-
Et Tıbyan Fi Ulumil Kuran Arapça
Kur'an ilimleriyle, şanlı ve ebedî olan bu kitapla alakalı konular kasdedilmektedir. Şöyle ki: inmesinden, toplanmasından, tertibinden, yazılmasından, inmesinin sebeplerinin bilinmesinden, Mekke devrinde, Medine devrinde inmesinden, nasihin, mensuhun, muhkem ve müteşabihin bilinmesinden veya direk olarak Kur'an-ı Azim'le alakalı veya dolaylı olarak Kur'an-ı Azim'le alakalı olan diğer bahisler kasdedilir. Kur'an ilimlerini incelemekten maksad, Resulullah (s.a.v.)'den gelen açıklamanın, sahabe ve tabiinden -Allah onlardan razı olsun- nakledilen Kur'an ayetleri tefsirlerinin ışığı altında Allah Azze ve Celle'nin kelamını anlamak, müfessirlerin tefsirde takib ettikleri yolu ve uslublarını bilmek, müfessirlerin meşhurlarını açıklamak, müfessir'lerden her birinin özelliklerini ve tefsir şartlarını ve bu ilmîn diğer inceliklerini bilmektir. Allah Teala'dan bu kitabı rızasına uygun kılmasını bununla mü'min kardeşlerimi faydalandırmasını kıyamet gününde azığımız olması için Kur'an-ı Kerim'le salih amel yapmaya bizi muvaffak kılmasını niyaz ederiz. Nitekim Teala Hazretleri şöyle buyurmaktadır: "O gün mal, çocuklar fayda vermez, ancak temiz bir kalble Allah'a gelen müstesna." (Şuara: 26/88-89) Muhammed Ali Sabuni
390.00 ₺ -
Peygamber Efendimizin Hayatı Karton Kapak
Hayatını en ince noktalarına kadar bilmemiz ve kendi hayatımıza tatbik etmemiz gereken yegâne insan, peygamberler peygamberi Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellemdir. O, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. İşte sıcak bir aile ortamında merakla okunup dinlenecek bu siyer, Osmanlı'nın son devrindeki müstesna simalardan, büyük devlet adamı ve tarihçi Ahmed Cevdet Paşa'nın, "Kısas-ı Enbiyâ" isimli eserinin, Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve selemin hayatını anlatan kısmının sadeleştirilmiş halidir.
188.50 ₺ -
Her Bir Uzuv İçin ŞİFA AYETLERİ
Bütün hamdler: “Biz, inananlar için öyle bir Kur’ân indirmekteyiz ki, o büyük bir şifâdır ve yüce bir rahmettir.” (İsrâ Sûre- si:82’den) buyuran Allâh-u Te‛âlâ’ya mahsus- tur. En mükemmel salâtlar ve en bereketli se-lamlar: “Biri bal, diğeri Kur’an olan iki şi- fâya sarılın” (Beyhakî, el-Câmi‛u li-şu‛abi’l-îmân, No: 2345) buyuran Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sel- lem)’e ve onun bu emrine imtisâl eden âl-i ashâbı üzerine olsun. Elinizde bulunan bu küçük risâle bizleri Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in: “Allâh-u Te‛âlâ hastalığı da, devâsını- da indirmiştir ve her hastalık için bir şifâ yaratmıştır. (Ey Allâh’ın kulları!) O halde tedâvi ol- maya bakın, ama haramla tedâvi olma- yın.”(Sünenü Ebî Dâvûd, No:3874) hadîs-i şerîfiyle âmil olmaya sevk edeceği gibi, aynı zamanda: “Şifâsını Kur’an’da aramayana Allâh şifâ vermesin” (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-ummâl, No:28-106, 10/9) hadîs-i şerîfinde zikredilen bedduâdan kurtulmamıza vesile olacaktır. Bu îtibarla bu risâlemizin hacmi küçük olmakla birlikte değeri çok büyüktür. Allâh-u Te‛âlâ’dan niyâzımız bu risâle-de zikredilen âyet-i kerîmeleri ve du‛âları maddî ve mânevî dertlerimize devâ kılıp, bah-şettiği sıhhati de Kendisine ibâdete yardımcı kılmasıdır. Şifâ ve tevfîk (muvaffak kılmak) ancak Allâh-u Te‛âlâ’dandır.
126.50 ₺ -
Riyazüs Salihin 8 Cilt Takım
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlileri Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail L. Çakan ve Doç Dr. Raşit Küçük'ün 6 yıllık emeğinin sonucu meydana gelen, İmam-ı Nevevi'nin meşhur eseri Riyazü's-Salihin'e yaptıkları tafsilatlı şerh çalışması. Var olan bir güzel yolu genişletmek. Sâlihler Bahçesine varan güzergahın kullanılırlığını arttırmak... Bu sözler Erkam Yayınevi'nin yeniden şerh ve tercüme ettirip yayınladığı Riyazü's-Sâlihîn hakkında söylenirse, bir gerçeğin teslimi olur. Yayınevimizin ricası üzerine Prof. M. Yaşar Kandemir, Prof İ. Lütfi Çakan ve Prof. Raşit Küçük beyler, Huzûr-ı Risâletpenâhîye sunulacak kıvamda bir esere omuz verdiler. İnsanımızın severek okuduğu Riyazü's-Sâlihîn'i büyük bir titizlikle yeniden tercüme ettiler. Hemen herkesin azami derece istifade edebileceği bir üslupla konuları açıkladılar. Bu eser hazırlanırken her yönüyle en iyisi, en güzeli olsun arzu edildi. Hoca efendiler, talebeler belli başlı konulardaki hadis-i şerifleri ve açıklamalarını, güvenilir bir tercüme ve şerhte kolayca bulabilsinler diye düşünüldü. Dost meclislerinde, evlerde okunup istifade edilsin istendi. Hadis-i şerifler, ilgili ayet-i kerimelerle ve diğer hadislerle izah edildi. Her hadis-i şeriften sonra; hadisten alınan dersler maddeler halinde sıralandı. Bu ümmet hadis-i şeriflerin sahibidir. Bu millet Riyâzü's-Sâlihîn'e sahip çıkmıştır. Camilerde, okullarda, kütüphanelerde, evlerde onu baş tacı etmiştir. Okumak, dinlemek ve anladığı ile amel etmek üzere onu benimsemiştir. Ümmetin ittifakla sahiplendiği şeyde hayır vardır. Riyâzü's-Sâlihîn okumalar sünnete sarılmanın canlı örnekleridir. Bu sofrada sizin de nasibiniz olsun. Riyazüs Salihin Hadis-i Şerif Tercümesi Takım 8 Cilt - Erkam Yayınları - 9789756736005
4857.50 ₺ -
Kalplerin Keşfi Karton Kapak
Mükâşefetü’l-Kulûb konu itibariyle tasavvufî bir eserdir. İçerik itibariyle kalpleri hassas bir İslâmi hayata sevk etmeyi, oraya saf bir İslâmî hayatı sıkıştırmayı hedef edinen bir eserdir. Mükâşefetü’l-Kulûb bir “Kalpleri İhyâ” kitabıdır. Durumlarını tespit ve keşfedip aralayarak, ortaya çıkararak ıslaha çalışmayı öğreten bir eserdir. Tasavvuf kalp ile meşgul olan bir ilimdir. Malûmdur ki, kalp nasıl olursa dış âzâ ve yaşayış da ona uygun bir manzara arz eder. Allah Teâlâ’nın; “Her kulun kalbini günde birkaç kere kontrol ettiği” hadisinin mânâsına itibarla tasavvufta amellerin zuhur mahalli olan kalp ele alınmıştır. Bu her İslâm âliminin, Hakka ubûdiyyete kendini adamış her âbid ve zahidin başta ya da sonda yaşadıkları bir hayat tarzıdır. Cenâb-ı Hakk’ın her gün ziyaret ettiği kalp hiç şüphesiz ki temiz olmaya lâyıktır. Çünkü bir kulun, Rabbine karşı (kölenin efendisine misali) edep kaidesidir. Edebi olmayan bir kulun Rabbi yanında itibarı olmaz. Hâlbuki bir köle için gaye, efendisinin teveccühünü kazanmasıdır. Kulun saadet ve huzuru da buna bağlıdır. Bu bakımdan kalp, kalplerin keşfi ve hâllerin bilinmesi (Mükâşefetü’l-Kulûb) gayet mühimdir. ------------ İmâm-ı Gazâli Hazretlerinin bu eseri, mevzuu itibariyle tasavvufî ve ahlakî bir eserdir. Eşsiz bir vaaz, nasihat,öğüt ve irşat kitabıdır. Kalpleri hassas bir islâmi hayata sevketmeyi, oraya İslâmî yaşayışı yerleştirmeyi hedefler. Büyük bir ehemmiyeti haizdir..
192.50 ₺ -
Zerdali Dedemle Bir Yıl
"Zerdali ağacı, dedemle dostluğumuzun simgesi olmuştu." Yağız, altıncı sınıfa geçtiğinde dedesinin evinin yakınında yeni bir okula başlayacağını öğrenir. Yılda sadece birkaç kez gördüğü dedesi büyük apartmanlar ve gri betonların arasında bahçeli küçük bir evde yaşar. Vaktinin çoğunu çok sevdiği ağaçlarıyla geçiren Said Bey'in yaşamı torunu için sevgi ve sıcaklık anlamına gelir. Ta ki doğum gününde son model bir tablet yerine bir zerdali ağacı hediye edene kadar... Bu eğri büğrü zerdali büyürken Yağız ve dedesinin arasındaki dostluk da yeşerip çoğalacak mı? Zerdali - Dedemle Bir Yıl, kent yaşamının karmaşası içinde insanın kendisi için en değerli olanı fark etmesi hakkında sımsıcak bir hikâye...
136.50 ₺ -
Esmai Şerife Manzümeleri
Mâlûmunuz vechile; Allâh-u Teâlẩ'nın Yüce Zât'ına âit çok güzel ve ziyâde şerefli birçok ism-i şerifleri, âyet-i kerîme ve hadîs-i şeriflerde sâbit olup özellikle bunlardan doksan dokuz ism-i şerîf vardır ki "Sünen-i Tirmizî"de Ebû Hureyre (Radıyallâbu Té'ala Anb)dan rivâyet edilen: "Şüphesiz Allâh-u Te'âlâ'nın doksan dokuz; yüzden bir eksik ismi vardır, onları ihsâ eden cennete girer." (et-Tirmizi, es-Sünen, ed-Dé avât:83, rakam:3507, 51530-531) hadîs-i şerîfınde bunları ezberleyip sayanın cennete gireceği vaad edilmiştir. İşte bu müjdeye nâil olmak için ulemå ve meşâyih hazarâtından bâzısı doksan dokuz Esmâ-i Şerife'yi her bir ism-i şerîfin muhtevâsına uygun duâlarlamezcettikleri şürler ve manzûmeler ile tertîb etmişlerdir. Elbette böyle yapmalarının, ezberlemenin kolaylaşması, kalbin huzur bulması ve duânın kabûlünün çabuk olması gibi bâzı sırları ve hikmetleri bulunmaktadır. Nitekim ulemânın beyânı vechile: "Beytler okunarak yapılan duâ müstecâb (ve süratle kabûle şâyân)dır." (Abdullâh el-'Ayyâşi, er-Ribleil-Âyyåşiyye,1/63; et-Te'âricî, Izhâru'l-kemâl fi seb'ati ricâl, 1/42) Biz bu risâlemizde sizlere Esmâ-i Şerîfe manzûmeleri hakkında yüce velilerden üç tânesinin inşâd buyurmuş oldukları ebyât-ı şerîfeyi naklettik ve her bir beytin akabinde o beytin havâssını (özel faydalarını); kaç kere tekrar edilirse hangi faydaların hâsıl olacağını zikrettik. Bu üç manzûmenin birincisi evliyânın kutbu ve sekaleynin (ins-ü cinnin)ğavsı es-Seyyid Abdülkädir-i Geylânî (Kuddise Sirrubû)ya âittir. İkincisi; Ezher vâizlerinden olan Şemsüddîn Ebû Abdillâh Muhammed İbnü Ahmed ed-Dimyâtî (v. 921 / 1515) (Kuddise Sirrubü) Hazretleri'ne âit olan manzûmedir. Nitekim kendisi "Manzümetüd-Dimyâtiyye" diye meşhûr olan bir esmâ-i hüsnâ nazmetmişir ki asıl adı "Kasidetün fi't-tevessül bi Esmâillâhi'l-Hüsnå" şeklindedir. Üçüncüsü ise; Halvetiyye meşâyihının büyüklerinden ve Malikî mezhebinin fukahâsının önde gelenlerinden Ahmed İbnü Muhammed ed-Derdîr el-Mâliki el-Adevî el-Halvetî (Kuddise Sirrubû) Hazretleri'ne âittir. Allâh-u Te'âlâ cümlemize bu manzûme-i şerîfeleri okuyup, mânâlarını tefekkür ederek ve onlarda bulunan güzel ahlâk ile tehalluk ederek havâss-ı şerîflerinden âzamî derecede istifâdeyi nasib-ü müyesser eylesin. Âmîn!
285.00 ₺ -
Muhtarul Ehadis
Rasûlullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnet-i seniyyesi, Kur’an-ı Kerim’den sonra ilimlerin en büyüğüdür. Buna hem itibar edilmeli hem de hürmet gösterilmelidir. Bunun için Kütüb-i Sitte kitaplarının içerisinden güzel olanların içerisinden en güzellerini seçerek, bir kitap hazırlamayı murat ettim. Onların içlerinden de “Muhammedî Hikmetler” içerenleri seçmeyi arzu ettim. İşte Rasûlullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnetleri böylesine üstün vasıflara sahiptirler. Nasıl olmasın ki; Allah, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hakkında; “O, kendiliğinden konuşmamaktadır. (Size okuduğu) Kur’an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir,” (Necm Sûresi, 3-4) buyurmuştur. Bu eserde özellikle hadis-i şerifleri seçerken Müslümanların sosyal hayatını ilgilendiren ve ihtiyaç duyduğu konuları ele aldım. Bu çalışmamı da alfabetik bir düzene koydum. Kendisinden yardım istenen sadece Allah’tır.
300.00 ₺ -
Gunyetüt Talibin
Gunyetü’t-Tâlibîn kitabı Gavsü’s-Sekaleyn Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin (kuddise sirruh) en tanınmış, en kıymetli kitablarındandır. Kitabın aslı Arabî dil ile yazılmıştır. İlk defa, Sultan Abdülhamid Han zamanında Süleyman Hasbî tarafından hicrî 1304 yılında Osmanlıcaya çevrilmiş ve Matbaa-i Osmâniyye’de basılmıştır. Dili oldukça ağırdır. Süleyman Kuku [A. Fârûk Meyân] tarafından yapılan bu sâdeleştirmede, "elden geldiği kadar kitabın üslûbunu bozmamaya, bunun yanında herkesin anlayabileceği sade bir dille yazmaya" gayret edildi. Süleyman Kuku [A. Fârûk Meyân] Efendi eserin Türkçe sâdeleştirmesine İlim ve Esrâr Hazînesi adını vermişler, bunun sebebini de şöyle açıklamışlardır: "... Okuyunca gerçek bir hazîne olduğunu kabûl etmemek imkânsız. Bilinmeyen, duyulmayan bir ilim ve esrâr hazînesi. Çevirme süresince bu iki kelime zihnime ve kalbime o kadar yerleşti ki, bu çeviriye ister istemez İlim ve Esrâr Hazînesi adını verdim. Talebe için yeterli bilgiler anlamına gelen Gunyetü’t-Tâlibîn kitabını Osmanlıcaya çeviren Süleyman Hasbî Bey, tercümesine Umdetü’s-Sâlihîn adını vermişti. Ya‘nî Allahü teâlânın sevgili kullarının esâs ta‘kîb edecekleri yol demektir." Yazımızı Süleyman Kuku [A. Fârûk Meyân] Efendi'nin kitabın ön sözünün sonundaki şu duâsıyla bitirelim: "Allahü teâlâ kusurlarımızı afv eylesin. İbâdetlerimizi ve tevbelerimizi kabûl eylesin. Her iki cihânda sevdikleri ile bulundursun. Kalblerimizi Ehli Sünnet itikadı ile, a‘zâlarımızı şerîata uygun amel ile ziynetlendirsin. Kendi sevgisini, Habîb’inin (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) sevgisini, Ehl-i Beyt’in ve her biri hidâyet yıldızı olan Eshâb-ı kirâmın (aleyhimürrıdv.n) sevgisini, âlim ve evliyâ kullarının sevgisini kalblerimizde artırsın. Bu sevgi ile yaşatsın, bu sevgi ile .ldürsün. Hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak tanıtsın. Âmin."
385.00 ₺ -
Şerhul Emali Yeni Dizgi Tahkikli
Dav’ül-Meâlî (Şerhul-Emâlî), Molla Ali el-Kârî’nin kadim akide manzumelerinden Bed’ü’l-Emâlî üzerine özlü bir şekilde kaleme aldığı meşhur şerhtir. Bu nadide eser, Ehl-i Sünnet’in Mâtürîdî ekolünün görüşlerini muhtasar bir şekilde anlatmakta olup, asırlar boyunca İslam dünyasının çeşitli yerlerinde ve özellikle medreselerde ders kitabı olarak günümüze değin okutula gelmiştir.
282.00 ₺ -
Ruhul Beyan Tefsirindeki Tüm Kıssalar ve Hisseleri
Osmanlı tefsir geleneğinin zirvesi olan İsmail Hakkı Bursevî Hazretlerinin Rûhu’l-Beyân’ı, asırlardır minberlerden kalplere akan manevi bir nefestir. Bursa Ulucami’nin kubbesinde yankılanan vaazlarla ilmek ilmek dokunan; zahir ile batını, şeriat ile hakikati tek potada eriten bu muazzam külliyat, yirmi üç yıllık sarsılmaz bir adanmışlığın meyvesidir. Elinizdeki bu eser; ciltler dolusu o devasa tefsirin satır aralarına nakşedilmiş olan istisnasız tüm kıssaları, ibretlik menkıbeleri ve bu anlatıların ardındaki derunî hisseleri eksiksiz olarak bir araya getiren anıtsal bir ilk çalışmadır. Müfessir Bursevî; Kur’ân âyetlerini şerh ederken Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’sinden, Sâdî-i Şîrâzî’nin Bostân ve Gülistân’ından süzülen irfanı, salt tarihi bir bilgi olarak aktarmaz. O, her kıssayı insan ruhunu tedavi eden manevi bir reçeteye dönüştürür. Çünkü bu mecliste aslolan hikâyenin zahiri değil, kalbe üflenen sarsıcı ilahi mesajdır. Yüzyıllardır vaizlerin, mürşitlerin ve ilim erbabının başucu kaynağı olan bu eşsiz tefsirdeki tüm hikmetli kıssalar, orijinal Arapça metnine tam sadakatle ve Türkçedeki en duru, en akıcı üslupla yeniden hayat bulmuştur. Ciltler arasına serpiştirilmiş bu manevi miras, her yaştan okuyucunun ruhuna dokunacak bir mev‘ize neşvesiyle, müstakil bir kütüphane-i irfan olarak sunulmuştur. Ruhunu hikmetle doyurmak, sahih Osmanlı irfanıyla tanışmak ve her bir kıssada kendi payına düşen hisseyi bulmak isteyen herkes için bu eser; nesiller boyu aktarılacak zamansız bir başucu kitabıdır. Gayret bizden, tevfîk Allah’tandır.
238.00 ₺ -
Ahkam Tefsiri Tek Cilt
• Bu eser, ahkâm âyetlerinin tümünü kapsar. • Lügat âlimleri ile müfessirlerin söz ve görüşlerinden deliller getirilip lafzî tahliller yapılmıştır. • Kitapta ki mevzûlar, nüzûl sırasına göre düzenlenmiş, nüzûl sebebleri belirtilmiştir. • Âyetler arasındaki bağlantılar ortaya konmuştur. • Âyetlerdeki hükümler, sıraya göre açıklanmış mezhep görüşleri, ihtilâf edilen hususlarda dayanılan deliller incelenip belirtilmiştir. • Ahkâm âyetlerindeki teşriî hikmetlere işaret olunmuştur. • Bu eser, İslâmî geleneğin sağlam üslûbu ile çağımızın kolay üslûbunu harmanlaştırarak okuyucularına kolay bir yol sunmuştur.
841.00 ₺ -
Mülteka Tercümesi Mevkufat 4 Cilt Takım Şamua
Mülteka Tercümesi Mevkufat İbrahim Halebi Bu güzel eser Hanefi ulemasından İbrahim b. Muhammed-el-Halebi (?-956) nin Mülteka-ı-Ebhür adlı meşhur kitabının tercümesidir. Mültekkanın kendisi Kuduri, Muhtar, Kenz ve Vikaye gibi meşhur metinleri içine almakta kalmayıp diğer bir çok ittifakı meseleleri sinesinde toplayan bir hazine olduğu halde mevküvati Mehmet Efendi merhum bu hazine ile yetinmemiş 25 den fazla eserden tercümesine meseleler aktarmıştır.
1860.00 ₺ -
Mülteka Arapça Orjinal Baskı
Bütün hamdler "Allah'ın sınırlarını koruyan müminleri müjdele" buyuran Allah-u Te'ala'ya mahsustur. Sonsuz salat-ü selamlar "Elbette fıkıh bilen bir kişi şeytana bin abidden daha zor gelir" buyuran Rasûllüllâh (sallâllâhu Sellem)'in ve fıkha çalışıp ona göre amel eden Ehl-i Beyt'inin ve ashabının üzerine olsun. Mülteka Kitabı, İbrahim Halebi Rahimehüllahın kaleme aldığı en meşhur eseridir. Binlerce fıkhi meseleyi ihtiva eden Osmanlı medreselerinde yıllarca okutulmuş, Şu anda da birçok medresede okutulmakta olan, Mülteka Ebhur adlı eseri; "İlme, İrfana Hizmet, İnsanlığa Hizmet" prensibi ile yola çıkan bizler, siz paha biçilemeyecek kadar değerli " ilim irfan yolcusu" kardeşlerimize takdim etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Rabbim ilimden layık-i vechi ile istifade edenlerden eylesin. (Amin)
315.00 ₺ -
Temhidi 1 Arapçaya Giriş 1
Silsiletü’l-Lisan “Arapça Dil Öğretiminde Modern Bir Yöntem” Merkezi Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunan, “el-Lisanu'l-Umm” adlı Arapça eğitim kurumunun, uzun yıllar üzerinde çalışarak hazırlamış olduğu “Silsiletu'l-Lisan” isimli Arapça öğretim seti artık Türkiye'de! Türkiye distribütörlüğünü Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinin yaptığı “Silsiletu'l-Lisan” adlı Arapça öğretim seti, (Arapçaya Giriş 1-2, Başlangıç Seviyesi 1-2, Orta Seviye 1-2 ve İleri Seviye 1-2) olmak üzere 4 ayrı seviye ve 8 ayrı kitaptan oluşmakta olup, modern Arapça öğretimi konusunda oldukça iddialı bir çalışma. Konu başlıklarının belirlenmesinde ‘Dewey Sistemi’ içerisindeki ana başlıkların seçildiği eğitim setinin üst kurlarında uzmanlık metinleri oldukça başarılı alıştırmalarla desteklenmiş durumda.
493.00 ₺ -
Mektubatı İmamı Rabbani Tek Cilt
Yeni Dizgi ve Tahkikli Mektubatı Rabbani; İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû)’nun en geniş hacimli olan ve inciden daha değerli marifetleri barındıran üç ciltlik Farsça eseridir. Eser genel olarak Ehl-i Sünnet inancının vazgeçilmez sabiteleri ekseninde kelâmî, fıkhî ve tasavvufî çok önemli bilgiler içermektedir. MEKTUBATI RABBANİ KİMİN ESERİDİR? İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû)’nun farklı zamanlarda müridlerine, dostlarına ve yakınlarına yazdığı mektuplar derlenerek bu kıymetli eser (Mektubatı Rabbani) oluşturulmuştur. İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû), mektuplarında yer yer sorulan sorulara cevap vermiş; bazen gördüğü bir hatayı ikaz etmiş, kimi zaman da İslâm’ın o dönemde bulunduğu durum hakkında Müslümanları uyarıcı ve bilgilendirici bir dil kullanmıştır. Dolayısıyla asırlardır başta mutasavvıflar olmak üzere kelâmcılar, fıkıhçılar, hatta tarihçiler bu eser (Mektubatı Rabbani)’den istifade etmişlerdir. Mektubatı Rabbani Birinci cilt; on yedi yıl içerisinde yazılmış olan 313 mektubun 1025 (1616) yılında Yâr Muhammed Cedîd Talekânî tarafından derlenmesiyle meydana getirilmiştir. Mektubatı Rabbani İkinci cilt; 1028 (1619) yılında Mevlânâ Muhammed Masum (Kuddise Sirruhû)’nun emriyle Abdülhay Hisârî tarafından Esmâ-i Hüsnâ’ya muvafık olarak 99 mektuptan oluşacak şekilde derlenmiştir. Mektubatı Rabbani de bu zata gönderilmiş olan birkaç adet mektup bulunmaktadır. Mektubatı Rabbani Üçüncü cilt; 1031 (1622) yılında Berekât-ı Ahmediyye sahibi Muhammed Haşim Kişmî tarafından derlenmiştir. Bu ciltte de 124 mektup bulunmaktadır. Mektubatı Rabbani (Mektûbât), Arapça ve Türkçe’ye de kazandırılmıştır. 1302 (1887) yılında Muhammed Murad Kâzânî tarafından iki cilt olarak Arapça’ya çevrilmiştir. Bu tercüme 1316 (1901) yılında Mekke’de basılmış, 1963 yılında da İstanbul’da tıpkıbasımı yapılmıştır. Gulam Mustafa Hân’ın Farsça olarak neşrettiği nüshanın da 1977 yılında İstanbul’da tıpkıbasımı gerçekleştirilmiştir. Mektubatı Rabbani’nin Osmanlıca tercümesi Mehmed Emin Tokadî’nin halifelerinden Müstakimzâde Süleyman Efendi (v. 1202/1788) tarafından gerçekleştirilmiş olup İstanbul’da (1277) basılmıştır. Mezkûr zat, Muhammed Masum (Kuddise Sirruhû)’nun mektuplarını da tercüme etmiştir. Ayrıca, Mektubatı Rabbani günümüz Türkçesine de kazandırılmıştır. Mektubatı Rabbani İmam-ı Rabbani Hazretlerinin El yazısı İMAM-I RABBANİ (KUDDİSE SİRRUHÛ)’NİN HAYATI Mektubatı Rabbani’nin müellifi, Silsile-i Tarîkat-ı Nakşibendiyye büyüklerinden ve aktâb gülşeni’nin kutublarından, hakîkat rumuzlarının kâşifi, evliyanın önderi, ilâhî feyizler masdarı, muhakkık ulemanın umdesi, ilâhî ilimler hazinesi, ulaşanların gavsı, ariflerin kutbu, velâyet-i Muhammediyye’nin burhanı, Şerîat-ı Mustafaviyye’nin hücceti, ikinci bin yılın müceddidi, Mevlânâ Ahmed el-Fârûkî es-Serhendî İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) hazretleridir. Silsile-i Aliyye-i Nakşibendiyye’nin yirmi dördüncü altın halkasıdır. İMAM-I RABBANİ (KUDDİSE SİRRUHÛ) KİMDİR? İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) aşûrâ günü 10 Muharrem 971 (m. 1563)’de Serhend (Sirhind, Serhind)’de dünyayı teşrif etmiş olup, Emîrü’l-Mü’minîn Ömer el-Fârûk (Radıyallâhü Anh) hazretlerinin mübarek nesebindendir. Nesebinin tamamı sâlih ve fazıl kimseler olup, zamanlarının büyük âlimleriydi. Babası Şeyh Mahdûm Abdulehad (Kuddise Sirruhû) yüksek makamlar ve aklî-naklî ilimler sahibi, devamlı seyahat eden, iyiliği anlatıp kötülükte men eden bir zattı. Şeyh Mahdûm (Kuddise Sirruhû), Hindistan’ın Skendere kasabasında bir müddet kalmaya ve ilim neşrine niyetlendi. Bir gün kendisine o memleketin asil ailelerinden sâliha bir hanım için nikâh talebi iletildi. İlk önce bu talebe bir özürle birlikte olumsuz cevap verse de daha sonra kabul etti ve bu hanımı kendisine nikâhladı. Bu ziyadesiyle sâliha ve iffetli hanımdan da İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) gibi büyük bir zat dünyaya geldi. İmam Rabbani (Kuddise Sirruhû) Şeyh Mahdûm’un yedi oğlundan dördüncüsüdür. Şeyh Mahdûm’un diğer oğulları da nisbet sahibi, sâlih kimselerdi. Nâm-ı meşhûr İmam-ı Rabbani, İzn-i Hak ile tecdid etti bu dini. Yetmiş bin velînin serdarı olan (Mektubatı Rabbani müellifi) İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) hazretleri ikinci bin yılın müceddidi addedilmiştir. Müceddid, “tecdîd” mastarından müştak (türemiş) olup, “yenileyen” anlamına gelir. Ebû Hüreyre’den (Radıyallâhü Anh) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: » إِنَّ اللَّهَ يَبْعَثُ لِهَذِهِ الأُمَّةِ عَلَى رَأْسِ كُلِّ مِائَةِ سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا دِينَهَا « Şüphesiz ki, Allah (Celle Celâlühû) bu ümmete her yüz sene başında ümmet için din(işlerin)i yenileyecek zatlar gönderir. İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû), Mektubatı Rabbani de şöyle buyurmuştur: “Her yüz (sene) başında bir müceddid gelip geçmiştir. Lakin yüz (senenin) müceddidi bin (senenin) müceddidi gibi değildir. Aralarındaki fark yüz ile bin arasındaki fark gibidir; hatta daha da fazladır. Müceddid olan zat, o müddet içerisinde ümmete gelen varidâtın kendisi vasıtasıyla geldiği kimsedir. İsterse o vaktin kutupları, evtâdı, ebdâli ve nücebâsı bulunmuş olsun.” Mustafa İsmet Garibullah Büyük Şeyh Efendi (Kuddise Sirruhû) Risâle-i Kudsiyye’de İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) hazretlerinin tecdid makamı hakkında şöyle buyurmuştur: Husûsa elf-i sânîde müceddid, Ahmedü’l-Fârûki’s-Serhendî ceyyid. Turuk usûlini tasfîye ve tecdîd, O etti feyzi zâhir hem de şâhid. Bu feyzi bul azîz Hakk’a gidelim, Cemâl-i bâ kemâle seyr idelim. İMAM-I RABBANİ (KUDDİSE SİRRUHÛ) ÇOCUKLUĞU VE İLİM TAHSİLİ İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) daha çocukken kendisinde olağanüstü haller müşahede ediliyordu. Menkuldür ki, çocukluk zamanında kendisine büyük bir hastalık isabet etti. Öyle ki, hanelerinde büyük bir üzüntü meydana gelmiş, neredeyse hayatından ümidi kesmişlerdi. Bu rahatsızlığından dolayı babası Şeyh Mahdûm (Kuddise Sirruhû)’nun senelerce sohbetinden istifade ettiği Şâh Kemâl (Kuddise Sirruhû) hazretlerinin yanına götürülüp dua istendiğinde şöyle buyurdu: “Hiç üzülmeyiniz! Bu çocuk uzun yaşayıp, ilmiyle amil olan büyük bir âlim, eşsiz bir ârif olacak.” Bununla birlikte Şâh Kemâl (Kuddise Sirruhû) birçok kere İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) hakkında Şeyh Mahdûm’a (Kuddise Sirruhû) büyük müjdeler vermiştir. Ahmed el-Fârûkî (Kuddise Sirruhû) hazretleri ilk eğitimini babasından aldı. Müthiş bir zekâ ve muhakeme kabiliyeti bulunan Ahmed el-Fârûkî (Kuddise Sirruhû) küçük yaşına rağmen Kur’ân-ı Kerîm hıfzını tamamladı. Dönemin birçok muhakkık ulemasından çeşitli ilimlerde dersler aldı. İlimde bir hayli ilerledikten sonra Siyâlkût’e giderek orada Allâme Abdülhakîm es-Siyâlkûtî’nin de (Kuddise Sirruhû) hocası olan Şeyh Kemâlüddîn el-Keşmîrî (Kuddise Sirruhû)’den ilim tahsil etti. Mezkûr zat mantık, kelâm ve usûl-i fıkıh alanlarında çok mahir bir müderristi. Daha sonra İbn Hacer el-Heytemî (Rahimehullâh)’ın talebelerinden olan Şeyh Yakub es-Sarfî (Kuddise Sirruhû)’dan bazı hadis metinlerini okudu. İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû), aklî-naklî, usûlî-furû’î ilimleri tamamladıktan sonra ilim kürsüsüne oturarak talebelere ders verdi. Bu arada Arapça ve Farsça olmak üzere Risâle-i Tehlîliyye ve Redd-i Şî‘a gibi bazı risaleler kaleme aldı. Babası, henüz on yedi yaşına geldiğinde ilimleri cem etmiş ve ulema arasında belirli bir mekaneti elde etmiş olan Mevlânâ Ahmed el-Fârûkî (Kuddise Sirruhû) hazretlerine Kâdiriyye, Sühreverdiyye ve Çeştiyye tarikatlarından icâzet verdi. Bundan sonra ilim-irfanın yayılması ve saliklerin terbiyesiyle meşgul oldu. Fakat Tarikat-ı Nakşibendiyye-i Aliyye nisbetini elde etmek için ruhunda büyük bir arzu vardı. Çünkü Nakşibendiyye nisbetinin faziletinin farkındaydı. Nakşibendiyye büyüklerinin vasıflarını özellikle babasından dinler, devamlı onların risalelerini okurdu. Haremeyn’i ve Hazret-i Risâlet-penâh Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’i ziyaret etmek için çok arzulu olan İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) yaşlı olan babasını hasrette bırakmak istemediğinden bu ziyaretlerini bir zaman gerçekleştiremedi. Ancak İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû), 1007 senesinde babası vefat ettikten bir sene sonra Mekke ve Medine’ye kavuşmak üzere Serhend’den yola çıktı. Hindistan’ın en meşhur şehirlerinden olan Delhi’ye geldiğinde Şeyh Hasen el-Keşmîrî (Kuddise Sirruhû) onu Mevlânâ Muhammed Bâkî (Kuddise Sirruhû) hazretlerinin huzuruna götürdü. İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) hazretleri şeyhiyle tanışmasına ve inabe almasına vesile olan Şeyh Hasan el-Keşmîrî’ye (Mektubatı Rabbani’den) bir mektubunda şu şekilde teşekkürde bulunmuştur: “Bu fakir, rehberlik iyiliğinizin teşekkürü konusundaki kusurunu itiraf, iyiliğinizin karşılığını vermekteki acziyetini ikrar etmektedir. Nasıl etmeyebilir ki! Zira bütün bu işler o nimete mebni, bütün bu haller o ihsanınıza bağlıdır. Güzel vasıtalığınız sayesinde bana, az kimseye nasip olan şeyler verildi; bereketli aracılığınız sebebiyle çok az kimsenin tattığı zevkleri yaşadım. Bana, çoğu kimseye müyesser olmayan özel bahşişler ve bunların ilimleri verildi. Haller, makamlar, zevkler, vecdler, ilimler, marifetler, tecelliler, zuhuratlar… bunların hepsi benim için yükselme basamakları kılındı. Hak Sübhânehû’nün yardımıyla bu basamaklarla kurb (yakınlık) derecelerine ve vusûl (ulaşma) menzillerine ulaştım. Kurb ve vusûl kelimelerini seçmem ibare darlığındandır. Yoksa bu makamda ne kurb, ne vusûl, ne ibâre, ne işâret, ne şuhûd, ne müşâhede, ne hulûl, ne ittihâd, ne keyfiyet, ne neredelik, ne zaman, ne mekân, ne ihâta, ne sereyân, ne ilim, ne marifet, ne cehâlet, ne hayret… hiçbiri yoktur. Şiir: Kuşumdan ne alâmet ibrâz edeyim sana? Kendisi Anka kuşu gibi mevhûmdur. Anka’nın insanlar arasında bir ismi vardır, Benim kuşumun isminde bile istikrar yoktur. İMAM-I RABBANİ (KUDDİSE SİRRUHÛ) YÜKSEK HÂLLERİ VE KERAMETLERİ İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) gece-gündüz huzur üzere ibadet ederdi. Tam bir itmi’nân, huzûr ve cem’iyyetle teheccüd namazı kılardı. Teheccüd namazından sonra tam bir huşû’ ve istiğrâk ile murâkabeye otururdu. Sabah namazının sünnetini evde kıldıktan sonra zikre oturur, mescide gidene kadar bu hal üzere devam ederdi. Sabah namazını müridanıyla birlikte kıldıktan sonra işrak vaktine kadar zikirle meşgul olur, işrak namazını kıldıktan sonra evine giderdi. Oruç tutmaya ve nafile ibadetlere çok önem verirdi. İMAM-I RABBANİ (KUDDİSE SİRRUHÛ) MANEVİ MİRASI İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) hazretleri Müslümanlara iki harikulâde miras bırakmıştır. Birisi eserleri diğeri ise oğullarıdır. İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) hazretlerinin başta Silsile-i Aliyye’nin yirmi beşinci halkası olan Mevlânâ Muhammed Masum (Kuddise Sirruhû) olmak üzere oğullarının hepsi kâmil ve fazıl zatlardı. Oğulları dışında birçok fazilet sahibi zatlar yetiştiren İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) Horasan, Bengal, Medine-i Münevvere, Sehârenfûr, Lâhor, Kâbil, Belh ve Tâlekân gibi önemli merkezlere halifeler göndererek bu bölgelerde İslam’ın tervicine vesile olmuştur. Mevlânâ İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruhû) hazretlerinin bir bölümünü mücerreden İslam müdafaasına hasrettiği Farsça ve Arapça dilde yazmış olduğu eserleri vardır. İMAM-I RABBANİ (KUDDİSE SİRRUHÛ) VEFATI Altmış üç seneye harikulâde marifet ve mertebeleri sığdıran Hazret-i İmam-ı Rabbani Ahmed el-Fârûkî (Kuddise Sirruhû) 1034 (1624) yılı Safer ayında vefat etti. Kabri Serhend’de aile mezarlığındadır. Allah (Celle Celâlühû) bizleri şefaatine nâil eylesin… Âmîn MEKTUBATI RABBANİ ESERİNİ NASIL HAZIRLADIK? İmam-ı Rabbani’nin (ö. 1034/1624) dostlarına gönderdiği mektuplarından derlenen, en kapsamalı ve en meşhur mektup külliyatı olan, tasavvufun başlıca kaynaklarından, aslı Farsça olup, Kazanlı Muhammed Murad Minzelevî (1855-1934) tarafından Arapçaya çevrilmiş olan “Mektubatı Rabbani”, asıl nüshadaki haşiyeleriyle birlikte yeniden dizilerek okuyucuların istifadesine sunulmuştur. Mektubatı Rabbani’nin hazırlanmasında izlenilen metot: Metnin müşkil yerleri, âyetler, hadisler ve şiirler tam bir şekilde harekelenmiştir. Ayet-i Kerîmelerin ve Hadîs-i Şerîflerin tahric ve referansları yapılmıştır. Asıl nüshadaki bazı yan kayıtlar dipnot olarak eklenmiştir. Metinde geçen âyetler, çiçekli parantez () içine alınmıştır. Metinde geçen hadisler tırnak «» içine alınmıştır. Okuyucuya kolaylık sağlaması açısından metinde paragrafladırma ve noktalama işlemi yapılmıştır. Sayfa numaralandırmasında mukabelede kullanılan ve medreselerde meşhur olan eski matbu nüshanın orijinal sayfa numaralarına muvafık kalınmıştır. Metinde Arapça olmayan isimler bizzat o dile mensup bilginler tarafından tetkik edilerek zabtı tespit edilmiştir. Metinde geçen kitap isimleri tırnak «» içine alınmıştır.
690.00 ₺ -
Hanımlara Nasihatler
Mahmud Efendi Hazretlerinden Hanımlara Nasihatler Elinizdeki bu kıymetli çalışma, Mahmud Efendi Hazretlerimizin yapmış olduğu vaaz-u nasihatlerinden ve sohbetlerinden derlenmiş; “Öğüt vermeye devam et! Çünkü vaaz-u nasihat, inanan kimselere ve Allâh’ın iman nasip edeceklerine gerçekten fayda verir.” (Zâriyât Sûresi, 55) ayet-i kerimesi mucebince, muhtereme hanım kardeşlerimize bir hatırlatma olması temennisi ile hazırlanmıştır. Risalemizin içindeki bu kıymetli nasihatlerin dünya, ahiret saadetimize vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz eder, dualarınızı bekleriz.
100.00 ₺ -
Bidat ve Hurafeler
Küfrü gerektiren haller Kafirlere benzemek Camilerde işlenen bid’atler Kabir ziyaretinde işlenen bid’atler İslamda teberrük ve tevessül Yaygın bid’at ve hurafeler İslamda selamlaşmanın önemi Kur’an ve Sünnete sarılmak Müzik ve raks hakkında Ahirzaman hakkında gıda raporu
168.00 ₺ -
Resimli Namaz Hocası
Namaz kılmayı öğrenmek isteyenler için içerisinde: Abdest, Gusül, Namaz ve Temel ilmihal bilgileri vardır.
35.00 ₺ -
Nakşi Namaz Tesbihatı
Ebu Hüreyre (Radıyallahü Anh)den rivayetle Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Size bir şey öğreteyim mi? Eğer onu yaparsanız, sizden evvel geçen (ümmet)lere yetişir, sizden sonra gelecekleri geçersiniz ve sizin yaptığınız gibi yapanlardan başka hiç bir kimse sizden üstün olamaz. Her namazın peşinden 33 kere Sübhanallah, 33 kere el Hamdü lillah ve 33 kere Allahü Ekber dersiniz. Buhari, Ezan, 155; Deavat, 18; Müslim, Mesacid, 142; Ebu Davud, Vitir, 24 İçindekilerden Bazı Konular: - Tesbihatı tesbihle mi yoksa parmakla mı? - Tesbihatten sonra dua etmek - Sabah namazının sünnetinin fazileti - Sabah namazı ve öncesindeki zikirler - Öğlenin sünneti ve son sünnetinin fazileti - İkindi namazı ve sünnetinin fazileti - Lev enzelnanın fazileti - Akşam namazının sonrasındaki zikirler - Beka-i iman namazının fazileti - Evvabin namazının fazileti - Uykudan önce yapılacaklar - Uyandıktan sonra yapılacaklar - Ezânı mescidde dinlemek - Ezân sözlerini tekrar etmek - Namaz kılanın önünden geçmemek - Safları yararak ön tarafa gitmek
102.00 ₺ -
Kavaidul İrab Arapça
Ebû Muhammed Cemâlüddîn Abdullah b. Yûsuf b. Ahmed b. Abdillâh b. Hişâm el-Ensârî el-Mısrî (ö. 761/1360)’nin Mugni’l-lebîb’in muhtasarı olup Arapça’da cümle ve şibh-i cümle, i‘rabı güç bazı müfredlerle edatların i‘rab halleri ve yaygın i‘rab hatalarına dair dört bölümden oluşan bir eserdir. Defalarca basılan eser Silvestre de Sacy’nin Fransızca tercümesiyle birlikte Paris’te de (1829) yayımlanmıştır. Ayrıca Reşîd Abdurrahman el-Ubeydî ile Ali Fevde Nîl tarafından tahkik edilerek neşredilmiştir. Eser hakkında ona yakın şerh ve bunlar üzerine çok sayıda hâşiye yazılmıştır.
140.00 ₺ -
Şifai Şerif Arapça Lalegül
Bütün hamdler bize Rahmeten li’l-‘âlemîn olan Muhammed Musṭafâ (Sallâllâhu Aleyhi Ve Sellem)’i irsâl buyurarak büyük bir iyilikte bulunmuş olan Allâh-u Te‘âlâ’ya mahsûstur. Hakkını ödeyecek sûrette nâ mütenâhî salât-u selâmlar Muhammed Musṭafâ (Sallâllâhu Aleyhi Ve Sellem)in, Ehl-i Beyt’inin, Ezvâc-ı Ṭâhirât’ının ve Eshâb-ı Etbâ‘ı’nın üzerine olsun. Emmâ ba‘d! Âhir zamânın better zamânlarını yaşadığımız şu günlerde Mustafâ İslâmoğlu adlı bir kişinin “ÜÇ MUHAMMED” nâmında yüz karası bir kitap yazdığını ve...
380.00 ₺ -
İslam Alimlerinin Gözüyle Zamanın Kıymeti
Sahip olduğumuz en büyük nimetlerden biri olmasına rağmen, en kolay harcadığımız nimet hiç şüphesiz ki zamandır. Elinizdeki eser, kum saati misali her gün eksilmeye yüz tutan hayatımızı en iyi şekilde verimli kılmanın yolunu aydınlatan bir meşale gibidir. Bunu yaparken de hayatlarını en güzel şekilde değerlendirmiş ve bizlere yüklü bir miras bırakmış İslam âlimlerinin hayatlarından ve sözlerinden bir demet sunmaktadır. Mazimizdeki güzellikleri ortaya koyan bu çalışma, vakitlerini dolu dolu geçirme hususunda herkesi teşvik etmektedir. Eserin sahibinin yetmişten fazla çalışmasının bulunması ve çağımızın en önde gelen hadisçilerinden biri olması kitabın kıymetini daha da artırmaktadır.
236.80 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Rahle Boy Ciltli
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiş. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
717.60 ₺