-
Kuranı Kerim Meali ve Muhtasar Tefsiri Orta Boy
ÖNSÖZ Elmalılı Muhammed Hamdi 1878 yılında Antalya’nın Elmalı İlçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimi ile hafızlığını Elmalı’da tamamladı. Tahsilini ilerletmek için dayısı Mustafa Efendi ile birlikte İstanbul’a gitti ve Küçük Ayasofya Medresesi’ne yerleşti. Beyazıt Camii’ndeki derslerine devam ettiği Kayserili Mahmud Hamdi Efendi’den icazet aldı. Bundan sonra hocası Büyük Hamdi, kendisi Küçük Hamdi diye anılır oldu. Bu sırada devam ettiği Mekteb-i Nüvvâb’ı birincilikle bitirdi. Kendi gayretiyle edebiyat, felsefe ve mûsiki öğrendi. Avrupaî tarzda bir meşrûtiyet yerine İslâm’a uygun bir meşrûtiyet modeli geliştirmek için çalışmalar yaptı. Beyazıt Medresesi’nde iki yıllık ders-i âmlık görevinden sonra II. Meşrûtiyet’in ilk meclisine Antalya mebusu olarak girdi. Daha sonra Şeyhulislâmlık Mektûbî Kalemi’nde görev aldı. Mekteb-i Nüvvâb ve Mekteb-i Kudât da fıkıh, Medresetü’l-mütehassısîn’de usûl-i fıkıh, Süleymaniye Medresesi’nde mantık ve Mülkiye Mektebi’nde vakıf hukuku dersleri okuttu. Israrlı teklifler üzerine Damad Ferit Paşa’nın birinci ve ikinci hükümetlerinde Evkaf nâzırı olarak görev yaptı. 15 Eylül 1919’da âyan heyeti üyeliğine tayin edildi. İlmî rütbesi de Süleymaniye Medresesi müderrisliğine yükseltildi. Milli Mücadele sırasında İstanbul hükümetlerinde görev yaptığı gerekçesiyle İstiklal Mahkemesi’nce gıyabında idam kararı verildi ve Fâtih’teki evinden alınarak Ankara’ya götürüldü ve kırk gün tutuklu kaldı. Muhtemelen İttihad ve Terakki Cemiyeti üyesi olduğu için suçsuz bulunarak serbest bırakılınca İstanbul’a döndü. Bu arada Metâlib ve Mezâhib adlı eseri Türkçe’ye çevirdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi bir tefsir hazırlatma kararı alınca, Diyanet İşleri Reisliği bu işi Elmalılı’ya teklif etti. Elmalılı bu teklifi kabul ederek yazmaya başladı ve “Hak Dini Kur’an Dili” adını verdiği eserini vefatından önce bitirmeye muvaffak oldu. Uzun süre müptelâ olduğu kâlp yetmezliğinden 27 Mayıs 1942’de vefat etti ve Erenköy Sahrayıcedid mezarlığına defnedildi. Elmalılı, bu eserini muteber ehl-i sünnet kaynak tefsirlerinden alıntılar yaparak, bazen katılmadığı görüşleri tenkid ederek hazırlamış, hüküm âyetlerinde daha çok Hanefi mezhebine uygun bilgiler vermiştir. Aklî bir zaruret olmadıkça âyetlerin mutlaka açık anlamlarını esas almıştır. Meselâ; Muhammed Abduh’un Fil sûresini tefsir ederken ebabil kuşlarının attığı taşların kızamık veya çiçek mikrobu taşımış olabileceğini ileri sürmesi örneğinde olduğu gibi, zorlama te’villeri Kur’an’ı tahrif olarak değerlendirmiştir. İlk defa Diyanet İşleri Reisliği tarafından yayımlanan Hak Dini Kur’an Dili adlı eserinin (İstanbul 1935-1938) daha sonra birçok baskısı yapılmıştır. Tefsirin sadeleştirmeleri de yapılmıştır. Biz kendi üslubumuz çerçevesinde sadeleştirdiğimiz meale, çoğu Elmalılı tefsirinden, başka tefsir ve hadis kaynaklarından özlü dipnotlar ekledik. Özellikle hüküm âyetlerinde ve gerekli gördüğümüz bazı yerlerde bir sayfayı bulan açıklamalar ekledik. Şunu hemen belirtelim ki Elmalılı, Türkçe diline hakim olduğu halde, meal ve tefsirinde Arapça ve Farsça kelime ve terkipleri önemli ölçüde muhafaza etmiştir. Özellikle mealde uzunca âyetlerin parçalarını birleştirmeden parçalar halinde ve ayetteki sırayı koruyarak vermekle yetinmiştir. Ayetlerin büyük ölçüde birleştirilmemiş parça anlamı mealde yer almıştır. Biz mümkün oldukça bu parçalı meal metodunu korumaya çalışmakla birlikte, günümüz insanının Türkçe olarak o âyetin bütününden alması gereken mesajı vermeye çalışan bir üslup gözettik. Umarız okuyucu Türkçe bakımından bir üslup birliği ve bir insicam içinde meydana gelen akıcılığı fark edecektir. Aşağıda konu ile ilgili birkaç örnek verilmiştir; Elmalılı asıl metin: “Senden evvel de rasûl olarak başka değil, ancak kendilerine vahy veriyor idiğimiz erler göndermişizdir, ehl-i zikre sorun bilmiyorsanız! Beyyinelerle ve kitaplarla… Sana da bu zikri indirdik ki kendilerine indirileni nâsa anlatasın ve gerek ki tefekkür edeler!” (Nahl, 16/43-44). Sadeleşmiş metin: “Biz, senden önce de, ancak kendilerine vahyettiğimiz erkekleri, elçi olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun! Onları açık delillerle ve kitaplarla gönderdik. Sana da bu Kur’an’ı indirdik ki, kendilerine indirilenleri insanlara açıklayasın. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar!” (Nahl, 16/43-44). Elmalılı asıl metin: ‘Haydi’ buyurdu; ‘erdirildin dileğine yâ Musa! Şanım hakkı için, biz lutfeylemiştik sana diğer bir defa daha..’ Sadeleşmiş metin: -(Allah) dedi: “Ey Musa! İstediğin sana verildi.” - “Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.” (Tâ-hâ, 20/36-37). Elmalılı asıl metin: “Biz dediler, bunun başına devam edip durmaktan asla ayrılmayız, ta dönünceye kadar bize Musa.” (Tâ-hâ, 20/91). Sadeleşmiş metin: -Onlar dediler: “Musa bize dönünceye kadar buna tapmaktan asla vazgeçmeyiz!” (Tâ-hâ, 20/91). Elmalılı asıl metin: O halde dediklerine sabret de Rabbine hamd ile tesbih eyle güneş doğmadan evvel ve batmadan evvel; gece saatlerinde de tesbih et, gündüzün etrafında da ki rızaya erebilesin.” (Tâhâ, 20/130). Sadeleşmiş metin: O halde onların söylediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamdederek tesbih et. Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbih et ki, hoşnutluğa eresin. (Tâhâ, 20/130). Burada, metin tashihi, ayet ve dipnot kontrollerini dikkatlice yapan kızım Fatmanur (Döndüren) ve eşi Bayram Andak'a teşekkürü bir borç bilirim. Böyle bir çalışma yapmaya muvaffak kıldığı için Yüce Allah’a hamd eder, eksik ve kusurlarımızın bağışlanmasını dilerim. Çalışma bizden, başarı ve sonuç Yüce Allah’tandır. Sadeleştiren ve Dipnotlar Ekleyen: Prof. Dr. Hamdi Döndüren 2012 -Bursa
414.00 ₺ -
Emrazı Sariye 2 Bulaşıcı Hastalıklar
Bulaşıcı hastalıkları geçmiş ümmetler için azap, bu ümmet için ise rahmet ve şehâdet (şehîdlik) vesîlesi kılan Allâh-u Te‘âlâ’ya sonsuz hamd-ü senâlar olsun. Nihâyetsiz salât-ü selâmlar kendisi hürmetine azapların rahmete dönüştüğü Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in, kendilerinin yüzü suyu hürmetine salgınlardan Allâh-u Te‘âlâ’ya sığındığımız Ehl-i Beyti’nin ve tâûn gibi bulaşıcı hastalıklar nedeniyle şehîd olan ashâbının ve cümle sahâbesinin üzerine olsun. Şu bilinsin ki; bu risâle “Corona” adıyla ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalığın Çin’de başlayıp tüm dünyâyı sarması ve bizim memleketimize de uğraması nedeniyle telîf edilmiştir. Bu risâle; bulaşıcı hastalıkların geçmiş ümmetler hakkında büyük bir azap olduğu hâlde bu ümmet hakkında ne türlü keffâretlere ve türlü rahmetlere sebep olacağı ve ölümle sonuçlanırsa şehîdliğe vesîle olacağını beyân etmektedir. Ayrıca bundan korunma ve kurtulma sebepleri hakkında hadîs-i şerîf ve rivâyetlerde zikredilen duâların beyânı gibi önemli konuları ihtivâ etmektedir. Tabî ki bütün belâlar nefislerimizin şerlerinden kaynaklanmaktadır. Nitekim وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ “Size isâbet eden herhangi bir musîbet, kendi ellerinizin (bi’l-fiil) kazanmış olduğu (kötü) şeyler(in uğursuzluğu) sebebiyledir. Yine de O, birçoğunu affetmekte (ve onlara cezâ vermemekte)dir. (Aksi takdirde yeryüzünde hiçbir canlı bırakacak değildir.)” (eş-Şûrâ Sûresi:30) kavl-i şerîfi bu hakîkati nâtıktır. Bütün belâların günahlarımız sebebiyle başımıza geldiği husûsundaki bâzı hadîs-i şerîfleri risâlemizin içinde bulacaksınız. Hazreti Mevlânâ (Kuddise Sirruhû) da: أَبْر بَرْ نَابَدْ پَي۪ى مَنْعِ زَكَاةْ وَزْ زِنَا أُفْتَدْ وَبَا أَنْدَرْ جِهَاتْ “Zekâtlar tam verilmediğinden bulutlar gelmiyor, Zinâ çoğaldığındandır ki altı yönden vebâ yayılıyor.” beyitlerinde zekât verme farzı terk edildiğinden dolayı yağmurların yağmamasından, mahsullerin eksikliğinden ve bereket kalmadığından bahsediyor. Vebâ gibi bulaşıcı hastalık mikroplarının da zinâ gibi fuhşiyât yüzünden yayıldığına dikkat çekiyor. Zâten Abbâs (Radıyallâhu Te‘âlâ Anh)ın, yağmur duâsı öncesinde buyurmuş olduğu: اَللّٰهُمَّ إِنَّهُ لَمْ يَنْزِلْ بَلَاءٌ إِلَّا بِذَنْبٍ وَلَمْ يُكْشَفْ إِلَّا بِتَوْبَةٍ “Ey Allâh! Şu bir gerçektir ki; her belâ(ya sebep olan kader) mutlakā bir günah sebebiyle (gökten) inmiştir ve o (yazının meydana getirdiği sıkıntı) ancak tevbe ile açılmıştır.” (ed-Dînevrî, el-Mücâlese, rakam:727, 3/102; İbnü ‘Asâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, 26/358; İbnü Hacer el-‘Askalânî, Fethu’l-Bârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, rakam:1010, 2/497; el-Kastallânî, İrşâdü’s-sârî, rakam:1010, 2/238; Aynı mlf., el-Mevâhib, 3/374) şeklindeki âyet ve hadîslere dayanan bu beyânı da aynı noktaya temâs etmektedir. Hâl böyle olunca bizlere de bütün günahlarımızdan tevbe-i nasûh ile Allâh-u Tebârake ve Te‘âlâ’ya dönerek çokça tevbe istiğfâr etmek düşüyor.
253.00 ₺ -
Amentü Şerhi Feraidül Fevaid
Çeviri esnasında kitabın ifâdesine hiç dokunulmamış, ancak sâdeleştirme yapılmıştır. Bu bakımdan halkımızın anlıyacağı ve çok istifade edecekleri bir kitâbdır. Hele sonsuz seadeti elde etmeğe vesîle olan Ehl-i Sünnet vel-cemaat itikadını, îmânın altı şartını en sağlam delillere dayanarak, bir mes’elede çeşitli rivayet ve haberleri alarak, Cennet ve Cehennemi uzun uzun, âyet ve hadîslerle göz önüne sererek, birinden kaçmağı, diğerine kavuşmağı teşvîk ederek bildirdiği için, kıymeti siz okuyucuların takdirine bırakılıp, bu kıymetli bilgilerle baş-başa kalınız diyorum. imân denizine dalınız. En kıymetli eşsiz inciler alınız. Sonsuz seâdet ve devlete kavuşup, Cennette nimet ve ihsan içinde, sonsuz yaşayınız. Feraid-ül Fevaid Fi Beyan-il Akaid
175.00 ₺ -
En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları
Envâr ile kâinat doldu İşte o gece sabah oldu! O’nun yüzü suyu hürmetine yaratıldı âlemler! Güneş, O’nun için sarıp sarmaladı dünyayı sıcaklığıyla. Ay, O’nun muhabbetiyle kâh dolunay oldu kâh hasretiyle yay gibi kaldı. O’nun sancağını dalgalandırınca kendini buldu rüzgâr… O, risaletle şereflenen bir kul; devlet kuran mütevazı bir hükümdar; fetihler yapan muzaffer bir komutan; cehalet karanlığına düşmüş dünyayı ilim ve irfanla süsleyen bir muallim; ümmetine hudutsuz sevgi gösteren Hatemü’l-Enbiya Hazreti Muhammed Aleyhisselam idi. O’nu anlatmak ve övmek isteyenler hep aciz kaldıklarını anladılar. Zira O’nu bütün âlemleri yaratan Rabbi övüyordu. O’nunla, yazılarını, eserlerini kıymetlendirmeye çalıştılar. Türkler O’nun yolunu tanıyınca başka aşk başka sevda tanımaz oldular. O’nu sevmek, saadetin; unutmak, bahtsızlığın alameti oldu. Üslubuyla yediden yetmişe herkese tarihi sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, bu çalışmasında iki cihan serveri Hazreti Muhammed’in hayatını, şahsiyetini ve O’nun yoluna baş koyan ve hayatlarını O’nun yoluna adayan Peygamber sevdalılarını anlatıyor. Hoca Ahmed Yesevi’den Süleyman Çelebi’ye, Yazıcızade Muhammed’den Mevlana Halid-i Bağdâdî’ye kadar sevdasını mısralara dökenler; Gazneli Mahmud’dan Osmanlı akıncılarının piri Mihal Gazi’ye, Satuk Buğra Han’dan İstanbul’un fatihi Sultan Mehmed Han’a, Hadimü’l-Haremeyn Yavuz Sultan Selim’den II. Abdülhamid Han’a kadar aşk ve gayretle Resul’ün sancağını yüceltenler; O’nun sevgisini kazanabilmek için gözyaşları ile na’tını yazanlar; Ummandan bir katre misali ve daha nice Peygamber sevdalıları bu kitapta… O sevginin milletimizde daim kalması dileğiyle…
273.00 ₺ -
Emrazı Sariye 1 Bulaşıcı Hastalıklar
Emrazı Sariye Bulaşıcı Hastalıklar ve Korunma Yolları Bulaşıcı hastalıkları geçmiş ümmetler için azab bu ümmet için ise rahmet, şehadet ve şehîdlik vesilesi kılan Allahü Tealaya sonsuz hamd-ü senâlar olsun. Nihâyetsiz salât-ü selâmlar kendisi hürmetine azapların rahmete dönüştüğü Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in, kendilerinin yüzü suyu hürmetine salgınlardan Allâh-u Te‘âlâ’ya sığındığımız Ehl-i Beyti’nin ve tâûn gibi bulaşıcı hastalıklar nedeniyle şehîd olan ashâbının ve cümle sahâbesinin üzerine olsun. Şu bilinsin ki; bu risâle “Corona” adıyla ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalığın Çin’de başlayıp tüm dünyâyı sarması ve bizim memleketimize de uğraması nedeniyle telîf edilmiştir. Bu risâle; bulaşıcı hastalıkların geçmiş ümmetler hakkında büyük bir azap olduğu hâlde bu ümmet hakkında ne türlü keffâretlere ve türlü rahmetlere sebep olacağı ve ölümle sonuçlanırsa şehîdliğe vesîle olacağını beyân etmektedir. Ayrıca bundan korunma ve kurtulma sebepleri hakkında hadîs-i şerîf ve rivâyetlerde zikredilen duâların beyânı gibi önemli konuları ihtivâ etmektedir. Tabî ki bütün belâlar nefislerimizin şerlerinden kaynaklanmaktadır. Nitekim وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ “Size isâbet eden herhangi bir musîbet, kendi ellerinizin (bi’l-fiil) kazanmış olduğu (kötü) şeyler(in uğursuzluğu) sebebiyledir. Yine de O, birçoğunu affetmekte (ve onlara cezâ vermemekte)dir. (Aksi takdirde yeryüzünde hiçbir canlı bırakacak değildir.)” (eş-Şûrâ Sûresi:30) kavl-i şerîfi bu hakîkati nâtıktır. Bütün belâların günahlarımız sebebiyle başımıza geldiği husûsundaki bâzı hadîs-i şerîfleri risâlemizin içinde bulacaksınız. Hazreti Mevlânâ (Kuddise Sirruhû) da: أَبْر بَرْ نَابَدْ پَي۪ى مَنْعِ زَكَاةْ وَزْ زِنَا أُفْتَدْ وَبَا أَنْدَرْ جِهَاتْ “Zekâtlar tam verilmediğinden bulutlar gelmiyor, Zinâ çoğaldığındandır ki altı yönden vebâ yayılıyor.” beyitlerinde zekât verme farzı terk edildiğinden dolayı yağmurların yağmamasından, mahsullerin eksikliğinden ve bereket kalmadığından bahsediyor. Vebâ gibi bulaşıcı hastalık mikroplarının da zinâ gibi fuhşiyât yüzünden yayıldığına dikkat çekiyor. Zâten Abbâs (Radıyallâhu Te‘âlâ Anh)ın, yağmur duâsı öncesinde buyurmuş olduğu: اَللّٰهُمَّ إِنَّهُ لَمْ يَنْزِلْ بَلَاءٌ إِلَّا بِذَنْبٍ وَلَمْ يُكْشَفْ إِلَّا بِتَوْبَةٍ “Ey Allâh! Şu bir gerçektir ki; her belâ(ya sebep olan kader) mutlakā bir günah sebebiyle (gökten) inmiştir ve o (yazının meydana getirdiği sıkıntı) ancak tevbe ile açılmıştır.” (ed-Dînevrî, el-Mücâlese, rakam:727, 3/102; İbnü ‘Asâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, 26/358; İbnü Hacer el-‘Askalânî, Fethu’l-Bârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, rakam:1010, 2/497; el-Kastallânî, İrşâdü’s-sârî, rakam:1010, 2/238; Aynı mlf., el-Mevâhib, 3/374) şeklindeki âyet ve hadîslere dayanan bu beyânı da aynı noktaya temâs etmektedir. Hâl böyle olunca bizlere de bütün günahlarımızdan tevbe-i nasûh ile Allâh-u Tebârake ve Te‘âlâ’ya dönerek çokça tevbe istiğfâr etmek düşüyor.
253.00 ₺ -
İrşadül Müridin Sert Ciltli
İrşadül Müridin Ciltli Şeyhül İslâm İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerîfi Em. İmâm-Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi Hazretlerinin kırk yıla yakın yapmış olduğu hususî ve genel sohbetlerinden derlenmiştir. Hak aşıklarını (taliblerini) Hakk’a irşad etmek manasında olan bu eser, 15. Asrın Müceddidi Gavs-u A’zâm, Delîl-ü Sâlikin (Hak yolcularının rehberi), İmâm-u Zaman , Şeyhül İslâm İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerîfi Em. İmâm-Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi Hazretlerinin kırk yıla yakın yapmış olduğu hususî ve genel sohbetlerinden derlenmiştir. Bu, feyiz dolu eserde tasavvufun incelikleri, Tarikat-ı Âlîyye ’ de riâyet edilmesi gereken âdâb ve dusturlar, tevbe, züht, takva, güzel ahlâk konuları işlenmiştir.
395.20 ₺ -
Fütuhul Gayb Alemlerin Keşfi
(Dünyanın) lezzet ve şehvetinden çıkan kerih kokuyu duyar duymaz tıkayıver burnunu. Kurtar kendini ondan ve onun âfatından. Sana taksim olunan elbet ki ulaşacak sana. Bir de bakmışsın ki sen bambaşka bir sen olmuşsun." İnsan, türlü olumsuzluklarla karşı karşıya kaldığında çoğu zaman ne yapacağını bilemez, bununla birlikte, durup bir düşünme payı da bırakmaz kendine. Hemen fiiliyata geçme isteği, insanda zuhur eden temel davranışlardan biri olur. Oysa yaratılmışların en makbulü olarak dünyaya gelen insan; özüne döndüğünde kendi içinin âlemlerini keşfetmeye, içinde ve dışında görüp tahayyül edemediği bütün âlemlerin Rabbine gönülden hamdetmeye başlar. Burada ise "âlemlerin keşfi" başlamış, gaybın yani insana bilinmeyen katmanların perdeleri kişinin istidadınca açılmaya başlamıştır. İşte, velîlerin velîsi, "Gavsü'l-Âzâm" Abdülkâdir Geylânî, sohbet usulünde vücuda gelmiş en önemli eserlerden biri olan Fütûhu'l-Gayb'da, okuyucuları âdeta, dizinin dibinde muhabbetli sohbetini dinleyen birer derviş misali manevî bir eğitime tâbi tutarak dünyanın süflî meseleleri ile münakaşadan bîzar olup kalbi temizlemeyi ve bu vesile ile Allah'a yaklaşmayı şiir gibi akan cümleleriyle öğretiyor. Fütûhu'l-Gayb, bir tasavvuf klasiği olmasının yanı sıra geleneksel eğitimin metodunu da içeren bir sohbet usulü klasiği özelliğini de taşıyor.
192.50 ₺ -
Teysirul Mustalahil Ehadis Muhammed Tahhan
Mahmûd Et-Tahhân - محمود الطحان Sayfa Sayısı: 296 Yayıncı: Mektebetü'l-Maarif Baskı Yılı: 1432, 2011 Cilt Sayısı: 1 Cilt Türü: Ciltli Sayfa Türü: Tek renkli baskı, şamua Kitap Ebadı: 17.00x24.00 cm. Yayın Yeri: Riyad
344.99 ₺ -
Hikmetli Sözler Orta Boy Ciltli
Mahmud Efendi Hazretleri’nin bütün sohbetlerinde üzerinde durduğu üç ana konu; ilim, amel ve ihlastır. Kendisinin bu hususta defaatle ifade ettiği vechile: * “İlim, amel, ihlas üçü bir arada olsun, bunları cem et, dünyayı fethedersin.“ * “Şeriat üç sacayağı üzerine kuruludur. Bunlar da; ilim, amel ve ihlastır. İlim hocalardan öğrenmekle, kitaplardan okumakla kazanılır, amel de bildiğini yapmakla olur. İhlas için ise mutlaka tarikat lazımdır.“ * “Dersli olan kardeşlerim, tarikata çalışırken görülen şeyler maksuttan değildir. Üç şeyden başkasına itibar yok; ilim, amel, ihlas.“ gibi sözleriyle bu konunun önemine işaret buyurmuşlardır. Biz de sizler için, üstadımız Mahmud Efendi Hazretleri’nin kıymetli sözlerini uzun süren bir çalışma sonucunda, “İlim“, “Amel“ ve “İhlas“ başlıkları altındaki, konularına göre tasnif ettiğimiz alt başlıklarla beraber cem ettik. Üstadımız Mahmud Efendi Hazretleri’nin kelâm-ı şeriflerinden istifade etmek isteyenler bu “Sözler“ kitabını ganimet bilmeli ve bu eserde yazılanları okurken kendisini üstadımız Mahmud Efendi Hazretleri’nin huzurunda kabul ederek okumalıdırlar. Böyle yaptıkları takdirde aynen huzurunda bulunanlar gibi bu sözlerden âzami derecede istifade edeceklerdir inşâallâh. Ali Rıza Bezzâz Hazretleri’nin, Ali Haydar Efendi Hazretleri’ne vermiş olduğu şeyhlik icâzetinde: “Bu zatın elinden tutan, hiçbir kitapta göremeyeceği ve hiçbir âlimden işitemeyeceği ilimlere nâil olur” buyurduğuna ve Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin de: “Bende ne varsa Mahmud'uma verdim” buyurduğuna göre üstadımız Mahmud Efendi Hazretleri’nin sözlerini kabul kulağıyla dinleyenlerin de ilhama dayalı bu tür manevi ilimlere ulaşacakları muhakkaktır. Nitekim üstadımız Mahmud Efendi Hazretleri: “Bu sözlerim doğrudur. Vallâhi doğrudur, billâhi doğrudur, tallâhi doğrudur. Kafamdan atmıyorum bunları“ buyurmuştur. Öyleyse biz de İmâm-ı Rabbâni Hazretleri’nin “Mektûbât“ isimli kıymetli eserinde buyurduğu: “Ehlullahın kelamı (kalp hastalıklarına) şifa, onların bakışları (manevi hastalıklara) devadır. Onlar öyle bir kavimdir ki, onlarla oturan asla şakî (mahrum) olmaz” sözünden anlaşılan mana üzere üstadımız Mahmud Efendi Hazretleri’nin sözlerini okuyup, mûcebince amel etmeye muvaffak kılınmayı ve bu sayede Rabbimizin huzuruna selim bir kalp ile çıkmamıza vesile olmasını Cenâb-ı Allâh’dan niyaz ederiz.
369.20 ₺ -
Evrad-ı Bahaiyyenin Tercüme ve Şerhi
Müellif'in “el-Envâr-ul-Kudsiyye li Şerh-il-Evrâd-il-Bahâiyye” adıyla Arabcasıyla eş zamanlı olarak yazdığı bu eser, Hicrî 791 tarihinde vefat eden Şeyh Muhammed Bahâeddîn rahimehullâhu Teâlâ'nın müessisi ve İmamı olduğu Nakşibendî Tarîkati'nin esasları, Tarîkatin İmamı Şeyh Muhammed Bahâeddîn kuddise sirruhu'nun tercüme-i hali anlatılarak başlamakta; “Nakşibendî Tarîkatinin Şart ve Rükünleri”, “Zikrin Efdali Kalbî Zikirdir”, “Zikirle Tekarrubun Usulleri”, “Murâkabeyle Tekarrub”, “Nakşibendî Meşâyıhının Hatmesi”, “Evrâd-ı Bahâiyye ve Faideleri”, “İstiğfar ve Tevbe” başlıklarının ardından Şâh-ı Nakşibend'in her sabah namazında okuduğu “Evrâd-ı Bahâiyye” eserinin tercüme ve şerhi yapılmaktadır. Bu eseri okumak: Nakşibendî Tarîkati'nin, tertemiz Sünnet'in ihyâ' edilmesi ve bid'atin terk edilmesinden ibaret, Ehli Sünnet vel'Cemaatin itikad ettiği ashâb-ı kirâmın yolu olduğunu anlamak için önemlidir. Yine bu eseri okumak, kalbin İslamı anlaması bakımından önemlidir. Çünkü bu eser, Şâh-ı Nakşibend'in, Sünnet-i Şerîf'ten derlediği, tertemiz, kalbleri yıkayıp ışıtan, okudukça Dîni tatbîkî kolaylaştıran, Dîni tatbik ettikçe kalbleri yükselten “Evrâd-ı Bahâiyye”sini, manalarının inceliklerini anlayarak okumak fırsatı vermektedir.
187.50 ₺ -
AŞK 2 Cilt
Aşkı anlatan bu eser, aşkı tanımlayıcı bilgilerin yanında: “Allah Teâlâ'nın ruhlarla antlaşması”, “İlâhî sevginin alâmetleri”, “Allah Teâlâ'nın ismi, sıfat ve fiiliyle tecellî etmesi”, “Vahdet-i Mutlaka”, “Vahdet-i Vücûd”, “Vahdet-i Şuhûd”, “Fenâ fil'İhvan”, “Fenâ fiş'Şeyh”, “Fenâ fir'Rasul”, “Fenâ Fillah”, “Bekâ Billah”, «Cemi'», “Fark”, “İlâhî vâridat”, “Vecd”, “Cezbe”, “Tevâcüd”, “Cehrî zikir”, “Semâ' ve şartları” ve daha birçok meselede bizleri aydınlatmaktadır Girdim kafese, esir oldum, Nefis idim, ben ğarîb oldum, Heder oldu aşkım, keder buldum, Şu diyâr-ı ğurbete düşe geldim... Aşkın ateşi yeşertir insanı, Ruhu besler verir iz'anı, Takvayla parlar çoğaltır imanı, Âşığa gelen melek, kovar şeytanı. Her insanda İlâhî sevgi vardır, fakat küfür, İlâhî sevgiyi söndürür; âsîlerin telkîni de aşkın ortaya çıkmasını engeller. İnsan, İlâhî sevgiye ancak Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e uymakla erişir. İlâhî aşk, Allah Teâlâ'nın kuluna verdiği bir armağan ise de, İlâhî aşka giden yol ve İlâhî aşktan sonrası.... ilâhî aşkı safha safha bu eserde tanıyacaksınız. Üç şey Tevhîdin akidlerindendir: Havf = Allah Teâlâ'dan korkmak, recâ = rahmetini ummak, muhabbet = Allah Teâlâ'yı sevmek. Allah Teâlâ'dan korkan, her şeyden Allah'a kaçmasından aslâ yorgunluk hissetmez. Allah Teâlâ'nın rahmetini uman, dua ve dilekten bıkkınlık duymaz. Allah Teâlâ'yı seven, sevgilisinin ismini söylemekten vazgeçmez. Korkunun parlak bir ateşi vardır. Recânın nûrânî bir ışığı vardır. Sevgi ise nurların nurudur. Ayrıca bu eserde sunulan bilgilerin ve çözümlerin, böylesine kolay, hülâsa ve düzenli sunuluşunun nâdirliğini eseri okurken farkedeceksiniz. Okurken hiç bitmesini istemeyeceğiniz bir duyguyla karşılacak ve aşkın yolunu bulmanın sevinciyle gözünüzü ve kalbinizi bu kitabdan ayıramayacaksınız. Zâtı'nın nurunu ruhunda görürsen Sıfatıyla sıfatın görmez olursen Her işinde fi'lini hâkim görürsen Yüce Zâtı'ndan bağış alırsın Zâtı'nın güneşi doğarsa içinden Ayrılmaz ziyâsı senin ruhundan İsmail, Ezelî nurudur seni kuşatan Nurundan kendini görmez olursun
450.00 ₺ -
-
Kuran Okuma Esasları Tecvid
Müslümanlar, Kur'ân-ı Kerîm’i korumakla yükümlüdür. Onu koruma yollarından birisi de okumaktır. Bunun içindir ki, Kur'ân okumak, dinimizde ibâdet olarak kabul edilmiştir. Ancak bu, gelişigüzel bir okuyuş değil, usûlüne uygun bir okuyuştur. Yüce Allah, Kitabının "tertîl" ile okunmasını buyurmuştur; bu da yavaş yavaş, tane tane, kurallarına uygun olarak okumak demektir. Kur’ân’ı, kurallarına uygun olarak okumasını öğreten de Tecvîd’dir. Bu bakımdan tecvîd, bir fantezi ve lüks değildir; Kur’ân’ın Allah tarafından indirildiği şekilde okunmasını sağlayan bir ilim ve sanattır. Tecvîdin, ilmî ve amelî iki yönü vardır. Tecvîdin ilmî (teorik) yönünü bilmeden -kulaktan dolma şekliyle- Kur'ân okumak mümkün ise de, asıl ve ideal olanı, tecvîd bilerek okumaktır. İşte bazı İlahiyat Fakültelerinde ders kitabı olarak da okutulan bu eser, bu hedefe varmak isteyenlere yardımcı olmak maksadıyla hazırlanmıştır. Eserde klasik tecvîd konularının yanında, Kur’ân kıraatıyla ilgili daha pek çok konuya da yer verilmiştir.
423.40 ₺ -
Tahavi Şerhi Baberti Tercümesi
İlimlerin en üstünü; her bilginin aslı, her saadetin kaynağı olan ma‘rifetullahtan bahseden akâid ilmidir. Zira Allah Teâlâ’nın şu âyet-i kerîmesinin ifade ettiği gibi cinler ve insanlar ancak Allah Teâlâ’yı bilmeleri için yaratılmışlardır: “Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.” [Zâriyât Sûresi, 56] İmâm Tahâvî’ye (rahimehullâh) ait olan bu akîde metni, akâide dair kaleme alınan eski eserlerden birisidir. Başta tevhid olmak üzere, icmâlî olarak inanç meselelerini ele alan bu eserin en yaygın şerhlerinden birisi Ekmelüddîn Bâbertî’nin (rahimehullâh) şerhidir. Metin ve şerhin iki ayrı tasnifle tercüme edildiği ve kapalı yerlerin dipnotlarla açıklandığı bu eser Ehl-i Sünnet neşriyat dünyasına kazandırılan önemli çalışmalardandır. Tahavi Tercümesi Baberti Tercümesi
162.00 ₺ -
Fıkıh Usulü Mirkatül Vusül Tercümesi
Fıkıh usulü, İslam geleneğinde aklî ve şer‘î ilimler şeklinde yapılan ikili tasnifte Gazzâlî’nin ifadesiyle aklın ve şer‘în birleştiği bir ilim olarak kabul edilir. Yine fıkıh usulü, İslam geleneğinde yöntem meselesinin müstakil bir disiplin çerçevesinde ele alındığı yegâne disiplindir. Esas itibariyle fıkhın nazariyatı olmakla birlikte fıkıh usulü, sadece fıkıh ile ilgili değil, tüm şer‘î ilimlerle ilgili bir disiplindir. Bu yönüyle fıkıh usulü, klasik dönemde şer‘î ilimler arasında ortak bir dil ve zemin oluşturmak gibi bir işleve de sahip olmuştur. Kısaca Mirkât olarak meşhur olan Mirkâtü’l-vusûl ilâ ilmi’l-usûl de Osmanlı Devletinin yükseliş döneminin önde gelen âlimlerinden ve Fatih Sultan Mehmet’in de hocalarından olan Molla Hüsrev’in (ö. 885/1480) fıkıh usulüne dair yazdığı, eskilerin tabiriyle metn-i metîn olan bir eserdir. Mirkât, kısa olmasına rağmen fıkıh usulünün hemen her konusuna değinen bir metindir. Fıkıh usulü yazımındaki temel iki yöntemden özellikle Hanefilerle özdeşleşmiş olan fukahâ yöntemi Mirkât’ta da kullanılmıştır. Molla Hüsrev mümkün olduğunca her usul kaidesini fer‘î bir mesele ile örneklendirme yoluna gitmiştir. Mirkât üzerine müellif daha sonra Mir’âtü’l-usûl ismiyle bir şerh yazmış ve şerh ve metin birbiriyle âdeta özdeşleşmiştir. Yazıldığı dönemden itibaren büyük bir ilgiye mazhar olmuş ve eser üzerine çok sayıda haşiye yazılmıştır.
392.00 ₺ -
Efendi Hazretleri ile Anılarım
Beka Mülkünden Eyledim teşrif Bu darı fenaya imtihan için. Gece gündüz muradım budur; Cemali pakini anlamak için.
175.00 ₺ -
Tam Kayıtlı Halebi Sağir Tercümesi Fatih Kalender
Osmanlı fukahasından İbrahim el-Halebî’nin (rahimehullâh), Gunyetü’l-Mütemellî isimli kitabının muhtasarı mahiyetinde olan eser, İsmailağa Fıkıh ve Telif Kurulu tarafından tercüme edilerek, sayfa uyumlu mizanpajıyla yayıma hazırlanmıştır.
468.00 ₺ -
Durusul Lugatil Arabiyye 3.Cilt
Bu kitap "Anadili Arapça olmayanlar için Arapça dersleri" isimli kitabın üçüncü cildidir. Bu kitabın amacı; sarf nahiv müfredat ve üslup yönlerini dikkate alarak Arapça'yı öğretmektir. Açıklamalar yapılırken bütün bu yönler dikkate alınmalıdır.Bu kitabı okutacak hocanın aşağıdaki noktalara dikkat etmesini öneriyoruz:- Kitaba bakmaksızın derste geçen ana konulara giriş yapmasını.- Dersi okumasını okuma esnasında açıklamaları yapılan konulara dikkat çekmesini girişte üzerinde durmadığı konuları açıklamasını ve öğrencilere konuları anladıklarından emin olmak için sorular yöneltmesini.-Öğrencilerin gruplar şeklinde dersi uygulamalarını sağlamasını.- Öğrencilerin bütün alıştırmaları sözlü yapmaya katılmalarını sağlaması ve sınıf dışında da aynı alıştırmaları yazılı olarak hazırlamalarını istemesi. Dinine ve kitabının diline hizmetinde bizi muvaffak kılmasını ancak Allah'tan diliyoruz.
100.00 ₺ -
Evladı Rasul Hazaratı
“(Habîbim! Bütün ümmetine): ‘Ben buna mukābil (size İslâm’ı öğretmem karşılığında) sizden hiçbir menfaat istemiyorum, lâkin o (Alî, Fâtıme ve onların çocukları gibi) yakınlar(ım) hakkında sevgi müstesnâ. (Zîrâ onları sevmenizi sizden bekliyorum ve zâten sizin üzerinizdeki haklarımdan dolayı bunu hak ediyorum.)’ de. Artık her kim (Benim Habîbim’in Ehl-i Beyti’ni sevmek gibi) güzel bir amel kazanırsa, onun hakkında Biz kendisine (sevap katlaması yaparak) bir güzellik artırırız. Şüphesiz ki Allâh, (kullarının günahlarını çokça örten bir) Ğafûr’dur, (en ufak bir ameli dahî bolca mükâfatlandıran bir) Şekûr’dur.” İmâm-ı Şâfi‘î’nin en büyük talebesi ve yakını İmâm-ı Müzenî (Rahimehumellâh) şöyle demiştir: “Bir kitap yetmiş kere gözden geçirilse de mutlakā onda bir hatâ bulunur. Çünkü Allâh-u Te‘âlâ Kendi Kitabı dışında hiçbir kitabın hatâsız olmamasına karar vermiştir.” (el-Hatîb, Mûzıhu evhâmi’l-cem‘ı ve’t-tefrîk, 1/14) Ey kāri-i kerîm (kıymetli okuyucu)! “Bir ayıp görürsen (aleyhime konuşacağına) o (hatâyı düzelterek) boşluğu kapat, ne kadar yüce ve üstündür kendisinde ayıp bulunmayan O Zât!” (el-Haskefî, ed-Dürru’l-muhtâr, 6/812)
159.50 ₺ -
Maturidiyye Akaidi
Mâtürîdiyye Akaidi adı altında istifadeye sunduğumuz eser, Hanefiyye ve Mâtürîdiyye âlimlerinden Buharalı Nûreddin es-Sâbûnî'nin (ö. 580/1184) el-Bidâye fî usûli'd-dîn isimli kitabıdır. Müellif önce el-Kifâye adıyla hacimli bir eser yazmış, sonra bunu hulâsa ederek el-Bidâye'yi meydana getirmiştir. Bu sebeple kitap takdire şayan bir itina ve dikkat ürünü olmuştur. İncelenmesinden de kolayca anlaşılacağı üzere klasik kelâm kitaplarının hemen bütün konularını içeren eserin dili sağlam, tertibi güzel, ifadesi açıktır. Müellif, kitabında Ehl-i sünnet ve Mâtürîdiyye görüşlerini ispat ve izah ettikten başka, tarafların fikirlerini öz olarak nakletmeye de muvaffak olmuştur. Kitap, Sünnî akaidin en büyük mezhebini teşkil eden Mâtürîdiyye kelâmının, gerek üslûp ve ifade gerek plan ve muhteva bakımından klasik bir eseri konumundadır. Eserin hem Arapça metni hem Türkçe tercümesinin ilim yolcuları için faydalı olacaktır.
305.50 ₺ -
Osmanlı Türkçesi Kolay Okuma Metinleri 1
Kur'an harfleri ile yazılan ve Türklerin İslamiyet’e girdikten sonra tercih ettikleri yazı şekli, genel itibariyle uzun zaman kullanılmadığından unutulmuş, kısmen de bu yazıya karşı ünsiyet kaybolmuştur. Osmanlı döneminde kullanıldığından bahisle ağırlıklı olarak Osmanlıca denilen Türkçemiz, günümüze gelindiğinde öğrenilmeye gayret gösterilir, okullarda hiç olmazsa seçmeli olarak ders verilir duruma gelmiştir. Bu sevindirici durum, öğrenilmesine yönelik çalışma kitaplarının varlığını da zaruri kılmaktadır. Elinizdeki bu çalışma, Osmanlıcayı hem kolay öğrenmeye vesile olmak hem de öğrenmenin ne kadar kolay olduğunu uygulamalarıyla göstermek için hazırlanmıştır. Haddi zatında öğrenmekteki en büyük zorluk "Osmanlıca öğrenmek zordur!" yanlış fikridir.
119.00 ₺ -
Nahiv Test Kitabı
Açıklama : Bu kitap, İmam Hatip Liseleri, Ön Lisans, Lisans İlahiyat Fakültelerinde eğitim gören öğrenciler için özenle hazırlanmıştır. Öğrencilerin kendilerini dilbilgisi konusunda geliştirmelerine yardımcı olacak olan bu eserde, sorular öğrenilen dil bilgisi konularını pekiştirmek amacıyla konunun bütün kurallarını içeren tarzda yapılmıştır. Testlerdeki sorular özenle oluşturulmuş, kolaydan zora doğru sıralanmış ve işlenen konuyu detaylı bir şekilde anlaşılmasına yardımcı olması hedeflenmiştir. Eser, boşluk doldurma, irab, fiillerin harfi cerle kullanımı, cümle yapısı gibi soru tarzları içermektedir. Soru ve cevaplarının Arapça oluşu ile öğrencinin Arapça mantığı kavraması hedeflenmiştir. Ayrıca sorular, sorunun ilgili olduğu konu zikredilmeden pratik okumalarda doğru okumaya alıştıracak nitelikte sorulmuştur. Bu eserde, A1 - C2 seviyede 50 Test 1000 soru ve cevap anahtarı yer alıyor. Yazar : Abdülhakim Önel Editör: Yrd. Doç. Dr. Ömer Sabuncu Yayınevi : Cantaş Yayınları Ebat : 16*23 Sayfa Sayısı : 150 Kağıt : ithal Dili : Arapça Türkçe Kapak : Karton
192.50 ₺ -
Başlarım Senin Aşkına
Dünyanın boş ve aldatan yüzüne dönüp “başlarım senin aşkına!” dedikten sonra Allah’a yönelip “RABBİM önceden hazır değildim şimdi iznin olursa seve seve BAŞLARIM SENİN AŞKINA” diyeceğiniz bir kitap… Hakikatler gönlünde bir sarsıntı oluşturmuyor mu, yoksa uyanmak için hâlâ yerin göğün sarsılmasını mı bekliyorsun? Ve anlarsın zor sorular ancak kaliteli öğrencilere sorulurmuş İmtihanın bu yüzden ağırmış, anlarsın. Ve anlarsın ateş İbrahim’i yakmadıysa, Balık Yunus’u yemediyse, Bıçak İsmail’i kesmediyse, Deniz Musa’yı boğmadıysa, Kuyular Yusuf’ları almadıysa, Sen de anlarsın umutlarını kün fe yekün’le büyütmen gerektiğini. Ve anlarsın, Allah azze ve celle geciktiriyorsa, güzelleştiriyordur. Sabret… Sabret… Anlıyorsun değil mi?
251.25 ₺ -
Abdülmetin Balkanlıoğlu Hocaefendinin Sohbetleri
Hocamız hayatta iken, ne kendisini, ne de nasıl bir dava şuurunda olduğunu anlayabildik. Bunu canlı bir misal ile anlatacak olursak: Ceviz kurdu gibidir; ki kurt, gireceği kadar bir delik açarak cevizin içine girer ve onu yemeye başlar. Buraya kadarı normaldir. Fakat cevizi yedikçe şişer, karnı büyür. Yeterince yükünü tutup doyunca gitmek ister ama girdiği delikten çıkamaz. Çünkü içi yenilen ceviz kurumuş ve sertleşmiştir; o deliği genişletmek artık imkânsızdır. Oturup bekler; delikten çıkmak için tek çaresi zayıflamayı beklemektir. Aç kaldıkça zayıflar, eski cılız haline döner ve bir gün çıkar. Ama çıktığında mevsim bitmiş, ortada aç ve cılız bir kurtçuk ve bir içsiz ceviz kalmıştır. Kimi insanlardaki para ve mal-mülk hırsı ile evliyânın, âlimlerin kıymetini bilmemesi de ceviz kurdu misâli gibidir. O hırsı yenip, “Artık yeter!” dediğinde baharlar ve yazlar bitmiş olur. Geriye sadece ömrünün sonbaharı ve belki de çeşitli hastalıklar, ilaçlar ile geçirmek zorunda kalacağı, koskoca bir kara kış kalmış olur... Biz bu çalışmamızla, kıymetini bihakkın bilemediğimiz hocamızdan dinlediğimiz, inci misali değerli sohbetlerini yazıya geçirerek istifadeye sunma yolunda bir adım attık. Bütün çalışmalarımızı rızasına muvafık kılmasını Rabb’imizden niyaz ederiz… Bu Çalışma Ailesinin rızası, eski çalışma arkadaşları ve dostlarının samimî gayreti ile Hayata geçirilmek istenmiş, Bir Hocahanımın sohbetleri yazıya dökmesi, Yine Çok Değerli başka bir Hoca efendi gurubunun dizgisinden mizanpajına, Kapak tasarımından baskı işlerine titizlikle takibi ile Vucüd bulmuştur. Hepsine çok teşekkür ediyoruz, Allah razı olsun diyoruz.
350.00 ₺ -
-
Büyük Dua Kitabı Mecmuatül Ahzab Ciltli
Merhum Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi tarafından, seçkin insanların devamlı okudukları dualar ve tesbihatın toplandığı, güvenilir ve sağlam kaynaklı bu dua kitabını siz değerli okuyucularımıza sunuyoruz.
510.00 ₺ -
Zikir Risalesi
Mahmud Efendi Hazretleri’nin Kaleminden ve Dilinden Zikir isimli bu mühim eser; dünya İslâm ulemâsı tarafından 15. asrın müceddidi kabul edilen muhterem üstâdımız Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhû) nun, 1997 yılında bizzât kendisinin yazdırmaya başladığı “Zikir Risâlesi” hakkında kaleme alınanların bir araya getirilmesi ile başlanıp yine muhterem üstâdımızın derin ilminden istifade edilerek tamamlanmıştır. Konular, Mahmud Efendi Hazretlerimizin muradı üzere her kesimin anlayacağı bir üslupla ifade edilmiştir. Bu kıymetli risalede; zikrin mahiyeti, faziletleri, çeşitleri, ehemmiyeti, edepleri ve tarikatı aliyede zikrin nasıl olduğuna dair birçok konu ele alınmış, özellikle de zikrin, insana kazandırdığı mertebeler tasavvuf açısından değerlendirilmiştir. Mevlâ Teâlâ Hazretleri, cümlemizi ihlas ile amel ederek, Kendisini çok zikreden kullar zümresine dahil olanlardan eylesin.
280.80 ₺ -
Mektubat Tercümesi 2 Cilt
Mektûbat-ı Rabbani; Asırlardır ilgiyle okunan Kur'an-ı Kerim ve sünnetten süzülen İman, İslam, Ahlak Fazileti ve Tasavvuf Deryasıdır. Mektûbat-ı Rabbani; yeniden tercüme edilerek titiz bir çalışma sonucu sade bir dilde günümüz türkçesine kazandırılmıştır...
660.00 ₺