-
Aşağıda Çok Yer Var
Ebediyet arzusundan bir türlü kopamayan fertlerin toplumla yaşadığı gerilimleri ve Homo Ludens (oyuncu insan) olarak adlandırılan insana has davranışların kökenini keşfeden Aşağıda Çok Yer Var, geleneksel masalsı anlatı ile postmodern anlatı arasında köprü kuruyor. Dünyanın aşırı yapılaşma sonucu tamamıyla düzleştiği bir dönemde ortada kalakalan iki tepenin serüveni ile başlayan öyküler; palindromik (tersten okunuşları da aynı olan) dillerin temelini ve gelişimini okuyucusuna zekice sunarken toplumdan soyutlanmış, evinden çıkmayan insanların birden tetiklenen sosyal anksiyetelerini de ele alıyor. Arif Semih Sulubulut, tekdüze yaşayan insanın hayatını özgünleştirme çabası olarak pazarlanan intihar eylemini ve bireylerin tutunduğu kültür ögelerinin birer birer yıkılışını alışılmışın dışında bir tavırla aktarıyor. Huizinga’dan Durkheim’a, Tolstoy’dan Feynman’a kurduğu derin bağlantılar ve sade anlatımıyla Aşağıda Çok Yer Var okuyucusunun zihninde yeni pencereler açıyor.
139.30 ₺ -
Aplay Suite
Aplay Suite, anlatıcısını yiyen bir anlatı; okurun acımasız okuyuşlarıyla tamamlanan bir büyüsü var. Okuyacaksanız, dikkat edin: siz okudukça yazarın ruhu sızlayabilir. Gerçi o da biraz bunu istiyor gibi. Öykü ile deneme arasında gidip gelen bir formda yazılmış bu öyküler, yazı ile var olma arzusunun, yazarlık saplantısının, edebiyatın kutsal ama kıyıcı/yıkıcı doğasına dair derinlikli, ironik ve postmodern bir “ben anlatısı” kuruyor. Mustafa Aplay, kendi varyasyonlarını farklı öykülere yerleştirerek bir yazarlık miti inşa etmeye çalışıyor. Bunu; ironik bir kurgu çatısı altında, didaktik olmadan; karakterin iç sesiyle, mizahla, groteskle, parodiyle ve zaman zaman edebiyat dünyasının absürtlüğüyle harmanlayarak sunuyor. Sait Faik’in sert gölgesi, Yücel Balku’nun şeytani kurguları, Bilge Karasu’nun Dil’i, Feyyaz Kayacan’ın iç burkan tuhaflığı; hepsi metnin damarlarında dolaşıyor. Ancak bu kitap bir taklitler senfonisi değil, bir zincirin halkası, bir lanetin devamı. Genç bir anlatıcının edebiyatla kurduğu kirli, trajikomik ilişki ve okurun yazara hükmettiği tersyüz edilmiş bir edebiyat evreni absürt bir mizahla inşa ediliyor.
160.30 ₺ -
Loretta
Güzide Ertürk, Loretta’da insanın dünya ile ilişkisinin başlangıç anına dönüyor ve ilk düşüşün yarattığı kırılmadan doğan bir öykü evreni oluşturuyor. Yatağın kenarından, rafın ortasından, bir ağacın dalından, omuzdan, uçurumdan ya da iskeleden düşüşle yeniden doğuşu ve varoluşun karmaşık hallerini öyküye çağırıyor. Anlatıcı, yazar ve kahraman rollerini tersine çeviren, kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırları zorlayan, yaşamın ve ölümün ötesine uzanan bakışıyla iki dünya arasında geçişken bir sınır oluşturan Ertürk, olasılıkların peşinden cesaretle gidiyor. Loretta’da kurulan masalsı, fantastik, gotik atmosferde insanın nefis, kader ve tarihle savaş halindeki gerilimli ilişkileri, okuyucuya alışılmışın dışında bir okuma deneyimi sunuyor.
174.30 ₺ -
Anlat Onlara
Masal, doğası gereği kolektif belleğin biçimlendirdiği ama bireysel tahayyülün yeniden inşa edebildiği bir anlatı formudur. Arketipler, imgeler ve metaforlar aracılığıyla uzak kültürlerin düşünce yollarına açılırken bugünün okurunu da düşünsel olarak beslemeye devam ediyor. Anlat Onlara’da yer alan öyküler, hem eski bir hikâyeyi taşıyor hem de ona yeni bir söylem kazandırıyor. Eski anlatılar, bugünkü modern estetik ve düşünsel yaklaşımlarla yeniden kuruluyor. Kitaptaki her yazar, bilinen bir masaldan yola çıkarak kendi yaşamına, sezgisine, vicdanına kulak veriyor ve masalın içinde saklı olanı bir anlatı yöntemi hâline getiriyor. Anlat Onlara’da yer alan öyküler, farklı görüntüler altında içimize sızıyor; düşünceyi, hayali ve hafızayı yeniden biçimlendiriyor.
349.30 ₺ -
Gezgin
Kalabalıkların ortasında sessizce yürüyenlerin, sorularla dolu olup cevaptan çok anlamı arayanların kitabıdır Gezgin. Her okuyucu için farklı bir yerden başlar, farklı bir yerde biter. Kimi için bir içe dönüş yolculuğu, kimi için çocukluğa açılan bir pencere. Cibran’ın anlatımı, ne geçmişte ne gelecektedir; her şey şu anda, okurun gözlerinde ve yüreğinde yeniden kurulur. Karakterler semboldür, nesneler mecaz, cümleler ise gölge. Bu kitap, baştan sona bir çöl yürüyüşüdür. Ne varış noktası bellidir ne yolun uzunluğu; ama her adım, okurun kendi merkezine biraz daha yaklaşmasına olanak tanır. Gezgin, öğreti sunmaz; ama okuruyla birlikte düşünen, birlikte susan, birlikte yürüyen bir bilinçtir. Sayfalar bittiğinde kitap değil, sessizlik konuşur. Halil Cibran, bir nar tanesinde evreni, bir dilencide insan onurunu, bir delide saklı bilgeliği bulur. Onun her metni, okuru dışarıdan içeriye çağırır; bir masal gibi başlar, bir iç konuşmaya dönüşerek sona erer. Onun sesi, hayatı gözlemleyen bir tanığın dingin sesidir. Sesi, gezginin sesidir; gezdiği yer yalnız taşlı yollar, çarşılar ya da çöller değil, insanın labirentleridir.
209.30 ₺ -
Utanç Verici Çocukluk Arkadaşım
Yazma eylemi, en azından bazılarımız için sevdiğimiz yazarlarla, metinlerle yürüttüğümüz sonsuz bir sohbettir. Buna kimi “oyunsuluk” der, bir başkası deneysellik, metinlerarasılık, postmodernlik… Oysa bu, yazmanın ve var olmanın ta kendisidir. O gösterişli, mükemmel, büyüleyici kurmaca evreninde elini kolunu sallayarak dolaşabilme ehliyeti yeter bazılarımız için. Bartu Çay’ın öykülerini okurken bu yürüyüşün telaşını, neşesini bir arada görüyorum. Peki okur neden eşlik etsin bu yolculuğa? Coşkulu bir yolculuğun ilk adımına şahitlik etme sevinci gönlü yüce okurumuza yetmiyorsa eğer, kendisine şunu söyleyebilir: Vonnegut, Borges, Perec, Calvino, Atay bugün yazsa nasıl yazarlardı? O üslup katilleri, hayal ülkesinin fatihleri, bulmaca kralları, kurgu sihirbazları, muzip dehalar; zamanımızın nesnelerini, bizi kuşatan, ele geçiren şeyleri nasıl görürlerdi? Instagram canlı yayınları, Bitcoin felaketleri, sosyal deneyleri andıran tuhaf kamera şakaları, rüya bulmacaları, mitik sıçramalar arasında Bartu Çay işte tam olarak bu soruya cevap arıyor. Böyle bir ilk kitap, sadece hünerli bir kurmaca yazarını değil, aynı zamanda ikinci kitabı da müjdeliyor. Bizlere ise aylar önce ilan edilen temposu yüksek bir MMA maçını bekler gibi beklemek kalıyor. Aykut Ertuğrul
167.30 ₺ -
Açık Deniz
Açık Deniz, düşsel olanla gerçeğin, bilinçdışıyla kolektif hafızanın, kadim hikâyelerle bugüne ait öykülerin iç içe geçtiği özgün bir anlatı evreni. Güçlü bir tahkiyeyle şehrin belleğinden yükselen öyküler; gündelik olanın cazibesini sıradanlıktan kurtarıyor, gerçekliğin katmanlarını görünür kılıyor. Bir süt dişinden koca bir uygarlığın hafızası aşikâr oluyor, rüyalar geçim kaynağına dönüşüyor, harfler insan bedeninde geziniyor, koku iplikleri şehri keşfe çıkarıyor ve eski bir duvar halısı uzak diyarları gezdiriyor. Şeyma Samur hem iyi hikâyeler toplayan bir hikâye avcısı hem de güçlü bir hikâye anlatıcısı olma yolunda ilerliyor. Katmanlı kurgularla ördüğü metinlerde biçimsel çeşitliliği cesurca kullanarak okuru sürekli değişen bir derinliğe bırakıyor. Her öykü, kendi içinden yeni bir öykü doğuruyor; bu çoğalma, okuru metnin kıyılarından uzaklaştırıp açık denizlere sürüklüyor. Açık Deniz, masalsı ama modern diliyle okura, bilinenin sınırlarını aşmayı, iç denizlerinin derinliklerinde yolculuğa çıkmayı vadediyor.
139.30 ₺ -
Eriyen Karlar
Eriyen Karlar, hayatın sessiz gölgelerinde biriken yükleri, zamanın insanda bıraktığı izleri ve insanın kendi iç coğrafyasında açılıp kapanan yarıkları ele alan çarpıcı bir kitap. Cemal Şakar hem acıya hem hatırlamaya hem de insanın kendisiyle yüzleşen tarafına yakın duran öyküler kuruyor. İnsanı daima iki zaman arasında ve kendi iç sesinin arafında koruyan Şakar, geçmişi ne bütünüyle geride bırakıyor ne de gelecekte yeni bir sığınak oluşturuyor. Şimdi köyümün girişindeyim. Her yan kar. Sessizliği bölmekten korkuyorum. Kalakalıyorum olduğum yerde. Çocukluğumun evi, harman yeri… her şey görüş alanımda. Hatırlamak değil bu; çocukluğuma ve gençliğime dair fotoğraflar geliyor gözlerimin önüne. Bakıyorum tek tek karelere: avluda, traktörde oturmuşum; arkamdan kimin olduğu belli olmayan iki elin desteğiyle duruyorum. Muhtemelen babam. Sonra, satılmış o eve hep uzaktan baktım; traktörün tepesinde ya da avluda yalınayak, hayretle bakışım.
174.30 ₺ -
Otlar ve Ölüler Arasında
Hatice Mert Yunak’ın ilk öykü kitabı Otlar ve Ölüler Arasında’da, okuru, atmosfer odaklı, dil işçiliği kuvvetli bir eser karşılıyor. Minimalist gerçekçiliği tekinsiz bir atmosferle harmanlayan yazar, karakterlerin ruh hallerini eşyalar ve doğa üzerinden somutlaştırıyor ve hüznün taşıyıcısı haline getiriyor. Yunak, çocukluk yaralarının üzerine örtülen perdeleri usulca kaldırmayı deniyor, taşra hayatının durgun görünen yüzeyinin altındaki derin çatlakları, ruhsuz yudumlara sığınan babaları, geçmişinden kaçmaya çalışırken gölgelerine yakalanan kadınları, çiğ, çıplak ve sarsıcı anları soğukkanlılıkla resmediyor. Büyük ve karanlık hakikatin izini sürerken öykü kahramanlarının hikâyelerini iç içe aynı suda akıtıyor. Otlar ve Ölüler Arasında, anlatılmayanların, toprağın altında bekleyenlerin, kendi hikâyesinden kaçmak isterken ayağı takılıp düşenlerin öykülerini bir araya getiriyor.
140.00 ₺ -
Adımın Hiç Verilmemiş Olmasını Dilerim
bu, onların hikâyesi; hayatla anlaşamayan insanların. yaşamlarının içinde eğreti duranların; hayatı, sandalyeye bıraktıkları ceketi her an alıp gidiverecek gibi yaşayanların. onların varlıkları, mekânlara ve ilişkilere tam olarak yerleşmez; yaşamları, tutunacak bir alan olmaktan çok, kısa süreliğine uğranan bir bekleme odası gibidir. kendini sık sık hissettiren ölüm düşüncesi de bir son gibi değildir; aksine, bu eğreti hâlin mantıksal devamı gibi sessizce gezinip durur; var olmanın ağırlığını ve gitme ihtimalinin hafifliğini aynı düzlemde düşünmeye iten bir duygu ve atmosfer yaratır öykülerin içinde. aleyna uçar’ın öyküleri, detaylı bir işçilikle, hep o benzer tanıdıklığı gösteren, tutarlı bir biçimde inşa edilmiş karakterlerin dünyasından parçalar seçip anlatan metinler. olup bitenden çok, onların neyi nasıl hissettiğine odaklanırız. bu öykülerde yazar, aynadaki çatlakların her birini ayrı bir nehir yatağına benzeterek anlatır. adımın hiç verilmemiş olmasını dilerim, suskunlukların, yabancılaşılan duyguların ve insan ilişkilerindeki görünmez iktidarın peşine düşen güçlü bir ilk kitap.
140.00 ₺ -
Durak Koşusu
“Ruh tüm güzelliklerinden soyundu. Harflerin direkleri soyuldu. Örgüsü çözülen hafızası sicimlere dolandı...” Nevra Gözde’nin sesi, ilk adımlarının ahengi çok tanıdık değil mi? Onlarsız bir Türk öyküsünden bahsedemeyeceğimiz öykünün pek çok eski ustasının ilk adımları gibi; güçlü, çığırtkanlıktan uzak ve kendine has. Durak Koşusu’nda Anadolu mitlerinin nefesini, geleneğin telaşsız yavaşlığını da modern kentin o yapış yapış absürtlüğünü, fast-food dükkanlarının, plazaların boğucu gürültüsünü de duyuyoruz. Yazar, ayrı uçları şaşırtıcı bir hünerle birbirine dikiyor. Ortaya çıkan manzarada ise biz okurları, hem kendimizi hem de kaybettiğimiz o “şeyi” buluyoruz. “Hikâye nerede?” diye soruyor Nevra Gözde bir yerde. Cevap veriyorum: Hikâye, işte burada! Durak Koşusu’nun tam kalbinde. Aykut Ertuğrul
140.00 ₺ -
Durmaksızın Ölürler
Sebahat Meraki, ilk öykü kitabı Durmaksızın Ölürler’de, yaşam ile ölümün iç içe geçtiği tekinsiz bir anlatı evrenine davet ediyor okuru. Oğlunun canı için bir “cazu”ya giden anne, on yıllık sırrını kırmızı bir ipek gömleğe saklayan terzi, sirk ışıkları altında hayatlarını üç saniyeye sığdıran ikizler ve istilacı karıncaları bekleyen bir aşçı... Ölümün bazen bir başlangıç bazen de kanlı bir takas olduğu bu öyküler, kadim inançlara ve folklorik unsurlara yaslanırken, yazar bu köklü mirasın insan zihnindeki yansımalarını, gerçeklik ile rüya arasındaki o muğlak sınırda işliyor. Durmaksızın Ölürler, sessizliğin gürültüsünü duyanların, kaderini bir eşikte bırakanların, her gün yeniden ölüp her gün yeniden doğanların sarsıcı anlatısı.
174.30 ₺ -
Tasa Kuşları
İlk kitabıyla Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü alan Merve Uygun, Tasa Kuşları’yla çıtayı biraz daha yükseğe taşıyor. En az yaşadığımız dünya kadar girift ve bir o kadar tanıdık bir dünya inşa ediyor. Masallardan tanıdığımız o kederli kuşa yepyeni bir ontolojik varlık kazandırıyor. Tasa Kuşları’nın kanat sesleri geliyor. Geleneksel olanla dijital olanın, masallarla Reels videolarının, çok konuşma salgınlarıyla yapay zekâ komutlarının; Dubai çikolatasının absürt ışıltısıyla bir aile yemeğinin ağırlığının arasından… Tasa Kuşları’nın kanat sesleri geliyor. Güçlü olmanın, güçlü kalmanın hatta “yenilmezlik” arzusunun şaşırtıcı kırılganlığından; beklenen bir kargonun kozmik bir hayal kırıklığına dönüşmesinin büyüsünden… Büyülü gerçekçilik ve fütürist gerçekçiliğin sınırlarından, dün, bugün ve yarının arasından… Tasa Kuşları’nın kanat sesleri geliyor. Ama bu ses aynı zamanda kendisine sahici bir “ara yer” inşa eden iyi bir yazarın hikâyeler denizi üzerinde hünerli uçuşunun kanat sesi. Kederin, sessizliğin tuhaf matematiği ve akıl almaz mimarisi arasında kanat çırpan bir öykücü ve öyküleri, okurunu bekliyor. Aykut Ertuğrul
160.30 ₺ -
Tahta Evler Demir Kutular
İnsan, kendi içindeki çocuktan köşe bucak kaçtığında gerçekten büyümüş sayılır mı? Geçmişin usulca yaklaşan gölgeleri, içten içe büyüyen korkular, kimseye söylenemeyen sırlar… Tahta evlerin hatıralarla dolu dünyasından çıkıp demir kutulara sığınanların serüvenleri… İroni, kara mizah, toplumsal yergi temelleri üzerine kurulan öykülerinde Alkan Kılıç, modern yaşamın zincirleri arasına sıkışmış insanların iç seslerine kulak veriyor. Yeryüzünün giderek daha fazla gürültüye, sahte parıltılara boğulduğu bir zamanda otantik varoluşun ve sahiciliğin izlerini sürüyor. Bazen ıssız bir tepede, bazen bir tesadüfte, bazen bir laboratuvarda, bazen görülen bir düşte ansızın ortaya çıkan kırılma anlarına odaklanıyor. Tahta Evler Demir Kutular, insan ruhunun karanlık odalarına açılan öyküleri ile okuru sarsıcı bir yolculuğa davet ediyor.
242.20 ₺ -
Ada
Eşekler ve köpekler ölür. Fırtınalar kopar. Aşk çok uzaktadır artık, kendisi için geriye ancak hayıflanma ve hasret kalan insan umduğu kahramanlığı hiç gösteremez. Adasını terk edemez. Özgür atlar vardır var olmasına ama avcılar dört bir yandan kuşatır onları, kementlerle avlar, köleleştirir. Özgürlük eski, silik bir rüyadır artık. Fallarda acı, hazin sonlar görünür hep. Balkan edebiyatının önemli isimlerinden Meşa Selimoviç’in gidemeyenleri, ızdırapla hatırlayanları, çılgınca özleyenleri, akıbetini öfkeyle bekleyenleri, kabullenemeyenleri anlattığı Ada, ilk kez Türkçede. “Günün birinde gideceğim.” “Nereye?” “Neresi olursa.” “Ne zaman?” “Hiçbir zaman.”
160.30 ₺ -
Erken Gelen Turnalar
Büyümek, olgunlaşmak, yetişkin olmak ne demektir? Kişi, ne zaman bir çocuk olmaktan çıkar ya da nasıl sorumluluk sahibi bir birey olur? Hayatın kendisine yüklediği görev ve ödevleri yerine getirdiğinde mi, yoksa çevresindeki dünyaya, ona dayatılan koşullara başkaldırıp hesaplaştığında mı? Cengiz Aytmatov, Erken Gelen Turnalar’da erginleşmeye dair bu evrensel sorulara cevap arıyor. Okul sıralarından kalkıp doğa ve insanlarla amansız bir mücadeleye girmeye mecbur edilen Sultanmurat ve dört arkadaşının hikâyesi Erken Gelen Turnalar. Beraberinde getirdiği tüm o yıkımla savaşın, doğanın ve -kuşkusuz- toplumsal hayatın sert ve acımasız koşullarının orta yerinde kıyasıya bir mücadelenin, olgunlaşmanın, büyümenin ve yetişkin olmanın hikâyesi.
139.30 ₺ -
Cüneydi Bağdadi
Yazar, bu romanında bizleri 9. yüzyıl Bağdat’ına doğru Cüneyd-i Bağdadî ve onun marifet ehli cemaati ile birlikte manevi bir yolculuğa çıkarıyor. Çıktığımız bu yolculuk esnasında, yıkılmış olan Pers ve Bizans medeniyetinin enkazı üzerine inşa olan görkemli İslam medeniyetinin kuruluşuna eşlik ediyoruz. Bu sayede dil bilimlerinin, fıkıh, kelam ve felsefe ekollerinin kuruluşuna da yakından şahit oluyor, o dönemde yaşanan ve İslam tarihinde çok önemli bir yer edinmiş Halku’l-Kur’an krizi esnasında İbn Hanbel’in, ilahi aşk davasında ise Semnûn ve arkadaşlarının yargılanma sürecini merakla takip ediyoruz. Ayrıca el-Hallâc’ın yargılanıp çarmıha gerilerek idam edilmesine sebep olan şartların ve sebeplerin yakından tanığı oluyoruz. Bir yandan da Bağdat’ın giyim kuşam, yemek ve hatta koku kültürüne aşina olmak da cabası. Farklı fikir akımlarının ve siyasi görüşlerin hakim olduğu bir dünyada payandası aşk, marifet ve sevgi olan tasavvuf ve kültüre dair bir otorite inşa ederken bizler romanın kahramanı olan Cüneyd-i Bağdadî’nin sadece tasavvufi değil, beşeri hayatına da dair bütün aşamaları tek tek izliyoruz.
237.30 ₺ -
Güneşli Tarafta
Nobel ödüllü Yugoslav yazar İvo Andriç yarım kalmış bu eserinde okuru Balkanlar’da ve kendi geçmişinde sürükleyici ve derin bir yolculuğa davet ediyor. “Güneşli Tarafta isimli roman, yazarın şahsi biyografisini bir romana dönüştürme denemesi olarak önemli bir çalışmadır. Bu şekilde ‘Ex Ponto’ ve ‘Nemiri’ isimli mensur şiirlerden ikilemleri ve ruh hallerini öyküleştirmiş, kendisinin geçmişteki hücre deneyimlerini anlatı ve daha az bilinen biyografik bir şekilde dramatize etmiştir. Muhtemelen bunda istediği sonucu elde edemediğinden romanı yazmaktan da vazgeçmiştir. Güneşli Tarafta romanı, her açıdan, Andriç’in 20. yüzyılın 20’li ve 30’lu yıllarında yayınladığı üç öyküden farklıdır.” - Radovan Vuçkoviç “Evrimsel kriterler açısından Güneşli Tarafta ‘romanı’ Andriç’in lirik evreden epik evreye geçişinde bir köprüyü temsil etmektedir. Birçok özelliğine göre, bu öykü Andriç’in önceki eserlerine daha yakındır. Burada söz konusu olan, tam bir roman karakteri yaratmak amacıyla lirik bir konuyu, epik bir prosedürün yerine koymaktır. Lirik temeli ile Toma Galus’un romanın bütünündeki bir faktör haline gelmesi mümkün görünmemektedir. Bu nedenle o belki de yaratıcısının şiirsellik ve yaratıcılık anlamındaki olgunlaşmasının bir çeşit bilinçli kurbanı olarak algılanabilir.” - Janeta Cukiç Perişiç
202.30 ₺ -
Üsküp Dilencileri
Kim Mehmeti, insanlık tarihi kadar eski Üsküp’teki dilenci silsilesini ve gizemli geleneklerini konu alarak Balkanlar’ın bir dönemine ışık tutuyor. Üsküp Dilencileri, Osmanlı’nın Makedonya’dan çekildiği günlerden Tito ve Enver Hoca dönemlerine uzanan metaforik bir başyapıt… “Daha önce tadılan ve sonrasında kaybedilen bir sevgiye karşı duyulan özlem öyle bir acıya dönüşür ki sanki bedeninin içinde bir kurt beliriverir ve asla ölmeyen ama özlem duyankişinin benliğinde daha da sağlamlaşan bu kurt insanın beynini, yüreğini kemirip durur…”
114.10 ₺ -
Kuyu
“Çiçeklerin annemin hastalığı yüzünden mi solduğunu yoksa çiçeklerin solması yüzünden mi annemin hastalandığını asla öğrenemedim. Fakat nehrin kıyısındaki eve yerleşmeden bir hafta önce annem yatağa düştü ve bu sırada çiçekler sanki don onları yakmış gibi soldular. Tüm bu yaşananlar, annemin iyileşmesini bekleyip beklememe ya da hasta halde alıp yola çıkma konusunda ne yapacağını bilmeden bahçede dolanan babamın daha da çok canını sıktı. Belki de annemin sağlığının düzelmesini bekleyecekti ama babamın annemi hasta halde alıp, ata bindirip gitmemizi hızlandıran, beklenmedik bir şey daha oldu. Babamın atın üzerindeki hasta annem ile yeni eve doğru yola çıkmasının sebebi kuyunun dibindeki kırmızı benekli balıkların ölmesiydi. Yani annemin hastalanmasından ve kuyunun etrafındaki çiçeklerin solmasından birkaç gün sonra kuyunun dibinden kötü bir koku gelmeye başladı. Babam bu kokuya sebep olan şeyin ne olduğu görmek için gittiğinde sararmaya başlayan ve uzaktan soluk bez parçacıklarına benzeyen balıkları gördü.”
139.30 ₺ -
Yoldaş Zylonun Yükselişi ve Düşüşü
Komünizm ve sosyalizm hicvi bir kara roman. Arnavutluk’ta sosyalizm zamanı geçen, bürokrasi ile insan ruhunun çatışmalarını konu alan, yozlaşmayı kara mizah ile anlatan bir eser. Bu kitap, düştükçe yükselenler ve yükseldikçe düşenler için… Okuduğumuz bu roman zor şartlar altında can bulmuş bir romandır. İlk bakışta sosyalizm döneminin özgürlüğe izin vermeyen katı kurallarına uyan bir şekilde yazılmış gibi dursa da aslında büyük bir zekâ ve ima ile yazılmıştır. Derin ve şaşırtıcı bir hiciv ile karşı karşıyayız! Alen Boske- Le Figaro Okuduktan sonra insanda hem bir tebessüm uyandıran hem de bir iç sızısını var eden bu kitap sayesinde geçmişimizi hatırlıyoruz. Ralf Shuler- Neue Zeit
251.30 ₺ -
Satranç Ustası Don Sandalıonun Romanı Ketebe
Unamuno, bu romanında satranç oyunu için iki kişinin paylaştığı yalnızlık yorumunu getiriyor. Kahramanımız usta oyuncu Don Sandalio, kendini soyutlayarak adeta kutsal bir görevi yerine getiriyor ya da dini bir eylemi gerçekleştirirmişçesine satrancın derinliklerine girebiliyor. Okuyucuya da İspanyol filozof/yazar Miguel De Unamuno’nun oyun içinde oyun kurduğu bu deneyime ortak olmak kalıyor. “ Robinson Crusoe yalnızdı. Gustave Flaubert yalnızdı ve insan ahmaklığına katlanamıyordu,bence Don Sandalio da yalnız biri ve ben de biryalnızım. Ve tüm yalnızlar, Felipe, Felipem, birer mahkûmdurlar. Her ne kadar özgür hareket etseler de birer tutukludurlar.”
118.30 ₺ -
Aşkın Postacısı
Bilodo, sakin bir hayat süren, yirmi yedi yaşında bir postacıdır. Elektronik posta ve telefon çağında hâlâ mektuplaşmayı sürdürenler son derece ilgisini çekmektedir ve ne zaman şahsi bir mektup taşısa, teslim etmeden önce okumak gibi kötü bir alışkanlığı vardır. Bu alışkanlık, bir şaire düzenli olarak haiku gönderen Ségolène’in mektuplaşmalarına şahit olmasını sağlar. Bilodo’nun bir bilinmeyene -Ségolène’e- karşı beslediği aşk gerçeklikten uzak bir şekilde büyürken, tuhaf bir talihsizlik zinciri ona tam da ihtiyaç duyduğu anda büyük bir fırsat sunar. Ve Bilodo kişiliğini ve hayatını tamamen değiştirecek bir döngünün içerisinde kendini bulur.
125.30 ₺ -
Bir Cep Mendilinin Otobiyografisi
Amerikan hayatını, coğrafyasını, tarihini ve sosyal yapısını anlattığı eserleriyle Amerikan edebiyatına eşsiz katkılarda bulunduğu kabul edilen James Fenimore Cooper Bir Cep Mendilinin Otobiyografisi’yle ortaya teknik ve içerik açısından benzersiz bir çalışma koyuyor. Bir cep mendili insana bir toplumla ilgili ne söyleyebilir? Düşününce her şeyi... Cooper’ın anlattığı cep mendili de hammaddesinin toplandığı araziden üreticilerine, üstündeki emeğin sahiplerine, satışa sunulduğu mecraya, kullanıcılarına ve kullanıcılarının arasındaki ilişkiye kadar okuruna bütün bir Amerikan coğrafyasını ve toplumunu anlatıyor. Üstelik bunu bizzat yapıyor: Bir Cep Mendilinin Otobiyografisi’nde anlatıcı, edebiyat tarihinde ilk kez, gerçekten de bir cep mendili! Teknik başarısı, kendine has mizahı ve eleştirel diliyle aradan geçen 150 yıldan fazla zamana rağmen özgünlüğünü ve değerini koruyan Bir Cep Mendilinin Otobiyografisi edebi başarısının yanı sıra içerdiği ahlaki, sosyal ve tarihi tespitleriyle de çok yönlü bir klasik.
139.30 ₺ -
Çılgınlığın Dağlarında
Tuhaf-kurgunun mucidi ve Gotik edebiyatın devlerinden olan Howard Phillips Lovecraft, Amerikan edebiyatının da en önemli eserlerinden sayılan Çılgınlığın Dağlarında’da okuru “tuhaf ” bir yolculuğa davet ediyor. Gökleri delen dağların arasında, antik buzulların altında tarihin insandan önceki kahramanlarını, dünyanın kadim sahiplerini ve eski efendilerini keşfedeceğiniz gizemli, tekinsiz bir yolculuğa... Miskatonik Üniversitesinden gözü kara bir araştırma ve keşif ekibi “insan aklının” ve “insan biliminin” en çok baş tacı edildiği bir çağda el değmemiş Antarktika’yı keşfetmek, ona da hakim olmak üzere büyük bir sefere çıkar. Peki ama Antarktika gerçekten el değmemiş bir kara parçası mıdır? Tarih gerçekten insanla mı başlamıştır ve dünyanın gerçek efendisi sahiden de insanlık mıdır? Howard Phillips Lovecraft Çılgınlığın Dağlarında’yla okurunda yeni cevaplar, yeni sorular, hepsinden önemlisi köklerimize ve -ilginçtir ki- aynı zamanda geleceğimize dair “tuhaf ” bir duygu uyandırıyor...
139.30 ₺ -
Don Kişotun Dönüşü
Her şey, umursamaz bir bilge olan kütüphaneci Michael Herne’ün AslanYürekli Richard’ı konu alan bir tiyatro temsilinin sonrasında kostümünü çıkarmayı reddederek Orta Çağ kıyafetleri ile dolaşması ile başlar. Canlandırdığı karakter artık kendisidir ve olayların kısa sürede çığırından çıkması için gerekli ortam hazırdır. Yaşadığı coğrafyayı yakından tanıyan Chesterton bireysel, toplumsal, sınıfsal tüm kurumları masaya yatırıp ince ince hicvediyor. Günümüzle kıyasladığımızda belki unvanların, kurumların isimleri değişse de Chesterton’ın ortaya koyduğu eser, her döneme uygun, evrensel sonuçlara götüren nitelikte. Modern dünyayı değerlendirebilmek için bir önceki çağdan bakmayı deneyen yazar, son romanı Don Kişot’un Dönüşü ile ortaya çağını aşan ince bir mizah örneği koymuştur. Döneminde Bay Perşembe ile çokça ses getiren ve İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden sayılan Chesterton bugün hâlâ dikkatli ve iyi metin peşindeki okuyucunun ilgisini çekmeye devam ediyor. “Chesterton, bir Edgar Allan Poe ya da bir Kafka olabilirdi, ama çok şükürChesterton olmayı yeğledi.” - Jorge Luis Borges
139.30 ₺ -
Ölüm Ülkesinin Fethi
Geçtiğimiz yüzyılın hiçbir yazarı inanç, maneviyat ve doğaüstü temalarını, aralarında J.R.R. Tolkien, C.S. Lewis ve Owen Barfield gibi isimlerin de olduğu Oxford Üniversitesinin ünlü edebiyat topluluğu Inklings’in bir diğer önemli üyesi Charles Williams kadar büyük bir heyecan, tutku ve adanmışlıkla işleyemedi. Poetika, edebiyat eleştirisi ve biyografi metinlerinin ötesinde iyi ile kötü arasındaki bitimsiz mücadeleyi anlattığı romanları ile tanınan Williams, T.S. Elliot’ın deyimiyle “hem anlık bir heyecan hem de kalıcı bir mesaj veren” eserleriyle “20. yüzyılda İngiltere’nin yetiştirdiği en yetenekli ve etkili yazarlardan biri.” Charles Williams’ın roman türündeki uzun soluklu yürüyüşünün ilk adımı olan Ölüm Ülkesinin Fethi spekülatif kurgunun kurucu isimleri arasında yer alan yazar ile tanışmak için de iyi bir fırsat. Avrupa’nın doymak bilmez bir iştahla sömürdüğü Afrika halkları, evrensel aşkı gerekirse şiddet yoluyla bulmayı göze almış karizmatik bir liderin saflarında birleşiyor. Hor görülmüş, insanlık hasletleri kendilerinden sökülüp alınmış binlerce takipçisiyle Nigel Considine ordularını Avrupa’ya sürüyor. Peki kimdir bu Nigel Considine? Güce aç bir deli mi? Yoksa Kilise’nin iddia ettiği gibi Deccal’in ta kendisi mi? Belki de şiire ve yüksek sanata tutkuyla bağlı olan Roger Ingram’ın umduğu gibi çağın ışığı, “aklın” ruhlarımızı lekelediği zamanların azizi? Kim olursa olsun onun ateşlediği direniş dünyayı değiştirecek. Ölüm Ülkesinin Fethi yaşamın gizemi üzerine zeki, düşündürücü ve metafizik kurgu severler için mutlaka okunması gereken bir eser.
174.30 ₺ -
Hazar Sözlüğü
Borges, Nabokov, Calvino ve Eco... Yüzyılımızın imgeler ve rüyalarla oynayan dahilerine Milorad Paviç’i de ekleyin! Yüzyılın en heyecanlı, hayal gücü en yüksek edebiyat eserlerinden biri olan bu muzip kitap, çekinmeden söyleyebiliriz ki bir edebiyat şaheseri... - Sunday Times yüzyılın dahilerinden Milorad Paviç’in başyapıtı Hazar Sözlüğü yalnızca tarihi bir hadise ve oluşturduğu literatürle, Hazar halkının din değiştirmesi ve üç semavi dinin mensuplarının bu olayla alakalı olarak kaleme aldıklarıyla ilgilenmiyor. Aynı zamanda karşınızdaki, okumaya istediğiniz maddesinden başlayabileceğiniz bir sözlük-roman! Tedirgin olmayın. Hazar Sözlüğü’nün dairesel labirentine çekinmeden girin. Yazarının da söylediği gibi ister sonundan başlayın okumaya ister ortasından, isterseniz de daldan dala atlar gibi madde madde gezin: Bu romanın başı, gidişatı ve sonu zaten sizin zihninizde belirlenecek. Labirentin içinde pek çok şeyle karşılaşacaksınız: Başkalarının rüyalarında gezen rüya avcıları, çağları aşan aşklar, ölümcül aynalar, sihirli meyveler, zehirli kitaplar, dipsiz vazolar... Korkmayın. Bırakın Paviç’in maceraperest evreni ve zamanın, dillerin, okumanın, yazmanın, rüya görmenin ve neden olmasın, ölümün gizemi ele geçirsin sizi. “Zamanın aktığı yönü unutursan, pusula olarak aşkı kullan.”
209.30 ₺