-
Böyle Şeyler Filmlerde Olur
Beş yıl sonra kendimi edebiyat dergileri toplantılarında, sahaflarda, pijamalarımı çekmiş hâlde taksitlerini yeni bitirdiğim kanepede uzanırken, çekirdek çitlerken, bebek severken, halı sahada kalecilik yaparken, olmadık şutları çıkarırken, umulmadık goller peşindeyken, parlak imgeler peşinde depar atarken… Beş yıl sonra kendimi..
105.70 ₺ -
Ölümlünün Yaşam Fragmanları
Asil Çam, Ölümlünün Yaşam Fragmanları ile edebiyatımızın uzun yıllardır aradığı dolaysız, serinkanlı ama derinlikli bir gerçekçiliği öykü dünyamıza getiriyor. Huzurevleri, endüstriyel depolar, bakımsız iş hanları ya da icra dairelerinde geçen bu öykülerin anlatıcısı, yaşama çabasının tekdüzeliği ve bayalığı içinde kendi biricik varoluşunu yitirmemek için ironiye tutunuyor. Asil Çam ayrıca, edebiyatımızda çoğunlukla gözden kaçan “çalışma hayatı” gerçeğini yaratıcı bir bilinçle öyküye taşımasıyla yeni bir kapı da aralıyor. — Selçuk Orhan
97.30 ₺ -
Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz
Dünyayı istila etmek isteyen uzaylıların satır aralarında özgürce dolaştığı, baba-oğul iki sineğin türlü maceralardan geçtiği, martıların işlerini güçlerini bırakıp hikâye anlattığı, dört harflilerin Red Kit’in atını aramak için güçlerini birleştirdiği bu öyküler esrarengiz bir kurgu evreninde buluşuyor. Hüseyin Kılıç, neşeli hikâye anlatıcıları vasıtasıyla okuru sayfalar arasında merakla kaybolacağı bir dünyaya davet ediyor. Buyurun; Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz.
160.30 ₺ -
Evrenin Yatışmaz Yapısı ve Diğer Öyküler
Evrenin Yatışmaz Yapısı’nda Aykut Ertuğrul, okurlarını yine metinlerarası bir şenliğe çağırıyor. Muzip bir başlangıcın neşesini ve beklenmedik bir vedanın kederini aynı anda içinde barındıran bu görkemli şenlik, aslında kim için düzenlendi? Yazarın mütemadiyen seslendiği sahici okurlar için mi? Selam vermekten bıkmadığı; cümlelerine, dizelerine hatta eser adlarına musallat olduğu büyük ustalar için mi? Eleştirmenler, akademisyenler ya da çağdaşları için mi? Yoksa bu tuhaf ve rahatsız edici şölenin, düzenleyeni de davetlisi de yalnızca yazarın kendisi mi? Maharetini geleneğin coşkulu ve sonsuz ırmağına, muhayyilenin müphemliğine ve şimdiki zamanın insanı hep şaşırtan tekinsiz oyunlarına bağlayan yazarın gerçek niyeti ne? Kim bilir? Belki hepsi, belki hiçbiri. Türk öyküsünde fantastik, mitoloji ve postmodernizme dair konularda 2000’li yılların başından beri, yazıları, hazırladığı kolektif kitaplar ve öyküleriyle hatrı sayılır çalışmaya imza atan Aykut Ertuğrul, yeni öykü kitabıyla okurun karşısında.
104.30 ₺ -
Bir Avuç Dünya Kutulu 2 Cilt
“Cemal Şakar, günümüz edebiyatının o bildik sığ akıntısının dışında, gürültüsüz, derinden akan bir öykünün peşinde. Böyle bir seçimin seyirci azlığı ve tezahürat yokluğuna uğraması, işin doğasından kaynaklanmakta. Ama unutmamak gerekir ki bu, yarınlara kalmanın ve kalıcılığın da bir gereği.” Necip Tosun “Cemal Şakar’ın öyküleri, simülatif göstergelerin dışındaki temalarıyla ve haksızlığa uğramış figürleriyle “kara gerçekliği” anlatır. Sıklıkla kara, karanlık kelimelerinin kullanımı, öfkeyi yansıtan ünlemler, içe çekilip büyütülen sessizlikler, uğranılan haksızlıkların dilidir. Onun öykü dünyası, geniş bir açıyla bu karanlıkla yüzleşmedir.” Ertan Örgen
699.30 ₺ -
Goncanın Üçüncü Günü
Yücel Balku, öykülerinde rüyalar, labirentler, efsaneler, gizemli semboller ve tılsımlarla dolu; tarihle şimdinin iç içe geçtiği alışılagelmiş zaman tasarılarının yıkıldığı esatirî bir evren inşa etti. Aynı zamanda geleneksel anlatılar ve modern metinlerle kurduğu sahici bağ, ona nadir rastlanan bir muhayyile gücü ile eskimeyen hikâyeler yazabilme yeteneğini bağışladı. Goncanın Üçüncü Günü’nde karşılaştığımız her kahramanda ve hikâyede keşfedilmeyi bekleyen bir gizem vardır. Okur, her öyküde heyecanla bu gizemin izini sürer. Yazarın tasarladığı mekânlar ve anlatılar keşfin gerçekleşmesi için oluşturulmuş yollardır. Öyküler okurun ancak sonsuz iç bağlantılar ve ipuçlarıyla çözebileceği açık uçlu bir evrende geçer: Bazen bir düşle, bazen haritalarla, bazen içinde hikâyemizin yazılı olduğu bir cevşenle, bazen uzaklardan gelen bir iğdenin kokusu ve bazen de kıvrılarak önümüzden geçen bir yılanın bıraktığı izle yolumuzu buluruz. Sükûtun en yaşlı hüneridir; çok derin susup dünyayı dışladığınıza inandığınız anda içinizdeki bir tohuma sessizce su verir. Yeşerirken ruhunuz bile duymaz.
76.30 ₺ -
Sükut Ayyuka Çıkar
Türk yazınının anlatı ormanında yeşeren ve doğrudan ölümsüzlüğe yürüyen Sükût Ayyuka Çıkar; büyülü yılanlardan, ejder yüreklerden, haritalardan, oyunlardan, çeşmelerden, sulardan, rüyalardan, kadim dillerden doğan; hiç duyulmamış ancak tanıdık bir masal. Doğu’nun heybesindeki hikâyeleri gün yüzüne çıkaran Yücel Balku sisli dağ eteklerindeki kayıp manastırları, göllerin kalbindeki batık şehirleri, ak pürçekli ninelerin kadim ve kederli kelimelerle anlattığı eski masalları; su üstüne çizilmiş haritaları zamanı ve mekânı kendinden menkul bir âlemde buluşturuyor. Balku, büyük ve zor sorularını Sükût Ayyuka Çıkar ile sonsuzluğa bırakıyor. Asıl mesele Çerbetân, nargile tütüyor henüz. Duman neyi söyleyebilir ki kıvrıla kıvrana? Bal gibi biliyoruz aslında; bir aşk bitebilir, tütün tükenebilir, milyonlarca çocuğa babalık edebilir bir insan. Unutmak da mümkün belki ama hayat bitmese iyi olur değil mi, böyle kıvrıla kıvrana!
174.30 ₺ -
Göl İnsanları
“Edebiyatta bitaraf olan, yalnız kalem ve kağıttır. İnsanı sevmek, hiçbir mana ifade etmez. Döğüşen insanlardan bir tarafı seveceksin. ‘Sınıfların mücadelesi’ ve ‘insanın tabiatıyla mücadelesi’ diye iki büyük kavganın içindesin. Kurşun kalemde kemiklerim, stilomda kanım var.” Kemal Tahir, romanlarında olduğu gibi öykülerinde de tarih ve toplumun kültürel birikimine dayanan, “kurtarıcı unsur” olarak nitelediği, yerli ve çok yönlü bir gerçekçiliğin peşindedir. Onun için; marazlarıyla, erdemleriyle, alışkanlıklarıyla, âdetleriyle; özellikle de milletin dünya görüşü olarak tanımladığı diliyle Göl İnsanları’nı ve/veya Türk köylüsünü anlamak; Türkiye’yi anlamak demektir. Türk insanını çözümleme çabasının olağanüstü ürünleri olan bu öyküler, Kemal Tahir’in özellikle Çankırı, Çorum ve Kırşehir Cezaevlerinde Anadolu insanıyla karşılaşmalarının ilk sonuçlarıdır, denilebilir. Cezaevi deneyimi onu Anadolu’nun çıplak, yalınkat gerçeğiyle karşılaştırmış, böylece edebiyat onun “mücadele silahı” haline gelmeye başlamıştır. Göl İnsanları’nda “Çoban Ali”, “Kondurma Siyaseti”, “Arabacı”, “Nam Uğruna” gibi öyküleriyle Anadolu’daki farklı toplumsal kesimlerin hayata ve dünyaya bakışını hayranlık uyandıran bir isabet ve nesnellikle yansıtan Kemal Tahir, aslında edebiyattaki kavgasını ve yazılacak şaheserlerini de haber vermiş gibidir. Nitekim onun öykülerinin ilk okuru sayılan Nâzım Hikmet şöyle yazmaktan kendini alamamıştı: “Çok yüksek bir yere çıkıp haykırmak istiyorum: ‘Şu Göl İnsanları hikayelerini yazanı biliyor musunuz? O daha ne güzel şeyler yazacaktır.’”
419.30 ₺ -
Sağırdere
“Her sanatçı, içinden çıktığı toplumun insanlarını konu alır; onun için en büyük gerçek, kendi insanlarının gerçeğidir.” Kemal Tahir’in bir romancı olarak çıktığı uzun ve meşakkatli yolculuğunun ilk durağı ve ilk romanı olan Sağırdere, insanımızın yoksulluk ve gurbetle sınandığı, genç Cumhuriyet’in taşradaki sancılarına odaklanıyor. Türkiye’nin modernleşme meselesinin taşra-merkez arasındaki etkileşim üzerinden ele alındığı bu roman, insanlar arasındaki iktidar ilişkilerinin evrenselliği ile çeperini genişletiyor. Toplumu, hazır kalıplar; köyü, ütopik klişeler ile anlamaya çalışan bütün yaklaşımların tersine Kemal Tahir, kendi insanının gerçeğine odaklanarak deneyim ve gözlemin ışığında önemli çıktılar elde ediyor. Renkli üslubu ile okurlarının zihninde oluşturduğu son derece gerçekçi roman kahramanlarını toplumsal çözülmelerin içinde sınıyor. Sağırdere, onun benzersiz roman evreninin giriş kapılarından biri olarak her daim tazeliğini korumakta.
349.30 ₺ -
Belki de Yanlış Bir Leyla
Bu bir çöl masalı değildir. Zaten Leyla da bildiğiniz Leyla değil. Son dönem Türk edebiyatının dikkat çeken romancılarından Kadir Daniş, bu kez bir öykü kitabı ile karşımızda. Sosyal adaletsizliğin bireydeki tezahürlerini etkili bir toplumsal hicivle metinlerinde işleyen Daniş, Belki de Yanlış Bir Leyla’daki öykülerinde, kötülüğün derinliklerini ve aydınlığa çıkma olasılıklarını keşfediyor. Kâbusların, yanlış umutların, engellenen arzuların ve yıkılan hayallerin hikâyesini anlatıyor. Yazar, karakterlerinin çektikleri ıstıraptan, insan olmanın acziyetiyle dolu görkemli bir drama yaratıyor. Belki de Yanlış Bir Leyla, insan ruhunun ahlaki dayanıklılığına ve saygınlığına dair dokunaklı bir övgü; ahlaki alegorilerin, yozlaşmanın, saplantıların, trajedilerin ve ruhsal krizlerin sürükleyici bir portresi.
146.30 ₺ -
El Fusul fi Siretir Rasul
"El-Fusul fi Siratir-Rasul", İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in (SAV) hayatını, sünnetlerini ve toplum üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde inceleyen bir eserdir. Bu kitap, O'nun Mekke ve Medine dönemlerini, peygamberlik öncesi ve sonrası yaşamını, ahlaki yönlerini ve liderlik vasıflarını ele alır. Ayrıca, Hz. Muhammed'in (SAV) örnek mücadeleleri, sabrı ve adaleti, tüm zamanların en etkileyici liderlerinden biri olarak nasıl anıldığını göstermektedir.
550.32 ₺ -
Sosyobeyin
İnsanı gerçekten var kılan nedir? Bir hücrenin karmaşıklığından toplumsal yapıların derinliğine, biyolojik donanımdan zihinsel sıçramalara uzanan bu uzun serüvende insan; yalnızca nöronların, genlerin ya da toplumsal zorunlulukların bir toplamı mıdır? Talip Yiğit, Sosyobeyin'de ezber bozan bir yolculuğa davet ediyor okuru. Biyolojik bir organizma, bilişsel bir özne ve toplumsal bir aktör olarak insanın var olma şartının; kendi içine kapanık bir zihinde değil, dışsal etkileşimde ve doğanın kadim ilkesi olan "uyumlu farklılık"ta yattığını savunuyor. Biyoloji, nörobilim, toplum bilimi ve felsefenin kesişim noktasında duran bu eser; insan beyninin prensipsiz görünen esnekliğini, kolektif bilincin imkânlarını ve modern dünyanın "deneyim yıkımı" karşısındaki çıkış yollarını aralıyor. Sosyobeyin, hazır cevaplar sunmaktan ziyade sizi zor sorularla yüzleştiriyor: Zihnimiz özgür bir alan mı, yoksa kurgulanmış sistemlerin bir uzantısı mı? Yapay zekânın ve ektogenezin eşiğinde insan kalabilmek nasıl mümkündür? Uyumsuzlaşan bir dünyada "uyumlu farklılık" içinde bilişsel düzeyde var olmak ne anlama gelir? İnsanın doğasına dair köklü soruları yeni bir gözle sormaya hazır olanlar için zihinsel sınırları zorlayan, sarsıcı ve derinlikli bir yapıt.
280.00 ₺ -
-
Kırmızı Kod Ben Kendim Bizzat Öğretmen
Bir sınıfa her gün aynı öğretmen girmez. Bazen sabırlı, bazen yorgun; bazen ne yaptığından son derece emin, bazen de eve dönerken “Acaba bugün doğru mu davrandım?” diye düşünen biri girer. Çünkü öğretmenlik ders anlatmaktan ve sınıfı yönetmekten çok daha fazlasıdır. Bir çocuğu fark etmek, ne zaman konuşup ne zaman susacağını bilmek, sınır koyarken incitmemek, gerektiğinde kendi alışkanlıklarını da sorgulayabilmektir. Öğrencilerimle gerçek bir duygusal bağ kurabiliyor muyum? Otorite kurarken çocuklardan ne kadar uzaklaşıyorum? Kalabalık bir sınıfta her öğrenciyi ayrı ayrı görebiliyor muyum? Veli yorumları beni neden bu kadar etkiliyor? Mesleki olarak nereye gitmek istiyorum? Hatalarım karşısında kendime adil davranıyor muyum? Meslektaşlarımın yorumlarını neden üstüme alınıyorum? Öğretmenliğe duyduğum hevesi kaybediyor muyum? Metin Özdamarlar ve Oya Doğan, bu kez öğretmenliğin acı tatlı yanlarına değiniyor ve bu mesleği icra ederken sorulması gereken soruların peşinden gidiyorlar. Çünkü değişim bazen kendimize sormayı unuttuğumuz doğru soruları bulduğumuzda başlar. Sınıfta, öğretmenler odasında, veli görüşmelerinde ve insanın kendi içinde biriken iki yüze yakın soru ve cevaplarından oluşan Ben Kendim, Bizzat Öğretmen’i okurken deneyimli bir öğretmen arkadaşınızla samimi bir sohbetin içinde gibi hissedeceksiniz.
210.00 ₺ -
Çocuğunuzu Kim Yetiştiriyor
Sosyal medyada hayatlarını seyrettiğiniz; çocuğunun kahvaltısından avokado püresini, önünden etkinliğini eksik etmeyen, evdeki eşyaların yerli yerinde durduğu, tek bir saçı bile dağılmamış anne-babaları gördükçe siz de kendi ebeveynliğinizi sorguluyor musunuz? Sosyal medya, çocuk yetiştirmeyi mahrem bir yolculuk olmaktan çıkarıp bir performans yarışına dönüştürdü. Algoritma; korkularımızı, zaaflarımızı ve yetersizlik hissimizi öğrenip daha iyi bir ebeveyn olmamız gerektiğini söyleyen görüntüleri peş peşe önümüze çıkarıyor. Bizse farkında olmadan hem kendimizi hem çocuklarımızı başkalarının terazisinde ölçüp biçiyoruz. Salih Uyan, aşırı ebeveynlikten algoritmaların dünyasına, yapay zekânın çocukların hayatında giderek büyüyen rolünden dopamin döngüsüne, ekranın tuzaklarından akran zorbalığına kadar bugün çocuklarımızın zihnini ve karakterini şekillendiren görünür görünmez etkileri ele alıyor. Çocuğunuzu Kim Yetiştiriyor, yeni ve süslü bir ebeveynlik modeli sunmuyor. Bunun yerine çevrenizdeki sesleri kısıp kendi iç sesinizi duymaya; çocuklara organik çocukluklarını geri vermeye; sıkılmalarına, beklemelerine, hata yapmalarına alan açmaya davet ediyor.
238.00 ₺ -
Yol Deriz Ona
Yol Deriz Ona’da; bir oğulun babasına, bir kulun tanrısına duyduğu, gitgide duaya dönüşen karanlık ve derin sevgi, kelimelere bürünüp sese dönüşüyor, şunun gibi: “Tanrım, ne zaman diye sormayı çok istiyorum, ama sana yalvarırken gözlerin gözlerime bakıyor mu, bilmiyorum.” Okurun rahatını bozan, onu irkilten, sarsan, şairlerden ödünç alınmış o zor sorular, yazarın sesine karışıyor, şunun gibi: “Hiçbir şeye bakmadığında nereye bakar insan?” Adaletsizliğe, zulme uğrayan her kadın adına ve her kadın için kökleri tarihin derinliklerinde bir direnç sese dönüşüyor Ava’nın ruhunda, şunun gibi: “Unutmak değil, hatırlamak değil, yalnızca yaşamaya devam etmek istiyorum. Ağaçları yeniden görmek istiyorum, kuşları yeniden. Yalnızca kelimelerimi geri istiyorum, yalnızca sesimi.” Sümbülefendi’de dolaşan rüzgârlar, ötüşüyle İstanbul’u susturan martıların sesi, babasıyla ve düşmanla aynı anda savaşan yiğit bir oğulun mırıltısına karışıyor, şunun gibi: “Sevgi, ölümden güçlüdür. Şimdi biliyoruz.” Şimdi biliyoruz. Gülşen Funda, ikinci kitabında pek çok sesin arasında kendi sesini arıyor, kendine ait, kendine has, kendi imgeleriyle örülü, kendi yolundan yürüyen o korkusuz ve görkemli sesi. Daha güzeli, onu buluyor da! Öyleyse şimdi sıra dinleyicide, okurda, sese muhatap kılınanlarda. Aykut Ertuğrul
109.20 ₺ -
Önce Biraz Ağladılar
Önce Biraz Ağladılar, gizli bir iple birbirine bağlanmış gibi görünen yedi öyküden oluşuyor. Geçmişte bir âna saplanıp kalmış, uzaklaşmaya çalışan ama eninde sonunda o âna geri dönen, iç dünyalarındaki çalkantılar adımlarını yavaşlatsa da yola devam etmenin çaresini arayan karakterlerin öyküleri bunlar. Gürdamur’un kişileri, kimi zaman yeryüzünden yana yaratıcısına dert yanacak kadar cüretkâr, kimi zaman kayıpları karşısında toparlanamayacak kadar hisli, kimi zamansa yoluna çıkan bir geyiğin gözlerinde, yaşamın aydınlık ve karanlık sınırlarını seyredecek kadar derin. Dördüncü öykü kitabında Gürdamur, artık iyice belirginleşen bir savunma hattına yerleşiyor güçlü kelimeleriyle. Hakikatle bir derdi olanların kendi benliğiyle mücadele ettiği, kendine karşı savaştığı; kendisiyle, zamanla, toplumla yüzleştiği o kaçınılmaz hatta… Böylece Dostoyevski’nin insanlık karşısındaki soylu karamsarlığı öyküler boyunca eşlik ediyor anlatıcılara ve okura: “Önce biraz ağladılar, sonra alıştılar. Aşağılık insanoğlu, her şeye alışır.”
118.30 ₺ -
Asılsız Hikayeler
Tanrısal bakış açısının sessizliğiyle başlıyor Asılsız Hikâyeler, çocukluğun masum hevesleriyle şekillenen dualarla devam ediyor. Prospektüs’ü en sonunda saklı yirmi hikâyede; buzlu bir camın ardındaki belirsizliğe duyulan merak etme hissinden zarar görmeden koleksiyonuna geri dönmek isteyen pula geniş bir hayal gücünün evreni okurla buluşuyor. Naime Erkovan, Asılsız Hikâyeler’inin her birini farklı farklı türlerde kaleme alıyor. Böylelikle öykü türünün edebiyat içindeki gücünü ve sınırlarını zorluyor. Çerçeve anlatım, bilinç akışı, takvim hikâyeleri, diyalog, zaman daralması ve genişlemesi, tanrısal bakış, ben anlatıcısı, ikinci anlatıcı, parodi, ironi, kişileştirme ve medyalararası gibi tekniklere ve anlatıcılara yer veren Erkovan, edebiyat öğretmenlerinin, öykü konusunu anlatırken kullanabilecekleri kaynak bir esere imza atıyor.
174.30 ₺ -
Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk
Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk’ta yazar, sizden, kurduğu zekice oyunun bir parçası olmanızı istiyor. Her bir öyküde, sanki biraz daha düşünsek tanıdığımız birini anımsatacak gibi görünen, eşine az rastlanır karakterlerin derinliklerine daldıkça, aslında kendi benliğimizin unuttuğumuz bir parçasının temsili olduklarını şaşkınlıkla keşfediyoruz. Biraz deli, biraz kusurlu, biraz eksantrik, hayatın kırık parçalarının arasında gariplikleriyle parıldayan tiplerin ilginç dünyasında hayretle dolaşırken bazen kendi normalimizin sallantıda olduğunu fark edecek, bazen de kendimizi biraz daha normal hissedecek hatta kendi tuhaflığımızı sevinçle kutlamak isteyeceğiz. Çağdaş Türk romanı ve öyküsünün önemli isimlerinden Güray Süngü̈, bu öykü kitabında, dile sihirli bir dokunuş yaparak, olağanın içinden çıkan olağanüstü̈ bir atmosfer kuruyor. Yazar, hayatın absürt detaylarına göndermeler yapıyor, yabancılaşmanın yarattığı boşluklara ve yalnızlığın karanlık yanına bakıyor. Aşk izleği, ince bir doku halinde kendini hissettirirken; sevginin ve nefretin çeşitli yüzleri birbirine dönüşerek okuru selamlıyor.
139.30 ₺ -
Vicdan Sızlar
Güray Süngü, Vicdan Sızlar’daki öykülerde sıradanı sıradışı kılan tuhaf karakterlerin ve olayların evrenine kapı aralıyor. Her bir öykü, varlığını bildiğimiz ama belki de sesini duyamadığımız hayatların çığlığını duymamızı sağlıyor ve bizi adım adım kendi gerçeğimize yaklaştırıyor. Güray Süngü’nün her metninde gördüğümüz tuhaf, absürt, yolunu kaybetmiş karakterler, her birimizi, üstünü örtmeye çalıştığımız yönlerimizle yüzleştiren karmaşık ve ironik bir yolculuğa çıkarıyor. Kendi dünyalarında kaybolmuş gibi görünen bu karakterler, okuyucuya beklemedikleri bir anda ayna tutuyor, tüm sıradanlıklarıyla orada duran gerçekliğin sınırlarını zorlayan birer kara mizah figürü gibi okurun karşısına dikiliyorlar. Vicdan Sızlar’da dil, yazarın hünerli ellerinde şaşırtıcı biçimlerle dönüp bükülüyor, kelimeler keskin bir ironiyle zihninizin anahtar deliğinden içeri süzülürken aynı zamanda kocaman bir gülümseme vadediyor.
132.30 ₺ -
Ben Alageyik
Arda Arel’in masalsı öyküleri büyülü, cümbüşlü bir dünyayı, bambaşka bir zaman ve mekânı mümkün kılıyor. Bir hikâye nasıl başlar, nasıl biter iyi bilen bir anlatıcının sözcükleri rüyalarla, yollarla, Dede Korkut’un duasıyla, yedişerden uç veren bir geyiğin boynuzuyla, nehrin kaynağına ulaşırsa ejderhaya dönüşecek koi balığıyla, yedi umman buharlaşsa ve yüce dağları aşıp aylarca sahraya yağsa susuzluğu dinmeyecek avcıyla kesişiyor. “Sağa baktım, sola baktım, kimseler yoktu. Ormana geldiğim gün gibi öksüz kaldım ve anladım; orman ehline orman, âdem ehline Yuva gerek.”
118.30 ₺ -
Gölge Yontusu
Gölge Yontusu, tarihin ara ve çıkmaz sokaklarında keşfedilmeyi bekleyen belli belirsiz izlere odaklanıyor. İnsanoğlunun çağlar değişse de hiç değişmeyen netameli taraflarına çeviriyor bakışlarını. Böylece yüzyıllar öncesinden günümüze uzanan ışıltılı bir dehliz açılıyor önümüzde. İyilerin yanında yeryüzünün lanetlilerini de öykü evrenine dahil eden Alkan Kılıç, okuyucularını düşsel bir yolculuğa çıkarıyor. Kimler yok ki bu bitimsiz galeride? Gılgamış, Kazıklı Voyvoda, Marcus Aurelius, Hermas, Lâgarî Hasan Çelebi, İbn Battûta, Karacakız, İmruü’l Kays, Devadatta, Paracelsus, Abraham İbn Ezra ve daha niceleri... “Gölgem olmadan nasıl cevherim olur? Karanlık olan da benim bütünlüğüme aittir ve ben gölgemin bilincine vararak herkes gibi benim de bir insan olduğumu hatırlarım.” Carl Gustav Jung “Gölge, sadece görmezden gelindiğinde veya yanlış anlaşıldığında düşman haline gelir.” Marie-Louise von Franz
132.30 ₺ -
Tuhaf Olan Onlar
İyi yazarların ayırıcı vasıflarından biri de şüphesiz bu dünyaya dair bir bakış geliştirmeleridir. Üslup, bu bakışla oluşur; bir yazarın farklı zamanlarda kaleme aldığı metinler arasındaki tematik yakınlaşmanın sebebi çoğu zaman budur. Dahası iyi eseri, pek çok alanda olduğu gibi edebiyatta da hüküm süren vasat olandan ayıran da başka niteliklerinin yanı sıra bakış açısıdır. İyi bir yazar, onu hikâye ederken dünyaya, zaman içinde geliştirdiği o kendin has bakışıyla bakar ve yorumlar; hangi “biçim”de ne yazıyor olursa olsun metne imzasını da böyle atar. Murat k. Murat’ın ilk öyküsünden beri başardığı ve anılması gereken vasfı budur işte. Önce ilk kitabı Bir Zamanlar Dünyada’da, ayrıntıları seven, hep görünenin ötesine yönelen, dünya içinde başka dünyalar, hikâye içinde başka hikâyeler arayan keskin gözleriyle dikkatleri üzerine çekti. Şimdi artık ustalığa adım atan bir hikâye anlatıcısının cüretiyle okura değil, eleştirmenlere değil, başka yazarlara bile değil, sanki sadece inşa ededurduğu kurmaca dünyasına aşina olanlara hatta belki kitabındaki karakterlerine şöyle fısıldıyor: “Merak etmeyin, Tuhaf Olan Onlar.” Kabul edelim ki bu, güçlü ve karşı konulamaz bir fısıltı. Aykut Ertuğrul
132.30 ₺ -
Cumhurun Ölüm İlanı
Öykü serüvenine Cumhur’un Ölüm İlanı ile kaldığı yerden devam eden Ali Yağan, her öyküsünde ölümün farklı bir veçhesine yakından bakıyor. Titizlikle çalışılmış kurgularla, hikâye içinde hikâye anlattığı “sonsuz” öykülerle okuru ölümün çemberinde dolaştırıyor. Ölmeden önce ölen, kendi mezarını kazan, ölümün uzaktan duyulan sesiyle yolculuğa çıkan kahramanlar, yazarın hünerli kalemiyle unutulmaz karakterlere dönüşüyor. Ezel ile ebed arasındaki mesafeyi kelimelerle kat eden ve bu uçurumda öyküsünün hem anlatıcısı hem kahramanı olan Yağan, en çok da insanın kendi hikâyesini anla(t)madaki acizliğine dikkat çeker: “Artık insan kendi aleyhinde bir şahit ve bir delildir.” Onun öykülerinde hikâyesini anlatma sorumluluğu sırtına yüklenen insan, sanki biri ona “yıkıp yeniden var ettiğimizi hikâye et.” diye fısıldamış gibi ölümün ve dirimin kıyısında cesaretle dolaşır. Bütün hikâyeler gibi; yazan, dinleyen ya da okuyan her zaman bir son bekler, oysa hikâyelerin, bu birbirine girmiş anlatıların sonu yoktur. Karlı günler gelir geçer, fırtına diner, mevsim bahara, yaza döner ama anlatılanlar tükenmez. Yüzyıllar sonra da anlatılacak olanlar aynıdır
132.30 ₺ -
Taşıyacak Bizi Rüzgar
“Her şey gölge ve uçan tozdur; duyulan tek ses rüzgârın havalandırıp sürüklediği şeylerden gelir, rüzgârın ardında bıraktığından başka sessizlik de yoktur.” Fernando Pessoa Belleğin hileli oyunları, zamanın yıkıcı etkileri ve insan ilişkilerinin karmaşıklığına dair derin ve ilginç bir görü sunan Taşıyacak Bizi Rüzgâr’da gerçeklik her an değişip başka bir çehresiyle görünür oluyor. Öyküler, kimi zaman şehrin gri duvarları arasında dolaşıp günlük yaşamın en basit anlarına odaklanıyor kimi zaman da fantastik ve masalsı bir kurgunun içinde, düşsel coğrafyalarda dolaşıyor. Rüyalar, mitler, eski masallar, dilden dile anlatılagelen o sırlı hikâyeler sanki yeni bir dil aracılığı ile kendi gerçekliğimizin içinden bizimle konuşuyor. Bazen distopik bir atmosfer, bir rüyanın parçasıymış gibi etrafımızı sararken, bizi gerçeğe çağıran hamleler, zamanın ipliğini nazikçe çözüyor. Bu kontrastla; anılarımızın, duygularımızın ve bizi inşa eden köklerimizin birbirine nasıl dolandığını keşfediyoruz. Bu kitapta; arada kalmışlık, merak ve tekinsizlik kol geziyor. Böylelikle kurgu, okurun ilgisini her öyküde diri tutuyor.
195.30 ₺ -
Çocuklar İçin Mektubat İmam Rabbani
İmam Rabbani Hazretleri’nin Mektubat isimli kitabı toplamda 534 mektuptan oluşan üç ciltlik bir eserdir. İmanı, ahlakı, erdemi, ilmin önemini, Kur’an okumanın faziletini, doğru inancı, Allah’ı anmanın insana verdiği huzuru, dua etmenin bereketini, ahirete hazırlanmanın önemini, sabrı, şükrü, tevekkülü, ihlası ve tefekkürü ayet ve hadisler ışığında anlatır. Bu büyük ilim hazinesinden çocukların da istifade etmesi için büyük bir çalışma içerisine girdik. İlk önce çocukların anlayabileceği bölümleri seçtik. Ve yine onların anlayacağı bir dille kaleme aldık. Gerekli yerlere açıklayıcı notlar ekledik. Renkli ve resimli yaparak onların dikkatlerini canlı tutmaya çalıştık. Geriye kıymetli çocuklarımızın istifadesi kaldı...
174.00 ₺ -
Ölmek İçin İyi Bir Gün Değil
Ölmek için iyi bir gün var mıdır? Selma Aksoy Türköz, Ölmek İçin İyi Bir Gün Değil’de, silikleşen hayatların kapısını sık sık çalıyor. Farklılıkları, renkli bir mozaik gibi içinde barındırma iddiasındaki toplumda, gruplar arasındaki sınırların belirginliği, aidiyet arayışındaki kayıp karakterlerin hikâyeleri yankı buluyor; arafta kalmış ruhlar, kendi içlerinde, yabancılaşmış bir dünyada var olma mücadelesini sürdürüyor. Onların belleklerine bir diken gibi saplanan gerçeklik, kırık dökük umutlarının arasında yeniden ve daha büyük bir güçle inşa edilmeyi bekliyor. Savaş, göç, afetler ve yıkıcı toplumsal olaylar, insanlığın ortak ve evrensel hikâyelerinin çekirdeğini oluşturur. Peki ya bu büyük kırılmaların sonrası nasıldır? Bunlardan geriye kalan yaşamda yabancılaşma ve ötekileşme günlük hayatın en sıradan anında küçük ama keskin çiziklerle nasıl hissettirir kendini? Türköz’ün öykü kahramanlarının her an şu soruları sorduklarını duyar gibi oluruz: Gerçek savaş hangisi, barışı kim sağlayacak; kendinde kaybolmuş olanın evi nerede ve varacağı yer neresi? Yazar, kahramanlarıyla karşı karşıya getirmekten çekinmediği gerçekliğin sert yüzünü, küçük hayatların sessiz hikâyelerinde bile keşfe açıyor. Bunu yaparken, kurguyu ve üslubu oldukça canlı tutuyor; anlatımının bir ayağı gerçeklikte iken diğer ayağı rüyalarla örülü büyülü-gerçekçi bir zeminde dolaşıp gidip geliyor. Tıpkı şunun gibi: İki kent arasındaydı; biri onu bekliyor, öteki hemen unutuyordu.
139.30 ₺ -
Makrokozmos Öyküleri
Çağdaş kurmacanın cesur sesi Güray Süngü, kâinata dair merakını belli ki gizleyemiyor. Merak uğruna yaşayan birinin neler yapabileceği ise malumunuz… Yazar, zaman ve mekânın bulanıklaştığı tuhaf yeni dünyayı, eşref-i mahlukatı, gelenleri, gidenleri, geride kalanları, gündelik anlardaki büyük gerçekleri, paralel evrenleri, aynı anda hem pek çok şeyi hem de hiçbir şeyi keşfetmek üzere gözü kara bir cambaz gibi davranıyor; zor ve tehlikeli binbir türlü oyuna başvurmaktan çekinmiyor. Kurallara, olağana, akışa, hayır abartmıyoruz, her şeye tersten bakmak da buna dâhil! Makrokozmos Öyküleri, dünyada olup biteni anlamak için bizzat ona tersten bakmaya bir çağrı!
132.30 ₺