-
Hayalet Şehirler
Çin’in ıssız metropollerinden ilham alan Hayalet Şehirler, kadim saray entrikalarıyla modern Avustralya’da kimliğini arayan göçmen bir gencin hikâyesini buluşturuyor. Sidney’deki Çin Başkonsolosluğunda çevirmen olarak çalışan Xiang, tek kelime Çince bilmediği ve işini tamamen çeviri uygulamalarıyla yürüttüğü ortaya çıkınca kovulur. Kısa sürede bir internet fenomenine dönüşen genç adamın yolu, Çin’in hayalet şehirlerinden birine düşer. Peki Xiang’ın buraya yerleşmesi; paranoyak bir imparatorun kendisinden bin kopya yarattığı, zehirli ziyafetlerin verildiği ve kitapların yakıldığı kadim bir hikâyeyle nasıl bağlantılıdır? Ya ölümcül bir sır saklayan, satranç oynayan bir otomatla? 2025 Miles Franklin Edebiyat Ödüllü Siang Lu’nun kaleminden Hayalet Şehirler, gerçek ile simülasyonun, unutmak ile hatırlamanın iç içe geçtiği çok katmanlı bir hikâye; tarihin ve kimliğin nasıl inşa edildiğine dair trajikomik bir sorgulama. “Bu kitabı açtığım an büyülendim.” –Bora Chung, Lanetli Tavşan’ın yazarı “Lu’nun eseri hem entelektüel açıdan zihin açıcı hem de büsbütün çılgınca –ki meselenin tüm esprisi de bu.” –The Guardian “Hayalet Şehirler, [...] Lu’yu Avustralya’nın en heyecan verici yeni yazarları arasında sağlam bir yere oturtuyor. Haruki Murakami, Italo Calvino ve Yan Ge okurları bu yeni romandan büyük keyif alacak.” –Books+Publishing
315.00 ₺ -
Kül Söyler Duman Ağlar
Akşam olur, Dağılır parçaları etrafıma cansız, Alevden bardaklarda Dudaklarını içmiş o eski isyanın, Akşam olur, Rengi çıkar ellerime zamanın. Al o yıldızları O simsiyah yağmurdan Göklere takmaya gel. Kar yağıyor, yollar kapanacak, Bizi getir bana, Gözlerimden bakmaya gel. Varsın dağılsın bütün kafiyeler, Ellerimi yıkamaya gel.
105.00 ₺ -
Çilek Tadında Aşk Öyküleri
Leyla ile Mecnun’dan Hüsn ü Aşk’a, O. Henry’den Oscar Wilde’a en ünlü aşklar ve aşk öyküleri... Gül ile Bülbül’den Yusuf ile Züleyha’ya, Anna Karenina’dan Kafka ve Milena’nın aşkına, Halil Cibran’dan Mevlana’ya uzanan aşk dolu satırlar ve sizi farklı dünyalara taşıyacak öyküler... Kafka’dan James Joyce’a, Balzac’tan Van Gogh’a kadar pek çok ünlü kalemin aşk mektupları... Kısa anekdotlar, şiirler, mektuplar, sıcacık hikâyeler ve çilekli tariflerle renklendirilmiş bir öykü kitabı… Çilek Tadında Aşk Öyküleri, üslubu ve içeriği ile hayata biraz ara verip soluklanmak isteyenler için... Çünkü herkesin mutluluğa ve etrafa mutluluk yayacak bir aşka ihtiyacı var...
63.00 ₺ -
Zaman Rüya Terkip Huzur Kitabı
Türk edebiyatının en önemli eşiklerinden biri olan Huzur, zaman, hafıza, kültür ve süreklilik gibi büyük meseleleri kesin hükümlere bağlamak yerine diri sorular hâlinde önümüze bıraktığından beri hem ona hem de Tanpınar’a dönmeye devam ediyoruz. Zaman Rüya Terkip: Huzur Kitabı, Huzur’u tek bir kuram ya da disiplinle kuşatılamayacak, kapsamlı bir metin olarak ele alıyor. On altı araştırmacı; müzikten şiirselliğe, gramatolojiden mitolojiye, bedenden rüyaya, arzudan travmaya uzanan farklı eksenlerde romana ayrı kapılardan giriyor. Çok sesli ve gerilimli bir terkiple romanın izini sürüyor, romandaki kırılganlık ve uyumsuzluklarla birlikte konuşan disiplinler arası bir okumayı hayata geçiriyor. Bu çalışma, modern Türk romanının kırılma noktalarına odaklanan bir eleştiri dizisinin yeni halkalarından biri olarak Huzur’u edebiyat tarihinin sabit bir durağına yerleştirmek yerine hâlâ yaşayan bir metin olarak okuyor ve okurunu da romanın kapanmamış soruları etrafında birlikte düşünmeye çağırıyor.
314.30 ₺ -
152 Gün
Fadime’yi işte ilk kez o gün gördüm. Sanki ilk kez güneşi, yıldızı, ayı görmüşüm gibi. Gönlümün içine bir kuş girdi sanki çıkmak için çırpınıp da duruyor. O çırpındıkça ben yerimde duramıyordum. Sonra gitmedim, gidemedim hiç. Onun olduğu bir yerden ayrılmak istemedim. Hem bence bu dünyada nasipli olanlar doğduğu yerde ya da doyduğu yerde değil de sevdiğinin olduğu yerde ölenlerdir. … Cânım kâri, sana söylemiştim daha önce; ben kendime bir dünya kuruyorum. Bu kurduğumun, yaşadığımız dünyada var olmasının mümkün olmayacağını biliyorum. Onun için kitapların arasına saklıyorum bu dünyayı. Orada sevdiklerim var, sevindiklerim var. Kötü olanı almıyorum içeri, onlara kapılarım kapalı. Hatta artık duvarlar bile örüyorum girmesinler diye. O kapılar bir tek sana açık.
156.00 ₺ -
Şiirin Sesi Sesin Şiiri
Marjorie Perloff ve Craig Dworkin’in editörlüğünde hazırlanan Şiirin Sesi/Sesin Şiiri şiirde sesi konu ediniyor ve çağdaş bir bakış açısıyla yeniden ele alıyor. Şiirde sesin yarattığı özel anlamları, sesin türler arasında ve şairle okur arasında kurduğu ilişkiyi, müzik ve şiir arasındaki etkileşimi felsefi bir yaklaşımla ele alan çalışma, geleneksel şiir araştırmaları açısından ezber bozan yeni bir perspektif sunuyor. Şiirde sesin üç farklı açıdan incelendiği çalışmada, araştırmacılar lirik sesin tahlili, kafiyelerin kültürel rolleri, şiirin seslendirilmesi, kayıt teknolojisinin sesin anlamı üzerindeki rolü gibi çeşitli konuları mercek altına alıyor. “Şiirin hikmeti kendinden menkuldür.” ve bu hikmet de çok büyük oranda şiirin bizi -Homeros’un destanlarının dinleyenleri büyülemesi gibi- büyüleyen o çekici sesiyle bağlantılı kavranamazlığında yatar.
314.30 ₺ -
Elimden Ne Gelir
“Elimden ne gelir?” sorusunun cevabı önce kendini tanımaktan geçer. İnsanın eylemleri, imanı ve ilkeleriyle uyumlu olmadıkça kalıcı bir değer taşımaz. Kendi kararlarımızı ve davranışlarımızı sorgulamak tekâmülün yoludur. Bu muhasebe, hayatın her aşamasında bizi yeniden yönlendirir. İman; kalple sınırlı kalmayarak akılda ve davranışta da karşılığını bulmalıdır. İçinde bulunduğumuz bu dünya imtihanında; kalbi diri, aklı esarete düşmemiş, vicdanı körelmemiş herkes, samimiyetle aynı soruya yönelir: “Ben ne yapabilirim?” ya da “Ne yapmalıyım?” İşte bu noktada Fatma Bayram, bu sorunun bir çaresizlik ifadesi olmaktan çıkıp bilinçli bir arayışa dönüşmesi gerektiğini anlatıyor. Elimden Ne Gelir? bireyin hem kendi iç dünyasında hem de toplumsal hayatta elinden gelenin ne olduğunu fark etmesini sağlayan bir rehber. Alışkanlıklarımızın tuzağına düşmeden, hazların cazibesine kapılmadan, ilahi ilkelerle uyumlu bir hayat sürmenin gerekliliğini, bazen sadece “yeter” diyebilmenin bile büyük bir irade olduğunu; bazen de küçük bir boykotun, doğru bir sözün ya da sağlam bir alışkanlığın hayatı değiştirecek güç taşıdığını hatırlatıyor.
132.30 ₺ -
Kurtarıcı Kurallar Kitabı
Bu işin kuralı böyle, mevsimler arası geçiş hasta edebilir insanı. Yine de haber verir önceden hava durumunu. Bak mesela sen bu kitabı eline aldıgında senin hava durumun nasıldı, şu an nasıl? Değişti mi? Değişebilir. Senin de mevsimlerin var çünkü. Senin de kalbin haber verir önceden. Dilerim bu kitap, seni mevsim geçişlerinde hastalıktan korur.Oyunu kurallarına göre oyna.Hastalanma!
108.00 ₺ -
Anne Sözü
Bir işi farkında olmadan yapmakla ne çok şeyi kaçırırız. Bir işi farkında olup yapmakla ne çok şey değişir, dönüşür. Hatırlamak, dinlemek, konuşmak, susmak, ağlamak, gülmek, sevmek, yürümek temel fiilidir insan olmanın; bunları bilinçli yapmak bizlere neler öğretir ve öğrendiklerimiz, hayatımıza nasıl etki eder? ... Sadiye Erol Aykaç, fikir duvarının diğer tarafından bakıp gördüklerini, yaşadıklarını ve kendisinde bıraktığı izleri anlatıyor. Anne şefkati ile yazarlık kabiliyetini birleştirerek, kızına ve yeniden düşünmek, kalbine bir kez daha bakmak isteyen, fikir duvarını yükseltmek isteyen mümine hanımlara çağları aşacak cümlelerini emanet ediyor. "Bugünü yaz, ama seni yüzyıl sonra okuyanlar da anlasın." diyen yazar, bunun yolunun bugün birbirimizi anlamaktan geçtiğini söylüyor.
156.00 ₺ -
Teoriden Pratiğe Türk Edebiyatında Diliçi Çeviri
“Diliçi çeviriye dair araştırmalar son yıllarda artış göstermiş olsa da bunların istenen düzeyde olduğu söylenemez. Bu bağlamda, diliçi çeviri ile ilgili literatürün genel çerçevesinin çizilmesi ve konuyla ilgili teorik ve kuramsal çerçevenin oluşturulması amacıyla elinizdeki kitap değerli araştırmacıların katkılarıyla meydana getirildi.” Teoriden Pratiğe Türk Edebiyatında Diliçi Çeviri kitabı; “Diliçi Çevirinin Teorik Çerçevesi”, “Osmanlı Dönemi Diliçi Çeviri Metinleri Üzerine İncelemeler ve “Diliçi Çeviri Uygulamalarında Karşılaşılan Sorunlar” başlıklı üç bölüm altında toplanan 16 adet bilimsel yazı ile “diliçi çeviri”nin tanımlamasını yapıyor, okuyucuya ve araştırmacılara diliçi çevirinin Türk Edebiyatındaki sınırlarını ve uygulama sahasını tanıtıyor.
447.30 ₺ -
Son İbn Siracın Başından Geçenler Ciltli
Son Granada hükümdarı Abdullah atalarının ülkesinden ayrılırken Padul dağının tepesinde durdu. Bu yüksek yerden deniz görünüyordu; bahtsız hükümdar Afrika'ya gitmek üzere oradan gemiye binecekti. Bulunduğu yerden Granada Vega ve kenarında Ferdinand ile İsabella'nın çadırlarının yükseldiği Genil ırmağı da fark ediliyordu. Abdullah bu güzel memlekete sonra da Müslüman mezarlıklarını gösteren servilere bakıp ağlamaya başladı. Saray ileri gelenleri ile bu sürgünde Abdullah'a eşlik eden annesi Ayşe Sultan oğluna şöyle dedi: "Erkek gibi savunmasını bilmediğin memleket için şimdi bir kadın gibi ağla!" Dağdan indiler; Granada gözlerinden ebediyen kayboldu.
153.30 ₺ -
Michel Foucaultnun Yazar Nediri
Filozof, fikir tarihçisi ve teorisyen Michel Foucault, yirminci yüzyıl düşüncesinin en etkili isimlerindendi. Onun 1969 tarihli konuşmasından aktarılan “Yazar Nedir?” makalesi; yazarın niyeti, metinlerin anlamı ve “yazarın ölümü” tezine dair bir dizi girift meseleyi ele alır ve okuyucuya çok sayıda “sömürülmemiş soru” sorar. Bir metnin anlamını tanımlayan veya oluşturan şey nedir? Yazarlar ne anlatmaya niyetlendiklerini biliyorlar mı? Peki ya niyetlenilmeyen ya da tarih boyunca değişen anlamlar? Eser gerçekten de yazarın varlığını gerektirir mi? “Kimin konuştuğunun ne önemi var?” Tim Smith-Laing bu kışkırtıcı tahlilde, “Yazar Nedir?”in yayımlandığı dönemde nasıl bir etki yarattığı, edebiyat teorisi mirasının önemli bir parçası olarak güncelliğini hâlâ nasıl koruduğu üzerine aydınlatıcı bir inceleme sunuyor. “Yazar Nedir?” edebiyat öğrencileri başta olmak üzere bu alanla ilgilenen herkes için hem edebî metinlerde yazar ve yazarın niyeti hakkında devam eden tartışmaları anlamanın bir aracı hem de Foucault’nun eserlerine giden yolda bir mihenk taşı. “Foucault’ya göre yazar, anlamın kaynağı değil, anlamın çoğalmasından korkma biçimimizi belirleyen ideolojik bir figürdür.”
111.30 ₺ -
Savaş ve İlyada
Simone Weil, Rachel Bespaloff ve Hermann Broch’u bir araya getiren Savaş ve İlyada, edebiyat, din ve felsefe üzerinden ölüm ve yaşam meselelerini ele alan bir eser. Weil, Homeros’un destanını ayrıntısıyla inceler ve burada kâbusları andıran bir savaş makinesi teşhis eder. İlk kez 1939’da yani 2. Dünya Savaşı arifesinde yazılan bu makale pasifist bir manifesto olarak da okunabilir. Bespaloff makalesini 2. Dünya Savaşı ortasında kaleme alır, çalışmasına “savaşla başa çıkma yöntemim” der, ama bu makale aynı zamanda Weil’e cevap niteliğindedir. Ayrıca, Bespaloff'un Homeros destanını Kitâb-ı Mukaddes'le, şairleri de peygamberle ilişkilendirmesi başlı başına bir katkı olarak görülmektedir. Büyük Alman yazar Broch ise 1947 yılında yani savaş bittikten iki yıl sonra bir sonsöz yazarak bu tartışmaya nokta koyar. Bu sonsözde, yaşlılık üslubundan sanatta yeni mit arayışına, mitsel edebiyata yakın gördüğü Kafka’ya kadar edebiyat teorisiyle ilgili aydınlatıcı fikirler öne sürer. Bir yanda yaklaşık 2700 yıl önce yazılmış en trajik savaş destanı, diğer yanda 80 yıl önce dünyanın maruz kaldığı en büyük savaş… Çünkü en büyük derdimiz güncelliğini koruyor: İnsanlığımızı kaybetmemek.
188.30 ₺ -
Ben Zübeyde
Abbasi Sarayı’nda güç, zekâ ve adanmışlığın hikâyesi... Güçle yoğrulmuş bir kalp, zekâyla aydınlanmış bir zihin, sabırla örülmüş bir ömür... Cenneti adanmışlığıyla kazanan bir kadın: Zübeyde Sultan. Kudretli halife Harun Reşid’in eşi, Haşimi soyundan gelen ilk valide sultan. Abbasi Devleti’nin ruhu, medeniyetin kalbindeki sükûnet. Bütün servetini kutlu bir rüyanın uğruna infak eden kadın. Zaman belki ona ihanet etti, ama izleri hâlâ yaşıyor. Sevda, sadakat ve mücadeleyle yoğrulmuş bir ömür. Unutulmuş bir kadının unutulmaz hikâyesi, Sadiye Erol Aykaç’ın kaleminden...
227.50 ₺ -
Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar
İnsan ruhu en çok bir başkasının ruhunda demlenmek ve olgunlaşmak ister. Bu yüzdendir ki hepimiz sevgi ve sadakati ararız bir ömür boyunca. Hayatın tozlu yolları önümüzde çatallanırken birçok şey gelir başımıza. Yollara bir başkası için, bir yoldaş için düşmüşüzdür. Bu yoldaki her adımımızda anılar bırakırız ardımız sıra. Derken, birisi çıkar karşınıza. Hoşlanırsınız. &`;Onu kendime nasıl bağlarım?” diye sorarsınız. Kimse kimsenin kalbine hükmedemez halbuki. Karşılıksız bir aşka tutulduğunuzda, &`;Nasıl unutabilirim?” diye sorarsınız. Bekârsanız, &`;Beklediğim kişi ne zaman karşıma çıkacak?” diye sorarsınız. Siz bu melankolik bekleyişteyken, &`;Hâlâ birini bulamadın mı?” diye soran kendini bilmezlerle karşılaşırsınız. Binbir umutla evlenirsiniz. Tam mutluluğu yakaladım derken aslında her şeyin şimdi başladığını anlarsınız. &`;Evlilik bu muydu?” diye sorarsınız. Artık biri cehenneme biri cennete çıkan iki yol vardır önünüzde. Mustafa Ulusoy, Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar`da çeyrek asırlık psikiyatristlik deneyimiyle evliliği bir cennete dönüştürmenin ipuçlarını sunuyor ve sorunların içindeki umudu gösteriyor
178.85 ₺ -
-
Yorgun Savaşçı
“Memleketin en kötü günlerinde düşmanlar iyice içeri doldukları sırada, başından beri politikaya karışmamış, orta rütbede, dövüşken Türk subayının, ordusuz kalma dramını anlatmak istedim.” Yorgun Savaşçı, yenilgiden dönmenin ve tekrar mücadeleye atılmanın büyük anlatısıdır. Kemal Tahir’in, insanı bir an durup düşünmeye ve harekete geçmeye, geleceği ve geçmişi büyük bir şimdinin içinde kavramaya teşvik eden üslubu ile edebiyatımızın klasik olma vasfı kazanan en önemli romanlarından biri olan Yorgun Savaşçı, ilk kez yayımlandığı 1965 yılından beri okunmaya, tartışılmaya ve ilham vermeye devam etmektedir. Büyük sorular sormanın üstadı olarak Kemal Tahir, dağılan bir imparatorluğun her çatırtısına kulak kabartmış, kurulacak Cumhuriyet’in ve verilen istiklal mücadelesinin, karanlığın dibinden umudun zirvesine doğru gerçekleşen yolculuğunu, muhayyilemize hediye ettiği ölümsüz karakterlerle romanlaştırmayı bilmiştir. Cehennem Topçu Cemil’den Doktor Münir Bey’e, Patriyot Ömer’den Kör Şaban’a kadar bir milletin geleceğinin belirlendiği kısa bir zaman dilimini üzerlerinden okuduğumuz kült karakterleri inşa etmedeki ustalığını, onları başka eserlerinde de karşımıza çıkararak gösteren Kemal Tahir’in benzersiz roman evreni, bugün edebiyatımızın iftihar sebebidir.
279.30 ₺ -
Bir Mülkiyet Kalesi
“Biz Türk sanatçıları üç şeye şiddetle muhtacız: Kültüre, sağlam bir dünya görüşüne, bu görüşün ışığında Türkiye’yi ve Türk insanını -Osmanlılıktan bugüne kadar- kendimizce anlamaya, tanımaya...” Toplumu tanımak için önce kendine, memleketi anlamak için önce evine döner insan. Kemal Tahir’in, kişisel tarihini doğduğu evin hikayesi üzerinden naklettiği bu otobiyografik roman, bize aynı zamanda imparatorluğun çatırtılarından milletin varlık mücadelesine uzanan çalkantılı yılları anlatıyor. İnsanın, kendisinden daha uzun ömürlü olan mülkiyet ile kurduğu ontolojik ilişkinin, mekanın poetik anlamlarını da gözeten taraflarıyla bir tür zaman nehrine dönüştüğü Bir Mülkiyet Kalesi, büyük romancımızı daha yakından tanımak için bir referans niteliğinde.
419.30 ₺ -
Kaçak Yolcu
Yolculuk sadece gitmek demek değil; aynı zamanda var olmaktır. Arkanızda gezilmiş şehirler, upuzun yollar, bambaşka ülkeler ve birbirinden farklı insanlar bıraktıkça var olduğunuzu,hayatı doya doya yaşadığınızı daha fazla hissedersiniz. Bundandolayı insan gitmelidir. Hiçbir özel hedefi olmasa bile sadece varolmak için gitmeli ve yeryüzünün farklı diyarlarında kendi varoluşöyküsünün peşine düşmelidir. Çünkü yollar "hayat" denilenbilmeceyi çözebilmek için insana üst üste kapılar açar. Ben de bu gizemli bilmecenin izini sürmek için her fırsattayollara düştüm. Bazen haber için, bazen bir belgesel için, bazen de sadece gitmek için gittim. Fakat yaptığım bu yolculuklar arasındabenim için en unutulmaz olanı 2006 yılında İstanbuldan Afganistana yaptığım kaçak yolculuktu. Her ânı macera doluolan bu yolculuğu bir gün mutlaka kaleme alacağım düşüncesiyle hep içimde tuttum. Yıllar geçse de her hatırlayışımda beni heyecanlandıran,dost meclislerinde her anlatışımda "bunu mutlaka yazmalısın" diye cesaretlendirildiğim kaçak yolculuğumsonunda bir kitap haline geldi.
188.00 ₺ -
Seyyah
Çıktığım yollar, yaptığım seyahatler; ziyaret ettiğim bir çok şehirle içten bir bağ kurmama neden oldu. Ben de seyyahların çoğu gibi bazı şehirlerin ruhu olduğuna inananlardanım. Bu şehirlerin sokaklarını adımlarken tatlı bir musiki takılır kulaklarınıza. Şehir kendini size vermek için adeta can atar. Alırsınız ve yüreğinizin en özel yerinde saklarsınız bu şehirleri. Öyle bir sahiplenirsiniz ki onları, sanki sizin olurlar. İstanbul, Saraybosna, Kahire, Gazze, Isfahan, Bağdat, Şam-ı Şerif, Kudüs İşte benim şehirlerim Özlemleri kalbime sızı veren, her kavuşmamızda ise çocuk gibi sevindiğim, neşelendiğim şehirler Bu şehirlerin her birine zihnimde farklı bir şekil veririm. Şam-ı Şerifi gözleri yaşlı bir anne olarak hayal eder, Saraybosnayı ise bir melikeye benzetirim. Zarifliği göz kamaştıran, utangaçlığı hayranlığınızı cezbeden bir melike. Kudüs hiç görmesem de hep özlediğim, içimde taşıdığım biricik şehrimizdir. Isfahan bir şiirin en güzel mısralarına benzer. Gazze hepimizin vicdanı, Bağdat ise geçmişiyle, sanki bir masallar diyarıdır. Kahire içinde farklılıklar, zıtlıklar, uçlar barındıran bir şehirdir. Bu yönüyle insana ne de çok benzer. Kahirenin karmaşasını, girdaplarını seyre dalınca, sanki kendi içimdeki karmaşaların, girdapların seyrine dalmış gibi olurum. Bazen de sizin dokunmaya bile kıyamadığınız kimi şehirler acımasızca bombalanır, yerle bir edilir. Tıpkı Şam-ı Şerif in, Halepin, Gazzenin, Bağdatın bombalandığı gibi
248.00 ₺ -
Bir Kere Daha Son
Mustafa Ulusoy, Bir Kere Daha Son’da kendine has üslubuyla okuyucularına yeni bir okuma deneyiminin kapısını açıyor. Her deneyimin bir son, her sonun da yeni bir başlangıç olduğunu filmlerden edebiyata, gündelik hayattan insan ilişkilerine örnekler vererek bir kere daha okuyucuların zihninde yeni ufuklar açıyor. “Gündelik hayatı yaşarken her yaptığımız şeyin son olabileceğini, bunun bir kere daha tekrarlanmayabileceğini idrak ediyoruz. Bu son olabilir diyoruz. Ama bir kere daha son yanılsamasıyla sonluluk fikrini yumuşatıyoruz.” Sıkıntılı bir dünyanın sonunda gazete okuyor insanlar, aldırışsız insanlar güneş gibi parlayan portakallar yiyorlar. J. C. de Melo Neto
251.85 ₺ -
Asi Delikanlı
Doğru bildiğinden vazgeçmeyip bedel ödemeyi göze alan bir delikanlının hikâyesi… Henüz on altı yaşındayken adaletten yana durduğu için ailesi tarafından reddedilen Erkan, amcası tarafından eğitim için Londra’ya gönderilir. On iki yıl sonra gizli bir görevle ve başka bir kimlikle doğup büyüdüğü Ahievran Mahallesi’ne döndüğünde, hem geçmişiyle hem de yarım kalan hesaplarla yüzleşmek zorunda kalır. Görünürde huzurlu olan bu mahallede, iyilik maskesi ardına saklanan karanlık bir düzen vardır. Erkan, Şimal’in yazdığı romanın izinde ve eski dostlarının desteğiyle bu düzeni açığa çıkarmaya çalışırken, yıllardır süren korku ve suskunluk da çatırdamaya başlar. Kitapları yüz binlerce okur tarafından ilgiyle takip edilen Ahmed Günbay Yıldız, Asi Delikanlı’da adalet, vicdan ve aidiyet duygusunu; aksiyon ve maneviyatla harmanlayarak okuru unutulmaz bir yolculuğa davet ediyor.
252.00 ₺ -
Tufan Sancağı Altında
Kassâm Tugayları’ndaki komuta görevinin yanı sıra Gazze’nin parmakla gösterilen karakterde ahlak timsallerinden Muhammed Zeki Hamed, tünellerde geçirdiği iki yıl boyunca kaleme aldığı elinizdeki kitabı asker yeleğinin cebindeki kâğıtlara yazdı. 7 Ekim hakkında hiç açığa çıkmamış detaylar, iddialara ilk ağızdan verdiği cevaplar ve olay anlatımlarıyla bu eser şimdiye dek bir benzeri olmaması özelliğini taşıyor. Âlim kimliği olan yazar, hatıralarının her satırında Kur’an ile kurduğu kesintisiz bağ, Kur’an’ı kendine nasıl arkadaş edindiği ve her çeşit zorluğu aşmada ondan faydalanışının yanı sıra başka değerli bir şey yapıyor: Yaşadıklarına ilminin hakkını veren yetkinlikle bakarak bir ‘zor zamanlar ilmihâli’ oluşturuyor. Bu kitap yer altında, ıslak ve soğuk tünellerde, her gün bombardıman tehlikesi içinde ve imkânsızlıklarla kaleme alındı. Vatan sevdası, sevdiklerine uzaklığın sızısı, mücadele azmi ve sabır dolu bir ibadet hayatıyla yoğruldu ve nesillere ibret vesikası olarak emanet edildi.
272.00 ₺ -
Niye Geldik Cihane
Kıymetli şairlerimizin zihnimize cilâ, kalbimize safâ olan mısralarını hoşsohbet üslubuyla bizlere aktaran Hayati İnanç, Niye Geldik Cihane? sorusuna yanıt olacak yazıları ile hayatı anlamlandırma çabamıza ortak oluyor. Yolunu şaşıranlar, yolda kalanlar, varmak istediği yere henüz karar veremeyenler için hakikate işaret eden bir pusula niteliğindeki bu eser, Türkçemizin güzelliklerini de gözler önüne seriyor.
172.25 ₺ -
Bir Ömür Okumak
Bu kitap büyük bir şey vadetmiyor. Büyük laflar etmiyor. Sadece kitapları ve okumayı ne kadar çok sevdiğimin küçük bir ifadesi. Bu güzel nimetten nasiplenmemiş kimse kalmasın diye, belki bir kişiye bile olsa okumanın zevkini, heyecanını, neşesini taşımak umuduyla, küçük ve iddiasız cümlelerle yazıldı.
175.00 ₺ -
Dünyanın Üç Yüzü
Mustafa Ulusoy, Dünyanın Üç Yüzü’nde kaleme aldığı yazılarla insanın dünyayla kurduğu temasına ayna tutuyor. Bunu yaparken de kimi zaman bir film ya da roman karakterinin analizini, aşağıya sarkıtılan bir ip misali benliğimizin derinliklerine uzatıyor. Dünyanın üç yüzü vardı. Biri kendine bakan, diğeri ise Yaratıcı’nın sonsuz isimlerine ve ahirete bakan. Kendine bakan yüzü asıktı, elem ve keder verici. Çünkü gelip geçiciydi. Dokunduğumuz an solan bir çiçekti sanki. Yakalayıp sevmek için can attığımız bir kelebek gibi. Yakalaya yazdığımız anda uçup gidiveren. Ne dokunmamak mümkündü ona ne de solmasına razı olmak. İki arada bir deredeydik. Bir buz sarkıtının ucunda donarak asılı kalmış bir su damlası nasıl güneşi özlüyorsa; dünyanın üçüncü yüzünde asılı kalmış varlığımız da öyle özlüyordu dünyanın birinci ve ikinci yüzünü. Üçüncü yüze hikmetin güneşi doğmuştu... Bu yüz olmasaydı, her şey berhava olurdu.
251.85 ₺ -
Altın Beyitler Ciltli
Sanman taleb-i devlet ü câh etmeğe geldik Biz âleme bir yâr için âh etmeğe geldik Yenişehirli Avni Bey Berceste beyitlerin, kültürümüzde ve Divan edebiyatında yeri büyüktür. Divan edebiyatında derin manaları içeren bu beyitler hattatlar tarafından da meşk edilegelmiştir. Hattat Mehmet Özçey’ın celi sülüs ve celi nesih hat türleriyle kaleme alıp levhalarını zer-endûd tekniğiyle hazırladığı, Cemal Kurnaz’ın ise günümüz Türkçesine aktarıp şerh ettiği Altın Beyitler, Divan edebiyatının güzide berceste beyitlerinden oluşmaktadır. Kültürümüzde önemli bir yere sahip olan ve her biri altın değerindeki bu beyitler, hat sanatının estetik diliyle sanatseverlerle buluşuyor.
2799.30 ₺ -
Altın Beyitler
Sanman taleb-i devlet ü câh etmeğe geldik Biz âleme bir yâr için âh etmeğe geldik Yenişehirli Avni Bey Berceste beyitlerin, kültürümüzde ve Divan edebiyatında yeri büyüktür. Divan edebiyatında derin manaları içeren bu beyitler hattatlar tarafından da meşk edilegelmiştir. Hattat Mehmet Özçey’ın celi sülüs ve celi nesih hat türleriyle kaleme alıp levhalarını zer-endûd tekniğiyle hazırladığı, Cemal Kurnaz’ın ise günümüz Türkçesine aktarıp şerh ettiği Altın Beyitler, Divan edebiyatının güzide berceste beyitlerinden oluşmaktadır. Kültürümüzde önemli bir yere sahip olan ve her biri altın değerindeki bu beyitler, hat sanatının estetik diliyle sanatseverlerle buluşuyor.
1399.30 ₺