-
Sağlık ve İktisat
Merhum Prof. M. Tayyip Okiç Beyin naklettiğine göre, eskiden harb ve sıkıntı zamanlarında memlekette Buhâri hatimleri yapılırdı. 1939 Erzincan zelzelesi bütün yurdu dehşete düşürdüğü zaman Diyanet İşleri Başkanlığı bütün camilerde farz namazlarını müteakip Salat-i Münciye duasının okunmasını tamim etmişti. İnsanı çaresizlik ve hastalıklara sürükleyecek durumlar karşısında bu yola başvurulması gerçekten düşündürücüdür. Hadis-i şeriflerde, zemzemin ne niyetle içilirse onun için faydalı ve şifa verici olduğu bildirilmiştir. Ayrıca ibrikle abdest alırken abdest suyu artığını zemzem gibi ayakta şifa niyetiyle içilebileceği fıkıh kitaplarımızda gösterilmiştir. Tanıyıp hürmet duyduğum bir hoca efendi abdest suyu artığını devamlı şifa niyetine içtiğini, hayatında ciddi bir hastalığa yakalanmadığını, ufak tefek rahatsızlıklarında, bu suyu ilaç gibi kullandığı ve iyileştiğini söylemişti.
135.20 ₺ -
Öz’lenmek için Söz’lenmek
Nihayetinde okunması bir nefeslik kadar kısa ama hayatı teneffüs ettirmeyi, teneffüs ederken tefekkür ettirmeyi hedefleyen, gönüllere su serpen bu eserin; özümüze söz, sözümüze öz katması ve “bir cümle” ile hayatımızı değiştirmesi ümidiyle…
97.50 ₺ -
Mehdî Önderlerimiz 24
Abbasîlerin gerçek kurucusu olarak kabul edilen Ebû Ca’fer el-Mansûr’un vefatından sonra halife olan Mehdî b. Mansûr, kuruluş döneminden yükseliş dönemine geçişi simgelemektedir. Kaynaklar onunla ilgili farklı, bazen birbirine tezat bilgiler vermektedir. Bazı kaynaklar onu, “içki içen, işret âlemine iştirak eden, şarkıcı kadınları dinleyen, lüks ve debdebeye düşkün, israfçı” bir kişi olarak vasıflandırıp menfi yönlerini; bazı kaynaklar da “Abbasî halifeleri içerisinde cömertliğiyle, merhametiyle, dindarlığıyla ve güzel ahlakıyla dikkat çeken” örnek bir kişilik olarak tavsif edip müspet yönlerini öne çıkarırlar. Uzun soluklu bir çalışmanın mahsulü olan bu eserde Temel kaynakların referansları ve çağdaş eserlerin yorumları ışığında, hemen her kesimin anlayacağı bir üslupla, Mehdî’yle ilgili objektif değerlendirmeler ve tespitler bulacaksınız.
113.10 ₺ -
Peygamberimizin İki Gülü Hasan Hüseyin
Bu kitabımızın konusu, Rasulü Emin (s.a.v.) Efendimizin gözlerinin nuru ve Hz. Fatıma'nın emaneti olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimizdir. Mü'minler tarafından baş tacı edilmesi gereken fakat biri zehirletilerek, diğeri Fırat nehrinin kenarında susuz bırakılarak, hakaretlerle, aile efradının gözlerinin önünde şehit edilen nur yüzlü iki kardeş...
260.00 ₺ -
Kendimi Anlatayım Dedim
Hayatımla ilgili olarak yazdıklarım, yazmak istediklerimin tamamı mı? Bu soruya evet diyemiyorum. Acaba kendimi, olduğumdan fazla gösterdiğim oldu mu diyorum. Oldu ise normaldir. Çünkü öteden beri kaidedir: Keser kendi tarafına yontar. Bunlar benim kendi açımdan dile getirdiğim hayatım. Acaba başkaları beni nasıl ve ne halde gördüler?.. Benim gibi görmediklerinde şüphe etmiyorum. Bununla beraber önemli olan ne benim, ne başkalarının bakış açıları. Değil mi ki yarın Yüce Rabbimizin şaşması mümkün olmayan, yanlış netice vermesi düşünülemeyen terazisine gireceğiz ve kaç okka geleceğimiz orada belli olacak?... o halde bu konuda fazla yorulmağa, öyle değildi, şöyleydi demeğe de lüzum yok. Bir Arap şairinin dediği gibi problem orada çözülecek, herkes bineğinin at mı, eşek mi olduğunu, adalet terazilerinin kurulduğu günde öğrenecek. Atalarımız da bu gerçeği Berber, saçım ak mı, kara mı?... sorusuna verilen cevap ile halletmişler ya. Bu saçlar bir gün önümüze dökülecek, değirmende mi ağartıldı yoksa yüz ağartacak bir yol mu tutuldu belli olacak. Gün gelecek, üzerimize atılan üç beş kürek topraktan başka bu dünyada yaşadığımıza delalet eden bir şey kalmayacak. Ya da yazdıklarımızdan memnun olan bir kısım insanlar Allah razı olsun, diyecek ve bir Fatiha gönderecekler.
227.50 ₺ -
Dört Ulu Çınar
Biz bu kitapta, Efendimizin Halifelerini belli ölçüde tanıtmaya çalıştık. Şunu da kabul etmek gerekir ki, uzun bir ömrü bu kadarcık bir kitaba sığdırabilmek mümkün değildir. Yapmaya çalıştığımız şey, yaşanılan hayattan üç beş örnek sunarak belli ölçüde onları tanıtabilmektir. Bunları yaparken zaman geldi gözyaşlarımızı tutamadık. Zaman geldi, derdimizi ve kederimizi içimize gömmeye çalıştık. Hasılı Dört Halife devri, dikkatle okuyanlar için güzel ahlaki davranışların, ibret alınacak olayların boy gösterdiği bir bahçe durumundadır. İşini bilen bir arı bu bahçede, yeterince ve nadide bal elde etme yolunu bulabilecektir. "Dört Ulu Çınar - Saadet Asrının Dört Büyüğü" ismini verdiğimiz bu çalışmamızın İslam alemine faydalı olmasını niyaz ediyor, okuyanlardan dualar bekliyorum.
273.00 ₺ -
Gençler İçin Kolay Tefsir Amme Cüzü Tefsiri
Bu tefsir, gençler için kolay ve anlaşılır bir tefsir olarak yazılmıştır. Bu tefsirde kelimelerin geniş çaplı anlamları, çoğu Tevrat kaynaklı olan ve insanı Kur’an’ın özünden uzaklaştıran uzun İsrailiyat bilgileri bulunmamaktadır. Bu eserdeki sureler Mekke’de nazil olan sureler olduğundan, bunlarda genellikle Allah’ın varlık ve birliğini ifade eden Tevhid inancı, öldükten sonra diriltilip hesap vermeyi ifade eden ahiret inancı gibi temel iman esaslarına daha çok yer verilmektedir. Türkiye’de gün geçtikçe “ateizm ve deizmin”in kendisine daha çok taraftar bulduğu hatırlanacak olursa, burada zikredilen ayetlerin tevhidi ön plana çıkaran mesajları, gençlerimiz için kuvvetli bir iman alt yapısı oluşturacaktır. İman alt yapısı sağlam olmadan ibadet ve ahlak binasının inşa edilmesi de mümkün değildir.
130.00 ₺ -
İslamda Kadın
Kadın konusunun sosyal hayat gündeminin daima birinci maddesini oluşturduğu bir gerçektir. Medyanın alabildiğine güçlendiği, gelişip yayıldığı ve etkinliğini arttırdığı günümüz Türkiye'sinde konu hergün canlılığını korumakta, bu arada İslam'ın bakışı tartışılmaktadır. Bu kitap Kur'an'a, Sünnet'e, İslam alimlerinin yorumlarına ve uzmanların tespitlerine dayanarak kadının aile ve toplum içindeki incelemeyi amaçlamıştır. Eser ilk baskısından itibaren otuz yıl boyunca okuyucular tarafından büyük ilgi ile karşılanmış, bu arada bazı medya kuruluşlarının tertip ettiği karşı hareketlerin yetersizliği ve haksızlığı mahkemece tescil edilmiştir. Yabancı dillere de çevrilen eserin gözden geçirilmiş bu yeni baskısıyla okuyuculara faydalı olmaya ve etkilerini sürdürmeye devam edeceğine inanmaktayız.
162.50 ₺ -
İmam Hatiplik Şuuru
İmam-Hatipliler İslam-i hizmeti planlamalı, programlı ve bu elemanları kullanarak belli bir zamanda, en uygun zamanda ve en uygun işi yaparak, faaliyetini ortaya koymalı, belli merhaleler sonunda bu en mukaddes emelimize, Allah'ın bize namaz gibi farz kıldığı, bunun için varolduğumuz en kıymetli, en mübrem hedefe ulaşmalıdır. Bu milletin ferdiyle, toplumuyla İslamileşmesi için eğitim yoluyla hizmet vermelidir.
78.00 ₺ -
Mâtürîdî’nin Hikmet Tasavvurunda Evren, İnsan ve Din
Ehl-i sünnet’in iki kanadından birisi olan Mâtürîdîlik, dini yorumlarında akla daha fazla yer veren bir mezheptir. Mezhebin kurucusu Ebû Mansûr el- Mâtürîdî (ö. 333/944), dinin anlaşılmasında aklı oldukça aktif bir şekilde kullanan bir âlimdir. Onun kelam sisteminin en merkezi kavramlardan birisi hiç şüphesiz hikmettir. Hikmet, İslam Felsefesinden İslam Kelamına, İslam Hukukundan İslam Edebiyatına kadar oldukça geniş bir kullanım alanına sahip bir kavramdır. İmam Mâtürîdî hikmeti “doğruya isabet etmek”, “her şeyi layık olduğu yere koymak” olarak tanımlar ve adaletin de aynı anlamda geldiğini belirtir. Ona göre yüce Allah’ın bütün fiillerinde mutlaka bir hikmet vardır. Onun anlayışında ilahî fiiller, kulların maslahatlarını içeren pek çok hikmetler barındırır. Hikmet kavramı bu anlayış üzerine gelişmiş ve Mâtürîdîler tarafından övülmeye layık sonuçları bulunan veya neticesi iyi ve güzel olan fiiller olarak tanımlamışlardır. Hikmet kavramını kullanırken onun üç boyutuyla ilgilenmek durumundayız. Birinci olarak; ilahi fiillerdeki iyilik, güzellik, fayda ve maslahatların neler olduğu, ikinci olarak ilahi fiillerin hangi maksatlara matuf olduğu ve üçüncü olarak da bu fiillerin hangi neticeleri doğuracağıdır. Dolayısıyla başlıkta ve araştırmanın devamında sıkça zikredilen hikmet kavramı, ilahi fiillerin mahlûkata yönelik olarak taşıdıkları fayda, maslahat, iyilik, güzellik, gaye, maksat, hedeflenen akıbet ve neticeler olarak ifade edilebilir. Araştırmanın birinci bölümünde evren ve insanın yaratılışındaki hikmetler, ikinci bölümünde ise dininin öngördüğü emir ve yasakların hikmetleri incelenmektedir. Çalışmada, varlığın anlamı, evren ve insanın yaratılış gayesi, dini emir ve yasakların taşıdığı fayda ve maslahatlar ele alınmaktadır. Çalışmanın aynı zamanda deizm, nihilizm ve kötülük problemi gibi bazı güncel inanç sorunlarına cevap teşkil edecek argümanlar barındırdığı söylenebilir.
130.00 ₺ -
İslam Aile Hukuku (Çifte Meşruiyet Bağlamında Güncel Bazı Fıkhi/Hukuki Problemler ve Çözüm Önerileri
Günümüzün Müslüman toplumlarında ailede karı-koca arasında yaşanan problemleri, kısmen modernitenin bireye ve aile kurumuna yüklediği modern değerler ile geleneksel (dinî/ahlakî) değerler arasındaki gerileme/çatışmaya bağlamak mümkündür. Zira günümüz Müslümanları, ne modern hayat tarzından vazgeçebiliyorlar ne de dinî kimliklerinden/değerlerinden… Bir anlamda zihinleri ikiye bölünmüş ve kendilerine çifte meşruiyete dayalı iki dünyalı bir yaşam tarzı oluşturmuşlardır. Dolayısıyla modernitenin sunduğu hayat tarzı ile dinî/ahlakî değerler arasında sıkışıp kalan günümüz Müslümanları sosyal hayatlarında çifte meşruiyete dayalı bir problem yaşamaktadır. Konuyu Türkiye özelinde düşündüğümüzde buna bir de hukuktaki çifte meşruiyete bağlı TMK ile İslâm aile hukuku arasındaki gerilimden kaynaklanan problemler eklendiğinde günümüz Türkiye’sinde İslâm aile hukuku ile ilgili birçok fıkhî/hukukî problemin ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Çalışmamızın temel amacı, çifte meşruiyet bağlamında, ülkemizde yürürlükte olan 2001 tarihli ve 4721 sayılı TMK ile İslâm aile hukuku arasında gerilim/çatışma oluşturan güncel fıkhî/hukukî problemlere günümüzün şart ve icaplarına uygun makul/meşru çözümlerin üretilmesine katkı sağlamaktır. Bu bağlamda çalışmamızda İslâm aile hukuku ile TMK arasında gerilim/çatışma oluşturan bazı güncel problemlere yönelik çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Kitabın başlığından ve içeriğinden de anlaşılacağı üzere bu çalışma, İslâm aile hukuku ile ilgili tüm konuları içeren bir ders kitabı değildir. Bununla birlikte bu çalışmanın, başta ilahiyat/İslamî ilimler fakültelerinde lisans ve lisansüstü programlarda eğitim gören öğrenciler olmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı personeli, Diyanet-Eğitim/Akademi Merkezleri’nde eğitim gören kursiyer öğrenciler ve hukuk fakültesi öğrencileri için yardımcı kaynak vazifesi göreceği söylenebilir.
227.50 ₺ -
Kuranı Kerim’e Göre Peygamber Efendimiz Ve Tevhid Mücâdelesi
Örnek kul son resûl, Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in hayatı ile ilgili yayınlar içinde bu kitap üç noktada farklılık arz etmektedir: 1 “Kur’an-ı Kerim’e Göre” kaydından anlaşılacağı gibi anlatımda hemen tamamen âyet-i kerimeler esas alınmıştır. 2 Üslubu mensur şiirdir, zevkle okunur. 3 Peygamber Efendimiz’in üsve-i hasene olan hayatına ait olayların günümüze, gündemimize tuttuğu ışık yansıtılmaya çalışılmış ve esere bir tür fıkhu’s-sîyre niteliği kazandırılmıştır. Böylece Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in değişik şartlarda uygun usul ve yöntemlerle gerçekleştirdiği evrensel “Tevhid Mücâdelesi” özetlenmiş ve örneklendirilmiştir.
234.00 ₺ -
Akâid ve Kelâm İlimlerinde Peygamberlik Konusu
İslâm dini, “iman esasları”, “amelî hükümler” ve “ahlâk prensipleri” olmak üzere üç temel bilgi ve uygulama alanından oluşur. “İman esasları alanı”, bu yüce dinin temeli olup diğer iki alan bu esaslar üzerine bina edilir. Şayet bir Müslüman, iman esasları konusunda bazı sorun veya şüpheler taşıyorsa, onun sağlıklı bir amel ve ahlâk hayatı ortaya koyması mümkün değildir. Kur’ân-ı Kerîm’de, Allah’ın insanlara yönelik ilâhî rehberliğini ve dinî bildirimlerini, son peygamberi Hz. Muhammed aleyhisselâm ile tamamladığı, bundan böyle “hak din” olarak, -özel adıyla ifade edilecek olursa- sadece İslâm’ın kabul edileceği, Hz. Muhammed’in de “bütün âlemlere, son rahmet peygamberi” olarak gönderildiği açıkça ifade edilmektedir. Akāid ve Kelâm alanında çok değerli eserler vermiş olan İslâm âlimlerinin “Peygamberlik” (Nübüvvet ve Risâlet) konusundaki önemli görüş ve çalışmalarının özetle aktarıldığı; nübüvvetin Hz. Peygamber aleyhisselâm ile sona ermesinden sonra, insanlara yönelik “ilâhî rehberlik ve bilgilendirme” görevini üstlenecek “yeni bir peygamberin artık gönderilmeyeceği” hususlarının vurgulandığı bu çalışmada; dikkatlerin Hz. Muhammed’in “en son hak peygamber”, ona Allah tarafından vahiy yoluyla indirilmiş olan Kur’ân’ın da “en son ilâhî ve evrensel kitâp” olduğu gerçeğine çekilmesine özen gösterilmiş, bu durumun özellikle günümüz Müslümanlarına çok ciddi bir “tebliğ ve temsil sorumluluğu” yüklediğinin hatırlatılmasına gayret edilmiştir.
200.00 ₺ -
Hadis Ve Hayat
Yüce Rabbimiz insanı yaratırken onun mayasına inanmak ve tapınmak duygusunu koymuştur. Bu yüzden dünyanın neresinde olursa olsun, hangi zaman diliminde yaşarsa yaşasın mutlaka her insan bu inanma duygusunu yüreğinde taşır ve kendisini inanmak zorunda hisseder. Yapılan arkeolojik kazılarda ortaya mabet, mezar taşı ya da inanca dair birtakım figürler hayat ile imanın her daim yan yana olduğunu ortaya koymuştur. Yüce Rabbimiz bu durumu Kurʾân-ı Kerim’de “Ben cinleri ve insanları sadece ve sadece bana kulluk etmek üzere yarattım”0F şeklinde ifade etmiştir. İnsanoğlu, yüreğine kodlanan iman duygusunu, tarih boyunca farklı şekillerde yönlendirmiş, kimi zaman yıldız, aya, güneşe, kimi zaman da bir hayvana, ya da elleri ile yonttukları eşyaya tapmıştır. Bu yüzden Yüce Allah, istikamet üzere bir inanmayı insanlara öğretmek üzere Peygamberler ve buyruklarını içeren kitaplar göndermiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) bu peygamberlerin sonuncusudur. Yirmi üç senelik peygamberlik hayatı boyunca sözü ve davranışı ile insanlara Müslümanca yaşamayı örneklemiştir. Bu yüzden biz Müslümanlar, istikametimizi O’nun, bizi diri kılan, sünnetinde buluruz. Başka bir ifade ile onun sünneti hayattır. Sünneti bize ulaştıran metinler olan hadisleri çağımızın ruhuna uygun bir şekilde yeniden tasnif etmenin, hadislerden istifadeyi kolaylaştıracağı şüphesizdir. Bu sebeple bir hadis kitabını tercüme etmek yerine telif/tasnif tarzı yeni bir çalışma ortaya konması daha uygun görüldü. Bu kitap Hz. Peygamber’in sünnetinden yola çıkarak kulluk vazifesini, usulüne uygun olarak yerine getirmek arzusunda olan dostlara bir ışık tutma çabasıdır. Kitabın oluşumunda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki hadis derslerimizde ve İlim Yayma Cemiyeti Çanakkale Şubesi’nde yapılan hadis sohbetlerinde okuduğumuz Mişkâtü’l-meṣâbîḥ’in önemli katkısı vardır. Yüce Rabbimizden çalışmalarımızda istikamet, istifade ve bereket dileriz.
357.50 ₺ -
Sünnet ve Sünnetin Günümüze Taşınması
Sünnetin çağa taşınması ve günümüz problemlerine çözüm olması noktasında sünnetin ve onun yazıya geçirilmiş şekliyle hadislerin iyi anlaşılması gerekir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de ülkemizde ve İslâm dünyasında hadis-sünnet ekseninde tartışmalar yaşanmaktadır. Kimi çevreler sadece aklı esas alarak hadis ve sünneti ötelemeye, ikinci plana itmeye çalışırken; kimi çevreler de sahih, zayıf ve mevzu durumuna bakmaksızın tüm rivayetleri kurtarma gayreti içine girmişlerdir. Sünnetin insana, hayata ve yaşadığımız gezegene verdiği mesajı doğru anlamaya çalışmak gerekir. Bu çerçevede elinizdeki kitap, sünnete yaklaşımlar, sünnetin işlevi ve sünnetin günümüze taşınması konularında katkı sunmayı hedeflemektedir.
156.00 ₺ -
Hz Peygamberin (S.A.V.) İstişâreleri
Bir yönetim şekli olarak istişâre, insanlarla fikir alışverişinde bulunmak, yetkin kişilerin tekliflerini almak, toplumun iradesini karar süreçlerine katmak, ortak aklı ve katılımcılığı önemsemek anlamına gelmektedir. Vahye muhatap olan Hz. Peygamber (s.a.v.) Allah’ın bir emri olarak istişâre metoduna başvurmuştur. Önemine binaen ferdî, ailevî, ticarî, siyasî ve daha pek çok alanda ehil kimselerle istişâre ederek ümmetin fikrini yönetime yansıtan bir örneklik ortaya koymuştur. İçinde yaşadığı topluluğa uygulamalarıyla istişâre yöntemini öğreten Hz. Peygamber, böylece İslâm’ın her çağa hitap edeceğini ortaya koymuştur.
130.00 ₺ -
Hz Peygamberin Sünnetinde Alternatif Çözüm Yolları
Bazı insanlar ibadetlerinin azlığı zannıyla ahiret hayatlarının hiç de kolay olmayacağını düşünerek kendilerini psikolojik bir baskı altında hissetmekte ve maalesef neticede toplumumuzda ümitsiz insan/müslüman tipleri ortaya çıkabilmektedir. Buna zemin hazırlayan sebeplerden biri de dînî ve dünyevî yönlerini yani hem peygamber hem de insan olduğu yönlerini dikkate almaksızın Hz. Peygamber’in (a.s) bütün söz ve davranışlarının din’in bir parçasıymış gibi kabul edilmesidir. Oysa Peygamberimiz içinde yaşadığı toplumdan hiçbir şekilde kopmamış hem dînî hem de dünyevî-insânî-ahlâkî-örfî konularda çözüm arayan insanlara bir çoğu evrensel nitelikteki değişik alternatifler sunarak bu yönüyle de onlara örneklik (üsve-i hasene/rol model) teşkil etmeye çalışmıştır. İşte bizi böyle bir çalışma yapmaya sevk eden en önemli sebep de insanlara İslamiyet’i “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Şüphesiz ki din kolaydır, kolay olanı olanı emreder” düsturunca, Allah ve Rasûlü’nün sunduğu kolaylıklar çerçevesinde güçlerinin yettiği kadarıyla yaşamakla yükümlü olduklarını, bizzat Hz. Peygamber’in uygulamaları bağlamında ihsas ettirme arzusudur.
162.50 ₺ -
Kıraatların Tefsire Etkisi
Kuranın farklı yorumlanmasına sebep olan özelliklerden birisi de kıraatlardır. Tarihî gelişim içinde Kıraatı Aşera (On Kıraat) adıyla tespit edilip, hem kitâbî olarak muhafaza edilen ve müslümanlar arasında meşhur olan kıraatların, Kuranı anlamada genişlik ve çeşitlilik sağlayan başlıca faktörlerden birisi olduğunu söylemek mümkündür. Bu eserde, tefsire değişik boyut, çeşni ve zenginlik kazandıran kıraat ihtilâflarının tespiti ve bunların izahı yer almaktadır.
227.50 ₺ -
İslam Hukukunda Kadınlara Yönelik Hükümler
Kadın konusu, hem dini sorumluluklar hem de haklar açısından günümüzde en çok tartışılan konulardan birisidir. İnsanlar, mutlu bir yuva kurup huzurlu bir hayat yaşama amacıyla evlilik yaparlar. Ancak birlikte aileyi oluşturan taraflar, zaman içerisinde hak arama mücadelesine başlamaktadır. Hâlbuki karı-koca birbirinden devamlı hak koparmak için çekişip duran iki düşman kutup değil, birbirini tamamlayan, yardım eden, destek olan, huzur ve moral kaynağı oluşturan bir bütünün iki yarım parçasıdırlar. Câhiliye döneminden sonra İslâm’ın başlatmış olduğu bu iyileştirme süreci Hz. Peygamber’in vefatıyla birlikte giderek artan düzeyde kesintiye uğramış, bir müddet sonra da zaman zaman câhiliye anlayışı nüksetmiştir. Bu tavrı Abdullah İbn Ömer’in şu sözünde görebilmekteyiz. “Peygamber zamanında bizimle alâkalı bir şey iner korkusuyla hanımlarımız hakkında ileri geri konuşmaktan, onlara dilediğimiz gibi davranmaktan çekiniyorduk. Peygamber vefat edince rahat davranmaya başladık.” Abdullah İbn Ömer’in bu sözü İslâm’ın gelişiyle kadınlara yönelik yapılan iyileştirmelerin peygamberin vefatıyla inkitaya uğradığını göstermektedir. Fıkhın oluşum ve tedvin döneminde bu bakış açısının etkisini göstermemesi düşünülemez. Hazırlamış olduğum bu eser, umarım hem meraklılarına hem de toplumun yarısını teşkil eden kadınların kendileriyle ilgili hükümleri derli toplu bir kaynakta bulup öğrenmelerine katkı sağlayacaktır. Kadınlarla ilgili hükümlerin kitapta yazılanlarla sınırlı olmadığını söyleyebilirim. Bununla birlikte ihtiyaç hâsıl olduğunda zaman içerisinde yeni başlıklar ilave edilecektir.
169.00 ₺ -
Kelam Tarihi ve Ekolleri
Kur'an-ı Kerim'in, tahrife uğramadan nesilden nesle aktarılması, Müslümanların en büyük şansıdır. İslam dini bu yönüyle, diğer dinlerin akıbetine uğramamış, kutsal kitabıyla birlikte Hz. Muhammed (as)'den nakledilen söz ve uygulamalar da, üzerinde bazı ihtilaflar olsa da büyük oranda kayıt altına alınmıştır. Ne var ki Hz. Muhammed'in vefatından sonra sahabe arasında ortaya çıkan siyasi ve sosyal çekişmeler çeşitli dini tartışmaların doğmasına sebep olmuştur. Bu ihtilaflar, itikadi açıdan büyük günah, iman, küfür ve kader gibi bazı konuların tartışılmasına neden olmuştur. Bu ilk tartışmalar etrafında hicri birinci asırda Haricilik, Mürcie, Kaderiyye ve Cebriyye gibi itikâdî fırkalar doğmuştur. Hicri ikinci asra gelindiğinde, yabancı din ve kültürlerle karşı karşıya gelinmiştir. Müslüman âlimler bu yeni inanç ve kültür ortamından zaman zaman istifade etmenin yollarını aramışlarsa da ilişki biçimi genellikle mücadele şeklinde seyretmiştir. Felsefenin İslam dünyasına girmesiyle birlikte bu etkileşim ve mücadele ortamı daha da yoğunlaşmıştır. Kelam ilmi böyle bir ortamda doğmuş, hicri ikinci asırda Mu‘tezile ekolü ilk kelâm mektebi olarak ortaya çıkmıştır. Bunun yanında Şia ve Ehl-i Sünnet kelam okulları da oluşmuştur. Ehl-i Sünnet de kendi içerisinde Eş‘arîlik ve Mâturîdîlik kelam okullarını doğurmuştur. Bu ekoller tarihi süreç içerisinde çeşitli değişim ve dönüşüm süreçleri geçirmiştir. Son asırlarda Müslümanların tarih sahnesinde etkin olamaması, yenilik düşüncesini harekete geçirmiş, son iki asırda Yen-i İlm-i Kelam arayışları ortaya çıkmıştır. İşte bu eser, Kur'ân'ın nâzil olmaya başladığı devirden başlayarak günümüze kadar seyreden tarihi süreçte inanç konularında yaşanan gelişmeleri, oluşan itikadi fırka ve ekolleri incelemektedir.
195.00 ₺ -
Sistematik Kelam
Kelâm, Allah'ın varlığı ve sıfatları, melek, peygamber, ilâhi kitap, âhiret ve kader gibi İslâm inançları ve dinin temel ilkelerini inceleyen bir ilimdir. Bu inançların rasyonel temellerini bulmak ve ileri sürülen itirazlara karşı cevaplar oluşturmak, hatta karşıt fikirlerin yanlışlığını ortaya koymak bu ilmin amaçları arasında yer alır. Bu açıdan Kelâm ilmi, dini ilimler içerisinde önemli bir yere sahiptir; hatta en değerli ilim (eşrefu'l-ulûm) olarak isimlendirilmiştir. İslâm düşüncesinin temelini inançlar oluşturur. Bu sebeple Kelâm'a dinin asılları anlamında usûlü'd-dîn de denilmiştir. Diğer bütün dini ilimler bu asıllar üzerine kurulur. Bunun yanında Kelâm ilmi, Müslümanların yabancı din ve kültürlerle yürüttüğü ilmi mücadelede önemli roller üstlenmiştir. İşte bu çalışma, düşünce tarihimizdeki bu kıymetli birikimi, İlâhiyat Fakültesi Öğrencileri ve bu alanda inceleme yapacak olan araştırmacılara sunmak için hazırlanmıştır. Eser, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde ana konulara hazırlık olması için varlık, bilgi ve istidlâl yöntemleri ele alınmıştır. Birinci bölümde ilâhiyyât bahisleri içinde yer alan, Allah'ın varlığı, isimleri, sıfatları ve fiillerine yer verilmiştir. İkinci bölümde nübüvvât, üçüncü bölümde semiyyât, dördüncü bölümde ise imâmet bahisleri incelenmiştir. Kelâm ilminin ana konuları açıklanırken önce kavramsal izahlara sonra problemlerin ortaya çıkışına yer verilmiş, daha sonra kelâm ekollerinin görüşleri akli ve nakli delilleriyle birlikte ele alınmıştır. Böylece okuyucunun meseleleri daha objektif bir tarzda öğrenmesi amaçlanmıştır. Eser aynı zamanda İlâhiyat Fakülteleri Lisans ve Uzaktan İlâhiyat Lisans Tamamlama (İLİTAM) programlarında ders kitabı olarak okutulmaktadır.
260.00 ₺ -
Hukuki (Fıkhî) İdarî ve Malî Boyutlarıyla Teverruk
İslam düşünce sisteminin, beşeri sistemlerden farklı olarak "eşyayı sevmek" yerine, "insanı sevmek" odaklı bir konuma sahip olması ekonomi-finans kavramlarını da farklılaştırmakta, bütüncül bir yaklaşım tarzı oluşturmaktadır. İnsanın ekonomi odaklı uğraşılarının sadece "ihtiyaç"ları gi dermek değil, "Allah'ın rızası"nı kazanmak şeklinde tezahür eden, İslam'ın ekonomi-finans anlayışı, bizi onun nev-i şahsına münhasır müesseselerini gün yüzüne çıkarmaya götürmektedir. Bu anlayıştan hareketler İslami bir finansal enstrüman olan "teverruk" modelinin fikhi yönleri yanında, idari (denetim) ve mali (muhasebeleştirilmesi-vergilendirilmesi) yönlerinin de okuyucuya sunulması, kitabın yayımlanmasında temel çıkış noktasını teşkil etmektedir.
162.50 ₺ -
İslam Mezhepleri Tarihi
İslâm Dini’nin birer düşünce okulu sayılan itikâdî ve siyasî fırkaları konu edinen İslâm Mezhepleri Tarihi disiplini, İslâm’da mezheplerin birer din değil, dinin birer yorumu demek olan beşerî nitelikli sistemler olduğunu, bu yüzden dinle asla özdeşleştirilemeyeceklerini ispat etmek suretiyle, mezheplerin birbirlerine düşman birer oluşum ya da düşünce özgürlüğü önünde birer engel değil, İslâm’ın belirlediği sınırlar içinde kaldıkları müddetçe birer zenginlik ve rahmet olduklarını ortaya koyarak önemli ve lüzumlu bir işlev görmektedir. Müslümanlar arasında farklı fikir, düşünce, anlayış ve dinî algılama biçiminden kaynaklanan mezhepler, İslâm dininin mensupları için birer alt kimlik unsurları olup, doğrudan İslâm’ın kendisi ile özdeşleştirilemezler. İslâm düşüncesinin teşekkül sürecinde ortaya çıkmaya başlayan ve tarihten günümüze mütemadiyen neşet eden mezhepler, dinin kişiden kişiye değişen farklı yorum biçimleridir ve asla dinin yerine ikâme edilemezler. Bu eserde İlk Mu’tezile, Hâricîler, Şîa, Mürcie, Mu’tezile, Cebriyye, Kaderiyye ve Ehl-i Sünnet Ekolleri’nden Selefiyye, Eş’ariyye ve Mâturidiyye gibi erken dönem İslâm toplumunda teşekkül eden ilk itikadî ve siyasî mezheplerin oluşum süreçleri, öncüleri ve görüşlerine yer verildiği gibi, Selefîliğin aşırı bir yorumu olan Vehhâbîlik ve İslâm orijinli olmakla beraber sonradan Yahudîlik, Hristiyanlık, Zerdüştlük, Mecusîlik, Hinduizm ve Maniheizm gibi çeşitli din, kültür ve doktrinlerden farklı düşünceleri bünyesinde bağdaştıran Nusayrîlik, Dürzîlik, Bâbîlik-Bahâîlik, Kâdiyânîlik-Ahmediyye ve Yezîdîlik gibi senkretik mezheplerin fikir ve görüşlerine de yer verilmiştir. Ayrıca bu eserde genel olarak Alevîlik, özel anlamda ise Anadolu Alevîliği, Alevî-Bektaşî inançları ile Alevîlikte âdap ve erkân konuları işlenmiştir.
260.00 ₺ -
Davet İlmi Giriş
Dâvet İlmi, İslâm'in insanlara ulaştırılmasının ve tatbikinin yollarını gösteren käide ve usuller bütünüdür. Bu ilim, doğuş itibariyle İslâmî ilimlerin en yenisidir, ancak konusu bakımında en önemlisi olduğundan bu ilmi tanıtan bir giriş kitabı yazma zarûreti hâsıl olmuştur. İslâmî dâvet, çoğu müslümanın anladığı ve pekçok dâvetçinin yaptığı gibi, sadece insanlara vaaz etmek, İslâm'ın fazilet ve âdâbını anlatmaktan ibaret değildir. Aksine o, doğduğu gün den beri esasları, hedefleri ve kaynaklarıyla temâyüz etmiş, köklü ilmî temellere ve kâidelere dayalı, şer'i kurallarla kayıtlı ilmî ve amelî bir harekettir. Bu sebeple dâvet için en sağlam metod, en güzel üslup ve en üstün vâsıtalar tercih edilmelidir. Zira dâvet, bütün peygamberlerin, özellikle de Sevgili Peygamberimizin ve ona basiretle tâbî olan âlimlerin yoludur. Türkiye'de, bazı ülkelerde olduğu gibi Dâvet Îlmi'ne tahsis edilen müstakil enstitü ve fakülteler bulunmamaktadır. Ancak ilk defa İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde “Din Hiz metlerinde İletişim ve Tebliğ" adıyla bir yüksek lisans prog ramı açılmıştır. Elinizdeki bu kitap İslâm dâvetini dert edinen ve onu basiretle yapmanın yollarını öğrenmek isteyen müslümanlara rehberlik edecek bir el kitabi niteliğindedir.
169.00 ₺ -
16 - 17 Yüzyıllarda Osmanlı Devletinde Haremeyn Vakıfları
Bu kitabın temel konusu, Haremeyn Vakıfları'nın mukaddes topraklardaki mekânlar ve insanlar için yapmış olduklarını anlatmaktır. Kitapta, Mekke ve Medine şehirlerinde Osmanlılar tarafından inşa ve imar edilen, ancak günümüze nerede ise hiç birisi gelemeyen eserler de yer almıştır. Hususiyetle son günlerde Kâbe çevresinde Osmanlı revaklarının da yıkılması ile yeniden gündeme gelen Mukaddes topraklardaki bu tarihi mekânları okuyucu eserde sıkça görecektir. Temennimiz, eserin içinde çokça görüleceği gibi Mukaddes topraklara tam 400 yıl hizmet eden Osmanlı sultanlarının hassasiyetinin bu güne ibret ve numune olmasıdır.
162.50 ₺ -
Sünnet İnkarcılığı Bizi Nereye Götürür
Yanlış din anlayışı tarih boyunca ümmeti en çok uğraştıran problemlerden biri olagelmiştir. Yanlış din anlayışının tezahür ettiği konulardan biri de sünnettir. Hicri II. Asırda ortaya çıkan sünnet inkârcılığı, hâlâ ümmeti uğraştırmaya devam etmektedir. Esasen sünnet inkarcıları tarih boyunca fikirlerini meşrulaştırabilecek bir metodoloji ortaya koyamadıklarından hiçbir dönemde ciddi bir itibar görmemişlerdir. Ancak 20. yüzyılda İngiliz sömürgesi altındaki Hint alt kıtasında ortaya çıkan sünnet inkârcılığı konjonktürel nedenlerle sıra dışı bir ilgiye mazhar olmuş, başta o bölgede olmak üzere özellikle batı tipi eğitim görmüş Müslümanlar üzerinde etkili olmuş; zamanla İslam âleminin başka yerlerinde de taraftar bulmuştur. Ancak bu düşünceyi besleyen etkenlerin ortadan kalkmasıyla beraber geçen asrın sonuna doğru sönmeye başlayan bu zihniyet nedense son yıllarda yeniden köpürtülmeye başlanmıştır. Son yıllarda ülkemizde de sünnet karşıtlığını yapan grup ve kişilerin gittikçe artmaya başladığını, bunların İslâmi ilimler ve sünnet hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan insanların kafasını karıştırdıklarına şahit olmaktayız. İşte bu çalışmada sünnet inkârcılarının hem Kur'ân ahkâmının anlaşılması ve yaşanmasında hem de İslâmi ilimlerin bütün alanlarında nasıl vahim ve yıkıcı sonuçlar doğuracağı somut delil ve verilerle ortaya konmaya çalışılmıştır
130.00 ₺ -
Hazreti Osman Önderlerimiz 3
İslâm tarihinde Hz. Muhammed’in (sav) vefatının ardından Hz. Ebû Bekir’in halîfe seçilmesiyle başlayıp Hz. Ali’nin şehit edilmesiyle sona eren süreçte, özellikle Hz. Osman ve Hz. Ali dönemi hadiseleri Müslüman ilim adamlarının izah etmekte en fazla zorlandıkları İslâm tarihi konularının başında yer alır. Zira bu hadiselerde zikri geçen şahsiyetlerin önemli bir kısmı Hz. Peygamber’in (sav) sahâbesidir. Bu sebeple Müslüman ilim adamlarının onlar hakkında serbest yorum ve değerlendirmelerde bulunmaları kolay olmamıştır. Hulefâ-i Râşidîn döneminin izahı zor olan hadiselerinin yaşandığı ilk dönem ise Hz. Osman’ın halîfeliği zamanıdır. Hâricîlik, Şia, Mutezile gibi bir kısım siyasî/itikadî fırkalar ve gruplar bu dönem olaylarında zikri geçen bazı sahâbe önderleri hakkında olumsuz kanaat serdetmişler, hatta onlardan bir kısmını hakkında fâsıklık hatta kâfirlike ithamında bulunmuşlardır. Buna karşılık bir kısım şahıs ve gruplar da adı geçen fırkalara tepki duymaları sebebiyle bu dönemde meydana gelen hadiseleri ya inkâra yönelmişler ya sahâbe toplumunun fertlerini kutsallık mertebesine taşıyarak onları hatasız insanlar olarak görmeye ve göstermeye çalışmışlar ya da akıl sınırlarını zorlayan teviller yapmak veya mevhum suçlular icat etmek suretiyle meydana gelen hadiselerin sorumluluğundan onları uzak tutma çabası içinde olmuşlardır. Bütün bu olumsuz şartlar sebebiyle İslâm tarihinin bahsi geçen döneminin anlaşılması ve sağlıklı bir şekilde izahı da tabiatıyla güçleşmiştir. Çalışmamız bu alanda yapılan akademik faaliyetleri mütevazı bir katkı niyeti taşımaktadır
78.00 ₺