-
Emperyalizme Direniş Bilinci Çanakkale
Çanakkale Harbi, vukû bulduğu zamana kadarki iki yüz yıllık ma’kûs tarihî yazgımızın ilk defa iyiye, müsbete döndüğü bir olaydır. Çanakkale Harbi, iki yüz yıllık emperyalist Batı saldırısına karşı ilk defa direnmenin, karşı çıkmanın semeresini zafer olarak aldığımız bir olaydır. Çanakkale Harbi, teknolojilerinin yıkıcı ve kahredici kuvveti ile şımaran, teknolojileri üzerinde yükselttikleri uygarlıklarının gücü ile kibirlenen Batılı mütekebbirlere, kendilerinden daha büyük olanın, “En Büyük” olanın takdiriyle had bildirildiği bir olaydır. Çanakkale Harbi, cihadın izzetinin bu millet tarafından bir düğün şerbeti gibi bir kere daha tadıldığı bir olaydır. Çanakkale Harbi, “Allah’ın izniyle nice sayıca az bir topluluk, kendilerinden daha üstün topluluklara galip gelmişlerdir. Allah sabredenlerle beraberdir.” ve “Gevşemeyin, üzülmeyin. İnanıyorsanız, üstünsünüzdür.” ilâhî vaadlerinin bu ümmet üzerinde bir Cennet nefhası gibi bir kere daha tahakkuk ve tecellî ettiği bir olaydır. Bu yüzdendir ki, Çanakkale Harbi, yüzyıl sonrasını bile o gün olduğu gibi, hatta zamanı dolduran toplumsal ve tarihî tecrübenin de eklenişiyle, daha da kesif bir şekilde nuruyla ışıtan bir olaydır.
130.00 ₺ -
İnsanı Kamil Hazreti Muhammed Sert Kapak
Yazarımız, “Hazreti Muhammed Aleyhisselâtü Vesselam” adlı 4 ciltlik detaylı eserden sonra, bu kez daha SÂDE ve TEK CİLTLİK “İNSAN-I KÂMİL” eseriyle okuyucularının karşısına çıkıyor. Harita ve şemalarla zenginleştirilmiş, ebruları, minyatürleri, kenar süslemeleri, ve yan varaklarıyla göz dolduran eserimiz, sanat ve tarihin eşsiz bir buluşması niteliğinde! Siyerle yeni tanışan okuyucularımız, yoğun tempoya sahip çalışanlarımız, öğrencilerimiz, ev hanımlarımız ve gençlerimiz! Asr-ı Saadet’i gözünüzde canlandırmaya hazır mısınız? Hazreti Muhammed Aleyhis salatü ves-selam kitabı sizleri Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in aydınlık yaşamına doğru muhteşem bir yolculuğa davet ediyor. Bu 4 ciltlik eser, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in, öğretilerini ve mirasını derinlemesine keşfetmek isteyen okuyucular için unutulmaz bir deneyim sunuyor. Tarihin en büyük şahsiyetinin izini sürerken, her bir sayfası okuyucuları bu büyük yolculuğu derinlemesine anlamaya davet ediyor. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in ilham verici örnek hayatını keşfetmeye hazır mısınız? Yeni Bir Çağın Başlangıcı İslamİyet'in Doğuşu Şimdi Efendimiz (s.a.s.) bir tarafta, dünya bir taraftaydı. Vazifesi ağır, mesûliyeti büyük, zamanı ise çok azdı. Efendimiz (s.a.s.)’in ilk muhatapları atalarına ve inançlarına körü körüne bağlı bir millet olan Arap Yarımadası sakinleriydi. Bu, gürül gürül akan bir akarsuda suyun akışının tersine yüzmek gibi bir şeydi. Kâinat Efendisi (s.a.s.) işe nereden ve nasıl başlayacaktı? Yeni Bir Başlangıç MEDİNE'YE HİCRET Müslümanlar ne ile karşılaşacaklarını bilmedikleri meçhul bir geleceğe doğru yol alacaklardı. Başlarına her şey gelebilirdi. Geri dönüşü yoktu. Arkalarına bakmadan gidecekler ve gözlerini yepyeni bir memlekette açacaklardı. Sevdikleri, alışkanlıkları, anıları, kopamadıkları, malları ve mülkleri ağır basarken bunlardan Allah rızası için vazgeçmek kolay değildi. Başarabilecekler miydi? Büyük Fetihlere Açılan ESRARENGİZ KAPI Hudeybiye Antlaşması’yla birlikte kılıçlar ikinci bir emre kadar kınına konuldu. Onun yerini ilmî sohbetler aldı. İlim ve irfan Arabistan’ın en ücra noktalarına kadar taşındı. Böylece insanlar adını hep düşman ağızlardan duymaktan ötürü nefret ettikleri algısal İslâm’ı bir kenara bıraktılar. Hakiki İslâm’la tanıştılar. Müslümanların gerçekte nasıl bir yaşantıya sahip olduklarına bizzat şahit oldular. Böylece her şey İslâmiyet’in lehine öyle bir döndü ki nsanlar akın akın İslâm’a koşmaya başladı. Hülâsa, Efendimiz (s.a.s.) dört yıl içinde devletini savaş olmadan, sadece barışçıl yollarla on kat büyüttü. Hemen hemen bütün Arap Yarımadası’nı hâkimiyeti altına aldı. İşte bu da apaçık bir zafer ve fetihlerin en büyüğüydü! Bu yüzden Hudeybiye Muâhedesi İslâm tarihinde bir dönüm noktası teşkil etti. Ve Senelerin Üstüne KÂBE İLE KUCAKLAŞMA O büyük ve nazik an gelmişti. Efendimiz (s.a.s.) karşısında sıralanmış olan Mekkelileri bir müddet öylece seyretti. İslâmiyet’i ve Müslümanları yok etme sadedinde yapılan her hareketin başında bulunan ve Efendimiz (s.a.s.)’in kanını içmek için adeta birbirleriyle yarışan neredeyse tüm Kureyşliler oradaydı. Diğer tarafta da etraf Efendimiz (s.a.s.)’in mübarek iki dudağı arasından çıkacak olan tek bir emre bakan, baştan aşağıya silahlı on bin mücahitle kaynıyordu. Acaba gün, kısasa kısas günü müydü? Efendimiz (s.a.s.), bir zamanlar müşriklerin kendisine ve sahabîlerine reva gördüğü tüm eziyet, işkence ve hakaretlerin intikamını hâlihazırda onlardan alacak mıydı?…
1160.00 ₺ -
Hazreti Muhammed Aleyhisselatu Vesselam 4 Cilt
Hazreti Muhammed Aleyhis salatü ves-selam kitabı sizleri Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in aydınlık yaşamına doğru muhteşem bir yolculuğa davet ediyor. Bu 4 ciltlik eser, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in, öğretilerini ve mirasını derinlemesine keşfetmek isteyen okuyucular için unutulmaz bir deneyim sunuyor. Tarihin en büyük şahsiyetinin izini sürerken, her bir sayfası okuyucuları bu büyük yolculuğu derinlemesine anlamaya davet ediyor. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in ilham verici örnek hayatını keşfetmeye hazır mısınız? Yeni Bir Çağın Başlangıcı İslamİyet'in Doğuşu Şimdi Efendimiz (s.a.s.) bir tarafta, dünya bir taraftaydı. Vazifesi ağır, mesûliyeti büyük, zamanı ise çok azdı. Efendimiz (s.a.s.)’in ilk muhatapları atalarına ve inançlarına körü körüne bağlı bir millet olan Arap Yarımadası sakinleriydi. Bu, gürül gürül akan bir akarsuda suyun akışının tersine yüzmek gibi bir şeydi. Kâinat Efendisi (s.a.s.) işe nereden ve nasıl başlayacaktı? Yeni Bir Başlangıç MEDİNE'YE HİCRET Müslümanlar ne ile karşılaşacaklarını bilmedikleri meçhul bir geleceğe doğru yol alacaklardı. Başlarına her şey gelebilirdi. Geri dönüşü yoktu. Arkalarına bakmadan gidecekler ve gözlerini yepyeni bir memlekette açacaklardı. Sevdikleri, alışkanlıkları, anıları, kopamadıkları, malları ve mülkleri ağır basarken bunlardan Allah rızası için vazgeçmek kolay değildi. Başarabilecekler miydi? Büyük Fetihlere Açılan ESRARENGİZ KAPI Hudeybiye Antlaşması’yla birlikte kılıçlar ikinci bir emre kadar kınına konuldu. Onun yerini ilmî sohbetler aldı. İlim ve irfan Arabistan’ın en ücra noktalarına kadar taşındı. Böylece insanlar adını hep düşman ağızlardan duymaktan ötürü nefret ettikleri algısal İslâm’ı bir kenara bıraktılar. Hakiki İslâm’la tanıştılar. Müslümanların gerçekte nasıl bir yaşantıya sahip olduklarına bizzat şahit oldular. Böylece her şey İslâmiyet’in lehine öyle bir döndü ki nsanlar akın akın İslâm’a koşmaya başladı. Hülâsa, Efendimiz (s.a.s.) dört yıl içinde devletini savaş olmadan, sadece barışçıl yollarla on kat büyüttü. Hemen hemen bütün Arap Yarımadası’nı hâkimiyeti altına aldı. İşte bu da apaçık bir zafer ve fetihlerin en büyüğüydü! Bu yüzden Hudeybiye Muâhedesi İslâm tarihinde bir dönüm noktası teşkil etti. Ve Senelerin Üstüne KÂBE İLE KUCAKLAŞMA O büyük ve nazik an gelmişti. Efendimiz (s.a.s.) karşısında sıralanmış olan Mekkelileri bir müddet öylece seyretti. İslâmiyet’i ve Müslümanları yok etme sadedinde yapılan her hareketin başında bulunan ve Efendimiz (s.a.s.)’in kanını içmek için adeta birbirleriyle yarışan neredeyse tüm Kureyşliler oradaydı. Diğer tarafta da etraf Efendimiz (s.a.s.)’in mübarek iki dudağı arasından çıkacak olan tek bir emre bakan, baştan aşağıya silahlı on bin mücahitle kaynıyordu. Acaba gün, kısasa kısas günü müydü? Efendimiz (s.a.s.), bir zamanlar müşriklerin kendisine ve sahabîlerine reva gördüğü tüm eziyet, işkence ve hakaretlerin intikamını hâlihazırda onlardan alacak mıydı?…
3280.00 ₺ -
Riyazüs Salihin Kelime Manalı 5 Cilt Takım
Riyazüs Salihin Tercümesi Geniş İzahlı ve Kelime Manalı olarak hazırlanmıştır. Bu kitap, kutup yıldızı gibi insanlara gideceği yönü gösteren bir rehberdir. Ayet ve hadislerle Allah yolunu tarif eden bu kitaba uyanlar, Allah ve Resûlünün yolunda devam ederler. Riyâzü’s Sâlihîn, sâlihlerin bahçeleri demektir. Salihler, hakkıyla Allah’a kul ve resûlüne ümmet olarak yaşayan kimseler demektir. Bu güzide kitabı tercüme etmekle, sizlere sâlihlerin bahçelerine girmenin ve o güzel insanların amelleri gibi amel etmenin tarifini vermiş oluyoruz. Riyazüs Salihin'i kaleme alan zatın nasıl mübârek bir zat ve nasıl bir alim olduğunu ise önsözde görebilirsiniz.
2040.00 ₺ -
Kuranı Kerim Tefsiri 7 Cilt Ömer Nasuhi Bilmen
Kuranı Kerimin Meali ve Tefsiri Son dönemin kıymetli âlimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen Hoca Efendi, İslâmî ilimler alanında çok sayıda değerli eserler bırakmıştır. Bu eserlerden biri de “Kur’an-ı Kerîm’in Türkçe Meâl-i Âlîsi ve Tefsiri” isimli eseridir. Bu tefsirinde Ömer Nasuhi Bilmen Efendi muhtasar ve özlü bir eser meydana getirmiştir. Eserin içeriğine bakıldığında tefsirde, önce sureler ve içerikleri hususunda kısa bilgi verildikten sonra ayetlerin meali yer almakta, ardından her ayetin izah ve tefsiri yapılmaktadır. Bu kıymetli eserin dili, yazıldığı zamana göre değil, müfessirin yetiştiği döneme göredir. Bu itibarla günümüz insanlarının anlayacağı şekilde, anlaşılır bir dille sadeleştirilmesi kaçınılmaz olmuştur. Nitekim bu tür çalışmalar da yapılmıştır. Halkımızın, Ömer Nasuhi Efendinin eserlerine karşı muhabbet dolu bir tutum içerisinde olduğu herkesin malumudur. Bu tefsirle ilgili çalışmayı yaparken elimizden gelen gayreti sarf ettik ve çalışmayı tamamladık. Tevfik Allah’tandır. Fatih Kalender Hüsamettin Vanlıoğlu
2210.00 ₺ -
Emrazı Sariye 1 Bulaşıcı Hastalıklar
Emrazı Sariye Bulaşıcı Hastalıklar ve Korunma Yolları Bulaşıcı hastalıkları geçmiş ümmetler için azab bu ümmet için ise rahmet, şehadet ve şehîdlik vesilesi kılan Allahü Tealaya sonsuz hamd-ü senâlar olsun. Nihâyetsiz salât-ü selâmlar kendisi hürmetine azapların rahmete dönüştüğü Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in, kendilerinin yüzü suyu hürmetine salgınlardan Allâh-u Te‘âlâ’ya sığındığımız Ehl-i Beyti’nin ve tâûn gibi bulaşıcı hastalıklar nedeniyle şehîd olan ashâbının ve cümle sahâbesinin üzerine olsun. Şu bilinsin ki; bu risâle “Corona” adıyla ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalığın Çin’de başlayıp tüm dünyâyı sarması ve bizim memleketimize de uğraması nedeniyle telîf edilmiştir. Bu risâle; bulaşıcı hastalıkların geçmiş ümmetler hakkında büyük bir azap olduğu hâlde bu ümmet hakkında ne türlü keffâretlere ve türlü rahmetlere sebep olacağı ve ölümle sonuçlanırsa şehîdliğe vesîle olacağını beyân etmektedir. Ayrıca bundan korunma ve kurtulma sebepleri hakkında hadîs-i şerîf ve rivâyetlerde zikredilen duâların beyânı gibi önemli konuları ihtivâ etmektedir. Tabî ki bütün belâlar nefislerimizin şerlerinden kaynaklanmaktadır. Nitekim وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ “Size isâbet eden herhangi bir musîbet, kendi ellerinizin (bi’l-fiil) kazanmış olduğu (kötü) şeyler(in uğursuzluğu) sebebiyledir. Yine de O, birçoğunu affetmekte (ve onlara cezâ vermemekte)dir. (Aksi takdirde yeryüzünde hiçbir canlı bırakacak değildir.)” (eş-Şûrâ Sûresi:30) kavl-i şerîfi bu hakîkati nâtıktır. Bütün belâların günahlarımız sebebiyle başımıza geldiği husûsundaki bâzı hadîs-i şerîfleri risâlemizin içinde bulacaksınız. Hazreti Mevlânâ (Kuddise Sirruhû) da: أَبْر بَرْ نَابَدْ پَي۪ى مَنْعِ زَكَاةْ وَزْ زِنَا أُفْتَدْ وَبَا أَنْدَرْ جِهَاتْ “Zekâtlar tam verilmediğinden bulutlar gelmiyor, Zinâ çoğaldığındandır ki altı yönden vebâ yayılıyor.” beyitlerinde zekât verme farzı terk edildiğinden dolayı yağmurların yağmamasından, mahsullerin eksikliğinden ve bereket kalmadığından bahsediyor. Vebâ gibi bulaşıcı hastalık mikroplarının da zinâ gibi fuhşiyât yüzünden yayıldığına dikkat çekiyor. Zâten Abbâs (Radıyallâhu Te‘âlâ Anh)ın, yağmur duâsı öncesinde buyurmuş olduğu: اَللّٰهُمَّ إِنَّهُ لَمْ يَنْزِلْ بَلَاءٌ إِلَّا بِذَنْبٍ وَلَمْ يُكْشَفْ إِلَّا بِتَوْبَةٍ “Ey Allâh! Şu bir gerçektir ki; her belâ(ya sebep olan kader) mutlakā bir günah sebebiyle (gökten) inmiştir ve o (yazının meydana getirdiği sıkıntı) ancak tevbe ile açılmıştır.” (ed-Dînevrî, el-Mücâlese, rakam:727, 3/102; İbnü ‘Asâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, 26/358; İbnü Hacer el-‘Askalânî, Fethu’l-Bârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, rakam:1010, 2/497; el-Kastallânî, İrşâdü’s-sârî, rakam:1010, 2/238; Aynı mlf., el-Mevâhib, 3/374) şeklindeki âyet ve hadîslere dayanan bu beyânı da aynı noktaya temâs etmektedir. Hâl böyle olunca bizlere de bütün günahlarımızdan tevbe-i nasûh ile Allâh-u Tebârake ve Te‘âlâ’ya dönerek çokça tevbe istiğfâr etmek düşüyor.
92.00 ₺ -
Mecmuatül Ahzab Arapça 3 Cilt Deri
Mecmuatü'l Ahzab, Büyük Dua Kitabı Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi ks. Orjinal El Yazması Arapça, 14x20 cm Ebat, 3 Cilt Deri Tipi Termo Cilt, Özel Kutulu, 1880 Sayfa NOT: Bu Kitap Orjinal El Yazması Ve Sadece Arapça Olup Önsözü, Kitapla İlgili Açıklama Kısmı, FİHRİST/İçindekiler Kısmı İle Sayfa Numaraları Türkçedir. Diğer Kısımları Tamamen Arapçadır! BU KİTAPLAR Süleymaniye kütüphanesinde bulunan nushanın tıpkısı basılmışdır. Sadece eserle ilgılı türkçe açıklama eklenmiştir. Ve sayfa numaraları türkçe yazılmıştır Türkçe fihrist eklenmiştir. Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi Hz. K.s Bu Kitapta Bir Çok Şeyhlerin Evradını da Bu Kitaplara Toplamış Ve En Muteber Olan Virdlerini Yazmıştır. Mesela şeyh vefa, Şeyh Bekri Ve Halveti, Onların Çeşitli Münacaatlarını yazıp almıştır... Bütün Bu Dualar Peygamberimizin hadisi şerifleriyle takviye edilmiş bu hadislerin bir çoğu hz. enes tarafından rivayet edilmiştir... Bu Kitabın içinde Gavsi Geylaniyye, Mevleviyye, Bedeviyye, Rufaiyye, Dusukiye, Kübreviye, Ekberiye, Halvetiye, Celvetiye, Sadiye, Gazaliye, Melamiye, Vahşiye, Suhreverdiye, Hamzeviye, Şabaniye, Gülşeniye, Sünbüliyye, Uşşakiyye, Kaside-i Celcelutiyye gibi çok önemli kaynaklar mevcuttur... -Bir Çok Alimlerin Ve Bilhassa Meşayıhın Virdleri Evradları Bu Kitapta Toplanmıştır... Büyük Alimler Tarafınfan Hazırlanan Manalı Dualar Bu 3 Ciltlik Kitapta Yazılmıştır... Bu Hizbler dikkat ve itina ile düzeltilmiş ve her bir duanın ismi ayrı ayrı yazılmıştır. Mesela Hizbi Bahr Yani Denizde Okunacak hizb, Hizb-i Nasr: yardım için okunacak hizb, Hizbi ekber, Hizbi Behaiyye, Kenzi Azam, Hizbi Nevevi, Hizbi Konevi, Hizb-i Ebussud, Hizb-i Mevlana, Hizb-i sühreverdi, Hizbi Masun, Hizb-i İbni Meşiş gibi bazı tarikatta muteber olan kitaplardan mübarek dualar bu kitaptadır... KİTAP TAMAMEN ARAPÇA OLUP Ayrıca Aranan Dualar Ve Hizipler Kolay Bulunması İçin Fihrist Bölümü/İçindekiler Türkçe İlede Yazılmıştır...
1960.00 ₺ -
Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lugat
Bu eser, Osmanlıcada, kullanılan Arapça ve Farsça asıllı kelimeleri ihtiva etmektedir; türkçe kelimelerle Osmanlıca'ya batı dillerinden geçmiş kelimelere yer verilmemiştir. Buna mukabil: hâk, berg, hacer... gibi dilimizde kullanılmış ve alenî; âlemşümûl; beşûş; mütenekkiren... gibi kullanılmakta olan bütün osmanlıca (Arapça-Farsça) kelimeler alınmış, bu sûretle 60 bin kelimelik lûgat hazırlanmış bulunmaktadır
937.50 ₺ -
Kurban Risalesi Ahmet Mahmut Ünlü
Hakkında: “İmkan bulup da kurban kesmeyen ister yahûdî olarak ölsün ister hristiyan”, “Ümmetimin hayırlıları, kurban kesenlerdir. Şerlileriyse, zengin oldukları halde kurban kesmeyenlerdir”, “Kurbanlar günahları sildirir, sahibini bağlardan kurtarır” şeklinde birçok rivayet bulunan bir konuda size bir ilmihal yazmadan edemedim. Rabbimden niyazım; hepinizi bu eserden istifadeye muvaffak kılmasıdır. Allâh-u Te’âlâ, cümlemizin kurbanlarını kabul buyursun ve her konuda İslam fıkhına uygun davranmayı, ilmimizle amel etmeyi nasip buyursun. Amin!
80.50 ₺ -
Cemaatle Namaz
Allâh-u Te'âlâ'ya nihayetsiz hamd-ü senâlar, Habîb-i Edîb-i Muhammed Mustafa'sına hudutsuz salât-ü selâmlar, al-î ashâbına ve kıyamet gününe kadar iyilikte onlara uyan etbâ'ına da hayırlı dualardan sonra! Beş vakit namazın vakti vaktinde edâ edilmesi günümüzde bir çok müslümanlar tarafından ihmâle uğratılmış bir farîza iken, erkekler açısından namazların cemaatle edâsı da ne yazık ki tamamen terkedilmeye yüz tutmuş bir vecîbedir. İşte bu konuda müjde ve tehdit içeren nassları ve rivâyetleri derleyerek, öldürülmüş bir sünneti ihyâ edenlere vaadedilen: '' Cennette Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in civârıyla müşerref olma'' şerefine nail kılınmaya biz de bu vesîleyle niyet ettik.
66.00 ₺ -
Mebsut 31 Cilt
El-Mebsût, İslam Hukukunda, yer verdiği bütün görüşler hakkında tarafsız ve sistemli bir analiz yapan ilk eserdir. Müctehitlerin görüşlerini, dayandırdıkları delillerin senetlerini ve bunlardan hüküm çıkarırken kullandıkları mantığı, karşı görüş sahiplerinin fikirlerine de yer vererek bir arada gösterir. Hanefi mezhebinde genellikle Ebu Hanife (rh.a.)'nin görüşlerinin mantığını ve dayandığı delilleri ortaya koyarsa da, bazı meselelerde kendi görüşlerine yer verdiği de görülmektedir. Ülkemizde özellikle görsel yayıncılığın ön plana çıkmasından sonra, dini konulara ilişkin her türlü görüş halkımıza ulaşmaktadır. Halk içinde ve çeşitli toplantılarda bu görüşlerin tartışmalara konu edildiği görülmektedir. Bu durum; dini konuların canlılığına, araştırılmasına, bilgilerin tazelenmesine neden olması açısından yararlı görülebilir. Ancak bazı çevrelerin, çeşitli nedenlerle halkımızın temiz dini duygularını bulandırdığı da bir gerçek olarak ortadadır. Birçok vatandaşımızın, akla ve mantığa uygun gösterilerek sunulan bu görüşleri, öteden beri sahip olduğu görüşlerle bağdaştıramadığı için rahatsız olduğu, işin aslını öğrenmek istediği bilinmektedir. Ayrıca günümüz insanının, sorgulayıcı bir mantıkla; "Allah (c.c.), Kur'ân-ı Kerim, Kıblemiz ve Peygamberimiz bir olduğuna göre, İslam'da neden çok mezhep var?...", gibi sorularıyla karşılaşılmaktadır. Bu konulara açıklık getirilmesi ve halkımızın bu alandaki bilgi ihtiyacının giderilmesi gerekli olmuştur. Türkler, İslam Dini ile VII. yüzyılın sonunda karşılaştılar. 926 yılında Karahanlılar devrinde, içtenlikle ve kendi istekleriyle kitleler halinde İslam'a girdiler. İtikat itibariyle, aşırılıklardan uzak bir yol olan Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat görüşünü; pratik, gerçekçi ve toleranslı olması nedeniyle de Hanefi Mezhebi’ni benimsediler. İslam, kısa zamanda milli bünyeye tamamen uygun bir din durumuna geldi. Devlet ve millet olarak Ehl-i Sünnet'in usanmak bilmez savunucusu oldular. Kısa zamanda aralarından Ehl-i Sünnet görüşlü büyük tefsir, hadis ve fıkıh âlimleri ve tasavvuf erbabı yetişti. Türkler müslüman olduğu zaman İslam Âlemi ve özellikle Ehl-i Sünnet kesimi, kritik bir durumdaydı. İslam Dünyasının yapısı, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat hukuku ve kabulleri üzerine kurulmuşken, bu yapıyı değiştirme ve bu kabullerden uzaklaştırma gayretleri vardı. Bunlar İslam dünyasının altını üstüne getirecekti. Tuğrul Beğ (1040-1063), Alparslan (1063-1072) ve Sultan Melikşah (1072-1092) zamanında Ehl-i Sünnet otoritesi pekiştirilmiştir. Fakat bununla birlikte Türklerde mezhep bağnazlığı yoktur. Melikşah, Şafii mezhebine mensup bulunan veziri Nizâmü'l-Mülk'e ülkenin dört bir yanında “Nizâmiye Medreseleri” adıyla anılacak olan öğrenim kurumlarını kurma görevini vermiş, bu sayede fikirler bilimsel yollarla savunulur olmuş, düşünce özgürlüğü sağlanmış ve mezhep kavgaları önlenmiştir. el-Mebsût'un meydana gelişi şu seyri izlemiştir. Hanefi mezhebinin kurucusu İmam Azam Ebû Hanîfe Numan b. Sâbit'in (m. 699-767), ders halkalarındaki açıklamaları, verdiği fetvalar ve yaptığı ictihatlar seçkin öğrencisi İmam Muhammed eş-Şeybânî (m. 749-804) tarafından yazıya geçiriliyordu. Daha sonra bu notlar yine İmam Muhammed tarafından Kitâbü'l-Mebsût (Kitâbü'l-Asl), el-Câmiu’s-sağir, el-Câmiu’l-kebir, es-Siyeru’s-sağir, es-Siyeru’l-kebir, ez-Ziyadât, Ziyadâtü’z-ziyadât adlarıyla kitap haline getirildi. Tevatür derecesinde nakledilen bu kitaplar zahiru’r-rivâye diye bilinmektedir. Onun bu eserlerinin çok geniş ve hacimli oluşu daha az okunmasına yol açmış, bunun üzerine Hâkim eş-Şehîd el-Mervezî (m. 945), bunları özetleyerek el-Kafi'yi (el-Muhtasar) kaleme almıştır. İmam Serahsî, bu eserin de çok kısa oluşu nedeniyle anlaşılamadığından okunmadığını fark ederek el-Mebsût'u yazdırmıştır. Kitabu'l-Mebsut, güvenilir görüşlere bağlı kalınarak el-Kafi üzerine yapılmış bir şerhtir. es-Serahsî, "talebeyi bıktırmayacak ölçüde", "sağlam ve sünnete dayanan açıklamalarla" eserini meydana getirmiştir. Ancak el-Mebsut, sadece el-Kafi'nin şerhi değildir. Yazar (rh.a.)'ın yaptığı açıklamalar, sanki bizzat İmam Muhammed eş-Şeybani (rh.a.)'nin eserlerine şerh yaptığını göstermektedir. el-Mebsût, İslam Hukukunda, yer verdiği bütün görüşler hakkında tarafsız ve sistemli bir analiz yapan ilk eserdir. Müctehitlerin görüşlerini, dayandırdıkları delillerin senetlerini ve bunlardan hüküm çıkarırken kullandıkları mantığı, karşı görüş sahiplerinin fikirlerine de yer vererek bir arada gösterir. Hanefi mezhebinde genellikle Ebu Hanife (rh.a.)'nin görüşlerinin mantığını ve dayandığı delilleri ortaya koyarsa da, bazı meselelerde kendi görüşlerine yer verdiği de görülmektedir. Yazar, konuları klasik sıralamaya göre ele alır. Bir konuyu işlerken farklı meselelerle ilgi kurarak konuya ilişkin çok değerli prensiplerden de söz eder. Her konunun sonunda o konuyla ilgili problemlerin çözümünde kullanılan genel prensipleri ve bunları kullanarak varılan sonuçları gösterir. Adeta konunun felsefesini yapar. Neden mezhepler var? sorusunun cevabı, eserdeki açıklamalarda yer almaktadır. Ayrıca Ehl-i Sünnet âlimlerinin bilimsel açıklamaları ve Serahsi’nin kişisel görüşleri sayesinde, günümüzde ortaya atılan ilginç fikirlerin durumu, sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmektedir. Türkler Müslüman olduklarından bu yana, büyük çoğunlukla Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat inancına sahiptirler. Hayatlarında Hanefî fıkıh mezhebine uymuşlardır. Osmanlılar devrinde de aynı görüş resmen benimsenmiştir. Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında resmî makamlarca yayımlattırılan Hak Dini Kur’ân Dili tefsiri ile Tecrîd-i Sarîh Tercemesi eserleri aynı inanc doğrultusunda yazılmış eserlerdir. Böylece Anadolu insanı, çağlar boyu aynı çizgide devam etmiştir. Aydın kesim, çeşitli eğilimler ve çalkantılardan etkilenseler de, halkımız bunların dışında kalabilmiştir. Bu kararlılık,.inanç ve pratikte birliktelik kaynaşmış mütacanis bir toplum olmamızda önemli faktör olarak huzur ve bekamız açısından hayati derecede yararlı olmuştur. Biz; çeşitli çevrelerde karşılaşılan sorulara cevap oluşturması, halkımızın her türlü görüşe karşı bilgilendirilmesi, Türk milletinin İslamiyet’i kabul edişinden bu yana sahip olduğu, devlet ve millet olarak savuna geldiği, aşırılıklardan uzak Ehl-i Sünnet görüşünün her yönüyle anlaşılmasına katkıda bulunması amacıyla, El-Mebsut'un Türkçeye kazandırılmasının yararlı olacağına inandık. Eseri halkımızın bilgisine ve değerlendirmesine sunuyoruz. Eserin tercümesine 1999 yılında karar verildi. Kararımızı tercümanlara duyurduk. Çalışmaya katılmak isteyen otuz sekiz kişiden onsekizi seçildi. İslam Hukukunun temel kaynaklarından biri konumundaki bir eseri tercüme etmekte olduğumuzun bilinci içinde, yüklendiğimiz sorumluluğun ağırlığını düşünerek, titizlikle seçilen her iki tercüman için bir de yanlışları düzeltecek profesör belirledik. Çevirmenlerin profesörlerce yapılan düzeltmelere karşı çıkma haklarının olduğunu açıkladık. Böyle durumlarda tarafları vakfımızda buluşturup tartışmalarını sağladık. Tercümede uyulacak esaslar, ortak bir toplantıda belirlendi. el-Mebsut'un Beyrut, Dâru'l-Ma'rife baskısı esas alındı. Aynı zamanda İstanbul kütüphanelerindeki yazma nüshalardan en uygun görülenin örneği vakfımızca sağlandı. Gerektiğinde tercüman veya düzelticilere gönderildi. Tercümeye esas alınan metinde herhangi bir eksiklik veya yanlışlık olup olmadığı, yazma nüshalarla karşılaştırıldı. Eksik yerlere rastlandıkça, yazmasından tercüme edilerek yerine konuldu. Büyük bir yekün tutan bu eksiklikler bir makale halinde tarafımızdan yayımlandı. Müctehitlerin görüşlerini dayandırdıkları âyetlerin mealleri, tek metinden yararlanılarak yapıldı. Âyet meallerinin hemen yanında parantez içinde sûre adı ve âyet numarası yazıldı. Hadislerin kaynakları ise bilimsel yöntemlerle dipnotlarda gösterildi. Yazara saygı düşüncesiyle tercüme metninin arasına, onun koymadığı bir başlık konulmadı. Ancak konular kolayca anlaşılsın ve bulunabilsin diye, çeviri metni paragraflara ayrıldı. Paragrafın yanına, sayfa kenarında yan başlıklar konuldu. Metnin sağlıklı çevirisinin yapılıp yapılmadığını kontrol etmek isteyenler için, Arapça metnin cilt ve sayfa numarası belirtildi. Bazı kelimelerin tercümesi yanına, parantez içinde Arapça aslı da yazıldı. Teknik terimlerin kısa anlamları, parantez içinde gösterildi. Ayrıntılı açıklamalara ihtiyaç duyulduğunda ise dipnotlarda bilgi verildi. Çevirmenin yaptığı ve kontrol edilen metin; Arapça aslıyla, gerektiğinde yazma nüshasına da bakılarak, satır satır, hatta kelime kelime karşılaştırılmak sûretiyle, yorucu, zahmetli ve uzun bir çalışmayla bir kez daha tarafımdan baştan sona gözden geçirildi. Yan başlıklar ve paragraflar gerektiğinde yeniden düzenlendi. İfade birliğinin sağlanmasına, olabildiğince sade dil kullanılmasına ve kısa cümleler kurulmasına özen gösterildi. Eksik veya yanlış çeviri varsa tamamlandı, düzeltildi. Bazen sadece bir kelime için yurt dışında karşılaştığımız İslam âlimleriyle de görüş alış-verişinde bulunuldu. Gözden geçirdiğimiz I. Cilt, meslek dışı deneyimli ilim adamlarına, memur ve esnaftan bazı kişilere de okutuldu. Metnin anlaşılıp anlaşılmadığı test edildi. Bu son metin, master ve doktora öğrencileri tarafından bilgisayara geçirilirken iki kez daha kontrol edildi. Gözden kaçan yerler tesbit edildiğinde yeniden bir araya gelindi. Birinci cild son şeklini aldıktan sonra düzelticilere ve bazı basım uzmanlarına dağıtıldı. Onlarla toplanılarak eser üzerinde değerlendirmeler yapıldı. Diğer ciltlerin buna göre hazırlanmasına karar verildi. Kısaca İslam Hukukunun temel kaynaklarından biri olan el-Mebsut'u Türkçeye çevirirken, yanlış yapmamak için, elimizden gelen gayreti gösterdik. Ancak insan olarak yanlış yapabileceğimizi de kabul ediyoruz. İyi niyetli okurlarımızın bize ulaştıracakları düzeltmeleri memnuniyetle karşılayarak gereğini yapacağımızı, gösterecekleri ilgi için kendilerine şükran borçlu olacağımızı burada açıkça belirtiriz. Eserin gün yüzüne çıkması için bize cesaret veren, hiç bir maddi ve manevi fedakârlıktan çekinmeyen herkesin, Allah'ın rızasına ermelerini niyaz ediyoruz. Çeviri ve düzeltme kurulundaki tüm değerli ilim adamı meslektaşlarımıza, yazma, bilgisayara geçirme ve hadisleri tahric etme aşamalarında özveri göstererek büyük emek harcayan Doktora öğrencileri Bünyamin Korucu, Harun Abacı, Mahmut Yazıcı ve Serkan Demir’e, Yüksek Lisans öğrencileri Süleyman Özer, Bekir Özüdoğru, Fatih Seyhan ve İbrahim Sainkaplan’a, metinlerin düzeltilmesinde katkıda bulunan tüm değerli dostlarımıza vakfımız adına en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Tercümesini sunduğumuz eserin, halkımızın büyük bir ihtiyacını gidereceğine inanıyoruz. Din görevlilerine, ilim adamlarına ve hukukçulara yararlı olacağını umuyoruz. Hedefimiz; aziz milletimize ve insanlığa hizmet ederek Allahu Teâlâ'nın rızasını kazanmak ve en büyük kurtuluşa ermektir. Tevfik ve hidayet Allahu Teâlâ'dandır.
9905.00 ₺