-
Adabı Muaşeret Elif Telkeş
Televizyon ve internetteki menfî neşriyat, moda ve reklâmlar ilahî hakikatleri unutturmakta bilhassa genç nesillerimize edepsizlik ve hayâsızlık empoze etmektedir. Geçmişte ailede kendiliğinden kazanılan birçok hususiyetin, bugün anaokulları ve Kur’ân kursları vasıtasıyla verilmesi gerekmektedir. Bizler ihtiyacın karşılanmasında bir metin olması arzusuyla âcizâne hazırladığımız bu eserde; İslâm’ın hedeflediği ideal ve kâmil insan modelinin hususiyetleri olan "Âdâb-ı Muâşeret” kaidelerini, imkân ve istidatlarımız ölçüsünde serd etmeye gayret ettik. Kitapta, "Âdâb-ı Muâşeret” kaideleri hadis ve sünnet çerçevesinde anlatılmış, konunun sonunda mevzunun daha iyi anlaşılması ve tatbikatı için yapılabilecek faaliyet örneklerine yer verilmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki bu faaliyetler zaman, mekân ve duruma göre daha çok örnekle genişletilebilir. Bizler burada nümûne teşkil etmesi için birkaç örnekle yetindik. Daha ziyâde eğitim-öğretim müesseseleri için hazırlanan kitabın son bölümünde ise değerlendirme soruları ve Âdâb dersinin bir yıllık müfredatı yer almaktadır. Bu gayretlerle kitabı hazırlarken niyetimiz, Peygamber Efendimiz’in; "(Âhir zamanda gelecek) kardeşlerimi görmek isterdim. Onları ne kadar da özledim!” (Müslim, Tahâret 39, Fedâil 26) buyurduğu kardeşlerinden olabilmektir.
277.40 ₺ -
Risalet ve Nübüvvet Sıfatları ile Rasulullaha Okunacak Salavatı Şerife
Her sene Mevlid ayında Mefhar-i mevcûdât Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) hakkında bir eser telîf etme husûsunda evvelce (2002 yılında Bandırma Cezâevi’nde) yaptığımız nezri îfâ etmek (ve adağımızı yerine getirmek) üzere bu sene de (1448/2026) elinizdeki bu eseri hazırlamaya bizleri muvaffak kılan kerem sâhibi Rabbimize sonsuz hamd-ü senâlar ederiz. Bu sene telîfine muvaffak kılındığımız bu eserde sizlere Kur’ân-ı Kerîm’de geçen “Nebî”, “Rasûl”, “Şâhid” ve yine Efendimiz (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) hakkında kullanılan “Ubûdiyyet” sıfatı gibi vasf-ı şerîflerine delâlet eden elfâz-ı şerîfenin zikredildiği, ayrıca Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)e hitâb ihtivâ eden âyetlerle birlikte okunacak salât-ü selâmları cemettik. Bu eseri hazırlarken bana fikir veren en kıymetli eser hiç şübhesiz ki Allâme Nasr İbnü Ya‘kûb ed-Dînevrî Hazretleri’nin telîf ettiği “Câmi‘u’l-hayrât fi’l-edı‘yeti ve’s-salevât” isimli mübârek kitab olmuştur. Nitekim kendisi bu eserin dokuzuncu bâbını: “Kur’ân’da Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in risâletinin şehâdeti bulunan âyet-i kerîmelerle kendisine okunacak salâtlar” başlığıyla açmıştır. (Nasr İbnü Ya‘kûb ed-Dînevrî, Câmi‘u’l-hayrât fi’l-ed‘ıyeti ve’s-salevât, Hacı Selîm Ağa Kütüphânesi, Hüdâî Efendi, rakam:211, verak:9a-19b) Bu hususta yazılan eserlerden biri de Dr. Huseyn İbnü Sâlim’e âit olan “es-Salâtü ve’s-selâm ‘alâ Hayri’l-enâm Seyyidinâ Muhammedin Rasûlin Kerîm bimâ fi’l-Kur’âni’l-‘azîm mine’t-tekrîmi ve’t-ta‘zîm” isimli eserdir ki müellif bu kitabında el-Fâtiha’dan başlayıp en-Nâs Sûresi’nden çıkarak 114 sûrenin her birinden Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in özeliyle veyâ genel mânâda rasûllerle ilgili gördüğü bâzı âyet-i kerîmelerle birlikte bâzı salevât-ı şerîfeler ve duâlar tertîb etmiştir ki biz de bu eserden kısmen de olsa istifâde ettik. Ama onun yaptığı gibi her sûreden bir âyet alma yolunu seçmeyip sâdece ilgili âyet-i kerîmelerle bu vird-i şerîfi sınırladık. Dolayısıyla biz bu eserde Kur’ân-ı Kerîm’de Efendimiz (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in ism-i şerîfinin dört yerde “Muhammed”, bir yerde ise “Ahmed” olarak geçtiği âyet-i kerîmeleri, ayrıca “Rasûl”, “Nebî”, bir de “Abd” sıfatını barındıran kelimelerin bulunduğu âyet-i celîleleri istiksâ ettik. Buna ilâveten “İnzâl (kendisine vahiy indirilme)”, “İnzâr (uyarıcılık)”, “Dâvet” ve “İrsâl (Allâh tarafından gönderilme sıfatı)” geçen âyet-i kerîmeleri istiksâ etmesek de “Câmi‘u’l-hayrât”da geçenleri bu kitabımızda zikrettik. Kitabın sağdan sola okunuşunda sâdece Arabça metinleri, soldan sağa okunuşunda ise ayrıca meâl-i şerîfleri arz ettik. Eserin sonunda ise Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in ism-i şerîfi ve sıfat-ı şerîfesi geçmese de “İçerisinde İsm-i Âzam bulunan” âyet-i kerîmeleri, daha sonra “Hakkında fazîlet vârid olan” sûre-i celîlelerden derlenmiş başlıklar altında salevât-ı şerîfeleri, en sonunda ise kabûlüne vesîle olsun diye “İcâbet ve kabûl” lafzı geçen âyet-i kerîmeleri serdettik. Netîce îtibârıyla biz bu mübârek eserde takrîben 73 sûre-i celîleden toplanmış, sayıları 456’ya bâliğ olan âyet-i kerîmelerle birlikte salevât-ı şerîfeler zikrettik. Yüce Rabbimiz cümlemizi bu mübârek Mevlid-i Şerîf ayında âlemleri nûra ğarkeden Fahr-i kâinât Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem)in salevât-ı şerîfesi ile çokça meşgûl eylesin, kalblerimizi ve gönüllerimizi onun muhabbetiyle meşğûf eylesin, bu eseri okuyup okutanlara ve dağıtanlara ol Rasûl-ü Kibriyâ’nın şefâati uzmâsını ihsân eylesin. Âmîn!
509.60 ₺ -
Et Tatbiküs Sarfi
Et Tatbikus Sarfi, Arapça sarf ilmini uygulamalı olarak öğretmeyi hedefleyen nadide eserlerden biridir. Dr. Abduh Racihi tarafından kaleme alınan bu eser, özellikle dil eğitimi veren kurumlar ve Arapça öğrenen öğrenciler için hazırlanmıştır. İçerdiği alıştırmalar ve sistematik anlatımıyla sarf bilgisinin pekiştirilmesini sağlar.
146.11 ₺ -
İki Dünyanın Ustası
Belleği, bizi biz yapan hikâyelerle dolu İki Dünyanın Ustası’nın. Bir yolculuğu anlatmak değil isteği. Kendisiyle yola çıkmanı, denizleri binbir zahmetle aşmanı, kuyularda dolaşmanı, yolun kalp atışlarını duymanı istiyor. Nice ölüye yurt olan ulu Kızıl Çınar’ın kovuğuna, oradan kum fırtınasını büyüten sonsuz çöle, kebikeçlerin ve kitapların evi Babil Kütüphanesi’ne ve bir türlü hatırlayamadığın rüyalara. Daha hikâyenin başında “Neden buradasın?” diye sorarak üzerine harflerden ve bakışlardan bir ordu salıyor. Bir rüya miktarı ne kadar sürerse hikâyeler de o kadar sürüyor. Babasından yaşlı oğul Kızıl Orman’da babasını arıyor, av ile avcı birbirine kavuşacağı günü bekliyor, Hasret Kuyusu sırlarını bir kez daha açıyor. Hikâyelerdeki insanlar dünyanın tüm zamanlarında yaşıyor, yürüyor, rüya görüyor, kayboluyor. Yol çatallanıyor, sular yükseliyor, çöl büyüyor, çöl büyüyor, “vay haline içinde çöller olanın!”
118.30 ₺ -
Bozdünya
Bozdünya kimin yurdu? Kara gözlerinde aydınlık taşıyan çocukların, enkaz altındaki insanların belki. Portakal bahçelerinin ve incir ağaçlarının, gagasında zeytin dalı taşıyan güvercinlerin belki de. Bozdünya kimin yurdu? Biri bitmeden diğeri başlayan rüyaların, uzayıp giden beyazlığın, unutulduklarında sükûn bulacak insanların… Sınırları belirsiz, kendisi gerçek Bozdünya kimin yurdu? Hüseyin Ahmet Çelik, dünyanın tüm dillerinde aynı anlama gelen kelimelerin peşinde önce savaş, sonra soluk bile almadan çocuk diyerek zor mu zor bir sorunun cevabını arıyor. Ümmü Gülsüm’ü yâd edercesine uzun bir ya leyl’de, boş bir tarlanın ortasında yan yatmış bir minibüsün penceresinde asılı kalmış gözlerde, başa sarıp sarıp dinlenen bir türkü kasetinde, sınırın öte yakasında patlayan bombaların ortasında hep aynı şeyi soruyor: Bozdünya kimin yurdu?
104.30 ₺ -
Tarihte Yaşanmamış Olaylar
Portekizliler, ateş saçan sopalarla yola çıkınca eski Mısır’ın piramitlerini aydınlatıyor güneş. Kızılderililer, büyüleyici düşler görürken Çin Seddi’nde uzun bir koşuya çıkıyor genç adamlar. İvan Rubinoviç çar olurken meşhur Sicilya güllerinin peşine düşüyor Romalılar. Ülkü Tamer, geçmişin gümüş perdesini aralıyor ve gözlerini uzaklarda, insanlığın şarkısını söylediği topraklarda dolaştırıyor. Karlı Geyik’in düşünde gökten çiçek yağınca, “bir gün ışığı ötede” köylerin birinde yaşayan Oogna Mbuti’nin adı unutulup gidince, Mayalar’ın ırmak yatağı çakıllı yola dönünce, Babilliler ve Mısırlılar karşı karşıya gelince, Shakespeare, “Desdemona’nın babasını getirdim!” diye bağırınca; insanlığın ve uygarlıkların binyıllardır gizli kalmış “tarihi” gün yüzüne çıkıyor. Tarihte Yaşanmamış Olaylar, bir taraftan geçmişin hikâyesini anlatırken diğer taraftan da tarihin -büyük- hikâyesini sorguluyor. “Karşılığında ne vereceksin?” diye sordu. “Aydınlık günlerimi,” dedi Ateş Salkımı. “Ben ölünceye kadar mı?” “Hayır. Sen benden önce ölürsün. Ben ölünceye kadar. “
143.50 ₺ -
Yeryüzü Genişlerdi
Yeryüzü Genişlerdi, yakılıp yıkılan bahçelerden, bereketli tarlalardan, kuyulardan, çergelerden ve ormanlardan geçerek insana dair en temel soruları getiriyor bize. Her sabah yeni kelimeler doğuran ebelerden yazgısına boyun eğen erlere, ifritleri diline dolamışlara kadar bütün ins ü cin, duyduğu bu soruları yaşam hikâyeleriyle cevaplıyor. Yatılı okullarda geçen zamanları, kısacık kestirilen saçları hatırlayan, dahası, annesinin ellerini, babasının gölgesini taşıyan çocuklar da susarak bir cevap buluyor kendine.
132.30 ₺ -
Hürriyet Gecesi
Ömer Seyfettin, öykücülüğümüzün kilometre taşlarından biri olarak kısa ömrüne yüz elliden fazla öykü sığdırmakla kalmaz, Türk edebiyatını halkın diliyle buluşturmanın mücadelesini de verir. Bilhassa Yeni Lisan manifestosundan sonra kaleme aldığı öykülerde, savunduğu fikirlerin doğrultusunda bir dil anlayışı göze çarpar. “Bahar ve Kelebekler ” bu öykülerin ilkidir. Ömer Seyfettin, döneminin tartışmalarını, çelişkilerini, yaşanan toplumsal değişimi ciddiye alır. Doğu ve Batı, alaturka ve alafranga, eski ve yeni çatışmasını kimi zaman Balkanlar’da bir askerin, kimi zaman İstanbul’da bir muharririn kimi zamansa taşrada bir memurun gözünden anlatır. Çocukluk, Balkan coğrafyasında yaşanan hadiseler, Türk kimliğinin inşası, kadın ve erkek münasebetleri, liyakatsiz tiplerin hicvedilmesi, taassup eleştirileri de Ömer Seyfettin öykülerinin izlekleri arasındadır.
139.30 ₺ -
Sokakta
Sokak, evin kapısını çalarken kendimizi bulduğumuz yerdir. Giderken de dönerken de gözlerdeki nemin sebebinin sorulmadığı uzun bir koridor, geçinmek için kitap satılan bir diyar, rastlantıların, karşılaşmaların, ibretlerin ve hatta hatırlamaların merkezi yine o sokaklardır. Dışarıdan çıkıp içeri girildiğinde akıl hâlâ sokaktadır, bu sebeple bedenin kısa bir süre yalnız kaldığı anlardaki tat kendine has niteliktedir. Zihnin sokakta topladığı kıymetli şeyler kapalı mekâna hemen giremez, gönüllere işlemesi için bir süre bedenin yalnız kalmasını bekler. İsmail Kılıçarslan şiirleri gibi fikirlerinin, yazılarının, meselelerinin ve hayatının özünü Sokakta yakalıyor. Olmayacak çocukluk aşklarından Huzur Kıraathanesindeki şiir muhabbetlerine, Aksa’nın Kırlangıçları’ndan radyoda çalan içli bir türküye her detayı şiirden bozdurup kısa öykülere çevirerek o eşsiz anları tatlı bir Türkçeyle okuyucusunun gönlüne işliyor
105.70 ₺ -
Gidilmemiş Yerlerin Türküsü
Necip Tosun, Gidilmemiş Yerlerin Türküsü’nde insan ruhunun gizlerine eğilerek, bireyin zihninde, yüreğinde akıp giden hayatları, duygu ve düşünceleri, oluşumları, birikimleri dışlaştırır. Ayrıntıları incelikle hikâye eder, yüreğe dokunan insanlık hâllerini öne çıkarır. Öykü kişileri hayatla yüzleşirken kalıcı bir deneyimi de aktarmış olurlar. Necip Tosun, dışsal olay ve eylemlerden çok, içsel serüvenlere eğilir. Yaşananların sonuçları, sevinçleri, acıları, düş kırıklıkları bu iç dünyaya yansır, birikir, kristalleşir. Yaşanamayanların özlemi, umudu, beklentileri ve muhayyilenin uçsuz bucaksız ufukları da burada yerini alır. Yoğun, şiir diline yakın, çağrışıma yaslanan bu öykülerde ister güncel sorunlar anlatılsın ister toplumsal sorunlar, estetik değerler hiçbir durumda göz ardı edilmez. Yönetmen, ressam, besteci, eleştirmen, fotoğrafçı, hikâye anlatıcıları gibi yazar ve sanatçıların üretme süreçleri, sanat tartışmaları öykülerin odağında yer alır. Öykülerde eserlerin oluşma anları, yazma temrinleri, sanatçı olma gayretleri hikâye edilir. Bu çevrenin insanlarının yaşadıkları problemler, hayat karşısındaki tavırları anlatılırken hayatı yorumlama peşindeki felsefeleri, anlayışları ve sanat-edebiyatın önerdiği çıkış yolları tartışılır. Öyküler, “müzik” ortak vurgusuyla birbirine bağlanır ve kitap sonuçta tematik bir bütünlüğe ulaşır.
146.30 ₺ -
Deniz Hasreti
Gerçeği, edilgen bir biçimde seyretmektense etken bir biçimde oluşturup birleştirerek gerçekçiliğe yeni kapılar aralayan Sadri Ertem, değindiği konuların farklı yönleriyle de Türk edebiyatının önemli öykücüleri arasında yer alır. Ertem, edebiyatımızda derinlemesine işlenen Doğu-Batı sorununu; önce toplumun sonra da bireyin içinde oluşan çatallanma, yarılma ve bölünmeler üzerinden ele alırken kendine özgü diliyle de dikkat çeker. Kaleme aldığı hikâyelerle kendisinden önceki öykücülerin aksine alabildiğine farklı kişiliklere, toplumlara, coğrafyalara ve durumlara eğilen Sadri Ertem, Deniz Hasreti’nde; hayatında ilk kez ayna gören bir eşkıyadan Kongo’daki demiryolu işçilerine, sadece telgraf yazışmalarından oluşan bir evlilik öyküsünden kıtlık zamanlarında denize karışamayan çamurdan köftelere yaşadığı dönemin yeni sosyal düzeni içindeki “tek insan”ın ortadan kalkış sürecini ortaya koyar. Yeni bir insan modeli olarak “kalabalık insan” ve “toplum insanı” tipini anlatan Ertem, yaşadığı çağın kriz anlarından çıkma çabasıyla aslında okuyucusuna yeni yollar göstermiş olur.
146.30 ₺ -
İns Ketebe
Her öyküsünde binbir yazgıyı, korkuyu ve sesi barındıran Cahit Zarifoğlu’nun düşlerden, yaşamdan ve kendi şiirinden yonttuğu İns, hurufatı okuyabilenler için sırrı dökülmüş bir ayna cismiyle var oluyor. Kimi zaman mekânı ve ânı bizzat müphemleştirirken kimi zaman da yaşamın ürpertici gerçekliğiyle yüzleştiriyor bizi. Şairin o kendine has bakışı ve dünyayı hikâye ediş biçimiyle karşılaştığımızda tutkulu okurları olarak sendeliyor ve bu görkemli sesin büyüsüne kapılmaktan kendimizi alamıyoruz. Telefon tellerine takılan çocuk uçurtmaları gibi vagonun penceresinden sarkan elini çek, ceketinin cebine sok, beni kabullen, kendini yanına al, gidelim.
126.00 ₺ -
Böyle Şeyler Filmlerde Olur
Beş yıl sonra kendimi edebiyat dergileri toplantılarında, sahaflarda, pijamalarımı çekmiş hâlde taksitlerini yeni bitirdiğim kanepede uzanırken, çekirdek çitlerken, bebek severken, halı sahada kalecilik yaparken, olmadık şutları çıkarırken, umulmadık goller peşindeyken, parlak imgeler peşinde depar atarken… Beş yıl sonra kendimi..
105.70 ₺ -
Ölümlünün Yaşam Fragmanları
Asil Çam, Ölümlünün Yaşam Fragmanları ile edebiyatımızın uzun yıllardır aradığı dolaysız, serinkanlı ama derinlikli bir gerçekçiliği öykü dünyamıza getiriyor. Huzurevleri, endüstriyel depolar, bakımsız iş hanları ya da icra dairelerinde geçen bu öykülerin anlatıcısı, yaşama çabasının tekdüzeliği ve bayalığı içinde kendi biricik varoluşunu yitirmemek için ironiye tutunuyor. Asil Çam ayrıca, edebiyatımızda çoğunlukla gözden kaçan “çalışma hayatı” gerçeğini yaratıcı bir bilinçle öyküye taşımasıyla yeni bir kapı da aralıyor. — Selçuk Orhan
97.30 ₺ -
Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz
Dünyayı istila etmek isteyen uzaylıların satır aralarında özgürce dolaştığı, baba-oğul iki sineğin türlü maceralardan geçtiği, martıların işlerini güçlerini bırakıp hikâye anlattığı, dört harflilerin Red Kit’in atını aramak için güçlerini birleştirdiği bu öyküler esrarengiz bir kurgu evreninde buluşuyor. Hüseyin Kılıç, neşeli hikâye anlatıcıları vasıtasıyla okuru sayfalar arasında merakla kaybolacağı bir dünyaya davet ediyor. Buyurun; Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz.
160.30 ₺ -
Evrenin Yatışmaz Yapısı ve Diğer Öyküler
Evrenin Yatışmaz Yapısı’nda Aykut Ertuğrul, okurlarını yine metinlerarası bir şenliğe çağırıyor. Muzip bir başlangıcın neşesini ve beklenmedik bir vedanın kederini aynı anda içinde barındıran bu görkemli şenlik, aslında kim için düzenlendi? Yazarın mütemadiyen seslendiği sahici okurlar için mi? Selam vermekten bıkmadığı; cümlelerine, dizelerine hatta eser adlarına musallat olduğu büyük ustalar için mi? Eleştirmenler, akademisyenler ya da çağdaşları için mi? Yoksa bu tuhaf ve rahatsız edici şölenin, düzenleyeni de davetlisi de yalnızca yazarın kendisi mi? Maharetini geleneğin coşkulu ve sonsuz ırmağına, muhayyilenin müphemliğine ve şimdiki zamanın insanı hep şaşırtan tekinsiz oyunlarına bağlayan yazarın gerçek niyeti ne? Kim bilir? Belki hepsi, belki hiçbiri. Türk öyküsünde fantastik, mitoloji ve postmodernizme dair konularda 2000’li yılların başından beri, yazıları, hazırladığı kolektif kitaplar ve öyküleriyle hatrı sayılır çalışmaya imza atan Aykut Ertuğrul, yeni öykü kitabıyla okurun karşısında.
104.30 ₺ -
Bir Avuç Dünya Kutulu 2 Cilt
“Cemal Şakar, günümüz edebiyatının o bildik sığ akıntısının dışında, gürültüsüz, derinden akan bir öykünün peşinde. Böyle bir seçimin seyirci azlığı ve tezahürat yokluğuna uğraması, işin doğasından kaynaklanmakta. Ama unutmamak gerekir ki bu, yarınlara kalmanın ve kalıcılığın da bir gereği.” Necip Tosun “Cemal Şakar’ın öyküleri, simülatif göstergelerin dışındaki temalarıyla ve haksızlığa uğramış figürleriyle “kara gerçekliği” anlatır. Sıklıkla kara, karanlık kelimelerinin kullanımı, öfkeyi yansıtan ünlemler, içe çekilip büyütülen sessizlikler, uğranılan haksızlıkların dilidir. Onun öykü dünyası, geniş bir açıyla bu karanlıkla yüzleşmedir.” Ertan Örgen
699.30 ₺ -
Goncanın Üçüncü Günü
Yücel Balku, öykülerinde rüyalar, labirentler, efsaneler, gizemli semboller ve tılsımlarla dolu; tarihle şimdinin iç içe geçtiği alışılagelmiş zaman tasarılarının yıkıldığı esatirî bir evren inşa etti. Aynı zamanda geleneksel anlatılar ve modern metinlerle kurduğu sahici bağ, ona nadir rastlanan bir muhayyile gücü ile eskimeyen hikâyeler yazabilme yeteneğini bağışladı. Goncanın Üçüncü Günü’nde karşılaştığımız her kahramanda ve hikâyede keşfedilmeyi bekleyen bir gizem vardır. Okur, her öyküde heyecanla bu gizemin izini sürer. Yazarın tasarladığı mekânlar ve anlatılar keşfin gerçekleşmesi için oluşturulmuş yollardır. Öyküler okurun ancak sonsuz iç bağlantılar ve ipuçlarıyla çözebileceği açık uçlu bir evrende geçer: Bazen bir düşle, bazen haritalarla, bazen içinde hikâyemizin yazılı olduğu bir cevşenle, bazen uzaklardan gelen bir iğdenin kokusu ve bazen de kıvrılarak önümüzden geçen bir yılanın bıraktığı izle yolumuzu buluruz. Sükûtun en yaşlı hüneridir; çok derin susup dünyayı dışladığınıza inandığınız anda içinizdeki bir tohuma sessizce su verir. Yeşerirken ruhunuz bile duymaz.
76.30 ₺ -
Sükut Ayyuka Çıkar
Türk yazınının anlatı ormanında yeşeren ve doğrudan ölümsüzlüğe yürüyen Sükût Ayyuka Çıkar; büyülü yılanlardan, ejder yüreklerden, haritalardan, oyunlardan, çeşmelerden, sulardan, rüyalardan, kadim dillerden doğan; hiç duyulmamış ancak tanıdık bir masal. Doğu’nun heybesindeki hikâyeleri gün yüzüne çıkaran Yücel Balku sisli dağ eteklerindeki kayıp manastırları, göllerin kalbindeki batık şehirleri, ak pürçekli ninelerin kadim ve kederli kelimelerle anlattığı eski masalları; su üstüne çizilmiş haritaları zamanı ve mekânı kendinden menkul bir âlemde buluşturuyor. Balku, büyük ve zor sorularını Sükût Ayyuka Çıkar ile sonsuzluğa bırakıyor. Asıl mesele Çerbetân, nargile tütüyor henüz. Duman neyi söyleyebilir ki kıvrıla kıvrana? Bal gibi biliyoruz aslında; bir aşk bitebilir, tütün tükenebilir, milyonlarca çocuğa babalık edebilir bir insan. Unutmak da mümkün belki ama hayat bitmese iyi olur değil mi, böyle kıvrıla kıvrana!
174.30 ₺ -
Göl İnsanları
“Edebiyatta bitaraf olan, yalnız kalem ve kağıttır. İnsanı sevmek, hiçbir mana ifade etmez. Döğüşen insanlardan bir tarafı seveceksin. ‘Sınıfların mücadelesi’ ve ‘insanın tabiatıyla mücadelesi’ diye iki büyük kavganın içindesin. Kurşun kalemde kemiklerim, stilomda kanım var.” Kemal Tahir, romanlarında olduğu gibi öykülerinde de tarih ve toplumun kültürel birikimine dayanan, “kurtarıcı unsur” olarak nitelediği, yerli ve çok yönlü bir gerçekçiliğin peşindedir. Onun için; marazlarıyla, erdemleriyle, alışkanlıklarıyla, âdetleriyle; özellikle de milletin dünya görüşü olarak tanımladığı diliyle Göl İnsanları’nı ve/veya Türk köylüsünü anlamak; Türkiye’yi anlamak demektir. Türk insanını çözümleme çabasının olağanüstü ürünleri olan bu öyküler, Kemal Tahir’in özellikle Çankırı, Çorum ve Kırşehir Cezaevlerinde Anadolu insanıyla karşılaşmalarının ilk sonuçlarıdır, denilebilir. Cezaevi deneyimi onu Anadolu’nun çıplak, yalınkat gerçeğiyle karşılaştırmış, böylece edebiyat onun “mücadele silahı” haline gelmeye başlamıştır. Göl İnsanları’nda “Çoban Ali”, “Kondurma Siyaseti”, “Arabacı”, “Nam Uğruna” gibi öyküleriyle Anadolu’daki farklı toplumsal kesimlerin hayata ve dünyaya bakışını hayranlık uyandıran bir isabet ve nesnellikle yansıtan Kemal Tahir, aslında edebiyattaki kavgasını ve yazılacak şaheserlerini de haber vermiş gibidir. Nitekim onun öykülerinin ilk okuru sayılan Nâzım Hikmet şöyle yazmaktan kendini alamamıştı: “Çok yüksek bir yere çıkıp haykırmak istiyorum: ‘Şu Göl İnsanları hikayelerini yazanı biliyor musunuz? O daha ne güzel şeyler yazacaktır.’”
419.30 ₺ -
Sağırdere
“Her sanatçı, içinden çıktığı toplumun insanlarını konu alır; onun için en büyük gerçek, kendi insanlarının gerçeğidir.” Kemal Tahir’in bir romancı olarak çıktığı uzun ve meşakkatli yolculuğunun ilk durağı ve ilk romanı olan Sağırdere, insanımızın yoksulluk ve gurbetle sınandığı, genç Cumhuriyet’in taşradaki sancılarına odaklanıyor. Türkiye’nin modernleşme meselesinin taşra-merkez arasındaki etkileşim üzerinden ele alındığı bu roman, insanlar arasındaki iktidar ilişkilerinin evrenselliği ile çeperini genişletiyor. Toplumu, hazır kalıplar; köyü, ütopik klişeler ile anlamaya çalışan bütün yaklaşımların tersine Kemal Tahir, kendi insanının gerçeğine odaklanarak deneyim ve gözlemin ışığında önemli çıktılar elde ediyor. Renkli üslubu ile okurlarının zihninde oluşturduğu son derece gerçekçi roman kahramanlarını toplumsal çözülmelerin içinde sınıyor. Sağırdere, onun benzersiz roman evreninin giriş kapılarından biri olarak her daim tazeliğini korumakta.
349.30 ₺ -
Belki de Yanlış Bir Leyla
Bu bir çöl masalı değildir. Zaten Leyla da bildiğiniz Leyla değil. Son dönem Türk edebiyatının dikkat çeken romancılarından Kadir Daniş, bu kez bir öykü kitabı ile karşımızda. Sosyal adaletsizliğin bireydeki tezahürlerini etkili bir toplumsal hicivle metinlerinde işleyen Daniş, Belki de Yanlış Bir Leyla’daki öykülerinde, kötülüğün derinliklerini ve aydınlığa çıkma olasılıklarını keşfediyor. Kâbusların, yanlış umutların, engellenen arzuların ve yıkılan hayallerin hikâyesini anlatıyor. Yazar, karakterlerinin çektikleri ıstıraptan, insan olmanın acziyetiyle dolu görkemli bir drama yaratıyor. Belki de Yanlış Bir Leyla, insan ruhunun ahlaki dayanıklılığına ve saygınlığına dair dokunaklı bir övgü; ahlaki alegorilerin, yozlaşmanın, saplantıların, trajedilerin ve ruhsal krizlerin sürükleyici bir portresi.
146.30 ₺ -
El Fusul fi Siretir Rasul
"El-Fusul fi Siratir-Rasul", İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in (SAV) hayatını, sünnetlerini ve toplum üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde inceleyen bir eserdir. Bu kitap, O'nun Mekke ve Medine dönemlerini, peygamberlik öncesi ve sonrası yaşamını, ahlaki yönlerini ve liderlik vasıflarını ele alır. Ayrıca, Hz. Muhammed'in (SAV) örnek mücadeleleri, sabrı ve adaleti, tüm zamanların en etkileyici liderlerinden biri olarak nasıl anıldığını göstermektedir.
550.32 ₺ -
Sosyobeyin
İnsanı gerçekten var kılan nedir? Bir hücrenin karmaşıklığından toplumsal yapıların derinliğine, biyolojik donanımdan zihinsel sıçramalara uzanan bu uzun serüvende insan; yalnızca nöronların, genlerin ya da toplumsal zorunlulukların bir toplamı mıdır? Talip Yiğit, Sosyobeyin'de ezber bozan bir yolculuğa davet ediyor okuru. Biyolojik bir organizma, bilişsel bir özne ve toplumsal bir aktör olarak insanın var olma şartının; kendi içine kapanık bir zihinde değil, dışsal etkileşimde ve doğanın kadim ilkesi olan "uyumlu farklılık"ta yattığını savunuyor. Biyoloji, nörobilim, toplum bilimi ve felsefenin kesişim noktasında duran bu eser; insan beyninin prensipsiz görünen esnekliğini, kolektif bilincin imkânlarını ve modern dünyanın "deneyim yıkımı" karşısındaki çıkış yollarını aralıyor. Sosyobeyin, hazır cevaplar sunmaktan ziyade sizi zor sorularla yüzleştiriyor: Zihnimiz özgür bir alan mı, yoksa kurgulanmış sistemlerin bir uzantısı mı? Yapay zekânın ve ektogenezin eşiğinde insan kalabilmek nasıl mümkündür? Uyumsuzlaşan bir dünyada "uyumlu farklılık" içinde bilişsel düzeyde var olmak ne anlama gelir? İnsanın doğasına dair köklü soruları yeni bir gözle sormaya hazır olanlar için zihinsel sınırları zorlayan, sarsıcı ve derinlikli bir yapıt.
280.00 ₺ -
-
Kırmızı Kod Ben Kendim Bizzat Öğretmen
Bir sınıfa her gün aynı öğretmen girmez. Bazen sabırlı, bazen yorgun; bazen ne yaptığından son derece emin, bazen de eve dönerken “Acaba bugün doğru mu davrandım?” diye düşünen biri girer. Çünkü öğretmenlik ders anlatmaktan ve sınıfı yönetmekten çok daha fazlasıdır. Bir çocuğu fark etmek, ne zaman konuşup ne zaman susacağını bilmek, sınır koyarken incitmemek, gerektiğinde kendi alışkanlıklarını da sorgulayabilmektir. Öğrencilerimle gerçek bir duygusal bağ kurabiliyor muyum? Otorite kurarken çocuklardan ne kadar uzaklaşıyorum? Kalabalık bir sınıfta her öğrenciyi ayrı ayrı görebiliyor muyum? Veli yorumları beni neden bu kadar etkiliyor? Mesleki olarak nereye gitmek istiyorum? Hatalarım karşısında kendime adil davranıyor muyum? Meslektaşlarımın yorumlarını neden üstüme alınıyorum? Öğretmenliğe duyduğum hevesi kaybediyor muyum? Metin Özdamarlar ve Oya Doğan, bu kez öğretmenliğin acı tatlı yanlarına değiniyor ve bu mesleği icra ederken sorulması gereken soruların peşinden gidiyorlar. Çünkü değişim bazen kendimize sormayı unuttuğumuz doğru soruları bulduğumuzda başlar. Sınıfta, öğretmenler odasında, veli görüşmelerinde ve insanın kendi içinde biriken iki yüze yakın soru ve cevaplarından oluşan Ben Kendim, Bizzat Öğretmen’i okurken deneyimli bir öğretmen arkadaşınızla samimi bir sohbetin içinde gibi hissedeceksiniz.
210.00 ₺ -
Çocuğunuzu Kim Yetiştiriyor
Sosyal medyada hayatlarını seyrettiğiniz; çocuğunun kahvaltısından avokado püresini, önünden etkinliğini eksik etmeyen, evdeki eşyaların yerli yerinde durduğu, tek bir saçı bile dağılmamış anne-babaları gördükçe siz de kendi ebeveynliğinizi sorguluyor musunuz? Sosyal medya, çocuk yetiştirmeyi mahrem bir yolculuk olmaktan çıkarıp bir performans yarışına dönüştürdü. Algoritma; korkularımızı, zaaflarımızı ve yetersizlik hissimizi öğrenip daha iyi bir ebeveyn olmamız gerektiğini söyleyen görüntüleri peş peşe önümüze çıkarıyor. Bizse farkında olmadan hem kendimizi hem çocuklarımızı başkalarının terazisinde ölçüp biçiyoruz. Salih Uyan, aşırı ebeveynlikten algoritmaların dünyasına, yapay zekânın çocukların hayatında giderek büyüyen rolünden dopamin döngüsüne, ekranın tuzaklarından akran zorbalığına kadar bugün çocuklarımızın zihnini ve karakterini şekillendiren görünür görünmez etkileri ele alıyor. Çocuğunuzu Kim Yetiştiriyor, yeni ve süslü bir ebeveynlik modeli sunmuyor. Bunun yerine çevrenizdeki sesleri kısıp kendi iç sesinizi duymaya; çocuklara organik çocukluklarını geri vermeye; sıkılmalarına, beklemelerine, hata yapmalarına alan açmaya davet ediyor.
238.00 ₺