-
Rabiatul Adeviyye Hz Hidayet Öncüleri
Rabiâtu’l Adeviyye (rahmetullahi aleyhâ) hazretleri bir defasında “ Allah’ım! Eğer ben, sana cehennem korkusuyla ibadet ediyorsam beni cehennem ateşinde yak! Eğer cennet ümidiyle Sana kullukta bulunuyorsam, beni ondan mahrum et ! Yok, eğer sana olan sevgimden dolayı sana ibadet ediyorsam, o zaman senin ezeli cemâlinden beni mahrum bırakma !” diye dua etti.
66.25 ₺ -
Beyazıdi Bistami Hz Hidayet Öncüleri
Bir defasında Beyâzıd-i Bistâmi (rahmetullahi aleyh) hazretleri yolda yürürken, müritlerinden birisi de takip ediyor ve Beyâzıd-i Bistâmi’nin (rahmetullahi aleyh) bastığı yerlere basarak yürüyordu. Beyâzıd-i Bistâmi hazretlerinin üzerinde ise kürkü vardı. Mürit: - Ya Beyâzıd ! Şu sırtınızdaki kürkü bana verseniz de Sizde olan feyiz ve bereketlerden bizde faydalansak dedi. Bunun üzerine Beyâzıd-i Bistâmi Hazretleri şöyle buyurdu. – “Bu kürkü değil bizzat benim derimi giyinsen, benim yaptğımı yapmadığın sürece bir faydasını göremezsin.”
66.25 ₺ -
Cüneydi Bağdadi Hz Hidayet Öncüleri
Cüneyd-i Bağdâdî (rahmetullahi aleyh) hazretleri der ki: “Bu tasavvuf yolunda sağ elinde Kur’an-ı sol elinde Rasulullah’ın (aleyhisselam) sünnetini tutanlar yürüyebilirç Bid’at karanlığından ve şüphe çukurundan kurtulmak için, bu iki (Kur’an ve Sünnet) meşâlesinin aydınlığında yürümek gereklidir.”
66.25 ₺ -
Hallacı Mansur Hz Hidayet Öncüleri
Nakledilir ki Hallâc-ı Mansur (rahmetullahi aleyh) idam edilmeden önce insanlar taşlamaya başlamıştı. Hallâc-ı Mansur (rahmetullahi aleyh) kendisine atılan taşlara ses çıkarmıyor, aksine tebessümle karşılık veriyordu. Bir dostu Hallâc-ı Mansur’un (rahmetullahi aleyh) yüzüne taş yerine “gül” attı. İşte o sırada Hallâc-ı Mansur (rahmetullahi aleyh) inlemeye başladı. Bunun sebebi Hallâc-ı Mansur’a (rahmetullahi aleyh) sorulduğunda ise manidar bir cevap verdi; “Bana taş atanlar, beni yakinen tanımayan kimselerdir. Tabiki bu kişiler benim halimden anlamazlar. Beni halimden anlayan dostlarımın attığı “gül” ise beni incitti, dedi.
66.25 ₺ -
Muhyiddin İbni Arabi Hz Hidayet Öncüleri
Şâh-ı Nakşibend (rahmetullahi aleyh) hazretleri şöyle demiştir: “ Bir kimse özünü ve bütün işlerinii Allah’a teslim eder ve sonra da başkasına dayanırsa, şirke düşmüş olur. Bu tür davranışlar avam için hoş karşılanabilir ama havas olanların (yani Salih kulların) bu tür davranışları bağışlanmaz.“
66.25 ₺ -
Şahı Nakşibend Hz Hidayet Öncüleri
Şâh-ı Nakşibend (rahmetullahi aleyh) hazretleri şöyle demiştir: “ Bir kimse özünü ve bütün işlerinii Allah’a teslim eder ve sonra da başkasına dayanırsa, şirke düşmüş olur. Bu tür davranışlar avam için hoş karşılanabilir ama havas olanların (yani Salih kulların) bu tür davranışları bağışlanmaz.“
66.25 ₺ -
Halidi Bağdadi Hz Hidayet Öncüleri
Mevlânâ Hâlid-î Bağdâdî (rahmetullahi aleyh) kimine göre Osmanlı’yı yeniden kurabilecek beceri ve bilgiye sahip bir şahsiyettir. Kimine göre ise İslam dünyasında Selahaddin-i Eyyubî’den (rahmetullahi aleyh) sonra gelmiş en büyük ikinci Kürt şahsiyettir. Fakat kesin olan bir husus var ki; Mevlânâ Hâlid-î Bağdâdî (rahmetullahi aleyh) hazretlerinin yetiştirmiş olduğu yüzden fazla halifesiyle, Ortadoğu coğrafyasında meydana getirdiği hareketlilik, İmam-ı Rabbânî (rahmetullahi aleyh) hazretlerinden sonraki en aktif ve dinamik Nakşibendî mensubu olarak anılmasına vesile olmuştur.
66.25 ₺ -
Şifai Şerif Arapça 30 Cüz Özel Kutulu Yeni Dizgi
Müellif Kadı İyaz Ebul-Fazl (rahimehullah) derki: Bu kitabımızı inceleyen kimse görür ki, biz bu kitabı Peygamber Efendimiz (s.a.s)in nübüvvetini inkar eden ve onun mucizeleri hakkında saldırı yapan kimse için yazmadık; ki Nebi (s.a.s)’in nübüvvetini ispat için delillere ihtiyaç duyalım ve mucizelerine saldıran kimseleri engellemek için mucizeler dairesini koruyalım. Bilakis biz bu kitabı imanlarına iman katmaları salih amellerinde neşvü nema bulmaları ve ona olan sevgilerinde kuvvet kazanmaları için onun nübüvvetini tasdik eden ve davetine icabet eden ümmeti için telif ettik. Müellif kadı Iyaz (r.aleyh) eserinde konuların evvelinde ayeti kerimeler ve hadisi şerifler zikretmiştir. Bunlarla zikredeceği konulara delil getirmiş olur. Ayrıca müfessirlerin açıklamalarını da zikrederek ayetlere nasıl mana verilmesi gerektiğini de tenbih etmiş olmaktadır. Eserinde, Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) özel hallerinden bir çok inceliği de zikretmektedir. Bunların ravilerini de zikrederek hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde Müslümanların Nebi sallallahu aleyhi ve sellem hakkındaki bilgilerini ve muhabbetlerini kuvvetlendirmektedir. Bu eserin Müslümanlar için ne kadar önemli olduğunu şimdi daha iyi anlamaktayız. Zira inkarcıların şüphe sokmaya çalıştığı bir çok konuyu Kadı Iyaz delilleriyle net bir şekilde zikretmiş ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şanının yüceliğini ortaya koymuştur. Artık şüphelenenlerin, nifak ehli sapık kimseler olduğu açığa çıkmıştır. Aliyyul Kâri derki: Şifa kitabı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şemaili (sureti ve ahlakı) hakkında yazılanların en mücmel ve yeterli olanıdır.
795.00 ₺ -
İmamı Rabbani Hz Hidayet Öncüleri
İmâmı Rabbâni (rahmetullahi aleyh) davet metodunda, asla kimsenin huzurunda eğilmemiş ve kimseden de bir menfaat elde etmemiştir. Zenginlerin ve devlet adamlarının karşısında dimdik durmuş ve bir Müslüman şahsiyetin nasıl olması gerektiğini göstermiştir. Bu mücadelede her türlü sıkıntıya da göğsünü germiştir. İmâm-ı Rabbâni (rahmetullahi aleyh) Hazretlerinin bu onurlu duruşu, bir düşmanlıktan dolayı değil aksine Rabbinin emrini insanlara ulaştırmak ve herkesin kulluk yapmasına vesile olmak istemesindendir.
66.25 ₺ -
El Yazma Sohbetler 3. Cilt
(Silsile-i ‘aliyyemizin 9. halkasında sertâc-ı ‘urefâ olan) Yûsuf el-Hemedânî (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’ne “Bu devir geçer ve gerçek şeyhler âhirete göçerse selâmete ulaşmak için ne yapalım?” diye sorulduğunda o zât: “Her gün onların kelâmlarından sekiz verak (on altı sayfa) okuyun (ki onlardan feyizyâb olasınız). (Kişi) böyle yaptığı takdirde, bu sözler onun gönlünün yaşamasına sebep olur.” diye cevap vermiştir. (Ebû Ya‘kûb Yûsuf ibnü Eyyûb el-Hemedânî, Risâle der Seyr-i Sülûk, Millet Kütüphânesi, Ali Emîrî Farsça Yazmalar, rakam:1028, vr:13a) Hattâ bu söz Ferîdüddin Attâr (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’nin Tezkiretü’l-evliyâ’yı kaleme almasına vesîle olmuştur. (Ferîdüddîn ‘Attâr, Tezkiratü’l-evliyâ, Mukaddimetü’l-müellif, sh:24-25) Mâlûmunuz Yüce Mürşidimiz ve Üstâdımız Mahmûd Efendi Hazretleri’nin mûtâd olarak yapmış oldukları sohbetleri hanım hoca kardeşlerimiz doksanlı yıllarda yazarak cemetmişlerdi. Evvelâ (ilk olarak) bu mühim hizmeti gördüklerinden dolayı Ümmet-i Merhûme adına kendilerine teşekkürü bir borç addederiz. Sâniyen (ikinci olarak) şunu ifâde etmek isterim ki; gerek Efendi Hazretlerimizin süratli konuşması, gerek hanım kardeşlerimizin yazmaya yetişememesi, gerekse Efendi Hazretlerimizin telaffuz ettiği bâzı kelimeleri doğru anlayamamaları nedeniyle Sohbetler’in fotokopilerinde azîm hatâlar vâki olmuştur. Elbette ki bunda bir kasıt yoktur ama okuyan insanların yanlış anlaması kaçınılmaz olduğu için bunları düzenlemek de aynı şekilde zarûrî olmuştur. İşte bu sadette Ahıska Yayınevi bu işi üstlenip çalışmayı belli bir kıvâma getirdikten sonra neşre hazırlanmasını bu fakîr kardeşinize tevdî ettiler. Ben de şeyhimiz Mahmûd Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretleri’nin “Ahmed! Benim adıma çıkacak hiçbir kitap sen görmeden basılmasın.” sözünü yerine getirmek üzere elimden geldiğince gayret ederek sizlere bu eseri arz etmiş bulunmaktayım. Ahmet Mahmut Ünlü (Cübbeli Ahmet Hoca)
445.20 ₺ -
Evradı Behaiyye Ve Hizbul Bahr Arapça Cep Boy
Evrad-ı Behaiyye ve Hizb'ul-Bahr'a ait elinizdeki bu nüsha, Mahmud Efendi Hazretlerinin kendi el yazma nüshası esas alınarak hazırlanmış, Üstadımızın, Efendi Babamız Ali Haydar Efendiden ve diğer meşayıhtan yaptığı nakilleri de içeren özel bir nüshadır. Aynı zaman da Efendi Hazretlerimizin günlük olarak okuduğu evradını dinleyen hizmetkarı Muhammed Keskin hocaefendinin de tedkik ve tashihinden geçmiştir. Buna binaen; Mahmud Efendi Hazretlerinin nüshasında kayıtlı olan Ali Haydar Efendiden ve diğer meşayıhtan yaptığı nakiller ayrı renk yazıyla, kendi nüshasında yazılı olduğu halde günlük okumalarında okumadığı bölümler ise daha farklı bir renk yazı ile belirtilmiştir. OKURKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR Okurken kelimeleri doğru telaffuz etmeye gayret etmeli, manasını düşünerek tedebbür üzere okunmalı. Her ne maksatla okunacak olursa olsun öncelikli niyet Allah'ın rızası olmalı. Allah-u Teala'dan talep ettiği şeyi ısrarla ve ciddiyetle talep edip, duasının kabulü hususunda yakînî bir itikad üzere olmalıdır.
169.60 ₺ -
Evradı Yevmiye Roman Boy
Mahmud Efendi Hazretlerimizin istikamet üzere devam ettiği namazları, evrâdı ve ezkârı, delilleri ve faziletleri ile anlatan yepyeni bir eser. Sünnet-i Seniyye'ye ittibası ile marûf olan Efendi Hazretlerimizin, günlük olarak müdâvemet gösterdiği namazlar, virtler ve dahası bu eserde..
95.40 ₺ -
Ulus mu Ümmet mi
Allah Rasûlü ﷺ, farklı ırklardan oluşan İslâm devlet yapısını tek bir merkezden yönetti. Sahâbe, tek devlet, yekpare ümmet yapısını esas alarak Hz. Ebû Bekir’e biat etti. Hz. Ali tek devlet, yekpare ümmet hakikatini korumak için mücadele etti. Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı’da da tek devlet,yekpare ümmet anlayışı esastı. Kavmiyetin değerleri, İslâm millet tasavvuruna galip olup tek devlet yapısı bozulunca işgaller Bilâd-ı İslâm’ı seller gibi istila etti. Osmanlı Devleti gidince-kavmiyetçilerin iddia ettiği gibi- Arap İmparatorluğu değil, İngiliz, Fransız sömürüsü geldi. Yeniden tek devlet, yekpare ümmet olabilmek için mücadele vermek, her mü’minin hem dini hem de tarihi vazifesidir. Bu noktada yapmamız gereken; İslâm ümmet yapısına yönelik bir tehdit algıladığımızda Muâz b. Cebel’in, sahâbenin yekpare hâlini parçalama iradesini izhar eden Kays b. Mutâtiyye’nin yakasına yapışması gibi ırklar üzerinden ayrışmaya çağıranların karşısında durmaktır. Osmanlı, İslâm’ın emrettiği tek devlet, yekpare ümmet yapısının son tezahürüydü. İslâm aynı asaletiyle baki olduğuna göre bu ümmetin bağrından yeniden tek devlet, yekpare ümmet yapısını esas alan cihan devleti zuhur edecektir. Allah Rasûlü’nün ﷺ hamurkârlığında İslâm ümmet yapısının nasıl kurulduğunu, tehditleri nasıl bertaraf ettiğini, nebevî ikazların gereği yapılmadığında nasıl dağıldığını ve tekrar nasıl yekpare olacağını anlatan bu eser, Müslümancayaşayabilmek için ittihattan başka çaremiz olmadığını da izaha taliptir.
147.00 ₺ -
Peygamber Efendimizin Günlükleri
Sahabeler, Peygamberimiz (s.a.v.) ile yaşadıkları her anı gönüllerinde derinlemesine taşıyarak bizlere aktarmışlardır. O dönem, günlük tutmak gibi bir alışkanlık olmasa da, sahabeleri O'nunla yaşadıkları her anı, her olayı gönüllerinde saklayarak bizlere aktardılar. Peygamber Efendimizi sahabelerinden dinlemek, büyük bir ilim ve nimet. Bu kitap, Efendimizin (s.a.v.) yanı sıra, pek çok kişinin adını belki duymadığı ama hayatlarında önemli yer tutan sahabelerini de sanki ailemizden biri gibi tanıma fırsatı sunuyor. Peygamberimiz'in (s.a.v.) rehberliğinde şekillenen o kutlu hayatı, bir günlük gibi adım adım takip edeceksiniz
525.00 ₺ -
Dijital Çağda Kaybolma
DİJİTAL ÇAĞDA KAYBOLMA MODERN ÇAĞDA MÜSLÜMAN GENÇ İÇİN ÇIKIŞ HARİTASI VE İSTİKAMET REHBERİ “BU ÇAĞDA MÜSLÜMANCA YAŞAMAK MÜMKÜN MÜ?” diyorsan, yalnız değilsin. Dijital çağın gürültüsü, sosyal medya algoritmaları, tek tık tuzakları, sanal kumar bağımlılığı, inanç soruları (deizm/ateizm), namaza başlayıp bırakma ve “tam kurtuldum” derken yeniden düşme… Bazen insan yönünü kaybediyor. İçindeki ses de durmadan şunu tekrar ediyor: “İnanıyorum ama yapamıyorum. Düştüm ama kalkamıyorum.” DİJİTAL ÇAĞDA KAYBOLMA, sadece “günah işleme” diyen bir nasihat metni değil. Modern çağın içinde kaybolan gence; iradeyi güçlendiren, sorulara yürürken cevap veren ve istikameti korumaya yardım eden pratik bir “çıkış haritası” sunar. Bu yol; düşmeni engelleyecek, düştüysen kaldıracak, yürürken sorularına cevap olacak ve seni istikamette tutacaktır. (1) DİJİTAL ÇAĞDA KAYBOLMAK NE DEMEK? “Kaybolmak” bazen büyük bir inkâr değildir; küçük kopuşların birikimidir. Düzenin dağılması, ibadetin aksaması, ekranın yönetmesi, çevrenin sürüklemesi, umudun azalması… Bu kitap, kaybolmayı romantikleştirmez; gerçekçi biçimde tanımlar ve geri dönüş için yol gösterir. (2) BU ÇAĞDA MÜSLÜMANCA YAŞAMAK MÜMKÜN MÜ? Bu çağın iki yalanı var: “Bu devirde olmaz.” “Sen artık düzeltemezsin.” Bu kitap, tam olarak bu iki yalana karşı yazıldı. Müslümanca yaşamak, “başka asırların işi” değil; doğru yöntemle, doğru çevreyle ve doğru planla bugün de mümkün. Burada hedef, bir anda kusursuz olmak değil; istikamet kazanmaktır: düşsen de kalkabileceğin, yürürken güçleneceğin, hayatını yeniden toparlayacağın bir yol. (3) NAMAZA BAŞLAYIP BIRAKIYORUM: NASIL DEVAM EDERİM? Birçok genç namaza başlıyor, sonra kopuyor. Çünkü namazı “yük” gibi taşıyor. Bu kitap, namazı bir görev listesi gibi değil; ruha ilaç gibi yeniden kurmaya odaklanır. Küçük ama sürdürülebilir adımlarla; motivasyon düştüğünde bile devam ettiren bir düzen kurmayı hedefler. “Yarım kaldım” utancıyla tamamen bırakma tuzağından çıkmak için net bir yol sunar. (4) GÜNAHLARDAN VAZGEÇEMİYORUM: TEKRAR DÜŞMEMEK İÇİN NE YAPMALI? Tövbe sadece “pişman oldum” demek değildir. Tövbe, yeni bir hayat kurma başlangıcıdır. Bu kitapta tövbe; temeli atmak, sonra o temelin üstüne karakter inşası yapmak demektir. Tekrar düşüşlerin yaygın sebepleri: Erteleme tuzağı: “Biraz daha düzeleyim, sonra başlarım.” Tetikleyici tuzağı: Bir görüntü, bir ortam, bir yalnızlık anı. Çevre tuzağı: Günahı normalleştiren arkadaşlıklar. Umutsuzluk tuzağı: “Çok tekrar ettim, benden olmaz.” Bu kitap; düşmeni engelleyecek, düştüysen kaldıracak. Sonra da esas işi yapacak: seni istikamette tutacak. (5) DİJİTAL BAĞIMLILIK, SOSYAL MEDYA VE SANAL KUMAR TUZAKLARI Dijital dünya, özellikle genç için bir “özgürlük alanı” gibi görünür ama çoğu zaman bir irade aşındırma düzenine dönüşür. Algoritmalar, merak, kaydırma döngüsü, gece yalnızlığı… derken insanın iç disiplini erir. Bu kitap “telefonu at” demiyor. Gerçekçi bir çizgiyle; dijital detoks mantığını, sınır koymayı, tetikleyici içeriklerden korunmayı ve “tek tık” tuzağına karşı zihinsel kalkan kurmayı anlatıyor. Ama sadece teknik önlemle yetinmiyor: iradeyi güçlendirecek manevi ve psikolojik adımları da inşa ediyor. (6) DEİZM/ATEİZM ŞÜPHELERİ VE İMAN SORULARI Modern çağ, soru üretiyor. Sorunun kendisi problem değil; soruyla baş başa kalıp yalnızlaşmak problem. Bu kitap, inanç sorularını bastırmadan; doğru zeminde ele almayı hedefler. Deizm/ateizm çıkmazlarına dair genç aklı yormayan, net ve yürürken anlaşılır bir yaklaşım sunar. Not: Bu kitap sadece “cevap” vermez; cevabı hayata bağlar. Çünkü iman, sadece zihin işi değil; aynı zamanda bir yaşam inşasıdır. (7) KADER VE İRADE: “BEN BÖYLEYİM DEĞİŞMEM” DÜŞÜNCESİ Kader konusu bazen “bahane” gibi kullanılır: “Ben böyleyim, kaderim bu.” Bu kitap kaderi inkâr ettirmez; kaderi doğru anlayıp iradeyi ayağa kaldırır. Çünkü çoğu zaman sorun kader değil; umutsuzluktur. Umut yeniden kurulduğunda, irade de yeniden ayağa kalkar. (8) BU KİTAP KİMLER İÇİN? “Bu çağda Müslümanca yaşamak imkansız” diye umudu kırılanlar Namaza başlayıp bırakma döngüsüne sıkışanlar Günahlardan çıkıp tekrar düşmekten yorulanlar Dijital bağımlılık, sosyal medya ve sanal kumar gibi tuzaklarla boğuşanlar Deizm/ateizm sorularıyla zihni yorulanlar “İnanıyorum ama yapamıyorum” diyenler “Nereden başlayacağımı bilmiyorum” diye bocalayanlar (9) BU KİTAP SENİN İÇİN NE İFADE EDİYOR? Bu eser niyetine göre bir araca dönüşür: Kendin için bir pusula: Tövbe, irade eğitimi, dijital detoks ve namaz bilinciyle hayatını yeniden inşa etmen için yol gösterir. Sevdiğin biri için bir yol arkadaşı: Manevi olarak desteğe ihtiyacı olan bir dostuna hediye ederek “Gel, birlikte toparlanalım” diyebilirsin. Sözün bittiği yerde bir vesile: Yanlış yolda olduğunu düşündüğün ama kırmadan nasıl söyleyeceğini bilemediğin bir yakınına; bu kitap incitmeden anlatan bir vesile olabilir. YAZAR HAKKINDA (KISA) Nurullah Okur; İlahiyat Fakültesi mezunu, DİB’e bağlı uzman imam-hatip ve DİB bünyesinde gençlik çalışmaları saha koordinatörüdür. Gençlerle sahada yürüttüğü çalışmaların merkezinde “Bu çağda Müslümanca yaşamak mümkün mü?” sorusu vardır. Sosyal medya içerikleriyle dinin sahih, samimi ve yaşanılabilir yüzünü geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlar. SIK SORULAN SORULAR S: Bu kitap sadece tövbe kitabı mı? C: Hayır. Tövbe başlangıçtır; kitap asıl olarak istikameti kurmayı ve modern çağda kaybolmadan yürümeyi hedefler. S: Dil ağır mı? C: Sade, net ve pratik bir dille yazılmıştır. S: Kısa sürede sonuç verir mi? C: Amaç “anlık gaz” değil; sürdürülebilir dönüşüm ve istikamet kazandırmaktır. KAPANIŞ Dijital çağda kaybolduğunu hissediyorsan… Bismillah de ve kapağı aç.
140.00 ₺ -
54 Farz Sohbetleri
54 FARZ SOHBETLERİ Hasan-ı Basrî (Rahmetullâhi Aleyh) der ki: “Bir müminin üzerinden geçen hiçbir gün ve gece yoktur ki, elli dört farzla sorumlu olmasın.” 54 Farz Sohbetleri, Müslümanın günlük hayatında sürekli muhatap olduğu imanî, ahlâkî ve kulluk vazifelerini sistemli ve bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Allah’ı zikretmekten namaza, ölüme hazırlıktan tevekküle, sabırdan şükre kadar uzanan temel sorumlulukları hatırlatırken; şirkten, kibirden, kötü zandan ve nefsin aldatıcı tuzaklarından nasıl sakınılacağını da açık bir dille ortaya koyar. Dilin muhafazasından büyük günahları terk etmeye kadar Müslümanın aslî sorumluluklarını beyan eden bir irşad kitabıdır. Aynı zamanda müminin nefsiyle yüzleşmesine, hayatını yeniden gözden geçirmesine ve kulluk bilincini diri tutmasına imkân veren güçlü bir manevî muhasebe zemini sunar. Bu zemin; ibretli kıssalar ve güncel örneklerle desteklenmiş, meseleler somutlaştırılarak “Ne yapmalıyız?” sorusuna pratik ve uygulanabilir cevaplar üretilmiştir. 54 Farz Sohbetleri, günlük hayatını kulluk şuuruyla inşa etmek isteyenler için istikamet üzere yürümenin sistemli yol haritasıdır. Konular düzenli bir akışla ele alınmış olup, aynı zamanda vaaz ve derslerde doğrudan kaynak olarak kullanılabilecek bir yetkinlikte hazırlanmıştır.
308.00 ₺ -
Hikem i Ataiyye
Sufilerin “Namazda Kur’an’dan başka bir şey okumak caiz olsaydı, o Hikem olurdu.” diye övdükleri, ulemanın “Hikem’e şerh yazmayı yüce bir ilim” olarak gördükleri temel tasavvuf klasiklerinden biri olan Hikem-i Atâiyye, Şazeliyye yolunun pirlerinden büyük sûfî İbn Atâullah el-İskenderî’nin en önemli eseridir. Bu eser, tasavvuf yolunun inceliklerini uzun izaha girmeden, veciz ve sarsıcı cümlelerle dile getirir. Kulun Hakk’a yönelişini güçlendiren bu hikmetler, âdeta okundukça açılan, tekrar edildikçe derinleşen marifet denizi incileri gibidir. Elinizdeki Hikem-i Atâiyye neşrinde iki yüz altmış dört hikmet, şerhsiz bir şekilde doğrudan tercüme edilmiş ve Arapça aslıyla yayına hazırlanmıştır. Bu yönüyle eser, metnin orijinal hâliyle buluşmak isteyen okurlara hitap ettiği gibi, her hikmet üzerinde şahsi bir tefekkür imkânı da sunmaktadır. Bu kıymetli klasik, şerhsiz bir hâlde ilk defa Dr. Abdullah Taha Orhan’ın samimi gayreti ve yoğun çalışmasıyla tercüme edilmiştir.
91.25 ₺ -
Fütüvvet
Fütüvvet, Hz. Peygamber’in (sav) tüm insanlığa öğretmek için gönderildiği en güzel ahlaktır. Fütüvvet, Sünnet’in zahir (beden) ve batın (kalp) boyutlarını uygulamasıdır. Fütüvvet, mekârimi’l-ahlâktır yani ahlâkın en üst seviyesidir. Fütüvvet, uygulamalı tasavvuftur. Buradan hareketle fütüvvet, Hz. Âdem’den (as) Hz. Muhammed’e (sav) kadar gelmiş tüm peygamberlerin, onların takip eden ashablarının, ulemanın, evliyanın ve takva sahibi Müslümanların ahlâkıdır. Toplum ve medeniyet din üzerine bina edilir. Nitekim Peygamberimiz (sav) “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” buyurarak toplumu ıslahı, ümmeti ve medeniyeti inşayı önce ahlâktan başlatmıştır. Erdem bilmek değil, olmaktır. Daha açık bir ifadeyle erdem sadece doğrunun ne olduğunu bilmek değil, doğru olmaktır. İnsanı erdemli olmaya götüren yol, fütüvvet yoludur. Fütüvvet yolu, Mevlânâ, Yunus Emre, Somuncu Baba, Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Bektaş Veli, Ahi Evren, Eşrefoğlu Rumi, Aziz Mahmut Hüdâyi, Osman Gazi ve Fatih Sultan Mehmet gibi sayısız büyüklerimizin yoludur. Yayın danışmanlığını, ahlak düşüncesi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ömer Türker’in üstlendiği “Ahlak Kitaplığı”, ahlak alanında kalıcı ve referans niteliği taşıyan bir külliyat oluşturmayı hedeflemektedir. Serinin ilk kitaplarından biri olan Fütüvvet, erdemli bir toplum inşasının her zaman mümkün olduğunu savunan Prof. Dr. Recep Şentürk tarafından sade ve kolay anlaşılır bir dille kaleme alındı.
109.50 ₺ -
İbn Miskeveyh
Bazı filozoflar vardır ki yalnızca yaşadıkları çağın sorunlarına değil, insanlığın ortak serüvenine de seslenirler. Yüzyılları aşan bir düşünce köprüsü kurar, fikrin zamana bağlı değil, zamana eşlik eden bir hakikat olduğunu hatırlatırlar. İbn Miskeveyh, bu köprülerin en sağlam mimarlarından biridir. Onun metinleri, yalnızca bir dönemin zihin iklimini değil, insanın ahlaki yolculuğunun da ele alır. O, soyut sistemler kuran bir filozoftan ziyade, insanı merkeze alan bir bilgedir. X. yüzyıl İslam dünyasının en parlak entelektüel ortamında yetişen İbn Miskeveyh, Aristoteles ve Fârâbî’den sonra el-muallimü’s-sâlis (üçüncü öğretmen) ünvanıyla anılmış, ahlak düşüncesini teorik bir alan olmaktan çıkararak bir “yaşam pratiği” hâline getirmiştir. Metafizikten psikolojiye, tarihten ahlak felsefesine uzanan geniş düşünce alanı içinde onun asıl odağı insan olmuştur. Bu nedenle modern çağın karmaşasında dahi İbn Miskeveyh’in sesi yankılanmaya devam eder. Yayın danışmanlığını ahlak düşüncesi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ömer Türker’in üstlendiği “Ahlak Kitaplığı”, ahlak alanında kalıcı ve referans niteliğinde bir külliyat oluşturmayı hedeflemektedir. Serinin ilk kitaplarından biri olan İbn Miskeveyh: Arınma ve Erdem, İbn Miskeveyh üzerine önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Müfit Selim Saruhan tarafından sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır.
182.50 ₺ -
Tevekkül
“Kim Allah’a dayanıp güvenirse Allah, ona yeter.” Talak, 3. Tevekkül, İslam düşüncesinde iman, teslimiyet ve güven sacayağıyla derinleşen hem teolojik hem psikolojik boyutlarıyla bireyin hayatına yön veren bir tutumdur. Allah’a iman etmek O’na teslim olmayı, şartlar ne olursa olsun O’na güven duymayı ve O’ndan yardım dilemeyi zorunlu kılar. Fatiha suresinde her gün defalarca tekrarladığımız “(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.” münacatı tevekkülün üzerine bina edildiği temel ilkedir. Kur’ân-ı Kerîm ve hadis-i şeriflerde tevekkül, kulun her işinde Allah’ı yegâne sığınak bilmesi ve hayrın da şerrin de ilahî takdire bağlı olduğunun idrak etmesi olarak ifade edilir. Bu seviyede kul, kişinin “daimi surette Allah ile birlikte olma” bilincini hayatının bütün boyutlarına yansıtması anlamına gelir. Allah’a güvenmek, O’nun kapısının kullarına tahsis edildiğine ve bu sebeple de hiçbir zaman kapanmadığına inanarak yaşamaktır. Allah’ın el-Ganî oluşu kuluna her anlamda Vekil olabileceğinin teminatıdır; buna iman eden kul Allah’tan başka hiçbir varlığa bel bağlamaz. O’ndan gelen her şeye “eyvallah” der. Sufilerin sıklıkla dile getirdikleri gibi: “Kahrın da hoş, lütfun da hoş...” Yayın danışmanlığını ahlak düşüncesi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ömer Türker’in üstlendiği “Ahlak Kitaplığı”, ahlak alanında kalıcı ve referans niteliğinde bir külliyat oluşturmayı hedeflemektedir. Serinin ilk kavram kitabı olan Tevekkül, Dr. Hicret Karaduman tarafından sade ve kolay anlaşılır bir dille yayına hazırlandı.
131.40 ₺ -
Adalet
Adalet, iki uç arasında bir orta hâl olduğundan, aşırıyı ve noksanı geri püskürten, faziletlerin nadide ve benzersiz olanıdır. Bu eser, klasik İslam düşüncesinin en önemli ahlak filozoflarından biri olan İbn Miskeveyh’in adalet anlayışını merkeze alan üç risalesinin çevirisinden oluşmaktadır. Müellifin farklı eserlerinde adalet bahisleri, bu kitapta bir araya getirilmiş; böylece İbn Miskeveyh’in ahlak felsefesinin hem teorik hem pratik çerçevesi bütüncül biçimde ele alınmıştır. Risale fi Mahiyyeti’l-Adl, el-Lezzât ve’l-Âlâm ve Tehzîbü’l-Ahlâk ve Tathîrü’l-Arâk’tan yapılan titiz seçkiler aracılığıyla, adaletin insan nefsindeki karşılığından toplumsal hayattaki tezahürlerine kadar uzanan zengin bir düşünce dünyası okuyucunun dikkatine sunulmaktadır. Bu yönüyle eser yalnızca felsefe ve ilahiyat çevreleri için değil, ahlak meselesini sahih bir zeminde düşünmek isteyen herkes için önemli bir başvuru kaynağıdır. Yayın danışmanlığını ahlak düşüncesi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ömer Türker’in üstlendiği “Ahlak Kitaplığı”, ahlak alanında kalıcı ve referans niteliği taşıyan bir külliyat oluşturmayı hedeflemektedir. Serinin ilk tercüme kitabı olan Adalet, Doç. Dr. Yunus Kaplan’ın titiz çalışması sayesinde okurla buluşuyor.
116.80 ₺ -
Modernistlerin İnkar Ettiği Hadisi Şerifler
Elinizdeki eser, hadisler etrafında oluşturulan şüphelerin aslında ne kadar anlama problemine dayalı; yüzeysel; tutarsız ve başkalarından devr alınmış ezberler olduğunu gösterme niyetiyle kaleme alındı. "Anlaşılmadığı için reddedilen", bağlamından koparılan ya da "akl"a ve "bilim"e aykırı olduğu iddiasıyla tartışmaya açılan sahih hadisler, bu kitapta ulemamızdan tevarüs eden muazzam ilim muktesebatinin Isiginda ele aliniyor. Eserde savunulan şey mahza bir bağlılık değil; ilimdir, usüldür, mîzandır. Ulemânın sözleri, klasik şerhler ve sahih kaynaklar merkeze alınarak ilgili hadislere dair çarpıtılan noktalar açıkça tespit ediliyor. Modern itirazlar ise kendi dayandıkları ölçüler üzerinden değerlendirilerek, hakikatin üzerini örten sis aralanıyor. Bir seri olarak devam ettirmeyi düşündüğümüz bu çalışmada, yaklaşık otuz hadis etrafında oluşturulan şüpheler başlık başlık ele alındı. Bundan sonraki ciltlerde onlarca hadisin de bu ciltte takip edilen metodla izah edilmesini planlıyoruz. Bir başka açıdan elinizdeki eser, reddetmenin kolaycılığına karşı anlamanın sorumluluğunu hatırlatıyor.
175.00 ₺ -
En Sevgili Kul Son Nebi Son Resul
İncelediğiz kitabın aslı İmam Kastalânî Hazretleri'nin El-Mevâhibül Ledünniyye bi'l-Minahi'l Muhammediyye isimli eseridir. Muhammed (s.a.v.)'in bahşişleri yoluyla verilen ilâhî bağışlar demektir. Bu güzel eser ilim çevrelerinde kısaca Mevâhibi Ledünniyye diye anıla gelmiştir. İmam Kastalânî Hazretleri Sevgili Peygamberimizin vasıflarını anlattığı bu eserinde yer yer başka bilgilere de yer vermektedir. Yûsuf b. Nebhânî Hazretleri ise okunması kolay olsun diye Mevâhibi Ledünniyyede Peygamberimiz'le alâkalı olmayan kısımları çıkararak kitabı kısaltmış ve El-Envârul Muhammediyye / Muhammedi Nurlar ismini vermiş. Kitap böylece Peygamberimizin her hâlini anlatan ve insanın kalbini Peygamber sevgisiyle dolduran çok güzel bir eser haline gelmiştir. Kâinat kendi nurundan yaratılan Allah Resûlü'nden bahseden bu kitabı okurken zaman zaman gözyaşlarınızı tutamayacak manevî zevklere dalacak ve ruhunuzun Muhammedî nurlarla nurlandığını hissedeceksiniz. Bu tercümeye En Sevgili Kul Son Nebi Son Resul ismini verdik. Tercümede elimizden geldiği kadar sade dil kullanmaya çalıştık. Tercüme: Ali Eren
598.50 ₺ -
Kuranı Mecid ve Karşılıklı Tefsirli Meali
Hicrî 15. Asrın Müceddidi Mahmud Efendi (Ustaosmanoğlu) Hazretleri riyasetinde, ilmi bir heyet tarafından Kur’ân-ı Kerîm’in tefsirli meali olarak hazırlanmıştır. Bu çalışmada, Kur’ân-ı Kerîm sayfa düzeni esas alınarak, karşılıklı olarak bir sayfa Arapça metin, bir sayfa Türkçe tefsirli meâl şeklinde tertip yapılmıştır. Böylece hem Arapça Kur’ân-ı Kerîm’in okunması kolaylaştırılmış hem de daha büyük puntolu, açıklamalı ve sayfa tutarlı bir tefsirli meâl ortaya konulmuştur. Bu düzenleme, okuyucunun âyetleri daha rahat takip etmesine ve manaları daha sahih bir şekilde kavramasına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Bu çalışmanın en önemli özelliği, diğer meâllerden farklı olarak açıklamalı (tefsirli) bir meâl olmasıdır. Açıklama ve dipnotlar olmadan hazırlanan sade meâller, âyetlerin eksik veya yanlış anlaşılmasına sebep olabilmektedir. Bu eserde yer alan parantez içi açıklamalar ve dipnotlar sayesinde âyetlerin manası daha açık ve anlaşılır bir şekilde sunulmuştur. Bu yönüyle eser, Kur’ân-ı Kerîm’i doğru şekilde anlamak isteyenler için son derece faydalı bir tefsirli meâldir.
795.00 ₺ -
İki Cihan Güneşi Peygamberimiz
Sevgili Peygamberimiz'in ibretli hayatını bilmek, onun biz ümmetleri için İslam yolunda ne gayretlere katlanıp ne çileler çektiğini öğrenmek, biz müslümanların başlıca vazifelerimizdendir. Bu vazifede en iyi şekilde okuyarak yerine getirilir. Bu eseri okurken yer yer heyecanlanacak yer yer de gözyaşlarınızı tutamayacak ve kalbinizde Peygamber sevgisinin arttığını hissedeceksiniz. İftiharla takdim ediyoruz.
105.00 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Orta Boy Ciltli
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
477.00 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Rahle Boy Deri
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
916.90 ₺