-
İçimde Susmayan Bir Çocuk Ağlar
Aşkın, inancın ve kaybın sınavını veren iki genç yürek… Evra, resimlerine sakladığı fısıltılarla, gözlerinden düşmeyen hüzünle yaşayan bir genç kızdır. Ensar ise hem kalbinin hem de inancının sesini dinleyen bir delikanlı. Üniversite sıralarında başlayan arkadaşlıkları, kısa sürede kalplerinde sakladıkları büyük bir sırra dönüşür. Ama Evra’nın sert ve hoyrat babası, Ensar’ın ailesinin endişeleri, onları belirsiz bir geleceğin kapısına sürükler. Paris’e uzanan umutlu kaçış planları, içlerinde kapanmayan yaralar ve kaybolan bir evladın acısıyla birleşir. Evra tuvallerinde tek bir acıyı fısıldar: İçimde susmayan bir çocuk ağlar... Kitapları yüz binlerce okur tarafından tekrar tekrar okunan ve tavsiye edilen Ahmed Günbay Yıldız’dan, yürek burkan bir aile dramı ve sevdanın en saf, en kırılgan hâllerini anlatan bir roman.
252.00 ₺ -
Keyfekader Kahvesi
Bir yazarın ilk kitabını dikkatle inceleyen “örnek okur”, orada onun kalan ömrü boyunca yazdıklarının izlerini de bulabilir. Keyfekader Kahvesi işte bu yüzden Aykut Ertuğrul’un, öykülerinde etrafında dolaşıp durduğu temaların en saf halde bulunabileceği kitaptır. Labirentler, birbirine bakan aynalar, Doğu ve Batı edebiyatının klasik metinleriyle kurulan akrabalık bağları, kahramanlık, deliliğin sınırları, rüyalar ve bütün bu hikayeleri bir sis gibi kuşatan ölüm, ayrılık ve kader... “Hamle sırası bende! Başından beri kaçıp durduğum, görmezden geldiğim bu çetrefil oyunun zoraki oyuncusuyum artık. Kaçacak yerim yok. Kâtip ile Kara Köpek avluda sabırsızca volta atıyor, kararımı bekliyorlar. Ayak sesleri: Biri serseri bir kurşunun ete saplanışı gibi hoyrat ve tok, diğeri keskin bir kılıcın, ipek bir eşarbı ortadan ikiye ayırışı kadar tekinsiz, yumuşak… Bir an önce karar vermeliyim.”
125.30 ₺ -
Sütçü İmam Ketebe
Türk edebiyatının işaret fişeklerinden Cahit Zarifoğlu’nun eserleri, bir duyarlılığın ürünüdür. Zulme uğrayan Müslümanların trajedisi ve akıl almaz direnişi, çağına tanıklık eden bir sanatçının kalemiyle ete kemiğe bürünür. O, medyanın normalleştirdiği yahut sessiz kaldığı işgalleri diri bir hassasiyetle gündemde tutar ve soluğunu Filistin’deki, Afganistan’daki, Hama’daki, Doğu Türkistan’daki Müslümanlara ulaştırmaktan geri durmaz. Zarifoğlu bu coğrafyalar ile İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilen Maraş arasında bir bağ kurar. Yazdığı tiyatro eseriyle, Maraşlıların 1920 yılında topyekûn direnerek verdikleri destansı kurtuluş mücadelesini, küllenmiş koru tutuşturan, süt maşrapasını bırakıp tabancasını doğrultan Sütçü İmam üzerinden anlatır. Sezai Karakoç’un, “Süt ve tabanca… İşte Maraş budur, Anadolu budur,” dediği yerde, korku ile ümit arasında… Seyirci koltuğuna oturacak, kahramanlar onun önüne gelecek, heyecanlar ve hiddetler, haykırışlar, hezeyanlar, vahşet sahipleriyle birlikte canlanacak.
90.30 ₺ -
Sizi Görmeliydim
Cahit Zarifoğlu’nun tüm kurmacaları Sizi Görmeliydim adıyla okuyucuyla buluşuyor. İns’te yer alan altı öyküsünün dışında Mavera, Yönelişler, Yedi İklim, Diriliş, Yeni İstiklal ve Demokrasiye Hizmet gibi dergi ve gazetelerde yayımlanan öyküleri, tefrika edilen yarım romanlarıyla 1985’te yayımlanan Savaş Ritimleri, senaryo çalışmaları ve vefatından sonra terekesi ve farklı kaynakların incelenmesi sonucu elde edilen öykülerin yer aldığı bu kitap, Zarifoğlu’nun zengin çehresinin “hikâye” cephesine mütavazı bir ışık sunuyor. Onun kurgusal evreninin her köşesinde şair Zarifoğlu’nun dünyaya bakışı bir nabız gibi atıyor. Sizi Görmeliydim’deki bu özgün, tekinsiz ve ironik metinler; gerçeğin metafizikle karşılaştığı o ânı gösteren berrak bir aynayı andırıyor.
454.30 ₺ -
Okuyucularla
Bu kitap, Cahit Zarifoğlu’nun “Okuyucularla”, “Beşinci Sütun”, “Dokuzuncu Sütun”, “Yazışmalar” ve “İlk Adımlar” köşelerindeki verimlerinden oluşuyor. Nisan 1978’de başlayan “Okuyucularla”, Cahit Zarifoğlu’nun, Mavera dergisine genç yazarların gönderdiği şiir, hikâye veya inceleme yazıları-nı değerlendirdiği “okul” mahiyetinde bir sütun olmuştur. Zarifoğlu, “Saf şiiri aramaya koyulun”, “gelip geçiciye kapılmadan çalışmalar yapın”, “henüz işin çok başlarında olduğunuzu kabul ederseniz zamanla iyi bir şair olabilirsiniz” gibi önerilerle okurlarına yön göstermiş ve cesaret vermiştir. Bu sırada kendi poetikası hakkında da önemli ipuçları sunmuştur. Cahit Zarifoğlu, okuyucuların ürünleri kadar onların fikirlerine de büyük önem vermiş; ülkesinde ve Müslüman coğrafyalarda yaşanan gelişmeler hakkındaki görüşlerini aktarırken okuyucularından da fikirlerini sunmalarını talep etmiştir. 1984’te Yeni Devir’de “Yazışmalar” adlı sütunda okuyucularıyla olan iletişimini aynı heyecanla sürdürmüştür. Ardından çeşitli günlük gazetelerde “Beşinci Sütun” ve “Dokuzuncu Sütun” başlıkları altında, gelen mektuplara cevaplar yazmaya devam etmiştir. Son ola-rak Kadın ve Aile dergisindeki “gerçekten şair ya da hikâyeci adaylarının yetişeceği bir fidanlık olarak kullanmak istiyoruz” dediği “İlk Adımlar” bölümünde yazmıştır. Okuyucusuyla kurduğu bağı ömrü vefa ettikçe koparmayan Zarifoğlu, son günlerinde yazdığı cevapları Ahmet Bilgili’ye uzatıp şöyle demişti: “Bunları bu sayıda yayımlayalım Ahmet, ömrümüz yeterse devam ederiz, etmezse ne yapalım?''
349.30 ₺ -
Şehirde Köşe Bucak
Cahit Zarifoğlu’nun daha önce kitaplaştırılmamış yazılarının yer aldığı bu eser, onun ilk gençlik yıllarında, henüz on yedi, on sekiz yaşlarında Demokrasiye Hizmet, Gençlik ve Engizek gibi mahalli gazetelerde heyecanla yazdığı yazıların bir araya getirilmesiyle ortaya çıkıyor. Genç şair, okurlarını Maraş’ın sokaklarının, çocuklarının, gençlerinin, ihtiyarlarının, geleneklerinin arasından geçirerek şehrin damarlarında dolaştırıyor. Daha o yaşlarda şehrin ruhunun peşine düşen Zarifoğlu, Şehirde Köşe Bucak’ta, 1950’li yılların Maraş’ının sosyal ve kültürel meselelerine eğiliyor, çocuk ve gençlerin ilgilerini sorguluyor, şehrin meydanına yapılan çiçek tarhlarının güzelliğine dikkat çekiyor, tarihi dokusunun yitip gitmesini üzüntüyle karşılıyor ve belki de böylece onu ileride Türk şiirinin yıldızları arasına yerleştirecek o kendine has imgeler evrenini de kurmaya başlıyor. Şehir uyuyor, şair uyumuyor, yürüyor, görüyor ve yazıyor: Bu katarlar durmaksızın gider. Yollar, -insanların alnındaki gibi- iki kara çizik. Uğurlayanı olmayanlardan biri, uyur uyanır, bunları düşünür.
121.80 ₺ -
Güneşte Bir Gece
Güneşte Bir Gece, Cahit Zarifoğlu’nun; inanç ve değerler dünyasına, sosyo-kültürel tarihe, Müslüman coğrafyaya, siyasi ve gündelik meselelere dair düşünce ve yorumlarını kapsıyor. Sahicilik, adanmışlık duygusu ve dipdiri bir inançla kaleme aldığı bu denemelerde Zarifoğlu’nun Müslümanca düşünme pratiklerini, doğudan batıya dünyaya bakış biçimini; şairin edebiyatçı ve dava adamı kimliklerinin aslında nasıl da birbirinden ayrılmaz parçalar olduğunu görüyoruz. Yeni araştırmalarla ortaya çıkan ve daha önce hiçbir kitabında yer almayan yazıların da bulunduğu bu edisyonda Zarifoğlu’nun Mavera dergisi, Yeni Devir ve Millî Gazete gibi süreli yayınlarda kendi imzası ve müstear isimlerle yazdığı yazılar okuyucusuyla buluşuyor. Acaba ışık saçan bir adım atabilmek için alınyazımızda bir ihtimal var mı?
181.30 ₺ -
İrade Terbiyesi Ketebe
Fikrî çalışmalarımızı faydalı bir sonuca eriştirecek şekilde çalışmak, daima aynı mevzuyu düşünerek çalışmak… İşte bütün medenî ilerlemelerin, bütün dâhice buluşların temeli budur. Çalışmayı bu mertebeye ulaştırmak için ise nefsi hiç ara vermeksizin zorlamak, aynı maksadı takip için dikkatimize hükmedebilecek kudrette bulunmak, çaba ve gayretimizi aynı yoğunluk ve istikamette sürdürmek gerekir. Şüphesiz ki bu da her şeyden evvel sağlam bir iradeye sahip olmaya bağlıdır. “Kaderimi tayin eden bir başka kitap da İbrahim Ethem’in Terbiye-i İrade başlıklı eseridir. Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim.” Cemil Meriç Bu sözler, İrade Terbiyesi kitabının Türk yayıncılığı tarafından uzunca bir aradan sonra “yeniden keşfine” imkân vermiş ve Jules Payot’nun eseri “Cemil Meriç’in tavsiyesi” mottosuyla tekrar tekrar basılmıştır. Oysa Meriç’in tavsiyesi gayet açıktır; o, Payot’nun değil Dr. Ethem Bakar’ın İrade Terbiyesi’ni önermiştir. Elinizdeki kitap hem bu vahim hatayı düzeltmekte hem de kitabın müellifinin hüviyetini ilk kez gün yüzüne çıkarmaktadır. İrade Terbiyesi’nde Dr. Ethem, iradenin temel kavramlarından derin tefekkürün gücüne, duyguların etkisinden sağlam alışkanlıkların kazanılmasına kadar geniş bir yelpazede iradenin nasıl terbiye edileceği meselesini ele alıyor. Yazar, okuyucuyu iradesinin farkına varmaya ve hayatını daha bilinçli bir şekilde yönlendirmeye davet ediyor. Çünkü ancak kendini bilip nefsini terbiye eden insan, hedeflerine ulaşma yolundaki engelleri aşabilir. Hedefine varmak isteyen okurlar için eşsiz bir rehber eser...
170.80 ₺ -
-
Kızıl Elma Oğulla Görüşme
Cengiz Aytmatov insanın kendisine, diğerlerine ve hayata karşı mücadelesini, kısacası yeryüzü tecrübesini ustalıkla hikâye ediyor. Bir yitirişin ve peşi sıra gelen uyanışın anlatıldığı Kızıl Elma, eşinden ayrılmak isteyen İsabekov’un kızı Anara’nın çocuk masumiyetinde ailesini yeniden buluşunun çarpıcı hikâyesidir. Oğulla Buluşma ise kapanmayan yaraların ve ertelenen yüzleşmelerin yükünü anlatır. Savaşta kaybettiği oğlunun hatırasını içinde yaşatan Çordon, gerçek ölümün unutulmak olduğunu anlayacaktır. Zira baba ölmedikçe oğul, oğul ölmedikçe de baba yaşamaya devam eder!
112.00 ₺ -
Esir Şehrin Mahpusu
“Büyük tarih romanları, bizi milletimizin ve toplumumuzun gelişmesindeki belli çatışma çağlarının doğrularında ve gerçeklerinde yeniden yaşatma gücünü taşıyan eserlerdir.” İnsanın esareti ve toplumun esareti birbiriyle bağlantılı, birbirinin sebep ve sonucu sayılan haller midir? “Esir Şehir” üçlemesinde Kemal Tahir, kurucu unsur olarak tarihî malzemeleri ve insan doğasına dair şaşırtıcı doğruluktaki gözlemlerini kullanır. Tarih nehrinin yoğun, hareketli ve gerilimi yüksek sularında yol alırken bireysel gerçekliği toplumsal gerçekliğe feda etmeksizin gündelik hayatın temel dinamiklerini soyutlar. Bu soyutlama, onu sıradan insanın ya da kahramanın, bir mahpusun ya da kent soylu asilzadenin ahlaki sefalet ve asalete aynı mesafede durduğu tedirgin edici bir ara yere sıçratır.
230.30 ₺ -
Bir Kelime Daha
Bir Kelime Daha, Zarifoğlu’nun Mavera, Yeni Devir ve Millî Gazete gibi süreli yayınlarda kaleme aldığı, edebiyat konulu yazılardan oluşuyor. Cahit Zarifoğlu Bir Kelime Daha’da, elinde yazar olmanın bir reçetesinin olmadığını söylese de şiire, şiirin nasıl yazılabileceğine ve yazılamayacağına, romanın mahiyetine ve kurmacanın oluşumuna dikkat çekerken diğer yandan süreli yayınlara ve edebiyat ilişkilerine değiniyor, önemli eserleri ve yazarları irdeliyor. Bu kitap; şairin şiire, edebiyata ve sanata nasıl baktığını ortaya koyuyor, metinlerindeki fikirsel arka planı ve düşünsel tavrı anlamaya yardımcı oluyor. Bir Kelime Daha, şüphesiz onun başta şiirleri olmak üzere, metinlerinin uçsuz bucaksız okyanusuna doğru açılıyor. Çünkü bu yazılarla şair, yine onun ifadeleriyle söyleyecek olursak okurlarına cömertçe “bir kelime daha uzatıyor”.
195.30 ₺ -
Delilim Yok Kalbimden Başka
“Kalbimiz başka söylüyor, aklımız başka. İman başka yere çağırıyor, zaman başka bir yere. İçimiz bizi ölümle doğulacak olan bir hayatın hazırlığına davet ediyor, dışımız ölümü hiç hatırlamadan gününü gün etmenin davetçisi.” Bunca ikiliğin içinde “kendine el kalan insan” yazabilir mi kendi arayış hikayesini? Farkına varabilir mi yitirdiklerini yahut farkına varsa da doğru yerde mi arar onları? “Kendisine varamasın diye kendisi tarafından kazılan içindeki hendekler”den nasıl çıkar insan? İnsanın yaşam serüvenindeki bu mütemâdî arayışı irdeleyen ve bu arayışa bir kılavuz...
167.30 ₺ -
Beni En Son Kim Unuttu
Başkalarına yetişmeye çalışırken en çok kendinize geç kaldığınızı ve iyi niyetlerinizin yorgunluğunda kaybolduğunuzu mu hissediyorsunuz? Bu içsel yolculukta, başkalarının açtığı yaraları sarmayı öğrenerek kendi sesinizi yeniden duyacak ve hayatın unutulmuş kıyılarında kendinizi hatırlamanın huzuruna ereceksiniz.
214.40 ₺ -
Huşu Ağacı
Ruhunuzun derinliklerinde huzuru ararken yolunuzu aydınlatacak bir uyanışın özlemini mi çekiyorsunuz? Huşu Ağacı'nın gölgesinde yapacağınız bu içsel yolculukla kalbinizi Yaradan'ın sevgisiyle sükunete kavuşturacak ve manevi bir şifaya kapı aralayacaksınız.
301.50 ₺ -
Çiçekçi Kadın
Dosan’ın sakin bir mahallesindeki küçük bitki dükkânı, kapısından içeri giren herkese huzur vadeder. Özenle bakılan saksılar, dükkânı saran toprak kokusu ve her bitkiyi sevgiyle büyüten Yuhui... Burası yalnızca bitkilerin değil, hayata yeniden tutunmaya çalışan insanların da sığınağıdır. Ancak güneş battığında, dükkânın kapıları kapansa da Yuhui'nin mesaisi sona ermez. Hayatlarını kâbusa çeviren erkeklerin sonsuza dek yok olmasını isteyen kadınlar, çözümü onun bahçesinde aramaktadır. Çok geçmeden kasabada insanlar gizemli biçimde ortadan kaybolmaya başlar. Yuhui ise her sabah dükkânını aynı sakinlikle açar, bitkilerini sular ve hiçbir şey olmamış gibi yaşamına devam eder. Peki, en huzurlu görünen bahçeler gerçekten göründükleri kadar masum mudur? Kadın öfkesini, kara mizahı ve gerilimi ustalıkla harmanlayan Çiçekçi Kadın, son sayfasına kadar gizemini koruyan, sarsıcı bir roman. “Bir kadın, ofis işini bırakıp bitkilerden fazlasını sattığı bir fidanlık açar… Kang’ın ışıl ışıl ilk romanı dikkat çekici bir çıkış. Dili hem sürükleyici hem de yalın; Yuhui’nin geçmişine dair ustalıkla serpiştirilen ayrıntılar ise hikâyeye güçlü bir duygusal derinlik kazandırıyor. Ortaya kadın öfkesine yazılmış enfes bir ağıt çıkıyor.” -Publishers Weekly “Atmosferi güçlü, beklenmedik dönüşlerle dolu ve kara mizahı ustalıkla kullanan bu roman, şiddete dair güçlü bir söz söylüyor.” -Booklist “Baştan sona son derece sürükleyici, yer yer ürpertici ama bir o kadar da tatmin edici bir roman… Kang, keskin gözlem gücü ve derin bir empatiyle, şiddete karşı hak edilmiş güçlü bir panzehir sunuyor.” -Shelf Awareness
210.00 ₺ -
Hasret
Kimler hasret gitmedi ki cananına? Hasreti, yüreğinde kor olanlara sor. Hasreti, Geylanî`ye, Mevlânâ`ya ve Bediüzzaman`a sor. Hasreti, cennetten ayrılan Hz. Adem`e sor. Hasreti, oğlunu tufana kurban veren Hz. Nuh`a sor. Hasreti, Hz. Yusuf için yanıp tutuşan Hz. Yakub`a sor. Ve hasreti, Resulünü Medine`ye gönderen Mekke`ye sor. Hasret, ete kemiğe duyulan bir sevda değilmiş meğer... Hasret, ebedî vuslat için çırpınan yüreklerin duasıymış. Bu kitap; Hasret ve Hikmet`in; iffetle, aşkla ve sadakatle yoğrulmuş, yürekleri yakan yaşanmış hikayesidir. Hasret çekenlere...
156.00 ₺ -
Kayıp Anılar Ekspresi
Suhan için her şey, kulakları sağır eden bir tren gürültüsü ve göz bebeklerini sızlatan bir baş ağrısıyla başlar. Gözlerini açtığında kendini, ölüleri son hükümlerine götüren Samdocheon Ekspresi’nde bulur; karşısında ise gizemli bir rehber vardır. Ancak bu yolculuk, büyük bir sarsıntıyla kesintiye uğrar: Ölülerin anıları birer birer silinmekte, geçmişini hatırlayamayan ruhlar yargılanamadan yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Kendi anılarını da kaybeden Suhan’ın tek şansı, bir ölüm meleğiyle birlikte başkalarının kayıp anılarını bulmaktır. Suhan her durakta başka bir hayatın kırılma anlarına tanıklık ederken kurtarılan her anı tek bir soruyu daha da derinleştirir: İnsan, unutmak istediği gerçeklerle yüzleşmeden huzura kavuşabilir mi? Kayıp Anılar Ekspresi, zamanla yarışan bu yolculukta, hafızanın, pişmanlığın ve hatırlamanın bedelini ortaya koyuyor.
315.00 ₺ -
Boş Tabak
Bir aile sofrası… Masanın ortasında, söylenmemiş cümlelerle dolu boş bir tabak ve ses kayıt cihazının yanıp sönen ışığı… Çorba buharının yükseldiği, tabakların her akşam aynı yere konduğu, herkesin aynı sandalyede oturduğu, kimsenin gerçekten konuşmadığı bir ev. Sevgisini çalışarak gösterdiğini düşünen bir baba, her şey yerli yerinde durursa kalplerin de dağılmayacağına inanan bir anne, neşesiyle havada asılı kalan sessizliği kovmaya çalışan küçük kız kardeş. Yıllardır, “Büyütme!” denilerek bastırılan duygular, bir akşam masanın ortasına bırakılan birkaç soru kartıyla gün yüzüne çıkıyor. Her soru; üzeri örtülmüş kırgınlıkları, eksik bırakılmış sevgileri ve çocukluk yaralarını görünür kılarak bir yüzleşmeye dönüşüyor. Boş Tabak; bazen tek bir kelimenin yılların sessizliğini nasıl çatlatabildiğini anlatan, konuşulamayanların insanın içinde nasıl sessizce büyüdüğünü gösteren, tanıdık ve sarsıcı bir aile romanı. Ses kayıt cihazının yanıp sönen ışığı size de göz kırptığında hakikati anlayacaksınız!
238.00 ₺ -
Küllerimden Doğarken
Bazı insanlar yanarak yok olur… Bazıları ise küllerinden yeniden doğar. Melal ve Sadberk’in Kocam Bir Narsist romanıyla başlayan hikâyeleri kaldığı yerden devam ediyor. Fakat bu kez karşılarında sadece geçmiş değil; yıllarca susturulmuş korkular, çocukluk yaraları ve insanın kendi içine sakladığı karanlık var. Bir taraf hayatta kalmaya çalışırken, diğer taraf sevmeyi bir gün bile bırakmıyor. Ama sevgi, kırılmış bir ruhu gerçekten iyileştirebilir mi? Manevi sorgulamalar, vicdan hesaplaşmaları ve insan ruhunun en karanlık tarafıyla örülü bu hikâye; okuru acının, sevginin ve dönüşümün tam ortasına çağırıyor. Romanlarıyla on binlerce okurun kalbine dokunan Funda Uçuk Er, şu soruların peşine düşüyor: İnsan gerçekten değişebilir mi, yoksa bazı ateşler insanın içinde sonsuza kadar yanmaya devam mı eder? Çünkü bazı yaralar kapanmaz. Sadece insanın içinde yaşamayı öğrenir.
227.50 ₺ -
Dünyaya Kapalı Allaha Açık
DÜNYAYA KAPALI ALLAH’A AÇIK Semerkand Yayınları, yayın hayatına başladıktan sonra cezaevlerinden mektuplar almaya başladı. Bu mektupların bazısı bizzat hüküm giyen kişilerden, kimisi en yakın dostlarından, kimisi de sadece bir selâm verdiği herhangi bir kişiden geldi. İslâm dinini öğrenmek için elif-bâ, Kur’ân-ı Kerîm, dergi ve kitap taleplerinde bulunan hükümlülerin bu isteklerini Semerkand Yayınları ve Semerkand gönüllüleri, yetkililerle görüşüp gerekli izinleri alarak talepleri imkân nisbetinde yerine getirdi. Mektuplarda yaşatılan samimiyet, sevinç ve heyecana teşekkür eden Semerkand Yayınları, hükümlülere bir esenleme niteliği taşıyan bu eseri hazırladı. Dünyaya Kapalı Allah’a Açık Cezaevi Mektupları’na, Semerkand Yayınları’ndan ulaşabilirsiniz.
86.10 ₺ -
Şah Balaban Destanı
“1683. Yalın demirin, kızıl kanın ve barutun zamanlarıydı.” Osmanlı İmparatorluğu’nun Viyana surları önünde uğradığı büyük bozgun, sadece bir ordunun geri çekilişi değil; bir yiğidin kendi efsanesine yürüyüşünün başlangıcıydı. Ordusunun güvenli çekilişi için kellesini koltuğuna alıp düşman seline set olan bin yeniçeriden biriydi o: Deliormanlı Balaban Hasan. Viyana önlerinde esir düşen, bu korkusuz yeniçeri için kaderin başka bir planı vardı. Balaban Hasan ve yârenleri, ölüme meydan okuyarak tarihin saklı bir sayfasına, İtalya’nın bağrındaki Moena vadisine sığındılar. Habsburg zulmünün pençesinde inleyen bu mahzun kasabada Türkler nasıl karşılanacaktı? Kılıcını mazlumun çığlığına siper etmeyi öğrenen bir avuç Türk, kasaba halkını Hasburglardan koruyabilecek miydi? Cihan Çetinkaya, güçlü kalemiyle Şah Balaban Destanı’nda, İtalya’daki ünlü “Türk köyü”nün ilginç hikâyesini anlatıyor. Bu kitapta, yeniçerilerin yiğitlikleriyle bir İtalyan kasabasını nasıl etkilediklerini, iki yabancı medeniyetin birbirini tanıma ve anlamlandırma çabasının akıl almaz öyküsünü bir solukta okuyacaksınız.
252.00 ₺ -
Asude Bahçe
Tesadüf diye bir şey yoktur. Dünya denen devasa kilimde her bir ipin, motifin ve rengin hayatımıza ne vakit ve ne kadar dâhil olacağı önceden bellidir. Funda Uçuk Er, okuru yine kalbin en kırılgan, en samimi yerlerinden yakalıyor. Modern hayatın telaşı içinde savrulan psikolog Zeynep’in eline geçen gizemli bir günlük, yalnızca geçmişe açılan bir kapı değil; aynı zamanda kendi iç dünyasına doğru yolculuğun da başlangıcı oluyor. Aşkın, kaybın, inancın ve teslimiyetin iç içe geçtiği bu hikâyede; geçmişin izleri bugünün yaralarına dokundukça, görünmeyen bağlar, susulmuş hikâyeler ve yarım kalmış duygular bir bir gün yüzüne çıkıyor. “Tesadüf” sandığımız karşılaşmaların ardındaki derin anlam açığa çıktıkça, kaderin incelikle dokunmuş örgüsü belirginleşiyor. Gönüllerde iz bırakan Huşu Ağacı’nın devam kitabı olan Asude Bahçe, o dünyayı derinleştirerek karakterlerin içsel yolculuğunu daha da katmanlandıran güçlü bir hikâye…
252.00 ₺ -
Mısralarda Arapça Arapça - Türkçe Şiirler
Muarrib'in 10. kitabı Mısralarda Arapça. Arap ve Türk edebiyatından çift dilli 66 adet şiiri ihtiva ediyor. Şiirlerini aldığımız şairler şöyle: CELALEDDİN RUMİ NECİP FAZIL KISAKÜREK MEHMED AKİF ERSOY YUNUS EMRE İSMET ÖZEL CAHİT ZARİFOĞLU NAZIM HİKMET RAN KARACOĞLAN DEDE KORKUT SEZAİ KARAKOÇ ERDEM BEYAZIT NURİ PAKDİL ABDURRAHİM KARAKOÇ YAHYA KEMAL BEYATLI MAHMUD DERVİŞ SEMİH EL-KASIM UNSİ EL-HACC NURİ EL-CERRAH NAZİK EL-MELAİKE ABDULVEHHAB EL-BEYATİ SUAD ES-SABAH SENİYYE SALİH YAHYA ES-SEMAVİ KASIM HADDAD FARUK CÜVEYDE MURİD EL-BERĞUSİ TEVFİK ZEYYAD CİBRAN HALİL CİBRAN ADONİS NİZAR KABBANİ İMAM ŞAFİİ EL-KAYRAVANİ İBN ABDURABBİH ZEYD EL-HIMYERİ CEMİL BUSEYNE EBU’L-ATAHİYYE ALİ B. EBİ TALİB (R.A) FERAZDAK EL-MUTENEBBİ İMRU’U’L-KAYS TARAFA B. ABDİ’L-BEKRİ ZÜHEYR B. EBİ SELMA LEBİD B. REBİA AMR B. GÜLSÜM ANTERA B. ŞEDDAD HARİS B. HİLLİZE
208.00 ₺ -
-
Kendi İçimize Bakmak
Bir iç yürüyüş ve gönül terbiyesi bağlamında değerlendirilebilecek yazıların toplandığı bu kitap, okuyucuyu içe dönük bir gönül yolculuğuna ve dışa dönük olarak da gönüller kazanmak için gayret göstermeye davet ediyor ve bu yolculukta yolcuya yolu asan edecek bir asa olabilmeyi ümit ediyor. Oldukça insanî durumları, kalbe dair sorunları, yürek tutulmalarını ve derin gönül daralmalarını okuyucuya ayna tutan bir üslupla ele almaya çalışıyor. Selim bir kalbe ulaşabilmek için çıkılan tüm yolculuklarda yenilenen bir iman, tazelenen bir ahit, keskinleşen bir bilinç, kökleşen bir mensubiyet ve artan bir mesuliyet duygusuyla, bıkmadan usanmadan, kırmadan incitmeden, her dem yeniden yola revan olanlara selamlar olsun. Seferimiz mübarek, yolumuz açık olsun.
97.50 ₺ -
Bitmeyen Fetih Bir Gönüle Girmek
Bir gönül kazanmak ve bir gönüle girmek için hangi yolları denedik? Gözlerimiz nasıl baktı, dillerimiz ne söyledi, ayaklarımız bu yolda kaç adım attı? Bir gönül almak uğruna kaç yetimin başını okşadı ellerimiz? Bir mazlumun, bir mağdurun, bir muhacirin duasını almak için ne kadar çaba gösterdik? Küs olanları barıştırmak için gayret ettik mi? Gelmeyene gittik mi, vermeyene verdik mi? Gözyaşı olan yere merhamet, hüzün olan yere sevinç, zulüm olan yere adalet, nefret olan yere muhabbet ve korku olan yere emniyet taşımak için ne yaptık?
97.50 ₺ -
Siren Sesleri
“Allah’ım ne ürkütücü bir ses…, deyiverdi. Ne kadar da rahatsız ediciydi!” “Hâlâ susmamıştı siren sesleri!..” Bu sesler… Bu seslerin nedeni neydi? “Ve hemen ardından gelen o korkunç ses. Tüm o sessizliği yararak çıkan, yürekleri çatlatan o uğultu. Ve yerin bağrındaki her şeyi dışarı atıyordu” Bir ses nasıl böyle güçlü olabiliyordu? “…bir ses daha geldi sanki kendisine çağıran. Sanki tenefüs bitmişti de sınıfa koşacakmış gibi hissetti. Son kalkacak otobüsün kornası gibi. Ya da son kalkacak olan vapurun son sireniydi de, “Biletinizi çabucak alın, yetişin!..” diyordu. “Yoksa kalırsınız bu limanda!” dercesine bir sesti işte gelen.” Neydi bu sesler? Nereye çağrılıyordu ki Ahmet? Kimdi çağıran? Ahmet, sese doğru koşmak istiyordu göğsünde sakladığı sırra koşacağını bilmeden. Ya sonra? “Hem yükselen bu ses de neydi? Yeniden siren sesleri yükseliyordu. Ezan sesleri de duyulmaya başlamıştı.” Bu ses… Neyin provası bu? Başlangıç mı? Son mu? Ahmet’in iç sesi bizi nereye götürecek? Bu sesler bize ne söyleyecek? HAKİKATE ramak kala… Belki de son çağrı, son ses!.. Göğsümde saklanan hangi sırrı aşikâr edecek?
117.00 ₺