-
Çukur
“Platonov ilk ciddi sürrealist olarak kabul edilmelidir. Kafka’nın yanında bile onu ‘ilk’ kabul etmemiz lazım. Çünkü bize göre sürrealizm aslında bireyci dünya görüşüne bağlı estetik bir kategori değil, bilakis felsefi bir cünunun ve psikolojik çıkmazın bir ürünüdür.” Joseph Brodsky Platonov’un 1929-1930 yıllarında kaleme aldığı Çukur adlı romanı ülkenin ilk Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın yürürlükte olduğu döneme denk düşer. Sovyet hayatının acı gerçeklerini işleyen yazar sürrealist simgeler, grotesk ve hiciv kullanarak toplumun sorunlarını ve düşünce yapısını tasvir ederek Stalin’in kolektivizasyon planlarının meşruiyetini sorgulamaktadır. Maddi dünyanın boşluğunda hayatın anlamını arayanlar, ideolojinin peşinden sorgusuz sualsiz gidenler ve Sovyet rejiminin kolektivizasyonu esnasında yaşanan olaylar çarpıcı bir dille anlatılıyor. Çukur yazarın isteyerek bozduğu, zaman zaman ironikleşen diliyle okuruna farklı bir okuma tecrübesi kazandırıyor.
160.30 ₺ -
Taş Kentin Düşüşü
“Tarih ve kurmacanın buluştuğu bir rüyalar dünyası... İsmail Kadare’nin konusu, her zamanki gibi, geçmişin şimdideki varlığı... Bu varlık bütün belgesellerden daha gerçek, daha vurucu.” The Guardian Cino del Duca ve Man Booker International ödüllü Arnavut yazar İsmail Kadare, Ölü Ordunun Generali, Taş Kentin Kroniği, Rüyalar Sarayı ve İbret Taşı gibi dünyaca ünlü romanlar yazmıştır. Adı birkaç kez Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında gösterilen yazar, Taş Kentin Düşüşü’nde bizi yine memleketine, anlatmaktan asla usanmadığı o Taş Kent’e, Ergirikasrı’na götürür. Nazi işgali, isyanlar, bombardımanlar, idamlar, komünist rejimin kurulması, sorgular ve işkenceler arasındaki hayatı kendine has üslubuyla anlatır. Kadare’nin düğünler ve cenazeler, şölenler ve çarpışmalarla dolu romanlarını okurken, anlatmaktan bıkmadığı Taş Kent’in aslında dünyanın ve hayatın ta kendisi olduğunu fark ederiz. Bütün faciaları, gülünçlüğü, acımasızlığı ve güzelliğiyle bütün bir dünya ve bütün bir tarih, bu taş kenttedir.
114.10 ₺ -
Bay Perşembe
İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Chesterton’un Bay Perşembe’si çarpıcı ve özgün hikâyesiyle kabus-rüya, özgürlük-düzen, inanç-şüphe, kurgu-gerçek arasında gidip gelen sarkaçtan farksızdır. Chesterton, bu romanını yirminci yüzyılda yayımlasa da insanlığa, doğaya, kültüre dair evrensel meseleleri kendine has biçimde işler, böylece Bay Perşembe, çağlar boyu hayranlıkla okunacak bir roman olur. Felsefenin, teolojinin, neşenin ve tekinsizliğin tam ortasında serpilen bu hikâye, neredeyse upuzun ve esrarengiz bir rüya gibidir. Londra’da, Anarşist Merkez Konseyi adında gizli bir örgüte “yanlışlıkla” katılan Dedektif Syme, «Bay Perşembe» olarak seçilir ve dünyayı yok etmek için harekete geçen bu adamların eylemlerini öğrenmek için esrarengiz bir serüvene atılır. Ancak konseydeki adamların maskeleri bir bir düşünce Dedektif Syme da kendisini şaşkına çeviren bir dünyanın ortasında kalakalacaktır. Anarşist Merkez Konseyi’ndeki birbirinden ilginç adamlar, Londra’nın orta yerinde olsalar da tekinsizlik içinde soluk alıp vermeye, sahici fikir ve eylemleriyle dünya üzerinde rastlamayacağımız yerlerde bizi beklemeye, ne olursa olsun eylemlerini gerçekleştirmek için mücadele etmeye devam ederler.
153.30 ₺ -
Orman Sakinleri
Thomas Hardy’nin, gücünü doğa ve kültür geriliminden alan bu klasik yapıtı; iyi bir evlilik yapması, toplumsal konumunu değiştirmesi ve ailesini onurlandırması için eğitilen genç bir kadının arzularıyla, doğasıyla, ailesiyle, toplumla ve kendini kuşatan yasalarla müzakeresini konu ediniyor. Grace Melbury kimi eş olarak seçecektir; “sonbahara kardeş”, “güz kokan”, “orman büyüten” Giles Winterborne’u mu, yoksa çalışma odasının ışığı gece yarılarına kadar yanan, felsefeye ve şiire meraklı Doktor Fitzpiers’ı mı? İngiliz romantizminin dünya görüşüyle şekillenen bu roman, ormanlarla çevrili, ıssız, küçücük bir köyde, âdeta ağaçların bakış açısını ödünç alan, dramatik gerilimi yüksek, inişli çıkışlı bir aşk hikâyesine odaklanıyor. Toplumsal ve kültürel olarak “makbul” olanı reddederek doğayla uzlaşmayı, yaşamını yönetmeye çalışan yasalarla pazarlık ederek birey olmayı öğrenen genç bir kadının olgunlaşma serüvenini anlatıyor. Hardy’nin metnin girişinde belirttiği gibi “bu romanda da kadın ve erkek ilişkilerinin nasıl bir temele oturması gerektiği sorusunun cevabı, çözümsüz bir bilmece” olarak kalıyor ancak doğa ve insan ilişkisinin nasıl bir zeminde kurulması gerektiği oldukça berrak tasvir ediliyor: Hardy, bize on dokuzuncu yüzyılın sonundan seslenerek doğaya hükmetmek yerine kendimizi doğayla eğitmeyi, doğayı şekillendirmek yerine kendimizi doğanın şekillendirici ellerine bırakmayı öğütlüyor. “Gönüller bir olmayınca, en sık ormanda bile insanı rüzgârdan koruyacak bir ulu ağaç bulunmaz.”
279.30 ₺ -
Müze Bekçisi
Çocuk yaşta anne ve babasını bir zeplin kazasında kaybeden uyumlu, tertipli, sessiz DeFoe; gösterişli ve güvenilmez amcası tarafından büyütülmüştür. DeFoe, kentin Yahudi mezarlığında çalışan melankolik ve güzel Imogen’le imkânsız bir ilişkiyi sürdürmektedir. Uzaklardan âdeta kıyameti haber veren gök gürültüleri, yani Hitler’in korkunç eylemleri ve Nazi tehdidi gitgide daha duyulur hale gelirken, Hollandalı bir ressama ait “Amsterdam’da Bir Sokakta Yahudi Kadın” tablosu müzeye gelir. Müze Bekçisi, insanlığın kararan dünyasını, gizemli bir tablonun büyüsüne kapılan huzursuz bir kadının sanrıları üzerinden anlatıyor. Yayımlandığı günden itibaren eleştirmenler ve okuyucular tarafından coşkuyla karşılanan bu roman; yabancılaşma, sanatın kimliğe etkisi, kendi kaderini tayin hakkı, duygusal kaos, gerçeklik yanılgısı, ulvileşme arzusu gibi temalarla hafızalara kazınacak türden bir edebî darbe. Roza Hakmen’in eşsiz çevirisiyle Türkçede…
237.30 ₺ -
Piramit
Kadare’nin nesrinde Gabriel Garcia Marquez’in büyülü gerçekçiliği ışıldıyor. The Los Angeles Times 2005 Man Booker International ödüllü, ismi defalarca Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında anılan Arnavut yazar İsmail Kadare, Piramit’te hipnotize edici bir mesel anlatır. Hem bir tarihî roman, hem de her çağda, her coğrafyada farklı yorumlarla okunabilecek karanlık bir hikâyedir anlattığı: Kendine piramit yaptırmak istemeyen bir Firavun! Güç, entrika, komplo, yönetim sanatı, toplum mühendisliği ve terde, kanda, gözyaşında ve üst üste konan devasa taşlarda vücut bulan hayat ve ölüm... “Dışarıda, rüzgârın havalandırdığı kum taneleri sonsuz sarmallar oluşturuyordu. Adamlar da döne döne yükseklere çıkan o sarmallara bakıyordu. Hiç konuşmuyorlardı ama boş boş bakan gözleri ‘Hükümdarımız hangi merdivenle yükselecek gökyüzüne? O gün geldiğinde diğer firavunlar gibi yıldızlar arasına nasıl ulaşacak? Nasıl ışık olacak?’ der gibiydi.”
114.10 ₺ -
Obasan
Güçlü ve tutkulu bir hikâyeye sahip ödüllü roman Obasan, II. Dünya Savaşı sırasında Japon asıllı Kanadalıların yaşadığı dokunaklı olayları bir çocuğun gözünden anlatıyor. Naomi, Pearl Harbor Saldırısı onun hayatını değiştirdiğinde korunaklı dünyasında sevgiyle büyütülen beş yaşında bir çocuktu. Annesinin kaybının ardından kendisinin ve ailesinin nasıl da “düşman uzaylılar” haline geldiğini, yaşadığı topraklarda ırkçı saldırılara uğradığını, hayalet kasabaya sürgüne zorlandığını, hor görüldüğünü ve parçalandığını şaşkınlıkla izledi. Hayatı akıl almaz zorluklarla ve acıyla sarılan Naomi için amcasının eşi Obasan’ın kararlılığı, dayanıklılığı ve çevresindekilerin sessizliği onu koruyan bir zırhtı. Ancak Naomi büyüdüğünde, kaderlerine musallat olan bu ürkütücü sessizlik perdesini aralamaya karar verdi. Kamplarda tutulan binlerce insandan biri olan yazar Joy Kogawa’nın kaleminden Obasan, günümüze dair rahatsız edici benzerlikler barındıran satırlarıyla, II. Dünya Savaşı’nın dramatik sonuçlarını Kanada’daki bir Japon göçmen ailesi üzerinden okuyabileceğiniz yürek burkan bir anlatı.
279.30 ₺ -
Bostanda Kırlangıçlar
Genç adam çocukluğunun geçtiği nar bahçesine döndüğünde dünyanın renkleri, meyvelerin tadı, güllerin kokusu ve vadinin manzarasıyla yeniden tanışır. Şimdi çok uzak bir geçmiş gibi görünen çocukluğunun imgelerini tek tek hatırlar, özellikle de ilk aşkın tatlı hatıraları ile babasıyla vakit geçirdiği bu nar bahçesi. İnsanın içine karanlık salan hapishane yılları, işkence, dayak ve sefaletin yerine, insanca kalabilmek için bu hatıralara, bir de sevdiği kıza tutunur. Ah, Saba. Peter Hobbs’un bu novellası daha ilk cümlesiyle okuru içine çekiyor. Poetik dili ve anlatıcının nahif tonuyla aksi hâlde bir karamsarlık manzumesi olabilecek bir hikâyeyi, umudun rengine büründürüyor. Kısa sürmüş bir aşkın hatırası, ruhunuz ve bedeninizdeki yaraları dindirebilir mi?
118.30 ₺ -
Kediye Dikkat
Kedileri duyabilseydik ne yapardık? İngilizlerin ilk romanı olarak kabul edilen Kediye Dikkat’te William Baldwin, kedilerin konuşabilmesinin, düşünebilmesinin, mantık yürütebilmesinin mümkün olup olmadığına dair kışkırtıcı ve zekice sorular soruyor. Yüzyıllar boyunca yazarlar, kedilerin gizemli doğasına dair ilham verici pek çok şey yazdılar. Fakat bu eser, ilk olarak 1550’lerde, tanınmış erken modern dönem yazarların çoğu henüz ilk eserlerini vermeden önce yazıldı. Hayvanların konuşma yetenekleri olsaydı dünya hakkında neler söyleyebileceklerini hayal etmemizi sağlayan bu dikkat çekici eser; simya, efsaneler, dinî ve ahlaki hicivler ışığında, konuşan kedilerin hikâyesini eğlenceli bir dille anlatıyor. Kedilerin gizli dilini anlamaya çalışan bir rahibin ürkütücü simya deneylerine odaklanan hikâye, çağlar boyunca insanları düşündüren bir soru soruyor: Hayvanlar neden vardır?
111.30 ₺ -
Armağan Zamanlar
En çaresiz ânınızda, her şeyi değiştirebilme ve düzeltme imkânı karşılığında ne kadar büyük bir bedel öderdiniz? Ya bir ömür merak ettiğiniz, hayatınızı adadığınız sırrı çözmek için? Ya da olanı olmamış kılmak, mahkûm olduğunuzu düşündüğünüz mutsuzluktan kurtulmak için? 2003 Dünya Fantezi Roman ödüllü ünlü Sırp yazar Zoran Zivkoviç, Başka Zaman Kütüphaneleri’nden sonra bir başka mozaik romanla karşınızda! Engizisyon tarafından idam edilmek üzere sabahı bekleyen bir astronom, bilim camiasınca hiç ciddiye alınmamış bir bilim insanı ve hayatını mahveden olayı atlatamayan bir saatçi... Gizemli bir ziyaretçi, ortak noktaları zaman karşısındaki çaresizlikleri olan bu üç kişiye belirsiz bedeller karşılığında eşsiz birer zaman dilimi armağan eder. Ziyaretçinin kimliğiniyse yalnızca deli olduğu gerekçesiyle stüdyosuna kapatılan, kimsenin inanmadığı bir ressam bilmektedir...
167.30 ₺ -
Blucin Devrinin Çocukları
Blucin Devrinin Çocukları, Gürcistan’ın en meşhur yazarı David ‘Dato’ Turaşvili’nin on beşten fazla dile ve tiyatro eserine çevrilmiş romanı. Gerçek ve trajik bir olayı konu edinen roman, 1983’te, henüz genç ve yakışıklı bir aktör olan Gega Kobakhidze ve arkadaşlarının Tiflis’ten Leningrad’a giden bir uçağı kaçırma girişimlerini konu ediniyor. Sovyet rejiminden özgürlüğün ve kot pantolonun bol olduğunu düşündükleri Batı’ya kaçmak isteyen bu gençlerin başarısız uçak kaçırma girişimi, okuru huzurlu bir son umuduyla daima tetikte tutuyor. Diyalog merkezli bir anlatım tarzıyla Dato Turaşvili, gençlerin romantizmini de idealizmini de ifade etmeyi başarırken, rejimin memurlarının uyguladığı baskıyı da gözler önüne seriyor. Gerçekle kurgunun iç içe geçtiği Blucin Devrinin Çocukları, Gürcü gençliğinin başkaldırı hikâyesi…
188.30 ₺ -
İdrisilerin Evi
“Kaos bir evde birdenbire ortaya çıkmaz; ahşap oymalar, nevresim kıvrımları, panjurlar ve perde pileleri arasında usulca birikerek, kapıdan esip gelen bir rüzgârla savrulmayı bekleyen tozlar gibi pusuda bekler.” Kısacık ömrüne sığdırdığı geniş külliyatıyla çağdaş İran edebiyatının en önemli isimlerinden sayılan Gazale Alizade’nin eserleri ölümünün üstünden geçen neredeyse otuz yıla rağmen güncelliğini koruyor. Kurmacalarını gözlerini bağlayıp bir kitaptan okur gibi yardımcısına dikte ederek, trans metoduyla yazan Alizade’nin opus magnumu kurgusal “Aşk Şehri”nde geçen İdrisîlerin Evi’dir: Kanlı bir devrime sahne olan kentte bir yandan toplum büyük değişimlerden geçer; diğer yandan karakterlerimiz aşk, dostluk, düşmanlık, hırs, çaresizlik, cesaret ve erdemle yoğrularak yazgılarını arar. Keşmir vadilerinin kokusu bahçedeki sümbülteberlerin rayihasına karışır, azizelerin ve peri kızlarının resmedildiği sırça kubbeyi aile yadigârı piyanonun tınıları doldurur, şimdiye kadar ancak savaş için parlayan buz mavisi ihtiyar gözlerde sevda yeniden yeşerir ve biz okurlar efsanelerin, destanların ve masalların katı gerçekler ve gündelik olgularla tam da kendi hayatlarımızdaki gibi harmanlandığı eşsiz bir yolculuğa çıkarız. İlk kez Türkçeye kazandırılan İdrisîlerin Evi gerçek edebiyatla ve “büyük roman”larla ilgilenen herkesin kitaplığında bulunması gereken bir başyapıt.
377.30 ₺ -
Yumruk yahut Yürek
İzlanda’nın en canlı ve özgün kalemlerinden kabul edilen genç edebiyat yıldızı Kristín Eiríksdóttir’den ustaca örülmüş, katman katman açılan sürükleyici bir ödüllü roman… Yetmişli yaşlarının başındaki Elín Jónsdóttir, İzlanda’nın Reykjavík kentinde izole bir yaşam sürüyor. İskandinav filmleri ya da tiyatrolar için dekor hazırlıyor, maske yapıyor. Yalnız yaşıyor ve hayatıyla he-saplaşmaya hazır. Ellen Álfsdóttir ise hassas, duyarlı, genç bir oyun yazarı. Ünlü bir yazarın gayrimeşru kızı olması en büyük yarası. Peki bu iki kadının ortak noktası ne? İkisinin yolları daha önce korkunç koşullar altında kesişmiş; ancak biri hatırlamıyor, diğeri ise unutmak üzere. İzlanda Edebiyat Ödülü’ne layık görülen ve birçok dile çevrilen Yumruk yahut Yürek, iki kadının hikayesini iç içe geçirerek hayatın büyük travmalarını ve küçük sevinçlerini, yaşadığımız en önemli anları hatır-lamayı ve unutmayı, kaygıyı, köksüzlüğü, kanıksanmış adaletsizliği anlatıyor. “Kestikçe kesiyor kuru otları; sonra ömrünün baharında kendisi de ot gibi biçiliyor.”
216.30 ₺ -
Panenka
Aslında ismi Joseph’ti ama yıllar boyunca onu Panenka diye çağırdılar, bu isim onun hem hayat hikâyesi hem de hüznüydü. Bilirsiniz ki, futbol fena hâlde hayata benzer. Panenka’ya teknik direktörü, “Bu oyunun kilidini açacak olan,” demişti, “korkusunun ve kendisinin ötesine geçen oyuncudur.” Panenka kendisinin ötesine geçmeye çalıştığı ilk anda büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Belki de bu yüzden yıllarca bu sözle sınandı. O büyük yükü omzunda taşırken, hayatına devam etmezken, ailesini ve bütün geleceğini o bir tek ânın gölgesine esir etmişken hep kendinin ötesiyle ve ötekiyle savaşıyordu. Pişmanlıklar, parçalanmışlıklar ve başarısızlıklar arasında yürüyen Panenka, acaba geçmişini temize çekebilecek mi? Yoksa, yaşlandıkça geriye sadece tamir edilemeyen şeyler mi kalır?
209.30 ₺ -
Ortadoğunun En Uzun Günü
O gün insanlar, vicdanlarını öldürmek istediler. Onların bu isteği insanlığın en büyük musibetine ayna tutmuştur. Ortadoğu’nun En Uzun Günü, etkisi asırlarca sürecek bir vakanın başlangıç ânına götürüyor bizi. Golgota tepesine çıkan dikenli yolları, Hz. İsa’yı çarmıha götüren hükmün adımlarını, zulmün ve adaletsizliğin açtığı yara izlerini derinleştiriyor ve sorguluyor; günahı işleyen el kimin? Kararı alan mı, alınmasını sağlayan mı, çarmıhı inşa eden mi, ipi boyna geçiren mi, demiri döven el mi suçlu? Yoksa herkese bölüştürüldüğünde suçun sahibi ortadan kalkmış mı olur? Doğruyu söyleyebilme cesaretine sahip olmayan, vicdanının ışığı yolunu aydınlatmayan bir toplumda herkes o büyük suçun ortağı hâline gelir. Kolektif olarak işlenen suç ise kimsenin vicdanını rahatsız etmez. En büyük günahlar, böyle kolaylıkla işlenir. Muhammed Kâmil Hüseyin, Müslüman bir bakışla, Hz. İsa’nın göğe yükseltilişini ele alıyor ve bize, hep “o meşhur günün çağdaşı” olarak yaşayacağımızı hatırlatıyor. Çünkü o gün, haksız bir hüküm verildi ve kervan, zincirlere asılı iki kesik elle yürümeye devam etti.
167.30 ₺ -
Beş Katlı Apartmanın Altıncı Katı
Azerbaycan edebiyatının usta ismi Anar Ak Liman, Beş Katlı Apartmanın Altıncı Katı ve ilk kez bu edisyonda yer alan Tahmine’nin Son Sırrı ile okurunu selamlıyor. Elinizdeki bu başyapıtta Bakü’den İstanbul’a, Moskova’dan Afrika’ya başka başka mekânlara savrulan insanların coğrafyayla, gelenekle, aileyle ilişkisini berrakça görecek; 1960’lı yıllardaki Azeri toplumunun yaşamına tüm yönleriyle şahit olacaksınız. “Ben” ve “biz”in, insan ve toplumun, modernleşme ve geleneğin arasında kâh film yıldızlarıyla garsonlar hakkında konuşacak kâh İçerişehir’in fakir mahallelerinde dolaşacaksınız. Dönem atmosferini maharetle anlattığı kadar insan ruhuna da cesurca bakabilen Anar, Neşriyat Yayınevi adlı bir kurumda çalışan insanların hem birbirleriyle hem de de yaşamla kurduğu ilişkiyi yaşam kadar yakın ve derin bir açıdan izleme fırsatı sunuyor. Yer yer bir filmin içinde gibi hissettiren bu romanlarda Azeri türküleriyle, Fuzûlî beyitleriyle karşılaşmaksa okuru evdeymiş gibi hissettiriyor. Ulusal ve uluslararası edebiyat çevrelerinde eserleriyle dikkat çeken, sayısız ödüle layık görülen, romanları ve öyküleri otuzdan fazla dile çevrilen, filmlere uyarlanan, oyunları da onlarca sahnede sergilenen Anar, bu kitapta açıkça görüleceği gibi, yalnızca Azerbaycan’ın değil, kendi gerçekliğine özlem duyan her insanın yazarıdır.
419.30 ₺ -
Siluet Çalışmaları
Bir gün bacağımı kırdım, bu hayatımın en büyük macerasıydı… İyi okur, Kafka’nın defter ve günlüklerinde karşısına çıkan yapım aşamasındaki taslakları iyi bilir: bir ya da birkaç satırlık şifreli cümleler, kesintiye uğramış başlangıçlar, karalama girişimleri, nefesi kesilmiş paragraflar; öykü uçları, anlık fikirler, havada asılı kalmış düş kırıntıları… Son dönemin en özgün Fransız yazarları arasında yer alan, adı Vila-Matas, Luiselli, Gonçalo M. Tavares gibi isimlerin dahil olduğu “potansiyel edebiyat”çılarla anılan Pierre Senges, işte bu terk edilmiş fragmanları bir araya getiriyor; her birine birer devam yazıyor, Kafka’nın benzersiz üslubundan, dilinden, eşsiz takıntılarından, gecenin yarısında çiziktirip öylece bırakıverdiği bir cümlesinden el alıyor, boldla yazılmış harflerin ardına yerleştiriyor kendi sözcüklerini, Kafkaesk’i hayali bir işbirliğiyle kendisine mal ediyor. Sonuçta ortaya düşsel anlatılardan, kısa öykü, pastiş, parodi, çeşitleme ve mikro-kurgulardan oluşan deneysel bir eskiz koleksiyonu, nitelikli bir yazınsal dolandırıcılık örneği çıkıyor. Senges, yüz yıl önce yazılmış cümlelere büyüteçle bakarak oradan birtakım spekülasyonlar, mantık yürütmeler, çıkarımlar devşiriyor; çılgın monologlar, tersine çevrilmiş peri masalları icat ediyor ve okurdan bir kere başlamış olanın izini sürmesini, okumaya Kafka yazmışçasına devam etmesini istiyor.
118.30 ₺ -
Bambu Kitabı
Vladislav Bajac, birçok dile çevrilen ve büyük beğeni toplayan romanı Bambu Kitabı’nda, inşa ettiği masalsı atmosfer sayesinde okuruyla gerçek dünya arasına fantastik hikâyelerle örülü şeffaf bir perde geriyor. Ardından derin bir yeryüzü tecrübesi ve göz kamaştırıcı hikmet parıltıları ile dolu kahramanların kol gezdiği bir dünyada sersemletici, hayranlık uyandıran bir düşün içinde dolaştırıyor onları. İlhamını Prenses Kaguya Masalı ya da Bambu Kesicisinin Hikâyesi olarak bilinen kadim bir Japon halk masalından alan Bambu Kitabı’nda Bajac, modern dünyanın bilgisini, geleneksel Japon öğretileriyle; doğumdan ölüme pek çok ritüelde yer alan ve yaşamın her aşamasında insana eşlik etmesi bakımından bilgelik kaynağı olarak görülen bambu bitkisinin sıradışılığıyla birleştiriyor. Kralların, şogunların, keskin kılıçlı samurayların, manastır rahiplerinin sessizlik içindeki bilgece yaşayışları; hayal kırıklıkları, vicdan azapları ve ikilemlerle birleşiyor. Kahramanların, kimi zaman kaybedip kimi zaman buldukları hatta bazen düşmanlarına dönüştükleri esrarengiz çemberler, kâh bir kimlik arayışına kâh mistik bir bütünleşme hissine sebep oluyor. Eserleri pek çok dile çevrilen, şiir, öykü ve romanlar yazan Bajac, ülkemizde çok sevilen Hamam Balkaniya romanından sonra ikinci kez Türkçede.
139.30 ₺ -
Arapçayı Sevdiren Kitap 1 Alfa
Bu eser, Arapça öğrenmek isteyenlere kendi kendine ve sağlam bir temele dayalı biçimde Arapça öğrenme imkânı sunmayı amaçlamaktadır. Kitapta, Arapça öğreniminde “olmazsa olmaz” olarak kabul edilen en temel dilbilgisi konuları sade ve sistemli bir şekilde ele alınmıştır. Arapça öğrenme sürecine adım atan herkesin bu temel bilgileri kavraması, dil becerilerini ileri düzeylere taşıyabilmesi için zorunludur. Eserdeki konu sıralaması, uzun yıllara dayanan Arapça öğretim tecrübeleri ve uygulamalardan süzülerek oluşturulmuştur. Arapça öğrenmek isteyenlere tavsiyemiz, bu konuları sırasıyla takip etmeleri ve her birini tam olarak kavramadan bir sonrakine geçmemeleridir. Çünkü güçlü bir dil bilgisi, ancak sağlam bir temel üzerine inşa edilebilir. Bu kitabın, Arapçaya duyduğunuz ilgiyi sevgiye, sevginizi de kalıcı bir öğrenme tutkusuna dönüştürmesi dileğiyle…
637.50 ₺ -
Gramer Konularına Göre Arapça Soru Bankası
Gramer Konularına Göre Arapça Soru Bankası adlı bu eser, bilgilerin netliği, yerinde kullanılması ve doğru anlaşılması için öğrencileri sınavlara hazırlayacak ek kaynak ihtiyacını gidermek amacıyla yazıldı. Dilbilgisi kitaplarındaki okuma parçaları ve alıştırmalar da göz önüne alınarak ortalama 30-50 arası soru hazırlandı. Soruların cevapları beş seçenekli olarak test tekniğine uygun biçimde ilgili konuya odaklanarak yapıldı. Hangi kural ile ilgili olarak soru hazırlandı ise hedef bilgi olarak o kural seçildi. Böylece aynı kural değişik açılardan ve defalarca tekrarlanarak ''uygulama ve benzerlerinden ayırt etme becerisi'' kazanılmasına özen gösterildi. Soruların hazırlanmasında sarmal bir yaklaşım izlenerek konular birbiri üzerine yığılan tuğlalar şeklinde değil, iç içe örülen, başı ortası ve sonu arasında sürekli ilişki kurulan bir düzen içinde sunuldu. Kitaptan; İlahiyat Fakültesi, Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü, Açık Öğretim İlahiyat Fakültesi, Arapça Muafiyet sınavları ile Arapça Kurslarındaki öğrencileri istifade edebilir. Ayrıca Arapça YKS-YDT sınavlarına hazırlanan öğrencilere de faydalı bir kaynaktır. Kitabın son bölümünde soruların cevap anahtarları yer alıyor.
350.00 ₺ -
Agatha Christienin Kutusu
Arnavut yazar Mira Meksi, Türkçeye çevrilen ilk romanı Agatha Christie’nin Kutusu’nda baş döndürücü bir gizem sarmalı oluşturuyor. Aşk, ihanet ve cinayetin sırt sırta yürüdüğü kanlı serüven, okuyucuyu, Miss Marple, Hercule Poirot ve Sherlock Holmes gibi yüksek gözlem gücüne sahip birer dedektife dönüştürüyor ve kendisini, sinsice içine çekildiği polisiye girdabından çıkaracak bir anahtar aramaya çıkarıyor. Arnavut diplomat Mithat Bey ile genç sanatçı Nineta’nın, rüyaya benzeyen fakat yok edici bir güç de taşıyan aşklarının perçinlediği romanda, arka planda Arnavutluk’un bir asırdır süregelen sorunları ve Balkan devletlerinin siyasi arenadaki çekişmeleri ele alınıyor. Arnavut halkının sesini duyurmak amacıyla tozlu arşivlerin derinliklerinde kalmış gizli antlaşma belgelerinin izini süren başarılı diplomat, “aşkı cömertçe armağan eden büyüleyici şehir” İstanbul’da, rüyalarının şehrini yaşamakla şehrin rüyasını yaşamak arasında gidip geliyor.
132.30 ₺ -
Sınır Bölgeleri
Gerald Murnane’in son kurgu eseri olarak görülen Sınır Bölgeleri, anlatıcı-kahramanın, uzun yıllar yaşamını sürdüğü başkentten ayrılarak son yıllarını geçirmeyi planladığı sınır bölgesinde bir kasabaya taşınmasıyla başlıyor. Yazılarında otobiyografik ögelere sıklıkla yer verdiği için Murnane’in kendisi olduğunu iddia edebileceğimiz kahraman, yalnız kalarak ve yaşamının getirdiği tüm tecrübelere, görüntülere, renklere ve değişime uzaktan bakarak bir dizi anekdotu zihinsel imgeleriyle bir araya getiriyor. Murnane, kendisine 2018 yılında Avustralya’da Prime Minister’s Edebiyat Ödülü’nü kazandıran eseri Sınır Bölgeleri’nde hafızanın köşe ve kıvrımlarının hayal gücünün parlak renkleriyle iç içe geçtiği bir kurgunun peşine düşüyor. Hafıza, manzara ve imgeden yola çıkan yazar, hatırlamanın işleyiş biçimi üzerine eğilerek belleğini harekete geçiriyor. Sanki kendisine sık sık neyi, neden ve nasıl hatırladığını soruyor. Çocukluğuna, gençliğine, yetişkin hayatına dair umulmadık ayrıntıları bulup hafıza denen hazine sandığından çıkarıyor Bir elinde mutlaka ışığı, diğerinde karanlığı tutarak ikisinin kımıldanışlarının ortaya çıkardığı renkleri seyrediyor. Zihnin, mekâna, zamana, insana dair izlerden bazılarını seçerek sildiği, gerçeği bulanıklaştırarak değiştirdiği, an’ın ayrıntılarını yoğunlaştırdığı imge yumaklarını çözüyor ve birbirine bağlıyor. Murnane, tecrübelerimizi görkemli bir haritaya dönüştüren imgelerle, kavramların zihnimizde belirme yollarını araştırıyor.
174.30 ₺ -
Yabana Dönüş
Tutkulu Eustacia Vye, Egdon Fundalığının küçük topluluğundan kaçma hayaliyle günlerini geçirmektedir. Clym Yeobright’ın Paris’ten döneceğini duyunca, onunla evlenmeyi kafasına koyar ve bu sayede kırsal yaşamı terk edip başka bir yerde tatmin bulabileceğine inanır. Ancak hayal kırıklığına uğrayacaktır, çünkü Clym’in kendi hayalleri vardır ve bu hayaller Eustacia'nınkilerle çok az ortak noktaya sahiptir. Mutsuz evlilikleri, başta Eustacia’nın eski sevgilisi Damon Wildeve, Clym’in annesi ve kuzeni Thomasin olmak üzere yakınlarının hayatında yıkıma neden olur. Yabana Dönüş, romantik yanılsamanın trajediye yol açan potansiyelini ve kahramanlarının kendi kaderlerini tayin etme fırsatlarını nasıl teptiklerini gösterir.
300.30 ₺ -
Walden-İki
Walden-İki, ismini, filozof H. D. Thoreau'nun inzivaya çekilerek Massachusetts yakınlarındaki Walden Gölü kıyısında kendine kulübe inşa edip doğayla iç içe, sade, özgür bir yaşam deneyimini paylaştığı meşhur Walden kitabından alır. B. F. Skinner ise Walden-İki adını verdiği deneysel topluluk üzerine modern bir ütopya kurgular. Skinner’ın topluluğu mutlu, üretken, yaratıcı, hoş bir kırsal atmosferin tadını çıkaran, günde sadece birkaç saat çalışan, yaklaşık bin kişilik bir topluluktur. Çocuklar uzmanlar tarafından bakılır ve eğitilir. Yemekler güzel, sağlık hizmetleri kusursuzdur. Bol miktarda boş zaman vardır. Sanat, müzik, edebiyat gelişir ve bilimsel araştırmalar teşvik edilir. İlk kez 1948'de yayımlanan ve pek çok dile çevrilen bu polemik eser; aile krizi, özgürlük sorunu, demokrasinin yaşayabilirliği ve daha pek çok hayati meseleyi irdeliyor. Psikoloji profesörü B. F. Skinner okuru, sorunların bilimsel bir insan davranışı teknolojisiyle çözüldüğü bir toplumda gezintiye çıkarıyor. Bir varış noktasını değil, fakat başlangıç noktasını hedefleyen bir yolculuk…
300.30 ₺ -
Gizli Defterler
Savaşın ve yıkımın ortasında savrulup duran yüzlere bakın. Kim, kimin acısını gerçekten görebilir ve bir insanın neden gözyaşı döktüğünü hakkıyla kim bilebilir? Gizli Defterler, Sebastian Barry’e Costa Yılın Kitabı ve James Tait Black Anma ödüllerini kazandırmasının ve pek çok farklı dile çevrilmesinin yanı sıra, orijinal adıyla, Jim Sheridan yönetmenliğinde beyaz perdeye de uyarlanmış, çarpıcı bir roman. Çok ödüllü yazarın bu eseri, yüzüncü yaşını Roscommon Akıl Hastanesinde kucaklamaya yaklaşan Roseanne’in, uzun ve dayanılmaz acılarla dolu yaşamından arta kalanların “epik bir trajedisini” sunuyor. Roseanne’in döşemenin altına gizlediği defterler, Doktor Grene’in, hastasına ilişkin notlarıyla bir araya geliyor ve pırıltılıları kaybolmuş anılardan yapılma bu yapboz parçaları, bütün bir yaşam serüveninin can alıcı noktalarını ortaya çıkarıyor. Yirminci yüzyıl ortalarının İrlanda’sında yaşanan çatışmalar, savaşın yarattığı dehşet duygusu, toplumu kuşatan çaresizlik ve ikiyüzlülükle bir yandan kaotik İrlanda portresi resmedilirken bir yandan da vaktiyle, hayranlık uyandıran güzelliğini herkesin kıskançlıkla seyrettiği bir kadının hayatını tepetaklak eden atmosfer okuyucuya ustalıkla aktarılıyor. Sebastian Barry’nin bilincin gelgit oyunlarıyla anlattığı hüzünlü hikâye, nerede çözüleceğini bilmediğimiz bir düğümle bizi baş başa bırakıyor.
139.30 ₺ -
Siyah Kalem
“Kara Kalem” yahut Siyah Kalem kimdi? 15. yüzyılın sonlarında, Orta Asya bozkırlarının göçebelerinden etkilenen bu esrarengiz ressam, zamanının estetik kurallarına aykırı çizimler bıraktı geriye. Gerçekçi üslubu İslam sanatı tarihçilerinin her zaman ilgisini çekti. Topkapı Müzesi'nde korunan eserlerinden oluşan bir albüm onun sırrını hâlâ saklar. Bu albümde, bir yaz vakti günlük işlerini yapan kadın ve erkeklerin yanı sıra şeytanlar ve kötü yaratıklarla dolu gizli törenlerin tasvirleri de yer alır. Peki Tebriz sarayından gelen bu sanatçı neden unutulmaya mahkûm bu halklara dair bu kadar çok kanıt bıraktı? Bir serginin salonlarında dolaşırken aniden başka bir zamandan, başka bir kıtadan gelen bir sesin içine çekilen bu romanın kahramanı Suzanne dışında hiç kimse bu büyülü çizimlerin gizemini çözebilecek durumda değildir. Gezgin bir ruh, Kara Kalem'in kızı Aygül'ün ruhu, ona yetenekli bir ressam olan ve zamanının değişimlerine yenik düşen babasının eşsiz hikayesini anlatır. Yüzyıllar boyunca, babaları için aynı imkânsız yası paylaşan bu iki kadının kaderleri arasında sonunda güçlü bir bağ kurulur.
146.30 ₺ -
Çamur Gezegeni
Ya bacaklarınıza söz geçiremeseydiniz ve içinizde hiç durmadan yürümek, yürümek, yalnızca yürümek isteyen karşı konulmaz bir güç taşısaydınız?.. PEN ödüllü yazar Samar Yazbek’in çeşitli dillere çevrilen romanı Çamur Gezegeni, Suriye halkına büyük ıstıraplar yaşatan iç savaşın etkilerini, bütün istediği özgürce yürüyebilmek olan Rima’nın mücadelesinde gözler önüne seriyor. Tüm yaşamını kolundan uzanan iple annesine, abisine, arkadaşına, odaya, yatağına bağlı halde geçiren Rima, savaş sürerken ve etrafında bombalar patlarken, hayallerinde inşa ettiği rengârenk dünyalara, gizli gezegenlere sığınmaktadır. Küçük Prens, Alice Harikalar Diyarında ve ezbere okuduğu Kuran rehberliğinde kendi âleminde hayali yolculuklara çıkar. Neredeyse hiç konuşmadığı için deli olduğu düşünülen bu genç kız, çevresinde olup bitenlerin farkındadır. Üstelik en başından beri ve tüm gerçekliğiyle! Çamur Gezegeni’nde, kurşunla, zehirle, açlıkla neden tek başına mücadele etmek zorunda kaldığını anlamaya çalışan kahramanın bilinç akışı ile dünyaya yönelttiği zor sorular suratımıza çarpıyor.
224.00 ₺