-
Başlangıçtan Emevi Devletinin Sonuna Kadar İlk Dönem İslam Tarihi ve Medeniyeti
Akademik açıdan bir felsefe doktoru olmasının yanısıra Arap Dili ve Edebiyatı alanında da ilim dünyasına nitelikli ve özgün eserler kazandıran Ömer Ferrûh aynı zamanda İslâm Tarihi ve Medeniyeti’ne dair vukufiyetli çalışmalar yapmıştır. Müellifin tercümesini hazırladığımız Tarihu Sadri’l-İslâm ve’d-Devleti’l-Ümeyye isimli kitabı ise onun hem kısa bir ilk dönem İslam Tarihi çalışması hem de İslam tarihi yazım metoduyla ilgili muhtasar bilgi ve değerlendirmelerinin sunulduğu orijinal bir eserdir. İslam öncesi döneminden başlayıp Emevîler Devleti’nin sonuna kadar özet olarak İslâm tarihinin dönüm noktalarını ve İslam Medeniyeti’nin zihnî arka planı ve kurumlarını ele alan bu çalışmanın belki de en özgün yanı asıl alanı Felsefe ve Arap Edebiyatı olan bir araştırmacının İslam tarihi ve Medeniyeti üzerine özgün değerlendirmeler ihtiva ediyor olmasıdır. Eser bu haliyle bir anlamda “İlk Dönem İslam Tarihi ve Medeniyetine Giriş” mahiyetinde bir çalışma hüviyeti taşımaktadır. Bu sebeple kitabın çevirisi muhtevayı yansıtmak amacıyla “Başlangıçtan Emevî Devleti’nin Sonuna Kadar İslâm Tarihi ve Medeniyeti” başlığıyla yayınlanmıştır.
162.50 ₺ -
Örnek Ahlâklarıyla Peygamberler
Bütün peygamberler, Allah’ın emirlerini kullarına ulaştırmak ve onlara doğru yolu göstermekle görevlendirilmiş hidayet elçileridir. Onların esas itibariyle iki temel görevi olup bunlar tebliğ/duyurma ve beyan/açıklamadır. Peygamberlerin tebliğ ve açıklama gibi esas görevlerinin tamamlayıcısı olarak diğer bir misyonları ise tebliğ ettiklerinin pratik olarak hayata ve davranışlara yansıtılmasıdır ki, buna genel olarak ahlâk adını vermek mümkündür. Ahlâk en basit anlamıyla insanın tavır ve davranışlarını Allah’ın istediği şekilde tanzim etmesi demektir. Bundan dolayı ilk peygamber Hz. Adem’den son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s) kadar bütün peygamberler tebliği görevlerinin yansıra bir ahlâk elçisi ve önderi misyonunu da îfâ etmişlerdir. Yüksek ahlâkî erdemler Allah Elçileri’nin herbirinde bulunmakla birlikte yaşadıkları dönem ve şartlar gereği bazılarında belli ahlâkî erdemlerin daha belirgin hale geldiğine de şahit olunmuştur. Bu hususta Cenab-ı Hakk, Kur’ân-ı Kerîm’de “O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık” (Bakara, 2-253) buyurmuştur. Nitekim Allah elçileri arasında Hz. Âdem tevbesiyle, Hz. Eyyûb sabrıyla, Hz. İbrahim cesaret ve mücadelesiyle, Hz. İsmail teslimiyetiyle, Hz. Yûsuf iffetiyle, Hz. Mûsa zulme karşı baş kaldırışıyla, Hz. Lokmân ise hikmetiyle temayüz etmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s) ise “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” hadisinde de ifade ettiği gibi kendisinden önceki peygamberlerin temsil ettikleri bütün ahlâkî özellik ve güzelliklerin en mükemmel örnekliğini bütün insanlığa en güzel haliyle sunmuştur.
130.00 ₺ -
Mehdî Önderlerimiz 24
Abbasîlerin gerçek kurucusu olarak kabul edilen Ebû Ca’fer el-Mansûr’un vefatından sonra halife olan Mehdî b. Mansûr, kuruluş döneminden yükseliş dönemine geçişi simgelemektedir. Kaynaklar onunla ilgili farklı, bazen birbirine tezat bilgiler vermektedir. Bazı kaynaklar onu, “içki içen, işret âlemine iştirak eden, şarkıcı kadınları dinleyen, lüks ve debdebeye düşkün, israfçı” bir kişi olarak vasıflandırıp menfi yönlerini; bazı kaynaklar da “Abbasî halifeleri içerisinde cömertliğiyle, merhametiyle, dindarlığıyla ve güzel ahlakıyla dikkat çeken” örnek bir kişilik olarak tavsif edip müspet yönlerini öne çıkarırlar. Uzun soluklu bir çalışmanın mahsulü olan bu eserde Temel kaynakların referansları ve çağdaş eserlerin yorumları ışığında, hemen her kesimin anlayacağı bir üslupla, Mehdî’yle ilgili objektif değerlendirmeler ve tespitler bulacaksınız.
113.10 ₺ -
Dört Ulu Çınar
Biz bu kitapta, Efendimizin Halifelerini belli ölçüde tanıtmaya çalıştık. Şunu da kabul etmek gerekir ki, uzun bir ömrü bu kadarcık bir kitaba sığdırabilmek mümkün değildir. Yapmaya çalıştığımız şey, yaşanılan hayattan üç beş örnek sunarak belli ölçüde onları tanıtabilmektir. Bunları yaparken zaman geldi gözyaşlarımızı tutamadık. Zaman geldi, derdimizi ve kederimizi içimize gömmeye çalıştık. Hasılı Dört Halife devri, dikkatle okuyanlar için güzel ahlaki davranışların, ibret alınacak olayların boy gösterdiği bir bahçe durumundadır. İşini bilen bir arı bu bahçede, yeterince ve nadide bal elde etme yolunu bulabilecektir. "Dört Ulu Çınar - Saadet Asrının Dört Büyüğü" ismini verdiğimiz bu çalışmamızın İslam alemine faydalı olmasını niyaz ediyor, okuyanlardan dualar bekliyorum.
273.00 ₺ -
Kelam Tarihi ve Ekolleri
Kur'an-ı Kerim'in, tahrife uğramadan nesilden nesle aktarılması, Müslümanların en büyük şansıdır. İslam dini bu yönüyle, diğer dinlerin akıbetine uğramamış, kutsal kitabıyla birlikte Hz. Muhammed (as)'den nakledilen söz ve uygulamalar da, üzerinde bazı ihtilaflar olsa da büyük oranda kayıt altına alınmıştır. Ne var ki Hz. Muhammed'in vefatından sonra sahabe arasında ortaya çıkan siyasi ve sosyal çekişmeler çeşitli dini tartışmaların doğmasına sebep olmuştur. Bu ihtilaflar, itikadi açıdan büyük günah, iman, küfür ve kader gibi bazı konuların tartışılmasına neden olmuştur. Bu ilk tartışmalar etrafında hicri birinci asırda Haricilik, Mürcie, Kaderiyye ve Cebriyye gibi itikâdî fırkalar doğmuştur. Hicri ikinci asra gelindiğinde, yabancı din ve kültürlerle karşı karşıya gelinmiştir. Müslüman âlimler bu yeni inanç ve kültür ortamından zaman zaman istifade etmenin yollarını aramışlarsa da ilişki biçimi genellikle mücadele şeklinde seyretmiştir. Felsefenin İslam dünyasına girmesiyle birlikte bu etkileşim ve mücadele ortamı daha da yoğunlaşmıştır. Kelam ilmi böyle bir ortamda doğmuş, hicri ikinci asırda Mu‘tezile ekolü ilk kelâm mektebi olarak ortaya çıkmıştır. Bunun yanında Şia ve Ehl-i Sünnet kelam okulları da oluşmuştur. Ehl-i Sünnet de kendi içerisinde Eş‘arîlik ve Mâturîdîlik kelam okullarını doğurmuştur. Bu ekoller tarihi süreç içerisinde çeşitli değişim ve dönüşüm süreçleri geçirmiştir. Son asırlarda Müslümanların tarih sahnesinde etkin olamaması, yenilik düşüncesini harekete geçirmiş, son iki asırda Yen-i İlm-i Kelam arayışları ortaya çıkmıştır. İşte bu eser, Kur'ân'ın nâzil olmaya başladığı devirden başlayarak günümüze kadar seyreden tarihi süreçte inanç konularında yaşanan gelişmeleri, oluşan itikadi fırka ve ekolleri incelemektedir.
195.00 ₺ -
İslam Mezhepleri Tarihi
İslâm Dini’nin birer düşünce okulu sayılan itikâdî ve siyasî fırkaları konu edinen İslâm Mezhepleri Tarihi disiplini, İslâm’da mezheplerin birer din değil, dinin birer yorumu demek olan beşerî nitelikli sistemler olduğunu, bu yüzden dinle asla özdeşleştirilemeyeceklerini ispat etmek suretiyle, mezheplerin birbirlerine düşman birer oluşum ya da düşünce özgürlüğü önünde birer engel değil, İslâm’ın belirlediği sınırlar içinde kaldıkları müddetçe birer zenginlik ve rahmet olduklarını ortaya koyarak önemli ve lüzumlu bir işlev görmektedir. Müslümanlar arasında farklı fikir, düşünce, anlayış ve dinî algılama biçiminden kaynaklanan mezhepler, İslâm dininin mensupları için birer alt kimlik unsurları olup, doğrudan İslâm’ın kendisi ile özdeşleştirilemezler. İslâm düşüncesinin teşekkül sürecinde ortaya çıkmaya başlayan ve tarihten günümüze mütemadiyen neşet eden mezhepler, dinin kişiden kişiye değişen farklı yorum biçimleridir ve asla dinin yerine ikâme edilemezler. Bu eserde İlk Mu’tezile, Hâricîler, Şîa, Mürcie, Mu’tezile, Cebriyye, Kaderiyye ve Ehl-i Sünnet Ekolleri’nden Selefiyye, Eş’ariyye ve Mâturidiyye gibi erken dönem İslâm toplumunda teşekkül eden ilk itikadî ve siyasî mezheplerin oluşum süreçleri, öncüleri ve görüşlerine yer verildiği gibi, Selefîliğin aşırı bir yorumu olan Vehhâbîlik ve İslâm orijinli olmakla beraber sonradan Yahudîlik, Hristiyanlık, Zerdüştlük, Mecusîlik, Hinduizm ve Maniheizm gibi çeşitli din, kültür ve doktrinlerden farklı düşünceleri bünyesinde bağdaştıran Nusayrîlik, Dürzîlik, Bâbîlik-Bahâîlik, Kâdiyânîlik-Ahmediyye ve Yezîdîlik gibi senkretik mezheplerin fikir ve görüşlerine de yer verilmiştir. Ayrıca bu eserde genel olarak Alevîlik, özel anlamda ise Anadolu Alevîliği, Alevî-Bektaşî inançları ile Alevîlikte âdap ve erkân konuları işlenmiştir.
260.00 ₺ -
16 - 17 Yüzyıllarda Osmanlı Devletinde Haremeyn Vakıfları
Bu kitabın temel konusu, Haremeyn Vakıfları'nın mukaddes topraklardaki mekânlar ve insanlar için yapmış olduklarını anlatmaktır. Kitapta, Mekke ve Medine şehirlerinde Osmanlılar tarafından inşa ve imar edilen, ancak günümüze nerede ise hiç birisi gelemeyen eserler de yer almıştır. Hususiyetle son günlerde Kâbe çevresinde Osmanlı revaklarının da yıkılması ile yeniden gündeme gelen Mukaddes topraklardaki bu tarihi mekânları okuyucu eserde sıkça görecektir. Temennimiz, eserin içinde çokça görüleceği gibi Mukaddes topraklara tam 400 yıl hizmet eden Osmanlı sultanlarının hassasiyetinin bu güne ibret ve numune olmasıdır.
162.50 ₺ -
Saltanattan Cumhuriyete Yakın Tarihimizin Sır Perdesi
tarihimize ilim, insaf ve vicdan ölçüsünde yaklaşmamız, geçmişi kötüleyerek günü kurtarma hatasından kurtulmamız lazım. Çünkü bu temel bir hatadır. Ve bu temel hata, ister istemez bizi başka hatalara sürüklemektedir. Unutmayalım ki hatalı temeller üstünde abide inşa edemezsiniz. Etseniz etseniz, gecekondu inşa edersiniz ki, o da ilk depremde yerle bir olur. Sanıyorum, hala dirilemeyişimizde, tarihe hatalı bakışımızın büyük rolü var.
130.00 ₺ -
İslam Sanatına Giriş
Tarihi bir gerçekliktir ki, ülkemizde ve İslam dünyasında büyük çoğunluk, özellikle de dindar kesimler, birtakım gerekçelerle pek çok sanat uğraşısından uzak durmayı tercih etmişlerdir. Bunun sonucu olarak bu alan, büyük oranda, muhafazakâr kitlelerin sahiplendiği hassasiyetlerden uzak, Batı kültürüne sempati ile bakan, kısmen halktan kopuk, önemli bir kısmi Batıda yetişmiş sanatçılara terkedilmiştir. Sanatçılarla aynı bakış açısını paylaşan yerli elitlerin de katkılarıyla son dönem İslam sanatı bölgelere göre farklılaşan Batı dünyası kaynaklı yoğun etkilenmelere maruz kalmıştır.
117.00 ₺ -
Kuranın Anlattığı Tarih 2
ANLATAN, ANLATTIĞI HER ŞEYİN ŞAHİDİ” KUR’ÂN’IN TARİHÎ ANLATIMLARI ARKEOLOJİ İLE BİRLİKTE OKUNURSA Hem tarihçi hem de deneyimli bir tur rehberi olan Talha Uğurluel, Kur’ân’ın Anlattığı Tarih serisinin ikinci kitabında bu kez Hz. İbrahim’in izini sürüyor. Arkeoloji, sanat tarihi, dinler tarihi ve klasik tarihçilik disiplinlerini Kur’ân perspektifiyle buluşturan yazar, okuyucusunu 4000 yıl önce yaşamış, “Peygamberlerin Babası” ünvanlı büyük bir ismin izini sürmeye davet ediyor. Soluksuz izleyeceğiniz bu yolculukta, İlk Çağ toplumlarının akılalmaz inançlarından, Nemrut’un gerçek kimliğine, Moğolların yasaklı şehirlerinin sırlarından, toprak altından yeni çıkarılmış bulguların ışığında şaşırtıcı Peygamber izlerine birçok şeyi ilk kez duyacaksınız. Bu kitapta sadece tarihî bilgi değil, aynı zamanda sorularla dolu bir keşif duygusu da sizi bekliyor: ????Binlerce mağara mezarla çevrili şehir gerçekten Hz. İbrahim’in doğduğu yer olabilir mi? ????Hz. İbrahim’i ateşe atan Nemrut, tarih sahnesinde kimdi? ????Yeryüzünün son kadim Putperestlik Merkezi, Paganizm, gök cisimlerine ve balıklara tapan halklar…Sabiiler ve Harraniler. Tam olarak neye inanıyorlardı? ????Son kazılar ışığında Hz. İbrahim’in Basra Ur’da doğdu tezi nasıl çöktü? Harran’daki evi nasıl tespit edildi? ????Moğolların 800 sene önce susturduğu ve yasaklı şehir ilan ettiği Harran, artık konuşmaya başladı ve bakın bize neler anlattı? Uğurluel, “Ben Batıp Kaybolanları Sevmem” sözünün sahibi Hz. İbrahim’e dair tarihin karanlıkta kalmış köşelerini aydınlatıyor. Urfa’daki kaleler, kazılar, Nemrut’un bıraktığı izler ve Hz. İbrahim’in risâlet davasını adım adım gözler önüne seriyor. Kur’ân’ın Anlattığı Tarih serisinin bu ikinci cildi, sizi adeta geçmişe götürerek anlatılan her sahneyi yerinde görme arzusu uyandırıyor. Kitabı bitirdiğinizde, Urfa sokaklarında yürümek, Harran’da bütün kazı alanlarını incelemek, şehri çeviren bütün mağaralara girip çıkmak ve taşlara kazınmış izleri bizzat yerinde görmek isteyeceksiniz.
304.50 ₺ -
-
Hicazda Yıkım ve Kıyamet Karmatîler
Sene 930… Mekke ahalisi ve hacılar için kıyameti andıran bir hac dönemi… Bahreyn’den yola çıkan Ebû Tâhir el-Cennâbî önderliğindeki Karmatî ordusu, önce binlerce hacıyı ve Mekkeliyi kılıçtan geçirdi, ardından da Müslümanlar için en mukaddes nesnelerden Hacerülesved’i çalarak Bahreyn’e götürdü. Bu, Karmatîlerin Hicaz’da yarattığı tek korku faaliyeti değildi. Karmatîler, temelde İslâm dünyasına zulüm ve adaletsizliğin hâkim olduğunu iddia ediyor, eşitlik ve adalet vaadiyle mülkiyeti bile paylaşmayı öngörüyordu. Bu yolda atacakları her adım, işleyecekleri her cürüm, alacakları her can mübahtı. Bazı dönem yazarları, onların namaz ve oruç gibi ibadetleri terk ettiğini, cünüp gezdiklerini, içkiyi helal kıldıklarını aktarıyor, Mekke’de taş üzerinde taş bırakmadan tüm camileri yerle yeksan ettiklerini söylüyorlardı. Karmatîlerin faaliyetlerinin aşırılığı, dönem kaynaklarının abartılı üslubuyla katmerlenmiş, Karmatîliğin esas doktrinleri, siyasi hamleleri ve politikaları efsanelerle örülü bir sis perdesi ardına çekilmiştir. Bu perdenin ardına elini ilk uzatan, ünlü İslâm tarihçisi ve müsteşrik Michael Jan de Goeje’dur. Bu eseriyle konuyu akademik bir zemine taşıyan Goeje, her ne kadar bu konuyu 100 seneden uzun bir süre evvel akademik bir hüviyete kavuştursa da konu hâlâ yeterli ilgiyi görmemiş durumda. Türkiye’deki Karmatî çalışmaları da istisnaları saymazsak Goeje’un çok daha gerisinde. Halil Kaya’nın Fransızcadan mahirane bir şekilde Türkçeye kazandırdığı Hicaz’da Yıkım ve Kıyamet: Karmatîler başlıklı bu kitap, Türkiye’de Karmatîler hakkında yapılacak çalışmalarda mihenk taşı olacak.
83.60 ₺ -
Bir Beka Meselesi Olarak BUHARİ İtirazlar Cevaplar
İçeriden ve dışarıdan çok yönlü bir saldırının hedefi olan el-Camius-Sahihi anlamak İslamı anlamak, müdafaa etmek ise topyekün İslamı müdafaa etmektir. Zira fıkıhtan kelama kadar pek çok mevzu Buhârî’nin rivayet ettiği hadisler üzerine ibtina etmektedir. Ulema“el-Camiu’s-Sahîh”in en muteber hadis mecmuası olduğu ve ihtiva ettiği bütün rivayetlerin sıhhati noktasında ittifak ettiğine göre Buhârî’nin itibarsızlaştırılmasıyla bütün hadis külliyatı hedef alınmaktadır. Böyle bir durum ise Allah Azze ve Celle’nin Kur’an-ı Kerîm’i beyan vazifesini verdiği, Şeriat’a dair olan kelamının vahiy olduğunu farklı vurgularla bizzat kıymetlendirdiği, buyruklarına itaat etmeyi emrettiği, O’ndan yüz çevirmeyi ise küfürle tavsif ettiği Allah Rasûlü’nü صلى الله عليه وسلم devre dışı bırakacaktır. Akla ve ilme aykırılık gibi maskelerin arkasına saklanarak Buhârî hadislerini inkar edenler aynı soydan bir iradeyle Kur’an-ı Kerîm’e de saldıracak Hz.İbrahim’i ateşin yakmaması, Hz. Musa’nın asa ile denizi yarması, Hz. İsa’nın ölüleri diriltmesi gibi mucizeleri de akla aykırı olmakla itham edip AllahTeala’nın ayetleri etrafında şüpheler oluşturacaktır. Nitekim bazı nadanların Sünnet-i Seniyye’yi inkarla başlayan serüveni, Kur’an-ı Kerîm’i inkar noktasına gelmiştir. İnsanı yoktan var eden, Hz. Musa’nın eliyle denizi yaran, Hz. Hızır’a gelecekte neler olacağını bildiren Allah Azze ve Celle elbette Allah Rasûlü’nün صلى الله عليه وسلم eliyle mucizeler göstermeye, diliyle ilmin ancak asırlar sonra keşfedeceği hakikatleri bildirmeye kadirdir. Hadiseye bu zaviyeden bakıldığında görülecektir ki Buhari çökerse İslam’ın sütunları sarsılır ifadesi tehlikeyi ifade noktasında en cami bir tespittirİşte bu yüzden farklı meşreplerden yüzlerce muasır alim Sünnet-i Seniyye’yi inkar etmenin küfür olduğunda ittifak etmiştir.
147.00 ₺ -
Müslümanın Çilesi Ve İbret Verici Hadiseler
Hazret-i Adem'den günümüze değin hak ile batılın mücadelesi sürmüş ve bu uğurda niceleri türlü çileler çekmiştir. Bu çile köprüsünden kimler geçmemişti ki ve daha niceleri geçecek... Bir yerde gündüz varsa elbet gece de olacaktır. Bir yerde nur bulunursa zulmet de bulunacaktır. Musa olur da ona karşı bir Firavun olmaz mı? Rahmet peygamberi zuhur eder de Ebû Cehiller boy vermez mi? Bütün çileler, Hak yolda sadakatin, sabrın, imanın, aşk ve muhabbetin delilidir. Ne mutlu hak ve hakikat uğruna canlarını, mallarını, tüm varını yoğunu feda edenlere. Ne mutlu bu kutlu yolculukta her türlü çileyi cansiparane göğüsleyen o mücahitlere. Ne mutlu o mücahitlerin serveri Hz. Muhammed Mustafa'ya. Ne mutlu Adem, Salih, İbrahim, Lût, Eyyûb, Yakup, Yusuf, Musa, Şuayb, Harun (aleyhimüsselam) ve diğer peygamberlere. Ne mutlu bu hak davayı sahiplenen ve çile oklarına hedef olan Yasir ve ailesine, Bilal-i Habeşî'ye, Habbâb b. Eret'e, Hulefâ-yı Râşidîn'e ve bu davayı sırtlanan Ebû Hanife, Ahmed bin Hanbel gibi ümmete yön veren o büyük imamlara... Bu mukaddes çile köprüsünden geçen yolcularının tek bir gayesi vardı: Allâh’ın “Dur!“ dediği yerde durmak, “Koş!“ dediği yerde koşmak... Kalemini ehli sünnet çizgisinden ayırmayan, Peygamber aşığı merhum Mustafa Necati Bursalı Hocadan Mukaddes Çile kitabını takdim ediyoruz.
137.80 ₺ -
-
-
Allahım Sorularım Var
Prof. Dr. Soner Duman, gençlerin gönlünü bulandıran ve merakını celbeden birçok soruya bilgiyle, özenle ve hikmetle cevaplar sunuyor bu kitapta. Hayatın içinden örneklerle, akıcı bir üslup ve samimi bir edayla, adeta kol kola giriyor okuyucuyla, sadece zihne değil gönle de dokunuyor.
281.05 ₺ -
İslamda İtikadi Mezhepler
Tarihin farklı kültürlerinden ve değişik inançlarından gelen insanlar, diğerlerinin inancını, düşüncelerini, hayat tarzını ve dünya görüşünü merak etmiştir. Günümüzde ise değişen sosyo-ekonomik şartlar, farklı kesimlere mensup insanları birbirleri ile münasebete zorlamaktadır. İlişkilerin sağlıklı olabilmesi için de diğer insanların itibar ettiği veya kıymet verdiği değerleri öğrenmek ayrıca bir zorunluluktur. Bu açıdan ait olduğu sosyal ve kültürel çevreyi bilmek, kişi için daha da ehemmiyet arz etmektedir. Bu kitap size; Asr-ı Saadet’ten bu güne, Ehl-i Sünnet’in görüşlerinin yanında, Şia, Alevilik, Bektaşilik, Vehhâbîlik ve Kâdıyânîlik gibi fırkalar hakkında çok önemli bilgiler verecektir. Eserin içeriğinde de göreceğiniz gibi, mezhep ve fırkaların görüşlerini, düşünce ve inanç sistemlerini kendi kaynaklarına dayanarak belirttikten sonra o meselede Ehl-i Sünnet’e mensup âlimlerin izahlarına da yer verilmiştir. Bu sebeple konunun, bütün yönleri ile okuyucular tarafından daha doğru bir şekilde anlaşılmasına imkân sağlanmıştır. Kitabın hazırlanmasında akademik usûl ve esaslara riayet edilmekle birlikte okuyucunun anlayacağı şekilde sade bir dil kullanılmıştır.
272.00 ₺ -
Hz Musa Hz Harun Ahmet Cemil Akıncı
Kur'an ı Kerim'de isimleri geçen peygamberlerin kıssalarını anlatan bu seri İslam Kültüründeki 'kısas ı enbiya' edebiyatının modern bir devamı niteliğindedir. Uzun ve yoğun bir emek sonucu hazırlanan bu eserde konuyla ilgili ayetler aktarılmaya çalışılmış peygamberlerin mücadelesinin geçtiği yerler haritalarla gösterilmiş ve eser şiirlerle zenginleştirilmiştir. Yazar roman kurgusu içinde duygulu ve sürükleyici bir anlatım ile okuru peygamberlerin yaşadığı atmosfere çekebilmeyi başarmış ve eserine zevkle okunabilecek bir özellik kazandırmasını bilmiştir."Her ümmetin bir peygamberi vardır." (Yunus, 47) "Biz senden önce de birçok peygamber gönderdik. Onların bazısının kısslarını sana anlattık, bazısını ise anlatmadık." (Mü'min,78)
231.00 ₺ -
Osmanlının Ufkunda Son İslam Devleti
Millet Muhammed Ertuğrul Gazi'nin obasında Yüce Devleti mukaddesatını evini şehrini yurdunu korusun diye kurdu. Her bir mücâhidin gayesi Allah Azze ve Celle'nin adını yüceltmekti. Yüce Devlet yüce kitabın esaslarına riayet ederek güçlendikçe hem İslâm yeni diyarlara taşındı hem de dağılan ümmet yapısında bir toparlanma süreci başladı. Kudüs'ü korumaktan aciz olan Müslümanlar Devlet-i Aliyye ile ayağa kalktı Yemen'de getirilen tekbir sesleri Viyana'da duyuldu. Akıncılar bir zaferden diğerine at sürdü. Yüce devlette sultan ulemâya dini devlete göre değil devleti dine göre yönetmek için müracaat etti. Devlet bir makama memur tayin ederken insanların ırkına ve rengine değil ehliyetine ve liyakatine baktı. Cihat Devlet-i Aliyye'ye toprak katmak için değil zalimlerden mazlumların hesabını sormak ya da erenlerin dervişlerin davet yolunu açmak için yapıldı. Hakimiyetin ulaştığı noktaları hem maddesi hem de mânasıyla mamur kıldı Yüce Devlet. Yüce Devletin köklerinin doğduğu Semerkant'tan yola koyulan Anadolu'da mayalanan akıncı ruhuyla Rumeli'ye ulaşan büyük bir aşk vecd ve sadakat sağanağı ile Hind diyarına ulaşan Müslümanların imanî ilmî siyasi ve ictimaî hallerini yarınlara dair umutlarını ve Hilafet-i Aliyye'ye özlemlerini anlatmaya talip olan bu kitab Devlet-i Aliyye fikrinin yoğrulduğu fiiliyata taşındığı yeniden kuruluş mücadelesinin verildiği yokluğunda acısının çekildiği coğrafyada bazen yaşayanlar bazen de kabirdekilerle konuşarak yazıldı. Millet-i İslâm'da yeniden Devlet-i Aliyye fikrinin canlanmasına katkıda bulunmayı gaye-i asliyye edinen eserin son bölümünde Halifesi olmayan bir ümmetin ne hallere düşeceğinin misali olarak "Arakan" nazara verilmektedir. Müslüman gençleri küresel güçlerin kurduğu örgütlerde toplayarak yok edenlerin baş hedefi kurtaran koruyan ve yücelten Devlet-i Aliyye fikrinin milyonlar tarafından müdafaasına mani olmaktır. Mevsim kış olsa da önümüz bahardır. Şartlar bizi yeniden Yüce Devlet'e götürüyor.
147.00 ₺ -
Başarılı Emri Bil Maruf Nehyi Anil Münker Usulleri
“Dîn-i Mübîn-i İslâm’ın devam ve bekası Emr-i bi’l-Ma‘rûf Nehy-i Ani’l-Münker’in devamına, Dîn-i Mübîn-i İslâm’ın inkirâzı (yıkılması) Emr-i bi’l-Ma‘rûf Nehy-i Ani’l-Münker’in terkine bağlıdır.” Ali Haydar Efendi (Kuddise Sirruhû) İslam’ı anlatabilmenin iki şartı vardır: İslam’ı bilmek. İslam’ı anlatmayı bilmek. İşte bu kitapta İslam’ı anlatmayı bilmenin usulleri anlatılmıştır. Bu kitabın okuyucuya kazandırdıkları: İslam’ı insanlara nasıl sevdiririm? Hitâbet, akıcı konuşma ve muhâtabı tanıma yolları. Resmî makam, kahvehane, tekel bayii vb. 17 farklı mekânda konuşma örnekleri. 66 maddede etkili konuşma ve sözü dinlenir olmanın yolları. Özgüven eksikliğini giderme ve çekinmeden tebliğ yapma yolları. 38 maddede Resûlullâh’ın (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) hataları düzeltme yolları. İnsanları hizmete ve İslam’a destek vermeye teşvik yolları. Gözü namahremden koruma yolları. Maddî sıkıntıdan kurtulmanın yolları. Tebliğ yaparken, öncelik sırasını bilmenin yolları. Tartışma kuralları ve heyecanı yenmenin yolları. Öfkeyi kontrol altına almanın yolları. Resûlullâh’ın vazifelendirmede takip ettiği yollar. Anne-babaya, eşe, çocuklara ve namahrem kadınlara tebliğ yolları. Dua, telkin, ilgi, hediye, tebessüm, disiplinli olma, ses tonu, beden dili, takdir etme ve benzeri birçok usullerin gücünü ve insanoğlu üzerindeki etkisini öğrenmek ister misiniz?
210.00 ₺ -
İslam Hukuk İlminin Esasları
Usûlü’l-fıkh ilmi, dinî ilimlerin en değerlilerinden ve faydalılarındandır. Zira bu ilim, içtihadın temelini ve onu ayakta tutan ana direkleri oluşturur. Bu ilim olmaksızın, fıkıh ile meşgul olanlar onun kaynaklarını ve müçtehit imamların fıkhî hükümleri bu kaynaklardan hangi metotları izleyerek çıkardıklarını bilemezler. Müçtehit olsun olmasın fıkıh ile ilgilenen herkes bu ilme muhtaçtır. Müçtehit, içtihat ederken, diğer fıkıh mesleği mensupları da araştırma ve incelemelerinde veya uyduğu mezhebin esaslarına göre Fer’i çözümler çıkarmak için yahut mezhep imamının zamanında yaşanmamış olayların hükümlerini belirleyebilmek için bu ilimden faydalanır. İşte bu öneminden dolayı Müslüman bilginler çeşitli devirlerde bu ilme fevkalâde ilgi göstermişler ve bu alanda değişik metotlarla çok sayıda eser kaleme almışlardır. Ne var ki çeşit ve sayısının çokluğuna mukabil, bu eserler, ancak ihtisas sahiplerinin yahut bu ilmin meseleleri ile az çok meşgul olmuş kişilerin anlayabileceği durumdadır. Kısacası, fıkıh usulü ilmine dair kolay anlaşılır bir kitap kaleme alınması ihtiyacı doğmuş ve bu eser bu amaca hizmet gayesiyle kaleme alınmıştır.
396.00 ₺ -
-
İslamın Aynası Camiler
Dünya çapında ünlü felsefe ve estetik profesörü, Fransız Müslüman düşünür Roger Garaudy, bu eserinde üç kıtaya damgasını vuran İslâm sanat ve mimarisinin felsefî ve estetik açıdan son derece çarpıcı bir değerlendirmesini yapıyor. “Güzelliğin Dini İslâm” düşüncesinden yola çıkan yazar, “Allah güzeldir, güzelliği sever” hadisinin İslâm sanat ve mimarisinde nasıl somutlaştırıldığını en çarpıcı örnekleriyle gözler önüne seriyor. Yazar, evvelki dönemlerin ihtişamını gözler önüne sermekle yetinmiyor, Müslümanların Batı’yı ve geçmişi taklitten kurtularak yeni bir silkiniş ve yeni bir dirilişle İslâm’ı yaşamaya başladıkları an, eskiden olduğu gibi, yine muhteşem sanat ve mimari eserler ortaya koyabileceklerini de müjdeliyor. İslâm sanatı ve mimarisi konusunda hem dînî hem tarihî hem de felsefî ve estetik bilgilerle donatılmış bu eser, sahasında tek ve biricik olma özelliğine sahiptir. İslâm sanatı, Kur’ânî bakış açısının doğrudan doğruya ifadelendirilişidir. Bu, şu demektir: İslâm sanatının asıl misyonu, bize “Allah’ı yeniden hatırlatmak”, o ilk ve son gerçeği bize yakînen tanıtmak, var ettiği ve sonunda yok edeceği bu kâinatta Allah’ın gözle görülmeyen varlığının her zaman yeni ve her zaman hayran bırakan o keşfini bizlere yaşatmaktır. Allah ile insan arasında her türlü aracılığı reddeden İslâm ruhaniyetinin mekânı ise, merkezsiz bir mekândır. Orada sonsuzluk, organik bütünlükle değil aksine, ilâveler ve âhenkli tekrarlarla telkin edilir. Eski Yunan tapınağının simetri ve ölçülerinin aksine ve Hıristiyan bazilikasındaki âyin düzeninin tersine, bir caminin sütunları, insanlar veya eşya ile ortak noktası bulunmayan, ilâhî sonsuzluğa nispetle eşyanın nâtamam oluşunu ve sınırlılığını telkin eder ve âdeta bir hurma bahçesi şeklinde çoğalır. Kâbe’nin taştan süssüz küp şeklindeki mimarisinden, Sinan’ın İstanbul ve Edirne’deki en cesur mimarî şaheserlerine halel getiren Osmanlının barok camilerine kadar, kaynağını Kur’ân vahyinden alan yaratıcı ruhun coşkusu, dünyanın her yerinde bütün sanatların odak noktası olan camileri ortaya çıkarmıştır. Musikisi ve şiiri gibi İslâm’ın bütün görsel sanatları da, İslâm inancının temel hedefinin plâstik ifadesinden başka bir şey değildir; dolayısıyla İslâm’da bütün sanatlar insanı camiye, cami de ibadete götürür. Resmin “olmayışı”, tabiatın “reddi”, gerçekçilik “eksikliği” ve (cami gibi büyük) binadaki “boşluk” yüzünden İslâm sanatı hakkında “olumsuz” yorumlar ortaya atılabilir. Oysa bu kusur diye sayılanların hiçbiri ne reddediştir, ne de inkâr, tam aksine aşkınlığın (yani Allah’ın yüceliğinin) en tavizsiz tasdiki, teyidi ve vurgulanışıdır. Çünkü İslâm’da aracıya, ara bulucuya yer yoktur, tam aksine Allah ile tabiat arasında kesin ve tam bir ayırım vardır!
245.00 ₺ -
Zamanın Kıymeti Genişletilmiş Baskı
Sahip olduğumuz en büyük nimetlerden biri olmasına rağmen, en kolay harcadığımız nimet hiç şüphesiz ki zamandır. Bu eser, kum saati misali her gün eksilmeye yüz tutan hayatımızı en iyi şekilde verimli kılmanın yolunu aydınlatan bir meşale gibidir. Bunu yaparken de hayatlarını en güzel şekilde değerlendirmiş ve bizlere yüklü bir miras bırakmış İslam âlimlerinin hayatlarından ve sözlerinden bir demet sunmaktadır. Mazimizdeki güzellikleri ortaya koyan bu çalışma, vakitlerini dolu dolu geçirme hususunda herkesi teşvik etmektedir. Eserin sahibinin yetmişten fazla çalışmasının bulunması ve çağımızın en önde gelen hadisçilerinden biri olması kitabın kıymetini daha da artırmaktadır.
296.00 ₺ -
Esbabı Nüzul Kuran Ayetlerinin İniş Sebepleri
Muhaddis, fakih, dilbilimci ve şair olan Ebu’l-Hasan el-Vâhidî yaşadığı dönemde tefsirde asrın imamı olarak nitelenmiş bir müfessirdir. İmam Gazâlî kendisinin tefsir alanındaki üstünlüğünü kabul etmiş, hatta tefsir alanında bir eser vermemesini Vâhidî’nin telif ettiklerinin kafî olmasına bağlamıştır. Yine büyük bir müfessir olan Fahreddîn er-Râzî, hemen her ayetin tefsirinin başında Vahidî’den nakiller yapmıştır. Bir âyetin iniş sebebini bilmeden tefsirini yapmanın mümkün olmayacağını savunan Vâhidî’nin Esbâb-ı Nüzûl isimli kitabı bu alandaki en önemli eserlerdendir. “Âyetlerin iniş sebebi” anlamına gelen Esbâb-ı Nüzûl, daha sonra yazılan pek çok kitaba kaynaklık etmiştir. Necdet Çağıl ve Necati Tetik tarafından Türkçeye kazandırılan bu eser, gözden geçirilmiş yeni baskısıyla karşımızda
332.52 ₺ -
İslam Hukuku İftiralar Cevaplar
Yeryüzünün muhtaç olduğu maddi ve mânevi terakki yalnız İslâm’dadır. Çünkü akılla rûhun, maziyle âtinin, dünya ile âhiretin irtibatını yalnız İslâm kurmaktadır. Bunu dün yaptığı gibi yarın da yapacak bir muhtevaya sahiptir. Şarkiyatçılarla İslâm’ı keşfeden Batı, Müslümanların ruh köklerine yönelişlerine mâni olabilmek için dışarıda ve içeride İslâm Hukûku’nu aşağılayan, onu kölelik hukûku olarak yaftalayan bir bakış açışı geliştirdi. Bu yüzden İslâm’ı anlatmaya memur mustagribler fıkıh kitaplarındaki “kuyular bahsi” gibi fevkalâde husûsi bir mevzuyu gösterip; “Bugün hıfzıssıhha merkezlerinin verilerini mi yoksa ‘kuyular bahsinin esaslarını mı, dikkate alacaksınız?” diyerek zihinleri karıştırmaktadır. XVIII. yüzyıla kadar saraylarında dahî helâ yapılmasına direnen Batı’dan, İslâm’ın ne kadar âli olduğunu gösteren “kuyular bahsi” maalesef ki mustagribler için istihza mevzuu olmakta ve bir konu üzerinden binlerce mevzu perdelenmektedir. *** Batı uygarlığının devam ve bekâsını hedefleyen iradenin büyük oyununu gözler önüne seren bu eser, usûl ve esas itibariyle niçin insanlığın tek umûdunun İslâm Hukûku olduğunu da izah etmeye taliptir.
147.00 ₺ -
Sahabenin Faziletleri
Allah Rasûlü’nün en hayırlı nesil diye nitelediği kutlu nesil: Sahâbe-i Kirâm… Çoğu zaman kelimelerin anlatmaktan âciz kaldığı mübarek nesil... Hâkimler Hâkiminin kendileri hakkında; “İslâm’ı ilk önce kabul eden Muhacirler ile Ensâr ve iyilikle onlara tabi olanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş, onlar da Ondan razı olmuşlardır.” (Tevbe 9/100) diye hükmettiği kuşak… Kutlu Elçinin ise kendilerine olan muhabbetini şöyle dile döktüğü faziletliler kervanı: “Ashâbıma dil uzatıp hakaret etmeyiniz! Sizden biriniz Uhud Dağı kadar altın harcasa, onların harcadıkları bir ölçek veya onun yarısına bile ulaşamaz. ” Şairin ifadesiyle de; Saf saf, kol kol, bölük bölük sahabî; İlkler, müjdeliler, daha ne ve ne? Ateşle mühürlü hepsinin kalbi; Hakta, aşkta, şevkte hepsi dîvane. (NFK) Elinizdeki bu eserde İmam Nesâî, Sahâbe-i güzînin sahip olduğu üstün vasıfları Allah Rasûlü’nün dilinden bizlere aktarıyor Bu eserle, faziletlerine Allah ve Rasûlü’nün şâhitlik ettiği o muazzam nesli bir nebze olsun tanıtmış olma temennisiyle…
90.00 ₺