-
Sahihul Buhari
'Sahîh-i Buhârî'' İslâm tarihi boyunca üzerinde en çok çalışılan eserlerden biri olmuştur. Kâtip Çelebi (Rahimehullâh), İmâm-ı Buhârî (Rahimehullâh)ın ''Sahîh''i üzerine şerh, hâşiye, ta'lik, ihtisâr ve benzeri türden yapılmış 80'den fazla çalışmanın ismini vermektedir. Günümüzde yapılan bir araştırmaya göre de ''Sahîh-i Buhârî'' hakkında muhtelif türde gerçekleştirilen çalışmaların sayısı yaklaşık beş yüzü bulmaktadır. Bu şâheserin bu kadar ilgi görmesinde hiç şüphesiz İmâm-ı Buhârî (Rahimehullâh)ın, hadisleri kabulde gösterdiği hassâsiyet, tertîb ve tasnifteki muvaffakiyeti yanı sıra İmâm-ı Buhârî (Rahimehullâh)ın ihlâs ve samîmiyetinin de önemli tesiri olmuştur. Öne Çıkan bu ve benzeri özellikleri sebebiyle ''Sahîh-i Buhârî'' zaman içinde Allâh-u Te'âlâ'nın kitabından sonra en sahîh kitap olarak bilcümle ulemâ nezdinde genel bir kabûle mazhar olmuştur. ''Sâhîh-i Buhârî'' târih boyunca birçok kere yazılmış, özellikle matbaanın İslâm dünyâsında yaygınlaşmaya başlaması ile birlikte mahtût nüshalar (yazma hâldeki çalışmalar) matbû neşirlere dönüşmüş ve ortaya birçok ''Sahîh-i Buhârî'' metni çıkmıştır. Bunlar arasında dünyâ üzerindeki tam metinli ilk matbû nüsha kabul edilen Hindistanlı âlim Ahmed Alî es-Sehârenpûrî (Rahimehullâh)ın (ö. 1880) Delhi'de yaptığı 1851-1853 târihli hâşiyeli neşri ile Sultân 2.Abdülhamîd' Hân'ın masrafını kendi özel hazînesinden karşılamak sûretiyle 1893-1895'te Mısır'da yaptırdığı ''Sahîh-i Buhârî'' neşri öne çıkmaktadır.
1006.50 ₺ -
-
Dini Hikayeler Öyküler ve Öğütler
Kıssaların gayesi, insanların düşünmeleri, ibret almaları ve tecrübe kazanmalarına yöneliktir. Kurân-ı Kerîmde binayet-i celile ibretli misallerle ilgilidir. Bin ayet-i celile ise kıssaları teşkil eder. Rabbimiz (c.c.) buyurur: Andolsun onların (geçmiş peygamberler ve ümmetlerinin) kıssalarında akıl sahipleri için pek çok ibretler vardır (Yusuf Sûresi, 111) İnsanlar olaylar üzerinde düşünecek sebeplen ve neticeleri hakkında bilgi sahibi olacaklar ve ona göre de hayatlarına yön vereceklerdir. Bundan dolayı peygamberimize ve dolayısıyla müminlere kıssaları anlatma emri verilmiştir: Bu kıssayı anlat. Umulur ki düşünür, ibret alırlar, [Araf sûresi: 176) Ey Peygamber! Biz sana bu Kuranı vahyetmekle (geçmiş milletlerin haberlerini) en güzel bir şekilde sana anlatıyoruz. (Yusuf Sûresi, 3) Kıssa, menkıbe ve keramet olarak anlatmaya çalıştığımız olaylara bugünkü nesil öykü olarak bakmaktadır. Ama işin en güzel tarafı da anlatılanların birer ibret dersi vermesidir.
143.00 ₺ -
Doğu Batı Arasında İslam Aliya İzzetbegoviç
Son yüzyılın en önemli Müslüman düşünür ve devlet adamlarından birisi olan Aliya İzetbegoviç’in başyapıtı sayılan Doğu Batı Arasında İslam, büyük bir bilgi birikimini derin bir tefekkür ile harmanlayarak geniş bir bakış açısı sunuyor. Felsefe, sanat ve sosyoloji gibi disiplinlerin kültürel öğelerle etkileşimlerini temel alan bir düşünce sistematiği inşa eden İzetbegoviç, İslam’ın kuşatıcı ve dönüştürücü özüne doğru bir yol izliyor. Doğu’da ve Batı’da, İslam’ın bütün güzelliklerini tıpkı güneşin hareketlerini takip eder gibi modern dünyanın karanlık yanlarına ulaştırmak isteyen bu eser aynı zamanda örnek bir yaşamın da ürünü. “İslam, adını kanunlarından, emir ve yasaklarından, talep ettiği bedensel ve ruhsal çabadan değil, tüm bunları kapsayan ve aynı zamanda aşan, bir marifet anından, ruhun zaman ile yarışma kuvvetinden, bir mevcudiyetin sunabileceği her şeye tahammül etme dirayetinden, tek kelime ile teslimiyet hakikatinden almıştır. Ey teslimiyet, senin adın İslam’dır!
279.30 ₺ -
Hazır Alma Kendin Yap!
Çok değil, bundan 50 sene kadar önce tüm gıdalar mevsiminde taze olarak tüketilir, kışlık gıdalarsa yaz mevsiminin sonunda hazırlanıp kilerde saklanırdı. Bu hazırlıklar sırasında komşular birbirine yardım eder; imece usulü herkesin tarhanası, salçası, yufkası, eriştesi, turşusu tamamlanırdı. Zamanla toplumun yapısı değişti. Ninelerimizin yiyecekleri ‘eski’ diye küçümsendi. Evde yoğurt mayalamak ‘gereksiz bir uğraş’, salça yapmak ‘çok büyük bir eziyet’ haline geldi. Tarhana yoğuran, turşu kuran neredeyse kalmadı. Gıda endüstrisi “siz zahmet etmeyin, benden hazırını alın” diye reklam yaptıkça anneler inandı. Her türlü ihtiyacını market raflarından almaya başladı. Çocuklarına katkı maddeleri, kimyasallar, boyar maddeler, parfümler, zararlı yağlar ve şekerlerle hazırlanmış son moda yemekleri, reklamı en çok yapılan içecekleri verdi. Bugün, bize ‘kolaylık’ olsun diye sunulan endüstriyel gıdaların aynı zamanda ‘hastalık’ yaptığını da öğrenmiş bulunuyoruz. Anneannelerimizin tarhanasının, turşusunun kıymetini anladık. Ama bu arada, nasıl yapıldıklarını da unuttuk! İşte elinizdeki kitap, sağlıklı beslenmek adına yemek kültüründe kendi devrimini yapmaya karar verenler için gerçek ve doğru kaynaktır! 40 seneyi aşkın bir süredir halk mutfağımız ve yemek kültürümüz üzerine araştırma yapan Hülya Erol engin birikimini, anneanneden miras tariflerini, komşu teyzelerin mutfak sırlarını, köylerimizin usullerini paylaşıyor. Bizi eski zamanların ağaç gölgeleri, üzüm asmaları, kümesten kaçırılan yumurtaları, taze pişmiş yufkaları arasında güzel bir yolculuğa çıkarıyor…
201.00 ₺ -
Kuranı Kerim Kıraatinde Dad Harfi ve Dudak Talimi
Dad Harfi ve Dudak Ta'liminin ilmî boyutlarıyla ele alındığı bu kitabın birinci bölümünde; dad sesinin tarihi bir değerlendirilmesi yapılarak, ilk dönemlerde kullanılan dad sesinin günümüzde kullanılıp kullanılmadığına kanıt arandı. Ayrıca dad harfinin mahreci, sıfatları, ihtilaflar ve fukaha görüşleri ele alınıp değerlendirilerek dad harfinin en doğru telaffuzunun hangisi olduğu hususu delillerle açıklanmaya çalışıldı. İkinci bölümde; dudak ta'limi ve ülkemizde bu alanda öne çıkmış kurralardan bahsedildi. Reisü'l-Kurra Mehmet Rüşdü Aşıkkutlu (1901-1980), Reisü'l-Kurra (asker hafız) Mehmet Eren (1918-2007), Şeyhu'l-Kurra Ali Haydar Özak (1911-1984) ve Şeyhu'l-Kurra (Akrepoğlu) Osman Nuri Taşkent (1880-1942) gibi yakın dönem kıraat üstadlarının dudak ta'limindeki hassasiyetleri ve bu alana katkı niteliği taşıyan yönlerin keşfine çalışılarak bu sahada çalışanlara derli toplu bilgi verilmeye çalışıldı.
65.00 ₺ -
Hz Peygamberden Müslüman Kadına Altın Öğütler
Kadın, ilk insanın yaratılışından beri erkekle birlikte var oldu. Varlık âleminde yeni nesillerin yetişmesinde erkek kadar pay sahibi oldu. Fakat yine de erkek tarafından ezilen, hor görülen, yok sayılan, zulme uğrayan hep o oldu. Buna rağmen kendini kaybetmedi. Çünkü o biliyor ki; kadın olmazsa aile olmaz. Toplum olmaz. İnsanlık olmaz. İşte Hz. Peygamber (s.a.s), kadının da erkek kadar bu hayatta yaşama hakkı ile birlikte değişik hakları, görevleri ve yükümlülükleri bulunduğunu.. Onun da inanmaya, sevmeye ve sevilmeye muhtaç olduğunu.. Erkeğe oranla daha güçsüz yaratılmasına rağmen, dünya hayatında aile yuvasını cennete ya da cehenneme çevirebilecek güçte olduğunu.. Ancak o olmadan da mutlu bir hayattan söz edilemeyeceğini ifade buyurmuş ve ona altın değerinde genel ve özel öğütlerde bulunmuştur. İşte Hz. Peygamberden (s.a.s) Müslüman Kadına Altın Öğütler adını verdiğimiz bu çalışma ile aile yuvasının ilk kurulacağı zamandan dünya hayatının sonuna (ölüme) kadarki süreçte (cinsellik de dâhil) ikili tüm ilişkilerde ailenin mutluluk kaynağı niteliğinde sayılabilecek peygamber öğütleri sunulmuştur. Umuyoruz ki bu öğütler; Evlilik hayatını Hz. Peygamberin (s.a.s) ölçülerine göre kurmak isteyenler ile, Kurulmuş olan evliliklerini bu ölçüye göre değerlendirmek isteyenler için bir ışık tutacaktır.
195.00 ₺ -
Takva Yolu Nadir Risaleler 4
İndellahda iyiniz, müttekî olanlardır, Onlar Allah katında, gerçek evliyâlardır. Onlar harâmı bilmez, şüpheliden sakınır, Kalbleri takva ile, ihlâsla dolanlardır. Zâhirde insandırlar, bâtında melek gibi, Nefisleri var iken, ona uymayanlardır. Her işte Hakla olmak ve ahlâk-ı hamîde, Onların vasıfları, işleri hep tâatdır. Kanatları yok ama, ma’nevi semâlarda, Muhabbetle zevk ile, şevkle dolaşanlardır. Tevbe, inâbe, sabır, tevekkül teslim ehli, Dünyayı ve ehlini, bir pula satanlardır. Kulluk alınlarında, parlar güneş misâli, Pazarda az bulunan, değerli aynalardır. Takvâ, verâ sâhibi, hep ibretle bakarlar, Dünyanın hakimleri, sen dersin ki onlardır. Evet, onlar onlardır, gayrisi mâlayâni, Takvâsız kişi ölü, takva sahibi candır. Her kişinin sevdiği, kendine güzel gelir, Ama hakiki güzel, her haliyle bunlardır. Bunların muradları, hep Allaha kavuşmak, Hakta vuslat arzusu, kat be kat bunlaradır. İşbu takvâ ehlinin, sevgisi câna candır, İbâdetten yüksektir, belki gerçek imândır. Müceddidî, Hâlidî, yolunun büyükleri, İhlâsı ve takvası, daha çok olanlardır. Bu idrakten bir zerre, tadan Süleyman der ki, İnsan takvâsı kadar, hakikatte insandır. Süleyman KUKU
385.00 ₺ -
Seadet Yolu Vesiletün Necat Nadir Risaleler 3
Aziz okuyucu! İşte İslâmiyete hizmet için, üzerimize düşen borcu düşünerek hazırladığımız bu kitab, çeşit çeşit, renk renk güzel kokulu çiçekler bulunan temiz bir bahçe gibidir. Okuyucular ise bal arısı gibidirler. Her çiçekten toplayıp yapacağınız bal sâf olacaktır. Çiçeklere kalbinizi öyle takınız ki, tozları üzerinizde belli olsun. Dünyada gerçek tatlının azaldığı bu zamanda, sevdiklerinize ikrâm olarak bu baldan sununuz. Ama, midesi hasta, safrası bozuk, şeker hastaları da çıkacak ve sâf, îman, amel, ihlâs, yakîn mâcunu balı, tatsız, belki de acı bulacaklardır. Sözünüze inanıp, onlar da bir parça tadını tadarsa, hastalıklarının ilâcı bu şifalı bal olur. Birçok doktorların yapamadığını bal yapar. Bala yetmiş peygamber hayır duâ etmiştir. Allahu teâlâ hatâlarımızı, kusurlarımızı bağışlasın. Günahlarımızı afvetsin. Tevbelerimizi kabul etsin. Nefsi azgın, kalbi kara, aklı kıt, huyu kötü olanlardan eylemesin. Sevdiği ve beğendiği şeylerle meşgul eylesin. Zira Allahu teâlâ sevmediği kulunu lüzumsuz, boş şeylerle meşgul eder.
385.00 ₺ -
Reşahat Aynül Hayat Süleyman Kuku
Reşahât ayn-ül Hayât kitabında büyük insan numûnelerinin menakıbı yazılıdır. Kitabın müellifi Alî bin Hüseyin’dir. Hüseyin Vâiz-i Kâşifî hazretlerinin oğludur. Fahreddin ve Sâfî isimleri ile meşhûrdur. 867 (m.1462) senesinde dünyaya gelmiş, 939 (m.1533) de Herat’ta vefât etmiştir. Kendi ifadesi ile, iki defa Hâce Ubeydullah Ahrâr hazretlerinin sohbeti ile şereflenmiş, toplam bir sene onların Cennet misâli sohbetlerinde bulunarak, kesb-i kemâlât ve fuyuzât eylemiştir. Bu kitabı hicrî 909 (m.1503) senesinde yazmış ve 909 rakamına ebced hesabı ile eş düşen ‘Reşahât’ ismini vermiştir. Süleyman Kuku
385.00 ₺ -
Kadı Senaullah Paniputi Hazretlerinin Risaleleri
Kadî Senâullah Pâniputi Hazretlerinin Risâleleri Hakîkatü’l-İslam Ma La Büdde Minhu Tezkiretü’l-Mevtâ ve’l-Kubur. İrşâdü’t-Tâlibîn Cenâbı Hakka hamd olsun ki, bu îzâhı bize nasîb etti. Müellif bu dört risâleyi fârisî olarak yazmıştır. Fakîr tercümesine cesâretle türkçe eserler arasına kattım. Yanlışlarım olduysa bağışlayın. Yaşım, müellifin buyurduğu gibi seksene dayandı. Aslında bu yaş kitap yazma ve terrcüme etme yaşı değil, ama yenilerden, gençlerden el atan olmayınca, ellerim titrese de, hayatımdaki dîne hizmet gayreti ağır basıyor ve beni istirahat âhırettedir diye ikaz ediyor. Ne yapalım, bizi de böyle yarattı yaradan. Allahü teâlâ hepinize rahmet nazarı ile nazar etsin. Süleyman Kuku
175.00 ₺ -
Arap Gramerinde Mecaz
Bu kitapta, Kur'ân-ı Kerim, şiir divanları, dil ve gramer eserlerinden hareketle, gramer yapılarının aslî kullanımına kısaca yer verip, gramer yapılarının aslî anlamı dışında veya farklı biçimlerde kullanımını ele aldık. Lisan üstü derslerimde ve akademisyenlerle yaptığımız sohbetlerde böyle bir çalışmanın lüzumunu gördüm ve bu konuda bir çalışma yapmam hususunda beni teşvik ettiler. Uzun süren araştırma ve incelemeden sonra böyle bir eser ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu kitabın, akademik çalışma yapan araştırmacılar ve alana ilgi duyanlar için önemli bir referans kaynağı olacağını ümit ediyorum.
162.50 ₺ -
Nadir Risaleler 1
“Önsöz mahiyetindeki bu kısa sohbetten sonra, diyelim ki, bu NÂDİR RİSÂLELER isimli mecmuamızda çok fâideli bilgileri hâvî risâleler okuyacaksınız. Risaleler Serisi – 1 1) Risâle-i Vâlidiyye Ubeydullah-ı Ahrâr Semerkandî (kuddise sirruh) 2) Şerîat, Tarîkat ve Hakîkat Rîsalesi ve Şerhi Muhiddin Arabî’nin (kuddîse sirruh) 3) Yevakıtu’l-Harameyn Rîsalesi Urvetü’l-Vüska Muhammed Ma’sum (kuddise sirruh) 4) Kıyamet ve Kıyamet Alametleri 5) Şah-ı Rah Rîsalesi 6) Mebde’ ve Me’âd Rîsalesi İmam-ı Rabbânî Hazretleri (Kuddise sirruh) 7) Şifâü’l–Mümînin Rîsalesi 8) Cilâü’l-Kulûb ve Keşfü’l-Kürüb Mênakıb-ı Ebû Eyyüb Sultan Hazretleri (radıyallahü anh)
385.00 ₺ -
MUHAMMED MASUM Urvetül Vuska
Birinci eser; İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin sevgili talebesi ve oğlu, büyük evliya Muhammed Ma’sum Faruki Hazretleri’nin hayatını anlatıyor. Sözleri hasta kalplere deva, bakışları ruhlara gıda olan Muhammed Masum Faruki Hazretleri; Beyazid-i Bistami, Cüneyd-i Bağdadi, Şah-ı Nakşibend, Alaaddin-i Attar, Ubeydullah-ı Ahrar (kadesallahü esrarehümü’l aziz) gibi Ümmet-i İslamda gelmiş evliyalardandır. İkinci büyük eser ise, İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin Mektubatı’nda Ehl-i sünnetin doğru itikadını edinmek için, büyük imam Türpüşti’nin Risalesini okumak pek münasiptir. Anlaşılması da kolaydır. Sohbetteki derslerinizde okursanız çok iyi olur diye bahsettiği Fadlullah bin Hasan Türpüşti’nin Risalesi. Eserde, İmamın esasları ile kitap, sünnet ve icma-i ümmete göre itikada ait meseleler anlatılıyor. Süleyman KUKU
175.00 ₺ -
Mekatibi Şerife Tercümesi Dürrül Mearif
Bu kitabın sahibi Silsile-i Aliyye’nin büyüklerinden olan Abdullah Dehlevî hazretleridir. Kitapta hal tercümesi ile birlikte Mekatib-i Şerîfe ve Dürrü’l-Mearif adlı eserlerinin tercümesi yer almaktadır. Süleyman Kuku
175.00 ₺ -
İmamı Rabbani ve Yolundakilerde Namaz
Namazın hakîkati, ma’nâsı ve feyizleriyle alâkalı velâyet kemâlâtının üstünde ve ötesinde nübüvvet kemâlâtı ile alâkalı olduğundan ve dinin esası mezkûr nübüvvet kemâlâtına dayandığından ve bu kemâlât bunda büyük mertebe ve söz sahibi olan İmam-ı Rabbânî hazretleri ile tekrâr ortaya çıktığından, kitabın ismini İMAM-I RABBÂNÎ VE YOLUNDAKİLERDE NAMAZ verdik. İmam-ı Rabbânî hazretlerinin hocalarından, asrımızdaki Seyyid Abdülhakîm Efendi [vefâtı h.1362 – m.1943] hazretlerine kadar elde edebildiğimiz küçük büyük, az çok, yazılı sözlü bütün vesîka ve ma’lûmâtı bu kitaba derc eyledik. Mevzûyu tamamlamak ve yeri gelmişken mütemmim bilgi vermek için, zaman zaman bu hududun dışına çıkmış olsak da, çok faydalı bilgiler olduğu için takdire şayan karşılanır ümidindeyiz. Kısaca şöyle diyebiliriz ki, namaz hakkında bu kitabda çok şeye mutalli’ olacaksınız. Süleyman Kuku
385.00 ₺ -
Gün Batarken Gördüğüm Son Işık
(Süleyman Kuku Beyefendi’nin hocaları H. Hilmi Işık Beyefendi’yi anlattıkları eseridir.) Ey ismine, cismine, yoluna, nesebine, Âşık olduğum velî, ihsânını bol eyle, O yüksek ahlâkına, ulvî derecesine, Hayrân olduğum, beni kendine makbûl eyle, Mütâbeat edeyim, hattâ her nefesine, Her emrini yapayım, beni sana kul eyle! Hevâ, hevese değil, yalnız senin sesine, Uyayım, bu âcizi, kulluğa kabûl eyle! Gözlerin görmediği âlemin ötesine, Götür beni, dağları, sahraları yol eyle! Mazhar eyle de beni aşkın bilmecesine, İster ateş et beni, ister kızgın kül eyle! Muazzam kelimeye, hattâ her hecesine, Âşina eyle beni, kalbime duhûl eyle! Silsileyle çevrilmiş eşsiz gül bahçesine, Girip hayâtı bulan tali’li bülbül eyle, Ara sıra kalbinden gönül penceresine, Sızan bu damlaları, artır, aman göl eyle, Bu zavallı miskine, perdenin gerisine, Yüksek merhametinle, delil-i vusûl eyle! Hakîmâne bir yolla, bu aşk bîçaresine, Kendini izhar eyle, imdâdını tûl eyle!
385.00 ₺ -
Arapça Hikayeler 2.Kur
4 Kur olmak üzere 3 kitaptan oluşan bu setin başlıca özellikleri şöyledir: ''Seçilen hikayelerin hem edebi güzellik taşımasına hem de talebeyi manevi yönden geliştirici olmasına dikkat edilmiştir. Hikayeler dört kur olarak hazırlanmıştır. İlk iki kur yirmi, diğer kurlar ise on hikayeden oluşmuştur. Hikayelerin önemli bir kısmı Türk ve Arap edebiyatında ortak olan ürünlerden seçilmiştir. Yine dünya klasiklerinden de seçmeler yapılmıştır. Hikayeler sade bir üslupla yazılmış olup Türkçe-Arapça ortak kelimelerden de yararlanılmıştır. İlk iki kurdaki hikayelerde şu yol izlenmiştir. Hikayenin Arapçası verilmiş, altına kelimelerin Türkçesi yazılmış, sonra metnin Türkçesi verilmiştir. Ardından önce çoktan seçmeli sonra da doğru-yanlış şeklindeki alıştırmalar gelmiştir. Alıştırmaların cevapları kitabın sonunda verilmiştir. Üçüncü ve dördüncü kur on hikayeden oluşmakta olup hikayelerden sonra kelimeler ve metin tercümesi yer almaktadır. Bu eserin 2. kur kitabıdır.
227.80 ₺ -
Arapça Hikayeler 1.Kur
Okuma alanında en çok ihtiyaç duyulan materyallerden birisi de kurlara göre yazılmış hikâye setleridir. Biz de bu alana katkı sağlamak amacıyla dört kurdan oluşan bu seti hazırladık. Elinizdeki bu setin başlıca özellikleri şöyledir: Seçilen hikâyelerin hem edebi güzellik taşımasına hem de talebeyi manevi yönden geliştirici olmasına dikkat edilmiştir. Hikâyeler dört kur olarak hazırlanmıştır. İlk iki kur yirmi, diğer kurlar ise on hikâyeden oluşmuştur. Hikâyelerin önemli bir kısmı Türk ve Arap edebiyatında ortak olan ürünlerden seçilmiştir. Yine dünya klasiklerinden de seçmeler yapılmıştır. Hikâyeler sade bir üslûpla yazılmış olup Türkçe-Arapça ortak kelimelerden de yararlanılmıştır. İlk iki kurdaki hikâyelerde şu yol izlenmiştir. Hikâyenin Arapçası verilmiş, Altına kelimelerin Türkçesi yazılmış, Sonra metnin Türkçesi verilmiş, Ardından önce çoktan seçmeli sonra da doğru-yanlış şeklindeki alıştırmalar gelmiştir. Alıştırmaların cevapları kitabın sonunda verilmiştir. Üçüncü ve dördüncü kur on hikâyeden oluşmakta olup hikâyelerden sonra kelimeler ve metin tercümesi yer almaktadır.
227.80 ₺ -
Arapça Hikayeler 3-4.Kur
Okuma alanında en çok ihtiyaç duyulan materyallerden birisi de kurlara göre yazılmış hikâye setleridir. Biz de bu alana katkı sağlamak amacıyla dört kurdan oluşan bu seti hazırladık. Elinizdeki bu setin başlıca özellikleri şöyledir: Seçilen hikâyelerin hem edebi güzellik taşımasına hem de talebeyi manevi yönden geliştirici olmasına dikkat edilmiştir. Hikâyeler dört kur olarak hazırlanmıştır. İlk iki kur yirmi, diğer kurlar ise on hikâyeden oluşmuştur. Hikâyelerin önemli bir kısmı Türk ve Arap edebiyatında ortak olan ürünlerden seçilmiştir. Yine dünya klasiklerinden de seçmeler yapılmıştır. Hikâyeler sade bir üslûpla yazılmış olup Türkçe-Arapça ortak kelimelerden de yararlanılmıştır. İlk iki kurdaki hikâyelerde şu yol izlenmiştir. Hikâyenin Arapçası verilmiş, Altına kelimelerin Türkçesi yazılmış, Sonra metnin Türkçesi verilmiş, Ardından önce çoktan seçmeli sonra da doğru-yanlış şeklindeki alıştırmalar gelmiştir. Alıştırmaların cevapları kitabın sonunda verilmiştir. Üçüncü ve dördüncü kur on hikâyeden oluşmakta olup hikâyelerden sonra kelimeler ve metin tercümesi yer almaktadır.
227.80 ₺ -
Yaratılıştaki Sırlar El Hikmetu Fi Mahlukatillah
Mahlûkatı incelemek, onların harikulâde hâllerini tefekkür etmek, çeşit çeşit mahlûkatın yaratılma hikmetlerini düşünmek, mârifetullah yolunda Allah'a tazim göstermek demektir. Böyle davranmak kişideki yakini kökleştirir. Bu hususta müttakilerin dereceleri de farklı farklıdır. Ben bu kitabı akıl ve basiret sâhipleri için Kuran âyetlerinin birçoğunun işaret etmiş olduğu nimet ve hikmetlerin çeşitlerini târif ederek telif ettim. (Allah celle celâlüh) aklı yarattı ve o akla ahdi göstererek onu tekmil etti, akıl sâhiplerine de mahlûkata bakmalarını, o mahlûkatta bulunan harikulâde hâlleri tefekkür ederek onlardan ibret almalarını emretmiştir. Nitekim Allah (celle celâlüh) şöyle buyurmuştur: "De ki: Göklerde ve yerde neler var, bakın da ibret alın!' Yûnus Sûresi,101. "Her canlı şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı? Enbiyâ Sûresi, 30. Buna benzer pek çok apaçık âyet ve delil vardır ki, bunları ancak selim akıl sâhibi insanlar idrak eder. İmam-ı Gazali
78.00 ₺ -
Kuranı Kerim Renkli Kelime Meali ve Muhtasar Tefsiri
Elmalılı Muhammed Hamdi 1878 yılında Antalya’nın Elmalı İlçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimi ile hafızlığını Elmalı’da tamamladı. Tahsilini ilerletmek için dayısı Mustafa Efendi ile birlikte İstanbul’a gitti ve Küçük Ayasofya Medresesi’ne yerleşti. Beyazıt Camii’ndeki derslerine devam ettiği Kayserili Mahmud Hamdi Efendi’den icazet aldı. Bundan sonra hocası Büyük Hamdi, kendisi Küçük Hamdi diye anılır oldu. Bu sırada devam ettiği Mekteb-i Nüvvâb’ı birincilikle bitirdi. Kendi gayretiyle edebiyat, felsefe ve mûsiki öğrendi. Avrupaî tarzda bir meşrûtiyet yerine İslâm’a uygun bir meşrûtiyet modeli geliştirmek için çalışmalar yaptı. Beyazıt Medresesi’nde iki yıllık ders-i âmlık görevinden sonra II. Meşrûtiyet’in ilk meclisine Antalya mebusu olarak girdi. Daha sonra Şeyhulislâmlık Mektûbî Kalemi’nde görev aldı. Mekteb-i Nüvvâb ve Mekteb-i Kudât da fıkıh, Medresetü’l-mütehassısîn’de usûl-i fıkıh, Süleymaniye Medresesi’nde mantık ve Mülkiye Mektebi’nde vakıf hukuku dersleri okuttu. Israrlı teklifler üzerine Damad Ferit Paşa’nın birinci ve ikinci hükümetlerinde Evkaf nâzırı olarak görev yaptı. 15 Eylül 1919’da âyan heyeti üyeliğine tayin edildi. İlmî rütbesi de Süleymaniye Medresesi müderrisliğine yükseltildi. Milli Mücadele sırasında İstanbul hükümetlerinde görev yaptığı gerekçesiyle İstiklal Mahkemesi’nce gıyabında idam kararı verildi ve Fâtih’teki evinden alınarak Ankara’ya götürüldü ve kırk gün tutuklu kaldı. Muhtemelen İttihad ve Terakki Cemiyeti üyesi olduğu için suçsuz bulunarak serbest bırakılınca İstanbul’a döndü. Bu arada Metâlib ve Mezâhib adlı eseri Türkçe’ye çevirdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi bir tefsir hazırlatma kararı alınca, Diyanet İşleri Reisliği bu işi Elmalılı’ya teklif etti. Elmalılı bu teklifi kabul ederek yazmaya başladı ve “Hak Dini Kur’an Dili” adını verdiği eserini vefatından önce bitirmeye muvaffak oldu. Uzun süre müptelâ olduğu kâlp yetmezliğinden 27 Mayıs 1942’de vefat etti ve Erenköy Sahrayıcedid mezarlığına defnedildi. Elmalılı, bu eserini muteber ehl-i sünnet kaynak tefsirlerinden alıntılar yaparak, bazen katılmadığı görüşleri tenkid ederek hazırlamış, hüküm âyetlerinde daha çok Hanefi mezhebine uygun bilgiler vermiştir. Aklî bir zaruret olmadıkça âyetlerin mutlaka açık anlamlarını esas almıştır. Meselâ; Muhammed Abduh’un Fil sûresini tefsir ederken ebabil kuşlarının attığı taşların kızamık veya çiçek mikrobu taşımış olabileceğini ileri sürmesi örneğinde olduğu gibi, zorlama te’villeri Kur’an’ı tahrif olarak değerlendirmiştir. İlk defa Diyanet İşleri Reisliği tarafından yayımlanan Hak Dini Kur’an Dili adlı eserinin (İstanbul 1935-1938) daha sonra birçok baskısı yapılmıştır. Tefsirin sadeleştirmeleri de yapılmıştır. Biz kendi üslubumuz çerçevesinde sadeleştirdiğimiz meale, çoğu Elmalılı tefsirinden, başka tefsir ve hadis kaynaklarından özlü dipnotlar ekledik. Özellikle hüküm âyetlerinde ve gerekli gördüğümüz bazı yerlerde bir sayfayı bulan açıklamalar ekledik. Şunu hemen belirtelim ki Elmalılı, Türkçe diline hakim olduğu halde, meal ve tefsirinde Arapça ve Farsça kelime ve terkipleri önemli ölçüde muhafaza etmiştir. Özellikle mealde uzunca âyetlerin parçalarını birleştirmeden parçalar halinde ve ayetteki sırayı koruyarak vermekle yetinmiştir. Ayetlerin büyük ölçüde birleştirilmemiş parça anlamı mealde yer almıştır. Biz mümkün oldukça bu parçalı meal metodunu korumaya çalışmakla birlikte, günümüz insanının Türkçe olarak o âyetin bütününden alması gereken mesajı vermeye çalışan bir üslup gözettik. Umarız okuyucu Türkçe bakımından bir üslup birliği ve bir insicam içinde meydana gelen akıcılığı fark edecektir. Aşağıda konu ile ilgili birkaç örnek verilmiştir; Elmalılı asıl metin: “Senden evvel de rasûl olarak başka değil, ancak kendilerine vahy veriyor idiğimiz erler göndermişizdir, ehl-i zikre sorun bilmiyorsanız! Beyyinelerle ve kitaplarla… Sana da bu zikri indirdik ki kendilerine indirileni nâsa anlatasın ve gerek ki tefekkür edeler!” (Nahl, 16/43-44). Sadeleşmiş metin: “Biz, senden önce de, ancak kendilerine vahyettiğimiz erkekleri, elçi olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun! Onları açık delillerle ve kitaplarla gönderdik. Sana da bu Kur’an’ı indirdik ki, kendilerine indirilenleri insanlara açıklayasın. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar!” (Nahl, 16/43-44). Elmalılı asıl metin: ‘Haydi’ buyurdu; ‘erdirildin dileğine yâ Musa! Şanım hakkı için, biz lutfeylemiştik sana diğer bir defa daha..’ Sadeleşmiş metin: -(Allah) dedi: “Ey Musa! İstediğin sana verildi.” - “Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.” (Tâ-hâ, 20/36-37). Elmalılı asıl metin: “Biz dediler, bunun başına devam edip durmaktan asla ayrılmayız, ta dönünceye kadar bize Musa.” (Tâ-hâ, 20/91). Sadeleşmiş metin: -Onlar dediler: “Musa bize dönünceye kadar buna tapmaktan asla vazgeçmeyiz!” (Tâ-hâ, 20/91). Elmalılı asıl metin: O halde dediklerine sabret de Rabbine hamd ile tesbih eyle güneş doğmadan evvel ve batmadan evvel; gece saatlerinde de tesbih et, gündüzün etrafında da ki rızaya erebilesin.” (Tâhâ, 20/130). Sadeleşmiş metin: O halde onların söylediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamdederek tesbih et. Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbih et ki, hoşnutluğa eresin. (Tâhâ, 20/130). Burada, metin tashihi, ayet ve dipnot kontrollerini dikkatlice yapan kızım Fatmanur (Döndüren) ve eşi Bayram Andak'a teşekkürü bir borç bilirim. Böyle bir çalışma yapmaya muvaffak kıldığı için Yüce Allah’a hamd eder, eksik ve kusurlarımızın bağışlanmasını dilerim. Çalışma bizden, başarı ve sonuç Yüce Allah’tandır. Sadeleştiren ve Dipnotlar Ekleyen: Prof. Dr. Hamdi Döndüren
474.00 ₺ -
Gençler için Fatih Sultan Mehmet
Tarihler altı Nisan 1453'ü gösterirken, yıllardan beri hazırlıkları süren kuşatma neredeyse başlayacaktı. Sultan Mehmed Han, son emirlerini verdi; "Aslanlarım, artık sözün bittiği ve savaşın başladığı zamana Allah'ın izni ile ulaştık, büyüklerimizin dualarını aldık. "Sonra topçulara dedi ki; "Artık iki tonluk gülle atan toplarım ateşe başlasınlar, diğer küçük bataryalar da onlara katılsınlar." Sonra da havancılara dönerek emrini sürdürdü; "Havancılarım ise, Haliç'teki düşman donanmasına havan ateşi açsınlar." Sonra büyük ordusunun diger sınıflarına da şu emri verdi; "Bu arada mancınıklarım, yürüyen kulelerim, uçan füzelerim durmasın, üzerlerine düşeni yerine getirsinler. Haydi Allah'a emanet olun."
188.50 ₺ -
Allahın Arslanı Hazreti Hamza
Av dönüşü Kâbe'ye kavuşmak ve tavaf etmek ayrı bir haz verirdi Hamza'ya. Nedendir bilinmez, içinden bir şeyler kopar, yüreğindeki yağlar erirdi tavaf ederken... Hamza'nın bu aydan dönüşteki tavaf manzarası görmeğe değerdi. Zira dağlara baş eğmeyen bir yiğit olan Hamza'nın bu mütevazı tavrı, onun kadar yiğitliği olmayan başkalarına nispetle daha da bir değerli oluyordu. Böylesine dağları bile ensesinden bağlayıp assalar eğilmeyecek olan bu dik baş, Kâbe önünde nasıl da hürmetle eğiliyordu. Ancak bu defa çok daha başka bir şey olmuştu; Allah huzu-runda eğilmeyi reddeden Ebti Cehil ve yandaşları, Hamza'dan iyi bir tokat yiyerek eğilmez zannettikleri dik başlarını eğmişlerdi. Bu eğilme; Kâbe'nin Rabbi huzurunda başını hürmetle eğen Hamza gibi bir yiğidin kahramanlığı ve cesareti ve hatta öfkesi karşısında eğilmekti. Bu ne kadar da garip bir tecelliydi... Hamza'nın namusu ve şerefi için bedel olarak veremeyeceği maddi ve manevî hiçbir şeyi zaten yoktu. Ancak onun bunlardan da öte, yüce bir gayesi ve dâvâsı da olacaktı. Şimdi O; yaratılmış varlıkların tamamın-dan üstün olan Peygambere ve O'nun tevhid dâvâsına her şeyini adamaya hazır bulunuyordu.
188.50 ₺ -
Emrazı Sariye 2 Bulaşıcı Hastalıklar
Bulaşıcı hastalıkları geçmiş ümmetler için azap, bu ümmet için ise rahmet ve şehâdet (şehîdlik) vesîlesi kılan Allâh-u Te‘âlâ’ya sonsuz hamd-ü senâlar olsun. Nihâyetsiz salât-ü selâmlar kendisi hürmetine azapların rahmete dönüştüğü Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in, kendilerinin yüzü suyu hürmetine salgınlardan Allâh-u Te‘âlâ’ya sığındığımız Ehl-i Beyti’nin ve tâûn gibi bulaşıcı hastalıklar nedeniyle şehîd olan ashâbının ve cümle sahâbesinin üzerine olsun. Şu bilinsin ki; bu risâle “Corona” adıyla ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalığın Çin’de başlayıp tüm dünyâyı sarması ve bizim memleketimize de uğraması nedeniyle telîf edilmiştir. Bu risâle; bulaşıcı hastalıkların geçmiş ümmetler hakkında büyük bir azap olduğu hâlde bu ümmet hakkında ne türlü keffâretlere ve türlü rahmetlere sebep olacağı ve ölümle sonuçlanırsa şehîdliğe vesîle olacağını beyân etmektedir. Ayrıca bundan korunma ve kurtulma sebepleri hakkında hadîs-i şerîf ve rivâyetlerde zikredilen duâların beyânı gibi önemli konuları ihtivâ etmektedir. Tabî ki bütün belâlar nefislerimizin şerlerinden kaynaklanmaktadır. Nitekim وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ “Size isâbet eden herhangi bir musîbet, kendi ellerinizin (bi’l-fiil) kazanmış olduğu (kötü) şeyler(in uğursuzluğu) sebebiyledir. Yine de O, birçoğunu affetmekte (ve onlara cezâ vermemekte)dir. (Aksi takdirde yeryüzünde hiçbir canlı bırakacak değildir.)” (eş-Şûrâ Sûresi:30) kavl-i şerîfi bu hakîkati nâtıktır. Bütün belâların günahlarımız sebebiyle başımıza geldiği husûsundaki bâzı hadîs-i şerîfleri risâlemizin içinde bulacaksınız. Hazreti Mevlânâ (Kuddise Sirruhû) da: أَبْر بَرْ نَابَدْ پَي۪ى مَنْعِ زَكَاةْ وَزْ زِنَا أُفْتَدْ وَبَا أَنْدَرْ جِهَاتْ “Zekâtlar tam verilmediğinden bulutlar gelmiyor, Zinâ çoğaldığındandır ki altı yönden vebâ yayılıyor.” beyitlerinde zekât verme farzı terk edildiğinden dolayı yağmurların yağmamasından, mahsullerin eksikliğinden ve bereket kalmadığından bahsediyor. Vebâ gibi bulaşıcı hastalık mikroplarının da zinâ gibi fuhşiyât yüzünden yayıldığına dikkat çekiyor. Zâten Abbâs (Radıyallâhu Te‘âlâ Anh)ın, yağmur duâsı öncesinde buyurmuş olduğu: اَللّٰهُمَّ إِنَّهُ لَمْ يَنْزِلْ بَلَاءٌ إِلَّا بِذَنْبٍ وَلَمْ يُكْشَفْ إِلَّا بِتَوْبَةٍ “Ey Allâh! Şu bir gerçektir ki; her belâ(ya sebep olan kader) mutlakā bir günah sebebiyle (gökten) inmiştir ve o (yazının meydana getirdiği sıkıntı) ancak tevbe ile açılmıştır.” (ed-Dînevrî, el-Mücâlese, rakam:727, 3/102; İbnü ‘Asâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, 26/358; İbnü Hacer el-‘Askalânî, Fethu’l-Bârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, rakam:1010, 2/497; el-Kastallânî, İrşâdü’s-sârî, rakam:1010, 2/238; Aynı mlf., el-Mevâhib, 3/374) şeklindeki âyet ve hadîslere dayanan bu beyânı da aynı noktaya temâs etmektedir. Hâl böyle olunca bizlere de bütün günahlarımızdan tevbe-i nasûh ile Allâh-u Tebârake ve Te‘âlâ’ya dönerek çokça tevbe istiğfâr etmek düşüyor.
170.50 ₺ -
Amentü Şerhi Feraidül Fevaid
Çeviri esnasında kitabın ifâdesine hiç dokunulmamış, ancak sâdeleştirme yapılmıştır. Bu bakımdan halkımızın anlıyacağı ve çok istifade edecekleri bir kitâbdır. Hele sonsuz seadeti elde etmeğe vesîle olan Ehl-i Sünnet vel-cemaat itikadını, îmânın altı şartını en sağlam delillere dayanarak, bir mes’elede çeşitli rivayet ve haberleri alarak, Cennet ve Cehennemi uzun uzun, âyet ve hadîslerle göz önüne sererek, birinden kaçmağı, diğerine kavuşmağı teşvîk ederek bildirdiği için, kıymeti siz okuyucuların takdirine bırakılıp, bu kıymetli bilgilerle baş-başa kalınız diyorum. imân denizine dalınız. En kıymetli eşsiz inciler alınız. Sonsuz seâdet ve devlete kavuşup, Cennette nimet ve ihsan içinde, sonsuz yaşayınız. Feraid-ül Fevaid Fi Beyan-il Akaid
175.00 ₺ -
Orta Boy Kelime Mealli Kuran Hayrat
Sayfada, Arapça Kur'ân metni bulunur, Arapça kelimelerin altında Türkçe mânâsı, yan tarafta ise cümle bütünlüğü içindeki toplu mânâsı (Türkçe Meali) verilmiştir. Eserin arka tarafında ise muteber tefsir kitaplarından haşiyeler (dipnotlar) yer alır. Mühür: Diyanet İşlerinden ve Mısır El-Ezher'den Mühürlü (Arapça Metin) Baskı Rengi: 6 Renk Baskı Sayfa Sayısı: 722 Sayfa (604 sayfa Kur'ân-ı Kerim Meali, 118 sayfa tefsir dipnotları ve diğer bilgiler) Cilt Tipi: Kağıt Kaplama Karton Kapak Kuran Tertibi: Hafız Osman Hattıyla yazılmış olan Mushaf-ı Şerif'in tertibine uygun olarak Ayet-Berkenar, Medd'li Kasr'lı olarak hazırlanmıştır.
329.00 ₺ -
Emrazı Sariye 1 Bulaşıcı Hastalıklar
Emrazı Sariye Bulaşıcı Hastalıklar ve Korunma Yolları Bulaşıcı hastalıkları geçmiş ümmetler için azab bu ümmet için ise rahmet, şehadet ve şehîdlik vesilesi kılan Allahü Tealaya sonsuz hamd-ü senâlar olsun. Nihâyetsiz salât-ü selâmlar kendisi hürmetine azapların rahmete dönüştüğü Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in, kendilerinin yüzü suyu hürmetine salgınlardan Allâh-u Te‘âlâ’ya sığındığımız Ehl-i Beyti’nin ve tâûn gibi bulaşıcı hastalıklar nedeniyle şehîd olan ashâbının ve cümle sahâbesinin üzerine olsun. Şu bilinsin ki; bu risâle “Corona” adıyla ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalığın Çin’de başlayıp tüm dünyâyı sarması ve bizim memleketimize de uğraması nedeniyle telîf edilmiştir. Bu risâle; bulaşıcı hastalıkların geçmiş ümmetler hakkında büyük bir azap olduğu hâlde bu ümmet hakkında ne türlü keffâretlere ve türlü rahmetlere sebep olacağı ve ölümle sonuçlanırsa şehîdliğe vesîle olacağını beyân etmektedir. Ayrıca bundan korunma ve kurtulma sebepleri hakkında hadîs-i şerîf ve rivâyetlerde zikredilen duâların beyânı gibi önemli konuları ihtivâ etmektedir. Tabî ki bütün belâlar nefislerimizin şerlerinden kaynaklanmaktadır. Nitekim وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ “Size isâbet eden herhangi bir musîbet, kendi ellerinizin (bi’l-fiil) kazanmış olduğu (kötü) şeyler(in uğursuzluğu) sebebiyledir. Yine de O, birçoğunu affetmekte (ve onlara cezâ vermemekte)dir. (Aksi takdirde yeryüzünde hiçbir canlı bırakacak değildir.)” (eş-Şûrâ Sûresi:30) kavl-i şerîfi bu hakîkati nâtıktır. Bütün belâların günahlarımız sebebiyle başımıza geldiği husûsundaki bâzı hadîs-i şerîfleri risâlemizin içinde bulacaksınız. Hazreti Mevlânâ (Kuddise Sirruhû) da: أَبْر بَرْ نَابَدْ پَي۪ى مَنْعِ زَكَاةْ وَزْ زِنَا أُفْتَدْ وَبَا أَنْدَرْ جِهَاتْ “Zekâtlar tam verilmediğinden bulutlar gelmiyor, Zinâ çoğaldığındandır ki altı yönden vebâ yayılıyor.” beyitlerinde zekât verme farzı terk edildiğinden dolayı yağmurların yağmamasından, mahsullerin eksikliğinden ve bereket kalmadığından bahsediyor. Vebâ gibi bulaşıcı hastalık mikroplarının da zinâ gibi fuhşiyât yüzünden yayıldığına dikkat çekiyor. Zâten Abbâs (Radıyallâhu Te‘âlâ Anh)ın, yağmur duâsı öncesinde buyurmuş olduğu: اَللّٰهُمَّ إِنَّهُ لَمْ يَنْزِلْ بَلَاءٌ إِلَّا بِذَنْبٍ وَلَمْ يُكْشَفْ إِلَّا بِتَوْبَةٍ “Ey Allâh! Şu bir gerçektir ki; her belâ(ya sebep olan kader) mutlakā bir günah sebebiyle (gökten) inmiştir ve o (yazının meydana getirdiği sıkıntı) ancak tevbe ile açılmıştır.” (ed-Dînevrî, el-Mücâlese, rakam:727, 3/102; İbnü ‘Asâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, 26/358; İbnü Hacer el-‘Askalânî, Fethu’l-Bârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, rakam:1010, 2/497; el-Kastallânî, İrşâdü’s-sârî, rakam:1010, 2/238; Aynı mlf., el-Mevâhib, 3/374) şeklindeki âyet ve hadîslere dayanan bu beyânı da aynı noktaya temâs etmektedir. Hâl böyle olunca bizlere de bütün günahlarımızdan tevbe-i nasûh ile Allâh-u Tebârake ve Te‘âlâ’ya dönerek çokça tevbe istiğfâr etmek düşüyor.
253.00 ₺