-
-
-
-
-
-
-
-
-
Sahabe Hikayeleri 1.Kitap
Peygamberimizin (s.a.v.) arkadaşları bir yıldız gibi yolumuzu aydınlatıp bize rehber oluyor. Bu kitapta; Hz. Hatice’den vefalı olmayı, Hz. Ebubekir’den hasta ziyaretini,Hz. Ali’den ilim sevgisini öğreneceğiz.
63.00 ₺ -
Neo Selefilere Reddiyye
Kevserî merhûmun en önemli çalışmalarından biri olan Makâlâtu'l-Kevserî, İslâmî ilimlerin hemen her sahasına temas eden, konulara derinlikli yaklaşan ve hem talebe hem de muallim için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı niteliği taşıyan bir eserdir. İnanç esaslarından kelâma, tefsîrden hadîse, fıkıhtan güncel tartışmalara, tarih ve biyografiden ümmetin fikrî meselelerine kadar geniş bir alanı kuşatan bu makâleler, okuyucuya yalnızca ilmî bilgi sunmamakta; aynı zamanda zihnini diri tutmakta, fikrî berraklık kazandırmakta ve hakikati arama şevkini kamçılamaktadır. Elinizdeki bu çalışma, söz konusu kıymetli külliyatın, "NEO SELEFÎLERE REDDİYYE -Teşbîh, Tecsîm ve Mezhepsizlik Fitnesi-" başlığı altında ihtisar edilmiş ve özellikle günümüzde yaygınlık kazanan tecsîm, teşbîh ve bid'at akîdelerine karşı yazılmış reddiyyelerin bir araya getirilmiş hâlidir. Bu özet çalışma, Kevserî'nin, Ehl-i Sünnet'in berrak akîdesini müdafaa etmek, selef-i sâlihînin sahîh i'tikâdını ortaya koymak ve onun adına ortaya çıkan çağdaş sapmaları temyiz etmek noktasındaki keskin ferâsetini, engin ilmî birikimini ve mücadeleci üslûbunu gözler önüne sermektedir. Müellif, Dârimî, İbn Teymiyye, İbn Kayyim gibi isimlerin görüşlerini ve onların modern takipçilerinin iddialarını, delilleriyle çürütmekte; tenzîh akîdesini, usûl imamlarının ortak kabulüne dayanarak en sağlam şekilde temellendirmektedir.
200.00 ₺ -
Tasavvuf Sohbetleri 2
İnsanın, "Ahsen-i takvim" en mükemmel bir yapıda oluşundaki mana bütün ilahi isimlerin sır tecellilerini kendisine izhar edebilecek kabiliyette ve istidatta yaratılmış olmasıdır. İnsan ilimle değer kazanır. Her şeyin kıymeti kendisine göre cüz'i dir. İnsanın kıymeti ise ilimle küllidir. İşte! İnsan bu değeri ile marifetullaha ererek, Cenab-ı Hakkın muhabbetine layık bir hale gelir. Çünkü Allah'ı(c.c) tanımak, bir insan için mümkün olabilen en değerli makam, en yüksek bir şereftir. Zira, Allah'u Teala'nın rızasına ermek, O'nu tanımak ve O'na kulluk yapmaktan geçer. Gayemiz, bütün himmetimizi maksuda erme yolunda nasıl kullanmak olmalıdır? İşte bu kitabın yazılmasının en önemli sebeplerinden birisi de budur...
390.00 ₺ -
-
Zühd ve Takva
Zühd; dünyaya karşı hırsı terk, arzuları kısa tutmak, perhizkar bir hayat yolu takip etmektir. Zühd; kalpten dünya sevgisini çıkarmak, dünyayı gaye haline getirmemektir. Zühd; fakirliği sevmekle beraber Allah'a güvenmektir. Zühd; geniş manalı bir kelimedir. Onun en aşağısı haramı terk etmek, en yücesi de insanı Allah'a kulluk yapmaktan oyalıyan her şeyden yüz çevirmektir. Takva ise kişinin kendisine ahirette ne zarar verecekse o şeylerden kendisini, şu dünya hayatında sakındırmasıdır
136.00 ₺ -
Peygamber Efendimizin Mucizeleri
Bir peygamberin peygamberliğinin delil ve belgesi olan ve başka kimselerin yapamadığı olağanüstü şeylere mucize denir. Her peygamberin mucizeleri vardır. Mesela Peygamberimiz'in parmağıyla işaret etmesiyle ayın ikiye ayrılması ve Musa Aleyhisselam'ın asasının ejderha olması birer mucizedir. Peygamberler, mucize göstererek inanmayanlara "Yapabiliyorsan haydi sen de böyle bir şey yap" diye adete meydan okumuşlardır. Peygamberimiz'in binlerce mucizesi vardır. Fakat bunların çoğu kafirlere meydan okuma şeklinde değildir. Bu mucizelerden birkaçı şöyledir: Avucundaki taşların Allah'ı tesbih etmesi, hutbe okurken yaslandığı hurma kütüğünün Peygamberimiz'in ayrılmasıyla üzüntüsünden inlemesi, parmaklarından suların akması, bir ölçek tahıldan yapılan yemeğin yüzlerce kişiye yetmesi, Hazreti Ali'nin ağrıyan gözüne mübarek tükrüğünden sürünce derhal iyi olması gibi. Bu kitapta bu ve bunun gibi bircok mucizeleri okuyacaksınız.
136.00 ₺ -
Riyadün Nasıhin Sohbbetler ve Nasihatler
Riyâdü’n-Nâsıhîn isimli çok değerli kitab, Hindistan’ın büyük âlimlerinden Muhammed bin şeyh Muhammed Rebhâmî’nin (rahmetullahi tâlâ aleyh) eseridir. Hicrî sekiz yüz otuz beş (m. 1431) senesinde yazmıştır. 1313 (m. 1895) yılında Bombay’da basılmıştır. Bunu dört yüz kırk dört kitabdan toplamıştır. Okuyunca, ne kadar fâideli olduğunu anlayacaksınız. Altı yüz iki yıl önce yazılmış bu kitabı, bu zamanda yazılmış ve zamanımız insanlarına hitâb eder bulacaksınız. İslâm’ın temel bilgileri olan, îmân, Ehl-i Sünnet i’tikâdı, ibâdetler, muamelât, iyi ahlâk, kötü huy, ilmin ve âlimlerin İslâm’daki yeri ve buna benzer çok çeşitli konularda, doyurucu bilgi, iğneleyici nasîhatleri, âyet-i kerîme, hadîs-i şerîf, icmâ’, ictihâd ve en güzel menkıbe ve hikâyeler ile anlatan bu gerçekten güzel kitabı okurken, bazen kızgın bir çölde harâret ve susuzluktan kavrulurken, ağzınıza su akıtan, üstünüze gölge eden rahmet bulutu, bazen felâket denizinin ölüm saçan dalgaları arasında hayattan ümîdinizi kesmişken gâibden size atılan can simidi, bazen küfr, irtidad, moda bid’at sam yellerinin helak edici darbeleri yerine, rûhu okşayan, yüzü serinleten, gönlü açan bir nesîm-i sabâ, bazen yürümekten yorulan, güçsüz kalan bedeniniz için en rahat bir vâsıta, bazen üzüntülü kalbinizi, tavrınızı sezen şefkatli bir ana, bazen kusûrunuzdan dolayı kulağınızı çeken ileri görüşlü bir baba, bazen bütün güzelliklerini ortaya döküp, sizi kendisine candan bağlayacak, size sizi unutturacak, ve unutma hâlinde nefsinize, rûhunuza hükmedecek bir sevgili olarak bulacaksınız. O âlemde, kulakların duymadığı, gözlerin görmediği, kalblerin düşünemediği güzel sesler duyacak, güzel yüzler görecek, güzel hâllere kavuşacaksınız. San’at erbâbının, hayranlık duyduğu tablo karşısındaki hâline, belki kavuştuğunuz bu hal, tattığınız bu zevk ile güleceksiniz ve “zevklerin en iyisi, tadların en güzeli, Rabbine kul olduğunu idrâk etmektir” diyeceksiniz. Süleyman KUKU [A. Fârûk Meyân]
420.00 ₺ -
El Yazma Sohbetler 2. Cilt
El Yazma Sohbetler 2. Cilt - Cübbeli Ahmet Hoca (Silsile-i ‘aliyyemizin 9. halkasında sertâc-ı ‘urefâ olan) Yûsuf el-Hemedânî (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’ne “Bu devir geçer ve gerçek şeyhler âhirete göçerse selâmete ulaşmak için ne yapalım?” diye sorulduğunda o zât: “Her gün onların kelâmlarından sekiz verak (on altı sayfa) okuyun (ki onlardan feyizyâb olasınız). (Kişi) böyle yaptığı takdirde, bu sözler onun gönlünün yaşamasına sebep olur.” diye cevap vermiştir. (Ebû Ya‘kûb Yûsuf ibnü Eyyûb el-Hemedânî, Risâle der Seyr-i Sülûk, Millet Kütüphânesi, Ali Emîrî Farsça Yazmalar, rakam:1028, vr:13a) Hattâ bu söz Ferîdüddin Attâr (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’nin Tezkiretü’l-evliyâ’yı kaleme almasına vesîle olmuştur. (Ferîdüddîn ‘Attâr, Tezkiratü’l-evliyâ, Mukaddimetü’l-müellif, sh:24-25) Mâlûmunuz Yüce Mürşidimiz ve Üstâdımız Mahmûd Efendi Hazretleri’nin mûtâd olarak yapmış oldukları sohbetleri hanım hoca kardeşlerimiz doksanlı yıllarda yazarak cemetmişlerdi. Evvelâ (ilk olarak) bu mühim hizmeti gördüklerinden dolayı Ümmet-i Merhûme adına kendilerine teşekkürü bir borç addederiz. Sâniyen (ikinci olarak) şunu ifâde etmek isterim ki; gerek Efendi Hazretlerimizin süratli konuşması, gerek hanım kardeşlerimizin yazmaya yetişememesi, gerekse Efendi Hazretlerimizin telaffuz ettiği bâzı kelimeleri doğru anlayamamaları nedeniyle Sohbetler’in fotokopilerinde azîm hatâlar vâki olmuştur. Elbette ki bunda bir kasıt yoktur ama okuyan insanların yanlış anlaması kaçınılmaz olduğu için bunları düzenlemek de aynı şekilde zarûrî olmuştur. İşte bu sadette Ahıska Yayınevi bu işi üstlenip çalışmayı belli bir kıvâma getirdikten sonra neşre hazırlanmasını bu fakîr kardeşinize tevdî ettiler. Ben de şeyhimiz Mahmûd Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’nin “Ahmed! Benim adıma çıkacak hiçbir kitap sen görmeden basılmasın.” sözünü yerine getirmek üzere elimden geldiğince gayret ederek sizlere bu eseri arz etmiş bulunmaktayım. Ahmet Mahmut Ünlü (Cübbeli Ahmet Hoca)
445.20 ₺ -
Kalbin Sırları ve Kalbin Acayip Halleri
Kendi döneminde öne çıkan şahsiyetler her dâim var olmuştur. Fakat bazı kimseler sadece kendi zamanlarında değil, vefatının üzerinden bin sene dahi geçse nasîhat etmeye ve insanlara faydalı olmaya devam etmektedir. İşte İmâm Gazzâlî (Rahimehullâh) hiç şüphesiz bunlardan birisidir. İnsanın şerefi ve bütün yaratıklara kendisini üstün kılan fazileti, Allah’ın marifetini elde etmeye elverişli olan yapısından kaynaklanmaktadır. Dünyadaki şerefi, kemâli ve güzelliği bu marifet sayesinde olduğu gibi, âhirette de bu marifet onun hazırlığı ve kıymetlisi olacaktır. İnsan marifetullâha, kalp dışında herhangi bir âzâsıyla hazırlanamaz. Zira Allâh’ı bilen, O’na yaklaştıran, Allâh için çalışan, O’nun uğrunda gayrette bulunan ve Allâh nezdindeki sırları keşfeden yalnızca kalptir. Diğer organlar ise kalbin hizmetçileri ve kalbin çalıştırdığı âletlerden ibarettir. Eserde kalp, ruh, nefs ve akıl gibi kavramlar detaylıca ele alınır. Benzerlikleri ve farklılıkları çok güzel îzâh edilir. İnsanda bulunan öfke, şehvet, hırs, haset, çok yemek, süs ve gösteriş sevgisi, dünya mallarına düşkünlük, cimrilik ve acelecilik gibi hasletleri ele alınır ve İmâm Gazzâlî çok tesîrli bir şekilde nasîhatte bulunur.
85.00 ₺ -
Salatül Fatih Sigai Şerifesi
“Ben (bütün hayırları başlatan) Fâtih’im ve (peygamberleri nihâyete erdiren) Hâtim’im.” (ez-Zehebî, Târîhu’l-İslâm, 1/33; Cemâlüddîn es-Sürremerrî, Hasâisu Seyyidi’l-‘âlemîn, sh:409) buyuran Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’in üzerine olsun. Yine salât-ü selâmlar bütün hayırların anahtarları olan Ehl-i Beyti’nin ve şerlere kilit olan cümle sahâbesinin üzerine olsun. Her sene Mevlid ayında Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) hakkında bir eser te’lîf etme husûsunda evvelce (2002 yılında Bandırma Cezâevi’nde) yaptığımız nezri îfâ etmek üzere bu sene de elinizdeki bu eseri hazırlamaya bizleri muvaffak kılan lütf-u kerem sâhibi Allâh-u Te‘âlâ’ya sonsuz hamd-ü senâlar ederiz. Bu sene cemâatten bâzı kardeşlerimizin talebi üzerine, yüce velî Muhammed el-Bekrî (Kuddise Sirruhû)nun, kendisi hakkında: “Bu salât öyle büyük bir salâttır ki Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in mânâ âlemindeki beyânı vechile: ‘Ömründe bir kere dahî bu salâtı okuyan kişi cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana okumak nasîb edilmez.)’” (Ahmed es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye, sh:45; en-Nebhânî, Efdalü’s-salevât, sh:258; Muhammed Fethâ es-Sûsî, ed-Dürratü’l-Harîde, 4/308) buyurduğu Salâtü’l-Fâtih sîğa-i şerîfesinin lafzı hakkındaki rivâyetleri, mânâlarını, şerhlerini ve fazîletlerini beyân sadedinde bu kıymetli eseri hazırlamak bizlere müyesser oldu. Ayrıca bu eserde Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’in bütün âlemlerin yaratılmasının yegâne vesilesi olduğu ve kendisin hayât-ı hakîkiyye ile kabr-i şerîfinde diri olduğu ve dilediği meşâyiha zuhûr edip nice ilimler bildirmeye devâm ettiği gibi birçok konuda kıymetli bilgiler bulacaksınız. Allâh-u Te‘âlâ vefât edeceğimiz seneye kadar Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem) hakkında her Mevlid-i Şerîf ayında bir eser yazabilmeyi bizlere nasib eylesin, sizleri de okuyup amel etmeye muvaffak eylesin. Âmîn!
376.30 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 10. Cilt Orta Boy Ciltli
* Ciltli * 622 Sayfa * En'âm Sûresi (63-101) RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
477.00 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 7. Cilt Orta Boy Ciltli
*Ciltli * 624 Sayfa * Mâide Sûresi (35-89) RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
477.00 ₺ -
Şerhül Akidetit Tahavi Baberti
İmam Allâme Ekmeleddin el-Bâbertînin Şerhu’l-Akideti’t-Tahaviyye İsimli Eseri Ekmelüddîn Muhammed b. Mahmûd b. Ahmed el-Bâbertî er-Rûmî el-Mısrî (ö. 786/1384) 710 yılından sonra Bayburt’ta dünyaya gelen ve tahsil hayatına Anadolu’da başlayan İmam Bâbertî daha sonra Halep’e, oradan (740’tan [1339] sonra) Kahire’ye giderek Kâkî, Ebû Hayyân el-Endelüsî, Mahmûd b. Abdurrahman el-İsfahânî ve İbn Kudâme el-Makdisî gibi meşhur âlimlerden ders okudu. Fıkıh ilminde hocası olan Kâkî kanalıyla Ebû Yûsuf’a kadar uzanan bir zincir içinde yer almaktadır. İmam Bâbertî’nin tefsir, fıkıh, hadis, kelâm ve usûl ilimlerinde, ayrıca Arap dili ve edebiyatına dair kırkı aşkın eseri bulunmaktadır. Aralarında Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Molla Fenârî ve Bedreddin Simâvî gibi tanınmış âlimlerin de bulunduğu birçok talebe yetiştirmiştir. Hanefî mezhebinin muhakkik âlimleri arasında önemli bir yere sahiptir. el-Akîdetü’t-Tahâviyye El-Akîdetü’t-Tahâviyye, Ebû Hanîfe (ö. 150/767) ile talebeleri Ebû Yûsuf (ö. 182/798) ve Muhammed eş-Şeybânî (ö. 189/805)’nin görüşleri esas alınarak telif edilen bu eser Hanefî fakihlerinden Ebû Ca‘fer Ahmed b. Muhammed b. Selâme et-Tahâvî (ö. 321/933) tarafından kaleme alınmıştır. İmam Bâbertî, bu eseri “Şerḥu ʿAḳīdeti Ehli’s-sünne ve’l-cemâʿa” ismiyle şerh etmiştir. Bu eser kelâm ve akaidle ilgili dokuz telifinden en önemlisidir. Bâbertî, aynı zamanda Mâtürîdî itikad ekolünün en güçlü muhakkik ve sarihlerinden biridir. İmam Bâbertî (rah) bu eserinde; İmam Tahavî’nin selef akidesine dair veciz ifadelerini, İmam Maturîdî geleneği çizgisinde tafsilata girmeden şerh etmiştir. Başta Mu’tezile, Mürcie, Haricî ve Şia gibi ehli-i bid’at mezheplere karşı naklî ve aklî delillerle Ehl-i sünnetin görüşlerini müdafaa etmiştir. Ayrıca İhtilaflı bazı kelamî meselelerde Eş’arî ve müfrit Hanbelîlerin görüşlerini reddetmiştir. Günümüzde Arap ülkelerinde İbn Teymiyye ve İbn Kayyim’in “Uluv nazariyesi; Allah’a mekân İsnadı” vb. görüşlerine göre telif edilen ve İmam Tahavî başta olmak üzere yer yer ehli sünnet âlimlerine bir reddiye mahiyetinde yazılan İbn Ebi’l-İz‘in (ö.792) “Şerhu’l-Akidetü’t-Tahaviyye” isimli şerhidir. Son derece sakıncalı olan bu eser Vehhâbiler tarafından terviç edilmektedir. Ve Ehli sünnet itikadının birçok meselesine aykırı görüşler ihtiva etmektedir. İmam Bâbertî’nin şerhi günümüz ilim talebelerinin Ehlisünnet akidesini en sahih bir şekilde öğrenebilecekleri ve muhalif görüşlere karşı okunması gereken en önemli şerhlerin başında gelmektedir.
187.00 ₺ -
Mücerrebatı Senusi Tercümesi
Kuzey afrikada devrinin en büyük kelam alimi olarak tanınan, akaid sahasından birden çok eser telif edip bunları şerh eden ve daha başka birçok eseri olan Ebu Abdillah Muhammed ibnu Yusuf es-Senusi, sıkıntıların def olması ve hacetlerin husulu gibi birçok faydaların celbi için bir eser kaleme almıştır ki onun içerisinde birçok dua, zikir ve terkibi şerifler mezkurdur. Bu eserin adı el-mücerrebat olup MÜCERREBAT-I SENUSİ TERCEMESİ Cübbeli Ahmet Hoca efendinin kaleme aldığı son eserinde, tesirli tecrübe ile sabit olan faydalı dualar, zikirler, havas ve terkib-i şerifler yer almaktadır.
93.00 ₺ -
Şehid Bayram Hoca Mektubat Dersleri 5 Cilt Takım
Kitap Seti 5 Ciltten Oluşmaktadır: Şehid Bayram Hoca Mektubat Dersleri 1 (Terzi Dükkanı) Şehid Bayram Hoca Mektubat Dersleri 2 (Terzi Dükkanı) Şehid Bayram Hoca Mektubat Dersleri 3 (İsmailağa İhtisas) Şehid Bayram Hoca Mektubat Dersleri 4 (İsmailağa İhtisas) Şehid Bayram Hoca Mektubat Dersleri 5 (İsmailağa İhtisas) Kitap içeriğinden: … “(Mektubat’ı) adet olsun, gelenek görenek yerine gelsin diye okuduk, gittik” vesaire. Öyle değil. Şu mektup benim kafamda devrim yapmalı. Yeni yeni kararlar almaya beni mecbur etmeli kardeşim. … Ders niye okunur? İnsana mesaj vermek için. İnsanda aktif olmayan, hareket halinde olmayan duyguları tetiklemek için, değil mi? Eyvallah. Ders niye okunur? Şuradan (gözden) bir iki yaş gelsin diye, değil mi? Eyvallah. Ben bu ibareyi beş dakikada okurdum, geçerdim. “Aaa, Bayram Hoca Mektûbât okudu bize.” Hayır. Öyle değil. Ağzına yemek koymak mühim değil. Ağzına koyduğun yemeği ne yapacaksın? Çiğneyeceksin. Bak, ağızda sindirim var. Yemek borusunda sindirim var. Midede sindirim var. İnce bağırsakta sindirim var. Ondan sonra o yemek ne oluyor? Kana karışıyor. Can oluyor sana, kan oluyor sana, değil mi? Haa, ilim de aynen böyledir. Efendi bir defa Sultan Selim'de konuşurken şarjörde ne varsa hepsini boşalttı. Dedi ki: “Sesim yetse okuyun, okuyun! Okuyun, okuyun! Diye Arş’a kadar bağıracağım.’’ Okuyana helâl olsun. Okuyamayana Cenâb-ı Hakk hidâyetler versin. Bu iş ilimsiz olmuyor. Bu, işin birinci ayağı. İkinci ayağı şu: Okuyorsun ama nasıl okuyorsun? Hatta bugün, “nasıl okuyorsun?’’ sorusunun cevabını çok iyi araştırmak gerekiyor. Yani öyle veya böyle bir şeyler okunuyor. Ama nasıl okunuyor? Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (Kuddise Sırruh) buyuruyor ki: “Kitapları okumadan önce kendinizi okuyun.” Ağzın bal yesin Sultan’ım. Ne demek istiyor? Yani tarikatla, tasavvufla, bir mürşid-i kâmille işin irfan tarafını elde etmeye bakın, sonra ilm-i zâhiri konuşturun, diyor. Ama oraya gelmek için de buradan geçmek gerekiyor.
1330.00 ₺ -
Kuranı Azim ve Tefsirli Kelime Meal 1.Cilt
Kuranı Azim ve Tefsirli Meali Şerifi 1.Cilt (Kırık Manalı ve Soru Edatlı) İsmailağa Yayınevi olarak, mürşidimiz Mahmûd Efendi Hazretlerimiz’in 36 senedir Rûhu’l-Furkan Tefsîri’ni kendileriyle birlikte yazdığı ilmî heyet tarafından Üstâdımız Mahmûd Efendi Hazretleri’nin usûlü üzere kaleme alınan “Kırık Mânâlı ve Soru Edatlı Kur’ân-ı ‘Azîm ve Tefsirli Meâl-i Şerîfi’ni siz değerli okuyucularımızın istifâdesine arz ediyoruz. Her cildinde 5 cüz bulunmak sûretiyle Kur’ân-ı Kerîm’in tamâmının 6 cilt içerisinde yayımlanacağı bu kıymetli eserin, şu anda çalışması devam eden diğer ciltlerini de inşâallâh en kısa zamanda neşredeceğiz. Allâh-u Te‘âlâ’dan, emeği geçenlere âfiyetle hayırlı uzun ömürler ihsân etmesini, onları bu hizmeti tamamlamaya muvaffak kılmasını ve tüm Müslümanlara ölmeden evvel Kur’ân-ı Kerîm’in tamâmını okuyup anlamayı nasîb etmesini niyâz ederiz. HAZIRLAYANLAR Cübbeli Ahmet Hoca, Ahmet Mahmut ÜNLÜ Ahmet Abdullah KOZLU Yusuf ÇELENER
438.00 ₺ -
Ruhul Beyan Tefsiri Tercümesi 30-2 Cilt
Bu kıymetli eserin yazarı Şeyh İsmail Hakkı Bursevi Hazretleridir. Büyük keşif ve kerametler sahibi bir velidir. 1650-1725 yılları arasında yaşamış Bursa’da vefat etmiştir. Her biri ortalama 200 sahife olan 106 kıymetli eserin yazarı büyük bir alimdir. İsmail Hakkı Hazretleri bu tefsiri yazmasının sebebini şöyle anlatıyor: “Manevi babam Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin yardım ve delaleti ile bir gün rüyamda Resülüllah Efendimiz bana ikramda bulundular. Arkamı sığayıp tatlı bir ifade ile “Ümmetim için bir tefsir yaz “ diye emir buyurdular. Bunun üzerine Allahü Teala’dan Ve resülüllah Efendimizin ruhaniyetinden yardım isteyerek bu tefsiri yazdım. İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri bu kıymetli tefsirini Bursa Ulu cami kürsüsünden Cemaate anlatarak 12 senede tamamlamıştır. Tercüme 1-16. cilt: Ömer Faruk Hilmi (Urfa- İmamı Azam Ebu Hanife Camii İmam ve Hatibi- Arapça Farsça Mütercim) Tercüme 17-27. Cilt: Osman Şen (İmam - D.İşl. Başk. Rize ihtisas Kursu) Tercüme 28-29.-29,1- 29,2.30-30,1-30,2 Cilt: Abdulkadir Dedeoğlu
420.00 ₺