neşrini de müyesser eylesin, sizlere de hayırlı, uzun ömürlerle okuyup amel edebilmeyi müyesser eylesin. Âmîn!
296.80 ₺ -
Hukuki İslamiyye Ve Istılahatı Fıkhiyye Kamusu 4 Cilt Takım
Hukuki İslamiyye Ve Istılahatı Fıkhiyye Kamusu 4 Cilt Takım "Hukuki İslamiyye ve Islahatı fıkhiyye" unvanı ile yazmış olduğum eser-i acizi 1949 tarihinde İstanbul Hukuk Fakültesi tarafından altı cilt olmak üzere tab ve neşr edilmişti. Bilahare 1955 tarihinde birinci cildi yine Fakülte tarafından tekrar tab ettirilmişti. Birçok zevat ise bu İslam Hukukuna ait mufassalca eserin tekrar tamamen tab edilmesini arzu etmekte bulunduklarından oğlum Selim Bilmen'in gayretleriyle tekrardan "sekiz cilt" olmak üzere yeniden tab'ına mübaşeret olunmuştur. Milletimizin ilmi varlığına acizane bir hizmette bulunmak nimetine mazhar olmak ümidiyle bu eserimizin tekrar tab edilmesi iltizam edilmiştir. Hak Teala Hazretlerinden muvaffakiyetler niyaz eylerim. Ömer Hasuhi bilmen.
1400.00 ₺ -
Ruhul Beyan Tefsiri Tercümesi 29-1 Cilt
Ruhul Beyan Tefsiri 29-1. Cilt - Ömer Faruk Hilmi / İçeriği: Mülke Suresi, Kalem Suresi, Hakka Suresi, Mearic Suresi Bu kıymetli eseri yazarı Şeyh İsmail Hakkı Bursevi Hazretleridir. Büyük keşif ve kerametler sahibi bir velidir. 1650-1725 yılları arasında yaşamış Bursa'da vefat etmiştir. Her biri ortalama 200 sahife olan 106 kıymetli eserin yazarı büyük bir alimdir. İsmail Hakkı Hazretleri bu tefsiri yazmasının sebebini şöyle anlatıyor: "Manevi babam Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin yardım ve delaleti ile bir gün rüyamda Resülüllah Efendimiz bana ikramda bulundular. Arkamı sığayıp tatlı bir ifade ile Ümmetim için bir tefsir yaz " diye emir buyurdular. Bunun üzerine Allahü Teala'dan Ve resülüllah Efendimizin ruhaniyetinden yardım isteyerek bu tefsiri yazdım. İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri bu kıymetli tefsirini Bursa Ulu cami kürsüsünden Cemaate anlatarak 12 senede tamamlamıştır.
420.00 ₺ -
Teknolojik Meselelere Fetvalar
Ebu'd Derda (r.a.) şunları söylemiştir: "Dinle ilgili bir mesele öğrenmeyi bütün gece nafile ibadet etmeye tercih ederim. Alim ve öğrenci hayırda ortaktırlar. Diğer insanlar ise, hayrı bulunmayan bir kuru kalabalıktır. İlim tahsil etmenin cihad olmadığını sananlar, akıl ve basiretlerinde kusur bulunanlardır.
45.00 ₺ -
İslam Yolu Şiratül İslam
Azîz okuyucu kardeşlerim! Biz Ehl-i Sünnet’iz. Din için delilimiz dörttür: Kitab, Sünnet, İcma‘ ve Kıyâs. Bunlardan birini kabûl etmeyen, bil ki, mezhebsizdir, reformcudur. Gül bahçesindeki güller dururken, küllükte, çöplükte biten gülleri koklamayız! İşte o gül bahçesinden, kokusu kıyâmete kadar bitmeyecek bir gül! Tayfaları kaptan yapacak bir rehber! Bu elinizdeki Şir‘atü’l-İslâm Şerhi! İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî Ahmed Fârûki Serhendî’nin (kuddise sirruh) Mektûbât isimli eşsiz kitabında medh buyurduğu, îmân, akâid, amel, ahlâk ve İslâm dininde âile, komşu, akraba ve cem‘iyyetle ilgili örf ve âdet bilgilerinin sağlam kaynağı, dinimizin temel kitablarındandır. Şerhi ise, en kıymetli yüz otuz küsûr kitabdan istifâde ederek hazırlanmış, pek güzel bir eserdir. Bir müslüman için çok zarûrî olan bu bilgilerle amel edilirse, insan olgunlaşır. Kul olmanın zevkini tadar. Îmân ve ibâdeti, kulluğun borcu, vazîfesi, hatta hılkatinin icâbı bilir. Kalben, rûhen olgunlaşır. Hayata bakışı, davranışları değişir. Nefis ve şeytanın zararlarını, aldatma ve hîle yollarını sezer. Kendini İslâm dâiresinin içinde bulur.
315.00 ₺ -
Ahkam Tefsiri Tek Cilt
• Bu eser, ahkâm âyetlerinin tümünü kapsar. • Lügat âlimleri ile müfessirlerin söz ve görüşlerinden deliller getirilip lafzî tahliller yapılmıştır. • Kitapta ki mevzûlar, nüzûl sırasına göre düzenlenmiş, nüzûl sebebleri belirtilmiştir. • Âyetler arasındaki bağlantılar ortaya konmuştur. • Âyetlerdeki hükümler, sıraya göre açıklanmış mezhep görüşleri, ihtilâf edilen hususlarda dayanılan deliller incelenip belirtilmiştir. • Ahkâm âyetlerindeki teşriî hikmetlere işaret olunmuştur. • Bu eser, İslâmî geleneğin sağlam üslûbu ile çağımızın kolay üslûbunu harmanlaştırarak okuyucularına kolay bir yol sunmuştur.
609.00 ₺ -
Şerhül Manzumetil Beykuniyye Darul Felah
Şerh'ül Manzumet'il Beykuniyye Ömer b. Muhammed b. El-Fettun El-Beykuni Ed-Dimeşki Şafii Mektebetu Dari'l-Felah - شرح المنظومة البيقونية
271.44 ₺ -
Mülteka Arapça Orjinal Baskı
Bütün hamdler "Allah'ın sınırlarını koruyan müminleri müjdele" buyuran Allah-u Te'ala'ya mahsustur. Sonsuz salat-ü selamlar "Elbette fıkıh bilen bir kişi şeytana bin abidden daha zor gelir" buyuran Rasûllüllâh (sallâllâhu Sellem)'in ve fıkha çalışıp ona göre amel eden Ehl-i Beyt'inin ve ashabının üzerine olsun. Mülteka Kitabı, İbrahim Halebi Rahimehüllahın kaleme aldığı en meşhur eseridir. Binlerce fıkhi meseleyi ihtiva eden Osmanlı medreselerinde yıllarca okutulmuş, Şu anda da birçok medresede okutulmakta olan, Mülteka Ebhur adlı eseri; "İlme, İrfana Hizmet, İnsanlığa Hizmet" prensibi ile yola çıkan bizler, siz paha biçilemeyecek kadar değerli " ilim irfan yolcusu" kardeşlerimize takdim etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Rabbim ilimden layık-i vechi ile istifade edenlerden eylesin. (Amin)
272.00 ₺ -
Benim Güzel Seccadelerim
Hey, benim güzel dünyama tekrar hoş geldin! En çok sevdiğim şeylerden biri ailecek namaz kılmak. Annemin, babamın ve ablamın seccadelerini özenle sermeye bayılıyorum. Tabii kendiminkini de… Biliyor musun benim bir dolu seccadem var. Gel sana onları göstereyim. Çünkü onlar, BENİM GÜZEL SECCADELERİM. *** Merve Gülcemal, “Benim Güzel Seccadelerim”de minikleri meraklı, heyecanlı ve cıvıl cıvıl bir kız çocuğunun dünyasına yeniden götürüyor. Çocukların kalbinde namaz vesilesiyle aidiyet kökleri salınsın, yıllarca beslenip koca bir çınar olsun diye…
112.00 ₺ -
Gurre ve Şerhul Gurre fil Mantık
Allâme Seyyid Şerif el-Cürcâni’nin (v. 816/1413) Farsça olarak kaleme aldığı, daha sonra oğlu Nureddin Muhammed b. Ali el-Cürcânî (v. 837/1434) tarafından ilaveler de eklenerek Arapçaya tercüme edilen el-Gurre isimli mantık risalesinin, Kutbüddin es-Safevî (v. 955/1548) tarafından Şerhu’l-Gurre fi’l-Mantık adıyla yapılan şerhidir. Metin, konuları sistematik bir şekilde ele alması, her meseleyi misaller getirmekle anlaşılmasını kolaylaştırması ve muhtasar olması yönüyle mantık ilmine yeni başlayanlar için ders kitabı olma hüviyetine sahiptir. İsmailağa Telif ve Araştırma Merkezi tarafından tahkik edilen bu eser, üç nüshadan mukabele edilmiş olup, önemli görülen nüsha farkları dipnotlarda belirtilmiş, anlaşılması zor veya kapalı görülen yerler dipnotlarda izah edilmiş, ayrıca konuların daha iyi anlaşılması için bölüm sonlarına şemalar eklenmiştir. Dirase kısmında müellif ve şârihin hayatı ve eserleri hakkında bilgiler verilmiş, okuyucunun metinden kopmaması ve zihinde daha kalıcı olması için metin kısmı gerekli başlıklandırma ve paragraflandırma yapılarak kitabın baş tarafına ayrıca konulmuştur.
25.00 ₺ -
İmam-ı Rabbani Hazretlerinin 1 Günü
Bu eser, İmam Rabbânî (k.s.) Hazretlerinin yakın hizmetinde bulunmuş olan Halifesi, Muhammed Salih Kûlâbî (k.s.) Hazretleri tarafından, onun izniyle hazırlanmıştır. Eserde İmam Rabbânî (k.s.) Hazretlerinin günlük olarak yaptığı ibadetleri, ibadetlerin öncesinde ve sonrasında okuduğu, hastalara şifa için ve bazı hususi durumlarda okuduğu duaları ihtivâ etmektedir. Eserde ehl-i sünnete vurgu yapan, sünnete ittibâyı vurgulayan, itikadî ve amelî bir takım konulardaki görüşlerini ihtivâ eden bir bölüm de bulunmaktadır. Eserin aslı Farsçadır. Tarihin tozlu sayfaları arasından kıymetli okuyucularımızın istifade etmesi için büyük bir gayretle türkçeye tercüme edilmiştir. Sa’y u gayret bizden muvaffakiyet Allah (c.c)’dandır.
117.00 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 17. Cilt Orta Boy Ciltli
* Ciltli * 854 Sayfa * Tevbe Sûresi (32-93) RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
477.00 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 9. Cilt Orta Boy Ciltli
* Ciltli * 528 Sayfa * En'âm Sûresi (19-62) RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
381.60 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 8. Cilt Orta Boy Ciltli
*Ciltli Kapak * 599 Sayfa * Mâide Sûresi (90-120) En'âm Sûresi (1-18) RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
477.00 ₺ -
Tuhfetül Uşşakiyye
Bütün manevî geleneklerde olduğu gibi bir aşk mesleği olan tasavvuf ilminde de, müridin manevî hayatını disiplin altına alma ve bu sayede terakki ve tekâmül etmesini sağlama hedefiyle yapması istenen birtakım pratikler vardır. Usûlü olmayanın vusûlü olmaz, özdeyişiyle ortaya konulan bu anlayışın ışığında, bazen umum dervişler bazen de hususî bir tarîkin kendi takipçileri için uyulması gereken âdâb, erkân ve ibadetleri anlatan eserler kaleme alınmıştır. Uşşâkiyye'nin Üçüncü Pîri sayılan Şeyh Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî tarafından bu gaye ile yazılan Risâle-i Usûl ü Evrâd-ı Uşşâkiyye ile son devir Uşşâkî meşâyihinden Manisalı Şeyh Abdurrahmân Sâmi Efendi’nin aynı eseri genişleterek tercüme ettiği Tuhfetü’l-Uşşâkiyye adlı risalelerini içeren bu eser, âdâb ve erkânın yanı sıra tâc, hırka, kemer, zikir, devrân gibi kelimelerin, lâ-mekân ve lâ-nişân ilini menzil tutan gerçek gönül sultanları nazarındaki remizlerini anlatarak günümüz insanının mana ufkuna sadra şifa bilgiler sunuyor. Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç tarafından Latin harfli Türkçede neşre hazırlanan Tuhfetü’l-Uşşâkiyye, yazarın Anadolu Tasavvuf Tarihine Notlar II (Halvetî-Uşşâkîler) kitabını tamamlayıcı bilgiler içermektedir.
146.00 ₺ -
Düşler Atlası
“Bir hayalperestin zihni onun en muhteşem oyuncağıdır.” Dünyayı ancak hayalperestler değiştirebilir. Meraklı gözler, kâşif ruhlar ve yaratıcı zihinler sizi ileriye taşır. Peki, hayalleriniz için sınırlarınız nelerdir? Onlara ulaşabilmek için nereye kadar gidebilirsiniz? Peki ya zorluklarla başa çıkma konusunda kendinize ne kadar güvenirsiniz? Mesela beklemek de dahil midir hayallerinize kavuşmaya? Ya derin üzüntüler yaşamak? Doğru cevabı bulduğunuz gün, yeni hayatınızın ilk günü olacak. Serinin son kitabı Düşler Atlası’nda Göğü Yeri İndirelim’den tanıdığımız Deniz ile Yeryüzünün Kalbi’nden tanıdığımız Bamba bir araya geliyor. Mahsur kaldıkları adada bir çıkış yolu ararken, kaderleri adanın yerlisi Ra'yla birleşiyor.
126.00 ₺ -
Yeryüzünün Kalbi
“Bugün sen yalnız kendin için değil, gökyüzündeki bütün yıldızlar, galaksiler ve gezegenler için; yeryüzündeki bütün çiçekler, köpekler, kediler, yeni doğmuş bebekler ve kurumaya yüz tutmuş ağaçlar için dans edeceksin! Sen onların ışığısın! Bu yüzden oraya çık ve parılda!” Afrika’nın Mbuti Kabilesi’nden Türkiye’ye gelen bir çocuk Bamba. Uzun yolculuğu sonrasında birdenbire kendini ağaçsız ve çiçeksiz, betonların arasında buluyor. Bu ülkede çiçeklerin para karşılığında satıldığını, sebzelerin ve meyvelerin poşetlenip pazarlandığını, ağaçlarınsa şehirlerden çok uzak tepelere dikildiğini üzülerek fark ediyor. Kendi yaşıtındaki çocuklar, televizyon dedikleri bir kutunun başında, bilgisayar veya oyun konsollarıyla saatlerini harcıyor. Ellerinden düşmeyen telefonları, burunların ucunu dahi görememelerine neden oluyor. Bamba bir karar veriyor: Çevresindeki insanlara çoktandır unuttukları, sokakların neşesini, yeşilin kıymetini, hayvanların dostluğunu, paylaşmanın ve sevginin önemini hatırlatacak, farkında olmasalar da bütün güzelliklerin aslında her an onları çevrelediğini gösterecek. Yeryüzünün Kalbi’nde gri duvarların bile renklenebileceğini, küçücük anlardan kocaman mutluluklar yaratılabileceğini ve en önemlisi hiçbir ayrım yapmaksızın dünyaya gelen her çocuğun yeryüzünün çocuğu olduğunu öğreniyoruz.
175.00 ₺ -
Yalnızlık ve Aidiyet
Bu kitap yalnızlığa bilim penceresinden bir bakıştır. Tıp, psikoloji, sosyoloji ve antropoloji araştırmaları rehberliğinde yalnızlık gibi oldukça içsel bir konuyu ele alırken yöntemi gözlem ve deney olan çalışmaları öne çıkaran, çoğu yerde okura ters köşe yapan, nicel-sayısal bulguları edebiyattan, müzikten, bilim tarihinden göndermelerle harmanlayan, şaşırtıcı bir çalışma. Doç. Dr. Oğuz Tan ironiyi her daim yedeğinde taşıyan, ihtisas alanında sahip olduğu birikimi farklı disiplinlerden devşirdiği bilgilerle sunan ve böylece okumayı bir zevke dönüştüren üslubuyla bu defa “bir hayat memat meselesi” olarak gördüğü yalnızlık ve aidiyet kavramlarına yakından bakıyor. Temel bir ihtiyaç olarak sevgi ve aidiyeti, başkalarının ruh ve beden sağlığımıza nasıl iyi geldiğini, diğerkâmlığın biyolojik kökenlerini, kantitatif yöntemlerin intihar gibi son derece bireysel/psikolojik gibi görünen bir konuya uygulanması halinde ortaya çıkan sonuçları, aidiyetle ilgili çarpıcı deney ve gözlemleri, yalnızlık üzerine kafa yoran filozofların düşüncelerini, yalnızlığın kapitalizmle ve modernleşmeyle ilişkisini ve tabii ki bir yalnızlık kitabının olmazsa olmazı aşk, evlilik ve çocuklar bahsini ve bunların ruh ve beden sağlığımız üzerindeki somut etkilerini masaya yatırıyor. Kantitatif çalışmalarda Émile Durkheim’a, Muzaffer Şerif’e, Salomon Asch ve Henri Taijfel’e borçlu olduklarımızı hatırlatan, yalnızlığın çok özel tarihinde Georg Simmel, Erich Fromm, David Riesnam, Philip Slater gibi isimlere selam çakan, hatta Balzac ve Yusuf Atılgan’ın kişisel hikâyelerinden dem vuran kitap “Çok konuştun, haklısın, ama yalnızım, bunun çözümü ne?” diye soranlara cevap mahiyetinde bir bölüm de barındırıyor.
192.50 ₺ -
İnsanın Huzur Arayışı
Mutluluk üzerine yapılan araştırmalar son zamanlarda hiç olmadığı kadar çoğalmış durumda. İnsanlar her fırsatta mutluluk denilen şeyi tatmak ve bunu kalıcı hale getirmek istiyor. Çoğu insan da acıları, zorlukları, engelleri, olumsuzlukları hayatının dışında tutarak büyük mutluluk ödülüne ulaşmanın peşinde. Bütün bu çabaya rağmen mutlu değiliz ve ruhsal patolojilerimiz giderek çoğalıyor. Psikiyatri kitaplarına sürekli yeni psikolojik rahatsızlıklar ekleniyor. Depresyon, kaygı, yeme bozuklukları, intiharlar, bağımlılık, cinsel sorunlar, alkolizm, yalnızlık, düşük benlik saygısı, kumar bağımlılığı gibi sorunlar hiç olmadığı kadar fazla ve hızla artmaya devam ediyor. Mutluluk meselesi söz konusu olunca yanlış yerde yanlış şeyi aramak, insanın trajedisini derinleştiriyor sadece. Sahip olduğu hiçbir şeyle yetinmeyen insan can sıkıntısının, çaresizliğin, umutsuzluğun pençesine düşüyor. Oysa bütün zorluklara, acı ve imtihanlara rağmen güzele ulaşmak, iyi hissetmek mümkün. İhtiyaç duyduğumuz, aradığımız şey hazza dayanan hedonik bir mutluluk değil; sakinliğe, dinginliğe, kabullenmeye dayanan bir iç huzurudur. Mutluluğu değil, huzuru aramamız gerekiyor aslında. Doç. Dr. Ferhat Kardaş’tan alışılmış örneklerden farklı, mutluluk ve huzur arayışını odağına alan değerli bir çalışma İnsanın Huzur Arayışı...
168.00 ₺ -
Musab Bin Umeyr
İslamiyet’in ilk yıllarında, henüz 25’inde iken katılır iman kervanına… En yakınlarından gördüğü eza ve cefa karşısında dik duruşunu muhafaza eder; zerre kadar geri adım atmadan yoluna devam eder; ta ki Uhud’da şehid oluncaya kadar… Mus’ab, Resulullah’ın şanlı sahabelerindendir… 1500 yıl öncesinden bugünün modern insanına çok şeyler söyler… Sözün özü, ibret alınası bir hayat, gıpta edilesi bir şehadettir Mus’ab’ın… İbret almak, istikamet kazanmak, model görmek isteyenler için… Ömer Döngeloğlu’nun hayatı yorumlayan enfes kaleminden Mus’ab b. Umeyr…
140.00 ₺ -
Hz. Ömerin Liderliği ve Yöneticiliği
İnsanlık asırlardır zor zamanlardan geçi(rili)yor… Tüm dünya milletlerinin ve özelde Müslüman toplumların modern zamanlarda çektikleri varlık buhranlarını, maruz kaldıkları insanlık dışı muameleleri, zihin-kalp eksenindeki parçalanmışlıkları bertaraf etmede rehber ve referans olabilecek güçlü bir modeldir Hz. Ömer. Hz. Ömer’in hayatını gerek bireysel, gerekse siyasal ve idari yönleriyle mercek altına aldığımızda, karşımıza günümüz dünyasının aramakta olduğu “lider” portresi çıkar. Ömer’ini Arayan Yüzyıl yüksek performanslı takım oluşturmasından stratejistliğine, sabır ve tahammülünden proaktifliğine kadar pek çok özelliği ile “ideal lider” portresinin kodlarının Hz. Ömer’in yöneticilik anlayışında saklı olduğunu gösteriyor. Dahası günümüz dünyası için bir umut ışığı sunuyor. Ömer’ini Arayan Yüzyıl, Hz. Ömer’in hayatını, özellikle de halifeliği döneminde sergilediği idareciliği Modern Liderlik Teorileri ışığında incelerken, günümüzün dünyasına çok önemli doneler vermekle kalmıyor, “Liderlik Teorileri” ortaya atarak bu işi bildiğini iddia eden batı dünyasını, yaşadığı örnek hayatıyla uygulayıcısı olduğu Peygamber modeline hayran bırakıyor. İster bir şirket yöneticisi olun, isterse bir devlet… İsterse yalnızca bir aile babası, bir öğretmen… Hz. Ömer’den alınacak çok sırlar var.
245.00 ₺ -
Sevmek Cesurların İşidir
Nasıl oluyor da bazı insanlar daha kolay ve güvenli ilişki kuruyorlar? Neden bazıları ilişkilerde katı ve tutukken bazıları daha esnek? Neden kimileri kolayca affederken kimileri yanlışlara ömür boyu takılıp kalıyor? Neden bazı insanlar yeniliklere kolayca adapte olurken diğerleri acı çekiyor? Neden bazılarımız için geçmişin atlatılması bu kadar zor ve gelecek kaygı dolu? Neden kimi insanlar sorunlar karşısında korkusuzken bazıları en küçük bir sorunda pes edip yıkılıyor? Zihin yargılarla çalışır ve her an yeni bir yargı üretir. Sonra bir an gelir ve bu otomatik kalıpların artık yaşam doyumumuzu kısıtladığını hissederiz. “Başka bir yol mümkün mü?” düşüncesi içimizde uyanır. O yolda kendimizle, alışkanlıklarımızla, otomatik pilotumuzla, duygularımızı nasıl işlediğimizle veya işleyemediğimizle, hasetle, şükranla, kayıpla, yasla, öz şefkatle, aşkla ve insan olmaktan kaynaklanan pek çok halle karşılaşır, bunları tecrübe ederiz. Bu tecrübelerden geçmek yani yaşamak için sevmek gerekir. Sevmek; aktif bir sevme işi ve iradi olarak verdiğimiz cesaret isteyen bir karardır. Sevmek cesurların işidir. Birini veya bir şeyi sevdiğimizde eyleme geçme ihtiyacı duyarız. Ona kalbimizde ve hayatımızda bir alan açar ve o alanda genişlemesini mutlulukla karşılarız. Üstelik bunu terk edilme, kaybetme ihtimalimize ve korkularımıza rağmen yaparız. Bir anlam dünyası inşa edebilmek için yola çıkarız. Öyleyse sevgisizlik aslında eylemsizlik ve korkaklıktır. Psikoterapist ve psikodramatist Ayşe Melek Sevmek Cesurların İşidir’de kendimizi keşfetme yolculuğumuza çok yönlü bir kılavuz sunarak rehberlik ediyor.
175.00 ₺ -