-
Klasik ve Çağdaş Dönemde Kuran İlimlerindeki Tartışmalar
Kur’ân, Müslümanların ahlak modelini belirlemekte; maddî-manevî, genel-özel, siyasî-iktisadî meselelerine dair ilkeler koymakta; onlara dinî ve dünyevî bakımdan yol göstermektedir. Bununla beraber günümüzde Kur’ân’ı sağlıklı anlamaya ilişkin birçok modern ve kültürel engeller bulunmaktadır. Dolayısıyla usûl ile ilgili yapılan tartışmalarda Kur’ân’ı doğru anlamaktan ziyade modern zaman algısına kabul ettirme gayreti söz konusudur. Kimi zaman şimdiye dek oluşturulmuş usûl birikimi görmezden gelinmekte, tahkir edilmekte, dahası onun aleyhinde gerçeğe aykırı bilgi verilmektedir. Elbette Kur’ân’ı doğru anlamaya yönelik bir metot vardır. Sahih nüzul sebeplerine, Arapça dil kurallarına, belagat sanatlarına, bağlama vs. dikkat edilerek yapılacak yorumlar keyfilikten ekseriyetle çıkmaktadır. Bu yapılırken Kur’ân, asrın idrakine sunulmalıdır. Klasik literatürün anlaşılmaması, ihmal edilmesi veya saf dışı bırakılması Kur’ân ile İslâm toplumu arasındaki bağları koparmakta, bu da yanlışlara kapı aralamaktadır. “Klasik ve Çağdaş Dönemde Kur’ân İlimlerindeki Tartışmalar” adlı bu çalışmada Kur’ân ilimleri konularının tartışması ve değerlendirilmesini ele almamızın sebebi zihinleri karışmış, İslâm kültür medeniyetine güveni sarsılmış kişileri, yaptığımız açıklamalarla tekrar bu hazineyi -varsa yanlışları/eksiklerini de belirtmek sûretiyle- göstermektir. Böylelikle okuyucu sadece tartışmalı meselelerin çoğunu görecek, bakış açılarından tercih etme imkânı bulacaktır.
169.00 ₺ -
Gençlerde Din Dışı Yönelimler ve Din Eğitimi
Din, hem bireyin psikolojik iyi oluşunu destekleyen hem de toplumsal hayatta huzuru sağlayan temel bir unsurdur. Dinî inançlar, özellikle gençlerin kişilik gelişiminde, ruh sağlığını korumada ve değerlerini muhafaza etmelerinde kritik bir rol oynar. Bu doğrultuda, gençlerin dinî kimliklerinin güçlendirilmesi, bireysel ve toplumsal refah açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu kitapta, son zamanlarda gençler arasında yayıldığı ileri sürülen ateizm ve deizm gibi din dışı yönelimlerin gerçekten yaygın olup olmadığı ele alınmakta, aynı zamanda bu eğilimlerin yaygınlık düzeyi ve nedenleri ortaya konmaktadır. Ayrıca, aile, okul ve diğer din eğitimi kurumlarında alınan din eğitiminin, gençlerin dinî yönelimlerini nasıl etkilediği incelenmiş ve din eğitiminin bu süreçteki rolü üzerinde durulmuştur. Araştırma bulguları, gençlerde din dışı yönelimlerin toplumdaki algıya kıyasla sınırlı olduğunu; ancak bu tür eğilimlerin oluşumunda bireysel ve çevresel etkenlerin önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, gençlerin dinden uzaklaşmasında gelişimsel dönem özellikleri, dinî bilgi eksikliği, sosyal medya ve kitle iletişim araçlarının olumsuz etkileri, dinin bazı kişiler tarafından çıkar amaçlı kullanılması, dinî temsildeki eksiklikler, din adına yapılan haksızlıklar, otoriteye isyan, yetersiz din eğitimi, ebeveyn ve eğitimcilerle sağlıklı iletişim kurulamaması, dinin yanlış temsil edilmesi ve popüler kültürün etkileri gibi çeşitli nedenler etkili olmaktadır.
130.00 ₺ -
Bütün Yönleriyle Savaş
Savaş, insanlık tarihinin en kadim olgularından biridir. Kimi zaman fetih, kimi zaman savunma, kimi zaman da kimlik ve varlık mücadelesi olarak tezahür eden savaş, dinî, siyasî, felsefî ve toplumsal boyutlarıyla her dönemde insan üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Elinizdeki Bütün Yönleriyle Savaş isimli bu eser, savaşın yalnızca askerî bir eylem olmadığını; aynı zamanda dinî metinlerden uluslararası hukuk normlarına, klasik dönem uygulamalarından modern krizlere ve insani diplomasiye, edebî ve sanatsal yansımalarından sosyo-psikolojik sonuçlarına kadar geniş bir çerçevede incelenmesi gereken bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Geçmişin tecrübeleriyle günümüzün krizlerini buluşturan bu eser; savaş olgusunu yalnızca tarihî bir gerçeklik olarak değil, aynı zamanda güncel bir sorun ve insani sorumluluk alanı olarak disiplinler arası bir perspektifle okuyucuya kapsamlı bir bakış sunmaktadır. Bu kitap, yalnızca akademisyenler için değil; savaşın insanlık tarihindeki yerini, toplumsal ve insani boyutlarını anlamak isteyen her okuyucu için zengin bir içerik sunmaktadır. Savaşın gölgesinde kalan insan hikâyelerini, ahlâkî sınırları, hukukî tartışmaları ve umut verici insani çabaları keşfetmek isteyen herkes için yol gösterici bir eser niteliğindedir. Sadece savaşın tarihini değil; aynı zamanda insanlığın imtihanını okuyacağınız bu eserin, barışa yeni bir kapı aralaması duasıyla…
455.00 ₺ -
Savaş Göç Yoksulluk
Bu kitap 24-25 Şubat 2018 tarihleri arasında Deniz Feneri Derneği ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi işbirliği, Ziraat Katılım Bankası desteğiyle gerçekleştirilen Uluslararası Savaş Göç Yoksulluk Sempozyumu tebliğ ve konuşmalarını içermektedir. Savaşların göçlere, göçün ise yoksulluğa neden olduğunu, konunun uzmanları ve bu acıları bizzat yaşayan insanların tanıklıklarıyla bulacağınız Savaş Göç Yoksulluk Kitabı, sadece akademisyen ve öğrencilerin değil, konuya ilgi duyan herkesin başvuracağı bir kaynak eser olacaktır. Deniz Feneri Derneği'nin bundan önce gerçekleştirmiş olduğu yoksulluk konulu sempozyumlarda olduğu gibi bu sempozyumumuzun da tebliğ ve konuşmalarını bir araya getirip kitap halinde kamuoyuna sunmayı, milletimizin bize verdiği emanetlerden biri olarak görüyoruz.
65.00 ₺ -
Mukaddime
İbn-i Haldûn, günümüzden yaklaşık 670 yıl önce kaleme aldığı Mukaddime adlı eserinde “Sosyoloji, Tarih Felsefesi, Antropoloji, Ekonomi” gibi toplumsal bilimlerle ilgili yepyeni fikirler ortaya koymuş ve haklı olarak “sosyolojinin kurucusu” olarak kabul edilmiştir. İbn-i Haldûn’un, çağının sınırlarını aşan bu fikirleri yüzyıllar boyunca tam olarak anlaşılamamış ve hak ettiği karşılığı da bulamamıştır. Cemil Meriç bu durumu “Ortaçağın karanlık gecesinin, ne öncüsü ne de devamcısı olmayan, muhteşem ve münzevî bir yıldızı” olarak tarif etmiştir. İbn-i Haldûn’un ve Mukaddime’nin bilim dünyasındaki eşsiz yeri geç de olsa anlaşılmış ve bilim dünyasının şaşkınlık ve takdirine şayan olmuştur. Elinizdeki çeviride hem eserin orijinaline bağlı kalınmasına hem de kolay ve anlaşılır bir dil kullanılmasına azami gayret edilmiştir. Aynı şekilde İbn-i Haldûn’un söylediklerini çağımız gözüyle değil, bizzat onun kendi perspektifinden aktarmak için özel bir titizlik gösterilmiştir. Örneğin onun kendi dönemini ifade etmek için kullandığı ve o dönemin şartları içinde gerçeği yansıtan “ileri teknik” ve “sanayi” şeklinde çevrilebilecek ifadeleri bu şekilde çevrilmiş; çağımızın penceresinden bakılarak, “el işçiliği” veya “zanaat” şeklinde çevrilme yoluna gidilmemiştir.
487.50 ₺ -
İslam Barış Dinidir
İSLAM BARIŞ DİNİDİR Asıl amaç barış içinde yaşamaktır. Bütün imkan ve vasıtalar bunun için kullanılmalıdır. Ayet-i Kerimelerde buyuruluyor ki: “İnkâr eden ve bu konudaki inatları yüzünden zulmeden, başkalarının haklarını çiğneyen engelcileri ve barışı bozan inatçıları korkutmak ve kötü niyetlerinden caydırmak için; bütün imkanlarınızı kullanarak kuvvet hazırlayın.” Bu amaç tahakkuk ettiğinde, bu kesimler durumu görmüş, mesajı almış ve barışa yanaşma durumuna gelmişlerse siz de barışa yanaşın. Huzuru ve güvenliği sağlayın.
130.00 ₺ -
Yol Ayrımındaki Selefilik Klasik İslâm Modernizminin Kurân Algısı
Klasik İslâm Modernizmi, ilham alma yönünden "Protestan", temel kaynaklara ve köklere dönme söylemi ve vurgusu ile de "Selefî" bir karakter taşımaktadır. Dolayısıyla o bir medeniyet projesidir ve İslâm dünyasındaki modernleşme çabalarına tekabül etmektedir. Amacı, çağın meydan okumalarına karşı nassı ve kültürel mirası -bağlamından koparmadan- vakıaya doğru yönlendirmektir. Elinizdeki bu eser, Klasik İslâm Modernizmi'nin gerçek İslâm'ı ortaya çıkarmaya yönelik tefsir faaliyetlerini, Kur'ân algılarını ve zamanımız Kur'ân yorumlarına olan etkilerini ele almaktadır.
97.50 ₺ -
İşe Yaramayan Şeyler Üzerine
Çağımızın görünmez salgını olan örtük nihilizme karşı düşünmeye davet… Yasin Ramazan, faydayı mutlak ölçüt haline getiren çağdaş aklın, insanın anlamla olan bağını nasıl zayıflattığını sorguluyor. “Ne işe yarıyor?” sorusunun tüm değerleri belirlediği bir dünyada; sevgi, dostluk, merhamet, özgürlük, inanç ve düşünme gibi “işe yaramayan” şeylerin aslında insan olmanın özü olduğunu hatırlatıyor. Metafiziğin unutulmadığını, umudun irrasyonel değil rasyonel bir tutum olduğunu, düşünmenin bir ahlaki sorumluluk taşıdığını savunuyor. Sosyal medya çağında vasata indirgenen düşünceye karşı özgünlüğün, hızın içinde kaybolan çağımıza karşı yavaş ve derin düşünmenin savunusunu yapıyor. İşe Yaramayan Şeyler Üzerine, faydasız gibi görünen ama insanı insan yapan değerlere adanmış; anlamın, kaos ve fayda arasında hâlâ sessizce yaşadığını hatırlatan güçlü bir entelektüel direniş.
175.00 ₺ -
Bilim Ne Değildir
Bilim, her soruya cevap verebilir mi? Doğa bilimleri dışındaki bilgi türleri değersiz midir? Din ile bilim arasında kaçınılmaz bir çatışma mı vardır? Bilim tarihi, dinin bilime engel olduğunu mu göstermektedir? Din, toplumun düşmanı mıdır? Müslüman toplumların geri kalmış olmalarının sebebi İslam mıdır? Sekülerleşme çağında din, birey ve toplum için ne ifade etmektedir? Dinlerin sonu gelmiş midir? Türkiye’nin önemli sosyal bilimcilerinden Alper Bilgili, bu kitabında, eleştirel ve usta kalemiyle Yeni Ateizmin bu ve benzeri birçok iddiasını sorguluyor, tarihsel ve bilimsel kanıtlarla din ve bilim ilişkisine dair gerçekçi bir resim çiziyor. Güçlü argümanlarla desteklenen bu kapsamlı çalışma, bilim-din ilişkisi ekseninde yapılan tartışmaların ideolojilerin esiri olmaktan kurtarılmasına önemli bir katkı sunacaktır. “Alper Bilgili’nin Bilim Ne Değildir? adlı eseri, bilimin doğası, amaçları ve meşru sınırları üzerine yapılan popüler ve akademik tartışmalara Türkiye’den ciddi ve önemli bir katkı niteliğinde. Teorik fizikçi bir okur olarak, metindeki yaklaşım bana bir kuramsal fizikçinin, teoremleri analiz etmedeki titizliğini hatırlattı: ön kabulleri görünür kılmak, bu aksiyomların çelişki üretip üretmediğini sınamak, aksiyomlara dayanan çıkarsamaların doğal sonuçlarını güncel verilerle test etmek. Bilgili, aksiyom-sonuç zincirini adım adım kuran üslubu ve berrak yöntemiyle argümanları sağlam bir çerçevede sunuyor ve din-bilim tartışmasını ‘çatışma’ klişesinin ötesine taşıyor.” Prof. Dr. Emre Onur Kahya İTÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi
280.00 ₺ -
Ey Oğul İzahlı Tercümesi
Rivayete göre İmâm Gazzâlî (Rahimetullâh)ın öğrencilerinden biri, kendisinden pek çok alanda ilim tahsil etmiş olmakla beraber bu bilgilerden hangisinin âhiret için faydalı olacağını öğrenmek istemiş, bunun üzerine düşünür de bu öğrencisine hitaben "Ey Oğul" diye başlayan bölümlerden oluşan bu risâleyi kaleme almıştır. İmâm Gazzâlî (Rahimetullâh) eserinde öğrencisini çalışmaya, ibadete, nefsini arındırmaya teşvik eder. Öğrencinin sorduğu sorulardan bir kısmının manevi zevkle ilgili olduğu için açıklanamayacağını, bir kısmının ise İhyâu Ulûmid-din'de açıklandığını belirtir. Bu arada öğrencisine dört şeyi yapıp dört şeyden kaçınmasını tavsiye eder.
87.50 ₺ -
Düşünmenin Alfabesi
Eleştirel düşünme bir sonuç değil başlangıçtır. Eleştirel düşünerek daha doğru inançlara ve daha iyi davranışlara ulaşmayı hedefleriz. Günümüzün bilgi bombardımanı altında doğruyu yanlıştan ayırabilmek, sağlam argümanlarla düşünebilmek ve eleştirel bir bakış açısı geliştirebilmek her zamankinden daha önemli. Yasin Ramazan, Düşünmenin Alfabesi’nde akıl yürütmenin temellerini, mantıklı düşünmenin yöntemlerini ve eleştirel düşüncenin önündeki engelleri ele alıyor. Varsayımlar, inançlar, bilgi, argümanlar, safsatalar, bilişsel önyargılar ve rasyonel düşünme teknikleri gibi konulara odaklanan bu kitap, okuyucusuna daha tutarlı ve sağlam düşünme alışkanlıkları kazandırmayı amaçlıyor.
140.00 ₺ -
Araştırmanın Alfabesi
Akademik dünyaya adım atanlar, tez yazım sürecinde olanlar veya araştırma pratiğini geliştirmek isteyen herkes için kaleme alınan Araştırmanın Alfabesi, okura akademik düşünceyi bir kültür olarak nasıl içselleştirebileceğini gösteriyor. Araştırmanın doğasını, sistematik çalışma anlayışını, etkili okuma, not alma ve yazım tekniklerini ele alan bu kitap, akademik dünyada yolunu kaybetmiş ya da daha sağlam bir temel arayan herkes için pratik öneriler sunuyor. Yasin Ramazan, okuruna araştırma yaparken neler yapması gerektiğine dair hazır yöntemler sunmaktansa bu yolda nasıl bir anlayışla ilerlemesi gerektiğine dair içsel bir farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Akademik okuma-yazma pratiklerinin, uygularken öğrenileceği düşüncesine karşıt olarak bilgi ve tecrübe aktarımı yapıyor.
196.00 ₺ -
Darwin ve Osmanlılar
Evrim tartışmaları günümüzde ilgi çekmeye devam ediyor. Tarihte evrim, biyoloji dışı bağlamlarda nasıl tartışılmıştı? Örneğin Türkler 19. yüzyılda Darwin ve evrim teorisini nasıl karşıladılar? Osmanlı entelektüelleri evrim teorisine hangi anlamları yüklediler, ona nasıl bir misyon atfettiler? Darwin, Osmanlılar ve Türklerle ilgili neler düşünüyordu? Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasında İngiliz doğa bilimcinin rolü var mıydı? Darwin ve fikirleri Viktoryen İngiltere’de ne tür bir etki bıraktı? Galileo neden Kilise ile ters düştü? Kilise bilimle ilgili konularda sadece dinî motivasyonlarla mı hareket ediyordu? Nazım Hikmet’in şiirlerinde siyaset, bilim ve teknoloji nasıl buluştu? Alper Bilgili, okurlarını tarihte kısa bir yolculuğa çıkararak farklı dönemlerde yaşanan bilimsel gelişmelerin entelektüel dünyaya ve toplumsal yaşantıya etkilerini inceliyor. Bilim dünyasının pek de bilmediğimiz kültürel yansımalarını ilginç detaylar ve keyifli bir dille ortaya koyuyor, gündelik hayatta doğru bilinen yanlışlara cevap veriyor. Nihayetinde bilim, tarih ve kültürün kesiştiği ilgi çekici bir yazı dizisi sunuyor. Dr. Alper Bilgili’nin bilim tarihi yazılarının derlendiği Darwin ve Osmanlılar kitabı; basmakalıp, sığ ve mekanik klişeler etrafında tartışılan konularda derinlikli araştırmaya dayanan tahlil ve yorumlar yapmaktadır. Bu kıymetli, entelektüel bilim tarihi çalışması “İslâm düşüncesinin evrim kuramına yaklaşımı,” “Darwin’in Türkleri değerlendirmesi” ve “Galileo’nun din-bilim çatışmasındaki yeri” benzeri konularda yaygın kabul gören basmakalıp yorumları sorgulamakla kalmayarak tarih ve toplumsal gelişmeyi tarihselci, teleolojik ve mekanik şablonlarla açıklamaya çalışan Türk bilimciliğinin olguları bağlamlarından çıkararak araçsallaştırdığını da ortaya koymaktadır. -Prof. Dr. M. Şükrü Hanioğlu, Princeton Üniversitesi
192.50 ₺ -
6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri
Türkiye, devlet ve toplum olarak olağanüstü, çeşitli meydan okumaların iç içe olduğu ve zorlukların birbirini takip ettiği sert bir zaman diliminden geçiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 100. yaşında bir başka “Millî Mücadele hâli” olan bir “afetler zinciri” ile karşı karşıya kalmıştır. Coğrafyanın kaderiyle insanlığın kaderinin çatıştığı bu süreçte, ülke olarak ağır bir bedel ödedik. Bununla birlikte hasarların giderilmesi ve yaraların sarılması için 3 ay içerisinde devlet ve toplum olarak sarf edilen çabalar, yapılan faaliyetler, gösterilen dayanışma ve yardımlaşma, birlik ve beraberlik ruhu ve verilen emekler; nüfusunun 6’da 1’ini, coğrafyasının 7’de 1’ini ve illerinin doğrudan 8’de 1’ini etkileyen büyük bir felaket anında Türkiye’nin, devletin ve toplumun dayanıklılığını teyit etmiştir. Asla umutsuz değiliz: Hep birlikte iyileşeceğiz.9 saat arayla 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde, 6-7 km derinlikte ve yoğun yerleşim merkezlerinin hemen altında gerçekleşen ve toplamda 21 il ve 175 ilçede yıkımlara ve etkilere yol açan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri, birçok gelişmiş dünya ülkesinin yüzölçümünden daha büyük bir yüzölçümünü ifade eden 110 bin kilometrekarelik bir coğrafyayı doğrudan etkilemiş, on binlerce insanımızın ölümüne ve yüzbinlerce binanın yıkılmasına veya hasarlı olarak kullanılmaz hale gelmesine yol açmış, milyonlarca insanımız yer değiştirmek zorunda kalırken milyonlarca insanımız da çadır ve konteyner kentlerde yaşamaya başlamıştır.Türkiye, hem depremlerin büyüklüğü, şiddeti ve enerjisi, hem de bir afetinin etkileri açısından Cumhuriyet tarihinin en güçlü yıkımı ile karşı karşıya kalmış, gerçek anlamıyla “Asrın Felaketi” ve bunun getirdiği insanî, siyasî, sosyal, ekonomik, askerî ve egemenlik boyutlarında yansımaları olan çeşitli sorunlarla yüzleşmiştir.Raporumuzda, teorik yaklaşımlarımızı 14 günlük Deprem Bölgesi ziyaretinde edindiğimiz veri, bilgi ve gözlemlerle birleştirerek Kamu Yönetimi ve Sivil Toplum işbirliğine dayalı “Bütünleşik Afet Yönetimi Modeli/Sistemi” anlayışı kapsamında değerlendirdik. Sorumluluk bilinci olarak harekete geçme ilkemiz olan “Ben ne yapabilirim?” sorusu ile başlayan araştırmamızı “Bu felaketten daha iyi bir Afet Yönetimi için hangi dersler çıkarılabilir, neler yapılabilir, ne gibi adımlar atılabilir?” soruları ile genişlettik. Raporumuzdaki önerilerin; toplumsal eğitim, bilinç, zihniyet, yaklaşım, organizasyon ve uygulama dönüşümleri ile birlikte ülkemizin Yeni Afet Yönetimi Modeli/Sistemi için katkı verici olmasını diliyoruz.
126.00 ₺ -
Mukaddimenin Özü
Mukaddime’yi Okumadık Kimse Kalmasın Diye… Mukaddime’nin Özü, herkes Mukaddime’yi okusun ve okumayan kalmasın diye hazırlandı! Mukaddime’nin Özü, kesinlikle Mukaddime’nin özeti değildir. Mukaddime’nin Özü, İbn Haldun’u İbn Haldun veya Mukaddime’yi Mukaddime yapan bütün bölümlerin bir araya getirilmiş şeklidir. Mukaddime’nin Özü, günümüzde önemi veya geçerliliği kalmamış, okunmasının yararı olmayan bölümlerinin çıkarılmış hâlidir. Mukaddime’nin Özü’nde yer alan düşünceler, görüşler ve bilgiler, bütünüyle İbn Haldun’a aittir. Hiçbir özetleme yapılmamıştır. O yüzden Mukaddime’nin Özü’nü okuyan bir kimse, kendisinden emin bir şekilde ve çok haklı olarak “Mukaddime’yi okudum!” diyebilir. Mukaddime’nin Özü, daha önce yayımlanmış olan “Mukaddime: Evrensel Tarihe ve Toplum Bilimlerine Giriş” kitabından hareketle mütercim tarafından büyük bir titizlikle ve son derece özenle hazırlanmıştır.
350.00 ₺ -
Yavaşlamak
Hızla büyüyen dünyamız, aslında ekonomik krizler ve salgınlardan çok daha önce sonun eşiğine geldi. Uygarlığımızı son sürat ileriye taşıdığına inanılan teknolojik gelişmeler, yaygın kanının aksine gitgide yavaşlıyor. Nüfusumuzun büyüme hızı düşüyor. Gidişata bakıldığında mevcut yavaşlama, hızlanma beklentisine karşı büyük bir meydan okumayı ve bilinmeyene doğru bir adımı temsil ediyor. Fakat bu durum, kulağa korkutucu gelse de, insanlık ve gezegenimiz için bir umut ışığı olabilir. Danny Dorling, farklı disiplinleri bir araya getirdiği Yavaşlamak’ta küresel çapta tecrübe ettiğimiz yavaşlamanın faydalarına dair güncel ve alışılmışın dışında bir argüman ortaya koyuyor. İlk kez 1890’larda kullanılan ve temelde “daha yavaş ilerleme” anlamına gelen bu olguyu iklim, demografi, ekonomi, jeopolitik gibi disiplinler bağlamında inceliyor; analizini doğurganlık oranlarından banka kredileri ve toplumsal hareketlerin sıklığına uzanan bir veri çeşitliliğiyle zenginleştiriyor. Dorling, bu çalışmasıyla “Nasıl bir gelecek tasavvur etmeliyiz?” sorusuna sürdürülebilir bir cevap arıyor. “Çoğumuz, bir ilerleme kültü gözümüzü kör ettiğinden, Dorling’in açıkça ortaya koyduğu yavaşlamanın farkına varamıyoruz. Gerçek bir entelektüel olan Dorling, hayatta kalmayı başarırsak Dünya’nın daha yavaş –ve muhtemelen daha iyi– olacağını gösteriyor.” —Paul Chatterton “Dünya, istikrarlı ve ardından azalan nüfustan oluşan yeni bir ‘normal’e geçerken yavaşlayan büyüme hızının devasa zorluklarını zekice ortaya koyan Dorling’in iyimserliği bulaşıcı.” —Vicky Pryce “Güçlü, kışkırtıcı ve zamanın ruhuna uygun bir metin. Profesör Dorling, devasa kâr ve sermayeye yönelik özgürlüklerin yanı sıra, gitgide artan iş yoğunluğunun insanları ve gezegeni ayakta tutmaya yetmeyeceğini zekice ortaya koyuyor. Daha güçlü sendikalardan daha yeşil bir ekonomiye, bizi, daha ümitvar ve insancıl bir geleceği seçmenin yolları olduğuna ikna ediyor.” —Frances O’Grady
350.00 ₺ -
Mukaddime
İbn Haldun tarih felsefesinin, sosyolojinin, antropolojinin, iktisat biliminin, kısacası toplum bilimlerinin kurucu babası olarak kabul edilir. Mukaddime’si, dünyanın en önde gelen bütün entelektüellerince dikkatle okunan ve pek çok devlet başkanınca fikirlerine hayran olunan bir şaheserdir. Roger Garaudy, müslüman olmadan önce kaleme aldığı İslâm Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı eserinde, İbn Haldun’a on sayfadan fazla yer ayırır ve onu “Descartes’ın, Montesquieu’nün Öncüsü ve İslâm’ın Karl Marks’ı” olarak görür. Ünlü tarih felsefecisi Arnold Toynbee, “Hiç şüphesiz Mukaddime, kendi türünde, bugüne kadar hiçbir zaman, hiçbir yerde, hiçbir zihnin ortaya koyamadığı en büyük eserdir!” ifadesini kullanır. Engels, yaptığı toplum değerlendirmelerinde Mukaddime’den yararlanır ve “Hıristiyanlığın ilk dönem tarihine katkı” başlıklı makalesinde, İbn Haldun’un görüşlerinin çok özlü bir özetini sunar. BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan, “Sadece İbn Haldun ismi bile İslâm Tarihinin ne kadar parlak bir ilim çağı yaşadığının göstergesidir!” der. Arapça üç ayrı baskısından, Fransızca ve İngilizce tercümelerinden de yararlanılarak dilimize aktarılan bu Mukaddime’yi çok geniş kesimlerin daha iyi anlayacağını umut ediyoruz.
525.00 ₺ -
Kaos İçindeki Dünyada Kapitalizmi Yeniden Tasarlamak
Serbest piyasa kapitalizmi: İnsanlığın en büyük icatlarından biri, dünyanın en önemli refah kaynağı. Fakat bu başarının ardında, ödenen ağır bedeller var. Kapitalizmi yalnızca bir refah aracı olarak değil, aynı zamanda çevresel gerçeklerle, sosyal adalet çabasıyla ve gerçekten demokratik kurumların talepleriyle uyumlu bir sistem olacak şekilde kurgulamakta başarısız olduk. Servet daha önce görmediği kadar zirvede bir noktayı görürken gelir adaletsizliği derinleşiyor. Kapitalizm, gezegeni yok etmenin ve toplumu istikrarsızlaştırmanın eşiğinde. Ve harekete geçmek için oldukça kısıtlı bir zamanımız var. ‘İş’in tek amacının para kazanmak ve ‘kâr’ı maksimize etmek olduğu şeklindeki dünya görüşünü çürüten Harvard profesörü Rebecca Henderson’ın global şirketlerle yıllara dayanan çalışmalarından edindiği tecrübelerle ekonomi, psikoloji ve örgütsel davranış üzerine kaleme aldığı bu kitap, bize bir çıkış yolu sunuyor. Henderson, Kaos İçindeki Dünyada Kapitalizmi Yeniden Tasarlamak’ta kapitalizmin girdiği krizden nasıl kurtulacağını ve nasıl insanlara daha faydalı hale gelebileceğinin yol haritası çizip iş dünyasının tabularını sarsıyor. Bunu yaparken yalnızca olanı yıkmıyor, sürdürülebilir kalkınma için yeni bir ekonomik düzlem ve yeni bir işletme mantığı öneriyor. "Bu güçlü kitap, kapitalizmi yeniden tasarlamaya ve inşa etmeye yönelik bir eylem çağrısı. Piyasa ekonomisi verimlilik ve refah artışı özelliğini son kırk yılda yitirmeye başladı. Güç dengesinin büyük şirketler ve lobiler lehine değişmesi, temel düzenlemelerin yıkılması, şirketlerin ve çok-zenginlerin hayatın her alanında kendi yollarını bulma yeteneklerinin artması karşısında devletin yoksul vatandaşlarını koruma konusundaki isteksizliği, ABD ekonomisindeki gelir adaletsizliğinden ve düşük verimlilik artışından devleti genel olarak sorumlu yapar. Rebecca Henderson, piyasa sisteminin reforme edilebileceğini ve bunun şirketlere haksız yere zarar verilmeden yapılabileceğini savunuyor. Daha ahlaklı ve yenilikçi bir kapitalizm mümkün. Umut var!" —Daron Acemoğlu, Ulusların Düşüşü'nün yazarı "Bu kitap, amaç odaklı işletmelerin toplumumuzdaki hayati rolüne ve kapitalizmle demokrasinin en ivedi sorunlarımızı çözmek için nasıl yapıcı bir şekilde etkileşime girebileceğine dair önemli bir mesaja sahip." —Stanford İşletme Okulu "Kaos İçindeki Dünyada Kapitalizmi Yeniden Tasarlamak... Devletler, şirketler ve toplumlar arasında yeni bir uyum ve iş birliği dönemini teşvik ediyor." —Andrew Hill, Financial Times
262.50 ₺ -
İkondan Kanona: Kültür İle Medeniyet Arasında
Hep yakınırız Türkiye’de güçlü bir sanat, edebiyat eleştirisi ve kuramı olmadığından! Kanonların “mahalli” olduğu bir toplumda sanat, edebiyat eleştirisine neden ihtiyaç olsun? Edebiyatın ideolojiye indirgendiği bir zeminde, okuma tercihlerinin tamamen politik olduğu bir ortamda eleştiri ve kuram olmaması, hatta olsa bile onlara dönüp bakanın olmaması doğaldır. Besim F. Dellaloğlu, İkondan Kanona: Kültür ile Medeniyet Arasında’da bir sosyolog olarak üzerinde çok durulan fakat çözülemeyen kavramlar üzerinden bir Türkiye panoraması çiziyor. Kültür ve medeniyet ekseninde Türkiye’de neden kanon oluşmadığını okurla birlikte sorguluyor. Kültür, medeniyet, kanon, ikon, modernlik, modernleşme, aydın, entelektüel, akademi, sosyal medya, laiklik, muhafazakârlık gibi ihtilaflı meselelere Türkiye merkezli karşılaştırmalı yorumlar ve tespitler getirerek meselelerin nasıl yanlı/ş yorumladıklarını örnekleriyle anlatıyor, iç içe geçmiş kavramların röntgenini çekiyor. Dellaloğlu, İkondan Kanona: Kültür ile Medeniyet Arasında’yla “okuryazar”ların zihin masasında yer bulması elzem yol haritalarına bir yenisini ekliyor.
245.00 ₺ -
Cihad ve İsyan
Bugün cihad denince aklımıza ilk olarak IŞİD ve El-Kaide gibi örgütler geliyor. Cihad düşüncesini ilk olarak otomatik tüfeklerle ve canlı bombalarla eşleştiriyoruz. Ancak cihad, bugün televizyonlarda izlediğimiz halinden çok daha farklı ve kapsayıcı bir düşünce. Aslında cihad fikri, İslamiyet’in temel yapıtaşlarından biri. Ergün Yıldırım da cihadı, bugünkü kargaşanın dışına çıkararak önce düşünsel, sonra tarihsel, sonra da toplumsal açılardan ele alıyor. Tarih içerisinde cihad düşüncesinin gelişiminde iz sürerken, bugün sıklıkla birbiri yerine kullanılan Haricilik, Selefilik ve Vehhabilik kavramlarını da ustaca işliyor ve cihad hareketlerini anlamak isteyen okuyucular için hem tarihi hem düşünsel bir perspektif sunuyor. Ergün Yıldırım’ın çalışmasını özel yapan bir diğer unsur da, cihadın toplumsal temelleriyle ilgili sözler söylüyor olması. Tarih içerisindeki cihad hareketlerinin genetiğine bakan Yıldırım, bu hareketler içerisinde genetik ortaklıkları ve temel farklılıkları geniş perspektifi sayesinde kolayca teşhis edebiliyor. Kısacası, Ergün Yıldırım bugün ancak şiddetle özdeşleştirebildiğimiz cihad kavramını tam olarak anlamamızı ve bugünkü pratik örneklerine daha sağlıklı bir zihinle bakabilmemizi sağlıyor. Cihad ve İsyan, cihad hareketlerini anlamak isteyen ve içinde yaşadığımız politik dünyayı merak eden herkesin okuması gereken bir kitap.
122.50 ₺ -
Sosyolojik Nazar
Sosyolojik Nazar, Besim F. Dellaloğlu’nun Gazete Duvar’da kaleme aldığı yazılarından oluşuyor. Yazar, bu derlemesinde bir sosyolog olarak gündelik kavramlar üzerinden bir Türkiye resmi çiziyor. Mevcut mahalli zihniyetlerin hangi tutumlar, hangi kavramlar üzerinden meseleleri, nasıl yanlı/ş yorumladıklarını örnekleriyle anlatıyor. Bu kitapta sağdan, soldan, medeniyetten, kültürden, üniversiteden, akademiden, aydından, entelektüelden, televizyon dizilerinden, futboldan, hakemlerden, yürüyen merdivenlerden, pizzadan, lahmacundan, çaydan, kahveden, rakıdan, şaraptan söz ediliyor. Ama sonuçta bütün bunlar Türkiye resmini tamamlıyorlar. Yazar, kendi hapishanelerimizden dışarıya doğru, kamuya doğru düşünce pencereleri açıyor. Evet, hayat organiktir. Toplum ilişkiseldir.
262.50 ₺ -
Popüler Dindarlık
İnsanın inanma arzusu o kadar kuvvetlidir ki, zaman içinde dinin formel bilgilerinin yanında başka ritüeller ortaya çıkmaya başlar. Böylece, kitabi dinin yanında bir de halkın muhayyilesinde ve geleneğinde yüzyıllardır varlığını sürdüren inanış biçimleri ve yeni ritüeller doğar ve bunların tamamı bir bütün olarak “yaşayan din” olgusunu meydana getirir. Özellikle ülkemizde, gündelik hayatın din ile iç içe geçtiği yerlerden biri de türbelerdir. Dünyada çok farklı örnekleri de olan bu yerler, insanlar için ruhen rahatlama ve kutsal mekân arayışı ihtiyaçlarına karşılık veren birer umut kapısı. İlginç ritüellerin gözlemlendiği, çeşitli menkıbelerin anlatıldığı bu ziyaretgâhlar sadece insanla kutsal arasında bağ kurmuyor, aynı zamanda adeta bir terapi ve sosyalleşme mekânı olarak insanlara rahatlatıcı etkiler de sunuyor. Ali Köse ve Ali Ayten, sosyal bilimler anlamında farklı okumalara kapı aralayan ve ülkemizde de çok yaygın olan bir inanç fenomeninin dünyadaki benzer örnekleriyle ilişkisini kurarak bu olgunun adeta fotoğrafını çekiyorlar.
238.00 ₺ -
Türk Muhasebe Filozofları
Bir bilimin felsefesi varsa filozofu da olmalıdır. Muhasebe 1876 yılından beri bilimdir. Muhasebe Felsefesi ismini taşıyan ilk kitap ise 1907 yılında yazılmıştır. O hâlde muhasebe felsefesiyle ilgilenmiş çok sayıda muhasebe filozofu olmalıdır. Muhasebenin teorik ve pratik yönlerine katkı sunmuş filozofları, düşünürleri, aydınları, mütefekkirleri, münevverleri, entelektüelleri, reformistleri, üstadları, eğitimcileri veya adına ne derseniz deyin. “Kim bu insanlar, nerede yaşamış, neler düşünmüş, neler yazmış, nelerle dertlenmiş? Hangi ideallerin peşinden gitmiş, hangi ülkülerle cedelleşmiş, hangi rüyaları görmüş, ne fedakârlıklarda bulunmuş, devletlerin mali sistemlerine, işletmelerin finansal durumlarına ve nihayet ulaştığımız şu uygarlığa nasıl bir katkı sunmuş?” derseniz maalesef bu soruları yanıtlamak uğruna bütünsel bir çalışma yapılmamıştır. Hatta muhasebe ve filozof sözcükleri Türkçemizde yan yana bile gelememiştir. İşte bu kitap, hiç irdelenmemiş söz konusu sorulara odaklanarak kayıp bir dünyanın gizemli kahramanlarının izinden gitti. Günün sonunda otuz iki muhasebe filozofuyla geri dönerken sadece Orta Doğu coğrafyasındaki limanlara uğradı. Yazma imkânı olursa ikinci seyahatte de Avrupa ve Amerika’da yetişmiş muhasebe filozofları keşfedilecektir.
350.00 ₺ -
Zamanın İçinden Zamanın Dışından
Vicdan bendeki ötekidir. Hatta tüm ötekilerdir. Ben'in tüm ötekileri içinde hissetmesidir. Vicdanın olmadığı yerde her şey artık bir kuru gürültüdür. [...] Hakikat duygusu, bizim ideolojimiz dışında birinin söylediği bir cümlede hakikate dair bir şey varsa eğer onun hakkını teslim etmemizi sağlayan şeydir Besim F. Dellaloğlu Zamanın İçinden Zamanın Dışından: Gelenek ve Modernlik Arasında’da bir sosyolog olarak gündelik kavramlar üzerinden bir Türkiye panoraması çıkarıyor. İdeolojik mahallelerin hangi kelimeler ve kavramlar üzerinden meseleleri nasıl yanlı/ş yorumladıklarını örnekleriyle anlatıyor, iç içe geçmiş kavramların röntgenini çekiyor. Modernlik, çağdaşlık, gelenekselcilik, ilericilik, laiklik, muhafazakârlık, felsefe, sanat gibi gerçek anlamını pek merak etmediğimiz fakat kullanmayı çok sevdiğimiz “şık” kavramları nasıl ve neden sadece şeklen benimsediğimizi okurla birlikte çözmeye çalışıyor, medeniyet üretemememizi sorguluyor. Zamanın İçinden Zamanın Dışından: Gelenek ve Modernlik Arasında, “okuryazar”ların zihin masasında yer bulması elzem bir yol haritası.
262.50 ₺ -
Modernleşmenin Zihniyet Dünyası
"Sonuç olarak, Tanpınar ile ilgili bir kitap yazma niyetimin Türkiye ile ilgili bir kitap yazmakla sonuçlandığının farkındayım. Bir anlamda Tanpınar’a haksızlık ettiğimi de düşünmüyor değilim. Ama yine de beni en iyi Tanpınar’ın anlayacağını sanıyorum. Çünkü bu memleketin nasıl “dominant” bir memleket olduğunu en iyi Tanpınar bilir. “Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor”, diyen Tanpınar değil miydi? Tanpınar’ın derdi memleket değil miydi? Dostları tarafından bile “Kırtipil Hamdi” diye anılan Tanpınar sanırım bu kitabın son cümlesini duysaydı çok sevinirdi. Tanpınar Türkiye’dir!" Besim Dellaloğlu, Modernleşmenin Zihniyet Dünyası'nı Tanpınar imgesiyle anlatıyor, Türk aydınlanmasının anahtar kelimelerini gösteriyor.
210.00 ₺ -
Mukaddime (Ciltli)
İbn Haldun tarih felsefesinin, sosyolojinin, antropolojinin, iktisat biliminin, kısacası toplum bilimlerinin kurucu babası olarak kabul edilir. Mukaddime’si, dünyanın en önde gelen bütün entelektüellerince dikkatle okunan ve pek çok devlet başkanınca fikirlerine hayran olunan bir şaheserdir. Roger Garaudy, müslüman olmadan önce kaleme aldığı İslâm Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı eserinde, İbn Haldun’a on sayfadan fazla yer ayırır ve onu “Descartes’ın, Montesquieu’nün Öncüsü ve İslâm’ın Karl Marks’ı” olarak görür. Ünlü tarih felsefecisi Arnold Toynbee, “Hiç şüphesiz Mukaddime, kendi türünde, bugüne kadar hiçbir zaman, hiçbir yerde, hiçbir zihnin ortaya koyamadığı en büyük eserdir!” ifadesini kullanır. Engels, yaptığı toplum değerlendirmelerinde Mukaddime’den yararlanır ve “Hıristiyanlığın ilk dönem tarihine katkı” başlıklı makalesinde, İbn Haldun’un görüşlerinin çok özlü bir özetini sunar. BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan, “Sadece İbn Haldun ismi bile İslâm Tarihinin ne kadar parlak bir ilim çağı yaşadığının göstergesidir!” der. Arapça üç ayrı baskısından, Fransızca ve İngilizce tercümelerinden de yararlanılarak dilimize aktarılan bu Mukaddime’yi çok geniş kesimlerin daha iyi anlayacağını umut ediyoruz.
630.00 ₺ -
Cehalet Tutkusu
Bilginin ve bilgiye ulaşma yollarının yeniden tanımlandığı günümüzün hakikat sonrası, post-endüstriyel dünyasında gerçekle yalanı ayırt etmek zaman zaman imkânsız hale geliyor, bu da kasıtlı olarak bilmemeyi seçen insanların sayısının gitgide artmasına neden oluyor. Filozof, sosyolog ve hukuk teorisyeni Renata Salecl Cehalet Tutkusu’nda, insanlık durumunun daima bir parçası olduğunu savunduğu “cehalet”i ve bağlantılı olarak “inkâr” kavramını masaya yatırıyor; hem travmatik bilgiye ulaşmaktan kaçınan insan doğasını hem de ideolojik mekanizmaları sekteye uğratacak bilgiyi inkâr yollarını insanlık durumu üzerinden açıklıyor. Kasıtlı cehaletin bilhassa kriz anlarında olumlu bir yanının da olabileceği fikrini dile getiriyor; cehaletin güce nasıl dönüşebileceğini disiplinlerarası örneklerle aktarıyor. Felsefeden, psikanalitik ve sosyal teoriden, popüler kültürden ve kendi deneyimlerinden yola çıkıp Lacan, Foucault, Claude Lévi-Strauss gibi isimlerin argümanlarına referanslarda bulunarak cehaletin sosyal ve psikolojik nedenlerini inceliyor; cehalet tutkusunun aşktan hastalığa, travmadan genetiğe, adli tıptan büyük veriye kadar hayatımızın pek çok alanını nasıl etkilediğine dikkat çekiyor. “Cehalet veya inkârın sosyal ve psikolojik motivasyonlarıyla sonuçlarının kapsamlı bir incelemesi... Sahte haberlerin, propagandaların, siyasi söylemlerin ve tartışmaların medyaya hâkim olduğu bir zamanda, Salecl’ın analizi her birimize ‘cehaleti ve inkârı benimsemek’ için aldığımız kararlar hakkında düşünmenin yeni bir yolunu sunuyor.” –Kirkus Reviews “Yeni yeni filizlenen cehalet araştırmaları alanına değerli bir katkı... İncelikli ve zorlayıcı.” –Linsey McGoey, The Philosopher “Renata Salecl bu az ve öz, incelikli kitapta günümüzün yaygın cehalet tutkusunu ve bunun toplumun pek çok farklı düzeyinde nasıl işlediğini araştırıp belgeliyor. Son derece anlaşılır ve taze bir üslupla kaleme alınan kitap, pek çok insanın hayatına dokunan örnekler üzerinden bilmeme çabamızı analiz ediyor.” –Darian Leader
196.00 ₺ -