-
Gizemli Zatürre Sars
SARS (Severe Acute Respiratory Syndrome[Akut Solunum Yetmezliği Sendromu] ), İlk kez 26 Şubat 2003 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü adına Vietnam`da çalışmakta olan ve 29 Mart günü bu hastalıktan hayatını kaybeden Dr. Carlo Urbani tarafından tanımlandı. Ancak hastalığın Vietnam`dan önce Çin`de ve Hong Kong`da çok daha fazla kişiyi etkilediği ve ölümlere neden olduğu, kısa zaman içinde anlaşıldı. Hastalık kısa zamanda dünya gündemini işgal etti. Avrupa ve ABD kıtalarına kadar sıçradı. Şimdiye kadar Türkiye`de tanımlanmış bir vak`aya rastlanılmaması sevindirici olsa da bu durum, ileride rastlanılmayacağı anlamına gelmemeli ve dikkatsiz davranmaya sevk etmemelidir. Toplumun bilgilendirilmesi, olası vak`aların erkenden belirlenmesi, toplumda gereksiz bir panik havasının oluşmasını önlemek amacıyla yararlı olacaktır. Elinizde tuttuğunuz kitap bu amaca yönelik hazırlanmıştır...
5.25 ₺ -
Şeytan, Cinler ve Satanizm
"Şeytanlar ve Cinler" hakkında söylenen o kadar çok şey var ki, bunları görmezlikten gelmek imkansızdır. Ancak bu kadar söylentiye ve uydurmaya rağmen kimsede onları tam olarak keşfedebilmiş değildir. Çünkü herkese görünmek gibi bir adetleri olmayan bu komşularımızın adı da zaten cindir. Şeytan sinsice hareket eden cinlerin kafirlerine verilen isimden başka bir şey değildir. Gözlerden gizlenen ve bize göre üstü örtülü bir alemde veya hemen yan tarafımızda yani paralelimizde yaşayan varlıklar. Belki onları esas merak edişimizin altında yatan sebep de budur; bizden gizlenmeleri... Bu kitapla veya bütün günahı şeytana yükleyip mesuliyetimizi ona fatura etmek niyetinde değiliz. Ama onun da masum olmadığı kesin. Bunu ötesinde bu iki varlıkmış gibi görünen ve aslında bir olan ancak biri iman ve diğeri inkar kutbunda bulunan, böylece de iki türmüş gibi karşımıza çıkan esrarengiz varlığı, cinlerin atası ve evlatları olarak ele aldık. Bunların gizli dünyası üzerindeki sır perdesini birazcık aralamaya çalıştık.
7.70 ₺ -
Örneklerle İslam Ahlakı
İnsan mutlu olmak için yaratılmıştır. Öyleyse saadet hepimizin hakkıdır. Bize bağışlanan ömür bir kum saati gibi her gün sermayesini biraz daha tükettiğine göre, iyi ve doğruyu, deneme yanılma yoluyla bulmaya çalışacak kadar zamanımız yoktur. Yanılma payı olmayan birinin bize doğruyu, iyiyi ve güzeli kısa yoldan göstermesi şarttır. Bizden beklenilenin kısa zaman dilimi içinde gerçekleşebilmesi için bu güzellikleri daha önce başarıyla uygulamış örneklere ihtiyaç vardır. İşte bu düşünceyle kaleme alınan elinizdeki bu kitap, bizi iki cihanda mutlu edecek ahlak hakkında bilgi verirken, daha öncekilerin doğruyu bulmak için nasıl gayret ettiklerini ve ne ölçüde başarılı olduklarını göstermekte, İslamiyet'in önceki yıllarda ahlaki değerleri ve İslamiyet'in insanlığa kazandırdığı yeni dünya görüşünü Sevgili Peygamberimiz'in nasıl ortaya koyduğunu, ashabının bu değerleri nasıl benimseyip yaşadığını sergilemektedir.
7.00 ₺ -
R.N. Işığında Alevilik Sünnilik Meselesi
Alevi bahsi, Türkiye`de her zaman güncelliğini korumuş ise de, son zamanlarda daha bir canlılık kazandı ve dikkatleri sıkça çeken temel konulardan biri oldu. Çünkü milli birliğimizle oynamak isteyen güçler için, istismara, tahrike, kargaşa çıkarmaya elverişli bir mahiyet taşımaktadır. Geçmişte daima gündemde tutulması da, tesadüf olmayıp, kasıtlıdır: Şer güçler, İstedikleri zaman diledikleri şekilde kullanıp tasarruf edecekleri aktif bir sermayeyi yedekte canlı bulundurmak istemişlerdir. Yakın tarihimizde cereyan eden Maraş, Sivas, Gaziosmanpaşa vak`aları bu hususun delilleridir. Memleketimizin en can alıcı meselelerine el atıp çözüm bulmaya çalışan Bediüzzaman gibi bir zatın da Alevilik meselesini gündeme alıp, tarihi yarayı tedavi etmek istikametinde yapıcı çareler, müsbet yaklaşımlar göstermesi, kendi ifadesiyle "Alevileri başka fena cereyanlara kaptırmamak ve müfrit Rafizilik ve siyasi Bektaşilikten bir derece muhafaza etmek için " bir şeyler yapması gerekirdi. Bu çalışma, Sünni-Alevi meselesinin gerçek yönüyle anlaşılıp, İslam kardeşliğinin ve milli birliğimizin tahakkukuna katkıda bulunmayı amaçlıyor.
7.00 ₺ -
Kitap Okumada Yeni Teknikler
Günümüzde birçok insan, kitap okuyamadığından şikayet etmektedir. Bazı insanlar da, okumak istedikleri halde bir türlü başlayamadıklarını, başladıkları zaman da sürdürümediklerini ifade etmektedir. Yani, düzenli ve devamlı kitap okuma alışkanlığı bir türlü oluşmamaktadır. İstenildiği halde, kitap okuyamama problemi, yeteneklerin sınırlılığından değil, bu yetenekleri yeterince kullanamamaktan kaynaklanmaktadır. Halbuki, bilgi ve kültür sahibi olmak, doğru düşünmek, güzel konuşmak, açık ve tesirli yazmak isteyen herkesin başvurabileceği ilk ve en önemli kaynak, kitaptır. Halit Ertuğrul`un kaleme aldığı "Başarılı Bir Hayat İçin Kitap Okumada Yeni Teknikler", kitaba olan ilgiyi artıracak, okuyamama problemi olanların derdine derman olacak türden bir eser. Kısacası, bu kitabı okuduğunuz zaman kitabı keşfetmiş ve kitap dolu bir dünyayı tanımış olacaksınız.
7.00 ₺ -
Kültürümüzü Etkileyen Okullar
Rum, Ermeni, Yahudi, Protestan ve Katolik azınlık okullarının amaçları, faaliyet gösterdikleri yerler, tesis ve mali kaynakları, açıldığı dönemler... Amerikan, Fransız, İngiliz, İtalyan, Alman, Avusturya, Rus, İran ve Bulgar yabancı okullarının amaçları faaliyet gösterdikleri yerler ve denetim şekilleri. Azınlık ve yabancı okullarının Türk eğitim politikalarına yönelik faaliyetleri, öğrencilerin yönlendirilmesine yönelik çalışmaları. Türk öğrencilerinin azınlık ve yabancı okullarına alınması ve yönlendirilmesi. Azınlık ve yabancı okulu mezunlarından Türk toplumunda önemli roller üstlenenler, çalışmaları ve ulaşmak istedikleri toplumsal hedefleri. Osmanlı Devleti`nin yıkılmasında ve Cumhuriyetin kurulmasında azınlık ve yabancı okullarının oynadığı roller...
35.00 ₺ -
Dünyayı Ağlatanlar
İnsanlık öyle zalimler görmüştür ki, onların yaptığı zulümler, bilinenlerden çok daha fazladır. Haksızlıklarını ustaca gizlemeye çalışmışlar, barış sloganları atarak masumları ezmişler, zehirli hançerlerini çiçekler arasına saklamışlardır. Kimileri, özgürlük çığlığı atan masum halkları, tankların paletleri altında ezmiş, kimileri kadın, çocuk, yaşlı demeden kimyasal silah kullanmış, kimileri cesetlerden dağlar oluşturmuştur. Ne var ki, tüm bunlar tarihin tozlu sayfalarında unutulmaya terk edilmiş, hatta onların ideolojilerine sempatiyle bakanlar hala çıkabilmiştir. İşte mutluluk vaadiyle dünyayı ağlatanları gözler önüne sererek, bilhassa yeni yetişen neslin geçmişi unutmamasını istedik. Ta ki, ibret alınsın ve tarih tekrar yaşanmasın.
5.60 ₺ -
Ortağımdan Niçin Ayrıldım?
Ortak olmak ne güzel şey! Ortak olmak ne zor şey!.. Ortak olmak... Ortak olmak nasıl bir şey sahiden?.. Bilir misiniz? Ortağınız var mı? Ayrıldınız mı? Ya da yeni bir iş kurmak üzeresiniz ve ortak arıyorsunuz?.. Peki ne yaptığınızdan emin misiniz? Evet, emin misiniz? Bir kere daha düşünün. Bir kere daha... Hatta bunun üstüne birkaç kere daha... Hazır mısınız? Eh, valla siz bilirsiniz. Sonra "Uyarmadı" demeyin; çünkü bizim ülkemizde ortaklıklar mutlu sonla bitmiyor ne yazık ki... Ama yine de ben karışmış olmayayım. Siz bilirsiniz. Sonra "Ben ortaklık yapacaktım da siz engel oldunuz!" demeyin bana... Haaa... İyi olur, onu bilemem. Ama siz yine de kötüsünü düşünün; iyisiyle karşılaşırsanız ne ala! En iyisi siz şu kitabı bir okuyun. Ondan sonrasına biz karışmayalım.
4.20 ₺ -
Kitap Tiryakiliği
"Bir konu veya bilgi alanı üzerine yada belirli bir amaç için yazılmış veya basılmış kağıtların bir araya getirilmiş ciltli yahut ciltsiz şekli, bilgiyi yazılı olarak başkalarına nakletmek, aktarmak için bulunmuş vasıta" şeklinde tanımlayabileceğimiz kitap, gerçekten bilginin insanlar arasında yayılmasında birinci planda yer alan bir vasıtadır. Kitap, bu bakımdan insanlığın kağıttan hafızasıdır. Medeniyetin kaynağı olan kültür, bilgiye dayanır. Bilginin kaynağı ise kitaptır. Kitap okudukça iç ve dış alemlerimize projektörlerin çevrildiğini farkederiz. Bir taraftan okyanuslar ve yıldızları turlarken, bir taraftan da iç dünyamızın kıvrımlarında seyehatte bulunuruz. Kitap okudukça kainatın büyük bir insan , insanın küçük bir kainat olduğunu anlarız. İyi okuyucular için, bütün sınırlar kalkar. Tarih boyunca, "kitap" hakimiyetini kaybetmemiştir ama, bundan böyle okuyanla okumayan arasındaki fark, kendisini daha çabuk gösterecektir. Sınırlarda çarpışanlar, artık silahlar değil, bilgilerdir.
7.00 ₺ -
Körfez Fitnesi
Kuveyt ve Suudi Arabistan gibi tehdide maruz müslüman ülkelerin Amerika ve müttefikleri gibi Hıristiyan ülkeleri yardıma çağırması ve bu ülkelerin Kuveyt ve Suudi Arabistan safında savaşa girişmesi Müslümanlar arasında tartışmaya yol açtı. Saddam Hüseyin'in bundan sonra hedefini İsrail'e yönelterek cihad çağrısında bulunması bu tartışma ve tereddütleri daha da artırdı. Zalimle mazlum, saldırganla masum, haklı ile haksız birbirine karıştı; zihinlerde sorular belirdi. Bu haliyle mesele savaştan da öte, Müslümanlar arasında bir fitneye dönüştü. Acaba bu bir Hıristiyan-Müslüman savaşı mı? Haç'la hilal mücadelesi mi? Yoksa din veya adalet savaşı mı? Bu kitap, savaşa ve fitneye dönüşen Körfez krizinin sebepleri, gerçek yüzü ve mahiyeti hakkında okuyanları tereddütlerden ve sorulardan kurtaracak ve belki de bilmeyerek fitneye alet olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldıkları bir fitneden kendilerini kurtarmaya yardımcı olacaklardır.
4.90 ₺ -
Biyolojik Terör
11 Eylül sonrası Amerika Birleşik Devletleri''nde görülen şarbonlu mektuplarla gündeme gelen \"biyolojik silahlar\"ı, \"yöneldiği hedefteki etkileri, hastalığa neden olan mikroorganizmalar ve virüsler gibi biyolojik yapıları, bulaşıcılık ve hastalık yapma yeteneklerine bağlı olan silahlar\" şeklinde tarif etmek mümkündür. Bütün terör olaylarında olduğu gibi, biyolojik terör olaylarında da saldırılara hazırlıklı olmak ve gerekli tedbirleri almak gereği vardır. Ülke çapında yeterli bir halk sağlığı alt yapısıyla birlikte, yetkili kurumlar ve toplum arasındaiyi bir haberleşme ağının kurulması gerekmektedir. Bir tehdit söz konusu olduğunda veya bu konularda herhangi bir değerlendirme yapıldığında, ilgili makamlarca kamunun aydınlatılması, alınan tedbirlerin çabuklukla açıklanması son derece önemlidir. Bu kitapta, özellikle ilk bölümlerde, tarihten günümüze biyolojik silahların insanoğlu tarafından nasıl ve ne amaçla kullanıldığı üzerinde duruldu; ileriki bölümlerde ise, kitle imha silahları ve onların zararlı etkileri konu edildi.
3.85 ₺ -
Sultan İkinci Abdülhamid Hanın Hayır Eserleri
Sultan İkinci Abdülahamid Han'ın şahsına ait menkul ve gayri menkul gelirleri ile, Osmanlı tahtına cülûs ettiği 31 Ağustos 1876 Perşembe gününden 1901 senesine kadar yaptırmış olduğu hayır eserlerini ve yaptığı nakdî yardımları ihtivâ eden kitaptır.
52.00 ₺ -
Jurnallerin Tahkik Raporları
Yayına hazırladığımız bu eser, 1891-1893 yılları arasında pâdişâha verilen jurnallerin, yani istihbârât bilgilerinin yada istihbaratın tahkîk raporlarından oluşmaktadır. Mâbeyncilerden Lütfî Ağa'nın idâresi altında, saraya bağlı istihbarat tahkîk elemanı olarak çalışan Kırımîzâde Mehmed Neş'et Efendi tarafından düzenlenen bu raporlar pek çok farklı mevzuları ihtivâ etmektedir. Eserde misyonerlik, Ermeni meselesi, devlet adamlarının faaliyetleri, İstanbul dışındaki halk ve organize grupların hareketleri, eğitim, sağlık, hânedân mensupları ve gizli teşekküllerin faaliyetleri gibi hemen her mesele hakkında rapor mevcuttur. Sultan İkinci Abdülhamîd devrine ve bilhassa ihtivâ ettiği yıllara ışık tutan bu eserin bugüne kadar hiç yayınlanmamış bir çalışma olması, kıymetini daha da arttırmaktadır.
848.25 ₺ -
Suikastin Tahkikat Raporu
Sultan İkinci Abdülhamîd Han'ı 21 Temmuz 1905 Cuma günü Yıldız Câmii'ndeki "selâmlık resm-i âlisi"nden çıkacağı sırada öldürmek üzere bir saatli bomba patlatılmış ve infilak sesi Üsküdar, Kadıköy, Göztepe ve Erenköy havâlisinden bile işitilmiştir. Bomba Vakası'nda 26 kişi ölmüş ve 58 kişi de yaralanmıştır. Ayrıca 17 araba ve 20 at da parçalanmıştır. Bu hâdisenin teferruatlı bir şekilde araştırılması için kurulan husûsi bir komisyon, en ince tafsilatına kadar bu vakayı incelemiş ve bir tahkikat raporu hazırlamıştır. Hazırlanan bu rapor basılmış ve bir nüshası da Sultan İkinci Abdülhamîd Han'a takdim edilmiştir. Ermeni Meselesi'nin netîcelerinden birisi olan suikast hadîsesi hakkında epeyce sözler söylendi. Bu mesele hakkında tamamen vesîka muhtevasında olan bu çalışmanın, suikast ve bunu yapanlar ile alakalı pek çok karanlık hususları aydınlatacağı ve son noktayı koyacağı kanaatindeyiz.
52.00 ₺ -
Zülfikar Paşanın Viyana Sefareti
Osmanlı elçilerinin bilhassa on sekizinci yüzyıldan itibaren gittikleri şehirler ile ilgili kaleme aldıkları sefâretnameler, tarihimizin çok mühim kaynaklarındandır. Bu eser de Osmanlı sefâretnâmelerinin ilklerindendir. 1683 Viyana bozgununun ardından Avusturya, Polonya ve Venedikliler ile ittifak halinde Akdeniz ve Balkanlardaki Osmanlı topraklarını işgal etmişlerdir. Sultan İkinci Süleyman Han'ın tahta geçmesi ile kötü gidişata hal çaresi arayan devlet erkanı, ilk iş olarak Avrupa kıtasındaki meseleyi halletmek maksadıyla Avusturya ile sulh yapmayı planlamıştır. Bu maksatla 1099/1688 yılının ortalarında Avusturya ve müttefikleri ile sulh görüşmeleri yapmak üzere Zülfikâr Paşa bu ülkeye gönderilmiştir. Müzakerelerde Avusturyalıların Osmanlılardan aşırı isteklerde bulunmaları sebebiyle sulh imzalanamamıştır. Buna rağmen Osmanlı elçilerinin geri dönmesine müsaade edilmemiş, Zülfikâr Paşa ve beraberindeki heyet 4 sene Viyana'da tutulmuş, hatta hapsedilmişlerdir. Zülfikâr Paşa bu zaman zarfında yaşadıklarını ve sulh görüşmelerinin seyrini kaleme alarak dönüşte devlet erkânına sunmuştur. Devrin siyasî ve ictimâî hayatına ışık tutması bakımından da kıymetli bir kaynak olan bu çalışma, paşanın sunmuş olduğu takrîrâtın değerlendirmesini, nüshalarının tahkîkini ve transkripsiyonunu ihtivâ etmektedir
9.75 ₺ -
Hicaz Vilayet Salnamesi (1303)
Coğrafya literatüründe, Arabistan Yarımadası'nda Kızıldeniz'in doğu sahili boyunca uzanan ve Haremeyn ile mîkât mekânlarını ihtiva eden bölge Hicaz ismiyle geçer. Osmanlı idârî taksimatında ise Mekke-i Mükerreme, Medîne-i Münevvere ve Cidde sancakları ile bunlara bağlı kaza ve nâhiyelerden oluşan ve doğudan Necid, batıdan Kızıldeniz, güneyden Asîr sancağı, kuzeyden Kudüs sancağı ve Arîş, Akabe muhafızlıkları ile çevrili bölgeye Hicaz Vilâyeti adı verilmektedir. Hicaz Vilâyeti ile alakalı kütüphanelerimizde ve arşivlerimizde çok kıymetli kaynaklar bulunmaktadır. Bu kaynakların en mühimlerinden biri de bizzat Hicaz vâliliği tarafından neşredilen Hicaz Vilâyet Salnâmeleridir. Osmanlı Devleti'nin en mühim vilâyetlerinden biri olan Hicaz Vilâyeti vâliliği de 1301, 1303, 1305, 1306 ve 1309 tarihlerine ait olmak üzere beş adet salnâme neşretmiştir. Çamlıca Basım Yayın olarak neşre hazırladığımız 1303 (1886) tarihli Hicaz Vilâyet Salnâmesi adlı eserimizle Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere'yi yakından tanıyacak; Osmanlı'nın Kâbe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara'ya göstermiş olduğu büyük hürmet ve tâzimi, bu mübârek beldelere yaptığı hizmetleri ve Peygamber Efendimiz ve Ashâb-ı Kirâm'a olan hassâsiyetini görmüş olacaksınız. Osmanlıca tıpkıbasımını da koyduğumuz bu güzide eserin faydalı olmasını temenni ediyoruz. Hazırlayanlar: Selman Soydemir, Kemal Erkan, Osman Doğan
250.25 ₺ -
Osmanlı Hastahaneleri
Bu albüm, son iki asrında Osmanlı Devleti'nin insan sağlığına verdiği ehemmiyeti gösteren ve sağlık teşkîlâtının muâsır bir seviyeye çıkarılması için memleket sathında açılan hastahaneleri mevzu edinen, seçme fotoğraf ve planlardan müteşekkil bir çalışmadır....
429.00 ₺ -
Tarihi Hakikatler 1
Târihten hakikatler ve perde arkasındaki hâdiseler... Târihin derinliklerinden çıkarılmış birçok yeni notlar... Ders ve ibret levhaları... Gizli kalmış bazı târihî hakîkatlerin perde arkası... İhânetler... Îtiraflar...
26.00 ₺ -
Meşhurların İtirafları
Osmanlı Devleti'nin çöküşünü otuz üç sene gecikteren; eğitim, kültür, sanat, mimârî, askerî teşkilat, bilim ve teknoloji sahalarında yaptığı yenilik ve hizmetlerle, devlet ve millete şeref ve itibar kazandıran bir padişah hakkında Enver, Talat ve Cemal Paşalardan Mustafa Sabri Efendi'ye; Elmalılı Hamdi Yazır'dan Kazım Karabekir Paşa'ya; Namık Kemal'den Celal Bayar'a; Bismark'tan Vambery'e kadar birçok meşhurun düşünceleri ve itirafları...
61.75 ₺ -
Hamidiye Köprüleri Projesi
Sultan İkinci Abdülhamîd Han, imar faaliyetlerine çok ehemmiyet vermiş bir Osmanlı sultanıdır. Onun bu tür faaliyetlerinden olan, fakat tahttan indirilmesiyle yarıda kalan projelerinden birisi de İstanbul Boğazı'na bir köprü ve bir tüp geçit yapılması projesidir. Bu projelerden Anadolu ve Rumeli yakasını birbirine bağlayacak olan köprünün çizimleri ve şekilleri hakkında Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan dosyayı okuyucularımıza sunuyoruz. Burada görülecektir ki bugün hâlâ yapılsın mı yapılmasın mı tartışmaları devam eden tüp geçit ve köprülerin projelerini, Osmanlı Devleti asırlar öncesinden yaptırmıştır.
20.15 ₺ -
Tarihimize Şan Veren Kahramanlar
Târihimiz, canlarını din ve vatan uğruna seve seve fedâ eden nice kahramanlar ile doludur. Onların kahramanlıkları ve cansiperâne verdikleri mücâdele, her türlü takdirin üstündedir. Kimisi bir akıncı, kimisi bir sultan; kimisi daha çocuk, kimisi gün görmüş bir ihtiyar; kimisi denizde, kimisi karada... Sayısı yüz binlerle... Pek çoğunun ismi bile meçhul... Ama hepsinin gayesi tek: Dinlerine ve vatanlarına hizmet etmek... * Hazırlayan: Heyet
48.75 ₺ -
Osmanlı Padişahlarının Haremeyn Hizmetleri
Osmanlı sultanlarının bütün İslam şehirlerinde sayılamayacak derecede hadsiz hesapsız cami, mescit, medrese, tekke, imâret, mektep, çeşme, köprü, büyük binâlar gibi meşhur eserleri ve büyük iyilikleri herkesin mâlûmu olduğundan, bütün acziyetimle birlikte yalnız Haremeyn-i Şerîfeyn'deki eserleri ve binâları İslâm aleminin nazarlarına arzetmek arzusuyla bu küçük târihçeyi hazırladım. İfâdede kusurum görüleceği tabîîdir. Lakin hüsn-i niyetime bahşolunmasını muhterem okuyucularımdan rica ederim. Âcizâne emelim, kutsiyet ve büyüklükleri yüceltilmiş olan Osmanlı pâdişâhlarının eserlerini ve güzel hizmetlerini gösterip, temiz ruhlarını hayır duâlara mazhar etmek ve muazzam ve muhterem Osmanlı halifelerinin övülmeye değer faziletleriyle dinimize ve hususiyle İslam ve medeniyet alemine ettikleri güzel hizmetlerinden, hayrât ve hasenâtlarından bir kısmını Allahü Teala ve Resûlünü seven bütün din kardeşlerimin nazarlarına arzetmektir. Muvaffakiyet Allah'tandır. (Muhammed el-Emin el-Mekkî) Hazırlayan: İbrahim Coşkun
48.75 ₺ -
Yirmi Beş Sene Siper Kavgası
30 Nisan 1645 tarihinde başlayan Girit seferi, 6 Eylül 1669'da Fazıl Ahmed Paşa'nın adayı fethiyle sona ermiştir. Bu itibarla adanın fethi 25 senede gerçekleşmiştir. Bu özelliği ile de Girit'in, tarihimizde apayrı bir yeri vardır. Öyle ki Türk ve dünya tarihinde bu kadar uzun süren bir mücadele yoktur. Tarihçi Ahmed Refik (Altınay), bu mücadeleyi "Yirmi Beş Sene Siper Kavgası" adıyla, hikâye tadında tarihseverlerin istifadesine sunmuştur. Müellifin eserini, savaş yılları olması bakımından, aynı zamanda cephede harp eden askere moral vermek gayesi ile kaleme aldığı da bilinmektedir. Bu eser, köklü bir tarih şuuru yanında ecdadımızın vatanseverliği, azmi ve kahramanlığı karşısında hiçbir kuvvetin karşı koyamayacağını bir kez daha gözler önüne sermektedir.
32.50 ₺ -
Sultan Abdülhamid Han'a Yapılan Suikastin Perde Arkası
Ermeni İhtilal Çetesi komitecileri, düzenleyecekleri suikast için bütün hazırlıklarını tamamlamışlar, en ince ayrıntıyı dahi hesaplamışlardı. Padişah, Cuma günü Yıldız Camii'nde namazı eda ettikten sonra caminin iç kapısına geliyor, oraya kadar yanaşan arabasına biniyor ve merasim eşliğinde sarayına dönüyordu. Sultanın bindiği araba, tam bir dakika 42 saniye sonra avlu kapısına varıyordu... Ve o gün... avlu kapısında bekleyen arabalar arasında, özel olarak üretilen o araba da vardı... İçindeki "Cehennem Makinesi" adlı bomba, bir dakika 42 saniyeye ayarlanmıştı!.. İşte bu kitapta, 21 Temmuz 1905 Cuma günü Sultan İkinci Abdülhamid Han'a yapılan "Yıldız Suikasti" anlatılıyor. Bu kitabı okurken bazen eserin bir polisiye romanı andıran havasına kapılıp gidecek, sorgu hâkimlerinin kıvrak ve parlak zekâsıyla büyülenecek; bazen de macera dolu firar ve ölümlere şahitlik edeceksiniz. Üstelik bir bombanın birkaç masumu öldürmekten çok daha öte bir anlam taşıdığını görecek, hain planların sadece sultan için tertiplenmediğini, suikast başarılı olursa İstanbul'un altının üstüne getirileceğinin hesaplandığını da öğreneceksiniz...
52.00 ₺ -
Uzakları Görebilen Hükümdar
Abdülhamid Han, saltanatı müddetince, milyonlarca kilometrekare toprağa sahip bir ülkede, eğitim, kültür, sanat, mimari, askeri teşkilat, sağlık, iktisat, bilim ve teknoloji sahalarında yaptığı yenilik ve hizmetlerle devlet ve millete şeref ve itibar kazandırmıştır. O devirde yapılan atılımların birçoğu hâlâ bilinmemektedir. Daha da garibi, o devrin teknolojisiyle hazırlanan projelerin pek çoğu günümüzde bile henüz gerçekleştirilememiştir. Düşmanlarının bile siyasi bir deha demekten kendini alamadığı bu sultanın devri, yakın tarihimizde bilinmesi gereken mühim teferruatlar ihtiva etmektedir. Böyle bir devirde, günümüzde 40 küsür devletin kurulduğu toprakları ve milletleri idare etmek, maddeten ve manen yetişmiş olmayı; kısa mesafeli ve küçük hesaplar değil, dünyayı kapsayan plan ve projeler yapmayı; kısacası, uzakları görebilen bir bakışı gerektiriyordu. Uzakları Görebilen Hükümdar Abdülhamid Han devrinin daha iyi anlaşılması ve geleceğe ışık tutacak fikirlerin zihinlerde yeşermesi ümidiyle o devre mercek tutan bu kitabı siz kıymetli okuyucularımıza takdim ediyoruz.
175.50 ₺ -
İstanbulun Fetih Günlüğü
Küçük yaştan itibaren tecrübeli devlet ve ilim adamlarının gözetiminde özel bir eğitimden geçen Şehzade Mehmed, daha ilk hükümdarlığında büyük projelerin takipçisi ve uygulayıcısı olacağını göstermişti. Babası Sultan İkinci Murad'ın vefatının ardından tahta geçen Sultan Mehmed Han, bundan sonraki siyasetini İstanbul'un fethini gerçekleştirmek üzere kurmuştu. Devrin bütün imkanlarını kullanarak siyasi ve askerî tarih sahasında bizzat yeni buluşlar yaparak karadan ve denizden tam bir çember içerisine almak suretiyle sürdürdüğü İstanbul kuşatması, Türk kuvvetlerinin başarısıyla sonuçlanmıştı. Tarihi değiştiren bu muhteşem zaferin, bu müjdelenmiş fethin kronolojisini siz kıymetli okuyucularımıza sunuyoruz.
97.50 ₺ -
Osmanlı Mimarisi Türkçe Metin Kısmı
Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyıldan itibaren sanayi alanında kalkınma faaliyetlerinin hızlandığı görülür. Tanzimat'tan sonra fabrikalarda buhar makinelerinin kullanılması, sanayide gözle görülür bir gelişme yaşanmasını sağlamıştır. Devlet bu süreçte sanayinin ve teknolojik faaliyetlerin en büyük teşvikçisi olurken bir taraftan da bu teknolojiye ayak uydurmakta zorlanan küçük esnafı canlandırmak için...
432.25 ₺