-
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Orta Boy Ciltli
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
477.00 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Rahle Boy Deri
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
916.90 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Rahle Boy Ciltli
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiş. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
717.60 ₺ -
İmam Azam Ebu Hanife
Yıldız, ışığını Güneş’ten alır. Geceleri görünür, gündüz kaybolur. Gökyüzünün süsüdür, karanlığa ışık olur. Işığını insanlığın güneşinden alan yeryüzü yıldızları da vardır. Bu yeryüzü yıldızları, etraflarına gece gündüz hep aydınlık saçarlar. Ama onları hakikatiyle görecek göz gerek... Yeryüzü yıldızları, maneviyat dünyamızın güzelliği ve süsüdürler. İnsanlık onlarla değerlenir, kıymet kazanır. Onlar, yaşanmaya değer hayatı yaşamış örneklerdir. Onlar, gecelerimizi gündüz ederler, kalbimizi nurlandırırlar. İşte onlardan biri, hem de en parlaklarından biri, İmam Azam Ebu Hanife’dir. İbretlerle dolu hayatı, en heyecanlı romanlara taş çıkartır. Zira o; imanın, irfanın, ilmin, ahlakın, cesaretin en güzel örneklerindendir.
140.00 ₺ -
Affet Beni Allahım
Öksüz ve yetim büyüdüğüm bu hayat yolunda, bütün manevi değerlerimi yitirmiştim. Darmadağın olmuş zihnimle Allah’ı unutmuş, ateizmle yatıyor, deizmle kalkıyordum. Öyle ki hiç durmadan varlığımı sorgulamaktaydım: “Ben kimim?” “Nereden geldim? Nereye gidiyorum?” “Bu hayatın anlamı ne?” “Gerçekten bu âlemin bir yaratıcısı var mı?” Artık şüpheler ve çelişkiler rüzgârının önünde kurumuş bir yaprak gibi savruluyordum. Tam pes ettiğim anda karşıma çıkmıştı, o esrarengiz adam... Sanki efsunlu bir kalem, gözyaşıyla yoğrulmuş hayat hikâyemi yeniden yazmaya başlamıştı. *** Bu kitap, deizm ve ateizm yolunda inancını yitiren bir gencin, yürek burkan yaşanmış hikâyesidir.
175.00 ₺ -
Mahkum
Mahkûmların doldurduğu konferans salonunda tam bir duygu patlaması yaşanıyordu. Gözler nemli, gönüller mahzun ve yürekler alev alevdi. Herkesin kendini sorguladığı o anda; iri yapılı, asi duruşlu ve saldırgan bir delikanlı fırlayıp bağırmaya başladı: “Bana bak,” dedi, “benim Allah’a da, peygambere de ihtiyacım yok. Git sen o nasihatlerini gerici ve yobazlara anlat. Eğer senin anlattığın o sevecen Allah olsaydı, biz burada olmazdık! Bana müebbet hapis verilip bu zindana atılırken neredeydi o Allah’ınız? Şimdi de karşıma geçmiş, Allah’ın ne kadar merhametli olduğundan bahsediyorsun, öyle mi!” Gardiyanlar, delikanlının ağzını kapatmaya çalışırken; Öyle bir öfke kusuyordu ki her kelimesi birer ateş topu gibi yüreğimize düşüyordu. Salon bir anda buz kesmiş, herkes şaşkınlık içinde birbirine bakıyordu. Kimdi bu delikanlı?
140.00 ₺ -
Vayt Çaklıt Moda
Güzellik endüstrisinin rimel ucuyla, motivasyon koçlarının boomer enerjisiyle, dijital ekranların piksel cenderesiyle ruhumuza makyaj yapıldığı bir çağda yaşıyoruz. Bu kitap; "Hangi filtre beni ben yapar?", "Sürdürülebilir mutsuzluk için hangi serumu önerirsiniz?" gibi hayati sorulara cevap vermese de en azından onları doğru sorular hâline getiriyor. Bu kitap, kafanı ütülemiyor. Ama ütülü gömleklere olan takıntının aslında neden seni yorduğunu anlatıyor.
140.00 ₺ -
Arayış Soruları
Günümüzde gençlerin zihinlerini karıştıran onlarca soru dolaşıyor: * Ben kimim, niçin yaşıyorum? * Bu âlem kendiliğinden mi oluştu, yoksa bir yaratıcısı var mı? * “Allah Var!” diyorlar. Peki, Allah varsa nerede, nasıl yaşıyor? * Kaderimizi Allah önceden yazarmış. Öyleyse bizim suçumuz ne? * Bilim çağında doğrular akılla bulunur. Peygamberlere ve kitaplara ne lüzum var? * Ahiret, cennet, cehennem varmış. Kim gitmiş, görmüş? * Mezarda çürümüş, dağılmış kemikler yeniden nasıl dirilecek? * Melek, cin, şeytan, ruh… Ben görmediğim şeylere inanmam. * Madem Allah hiçbir şeye muhtaç değilse, o zaman ibadetlerimize ne ihtiyacı var? * Allah neden zalimlere izin veriyor da mazlumları korumuyor? * Allah kullarını seviyorsa felaket ve hastalıkları niçin gönderiyor? * Madem Allah çok merhametliyse kullarını neden cehennemde yakmakla korkutuyor? * Allah insanlara cinsellik duygusu vermiş. O zaman zinayı niçin yasaklıyor? Ve daha onlarca sorunun cevabını merak edenler; Z kuşağından Elif kuşağına uzanan bu yolculukta hiç duymadığınız hakikatlerle yüzleşmeye hazır mısınız?
154.00 ₺ -
Kafayı Yemeden Yaşama Sanatı
21. yüzyılın hızlı temposunda, mükemmellik baskısıyla yoğrulmuş hayatlarımızda, ebeveynlikten kariyere kadar her alanda kusursuz olmaya zorlanıyoruz. Peki, bu kusursuzluk illüzyonundan nasıl kurtulabiliriz? “Kafayı Yemeden Yaşama Sanatı” modern çağın dayatmalarıyla başa çıkmaya çalışan herkese hitap ediyor. Herkesin “en iyi” olma çabasına hapsolduğu dünyada, yazar, insan olmanın doğal kusurlarını kucaklamayı ve mükemmel olma baskısından sıyrılmayı öneriyor. Bu kitap; başarı, güzellik, ebeveynlik ve toplum baskısının üzerimizde oluşturduğu yükleri sorgularken, bizi daha insani ve dengeli bir yaşam arayışına yönlendiriyor. Kendi sınırlarını kabul eden ve “her şeye yetişememek” gerçeğini benimseyenlerin hikâyesiyle karşılaşacağınız bu kitap, mükemmelliğin bir illüzyon olduğunu hatırlatarak, hayatın gerçek anlamını bulmanızda rehberlik edecek.
140.00 ₺ -
Heybe
Benim sözlüğüm bu. Kelime defterim. Ama öyle her kelime değil benim olan, benimle olan kelimeler bunlar. Kimin ne anladığına, sözlüklerin onun hakkında neler yazdığına hiç aldırmadığım güzel olduğu için ya da öyle söylendiği için bilinen değil ben sevdiğim için güzel olan ve hatta benden başkasının bilmesinden dahi korktuğum kelimelerim. Ne suçu var mesela diyorum “ayrılık” kelimesinin de boynuna bunca yükü yüklemişler? Neden ona bu kötülüğü etmişler ki? Sonra ilk defa “aşk” diyen insanın bu üç harfi nereden bulduğunu neden böyle olduğunu ve hatta hangi sevgiliye tutulduğunu öyle merak ediyorum ki. İşte şimdi sana kelimelerimi veriyorum kâri. En kıymetlilerimi. En derinde sakladıklarımı ve ardına en çok saklandıklarımı sana veriyorum.
140.00 ₺ -
Kuyu
Ben Kenan'da bir kuyu. Bin yıldır buradayım. Olduğum yerde... Bin yıldır karanlığım ben. Derin ve yalnız... Her yanım börtü böcekle sarılı. Ama içimde temiz bir su saklıyorum. Acı da olsa içenlerin susuzluğunu kandıracak temiz bir su. Hiç kimse tanımaz beni ve bilmez hislerimi. Her gelen ipini sarkıtır da bir kova su alır benden. Her gelen benden bir parça alır da gider. Dönüp de bakmaz ardına sonra. Olsun, umursamıyorum... Birini bekliyorum ben. Karanlığımı aydınlatacak olanı. Güneşimi, ziyamı, nurumu… Birini bekliyorum ben. Biri dediğime bakmayın, var olma sebebimi bekliyorum hakikatte. İbrahim torunu, Yakub oğlunu… Yusuf'u. *** Karanlık bir kuyuyum ben. Mısır Sarayı'na doğacak güneşi gözleyen.
140.00 ₺ -
Makalatul Kevseri 2 Cilt Takım
Allâme Muhammed Zâhid el-Kevserî, çağdaş dönemde İslâmî ilimlerin hemen bütün sahalarında mümtaz bir birikim ortaya koymuş, eserleriyle ümmetin ilmî ve fikrî dünyasına yön vermiş müstesna bir âlimdir. O, yalnızca kendi zamanında karşılaşılan ilmî ve fikrî meydan okumaları cevaplamakla kalmamış, aynı zamanda bizden sonraki nesillerin de yüzyıllar boyunca istifade edebileceği bir ilim mirası bırakmıştır. Bugün onun kaleminden çıkan makâleleri okuyan herkes, ilmî titizliğin, kaynaklara vukûfiyetin ve hakikate bağlılığın ne demek olduğunu adeta canlı bir şekilde müşâhede etmektedir.Kevserî merhûmun en önemli çalışmalarından biri olan Makâlâtu’l-Kevserî, İslâmî ilimlerin hemen her sahasına temas eden, konulara derinlikli yaklaşan ve hem talebe hem de muallim için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı niteliği taşıyan bir eserdir. İnanç esaslarından kelâma, tefsîrden hadîse, fıkıhtan güncel tartışmalara, tarih ve biyografiden ümmetin fikrî meselelerine kadar geniş bir alanı kuşatan bu makâleler, okuyucuya yalnızca ilmî bilgi sunmamakta; aynı zamanda zihnini diri tutmakta, fikrî berraklık kazandırmakta ve hakikati arama şevkini kamçılamaktadır.
1000.00 ₺ -
Hz Peygambere veya Sahabilerden Birine Sövmenin Hükmü
Elinizdeki tahkîki yapılmış olan bu eser, büyük âlim İbn Âbidîn’in telif etmiş olduğu Tenbîhu’l-Vulât ve’l-Hukkâm ‘alâ Ahkâmi Şâtimi Hayri’l-Enâm isimli kitabıdır. Bu risâle, müstakil bir şekilde basılmış olmayıp İbn Âbidîn’in birkaç risâlesi ile birlikte basılmıştır. Hacim olarak küçük, ancak büyük faydaları haizdir. İbn Âbidîn, bu risâlesinde Hanefî âlimlerin Hz. Peygamber’e ve sahâbîlere dil uzatanlar hakkındaki görüşlerini aktarmış, çok güzel ve faydalı bir eser ortaya koymuştur. İki bölümden oluşan eserin birinci bölümünde Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e sövmenin hükmü, ikinci bölümde ise Sahâbîlere sövenin hükmü büyük Hanefî ulemâsının görüşleri ışığında ele alınmıştır.
200.00 ₺ -
Et Tasrih
Îsâ (aleyhisselâm)’ın nuzûlü konusu, asırlardır inkârına kadar varan tartışmalara sebep olmuştur. Nice âlimlerimiz bu konuda yazılar yazmış, hatta ilk dönem ulemâsı Îsâ (aleyhisselâm)’ın nuzûlüne inanmanın vâcib olduğuna kâil olmuş ve İmam Tahâvî’nin Akâid Risâlesi başta olmak üzere nice akâid kitaplarında da bu hakîkat yer almıştır. Yirminci asrın yetiştirdiği çok değerli ve kıymetli âlimlerden biri olan Allâme Muhammed Enver Şâh el-Keşmîrî ise, tüm kitaplardan derlediği Îsâ (aleyhisselâm)’ın nuzûlü hakkındaki hadisleri bir araya getirerek, kendinden önce görülmemiş bir eser ortaya koydu. Kendisinin tespit ettiği hadislerin sayısı yetmiş beş tanedir. Ardından son asrın en önemli muhaddislerinden biri olan Halebli meşhur Abdulfettâh Ebû Ğudde ise çok dakik ve ince araştırmalar neticesinde bu kitaba tahkîk, tahrîc, tashîh ve ta’lîk yaparak öyle bir değer kattı ki, eserin bir benzerini bulmak gerçekten zordur. Ebû Ğudde ayrıyeten on bir hadis ve otuz beş âsâr (Sahâbe ve Tâbiîn sözleri) tespit ederek sayıyı 121’e (yüz yirmi bir) tamâmladı. Bu sayede Nuzûl-i Îsâ’nın tahakkuk edeceğine dair gelen haberlerin mutevâtir olduğu isbat edilmiş oldu. Binâenaleyh bu kesin delilden sonra Nuzûl-i Îsâ’yı inkâr edenin ne derece alçalacağını siz düşünün.
225.00 ₺ -
Son Halifenin Dramı
Elinizdeki eser, Manavoğlu Nevres Bey tarafından 1924 senesinde yazılmış olup, son Osmanlı halifesi Abdülmecid Efendi ve ailesinin bir gece ansızın ülkeden çıkarılmalarını anlatıyor. Türkiye'ye sokulması yasaklanan elinizdeki eser, Osmanlıca aslı, latinize hali ve sadeleştirilmiş nüsha şeklinde yayınlandı.
90.00 ₺ -
Yeni İlmi Kelam
"Bu kitap veciz ve muhtasar olmakla birlikte modern batı düşüncesinin yaydığı sapıklıkların temellerine değinmektedir. Bu sapıklıklar özellikle batı kültürünün kucağında yetişen ve yeni felsefenin sütüyle beslenen kimselerin kalbinde dinî inançlara dair güven binasını sarsmıştır. Dolayısıyla bu gibi kimseler dinî inançların ilim ve akla ters düştüğünü uzman bilim adamlarının şu yüksek medeniyet asrında yaptıkları yeni keşiflere karşı duramayacağını zannetmeye başlamışlardır. Ben bu kitabı mütalaa ettikten sonra merhûm Şeyh Muhammed Eşref Ali et-Tehânevî'nin bu kitapta şerhettiği aslî noktaların modern batı düşüncesinin yaydığı sapıklıkları çürütmeye yeterli olduğunu gördüm. Hakkı ve gerçeği bulmak için bu kitabı aceleye getirmeden iyice inceleyen kimsenin modern batı düşüncesinde Kitâb ve Sünnet'le çatışan kusurları inşâAllah tespit edebileceğini anladım. Ayrıca İslâm akâidinde akl-ı selîme veya sabit müşahedelere ters düşecek bir şey olmadığını görebileceği sonucuna vardım."(Muhammed Takî el-Osmânî)
175.00 ₺ -
Tekfir Ahkamı ve Zarüriyyatı Diniyye Meseleleri
Elinizdeki eser, kendi vâkıasında (Müellifin yaşadığı zamanda karşılaştığı Kâdiyânî fitnesi bağlamında) zarûriyyât-ı dîniyyeyi inkâr veya muhalefet edenlerin muayyen olarak tekfir edileceği, te’vîl ve cehaletlerinin mazeret olarak kabul edilmeyeceği, ideolojilerini dava edinerek Müslümanları saptırıp küfre sürükledikleri için ümmetin maslahatına binâen bu mülhidleri ismen zikredip dünya kamuoyuna ilan ve ifşâ etmenin şer’î bir vecîbe olduğunu en ince ayrıntısına varıncaya kadar işliyor. Bu kitabın Müslümanlara katacağı en önemli şeyin, kendi vâkıalarındaki güncel şirk ve küfür ideolojilerini tanıma gayreti ve ona göre İslâmî bir duruş sergileme şuur ve azmi oluşturacağı kanaatindeyiz.
200.00 ₺ -
Gözyaşı Denizi
İmam Ebul Ferec İbnu'l Cevzî bu kitabında namazın terki, faiz alıp vermek, içki bağımlılığı, insanlara zulmetmek gibi günahlara değiniyor; bu günahlardan sakınmaya ve mümkün olduğunca uzak durmaya davet ediyor. Böylece insan, bu günahların zıddıyla yani salih amellerle süslenerek Allah'ın istediği şekilde günahlardan arınmış ve şeytanın saptırmasına karşı uyanık davranarak hak yolda yürümeyi başarmış olur. Ayrıca İbnu'l Cevzî, kitabın sayfaları arasına günahkârların tövbelerini, pişmanlıklarını anlatan hikâyeleri serpiştirmiş ve işledikleri mâsiyetler sebebiyle gözlerinden akan yaşların oluşturduğu gözyaşı denizini bize tasvir etmiş. Ama ne gözyaşı! Yerin ve göğün Rabbiyle karşılaşacakları günün korkusu sebebiyle olan ağlamalarını ve inildemelerini kitaba dökmüş.
150.00 ₺ -
Yahudi Casusu Suzy Liberman
Suzy Liberman’ı okurken bugünü göreceksiniz. Dün cephe arkasında idealleri uğrunu ırz ve namusuna hiçe sayıp düşmanlarını (Müslüman Türk Evlatlarını) yoldan çıkartıp hedefine ulaşmaya çalışan suzy’ler, bugün ise çağdaş yaşamda genç beyinleri uyuştu- rup, heva ve heveslerine yönlendiren suzyleri göreceksiniz. Üreticilik çağına girmiş nice genç beyinler internet, tv, magazin, radyo, gazete ve sinemalar aracılığı ile suzylerin tuzağına düşürülüp, tüketici olmaktan öteye geçmalerine müsaade edilmemektedir. Genç beyinler, bin bir türlü cilveleri ile birden çok cepheden taarruza uğramaktalar. Bu taarruzun boyutu satırlar arasında sırıtacaktır. Dün suzy Yahudilerin arasından çıkmıştı. Bugün bizden ve bizim içimizden çıkıyormuş gibi gözükmekte. Dün suzy bin yıllık İsrael için kendini feda etmekteydi. Bu gün çağdaş Suzy’lerse para-şan-şöhret için yaptığı izlenimi vermekte. Bu gafiller dünya çapındaki kapital çarka kendileriyle beraber binlerce taze ve üretken genç beyinleri çekip sel gibi cehenneme akmaktalar. Gençlerse ülkelerine ve milletine yaptıkları gizli ihanetin farkına varamadan Allah’ın kendilerine verdiği nimetleri heva ve hevesleri uğruna harvurup harman savurmaktalar. Sanki gençlikleri hiç bitmiyecekmiş gibi oyun çemberinde küçülüp gitmekteler.
135.00 ₺ -
Bütün Açıklığıyla İnönü Savaşları ve Hakiki Kahramanları
İlk baskısı Cevat Rıfat Atilhan’ın vefatından bir yıl sonra oğlu Atilla Atilhan tarafından 1968’de yapılan Bütün Açıklığıyla İnönü Savaşları ve Hakiki Kahramanları adlı kitapçık yeniden buluşurken giderek hararetlenen İnönü tartışmalarına cepheden bir katkı sunuyor. Resmi tarihin tabularından birini daha sarsıyor... Menderes’in İnönü’yü tarihte hak ettiği yere oturtma çağrısına tarih alanında cevap veren Cevat Rıfat Atilhan’ın İnönü Savaşları’nda İsmet İnönü’nün hemen hiçbir rolü olmadığı gibi iyi ki olmadığını, aksi halde ona rağmen kazanılan bu savaşların da kaybedileceğini “bütün açıklığıyla” ortaya koyan kitapçığı şimdi elinizde.
75.00 ₺ -
İri Yazılı Yasin Arapça Cami Boy F062
1. Kalite Şamua Kağıt Lüks Karton Kapak 2 Renk Ofset Baskı İri Yazılı En Kolay Okunan Bilgisayar Hattı ile Hazırlandı.
90.00 ₺ -
İri Yazılı Yasin Arapça Rahle Boy F012
1. Kalite Şamua Kağıt Lüks Karton Kapak 2 Renk Ofset Baskı İri Yazılı En Kolay Okunan Bilgisayar Hattı ile Hazırlandı.
66.00 ₺ -
Ramazan Hediyem Ramazan Kutusu
Var mısınız bu Ramazan’ı çocuklarla neşe içinde yaşamaya… Ramazan Hediyem, minik kalplere bu mübarek ayın heyecanını ve sevincini doyasıya yaşatmak için tasarlandı! Etkinlik kitabı, Ramazan günlüğü, renkli süsler, eğlenceli oyunlar, etkinlik takvimi, tekne orucu takvimi ve daha birçok ürünle dopdolu. Bu özel kutu, çocukları hem eğlendiriyor hem de Ramazan’ın manevi atmosferiyle buluşturuyor. Her gün yeni bir keşif, her an yepyeni bir heyecan! Kutuda Neler Var: Etkinlik kitabı Ramazan Günlüğü Namaz Çantası Seccade Rozet Kapı Askısı Etkinlik Takvimi İyilik Kumbarası Duygunu Tanı Oyunu Led Işık Hoş Geldin Ramazan Yazısı Tavan Süsü Tekne Orucu Takvimi
875.00 ₺ -
Kutlu Hayatın İzinde 2 Cilt
Ant olsun ki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır (Ahzab 33/21). İslam’da Hz. Peygamber’in (sav) önemi sadece ilahî mesajı insanlığa ulaştırmasında değil, bu mesajda sunulan ideal insan (insan-ı kâmil) modelinin nasıl gerçekleştirileceğini yaşayışıyla bizzat göstermesindedir. Prof. Dr. Ahmet Özel’in bu çalışması, Peygamber Efendimizin hayatını bütüncül bir bakışla ele alıp onu hem insan hem peygamber olarak inceliyor. Hz. Peygamber’in hayatını anlatırken sadece olayları aktaran, hikâyeci bir anlatımdan uzak duruyor. Bunun yanı sıra, ifrat ve tefrit çizgisinde kalan diğer eserlerden farklı bir yer seçerek dengeli bir üslup benimsiyor. Kitap boyunca, Resûlullah’ın ashabını nasıl eğittiği, çeyrek yüzyıl gibi kısa bir sürede dünyaya hâkim olacak bir yapıyı nasıl kurduğu detaylı bir şekilde işleniyor. Ayrıca, gazve ve seriyyeler ele alınırken sadece bunların nerede ve nasıl meydana geldiği anlatılmıyor, geniş bir bakış açısıyla sebep ve sonuçları üzerinde duruluyor. Eserde, namaz, abdest, ezan, kıble, İsrâ ve Mii'rac, Allah Resûlü’nün evlilikleri, savaş ve cihat, ganimet, kölelik-cariyelik gibi çeşitli kavram ve konular ele alınarak gündemdeki birçok soruya cevap aranıyor. Yazar, Batılı paradigmaların etkisinde kalmadan ve geleneği tamamen tekrar etmeden mutedil bir dille iddialara yanıt veriyor ve siyer literatüründe kendine özgü bir yer ediniyor. 28 klasik kaynağın 100’den fazla cildinin detaylı bir şekilde incelendiği, Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Arapça çağdaş eserlerden de yararlanan bu çalışma, Türkiye’de uzun zamandır eksikliği hissedilen klasik ve modern kaynaklara dayalı özgün bir siyer ortaya koyuyor.
1058.50 ₺ -
Betül Üniversiteden Medreseye
Mevla'mız:" Ben ilmi isteyene, zenginliği istediğime veririm." buyurdu. Bende ilmi istiyordum. Bu isteğim devam edecek miydi? Aşık maşuğu için çilelere katlanabildiği gibi ben de ilim aşkıyla nefsimin zor gösterdiği şeylere katlanabilecek miydim?
162.50 ₺ -
-