-
Firavun Mantığı
Onlar uğursuz saydıkları kurtarıcılarını öldürerek kurtulacaklarını sandılar; bunu başaracak göçleri de vardı, yapabilecekleri her şeyi yaptılar. Böylece başlarında bir uğursuzluk olmayacak, kendi kurdukları sapık düzenleri devam edecekti… Her şey planladıkları gibi giderken, ne bir salgın hastalığa uğrayıp hırpalanarak güç kaybettiler, ne de bir ordu saldırısına uğrayıp yok oldular; onların helak olmalarına sadece bir ses yeterli oldu. İşte inkâr ettikleri, bir türlü kabule yaklaşmadıkları Yüce Yaratıcının gücü öyle bir güçtü ki, onların hazırladıkları orduları, kurdukları planları, kullandıkları mantıkları, hazırladıkları köşkleri, donattıkları villaları bu Yüce Güç karşısında bir işe yaramadı, yaramıyor ve yaramayacaktır. Tarihin derinliklerinde kaldığı zannedilen inkâr planları, köhne söylemleri, köksüz mantıkları Kur’an’la güncelleşip günlük hayattaki yerini alarak günümüzde de devam etmektedir, bunun farkına varabilmek için insanlık O yüce Allah tarafından bütün donanımlarıyla hazırlanmış ve tercihleriyle karşı karşıya getirilmiş, dileyen dilediğini seçmekte serbest bırakılmıştır.
180.00 ₺ -
6 Asırlık Devlet 6 Yılda Nasıl Yıkıldı
Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu’nun yeni kitabı 6 Asırlık Devlet 6 Yılda Nasıl Yıkıldı? Nesil Yayınları arasındaki yerini alıyor. Ebubekir Sofuoğlu bu kitabında Osmanlı Devleti’ni yıkıma götüren son 6 yılı; eleştirel bir tarzda, araştırmalarla destekleyen bir üslupla kaleme alıyor. Osmanlı’nın yıkılışındaki faktörler bu kitapta derinlikli olarak irdeleniyor. Önemli incelemeler, okumalar ve tahlillerle bu kitap kıymetini ve önemini artıran bir tarzda sunuluyor. Balkan Savaşları’nın, 31 Mart İsyanı’nın, I. Dünya Savaşı’nın Osmanlı Devleti’nin yıkılış sürecine olan etkilerini bu eserde okuyacaksınız. Osmanlı’nın yıkılışında etkili olan dış organizasyonların yanı sıra içerideki iş birlikçi faaliyetlerde bulunanlara da bu eser temas etmeden geçmiyor. Akla gelebilecek pek çok aykırı sorunun cevabını bu kitapta bulacaksınız. Osmanlı’yı yıkılışa götüren faktörler nelerdi? Osmanlı’nın yıkılışında etkin rol oynayan karakterler kimlerdi? Osmanlı’nın yıkılması yolunda kimler nasıl hazırlıklar yaptı? Balkan Savaşları’nın, 31 Mart Olayı’nın ve I. Dünya Savaşı’nın Osmanlı’nın yıkılışındaki etkisi nelerdi? Peki, Türkiye Cumhuriyeti de aynı sona maruz kalabilir mi?
24.50 ₺ -
365 Kuran Kelimesi
Bizler bir gecede cahil bırakılmış, sistematik ve planlı bir gayret ile ecdadı ve Kur’anıyla arasındaki bağlar kopartılmaya çalışılmış bir millete mensubuz. Elli sene önce kullanılan dil bugün kullanılan dil arasındaki feci seviye kaybına bakarak şunu fark etmemiz gerekiyor: Dilimizi koruma ve kollama gayretine girmeye mecburuz. Bir yerde durmak, bir dayanak noktası bulmak ve “bu noktadan geriye düşmememiz gerekiyor” demek zorundayız. Bunun için de önce dilimize ne yapıldığını anlamamız gerekiyor. Dilimize yapılan bellidir. Türkçemizin İslam’la, Kur’an’la irtibatı kopartılmaya çalışılıyor. Dilimizi muhafaza etmek, onunla Kur’an arasındaki tam bin senedir dokunmuş o rabıtayı korumak istiyorsak yapacağımız sabit bir noktada direnmektir. O sabit nokta ise Kur’anımızdır. Kur’an kelimelerini yaşadığımız, yaşattığımız, müdafaa ettiğimiz, öğretip, öğrendiğimiz müddetçe dilimizi muhafaza etmiş olacağız. Dilimizi muhafaza edersek kendimizi muhafaza edeceğiz. İddiamızı, rüyamızı, derdimizi, nereden gelip nereye gittiğimizi başkalarından öğrenmek zorunda kalmayacağız. Kur’anımız sadece hayatımız için değil, dilimiz için de yapışıp ayrılığa düşmediğimiz, sarılıp kurtulduğumuz sağlam bir ip olacak. Ey Kur’anını seven, diline itina gösteren ve bu ikisinin arasındaki irtibatı gören ve anlayan kardeşim! Yapılanlar canını mı sıkıyor, oturup kalmak gücüne mi gidiyor? Dildeki tahribata karşı bir şeyler mi yapmak istiyorsun? Dedenle, kitabınla aranı açmak isteyenlere “dur” demeye ne dersin? Yapacağın çok basit bir şey var. Sana 365 Kur’an kelimesi veriyoruz. Bugünden tezi yok her gün bir kelimeyi öğren. Bir senenin sonunda gönlün ve zihnin Kur’an kelimeleri ile şenlendiğinde sen Kur’an’la irtibat noktasında çok farklı bir yerde olacaksın. Bu yer Rabbimizin, milletimizin ve ecdadımızın sevdiği, istediği, beğendiği ve fakat dil uydurukçularının hiç arzu etmediği bir yer olacak, bundan hiç şüphen olmasın.
401.50 ₺ -
Osmanlı Türkçesi Ve Tarihi Derinliği
Türk Dilinin en son, en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi’dir. Nitekim bu şive sadece Türkler için değil, bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir. Zira o sadece bir milletin değil, bir medeniyetin vazgeçilmezidir. Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi âdetâ dayatmaktadır. Mâlumdur ki, harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir. Ancak son iki-üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengâma denk gelmiştir. Her ne kadar Batı, Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de, özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir. Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir. Bugün bizde mâziye sahip çıkma isteği, milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir. Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir. Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır. Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans’ı nasıl başardı iseler, biz de Osmanlı Türçesi’ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz. Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere, müzelelere, hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız. Bu çalışmayı yapmakdaki gaye; dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak, evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır. Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır. Bu çalışma işin başıdır, eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir.
270.00 ₺ -
Dinde Deformistler 2
Değerli okuyucu! Din âlimi görüntüsündeki bazı kimseler, eskiden beri bilinen ve yaşanan İslamın yanlış olduğunu, bu yanlışlığı da kendilerinin düzelteceğini söylüyorlar. Peygamberimiz’in ümmetini, hiç bir ayırım yapmaksızın toptan yanlış inanca sahip olmakla suçlayarak, bu ümmetin “Eski sapık ve putperest topluluklar gibi olduğunu” söyleyebiliyorlar. Peygamberimiz’in, “Bir nur kaynağı olamayacağını” ve “Peygamberimiz’le diğer insanlar arasında fark olmadığını” söyleyebiliyorlar. Hâşâ, “Allah’ın, iki yüzlü bir Roma putu olduğunu” ve “Peygamberimiz’in normal bir ruh yapısına sahip olmadığını” söyleyen ve İslamın 5 şartından biri olan hac hakkında, “En mantıksız bir eylem” diyen bir sapığı, “İdeal müslüman” olarak gösteriyorlar. “Kur’an’ın, bütün insanların müslüman olmasını hedeflemediğini” ve “Allah’ın müşrikleri de affedebileceğini” söyleyebiliyorlar. Bunun gibi, İslama zıt daha nice tehlikeli sözler… Okudukça şoktan şoka gireceğiniz bu kitap, işte bu sözleri söyleyenleri tanıtmak için hazırlandı. Tehlikenin büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için, elinizdeki eserin başındaki “Bu kitap hakkında” başlıklı kısa yazıya da bir göz atmanızı önemle tavsiye ederiz… Ali EREN - Dinde Deformistler 2.Cilt
210.00 ₺ -
Dinde Deformistler 1
Değerli okuyucu! Din âlimi görüntüsündeki bazı kimseler, eskiden beri bilinen ve yaşanan İslamın yanlış olduğunu, bu yanlışlığı da kendilerinin düzelteceğini söylüyorlar. Peygamberimiz’in ümmetini, hiç bir ayırım yapmaksızın toptan yanlış inanca sahip olmakla suçlayarak, bu ümmetin “Eski sapık ve putperest topluluklar gibi olduğunu” söyleyebiliyorlar. Peygamberimiz’in, “Bir nur kaynağı olamayacağını” ve “Peygamberimiz’le diğer insanlar arasında fark olmadığını” söyleyebiliyorlar. Hâşâ, “Allah’ın, iki yüzlü bir Roma putu olduğunu” ve “Peygamberimiz’in normal bir ruh yapısına sahip olmadığını” söyleyen ve İslamın 5 şartından biri olan hac hakkında, “En mantıksız bir eylem” diyen bir sapığı, “İdeal müslüman” olarak gösteriyorlar. “Kur’an’ın, bütün insanların müslüman olmasını hedeflemediğini” ve “Allah’ın müşrikleri de affedebileceğini” söyleyebiliyorlar. Bunun gibi, İslama zıt daha nice tehlikeli sözler… Okudukça şoktan şoka gireceğiniz bu kitap, işte bu sözleri söyleyenleri tanıtmak için hazırlandı. Tehlikenin büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için, elinizdeki eserin başındaki “Bu kitap hakkında” başlıklı kısa yazıya da bir göz atmanızı önemle tavsiye ederiz… Ali EREN - Dinde Deformistler 1.Cilt
210.00 ₺ -
Osmanlının Kalbini Bekleyenler
Tarihi günümüze taşıyan üslubuyla herkese sevdiren Talha Uğurluel, Osmanlı’nın Kalbini Bekleyenler kitabıyla Osmanlı’yı Osmanlı yapan kişileri, asırları aşan hayat hikâyeleriyle anlatıyor. Bu kitapta kimler mi anlatılıyor? İstanbul’un asırlardır atan kalbi Ebu Eyyub el-Ensarî’den Semerkand’dan gelen dâhi Ali Kuşçu’ya, III. Ahmed’in musahibi İstanbul’a birçok hayır eseri kazandıran Beşir Ağa’dan krallara taç giydiren Lala Mehmed Paşa’ya, ilk Balkan savaşını kazanan Gazi Ethem Paşa’dan Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa’ya, masallardaki prenseslere benzemeyen prenses Adile Sultan’dan eşleri gurbette ölen Saliha Sultan’a, Bosna dağlarından gelen Sokullu Mehmed Paşa’dan feraset sahibi sadrazam Semiz Ali Paşa’ya, eser üzerine eser veren Feridun Ahmed Paşa’dan Zor Günlerin Padişahı Mehmed Reşad Han’a kadar Osmanlı’nın birbirinden kıymetli birçok devlet ve siyaset adamı, ilim adamı, sultanı ve padişahının genç nesillere örnek yaşantıları ve hâlâ içimizde yaşayan kabirleriyle bize anlattıkları... Talha Uğurluel, her biri Osmanlı’nın farklı dönemlerinde yaşamış, kalpleri hep “İslam ve Osmanlı” diye atmış birbirinden güzel bu kişilerin hayatlarını, bilinmeyen yönlerini, bu vatan uğruna verdikleri mücadeleleri, kısa bir Osmanlı tarihi tadında okuyucusuna sunuyor...
108.50 ₺ -
Arzın Kapısı Kudüs
Kitapları, televizyon programları ve gezileriyle binlerce insanı keyifli bir tarih yolculuğuna çıkaran Talha Uğurluel anlatıyor. Arzın Kapısı Kudüs ilk defa kullanılan fotoğraflar ve şehir haritasıyla sizi şehrin damarlarında gezdiriyor, tam bir görsel şölen sunuyor. Kudüs… Dünyada hiçbir şehir dinler tarihi açısından Kudüs’le yarışamaz. Üç semavi dinin de bu beldeyi aziz tuttuğunu, onun için mücadele ettiğini biliyoruz. Ya bilmediklerimiz… Anlatılmayanlar… Görülmeyenler… *İsrailoğullarını Kudüs’e taşıyan peygamber kimdi? Hz. Musa Kudüs’ü görmüş müydü? * Hz. Süleyman’ın kabri nerede? *Mardinli Artuk Bey’in Kudüs’te ne işi vardı? Kudüs Türk hâkimiyetinde neler yaşadı? *Selahaddin Eyyubi’nin Kadınlar Mescidi geçmişte Tapınak Şövalyeleri’nin yönetim merkezi miydi? *Osmanlı’yı arkadan vuran Şerif Hüseyin ve oğullarının akıbeti ne oldu? *Hitler, Yahudi sürgünü fikrini Roma İmparatoru Hadrian’dan almış olabilir miydi? *Filistin devletinin temellerini atan, Çanakkale gazisi Muhammed Emin el-Hüseyni Türkiye’ye neden kaçak girmek zorunda kaldı? Bu kitabı okuduğunuzda Taht-ı Süleyman’dan Antonia Kulesi’ne, Mescid-i Aksa’dan Kubbetü’s-Sahra’ya birçok mekânı görmüş gibi olacaksınız. Tallha Uğurluel, Arzın Kapısı Kudüs, Timaş Kitap, 978-605-08-2425-4
350.00 ₺ -
Derin Cinayetler - Cumhuriyet'in Karanlık Yılları
Cumhuriyet’in ilk yılları, bugüne kadar aydınlanmamış/aydınlatılamamış, kaza ya da intihar süsü verilmiş şaibeli cinayetlerle doludur. Her nedense bu cinayetlerin çözülmesi için fazla çaba gösterilmemiş; tarihçiler bu cinayetleri çoğu zaman görmezden gelmiştir. - Atatürk’ün sofra arkadaşları olarak bilinen Huzur-ı Mutat Zevat kimlerden oluşuyordu? - İttihat ve Terakki’den Huzur-ı Mutat Zevat’a uzanan yolda komitacılık nasıl bir değişim geçirmiştir? - Mustafa Kemal Paşa’nın bu faaliyetlerden haberi var mıydı? - Eski Karakol Cemiyeti üyesi Yahya Kaptan nasıl öldürüldü? - Topal Osman’ın Sivas Kongresi muhaliflerini tasfiyesiyle başlayan faaliyetleri nasıl devam etmiştir? - Millî Mücadele liderliği konusunda Mustafa Kemal Paşa’yla hangi önemli komutan nasıl mücadele ediyordu? - Trabzon’daki İttihatçı yapılanmanın en önemli isimlerinden Yahya Kâhya nasıl öldürüldü? - İstanbul’dan Anadolu’ya yapılan silah ve cephane sevkiyatında canla başla çalışan Ali Şükrü Bey neden ve kim tarafından öldürüldü? - Fikriye Hanım intihar mı etti, öldürüldü mü? Fikriye Hanım’ın ölümünün üzerindeki sır perdesi yıllar sonra nasıl aralanıyor? - Kılıç Ali’nin önderliğinde Recep Zühtü ve diğer Huzur-ı Mutat Zevat, Kâzım Karabekir’i hangi yöntemlerle susturmayı denemişlerdi? Doç. Dr. İsmail Akbal, Derin Cinayetler’de, Türk siyasal hayatında, komitacı ve komitacılık adıyla yer alan kavramlardan hareketle Mustafa Kemal Paşa’nın çevresini kuşatan, hep sofrasında olan ve illegal faaliyetler yürüten Huzur-ı Mutat Zevat’ın karıştığı olayları ve cinayetleri inceliyor. Akbal’ın Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Arşivi, TBMM Arşivi gibi arşivlerle birlikte, konuyla alakalı tüm kaynak kitapları ve gazeteleri inceleyerek ortaya koyduğu bu eser, yakın tarihin en karanlık dönemini aydınlatıyor.
238.00 ₺ -
Modern Ezberlerin Sonu
Modern zamanların ezberleri arasında herhalde en etkilisi, bilim ve din ile ilişkili olanlardır. Din ile bilimin çatıştığı tezi, bu ezberlerin ilkidir. Dinin ‘dogma,’ bilimin ise ‘en hakiki mürşid’ olduğu, bir diğeridir. Evrim teorisinin ispatlanmış gerçek, ateizmin bilimselliğin zorunlu sonucu olduğu, yine bu ezberlerden ikisidir. Bu modern ezberlere göre, ‘inanmak’ dindarların, ‘düşünmek’ inanç- sızların işidir. Modern ezberciler, düşünerek inanma gibi bir seçeneğe kapalı oldukları gibi, ‘ateizme inanma’ gibi bir olguya da kapalıdırlar. Newton başta olmak üzere, büyük bilim adamlarından birçoğunun aynı zamanda Allah’ın varlığına ve birliğine inanan insanlar olduğu gerçeğine de… Elinizdeki kitap, bilim, din ve ateizme dair, bir ‘düşünce meselesi’ olmaktan ziyade ‘inanç meselesi’ olagelmiş bütün bu modern ezberleri masaya yatırıyor. Kitabın sayfaları arasında ilerlerken, modern maddeci bilimsel anlayışa karşı, ‘post-materyalist’ bir bilimin ayak seslerini siz de işiteceksiniz...
10.50 ₺ -
İslam’ın Altın Çağında İlim
Hira’da gelen ilk vahyin üzerinden çeyrek asır geçtiğinde bütün Arabistan İslam’a teslim olmuş; yüzyıl geçtiğinde ise İslam Mağrib’den, hatta İspanya’dan Maveraünnehr’e kadar çok geniş bir coğrafyaya yayılmış haldeydi. Asr-ı Saadet’i takip eden bu asırlar, İslam’ın ışığının bir medeniyet suretinde kendisini bütün dünyaya tanıttığı asırlar olageldi. Elbette, Hira’da gelen ilk emrin; ve bir bütün olarak Kur’ân’ın ve hadislerin ışığında… Elinizdeki kitap, ‘İslam’ın Altın Çağı’ diye de tanımlanan bu dönemde, Müslüman dünyanın ilim ve eğitim alanında sergilediği göz kamaştırıcı manzarayı bütün ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. Öğrenci merkezli, özgürlükçü, çoğulcu, fırsat eşitliğine dayalı eğitim-öğretim sisteminin esaslarını, kurumlarını, kaynaklarını, müderris ve öğrenci profillerini incelikle ve ustalıkla gösteriyor. İslam’ın Altın Çağında İlim, aynı zamanda modern pedagojiye ve ülkemizin eğitim sistemi arayışlarına cevaplar da içeren bir kitap olarak, öğretici muhtevasıyla vazgeçilmez bir kaynak niteliğinde…
21.00 ₺ -
Tarih Aynasında Ziya Gökalp
Bu eser, sadece bir şahsa değil, bir devre ayna tutuyor. Zira Ziya Gökalp, yaşadığı dönemin kültürel ve ideolojik kara kutusudur. İttihatçıların akıldânesi, Cumhuriyet devrinin de fikir babasıdır. Felaketli bir geçiş döneminin çalkantıları içinde bata çıka düşünmüş, alelacele araştırmış ve çokça yazmıştır. Rakipsiz resmî ideolog olarak, karar mekanizmalarını etkilemiştir. Dolayısıyla, geçmişten günümüze kalmış birçok içtimai yanlışta onun imzası vardır. Bu sebeple onu tanımadan yakın tarihimizi ve hatta bugünümüzü doğru anlamak mümkün değildir.
130.00 ₺ -
YAVAŞLA Kemal Sayar
Büyüğün küçüğü yendiği bir dünyadan, hızlının yavaşı yuttuğu bir dünyaya doğru gidiyoruz. Afrika sözünde söylendiği gibi, “O kadar hızlı gidiyoruz ki ruhlarımız arkada kalıyor.” Kemal Sayar, daha akıllı telefonların, daha hızlı internetin ve daha hızlı otomobillerin çağında yaşayan bizlere, üzerinde “Yavaşla!” yazan bir tabela gösteriyor âdeta. Hatırlamanın, o geniş şimdide yani anda olmanın, yavaşlığın keşfi ve keyfini sürmenin erdemleri üzerinde düşünmeye çağırıyor bizi. Herkesin zamansızlıktan yakındığı bu çağda; hız yapmanın zaman kazandırmadığını, o hızla benliğimizden, sevdiklerimizden ve biricik hayatımızı duyumsayarak yaşamaktan uzaklaştığımızı anlatıyor. Modern hayatın baş döndürücü hızından uzaklaşmak ve sevdiklerinin gözlerinin içine bakmak isteyenler için, bir kılavuz kitap. Baskı üstüne baskı yaparak çok sayıda okura ulaşan Yavaşla, elinizdeki genişletilmiş yeni basımıyla, sizi yeni farkındalıklara çağırıyor.
200.75 ₺ -
Vahdeddinin Sırdaşı Avni Paşa Anlatıyor
Bu eser birilerine hoş veya nahoş görünmek için yazılmamıştır. Asıl hedefim ahlâka ve bizden sonra gelecek olan nesle hizmet olduğundan, gündeme getirirken ve yazarken, bu satırlara nakledilen her şahsiyetin gerçek kimliğiyle anlatılmasına ve bilhassa gerçeklere dayanarak kaydedilmesine dikkat edilmiştir. Ahmed Avni Paşa Osmanlı İmparatorluğu'nun en zor yılları, payitaht işgal altında, tahtta her fırsatta “Keşke padişah olmasaydım!” diyen Sultan Vahdeddin ve ölene kadar sultanı yalnız bırakmayan önce Bahriye Nazırı daha sonra siyaseti hiç sevmemesine rağmen başyaver olan gözüpek bir asker, Ahmed Avni Paşa. Bu kitap, imparatorluğun en zor zamanlarında Milli Mücadele'yi başlatması için Mustafa Kemal Atatürk’ü Anadolu'ya gönderen Sultan Vahdeddin’in ve bütün hazırlıkları yapan, Bandırma Vapuru’nu türlü imkansızlıklar içinde Paşa’nın emrine sunan ve en nihayetinde adı vatan haini olarak 150likler Listesi’ne son anda giren Ahmed Avni Paşa’nın gözüyle bir dönem tasviridir. Ahmed Avni Paşa, Sultan Vahdeddin’i hem saltanatı boyunca hem de San Remo’da sürgünde iken hiç yalnız bırakmamış, dikte ettiği her sözü yazmış ve bu defteri ölene dek yanından hiç ayırmamıştır. Kendisi vefat ettikten sonra torunlarına intikal eden ve özenle muhafaza edilen dede yadigârı bu defter, yazıldıktan 90 yıl sonra ilk defa okuyucularıyla buluşuyor. Sultan Vahdeddin’in kayıp hatıratı nerededir? Mustafa Kemal Paşa’yı, Anadolu’da milli hareketi başlatması için kim Samsun’a göndermiştir? Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’a götüren Bandırma Vapuru’nu kim bulmuş ve emrine vermiştir? Vatan Haini 150 kişi kimdi ve nasıl seçilmişlerdi? Bu ve buna benzer birçok sorunun cevabı ilk defa Vahdeddin’in Sırdaşı Avni Paşa Anlatıyor kitabında...
28.00 ₺ -
İslam Ümmetinin Geleceği
Gelecek çalışmaları üzerine dört ayrı makalenin yer aldığı bu kitapta konu başlıkları şunlardır: - Ümmetin Geleceğini Sorgulama: Alternatif Gelecekler Çalışmasına Yaklaşım ve Teorik Modeller - İslâm Dünyasının Geleceği - İslâmî Diriliş ve 21. Yüzyıl: Yeni Bir Çağda Eski Gündemleri Yeniden Tanımlama - Tarihin Sonu ve İslâm
112.50 ₺ -
İslami Devlet ve Hakimiyet
Bu çalışmada İslâm devletinin iki unsurla tanımlanması gerektiği ileri sürülmektedir: Gruplar arası faaliyetleri ve umumi sosyal ve iktisadî şartları olduğu kadar, İslâmî ideallerin gerçekleştirilmesi için gerekli siyasî müesseseleri de belirleyen kaideler sistemidir. Devletin İslâmiyeti ile devlet gücünün meşrûiyeti arasında ayırım yapılmıştır. Birincisi hukukun, ikincisi ise otoritenin kaynağı ile şekillendirilmiştir. Devlet, kuralları ve kaideleri ile şeriatın prensiplerine dayandığı ve onlardan türediği sürece İslâmîdir. Diğer yandan devletin meşrûiyeti, devlet örgütünün ve gücünün ümmetin iradesini yansıtma derecesine dayanır. Çünkü klasik hukukçuların ısrarla belirttikleri gibi, devlet müesseselerinin meşrûiyeti metne dayalı kaynaklardan türetilmiştir, fakat temel olarak icma prensibine dayanmaktadır.
112.50 ₺ -
İslam Düşüncesinin Bugünkü Meseleleri
Bu tebliğler demeti, her Müslüman aydına bugün İslâmî düşünceyi baskı altında tutan krizin büyüklüğünü anlatmayı, öte yandan da ümmetin âdeta tamamını uyandırmayı amaçlamaktadır. Böyle bir proje, Müslümanların dünyadaki rolünü güçlendirmek için bur krizi çözmeye dâvet eden yeni bir girişimdir. Okuyucu bu eserde entelektüel krizi ele alan bir dizi makale bulacaktır. İçtihadın rolü ve tarihi üzerine bir makale bunlar arasındadır, makale mühimdir. Çünkü entelektüel problemlerimizin âlimlerin bağımsız muhakemesi ve yaratıcılığı olmaksızın çözülmesi mümkün değildir. Taklidi tartışan bir diğer makale Müslüman âlimler ve aydınlara taklidi terk etmeleri ve modern problemleri çözmeye çalışırken geçmişi bugüne tercih etmeyi durdurmaları çağrısında bulunmaktadır. Bir başka makale ise insan haklarını ele almaktadır.
300.00 ₺ -
Kelimeler Kavramlar
İlk baskısı 1983 yılında yapılan kitabın bu 21. baskısında 15 yeni madde (azimet-ruhsat, cemaat, dava, hoşgörü, hurafe, ihlâs, ihtilâf, nasihat, örf ve âdet, rüşvet, temekkün, tevekkül, ümmet, vasiyet, zaruret) ilave edilirken adâlet, icma-i ümmet ve tağut maddeleri yeniden yazıldı. İçindekiler: Abd • Adâlet • Âdem • Afv-İstiğfar • Ahd • Ahlâk • Aile • Akıl emniyeti • Anayasa • Atalar dini • Âyet • Azimet-Ruhsat • Bağy • Bâtıl • Bel’am • Besmele • Bey’at • Bid’at • Câhiliyye • Can emniyeti • Cemaat • Cihad • Cin-Cinler • Cuma namazı • Cumhuriyet • Dalâlet • Dâr anlayışı • Dâvâ • Deccal • Dırar mescidi • Din emniyeti • Edebiyat • Fahşâ-Fuhuş • Fesad • Fıkıh • Fırka • Fısk-Fâsık • Fitne • Fütüvvet • Gayb • Günah • Halk • Helâl-Haram • Hevâ-Heves • Hicret • Hilâfet-İmâmet • Hoşgörü • Hudud • Hurâfe • Hüküm • Hürriyet • İcma-i ümmet • İctihad • İdeoloji • İhlâs • İhtilâf • İktidar-İtaat • İlâh • İman • İnfak • İrtidat • İsraf • Kavm-Kıyam • Kıyas-ı fukaha • Kur’ân-ı Kerim • Küfür • Ma’ruf-Münker • Mal emniyeti • Maslahat • Mele-Mutref • Millet • Mîsak • Mucize • Muhkem-Müteşâbih • Mülkiyet-Milkiyet • Münazara • Nasihat • Nesil emniyeti • Nifak-Münafık • Örf ve âdet • Rızık • Rüşvet • Sadaka • Siyaset • Sünnet • Şehid-Şehâdet • Şeriat • Şirk • Şûra-Müşavere • Şuur • Ta’zir • Tağut • Takiyye • Takvâ • Tasavvuf • Temekkün • Tevekkül • Ümmet • Vahy • Vakıf • Vasiyet • Velâyet • Zaruret • Zikir • Zulüm
375.00 ₺ -
Kitab-ı Mukaddes Allah Sözü Müdür
Ahmed Deedat bu eserinde, Tevrat ve İncil'in binlerce yıldır sayısız beşerî müdahalelere maruz kaldığını ve binlerce çelişki ile dolu olduğunu itiraza yer bırakmayacak şekilde gözler önüne sermektedir. Çarmıha Gerilme Mi, Yoksa Sözde Çarmıh Mı? O’nun İsmi Nedir? kitabın diğer bölüm başlıklarıdır.
195.00 ₺ -
Coğrafi Keşiflerin İç Yüzü
Coğrafî keşifler hangi saiklerle ve kimler tarafından yapıldı? Amerika’ya, Afrika’ya ilk gidenler gerçekte kimlerdi? Batılıların dilinden dinleyelim: "Onların herşeylerini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. Anarşi ve intihar için uygun bir hâle geldiler." (L. Masignon). "Bizim istismarcılar olduğumuzu biliyorsunuz. Bizim, önce altın ve madenlere el attığımızı, sonra da yeni kıtaların petrolünü eski ülkelere taşıdığımızı biliyorsunuz. Bunun muhteşem sonuçlarına şâhit olarak saraylarımız, katedrallerimiz ve büyük sanayi şehirlerimiz yeter..." (J. P. Sartre). "Kalküta’dan bakınca, etrafta pislik yığınları arasında, nasıl çalışabildiğine hayret edeceğiniz fakir, yoksul, pis insanlar göreceksiniz. Bunlar batı uygarlığının, refah ve mutluluğunun harcını karıştırıyorlar..." (M. Perneya). "Gerçeği gizlemeye ne gerek var? Sömürgecilik ilk uygarlık hareketi değildi. Çıkarların dürttüğü bir zor hareketi idi." (A. Sarraut, Fransız Sömürge Bakanı). "...Aşağılık makine zaferleri bunlar!.." (Montaigne). Bu kitapta okuyacaklarınız resmî bilgilerinizi sarsacak, doğruları bulmanız için gerçeğin üzerindeki perdeleri aralayacaktır.
120.00 ₺ -
Kuranda Ölçü ve Ahenk
Kur’ân'daki kelime tekrarları arasındaki benzerlik, eşitlik ve uyum ile ilgili bir çalışma. Herşeyin çiftler hâlinde yaratıldığı ve herşeyin zıddı ile kaim olduğu gerçeği bu kitapta sayılar ile karşılaştırılmıştır: "Dünya ve ahiret, hayat ve ölüm, şeytan ve melek, cehennem ve azap, insan ve elçi, kâfirler ve ateş, müslümanlar ve cihad.." vb. kelimelerin aynı sayıda tekrarlandıklarını biliyor muydunuz? Veya, ceza kelimesinin tekrarının bir katı da mağfiret kelimesinin geçtiğini... Ya da gün (yevm) kelimesinin 365 defa, günler ve iki gün gibi çoğul türevlerinin bir ayın günleri kadar, yani 30 defa tekrarlandığını, ay (şehr) kelimesinin de 12 defa geçtiğini biliyor muydunuz
187.50 ₺ -
Kuran ve Kainat Ayetleri Allah Kainat ve İnsan
Pakistanlı Fethullah Han’ın God, Universe and Man (l978) adlı eserinin çevirisi olan bu kitap "Allah, kâinat ve insan"ı konu alan geniş çerçeveli bir çalışma. Kitaptan bazı başlıklar: - Kur’ân'ı anlamak için gerekli vasıtalar; hikmet, akıl, iman ile ilgili bilgiler, Kur’ân'ın hikmet ışığını kavramak, Allah’ın insanlığa gönderdiği ilahî mesaj, bilgi. - Allah’ın Kur’ân'da kendini tanımlaması, uykuda, ölüm sonrası dirilmede zamansızlık kavramı, insandaki ruh ve can, Allah’ın yaratma fiili, kâinat, güneş, süpernova, madde ve enerji, anti-madde, ışık, insan, şeytan, günah ve tevbe. - Madde ve madde ötesi gerçekler hakkında Kur’ân'daki işaretler, Allah’ın insanlığa ihsan ettiği din: İslâm. - İnsanın üremesi, hayatın kaynakları, evrimciler ve yaratışçılar, erkek veya dişi oluş, hareketsiz genler, insanın genetik açıdan Allah tarafından programlandığını gösteren süpergen, DNA, insanın bilinmeyen gerçeği, - Görünmeyen ve gizli yaşayan varlıklar: Cinler ve melekler.
30.00 ₺ -
Tıbbın Hastalığı 1
70‘li yıllar, modern tıbdan duyulan hayal kırıklığının giderek arttığını gösteren işaretlere tanık oldu. Ivan Illich‘in “Medical Nemesis”, Barbara Gordon’un “I’m Dancing As Fast As I Can”i gibi tıb kurumunda ağır tenkitler getiren kitaplar çok satanlar listesine girdi. Bu arada alternatif tedavileri uygulayanlar benzersiz bir ilgi patlamasının odağı olmaya başladılar. Niçin? Brian Inglis nerde yanlış yapılmış olduğunu açığa çıkarabilmek için, kalp krizi ve kanserden basit bir soğuk algınlığına, hastalığın sebepleri ve seyri konusundaki delilleri gözden geçirmeye karar verdiğinde modarn ve alternatif tıbbın tarihini yazmış bulunuyordu. 40’lı, 50’li yılların harika ilâçlarının yarattığı zafer sarhoşluğuyla oluşan büyük hülyaları tıb bilimi neden gerçekleştirememişti? Inglis’in bulguları yapılan tenkitleri haklı çıkarıyor, güçlü prestij sahibi tıb camiasının, bu konumunu tehlikeye atmak istemediğini ortaya koyuyordu.
52.50 ₺ -
Tıbbın Hastalığı 2
Gittikçe artan sayıda insan ilaçlara ve doktorlara bağımlı hâle gelirken tarihteki en sağlıklı durumda olduğumuzu iddia etmek bir kandırmaca değil mi? Modern tıbbın kendisi de hasta olduğu için, toplumu saran ve klinik, sosyal, kültürel tesirlere sahip “Tıb kaynaklı bir salgın”dan söz edebiliriz. Üstelik, hastalığın ve ölümün önlenmesinde modern tıbbın zannedildiği kadar katkısı olmamıştır. Brian Inglis çağın hastalıklarını, modern tıbbı ve ona karşı gelişen muhalefeti irdeliyor; yeni bir yaklaşım teklif ediyor. Ve “gerçekleri” dile getirdiğinden “ayakları yere basıyor.”
150.00 ₺ -
Yahudi Tarihi ve Siyonist Liderlerin Protokolleri
Dörtbin yıllık bir geçmişe sahip Yahudi kavmi "dünyanın dört bucağı"nın tek hükümet tarafından yönetilmesi fikrini ta kral Hammurabi zamanından beri taşımaktadır. Sahip oldukları, İlâhî kanun altında bütün insanların eşitliğini temel alan tek tanrı inançları zaman içerisinde işledikleri şirk ile bozulmuştu. İbrahim aleyhisselâmın getirdiği saf tevhid inancı, kendilerini diğer kavimlerden farklı ve üstün görmeleriyle, dejenere olarak "başkalarına ait tanrıların varlığını kabulle birlikte, yalnızca kendi ırklarına has tanrı olduğu fikrine" dönüştü. İki nesil sonra bu abartılı ayrılıkçılık, sebebi olduğu hakikati tanınmaz hâle getirerek İbranileri ırkçı bir döneme soktu. Dinî uygulamaları Hz. İbrahim’in "tek ve üstün" olan Allah’ından, patriklerin "millî din" tanrısına dönmüştü... Bugün, Yahudilik ile birlikte akla gelen ikinci kavram, bir nevi “Yahudi ırkçılığı” olarak nitelendirilebilecek Siyonizm’dir. Yüz yıllık bir geçmişe sahip bu kavram, siyasî hedef ve faaliyete, 1897’de toplanan “Dünya Siyonist Kongresi” ile hayata geçirilmiştir. Siyonist Kongreleri konuşma tutanakları, gizli veya açık, muhtelif vesilelerle yayınlanmıştır. Kitabın ikinci bölümünü teşkil eden “Protokoller” de bu tutanaklardandır.
150.00 ₺ -
Mucizeler Mucizesi Kuran
İnsanoğlunun en eski zamanlardan beri süregelen ortak özelliği, yönlerini Allah’ın rızası, emri ve iradesine yeniden çevirmeleri için ne zaman kendilerine bir Elçi gelse insanların, gelen mesajın harikulâdeliğine bakmak yerine, Allah’ın elçilerinden tabiat ötesi deliller, alâmetler göstermelerini istemek olmuştur. Bu talep, Allah’ın Son Elçisi Hz. Muhammed (s.a.v)’e de yapılmış; müşriklerin ifadeleriyle, "göğe bir merdiven dayayarak gözlerinin önünde çıkıp Allah’tan bir kitap getirmesini" istemişler ve "o zaman inanırız!" ya da "şu dağı altına çevir, o zaman inanırız!" yahut "çöllerden nehirler çıkart, o zaman inanırız!" demişlerdir. O ise, "Ben size bir melek olduğumu mu söylüyorum? Ben size Allah’ın hazinelerinin elimde olduğunu mu söylüyorum? Size söylediğim yalnız bana vahyolunandır." cevabını vermiştir. Ahmed Deedat bu kitabında "mucize"nin bizzat Kur’ân-ı Kerîm’in kendisi olduğunu, ayrıca onun "Son Ahit" oluşuna dikkat çekerek, anlatımından, üslûbundan örnekler verip İncil ve Tevrat ile mukayese ederek göstermektedir.
90.00 ₺ -
Ümmet ya da Ulus: Kimliklerin Çatışması
Yazar bu çalışmasıyla günümüz İslâm toplumlarındaki kimliklerin çatışmasını ortaya koymaktadır. İslâm dünyasındaki uluşçuluğun gelişimi analiz edilerek, çağdaş Müslüman ulus devletlerdeki ümmet ve ulus-devlet kimliğinin konumuna ışık tutulmakta ve bu devletlerin İslâm Konferansı Teşkilâtı (İKT) vasıtasıyla gerçekleştirmeye çalıştıkları müşterek faaliyetleri incelemektedir. Eserde, İslâm dünyasındaki ulusçuluğun seküler bir kaynaktan neşet etmemesi sebebiyle, Avrupa'daki ulusçuluktan farklı bir nitelikte olduğu iddia edilmektedir. Dolayısıyla, ulusçu elitlerin başarısızlığından sonra Müslümanlar, ulusçuluğun ve ulusçu elitlerin meşruiyetini sorgulamaya başlamışlardır. İslâmî güçler uluşçu güçlerin yerini alamasa da, yönetimlere bazı İslâmî “sloganları” benimsetmeyi başarmıştır. Ancak toplum ümmet ve ulusçuluk arasında bir kimlik krizi yaşamaktadır.
10.50 ₺ -
Kuranda İhsan ve Muhsin Kavramları
Kur’ân-ı Kerîm, hedeflenen insan tipini mü'min, sâlih, sâbir, sâdık, muhlis, muttaki ve muhsin gibi vasıflarla nitelemiş, değişik sûre ve âyetler içerisinde bunlara yer vermiştir. Bu kavramların hepsiyle de anlatılmak istenen kâmil insandır. İhsan ve Muhsin kavramları Kur'ân'ın nüzülü ânında,hemen hemen her inzal devresinde kullanılmış, fakat ihsana Mekkî âyetlerde daha fazla yer verildiği hâlde, muhsin kavramı Medenî âyetlerde daha sık kullanılmıştır. İhsânın “cibril hadisi”ndeki manası, insanın Allah'ı görüyormuşcasına ibadet etme şuurudur. İbadeti, belirli görevleri yerine getirme olarak telakki etmemeliyiz. İbadet bir hayat tarzı ve bir zamana hâkim olma olayıdır; kısaca, Allah'a ait olan beden ve ruhun yine Allah'a verilmesidir.
9.00 ₺