-
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Orta Boy Ciltli
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
477.00 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Rahle Boy Deri
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiştir. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
916.90 ₺ -
Ruhul Furkan Tefsiri 20.Cilt Rahle Boy Ciltli
RUHU’L- FURKAN HAKKINDA GENEL MALUMAT Alllame, fâdıl, muhakkik, hicri 15.Asrın müceddidi, Şeyhü’l İslam İsmail Efendi (İsmail Ağa) Camii Şerifi emekli İmam Hatibi Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’nin riyasetinde kaleme alınmış, takriben 57 cilt olması beklenen mükemmel bir tefsirdir. Bu şaheser tefsirin hazırlanmasında Arapça, Farsça ve Türkçe birçok kitaptan istifade edilmiş olup, her sınıf insanın anlayabileceği sade bir dil ile yazılmıştır. Âyet-i Celileler, en ince ayrıntıları ile izah edilirken ihtiyaç duyulan kelam, fıkıh, tasavvuf ve genel kültüre dayalı malumat da verilmiştir. RUHU’L- FURKAN TEFSİRİNİN YAZILMA SEBEBİ Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu) tefsir-i şerifin sebebi telifi hakkında şöyle buyuruyorlar: “Kur’an-ı Azîmü’ş-şan’ın manasının kelime-kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz, kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir. Nice büyük âlimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda insanların ihtiyaçlarını karşıladıklarından, ziyade aciz olan bu kardeşiniz, böyle büyük bir işe girişmeyi düşünmüş dahi değildir. Ancak; hicri 1402 Şaban Ayı’nın Berat Gecesinde, Ravza-i Mutahhara’da yani Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu pâk cennet bahçesi olan mescid-i şerifinde bulunduğumuz sırada Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından vaki olan manevi bir işaretle bu mühim işe başladık. Ve yukarıda geçtiği gibi kelimekelime mana verilmesine ziyade ihtimam (dikkat) göstererek, bazı kardeşlerimizle beraber bu uzun yola çıktık. TAKİP EDİLEN USUL MUKADDİME: Bu tefsirin mukaddimesinde(giriş kısmında)evvela Kur’an-ı Azimü’ş-şan’ın fezâili (faziletleri) hakkındaki bazı âyet-i kerimeler mealleri ile beraber yazılmıştır. Sonra, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin baş tarafına yazmış olduğu Kur’an-ı Kerim ile alakalı bütün hadis-i şerifler ve tefsir heyetinin bulduğu bazı hadis-i şerifler tercüme edilerek, kaynaklarıyla beraber zikredilmiştir. Müteakiben yine Kur’an-ı Kerim hakkında Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin kendi Kur’an-ı Kerim’inin evveline yazdığı, ayrıca tefsir heyetinin de bulduğu büyüklerin sözlerinden bazıları ilave edilmiştir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’i gafil olarak okumanın zemmi (kötülenmesi) hakkındaki bazı hadis-i şerifler ve büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Mukaddimenin sonunda da Kur’an-ı Kerim’i kendi görüşü ile tefsir etme hakkında varit olan (gelen) tehdit mahiyetindeki hadis-i şerifler zikredilmiştir. ÂYETLERİN TEFSİRİNDE TAKİP EDİLEN USUL 1-KELİME MANASI: Her âyetin tefsirinde takip edilen bu usul, Kur’an-ı Kerim’i kolayca anlayabilmek için çok büyük ehemmiyet (önem) taşımaktadır. Zira topluca mana verildiğinde, Kuran’ı iyice anlamayı ve tefsir etmeyi isteyen kardeşlerimiz hangi mananın hangi kelimeden alındığını anlayamamaktadırlar. Bu tefsirde ise herkesin Kur’an-ı Kerim’i kelime kelime anlayabilmesi çok istenildiğinden bu usüle riayet edilmeye çalışılmıştır. Bu arada kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlayan mahzuf ibareler (gizlenmiş sözler) zikredilmiştir ki, dikkatli düşünüldüğü takdirde, sadece kelime manasından bile, âyet-i celilelerin manaları anlaşılabilecek bir hale gelmiş olsun. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerini okumuş kardeşlerimizin, fail, meful, hal gibi kelimelerin cümle içindeki durumlarını ayırt edebilmeleri için yardımcı edatlar kullanılmıştır. Ancak, terkib-i izafiler(isim tamlaması) gibi birbirinden ayırt edilmesi uygun olmayan yerlerde kelime manası verilemediğinden, terkip (toplu) manası verilmiştir. 2-MEÂL-İ ŞERİF : Kelime manasından herkes istifade edemeyeceğinden ve âyetin toplu manası anlaşılamayacağından, her âyetin meâl-i şerifi (şerefli manası) kelime manasından sonra yazılmış ve bu meâl verilirken âyetin zahirinde (dış görünüşünde) bulunmayan kelime ve terkiplerin manaları katılmamaya dikkat edilmiştir. Ancak, âyet-i celilenin manası tam anlaşılabilmesi için, bir takım mahzuf (gizlenmiş) manaların ve bazı izahların zikredilmesine ziyade ihtiyaç duyulduğundan onlar parantez içinde ayrı bir yazı şekliyle açıklanmıştır. Böylece, meâl-i şerif tefsirli (açıklamalı) bir meâl haline gelmiş. 3-İZAHAT Sadece meâl-i şerifle de iktifa edilmeyip (yetinilmeyip) her âyet, muteber tefsirlerde bulunan izahlardan istifade edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Şöyle ki: Tefsirlerde sebebi nüzulü beyan edilmiş olan âyetlerin, iniş sebepleri zikredilmiştir. Ahkâm âyetlerinden (şeri hükümleri beyan eden âyetlerden) çıkarılmış olan bir takım fetvalar da yeri geldiğinde açıklanmıştır. Âyet-i Celilelerle alâkalı hadis-i şeriflerin kaynakları ilmî usulle kaydedilerek yazılmaya gayret edilmiştir; Evvela hadis metninin alındığı kitap zikredilmiş, diğerleri ise ulema arasında bilinen sıralamaya göre yazılmıştır. Bazı âyet-i celilelerde bulunan yer ve şahıs isimlerinin ıstılahları (özel manaları) da, tefsirde derç edilmiştir(konulmuştur). Açıklanması gereken zor kelimelerin mehazları (asılları, kaynakları) müfret (tekil)sss ve cemileri (çoğulları) zaman zaman tefsirde yazılmıştır. Âyet-i celilelerin anlaşılmasını kolaylaştıracak olan veya onlarla alâkası bulunan kıssalar (hadiseler) de, muteber (kıymetli) tefsirlerden alınarak açıklamıştır. Zikirle alâkalı âyetlerde, yine güvenilen tefsirlerden ve kitaplardan alınan, tasavvufî manaların da katılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, her âyetin izahının sonunda, o âyetin tamamı veya bir kısmıyla alâkalı diğer âyeti kerimeler bulunup, meâlleriyle yazılmaya gayret gösterilmiştir; Ta ki, vaaz ve nasihat etmek isteyenler, bir âyeti gözden geçirirken onu açıklayan diğer âyet-i kerimeleri de, önlerinde hazır bulup vaazlarını ziynetlendirsinler (süslesinler). Bu hususta en büyük rehber, Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, Mahmud Efendi Hazretlerine (kuddise sirruhu) verilmesini arzu ettiği kendi Kur’an-ı Kerimi’ninkenarlarına almış olduğu rakamlar (âyet ve sayfa numaraları), hatlar (çekilen çizgiler) ve izahlar olmuştur. Şu da bilinmelidir ki: Milletimizin, geçmiş büyüklerinin kıymetli lisanlarını terk etmeye başladığı şu günlerde Arapça, Farsça ve Türkçe karışımından meydana gelmiş olan Osmanlıcanın tamamen unutulmaması için Osmanlıca kelimelerin asılları yazılmış, nesiller arasında irtibat sağlamak için de kelimelerin karşılıkları parantez içinde zikredilmiştir. Bu büyük gaye hedeflendiğinden dolayı tefsirin uzamasından, akıcılığın bozulmasından ve dolayısıyla gelecek olan itirazlardan çekinilmemiştir.
717.60 ₺ -
İmam Azam Ebu Hanife
Yıldız, ışığını Güneş’ten alır. Geceleri görünür, gündüz kaybolur. Gökyüzünün süsüdür, karanlığa ışık olur. Işığını insanlığın güneşinden alan yeryüzü yıldızları da vardır. Bu yeryüzü yıldızları, etraflarına gece gündüz hep aydınlık saçarlar. Ama onları hakikatiyle görecek göz gerek... Yeryüzü yıldızları, maneviyat dünyamızın güzelliği ve süsüdürler. İnsanlık onlarla değerlenir, kıymet kazanır. Onlar, yaşanmaya değer hayatı yaşamış örneklerdir. Onlar, gecelerimizi gündüz ederler, kalbimizi nurlandırırlar. İşte onlardan biri, hem de en parlaklarından biri, İmam Azam Ebu Hanife’dir. İbretlerle dolu hayatı, en heyecanlı romanlara taş çıkartır. Zira o; imanın, irfanın, ilmin, ahlakın, cesaretin en güzel örneklerindendir.
140.00 ₺ -
Makalatul Kevseri 2 Cilt Takım
Allâme Muhammed Zâhid el-Kevserî, çağdaş dönemde İslâmî ilimlerin hemen bütün sahalarında mümtaz bir birikim ortaya koymuş, eserleriyle ümmetin ilmî ve fikrî dünyasına yön vermiş müstesna bir âlimdir. O, yalnızca kendi zamanında karşılaşılan ilmî ve fikrî meydan okumaları cevaplamakla kalmamış, aynı zamanda bizden sonraki nesillerin de yüzyıllar boyunca istifade edebileceği bir ilim mirası bırakmıştır. Bugün onun kaleminden çıkan makâleleri okuyan herkes, ilmî titizliğin, kaynaklara vukûfiyetin ve hakikate bağlılığın ne demek olduğunu adeta canlı bir şekilde müşâhede etmektedir.Kevserî merhûmun en önemli çalışmalarından biri olan Makâlâtu’l-Kevserî, İslâmî ilimlerin hemen her sahasına temas eden, konulara derinlikli yaklaşan ve hem talebe hem de muallim için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı niteliği taşıyan bir eserdir. İnanç esaslarından kelâma, tefsîrden hadîse, fıkıhtan güncel tartışmalara, tarih ve biyografiden ümmetin fikrî meselelerine kadar geniş bir alanı kuşatan bu makâleler, okuyucuya yalnızca ilmî bilgi sunmamakta; aynı zamanda zihnini diri tutmakta, fikrî berraklık kazandırmakta ve hakikati arama şevkini kamçılamaktadır.
1000.00 ₺ -
Hz Peygambere veya Sahabilerden Birine Sövmenin Hükmü
Elinizdeki tahkîki yapılmış olan bu eser, büyük âlim İbn Âbidîn’in telif etmiş olduğu Tenbîhu’l-Vulât ve’l-Hukkâm ‘alâ Ahkâmi Şâtimi Hayri’l-Enâm isimli kitabıdır. Bu risâle, müstakil bir şekilde basılmış olmayıp İbn Âbidîn’in birkaç risâlesi ile birlikte basılmıştır. Hacim olarak küçük, ancak büyük faydaları haizdir. İbn Âbidîn, bu risâlesinde Hanefî âlimlerin Hz. Peygamber’e ve sahâbîlere dil uzatanlar hakkındaki görüşlerini aktarmış, çok güzel ve faydalı bir eser ortaya koymuştur. İki bölümden oluşan eserin birinci bölümünde Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e sövmenin hükmü, ikinci bölümde ise Sahâbîlere sövenin hükmü büyük Hanefî ulemâsının görüşleri ışığında ele alınmıştır.
200.00 ₺ -
Et Tasrih
Îsâ (aleyhisselâm)’ın nuzûlü konusu, asırlardır inkârına kadar varan tartışmalara sebep olmuştur. Nice âlimlerimiz bu konuda yazılar yazmış, hatta ilk dönem ulemâsı Îsâ (aleyhisselâm)’ın nuzûlüne inanmanın vâcib olduğuna kâil olmuş ve İmam Tahâvî’nin Akâid Risâlesi başta olmak üzere nice akâid kitaplarında da bu hakîkat yer almıştır. Yirminci asrın yetiştirdiği çok değerli ve kıymetli âlimlerden biri olan Allâme Muhammed Enver Şâh el-Keşmîrî ise, tüm kitaplardan derlediği Îsâ (aleyhisselâm)’ın nuzûlü hakkındaki hadisleri bir araya getirerek, kendinden önce görülmemiş bir eser ortaya koydu. Kendisinin tespit ettiği hadislerin sayısı yetmiş beş tanedir. Ardından son asrın en önemli muhaddislerinden biri olan Halebli meşhur Abdulfettâh Ebû Ğudde ise çok dakik ve ince araştırmalar neticesinde bu kitaba tahkîk, tahrîc, tashîh ve ta’lîk yaparak öyle bir değer kattı ki, eserin bir benzerini bulmak gerçekten zordur. Ebû Ğudde ayrıyeten on bir hadis ve otuz beş âsâr (Sahâbe ve Tâbiîn sözleri) tespit ederek sayıyı 121’e (yüz yirmi bir) tamâmladı. Bu sayede Nuzûl-i Îsâ’nın tahakkuk edeceğine dair gelen haberlerin mutevâtir olduğu isbat edilmiş oldu. Binâenaleyh bu kesin delilden sonra Nuzûl-i Îsâ’yı inkâr edenin ne derece alçalacağını siz düşünün.
225.00 ₺ -
Yeni İlmi Kelam
"Bu kitap veciz ve muhtasar olmakla birlikte modern batı düşüncesinin yaydığı sapıklıkların temellerine değinmektedir. Bu sapıklıklar özellikle batı kültürünün kucağında yetişen ve yeni felsefenin sütüyle beslenen kimselerin kalbinde dinî inançlara dair güven binasını sarsmıştır. Dolayısıyla bu gibi kimseler dinî inançların ilim ve akla ters düştüğünü uzman bilim adamlarının şu yüksek medeniyet asrında yaptıkları yeni keşiflere karşı duramayacağını zannetmeye başlamışlardır. Ben bu kitabı mütalaa ettikten sonra merhûm Şeyh Muhammed Eşref Ali et-Tehânevî'nin bu kitapta şerhettiği aslî noktaların modern batı düşüncesinin yaydığı sapıklıkları çürütmeye yeterli olduğunu gördüm. Hakkı ve gerçeği bulmak için bu kitabı aceleye getirmeden iyice inceleyen kimsenin modern batı düşüncesinde Kitâb ve Sünnet'le çatışan kusurları inşâAllah tespit edebileceğini anladım. Ayrıca İslâm akâidinde akl-ı selîme veya sabit müşahedelere ters düşecek bir şey olmadığını görebileceği sonucuna vardım."(Muhammed Takî el-Osmânî)
175.00 ₺ -
İri Yazılı Yasin Arapça Cami Boy F062
1. Kalite Şamua Kağıt Lüks Karton Kapak 2 Renk Ofset Baskı İri Yazılı En Kolay Okunan Bilgisayar Hattı ile Hazırlandı.
90.00 ₺ -
İri Yazılı Yasin Arapça Rahle Boy F012
1. Kalite Şamua Kağıt Lüks Karton Kapak 2 Renk Ofset Baskı İri Yazılı En Kolay Okunan Bilgisayar Hattı ile Hazırlandı.
66.00 ₺ -
Kutlu Hayatın İzinde 2 Cilt
Ant olsun ki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır (Ahzab 33/21). İslam’da Hz. Peygamber’in (sav) önemi sadece ilahî mesajı insanlığa ulaştırmasında değil, bu mesajda sunulan ideal insan (insan-ı kâmil) modelinin nasıl gerçekleştirileceğini yaşayışıyla bizzat göstermesindedir. Prof. Dr. Ahmet Özel’in bu çalışması, Peygamber Efendimizin hayatını bütüncül bir bakışla ele alıp onu hem insan hem peygamber olarak inceliyor. Hz. Peygamber’in hayatını anlatırken sadece olayları aktaran, hikâyeci bir anlatımdan uzak duruyor. Bunun yanı sıra, ifrat ve tefrit çizgisinde kalan diğer eserlerden farklı bir yer seçerek dengeli bir üslup benimsiyor. Kitap boyunca, Resûlullah’ın ashabını nasıl eğittiği, çeyrek yüzyıl gibi kısa bir sürede dünyaya hâkim olacak bir yapıyı nasıl kurduğu detaylı bir şekilde işleniyor. Ayrıca, gazve ve seriyyeler ele alınırken sadece bunların nerede ve nasıl meydana geldiği anlatılmıyor, geniş bir bakış açısıyla sebep ve sonuçları üzerinde duruluyor. Eserde, namaz, abdest, ezan, kıble, İsrâ ve Mii'rac, Allah Resûlü’nün evlilikleri, savaş ve cihat, ganimet, kölelik-cariyelik gibi çeşitli kavram ve konular ele alınarak gündemdeki birçok soruya cevap aranıyor. Yazar, Batılı paradigmaların etkisinde kalmadan ve geleneği tamamen tekrar etmeden mutedil bir dille iddialara yanıt veriyor ve siyer literatüründe kendine özgü bir yer ediniyor. 28 klasik kaynağın 100’den fazla cildinin detaylı bir şekilde incelendiği, Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Arapça çağdaş eserlerden de yararlanan bu çalışma, Türkiye’de uzun zamandır eksikliği hissedilen klasik ve modern kaynaklara dayalı özgün bir siyer ortaya koyuyor.
1058.50 ₺ -
-
-
Ayet Ayet İnsan
Osmanlı Devleti, Doğu Roma’yı fethetmek üzere kurulmuştu. Sultan II. Mehmed’e gelene kadar pek çok padişah bunu denedi, ama başarılı olamadı. Sultan 2. Mehmed, o zamana kadar olmamış şeyin ondan sonra da olmayacağı anlamına gelmediğine inanıyordu. Bu yüzden daha önceki kuşatmalara takılmadı. “Onların gerçekleştiremediğini ben de gerçekleştiremem,” diye düşünmedi. “Onların yapamadığını yapacağım,” diyerek hazırlıklara başladı. Hazırlıklar esnasında yirmi, fethettiğinde ise yirmi bir yaşındaydı. Bugün, hayatında bir projesi, önünde bir hedefi olan yirmi bir yaşında kaç delikanlımız ve genç kızımız var? Hatırladıkça bir şeylerimizin eksik olduğunu, bir şeylerin yolunda gitmediğini düşünüyorum. Çünkü hedefini belirlememiş insanı, hiçbir yol gitmek istediği yere götürmez. Zira hedefsiz olmak, adressiz kalmaktır. Adresiniz yoksa, gideceğiniz yeri de bilmiyorsanız, koca şehirde kalakalırsınız. Yürümekten ayağınız, düşünmekten beyniniz şişse de maksadınıza nail olamazsınız. Hem insanların, hem de devletlerin yakın ve uzak hedefleri olmalı. Hayalleri, ütopyaları olmalı.
126.00 ₺ -
-
Tasavvufun İslamdaki Yeri
Elinizdeki bu eser İslacirc;m tarihinin erken döneminden günümüze kadar islacirc;m toplumunda yankı bulan sahih tasavvufun kaynağını, tarihi süreç içerisindeki geçirdiği merhaleyi, temel bazı esaslarını, İslacirc;m acirc;limlerinin hakkındaki müspet değerlendirmelerini ele almaktadır. Ayrıcı bunun yanısıra aleyhtarı muhaliflerce ileri sürülen ve toplum zihninde oluşabilecek ya da oluşan şüphe ve kafa karışıklığını ortadan kaldırmayı ve bu iddiaları öne süren fikir yapısının kanlı ve karanlık geçmişini, temel özelliklerini, önderlerinin ehlisünnet tasavvur ve yaşayışından ne kadar uzak olduklarını delilleriyle ispat etmeyi hedef edinmiştir. Bu amaca ulaşabilmede muteber acirc;limlerimizin, mümtaz meşayıhımızın ve ilzam amacıyla muhaliflerin değer verdiği ilim ehlinin konuya ilişkin mülahazalarına yer verilmiştir.
100.00 ₺ -
Hakikatin İç Seması
Varlığın sonsuz ufkunda bazen öyle bir söz yükselir ki, onu işitmek için kulaktan çok kalp sahibi olmak gerekir. Bazı metinler satırlara sığmaz; insan onları okurken kendisini bir nehir kıyısında bulur. Kelimeler suya, su da hikmete dönüşür. İsmail Hakkı Bursevî’nin Hakikatin İç Seması eseri de işte böyle bir nehirdir. Bir sûfînin kalbine doğan ilahî esintilerin kelimelere bürünmüş hâli... İsmail Hakkı Bursevî, velâyetin zât nurlarına daha yakın olduğunu; nübüvvetin ise halka yönelik yüzüyle âlemi düzene soktuğunu belirtir. Eserde, Şam, İstanbul ve Mekke gibi şehirlerin manevî haritası, Hatmü’l-Evliyâ anlayışıyla birleşerek tarih, coğrafya ve metafiziği aynı çerçevede toplar. Bursevî, Vâridât türünde yazdığı bu metinde, ilham ile ilmi, sezgi ile düşünceyi, bâtınî tecelli ile zâhirî delili birleştirerek benzersiz bir bütün inşa eder. Bu metin ne sadece bir tefsir ne yalnızca bir tasavvuf risalesi ne de sıradan bir günlüktür. O, müellifin kalbine doğan ilahî işaretlerin, kâinatı kuşatan esmâ düzeninin ve insan ruhunda açılan nurların bir kaydıdır. İsmail Hakkı Bursevî’ye ait Hakikatin İç Seması, Fakirullah Yıldız, Ömer Çınar ve Taibe Kıvanç’ın titiz çalışmasıyla yayına hazırlandı.
164.25 ₺ -
Neo Selefilere Reddiyye
Kevserî merhûmun en önemli çalışmalarından biri olan Makâlâtu'l-Kevserî, İslâmî ilimlerin hemen her sahasına temas eden, konulara derinlikli yaklaşan ve hem talebe hem de muallim için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı niteliği taşıyan bir eserdir. İnanç esaslarından kelâma, tefsîrden hadîse, fıkıhtan güncel tartışmalara, tarih ve biyografiden ümmetin fikrî meselelerine kadar geniş bir alanı kuşatan bu makâleler, okuyucuya yalnızca ilmî bilgi sunmamakta; aynı zamanda zihnini diri tutmakta, fikrî berraklık kazandırmakta ve hakikati arama şevkini kamçılamaktadır. Elinizdeki bu çalışma, söz konusu kıymetli külliyatın, "NEO SELEFÎLERE REDDİYYE -Teşbîh, Tecsîm ve Mezhepsizlik Fitnesi-" başlığı altında ihtisar edilmiş ve özellikle günümüzde yaygınlık kazanan tecsîm, teşbîh ve bid'at akîdelerine karşı yazılmış reddiyyelerin bir araya getirilmiş hâlidir. Bu özet çalışma, Kevserî'nin, Ehl-i Sünnet'in berrak akîdesini müdafaa etmek, selef-i sâlihînin sahîh i'tikâdını ortaya koymak ve onun adına ortaya çıkan çağdaş sapmaları temyiz etmek noktasındaki keskin ferâsetini, engin ilmî birikimini ve mücadeleci üslûbunu gözler önüne sermektedir. Müellif, Dârimî, İbn Teymiyye, İbn Kayyim gibi isimlerin görüşlerini ve onların modern takipçilerinin iddialarını, delilleriyle çürütmekte; tenzîh akîdesini, usûl imamlarının ortak kabulüne dayanarak en sağlam şekilde temellendirmektedir.
200.00 ₺ -
Kuranın Anlattığı Tarih 2
ANLATAN, ANLATTIĞI HER ŞEYİN ŞAHİDİ” KUR’ÂN’IN TARİHÎ ANLATIMLARI ARKEOLOJİ İLE BİRLİKTE OKUNURSA Hem tarihçi hem de deneyimli bir tur rehberi olan Talha Uğurluel, Kur’ân’ın Anlattığı Tarih serisinin ikinci kitabında bu kez Hz. İbrahim’in izini sürüyor. Arkeoloji, sanat tarihi, dinler tarihi ve klasik tarihçilik disiplinlerini Kur’ân perspektifiyle buluşturan yazar, okuyucusunu 4000 yıl önce yaşamış, “Peygamberlerin Babası” ünvanlı büyük bir ismin izini sürmeye davet ediyor. Soluksuz izleyeceğiniz bu yolculukta, İlk Çağ toplumlarının akılalmaz inançlarından, Nemrut’un gerçek kimliğine, Moğolların yasaklı şehirlerinin sırlarından, toprak altından yeni çıkarılmış bulguların ışığında şaşırtıcı Peygamber izlerine birçok şeyi ilk kez duyacaksınız. Bu kitapta sadece tarihî bilgi değil, aynı zamanda sorularla dolu bir keşif duygusu da sizi bekliyor: 🔹Binlerce mağara mezarla çevrili şehir gerçekten Hz. İbrahim’in doğduğu yer olabilir mi? 🔹Hz. İbrahim’i ateşe atan Nemrut, tarih sahnesinde kimdi? 🔹Yeryüzünün son kadim Putperestlik Merkezi, Paganizm, gök cisimlerine ve balıklara tapan halklar…Sabiiler ve Harraniler. Tam olarak neye inanıyorlardı? 🔹Son kazılar ışığında Hz. İbrahim’in Basra Ur’da doğdu tezi nasıl çöktü? Harran’daki evi nasıl tespit edildi? 🔹Moğolların 800 sene önce susturduğu ve yasaklı şehir ilan ettiği Harran, artık konuşmaya başladı ve bakın bize neler anlattı? Uğurluel, “Ben Batıp Kaybolanları Sevmem” sözünün sahibi Hz. İbrahim’e dair tarihin karanlıkta kalmış köşelerini aydınlatıyor. Urfa’daki kaleler, kazılar, Nemrut’un bıraktığı izler ve Hz. İbrahim’in risâlet davasını adım adım gözler önüne seriyor. Kur’ân’ın Anlattığı Tarih serisinin bu ikinci cildi, sizi adeta geçmişe götürerek anlatılan her sahneyi yerinde görme arzusu uyandırıyor. Kitabı bitirdiğinizde, Urfa sokaklarında yürümek, Harran’da bütün kazı alanlarını incelemek, şehri çeviren bütün mağaralara girip çıkmak ve taşlara kazınmış izleri bizzat yerinde görmek isteyeceksiniz.
292.00 ₺ -
İmamı Birgivinin Makamatı ve Tercümesi
Makamat Kelime Anlamı Toplu Tercümesi ve Orjinal Arapça Metni bulunmaktadır. Osmanlı devlet-i alisi dönemi boyunca adları sayılamayacak kadar çok ilim irfan sahibi yetişmiştir. Günümüzde matbu olan ve olmayan birçok eserler vücuda getirmişler, çok gayretli çalışmalarda bulunmuşlardır. Daha sonradan gelen nesiller bu alanda yetersiz kalmış, maalesef bu açık yeterince kapatılamamıştır. Ömrünü ilme irfana adamış nesiller mazide kalmış, yerini maddeci ve menfaatperest halefler işgal etmiş, Ulu çınarlar yerini cılız fidanlara bırakmıştır. Örfün ve acirc;detin ilmi faaliyetler olduğu dönemden; oyun, eğlence ve zevki sefa dönemine geçilmiş, kadim medeniyetimiz mezar taşlarında ya da kütüphane raflarında çürümeye mahkucirc;m bırakılmıştır. Zihinler ve Mefkure`ler batıya göç etmiş, şer"i ilimlerin talimi, gayri İslami metotlu batı şarkiyat literatürel bilime dönüşmüştür. Eşsiz kazanımlar değersiz görülmüş, üstelik eleştirilmiştir. Osmanlıca ve Arapça mirasımıza sahip çıkacak nesiller yetişmez olmuş, bu değerli mirasa sahip çıkma arzusundakiler her daim hakir görülmüştür, Batılılaşmış sözde münevverler ve reformistler ümmete, Üsve-i hasene olarak lanse edilmiştir. İlim irfandan çeşitli sebeplerle uzak kalan avam, haliyle bunlardan etkilenmiş, artık ilm-i şuur basit ve gayri dini dış mahfillere esir olmuştur. Ne hazin bir durumdur ki; İslami algı, asli kaynağından olağanca uzaklaşmış ve örf "ü am adı altında selefi Salih"inin giyim, kuşam, yaşantı tarzı vb. İslami miraslar neredeyse tamamı ile zihinlerden silinmiştir. Bir misal sadedinde; Acaba (iki yüz yıl ve daha önceki dönemde) hangi Sahabe ve Acirc;lim sakalsızdı? Acaba hangi Acirc;lim batılı giyim-kuşam tarzı ile seyr-i alem yapardı? İsmet GARİBULLAH (Kuddise sirruhu) nun veciz manidar ifadesiyle: Ya şimdi bir fesat koptu cihanda, Hevayı nefse düştü nas bu anda, Eğer Alim, eğer Abid bu şanda, Hadis, Tefsir, Fıkıh kaldı nihanda, Bu Nas"tan ayrılıp HAKKA gidelim Cemali ba Kemale seyredelim. Kadim ulemayı, medar-ı iftiharımız bilerek, onların yolundan gitmeyi yaşantı tarzı haline getirmeyi ahde vefa olarak telakki ederiz. Bu bağlamda; Necip, Arif-i billah, Fadıl şahsiyet Birgivi (rahimehullah) nin gönüllere hitap eden, ruhları neşat eden güzide miras "makamat" adlı eserini, Ulumu Şeriyye ve Maneviye gönüllülerine hizmet sadedinde hazırlamaya çalıştık. Rabbim çalışmamızı kabule şayan eyleyip, ruhaniyetinden istifadeye muvaffak eylesin.
60.00 ₺ -
Mektubatı Rabbani Tercümesi Cilt 8
Kelime Anlamı: Geleneksel medrese eğitiminin yaygın metin çözme yöntemi olan kelime anlamı medreselerde halen etkin bir okuma biçimidir. Çeviri: Kitabı çevirirken metnin otantik yapısını bozmamaya çalıştık. Hadis Tahrici: Klasik metinlerde yer alan hadis rivayetlerinin kaynaklarına vakıf olmak ve rivayetlerin kritiğini yapmak, amacıyla geliştirilen tahriç yöntemi, müellifin referans ağını okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Biyografi ve Bibliyografi Çalışması: Biz ulaşabildiğimiz kadarıyla mektuplarda adı geçen şahıs yer ve kitap isimleriyle ilgili bilgiler toplamaya çalıştık.
500.00 ₺ -
Mektubatı Rabbani Tercümesi Cilt 7
Kelime Anlamı: Geleneksel medrese eğitiminin yaygın metin çözme yöntemi olan kelime anlamı medreselerde halen etkin bir okuma biçimidir. Çeviri: Kitabı çevirirken metnin otantik yapısını bozmamaya çalıştık. Hadis Tahrici: Klasik metinlerde yer alan hadis rivayetlerinin kaynaklarına vakıf olmak ve rivayetlerin kritiğini yapmak, amacıyla geliştirilen tahriç yöntemi, müellifin referans ağını okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Biyografi ve Bibliyografi Çalışması: Biz ulaşabildiğimiz kadarıyla mektuplarda adı geçen şahıs yer ve kitap isimleriyle ilgili bilgiler toplamaya çalıştık.
500.00 ₺ -
Mektubatı Rabbani Tercümesi Cilt 6
Kelime Anlamı: Geleneksel medrese eğitiminin yaygın metin çözme yöntemi olan kelime anlamı medreselerde halen etkin bir okuma biçimidir. Çeviri: Kitabı çevirirken metnin otantik yapısını bozmamaya çalıştık. Hadis Tahrici: Klasik metinlerde yer alan hadis rivayetlerinin kaynaklarına vakıf olmak ve rivayetlerin kritiğini yapmak, amacıyla geliştirilen tahriç yöntemi, müellifin referans ağını okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Biyografi ve Bibliyografi Çalışması: Biz ulaşabildiğimiz kadarıyla mektuplarda adı geçen şahıs yer ve kitap isimleriyle ilgili bilgiler toplamaya çalıştık.
500.00 ₺ -
Mektubatı Rabbani Tercümesi Cilt 5
Kelime Anlamı: Geleneksel medrese eğitiminin yaygın metin çözme yöntemi olan kelime anlamı medreselerde halen etkin bir okuma biçimidir. Çeviri: Kitabı çevirirken metnin otantik yapısını bozmamaya çalıştık. Hadis Tahrici: Klasik metinlerde yer alan hadis rivayetlerinin kaynaklarına vakıf olmak ve rivayetlerin kritiğini yapmak, amacıyla geliştirilen tahriç yöntemi, müellifin referans ağını okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Biyografi ve Bibliyografi Çalışması: Biz ulaşabildiğimiz kadarıyla mektuplarda adı geçen şahıs yer ve kitap isimleriyle ilgili bilgiler toplamaya çalıştık.
500.00 ₺ -
Mektubatı Rabbani Tercümesi Cilt 4
Kelime Anlamı: Geleneksel medrese eğitiminin yaygın metin çözme yöntemi olan kelime anlamı medreselerde halen etkin bir okuma biçimidir. Çeviri: Kitabı çevirirken metnin otantik yapısını bozmamaya çalıştık. Hadis Tahrici: Klasik metinlerde yer alan hadis rivayetlerinin kaynaklarına vakıf olmak ve rivayetlerin kritiğini yapmak, amacıyla geliştirilen tahriç yöntemi, müellifin referans ağını okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Biyografi ve Bibliyografi Çalışması: Biz ulaşabildiğimiz kadarıyla mektuplarda adı geçen şahıs yer ve kitap isimleriyle ilgili bilgiler toplamaya çalıştık.
500.00 ₺ -
Mektubatı Rabbani Tercümesi Cilt 3
Kelime Anlamı: Geleneksel medrese eğitiminin yaygın metin çözme yöntemi olan kelime anlamı medreselerde halen etkin bir okuma biçimidir. Çeviri: Kitabı çevirirken metnin otantik yapısını bozmamaya çalıştık. Hadis Tahrici: Klasik metinlerde yer alan hadis rivayetlerinin kaynaklarına vakıf olmak ve rivayetlerin kritiğini yapmak, amacıyla geliştirilen tahriç yöntemi, müellifin referans ağını okuyucunun gözleri önüne sermektedir. Biyografi ve Bibliyografi Çalışması: Biz ulaşabildiğimiz kadarıyla mektuplarda adı geçen şahıs yer ve kitap isimleriyle ilgili bilgiler toplamaya çalıştık.
500.00 ₺