-
Hoş Nazar
Kendini okumak, âlemi okumaktır. Hasan Sevil, tasavvufun temel kavramlarını hem derinlikli hem de içten bir dille sûfî geleneğin kalbinden aldığı ilhamla, insanın önce kendini sonra varlığı okuyarak nasıl hakikate ulaşabileceğini gösteriyor. Kur’ân ve sünnet temelli bir yaklaşımla, aşkın, tevazunun, merhametin, ahlâkın ve adaletin ne demek olduğu anlatılırken; geçmişin büyük sûfîlerinden günümüze uzanan bir köprü kuruluyor. Hoş Nazar, anlam arayışında olan herkesi kucaklayan bir dille sesleniyor: Kendine bak, varlığa bak, hoş nazarla bak…
195.30 ₺ -
Nefs İlmi ve Rüyaların Dili
İnsanın iç dünyası yalnızca bilinç ve bilinçdışıyla sınırlı değildir; çok daha derin, çok daha zengin bir boyut insanı kendi özüne çağırmaktadır… Psikiyatrist Dr. Mustafa Merter, Batı psikolojisinin temel kuramlarını tasavvufun asırlık hikmetiyle buluşturarak psikolojinin üçüncü boyutuna kapı aralıyor: Nefs İlmi. Freud’un bastırma kavramından Jung’un arketiplerine, modern psikolojinin önde gelen kavram ve yaklaşımlarından benötesi psikolojiye dek birçok konuya değinen yazar; ardından bizi, insanın varoluşunu çok katmanlı bir harita gibi açan nefs mertebelerine götürüyor. Kitapta; kaygı, depresyon, nöroz ve modern çağın diğer ruhsal sıkıntıları, nefsin üç boyutlu yapısı üzerinden yeniden ele alınıyor. Böylece psikopatolojilere tasavvufi bir bakış, sadece tedavi yollarına değil, insanın hakiki potansiyeline dair de yeni ufuklar açıyor. Merter, aynı zamanda rüyaların dilini çözümleyerek bize âlem-i misalin perdelerini aralarken, insanın en karanlık gecelerde bile yalnız olmadığını, daima bir ışığın ona yol gösterdiğini hatırlatıyor. Nefs İlmi ve Rüyaların Dili, sadece akademik bir katkı değil, aynı zamanda kendi iç yolculuğuna çıkmak isteyenler için bir davet. Batı’nın iki boyutlu insan anlayışına karşılık, insanın hakikatine odaklanarak derinlikli bir perspektif sunan bu eser, hem psikoloji araştırmacıları ve ilgilileri hem de manevi gelişimini önemseyenler için vazgeçilmez bir başucu kitabı.
629.30 ₺ -
Ariflerin Yolu
İmam Gazzâlî’nin tasavvufî düşüncesini pratik bir rehber olarak sistemleştirdiği, ârif bir mü’minin bir gününü maddi ve manevi unsurlarıyla hülasa ettiği Âriflerin Yolu isimli bu risale, müellifin olgunluk döneminde kaleme alınmıştır. Eser, başta İḥyâʾü ʿulûmi’d-dîn olmak üzere Gazzâlî’nin birçok kitabında işlediği teorik tasavvufun amelî bir özeti niteliğindedir. Rabbanî müridin menheci, başka bir deyişle “ilâhî yolun metodolojisi” üzerine odaklanan risalede, seyr ü sülûkun temel bahisleri adım adım açıklanırken ibadetlerin zâhirî-bâtınî boyutu ve nefis terbiyesinin incelikleri derinlemesine işlenmiş, aklî disiplinlerle keşfî bilgiyi harmanlayan bir yaklaşım benimsenmiştir.
121.80 ₺ -
Velinin Alemi
Fas tasavvufunun yüzyıllar boyunca şekillendirdiği manevî otorite, toplumsal yapı ve dinî pratikleri derinlikle inceleyen öncü bir çalışma olan Velînin Âlemi’nde Vincent J. Cornell, yalnızca Faslı velîlerin tarihî serüvenini değil; velâyet, otorite, karizma, şehir-kır dengesi ve tasavvufî kurumların yükselişi gibi kavramları yeniden düşünmemizi sağlayan güçlü bir teorik çerçeve sunuyor. Velîlik kurumunu sadece bir inanç ya da halk geleneği olarak değil; toplumsal düzeni, otorite biçimlerini ve kültürel sürekliliği etkileyen güçlü bir yapı olarak ele alıyor. Fez’in fakihlerinden kırsal ribât geleneklerine, menâkıbnâmelerdeki keramet anlatılarından Cezûliyye doktrininin siyasal etkilerine uzanan geniş bir yelpazede, İslâm düşüncesinin Batı coğrafyasında nasıl özgün bir biçimde geliştiğini gösteren Cornell, hem sosyal bilimlerin antropolojik kalıplarını sorguluyor hem de tasavvuf araştırmalarında ihmal edilmiş bir bölgenin zengin entelektüel mirasını gün yüzüne çıkarıyor. Fas tasavvufunu kendi bağlamı içinde ele alırken, aynı zamanda İslâm düşüncesinin bütününe dair yeni bir okuma önerisi sunan bu kapsamlı çalışma, Fas tasavvufunun sadece yerel bir fenomen değil; İslâm dünyasının doğusundan batısına yayılan entelektüel akımların düğüm noktası olduğunu ortaya koyuyor.
339.50 ₺ -
Gece Ehli
Dunja Rasiç’in bu eseri, Şeyh-i Ekber İbn Arabî hazretlerinin ölümsüz yapıtı el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye’nin 41. Bâbı olan "Gece Ehli’nin Marifeti Üzerine" bölümünden ilhamla kaleme alınmıştır. Eserde evliyalar arasında özel bir zümre olan Gece Ehli (Ehlü’l-Leyl) mütalaa edilmekte, hem Fütûhât’taki ilgili pasajdan hem de İbn Arabî hazretlerinin diğer eserlerinden yola çıkarak incelenip tanıtılmaktadır. Rasiç, eserinde âdeta okuru gecenin ve ehlinin esrarını çözmek üzere bir yolculuğa çıkarıyor. Allah’ın geceyi sırf kendilerini masivadan gizlemek için bir örtü olarak yarattığı bu önemli velilerin ibadetlerini, alışkanlarını, eğitimlerini, kerametlerini, hâllerini ve makamlarını Fütûhât’tan ve başka klasik kaynaklardan yola çıkarak izah ediyor.
209.30 ₺ -
Zuhura Övgü
Salâtüselâm getirmek, bir rahmet vesilesi olarak Peygamber Efendimiz’le (s.a.s.) irtibatın dilimizde ve kalbimizdeki ifadesidir. Ona yönelttiğimiz her salâtüselâmda hayata dâir ümidimiz tazelenir, kulluk edebimiz istikamet kazanır. Peygamber Efendimiz’i (s.a.s.) hatırladıkça Allah’ın üzerimizde tamamladığı nimeti daha derinden idrak eder, kendimizi bir hakikat tecrübesi içinde buluruz. Zira salâtüselâm, kendisiyle kemâle erdiğimiz ve ümmet olma bilincine eriştiğimiz ilâhî tecellîye yönelmiş bir ameldir. Bu hakikat üzerine ne kadar düşünsek, o nisbette sınırsızlaşan bir mânâ ile karşılaşırız. İslâm telif mirası, Peygamber Efendimiz’le (s.a.s.) irtibatın sürekli canlı kaldığı zengin bir külliyât ortaya koymuştur. Bu büyük hâfıza içinde Abdüsselâm İbn Meşîş hazretlerinin tertip ettiği salavâtın müstesnâ bir yeri vardır. Asırlar boyunca sâlihlerin kalplerinde ve tâliplerin dillerinde yer bulan, her okunuşunda hakîkat-i Muhammediyye’nin bir vechesini idraklere taşıyan bu salavât metni, üzerine yazılan şerhler sayesinde müşterek bir irfânın ifadesi haline gelmiştir. Zuhura Övgü, İbn Meşîş salavâtı üzerine İsmâil Hakkı Bursevî hazretlerinin şerhini merkeze alarak yapılmış bir okuma ve açıklama denemesidir. Kitap, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) etrafında teşekkül eden ilmî ve edebî mirası İbn Meşîş salavâtı üzerinden takip ederek aktarmaya çalışmakta; anlamın ve kesinlik duygusunun yitirildiği, her meselenin kısır tartışmaların gölgesinde tüketildiği şu dönemde hakîkat-i Muhammediyye’nin sâlih kalplere akseden yönlerine vurgu yapabilmeyi amaçlamaktadır.
611.80 ₺ -
Makam ve Riyanın Yergisi
İnsanların helâkine yol açan şey, hevâya uymaları ve övülme arzularıdır. Hz. Muhammed [sav] Bu eser, İhyâu Ulûmi’d-Dîn’de yer alan “Kitâbü Zemmi’l-Câh ve’r-Riyâ” bölümünün tercümesidir. İmam Gazzâlî, makam ve itibar arzusunu insanı içten içe çürüten en tehlikeli ahlâkî hastalıklar arasında görür ve bu arzunun insan tabiatındaki köklerini psikolojik ve metafizik boyutlarıyla ele alır. Kalplere hükmetme isteğinin rubûbiyyet arzusuyla nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyar ve bu eğilimin uzun mücâhedelerden sonra bile nefisten bütünüyle silinmediğini vurgular. Bu noktada insanı kendi niyetiyle yüzleşmeye çağırır ve riyâ meselesini bu yüzleşmenin en hassas eşiği olarak konumlandırır. Gazzâlî, bazı durumlarda ibadetin izhar edilmesine ruhsat verildiğini belirtir ve bunun hangi noktada riyâya dönüştüğünü açık ölçülerle gösterir. Kulun her amel öncesinde kalbini tartmasını, içten içe beslenen övülme arzusunu susturmasını öğütler. Makamın neden maldan daha cazip görüldüğünü nefis üzerine yaptığı analizlerle açıklar ve insanların övgüsüne duyulan iştiyak ile yerilmekten kaçınmanın sebeplerini derinlikli biçimde çözümler. Şöhretin ve bilinmenin hangi hâllerde kalbi bulanıklaştırdığını gösteren bu eser, günümüz dünyasında yaygınlaşan görünürlük ve itibar arzusuna karşı güçlü bir uyarı niteliğindedir. Görünmez hastalıkları teşhis eder ve kalbin şifası için sahih bir tedavi yolu sunar.
108.50 ₺ -
Dil Belası
Müminin susması tefekkür, bakışı ibret, konuşması zikirdir. Hz. Muhammed [sav] Bu eser, İhyâu Ulûmi’d-Dîn’de yer alan “Kitâbü Âfâti’l-Lisân” bölümünün tercümesidir. Eserde dil ile iman arasındaki ilişki, susmanın hikmeti ve konuşmanın sınırları ele alınır. Sözün insanı kurtuluşa yahut helâke sürükleyen etkisi üzerinde durulur; gıybet, yalan, koğuculuk, tartışma, fuzûlî konuşma gibi yirmi ayrı dil âfeti, sebepleriyle ve tedavi yollarıyla birlikte incelenir. Dil, kalpte başlayan hâllerin dışa vurulduğu
104.30 ₺ -
Gülzarı Aşk Şerhi
Herkesin bildiği ama pek azının “tanıdığı” bir sırra davet... Süleyman Çelebi’nin asırlardır minarelerden yankılanan ve evlerimizin bereketine eşlik eden Mevlid-i Şerîf’i, sadece bir merasim metni olmakla kalmaz. Onun her satırı, ince ince işlenmiş bir tevhid ve aşk atlasıdır. Ancak kelimeler değiştikçe ve dilimiz daraldıkça bu muazzam eserin kalbine giden yollar da birer birer kapanmıştır. İşte, Türk tasavvufunun önemli hafızalarından Ömer Tuğrul İnançer bu eserde, Hüseyin Vassâf Efendi’nin yüzyıllık derinlikli şerhi Gülzâr-ı Aşk’ı yanına alarak bizleri yeniden o “Gül Bahçesi”ne davet ediyor. Gülzâr-ı Aşk Şerhi, bir tarih
510.30 ₺ -
Şairin Coğrafyası
Şairin Coğrafyası, okuru elinden tutup tarihsel süreçte İslam beldeleri arasında bir gezintiye çıkarı-yor. Şehirleri, dağları, dereleri, çölleri gösteriyor ve dolaştırıyor. İslam şiirinde coğrafi unsurların estetik ve semantik değerini Türk, Arap, Fars ve Urdu şiirinden örneklerle izah ediyor. Kâh İmruul-kays ile “Durun ağlayalım!” diye hayıflanıyor, kâh Nedim ile “Yürü serv-i revanım, gidelim Sa’dâbâd’a!” diyerek keyifleniyor. Şairin Coğrafyası edebiyatla, tarihle, tasavvufla ve dillerle ilgili herkesin dikkatini cezbedecek bir kitap. Ama dahası, isteyenin buyurup katılabileceği bir dost meclisi, adeta kadim zamanlardan bu-güne ışınlanmış bir şiir ve helva sohbeti…
181.30 ₺ -
Yaratıcı Aşkın Sırları
Annemarie Schimmel Yaratıcı Aşkın Sırları’nda büyük şair Muhammed İkbal’in eserlerini o tanıdık tatlı üslubuyla ele alıyor. İkbal’in eserlerinde tasavvufun, felsefenin, tarihin, peygamber sevgisinin, dinî düşüncenin, hepsinden önemlisi aşkın izlerini sürüyor. “Aşk Mekke’nin fakihidir. Aşk orduların komutanıdır. Aşk yolun oğludur, binlerce yer onundur. Aşk, hayatın gergin tellerinde nağmeler çalan mızraptır. Aşk hayatın aydınlık ışığıdır. Aşk hayatın ateşidir.”
167.30 ₺ -
İslam ve Yaratılış Harikaları
Annemarie Schimmel, okurunu İslam kültür ve maneviyatının “hayvanlar âlemi”nde gizli kalmış derinliklerine davet ediyor. Karıncanın bilgeliğinden pervanenin yanışına, şahinin sadakatinden filin vatan hasretine kadar her canlı ilahi bir hakikatin aynasına dönüşüyor. Kur’ân ayetleri, sufi menkıbeleri ve klasik şiirin eşsiz imgeleriyle örülü bu çalışma, hayvanların sadece birer mahluk değil, Yaratan’ı tesbih eden birer ayet ve ruhun aynası olduğunu keşfedeceğiniz zarif bir yolculuk sunuyor.
160.30 ₺ -
Kuranın Erişilmez Üstünlüğü
Kur’an-ı Kerim’in nüzulü, insanlık kelamı için geri dönülmez bir eşik. Dilin ve hitabetin zirvede olduğu bir çağda, beşerî yaratıcılığı kendi sınırlarıyla yüzleştirerek çaresiz bırakan bu ilahi hitap, “i’câz”ı salt bir inanç unsuru olmaktan çıkarıp sarsıcı bir edebî vakıaya dönüştürdü. Dolayısıyla Kur’an’ın taklit edilemezliği tezi, artık teolojik bir dogmanın çok ötesinde; dil, beyan, nazım ve anlam ufuklarını şekillendiren muazzam bir belagat felsefesinin kurucu dinamiği. Kuran’ın Erişilmez Üstünlüğü, tam da bu taklit edilemezliğin izini sürerek İslam düşünce atlasının i’câz teorisini inşa eden kurucu zihinlerini selamlıyor. Nazzâm’ın sarfe kuramı, Câhiz’in beyan arayışı, Rummânî, Hattâbî, Bâkıllânî ve Kadı Abdülcebbâr’ın estetik dokunuşları… Ve nihayet Abdülkâhir Cürcânî’nin o dâhiyane söz dizim nazariyesi… Kelam, felsefe ve dil bilim kesişiminde şekillenen büyük dehaların teorileri, metinler arası süreklilikle bir karşılaştırma zeminine taşınıyor. İlahi hitabın zamana meydan okuyan yapısal kodlarına ışık tutan bu eser, lafız ile mana arasındaki sarsılmaz estetik örgüye odaklanıyor. Kelamullah’ın beşer üstü yapısı; akli, edebî ve tarihî deliller eşliğinde, derinlikli bir tefekkürün kapılarını aralıyor.
314.30 ₺ -
Siyeri Nebi Hazreti Peygamberin Hayatı
İslamiyet’ten önce Arabistan yarımadası karanlık bir cehalet devri yaşamaktaydı. Araplar, birbirleriyle uğraşan ve savaşan kabilelere ayrılmışlar, hak dini unutmuşlar, türlü adlarla andıkları putlara tapmaya başlamışlar ve koyu bir cehalet içine dalmışlardı. Bu nedenle, Arap toplumunun İslam öncesi dönemine “Cahiliye Dönemi”, ismi verilmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkındaki en temel bilgilere ulaşabileceğiniz kaynak ve ders kitabı niteliğinde olan bu eser, üniteler şeklinde bölümlere ayrılmış, konulara göre alt başlıklar oluşturulmuştur. Ayrıca kitabın sonundaki kronoloji cetveliyle okuyucunun kronolojik bir siyer bilgisine sahip olması amaçlanmıştır.
79.20 ₺ -
Buhari ve Müslim İttifak Ettiği Hadisler Şamua
Sahih-i Buhari ve Sahihi Müslim'in ittifak ettiği hadisler "El-Lü'lüü Ve'l-Mercan" adlı eseri terceme ederken Allah Rasülü sallallahu aleyhi ve sellemin muradına en yakın manayı yakalayabilmek amacıyla Sahih-i Buhari'nin meşhur ve âlimler katında muteber olan İbnu hacer el-Askalanî'nin Fethul-bari adlı eserinden büyük ölçüde faydalandım. Asrımızda. müslümanların içinde bulunmuş oldukları duruma baktığımızda şunu görmekteyiz; Adil ve Hakim olan Allah'ın bir topluma gönderdiği belalar onların isyanları. Allah ve RasülU'nün emirlerine muhalif davranmaları yüzündendir. Özellikle halkı müslüman olan ülkelerin fertleri Kuran ve sünnetten uzaklaşıp şirk düzenlerinin hakimiyetinden dolayı bir çok fitne ve zorluklarla yüzyüzedir Neticede ister itikadi. ister ameli olsun kitap ve sünnetten uzaklaşma en korkunç sekliyle bugün gözler önündedir islâm sadece namaz ve oruçtan ibaretmiş gibi kabul edilmektedir Sünnetin ise; yerini bid'at ve hurafeler almış sünnete uygun İslâmi bir yaşayış tarzı üzerine Avrupai bir yaşayış tarzı her yönüyle tercih edilmiştir Nüfusun büyük çoğunluğunu teşkil ettikleri ülkelerde Müslümanlar kendi inançlarına göre yaşayamazlar. Sebebi ise. islâm'ın hakim olmayışı küfür rejiminin tağutun Müslümanlar üzerindeki hâkimiyetidir. Buna da fırsat veren Müslümanların bizzat kendilerinden başkası değildir. Diğer nedenlerinden biri de. Müslümanların çeşitli fırkalara ve görüşlere ayrılmaları ihtilâf ettikleri meselelerde İslâmi bir tavırla kitap ve sünneti hakem kılmayışlarıdır Bugünkü din anlayışımız şundan ibarettir; falan hoca şöyle der bizim görüşümüz budur Biz böyle gördük biz ayetten ve hadisten anlamayız ve buna benzer nice sorular Müslümanların çoğunda hakim olan yanlış bir anlayış ve davranış kitap ve sünneti devreden çıkarıp onlan rafa kaldırıp hükümsüz kılmak asrın uğraşısı haline gelmiştir. Dolayısıyla Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in bütün insanlara örnek olsun diye ortaya koyduğu tertemiz sünneti ihmal ve gözardı edilmekdedir. Evet bugün Müslümanların zafere ulaşamamalarının en büyük sebebi; İslâm'dan uzak olmaları nefiscilik taassup söz ve amellerinin bir olmayışından ihtilâf ve anlaşmazlık anında kitap ve sünneti hakem tayin etmediklerindendir. Oysa Allah ve Rasulü birlik ve beraberliği emretmekte açık delil olduğunda ona tâbi olmayı kesinlikle ayrılığa düşmemeyi emretmektedir. Şimdi bu gerçeğin ışığı altında ümmete düşen; Kur'ân ve sünnete ittibaın gerekliliğini ve sahih hadisle amel etmenin önemini görev bilip artık boşa geçirmiş olduğu zamanlarını hatırlayıp hemen Rabbani kaynak olan Allah'ın kitabına ve Rasulü'nün sünnetine dönmesidir. Kurtuluş ancak kitap ve sünnetle amel etmemizle mümkündür.Umarım terceme ettiğimiz El-Lü'lüü Ve'l-Mercan adlı eser hayra vesile olur ve ümmetin dirilişine fayda verir. Tevfik ve hidayet Allah'tandır. Selâm; Kur'ân ve sünnete tâbi olanların üzerine olsun .
850.50 ₺ -
Adabı Muaşeret Elif Telkeş
Televizyon ve internetteki menfî neşriyat, moda ve reklâmlar ilahî hakikatleri unutturmakta bilhassa genç nesillerimize edepsizlik ve hayâsızlık empoze etmektedir. Geçmişte ailede kendiliğinden kazanılan birçok hususiyetin, bugün anaokulları ve Kur’ân kursları vasıtasıyla verilmesi gerekmektedir. Bizler ihtiyacın karşılanmasında bir metin olması arzusuyla âcizâne hazırladığımız bu eserde; İslâm’ın hedeflediği ideal ve kâmil insan modelinin hususiyetleri olan "Âdâb-ı Muâşeret” kaidelerini, imkân ve istidatlarımız ölçüsünde serd etmeye gayret ettik. Kitapta, "Âdâb-ı Muâşeret” kaideleri hadis ve sünnet çerçevesinde anlatılmış, konunun sonunda mevzunun daha iyi anlaşılması ve tatbikatı için yapılabilecek faaliyet örneklerine yer verilmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki bu faaliyetler zaman, mekân ve duruma göre daha çok örnekle genişletilebilir. Bizler burada nümûne teşkil etmesi için birkaç örnekle yetindik. Daha ziyâde eğitim-öğretim müesseseleri için hazırlanan kitabın son bölümünde ise değerlendirme soruları ve Âdâb dersinin bir yıllık müfredatı yer almaktadır. Bu gayretlerle kitabı hazırlarken niyetimiz, Peygamber Efendimiz’in; "(Âhir zamanda gelecek) kardeşlerimi görmek isterdim. Onları ne kadar da özledim!” (Müslim, Tahâret 39, Fedâil 26) buyurduğu kardeşlerinden olabilmektir.
277.40 ₺ -
Risalet ve Nübüvvet Sıfatları ile Rasulullaha Okunacak Salavatı Şerife
Her sene Mevlid ayında Mefhar-i mevcûdât Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) hakkında bir eser telîf etme husûsunda evvelce (2002 yılında Bandırma Cezâevi’nde) yaptığımız nezri îfâ etmek (ve adağımızı yerine getirmek) üzere bu sene de (1448/2026) elinizdeki bu eseri hazırlamaya bizleri muvaffak kılan kerem sâhibi Rabbimize sonsuz hamd-ü senâlar ederiz. Bu sene telîfine muvaffak kılındığımız bu eserde sizlere Kur’ân-ı Kerîm’de geçen “Nebî”, “Rasûl”, “Şâhid” ve yine Efendimiz (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) hakkında kullanılan “Ubûdiyyet” sıfatı gibi vasf-ı şerîflerine delâlet eden elfâz-ı şerîfenin zikredildiği, ayrıca Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)e hitâb ihtivâ eden âyetlerle birlikte okunacak salât-ü selâmları cemettik. Bu eseri hazırlarken bana fikir veren en kıymetli eser hiç şübhesiz ki Allâme Nasr İbnü Ya‘kûb ed-Dînevrî Hazretleri’nin telîf ettiği “Câmi‘u’l-hayrât fi’l-edı‘yeti ve’s-salevât” isimli mübârek kitab olmuştur. Nitekim kendisi bu eserin dokuzuncu bâbını: “Kur’ân’da Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in risâletinin şehâdeti bulunan âyet-i kerîmelerle kendisine okunacak salâtlar” başlığıyla açmıştır. (Nasr İbnü Ya‘kûb ed-Dînevrî, Câmi‘u’l-hayrât fi’l-ed‘ıyeti ve’s-salevât, Hacı Selîm Ağa Kütüphânesi, Hüdâî Efendi, rakam:211, verak:9a-19b) Bu hususta yazılan eserlerden biri de Dr. Huseyn İbnü Sâlim’e âit olan “es-Salâtü ve’s-selâm ‘alâ Hayri’l-enâm Seyyidinâ Muhammedin Rasûlin Kerîm bimâ fi’l-Kur’âni’l-‘azîm mine’t-tekrîmi ve’t-ta‘zîm” isimli eserdir ki müellif bu kitabında el-Fâtiha’dan başlayıp en-Nâs Sûresi’nden çıkarak 114 sûrenin her birinden Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in özeliyle veyâ genel mânâda rasûllerle ilgili gördüğü bâzı âyet-i kerîmelerle birlikte bâzı salevât-ı şerîfeler ve duâlar tertîb etmiştir ki biz de bu eserden kısmen de olsa istifâde ettik. Ama onun yaptığı gibi her sûreden bir âyet alma yolunu seçmeyip sâdece ilgili âyet-i kerîmelerle bu vird-i şerîfi sınırladık. Dolayısıyla biz bu eserde Kur’ân-ı Kerîm’de Efendimiz (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in ism-i şerîfinin dört yerde “Muhammed”, bir yerde ise “Ahmed” olarak geçtiği âyet-i kerîmeleri, ayrıca “Rasûl”, “Nebî”, bir de “Abd” sıfatını barındıran kelimelerin bulunduğu âyet-i celîleleri istiksâ ettik. Buna ilâveten “İnzâl (kendisine vahiy indirilme)”, “İnzâr (uyarıcılık)”, “Dâvet” ve “İrsâl (Allâh tarafından gönderilme sıfatı)” geçen âyet-i kerîmeleri istiksâ etmesek de “Câmi‘u’l-hayrât”da geçenleri bu kitabımızda zikrettik. Kitabın sağdan sola okunuşunda sâdece Arabça metinleri, soldan sağa okunuşunda ise ayrıca meâl-i şerîfleri arz ettik. Eserin sonunda ise Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in ism-i şerîfi ve sıfat-ı şerîfesi geçmese de “İçerisinde İsm-i Âzam bulunan” âyet-i kerîmeleri, daha sonra “Hakkında fazîlet vârid olan” sûre-i celîlelerden derlenmiş başlıklar altında salevât-ı şerîfeleri, en sonunda ise kabûlüne vesîle olsun diye “İcâbet ve kabûl” lafzı geçen âyet-i kerîmeleri serdettik. Netîce îtibârıyla biz bu mübârek eserde takrîben 73 sûre-i celîleden toplanmış, sayıları 456’ya bâliğ olan âyet-i kerîmelerle birlikte salevât-ı şerîfeler zikrettik. Yüce Rabbimiz cümlemizi bu mübârek Mevlid-i Şerîf ayında âlemleri nûra ğarkeden Fahr-i kâinât Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem)in salevât-ı şerîfesi ile çokça meşgûl eylesin, kalblerimizi ve gönüllerimizi onun muhabbetiyle meşğûf eylesin, bu eseri okuyup okutanlara ve dağıtanlara ol Rasûl-ü Kibriyâ’nın şefâati uzmâsını ihsân eylesin. Âmîn!
509.60 ₺ -
Et Tatbiküs Sarfi
Et Tatbikus Sarfi, Arapça sarf ilmini uygulamalı olarak öğretmeyi hedefleyen nadide eserlerden biridir. Dr. Abduh Racihi tarafından kaleme alınan bu eser, özellikle dil eğitimi veren kurumlar ve Arapça öğrenen öğrenciler için hazırlanmıştır. İçerdiği alıştırmalar ve sistematik anlatımıyla sarf bilgisinin pekiştirilmesini sağlar.
146.11 ₺ -
İki Dünyanın Ustası
Belleği, bizi biz yapan hikâyelerle dolu İki Dünyanın Ustası’nın. Bir yolculuğu anlatmak değil isteği. Kendisiyle yola çıkmanı, denizleri binbir zahmetle aşmanı, kuyularda dolaşmanı, yolun kalp atışlarını duymanı istiyor. Nice ölüye yurt olan ulu Kızıl Çınar’ın kovuğuna, oradan kum fırtınasını büyüten sonsuz çöle, kebikeçlerin ve kitapların evi Babil Kütüphanesi’ne ve bir türlü hatırlayamadığın rüyalara. Daha hikâyenin başında “Neden buradasın?” diye sorarak üzerine harflerden ve bakışlardan bir ordu salıyor. Bir rüya miktarı ne kadar sürerse hikâyeler de o kadar sürüyor. Babasından yaşlı oğul Kızıl Orman’da babasını arıyor, av ile avcı birbirine kavuşacağı günü bekliyor, Hasret Kuyusu sırlarını bir kez daha açıyor. Hikâyelerdeki insanlar dünyanın tüm zamanlarında yaşıyor, yürüyor, rüya görüyor, kayboluyor. Yol çatallanıyor, sular yükseliyor, çöl büyüyor, çöl büyüyor, “vay haline içinde çöller olanın!”
118.30 ₺ -
Bozdünya
Bozdünya kimin yurdu? Kara gözlerinde aydınlık taşıyan çocukların, enkaz altındaki insanların belki. Portakal bahçelerinin ve incir ağaçlarının, gagasında zeytin dalı taşıyan güvercinlerin belki de. Bozdünya kimin yurdu? Biri bitmeden diğeri başlayan rüyaların, uzayıp giden beyazlığın, unutulduklarında sükûn bulacak insanların… Sınırları belirsiz, kendisi gerçek Bozdünya kimin yurdu? Hüseyin Ahmet Çelik, dünyanın tüm dillerinde aynı anlama gelen kelimelerin peşinde önce savaş, sonra soluk bile almadan çocuk diyerek zor mu zor bir sorunun cevabını arıyor. Ümmü Gülsüm’ü yâd edercesine uzun bir ya leyl’de, boş bir tarlanın ortasında yan yatmış bir minibüsün penceresinde asılı kalmış gözlerde, başa sarıp sarıp dinlenen bir türkü kasetinde, sınırın öte yakasında patlayan bombaların ortasında hep aynı şeyi soruyor: Bozdünya kimin yurdu?
104.30 ₺ -
Tarihte Yaşanmamış Olaylar
Portekizliler, ateş saçan sopalarla yola çıkınca eski Mısır’ın piramitlerini aydınlatıyor güneş. Kızılderililer, büyüleyici düşler görürken Çin Seddi’nde uzun bir koşuya çıkıyor genç adamlar. İvan Rubinoviç çar olurken meşhur Sicilya güllerinin peşine düşüyor Romalılar. Ülkü Tamer, geçmişin gümüş perdesini aralıyor ve gözlerini uzaklarda, insanlığın şarkısını söylediği topraklarda dolaştırıyor. Karlı Geyik’in düşünde gökten çiçek yağınca, “bir gün ışığı ötede” köylerin birinde yaşayan Oogna Mbuti’nin adı unutulup gidince, Mayalar’ın ırmak yatağı çakıllı yola dönünce, Babilliler ve Mısırlılar karşı karşıya gelince, Shakespeare, “Desdemona’nın babasını getirdim!” diye bağırınca; insanlığın ve uygarlıkların binyıllardır gizli kalmış “tarihi” gün yüzüne çıkıyor. Tarihte Yaşanmamış Olaylar, bir taraftan geçmişin hikâyesini anlatırken diğer taraftan da tarihin -büyük- hikâyesini sorguluyor. “Karşılığında ne vereceksin?” diye sordu. “Aydınlık günlerimi,” dedi Ateş Salkımı. “Ben ölünceye kadar mı?” “Hayır. Sen benden önce ölürsün. Ben ölünceye kadar. “
143.50 ₺ -
Yeryüzü Genişlerdi
Yeryüzü Genişlerdi, yakılıp yıkılan bahçelerden, bereketli tarlalardan, kuyulardan, çergelerden ve ormanlardan geçerek insana dair en temel soruları getiriyor bize. Her sabah yeni kelimeler doğuran ebelerden yazgısına boyun eğen erlere, ifritleri diline dolamışlara kadar bütün ins ü cin, duyduğu bu soruları yaşam hikâyeleriyle cevaplıyor. Yatılı okullarda geçen zamanları, kısacık kestirilen saçları hatırlayan, dahası, annesinin ellerini, babasının gölgesini taşıyan çocuklar da susarak bir cevap buluyor kendine.
132.30 ₺ -
Hürriyet Gecesi
Ömer Seyfettin, öykücülüğümüzün kilometre taşlarından biri olarak kısa ömrüne yüz elliden fazla öykü sığdırmakla kalmaz, Türk edebiyatını halkın diliyle buluşturmanın mücadelesini de verir. Bilhassa Yeni Lisan manifestosundan sonra kaleme aldığı öykülerde, savunduğu fikirlerin doğrultusunda bir dil anlayışı göze çarpar. “Bahar ve Kelebekler ” bu öykülerin ilkidir. Ömer Seyfettin, döneminin tartışmalarını, çelişkilerini, yaşanan toplumsal değişimi ciddiye alır. Doğu ve Batı, alaturka ve alafranga, eski ve yeni çatışmasını kimi zaman Balkanlar’da bir askerin, kimi zaman İstanbul’da bir muharririn kimi zamansa taşrada bir memurun gözünden anlatır. Çocukluk, Balkan coğrafyasında yaşanan hadiseler, Türk kimliğinin inşası, kadın ve erkek münasebetleri, liyakatsiz tiplerin hicvedilmesi, taassup eleştirileri de Ömer Seyfettin öykülerinin izlekleri arasındadır.
139.30 ₺ -
Sokakta
Sokak, evin kapısını çalarken kendimizi bulduğumuz yerdir. Giderken de dönerken de gözlerdeki nemin sebebinin sorulmadığı uzun bir koridor, geçinmek için kitap satılan bir diyar, rastlantıların, karşılaşmaların, ibretlerin ve hatta hatırlamaların merkezi yine o sokaklardır. Dışarıdan çıkıp içeri girildiğinde akıl hâlâ sokaktadır, bu sebeple bedenin kısa bir süre yalnız kaldığı anlardaki tat kendine has niteliktedir. Zihnin sokakta topladığı kıymetli şeyler kapalı mekâna hemen giremez, gönüllere işlemesi için bir süre bedenin yalnız kalmasını bekler. İsmail Kılıçarslan şiirleri gibi fikirlerinin, yazılarının, meselelerinin ve hayatının özünü Sokakta yakalıyor. Olmayacak çocukluk aşklarından Huzur Kıraathanesindeki şiir muhabbetlerine, Aksa’nın Kırlangıçları’ndan radyoda çalan içli bir türküye her detayı şiirden bozdurup kısa öykülere çevirerek o eşsiz anları tatlı bir Türkçeyle okuyucusunun gönlüne işliyor
105.70 ₺ -
Gidilmemiş Yerlerin Türküsü
Necip Tosun, Gidilmemiş Yerlerin Türküsü’nde insan ruhunun gizlerine eğilerek, bireyin zihninde, yüreğinde akıp giden hayatları, duygu ve düşünceleri, oluşumları, birikimleri dışlaştırır. Ayrıntıları incelikle hikâye eder, yüreğe dokunan insanlık hâllerini öne çıkarır. Öykü kişileri hayatla yüzleşirken kalıcı bir deneyimi de aktarmış olurlar. Necip Tosun, dışsal olay ve eylemlerden çok, içsel serüvenlere eğilir. Yaşananların sonuçları, sevinçleri, acıları, düş kırıklıkları bu iç dünyaya yansır, birikir, kristalleşir. Yaşanamayanların özlemi, umudu, beklentileri ve muhayyilenin uçsuz bucaksız ufukları da burada yerini alır. Yoğun, şiir diline yakın, çağrışıma yaslanan bu öykülerde ister güncel sorunlar anlatılsın ister toplumsal sorunlar, estetik değerler hiçbir durumda göz ardı edilmez. Yönetmen, ressam, besteci, eleştirmen, fotoğrafçı, hikâye anlatıcıları gibi yazar ve sanatçıların üretme süreçleri, sanat tartışmaları öykülerin odağında yer alır. Öykülerde eserlerin oluşma anları, yazma temrinleri, sanatçı olma gayretleri hikâye edilir. Bu çevrenin insanlarının yaşadıkları problemler, hayat karşısındaki tavırları anlatılırken hayatı yorumlama peşindeki felsefeleri, anlayışları ve sanat-edebiyatın önerdiği çıkış yolları tartışılır. Öyküler, “müzik” ortak vurgusuyla birbirine bağlanır ve kitap sonuçta tematik bir bütünlüğe ulaşır.
146.30 ₺ -
Deniz Hasreti
Gerçeği, edilgen bir biçimde seyretmektense etken bir biçimde oluşturup birleştirerek gerçekçiliğe yeni kapılar aralayan Sadri Ertem, değindiği konuların farklı yönleriyle de Türk edebiyatının önemli öykücüleri arasında yer alır. Ertem, edebiyatımızda derinlemesine işlenen Doğu-Batı sorununu; önce toplumun sonra da bireyin içinde oluşan çatallanma, yarılma ve bölünmeler üzerinden ele alırken kendine özgü diliyle de dikkat çeker. Kaleme aldığı hikâyelerle kendisinden önceki öykücülerin aksine alabildiğine farklı kişiliklere, toplumlara, coğrafyalara ve durumlara eğilen Sadri Ertem, Deniz Hasreti’nde; hayatında ilk kez ayna gören bir eşkıyadan Kongo’daki demiryolu işçilerine, sadece telgraf yazışmalarından oluşan bir evlilik öyküsünden kıtlık zamanlarında denize karışamayan çamurdan köftelere yaşadığı dönemin yeni sosyal düzeni içindeki “tek insan”ın ortadan kalkış sürecini ortaya koyar. Yeni bir insan modeli olarak “kalabalık insan” ve “toplum insanı” tipini anlatan Ertem, yaşadığı çağın kriz anlarından çıkma çabasıyla aslında okuyucusuna yeni yollar göstermiş olur.
146.30 ₺ -
İns Ketebe
Her öyküsünde binbir yazgıyı, korkuyu ve sesi barındıran Cahit Zarifoğlu’nun düşlerden, yaşamdan ve kendi şiirinden yonttuğu İns, hurufatı okuyabilenler için sırrı dökülmüş bir ayna cismiyle var oluyor. Kimi zaman mekânı ve ânı bizzat müphemleştirirken kimi zaman da yaşamın ürpertici gerçekliğiyle yüzleştiriyor bizi. Şairin o kendine has bakışı ve dünyayı hikâye ediş biçimiyle karşılaştığımızda tutkulu okurları olarak sendeliyor ve bu görkemli sesin büyüsüne kapılmaktan kendimizi alamıyoruz. Telefon tellerine takılan çocuk uçurtmaları gibi vagonun penceresinden sarkan elini çek, ceketinin cebine sok, beni kabullen, kendini yanına al, gidelim.
126.00 ₺