-
Dünyaya Kapalı Allaha Açık
DÜNYAYA KAPALI ALLAH’A AÇIK Semerkand Yayınları, yayın hayatına başladıktan sonra cezaevlerinden mektuplar almaya başladı. Bu mektupların bazısı bizzat hüküm giyen kişilerden, kimisi en yakın dostlarından, kimisi de sadece bir selâm verdiği herhangi bir kişiden geldi. İslâm dinini öğrenmek için elif-bâ, Kur’ân-ı Kerîm, dergi ve kitap taleplerinde bulunan hükümlülerin bu isteklerini Semerkand Yayınları ve Semerkand gönüllüleri, yetkililerle görüşüp gerekli izinleri alarak talepleri imkân nisbetinde yerine getirdi. Mektuplarda yaşatılan samimiyet, sevinç ve heyecana teşekkür eden Semerkand Yayınları, hükümlülere bir esenleme niteliği taşıyan bu eseri hazırladı. Dünyaya Kapalı Allah’a Açık Cezaevi Mektupları’na, Semerkand Yayınları’ndan ulaşabilirsiniz.
86.10 ₺ -
Asude Bahçe
Tesadüf diye bir şey yoktur. Dünya denen devasa kilimde her bir ipin, motifin ve rengin hayatımıza ne vakit ve ne kadar dâhil olacağı önceden bellidir. Funda Uçuk Er, okuru yine kalbin en kırılgan, en samimi yerlerinden yakalıyor. Modern hayatın telaşı içinde savrulan psikolog Zeynep’in eline geçen gizemli bir günlük, yalnızca geçmişe açılan bir kapı değil; aynı zamanda kendi iç dünyasına doğru yolculuğun da başlangıcı oluyor. Aşkın, kaybın, inancın ve teslimiyetin iç içe geçtiği bu hikâyede; geçmişin izleri bugünün yaralarına dokundukça, görünmeyen bağlar, susulmuş hikâyeler ve yarım kalmış duygular bir bir gün yüzüne çıkıyor. “Tesadüf” sandığımız karşılaşmaların ardındaki derin anlam açığa çıktıkça, kaderin incelikle dokunmuş örgüsü belirginleşiyor. Gönüllerde iz bırakan Huşu Ağacı’nın devam kitabı olan Asude Bahçe, o dünyayı derinleştirerek karakterlerin içsel yolculuğunu daha da katmanlandıran güçlü bir hikâye…
252.00 ₺ -
Şah Balaban Destanı
“1683. Yalın demirin, kızıl kanın ve barutun zamanlarıydı.” Osmanlı İmparatorluğu’nun Viyana surları önünde uğradığı büyük bozgun, sadece bir ordunun geri çekilişi değil; bir yiğidin kendi efsanesine yürüyüşünün başlangıcıydı. Ordusunun güvenli çekilişi için kellesini koltuğuna alıp düşman seline set olan bin yeniçeriden biriydi o: Deliormanlı Balaban Hasan. Viyana önlerinde esir düşen, bu korkusuz yeniçeri için kaderin başka bir planı vardı. Balaban Hasan ve yârenleri, ölüme meydan okuyarak tarihin saklı bir sayfasına, İtalya’nın bağrındaki Moena vadisine sığındılar. Habsburg zulmünün pençesinde inleyen bu mahzun kasabada Türkler nasıl karşılanacaktı? Kılıcını mazlumun çığlığına siper etmeyi öğrenen bir avuç Türk, kasaba halkını Hasburglardan koruyabilecek miydi? Cihan Çetinkaya, güçlü kalemiyle Şah Balaban Destanı’nda, İtalya’daki ünlü “Türk köyü”nün ilginç hikâyesini anlatıyor. Bu kitapta, yeniçerilerin yiğitlikleriyle bir İtalyan kasabasını nasıl etkilediklerini, iki yabancı medeniyetin birbirini tanıma ve anlamlandırma çabasının akıl almaz öyküsünü bir solukta okuyacaksınız.
252.00 ₺ -
Mısralarda Arapça Arapça - Türkçe Şiirler
Muarrib'in 10. kitabı Mısralarda Arapça. Arap ve Türk edebiyatından çift dilli 66 adet şiiri ihtiva ediyor. Şiirlerini aldığımız şairler şöyle: CELALEDDİN RUMİ NECİP FAZIL KISAKÜREK MEHMED AKİF ERSOY YUNUS EMRE İSMET ÖZEL CAHİT ZARİFOĞLU NAZIM HİKMET RAN KARACOĞLAN DEDE KORKUT SEZAİ KARAKOÇ ERDEM BEYAZIT NURİ PAKDİL ABDURRAHİM KARAKOÇ YAHYA KEMAL BEYATLI MAHMUD DERVİŞ SEMİH EL-KASIM UNSİ EL-HACC NURİ EL-CERRAH NAZİK EL-MELAİKE ABDULVEHHAB EL-BEYATİ SUAD ES-SABAH SENİYYE SALİH YAHYA ES-SEMAVİ KASIM HADDAD FARUK CÜVEYDE MURİD EL-BERĞUSİ TEVFİK ZEYYAD CİBRAN HALİL CİBRAN ADONİS NİZAR KABBANİ İMAM ŞAFİİ EL-KAYRAVANİ İBN ABDURABBİH ZEYD EL-HIMYERİ CEMİL BUSEYNE EBU’L-ATAHİYYE ALİ B. EBİ TALİB (R.A) FERAZDAK EL-MUTENEBBİ İMRU’U’L-KAYS TARAFA B. ABDİ’L-BEKRİ ZÜHEYR B. EBİ SELMA LEBİD B. REBİA AMR B. GÜLSÜM ANTERA B. ŞEDDAD HARİS B. HİLLİZE
184.25 ₺ -
-
Kendi İçimize Bakmak
Bir iç yürüyüş ve gönül terbiyesi bağlamında değerlendirilebilecek yazıların toplandığı bu kitap, okuyucuyu içe dönük bir gönül yolculuğuna ve dışa dönük olarak da gönüller kazanmak için gayret göstermeye davet ediyor ve bu yolculukta yolcuya yolu asan edecek bir asa olabilmeyi ümit ediyor. Oldukça insanî durumları, kalbe dair sorunları, yürek tutulmalarını ve derin gönül daralmalarını okuyucuya ayna tutan bir üslupla ele almaya çalışıyor. Selim bir kalbe ulaşabilmek için çıkılan tüm yolculuklarda yenilenen bir iman, tazelenen bir ahit, keskinleşen bir bilinç, kökleşen bir mensubiyet ve artan bir mesuliyet duygusuyla, bıkmadan usanmadan, kırmadan incitmeden, her dem yeniden yola revan olanlara selamlar olsun. Seferimiz mübarek, yolumuz açık olsun.
97.50 ₺ -
Bitmeyen Fetih Bir Gönüle Girmek
Bir gönül kazanmak ve bir gönüle girmek için hangi yolları denedik? Gözlerimiz nasıl baktı, dillerimiz ne söyledi, ayaklarımız bu yolda kaç adım attı? Bir gönül almak uğruna kaç yetimin başını okşadı ellerimiz? Bir mazlumun, bir mağdurun, bir muhacirin duasını almak için ne kadar çaba gösterdik? Küs olanları barıştırmak için gayret ettik mi? Gelmeyene gittik mi, vermeyene verdik mi? Gözyaşı olan yere merhamet, hüzün olan yere sevinç, zulüm olan yere adalet, nefret olan yere muhabbet ve korku olan yere emniyet taşımak için ne yaptık?
97.50 ₺ -
Siren Sesleri
“Allah’ım ne ürkütücü bir ses…, deyiverdi. Ne kadar da rahatsız ediciydi!” “Hâlâ susmamıştı siren sesleri!..” Bu sesler… Bu seslerin nedeni neydi? “Ve hemen ardından gelen o korkunç ses. Tüm o sessizliği yararak çıkan, yürekleri çatlatan o uğultu. Ve yerin bağrındaki her şeyi dışarı atıyordu” Bir ses nasıl böyle güçlü olabiliyordu? “…bir ses daha geldi sanki kendisine çağıran. Sanki tenefüs bitmişti de sınıfa koşacakmış gibi hissetti. Son kalkacak otobüsün kornası gibi. Ya da son kalkacak olan vapurun son sireniydi de, “Biletinizi çabucak alın, yetişin!..” diyordu. “Yoksa kalırsınız bu limanda!” dercesine bir sesti işte gelen.” Neydi bu sesler? Nereye çağrılıyordu ki Ahmet? Kimdi çağıran? Ahmet, sese doğru koşmak istiyordu göğsünde sakladığı sırra koşacağını bilmeden. Ya sonra? “Hem yükselen bu ses de neydi? Yeniden siren sesleri yükseliyordu. Ezan sesleri de duyulmaya başlamıştı.” Bu ses… Neyin provası bu? Başlangıç mı? Son mu? Ahmet’in iç sesi bizi nereye götürecek? Bu sesler bize ne söyleyecek? HAKİKATE ramak kala… Belki de son çağrı, son ses!.. Göğsümde saklanan hangi sırrı aşikâr edecek?
117.00 ₺ -
İklim Oluşturan Öğretmen
Bu kitap, kendisini öğrenerek sürekli geliştiren, öğrenen öğretmen olmanın ilkelerini anlatıyor. Sınıfında, okulunda ve bulunduğu her ortamda ılık ve gölgeli bir bahar mevsimi gibi bir öğrenme ortamı oluşturacak öğretmen olmanın ipuçları, bu kitapta. Amatör ruhunu kaybetmeden profesyonel davranabilen, farklılıklara saygılı, çocukları ve gençleri sevgi ve şefkatle karşılayan ve uğurlayan öğretmenler geleceğimizin teminatı olacaktır. Keşfeden kâşif öğretmenler olmak için bu kitabı mutlaka okumalısınız.
130.00 ₺ -
Rubailer
Hz. Mevlânâ gibi büyük bir mutasavvıfın, bir mütefekkirin, hassas, heyecanlı ve coşkun bir şairin dört mısralık küçük bir nazım şekli olan "Rubâî" içine, hislerini, fikirlerini sığdırması, insanı hayretlere düşürür. Gerçekten de bu hâl, büyük bir denizin küçük bir havuza sığdırılmasına benzer. Duyguların ve düşüncelerin teksif edilerek bir komprime hâline getirilmesi her şairin yapamayacağı bir şeydir. Bu sebepledir ki, bütün dikkatimizi toplayarak onun rubâîleri üzerine hakkıyla eğilir ve Mevlânâ'nın dilinden anlarsak, o mübarek velinin duyguları ve düşünceleriyle aşinalığımız varsa, onun tek bir rubâîsinden bir kitap çıkarabiliriz.
91.00 ₺ -
Şak Şık Şakayık Töreli İştikak Denemeleri
İştikâk… Kelimelerin aslına dönme çabasıdır, iştikâk, kelimelerin atasını, anasını ve kardeşlerini arama çabası… Kelimeleri akrabâlarıyla tanıma çabasıdır, iştikâk, kelimelerin akrabâlarıyla alâkalarını anlama çabası… Kelimelerin yalın ve türemiş hâlleri arasındaki ilişkileri ortaya çıkarma çabasıdır, iştikâk… Töreli iştikâk, Arz’dan Arş’a doğru dikey yönlü bir anlama gayreti… Töreli iştikâk, hakîkat-hilkat ve oluş-bozuluş hattında kelimelerin seyr ü seferini kavrama gayreti… Töreli iştikâk, hilkat-hakîkat ve bozuluş-oluş istikâmetinde kelimeleri mefhumlarıyla yorumlama ameliyesi… Töreli iştikâk, mefhumdan kelimeye, kelimeden kelimeye ve de kelimeden mefhûma türeyişin ve türevlenişin tarzını ve şeklini temâşâ ve tesbit ameliyesi…İştikâk, bu denemeler kitâbında yer yer ilmî ve yer yer edebî-irfânî vasfıyla tezâhür edebilecektir… Bu “töreli iştikâk denemeleri” -husûsî ilmî usûlü dâiresinde- mutlak ilmî bir iddiâ taşımamaktadır… Zîrâ bunlar, ismiyle müsemmâ birer “deneme” olup, daha ziyâde töreli edebî müktesebattan süzülen irfânî iştikâk damlacıkları mâhiyetinde kalem tecrübeleridir…
175.50 ₺ -
17 Haziran
Vidar’ın hayatı, öğretmenlik yaptığı okulda karıştığı bir olay ve sonrasında gelen açığa alınma kararıyla altüst olmuştur. Ancak asıl sarsıntı, eski bir kolide ailesinin 1980’lerdeki yazlık evinin numarasını bulmasıyla başlar. Vidar numarayı çevirdiğinde, hattın ucunda geçmişten bir ses yankılanır: Uzun zaman önce ölen babasının sesi. 17 Haziran 1986. Bir yaz günü. Bir mutfak. Bir aile. Vidar her aramada aynı güne adım atar; çocukluğunun seslerini dinler, sekiz yaşındaki haline yaklaşmaya çalışır. Hakkında yürütülen polis soruşturması ve üzerindeki baskı artarken belleğin labirentlerinde ilerledikçe ilerler. Sorduğu sorular onu hem kendi karanlığıyla hem de ailesinin saklı kalmış yaralarıyla yüzleştirecektir. Romanlarıyla 30’u aşkın ülkede okurla buluşan Alex Schulman’dan, geçmişin hayaletleriyle bugünün gerçeklerini birbirine düğümleyen zamansız bir roman... “Sanki Alex Schulman’ın daha önce yazdığı her şey bu romanın yolunu açmak içinmiş.” –Kristian Ekenberg, Gefle Dagblad “Açgözlü bir okur gibi okuyorum; sonunun nasıl geleceğini bilmek istiyorum. 80’lerdeki o yaz gününde gerçekten ne oldu? Vidar’ın hatırlamaya dayanamadığı şey ne? Tıpkı Schulman’ın önceki romanı Malma İstasyonu’nda olduğu gibi, kurgu zekice inşa edilmiş; ipuçları ustalıkla yerleştiriliyor, yapı taşları tek tek ekleniyor.” – Oline Stig, Sydsvenskan “Alex Schulman her zamankinden daha derine, acının merkezine iniyor.” – Annina Rabe, Expressen
252.00 ₺ -
İlmi İle Âmil Bir Âlim Prof. Dr. S. Kemal Sandıkçı’ya Vefa
Fânî dünya hayatının şüphe götürmez ve değişmez bir kuralı olarak yaratılmış her canlı muhakkak ölümü tadacak. Aslolan, gök kubbede hoş bir sadâ bırakabilmek. Yaşam süresinin, yaşarken sahip olunanların, erişilen makam ve mevkilerin hiçbir önemi yok. Bırakılan eserler, kazanılan gönüller ve alınan dualar her şeyin önünde. Bu kitap, işte böyle büyük eserler bırakmış, gönüllere girmeyi başarmış ve dua almaya devam eden Prof. Dr. Kemal Sandıkçı’ya vefâ için yazıldı. Okuyacağınız satırlarda, çok zor şartlarda, azim, kararlılık ve ihlâs ile mücadele vermiş, mütevazı ve fakat diklenmeden dik durabilmeyi başarabilmiş adam gibi bir adam’ın ibretler dolu hikâyesini bulacaksınız. Bu kitabı gözyaşı dökmeden okuyup bitirebilmek pek mümkün değil. Değerli okuyucu, bu kitapta samimiyetin ve vefanın en güzel örneklerine şahit olacak, hasret ve özlem duygularını tekrar tekrar tadacaktır.
195.00 ₺ -
Modern Çağda Müslüman Kalabilmek
Allah Rasûlü’nün vefatından sonraki her dönemde Müslümanlar çağın getirdiği sorunları aşarak mümin kalabilmeyi ve bu yüce dini sonraki kuşaklara aktarabilmeyi başarmışlardır. Bu nedenle her türlü takdiri ve saygıyı ziyadesiyle hak etmektedirler. Nöbet sırası şimdi bizlerde… Önceki asırlara göre mümin kalabilmenin ve emaneti gelecek kuşaklara teslim edebilmenin zorlaştığının farkındayız. İşte elinizdeki kitap nasıl davranmamız gerektiği hususunda bir yol haritası çizerek zamanımız Müslümanına yardımcı olmayı hedeflemektedir.
195.00 ₺ -
Safahat
İstiklâl Marşı şairi Mehmet Âkif Ersoy'un, ilk kitabı Safahat, bağımsız bir edebi kişiliğin ürünüdür. Fransız romantiklerinden Lamartine'i Fuzuli kadar, Alexandre Dumas Fils'i Sâdi kadar sevdiğini belirten şair, bütün bu sanatçıların uğraşı alanlarına giren "manzum hikâye" biçimini kendisi için en geçerli yazı olarak seçmiştir. Savunageldiği geleneksel edebiyat birikimi, onun yalınkat bir manzumeci değil, bilinçle işlenmiş ve gelişmeye açık bir şiir türünün öncüsü olmasını sağlamıştır. Mehmet Âkif'in düşünsel gelişiminde en belirleyici öğe, onun çağdaş bir İslamcı oluşudur. Toplumsal ve ideolojik konuları şiir ile ve şiir içinde tartışma ve sergileme yolunu seçmiştir. Bütün çıplaklığıyla gerçeği göstermekteki amacı okuyucusunu insanların sorunlarına yöneltmektir. Bu kaygıların sonucu olarak, yoksul insanların gerçek çehreleriyle yer aldığı şiirler, Türk edebiyatında ilk kez Mehmet Âkif tarafından yazılmıştır.
162.50 ₺ -
Arap Edebiyatında Edebi Tenkit
İnsanoğlu, fıtrî olarak hoşlandığı şeyler hakkında güzel, iyi, hoş, zarif; hoşlanmadığı şeyler hakkında da kaba, kötü gibi bir takım değerlendirmeler yapmaktadır. Bu özellik her millettin mensuplarında sade ve basit bir şekilde var olmuştur. En genel anlamıyla tenkidin başlangıç tarihini, insanlığın yeryüzünde sahne alış zamanından itibaren başlatmak mümkündür. Edebî tenkidin tarihini ise, duygu ve düşüncelerin birer ifâde biçimi olarak şiir ve nesrin her millette var olduğunu düşünürsek çok gerilere götürebiliriz. İnsanların bu edebî eserler karşısında beğenme veya beğenmeme gibi düşüncelerini belirtmeleri ile edebî tenkidin başladığı görülür. Edebî tenkidin başlangıç tarihini tam olarak tespit etmek mümkün olmamakla birlikte, elimizdeki bilgilerden hareketle, Eski Yunan döneminde hareketlendiğini ve Aristoteles gibi yetişmiş bir tenkitçinin mevcut olduğu söylenebilir. Daha önceki milletlerde de edebî tenkitle ilgili çalışmaların yapıldığı hatta Yunanlıların onların bilgilerini sentez ve nakil yaptığını söylememiz mümkündür. Çalışmamızda, modern anlamda edebî tenkit ve tenkidin anlam alanını, klasik dönem edebi tenkidiyle karşılaştırmalı olarak ele aldık. Ayrıca edebî tenkit tarihini ve öncülerini h. V asır Kayrevân’ın ünlü edebiyat tenkitçisi İbn Reşîk el-Kayrevânî’nin (ö.h.463/m.1071) yaşadığı döneme kadar karşılaştırmalı olarak inceledik. Daha sonra İbn Reşîk el-Kayrevânî’nin edebî tenkitçiliğini, hem Bağdat merkezli hem de Endülüs Dolayısıyla h.V/m.XI asra kadar edebî tenkidin durumunu ortaya koymaya çalıştık.
169.00 ₺ -
Kendimi Anlatayım Dedim
Hayatımla ilgili olarak yazdıklarım, yazmak istediklerimin tamamı mı? Bu soruya evet diyemiyorum. Acaba kendimi, olduğumdan fazla gösterdiğim oldu mu diyorum. Oldu ise normaldir. Çünkü öteden beri kaidedir: Keser kendi tarafına yontar. Bunlar benim kendi açımdan dile getirdiğim hayatım. Acaba başkaları beni nasıl ve ne halde gördüler?.. Benim gibi görmediklerinde şüphe etmiyorum. Bununla beraber önemli olan ne benim, ne başkalarının bakış açıları. Değil mi ki yarın Yüce Rabbimizin şaşması mümkün olmayan, yanlış netice vermesi düşünülemeyen terazisine gireceğiz ve kaç okka geleceğimiz orada belli olacak?... o halde bu konuda fazla yorulmağa, öyle değildi, şöyleydi demeğe de lüzum yok. Bir Arap şairinin dediği gibi problem orada çözülecek, herkes bineğinin at mı, eşek mi olduğunu, adalet terazilerinin kurulduğu günde öğrenecek. Atalarımız da bu gerçeği Berber, saçım ak mı, kara mı?... sorusuna verilen cevap ile halletmişler ya. Bu saçlar bir gün önümüze dökülecek, değirmende mi ağartıldı yoksa yüz ağartacak bir yol mu tutuldu belli olacak. Gün gelecek, üzerimize atılan üç beş kürek topraktan başka bu dünyada yaşadığımıza delalet eden bir şey kalmayacak. Ya da yazdıklarımızdan memnun olan bir kısım insanlar Allah razı olsun, diyecek ve bir Fatiha gönderecekler.
227.50 ₺ -
Tutsak
Cephede ağır yaralanan bir asker, onu hayata bağlayan aşk, fotoğrafın ışık ve karanlıkla kurduğu gizemli ilişki, yas ve geride kalanların sessiz dirayeti… Tutsak, Birinci Dünya Savaşı’nın gölgesinden günümüze uzanan, zamanın doğrusal değil katmanlı aktığı bir roman. Anne Michaels; savaş meydanlarından nehir kıyılarına, tren istasyonlarından evlere uzanan sahnelerle kayıp, sevgi ve bellek arasında asılı kalan hayatları anlatıyor. İnsanın, tarihin büyük kırılmaları içinde ne kadar kırılgan olduğunu ama sevginin gücüyle nasıl ayakta kalabildiğini gözler önüne seriyor. Ödüllü yazar, şiirle romanın kesiştiği eşsiz yerde duran bu çarpıcı anlatıda okuru şu soruyla baş başa bırakıyor: İnsan, sevgiye tutsak olmadan yaşayabilir mi? “Michaels tesadüflere, değişime, hatta yazgıya dair ışık saçan anlar aracılığıyla bize derinlikleri ve sığlıklarıyla insanlığımızı gösteriyor.” – Margaret Atwood “Başkasının kollarında ve kalbinde tutulmayı ne çok arzu ederiz. Michaels, aşka ve hayatın ısrarına adanmış bu zarif ve sarsıcı methiyeye şair duyarlılığını ve ruhunu katıyor.” – Donna Seaman, Booklist “Kuşaklar arasında ileri geri dolaşan Tutsak, görünürde tesadüfi karşılaşmaların yanı sıra yürek burkan kayıpları da yakalıyor; genç kadınlar eşlerini yitiriyor ve savaş tehdidi kuşaklar boyunca yankılanıyor. Fotoğrafçılar, şapka yapımcıları, sanatçılar, savaş muhabirleri ve uluslararası kriz çalışanlarından oluşan, iç içe geçmiş hayatların tümünde ortak olan, onları varacakları yere hangi güçlerin sürüklediğine dair ısrarlı bir sorgulama bu. Olasılıklar arasında aşk, tesadüf, parçacık teorisi, umut ve arzu yer alıyor; Michaels’ın bunları şiirsel bir bileşimle bir araya getirişi, varoluş ağını canlı tutan şeyin ne olduğuna dair çok katmanlı ve incelikli bir tartışma ortaya koyuyor. Makinedeki hayaletin aslında kalplerimizde olup olmadığı üzerine görkemli bir tefekkür.” – Kirkus Reviews
210.00 ₺ -
Yara Atlası
Gürül gürül akan bir ırmağın içinden çekilip, durağan ve bulanık su birikintisine bırakılmış bir balığın hikâyesi… Ankara’nın kalabalık meydanlarından sürreal rüya evlerine, Kızılay’ın egzoz kokusundan ilahi teslimiyetin serinliğine uzanan bir iç yolculuk… Gerçekliğin kaygan zemininde yönünü arayan bir karakter, ağır travmaların gölgesinde kendi yara atlasını yeniden çizmeye çalışıyor. İçinde dindiremediği bir kalabalıkla yaşayan bu kadın; savaşçı yanıyla, otoriter sesiyle ve en çok da sevgisiz bırakılmış küskün çocuğuyla bir Doktor eşliğinde yüzleşiyor. Tek bir bedende çoğalan benlikler arasında, nihayet “Kaptan benim,” diyebilmenin anlamını keşfediyor. Yara Atlası, iyileşmenin mucizevi bir dönüşüm değil, acıyla kurulan yeni bir ilişki olduğunu ve her yaranın, insanı kendine yaklaştıran bir işaret olabileceğini hatırlatıyor. Çünkü insan bazen en çok dağıldığı yerden hakikate yaklaşır.
157.50 ₺ -
Kelam Hikmet Şiir Nurullah Genç in Şiir Dünyası
Kelam, Hikmet, Şiir, modern zamanlarda sözü yeniden ciddiye almaya çağıran güçlü bir düşünce yolculuğu. Nurullah Genç, Nur Haktan’ın soruları eşliğinde; kelimenin mahiyetinden şiirin varlık sebebine, hikmet ile estetik arasındaki bağdan dilin insan ruhundaki izlerine kadar uzanan kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Bu kitapta şiir; yalnızca bir edebî tür değil, insanın kendini anlama, dünyayı anlamlandırma ve hakikate yaklaşma biçimi olarak ele alınıyor. Kelimenin sorumluluğu, sözün ahlâkı, dilin inşa edici ve yıkıcı gücü, sanatın anlamla ilişkisi… Bütün bu başlıklar, şiir merkezli bir düşünce örgüsü içinde berraklaşıyor. Nurullah Genç, şiiri hayattan kopuk bir estetik alan olarak değil; inançla, değerle, vicdanla ve insan olma bilinciyle iç içe bir tefekkür sahası olarak konumlandırıyor. Kelam, Hikmet, Şiir’de hikmetle yoğrulmuş, insanı hem içe hem yukarıya çağıran bir söz biçimi olan şiirin, usta şair Nurullah Genç için ne ifade ettiğini öğreniyoruz.
297.50 ₺ -
Görünmez Otel
Yewon rüyalarında terk edilmiş bir otel görür: Sonsuz odaya açılan sonsuz anahtar… Uyandığında kendi gerçekliğindedir: Güney Kore’de, doğduğu küçük kasabada kapana kısılmış genç kadın, annesinin köhne küvette atalarının kemiklerini yıkamasını izleyerek geçirir günlerini. Her evde bu çürüyen ve parçalanmış kemikler vardır, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen savaşta kaybettiklerinden kalanlardır bunlar, geçmişin mirası. Şimdi Yewon’un erkek kardeşi Kuzey Kore sınırında asker olarak görev yapmaktadır, kız kardeşi evliliğinde sorunlar yaşamaktadır ve sağlığı kötüye giden annesi daima onlar için endişelenmektedir. Bir başına, harap olmuş bir otelin dehşet verici rüyalarıyla boğuşan Yewon, kısa süre sonra geçmişini yeni yeni anlamaya başladığı ülkenin gerçeğiyle yüzleşecektir. Yeji Y. Ham’dan, miras travmaya, aileye ve hafızaya odaklanan; çarpıcı üslubu ve gotik geleneğe yenilikçi dokunuşuyla yetmiş iki yıldır devam eden bir savaşa dair sarsıcı bir spekülatif roman. “Görünmez Otel büyük ve hayati sorularla ustaca hesaplaşıyor: Kitlesel kültürel amneziye kapılmadan ya da alev almış dünyaya gözlerimizi kapatmadan nasıl yeni yollar açarız? Bunu gerçeküstü, sürükleyici bir gerilimle yapması çok daha olağanüstü. Bu kitap yıllarca aklımdan çıkmayacak.” —Kim Fu “Görünmez Otel bizi savaşın yaralarının açıldığı, kemiklerin birbirine bağlandığı ve aile bağının bizi özgür kılacak tek anahtar olabileceği unutulmaz bir labirente hapsediyor. Yeji Y. Ham, bir aileyi ve bir ülkeyi birbirine bağlayan düğümleri keşfetmek için tarih, keder ve sevgiyi örerek ışıltılı ve büyüleyici bir anlatı kaleme almış.” —Gerardo Sámano Córdova
280.00 ₺ -
Sen Benim Hikayemsin Özel Baskı
Usta şair Nurullah Genç’in kuşaklara dokunan şiirlerinden özel bir seçki! Bir ömür içinde yazılan aşkı, memleketi, hasreti anlatan ölümsüz dizeler, şairin kendisinin çektiği fotoğraflarla. Üstelik tüm şiirleri şairin kendi sesinden dinleyebileceğiz QR kodları bulacaksınız sayfalarda. Yağmur’un, Rüveyda’nın şairinden unutulmaz şiirler.
455.00 ₺ -
Miras Toprak
Annesinin ölümünün ardından Nevabacka’ya dönen bir kadın için bu yolculuk, yalnızca bir evi değil, dört yüz yıla yayılan bir aile mirasını devralmak anlamına gelir. Duvarlara sinmiş düzen, bekleyen talimatlar ve köylülerin bakışlarında hâlâ yaşayan bir soyadı, onu toprağın hafızasıyla yüz yüze getirir. Orman, bataklık ve çiftlik dört yüz yıllık bir ailenin kültürel mirasını saklamaktadır. Büyülü gerçekçiliğin incelikli diliyle örülen hikâyede doğaüstü olan, gündelik hayatın ayrılmaz bir parçasına dönüşür; her neslin bıraktığı iz bir sonrakinin yolunu belirler. Toprak hem koruyan hem talep eden bir tanık gibidir. Yirmi üç ülkenin okuruyla buluşan Miras Toprak, insanla doğa arasındaki kadim bağı, aile olmanın ağırlığını ve devralınan hayatların sessiz yükünü anlatan büyüleyici bir roman. “Zaman ve mekâna güçlü bir şekilde kök salmış, ancak insan kaderlerini tasvir ederkenki derinliği ve duygusuyla bugüne taşınan bir hikâye. Büyüleyici, müthiş dokunaklı bir okuma deneyimi.” — Johanna Törn-Mangs, İsveç YLE Edebiyat Ödülü Direktörü. Finlandiyalı yazar Maria Turtschaninoff’un müthiş romanı Miras Toprak, dört yüzyıl önce Bothnia Körfezi kıyısında bir asker tarafından inşa edilen bir kulübenin, burada yüzyıllar boyunca yaşayan nesillerin ve erkekler bataklıklarda yaşayan varlıklara verdikleri söze sadık kalmadığında uyanan bir lanetin hikâyesini anlatıyor. Okuru içine çeken bir okuma deneyimi garanti. — Isabelle Falconnier
315.00 ₺ -
1868 Sofya ve Cihangir in Kitabı
Bütün İstanbullar kurmacadır. Ve bazen en gerçek İstanbul’u, bir kedi anlatır. 1868… İstanbul’un camiler, tekkeler, gizli geçitler, kütüphaneler ve karanlık sokaklarla örülü günleri. İşte bu kentin sırlarını, bir kedi çözmeye başlar. Cihangir, ailesinden gelen gölgeli mirasın, kayıp kardeşi Korkut’un ve babasının sustuğu geçmişin izlerini sürerken kendini hiç tahmin etmediği bir dünyanın içinde bulur. Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’nin duvarlarında saklı fısıltılar, Üsküdar sokaklarına dağılmış kediler arasında örgütlü gizemli bir yapı ve tarihte ilk kez oluşturulmaya çalışılan kedi alfabesi… Tüm bu tehlikelerin arasında bir sabah Harem'de karşılaştığı o bakış ise her şeyi bozup yeniden kurar: Sofya. Kız Kulesi' ne bakan bir duvarın üzerindeki sessiz güzellik. 1868 Sofya ve Cihangir’in Kitabı; aşkı, gizemi, İstanbul’un tarihle yoğrulmuş ruhunu ve bir kedinin dünyayı değiştirme ihtimalini bir araya getiren masalsı bir anlatı.
227.50 ₺ -
Hz Ali
Savaşın, sadakatin ve dönüşümün romanı.Roma'nın kirli hesaplarıyla köle olarak Medine'ye sürülen iki Kuzeyli savaşçı, kendilerini yeni bir dünyanın içerisinde bulurlar. Kılıç ve kanla yoğrulmuş hayatlarının ortasında, karşılarına Hz. Ali çıkar: Merhametiyle şaşırtan, adaletiyle sarsan, sadakatiyle insanın ruhunu değiştiren bir lider. Hendry'nin içindeki öfke ve yalnızlık, Hz. Peygamber'in İlmin Kapısı dediği Hz. Ali'nin adaletiyle sınanırken; Arvid'in hayatta kalma içgüdüsü, İslam'ın ilk yıllarındaki siyasal fırtınaların ortasında yeni anlamlar kazanır. İki Kuzeyli, suikastlardan iç savaşın karanlığına, ihtişamlı meydan düellolarından Roma sarayına uzanan geniş bir dünyanın tanıkları olur. Fakat asıl savaş, her birinin kendi ruhunda sürmektedir.Hz. Ali tarihin en çalkantılı dönemlerinden birini farklı bir penceren anlatan; bir kahramanın değil, bir adalet fikrinin izini süren; fitnenin gölgesinde insan kalabilmenin ne anlama geldiğini sorgulayan büyük bir roman.Eserleri on dile çevrilen, Türkiye'nin en çok okunan tarihî romanlaırnın yazarı, "Günümüzün Peyami Safa'sı" olarak anılan Okay Tiryakioğlu'nun kaleminden İslam tarihinin en önemli büyüklerinden Hz. Ali'nin nefes kesen hikâyesi...
315.00 ₺ -
Kitapın Yolcuları
Fransa, 1685. Kral, Katolikliği tek yasal din olarak ilan eder. Bir grup Protestan Huguenot, yeni bir vatan bulma umuduyla ülkenin diğer ucuna ulaşmak üzere yola çıkar. Bu grupta, nişanlısı tarafından terk edilmiş Veronika, simyayla ilgilenen Marki, ayakları yere sağlam basan varlıklı de Berle ve yanından hiç ayrılmayan sarı köpeğiyle dilsiz arabacı Gauche vardır. Hepsi Paris’i farklı nedenlerle terk etmiştir. Zaman zaman maceraya dönüşen bu yolculuk, yalnızca onların kaderini değil, tüm insanlığın tarihini değiştirebilir. Hedeflerindeki Pireneler’de, ulaşılması güç bir dağ geçidinde, küçük bir manastırın duvarları arasında, yüzyıllardır saklanan bir Kitap vardır. Bu Kitap’ın dünyanın geleceğini etkileme şansı doğmuştur. Ancak dünya, onun bulunmasına hazır mıdır? “Muhteşem bir yazar.” —Svetlana Alexievich “Olga Tokarczuk, şiirsel hayal gücü ve dilin güzelliğiyle şeylerin ve deneyimlerin kaybolmasına karşı çıkıyor.” —Die Tageszeitung “Olga Tokarczuk geçen çeyrek yüzyılın sayılı Avrupalı romancısından biri.” —The Economist
245.00 ₺ -
Shokonun Gülüşü
Choi Eunyoung, Shoko'nun Gülüşü'nde Güney Kore’deki genç kadınların hayatlarını sade ve berrak bir üslupla anlatırken kişisel hikâyelerle politik gerçekleri harmanlıyor. Kitaba adını veren öyküde, bir değişim öğrencisiyle, onu ağırlayan arkadaşının gergin dostluğu, ergenlikten yetişkinliğe uzanıyor. “Uzaklardan Gelen Şarkı”da ise genç bir kadın, bir sevdiğinin ölümünün acısıyla başa çıkmaya çalışıyor ve onun hakkında bilgi edinmek için Rusya'ya gidiyor. “Sır” adlı öyküde, bir feribot kazasından hayatını kaybeden bir öğretmenin ailesi, ölüm haberini büyükanneden saklıyor. Geçmişin yüküyle geleceğin belirsizliği arasındaki tedirgin ruhların ilişkilerini yalın bir bakışla ele alan Choi Eunyoung, Güney Kore edebiyatının parlayan yıldızlarından. “Choi Eunyoung’un merak uyandıran ilk koleksiyonu, kahramanlarının özlemleri, arkadaşlıkları ve ailevi ayrılıklarındaki duygu dünyalarını inceliyor... Eunyoung’un şiirsel üslubu ve sofistike karakterleri okurları büyüleyecek.” ̶ Publishers Weekly “Shoko’nun Gülüşü, gerçekçi, dürüst ve ahlaki bütünlükle anlatılmış, son derece etkileyici bir koleksiyon. Hikâyeler keder yüklü ve karmaşık olsa da asla iç karartıcı değil. Acı dolu bir geçmişe ve bilinmeyen bir geleceğe sahip sıradan bir insanın, soğuk gün ışığında yıllarını nasıl geçirdiğini gösteriyorlar.” ̶ Guardian “Shoko’nun Gülüşü’nü oluşturan yedi öykü, sessizlikler ve yokluklar, kabul edilmeyen veya söylenmeyen şeyler ile dolu. Okur -ve bazen de karakterler- bu boşlukları çözmeye ve orada ne olabileceğini elinden geldiğince tahmin etmeye çalışır. Bazen bu mümkündür. Çoğu zaman ise değildir. Sonuç, kitaba hayat veren güçlü bir tekinsizliktir.” ̶ Washington Independent Review of Books
252.00 ₺ -
Benim Aptal Niyetlerim
Benim Aptal Niyetlerim, Archy adında bir kaya sansarının otobiyografik romanı adeta. Yoksulluk içinde doğan ve bir kaza sonucu sakat kalan Archy, annesi tarafından köle olarak tefeci tilki Solomon’a satılır. Archy’nin hayatı, Solomon’un yönlendirmesiyle zamanı, okuma yazmayı, ölümün gerçeğini öğrenmesi ve Tanrı’yla hesaplaşması sayesinde değişse de içgüdülerinin yönlendirdiği bir varoluşun özlemini çeker. Archy “gerçek bir hayvan” olmayı arzulamaktadır. Öğrendiklerini unutmasının bir yolu yoksa yazmak çare olacak mıdır?.. İtalyan yazar Bernardo Zannoni’nin romanı, hayvanların konuştuğu ve yuvalarını gözettikleri, ancak hayatta kalma mücadelesinden asla kurtulamadıkları vahşi dünyanın hikâyesi. Albert Camus’nün Yabancısı ve Collodi’nin Pinokyosuyla benzer temaların ürünü bir okuma deneyimi... “Masalsı havasına rağmen, [Benim Aptal Niyetlerim] hiç de öyle sevimli bir hikâye değil... Archy’nin dünyasında yaşam sürekli bir hayatta kalma mücadelesi; Zannoni’nin hikâyesi, düşünme ve içgüdünün hayvanlar için başka anlamlar taşıdığını gösterirken, okuru onların dünyasının gerçekte ne kadar farklı olduğunu düşünmeye teşvik ediyor.” —The New Yorker “Benim Aptal Niyetlerim, sıradan masallardan tamamıyla ayrılıyor; bu antropomorfik anlatıda fantastik bir eğilim olsa da eğlencelik hareketlere veya ahlaki derslere yer yok... Zannoni, Archy’nin çelişkili doğasını özgür irade, Tanrı ve ölüm gibi felsefi açıdan zengin bir dizi temayı keşfetmek için kullanıyor.” —The Rumpus “Zannoni antropomorfik bir pikaresk roman yazmış, ama bu tanım romanın hakkını vermiyor. Bu sevimli olduğu kadar acımasız, farklılıklar, zayıflık ve değişim üzerine bir hikâye...” —Avvenire
245.00 ₺