-
Osmanlı Hanedanının Kayıt Defteri
Osmanlı Devleti, altı asır boyunca üç kıtada hüküm süren büyük bir devletti. Bu süre boyunca Osmanoğulları Hanedanı tarafından yönetildi. Bu kadar uzun süre, bu kadar geniş bir coğrafyaya hükmetmeyi başarmış olan bu hanedanın üyeleri ve mensupları her zaman büyük bir merak uyandırdı. Sultan V. Murad’ın torunu Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun yazdığı ve adını Osmanlı Hanedanı’nın Kayıt Defteri koyduğu bu çalışma, içeriden bir bakış açısıyla Osmanlı Hanedanı’nın, özellikle, 19. ve 20. yüzyıllardaki üye ve mensupları hakkında bilinmeyen pek çok ayrıntıyı istatistik ilmiyle yoğurarak okuyucuların dikkatine sunmaktadır. Bu eserde, ilk olarak Osmanlı Hanedanı’nın tarihî geçmişine değinilmiştir. Burada hilafetin tarihçesi, Osmanlı fetihleri, Osmanlı armasının tarihçesi, Osmanlı Hanedanı’nın üyeleri ve mensuplarının kimler olduğu gibi konularda ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra, padişahların doğum tarihleri ve burçları, sünnet düğünleri, kılıç kuşanmaları, lakap ve mahlasları, bağlı oldukları tarikatlar, eş ve çocuk sayıları, saltanat süreleri ve vefat nedenleri gibi okuyucuların ilgisini çekecek konulara değinilmiştir. Son bölümde ise Mart 1924’te çıkarılan kanun gereği sürgüne gönderilen ve halen yaşamakta olan Osmanlı Hanedan üyeleri ve mensupları hakkında birçok malumat bulunmaktadır. Osmanlı Hanedanı’nı saltanat devrinde, sürgün senelerinde ve günümüzde sayılarla ifade eden bu çalışma konuya meraklı tarih okurlarının başucu eseri niteliğindedir.
189.00 ₺ -
Kısa İkinci Dünya Savaşı Tarihi
Birinci Dünya Savaşı sonunda yapılan antlaşmalar, o an için silahları susturmuş, ama gerçek bir barış ortamı tesis edememişti. Örneğin Almanya ile Fransa arasında, 1918 yılının 11. ayının 11. günü, saat 11’de yürürlüğe giren ateşkes antlaşması, Compiègne ormanındaki Rethondes İstasyonu’nda bir tren vagonunda imzalanmıştı. Aynı vagon, çok değil, 22 sene sonra bir antlaşmaya daha şahit olacaktı. Bu kez teslim alınan Fransa, teslim alansa Adolf Hitler’di. İkinci Dünya Savaşı dünya tarihinin bilançosu en ağır savaşıdır. Bu savaşta cephe ve cephe gerisi ayrımı anlamını yitirmiş, şehirler ve siviller bombalanmış, yıkılmaz denilen hatlar, aşılmaz denilen barikatlar düşmüş, istihbarat ve teknoloji savaşları çatışmaların gidişatını derinden etkilemiş, insanlık Nazi vahşeti ve soykırım kavramı ile tanışmış ve savaşı neticelendiren de yine sivilleri hedef alan atom bombaları olmuştur. 1945 sonrası dünyayı şekillendiren Soğuk Savaş da İkinci Dünya Savaşı’nın bir sonucudur. Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi kitabıyla savaş tarihi anlatımına farklı bir perspektif getiren İlkin Başar Özal, bu defa İkinci Dünya Savaşı’nı masaya yatırıyor. İki dünya savaşı arası dönemi ve bu savaşa yol açan zemini ayrıntılı biçimde inceledikten sonra Doğu cephesinden Batı cephesine, Afrika’dan Pasifik’e, Atlantik’ten Balkanlar’a kadar savaşın tüm cephelerini ayrı ayrı ele alıyor. Savaşın gidişatını belirleyen teknoloji mücadelesini, istihbarat savaşlarını, taktik ve strateji oyunlarını da akıcı bir dille metne yediriyor. İkinci Dünya Savaşı’nı başından sonuna tüm cepheleri ve ayrıntıları ile ele alan kitap salt bir kronoloji düzeni içinde akmak yerine karşılıklı bağlantıları kurarak her cepheyi açık ve anlaşılır biçimde analiz ediyor.
420.00 ₺ -
Selçuklular Osmanlılar Ve İslam Ciltli
Müslüman Türk devlet ve toplum geleneğinde değişik boyutlarıyla İslam’ın yeri ve işlevi konusu, belki ilk bakışta Kristof Kolomb’un yumurtası gibi basit görünebilir. Ama temelde bu, Türk devletlerinin iç ve dış politikalarını, toplumlarının yapısını doğru ve gerçekçi olarak anlamamız ve analiz etmemiz konusunda önemli ve karmaşık rolü olan bir problemdir. Bu itibarla yüzyıllara yayılan uzun soluklu bir tarih sorunsalı olarak zihniyet, kullanılan araçlar, uygulanan yöntemler ve elde edilen sonuçlar olarak ciddi bir şekilde tartışılmayı hak ediyor. İşte günümüz tarihçilerinden Ahmet Yaşar Ocak, Selçuklular, Osmanlılar ve İslam / Tespitler, Problemler, Öneriler adlı kitabında bu sorunsalın siyasal, kurumsal, toplumsal, tasavvufi ve itikadi boyutlarını, Mehdîlik ve Mehdîci hareketler gibi toplumsal ve mistik ağırlıklı halk hareketlerine yansıyan yönlerini irdeliyor. Devlet, toplum ve İslam ilişkisi probleminin muhtelif yönlerini tarihsel gelişimi ve yansımaları bağlamında kendine özgü yaklaşımıyla sergilemeye çalışıyor.
455.00 ₺ -
Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi
28 Haziran 1914… Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinand ile eşi Sophie’nin Saraybosna gezisi sırasında uğradıkları suikast sonucu hayata veda ettikleri gün… Suikastın, Avusturya-Macaristan’ın egemenliği altında bulunan Bosna-Hersek’in kendisine bırakılmasını isteyen Sırbistan'ın yönlendirdiği bir grup milliyetçi genç tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. 29 Haziran’da başlayan karşılıklı tepkiler sonucunda bir dünya savaşına neden olan bu olay, hiç de basit bir gerekçeye sahip değildi. Franz Ferdinand ile eşi Sophie’yi öldüren Gavrilo Princip, sadece bir figürandı. Veliahdı öldüren silah, 16. yüzyılda imal edildi, 17. yüzyılda çekildi, tetiğine 18. yüzyılda basıldı ve namludan çıkan mermi 19. yüzyılı baştan sona geçerek 1914 yılında Ferdinand’a saplandı. İlkin Başar Özal, Kısa I. Dünya Savaşı Tarihi isimli kitapta farklı bir anlatım tekniği deniyor. On beşinci yüzyıldan başlayarak Büyük Savaş’a giden sürecin ayrıntılarını gözler önüne seriyor ve sadece bir kronolojik akış vermenin ötesine geçerek her cepheyi ayrı ayrı ele alıyor. Batı ve Doğu Cephelerinin gölgesinde kalan çatışmaları; Osmanlı’nın kuvvetli bir direniş gösterdiği Çanakkale’yi, hep hüzünle hatırladığımız Sarıkamış’ı ve devamında Kafkas İslam Ordusu’nun ilerleyişini, Mısır’da Kanal’a yapılan taarruzu, İngilizlere karşı kazanılan Kutü’l-Amare Zaferi’ni, Fahrettin Paşa’nın efsanevi Medine Müdafaası’nı, Balkanlarda, İtalya’da, Afrika’da, Uzakdoğu ve Pasifik’te yaşanan çatışmaları, ayrıca hava ve deniz savaşlarını da canlı tasvirlerle, son derece akıcı bir biçimde anlatıyor.
315.00 ₺ -
Kuran Işığında Peygamberlik ve Peygamberler
"Allah (c.c.)'a hamd ederim. Alemlere rahmet olarak gönderilen, mahlukatın seçkini, peygamberlerin önderi Resûlullah Efendimize de salât ve selam olsun. Bu telif Mekke-l Mükerreme'de Şeriat Fakültesi Tarih Bölümü'nde öğrencilere verdiğim derslerdir. Gözden geçirerek önemli olmayan haberleri ayıklayıp çıkardım. Sağlam ve önemli olanlarını kısalttım. Bilgileri en güvenilir kaynaklardan aktardım. Bunların başında elbette ki Kur'ân-ı Kerim gelmektedir. Âyet-i kerîmelere oldukça çok yer vererek konuları onlarla güçlendirdim. Peygamber Efendimizden gelen sahih rivayetlerle güvenilir müfessirlerin sözlerinden nakiller yaptım. Bu arada tarih kitaplarına da müracaat ederek kitap ve sünnete uygun olan akla uygun haberleri aldım. Dine, akla mantığa uymayan İsrailiyat haberlere iltifat etmedim. Bunları toplayıp bir kitap haline getirmekle umumi bir fayda sağlamasını ve ilmi yaygınlaştırmayı gözettik. Allah rızasına uygun olarak bütün talebe evlatlarımızın faydalanmasını Allah (c.c.) nasib eylesin. Şüphesiz 0 duaları işitip kabul edendir. Nihai davamız Allah'a hamdetmektir." Peygamberlik ve peygamberler hakkında söze başlamadan önce nübüvvetin manasını izah eden bu kitap, peygamberliğin üstünlüklerini hatırlatarak peygamberlerin sifatları ve yaptıkları davetin özellikleri hakkında bilgi vermektedir. Peygamberlerin doğdukları toplumlar ve gönderildikleri ümmetler arasında meydana getirdikleri büyük tesir daha iyi anlaşılmaktadır. Onlarin en büyük tesiri milletlerin anlayışlarını, doğuştan sahip oldukları inançlarını değiştirmede görülür. Çünkü toplumlar peygamberler vasıtası ile karanlıktan aydınlığa, küfürden imana kavuşmuştur. Insanlığın gerçek manada kurtarıcilari Allah'ın elçileridir. Onlar sebebiyle beşeriyet şirk ve putperestliğin pençesinden kurtularak, anarşi ve fesadın kirlerinden temizlenmiştir.
169.00 ₺ -
Kuranı Kerimin İcazı Tefsiri
Evrendeki düzen ve ahenk Allah’ın varlığını gösteren delillerdendir. Nasıl ki bir harf kâtipsiz, bir iğne ustasız değilse uçsuz bucaksız şu kâinat da sahipsiz değildir. Mükemmel sıfatları olan Allah Teâlâ bu evreni, cemâl ve kemâlini görmek ve göstermek için yokluktan varlık sahnesine çıkarmış, bilinçli varlıkların kendisini bilmesini, kendisine îmân ve itaat etmesini dilemiştir. Fakat iki asırdan fazla bir süredir materyalizm, pozitivizm, komünizm, evrim gibi felsefî akım ve düşünceler îmâna büyük bir zarar vermiştir. Bunun sonucu olarak ahlâkî bozulma baş göstermiş; siyasî, sosyal ve ekonomik bağımsızlık yitirilmiştir. Bundan kurtulmanın yegâne çaresi hakikî îmâna ve gerektirdiği hayat tarzına geri dönmek; böylece meydan okuma gücünü tekrar elde etmektir. Maalesef günümüz Müslümanlarının îmâna bakışları çarpık, anlayışları bulanık, onunla ilişkileri soğuk ve bağları kopuktur. Dolayısıyla Müslümanlar, îmânlarını Allah’ın irade ettiği gibi yaşamamaktadırlar. Böyleleri için îmân, soyut ve aklî bir bilgidir. Hâlbuki onlar, îmânın hayat tarzına dönüşmesi gerektiğini unutmaktadırlar. Diğer taraftan beşerî ideolojiler insanın ruhunu maddeye hapsetmiştir. Ruhsuzlaşan insan ölçü tanımaz hale gelmiştir. İşte, namaz insanın doyumsuz isteklerini frenlemekte; mü’mine bir kimlik edindirmekte; bu kimliği sürekli tahkim etmekte; kişiyi namaz vakitleri arasında kalan hayatında da Allah’a verdiği sözü tutup ahdine riayet eder hale getirmekte; vahiy ile inşa etmektedir. Kişi, namaz sayesinde insanileşmekte; kendisi gibi olana, nefse ve Şeytân’a kulluktan korunmaktadır. Namaz ona gerçek hürriyeti bahşetmektedir. Bu kitabın bize öğrettiği şudur: Îmân ve namazın biri olmadan diğerinin hayat bulması neredeyse mümkün görünmemektedir. Zira kalpte bulunan salt bilgiye îmân denilememektedir. Kalpte olduğu varsayılan îmân, kişinin namazı ikâmesi ile kuvvetlenmektedir. Îmân, namaz ikâme edilmeden kendi haline bırakılırsa zamanla zayıflayabilmekte hatta son raddede yok olabilmektedir.
260.00 ₺ -
40 Hadis ve Şerhi
Hz. Muhammed (s.a.v)’e kırk yaşında nübüvvetin gelmesi, Müslümanların sayısı kırka tamamlanınca açıktan tebliğe başlanması, ayrıca İslâm hukukunda malın kırkta birinin zekât olarak verilmesi Müslüman geleneğinde kırk rakamının önemli bir yer tuttuğuna işaret sayılabilmektedir. Yine “Ümmetimin dinî işlerine dair kırk hadis derleyen kimseyi Allah-u Teâlâ fakihler ve âlimler topluluğu arasında diriltir.” mealindeki bir hadisten dolayı “kırk hadis” ifadesi, çeşitli konulara dair kırk hadisi ihtiva eden eserlerin ortak adı olarak kullanılmıştır. Üstad M. Ali es-Sâbûnî’nin “kırk hadis” üzerine yazdığı bu değerli eseri; Mekke-i Mükerreme’deki Şeriât Fakültesi, Arapça ve İslamî İlimler dalında eğitim gören öğrencilere verilen dersler ve konferansların birleştirilmesiyle ortaya çıkmış, Resûlullah (s.a.v)’in “cevâmiü’l-kelim” olarak nitelendirilen özlü sözlerindeki etkileyici, edebî tarza ve belagatin eşsiz hikmetlerine tanıklık etmek üzere onun sözlerinden seçilen ve bu kitabın muhteviyatını oluşturan hadisler, söz sanatları ve anlam güzelliğiyle belirginleşmiş özlü sözlerdir. Bu hadisler; edebî güzelliklerin, eşsiz ve parıldayan bir üslubun, beyan ilminin sırlarının toplandığı bir hikmet yurdudur.
169.00 ₺ -
Tefsir ve Hadiste İsrailiyyat
Müslüman alimler, dış kültürlerden İslamî kaynaklara girmiş rivayetleri ve kıssaları, çoğunluğu Yahudi menşeli olduğu için "İsrailiyyat" diye isimlendirirler. Bu tür hâricî bilgilerin daha ziyade bulunduğu yerler "rivayet tefsirleri"dir. Bu tefsirlerin sahipleri, özellikle kâinât ve önceki peygamberlerin kıssalarının geçtiği ayetleri açıklamak için bunlara oldukça yer vermişlerdir. Aktarımlarında seçmeci davrandıklarını söylemek ise çok zordur. Bu alıntılar içinde İslam'ın ruhuyla bağdaşmayan, onun temel prensipleriyle çelişen, peygamberlerin konumlarını küçülten, bugünkü bilimsel gerçeklere aykırılık arz eden pek çok şey bulunmaktadır. Bunlar İslam ümmetinin Kur'ân'ı anlamada bir takım yanlışlara düşmesine, aslı olmayan hurafelere gerçekmiş gibi inanmasına sebebiyet vermiştir. Dolayısıyla bu alıntılarla, bunların geçtiği eserlere dikkat çekilmesi ve müelliflerinin büyük bilginler olmasına aldanarak eserlerinde zikrettikleri her bir şeye inanılmaması gerekmektedir. Hadis kitaplarına gelince, tefsir kitapları kadar olmasa da, böylesi şeyleri onlar da ihtiva etmektedir. Elinizdeki çalışma İsrailiyyat'ın İslâmî kültüre sızma sürecini, kısımlarını, müminlerin akidesi üzerindeki zararlarını,bunları nakleden raviler ile tefsir kitaplarını örneklerle açıklamakta, bu tür rivayetlere karşı genel bir bakış açısı kazandırmaktadır.
162.50 ₺ -
Tasavvuf Kültüründe Hadis
Tarih boyunca tasavvuf çevrelerinde, yaygın biçimde Peygamberimiz'in hadisi olarak kullanılıp meşhur olan nice sözden, özellikle tasavvuf kökenli olanlarının, Peygamberimiz'e ait olup olmadıklarını inceleyen bu eser, bir çok problemi Hadis Usulü ölçülerine göre irdelemekte ve sonuçta, iki ilim arasında gerçekleşen işbirliği ve yardımlaşma ile Tasavvufun, Hadis İlimleri açısından değerlendirmesini ve sağlam delillerle yürütülmesini amaçlamaktadır.
227.50 ₺ -
İslam Dininin Temelleri İslam'ın 5 Şartına Farklı Bir Yaklaşım
İslâm, "Kur'ân-ı Kerim'in ve Hz. Peygamber'in getirdiği kesin olarak bilinen bütün emir ve yasaklara karşı teslimiyetkâr olmaktır. "İslâm'ın beş şartı" ifadesi ise بني الإسلام على خمس [İslâm beş esas üzerine kurulmuştur.] hadisinin Türk kültürüne intikal etmiş hâlidir. "İslâm'ın 5 şartı" olarak terimleşen kelime-i şehâdet, salât, zekât, oruç ve hac; İslâmiyet sarayının, başka türlü ayakta kalamayacağı, olmazsa olmaz temelleridir. Bunlar üzerinde yükselen, bunlara bağlı daha nice ibadet (teslimiyet) söz konusudur.
162.50 ₺ -
İman Amel İlişkisi
İman-amel ilişkisi sorununa Kur’an-ı Kerim ekseninde cevap aramanın ne denli önemli olduğu aşikârdır; ancak iman-amel ilişkisi Kur’an açısından ele alınacaksa, imanın ve dinin gayesi ışığında işlenmeli; iman-amel etkileşimi açısından tahlil edilmeli; iman ile amelin birbirlerine ne tür bir etkide bulunduğu ortaya konmalıdır.
234.00 ₺ -
Askeri İsyanlar Darbeler ve Ara Dönemlerin Perde Arkası 3 Cilt 1950 2012
Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu tarihten günümüze kadar sayısız askeri isyan ve darbe meydana gelmiştir. Bu isyan ve darbeler, Osmanlı Devleti’ni çok sarsmış, yıpratmış hatta yıkılışına da sebep olmuştur. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmasına rağmen bir süre sonra darbeler kaldıkları yerden aynen devam emiştir. Birinci kitabımızda Osmanlı’nın kuruluş tarihi olan 1299’dan Kurtuluş Savaşı’nın başladığı 1919 yılına kadar meydana gelen askeri isyan ve darbelerin perde arkasını her yönüyle incelemiştik. Bu kitabımızda ise Demokrat Parti’nin kurulduğu 1950’den AK Parti’nin iktidarda onuncu yılını tamamladığı 2012 yılı sonuna kadar ki 63 yıllık dönem 9 bölüm halinde incelenmiştir. Birinci Bölüm de Demokrat Parti’nin kuruluşundan itibaren iktidarda kaldığı 10 yıl günahı ve sevabıyla incelenmiştir. İkinci Bölüm de Cumhuriyet Dönemi’nin ilk darbesi olan 27 Mayıs 1960 darbesi ile bir süre sonra meydana gelen 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 darbe teşebbüslerinde yaşananlar anlatılmıştır. Üçüncü Bölüm de 12 Mart 1971 Muhtırası, ardından iktidarı devralan Milliyetçi Cephe ve Ecevit Hükümetleri dönemleri ile 12 Eylül 1980 Darbesi ve yaşananlar her yönüyle incelenmiştir. Dördüncü Bölüm Özal’lı yıllara ayrılmıştır. Bu dönemde Türkiye’nin nasıl kabuk değiştirdiği ve ekonomik değişimi sergilenmiştir. Beşinci Bölüm de 1989 da Sovyetler Birliği’nin çökmesi sonucu ABD’nin oluşturmaya çalıştığı “Yeni Dünya Düzeni” ile İslam coğrafyasında kurmak istediği “Büyük Ortadoğu Projesi” gözler önüne serilmiştir. Altıncı Bölüm de Refahyol’un bir yıllık iktidarı ve 28 Şubat Post Modern Darbesi incelenmiştir. Yedinci Bölümde Refohyol’un ardından Mesut Yılmaz tarafından kurulan ve ardından Ecevit’e devretmek zorunda kaldığı “Birinci Askeri Vesayet Dönemi” mercek altına alınmıştır.Sekizinci Bölümde ABD’tarafından Abdullah Öcalan’ın teslimiyle başlayan ve Ecevit tarafından kurulan “İkinci Askeri Vesayet Dönemi” ile Türkiye’nin nasıl tekrar “Hasta adam” durumuna düşürüldüğü gözler önüne serilmiştir.Dokuzuncun bölümde ise 3 Kasım 2002 de tek başına iktidara gelen AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan Hükümetinin ilk 10 yılı ile bu dönemde yaşananlar her yönüyle incelenmiştir…
292.50 ₺ -
Rivayet Tekniği Açısından Hadislerin Sayısı
Hadislerin sayıca artması etrafındaki tartışmalar, özellikle günümüzde bazı kesimlerde genel anlamda sünnete ve hadise karşı duyulan güvensizliğin de bir ifadesi olarak gündeme getirilirken, bu durumu normal karşılayan kesimlerde ise, sayıların özel bir ıstılaha göre söylendiği, bu konuda yapılacak yeni araştırmalarla şüphe ve tereddütlerin izale olacağı belirtilmektedir. Ancak bugüne kadar hadislerin artması ve sayısı konusunda, bir çalışma yapıldığı bilinmemektedir. Bu bakımdan, hadislerin artması ve sayısı konusu, günümüzde artık öncelikle ele alınıp izah edilmesi gereken bir konu hüviyeti taşımaktadır. Bu ihtiyaçtan hareketle yaptığımız bu mutevazı çalışmada, hadislerin tahrici ve sayımı konularında başta Buhârî, Müslim'in Sahîh'leri olmak üzere Kütüb-i Sitte ve ona ilave olarak Ahmed b. Hanbel'in Müsned'i, İmam Mâlik'in Muvatta'ı ve Dârimî'nin Sünen'i (Kütüb-i Tis‘a) esas alınmış, gerekli durumlarda diğer hadis kaynaklarına müracaat edilmiştir.
169.00 ₺ -
Hadîs Rivâyet Tarihi
Hicrî ikinci asırdan itibaren hadîsleri yazıyla zabt altına alma çalışmaları yoğunlaşmıştır. Başlangıçta amaç, Hz. Peygamber'e (s.a.v) ait hadîslerin söz konusu kaybolma tehlikesine karşı herhangi bir şekilde yazıya geçirilmesiydi. Hicrî üçüncü asırda ise, yazılı olarak toplanan bu hadîslerden daha verimli bir şekilde istifâde etmek amacıyla tasnîf faaliyeti başlatıldı. Rivâyetlerin tesbît ve tahkîki çalışmaları ise hicrî beşinci asırda son bulmuş, bundan sonra daha çok tehzîb çalışmaları ağırlık kazanmıştır. Bu çalışmamızı tamamlarken, bazı açılardan kendimizi sınırlamak zorunda olduğumuzu fark ederek hadîs tarihini, rivâyetle kayıtlandırma gereği duyduk ve elinizdeki bu çalışmaya Hadîs Rivâyet Tarihi adını verdik. Bu konuyu, rivâyetle kayıtlamak suretiyle hadîs tarihi ile ilgili iki husustan müstağni kalmayı amaçladık. Birinci olarak, hadîs tarihiyle ilgili mevzular, hadîs rivâyetlerinin tamamlandığı ve eserlerin çoğunlukla tasnîf edildiği hicrî beşinci asra kadar sınırlanmış oldu. Böy¬lece hicrî beşinci asır sonrası tarihi ve eserleri bu çalışmanın alanı dışında bırakıldı. İkinci olarak da hadis tarihi içerisin¬de yer alan konuların tamamı yerine, rivâyetle doğrudan ya da dolaylı fakat çok yakından alakalı konuları incelemek yeterli hâle geldi. Hadîs tarihi alanında olmasa da Hadîs Rivâyet Tarihi olarak, ilk sayılabilecek bu eserin oluşmasında bugüne kadar üzerimde hakkı olan ve emeği geçen tüm hocalarıma ve meslektaşlarıma duacıyım.
182.00 ₺ -
Nesillerden Nesillere Armağan Sözler Hazinesi
"Elinizdeki bu kitap; derlenen âyet ve hadis meallerinden, atasözü, beyit ve mısralardan; şiir, fıkra ve notlardan; İslâm büyüklerinin ve Batılı düşünürlerin vecîze ve hikmetli sözlerinden oluştu. 40 yıllık ilgi ve bilgi birikimi olan bu derleme, 475 konuyu kapsamaktadır. Konular, alfabetik başlıklar hâlinde hazırlandı ve kendi içinde kompoze edilmeye çalışıldı. Bu kitapta derlenip bir araya getirilen sözler; nesilleri birbirine bağlayan bir köprü ve nesiller boyunca babadan oğla, anneden kıza, devredile gelen değerli birer vasiyet, emanet ve paha biçilemez armağandır; sözlerin özü ve insanlık tarihi boyunca binlerce tecrübenin hayata tutulan ışığıdır. Bu kitapta; öğretmen-öğrenci, âmir-memur, asker, din görevlisi, işçi, çiftçi, gurbetçi, esnaf, her görüş, her meslek ve her yaştan kadın-erkek, genç-ihtiyar, okur-yazar, herkes aradığını bulacaktır. Usanmadan ve zevkle okuyacağınızı umduğum bu sözlerle; konuşmalarınız, yazışmalarınız ve yaşayışınız daha bir güzel, hayatla ölüm arasındaki her şeye bakışınız daha bir derin ve anlamlı olacaktır, inşallah."
455.00 ₺ -
Hikmet Deryasında Seyran Hikmetname
Bir ‘hikmetnâme’ tarzında hazırladığımız kitabımızın ismini Hikmet Deryâsında Seyran koymamızın nedeni; Kurân-ı Kerîm ve onda bildirilen emir, yasak ve yaşanmış tarihi bilgilerin hepsinde bizim görüp bildiklerimizin bâtınında çok önemli hikmetlerin olmasıdır. İlk önce, Kur’ân’ın özünün Fâtiha sûresi, Fâtiha’nın özünün de Besmele (Bismillâhirrahmânirrahîm) olduğundan hareketle yola çıktık. İkinci olarak ise, hakîkate dair bilgi ve sırları içinde saklayan, deryâdan bazı hakîkat incilerini kitabın sayfalarına yansıtmaya çalıştık.Bu kitap, Besmele ve Fâtiha şerhinin, mübârek sayılan gün ve gecelerin, ledün deryâsında saklı hakîkat incilerinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Sonsuz, sınırsız bu ilim deryâsının gizemlerini açığa çıkarabilmek, her ne kadar sözle, kitap okumakla ya da ezber etmekle mümkün değilse de, okumakta olduğunuz bu kitapta o incilere ulaşabilmenin târifini bulacaksınız inşâallah
169.00 ₺ -
Farsça YDS Hazırlık Kılavuzu Metinler Alıştırmalar - Ön Kapak Farsça YDS Hazırlık Kılavuzu Metinle Gramer Sözlük
Yılda birden fazla sınavları yapılan İngilizce, Almanca ve Arapça dilleri için yeterli sayılabilecek seviyede kaynak bulunsa da Farsça için aynı durum söz konusu değildir. Zira Farsça Yabancı Dil Sınavına yönelik yazılan kimi kaynaklar tamamen gramer konuları ile doldurulmuş, kimi kaynaklar ise neredeyse gramere değinmeden hazırlanmıştır. Bu alanda önemli bir boşluğun olması bizi bu kitabı hazırlamaya sevk etmiştir. Uzun bir çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan bu kitabın amacı, hem Fars diline aşinalık kazandırmak hem de Yabancı Dil Sınavına(YDS) hazırlanan adaylar için temel bir kaynak oluşturmaktır.
227.50 ₺ -
Mecmûatül Ahzâb Nakşibendî Dua Kitabı 3
19. yüzyılın en değerli İslâm alimlerinden olan Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi Hazretleri 28 yılda 4 kütüphanede 18 bin eser üzerinde çalışarak, İslam dünyası için çok önemli eserler hazırlamıştır. .Duaları konu alması sebebiyle, bu eser bir dua kılavuzu, dualar mecmuasıdır. Hastalıklara karşı şifa, rızkın bereketlenmesi, nazardan korunma gibi duaları da barındıran bu eserin içinde, hizbler dikkat ve itina ile düzeltilmiş ve her bir duanın ismi ayrı ayrı yazılmıştır. Mecmuatu’l-Ahzab Dua Kitabı’nın Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi Hazretleri tarafından on yıldan fazla bir süredeki çalışması sonucunda meydana gelmiştir. Kitap 3 ciltten oluşmaktadır. Mecmûatü’l Ahzâb Nakşibendî Dua Kitabı ikinci cildidir.
715.00 ₺ -
Mecmûatül Ahzâb Şâzelî Dua kitabı 1
19. yüzyılın en değerli İslâm alimlerinden olan Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi hazretleri 28 yılda 4 kütüphanede 18 bin eser üzerinde çalışarak, İslam dünyası için çok önemli eserler hazırlamıştır. .Duaları konu alması sebebiyle, bu eser bir dua kılavuzu, dualar mecmuasıdır. Hastalıklara karşı şifa, rızkın bereketlenmesi, nazardan korunma gibi duaları da barındıran bu eserin içinde, hizbler dikkat ve itina ile düzeltilmiş ve her bir duanın ismi ayrı ayrı yazılmıştır. Mesela: Hizb-i Bahr, yani Denizde Okunacak Hizb, Hizb-i Nasr: Yardım İçin Okunacak Hizb. Hizb-i Ekber, Hizb-i Bahiye, Kenz-i A'zam, Hizb-i Nevevi, Hizb-i Konevi, Hizb-i Ebissuud, Hizb-i Mevlana, Hizb-i Suhreverdi, Hizb-i Masfun, Hizb-i İbni Meşiş gibi. Bazıları tarikatta muteber olan kitaplardan mübarek duaları bu kitaba eklemiştir. Bazı duaları da büyük alimlerin evlatlarından isteyerek bu dualara eklemiş ve topyekün iki bin sahifeyi aşkın bir dua hazinesi hazırlamıştır.
715.00 ₺ -
Mecmûatül Ahzâb İbnî Arabî Dua Kitabı 2
19 yüzyılın en değerli İslâm alimlerinden olan Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi Hazretleri 28 yılda 4 kütüphanede 18 bin eser üzerinde çalışarak, İslam dünyası için çok önemli eserler hazırlamıştır. .Duaları konu alması sebebiyle, bu eser bir dua kılavuzu, dualar mecmuasıdır. Hastalıklara karşı şifa, rızkın bereketlenmesi, nazardan korunma gibi duaları da barındıran bu eserin içinde, hizbler dikkat ve itina ile düzeltilmiş ve her bir duanın ismi ayrı ayrı yazılmıştır. Mecmuatu’l-Ahzab Dua Kitabı’nın Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi Hazretleri tarafından on yıldan fazla bir süredeki çalışması sonucunda meydana gelmiştir. Kitap 3 ciltten oluşmaktadır. Mecmûatü’l Ahzâb İbnî Arabî Dua Kitabı ikinci cildidir.
715.00 ₺ -
Başlangıçtan Emevi Devletinin Sonuna Kadar İlk Dönem İslam Tarihi ve Medeniyeti
Akademik açıdan bir felsefe doktoru olmasının yanısıra Arap Dili ve Edebiyatı alanında da ilim dünyasına nitelikli ve özgün eserler kazandıran Ömer Ferrûh aynı zamanda İslâm Tarihi ve Medeniyeti’ne dair vukufiyetli çalışmalar yapmıştır. Müellifin tercümesini hazırladığımız Tarihu Sadri’l-İslâm ve’d-Devleti’l-Ümeyye isimli kitabı ise onun hem kısa bir ilk dönem İslam Tarihi çalışması hem de İslam tarihi yazım metoduyla ilgili muhtasar bilgi ve değerlendirmelerinin sunulduğu orijinal bir eserdir. İslam öncesi döneminden başlayıp Emevîler Devleti’nin sonuna kadar özet olarak İslâm tarihinin dönüm noktalarını ve İslam Medeniyeti’nin zihnî arka planı ve kurumlarını ele alan bu çalışmanın belki de en özgün yanı asıl alanı Felsefe ve Arap Edebiyatı olan bir araştırmacının İslam tarihi ve Medeniyeti üzerine özgün değerlendirmeler ihtiva ediyor olmasıdır. Eser bu haliyle bir anlamda “İlk Dönem İslam Tarihi ve Medeniyetine Giriş” mahiyetinde bir çalışma hüviyeti taşımaktadır. Bu sebeple kitabın çevirisi muhtevayı yansıtmak amacıyla “Başlangıçtan Emevî Devleti’nin Sonuna Kadar İslâm Tarihi ve Medeniyeti” başlığıyla yayınlanmıştır.
162.50 ₺ -
Örnek Ahlâklarıyla Peygamberler
Bütün peygamberler, Allah’ın emirlerini kullarına ulaştırmak ve onlara doğru yolu göstermekle görevlendirilmiş hidayet elçileridir. Onların esas itibariyle iki temel görevi olup bunlar tebliğ/duyurma ve beyan/açıklamadır. Peygamberlerin tebliğ ve açıklama gibi esas görevlerinin tamamlayıcısı olarak diğer bir misyonları ise tebliğ ettiklerinin pratik olarak hayata ve davranışlara yansıtılmasıdır ki, buna genel olarak ahlâk adını vermek mümkündür. Ahlâk en basit anlamıyla insanın tavır ve davranışlarını Allah’ın istediği şekilde tanzim etmesi demektir. Bundan dolayı ilk peygamber Hz. Adem’den son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s) kadar bütün peygamberler tebliği görevlerinin yansıra bir ahlâk elçisi ve önderi misyonunu da îfâ etmişlerdir. Yüksek ahlâkî erdemler Allah Elçileri’nin herbirinde bulunmakla birlikte yaşadıkları dönem ve şartlar gereği bazılarında belli ahlâkî erdemlerin daha belirgin hale geldiğine de şahit olunmuştur. Bu hususta Cenab-ı Hakk, Kur’ân-ı Kerîm’de “O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık” (Bakara, 2-253) buyurmuştur. Nitekim Allah elçileri arasında Hz. Âdem tevbesiyle, Hz. Eyyûb sabrıyla, Hz. İbrahim cesaret ve mücadelesiyle, Hz. İsmail teslimiyetiyle, Hz. Yûsuf iffetiyle, Hz. Mûsa zulme karşı baş kaldırışıyla, Hz. Lokmân ise hikmetiyle temayüz etmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s) ise “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” hadisinde de ifade ettiği gibi kendisinden önceki peygamberlerin temsil ettikleri bütün ahlâkî özellik ve güzelliklerin en mükemmel örnekliğini bütün insanlığa en güzel haliyle sunmuştur.
130.00 ₺ -
Kuran Temelli Siyeri Nebi
İnsanlığa son ilâhî mesaj olan Kur’ân-ı Kerîm esas itibarıyla bütün İslâmî ilimlerin temel kaynağını teşkil eder. Başka bir ifadeyle İslâmî ilimler İslâm dininin kaynağı olması bakımından esas itibariyle Kur’ân’a dayanır. Dolayısıyla sadece kıraat ve tefsir gibi doğrudan Kur’ân’la ilgili ilimlerin değil, hadîs, fıkıh, kelâm, tasavvuf ve İslâm felsefesi gibi ilimlerin de esas kaynağı Kur’ân’dır. Çünkü Kur’ân, bütün bu ilimlerin konularıyla ilgili temel bilgiler, ilkeler ve hükümler vaz’etmektedir. Hz. Peygamber’i (s.a.s) insanlığa tanıtan en orijinal ve en sahih kaynak Kur’ân’dır. Bu sebeple Hz. Muhammed’le (s.a.s) ilgili tasavvurda ana çerçeveyi belirleyecek olan bu kitap olmalıdır. İşte bundan dolayı Kur’ân, tanıttığı Peygamber, peygamberlik kurumu ve Hz. Peygamber’le (s.a.s) ilgili tüm tasavvur ve yaklaşımların kendisine vurulması gereken mihenk taşıdır. Zihnimizde oluşması gereken peygamber tasavvurunun esas kaynağı Kur’ân olmalıdır. Allah Rasûlü (s.a.s) hakkında bir bilgi, bir düşünce nerede yer alırsa alsın, kimden gelirse gelsin, Hz. Muhammed (s.a.s) ile ilgili olarak Kur’ân’daki temel çerçeveyle uyumlu değilse, o bilginin herhangi bir değer ifade etmesi mümkün değildir. Bu sebeple Hz. Peygamber’in (s.a.s) hayatı Kur’ân’dan hareketle yazılmalıdır. Kur’ân merkezli hazırlanacak siyerlerde Hz. Peygamber’in (s.a.s) şahsiyetinin, Allah’ın kendisine bahşettiği ahlâkî, psikolojik ve aklî yeteneklerinin olgunluk, üstünlük ve parlaklığın zirvesine nasıl ulaştığı; davetin seyrinde meydana gelen olayların, mücadele, direnme, meydan okuma, hicret, cihad, gazveler, fetihler, gelişme ve ilerlemeler ele alınmalıdır. Bu yaklaşım biçimi İslâm davetinin geçirdiği safhaları kavratarak, büyük zafere ulaşıncaya kadar yaşanan süreci en doğru bir şekilde anlamaya imkân sağlayacaktır.
143.00 ₺ -
Hz Peygamber sav Döneminde Münafıklar
Risâletin Medine döneminde zahiren Müslüman görünen ancak gönülleri Müslümanların düşmanı gruplarla birlikte olan münafıkların Müslümanların içinde yaşamaları, üstelik Müslümanların yakın akrabası olması da onların Müslüman toplum için tehlikesini daha da artırmaktadır. Adeta virüslerin vücut içinde barınmak suretiyle bedenin bağışıklık sistemini zafiyete uğratıp dışarından gelecek hastalıklara da açık hale getirmesi gibi nifak hareketi de benzer şekilde müslüman toplum bünyesindeki birlik ve dayanışmayı zafiyete uğratacak faaliyetler gerçekleştirirken, bir taraftan da Müslüman toplumu yok etme hedefini taşıyan başta müşrik-Yahûdîler olmak üzere her türlü düşman oluşumlarla iş birliği yapmak suretiyle Müslüman toplumu tehdit etmiştir. Mevcut şartlarda çift yönlü faaliyet gösteren münafık grupla mücadelenin açık düşmanlarla mücadeleye göre farklı stratejilerle gerçekleştirilmesi zarureti vardır. Hz. Peygamber (sav) Döneminde Münafıklar başlıklı bu çalışma nifak hareketinin ilk ortaya çıktığı ve Müslümanlara karşı organize faaliyetler gerçekleştirmeye başladığı Medine döneminde Hz. Peygamber’in (sav) ve Müslümanların nifak hareketi ve münafıklarla mücadelesinin ortaya konulmasını hedeflemektedir. Kaldı ki nifak hareketi Hz. Peygamber (sav) döneminde çıkmış olmakla birlikle benzer ortam ve şartlar oluştuğunda sonraki zamanlarda da mutlaka kendini gösterecektir. Bu sebeple Hz. Peygamber’in (sav) ve ilk Müslümanların nifak hareketiyle mücadele stratejisi benzer durumlarla gelecekte karşı karşıya kalma durumunda kalan Müslüman toplumlar için de örnek strateji olma özelliği de taşımaktadır.
104.00 ₺ -
Ebu Cafer Mansur Önderlerimiz 23
Abbâsî hanedanının ilk hâlifesi Ebü’l-Abbâs Seffâh’ın ardından halifeliği üstlenen Ebû Cafer Mansûr gerçek anlamda Abbâsîler Devleti’nin kurucusu sayılır. Onun idaredeki ilk önemli adımları ise Emevîlere karşı gerçekleştirilen ihtilal hareketinin ortaklarını sırasıyla tasfiye edip yönetimi Abbâsî hanedanında birleştirmesi suretiyle iktidarda birliği sağlaması, bunun devamı mahiyetinde Emevî yönetiminin yeniden canlandırılması adına gerçekleştirilen isyan faaliyetlerini başarısız kılmasıdır.Ebû Cafer’in iktidarda baş etmek durumunda kaldığı en önemli dâhilî problemler ise Ebû Müslim’in öldürülmesi bahanesiyle ortaya çıkan Horasan ve Maveraünnehr merkezli siyasî isyanlardır. Yönetimi tehdit eden diğer bir faaliyet ise iktidarın aslında kendi hakları olduğuna inanan bu uğurda Emevîler döneminden itibaren mücadele eden Ali evladı hareketleridir. Mansûr bunların yanı sıra farklı zamanlarda ülkenin değişik bölgelerinde yaşanan Hâricî isyanlarını da etkisiz hale getirmiştir.Halîfeliği döneminde bir taraftan dâhilî problemlerle meşgul olan Ebû Cafer Mansûr diğer taraftan da Abbâsî hanedanına devlet olma karakteri kazandırmak adına ülkeye yeni bir başkent kurma ihtiyacı duymuş, bu sebeple uzun araştırmalar sonucunda günümüz Irak’ının da yönetim merkezi olan Bağdat’ı başkent sıfatıyla inşa etmiştir. Bağdat, kuruluşundan itibaren sadece bir siyasî merkez olmayıp aynı zamanda ilim, kültür, sanat ve ticaretin de rakipsiz merkezi olma özelliğini uzun asırlar devam ettirmiştir. Bütün bunlar sebebiyle Abbâsîler devleti tarihinde Ebû Cafer Mansûr döneminin önemli bir dönüm noktası olduğunu tespit etmek, kendisini de gerçek anlamda Abbâsîler devletinin kurucusu olarak kabul etmek mümkündür.
78.00 ₺ -
Kırk Ambar 2
Rümuz-ül Edeb'in bir tür edebiyat tarihi olmasına karşın Lehçe-t-ül Hakayık bir tür düşünceler tarihi. Kırk Ambar'ın bu yeni 2. cildi, 1980'de yayımlanan ve tek bir baskı yapan Kırk Ambar'ın ikinci bölümünde ele alınan konuların yeni konularla zenginleştiği, 1981 yılında Ankara'da bir kez basılan Bir Facianın Hikâyesi adlı kitabın içeriğinin de bu konulara eklendiği çok daha kapsamlı ve tamamen gözden geçirilmiş bir hali. Cemil Meriç'in ele aldığı birçok konu bugün de güncelliğini koruyor, bugün de o konuların çeşitliliğinden ve içerdikleri kimi düşüncelerden yararlanmak pekâlâ mümkün. Cemil Meriç okuyucusunu, bir kez daha, "düşünenlerin düşüncesini düşünmeye, sonra da onların tesirinden kurtularak kendi kafasıyla düşünmeye ve hiçbir görüşün esiri olmamaya" davet ediyor. Aydını aydın yapan da "uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs" değil mi?
622.50 ₺ -
Kırk Ambar 1
Kırk Ambar “bütün eserleri”ni yayımladığımız Cemil Meriç’in dokuzuncu ve -belki de- en önemli kitabı. Adeta bir “mefhumlar kamusu”, “dağınık ve derbeder bir ansiklopedi”. Üstâda göre, “kurmak istediği abidenin birkaç sütunuyla birkaç odası”. “Bütün eserleri” yayına hazırlayan Mahmut Ali Meriç, bu “abide”yi önemine binaen iki ayrı cilt halinde yeniden düzenledi. Kırk Ambar’ın ilk cildinin başlığı “Rümuz-ül Edeb”. Bu cilt, dünya edebiyatından yola çıkarak klasiğe, hümanizmden edebiyat sosyolojisine, romanın romanından edebiyat tarihinin tarihine uzanıyor. Cemil Meriç, bu uzun edebî yolculukta okuru düşünmeye davet ediyor. Kırk Ambar’da yolculuğumuz “pek yakında”, ikinci cilt “Lehçe-t-ül Hakayık”la devam edecek...
556.10 ₺ -
X Malcolm
X, Malcolm X'in günlüklerinden, konuşmalarından ve en yakınları ile yapılan görüşmeler sonucunda kızı İlyasah Shabazz tarafından kaleme alınmış bir eser. Bu tanıklıklar Malcolm'un çocukluğuna, gençliğine ve X olma yolunda geçtiği tüm yollara ışık tutuyor. Ben Malcolm’ım. Malcolm Little’ım. Babamın oğluyum. Ama babamın oğlu olmak, her zaman peşimde olacakları anlamına geliyordu. Onlar her zaman peşimden gelecek ve ben her zaman yakalanacaktım. Malcolm Little’ın ailesi ona her zaman istediği şeyi başarabileceğini söylemiştir. Ama o bunların hepsinin yalan dolan olduğunu düşünür çünkü bu söylemlerine rağmen babası öldürülmüş, annesi ondan koparılmış ve avukat olma hayalleri, aşağılanarak okuldan soğuması sonucu suya düşmüştür. Çabalamanın anlamsız olduğu sonucuna varan Malcolm Boston ve New York’un gece hayatının büyüsüne kendisini kaptırıp şık kıyafetlerin, cazın, kızların ve esrarın dünyasına sığınmıştır. Ne var ki Malcolm geçmişini ardında bırakmaya çabaladıkça küçük üçkağıtlarla başlayıp kapıldığı tehlikeli girdaba daha hızlı bir dalış yapar. Halbuki kendisi de içten içe bunun sahte bir özgürlük olduğunu ve geçmişinden sonsuza dek kaçamayacağının farkındadır. X, Malcolm’ın çocukluk döneminden başlayarak yirmi yaşında hırsızlıktan hapse girip orada inancı bulmasıyla kendisine yeni bir yol seçişini ve söylemleri bugünlere dek ulaşan güçlü bir ses haline gelişini anlatır.
110.16 ₺