-
Kadim Türkler
“Bilinen tarihin başlangıcından itibaren Türk kökenli topluluklar iki kıtaya yayılmışlar ve günümüze kadar bazen üç kıtada olmak üzere varlıklarını devam ettirmişlerdir. M.S. 10. yüzyıla kadar Moğolistan’ın doğusundaki Kerulen Irmağı’ndan Macaristan ovalarına uzanan geniş saha, Türk boylarına yurtluk yapmıştır.” -Ahmet Taşağıl ⦁ Batı Gök Türk Kağanlığı’nın devamı niteliğindeki olan, daha sonra Batı Oğuzlarına dönüşerek Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar uzanacak tarihi yolda çok önemli roller oynayan Türgişler kimlerdi? ⦁ Eski Türklerde iç güvenlik nasıl sağlanırdı? Börü Birliği (Fu-li) neydi? ⦁ Doğu Gök Türk Kağanlığı nasıl yıkıldı? Çinli ve Soğdlu vezirlerin bunda etkisi var mıydı? ⦁ Günümüze kadar kendilerini koruyan Kırgızlar bunu nasıl başardı? ⦁ Avrupa Hunları, Avrupa ve Karadeniz üst coğrafyasında ne tür etkiler bıraktı? ⦁ Hazarlar kimdir, Musevilik devlet yönetiminde ne kadar etkili olmuştu? ⦁ Sadece Türk tarihi için değil, dünya tarihi için de çok önemli sonuçlar doğuran Türk göçleri neden yapıldı? ⦁ Orta ve Doğu Avrupa’da 250 yıl varlıklarını koruyan Sâsânîlerle ittifak yaparak İstanbul’u kuşatan Avarlar kimdir? ⦁ Türk boy sistemi içinde yer alan Oğuzlar ve Oğuzluk kavramları nedir? ⦁ Ötüken nerededir, sınırları gerçekten belli midir? İslam Öncesi Türk Tarihi ve Orta Asya Tarihi alanlarının uzmanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın Kadim Türkler: Eski Dünyanın Hâkimleri kitabı Kore yarımadasından Macaristan ovasına kadar sonsuz genişliklerdeki alanlarda Türk kökenli halkların izlerini sürmek isteyen herkesin keyifle okuyacağı bir eser.
236.00 ₺ -
Son İmparatorluk Osmanlı Kronik
İlber Ortaylı Devlet-i Âliyye’yi yeniden keşfetmeye davet ediyor… “Osmanlı İmparatorluğu tarihin gerçek anlamdaki son üniversal, yani beynelmilel, cihanşümul imparatorluğudur. Akdeniz havzasındaki üç tarihî imparatorluktan birini kuranların torunları ve çocuklarıyız. Osmanlı’nın tarihini, kimliğini bilmek ve anlamak kolay değil; bütün etrafımızı, yani yeryüzünün en esaslı uygarlıklarını tanımamız, incelememiz, Osmanlı’nın kurumlarını, anlayışını, olaylara bakışını bilmemiz lazım. Osmanlı’yı tanıdıkça, araştırdıkça, okudukça kendimizi daha çok sevecek ve tarihimize daha çok ısınacağız. Şüphesiz elinizdeki bu kitap da bu konuda okura yardımcı olma ve Osmanlı’ya dair yeni ufuklar açma iddiasındadır.” İlber Ortaylı Geçmişten geleceğe tarihi gelişmelere ışık tutarken, tarihin bıraktığı izleri irdeleyen İlber Ortaylı sizleri Osmanlı dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor. Ortaylı, bu kitabında okuru Osmanlı’yı son imparatorluk yapan yönetim şekli, devletlerle olan ilişkileri, farklı kültürlere, dinlere yaklaşımı ve kurumlarıyla kısacası kendine özgü kimliğiyle keşfetmeye davet ediyor.
236.00 ₺ -
Cevdet Paşanın Toplum ve Devlet Görüşü
Yitirdiğimiz hafızamızda sadece savaş sahneleri, Topkapı Sarayı ya da Süleymaniye Camii ile varlığını sürdüren bir imparatorluğun toplumsal yapısı nasıldı? Bu devlet yüzyıllar boyu müslim ve gayrımüslim tebaasını nasıl bir arada huzur ve barış içinde yaşattı? Osmanlı toplum yapısı ile Avrupa toplum yapısı arasındaki farklar nelerdir? Üç kıtaya kök salmış olan bu devlet nasıl ve neden tarihe karıştı? Zihnimizi bugün de işgal eden, toplum, devlet ve medeniyetle ilgili soruların cevabını Cevdet Paşa’nın binlerce sayfa tutan eserlerinden büyük bir titizlikle derleyen Ümit Meriç, on iki ciltlik Tarih-i Cevdet’e, Maruzat’a, Tezâkir’e ve diğer eserlerine tek bir cilt içinde sosyolojik bir mukaddime inşa etti. Cevdet Paşa’yı, bu “müdebbir Osmanlı vezirinin görüşlerini” yarının Türkiye’sini kurarken de dikkate almamız için tarihle sosyolojinin buluştuğu bu kavşağa, Ketebe okurlarını davet ediyoruz.
154.00 ₺ -
Sûfîler Ansiklopedisi
“Bu övgüye değer kitap öyle taşkın bir denizdir ki zahiri, hakikat gemileri ve sonsuz marifetle dopdolu; bâtını, ilahî sırların açığa çıktığı mücevherlerin saklandığı binlerce mamur evi (Kabe’si, ariflerin gönülleri) olan bir şehir ve yüz taşkın denizi dürmüş bir gemidir.” Lâmiî Çelebi’nin kaleme aldığı, Anadolu sahasında yazıldığı bilinen ilk Türkçe sûfî tabakât kitabı Fütûhu’l-Mücâhidîn, Molla Câmî’nin Nefehâtü’l-Üns min Hadarâti’l-Kuds kitabının ilaveli tercümesidir. Eserin yazılış tarihi olan 1521 yılı, Kânûnî’nin Belgrad Zaferi’ne denk düştüğü için Lâmiî, eserini Kânûnî’ye takdim etmiştir. Tercüme‑i Nefehâtü’l‑Üns adıyla meşhur olmuş bu eser, tarikat erbabının ve hakikat ashabının yaşantısını ve onların tarihsel kişiliklerini sade bir dille aktarırken makamlarını, kerametlerini ve hâllerini anlatır.
693.00 ₺ -
Onun Gibi
İnsanoğlunun en kadim sorularından biri “Nasıl?” diğeri ise “Neden?”dir. “Neden?” sorusunu cevaplamak nispeten daha kolaydır çünkü bu, teorik bir sorudur. Cevapları; kavramlardan, kuramlardan, karmaşık ve mantıksal kurgulardan oluşur. Fakat ikinci soruya gelince ortaya atılan tezler, ileri sürülen argümanlar elenir ve geriye yalnızca hayatta karşılık bulabilen cevaplar kalır. İslam, bir dünya vadetti; geçmişi ve geleceği, insanı ve kâinatı, eşyayı ve hadiseleri açıklayarak onların ne olduğunun cevabını verdi ve bütün bu hakikatlere dayanarak birtakım taleplerde bulundu. Sonra sıra büyük soruya geldi: “Peki, nasıl?” Soru çok kısa ve bir o kadar da zordu. Buna mukabil cevap çok netti: “O’nun gibi.” O, insan olmanın en ideal formudur. O, hakikatle hayatın buluştuğu, sonsuz ile faninin birleştiği, soyutun somutlaştığı, ezeli ve ebedinin fanide tecelli ettiği, sonsuzluğun sonluda var olduğu; hakikatin gerçekle, idealin reelle kesiştiği, kusursuzluğun kusurlu bir tabiatta hayat bulduğu, noksansızlığın noksan bir varlıkta tecessüm ettiği, hülasa bütün imkânsızların mümkün olduğu bir beşerdir. Muhammed Yazıcı, O’nun Gibi’de, hayatın anlamını “neden”lerle ve “nasıl”larla arayan okurlar için ilham veren bir başlangıç noktası sunarak, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in (sav) özverili kulluğunu, ailevi ilişkilerindeki örnek tutumunu ve toplumda inşa ettiği sağlam bağları O’nun yaşamından örneklerle detaylandırıyor.
251.30 ₺ -
Hayat Senden Ne İstiyor
Bu hayattan ne istiyorum?” En sık sorduğumuz sorulardan biridir hayatın tozlu yollarında. Bu soruyu ısrarla soran iç sesimiz bir an için yorulup sustuğunda başka bir ses kaplar ruhumuzu. Daha derinlerden gelen bir sestir bu. Sesimizin altına saklanmış, dünyanın bin bir türlü gürültüsü ile bastırılmış bambaşka bir ses. Hayatın sesidir bu. Sana verilmiş en değerli emanetin sesi. Senin soruna karşılık, o da sana kendi sorusunu sormakta, sendeki hakkını aramaktadır. Eğer onun sorusunu doğru cevaplarsan, sana sorduğun sorunun cevabını bulabileceğini vaat eder. Hayat haklı olarak sorar: “Peki ya ben senden ne istiyorum, düşündün mü hiç?” Varoluşçu psikoterapinin ve varoluşçu edebiyatın önemli ismi Psikiyatrist Mustafa Ulusoy, insanın anlam arayışına dair günümüz klişelerini alt üst ederek okura farklı bir bakış açısı sunuyor. Hayata Rabbani bir mektup olarak bakmanın ve o mektubu, şifrelerini çözerek okumanın; bağrında taşıdığı sırları gün yüzüne çıkarmanın, hayatın sonsuz değerliliğine ulaşmanın yollarını okurları ile paylaşıyor. Mustafa Ulusoy’un bu kitabı dünyaya sıkışıp kalmış ruhunuza bir pencere açacak ve böylece ruhunuza dar gelen dünyanın ötesine uzanacaksınız.
178.85 ₺ -
Sebebi Telif
İslam yazma eserleri incelemeleri, kütüphanecilik ve kataloglama, biyografi, siyasi tarih, ilmiye tarihi, İslami ilimler ve bilim tarihi, kurumlar tarihi gibi tarih araştırmalarının birçok yönünü ilgilendirdiği için disiplinlerarası bir mahiyet arz eder. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi bünyesinde 2020’de kurulan Yazma Eserler Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde İslam yazma eserleri kültürü ve tarihinin ve daha özel anlamda da Osmanlı yazma eserlerinin çalışılması hedeflendi. Bu süre zarfında çok sayıda çalıştay, panel, seminer ve atölye faaliyeti gerçekleştirildi. İlk sempozyumda ise sadece yazma eserlere odaklı bir problem değil de genel olarak kitap kültürü ve tarihi temasına uygun düşecek bir mesele, Osmanlı müellifleri ekseninde masaya yatırıldı ve eser telifine yön veren saikler disiplinlerarası bir biçimde tartışıldı. Elinizdeki bu çalışma, 2022 Mayıs ayında İstanbul’da düzenlenen sempozyumda sunulan tebliğlerin bir kısmının makale hâlinde hazırlanmasıyla sempozyum serisinin ilk kitabı olarak neşredildi. Tarihte, edebiyatta, İslami ilimlerde, tıp ve matematik ilimlerinde Osmanlı telif geleneğindeki çok geniş bir sebepler manzumesinin varlığını ele alan Sebeb-i Telif: Osmanlı Literatüründe Açık ve Örtük Yazma Nedenleri, sebeb-i telif konusu başta olmak üzere yazma eser araştırmaları açısından öncü ve kayda değer bir çalışma ortaya koyuyor.
409.00 ₺ -
Berceste Beyitler 3
Klâsik şiirimiz; kulakları güzel söz duymaya hasret bizlere pınar başında susuzluktan ölecek durumda iken diriltici bir iksir, ecdadımızın bizlere bıraktığı tohum, hayatın hayhuyunda bizi biz kılacak bir nefes molası, keskin bir zekânın parıltılı ürünlerini ihtiva eden kendi dünyamız, ruhumuzla baş başa kaldığımızda kendimizi derinden hissedebildiğimiz hakikat menfezi, âşıkların mahremi olan deruna doğru bir firar, herkesin kendi Hira’sına doğru yaptığı bir seyr ü sülûk, yükü pek ağır olan insanoğluna gelen manevi bir neşe, ruhlarımıza şifa verecek bir hikmet, insanın kendi hakikatine ulaşma noktasında mihenk noktalarını ele veren derin bir ipucu, birbirine emanet ve muhtaç olan insanlara alternatif bir hayatın var olabileceğinin göstergesi, rakama gelmeyen sancıların hikâyesi, gönlümüzde mündemiç olan sırra ulaşma gayreti, karlı dağları aşan derin ırmaklar geçen yârinden ayrı düşen bülbülün hengâmesi, yürüdükçe incelen bu yolda emniyet kemeri, gözlerimizin önündeki masiva perdesini kaldıran bir el... Berceste Beyitler hazırlanırken şiirlerin Arap harfli Türk alfabesiyle yazımı, vezni, Lâtin harfleriyle yazımı, şairi ve günümüz Türkçesine aktarılmış hâlleri bir arada verildi. Bununla, kitabı eline alan okurun bir beyitle ilgili izah edilmesi gereken hemen her şeyi bir arada görmesi ve klâsik şiir deryasından bir nebze de olsa tatması amaçlandı. Türkçe şiirlerin yanı sıra zaman zaman Farsça şiir parçalarına da yer verildi. İnsanoğlunun müşterek yitiği olan hikmetin peşine düşülmeye çalışıldı. Serinin bu cildinde, 20. yüzyılda klâsik tarzda şiirler kaleme alan şairlerin berceste niteliğindeki beyitlerine de yer verildi. Böylelikle geleneğin olanca haşmetiyle devam ettiği gözler önüne serilmeye çalışıldı. Aşk gelicek cümle eksikler bitermiş. O hâlde aşk ile buyurunuz.
312.00 ₺ -
Ortaçağ Müslüman Dünyasında Günlük Hayat
“Lindsay, ortaçağ İslam dünyasına dair mükemmel bir genel bakış sunuyor. Meraklı okurlara yönelik bu kitap, İslamın başlangıcından, 1300 yılına kadar olan tarihine ve savaş, sosyal uygulamalar, eğlence ve coğrafya gibi çok çeşitli konulara dair kapsamlı bir giriş sunuyor. Metin boyunca çok sayıda harita, fotoğraf ve resim yer alıyor. Bu kitap tarih öğrencileri ve Müslümanların inanç ve uygulamaları hakkında bilgi edinmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir kaynak. Hararetle tavsiye edilir.” –Choice “Ortaçağ Müslüman Dünyasında Günlük Hayat, develerin rolü, barınma düzenlemeleri ve eğlence gibi günlük yaşamın daha kişisel ayrıntılarını açıklayarak önemli tarihi ve kültürel olayları gözden geçiriyor. Lindsay, okurun 3 boyutlu gerçek bir deneyim yaşaması için, birkaç ortaçağ İslam tarifi ve Hristiyan ve İslami takvimler arasında geçiş yapma kılavuzu bile veriyor.” –Middle East Journal
371.25 ₺ -
Ailenin Gücü Nüfusun Geleceği
Elinizdeki eser son devrin büyük İslam âlimlerinden eski Diyanet İşleri Başkanı merhum Ömer Nasûhî Bilmen'in pek bilinmeyen ve ilk defa yayınlanan bir kitabıdır. Eserde günümüzde önemi giderek artan konular, tatlı ve nasihat edici bir üslûbla ve dinî deliller ışığında anlatılmıştır. İslam’da nüfus artışının önemi, nikah hakkında teşvikler, boşanmaların yaygınlaşmasını önleyecek tedbirler, aile fertlerinin görevleri gibi konular işlenmiştir.
110.50 ₺ -
Söz Hapsi
giderim… ardımda bir ayak izi olur suretim. tanınmaz olurum şehrimde, belirsizleşir kimliğim... giderim… kalırsam vururlar çünkü, yarımlanır yüreğim. içim çekilir ve her lodosta kurur gözlerim… giderim… oturuşum kalkışım zarardır, yürüyüşümle bulanır çöllerim. mevsimlere vururum gövdemi, gittikçe durulur zihnim…
126.00 ₺ -
Öfkenin Afetleri
"Gerçekleri net bir şekilde görenler bilir ki, insanın damarlarında şeytana uzanan bir bağ vardır. Kim öfkenin ateşiyle hareket ederse, şeytana olan yakınlığı artar. Çünkü şeytan ‘Beni ateşten yarattın, onu ise topraktan yarattın.' demiştir. Toprağın yapısı sakinlik ve dinginlikken, ateşin tabiatı ise tutuşmak, yanmak ve sürekli hareket içinde olmaktır. Öfkenin sonuçlarından biri de kin ve hasettir. Bu iki kötü duygu, birçok insanı helak etmiş, onları ahlaken bozulmaya sürüklemiştir. Bu duyguların kaynağı, insanın kalbinde gizlidir. Eğer kalp düzelirse, beden de onunla birlikte düzelir. Ancak kin, haset ve öfke, insanı tehlikeye götüren, kalbi karartan şeylerdir. Bu yüzden, insanın bu tehlikeleri tanıması ve bunların kötü sonuçlarından korunması son derece önemlidir. Eğer bu duygular insanın kalbine yerleşmişse, kişi onları kalbinden temizlemeli, yok etmeli ve tedavi etmelidir." *** Asrının müceddidi Hüccetü'l-İslam İmam Gazalî bu kitabında "öfkenin afetlerini, öfkenin nasıl ortaya çıktığını ve nasıl ortadan kaldırılması gerektiğini" merkeze alıyor. Aynı zamanda öfkenin mahiyetini, özelliğini, kime ve neye nasıl yönlendirilmesi gerektiğini açıklıyor.
91.00 ₺ -
152 Gün
Fadime’yi işte ilk kez o gün gördüm. Sanki ilk kez güneşi, yıldızı, ayı görmüşüm gibi. Gönlümün içine bir kuş girdi sanki çıkmak için çırpınıp da duruyor. O çırpındıkça ben yerimde duramıyordum. Sonra gitmedim, gidemedim hiç. Onun olduğu bir yerden ayrılmak istemedim. Hem bence bu dünyada nasipli olanlar doğduğu yerde ya da doyduğu yerde değil de sevdiğinin olduğu yerde ölenlerdir. … Cânım kâri, sana söylemiştim daha önce; ben kendime bir dünya kuruyorum. Bu kurduğumun, yaşadığımız dünyada var olmasının mümkün olmayacağını biliyorum. Onun için kitapların arasına saklıyorum bu dünyayı. Orada sevdiklerim var, sevindiklerim var. Kötü olanı almıyorum içeri, onlara kapılarım kapalı. Hatta artık duvarlar bile örüyorum girmesinler diye. O kapılar bir tek sana açık.
156.00 ₺ -
Evliliğimi Nasıl Kurtarırım
Hepimiz hayat yolculuğunda kendimiz için “en iyi” olanı arıyoruz. Bu kitap, içinde bulunduğumuz çağın insana sunduğu imkân ve olasılıklara karşın artan çatışma ve zorluklar karşısında yeni bir bakış açısı ve çözüm yolları bulunmasını kolaylaştırmak için kaleme alındı. Üç bölümden oluşan kitabın her bir bölümü bir psikoterapi seansı tadında planlandı. Kendinizi güvenle emanet ettiğiniz bir terapist rehberliği ile size kendinizi, eşinizi ve ilişkinizi tanıma imkânı sunuyor. Biliyoruz ki bir birlikteliğin en önemli üyesi “ilişkileri”dir.
149.50 ₺ -
Kayıp Ülkenin İzinde
ANADOLUCU TEFEKKÜR ÜZERİNE DERİN BİR OKUMA Anadoluculuk üzerine çalışan araştırmacılar kadar Türk düşüncesine ilgi duyan her okurun da istifade edebileceği harika bir eser. “Elde kalan son vatan parçası”nı muhafaza etmeye yönelik bir yaklaşım olan Anadoluculuk, 20. yüzyıl Türk düşünce tarihinin en ilgi çekici fikir akımlarından birisidir. İlki Anadolu’nun antik devirlerine kadar uzanan bir referans hattı inşa eden “Mavi Anadoluculuk”, ikincisi ise 1071 yılında Selçuklular tarafından Bizanslılara karşı kazanılan Malazgirt Zaferi’ni tarihî bir milat olarak kabul eden gelenek esaslı “Anadoluculuk” olmak üzere iki başlıkta değerlendirilen bu tefekkür, siyasî bir arayışa karşılık gelen romantik bir teritoryal milliyetçilik olarak temayüz etmiştir. Hemen hepsi Türk yazın hayatının önemli ve bilinen isimlerinden Mükrimin Halil Yinanç, Mehmed Halid Bayri, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Hilmi Ziya Ülken, Remzi Oğuz Arık, Nurettin Topçu, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmed Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Emin Erişirgil ve Refik Halit Karay üzerinden gerçekleştirilen bir Anadoluculuk okuması olan Kayıp Ülkenin İzinde okuyucuya bu tefekküre ilişkin bir perspektif kazandırıyor.
209.30 ₺ -
Narrative Terapi Uygulamaları
Narrative Terapi, ana akım terapi yaklaşımlarından oldukça farklı olan orijinal fikir ve uygulamalarıyla ülkemizde yapılacak bireysel ve toplu çalışmalar için ciddi bir imkan sunuyor. Ancak Türkiye’de yakın zamana kadar eğitimini yurtdışında alan az sayıdaki terapist haricinde pek bilinmeyen bir yaklaşımdı. Hiç şüphesiz bunda Türkiye’de bilinen yaklaşımların Narrative Terapiye göre eski olmasının, okullarda okutulan ders kitaplarında Narrative Terapiye ayrılan bölümlerin çok daha az olmasının ve Türkiye’de Narrative Terapi eğitiminin ancak yakın yıllarda başlamış olmasının payı var. Narrative Terapi fikir ve uygulamaları gerek ülkemizde gerek dünyada her geçen gün artan bir dikkat ve ilgi ile takip ediliyor. Yaklaşımlarının hem bireylerle hem de gruplarla yapılan çalışmalarda etkisi ve faydasının yanında duruş ve yaklaşım olarak insana bakışı bu dikkat ve ilginin en önemli sebeplerindendir. Bununla beraber ülkemizde bu konu ile ilgili Türkçe kaynak sorunu bu akımın önündeki en büyük engellerden biri olarak karşımızda duruyor. Ülkemizin bu konudaki en önde gelen uzmanları olan Mehmet Dinç ve Eren Murat Dinçer’in editörlüğünde hazırlanan bu eser, Narrative Terapinin daha iyi anlaşılmasına ve uygulanmasına rehberlik etmek anlamında Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor.
209.30 ₺ -
Bosnada Dervişler ve İslam
Bosna’da Dervişler ve İslam kitabında Ines Aščerić-Todd, Osmanlı hâkimiyetindeki Bosna’da tarikatların bölgenin İslamlaşmasına etkisini araştırıyor. Kitapta 15. ve 16. Yüzyıllara yoğunlaşan yazar, tarikatların ve tasavvuf geleneğinin bölgenin dinî, kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasî hayatını nasıl etkileyip dönüştürdüğünü ve Bosna’da Müslüman toplumun nasıl inşa edildiğini gözler önüne seriyor. Osmanlı loncaları, fütüvvet, Ahilik ve Bosna’nın nasıl İslamlaştığı konusunda ana akım bazı görüşlere karşı çıkan Ines Aščerić-Todd, görece erken dönem çalışmasına rağmen çok sayıda birincil kaynak kullanarak görüşlerini temellendiriyor ve konunun ilgilisine ayrıntılı bir bibliyografya sunuyor. Halil İnalcık ve Suraiya Faroqhi tarafından editörlüğü yapılan Osmanlı İmparatorluğu ve Mirası: Siyaset, Toplum ve İktisat dizisinden çıkan bu kitap, tasavvuf geleneğinin ve tarikatların Bosna’da bir Müslüman toplumunun oluşmasına nasıl etki ettiğini görmek isteyen araştırmacıların ve konuya ilgi duyan herkesin başvuru kitabı niteliğinde.
202.30 ₺ -
Neden Fransayı Sever Ama Fransızları Sevmeyiz
Fransızı Fransız Yapan Nedir?Neden Fransa’ya bayılırız ama Fransızları pek sevmeyiz? Bunu anlamak için Fransızların kalbine, ruhuna ve zihnine bir göz atın. Fransızlar….Sigara içerler, içki içerler, dünyadaki herkesten daha fazla yağ tüketirler. Yine de daha uzun yaşarlar ve daha az kalp problemleri vardır. Haftada 35 saat çalışırlar, yılda 7 hafta ücretli izinleri vardır. Yine de dünyanın en büyük ekonomileri arasındalar. Peki Fransızları farklı yapan nedir?Altmış Milyon Fransız Yanılmış Olamaz, Fransızların kalbine, zihnine ve ruhuna bir yolculuk. Toprakları, özel hayatları ve dilleri hakkında Fransızların düşüncelerini deşifre eden Nadeau ve Barlow Fransız toplumunun bileşenlerine doğru keyifli bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Merkezileşmeden, Napolyoncu kurallara, elitist öğretim yapısından sokak protestolarına kadar, Fransız insanının tam bir resmini göreceksiniz.
300.30 ₺ -
Azrailin Vilayetine Yolculuk
İran’ın şöhretli yazarlarından biri olan Celâl Âl-i Ahmed, II. Dünya Savaşı sonrası sosyalizme yönelen aydınlardan biri. İsrail’in, bağımsızlığını ilân ettikten sonra devreye soktuğu Kibbutz ve Moşav gibi sosyalist uygulamaları dönemin gençliği gibi onun da ilgisini çekiyor. Bu heyecan içinde bir İsrail gezisi yapıyor. “Vicdanı” ile birlikte gidiyor İsrail’e, seyahati boyunca da notlar tutuyor. Ancak İsrail’in Filistinlilere uyguladığı zulmün, Avrupalı devletlerin nasıl da bu zulme göz yumduğunun ayırdına varıyor ve bir sorgulama evresine giriyor. Kendi cephesinden İsrail sorunu, Yahudilerin Filistinlilere çektirdikleri, Arap devletlerine olan kızgınlığı gibi konuları cesurca kaleme alıyor. İsrail tarihinin erken dönemine dair etkileyici ve pek az yerde bulabileceğiniz tanıklıklar içeren bu çarpıcı anlatı, İsrail sorununa farklı bir yönden bakabilmemiz için bize bir kapı aralıyor.
125.30 ₺ -
Türkiyede Sosyolojinin Yüz Yıllık Birikimi
ÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARINI Türkiye’nin önde gelen akademisyenleri sosyolojide yüz yıllık bilgi birikimini ve bugüne yansımalarını mercek altına alıyor. “Türkiye, bölgesinde ve dünyada güçlü, bağımsız ve belirleyici bir devlet olarak bu coğrafyada varlığını devam ettirmek istiyorsa, öncelikli olarak kendi toplumsal yapısını, tarihini, kültür ve medeniyet birikimini bütün yönleriyle değerlendirebilmeli, bu özelliklerine hâkim olabilmeli, tarihsel, güncel ve gelecek perspektifine dayalı olarak elde ettiği bu bilgi ve düşünceleri teori ve pratiğe aktararak sosyal, ekonomik, kültürel, siyasî ve askerî politikalarını ve uygulamalarını doğru, etkili ve kalıcı biçimde oluşturabilmelidir. Türkiye’de, evrensel sosyoloji/sosyal bilim habitusuna eklemlenen bir yerli/yerel sosyoloji/sosyal bilim inşa etme, geliştirme ve uygulama kapasitesinin özelliklerini, derinliğini ve becerilerini doğru belirlemek, kavramak ve yorumlamak, sosyolojik/sosyal bilimsel tespit, açıklama ve yaklaşımlarda daha isabetli, etkili ve güçlü bir düzeye ulaşmak; ülkenin varoluşunu belirleyen, sağlıklı bir toplum yapısını tahkim eden ve geleceğine anlamlı biçimde yön veren sosyoloji/sosyal bilim üretimi için vazgeçilemez bir ihtiyaç ve zorunluluktur.” Dr. Erkan Çav Cahit Tanyol - Kemal Karpat - Orhan Türkdoğan Fügen Berkay - Korkut Tuna - Ümit Meriç
468.30 ₺ -
İslam ve Bilim Tartışmaları
Modern dünya, mitolojideki kral Midas’ın şaşkınlığını yaşıyor. Midas, dokunduğu her şeyin altın olması için Tanrıya yalvarmıştı. Günün birinde duası kabul olundu. Ancak Midas, ekmekten tutun da öz kızı dahil dokunduğu her şey altın külçelerine dönüşünce bu defa kendisine bağışlanan bu ayrıcalığın geri alınması için yalvarmaya başlamıştı. Bilim, Tevfik Fikret’in deyişiyle “şu siyah toprağı altın yapıyordu ama bunun karşılığında insanın ayağının altından toprak çekilip alınıyor, insan insanlığına ait birçok parçayı kimliğinden soymak zorunda kalıyordu. Bu kaos, 20. Yüzyılda Batı’da olduğu kadar Batı-dışı toplumlarda da farklı “bilim” arayışlarını gündeme getirdi. İşte 1970’lerin ikinci yarısında gündeme giren “İslam Bilimi” alternatifi, İslam aleminin bir çok köşesinden ses getiren bir uluslararası arayışa dönüştü ve elinizdeki kitapta ilginize sunulan verimli bir tartışma patlak verdi. - Müslümanların kendilerine mahsus bir bilimleri olmalı mıydı? - Eğer bir İslam Bilimi geçmişte başarılmışsa bu gün neden başarılmasın? - İslam dünyasının sorunlarını Batı bilimi çözebilir mi? - İslam’ın bilime verdiği değer neydi? - İslam ve bilim çatışır mı? İslam ve bilim konularında önde gelen otoritelerden Seyyid Hüseyin Nasr’dan düşünür Ziyaüddin Serdar’a, Nobel Ödüllü fizikçi Dr. Abdüsselam’dan bilginin İslamileştirilmesi projesinin sahibi İsmail Raci el Faruki’ye kadar pek çok düşünür Mustafa Armağan’ın yayına hazırladığı İslam ve Bilim Tartışmaları’nda geçmişi anlamaya, bu günü analiz etmeye ve geleceği bilimi tartışarak kestirmeye girişiyorlar.
212.80 ₺ -
Kainatın Doğuşu
“Kâinatın doğuş tertibini Ukletü’l-Müstevfiz isimli eserimde zikrettim” diyen İbnü’l-Arabî’nin (ö. 638-1240) bu eseri, Tedbirât-ı İlâhiyye ’de ele aldığı meselelerin bir nevi tamamlayıcısıdır. Osmanlı Türkçesine Ali Salâhaddin Yiğitoğlu (1877-1939) tarafından kazandırılan eserin mevcut diğer tercümesinin müellifi bilinmemekle beraber, ilk kez yayınlanmaktadır. “Kelime-i câmia” ve “nüsha-i âlem” olan insanın hakikati ve kemali ne anlama gelmektedir? Varlıkların yaratılış sırası nasıl olmuştur? Akl-ı evvel, beş arş, burçlar feleği, sabit yıldızlar ve dünyanın yaratılması, istihâlât, nikâh ve tevâlüd, ilk insana varlık verilmesi gibi konular İbnü’l-Arabî sisteminde nasıl izah edilmiştir? Bu ve benzeri soruların cevaplarını bulacağınız eserde, müellifin ortaya koyduğu sistematik şemada, varlık sıralamasına dair bütüncül bir bakış açısına da sahip olacaksınız.
146.30 ₺ -
Dünyanın Kötülüğü
Dünyada en rahat hissettiğin an, ona karşı en fazla sakınman gereken andır! Dünya ehli, ne zaman bir sevinç içinde huzura kavuştuğunu sansa, bir musibete sürüklenir. Dünyada saadet peşinde koşan kimse aldanır, iyilik yaparak fayda sağlamaya çalışan ise sonunda zarar görür. Çünkü dünya, bolluğu sıkıntıyla, kalıcılığı yoklukla birleştirmiştir. Onun mutluluğu hüzünle karışıktır, giden bir daha geri gelmez ve gelecek olanın ne olacağı bilinmez. Dünyanın vaatleri yalandır, ümitleri boştur, saf nimetleri bulanıktır, hayatı sıkıntılarla doludur. İnsanoğlu burada sürekli tehlike içindedir; nimet içinde olsa da bir tehlike, bela içinde olsa da bir korku içindedir.” *** Asrının müceddidi Hüccetü’l-İslam İmam Gazalî bu kitabında “dünyanın kötülüğünü, gelip geçici halini, önce kendini süslü gösterip sonra çirkinliklerinin nasıl ortaya çıktığını” merkeze alıp anlatıyor.
91.00 ₺ -
İbrahim Müteferrika Matbaası ve Türk Matbaacılığı
1781’de Venedik elçisinin maiyetinde İstanbul’a gelen Giambattista Toderini, Osmanlı payitahtındaki günlerini sahaflarda, kitapçılarda, kütüphanelerde ve antikacılarda geçirir. Toderini, Grekçe ve Latince el yazmaları ve madalyonlarla işe başlar, daha sonra Osmanlı paraları üzerinde incelemeler yapar. Arapça veF arsça el yazmaları, İstanbul’da basılan Türkçe eserler, coğrafya kitapları, haritalar, takvimler, güneş saatleri, Osmanlılar’ın kullandığı astronomi aletleri ve su altı cihazları gibi çok zengin bir malzemeyi bir araya getirir. Türk kültür hayatına dair ilgisi giderek büyüyen Toderini, bir şiir mecmuasını İtalyancaya tercüme edecek kadar Türkçe öğrenir. İstanbul’da devrin entelektüel çevrelerine devam ettikçe hem bilgisi artar hem de içinde, tafsilatlı bir kitap yazma isteği uyanır. Toderini, Venedik’e döndüğünde Türklerin yazılı kültürüne, eğitim sistemine, kütüphanelerineve matbaa serüvenine dair meşhur eseri Letteratura Turchesca’yı kaleme alır. İşte İbrahim Müteferrika Matbaası ve Türk Matbaacılığı, Toderini’nin kaleminden Müteferrika Matbaası’nın 1727’de başlayan hikâyesiyle Türk matbuatının Tanzimat’tan sonraki serüvenini bir araya getiriyor. Üç kısımdan oluşan kitap, tezhip sanatkârı Rikkat Kunt’un Toderini’den yaptığı çeviriyle başlıyor. Şevket Rado’nun notlandırarak yayıma hazırladığı bu metin, Rikkat Kunt’un yayımlanmış tek eseri olma hüviyetini taşıyor. Devamında, Türk matbaacılığı sahasında öncü çalışmalara imza atmış Selim Nüzhet Gerçek’in evrâk-ı metrûkesinden ve kitaplarından Rado tarafından derlenen Tanzimat sonrası matbuatına dair bölüm geliyor. Ardından Şevket Rado’nun, çıkardığı dergilerden kurduğu matbaalara, tifdruk baskı tekniğini Türkiye’ye getirmesinden bir grevle altüst olan yayıncılık hayatına; kendi serüvenini anlattığı kısımla son buluyor. Türk matbaacılığının; Şevket Rado’nun, hayattayken yayımlanmış son eseriyle birlikte armağana dönüşen iki buçuk asırlık hikâyesi...
489.30 ₺ -
Evlilik Kader Mutluluk Tercihtir
Günümüzde birçok evlilik, yetişkin görünümlü çocukların oynadığı bir evcilik oyunu’nu andırıyor. Bu evcilik oyunu, eşleri eşlik vazifesinden uzaklaştırmış vaziyette sürdürülmeye çalışılıyor belki de. Öyle ki ikili ilişkilerde sorunların ortaya çıkmasına neden olan bu çocuksu tutumlar, ne yazık ki eşler arasında bir çözüm de oluşturamıyor. Bu nedenle de pek çok evlilik çözülebilir sorunlardan dolayı yıkılıp gidiyor. Olan iki arada bir derede kalan çocuklara oluyor çoğu kez… Pekala, neden böyle oluyor? Evlilik, gerçekten bir evcilik oyunu mu? Büyümenin ve bir yetişkin gibi davranıp evliliğin ömürlük bir yolculuk olduğunun idrakine erişmenin vakti gelmedi mi hala? Sizce de hayatın, evliliğin, eş olmanın ve çocuk sahibi olmanın getirdiği sorumlulukları almanın zamanı gelip de geçmiyor mu artık? İşte elinizdeki kitap, bu gibi pek çok sorunun cevabını veriyor. Yalın ve rahat anlaşılır diliyle, evli çiftlerin ve eş adaylarının evlilik denildiğinde akıllarına takılan tüm sorularını yanıtlayarak, onlara önemli ipuçları da aktarıyor her bir satırında. Yetişkin olma yoluna girmeye ve evlilik müessesesinin mahiyetini anlayıp önemli bir adım atmaya niyet edenler için çok şeyler söylüyor kitap…
210.00 ₺ -
Şifrelerin Gizemli Serüveni
Günümüz dünyasında kodlar ve şifreler hayatımızı çevrelemiş durumda. Telefon görüşmelerimiz, televizyonda izlediğimiz diziler, banka uygulamalarında yaptığımız çevrimiçi işlemler… Hepsi bizi bir şekilde bilgisayar şifreleme sistemlerine bağlar. Ancak şifreler ve kodlar hayatımıza yeni girmedi. İki bin yıldan fazla bir süredir siyasetten kanlı savaş alanlarına, suikastlardan suça karşı savaşmaya kadar birçok alanda hayati, hatta belirleyici rol oynadılar. Gizlice iletilen bir mesajla savaşlar kazanılmış ya da kaybedilmiş, imparatorluklar kurulmuş ya da yıkılmış, insanların hayatları kararmış ya da kurtulmuştur. İşte bu kitap şifrelerin üretilmesi ve kırılmasıyla tarihin nasıl yön değiştirdiğini gösterecek. Pincock ve Frary’nin akıcı dilinden şifre çözücülerin ne kadar olağandışı insanlar olabileceğini keşfedecek, tarihe geçmiş bazı şahsiyetlerle tanışacak ve bir şifre çözücünün mühimmatı haline gelen temel yeteneklere göz atma fırsatı bulacaksınız.
300.30 ₺ -
Mimarlar Neden Bachelard Okur?
Mekân ve zaman bedende birleşir. Bu derin beden bilinci tam da yerleşmenin tanımıdır. Bachelard mimarinin Öklidci geometriye dayanarak anlaşılmasından kurtarıp mekânın yaratıcı poetikasına ulaştırdı bizi.” Gaston Bachelard’ın hayranlık uyandıran mekân çalışmalarını farklı disiplinlerle birlikte kat etmeyi amaçlayan bu kitap, okurunu hem Bachelard’la hem de onun felsefi, edebi, mimari, tasarım yorumlarıyla buluşturuyor. Farklı disiplinlerin “mekân” fikrinden hareketle aslında sadece mimari için değil ilgili her disiplin için sorulması gereken soruyu gündeme getiriyor: “Mimarlar neden Bachelard okur?” Elinizdeki derleme barındırdığı metin ve görsel çeşitliliğiyle mekânların ritmini bulmaya çalışıyor. Mimari, felsefe ve edebiyat meraklısı okurların keyifle peşine düşeceği bir serüven sunduğumuzu düşünüyoruz.
209.30 ₺ -
Hikmetül İşrak Ciltli
İşrâk felsefesinin fikrî-tarihî bağlamı şimdiye kadar tam olarak ortaya konulmuş değildir. İşrâkîlik, genelde Meşşâî ve özelde İbn Sînâ felsefesine bir tepki olarak görülmüş, kadim Farsî unsurlar içeren, mistik-sezgisel bir felsefe olarak tanımlanmıştır. Esasında bu unsurlar Sühreverdî’nin İşrâkî felsefesinde vardır, ancak bu unsurların İşrâkîliğin bütünlüğü içindeki yeri ve hakeza İşrâkîliğin genel İslâm felsefesi içindeki konumu henüz doğru şekilde tespit edilememiştir. İşrâk felsefesi Gazzâlî’nin felsefeye ve filozoflara yönelttiği eleştirileri itibara alan ve felsefenin fikrî, dinî ve ahlâkî yönünü ona göre reforme eden bir felsefedir. Gazzâlî’nin “yerlilik” içerikli eleştirilerine de yeterince cevap olduğu için, her ne kadar Sühreverdî’nin kendisi ilhad suçlamalarıyla dönemin Eyyûbî yönetimi tarafından öldürülmüş olsa da, felsefesi gerek açıkça ve kendi adıyla, gerek derinlerde ve başka isimler altında varlığını sürdürmüştür. İşrâk geleneğinde Sühreverdî’nin kendisi ve doğrudan öğrencileri birinci halkayı, Şehrezûrî ikinci halkayı, İbn Kemmûne (ö. 683/1284) üçüncü halkayı, Kutbüddîn Şîrâzî (ö. 710/1311) ise dördüncü halkayı oluşturur. Dolayısıyla Şehrezûrî, başta Hikmetü’l-İşrâk Şerhi olmak üzere yazdığı eserler aracılığıyla İşrâkî geleneği sonraki nesillere aktarmada önemli bir rol oynamıştır.
489.30 ₺