-
Ortadoğunun En Uzun Günü
O gün insanlar, vicdanlarını öldürmek istediler. Onların bu isteği insanlığın en büyük musibetine ayna tutmuştur. Ortadoğu’nun En Uzun Günü, etkisi asırlarca sürecek bir vakanın başlangıç ânına götürüyor bizi. Golgota tepesine çıkan dikenli yolları, Hz. İsa’yı çarmıha götüren hükmün adımlarını, zulmün ve adaletsizliğin açtığı yara izlerini derinleştiriyor ve sorguluyor; günahı işleyen el kimin? Kararı alan mı, alınmasını sağlayan mı, çarmıhı inşa eden mi, ipi boyna geçiren mi, demiri döven el mi suçlu? Yoksa herkese bölüştürüldüğünde suçun sahibi ortadan kalkmış mı olur? Doğruyu söyleyebilme cesaretine sahip olmayan, vicdanının ışığı yolunu aydınlatmayan bir toplumda herkes o büyük suçun ortağı hâline gelir. Kolektif olarak işlenen suç ise kimsenin vicdanını rahatsız etmez. En büyük günahlar, böyle kolaylıkla işlenir. Muhammed Kâmil Hüseyin, Müslüman bir bakışla, Hz. İsa’nın göğe yükseltilişini ele alıyor ve bize, hep “o meşhur günün çağdaşı” olarak yaşayacağımızı hatırlatıyor. Çünkü o gün, haksız bir hüküm verildi ve kervan, zincirlere asılı iki kesik elle yürümeye devam etti.
167.30 ₺ -
Beş Katlı Apartmanın Altıncı Katı
Azerbaycan edebiyatının usta ismi Anar Ak Liman, Beş Katlı Apartmanın Altıncı Katı ve ilk kez bu edisyonda yer alan Tahmine’nin Son Sırrı ile okurunu selamlıyor. Elinizdeki bu başyapıtta Bakü’den İstanbul’a, Moskova’dan Afrika’ya başka başka mekânlara savrulan insanların coğrafyayla, gelenekle, aileyle ilişkisini berrakça görecek; 1960’lı yıllardaki Azeri toplumunun yaşamına tüm yönleriyle şahit olacaksınız. “Ben” ve “biz”in, insan ve toplumun, modernleşme ve geleneğin arasında kâh film yıldızlarıyla garsonlar hakkında konuşacak kâh İçerişehir’in fakir mahallelerinde dolaşacaksınız. Dönem atmosferini maharetle anlattığı kadar insan ruhuna da cesurca bakabilen Anar, Neşriyat Yayınevi adlı bir kurumda çalışan insanların hem birbirleriyle hem de de yaşamla kurduğu ilişkiyi yaşam kadar yakın ve derin bir açıdan izleme fırsatı sunuyor. Yer yer bir filmin içinde gibi hissettiren bu romanlarda Azeri türküleriyle, Fuzûlî beyitleriyle karşılaşmaksa okuru evdeymiş gibi hissettiriyor. Ulusal ve uluslararası edebiyat çevrelerinde eserleriyle dikkat çeken, sayısız ödüle layık görülen, romanları ve öyküleri otuzdan fazla dile çevrilen, filmlere uyarlanan, oyunları da onlarca sahnede sergilenen Anar, bu kitapta açıkça görüleceği gibi, yalnızca Azerbaycan’ın değil, kendi gerçekliğine özlem duyan her insanın yazarıdır.
419.30 ₺ -
Siluet Çalışmaları
Bir gün bacağımı kırdım, bu hayatımın en büyük macerasıydı… İyi okur, Kafka’nın defter ve günlüklerinde karşısına çıkan yapım aşamasındaki taslakları iyi bilir: bir ya da birkaç satırlık şifreli cümleler, kesintiye uğramış başlangıçlar, karalama girişimleri, nefesi kesilmiş paragraflar; öykü uçları, anlık fikirler, havada asılı kalmış düş kırıntıları… Son dönemin en özgün Fransız yazarları arasında yer alan, adı Vila-Matas, Luiselli, Gonçalo M. Tavares gibi isimlerin dahil olduğu “potansiyel edebiyat”çılarla anılan Pierre Senges, işte bu terk edilmiş fragmanları bir araya getiriyor; her birine birer devam yazıyor, Kafka’nın benzersiz üslubundan, dilinden, eşsiz takıntılarından, gecenin yarısında çiziktirip öylece bırakıverdiği bir cümlesinden el alıyor, boldla yazılmış harflerin ardına yerleştiriyor kendi sözcüklerini, Kafkaesk’i hayali bir işbirliğiyle kendisine mal ediyor. Sonuçta ortaya düşsel anlatılardan, kısa öykü, pastiş, parodi, çeşitleme ve mikro-kurgulardan oluşan deneysel bir eskiz koleksiyonu, nitelikli bir yazınsal dolandırıcılık örneği çıkıyor. Senges, yüz yıl önce yazılmış cümlelere büyüteçle bakarak oradan birtakım spekülasyonlar, mantık yürütmeler, çıkarımlar devşiriyor; çılgın monologlar, tersine çevrilmiş peri masalları icat ediyor ve okurdan bir kere başlamış olanın izini sürmesini, okumaya Kafka yazmışçasına devam etmesini istiyor.
118.30 ₺ -
Bambu Kitabı
Vladislav Bajac, birçok dile çevrilen ve büyük beğeni toplayan romanı Bambu Kitabı’nda, inşa ettiği masalsı atmosfer sayesinde okuruyla gerçek dünya arasına fantastik hikâyelerle örülü şeffaf bir perde geriyor. Ardından derin bir yeryüzü tecrübesi ve göz kamaştırıcı hikmet parıltıları ile dolu kahramanların kol gezdiği bir dünyada sersemletici, hayranlık uyandıran bir düşün içinde dolaştırıyor onları. İlhamını Prenses Kaguya Masalı ya da Bambu Kesicisinin Hikâyesi olarak bilinen kadim bir Japon halk masalından alan Bambu Kitabı’nda Bajac, modern dünyanın bilgisini, geleneksel Japon öğretileriyle; doğumdan ölüme pek çok ritüelde yer alan ve yaşamın her aşamasında insana eşlik etmesi bakımından bilgelik kaynağı olarak görülen bambu bitkisinin sıradışılığıyla birleştiriyor. Kralların, şogunların, keskin kılıçlı samurayların, manastır rahiplerinin sessizlik içindeki bilgece yaşayışları; hayal kırıklıkları, vicdan azapları ve ikilemlerle birleşiyor. Kahramanların, kimi zaman kaybedip kimi zaman buldukları hatta bazen düşmanlarına dönüştükleri esrarengiz çemberler, kâh bir kimlik arayışına kâh mistik bir bütünleşme hissine sebep oluyor. Eserleri pek çok dile çevrilen, şiir, öykü ve romanlar yazan Bajac, ülkemizde çok sevilen Hamam Balkaniya romanından sonra ikinci kez Türkçede.
139.30 ₺ -
Arapçayı Sevdiren Kitap 1 Alfa
Bu eser, Arapça öğrenmek isteyenlere kendi kendine ve sağlam bir temele dayalı biçimde Arapça öğrenme imkânı sunmayı amaçlamaktadır. Kitapta, Arapça öğreniminde “olmazsa olmaz” olarak kabul edilen en temel dilbilgisi konuları sade ve sistemli bir şekilde ele alınmıştır. Arapça öğrenme sürecine adım atan herkesin bu temel bilgileri kavraması, dil becerilerini ileri düzeylere taşıyabilmesi için zorunludur. Eserdeki konu sıralaması, uzun yıllara dayanan Arapça öğretim tecrübeleri ve uygulamalardan süzülerek oluşturulmuştur. Arapça öğrenmek isteyenlere tavsiyemiz, bu konuları sırasıyla takip etmeleri ve her birini tam olarak kavramadan bir sonrakine geçmemeleridir. Çünkü güçlü bir dil bilgisi, ancak sağlam bir temel üzerine inşa edilebilir. Bu kitabın, Arapçaya duyduğunuz ilgiyi sevgiye, sevginizi de kalıcı bir öğrenme tutkusuna dönüştürmesi dileğiyle…
637.50 ₺ -
Gramer Konularına Göre Arapça Soru Bankası
Gramer Konularına Göre Arapça Soru Bankası adlı bu eser, bilgilerin netliği, yerinde kullanılması ve doğru anlaşılması için öğrencileri sınavlara hazırlayacak ek kaynak ihtiyacını gidermek amacıyla yazıldı. Dilbilgisi kitaplarındaki okuma parçaları ve alıştırmalar da göz önüne alınarak ortalama 30-50 arası soru hazırlandı. Soruların cevapları beş seçenekli olarak test tekniğine uygun biçimde ilgili konuya odaklanarak yapıldı. Hangi kural ile ilgili olarak soru hazırlandı ise hedef bilgi olarak o kural seçildi. Böylece aynı kural değişik açılardan ve defalarca tekrarlanarak ''uygulama ve benzerlerinden ayırt etme becerisi'' kazanılmasına özen gösterildi. Soruların hazırlanmasında sarmal bir yaklaşım izlenerek konular birbiri üzerine yığılan tuğlalar şeklinde değil, iç içe örülen, başı ortası ve sonu arasında sürekli ilişki kurulan bir düzen içinde sunuldu. Kitaptan; İlahiyat Fakültesi, Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü, Açık Öğretim İlahiyat Fakültesi, Arapça Muafiyet sınavları ile Arapça Kurslarındaki öğrencileri istifade edebilir. Ayrıca Arapça YKS-YDT sınavlarına hazırlanan öğrencilere de faydalı bir kaynaktır. Kitabın son bölümünde soruların cevap anahtarları yer alıyor.
350.00 ₺ -
Agatha Christienin Kutusu
Arnavut yazar Mira Meksi, Türkçeye çevrilen ilk romanı Agatha Christie’nin Kutusu’nda baş döndürücü bir gizem sarmalı oluşturuyor. Aşk, ihanet ve cinayetin sırt sırta yürüdüğü kanlı serüven, okuyucuyu, Miss Marple, Hercule Poirot ve Sherlock Holmes gibi yüksek gözlem gücüne sahip birer dedektife dönüştürüyor ve kendisini, sinsice içine çekildiği polisiye girdabından çıkaracak bir anahtar aramaya çıkarıyor. Arnavut diplomat Mithat Bey ile genç sanatçı Nineta’nın, rüyaya benzeyen fakat yok edici bir güç de taşıyan aşklarının perçinlediği romanda, arka planda Arnavutluk’un bir asırdır süregelen sorunları ve Balkan devletlerinin siyasi arenadaki çekişmeleri ele alınıyor. Arnavut halkının sesini duyurmak amacıyla tozlu arşivlerin derinliklerinde kalmış gizli antlaşma belgelerinin izini süren başarılı diplomat, “aşkı cömertçe armağan eden büyüleyici şehir” İstanbul’da, rüyalarının şehrini yaşamakla şehrin rüyasını yaşamak arasında gidip geliyor.
132.30 ₺ -
Sınır Bölgeleri
Gerald Murnane’in son kurgu eseri olarak görülen Sınır Bölgeleri, anlatıcı-kahramanın, uzun yıllar yaşamını sürdüğü başkentten ayrılarak son yıllarını geçirmeyi planladığı sınır bölgesinde bir kasabaya taşınmasıyla başlıyor. Yazılarında otobiyografik ögelere sıklıkla yer verdiği için Murnane’in kendisi olduğunu iddia edebileceğimiz kahraman, yalnız kalarak ve yaşamının getirdiği tüm tecrübelere, görüntülere, renklere ve değişime uzaktan bakarak bir dizi anekdotu zihinsel imgeleriyle bir araya getiriyor. Murnane, kendisine 2018 yılında Avustralya’da Prime Minister’s Edebiyat Ödülü’nü kazandıran eseri Sınır Bölgeleri’nde hafızanın köşe ve kıvrımlarının hayal gücünün parlak renkleriyle iç içe geçtiği bir kurgunun peşine düşüyor. Hafıza, manzara ve imgeden yola çıkan yazar, hatırlamanın işleyiş biçimi üzerine eğilerek belleğini harekete geçiriyor. Sanki kendisine sık sık neyi, neden ve nasıl hatırladığını soruyor. Çocukluğuna, gençliğine, yetişkin hayatına dair umulmadık ayrıntıları bulup hafıza denen hazine sandığından çıkarıyor Bir elinde mutlaka ışığı, diğerinde karanlığı tutarak ikisinin kımıldanışlarının ortaya çıkardığı renkleri seyrediyor. Zihnin, mekâna, zamana, insana dair izlerden bazılarını seçerek sildiği, gerçeği bulanıklaştırarak değiştirdiği, an’ın ayrıntılarını yoğunlaştırdığı imge yumaklarını çözüyor ve birbirine bağlıyor. Murnane, tecrübelerimizi görkemli bir haritaya dönüştüren imgelerle, kavramların zihnimizde belirme yollarını araştırıyor.
174.30 ₺ -
Yabana Dönüş
Tutkulu Eustacia Vye, Egdon Fundalığının küçük topluluğundan kaçma hayaliyle günlerini geçirmektedir. Clym Yeobright’ın Paris’ten döneceğini duyunca, onunla evlenmeyi kafasına koyar ve bu sayede kırsal yaşamı terk edip başka bir yerde tatmin bulabileceğine inanır. Ancak hayal kırıklığına uğrayacaktır, çünkü Clym’in kendi hayalleri vardır ve bu hayaller Eustacia'nınkilerle çok az ortak noktaya sahiptir. Mutsuz evlilikleri, başta Eustacia’nın eski sevgilisi Damon Wildeve, Clym’in annesi ve kuzeni Thomasin olmak üzere yakınlarının hayatında yıkıma neden olur. Yabana Dönüş, romantik yanılsamanın trajediye yol açan potansiyelini ve kahramanlarının kendi kaderlerini tayin etme fırsatlarını nasıl teptiklerini gösterir.
300.30 ₺ -
Walden-İki
Walden-İki, ismini, filozof H. D. Thoreau'nun inzivaya çekilerek Massachusetts yakınlarındaki Walden Gölü kıyısında kendine kulübe inşa edip doğayla iç içe, sade, özgür bir yaşam deneyimini paylaştığı meşhur Walden kitabından alır. B. F. Skinner ise Walden-İki adını verdiği deneysel topluluk üzerine modern bir ütopya kurgular. Skinner’ın topluluğu mutlu, üretken, yaratıcı, hoş bir kırsal atmosferin tadını çıkaran, günde sadece birkaç saat çalışan, yaklaşık bin kişilik bir topluluktur. Çocuklar uzmanlar tarafından bakılır ve eğitilir. Yemekler güzel, sağlık hizmetleri kusursuzdur. Bol miktarda boş zaman vardır. Sanat, müzik, edebiyat gelişir ve bilimsel araştırmalar teşvik edilir. İlk kez 1948'de yayımlanan ve pek çok dile çevrilen bu polemik eser; aile krizi, özgürlük sorunu, demokrasinin yaşayabilirliği ve daha pek çok hayati meseleyi irdeliyor. Psikoloji profesörü B. F. Skinner okuru, sorunların bilimsel bir insan davranışı teknolojisiyle çözüldüğü bir toplumda gezintiye çıkarıyor. Bir varış noktasını değil, fakat başlangıç noktasını hedefleyen bir yolculuk…
300.30 ₺ -
Gizli Defterler
Savaşın ve yıkımın ortasında savrulup duran yüzlere bakın. Kim, kimin acısını gerçekten görebilir ve bir insanın neden gözyaşı döktüğünü hakkıyla kim bilebilir? Gizli Defterler, Sebastian Barry’e Costa Yılın Kitabı ve James Tait Black Anma ödüllerini kazandırmasının ve pek çok farklı dile çevrilmesinin yanı sıra, orijinal adıyla, Jim Sheridan yönetmenliğinde beyaz perdeye de uyarlanmış, çarpıcı bir roman. Çok ödüllü yazarın bu eseri, yüzüncü yaşını Roscommon Akıl Hastanesinde kucaklamaya yaklaşan Roseanne’in, uzun ve dayanılmaz acılarla dolu yaşamından arta kalanların “epik bir trajedisini” sunuyor. Roseanne’in döşemenin altına gizlediği defterler, Doktor Grene’in, hastasına ilişkin notlarıyla bir araya geliyor ve pırıltılıları kaybolmuş anılardan yapılma bu yapboz parçaları, bütün bir yaşam serüveninin can alıcı noktalarını ortaya çıkarıyor. Yirminci yüzyıl ortalarının İrlanda’sında yaşanan çatışmalar, savaşın yarattığı dehşet duygusu, toplumu kuşatan çaresizlik ve ikiyüzlülükle bir yandan kaotik İrlanda portresi resmedilirken bir yandan da vaktiyle, hayranlık uyandıran güzelliğini herkesin kıskançlıkla seyrettiği bir kadının hayatını tepetaklak eden atmosfer okuyucuya ustalıkla aktarılıyor. Sebastian Barry’nin bilincin gelgit oyunlarıyla anlattığı hüzünlü hikâye, nerede çözüleceğini bilmediğimiz bir düğümle bizi baş başa bırakıyor.
139.30 ₺ -
Siyah Kalem
“Kara Kalem” yahut Siyah Kalem kimdi? 15. yüzyılın sonlarında, Orta Asya bozkırlarının göçebelerinden etkilenen bu esrarengiz ressam, zamanının estetik kurallarına aykırı çizimler bıraktı geriye. Gerçekçi üslubu İslam sanatı tarihçilerinin her zaman ilgisini çekti. Topkapı Müzesi'nde korunan eserlerinden oluşan bir albüm onun sırrını hâlâ saklar. Bu albümde, bir yaz vakti günlük işlerini yapan kadın ve erkeklerin yanı sıra şeytanlar ve kötü yaratıklarla dolu gizli törenlerin tasvirleri de yer alır. Peki Tebriz sarayından gelen bu sanatçı neden unutulmaya mahkûm bu halklara dair bu kadar çok kanıt bıraktı? Bir serginin salonlarında dolaşırken aniden başka bir zamandan, başka bir kıtadan gelen bir sesin içine çekilen bu romanın kahramanı Suzanne dışında hiç kimse bu büyülü çizimlerin gizemini çözebilecek durumda değildir. Gezgin bir ruh, Kara Kalem'in kızı Aygül'ün ruhu, ona yetenekli bir ressam olan ve zamanının değişimlerine yenik düşen babasının eşsiz hikayesini anlatır. Yüzyıllar boyunca, babaları için aynı imkânsız yası paylaşan bu iki kadının kaderleri arasında sonunda güçlü bir bağ kurulur.
146.30 ₺ -
Çamur Gezegeni
Ya bacaklarınıza söz geçiremeseydiniz ve içinizde hiç durmadan yürümek, yürümek, yalnızca yürümek isteyen karşı konulmaz bir güç taşısaydınız?.. PEN ödüllü yazar Samar Yazbek’in çeşitli dillere çevrilen romanı Çamur Gezegeni, Suriye halkına büyük ıstıraplar yaşatan iç savaşın etkilerini, bütün istediği özgürce yürüyebilmek olan Rima’nın mücadelesinde gözler önüne seriyor. Tüm yaşamını kolundan uzanan iple annesine, abisine, arkadaşına, odaya, yatağına bağlı halde geçiren Rima, savaş sürerken ve etrafında bombalar patlarken, hayallerinde inşa ettiği rengârenk dünyalara, gizli gezegenlere sığınmaktadır. Küçük Prens, Alice Harikalar Diyarında ve ezbere okuduğu Kuran rehberliğinde kendi âleminde hayali yolculuklara çıkar. Neredeyse hiç konuşmadığı için deli olduğu düşünülen bu genç kız, çevresinde olup bitenlerin farkındadır. Üstelik en başından beri ve tüm gerçekliğiyle! Çamur Gezegeni’nde, kurşunla, zehirle, açlıkla neden tek başına mücadele etmek zorunda kaldığını anlamaya çalışan kahramanın bilinç akışı ile dünyaya yönelttiği zor sorular suratımıza çarpıyor.
224.00 ₺ -
Greenwich Meridyeni
1979 yılında yayımlanan Greenwich Meridyeni, kendi kuşağının romancıları arasında en iyi hikâye anlatıcılarından biri olarak tanınan Jean Echenoz’un ilk romanıdır. Pasifik’te kaybolmuş ve ortasından ünlü Greenwich meridyeninin geçtiği; günün aniden ertesi güne dönüştüğü ıssız bir adada geçen romanda, dedektiflik türünün tüm klişeleri -roman ya da film- seferber edilir. Tüm kahramanların katıldığı çifte aldatmaca, bir dizi olayı tetikler: kiralık katiller, ajanlar, gizli cemiyetler, entrikalar, ihanetler ve sonu gelmeyen yüzleşmeler... Roman, aynı zamanda Amerikan dedektif hikâyelerinin ve filmlerinin büyük bir parodisi gibidir. Eğer kimin, kime çalıştığından ve ne yaptığından asla emin olamadığınız dedektif hikâyelerinden hoşlanıyorsanız, bu çok katmanlı, kafa karıştırıcı ama son derece keyifli kurguya bayılacaksınız. Oldukça muğlak ve gizemli görünen hikâye, sinematografik bir görüşle; mantık, ölçek ve perspektif değişiklikleriyle sunuluyor. Sürükleyici olduğu kadar dil bakımından da zarif olan bu roman, noir türünün unsurlarını da etkili bir şekilde kullanıyor ve kader ile şansı birleştirerek, herkesi baş döndürücü bir kasırgaya sürüklüyor. Herkes bilir ki, hayali bir çizgiyle uzatılan Greenwich meridyeninin her iki yanında o gün ve bir sonraki gün vardır. “Bu bir skandal,” diyor Caine, “zaman ve mekânı uzlaştırmayı asla başaramadığımızın kanıtı.”
209.30 ₺ -
Biruni Ebür Reyhanın Simaları
Büyük keşifleriyle bilim dünyasına ışık tutan; matematik, trigonometri, astronomi, fizik, tıp, tarih, coğrafya, jeodezi, din, filoloji gibi alanlarda onlarca eser veren ve “evrensel deha” olarak anılan Biruni, Türk İslam coğrafyasının yetiştirdiği en kıymetli âlimlerden biridir. Çağdaş Özbek edebiyatının öne çıkan isimlerinden İsacan Sultan, Ebü’r-Reyhân el-Biruni’nin buluşlar, kaybedişler, seferler, göçler, yükseliş ve yıkılışlar arasında, ilim peşinde geçen hayatını; usta bir hikâye anlatıcısının kalemiyle anlatıyor. Biruni’nin tecrübelerinden taşıp zafer ve seferlerle zaman ve mekân bakımından genişleyen, Sultan Gazneli Mahmut ile yeni katmanlar kazanan, 10. ve 11. yüzyıllarda yaşamış, Biruni ile yolu kesişmiş ünlü âlimlere uzanan, Harezm’den Cürcan’a, Rey’e, Horasan’a ve Hindistan’ın ücralarına varan anlatı, şehirler, şairler ve savaşlar aşıp uçsuz bucaksız bir masal-ülkeye dönüşüyor. “Âlime hürmet eden âdem, peygambere de hürmet etmiş gibi olur.” hadisişerifini şiar edinerek ilmin, âlimin, ulemanın kıymetini gözler önüne seren bu göz alıcı zenginlikteki roman, bugüne sesleniyor ve şöyle soruyor: Yolumuzu aydınlatacak ilim sahibi rehberlere ne zaman kulak kesileceğiz?
293.30 ₺ -
Küçük Bir Ölüm
Hayatı ve düşünceleri hem Doğu’da hem de Batı’da her kesimden pek çok kişiyi etkileyen büyük sufi İbnü’l-Arabî, 12. yüzyılda Endülüs’te doğdu. Binlerce kilometre yol katederek Azerbaycan, Fas, Mısır, Hicaz, Suriye, Irak ve Türkiye’den geçerek hem fiziksel hem de ruhsal bir keşif yolculuğuna çıktı. Zira mümin her zaman seyahat eder, bütün varoluş bir yolculuktur. Çağının güzelliklerine ve zalimliklerine tanıklık etti, dört imparatorluğun siyasi yönetimine maruz kaldı. İçsel çalkantılarla mücadele etti, nihayetinde “ben”ine karşı hiçbir arzusu kalmadı. Muhammed Hasan Alvân’ın ödüllü romanı Küçük Bir Ölüm, ete kemiğe bürünmüş bir insan olarak İbnü’l-Arabî’nin hayatının izini sürüyor. Onu ana rahminden çekip alan elin, kalbini işaret ederek, “Bunu temizle,” öğüdünün peşinde bir hayat… Kitabın adı ise ilahi emrin kutbu, zamanın gavsı, Hakk’ın aynası, feyzin kıstası İbnü’l-Arabî’nin bir sözüne atıf yapıyor: Aşk, küçük bir ölümdür.
293.30 ₺ -
Samurayın Kızı
Etsu Inagaki Sugimoto, Samurayın Kızı romanında, Japonya’nın feodal döneminin sonlarında dünyaya gelen cesur bir kız çocuğunun ruhunun derinliklerine iniyor. Etsu’nun özyaşamöyküsünü ele aldığı eser, Japon modernleşme sürecine ayna tutarken, kaybolan bir yaşam tarzının son temsillerini de dile getiriyor. Geleneksel Japon ailelerinin doğum, düğün, ölüm gibi yaşamın büyük anlarına dair alışkanlık ve âdetleri, bir zamanlar ihtişamla mütevazılığın mükemmel bir birleşimini oluşturan samuray sınıfının düşüşü ve köklerinden kopmak üzere olan bir yaşama biçiminin ortaya çıkışı incelikle gösteriliyor. Japon yazı sanatından mimariye, yemek kültüründen eğitime, kadın-erkek ilişkilerinden yaşlılara karşı tutuma kadar pek çok meseleyi ele alış biçimiyle yazar, âdeta bir dönemin kültür ansiklopedisini oluşturuyor. Uzun kışları ve kar kalkmaz topraklarıyla bilinen Echigo’da başlayan hikâye, Etsu’nun evlenerek Amerika’ya taşınması ile yepyeni bir dünyaya açılıyor. “…geçmişin tüm sessiz zevkleri ve resmedilmeye değer hayatı, ucuz, çirkin görünümlü bir şimdiki zamana karışarak kaybolmuştu.”
279.30 ₺ -
Mevsimler
Kimin hikâyesi bu? Kieninger’in mi Studer’in mi, evli ve çocuklu anlatıcının mı, yoksa Peter Bichsel’in mi? Mevsimler’de domates rengi duvarları, dökülen boyaları, eskimiş tesisatları ve pek de sıradışı görünmeyen alelade sakinleriyle yaklaşık 40 yıllık ömre sahip üç katlı bir bina tasvir ediliyor. Apartman, farklı hikâyeleri bir arada tutan tutkal göreviyle metnin odağında yer alıyor. Üçüncü katta oturan anlatıcı/yazar, zemin katta yaşadığını tasarladığı, üstelik kendisiyle benzer yanları bulunan Kieninger’in hikâyesini yazmaya koyuluyor; eser bu noktada yazarla yazdığı hikâyenin birbirine karıştığı bir gelgite dönüşüyor. İsviçreli yazar Peter Bichsel, tasarladığı yeni yazma teorisiyle Mevsimler’de bir bakıma anlatmanın kendisini anlatıyor, hikâyenin yazılış sürecini, olasılıkları paylaşıyor ve oldukça sıradan durumları bir araya getiriyor. Kurguya müdahale eden, kahramanı Kieninger’in hayatını keyfine göre şekillendiren, yazdığı metne dahil olan yazar portresiyle, yazma eyleminin kendisine, yazarın zihninin yazma esnasındaki görüntüsüne işaret ediyor. Bichsel, kurgudan olay örgüsünü söküp alıyor; yerine parçalar, kopuk yazılar, kesik kesik diyaloglar, mantıksız durumlar koyarak metni bütün bir bilinç akışı sunuşuna dönüştürüyor. Öyle ki roman, hikâye yazan bir zihinden, kâğıda aktarılacakken dökülenlerin toplamı haline geliyor. Bu bir hikâye, tek bir cümle.
146.30 ₺ -
Mürted Julianus
Büyük Konstantin’in yeğeni Roma imparatoru Julianus, iki yıllık kısa ama sansayonel hükümranlığında, ölmekte olan pagan dinini yeniden canlandırmaya yönelik umutsuz bir girişimde bulunur. Hıristiyanlığa karşı bu hamlesi, tarihe “Mürted” olarak geçmesine neden olur. Orta Çağ geleneğinde “ölümcül bir kötü adam” veya “Hıristiyanlığın azılı bir düşmanı” olarak görülse de Aydınlanma ile birlikte “ilk özgür düşünür” olarak anılmış; 19. yüzyılın romantik edebiyatında ise bir tür “Don Kişot”, “Sezarların tahtında bir romantik” olarak nitelendirilmiştir. Mürted Julianus, tam dokuz kez Nobel ödülüne aday gösterilen büyük Rus yazar Dimitri Merejkovski’nin 1895 yılında yayımlamaya başladığı “Mesih ve Deccal” üçlemesinin ilk romanıdır. IV. yüzyıl Roma İmparatorluğu’nun felsefi, dini ve sosyal hayatını ele alan bu tarihi roman; imparatorluğun aydınlık ve karanlık yüzlerini, pagan tanrılarının diriliş çabasını, Hıristiyanlığın yükselişini ve bu iki inanış arasındaki çatışmayı ustalıkla anlatıyor. Julianus’un hikâyesi, tarihin tozlu sayfalarında kalmış bir devrimin yankısıdır.
314.30 ₺ -
Kendini Arayan Adam
Modern Arap edebiyatının en önemli isimlerinden Lübnanlı yazar Mihail Nuayme, birçok dile çevrilen ve sevilen romanı Kendini Arayan Adam’da okura metafizik bir karşılaşma vadediyor. İnsan ruhunun derinliklerine, varoluşun özüne dair sırrı konuşarak değil, susarak keşfetmeye çalışan Arkaş’ın yaşamı, insanı kendi içine bakmaya mecbur ediyor. Arkaş, insanlarla nadiren konuşur. Yalnızdır ya da öyle hisseder. Çözülmesi ve anlaşılması gereken davranışlara sahip garip bir insan. New York’taki bir Arap kahvehanesinde her gün sayısız insana hizmet eder; onlarla iç içe, fakat sessiz ve onlardan uzak. Karanlık ve küçük bir odada yaşar, fakat kendisinden de uzak. Düşünce ve ufku, yaratma gücü oldukça geniştir. İç içe yaşadığı halde uzak olduğu insanları tahlil eder. “Hürriyet” ve “ölüm” gibi bazı kavramlar onun için büyük değer taşır. Onun istediği bilinmeyeni bilmek, bildiğini de unutmaktır. Okur, bu satırlarda iki Arkaş’la karşı karşıya kalıyor. Biri, ilahi âlemle irtibat kurup orada yaşamak için ısrarla sessizliği istiyor, diğeri insan kalabalıklarına dönmek için perdeyi yırtmaya çalışıyor. Tam birini anlamak üzereyken öteki canlanıyor ve sonra ikisi birden kayboluyor. Fakat Arkaş, sonunda bu bilmeceyi çözüyor ve okuyucuyu meraktan kurtarıyor.
174.30 ₺ -
Papirüs Üçlemesi
Sırp edebiyatının usta isimi Zoran Zivkoviç, edebiyatsever komiser Dejan Lukiç’in başrol oynadığı ve her birinde mucizevi güce sahip olağanüstü birer kitabın ele alındığı üç romanını Papirüs Üçlemesi’nde bir araya getiriyor. Her roman, gerçekleşmesi imkânsız görünen bir olayla başlıyor: Son Kitap, Papirüs Kitabevi’nin birkaç müşterisinin açıklanamayan ölümleriyle; Büyük Roman, ünlü yazar Jelena Jakovljeviç’in son romanının taslağıyla beraber içeriden kilitlenmiş bir odadan kaybolmasıyla; Ölüler Kataloğu, titizlikle korunan bir nadir kitap odasında, birdenbire, eşsiz olduğu bilinen bir inkunabulumun ikinci bir kopyasının ortaya çıkmasıyla…
559.30 ₺ -
Dün
20. yüzyıl Latin edebiyatına damgasını vuran Juan Emar, avangart romanı Dün’de, bir günde meydana gelen bir dizi olağandışı olayı bir araya getiriyor. Dün’ün zamanın içinde koşan anlatıcısı, gezintilerini tek başına değil, karısının ve birtakım enteresan karakterlerin eşliğinde gerçekleştiriyor. Binbir farklı tonuyla yeşil rengine âşık bir ressam, dünyanın tüm hikâyelerinde figüranlık yapan koca göbekli bir adam, zavallı bir ruh, anlatıcının, cesareti üzerine iddiaya giren ailesi ve Uruguay Konsolosu ile dişi aslanı yutan devekuşu, bu rengârenk geçit töreninde boy gösteriyor. Kendi zamanında anlaşılamamış olsa da bugün Şili’nin çılgın edebiyat dehası olarak görülen Juan Emar, parçalı, karmaşık ve tuhaf hikâyeleriyle okuyucuları hayrete düşürüyor. Absürt ve gerçekdışı, gündelik yaşamın büyük kısmına dağılırken yazar, küçük bir ana odaklanıp onu büyütüyor, ihtimalleri gözden geçiriyor ve incelikli açıklamalarıyla, çatallanan zamanın izini sürüyor. Zamanının çok ötesindeki Juan Emar, kuşkusuz ki gelecekteki okurlar için yazıyordu. Bu gelecekteki okurların, bizler; ölümünden on beş yirmi yıl sonra, onun bildiği dünyadan çok farklı ve birçok açıdan da daha kötü bir dünyada doğmuş olan bizler olduğunu düşünmek, ukalaca olduğu kadar heyecan da verici. Alejandro Zambra
160.30 ₺ -
Kurtların Gölgesinde
II. Dünya Savaşı'nın ardından Rus ordusu Doğu Prusya'ya doğru ilerlerken pek çok Alman yerinden edildi. Kadınlar tecavüze uğradı ve çocuklar açlıktan öldü. Erkeklerin çoğu, ölü ya da savaş esiri olarak kayıplara karıştı, artlarında kalanlar onlardan bir daha haber alamadı. Kıtlık ve sert kış koşulları baş gösterdiğinde bir grup çaresiz çocuk için hayatta kalma mücadelesi daha yeni başlıyordu. “Kurtçocuklar”, açlıktan ölmek üzere olan ailelerine götürmek üzere yiyecek aramak için gizlice Litvanya sınırını geçmeye çalıştılar. Savaşın yıkıcı etkisi günden güne kendini hissettirirken, kurtlar insan eti yemeye iyice alışmışken onların kaybedecek bir şeyi kalmamıştı. Kurtların Gölgesinde bir yıkım, dayanıklılık ve umut hikâyesi. Çağdaş Litvanya edebiyatının yetenekli ismi Alvydas Šlepikas’ın titiz araştırmasına dayanan ve ona birçok ödül kazandıran bu çarpıcı tarihî roman, yürek parçalayıcı bir gerçekliğin önündeki sessizlik perdesini aralıyor. Okura kaçacak bir yer bırakmayan, belgesel ve edebî anlatı arasında mükemmel bir denge kuran Šlepikas, çorak arazileri ve Litvanya ormanlarını bir masalın karanlık tonlarına boyuyor.
195.30 ₺ -
Muhteşem Hayalperest
İspanyol yazar Juan Jacinto Muñoz Rengel, tarihle fantastiğin, masallarla mitlerin, düşle gerçeğin iç içe geçtiği, çok renkli ve çoksesli romanı Muhteşem Hayalperest’te, şaheser yazmaya çalışırken kendi yaşamı bir şahesere dönüşen Nikolaos Popoulos’u merkeze alıyor. Muhteşem Hayalperest, okuyucuyu, 16. yüzyıl Atina’sında yaşayan, sınırsız hayal gücüne sahip bir kahramanın yolculuğuna ortak ediyor. Popoulos, sahip olduğu garip güçle bir başyapıt yazmak üzere çıktığı yolculukta, geniş bir coğrafyayı tecrübe edecek, Cervantes ile tanışacak, korsanlarla savaşacak, Vlad Tepeş, Elizabeth Báthory gibi fantastik kahramanlarla karşılaşacak, dünya edebiyatının çarpıcı metinleri arasında gezinecektir. Eşsiz bir maceraya atılan başkahraman, gördüğü şehirler arasında İstanbul’u ayrı tutacak ve Hezarfen gibi çatıların, minarelerin, sarayların, masmavi denizin üstünden aşarken kanatlarını tarihle mitolojinin, gotikle fantastiğin iç içe geçtiği bir masala açacaktır. Çok erken yaşta dünyanın bir labirent olduğunu öğrendi; yapması gerekenin onu kurtarabilecek bir ipliğin varlığına inanmaktan daha ileri olduğunu biliyordu: Popoulos o ipliği yaratmak için doğmuştu.
279.30 ₺ -
Türkistan Geceleri
Mısırlı yazar Necîb el-Kîlânî’nin epik romanı Türkistan Geceleri, bir sevgi ve kurtuluş hikâyesi. Çin ve Rusya’nın sömürgeleştirmeye çalıştığı topraklar, yok edilen aileler, esir kamplarındaki Müslümanlar, idam edilen âlimler, zorla Çinlilerle evlendirilen kadınlar… Öte yandan asimilasyon politikası uygulanan, dili ve kimliği unutturulmaya çalışılan bir halkın yalnız ama onurlu mücadelesi… Türkistan Geceleri, esareti değil özgürlüğü düşleyen insan portrelerini gün yüzüne çıkarıyor. İsyan ve direniş, tevekkül ve teslimiyet, hakikat ve ölüm gibi izlekler ete kemiğe bürünerek Hoca Niyaz, Osman Batur gibi tarihî şahsiyetlerin gözlerinden okuyucuya yansıyor. Öyle bir mücadele ki ölümü alelade kılıyor fakat yine de ısrarla hayata açılıyor: okuru küçük sevinçlerin, trajedilerin, yeniden başlamanın ve aşkın başka bir veçhesine tanık ediyor. Her şeye hazırım. Değil mi ki o dağlarda Türkistan geceleri yaşanıyor, o gecelerde özgür Türkistan türküleri besteleniyor...
202.30 ₺ -
Şarkın Serçesi
Sevdiği kız iki adım ötede dururken zamanını kafede düş kurarak geçiren Doğulu âşık, ah! Bahsettiği kadın Paris’te mi yaşıyor yoksa Binbir Gece Masalları’nda mı? Hakikat, düşler memleketinde geçer akçe değil! Peki itiraf etmek kolay mı? Ya inkâr etmek neye yarar? Mısır’ın ünlü edibi, çağdaş Arap edebiyatının etkileyici sesi Tevfîk el-Hakîm, 1938'de yayımlanan Şark’ın Serçesi’nde bir aşk hikâyesini, bir yüreğin çırpınışını, bir zihnin bocalayışını Doğu ve Batı karşıtlığı üzerinden anlatıyor. Okuru II. Dünya Savaşı öncesi Paris’ine götürerek kapitalizmin yükseldiği Fransız toplumuna, ekmeklerini ceplerinden çıkardıkları çakıyla kesen işçilere, sigaralarını banknotla yakan Amerikalılara, semayı keşfeden Doğululara ayna tutuyor. Satır aralarında Beethoven’ın senfonilerine rastlamak da mümkün Hâfız-ı Şîrâzî’nin beyitlerine de. Şark’ın Serçesi, insanı, içinde pusuda bekleyen ikilemlerle yüzleştiren bir sarkaç. Öyleyse neden aşk semasında kanat çırpıp ötmüyorsun?
209.30 ₺ -
Herkes Tek Başına Ölür
Korku ve ihanetin ortasında insan kalabilmenin tüyler ürpertici bir portresi... Herkes Tek Başına Ölür, insanlık tarihinin en yıkıcı hikâyelerinden birini anlatıyor. Gerçek bir olaydan ilham alan bu roman, yayımlandıktan sonra büyük yankı uyandırmıştır. Baskı rejimlerine karşı küçük ama kararlı bir başkaldırının manifestosunu yazan Hans Fallada’nın bu çarpıcı eseri, Nazi Almanyasının kasvetli sokaklarında başlayan bir direnişi konu alıyor. Otto ve Anna Quangel, savaşta oğullarını kaybettiklerinde, rejimin devasa “makinesi”ne karşı çıkmaya karar verirler. Ellerindeki tek silah, basit kelimelerle dolu birkaç kartpostal; hedefleri ise bir tiranlığı sarsmaktır. Ama koca bir rejime karşı, iki yalnız insan ne kadar dayanabilir? Führer’in dehşetli gücüne karşı kederlerinden ve birbirlerinden başka hiçbir şeyleri olmayan bu çift, kısa süre içinde peşlerinde; öfkeli bir Gestapo, onları ihbar etmeye hazır komşular ve alaycı muhbirlerden oluşan bir yığın insan bulur. Hans Fallada’nın başyapıtı olarak kabul edilen Herkes Tek Başına Ölür, kısaltılmamış haliyle ve Ahmet Arpad’ın titiz çevirisiyle Ketebe Yayınları’nda, yeniden sizlerle.
447.30 ₺