-
İslam Barış Dinidir
İSLAM BARIŞ DİNİDİR Asıl amaç barış içinde yaşamaktır. Bütün imkan ve vasıtalar bunun için kullanılmalıdır. Ayet-i Kerimelerde buyuruluyor ki: “İnkâr eden ve bu konudaki inatları yüzünden zulmeden, başkalarının haklarını çiğneyen engelcileri ve barışı bozan inatçıları korkutmak ve kötü niyetlerinden caydırmak için; bütün imkanlarınızı kullanarak kuvvet hazırlayın.” Bu amaç tahakkuk ettiğinde, bu kesimler durumu görmüş, mesajı almış ve barışa yanaşma durumuna gelmişlerse siz de barışa yanaşın. Huzuru ve güvenliği sağlayın.
130.00 ₺ -
Dini Doğru Anlamak ve Doğru Yaşamak 2
Dinimiz İslâm’ın emirlerine karşı, itikatta ve ibadete samimi olmak zorundayız. Her ne yapıyorsak ve her nerede bulunuyorsak, Allah bizi görüyor zihnimizden geçenleri dahi biliyor. Bu gerçeğe bu şekilde iman eden hiçbir kimse yanlış yapamaz, ikili davranamaz. Sahih ve sağlam inanç böyle olur. Allah tealaya ihsan derecesinde ibadette bulunmalıyız. İhsan; Allah’ı görüyormuşcasına ona ibadette bulunmaktır. Biz onu görmesek de o bizi görüyor. Tüm iş ve işlemlerimizi bu kapsamda yapmak zorundayız. O işleri nasıl yapacağımızın kuralları da ortada ve apaçıktır. Bilgi ve belgeler elimizdedir. Uygulamalı ve tarihi geçmiş önümüzdedir. Bütün mesele onları uygulamaktadır.Aslında bu durumda dini yanlış anlama ve yanlış yapma olayı da mümkün değildir. Ancak bazı mihraklar onu yanlış anlatmakta ve müminler, yanlış yapmaya yönlendirilmektedir. Önemli olan, bunun farkında olmaktır. Mümin kişi kendi inanç ve değerlerini tartışma konusu yapanların oyununa gelmemek zorundadır. Bu hususta peygamber efendimiz buyuruyor ki; “Müminin ferasetinden (Bir bakışta olayın arka planını anlamasından) sakının. çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar ve görür.” (Tirmizi, Tefsir el-Kur’ân Sûre 15, HN. 3127) Dinimizi doğru anlamak ve doğru yaşamak temennisi ile.
130.00 ₺ -
Dini Doğru Anlamak ve Doğru Yaşamak 1
Dinimiz İslâm’ın emirlerine karşı, itikatta ve ibadete samimi olmak zorundayız. Her ne yapıyorsak ve her nerede bulunuyorsak, Allah bizi görüyor zihnimizden geçenleri dahi biliyor. Bu gerçeğe bu şekilde iman eden hiçbir kimse yanlış yapamaz, ikili davranamaz. Sahih ve sağlam inanç böyle olur. Allah tealaya ihsan derecesinde ibadette bulunmalıyız. İhsan; Allah’ı görüyormuşcasına ona ibadette bulunmaktır. Biz onu görmesek de o bizi görüyor. Tüm iş ve işlemlerimizi bu kapsamda yapmak zorundayız. O işleri nasıl yapacağımızın kuralları da ortada ve apaçıktır. Bilgi ve belgeler elimizdedir. Uygulamalı ve tarihi geçmiş önümüzdedir. Bütün mesele onları uygulamaktadır.Aslında bu durumda dini yanlış anlama ve yanlış yapma olayı da mümkün değildir. Ancak bazı mihraklar onu yanlış anlatmakta ve müminler, yanlış yapmaya yönlendirilmektedir. Önemli olan, bunun farkında olmaktır. Mümin kişi kendi inanç ve değerlerini tartışma konusu yapanların oyununa gelmemek zorundadır. Bu hususta peygamber efendimiz buyuruyor ki; “Müminin ferasetinden (Bir bakışta olayın arka planını anlamasından) sakının. çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar ve görür.” (Tirmizi, Tefsir el-Kur’ân Sûre 15, HN. 3127) Dinimizi doğru anlamak ve doğru yaşamak temennisi ile.
130.00 ₺ -
Namazlarımızı Bilinçaltında Kılabilmek
Zihnimizin %90’ını oluşturan bilinçaltımızda huşû içinde ve tam manasıyla namaz kılabilmek için namazı bütün kural ve yönleriyle bilinçaltımıza yerleştirmemiz oldukça önemlidir. Eğer bilinçaltımıza namazı hakkıyla kavratamazsak, namazı mükemmel bir şekilde kılamayız ve namazı kılma esnasında bilincimiz (düşünce) farklı şeylerle meşgul olmaya başlar. İnsanı tanımak ve namazda huşûyu yakalayabilmek için bilinçaltında kayıtlı bilgilerin önemi yadsınamaz. Bu yüzden kitabımızı, bilinçaltını dikkate alarak hazırlamaya çalıştık. Kitapta yer verdiğimiz örneklerin de güncel ve yaşanmış hikâyeler olmasına dikkat etmeye çalıştık. Yine konumuzla alâkalı ayet ve hadislere yer verdiğimiz gibi hadislerin de sahih hadislerden olmasına özen gösterdik. Bir Müslüman kardeşimizin bilinçaltında namazın huşû ve farkındalığını sağlamak amacıyla ele aldığımız bu eserimizi istifadenize sunuyoruz.
97.50 ₺ -
Mahmut Balcıya Vefa Kitabı
Bir anlamı da “sevgide süreklilik” olan vefa, önemli değerlerimizdendir. Vefa, hem bize hayatı bahşedene hem de bu dünyada münasebetimiz olan insanlara karşı gösterdiğimizde anlamlı olacaktır. Mahmut Balcı’ya Vefa Kitabı bu düşünceyle hazırlanmıştır. Mahmut Balcı kitapçı, yayıncı, eğitimci vasıflarıyla ömrünü dava şuuruyla yaşamaya gayret etmiştir. Bu, onu tanıyan insanların teslim ettiği bir özelliğidir. Onun Erzurum’da başlayan ve İstanbul’da devam eden kitap-yayın ve eğitim alanındaki gayretleri, kitaptaki yazılarda da görülecektir. Kitabın içeriği ağırlıklı olarak Mahmut Balcı’nın vefatından sonra onunla ilgili kaleme alınan yazılardan ve paylaşımlardan oluşmaktadır. Bu yazıların yanında, kendisi hayattayken hakkında yazılan ve yine onun vefa amaçlı daha önce kaleme aldığı yazılar da kitaba eklenmiştir. Aramızdan ayrılanların güzel yönlerinden söz etmek, onların değerini artırmaktan ziyade geride kalanlar için birer işaret taşı kıymetindedir. Güzel bir şahitlik düşüncesiyle hazırlanan elinizdeki kitabın Mahmut Balcı’nın hayırla anılmasına vesile olması ve iyi işler yapacak insanlar için de örnek oluşturması ümidiyle…
130.00 ₺ -
Safahat
İstiklâl Marşı şairi Mehmet Âkif Ersoy'un, ilk kitabı Safahat, bağımsız bir edebi kişiliğin ürünüdür. Fransız romantiklerinden Lamartine'i Fuzuli kadar, Alexandre Dumas Fils'i Sâdi kadar sevdiğini belirten şair, bütün bu sanatçıların uğraşı alanlarına giren "manzum hikâye" biçimini kendisi için en geçerli yazı olarak seçmiştir. Savunageldiği geleneksel edebiyat birikimi, onun yalınkat bir manzumeci değil, bilinçle işlenmiş ve gelişmeye açık bir şiir türünün öncüsü olmasını sağlamıştır. Mehmet Âkif'in düşünsel gelişiminde en belirleyici öğe, onun çağdaş bir İslamcı oluşudur. Toplumsal ve ideolojik konuları şiir ile ve şiir içinde tartışma ve sergileme yolunu seçmiştir. Bütün çıplaklığıyla gerçeği göstermekteki amacı okuyucusunu insanların sorunlarına yöneltmektir. Bu kaygıların sonucu olarak, yoksul insanların gerçek çehreleriyle yer aldığı şiirler, Türk edebiyatında ilk kez Mehmet Âkif tarafından yazılmıştır.
162.50 ₺ -
Arap Edebiyatında Edebi Tenkit
İnsanoğlu, fıtrî olarak hoşlandığı şeyler hakkında güzel, iyi, hoş, zarif; hoşlanmadığı şeyler hakkında da kaba, kötü gibi bir takım değerlendirmeler yapmaktadır. Bu özellik her millettin mensuplarında sade ve basit bir şekilde var olmuştur. En genel anlamıyla tenkidin başlangıç tarihini, insanlığın yeryüzünde sahne alış zamanından itibaren başlatmak mümkündür. Edebî tenkidin tarihini ise, duygu ve düşüncelerin birer ifâde biçimi olarak şiir ve nesrin her millette var olduğunu düşünürsek çok gerilere götürebiliriz. İnsanların bu edebî eserler karşısında beğenme veya beğenmeme gibi düşüncelerini belirtmeleri ile edebî tenkidin başladığı görülür. Edebî tenkidin başlangıç tarihini tam olarak tespit etmek mümkün olmamakla birlikte, elimizdeki bilgilerden hareketle, Eski Yunan döneminde hareketlendiğini ve Aristoteles gibi yetişmiş bir tenkitçinin mevcut olduğu söylenebilir. Daha önceki milletlerde de edebî tenkitle ilgili çalışmaların yapıldığı hatta Yunanlıların onların bilgilerini sentez ve nakil yaptığını söylememiz mümkündür. Çalışmamızda, modern anlamda edebî tenkit ve tenkidin anlam alanını, klasik dönem edebi tenkidiyle karşılaştırmalı olarak ele aldık. Ayrıca edebî tenkit tarihini ve öncülerini h. V asır Kayrevân’ın ünlü edebiyat tenkitçisi İbn Reşîk el-Kayrevânî’nin (ö.h.463/m.1071) yaşadığı döneme kadar karşılaştırmalı olarak inceledik. Daha sonra İbn Reşîk el-Kayrevânî’nin edebî tenkitçiliğini, hem Bağdat merkezli hem de Endülüs Dolayısıyla h.V/m.XI asra kadar edebî tenkidin durumunu ortaya koymaya çalıştık.
169.00 ₺ -
313 Soru 313 Cevap
"Elinizdeki kitabın yazarı dayım M. Yahya Kutluoğlu, din ilimleri ve hizmetleri alanında büyük hizmetler sarf etmiş bir ocağa mensuptur. Dedem Mehmet Hanefi, Kur'an hıfzı ve din ilimleri seviyesinde icazetler vermiş, çeşitli dinî görevler ifa etmiş, ilim ve hâl ehlinin seçkin şahsiyetlerinden biriydi. Büyük dayım Mehmet Emin, dinî ilimlerin tahsilinin yanı sıra Kur'ân hıfzı, aşare ve takrib konusunda yüksek seviyelere erişmiş, bunların eğitim ve öğretimi ile meşgul olmuş, ehl-i hâl ve ehl-i irşâda mensuptu. Küçük dayım Mehmet Yahya, özgeçmişinde görüleceği üzere, böyle bir ocakta yetişip Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çeşitli kademelerinde görev ifa etmiş, hizmet vermiştir. Onun zengin birikimi, yakın ve uzak çevresindeki gözlemleri ve yarım asırdan fazla olan tecrübelerinin ürünü olan bu kitabın, değerli okuyuculara faydalı olacağı muhakkaktır. Benim yetişmemde büyük himmet ve gayretleri bulunan dedem ve büyük dayımı rahmetle anarken, küçük dayım M. Yahya Kutluoğlu'nun da dinî ve ilmî şahsiyetimin oluşmasında önemli katkıları olduğunu şükranla anar, kendisine sağlık ve afiyet içinde ömürler diler, eserlerinin devamını Cenab-ı Hak'tan niyaz ederim."
169.00 ₺ -
Kısa İslam Tarihi Başlangıcından Osmanlılara Kadar
Yüzyıllara damga vuran İslam Tarihi’ni bir de böyle okuyun… Ahmet N. Özdal, bu çalışmasında İslam Tarihi’yle alakalı öteden beri söylenmekte olanları tekrarlamaktan olabildiğince kaçınarak sadece yeni bilgilerle, yorumların ya da farklı bakış açılarının sunulmasına gayret ediyor. Hz. Muhammed ve Dört Halife dönemlerini, giriş konuları olarak ele alıp kısa tutarak Sâmânîler, Fâtımîler, Harezmşahlar, Selçuklular gibi devlet ve hanedanlıklarla alakalı bilinmeyen birçok detayı anlatıyor. Özdal; Sâmânî ile Sâsânî kelimelerini birbirine karıştırabilen, Büveyhî lafzını duyduğunda aklında sadece “Şii Büveyhoğulları” canlanan, Murâbıtlar Devleti hakkında belki hiçbir şey duymamış olan ya da Eyyûbîler konusu geçtiğinde, sohbeti “Selahaddîn Eyyûbî Kürt müydü?” tartışmasının ötesine götüren özgün bilgiler sunuyor. Aynı zamanda siyaset, ekonomi ve ticaret olgularının yanında önemli liderlerin, politik ya da dinî figürlerin, bazı şairlerin ve bilim adamlarının karakter özelliklerine yoğunlaşarak bütüncül bir bakış akışı üzerinden İslam Tarihi’ni anlatıyor. Bu kitap, başlangıcından Osmanlılara kadar ana hatlarıyla, öne çıkan karakterleriyle, ekonomisiyle, siyasetiyle, sosyal yaşamıyla İslam’ın tarihî serüvenini merak eden herkese alternatif bir tarih okuması sunuyor…
175.00 ₺ -
Tarihi Değiştiren Olaylar
MAGNA CARTA ile despot hükümdara “Dur!” diyen insanlık, RÖNESANS ile zihnin önündeki engelleri kaldırdı, kendini keşfetti. FRANSIZ DEVRİMİ ile monarşileri alaşağı edip “Ben de varım!” dedi. AYDINLANMA ile aklı keşfedip SANAYİ DEVRİMİ’nin kapısını açtı. 1917’de bu kez bu devrimin yarattığı sınıf sömürüsüne EKİM DEVRİMİ ile “Dur!” dedi. Bilim ve teknoloji ile kalkınıp zenginleşti; ancak iki dünya savaşı ve onların arasına sıkıştırdığı BÜYÜK EKONOMİK KRİZ’le kendini sıfırladı. Bu sıfırlanıştan doğan HİTLER gibi bir canavarı NORMANDİYA ÇIKARMASI ile yere serdi. Sadece onu sermekle kalmadı; suç ortağını pes ettirmek için kullandığı benzersiz bir silahla ATOM ÇAĞI’nı da başlattı. Tüm bunlara paralel gerçekleşen YAHUDİ SOYKIRIMI, alnına kara bir leke olarak kazındı, vicdanı öldü. Ölmeyen aklıyla SOĞUK SAVAŞ’ı başlatıp ortasında AVRUPA BİRLİĞİ’nin yükseldiği iki kutuplu yeni bir düzen kurdu. Soğuk Savaş’ı kazanmak için Dünya’yı tıka basa nükleer silahlarla doldururken UZAY YARIŞI ile kainatı keşfetti. Dünya’nın sınırlarını terk ederken BERLİN DUVARI ile aynı dili konuşanları birbirine hasret bıraktı. Gün geldi SOVYETLER BİRLİĞİ’nin çöküşüne şahitlik etti. Soğuk Savaş’ın bitmesiyle hızlanan tarih başını döndürürken 11 EYLÜL SALDIRILARI ile sarsıldı; yeni ve belirsiz bir düzene adım attı. Ama ne olursa olsun Fransız Devrimi’nde yüksek sesle haykırdığı özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe olan iştahı hiç dinmedi…
315.00 ₺ -
Osmanlı Devletinin Kısa Sosyal Tarihi
Sosyal tarih denildiği zaman akla gelen önemli tarihçilerden G. M. Trevelyan klasikleşmiş olan English Social History adlı eserinde sosyal tarihi siyasi tarihin hariç bıraktığı ya da unuttuğu insanların tarihi olarak tanımlar. Bunu yaparken, insanları siyasetten bağımsız düşünmenin zor olduğunu ve hele İngiltere insanı için bunun daha zor olduğunu belirtir. Sosyal tarih olmaksızın iktisadi ve siyasi tarihin anlaşılamayacağını savunur. Bu sözleri Osmanlı tarihi ve insanına uyarlamamız mümkündür. Nitekim XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Charles Issawi, Roger Owen, Halil İnalcık, Donald Quataert, Nikolai Todorov gibi tarihçi ve sosyal bilimciler “Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihinin” farklı dönemlerine ve bölgelerine ışık tutmaya çalıştılar. Bu çalışmaların hiçbirisi “devlet”i konu dışında bırakmamıştır. Bu çalışmalarda birinci ve ikinci elden nicel ve nitel veriler kullanılarak Osmanlı toplumunun bürokrasiden başka diğer unsurları da incelenmiştir. Elinizdeki bu kitap, merhum Kemal Karpat’ın vefatından kısa bir süre önce arşivini düzenlediği sırada, ayırıp yayınevinin mutfağına gönderdiği, bir yönüyle yukarıda ismi verilen sosyal bilimcilerin takip ettiği metot ve verileri kullanmak suretiyle oluşturulmuş bir sosyal tarih çalışmasıdır. Osmanlı Devleti’nin devraldığı tarihsel miras ve coğrafya üzerine kurduğu özgün sosyo-politik, ekonomik, kültürel ve askerî yapılanmasının bilhassa XVI. yüzyılın sonundan itibaren yaşadığı dönüşümün sebepleri mukayeseli bir bakış açısıyla tahlil edilmektedir. Karpat, kendisine has üslubu ve metodolojisiyle Osmanlı siyasası ve toplumsal yapısı üzerindeki temel dinamiklerin paradoksal değişimini genel yönleriyle tahlil ederken çok ilginç ayrıntılara değinmek suretiyle hem bir bütün halinde Osmanlı tarihini incelemiş hem de birtakım ayrıntıları da ihmal etmediğini göstermiştir. Merhum Kemal Karpat’ın 35 yıl önce hazırladığı bu kitabı neşretmekle hüzünlü bir sevinç yaşamaktayız.
227.50 ₺ -
Ben Türk
Resmî kaynaklara göre Kore Savaşı süresince Kuzey Kore ve Çin kuvvetleri tarafından esir edilen 7,190 Amerikan askerinin yaklaşık %38’i, 1,148 İngiliz askerinin ise %15’i esir kamplarında öldü. Yine, Amerikalı esirlerin %15’i ve İngiliz esirlerin %12’si düşmanla iş birliği yaparken, savaş sonunda 21 Amerikalı ve 1 İngiliz asker düşmana iltica etti. Buna karşın, aynı esir kamplarında yaşayan 244 Türk esir arasında kampta ölen ya da savaş sonunda düşmana iltica eden olmadı. 244 Türk esirin bu başarısı Batı dünyasında büyük yankı uyandırmıştı. ABD Ordusu Kore’deki Türk esaret deneyimi üzerine bir akademik araştırma yaptırmış, bu araştırmadan elde edilen bulgular ABD Ordusu’nun bugün halen kullandığı muharebe ve esarete yönelik davranış ilkeleri rehberinin oluşturmasında emsal teşkil etti. Ne var ki, Kore Savaşı’nın ardından Batı’da yayınlanan çok sayıda kitap ve makale ABD Ordusu’nun Türk esirler hakkındaki bulgularını tahrif etmiştir. Türk esirler hakkında İngilizce yapılan yayınlar Kore’de tutsak olan 244 Türk askerinin gösterdikleri üstün esaret performansını onların “profesyonel” ve “elit” askerler oldukları gibi mesnetsiz bir iddia ile açıklamaya çalışmışlardır. Bu görüş, günümüze kadar, Kore’deki esirler ile ilgili literatüre hâkim olmuştur. Askerî antropolog Aynur Onur Çifci Ben Türk adını verdiği bu çalışmasında Türk, Amerikan ve İngiliz arşivlerinden elde ettiği askerî belgelere, esir olan Türk askerlerle yaptığı mülakatlara ve ailelerinden temin ettiği şimdiye değin yayınlanmamış notlara dayanarak Kore’deki 244 Türk esirini ve onların esaret hayatları hakkındaki gerçekleri ele almakta, kamplarda nasıl hayata tutunduklarını ve düşmanın komünist propagandasına nasıl mukavemet gösterdiklerini ilk defa bu kadar detaylı gün yüzüne çıkarmaktadır.
280.00 ₺ -
Osmanlı Hanedanının Kayıt Defteri
Osmanlı Devleti, altı asır boyunca üç kıtada hüküm süren büyük bir devletti. Bu süre boyunca Osmanoğulları Hanedanı tarafından yönetildi. Bu kadar uzun süre, bu kadar geniş bir coğrafyaya hükmetmeyi başarmış olan bu hanedanın üyeleri ve mensupları her zaman büyük bir merak uyandırdı. Sultan V. Murad’ın torunu Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun yazdığı ve adını Osmanlı Hanedanı’nın Kayıt Defteri koyduğu bu çalışma, içeriden bir bakış açısıyla Osmanlı Hanedanı’nın, özellikle, 19. ve 20. yüzyıllardaki üye ve mensupları hakkında bilinmeyen pek çok ayrıntıyı istatistik ilmiyle yoğurarak okuyucuların dikkatine sunmaktadır. Bu eserde, ilk olarak Osmanlı Hanedanı’nın tarihî geçmişine değinilmiştir. Burada hilafetin tarihçesi, Osmanlı fetihleri, Osmanlı armasının tarihçesi, Osmanlı Hanedanı’nın üyeleri ve mensuplarının kimler olduğu gibi konularda ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra, padişahların doğum tarihleri ve burçları, sünnet düğünleri, kılıç kuşanmaları, lakap ve mahlasları, bağlı oldukları tarikatlar, eş ve çocuk sayıları, saltanat süreleri ve vefat nedenleri gibi okuyucuların ilgisini çekecek konulara değinilmiştir. Son bölümde ise Mart 1924’te çıkarılan kanun gereği sürgüne gönderilen ve halen yaşamakta olan Osmanlı Hanedan üyeleri ve mensupları hakkında birçok malumat bulunmaktadır. Osmanlı Hanedanı’nı saltanat devrinde, sürgün senelerinde ve günümüzde sayılarla ifade eden bu çalışma konuya meraklı tarih okurlarının başucu eseri niteliğindedir.
189.00 ₺ -
Kısa İkinci Dünya Savaşı Tarihi
Birinci Dünya Savaşı sonunda yapılan antlaşmalar, o an için silahları susturmuş, ama gerçek bir barış ortamı tesis edememişti. Örneğin Almanya ile Fransa arasında, 1918 yılının 11. ayının 11. günü, saat 11’de yürürlüğe giren ateşkes antlaşması, Compiègne ormanındaki Rethondes İstasyonu’nda bir tren vagonunda imzalanmıştı. Aynı vagon, çok değil, 22 sene sonra bir antlaşmaya daha şahit olacaktı. Bu kez teslim alınan Fransa, teslim alansa Adolf Hitler’di. İkinci Dünya Savaşı dünya tarihinin bilançosu en ağır savaşıdır. Bu savaşta cephe ve cephe gerisi ayrımı anlamını yitirmiş, şehirler ve siviller bombalanmış, yıkılmaz denilen hatlar, aşılmaz denilen barikatlar düşmüş, istihbarat ve teknoloji savaşları çatışmaların gidişatını derinden etkilemiş, insanlık Nazi vahşeti ve soykırım kavramı ile tanışmış ve savaşı neticelendiren de yine sivilleri hedef alan atom bombaları olmuştur. 1945 sonrası dünyayı şekillendiren Soğuk Savaş da İkinci Dünya Savaşı’nın bir sonucudur. Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi kitabıyla savaş tarihi anlatımına farklı bir perspektif getiren İlkin Başar Özal, bu defa İkinci Dünya Savaşı’nı masaya yatırıyor. İki dünya savaşı arası dönemi ve bu savaşa yol açan zemini ayrıntılı biçimde inceledikten sonra Doğu cephesinden Batı cephesine, Afrika’dan Pasifik’e, Atlantik’ten Balkanlar’a kadar savaşın tüm cephelerini ayrı ayrı ele alıyor. Savaşın gidişatını belirleyen teknoloji mücadelesini, istihbarat savaşlarını, taktik ve strateji oyunlarını da akıcı bir dille metne yediriyor. İkinci Dünya Savaşı’nı başından sonuna tüm cepheleri ve ayrıntıları ile ele alan kitap salt bir kronoloji düzeni içinde akmak yerine karşılıklı bağlantıları kurarak her cepheyi açık ve anlaşılır biçimde analiz ediyor.
420.00 ₺ -
Selçuklular Osmanlılar Ve İslam Ciltli
Müslüman Türk devlet ve toplum geleneğinde değişik boyutlarıyla İslam’ın yeri ve işlevi konusu, belki ilk bakışta Kristof Kolomb’un yumurtası gibi basit görünebilir. Ama temelde bu, Türk devletlerinin iç ve dış politikalarını, toplumlarının yapısını doğru ve gerçekçi olarak anlamamız ve analiz etmemiz konusunda önemli ve karmaşık rolü olan bir problemdir. Bu itibarla yüzyıllara yayılan uzun soluklu bir tarih sorunsalı olarak zihniyet, kullanılan araçlar, uygulanan yöntemler ve elde edilen sonuçlar olarak ciddi bir şekilde tartışılmayı hak ediyor. İşte günümüz tarihçilerinden Ahmet Yaşar Ocak, Selçuklular, Osmanlılar ve İslam / Tespitler, Problemler, Öneriler adlı kitabında bu sorunsalın siyasal, kurumsal, toplumsal, tasavvufi ve itikadi boyutlarını, Mehdîlik ve Mehdîci hareketler gibi toplumsal ve mistik ağırlıklı halk hareketlerine yansıyan yönlerini irdeliyor. Devlet, toplum ve İslam ilişkisi probleminin muhtelif yönlerini tarihsel gelişimi ve yansımaları bağlamında kendine özgü yaklaşımıyla sergilemeye çalışıyor.
455.00 ₺ -
Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi
28 Haziran 1914… Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinand ile eşi Sophie’nin Saraybosna gezisi sırasında uğradıkları suikast sonucu hayata veda ettikleri gün… Suikastın, Avusturya-Macaristan’ın egemenliği altında bulunan Bosna-Hersek’in kendisine bırakılmasını isteyen Sırbistan'ın yönlendirdiği bir grup milliyetçi genç tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. 29 Haziran’da başlayan karşılıklı tepkiler sonucunda bir dünya savaşına neden olan bu olay, hiç de basit bir gerekçeye sahip değildi. Franz Ferdinand ile eşi Sophie’yi öldüren Gavrilo Princip, sadece bir figürandı. Veliahdı öldüren silah, 16. yüzyılda imal edildi, 17. yüzyılda çekildi, tetiğine 18. yüzyılda basıldı ve namludan çıkan mermi 19. yüzyılı baştan sona geçerek 1914 yılında Ferdinand’a saplandı. İlkin Başar Özal, Kısa I. Dünya Savaşı Tarihi isimli kitapta farklı bir anlatım tekniği deniyor. On beşinci yüzyıldan başlayarak Büyük Savaş’a giden sürecin ayrıntılarını gözler önüne seriyor ve sadece bir kronolojik akış vermenin ötesine geçerek her cepheyi ayrı ayrı ele alıyor. Batı ve Doğu Cephelerinin gölgesinde kalan çatışmaları; Osmanlı’nın kuvvetli bir direniş gösterdiği Çanakkale’yi, hep hüzünle hatırladığımız Sarıkamış’ı ve devamında Kafkas İslam Ordusu’nun ilerleyişini, Mısır’da Kanal’a yapılan taarruzu, İngilizlere karşı kazanılan Kutü’l-Amare Zaferi’ni, Fahrettin Paşa’nın efsanevi Medine Müdafaası’nı, Balkanlarda, İtalya’da, Afrika’da, Uzakdoğu ve Pasifik’te yaşanan çatışmaları, ayrıca hava ve deniz savaşlarını da canlı tasvirlerle, son derece akıcı bir biçimde anlatıyor.
315.00 ₺ -
Kuran Işığında Peygamberlik ve Peygamberler
"Allah (c.c.)'a hamd ederim. Alemlere rahmet olarak gönderilen, mahlukatın seçkini, peygamberlerin önderi Resûlullah Efendimize de salât ve selam olsun. Bu telif Mekke-l Mükerreme'de Şeriat Fakültesi Tarih Bölümü'nde öğrencilere verdiğim derslerdir. Gözden geçirerek önemli olmayan haberleri ayıklayıp çıkardım. Sağlam ve önemli olanlarını kısalttım. Bilgileri en güvenilir kaynaklardan aktardım. Bunların başında elbette ki Kur'ân-ı Kerim gelmektedir. Âyet-i kerîmelere oldukça çok yer vererek konuları onlarla güçlendirdim. Peygamber Efendimizden gelen sahih rivayetlerle güvenilir müfessirlerin sözlerinden nakiller yaptım. Bu arada tarih kitaplarına da müracaat ederek kitap ve sünnete uygun olan akla uygun haberleri aldım. Dine, akla mantığa uymayan İsrailiyat haberlere iltifat etmedim. Bunları toplayıp bir kitap haline getirmekle umumi bir fayda sağlamasını ve ilmi yaygınlaştırmayı gözettik. Allah rızasına uygun olarak bütün talebe evlatlarımızın faydalanmasını Allah (c.c.) nasib eylesin. Şüphesiz 0 duaları işitip kabul edendir. Nihai davamız Allah'a hamdetmektir." Peygamberlik ve peygamberler hakkında söze başlamadan önce nübüvvetin manasını izah eden bu kitap, peygamberliğin üstünlüklerini hatırlatarak peygamberlerin sifatları ve yaptıkları davetin özellikleri hakkında bilgi vermektedir. Peygamberlerin doğdukları toplumlar ve gönderildikleri ümmetler arasında meydana getirdikleri büyük tesir daha iyi anlaşılmaktadır. Onlarin en büyük tesiri milletlerin anlayışlarını, doğuştan sahip oldukları inançlarını değiştirmede görülür. Çünkü toplumlar peygamberler vasıtası ile karanlıktan aydınlığa, küfürden imana kavuşmuştur. Insanlığın gerçek manada kurtarıcilari Allah'ın elçileridir. Onlar sebebiyle beşeriyet şirk ve putperestliğin pençesinden kurtularak, anarşi ve fesadın kirlerinden temizlenmiştir.
169.00 ₺ -
Kuranı Kerimin İcazı Tefsiri
Evrendeki düzen ve ahenk Allah’ın varlığını gösteren delillerdendir. Nasıl ki bir harf kâtipsiz, bir iğne ustasız değilse uçsuz bucaksız şu kâinat da sahipsiz değildir. Mükemmel sıfatları olan Allah Teâlâ bu evreni, cemâl ve kemâlini görmek ve göstermek için yokluktan varlık sahnesine çıkarmış, bilinçli varlıkların kendisini bilmesini, kendisine îmân ve itaat etmesini dilemiştir. Fakat iki asırdan fazla bir süredir materyalizm, pozitivizm, komünizm, evrim gibi felsefî akım ve düşünceler îmâna büyük bir zarar vermiştir. Bunun sonucu olarak ahlâkî bozulma baş göstermiş; siyasî, sosyal ve ekonomik bağımsızlık yitirilmiştir. Bundan kurtulmanın yegâne çaresi hakikî îmâna ve gerektirdiği hayat tarzına geri dönmek; böylece meydan okuma gücünü tekrar elde etmektir. Maalesef günümüz Müslümanlarının îmâna bakışları çarpık, anlayışları bulanık, onunla ilişkileri soğuk ve bağları kopuktur. Dolayısıyla Müslümanlar, îmânlarını Allah’ın irade ettiği gibi yaşamamaktadırlar. Böyleleri için îmân, soyut ve aklî bir bilgidir. Hâlbuki onlar, îmânın hayat tarzına dönüşmesi gerektiğini unutmaktadırlar. Diğer taraftan beşerî ideolojiler insanın ruhunu maddeye hapsetmiştir. Ruhsuzlaşan insan ölçü tanımaz hale gelmiştir. İşte, namaz insanın doyumsuz isteklerini frenlemekte; mü’mine bir kimlik edindirmekte; bu kimliği sürekli tahkim etmekte; kişiyi namaz vakitleri arasında kalan hayatında da Allah’a verdiği sözü tutup ahdine riayet eder hale getirmekte; vahiy ile inşa etmektedir. Kişi, namaz sayesinde insanileşmekte; kendisi gibi olana, nefse ve Şeytân’a kulluktan korunmaktadır. Namaz ona gerçek hürriyeti bahşetmektedir. Bu kitabın bize öğrettiği şudur: Îmân ve namazın biri olmadan diğerinin hayat bulması neredeyse mümkün görünmemektedir. Zira kalpte bulunan salt bilgiye îmân denilememektedir. Kalpte olduğu varsayılan îmân, kişinin namazı ikâmesi ile kuvvetlenmektedir. Îmân, namaz ikâme edilmeden kendi haline bırakılırsa zamanla zayıflayabilmekte hatta son raddede yok olabilmektedir.
260.00 ₺ -
40 Hadis ve Şerhi
Hz. Muhammed (s.a.v)’e kırk yaşında nübüvvetin gelmesi, Müslümanların sayısı kırka tamamlanınca açıktan tebliğe başlanması, ayrıca İslâm hukukunda malın kırkta birinin zekât olarak verilmesi Müslüman geleneğinde kırk rakamının önemli bir yer tuttuğuna işaret sayılabilmektedir. Yine “Ümmetimin dinî işlerine dair kırk hadis derleyen kimseyi Allah-u Teâlâ fakihler ve âlimler topluluğu arasında diriltir.” mealindeki bir hadisten dolayı “kırk hadis” ifadesi, çeşitli konulara dair kırk hadisi ihtiva eden eserlerin ortak adı olarak kullanılmıştır. Üstad M. Ali es-Sâbûnî’nin “kırk hadis” üzerine yazdığı bu değerli eseri; Mekke-i Mükerreme’deki Şeriât Fakültesi, Arapça ve İslamî İlimler dalında eğitim gören öğrencilere verilen dersler ve konferansların birleştirilmesiyle ortaya çıkmış, Resûlullah (s.a.v)’in “cevâmiü’l-kelim” olarak nitelendirilen özlü sözlerindeki etkileyici, edebî tarza ve belagatin eşsiz hikmetlerine tanıklık etmek üzere onun sözlerinden seçilen ve bu kitabın muhteviyatını oluşturan hadisler, söz sanatları ve anlam güzelliğiyle belirginleşmiş özlü sözlerdir. Bu hadisler; edebî güzelliklerin, eşsiz ve parıldayan bir üslubun, beyan ilminin sırlarının toplandığı bir hikmet yurdudur.
169.00 ₺ -
Tefsir ve Hadiste İsrailiyyat
Müslüman alimler, dış kültürlerden İslamî kaynaklara girmiş rivayetleri ve kıssaları, çoğunluğu Yahudi menşeli olduğu için "İsrailiyyat" diye isimlendirirler. Bu tür hâricî bilgilerin daha ziyade bulunduğu yerler "rivayet tefsirleri"dir. Bu tefsirlerin sahipleri, özellikle kâinât ve önceki peygamberlerin kıssalarının geçtiği ayetleri açıklamak için bunlara oldukça yer vermişlerdir. Aktarımlarında seçmeci davrandıklarını söylemek ise çok zordur. Bu alıntılar içinde İslam'ın ruhuyla bağdaşmayan, onun temel prensipleriyle çelişen, peygamberlerin konumlarını küçülten, bugünkü bilimsel gerçeklere aykırılık arz eden pek çok şey bulunmaktadır. Bunlar İslam ümmetinin Kur'ân'ı anlamada bir takım yanlışlara düşmesine, aslı olmayan hurafelere gerçekmiş gibi inanmasına sebebiyet vermiştir. Dolayısıyla bu alıntılarla, bunların geçtiği eserlere dikkat çekilmesi ve müelliflerinin büyük bilginler olmasına aldanarak eserlerinde zikrettikleri her bir şeye inanılmaması gerekmektedir. Hadis kitaplarına gelince, tefsir kitapları kadar olmasa da, böylesi şeyleri onlar da ihtiva etmektedir. Elinizdeki çalışma İsrailiyyat'ın İslâmî kültüre sızma sürecini, kısımlarını, müminlerin akidesi üzerindeki zararlarını,bunları nakleden raviler ile tefsir kitaplarını örneklerle açıklamakta, bu tür rivayetlere karşı genel bir bakış açısı kazandırmaktadır.
162.50 ₺ -
Tasavvuf Kültüründe Hadis
Tarih boyunca tasavvuf çevrelerinde, yaygın biçimde Peygamberimiz'in hadisi olarak kullanılıp meşhur olan nice sözden, özellikle tasavvuf kökenli olanlarının, Peygamberimiz'e ait olup olmadıklarını inceleyen bu eser, bir çok problemi Hadis Usulü ölçülerine göre irdelemekte ve sonuçta, iki ilim arasında gerçekleşen işbirliği ve yardımlaşma ile Tasavvufun, Hadis İlimleri açısından değerlendirmesini ve sağlam delillerle yürütülmesini amaçlamaktadır.
227.50 ₺ -
İslam Dininin Temelleri İslam'ın 5 Şartına Farklı Bir Yaklaşım
İslâm, "Kur'ân-ı Kerim'in ve Hz. Peygamber'in getirdiği kesin olarak bilinen bütün emir ve yasaklara karşı teslimiyetkâr olmaktır. "İslâm'ın beş şartı" ifadesi ise بني الإسلام على خمس [İslâm beş esas üzerine kurulmuştur.] hadisinin Türk kültürüne intikal etmiş hâlidir. "İslâm'ın 5 şartı" olarak terimleşen kelime-i şehâdet, salât, zekât, oruç ve hac; İslâmiyet sarayının, başka türlü ayakta kalamayacağı, olmazsa olmaz temelleridir. Bunlar üzerinde yükselen, bunlara bağlı daha nice ibadet (teslimiyet) söz konusudur.
162.50 ₺ -
İman Amel İlişkisi
İman-amel ilişkisi sorununa Kur’an-ı Kerim ekseninde cevap aramanın ne denli önemli olduğu aşikârdır; ancak iman-amel ilişkisi Kur’an açısından ele alınacaksa, imanın ve dinin gayesi ışığında işlenmeli; iman-amel etkileşimi açısından tahlil edilmeli; iman ile amelin birbirlerine ne tür bir etkide bulunduğu ortaya konmalıdır.
234.00 ₺ -
Askeri İsyanlar Darbeler ve Ara Dönemlerin Perde Arkası 3 Cilt 1950 2012
Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu tarihten günümüze kadar sayısız askeri isyan ve darbe meydana gelmiştir. Bu isyan ve darbeler, Osmanlı Devleti’ni çok sarsmış, yıpratmış hatta yıkılışına da sebep olmuştur. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmasına rağmen bir süre sonra darbeler kaldıkları yerden aynen devam emiştir. Birinci kitabımızda Osmanlı’nın kuruluş tarihi olan 1299’dan Kurtuluş Savaşı’nın başladığı 1919 yılına kadar meydana gelen askeri isyan ve darbelerin perde arkasını her yönüyle incelemiştik. Bu kitabımızda ise Demokrat Parti’nin kurulduğu 1950’den AK Parti’nin iktidarda onuncu yılını tamamladığı 2012 yılı sonuna kadar ki 63 yıllık dönem 9 bölüm halinde incelenmiştir. Birinci Bölüm de Demokrat Parti’nin kuruluşundan itibaren iktidarda kaldığı 10 yıl günahı ve sevabıyla incelenmiştir. İkinci Bölüm de Cumhuriyet Dönemi’nin ilk darbesi olan 27 Mayıs 1960 darbesi ile bir süre sonra meydana gelen 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 darbe teşebbüslerinde yaşananlar anlatılmıştır. Üçüncü Bölüm de 12 Mart 1971 Muhtırası, ardından iktidarı devralan Milliyetçi Cephe ve Ecevit Hükümetleri dönemleri ile 12 Eylül 1980 Darbesi ve yaşananlar her yönüyle incelenmiştir. Dördüncü Bölüm Özal’lı yıllara ayrılmıştır. Bu dönemde Türkiye’nin nasıl kabuk değiştirdiği ve ekonomik değişimi sergilenmiştir. Beşinci Bölüm de 1989 da Sovyetler Birliği’nin çökmesi sonucu ABD’nin oluşturmaya çalıştığı “Yeni Dünya Düzeni” ile İslam coğrafyasında kurmak istediği “Büyük Ortadoğu Projesi” gözler önüne serilmiştir. Altıncı Bölüm de Refahyol’un bir yıllık iktidarı ve 28 Şubat Post Modern Darbesi incelenmiştir. Yedinci Bölümde Refohyol’un ardından Mesut Yılmaz tarafından kurulan ve ardından Ecevit’e devretmek zorunda kaldığı “Birinci Askeri Vesayet Dönemi” mercek altına alınmıştır.Sekizinci Bölümde ABD’tarafından Abdullah Öcalan’ın teslimiyle başlayan ve Ecevit tarafından kurulan “İkinci Askeri Vesayet Dönemi” ile Türkiye’nin nasıl tekrar “Hasta adam” durumuna düşürüldüğü gözler önüne serilmiştir.Dokuzuncun bölümde ise 3 Kasım 2002 de tek başına iktidara gelen AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan Hükümetinin ilk 10 yılı ile bu dönemde yaşananlar her yönüyle incelenmiştir…
292.50 ₺ -
Rivayet Tekniği Açısından Hadislerin Sayısı
Hadislerin sayıca artması etrafındaki tartışmalar, özellikle günümüzde bazı kesimlerde genel anlamda sünnete ve hadise karşı duyulan güvensizliğin de bir ifadesi olarak gündeme getirilirken, bu durumu normal karşılayan kesimlerde ise, sayıların özel bir ıstılaha göre söylendiği, bu konuda yapılacak yeni araştırmalarla şüphe ve tereddütlerin izale olacağı belirtilmektedir. Ancak bugüne kadar hadislerin artması ve sayısı konusunda, bir çalışma yapıldığı bilinmemektedir. Bu bakımdan, hadislerin artması ve sayısı konusu, günümüzde artık öncelikle ele alınıp izah edilmesi gereken bir konu hüviyeti taşımaktadır. Bu ihtiyaçtan hareketle yaptığımız bu mutevazı çalışmada, hadislerin tahrici ve sayımı konularında başta Buhârî, Müslim'in Sahîh'leri olmak üzere Kütüb-i Sitte ve ona ilave olarak Ahmed b. Hanbel'in Müsned'i, İmam Mâlik'in Muvatta'ı ve Dârimî'nin Sünen'i (Kütüb-i Tis‘a) esas alınmış, gerekli durumlarda diğer hadis kaynaklarına müracaat edilmiştir.
169.00 ₺ -
Hadîs Rivâyet Tarihi
Hicrî ikinci asırdan itibaren hadîsleri yazıyla zabt altına alma çalışmaları yoğunlaşmıştır. Başlangıçta amaç, Hz. Peygamber'e (s.a.v) ait hadîslerin söz konusu kaybolma tehlikesine karşı herhangi bir şekilde yazıya geçirilmesiydi. Hicrî üçüncü asırda ise, yazılı olarak toplanan bu hadîslerden daha verimli bir şekilde istifâde etmek amacıyla tasnîf faaliyeti başlatıldı. Rivâyetlerin tesbît ve tahkîki çalışmaları ise hicrî beşinci asırda son bulmuş, bundan sonra daha çok tehzîb çalışmaları ağırlık kazanmıştır. Bu çalışmamızı tamamlarken, bazı açılardan kendimizi sınırlamak zorunda olduğumuzu fark ederek hadîs tarihini, rivâyetle kayıtlandırma gereği duyduk ve elinizdeki bu çalışmaya Hadîs Rivâyet Tarihi adını verdik. Bu konuyu, rivâyetle kayıtlamak suretiyle hadîs tarihi ile ilgili iki husustan müstağni kalmayı amaçladık. Birinci olarak, hadîs tarihiyle ilgili mevzular, hadîs rivâyetlerinin tamamlandığı ve eserlerin çoğunlukla tasnîf edildiği hicrî beşinci asra kadar sınırlanmış oldu. Böy¬lece hicrî beşinci asır sonrası tarihi ve eserleri bu çalışmanın alanı dışında bırakıldı. İkinci olarak da hadis tarihi içerisin¬de yer alan konuların tamamı yerine, rivâyetle doğrudan ya da dolaylı fakat çok yakından alakalı konuları incelemek yeterli hâle geldi. Hadîs tarihi alanında olmasa da Hadîs Rivâyet Tarihi olarak, ilk sayılabilecek bu eserin oluşmasında bugüne kadar üzerimde hakkı olan ve emeği geçen tüm hocalarıma ve meslektaşlarıma duacıyım.
182.00 ₺ -
Nesillerden Nesillere Armağan Sözler Hazinesi
"Elinizdeki bu kitap; derlenen âyet ve hadis meallerinden, atasözü, beyit ve mısralardan; şiir, fıkra ve notlardan; İslâm büyüklerinin ve Batılı düşünürlerin vecîze ve hikmetli sözlerinden oluştu. 40 yıllık ilgi ve bilgi birikimi olan bu derleme, 475 konuyu kapsamaktadır. Konular, alfabetik başlıklar hâlinde hazırlandı ve kendi içinde kompoze edilmeye çalışıldı. Bu kitapta derlenip bir araya getirilen sözler; nesilleri birbirine bağlayan bir köprü ve nesiller boyunca babadan oğla, anneden kıza, devredile gelen değerli birer vasiyet, emanet ve paha biçilemez armağandır; sözlerin özü ve insanlık tarihi boyunca binlerce tecrübenin hayata tutulan ışığıdır. Bu kitapta; öğretmen-öğrenci, âmir-memur, asker, din görevlisi, işçi, çiftçi, gurbetçi, esnaf, her görüş, her meslek ve her yaştan kadın-erkek, genç-ihtiyar, okur-yazar, herkes aradığını bulacaktır. Usanmadan ve zevkle okuyacağınızı umduğum bu sözlerle; konuşmalarınız, yazışmalarınız ve yaşayışınız daha bir güzel, hayatla ölüm arasındaki her şeye bakışınız daha bir derin ve anlamlı olacaktır, inşallah."
455.00 ₺