-
II. Murad - Önderlerimiz 44
Tarih sahnesine çıkışının üzerinden çok zaman geçmeden sınırlarını Avrupa yönünde olağanüstü bir hızla genişleten Osmanlı Devleti’nin büyük bir imparatorluk olma aşmasındaki önderlerinden biri hiç şüphesiz İstanbul Fatihi Sultan II. Mehmed’in babası Sultan II. Murad Han’dır. Osmanlı padişahları içerisinde kişiliği, devlet adamlığı, siyasi kararları ve mücadeleleri ile belirgin bir yeri olan II. Murad, Anadolu’da kendisi ile rekabet halindeki beyliklerin önemli bir kısmını Osmanlı çatısı altına almayı başarmış, Haçlı saldırılarının devamı mahiyetindeki Varna ve II. Kosova savaşlarını kazanarak Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki varlığını kalıcı hale getirmiştir. Askerî, mali ve idari bakımdan devletin müesseselerini güçlendirmiştir. Yönetimi altındaki Müslüman-gayrimüslim Osmanlı halkı en müreffeh dönemlerinden birini yaşamıştır. II. Murad, yaptırdığı çok sayıda hayır eseri ile göz dolduran bir padişahtır. O kadar ki; bu kıymetli çalışmalarından dolayı, yaşadığı dönemde “Ebulhayr” (iyiliğin babası, hayır sahibi) olarak isimlendirilmiştir. İlim adamlarına değer vermiş, onları desteklemiş, medreseler kurdurtmuş, ilmî faaliyetlere, kültür ve edebiyatın gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Sultan II. Murad’ı, halkı cömert ve merhametli, müttefikleri anlaşmalarına sadık, rakipleri dirayetli bir yönetici olarak tanımlamışlardır. Devletinin menfaatlerini en üst düzeyde gözetmiş olan bu değerli Osmanlı padişahı, henüz hayatta iken tahtı oğluna bırakacak kadar ihtiraslardan arınmış bir şahsiyettir.
78.00 ₺ -
Ticaret ve Kazanç Adabı
“Dürüst tüccar, kıyamet günü sıddıklar ve şehitlerle beraber haşredilir.” (Hadis-i Şerif) İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâu Ulûmi’d-Din, Müslümanlar için her dönem ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri şimdi yepyeni bir formatla sizlere sunuyoruz. Eserin içinde yer alan konuların her biri, orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâu Ulûmi’d-Din, dört ana bölümden ve her bölüm de onar konudan oluşmaktadır. Üçüncü bölümü olan Adetler’in üçüncü konusu “ticaret ve kazanç adabı” hakkındadır. İmam-ı Gazâlî şöyle der: “Allah, ahireti mükafat ve ceza, dünyayı ise kazanç sağlamak maksadıyla koşuşturulan bir yer haline getirmiştir. Kişinin dünya içerisindeki koşuşturmacası sadece ahiret için değil, aynı zamanda geçim ihtiyaçlarını sağlamak maksadıyla da olmalıdır. Aksine, dünyevi ihtiyaçlarını karşılamak kişiye ahiret günü bir bakıma yardımcı olur. Çünkü dünya, ahiretin tarlasıdır... İşte biz de bu bölümde ticaret ve meslek adabını, dinimizce belirlenmiş olan kazanç sağlama yollarını ele alacağız ve beş bölümde bunları açıklayacağız.”
84.00 ₺ -
Sabır ve Şükür
Sevgili arkadaşım! İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâu Ulûmi’d-Din, Müslümanlar için her dönem ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri şimdi yepyeni bir formatla sizlere sunuyoruz. Eserin içinde yer alan konuların her biri, orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâu Ulûmi’d-Din, dört ana bölümden ve her bölüm de onar konudan oluşmaktadır. Dördüncü bölümü olan Kurtarıcı Şeyler’in ikinci konusu “sabır ve şükür” hakkındadır. İmam-ı Gazâlî şöyle der: “İmanın iki parçası vardır. Bir parçası sabır, diğer parçası da şükürdür. Nitekim bu hususla ilgili rivayetler gelmiş, haberler buna şahit olmuştur. Sabır ile şükür, Allah’ın sıfatlarından iki ve en güzel isimlerinden iki tanesidir. Nitekim Allah (cc) kendi zatına Sabûr ve Şekûr ismini vermiştir... Sabır ve şükrü bilmekten uzak kalmak demek, kimin imanlı olduğunu bilmekten ve imanın ne olduğunu idrak etmekten uzak kalmak demektir. Bu itibarla sabır ve şükrü izah etmeye ne kadar da ihtiyaç vardır! Allah’ın izniyle biz, sabır ve şükrü birbirlerine olan bağları sebebiyle tek kitapta izah edeceğiz.”
174.00 ₺ -
Yasin ve Tebliğ
Bu kitapta Yâsîn suresi bir ilke ve metod üzere; Kur’ân’ın dili, Kur’ân’ın nazmı, Kur’ân’ın Kur’ân’la tefsiri, meşhur ve mütevatir sünnet, hadis kitapları, esbâbu’n-nüzul, tefsir kitapları, eski semavi sahifeler ve Arap tarihi göz önünde bulundurularak tefsir edilmiştir. Yine bu kitapta tebliğ ve tebliğ yöntemlerimiz faklı bir üslupla ele alınıp değerlendirilmiştir. Kur’ân’ı öğrenmek ve anlamak Müslümana farz olduğu gibi onu tebliğ etmek de farzdır. Yüce rabbimiz Yusuf suresi 108. Ayette; “De ki (Ey Muhammed!) İşte bu, benim yolumdur. Ben (İnsanları) Allah’a (körü körüne değil) bir basiret üzere (illetleri ve sebepleri göstererek) davet ediyorum. Ben de bana tabi olanlar da (böyleyiz)” buyurmuştur. Basiret üzere Allaha davet etmeyen Resulüllah’a tabi değildir. Kişi bildiklerini ulaşacağı kimselere tebliğ etmekle sorumludur. İşte bu yolla hakkın çemberi genişler ve batılın çemberi ise gittikçe daralır. Hz. Muhammed (a.s.), “Benden bir ayet dahi olsa insanlara ulaştırın” buyurmuştur. İnsan hem cansız varlıklar gibi ağırlığı, hacmi ve yüksekliği olan hem bitkiler gibi gelişebilen hem de hayvanlar gibi hareket edebilen bir canlıdır. Allah insanı idrak özelliğiyle ön plana çıkarmıştır. İdrak kuvvetinin gıdası da ilimdir. Ve eğer insan, aklını ilimle doyurmazsa insanlık konumu alçalır. İlim talebinden uzak duran kimse; “diri olmayan cansız varlıklar”, “bir yere dayanmış kütükler”, “ciltlerce kitap taşıyan merkepler”, “hayır, hayvanlar gibi, hatta onlardan daha da sapıktırlar”. Din hususunda delil olmadan bir şey kabul edilmez ve aynı şekilde delil olmadan da bir şey reddedilmez. Din bizim etimiz, kanımız ve nefes aldığımız havamızdır. Onu haktan sapanlardan değil, istikamet üzere olanlardan alıp bütün insanlığa ulaştırmalıyız.
130.00 ₺ -
Hz Peygamberin Hayatı
“Bu kitap, siyer kitaplarının en güzeli, güvenirlik açısından en üstünü, insanlar için en faydalısıdır. Siyer konusunda yazılmış en önemli kitaplardan biri olarak kabul edilir. Peygamberimizin (sav) doğumundan başlayarak refîk-i âlâya ulaşıncaya kadarki sîretini İbn Hişâm’ın kaleminden okuyabilirsiniz. Türkçeye tercümesini en elzem kitaplardan biri olarak gördüğüm bu eserin, kıymetli kardeşim Muhammed Yazıcı Hoca tarafından Türk okuruyla buluşturulmak üzere hazırlandığını öğrendiğimde çok mutlu oldum. İnanıyorum ki elinizdeki tercüme, sîret-i nebeviyyenin hoş kokusunu size ulaştıracaktır. O pîr ü pâk sîretin sahibine en içten selâmlar olsun!” - Muhammed Ali es-Sâbûnî “Sîretü İbn Hişâm, siyer kitaplarının en önemlilerinden ve aslî kaynaklarından sayılan İbn İshak’ın Sîret’inin düzenlenmiş halidir. Efendimizin (sav) hayatını akıcı bir şekilde okumak için bu güzel kitabın muhtasar haline nicedir ihtiyaç duyulmaktaydı. Bu, bütün Müslümanları ilgilendiren bir durumdu. Bundan ötürü Sîretü İbn Hişâm’ın Türkçeye tercümesi, Asr-ı Saâdet hadiselerine aslî kaynaklarından vâkıf olmak isteyenlere ciddi katkı sağlayacaktır.” - Mücir el-Hatîb Siyer-i Nebî okumaları, başta tarih ve İslamî ilimler olmak üzere birçok sosyal bilim dalının ana unsurlarından olmakla birlikte bir Müslümanın, nebevî geleneğe vukufiyeti açısından, başlaması ve devam ettirmesi gereken en önemli amellerden biridir. Ne var ki günümüze ulaşmış birçok siyer çalışması, gerek tam metin gerek muhtasar olsun, özellikle gençlerin kendi istidadlarınca bir seçim yapmalarını zorlaştırabilmek - tedir zira sayı arttıkça güvenirlik azalabilmektedir. İşte bu noktada, Sîretü İbn Hişâm’ın Türkçe bir muhtasarı, onun bütün siyer literatürüne yön veren bir eser olması hasebiyle azâmî önem arz etmekteydi. Zira İbn Hişâm’ın, İbn İshak’ın siyer çalışmasına ve İbn Şihâb ez-Zührî’nin detaylı ve sahih rivayetlerine dayanırken öncüllerindeki malumatı âlimâne süzgecinden geçirerek hazırladığı bu eser, İslam’ın siyerle güçlenen geleneğini sistematik bir şekilde literatüre kazandırmıştır. Titiz bir tercüme, ihtisar ve hâşiye çalışmasıyla günümüz okuru için daha da anlaşılır bir şekilde muhtasar hale getirilen Sîretü İbn Hişam, hafızaları tazelemek, İslam’ın ana düsturlarını ayrıntıları ile birlikte pekiştirmek, Asr-ı Saâdet hadiselerini siyer kronolojisi dâhilinde hatırlamak, birçok âyetin nüzul sebeplerini de bu zincir içinde vazetmek üzere okuruyla buluşuyor.
454.30 ₺ -
İslam Şehirleri Atlası
Taha Kılınç’ın kaleminden İslâm Şehirleri Atlası, okurlarını en batıda Rabat’tan en doğuda Kaşgar’a kadar keyifli, öğretici ve şaşırtıcı bir yolculuğa davet ediyor... Kuruluş öykülerinden isimlere, oralarda yetişen meşhur şahsiyetlerden bugün ne durumda olduklarına kadar, 45 İslâm şehrinin hikâyesini zevkle ve merakla okuyacaksınız. Kitabı niçin 45 şehirle sınırladık? Bunu yaparken, en önemlilerini öne çıkarmayı amaçladık. Serüvenin devamını getirmeyi de siz kıymetli okurlarımıza bıraktık.
699.30 ₺ -
Gölgeli Orta Boy Kuranı Kerim 058G
-Bu özel baskı, Kur’an kâtibi olmak isteyen ve Kur’an ayetlerini daha kolay ezberlemek isteyenler için tasarlanmıştır. -Ayetler gölgeli efekt takip edilerek kalem ile üzerinden yazılmaktadır. -30 Cüzlük Tam Kur’an Baskısıdır, 606 sayfadan oluşmakta ve 17 x 24 cm boyutlarındadır. -80 Gram kalitede arkaya mürekkeb geçirmeyen Ivory kağıdı kullanılmıştır. -Hafız Osman hattına bağlı kalınarak bilgisayar hattı ile hazırlanmıştır. -Türkiye’de okunan Kur’an-ı Kerimlerin imlası Aliyyül Kâri imlası ile hazırlanmıştır.
337.50 ₺ -
Evradı Yevmiye Roman Boy
Mahmud Efendi Hazretlerimizin istikamet üzere devam ettiği namazları, evrâdı ve ezkârı, delilleri ve faziletleri ile anlatan yepyeni bir eser. Sünnet-i Seniyye'ye ittibası ile marûf olan Efendi Hazretlerimizin, günlük olarak müdâvemet gösterdiği namazlar, virtler ve dahası bu eserde..
95.40 ₺ -
Peygamber Efendimizin Günlükleri
Sahabeler, Peygamberimiz (s.a.v.) ile yaşadıkları her anı gönüllerinde derinlemesine taşıyarak bizlere aktarmışlardır. O dönem, günlük tutmak gibi bir alışkanlık olmasa da, sahabeleri O'nunla yaşadıkları her anı, her olayı gönüllerinde saklayarak bizlere aktardılar. Peygamber Efendimizi sahabelerinden dinlemek, büyük bir ilim ve nimet. Bu kitap, Efendimizin (s.a.v.) yanı sıra, pek çok kişinin adını belki duymadığı ama hayatlarında önemli yer tutan sahabelerini de sanki ailemizden biri gibi tanıma fırsatı sunuyor. Peygamberimiz'in (s.a.v.) rehberliğinde şekillenen o kutlu hayatı, bir günlük gibi adım adım takip edeceksiniz
525.00 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Rahle Boy Ciltli
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiş. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
717.60 ₺ -
-
-
-
-
-
-
-
-
Sahabe Hikayeleri 1.Kitap
Peygamberimizin (s.a.v.) arkadaşları bir yıldız gibi yolumuzu aydınlatıp bize rehber oluyor. Bu kitapta; Hz. Hatice’den vefalı olmayı, Hz. Ebubekir’den hasta ziyaretini,Hz. Ali’den ilim sevgisini öğreneceğiz.
63.00 ₺ -
Mektubatı Rabbani Tercümesi Cilt 1
Kelime Anlamı: Geleneksel medrese eğitiminin yaygın metin çözme yöntemi olan kelime anlamı medreselerde halen etkin bir okuma biçimidir. Çeviri: Kitabı çevirirken metnin otantik yapısını bozmamaya çalıştık. Hadis Tahrici: Klasik metinlerde yer alan hadis rivayetlerinin kaynaklarına vakıf olmak ve rivayetlerin kritiğini yapmak, amacıyla geliştirilen tahriç yöntemi, müellifin referans ağını okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Biyografi ve Bibliyografi Çalışması: Biz ulaşabildiğimiz kadarıyla mektuplarda adı geçen şahıs yer ve kitap isimleriyle ilgili bilgiler toplamaya çalıştık.
500.00 ₺ -
Kağan Göldeki Hayalet
ÇOK SEVİLEN “LEVENT” SERİSİNİN YAZARI MUSTAFA ORAKÇI’DAN YENİ MACERALAR! Kağan, kayıp dedesini bulma yolculuğunda yepyeni ipuçlarıyla karşılaşıyordu. Fakat hayalet bunlardan biri olmamalıydı! Kasaba, ormanda gezen hayalet haberiyle çalkalanıyordu. Bu söylentiler gerçek olabilir miydi? Gerçekten dedesinin bu hayaletle bir ilgisi mi vardı? Meraklı ve cesur Kağan’ın başından geçen heyecan verici, gizemli ve ilginç maceralara hazır olun!
175.00 ₺ -
Kayıp Coğrafyanın İzinde
“Okuyacağınız metin, beklemediğim bir anda çıktığım zor, gerilimli ve hazin hatıralarla dolu bir seyahatin notları. Uzun yıllardır konuştuğumuz, dert ettiğimiz, andığımız ve anlamaya çalıştığımız Doğu Türkistan’da bizzat yaşadıklarım, şahit olduklarım ve gördüklerimin bana düşündürdükleri, müstakil bir kitap olarak şimdi elinizin altında. Böyle bir kitabı kaleme almaktaki öncelikli hedefim, Müslüman Uygurların karşı karşıya bulunduğu dramı ve gerçekliği, mümkün olduğunca anlaşılır biçimde aktarmak. Doğu Türkistan meselesi, hem sahadan doğru haber almanın zorlukları hem de Çin’in uyguladığı çok boyutlu dezenformasyon sebebiyle, ülkemizde ne yazık ki hak ettiği ilgiyi göremiyor. “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” misali, kendi yakın çevremizdeki krizlerin gerisinde ve gölgesinde kalan bir dava Doğu Türkistan. İkinci hedefim, geleceğe ve bizden sonraki nesillere, bugünlere dair bir kanıt ve kayıt bırakmak. İçinden geçtiğimiz dönemde Doğu Türkistan ne durumda? Dünden bugüne neler yaşandı? Yarın neler olabilir? Dönüşümlerin istikameti nereye doğru? Şimdi devam eden süreçlerin somut neticelerini kendi gözleriyle görecek olan istikbalin Müslümanları, 2025 yılında bölgeyi adımlamış birinin satır aralarından epey ipucu yakalayacaktır diye düşünüyorum. Üçüncü bir hedefim de, Doğu Türkistan havzasının coğrafi, tarihi ve kültürel bakımdan daha iyi anlaşılmasına mütevazı bir katkıda bulunmak. Seyahatname’yi okurken, bölgenin, Türkiye’den bakınca belki hiç göremediğimiz ve fark edemediğimiz bir derinliğinin bulunduğuna şahitlik edeceksiniz. Hatta belki bazı isimler ve mekânlar, sizi daha kapsamlı okumalara sevk eden birer işaret fişeğine dönüşecek.”
244.30 ₺ -
-
Takılı Kalan Zihin
Kendimizi hep aynı yoldan ilerlemek zorunda hissediyor ve sürekli bir şeyleri erteliyorsak, düşünceler bizi hayatı yaşamaktan alıkoyuyorsa, kötü hissetmekten bucak bucak kaçarken bizi iyi yönde besleyecek tüm tecrübeleri de elimizin tersiyle itiyorsak zihnimizde ne olup bittiğine bir bakmamız gerekiyor. Zira hayat zihnimizin içinde değil, dışında... Klinik Psikolog Esra Oras, Takılı Kalan Zihin’de sürekli aynı düşünceler etrafında dönüp durmak olarak ifade edebileceğimiz ruminasyon kavramı üzerinden bazı düşüncelere takılıp kalmamıza bir pencere açıyor. Bizi farkında olmadan sınırlı bir alana, psikolojik katılığa sürükleyen bu alışkanlığa Kabul ve Kararlılık Terapisi çerçevesinde nasıl yaklaşabileceğimizi anlatıyor. Psikolojik katılıktan esnekliğe geçişin yollarını keşfetmek ve uygulamak için bu kitaba bir göz atın. “Psikolojik esneklik, uzun vadeli kazanımlar için kısa vadeli kazanımlardan vazgeçebilme yetisidir.”
175.00 ₺ -
-
Kağan Tablodaki Gizem
İpuçları, mektuplar ve pusula! Tüm bunlar Kağan ve arkadaşlarını nereye götürecek? Dedesi ansızın ortadan kaybolan Kağan yeni arkadaşları Asya ve Onur’la birlikte kendini gizemli bir tablonun, karmaşık şifrelerin ve yıllardır saklanan büyük bir sırrın tam ortasında bulur. Kağan ipuçlarını çözüp dedesine kavuşabilecek mi? Bu kitap, eline bir pusula geçtiğinde ne yapacağını bilen çocuklar için. Merak ediyorsan kapağı aç. Belki sen de Kağan’a yardım edersin.
175.00 ₺