-
Yüreğimin Kalemi Meçhulistan
Ayasofya'm! "Şahi"lerden tevarüs İstanbul'da bir yetim Fethi Mübin'den sonra Vakanüvis mabedim Ayasofya'm! Harsların hercümerci Taştan öte ziynetim Hakk'a yükselen sesim Davamdaki mabedim
39.00 ₺ -
Çocuklar İçin 99 Esma-i Hüsna Allah'ın En Güzel İsimleri
Sevgili arkadaşlar, “Esmâ-i Hüsnâ”, “en güzel isimler” manasına gelir. “Esmâ” kelimesi “isimler” demektir. “Hüsnâ” ise “en güzel” anlamına gelir. Bu iki kelime birleşerek “Esmâ-i Hüsnâ”yı oluşturmuştur ve Allah’ın en güzel isimlerini belirtir. Allah’ın her bir fiili, O’nun bir esmasıdır. Mesela, bir çiçeğin yaratılması, şekil verilmesi, güzelleştirilmesi ve renklendirilmesi ayrı fiillerdir. Bu farklı fiillerde Allah’ın Hâlık, Musavvir, Müzeyyin ve Mülevvin isimleri tecelli etmiş olur. Biz bu kitapta az sonra tüm bu isimleri tek tek öğreneceğiz.
279.50 ₺ -
Benim Peygamberim Hz Muhammed (S.A.V.)
Sevgili çocuklar, Bu kitap, insanlığa rehberlik eden ve ışığıyla dünyayı aydınlatan Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hayatını sizlere anlatmak için yazıldı. Onun sevgi dolu kalbi, merhameti ve adaletiyle örnek bir insan olduğunu keşfedeceksiniz. Hz. Muhammed'in doğduğu andan itibaren yaşadıkları, aldığı önemli kararlar ve başardığı büyük işler, sizleri hayran bırakacak. Onun hayatını okurken, cesareti, dürüstlüğü ve insanlara olan sevgisi ile nasıl örnek bir lider olduğunu göreceksiniz. Bu kitap, sizlere sadece bir peygamberin hayatını değil, aynı zamanda insan olmanın güzelliklerini de gösterecek. Onun örnek davranışları ve bilge sözleriyle, hayatınıza ışık tutacak değerli dersler alacaksınız. Hazırsanız, tarihin sayfalarını aralayıp, sevgi ve bilgelik dolu bu eşsiz yolculuğa çıkalım! Hz. Muhammed'in rehberliğinde, daha iyi bir dünya için hep birlikte öğrenelim.
260.00 ₺ -
-
Peygamberimiz ve İbâdetler
Yüce Allah tarafından bize örnek kılınan Peygamberimiz, her yönüyle mükemmel bir insandır. Onun hayatı, her türlü olumsuzluklardan arınmış, bütün yönleriyle örnek alınabilecek niteliktedir. Peygamberimizin ibâdet hayatı da bizim için en güzel örnektir. İbâdet; bize sayısız nimetler bahşeden Yüce Allah'ın, bizden beklediği bir görevdir ve bizim O'na olan borcumuzdur. Aslında ibâdete Allah'ın değil, insanların ihtiyacı vardır. Çünkü ibâdet ve dua hissi, insanın yaratılışında mevcuttur; bunu tersine çevirmek ve yok etmek mümkün değildir. Bunun içindir ki, Peygamber efendimiz îmandan sonra ibâdetler üzerinde titizlikte durmuş ve bizzat kendi yaşayışıyla bunun en güzel örneklerini vermiştir. İşte bu kitap, o büyük insanın ibâdetleri hakkında bilgi sunmak amacıyla hazırlanmıştır.
130.00 ₺ -
Endülüslü Âlim Ebû Amr Ed-Dânî ve Kıraat İlmindeki Yeri
Her ilimde olduğu gibi Kıraat ilminde de, bu sahanın temel taşı mesabesindeki şahsiyetleri incelemenin zarureti açıktır. Bunların en önde gelenlerinden birisi de Endülüslü âlim Ebû Amr ed-Dânî (444/1053)'dir. Kıraat ilminde büyük bir otorite olan Ebû Amr ed-Dânî üzerinde şimdiye kadar -bildiğimiz kadarıyla- hiçbir araştırma yapılmamıştır. Halbuki onun ciddiyetle ele alınıp, bir tez çapında incelenmesinin ve çeşitli yönleriyle ortaya konulup ilim âlemine tanıtılmasının büyük faydalar sağlayacağı âşikârdır. Bu kitap, bu düşünceden hareket ederek, bu ilmin büyük âlimi ed-Dânî'yi hem ilmini ve Kıraat ilmindeki yerini, hem de hayatını detaylarıyla ele almaktadır. Kitap, üç bölümden meydana gelmektedir: Giriş'te, konunun önemi, çalışma metodumuz ve konuyla ilgili kaynaklar ile Kıraat ilmi hakkında kısa bilgi verilmiştir. Birinci Bölüm'de; müellifimizin hayatına geçmeden önce, onun yaşadığı hicrî IV. ve V. / milâdî X. ve XI. asırlarda İslâm âleminin genel görünümünü ve ed-Dânî'nin memleketi olan Endülüs'ü; Endülüs Emevî Devleti'ni ve o devirde Endülüs'te ilim ve medeniyetin durumunu zikrettik. İkinci Bölüm'de; müellifimizin tespit edebildiğimiz bütün eserleri tanıtılmıştır. Üçüncü Bölüm'de ise; Dâni'nin ilmî faaliyetleri incelenmiştir.
195.00 ₺ -
Hizmete Adanmış Bir Ömür Hacı Osman Erilli
Gönül eri, Hak hizmetkârı Hacı Osman ERİLLİ’nin 99 yıllık ömrü, aynı zamanda hak yolunda bir hayatın nasıl anlamlı yaşanacağının da cevabıdır. 1923 Ağustos’unda Giresun’un Alucra İlçesi Parak (Babapınar) mahallesinde başlayan O’nun hayatının biyografisi, bir asır boyunca bu memleketin kendi olma mücadelesinin çarpıcı özetidir de. O’nun hayatı, doğrunun ölçütü olarak gördükleri Batı medeniyetine bakmaktan boynu tutulan, gözleri kamaşmış ve gönülleri kararmış sinelere ışık salmanın fedakârca mücadelesidir. O’nun hayatı, kökünden kopmuş köksüzlerin kestiği ulu çınarın köklerinden yeniden filizler çıkarmanın nazik ve bir o kadar da erdemli olduğu yiğitlik timsalidir. O’nun hayatı, netameli ve yasaklı zamanlardan başlayarak son nefesine kadar devam eden, “emrolunduğun gibi dosdoğru ol” Hak düsturunun müşahhas halidir. O’nun hayatı, Allah rızası için çabalamaktan kaynaklı olarak iyiliğin ruhta meleke haline gelmiş saygıdeğer misalidir. Hacı Osman ERİLLİ, Hak rızasının heyecanıyla ibadetlerine sarılırken, aynı amaçla siyasetin ve eğitimin gücünü de görmüş bir Anadolu arifidir. Soyunda olan Ahmet Yesevi erenleri gibi tevazu timsali, yücel gönüllü ve hizmet eridir. O, sadece adının verildiği Alucra Hacı Osman Erili Anadolu İmam-Hatip Lisesi’nin banisi değil, daha nice salih amellerin ve en önemlisi nice gönüllerin banisidir. Hacı Osman ERİLLİ, her daim kâmil insan yetiştiren bu bereketli topraklarda, ektiği tohumların meyveye durduğunu gören Hak yolunun yolcusu olabilmiş dava adamıdır. Hacı Osman ERİLLİ’nin biyografisini yakınlarının, talebelerinin, sevenlerinin ve dostlarının dilinden ele alan bu kitap, doğru izden yürüyerek iz bırakmak isteyenlere, hakkı hâkim kılmak isteyen dava insanlarına tevazu ve samimiyetin gücüyle neler başarılabildiğini ortaya koyan bir el rehberi olacaktır.Ruhu şâd oldun. Doç. Dr. Arif Olgun KÖZLEME
130.00 ₺ -
Gönüller Sultanı Hz Muhammedin (sav) Hayatı
GÖNÜLLER FATİHİ HZ. MUHAMMED’İN (SAV) YAPTIĞI İNKILAP Ömrünü eğitime adamış biri olarak Gönüller Sultanı’nın (sav) hayatını incelerken öğretmenliğine hayran kaldım. 23 senede gerçekleştirdiği inkılap göz kamaştırıcı. Öğretmenlerin en etkilisi, en başarılısı, en çok sevileni. Vahşi, cahil, kaba, zalim, puta tapan, ahlak nedir bilmeyen bir topluma öğretmen oldu. O akılları aydınlattı, nefisleri terbiye etti, kalplerin sevgilisiydi. Tanıyan herkes onu canından çok sevdi. Gönülleri fethetti. Kaynaklarda en çok ve en sık karşılaştığım ifade şu oldu: “Anam, babam, canım sana feda olsun ya Rasulellah!” Herkes onu canından çok sevmiş, o gönüller fatihi. Toplumu kısa zamanda A’dan Z’ye kötüden iyiye, çirkinden güzele, yanlıştan doğruya değiştirdi. Tevhid davasını anlatmak ve sevdirmek için gösterdiği gayret her türlü takdirin üstünde. Gönülleri fethetme çabası benzersiz. Onun 23 senede yaptığı inkılabın dünyada benzeri yok. İnsanı Allah›ın misafiri, yeryüzünün en şerefli varlığı olarak tanıttı ve cennet müjdesi getirdi. Gönüller Sultanı (sav) örnek alınmalı ve takip edilmeli.
227.50 ₺ -
Ayet ve Hadisler Işığında Ramazan Oruç ve Zekat
Ramazan ayında oruç tutmak, İslâmın beş şartından biridir. Peygamber(s.a.v.) Efendimiz, oruç tutanlar için birçok müjdeler vermiştir. Cenab-ı Hakk, bir Hadîs-i Kudsî'de: Oruç, benim içindir, onun mükâfatını da ben veririm. buyurmuştur. Bu bir aylık zaman dilimi, bizim için günahlardan sıyrılmanın başlangıç noktası olabilir. Çünkü Yüce Allah (c.c.), insan oğlunu oruçla bağışlamak is¬temektedir. İslâmın beş temel esasından biri olan zekât ise, hicretin ikinci yılında, oruçtan önce farz kılınmıştır. Mal ile yapılan bir ibadettir. Zekât, sosyal bir yardımlaşma sistemi olduğu için, kalbi cimrilikten, malı fakirin hakkından temizler, aynı zamanda kuvvetlinin, zayıfa karşı şefkat ve merhamet duygularını geliştirir. Zekâtın Ramazan ayında verilmesi de özellikle tavsiye buyrulmuştur. Bu kitapta, Ramazan ayında oruç ve zekât ibadeti, kısa ve öz olarak, sade bir dille anlatılmaktır.
65.00 ₺ -
Hadis İlimleri ve Hadis Tarihi
Elinizdeki bu eser Prof.Dr. Ali Osman Koçkuzu'nun 40 yıl önce kaleme aldığı ilk kitabıdır. Hadis İlimleri hakkında genel bilgi vermenin yanında, değişik seviyedeki okuyuculara da hitap etmektedir. Eserde dinimizi ve onun kültürel ve manevi değerlerini yeni öğrenmeye başlayacaklar için başlangıç bilgileri sunulurken, lisans düzeyinde ilahiyat tahsili yapan gençlerin kaynak ihtiyacını karşılayacak, ders kitabı hüviyetinde bilgiler de bulunmaktadır. Kitabın İslami ilimlerde yüksek lisans ve doktora yapan araştırmacılar için ilk yayınlandığı tarihten günümüze kadar ciddi bir ihtiyacı karşıladığı, bu alanda kaleme alınmış önemli bir eser olduğu muhakkaktır. 2020'de vefat eden Ali Osman Koçkuzu hocamıza Allah rahmet etsin, bir muhaddis olarak kendisini Efendimize komşu eylesin.
162.50 ₺ -
Tasavvuf Sosyolojisi - Sufinin Hayatı
Tasavvuf sosyolojisi, tasavvuf ilminin muhatabı olan sûfînin yaşadığı hâlin ya da yaşamsal eylemin hayata yansıyan yüzüdür. Bu sosyoloji, “Rabbimiz Allah’tır” deyip O’nun dilediği istikâmette kendisini terbiye edip yaşayanların hayatında görülen gerçeklerdir. Sûfînin yaşadığı hayata Hakk’ın dışında insan ve başka hiçbir gücün istek ve emirlerinin müdahalesi söz konusu değildir. Sûfînin Allah’ın ilmiyle şekillenen hayatından “dünya” ve “ahiret” ayrımı yoktur. O, Hak’tan aldığı marifet hakikati doğrultusunda sadece Rabbinin dileğince yaşamayı gaye edinir. Sûfî, Allah’ın kendisi için belirlediği hayat istikametini hangi zaman diliminde, hangi şartlarda ve hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın aynı teslimiyet ve samimiyetle yerine getiren kişidir. O, içinde yaşadığı toplumun geçmişten gelen ve günlük yaşanan kültür, inanç, inanış ve yaşam biçiminden etkilenmez. Hangi toplumda yaşarsa yaşasın yalnızca Hakk’ın kendisinden dilediği hayatı yerine getirmek çabasındadır. Bu çalışmada gayemiz, tasavvuf ilminin hayat anlayışını ilahiyat ilimleri ve diğer ilimlerden ayıran vasıflarını ortaya koymanın ötesinde sadece Hakk’ın dilekleriyle yaşayan bu ilmin müntesipleri olan sûfîlerin yaşamış oldukları yalın, saf, mâsivâdan arınmış hayatlarını sûfî ilminin neşvünema bulduğu ilk dönemden itibaren yaşanan örnek hayatlarla okura sunmaktır. Onların yaşadığı hayatın örneklerini okura doğru bir şekilde aktarmaya çalıştık. Bu araştırmada şu hakikatin farkına vardık ki her dönemde sûfînin yaşadığı hayat, Allah’ın Kur’an da insanlardan yaşamalarını dilediği hayatın asli hâli ve Hz. Peygamber’in yalnızca Kur’anî olan hayatının yaşanmış gerçeğidir.
130.00 ₺ -
Sufi Kişilik ve Ahlak
Tasavvuf ilminin tarihi seyrine bakıldığında bu ilmin mensupları olan sûfîler, her dönem de her coğrafyada Allah’ın dilediği ve Hz. Peygamber’in yaşadığı Kur’ân hayatının gereğini yerine getirmek gayreti içerisinde olmuşlardır. Sûfîler, kimlik ve kişiliklerini Allah’ın ilmiyle hemhâl olmakla oluşturmuşlardır. Onların yaşam gayelerinin son merhalesi de Allah’a vuslattır. Onlar, vuslatı sadece ahiret hayatı için değil aslında dünya hayatında yaşamayı gaye edinen kişilerdir. Bu hakikati hayatlarında gerçekleştirmek için de seyr ü sülûk süreciyle kendilerini Allah’ın murat ettiği şekilde terbiye ederler. Onlar, bu terbiye sürecinde, Allah’ın dileklerini gerçekleştirmek için ağır bir mesuliyet yüklenirler. İşte bu çalışmamızda, sûfilerin Hakk’ın rızasını kazanmak gayesiyle kişiliklerini nasıl inşa ettiklerini, Allah’la hemhâl olmanın neticesinde nasıl bir ahlâka sahip olduklarını ele aldık. Sûfîlerin sahip oldukları ahlâkın, kazandıkları kişiliğin nasıl gerçekleştiğini ilâhî ilim, Hz. Peygamber’in Kur’ân ahlâkı ve muhakkik sûfilerin yaşadıkları ma‘rifetullah hakikati ışığında açıklamaya gayret ettik. Neticede bu çalışmanın amacı, tasavvufun kişilik, ahlâk ve psikolojisini açık, net ve anlaşılır bir dille okura ulaştırmaktır.
195.00 ₺ -
Hakiki Kulluğun Kapısı
Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekileceği ameli namazdır. Eğer namazı düzgün ve kabul edilmişse, gerçekten kurtulmuş ve başarıya ermiş olur. Hakiki Kulluğun Kapısı, İslam dininin temel esaslarını, ibadetlerin zahiri kurallarını batıni hakikatleriyle birlikte ele alan kapsamlı bir rehber niteliği taşımaktadır. Metin, insanın saadetinin Hakk’ı tanımaya ve O’na kul olmaya bağlı olduğunu belirterek başlar. Ardından, Müslümanlığın özünü oluşturan itikat ve ibadet disiplinini, ilmin amele dönüşmesi gerekliliğini örnekler üzerinden muhatabın kafasını karıştırmaktan uzak, doğrudan insanın kalbine hitap eden sade bir üslupla ele alır. İmam Gazzâlî’nin en önemli eserlerinden biri olan Kimya-yı Saadet serisinin ilk kitabı Hakiki Mutluluğun Sırrı’nın devamı mahiyetindeki bu ikinci bölümü Hakiki Kulluğun Kapısı olarak isimlendirdik. Kitap; ibadet, itikat, ilim-amel ilişkisi, temizlik, infak gibi çok temel dinî konuları sade ve herkesin kolaylıkla anlayabileceği bir dille anlatmaktadır. Dr. Serhat Gültaş’ın titiz çevirisiyle yayına hazırlanan Kimya-yı Saadet Kitaplığı, bu kıymetli eserin tamamını okurla buluşturmayı hedeflemektedir.
124.10 ₺ -
Klasik Dönemden Çağdaş Yaklaşımlara - Tefsir Metinleri Üzerine Bir İnceleme
Kur’ân-ı Kerîm, insanlık tarihine yön veren en son ilâhî kitap olarak hem bireysel hem de toplumsal hayatın temel kaynağıdır. Onun anlaşılması ve yorumlanması ise asırlar boyunca İslâm ümmetinin en önemli ilmî çabası olmuştur. Bu çabanın ürünü olan tefsir ilmi, yalnızca bir metin açıklaması değil; farklı çağlarda, farklı zihinler ve toplumlar tarafından Kur’ân’ın hakikatini yeniden idrak etme yolculuğudur. Elinizdeki eser, bu zengin tefsir mirasını sistematik, eğitsel ve karşılaştırmalı bir bakış açısıyla sunmaktadır. Klasikten moderne 42 önemli müfessir ve tefsir eseri, hem biyografik bilgiler hem de yöntemlerini yansıtan kısa ve temsilî metinlerle tanıtılmıştır. Her metin, Arapça orijinali ve Türkçe tercümesiyle birlikte verilmiş; okuyucunun metinle doğrudan temas etmesi sağlanmıştır. Kitap, sadece bilgi aktarmayı değil; aynı zamanda düşünme, analiz etme ve mukayese etme becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Her bölümün sonunda yer alan değerlendirme soruları, okuma sürecini aktif ve sorgulayıcı bir öğrenme yolculuğuna dönüştürmektedir. Bu çalışma, ilahiyat öğrencilerinden araştırmacılara, tefsir meraklılarından akademisyenlere kadar geniş bir kitleye hitap etmektedir. Okuyucu, bu sayede sadece metinleri değil; aynı zamanda bir yöntemi, bir bakışı ve bir anlayışı da keşfetme imkânı bulacaktır. Kur’an’ın anlam dünyasına açılan bu kapı, okuyucuyu tefsir literatürünün zenginliğiyle buluşturmakta; geçmişten günümüze İslâm düşüncesinin derinliklerini yeniden keşfetmeye davet etmektedir.
208.00 ₺ -
Geç Dönem Muhaddislerin Metin Tenkidi Uygulamaları
Hadisçilerin geçmişte yeterli seviyede metin tenkidi yapmadığına yönelik yaygın kanaatin temelinde uygulamaya dair bulgu eksikliği sorununun bulunduğu bilinmektedir. Araştırmacıların dikkat çektiği bu sorun sebebiyle muhaddislerin metin tenkidi uygulamalarına dair somut örnekler ancak mevzuat kitaplarından verilebilmektedir. İşte bu bulgu eksikliği sorununu çözmek maksadıyla yaptığımız araştırmalarda geç dönemden İbn Kesir, İbn Hacer, Zehebî ve İbnü’l-Cevzî gibi hadis ilminin yetkin şahsiyetlerinin yaptıkları metin tenkitleri geniş bir şekilde incelenmiş ve sanılanın aksine bu münekkitlerin yaptıkları hadis tenkitlerinde metni de muhakkak dikkate aldıkları ve bu amaçla birçok kıstası kullandıkları tespit edilmiştir. Hadisçilerin metin tenkidi faaliyetleri hakkındaki algıları önemli ölçüde düzeltecek olan araştırma bulgularını içeren bu çalışmaların konu bütünlüğü içinde okuyuculara takdim edilmesinin faydalı olacağı düşünülerek bu tetkikler bir kitap hâlinde bir araya getirilmiştir.
130.00 ₺ -
Erken Dönem Muhaddislerin Metin Tenkidi Uygulamaları
Hadisçilerin geçmişte yeterli seviyede metin tenkidi yapmadığına yönelik yaygın kanaatin temelinde uygulamaya dair bulgu eksikliği sorununun bulunduğu bilinmektedir. Araştırmacıların dikkat çektiği bu sorun sebebiyle muhaddislerin metin tenkidi uygulamalarına dair somut örnekler ancak mevzuat kitaplarından verilebilmektedir. İşte bu bulgu eksikliği sorununu çözmek maksadıyla yaptığımız araştırmalarda erken dönemden Buhârî, Müslim, Tirmizî ve İbn Ebî Hâtim gibi hadis ilminin en yetkin şahsiyetlerinin yaptıkları metin tenkitleri geniş bir şekilde incelenmiş ve sanılanın aksine bu münekkitlerin yaptıkları hadis tenkitlerinde metni de muhakkak dikkate aldıkları ve bu amaçla birçok kıstası kullandıkları tespit edilmiştir. Hadisçilerin metin tenkidi faaliyetleri hakkındaki algıları önemli ölçüde düzeltecek olan araştırma bulgularını içeren bu çalışmaların konu bütünlüğü içinde okuyuculara takdim edilmesinin faydalı olacağı düşünülerek bu tetkikler bir kitap hâlinde bir araya getirilmiştir.
169.00 ₺ -
Sünnet Ve Dindarlık
Sünnet, İslam geleneğidir. Gelenek bir değerler ve anlamlar dünyasıdır. “Gelenek”, kadim zamanlardan intikal etmiş, tekvînî, tatbîkî ve fiilî vahiydir. Sünnet, Allah’ın yasalarına uygun bir hayat yaşamaktır. Sünnet Hz. Peygamber’le başlayan ve onunla sona eren bir tatbikat değildir, kitâbullah’a dayanır. Kitâbullah fıtrat standardıdır, yaratılış ayarlarıdır. Allah’ın yasalarını ve ayarlarını savunmak, tartışmak ve bu uğurda mücadele etmek gerekir. Allah’ın kitabına uygun bir hayatın nazarî bir tasavvur olmaktan çıkıp uygulamaya konulması ümmetin üzerindeki bir emanettir. Sünnet ümmetin müşterek değeri, mefkûresi ve maârifidir. Allah’ın emir ve yasaklarının uygulanabildiği bir ortamın hazırlanması da sünnetin muhtevasında saklıdır. Bu ortam da dindarlık ta sadelik içinde kolay ve tabii yaşanır. Dindarlık insanların Allah ile nitelikli ve içi samimiyetle doldurulmuş bir ilişki içine girmeleridir. Dinî ve ahlâkî hayat bir toplumun içinde birlikte yaşanır, hissedilir ve sonraki nesillere aktarılır. Özgün, samimi ve saf dindarlık, ahlak ve değer üretir. İnsan insanla iyileşir ve mutlu olur. Allah’la kâinatla ve tüm insanlarla ve kendisiyle barışık yaşamanın anahtarı dindar olmaktır. İçtimaî dindarlık olarak sünnet, bir toplumda güven inşa eder. Allah ile bağlantısı kopmuş bir toplum güven içinde değildir. Çözüm Hz. Muhammed’in yoluna gerçekten bağlı ümmet olmaktan geçmektedir. Hz. Muhammed’in getirdiği değer ölçüleri ve hayat çizgisine çağdaş normlarla çelişse bile sahip çıkmak gerekir. Sünnete bağlılık, eğitim nizamının ve hukukun İslam’a uygun bir toplum hayatını destekler hale gelmesi için çalışmayı da gerektirir. Müslüman bir toplumda genç nesle verilecek din eğitimi, sünnete bağlılık ve dindarlık hedefi taşımalıdır.
91.00 ₺ -
Matüridi Tefsirinde Makasıdi Yorum
Doğru bilginin kaynakları arasında akla önemli bir yer açan ve düşüncesinin merkezine hikmeti yerleştiren İmam Mâtürîdî’nin (ö. 333/944) tevil, nesḫ, istihsân, din-şeriat, husun-kubuh gibi konulara yaklaşımı, makâsıd fikrini desteklemektedir. O, tefsir alanında kaleme aldığı Te’vīlātu’l-Ḳur’ān adlı eserinde ayetlerin nüzul maksatlarını sorgulamakta, ahkâm ayetleri çerçevesinde fıkhî hükümlerin hem genel hem de özel gayelerine dair açıklamalara yer vermektedir. Onun tefsirinde gerek fıkhî anlamda makâsıd ictihadına gerekse bir tefsir yöntemi olarak makâsıdî tefsire dair örneklere rastlamak mümkündür. Nitekim Mâtürîdî, bir ayetten hüküm çıkarırken bazen nassın teşrî’ amacını, bazen ayetin nazil olduğu tarihsel koşulları, bazen de dinin ana ilkelerini dikkate almakta, böylece ayete sadece literal yaklaşmanın yol açacağı yanlış yorumlardan uzak durmayı başarmaktadır.Bu eser, Māturīdī tefsirini ġāī yorum metodu açısından incelemekte; maḳāṣıd nazariyesinin ve maḳāṣıdī tefsir yönteminin Te’vīlātu’l-Ḳur’ān’daki temellerini ortaya koymaktadır. Böylece sürekli değişen hayatın yeni problemlerine Kur’an’dan çözüm önerileri sunarken, bunu daha önce yapmış ve bu konuda başarılı olmuş bir âlimin tecrübelerinden istifade etme imkanı sunmaktadır. Ayrıca sağlıklı bir Kur’an anlayışının oluşmasını ve İslam dünyasının içine düştüğü derin krizlerden kurtulmasını sağlayacak sağlam bir zeminin, klasik dönem tefsirlerinden elde edilebileceğini ispatlamış olmaktadır.
162.50 ₺ -
Anadolu Kültürünün Dini Temelleri
İslâm dininin iki temel kaynağından biri olan Hz. Peygamber (sav)’in sünnetinin Anadolu kültürü üzerindeki etkisini inceleyen bu araştırma, hadislerin Türk-İslam kültüründeki tezahürlerini ele alan araştırmalar arasında, konuların çeşitliliği bakımından en kapsamlısıdır. Araştırmanın ilk iki bölümünde, inanç ve ibadetlerin örf, âdet ve gelenekler üzerindeki tezahürleri, diğer iki bölümde ise adâlet, doğruluk, cesâret, yardımseverlik gibi bireysel ve toplumsal değerler ile hayatın geçiş evreleri olarak ifade edilmekte olan doğum, evlilik ve ölüm süreçleriyle ilgili örf, âdet ve gelenekler ele alınmıştır. Bahsi geçen hususlarda Hz. Peygamber (sav)’in hadisleri, Buhârî ve Müslim’in Sahih’leri başta olmak üzere öncelikle Kütüb-i Sitte kaynaklarından araştırılmış, buralarda bulunamayan hadisler için Kaynakça’da yer alan diğer hadis eserlerine müracaat edilmiştir. Araştırmada çoğunluğu orijinal metin ve tercümesi, bazıları sadece tercümesi, bazıları ise konuyla ilgisine atıfta bulunulmak suretiyle altı yüz kadar rivayete yer verilmiştir. Bu rivayetlerin yüzde doksana yakın bir oranının hadis alimlerince “Sahih” ve “Hasen” olarak nitelenen hadislerden oluştuğu, dolayısı ile Anadolu kültürünün genel itibariyle Peygamberimiz (sav)’den nakledilen sahih rivayetlerle şekillendiği tespit edilmiştir.
162.50 ₺ -
Sarf Ve Nahiv Açısından Kısa Surelerin Tahlilleri
Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm lafız ve mânâsıyla mûciz bir kitaptır. Onun mânâlarının iyi anlaşılması için öncelikle lafızlarının ve terkiplerinin çok iyi anlaşılması gerekir. Kur’an aynı zamanda Arap lisanıyla inmiş edebiyat harikası bir kitaptır. Onu anlamanın en güzel yolu Arapça’yı bilip; Sarf ilminin kurallarına göre kelimelerini, Nahiv ilminin kurallarına göre de terkiplerini yani tamlama ve cümlelerini tahlil etmektir. Bundan sonra da edebî beyânın incelenmesi için Belâgat ilminin kurallarına göre tahlîli gerekecektir.Kur’ân-ı Kerîm’i anlamak için Arapça’yı bilmek elbette gerekli bir şarttır ancak dili bilmek İlahî Kelamı tam mânâsıyla anlamak için yeterli olmayabilir. Onu anlamak için maddi-manevî, psikolojik ve sosyolojik pek çok ilmi bilmek; ulûm-u diniyye yanında funûn-u medeniyyeye de vâkıf olmak gerekebilir. Zira Kur’ân, lâhutî âlemden geldiği için onda çeşitli mânâlar murad edilebilir. Ancak böyle mütevâzi bir çalışmada Kur’ân’ın tamamını ele almak mümkün olmadığı gibi bütün ilimler açısından onu tahlîl etmek de vüs‘umüzün fevkindedir. Bu nedenle hacmi mahdûd bu kısa-öz çalışmada Fâtiha sûresiyle birlikte Kur’ân’ın son yirmi iki suresi (Duha-Nâs arası) Sarf ve Nahiv ilmi açısından tahlil edilmiş, bu konuda ilmini ve tecrübesini geliştirmek isteyenlere bir yol göstermek ve çığır açılmak istenmiştir. Okunup anlaşılması, hayata tatbik edilmesi dua, dilek ve temennilerimizle...
208.00 ₺ -
II. Murad - Önderlerimiz 44
Tarih sahnesine çıkışının üzerinden çok zaman geçmeden sınırlarını Avrupa yönünde olağanüstü bir hızla genişleten Osmanlı Devleti’nin büyük bir imparatorluk olma aşmasındaki önderlerinden biri hiç şüphesiz İstanbul Fatihi Sultan II. Mehmed’in babası Sultan II. Murad Han’dır. Osmanlı padişahları içerisinde kişiliği, devlet adamlığı, siyasi kararları ve mücadeleleri ile belirgin bir yeri olan II. Murad, Anadolu’da kendisi ile rekabet halindeki beyliklerin önemli bir kısmını Osmanlı çatısı altına almayı başarmış, Haçlı saldırılarının devamı mahiyetindeki Varna ve II. Kosova savaşlarını kazanarak Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki varlığını kalıcı hale getirmiştir. Askerî, mali ve idari bakımdan devletin müesseselerini güçlendirmiştir. Yönetimi altındaki Müslüman-gayrimüslim Osmanlı halkı en müreffeh dönemlerinden birini yaşamıştır. II. Murad, yaptırdığı çok sayıda hayır eseri ile göz dolduran bir padişahtır. O kadar ki; bu kıymetli çalışmalarından dolayı, yaşadığı dönemde “Ebulhayr” (iyiliğin babası, hayır sahibi) olarak isimlendirilmiştir. İlim adamlarına değer vermiş, onları desteklemiş, medreseler kurdurtmuş, ilmî faaliyetlere, kültür ve edebiyatın gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Sultan II. Murad’ı, halkı cömert ve merhametli, müttefikleri anlaşmalarına sadık, rakipleri dirayetli bir yönetici olarak tanımlamışlardır. Devletinin menfaatlerini en üst düzeyde gözetmiş olan bu değerli Osmanlı padişahı, henüz hayatta iken tahtı oğluna bırakacak kadar ihtiraslardan arınmış bir şahsiyettir.
78.00 ₺ -
Dergah ı Mevlana Albümü Asitane
Büyük Nefes Mevlana Hazretlerinin 800. doğum yıldönümünü kutlamaktayız. Yüzyılların bu büyük ruhunun bizim topraklarımızda olması bizim için iftihar vesilesidir. Mevlana hazretlerinin bu topraklarda olmasının bize Allahın bir lütfu olduğunu düşünüyoruz. 800 yıllık zaman dilimi içerisinde attığı tohum yeşermiş, dal budak salmış ve cok güzel meyveler vermiştir. Günümüzde Hazreti Mevlana?ya farklı anlamlar yüklemek isteyenler olabilir. Fakat biz kendisinin sözlerinden biliyoruz ki O´nun bir ayağı İslam?ın üzerinde olup diğer ayağı da bütün dünyayı dolaşmakta, İslam?ın sevgi ve kalp merkezini anlatmaktadır. Bu albüm-eserimiz 800 yıllık dönem içinde Hazreti Mevlana´nın kişisel eşyalarından başlamak üzere bu dönem içinde Mevlana ve Mevlevilik çerçevesinde yapılmış eserleri albüm-kitap şeklinde ele almaktadır.
520.00 ₺ -
Tevîlâtül Kurân Tercümesi 12
Ebû Mansûr el-Mâtürîdî(Ö. M. 944), Ehl-i sünnet kelâmı ile dirayet tefsirinin kurucusu ve Hanefî fıkhının geliştiricisidir. Günümüze ulaşan ilk dirayet tefsirinin müellifidir. İmam Mâtürîdî, Te'vîlât'ında, sahabe, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn neslinden intikal eden açıklamaları da nakletmiştir. Böylece, muhtemel anlamları akıl yürüterek belirlemeye çalışmak suretiyle te'vil yöntemini uygulamıştır. Eserde, itikadî mezheplere dair bilgilere yer verildiği gibi, fıkhî mezheplere, özellikle Şafiî fıkhına ilişkin bilgilere de yer verilir. Te'vîlâtü'l Kur'ân Tercümesi, Mâtürîdî'nin günümüze intikal eden en hacimli eseri olup tefsire dair erken devir İslâm düşüncesi ürünlerinin en önemlilerindendir. Kitap, başta tefsir olmak üzere kelâm, mezhepler, fıkıh, usûl-i fıkıh gibi temel İslâmî ilimlerin yanı sıra İslâm dışı din ve mezheplere ilişkin değerli bilgiler de içerir. Eserin tamamı 17 cilt olup, 12. cildini takdirlerinize sunuyoruz.
455.00 ₺ -
Tarihte Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 1
Hz. Peygamber’in ilk vahyi duyurması ile eş zamanlı başlayan Müslüman kadının tarihî yolculuğu, genel hatlarıyla benzer ancak detaylara inildikçe farklılıklar gösteren süreçlerden oluşmaktadır. Kadının dönüşümü, kadın algısı, kadının toplumsal konumu gibi açılardan Müslüman kadının tarihini ortaya koymayı hedefleyen bu kitapta tarihî süreçteki belli başlı zaman kesitleri temel alınarak bölümlendirmeye gidilmiştir. Müslüman kadını doğru tanımak, onun şekillenişine katkıda bulunan İslâm öncesi Arap toplumundaki kadını bilmekten geçer. Bu bağlamda kitapta yer alan “İslâm Öncesi Arap Toplumunda Kadın” başlıklı bölüm, Doç. Dr. Nihal Şahin Utku tarafından kaleme alındı. İlk vahiy ile başlayan ve Hz. Peygamber’in vefatı ile tamamlanan süreçte Müslüman kadının ortaya çıkışı ve toplumsal statüsünün ele alındığı “Hz. Peygamber Döneminde Müslüman Kadın” başlıklı bölüm Doktorant Emine Peköz tarafından kaleme alındı. Dr. Öznur Özdemir, Hz. Peygamber’den sonra Arap toplumunun, nebevî pratikleri yaşamlarının merkezine ne ölçüde aldıklarını ve kadının Hz. Peygamber dönemindeki mevcudiyeti ile benzer ve farklı yanlarını, “Hz. Peygamber Sonrası Arap Toplumunda Müslüman Kadın” başlıklı bölümde inceledi. “Müslüman Türk Devletlerinde Müslüman Kadın” başlıklı bölümün yazarı Doç. Dr. Meryem Gürbüz, Karahanlı, Gazneli ve Hârezmşahlar zamanında kadının konumu, siyasî hayatta oynadığı rol, sosyal, kültürel ve gündelik yaşamdaki yerini inceledi. Prof. Dr. Ayşe Dudu Kuşçu, “Selçuklularda Müslüman Kadın” başlıklı bölümde devlet idaresinde söz sahibi olan Altuncan Hatun, Terken Hatun, Raziye Devlet Hatun, Mahperi Hatun gibi spesifik örnekler üzerinden bu toplum yapısında kadının konumunu aydınlattı. Dr. Öğr. Üyesi Esra Atmaca’ya ait “Memlüklerde Müslüman Kadın” bölümünde, İslâm tarihindeki en büyük Müslüman Türk devletlerinden biri olan Memlük Devleti’nde kadının siyasî, sosyal, ilmî, dinî ve iktisadî hayattaki varlığına dair önemli notlar aktarılarak kadının özellikle toplumsal yaşamdaki rollerine ilişkin kıymetli bilgiler sunuldu. “Osmanlılarda Müslüman Kadın” bölümünün yazarı Doç. Dr. Halide Aslan, kuruluşundan yıkılışına Osmanlı ülkesinde farklı statülerden kadınların gündelik ve sosyal yaşamlarına dair bilgileri paylaştı. Dr. Öğr. Üyesi Safa Demir Sarı, “Modern Zamanlarda Müslüman Kadın” bölümünde, Doğu ile Batı arasında Müslüman kadına bakış üzerinden yaşanan polemiklere eğildi. İslâm ülkelerinde kadın hareketleri ve İslâmî feminizm üzerinde durdu, Müslüman kadınların modern zamanlarda yaptıkları sosyal faaliyetleri, pek çok Müslüman ülke üzerinden tanıttı.
97.50 ₺ -
Siyasette Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 5
Toplumu yönetme alanı olan siyaset, yönetilen olmasının yanında yönetici sıfatıyla da kadının varlığının hissedildiği bir alandır. Kadın-siyaset ilişkisi, İslâm düşüncesi içerisinde her daim tartışılagelmiş bir konudur. İslam dünyasında kadınların siyasete ilgisi dönem şartları çerçevesinde şekillenmiş, siyaset sahasında inişli çıkışlı bir çizgi takip etmiştir. Onlar kimi zaman iktidarda, kimi zaman muhalefette, kimi zaman da yönetimin perde arkasında toplum ve devletin idaresinde söz sahibi olmuşlardır. Bu kitap, kadınların siyasî arenadaki farklı rollerinin ayrı başlıklar altında incelendiği bölümlerden oluşmaktadır. “Sünnî Siyaset Düşüncesinde Kadın” başlıklı bölümde Doç. Dr. Feyza Betül Köse, sünnî düşüncede, hilâfet/devlet başkanlığı, meclis üyeliği, kamu görevleri, seçme hakkı gibi konular çerçevesinde kadının siyasî hayata katılımına yönelik tartışmaları, tarafların argümanları üzerinden değerlendirdi. Dr. Öğr. Üyesi Feyza Doğruyol, “Şiî Siyaset Düşüncesinde Kadın” bölümünde Şîa’nın ilk dönemden itibaren siyasi olaylar olarak kabul ettikleri hadiselerde önemli kadın profiller üzerinden kadın imajı çizdikten sonra hem imamların döneminde kadının yeri hem de tarihsel süreçte Şiîliği benimsemiş bazı devletlerde karşımıza çıkan kadın hükümdarlar üzerinden konuyu işledi. Prof. Dr. Ayşe Dudu Kuşçu’nun kaleme aldığı, “İktidarda Müslüman Kadın”, farklı coğrafyalardaki İslâm devletlerinin kadın yöneticileri ve faaliyetlerini biyografik olarak inceledi. Doç. Dr. Feyza Betül Köse, “Siyasî Muhalif Olarak Müslüman Kadın” bölümünde Mekke yıllarında Müşriklere karşı siyasî muhalefet sergileyen kadınlardan başlayarak yirminci yüzyıl başlarına kadar geçen süre içerisinde kadın muhalefetinin izini sürdü. Doç. Dr. Habibe Kazancıoğlu, telif ettiği “Hilâfet Sarayında Müslüman Kadın” başlığı içerisinde başta halife anne ve eşleri olmak üzere saray kadınlarının yaşantıları; idarî ve siyasî hayat üzerindeki yer ve etkileri, evlilikleri, hayırseverlikleri, güzel ahlak ve faziletlerini ele aldı. Prof. Dr. Esra Yakut’un yazarı olduğu “Türk Siyasî Hayatında Müslüman Kadın” bölümünde 1923-2000 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti yöneticilerinin, kadının siyasi ve toplumsal hayat içindeki yerini yeniden konumlandırma çabaları, önemli kırılma noktalarına dikkat çekilerek ortaya koyulmaya çalışıldı. “XX. Yüzyıldan Bugüne İslam Ülkelerinde Kadın ve Siyaset” bölümünde Dr. Hilal Livaoğlu Mengüç, her biri nispeten farklı tarihsel ve toplumsal dinamiklere sahip olan Kuzey Afrika, Körfez, Hint alt kıtası bölgelerinde kadın hareketlerinin ve kadının politik temsilinin tarihi seyri ve son yüzyıldaki gelişmelerin Müslüman kadının kamusal alandaki varlığını nasıl şekillendirdiğini ortaya koydu. Dr. Öğr. Üyesi Esra Aslan Turan, “İslâm Dünyasında Kadın Hareketleri” başlıklı yazısında Mısır, İran, Pakistan ve Türkiye gibi toplumların çeşitli tecrübeleri üzerinden Müslüman kadın hareketinin gelişim seyri irdeledi.
97.50 ₺ -
Müslüman Kadının Tarihi Set (5 cilt )
İslâm’ın kadına bakışı ve bu bakışın tarihî süreçteki izdüşümleri, Doğu ve Batı literatüründe üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Ancak ortaya çıkan ürünler; savunu, ret, saldırı, kimlik inşası veya öğüt ve nasihat çerçevelerinin dışına çıkamamıştır. Bu bağlamda değerlendirilemeyecek çalışmalar ise genellikle kadın olgusunun hukukî boyutu sınırında kalmıştır. Müslüman kadın imgesi, karşıt fikirlerin çarpıştığı bir zemin olarak kalmış ancak İslâm’ın ilk gününden bugüne “kadın”ın hakikatte ne olduğu üzerinde durulmamıştır. Müslüman Kadının Tarihi, kadın üzerinden yürütülen tüm tartışmaları, ideolojik kaygıları göz ardı ederek “tarihte olan”ı, “olduğu gibi” aktarmak amacıyla hazırlanmıştır. Meseleye bütünsel yaklaşarak ilk vahyin nüzulü noktasından bugüne Müslüman kadının kim olduğunu ortaya koymak, bu serinin ana hedefidir. Müslüman Kadının Tarihi, mevcut tartışmalarda pozisyon almak veya bir cevap üretmek değil; Müslüman kadının tarihîne ilişkin bütüncül ve nesnel bir perspektif sunmak iddiasındadır. Öteden beri kadınlar hakkında fikir beyan edenler, erkekler olmuştur. Farklı yapı ve algıdaki erkeklerin, kadına dair oluşturduğu söylem ve yazılı ürünler, yanılgılar ve belli ölçüde tarafgirlik barındırmaktan uzak kalamamıştır. Müslüman Kadının Tarihi, öncelikli olarak içeriden bir bakışla sahaya yaklaşabilmeleri sebebiyle, ülkemizin farklı üniversitelerinden otuz sekiz kadın bilim insanından oluşan bir yazar kadrosu tarafından kaleme alındı. Tartışmaların nesnesi olarak değerlendirilen kadın, tarihte, coğrafyada, düşüncede, ilimde ve siyasette özne olarak işlendi. Müslüman Kadının Tarihi; Tarihte Müslüman Kadın, Coğrafyada Müslüman Kadın, Düşüncede Kadın, Siyasette Müslüman Kadın ile İlimde Müslüman Kadın başlıklarını taşıyan beş kitaptan oluşmaktadır. Her kitap müstakil olarak hazırlanmış olup birbirinden ayrı temalara ancak kendi içerisinde konu bütünlüğü oluşturacak bir kompozisyona sahiptir. Bölümler, birbirleri ile münasebetleri ve kronolojik öncelik dikkate alınarak yerleştirilmiştir. Çalışmada açık, anlaşılır ve sade bir dil kullanılmasına özen gösterilmiş, genel okur kitlesine ulaşmak hedeflenmiştir. Bu düşünce ile bölüm ve kitapların hacimlerinin belirli sınırda kalmasına dikkat edilmiştir.
487.50 ₺ -
İlimde Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 4
İnsanoğlu var olduğu günden beri bilginin peşinde olmuştur. Bilginin aynı zamanda bir güç olduğu hakikatine de erdiğinde, onu öğrenmek ve öğretmek için bilgiyi sistemli bir halde araştırmaya ve entelektüel boyutta ele almaya çalışmıştır. Bilginin bu yolculuğunda kadınlar etkin bir şekilde gayret sarf etmişlerdir. İslam dünyasında ise kadınlar, İslâm’ın ilk dönemlerinden itibaren bu faaliyetleri sürdürmüşler, toplumsal cinsiyet odaklı baskıları aşan Müslüman kadınlar, ilmî çalışmaların neredeyse tamamında rol almışlardır. İslâm ilim geleneği, Müslüman kadınların, Siyer, Tefsir, Hadis, Tasavvuf, Edebiyat gibi alanların yanında müspet bilimlerde de var olduğu süreçlerden geçmiştir. Müslüman kadınların ilim yolculuklarının ele alındığı bu kitapta, İslâm ilim geleneğindeki belli başlı ilim dalları esas alınarak bölümlendirmeye gidildi. Dr. Öğr. Üyesi Belkıs Özsoy Demiray, “İslâm İlim Geleneğinde Kadın” başlığı altında dinî veya müspet ilimlerde öne çıkmış âlime, öğretmen, talebe ve hayırsever kadınları ve ilmî faaliyetlerini değerlendirdi ve bu konuda dikkate değer örnekler sundu. Doç. Dr. Feyza Betül Köse’nin kaleme aldığı “Siyer ve Kadın” bölümünde, ilk dönemlerde siyerin kaynağı ve râvisi; sonraki dönemlerde talebesi ve müstensihi olarak karşımız çıkan kadınların siyer ilmindeki yeri incelendi. “Tefsir ve Kadın” başlığının yazarı Dr. Öğr. Üyesi Elif Yazıcı, bu ilimde kadınların en aktif oldukları sahâbe ve tâbîûn asrından başlayarak günümüze kadar devam eden süreçte kadınların tefsire yönelik açıklamalara ve verdikleri eserlere dair bir panorama sundu. Doç. Dr. Ayşe Esra Şahyar, “Hadis ve Kadın” bölümünde, sema, kıraat, icazet yoluyla rivayette bulunan, bu ilmin hocası ve talebesi olan kadınlar hakkında kıymetli bilgiler verdi. “Tasavvuf ve Kadın” bölümünde Doç. Dr. Betül Gürer, genelde tüm İslâm coğrafyasındaki özelde ise Anadolu’daki dînî ve ahlakî irfan, buraları imar eden kadın âriflerin ve kadın sûfîlerin izini sürdü. Doç. Dr. Ayşe Hilal Kalkandelen, “Türk İslâm Edebiyatı ve Kadın” adını taşıyan bölümde divan edebiyatında şair, halk edebiyatında ozan ve âşık, Yenileşme Dönemi’nde yine şair ve roman yazarı olarak karşımıza çıkan kadınlara ve edebi eserlerine yer verdi. Doç. Dr. Zehra Gençel Efe, “Tıp ve Kadın” başlığında, Hz. Peygamber döneminden başlayarak hekim, hemşire ve hasta bakıcı olarak tıp alanında hizmet eden kadınlara ve faaliyetlerine değindi. “Müspet İlimler ve Kadın” bölümünde ise Dr. Ülkü Koçak, Müslüman kadınların matematik, astronomi, kimya gibi müspet ilimler alanına sundukları katkıları ortaya koyarken, bu sahada kadın varlığının azımsandığı tespitinde bulunarak bu durumun sebepleri üzerinde durdu.
97.50 ₺