-
Bandırmalı Tatlıcı Ali Öztaylan Efendi
Ali Öztaylan Efendi gönül ehli, kibar, nâzik bir Osmanlı efendisi, bir Allah dostu idi. Her fırsatta Bandırma'dan İstanbul'a gidip zamanın âlimleri, şâirleri, hattatları, şeyhleri, profesörleri ve meczupları ile dostluk kurmuş, ilme ve irfana âşık bir tatlıcı. Evine bir gün dönemin bakanları, fabrikatörleri misafir olur, ertesi gün üstü başı kusmuklu bir sarhoş ya da meczup misafir olur, Ali Efendi iki misafire de aynı şekilde hürmet gösterir, hattâ sarhoşu yıkar, temizler, evinde misafir ederdi. Yani gönül perge-li böyle geniş bir insandı.
160.60 ₺ -
Başarının Manevi Sebepleri
İnsanlar ümitleriyle yaşarlar. Herkesin ulaşmak istediği hedefleri ve arzuları vardır. Ama insanlar kısacık hayatlarında bunlardan çok az bir kısmına ulaşabilirler. Kazananlar ya da kaybedenler tombaladan çekilmiyor. Einsten'in dediği gibi, "Tanrı zar atmaz." Biz bilgilerimizle gözlemlerimizi birlikte hesaba kattığımızda ve işin manevi sebeplerini göz ardı etmediğimizde görünen manzarayı tespite çalıştık. Elbette yanılmış olma ihtimalimiz vardır, ama öyle sanıyorum ki, isabet etmiş olma ihtimalimiz çok daha fazladır.
138.70 ₺ -
İslamın Örnek Aileleri 1
İslâm’ın Örnek Âİleleri - 1: Huzurlu Bir Yuvanın Nebevî Reçetesi Âile, insanlık için sadece bir barınak değil, Allah’ın murad ettiği yüce bir terbiye müessesesidir. Ruh kökümüzün temellerinin atıldığı, kulluk şuurunun ilk kez tecrübe edildiği bu müessese, aynı zamanda toplumun sarsılmaz kalesidir. Modern dünyanın bireyselliği kutsadığı ve âile değerlerini yıprattığı bir dönemde, "İslâm’ın Örnek Âileleri" serisi, bizleri fıtratımıza ve özümüze dönmeye davet ediyor. Bu Kitapta Sizi Neler Bekliyor? Doç. Dr. Murat Kaya’nın titiz çalışmasıyla hazırlanan bu eser, tarihin derinliklerinden günümüze ışık tutan müşahhas âile modellerini önümüze koyuyor. Kitapta; İlk âile reisi ve peygamber Hz. Âdem’in âile hayatı ve imtihanları, Tevhid mücadelesi ve misafirperverliğiyle destanlaşan Hz. İbrâhim ve vefakâr zevceleri Hz. Sâre ve Hz. Hâcer, İffetin sembolü Hz. Meryem ve mucizevî bir lütuf olan Hz. Îsâ, İnsanlık için en güzel model olan "Hâne-i Saadet"; Efendimiz (s.a.v.)’in Hz. Hatîce, Hz. Âişe ve diğer mübarek annelerimizle kurduğu huzur iklimi, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali gibi İslam’ın sütunu olan şahsiyetlerin evlerindeki nezaket, sadakat ve takva örnekleri tüm samimiyetiyle anlatılmaktadır. Neden Okumalısınız? Bu eser, sadece tarihî bir anlatı değil; günümüzün parçalanmış aile yapılarına, nesil yetiştirme kaygılarına ve huzursuz yuvalarına karşı bir kurtuluş limanıdır. Mü’min bir âilenin insanlığın ve fıtratın teminatı olduğunu hatırlatan kitap, "âile namaz üzerine kurulmalı" diyerek bizlere evlerimizi nasıl birer ibadet ve ilim yuvasına dönüştürebileceğimizi öğretmektedir. Âile son kalemizdir ve bu kaleyi savunmak, geleceğimizi savunmaktır. İslâm’ın örnek âilelerini tanımadan, huzurlu bir toplum inşa etmek mümkün değildir. Siz de yuvanızı nebevî bir ölçüyle yeniden inşa etmek ve örnek şahsiyetlerin izinden yürümek istiyorsanız, bu kıymetli eser başucu kitabınız olacak. Rabbimizden yuvalarımızı örnek İslâm âileleri yapmasını niyaz eder, bu değerli çalışmayı istifadenize sunarız.
511.00 ₺ -
Dilde Kesinlik Sorunu
İslam entelektüel geleneği içinde çok önemli bir yere sahip olan Fahreddin Râzî; kelâm, felsefe ve mantık alanlarında ortaya koyduğu teorilerle İslam düşünce geleneğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Bundan dolayı, geleneğin içinde “kurucu düşünür (imam)” olarak anılır. Râzî, mezkûr aklî ilimler hakkında kaleme aldığı eserler ve bilhassa Kur’ân-ı Kerîm tefsiriyle kendisinden bigâne kalınamayacak kadar büyük bir ilim mirası bırakmıştır. Elinizdeki bu çalışma, İslam düşünce geleneğindeki önemli başlıklardan birini teşkil eden “dilin zannîliği” meselesinin yalnızca kelâm ve fıkıh usûlüyle alakalı bir sorun olarak değil, bir dil teorisi çerçevesinde de incelenebileceğini Râzî’nin âyetler ve hadisler özelinde getirdiği örnekler ve gelenek içinde Râzî düşüncesine yapılan katkılarla aktarmaya çalışmaktadır.
117.60 ₺ -
Adalet ve Zulüm
Mutezile’nin doğuşundan beşinci yüzyılın başına kadar gelen süreçte tartışılan tüm konuları ihtiva eden Muğnî külliyatı, aslında sadece Mutezile için değil, bütün bir nazarî düşünce için klasik sayılmaktadır. İslam düşünce mirasının derinliğini gözler önüne seren bu külliyat, aynı zamanda Mutezile geleneğinin en hacimli klasiği olarak kabul edilir. Külliyatta müstesna bir yer tutan “Adalet ve Zulüm” adındaki bu cilt, Mutezile’nin beş esasından biri olan “adalet” bahsini ele almakta. Kâdî Abdülcebbâr bu ciltte, Mutezile’nin adalet ve zulüm, hüsün ve kubuh gibi kavramlara olan bakışını teolojik temellere oturtur; Allah’ın fiillerinin neden iyi olduğu, neden kötülük içermediği ve O’nun fiillerinin insanların fiillerinden hangi yönleriyle ayrıldığı gibi konuların i’tizâlî gelenek içerisindeki karşılıklarına eğilir. Mutezile’nin diğer ekollerden farklı yanlarına dikkat çekerek onlardan ayrıldığı noktaların da altını çizer. Bu esere hususiyet kazandıran en temel mesele ise fiillerle ilgili bahistir. Esere göre fiiller, övgü veya yergi gerektirmesi yönüyle iyi veya kötü olarak tanımlanır; ahlâki açıdan iyi fiil övgü, kötü fiil ise yergi gerektirir. Kâdî Abdülcebbâr, insani fiillerden ziyade ilâhî fiillerin adaletli ve zulümden ârî olması meselesi üzerinde durur. Bu anlamda eser, Allah’ın eylemleri hakkında Mutezile’nin durduğu noktayı göstermesi açısından önemli bir kaynaktır.
174.30 ₺ -
Hayalet Şehirler
Çin’in ıssız metropollerinden ilham alan Hayalet Şehirler, kadim saray entrikalarıyla modern Avustralya’da kimliğini arayan göçmen bir gencin hikâyesini buluşturuyor. Sidney’deki Çin Başkonsolosluğunda çevirmen olarak çalışan Xiang, tek kelime Çince bilmediği ve işini tamamen çeviri uygulamalarıyla yürüttüğü ortaya çıkınca kovulur. Kısa sürede bir internet fenomenine dönüşen genç adamın yolu, Çin’in hayalet şehirlerinden birine düşer. Peki Xiang’ın buraya yerleşmesi; paranoyak bir imparatorun kendisinden bin kopya yarattığı, zehirli ziyafetlerin verildiği ve kitapların yakıldığı kadim bir hikâyeyle nasıl bağlantılıdır? Ya ölümcül bir sır saklayan, satranç oynayan bir otomatla? 2025 Miles Franklin Edebiyat Ödüllü Siang Lu’nun kaleminden Hayalet Şehirler, gerçek ile simülasyonun, unutmak ile hatırlamanın iç içe geçtiği çok katmanlı bir hikâye; tarihin ve kimliğin nasıl inşa edildiğine dair trajikomik bir sorgulama. “Bu kitabı açtığım an büyülendim.” –Bora Chung, Lanetli Tavşan’ın yazarı “Lu’nun eseri hem entelektüel açıdan zihin açıcı hem de büsbütün çılgınca –ki meselenin tüm esprisi de bu.” –The Guardian “Hayalet Şehirler, [...] Lu’yu Avustralya’nın en heyecan verici yeni yazarları arasında sağlam bir yere oturtuyor. Haruki Murakami, Italo Calvino ve Yan Ge okurları bu yeni romandan büyük keyif alacak.” –Books+Publishing
315.00 ₺ -
Kül Söyler Duman Ağlar
Akşam olur, Dağılır parçaları etrafıma cansız, Alevden bardaklarda Dudaklarını içmiş o eski isyanın, Akşam olur, Rengi çıkar ellerime zamanın. Al o yıldızları O simsiyah yağmurdan Göklere takmaya gel. Kar yağıyor, yollar kapanacak, Bizi getir bana, Gözlerimden bakmaya gel. Varsın dağılsın bütün kafiyeler, Ellerimi yıkamaya gel.
105.00 ₺ -
Yıldız da Bir Asır
Ayasofya’da Bir Gece’nin soluksuz macerasından sonra Rana Demiriz, okurunu bu kez olayların başlangıcına götürüyor. Müze’de gönüllü olarak çalışan Müzeyyen’in hayatı, Yerebatan Sarnıcı’nda bulunan gizemli bir lahitle değişir. Fakat bu keşif, sandığından çok daha büyük bir sırrın yalnızca başlangıcıdır.Müzeyyen, bir soygunla sarsılan Yıldız Sarayı’nda, Sultan II. Abdülhamid tarafından özel bir görev için seçilerek önce Efes’e, oradan da Viyana’ya uzanan bir yolculuğa çıkar. Artık yalnızca tarihî eserlerin peşinden giden meraklı bir kızdan daha fazlasıdır.Fatih Sultan Mehmed döneminden kalan gizem, Osmanlı’nın son yıllarındaki İstanbul’un görkemli atmosferiyle yeniden hayat buluyor. Saraylar, müzeler, arkeolojik gizemler, imparatorluk diplomasisi, gizli görüşmeler ve casusluklarla örülü bu macera tarih ile kurguyu bir araya getiriyor.
195.00 ₺ -
Kırmızı Kod Seti
Her öğretmenin karşısına bazen anlaşılması güç bir öğrenci, iletişimi zorlayan bir veli ya da kendi mesleğini ve yöntemlerini sorguladığı bir an çıkar. Kırmızı Kod: Öğretmenin Acil Durum Kiti, tam da bu anlarda öğretmene eşlik etmek için hazırlanmış üç kitaplık kapsamlı bir set. Zor Öğrenci, “zor” davranışın arkasındaki duygu ve ihtiyacı anlamaya; Zor Veli, velilerle iletişimde empati ile sağlıklı sınırlar arasında denge kurmaya; Ben Kendim Bizzat Öğretmen ise sınıf yönetiminden ders anlatımına, veli iletişiminden mesleki gelişim ve öz bakıma uzanan sorularla öğretmenin kafasından geçen her türlü soruya odaklanıyor. Öğretmenlerimizin sınıfta, veli görüşmesinde ve kendi iç dünyalarında ihtiyaç duydukları her an başvurabilecekleri üç kitap, tek bir sette.
665.00 ₺ -
Peregrine Quinn
On iki yaşındaki Peregrine Quinn’in sıradan bir yaşamı vardır. Ancak Dünya ile Kozmik Âlem'i bağlayan portal sistemi çöktüğünde bu sıradanlık tamamen değişir! Kozmik Âlem’in dahi mimarı Deadalus Bloom, sinsi güçler tarafından kaçırılmış ve iki dünya da tehlikeye girmiştir. Peregrine, Stajyer Kütüphaneci Rowan ve Cal ile güçlerini birleştirip iki dünyayı da kurtarmak için mitoloji ve yüksek teknoloji dolu bir maceraya atılır. Bu kozmik serüvende kazanan taraf kim olacak?
302.25 ₺ -
İslam ve Yaratılış Harikaları
Annemarie Schimmel, okurunu İslam kültür ve maneviyatının “hayvanlar âlemi”nde gizli kalmış derinliklerine davet ediyor. Karıncanın bilgeliğinden pervanenin yanışına, şahinin sadakatinden filin vatan hasretine kadar her canlı ilahi bir hakikatin aynasına dönüşüyor. Kur’ân ayetleri, sufi menkıbeleri ve klasik şiirin eşsiz imgeleriyle örülü bu çalışma, hayvanların sadece birer mahluk değil, Yaratan’ı tesbih eden birer ayet ve ruhun aynası olduğunu keşfedeceğiniz zarif bir yolculuk sunuyor.
160.30 ₺ -
İki Dünyanın Ustası
Belleği, bizi biz yapan hikâyelerle dolu İki Dünyanın Ustası’nın. Bir yolculuğu anlatmak değil isteği. Kendisiyle yola çıkmanı, denizleri binbir zahmetle aşmanı, kuyularda dolaşmanı, yolun kalp atışlarını duymanı istiyor. Nice ölüye yurt olan ulu Kızıl Çınar’ın kovuğuna, oradan kum fırtınasını büyüten sonsuz çöle, kebikeçlerin ve kitapların evi Babil Kütüphanesi’ne ve bir türlü hatırlayamadığın rüyalara. Daha hikâyenin başında “Neden buradasın?” diye sorarak üzerine harflerden ve bakışlardan bir ordu salıyor. Bir rüya miktarı ne kadar sürerse hikâyeler de o kadar sürüyor. Babasından yaşlı oğul Kızıl Orman’da babasını arıyor, av ile avcı birbirine kavuşacağı günü bekliyor, Hasret Kuyusu sırlarını bir kez daha açıyor. Hikâyelerdeki insanlar dünyanın tüm zamanlarında yaşıyor, yürüyor, rüya görüyor, kayboluyor. Yol çatallanıyor, sular yükseliyor, çöl büyüyor, çöl büyüyor, “vay haline içinde çöller olanın!”
118.30 ₺ -
Bozdünya
Bozdünya kimin yurdu? Kara gözlerinde aydınlık taşıyan çocukların, enkaz altındaki insanların belki. Portakal bahçelerinin ve incir ağaçlarının, gagasında zeytin dalı taşıyan güvercinlerin belki de. Bozdünya kimin yurdu? Biri bitmeden diğeri başlayan rüyaların, uzayıp giden beyazlığın, unutulduklarında sükûn bulacak insanların… Sınırları belirsiz, kendisi gerçek Bozdünya kimin yurdu? Hüseyin Ahmet Çelik, dünyanın tüm dillerinde aynı anlama gelen kelimelerin peşinde önce savaş, sonra soluk bile almadan çocuk diyerek zor mu zor bir sorunun cevabını arıyor. Ümmü Gülsüm’ü yâd edercesine uzun bir ya leyl’de, boş bir tarlanın ortasında yan yatmış bir minibüsün penceresinde asılı kalmış gözlerde, başa sarıp sarıp dinlenen bir türkü kasetinde, sınırın öte yakasında patlayan bombaların ortasında hep aynı şeyi soruyor: Bozdünya kimin yurdu?
104.30 ₺ -
Tarihte Yaşanmamış Olaylar
Portekizliler, ateş saçan sopalarla yola çıkınca eski Mısır’ın piramitlerini aydınlatıyor güneş. Kızılderililer, büyüleyici düşler görürken Çin Seddi’nde uzun bir koşuya çıkıyor genç adamlar. İvan Rubinoviç çar olurken meşhur Sicilya güllerinin peşine düşüyor Romalılar. Ülkü Tamer, geçmişin gümüş perdesini aralıyor ve gözlerini uzaklarda, insanlığın şarkısını söylediği topraklarda dolaştırıyor. Karlı Geyik’in düşünde gökten çiçek yağınca, “bir gün ışığı ötede” köylerin birinde yaşayan Oogna Mbuti’nin adı unutulup gidince, Mayalar’ın ırmak yatağı çakıllı yola dönünce, Babilliler ve Mısırlılar karşı karşıya gelince, Shakespeare, “Desdemona’nın babasını getirdim!” diye bağırınca; insanlığın ve uygarlıkların binyıllardır gizli kalmış “tarihi” gün yüzüne çıkıyor. Tarihte Yaşanmamış Olaylar, bir taraftan geçmişin hikâyesini anlatırken diğer taraftan da tarihin -büyük- hikâyesini sorguluyor. “Karşılığında ne vereceksin?” diye sordu. “Aydınlık günlerimi,” dedi Ateş Salkımı. “Ben ölünceye kadar mı?” “Hayır. Sen benden önce ölürsün. Ben ölünceye kadar. “
143.50 ₺ -
Yeryüzü Genişlerdi
Yeryüzü Genişlerdi, yakılıp yıkılan bahçelerden, bereketli tarlalardan, kuyulardan, çergelerden ve ormanlardan geçerek insana dair en temel soruları getiriyor bize. Her sabah yeni kelimeler doğuran ebelerden yazgısına boyun eğen erlere, ifritleri diline dolamışlara kadar bütün ins ü cin, duyduğu bu soruları yaşam hikâyeleriyle cevaplıyor. Yatılı okullarda geçen zamanları, kısacık kestirilen saçları hatırlayan, dahası, annesinin ellerini, babasının gölgesini taşıyan çocuklar da susarak bir cevap buluyor kendine.
132.30 ₺ -
Hürriyet Gecesi
Ömer Seyfettin, öykücülüğümüzün kilometre taşlarından biri olarak kısa ömrüne yüz elliden fazla öykü sığdırmakla kalmaz, Türk edebiyatını halkın diliyle buluşturmanın mücadelesini de verir. Bilhassa Yeni Lisan manifestosundan sonra kaleme aldığı öykülerde, savunduğu fikirlerin doğrultusunda bir dil anlayışı göze çarpar. “Bahar ve Kelebekler ” bu öykülerin ilkidir. Ömer Seyfettin, döneminin tartışmalarını, çelişkilerini, yaşanan toplumsal değişimi ciddiye alır. Doğu ve Batı, alaturka ve alafranga, eski ve yeni çatışmasını kimi zaman Balkanlar’da bir askerin, kimi zaman İstanbul’da bir muharririn kimi zamansa taşrada bir memurun gözünden anlatır. Çocukluk, Balkan coğrafyasında yaşanan hadiseler, Türk kimliğinin inşası, kadın ve erkek münasebetleri, liyakatsiz tiplerin hicvedilmesi, taassup eleştirileri de Ömer Seyfettin öykülerinin izlekleri arasındadır.
139.30 ₺ -
Sokakta
Sokak, evin kapısını çalarken kendimizi bulduğumuz yerdir. Giderken de dönerken de gözlerdeki nemin sebebinin sorulmadığı uzun bir koridor, geçinmek için kitap satılan bir diyar, rastlantıların, karşılaşmaların, ibretlerin ve hatta hatırlamaların merkezi yine o sokaklardır. Dışarıdan çıkıp içeri girildiğinde akıl hâlâ sokaktadır, bu sebeple bedenin kısa bir süre yalnız kaldığı anlardaki tat kendine has niteliktedir. Zihnin sokakta topladığı kıymetli şeyler kapalı mekâna hemen giremez, gönüllere işlemesi için bir süre bedenin yalnız kalmasını bekler. İsmail Kılıçarslan şiirleri gibi fikirlerinin, yazılarının, meselelerinin ve hayatının özünü Sokakta yakalıyor. Olmayacak çocukluk aşklarından Huzur Kıraathanesindeki şiir muhabbetlerine, Aksa’nın Kırlangıçları’ndan radyoda çalan içli bir türküye her detayı şiirden bozdurup kısa öykülere çevirerek o eşsiz anları tatlı bir Türkçeyle okuyucusunun gönlüne işliyor
105.70 ₺ -
Gidilmemiş Yerlerin Türküsü
Necip Tosun, Gidilmemiş Yerlerin Türküsü’nde insan ruhunun gizlerine eğilerek, bireyin zihninde, yüreğinde akıp giden hayatları, duygu ve düşünceleri, oluşumları, birikimleri dışlaştırır. Ayrıntıları incelikle hikâye eder, yüreğe dokunan insanlık hâllerini öne çıkarır. Öykü kişileri hayatla yüzleşirken kalıcı bir deneyimi de aktarmış olurlar. Necip Tosun, dışsal olay ve eylemlerden çok, içsel serüvenlere eğilir. Yaşananların sonuçları, sevinçleri, acıları, düş kırıklıkları bu iç dünyaya yansır, birikir, kristalleşir. Yaşanamayanların özlemi, umudu, beklentileri ve muhayyilenin uçsuz bucaksız ufukları da burada yerini alır. Yoğun, şiir diline yakın, çağrışıma yaslanan bu öykülerde ister güncel sorunlar anlatılsın ister toplumsal sorunlar, estetik değerler hiçbir durumda göz ardı edilmez. Yönetmen, ressam, besteci, eleştirmen, fotoğrafçı, hikâye anlatıcıları gibi yazar ve sanatçıların üretme süreçleri, sanat tartışmaları öykülerin odağında yer alır. Öykülerde eserlerin oluşma anları, yazma temrinleri, sanatçı olma gayretleri hikâye edilir. Bu çevrenin insanlarının yaşadıkları problemler, hayat karşısındaki tavırları anlatılırken hayatı yorumlama peşindeki felsefeleri, anlayışları ve sanat-edebiyatın önerdiği çıkış yolları tartışılır. Öyküler, “müzik” ortak vurgusuyla birbirine bağlanır ve kitap sonuçta tematik bir bütünlüğe ulaşır.
146.30 ₺ -
Deniz Hasreti
Gerçeği, edilgen bir biçimde seyretmektense etken bir biçimde oluşturup birleştirerek gerçekçiliğe yeni kapılar aralayan Sadri Ertem, değindiği konuların farklı yönleriyle de Türk edebiyatının önemli öykücüleri arasında yer alır. Ertem, edebiyatımızda derinlemesine işlenen Doğu-Batı sorununu; önce toplumun sonra da bireyin içinde oluşan çatallanma, yarılma ve bölünmeler üzerinden ele alırken kendine özgü diliyle de dikkat çeker. Kaleme aldığı hikâyelerle kendisinden önceki öykücülerin aksine alabildiğine farklı kişiliklere, toplumlara, coğrafyalara ve durumlara eğilen Sadri Ertem, Deniz Hasreti’nde; hayatında ilk kez ayna gören bir eşkıyadan Kongo’daki demiryolu işçilerine, sadece telgraf yazışmalarından oluşan bir evlilik öyküsünden kıtlık zamanlarında denize karışamayan çamurdan köftelere yaşadığı dönemin yeni sosyal düzeni içindeki “tek insan”ın ortadan kalkış sürecini ortaya koyar. Yeni bir insan modeli olarak “kalabalık insan” ve “toplum insanı” tipini anlatan Ertem, yaşadığı çağın kriz anlarından çıkma çabasıyla aslında okuyucusuna yeni yollar göstermiş olur.
146.30 ₺ -
İns Ketebe
Her öyküsünde binbir yazgıyı, korkuyu ve sesi barındıran Cahit Zarifoğlu’nun düşlerden, yaşamdan ve kendi şiirinden yonttuğu İns, hurufatı okuyabilenler için sırrı dökülmüş bir ayna cismiyle var oluyor. Kimi zaman mekânı ve ânı bizzat müphemleştirirken kimi zaman da yaşamın ürpertici gerçekliğiyle yüzleştiriyor bizi. Şairin o kendine has bakışı ve dünyayı hikâye ediş biçimiyle karşılaştığımızda tutkulu okurları olarak sendeliyor ve bu görkemli sesin büyüsüne kapılmaktan kendimizi alamıyoruz. Telefon tellerine takılan çocuk uçurtmaları gibi vagonun penceresinden sarkan elini çek, ceketinin cebine sok, beni kabullen, kendini yanına al, gidelim.
126.00 ₺ -
Böyle Şeyler Filmlerde Olur
Beş yıl sonra kendimi edebiyat dergileri toplantılarında, sahaflarda, pijamalarımı çekmiş hâlde taksitlerini yeni bitirdiğim kanepede uzanırken, çekirdek çitlerken, bebek severken, halı sahada kalecilik yaparken, olmadık şutları çıkarırken, umulmadık goller peşindeyken, parlak imgeler peşinde depar atarken… Beş yıl sonra kendimi..
105.70 ₺ -
Ölümlünün Yaşam Fragmanları
Asil Çam, Ölümlünün Yaşam Fragmanları ile edebiyatımızın uzun yıllardır aradığı dolaysız, serinkanlı ama derinlikli bir gerçekçiliği öykü dünyamıza getiriyor. Huzurevleri, endüstriyel depolar, bakımsız iş hanları ya da icra dairelerinde geçen bu öykülerin anlatıcısı, yaşama çabasının tekdüzeliği ve bayalığı içinde kendi biricik varoluşunu yitirmemek için ironiye tutunuyor. Asil Çam ayrıca, edebiyatımızda çoğunlukla gözden kaçan “çalışma hayatı” gerçeğini yaratıcı bir bilinçle öyküye taşımasıyla yeni bir kapı da aralıyor. — Selçuk Orhan
97.30 ₺ -
Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz
Dünyayı istila etmek isteyen uzaylıların satır aralarında özgürce dolaştığı, baba-oğul iki sineğin türlü maceralardan geçtiği, martıların işlerini güçlerini bırakıp hikâye anlattığı, dört harflilerin Red Kit’in atını aramak için güçlerini birleştirdiği bu öyküler esrarengiz bir kurgu evreninde buluşuyor. Hüseyin Kılıç, neşeli hikâye anlatıcıları vasıtasıyla okuru sayfalar arasında merakla kaybolacağı bir dünyaya davet ediyor. Buyurun; Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz.
160.30 ₺ -
Evrenin Yatışmaz Yapısı ve Diğer Öyküler
Evrenin Yatışmaz Yapısı’nda Aykut Ertuğrul, okurlarını yine metinlerarası bir şenliğe çağırıyor. Muzip bir başlangıcın neşesini ve beklenmedik bir vedanın kederini aynı anda içinde barındıran bu görkemli şenlik, aslında kim için düzenlendi? Yazarın mütemadiyen seslendiği sahici okurlar için mi? Selam vermekten bıkmadığı; cümlelerine, dizelerine hatta eser adlarına musallat olduğu büyük ustalar için mi? Eleştirmenler, akademisyenler ya da çağdaşları için mi? Yoksa bu tuhaf ve rahatsız edici şölenin, düzenleyeni de davetlisi de yalnızca yazarın kendisi mi? Maharetini geleneğin coşkulu ve sonsuz ırmağına, muhayyilenin müphemliğine ve şimdiki zamanın insanı hep şaşırtan tekinsiz oyunlarına bağlayan yazarın gerçek niyeti ne? Kim bilir? Belki hepsi, belki hiçbiri. Türk öyküsünde fantastik, mitoloji ve postmodernizme dair konularda 2000’li yılların başından beri, yazıları, hazırladığı kolektif kitaplar ve öyküleriyle hatrı sayılır çalışmaya imza atan Aykut Ertuğrul, yeni öykü kitabıyla okurun karşısında.
104.30 ₺ -
Bir Avuç Dünya Kutulu 2 Cilt
“Cemal Şakar, günümüz edebiyatının o bildik sığ akıntısının dışında, gürültüsüz, derinden akan bir öykünün peşinde. Böyle bir seçimin seyirci azlığı ve tezahürat yokluğuna uğraması, işin doğasından kaynaklanmakta. Ama unutmamak gerekir ki bu, yarınlara kalmanın ve kalıcılığın da bir gereği.” Necip Tosun “Cemal Şakar’ın öyküleri, simülatif göstergelerin dışındaki temalarıyla ve haksızlığa uğramış figürleriyle “kara gerçekliği” anlatır. Sıklıkla kara, karanlık kelimelerinin kullanımı, öfkeyi yansıtan ünlemler, içe çekilip büyütülen sessizlikler, uğranılan haksızlıkların dilidir. Onun öykü dünyası, geniş bir açıyla bu karanlıkla yüzleşmedir.” Ertan Örgen
699.30 ₺ -
Goncanın Üçüncü Günü
Yücel Balku, öykülerinde rüyalar, labirentler, efsaneler, gizemli semboller ve tılsımlarla dolu; tarihle şimdinin iç içe geçtiği alışılagelmiş zaman tasarılarının yıkıldığı esatirî bir evren inşa etti. Aynı zamanda geleneksel anlatılar ve modern metinlerle kurduğu sahici bağ, ona nadir rastlanan bir muhayyile gücü ile eskimeyen hikâyeler yazabilme yeteneğini bağışladı. Goncanın Üçüncü Günü’nde karşılaştığımız her kahramanda ve hikâyede keşfedilmeyi bekleyen bir gizem vardır. Okur, her öyküde heyecanla bu gizemin izini sürer. Yazarın tasarladığı mekânlar ve anlatılar keşfin gerçekleşmesi için oluşturulmuş yollardır. Öyküler okurun ancak sonsuz iç bağlantılar ve ipuçlarıyla çözebileceği açık uçlu bir evrende geçer: Bazen bir düşle, bazen haritalarla, bazen içinde hikâyemizin yazılı olduğu bir cevşenle, bazen uzaklardan gelen bir iğdenin kokusu ve bazen de kıvrılarak önümüzden geçen bir yılanın bıraktığı izle yolumuzu buluruz. Sükûtun en yaşlı hüneridir; çok derin susup dünyayı dışladığınıza inandığınız anda içinizdeki bir tohuma sessizce su verir. Yeşerirken ruhunuz bile duymaz.
76.30 ₺ -
Sükut Ayyuka Çıkar
Türk yazınının anlatı ormanında yeşeren ve doğrudan ölümsüzlüğe yürüyen Sükût Ayyuka Çıkar; büyülü yılanlardan, ejder yüreklerden, haritalardan, oyunlardan, çeşmelerden, sulardan, rüyalardan, kadim dillerden doğan; hiç duyulmamış ancak tanıdık bir masal. Doğu’nun heybesindeki hikâyeleri gün yüzüne çıkaran Yücel Balku sisli dağ eteklerindeki kayıp manastırları, göllerin kalbindeki batık şehirleri, ak pürçekli ninelerin kadim ve kederli kelimelerle anlattığı eski masalları; su üstüne çizilmiş haritaları zamanı ve mekânı kendinden menkul bir âlemde buluşturuyor. Balku, büyük ve zor sorularını Sükût Ayyuka Çıkar ile sonsuzluğa bırakıyor. Asıl mesele Çerbetân, nargile tütüyor henüz. Duman neyi söyleyebilir ki kıvrıla kıvrana? Bal gibi biliyoruz aslında; bir aşk bitebilir, tütün tükenebilir, milyonlarca çocuğa babalık edebilir bir insan. Unutmak da mümkün belki ama hayat bitmese iyi olur değil mi, böyle kıvrıla kıvrana!
174.30 ₺ -
Göl İnsanları
“Edebiyatta bitaraf olan, yalnız kalem ve kağıttır. İnsanı sevmek, hiçbir mana ifade etmez. Döğüşen insanlardan bir tarafı seveceksin. ‘Sınıfların mücadelesi’ ve ‘insanın tabiatıyla mücadelesi’ diye iki büyük kavganın içindesin. Kurşun kalemde kemiklerim, stilomda kanım var.” Kemal Tahir, romanlarında olduğu gibi öykülerinde de tarih ve toplumun kültürel birikimine dayanan, “kurtarıcı unsur” olarak nitelediği, yerli ve çok yönlü bir gerçekçiliğin peşindedir. Onun için; marazlarıyla, erdemleriyle, alışkanlıklarıyla, âdetleriyle; özellikle de milletin dünya görüşü olarak tanımladığı diliyle Göl İnsanları’nı ve/veya Türk köylüsünü anlamak; Türkiye’yi anlamak demektir. Türk insanını çözümleme çabasının olağanüstü ürünleri olan bu öyküler, Kemal Tahir’in özellikle Çankırı, Çorum ve Kırşehir Cezaevlerinde Anadolu insanıyla karşılaşmalarının ilk sonuçlarıdır, denilebilir. Cezaevi deneyimi onu Anadolu’nun çıplak, yalınkat gerçeğiyle karşılaştırmış, böylece edebiyat onun “mücadele silahı” haline gelmeye başlamıştır. Göl İnsanları’nda “Çoban Ali”, “Kondurma Siyaseti”, “Arabacı”, “Nam Uğruna” gibi öyküleriyle Anadolu’daki farklı toplumsal kesimlerin hayata ve dünyaya bakışını hayranlık uyandıran bir isabet ve nesnellikle yansıtan Kemal Tahir, aslında edebiyattaki kavgasını ve yazılacak şaheserlerini de haber vermiş gibidir. Nitekim onun öykülerinin ilk okuru sayılan Nâzım Hikmet şöyle yazmaktan kendini alamamıştı: “Çok yüksek bir yere çıkıp haykırmak istiyorum: ‘Şu Göl İnsanları hikayelerini yazanı biliyor musunuz? O daha ne güzel şeyler yazacaktır.’”
419.30 ₺