-
Hızlı Yaşlandıran 18 Hata
“Günün birinde bir adam Dünya’nın en güzel yemeğini yapma hayali ve düşüncesi ile bildiği bütün güzel malzemeleri bir araya getirdi. Ama bir türlü istenen kalitede yemek yapmayı başaramadı. Çünkü önemli bir ayrıntıyı hesaba katmamıştı. Mutfak; uzun zamandır ortada kalmış bulaşıklar, kokuşmuş yiyeceklerden temizlenmemiş ‘atık’ malzemelerle doluydu.” Bu hikâyeyi neden anlattım? Beslenerek İyileş kitabımdan da bildiğiniz gibi doğru besinlerin vücutta iyi bir onarım yapacağını her zaman söyledim. Doğru olduğuna inandığımız bir ilacı almadan önce hücre ortamını temizlemeyi ihmal ettik, biraz yarar gördüğümüzde ise her gün alarak onu zarar verici hâle getirdiğimizi fark edemedik. Nasıl ki güzel de olsa aynı yemek her gün yendiğinde usanç verir, aynı ilaçlar da hücre düzeyinde toksin yüküne dönüşür. Bu kitapla; başta sporcuların hızlandırılmış metabolizmaları referans alınarak, vücuttaki “atık”ların temel kaynaklarını ve bunların nasıl temizleneceğini son derece pratik yöntemlerle öğreneceksiniz.
350.00 ₺ -
Sabır ve Vefa Timsali Hz Zeyneb
Yüreklere Dokunacak Tılsımlı Bir Aşk Hikayesi Bir tarafta Allah'ın Son Elçisi’nin "Kızlarımın en hayırlısıdır." diye vasfettiği can paresi Hz. Zeyneb... Diğer tarafta nezaketi, anlayışı, cömertliği ve şefkatiyle Hz. Hatice'nin gönlüne taht kuran şair gönüllü yeğeni Ebu'l As... Bu iki mümtaz şahsiyetin muhabbetinden neşet eden bağın gurur, iman, vahiy, ayrılık, hasret ile sınanması... Vahyin "Onları kâfirlere geri göndermeyin!" (Mümtehine Suresi: 10) emriyle ayırdığı bu muhabbetin, yine vahyin ışığında tekrar bir araya gelmesinin zorlu ve çileli hikâyesi... Mekke'nin muannid gururunun verdiği ayrılık kör düğümlerinin, ilahi sevgisinin feyziyle çözülmesi ve hasretin bitmesi... Hz. Zeyneb'in ve Ebu'l As'ın hayatlarının ve muhabbetlerinin ayrıntılarında, bugünün insanlarının da alacağı çok mesajlar var. Kendisi de şair tabiatlı, kaleminden nur damlayan sevgili kardeşim Nurdan Damla'nın bütün bunları destansı ve şiirsel bir lisan ile kaleme aldığı bu eser, gerçekleri romansı bir lezzette aktarmış. Okuyan herkes, bu eserin satırları arasında dolaşırken kendi yüreğine de dokunan bir tılsım, bir haz, bir hatıra yakalayacaktır. Mehmet Ali BULUT Bir yanda Resul kızı, öte yanda şirke batmış bir koca. Aşk var orada, ümit var. Dua, sabır ve gözyaşı var. "Asi olsa da As, bekle!" demiş kızına babası. Hidayetin muştusunu mutsuz yarınlara sarmalayıp "Ah mine'l aşk!" muskasını iliştirip anne yadigârı gerdanlığına, hazin geceleri nur sabahlara kundak eder Zeyneb. Kitabı okuduğunuzda Peygamber’in gözdesi Zeyneb'in hicranını vicdan ocağında gözyaşları ile yakacaksınız. Aşk olsun çile çiçeklerine... Sinan YAĞMUR
280.00 ₺ -
Aile Terapisi Aşk İnsanı Şarj Eder
Bir kadın için duygusal ihtiyaç aslında her şeyden önce gelir. Sevilmeyen kadın hırçındır. Sevilen kadın şımarır, şımaran kadın mutludur. Kadın mutluysa herkes mutludur.Kadın sevildiğinde, erkek övüldüğünde ilişki açısında motive olur. Erkek çocukluğunda annesi, yetişkinliğinde eşi tarafından sevilmek ister. Erkekleri kim ne kadar takdir ederse etsin, sevdiği kadının takdiri esastır. Aslında tüm çabası da bunun içindir. İş erkeğin hem oyuncağı hem de kendini ispat etme refleksidir. Oyuna dalmış ve kendini ispat etme çabasındaki erkek sağlıklı erkektir. Her "iş kolik" erkeği "eş kolik" erkeğe dönüştürmek sizin elinizde. İlişki kabiliyetlerini tahsil etmemiş bir erkek, kadını anlayamaz. Ve "galiba bu kadında bir sorun var." diye düşünür. Oysa sorun değil, kabiliyet vardır. Kabiliyeti anlamak için de kabiliyet gerekir. Erkek ve kadının bilinçaltı, sevgisiz cinselliği reddeder. Temel ihtiyaç olan cinsellik aşk ile doyurucudur. Aşksız cinsellik doyumsuz ve yıpratıcıdır. Bir erkek ve kadının birbirini yargılaması nükleer saldırı gibidir. Bu saldırı sonucunda duygusal boşluk oluşur. Duygusal boşluk ise duygusal kansere neden olur. Duygusal kanserin tek bir ilacı vardır; o da sevgidir. Çünkü aşk insanı şarj der.
450.00 ₺ -
Ben Zübeyde
Abbasi Sarayı’nda güç, zekâ ve adanmışlığın hikâyesi... Güçle yoğrulmuş bir kalp, zekâyla aydınlanmış bir zihin, sabırla örülmüş bir ömür... Cenneti adanmışlığıyla kazanan bir kadın: Zübeyde Sultan. Kudretli halife Harun Reşid’in eşi, Haşimi soyundan gelen ilk valide sultan. Abbasi Devleti’nin ruhu, medeniyetin kalbindeki sükûnet. Bütün servetini kutlu bir rüyanın uğruna infak eden kadın. Zaman belki ona ihanet etti, ama izleri hâlâ yaşıyor. Sevda, sadakat ve mücadeleyle yoğrulmuş bir ömür. Unutulmuş bir kadının unutulmaz hikâyesi, Sadiye Erol Aykaç’ın kaleminden...
227.50 ₺ -
Çarpışma
“Romalılar, kararlı ve yolundan sapmaz bir duruş sergileyelim. Bir erkeğe yakışır ve asil bir duruş sergileyelim. Düşmana gücümüzü ve direncimizi gösterelim. Onlara kendilerinden daha güçlü adamlara saldırdıklarını, vurulmak yerine vuracak adamlarla karşı karşıya geldiklerini gösterelim. Onlar ne taştan, ne kırılmaz tunçtan yapılmıştır ne de kuvvetle alt edilemeyecek, hiçbir şey hissetmeyen demirden vücutları vardır.” Kilikya, Tarsus, Misis, Antakya, Kıbrıs ve Suriye’yi topraklarına katan Bizans ordusu, 10. yüzyılda Suriye bölgesini Müslüman Arapların elinden bütünüyle alarak gücüne güç kattı. Ancak Bizanslılar, zaferin sadece asker sayısına bağlı olmadığının farkındaydı. Başarı ancak ve ancak iyi düşünülüp titizce planlanan bir dizi taktik neticesinde elde edilebilirdi. 6. yüzyıl Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminden “Strateji” ve 10. yüzyıl Bizans İmparatoru Nikephoros Phokas döneminden “Çarpışma” metinleri, İmparatorluğun kazandığı zaferlerin bir neticesi olarak, kaleme alınması emredilen metinlerdir. Bu iki metin, Bizans İmparatorluğu’nun hem askerî tecrübelerinin bir birikimi olarak hem de bu zaferlerin devamlılığını sağlama vizyonunu sergilemeleri bakımından oldukça önemlidir. Ordunun savaş sırasında nasıl hareket edeceği, nehir geçme taktikleri, askerlerin dizilimi, casusluk faaliyetleri, geçitlere pusu kurma yöntemleri, şehir kuşatma yöntemleri gibi pek çok konu ele alınmıştır. Yunanca el yazmaları ve İngilizcelerini kıyaslayarak tercüme edilip yayıma hazırlanan Çarpışma, kısa başlıklarla meramını net bir şekilde aktaran, böylece Bizans askerî başarılarının devamlılığını temenni eden dinamik bir kitap. Güneydoğu Anadolu ve Suriye bölgelerinin coğrafyası göz önünde bulundurularak yazılmış, her durum hesaba katılmış, dikkatle düşünülmüş, yüzyıllar öncesinden bir Bizans kaynak eseri.
140.00 ₺ -
Osmanlı Gerçekleri 3
KAYI serisi ile 7’den 70’e yüz binlerce okurun beğenisini kazanan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, OSMANLI GERÇEKLERİ serisinin üçüncü kitabında Osmanlı’daki sosyal meselelerle ilgili akla takılan pek çok soruya temel kaynak referanslarıyla cevap veriyor. Şimşirgil bu çalışmasında kadınların Osmanlı’daki sosyal, kültürel ve politik konumlarını; kuruluş döneminden son döneme kadar Osmanlı donanmasının durumunu; tarikatların ve tasavvufun teşekkülünü; casusluk ve istihbaratı; iskân siyasetini ve Ermeni tehcirini detaylarıyla inceliyor. Osmanlı kadınlarının evlilikte ve boşanmada söz hakları var mıdır? Osmanlı’da taciz, tecavüz ve şiddete verilen cezalar nelerdir? Dünyada biyolojik silah kullanılarak yapılan ilk saldırı Osmanlılarda hangi padişah döneminde gerçekleşmiştir? Neden Batı’da Müslüman yerine Türk kelimesi kullanılmaktadır? II. Abdülhamid Han nasıl bir istihbarat ağı kurmuştur ve bu teşkilatın çalışma şekli nedir? Osmanlı elçilerinden hakarete uğrayanlar veya öldürülenler olmuş mudur? Şehir ve kasabalara sistemli iskânlar yapılmasının nedeni nedir? Barbaros Hayreddin Paşa korsan mıdır? Amerika kıtasını aslında kim keşfetmiştir? Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve yükselişinde tasavvufun rolü nedir? Osmanlı Gerçekleri - III Osmanlı Devleti’yle ilgili zihinleri kurcalayan daha pek çok soruya verdiği cevaplarla bütün okurların beğenisini kazanacak...
227.50 ₺ -
Hafıza Teknikleriyle Elifba
"Sizin en hayırlınız, Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." (Hadis-i Şerif) Kur'an-ı Kerim, nice hazineleri içinde bulunduran engin bir deniz gibi. O denizlere açılabilmenin basamakları var elbette. Şimdi o basamaklardan ilkini “onu okumayı öğrenmeyi isteyerek” aştın. Şimdi sırada ikinci basamak var: Kur'an harflerini okumak. Onun da zor olmadığını sayfaları çevirdikçe göreceksin. Elindeki elifba kitabı, ikinci basamağı kolayca aşmana yardımcı olmak için "Hafıza Teknikleri" kullanılarak hazırlandı. Kitapta öğrenmeyi kolaylaştıracak karikatürler, karikatürler içine gizlenmiş harfler ve onları bulmana yardımcı olacak Meraklı Mercek var. Meraklı Mercek ile önce resmi tanıyacak, sonra gizlenen harfi göreceksin. Harflerin içine gizlendiği nesnelerle kuracağın bağ ile o harfi öğrenmen kolaylaşacak. Evet, bu işin çoğunu hallettin zaten. Ardından daha iyi öğrenebilmen için bulmacalar karşına çıkacak. “Hafıza Teknikleri”yle hazırlanan kitap, öğrenmeyi kolaylaştıran Meraklı Mercek, pekiştirici bulmacalar, etkinlikler… Kısacası heyecanlı ve eğlenceli bir eğitim seni bekliyor.
175.00 ₺ -
Kısa Hitler İmparatorluğu Tarihi
Yıl 1918. Tarihin en kanlı çarpışmalarına sahne olan Büyük Savaş nihayet bitmiştir. Kırk milyon insan ölmüş, ülkeler viran olmuş, haritalar değişmiştir. Galiplere tükenmişlikle karışık bir sevinç, mağluplaraysa korkuyla karışık bir keder hâkimdir. Ancak hem galiplerin bir kısmının hem de mağluplardan birinin paylaştığı ortak bir duygu daha vardır: Öfke! İngiltere ve Fransa öfkelidir zira zafer için ağır bir fatura ödemişlerdir. Cezalandırmak, dahası canına okumak için ağır şartlar içeren Versay Barış Antlaşması’yla Almanya’nın boğazına yapışırlar. Yenilginin şokuyla zaten ağır bir öfke nöbeti geçiren Almanlar, kendilerini açlığa ve ondan da büyük bir zillete mahkûm eden bu antlaşmayla iyice deliye dönmüştür. “Onlar büyük tarihi geçmişi olan şanlı bir ulustur; nasıl olur da yenilirlerdi, nasıl olur da elleri kolları böylesine acımasızca budanırdı? Dünyayı işgale kalkmışken, nasıl olur da ülkeleri işgal edilirdi? Yenilgi bir yana, nasıl olur da sokak hayvanlarını yiyecek kadar açlığa mahkûm edilirlerdi?” Aynaya bakmaksızın suçlu ararlar: Kim, hangi hainler onları bu duruma düşürmüştür? Açlık, çaresizlik ve yenilginin travmasıyla at başı giden utanç, milyonların üzerine kâbus gibi çökmüş; Almanya, çölde vaha ararcasına, makus talihini değiştirecek bir kahraman arayışına çıkmıştır. Çok geçmeden adaylardan biri aradan sıyrılır. Adı Adolf’tur. Kişiliği otoriteyle biçimlenmiş, hayata dair hayalleri yarım kalmış, türlü kompleksin esiri olmuş ve savaşın getirdiği yenilgiyi hazmedememiş bir savaş gazisidir. “Şanlı tarih” ile karnını doyurmakta, “askerlik” ile nefes almakta, ağzı da iyi laf yapmaktadır. Adeta o günün Almanya’sı, onun şahsında ete kemiğe bürünmüştür… “Düşün peşime, bizi bu duruma düşürenleri biliyorum, önce onların sonra da dünyanın canına okuyacağız; Büyük Almanya’yı kuracağız!” der Adolf. Ruhu, bedeni ve zihni yaralı bir ulusun, ruhu, bedeni ve zihni hastalıklı bir insanın liderliğinde dünyayı kasıp kavuracak utanç yürüyüşü, işte böyle başlar…
455.00 ₺ -
Kılıcın Efendileri 1 - Samuray
Erdal Küçükyalçın “Kılıcın Efendileri” adlı yeni bir seriyle okuyucusuyla buluşuyor. Bu serinin ilk kitabı Japon tarihini şekillendiren savaşçı sınıf samuraylar... Asya’da sömürgeleştirilememiş nadir bağımsız uluslardan biri olan Japonların sanayileşme ve modernleşme çabalarını nasıl başarıya ulaştırabildiği hep merak edilen bir husustur. 1853 yılında Amiral Matthew Perry komutasındaki Amerikan filosu Tokyo açıklarında belirerek hükümeti dışa açılmaya zorladığında Japonya katı bir şekilde kastlara ayrılmış, dünyadaki endüstriyel ve kültürel değişimlerden uzak, dış dünya ile ilişkisi Nagasaki yakınlarındaki Dejima adlı küçük bir adaya girişine izin verilen Hollandalı tüccar ve gemicilerden aldığı bilgilerle sınırlı bir devletti. Ancak Japonların “Kara Gemiler” dediği Amerikan gemilerinin tetiklediği değişim hareketi kısa süre içinde kurulu düzenin bozulmasına yol açacaktı. Yepyeni bir dinamizmle, hızla modernleşen Japonya, 1905 yılında, Rus-Japon Savaşı’nda koca Rus İmparatorluğu’nu dize getirerek Batılıların “Büyük Devletler” ligine kabul edilen bir devlete dönüşecekti. Bu bir “Japon mucizesi” miydi? Hayır, hiçbir sonuç sebepsiz olmayacağı gibi hiçbir başarı da nedensiz değildir. Bu başarının altında yatan unsur samuraylar ve onların dünya görüşünü şekillendiren “Buşido” yani “Savaşçının Yolu” düşüncesiydi... Küçükyalçın bu çalışmasında, öncelikle samuray sınıfının tarihî akış içerisindeki gelişim sürecini, devlet mekanizmasının oluşumunu ve samurayları doğuracak olan askerî teşkilat denemelerini ele alıyor. Bununla birlikte Japon devletinin merkeziyetten adem-i merkeziyete savruluşu ile yerel güç odakları olarak ortaya çıkan derebeyleri ve feodal düzeni inceliyor. Sonrasında ise Buşido düşüncesinin gelişimini ve “Yol” kavramını onu besleyen kaynaklar üzerinden ele alarak kavramın samurayların düşünce dünyalarıyla kültürel hayatlarına nasıl yansıdığını akıcı bir üslupla anlatıyor.
227.50 ₺ -
Hadis İlminde Cerh ve Tadil
Cerh ve tadîl, hadis usûlü içerisinde sened ilmi açısından çok önemli bir bilim dalıdır ve kendisine has terminolojisi vardır. Hem mütekaddim hem de müteahhir hadis âlimleri bu sahada nadide eserler telif etmişlerdir. Subkî, Sehâvî ve Zehebî hiç kuşkusuz bu sahada eser veren imamlardan birkaçıdır. Yukarıda isimlerini saydığımız müelliflerin konuya dair risâlelerini bir araya getirerek bir kitap altında toplayan Ebû Gudde, titiz bir tahkik ve her bir risaleye bir mukaddime yazarak kitabın değerini daha da artırmıştır. Ey okuyucu, Allah Rasûlü sallallahü aleyhi ve sellem'i anlamada önemli kilometre taşlarından biri olan cerh ve tadîl konusunda zihnindeki soru işaretlerini giderecek şeyin ta kendisi işte bu kitaptır. İstifade etmeye bakasın.
253.08 ₺ -
Hayalet Kapısı
“Sanal paralar, Bitcoin, Deep Web - Derin Web ve yapay zekâ bugünün ve yakın geleceğimizin kaçınılmaz gerçekleri. Allah, ana bileşeni silisyum olan balçığa ruh üfleyerek insanı yarattı, insan da silisyum çipe akıl raptetti. Yüce yaratıcı bunun yapılmasına izin veriyorsa bu yeni zekâ türü yeni hayat tarzları oluşturacaktır. Buna din duygusu da dahildir. Kur’an’ın bir özelliği de çeşitli devir ve sosyolojik yapılara hitap edebilme gücüdür. Kur’an, kabileler ve imparatorluklara yol gösterebildiği gibi yapay zekâyı da etkileyecektir.” Korku, polisiye, bilim kurgu alanlarında yıllardır Türk edebiyatının en önemli eserlerini veren Sadık Yemni, “bilim kurgu polisiye” türündeki romanı Hayalet Kapısı’nda yepyeni bir bakış açısıyla zamanın ruhunu soluyarak, geleceği dikizlemeye, zekice kurgularla cüretkâr sorular sormaya devam ediyor.
93.10 ₺ -
Kuranı Kerim Meali Ve Türkçe Okunuşu Üçlü 373
Elmalı'lı M.Hamdi Yazır Mealli Kuran'ı Kerim ve Yüce Meali Kur'ân-ı Kerim Hafız Osman Hattına sâdık kalınarak Sayfa Tutar, Berkenar, Secavendli, Med'li ve Kasır'lı olarak hazırlanmıştır.
355.20 ₺ -
Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar
İnsan ruhu en çok bir başkasının ruhunda demlenmek ve olgunlaşmak ister. Bu yüzdendir ki hepimiz sevgi ve sadakati ararız bir ömür boyunca. Hayatın tozlu yolları önümüzde çatallanırken birçok şey gelir başımıza. Yollara bir başkası için, bir yoldaş için düşmüşüzdür. Bu yoldaki her adımımızda anılar bırakırız ardımız sıra. Derken, birisi çıkar karşınıza. Hoşlanırsınız. &`;Onu kendime nasıl bağlarım?” diye sorarsınız. Kimse kimsenin kalbine hükmedemez halbuki. Karşılıksız bir aşka tutulduğunuzda, &`;Nasıl unutabilirim?” diye sorarsınız. Bekârsanız, &`;Beklediğim kişi ne zaman karşıma çıkacak?” diye sorarsınız. Siz bu melankolik bekleyişteyken, &`;Hâlâ birini bulamadın mı?” diye soran kendini bilmezlerle karşılaşırsınız. Binbir umutla evlenirsiniz. Tam mutluluğu yakaladım derken aslında her şeyin şimdi başladığını anlarsınız. &`;Evlilik bu muydu?” diye sorarsınız. Artık biri cehenneme biri cennete çıkan iki yol vardır önünüzde. Mustafa Ulusoy, Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar`da çeyrek asırlık psikiyatristlik deneyimiyle evliliği bir cennete dönüştürmenin ipuçlarını sunuyor ve sorunların içindeki umudu gösteriyor
178.85 ₺ -
Ay Terapisi
"İçindeki yalnızlık bir türlü yatışmıyordu. Hayat başkalarıyla ne kadar yaşanırsa yaşansın, insan yalnızlığını aşamıyordu. O da en sonunda bunu aşmaya çalışmayı bırakmış, yalnızlığında dinlenmeye karar vermişti. Bu ifadeye bayılıyordu: Yalnızlıkta dinlenmek" Mustafa Ulusoy, Ay Terapisi`ndeki öyküleriyle, okurlarını "yalnızlıkta dinlenmeye" davet ediyor. Bu öyle bir davet ki, bizi psikiyatrinin sınırlarına çekip kendimiz üzerine düşündürüyor. Dr. Mavi`nin terapi yöntemlerine tanık olurken, "ay`la tanışıyor, tanıştıkça da kendi derinliğimize varıyoruz. "Ay, insanla hiç sürtüşmüyordu ama neden, neden?Neden hep yukarıda, semada intizam vardı da yeryüzünün kısmetine çatışma düşmüştü? Dr. Mavi `Hadi bunu anlayalım!`dedi. Masanın üzerine boş bir dosya kâğıdı koydu, `insan ile ay arasında bir karşılaştırma yapalım?" Dünya seni bu kadar yormuşken, bak, ay ışığı tam önüne düşüyor.
109.50 ₺ -
Entella
Peki, sen, ey arkadaşım, sen! Benim derdim seninle. Senin özgürlüğün nereye kadar? Sen ne zaman özgür olacaksın. Ne zaman kurtulacaksın, seni kendine köle yapan sistemden? Ne zaman kurtulacaksın, ömrünü kemiren boş işlerden? Ne zaman isyan edeceksin, seni dünyaya her geçen gün daha fazla bağlayan hedeflere. Biriktirmek, biriktirmek ve hiç paylaşmamak; zevke dalıp ümmeti unutmak nereye kadar? Elbette biz, arkadaşım, biz. Bizim bu gidişimiz nereye kadar? Fe eyne tezhebuun? Nereye bu gidiş? Nereye bu gidişimiz?
117.00 ₺ -
İki Tam Bir Tek
Kendinizi bir elmanın yarısı, hayatınızdaki kişiyi de elmanın diğer yarısı olarak düşünüp bir ilişkiye başlarsınız. Birlikte iki yarım bir tek olmaya çalışırsınız. Siz yarım bir elma oldukça, hayatınıza hep yarım insanlar gelir ve ilişkileriniz hep yarım kalır. Tam ve bütün olmak, hayatınıza tam ve bütün insanı çekebilmeniz için hazırlanmış çok özel bir kitap... Tüm biten, devam eden ve kurulacak olan ilişkilere şifa olması niyetiyle... Sevgi ve Aşk’la... Bülent Gardiyanoğlu
315.00 ₺ -
-
Türkçe Arapça Tercüme Teknikleri
Uzun yıllar ders notu olarak okutulup yoğun ilgi üzerine hazırlanan bir eser Türkçeden Arapçaya çeviri nasıl yapılmalı? Orta düzey ( Aktüel okuma – yazma) Arapça bilgisine sahip okuyuculara yönelik Bir birinde farklı konuların yer aldığı 16 ünite İleri dil bilgisi ve edebi çalışmaların yer alacağın serinin ilk adımı Açıklamalı Türkçe anlatımı ve zengin alıştırmalarıyla konuları pekiştirme imkanı
204.00 ₺ -
Kendi Işığına Yürü
Günlerde yaşıyoruz, günleri mesken tutuyoruz, kimi acılı kimi sevinçli günlerde. “Çok büyük, varoluşsal bir yıkım yaşayan insanlar, karanlığın ortasında umut ışığını bulmalarına yardımcı olacak, onlara uzanacak bir el arar. Zifiri karanlıkta ruha yön gösterecek bir ışık çakımı. Çöl sıcağında bir serinlik. Varoluşsal bir sarsıntı ruhun üstünü örttüğünde, bir kum fırtınasında nasıl göz gözü görmüyorsa işte hayatın yolları da öyle görünmez olur; bu hengâmenin ortasında kalan insanlar bir yön, bir ışık bulmakta zorlanırlar. Hayatın o en zor geçitlerinde, karanlığı delen bir ışık mutlaka vardır. Onunla yolumuzu bulur, onunla yaşamaya devam ederiz. Senin içinde yanan kandili kimse söndüremez. Etrafı zifiri karanlık kapladığında sakın korkma. Kendi ışığına yürü.” Zor günlerin içinden selametle çıkabilmek için kendi ışığımızı işaret ediyor Kemal Sayar. Ümitle tekrar parlatılacak bir ışık. Bir başına değil ama birlikte; yürek hizasında bir mücadele.
288.35 ₺ -
Yorgun Savaşçı
“Memleketin en kötü günlerinde düşmanlar iyice içeri doldukları sırada, başından beri politikaya karışmamış, orta rütbede, dövüşken Türk subayının, ordusuz kalma dramını anlatmak istedim.” Yorgun Savaşçı, yenilgiden dönmenin ve tekrar mücadeleye atılmanın büyük anlatısıdır. Kemal Tahir’in, insanı bir an durup düşünmeye ve harekete geçmeye, geleceği ve geçmişi büyük bir şimdinin içinde kavramaya teşvik eden üslubu ile edebiyatımızın klasik olma vasfı kazanan en önemli romanlarından biri olan Yorgun Savaşçı, ilk kez yayımlandığı 1965 yılından beri okunmaya, tartışılmaya ve ilham vermeye devam etmektedir. Büyük sorular sormanın üstadı olarak Kemal Tahir, dağılan bir imparatorluğun her çatırtısına kulak kabartmış, kurulacak Cumhuriyet’in ve verilen istiklal mücadelesinin, karanlığın dibinden umudun zirvesine doğru gerçekleşen yolculuğunu, muhayyilemize hediye ettiği ölümsüz karakterlerle romanlaştırmayı bilmiştir. Cehennem Topçu Cemil’den Doktor Münir Bey’e, Patriyot Ömer’den Kör Şaban’a kadar bir milletin geleceğinin belirlendiği kısa bir zaman dilimini üzerlerinden okuduğumuz kült karakterleri inşa etmedeki ustalığını, onları başka eserlerinde de karşımıza çıkararak gösteren Kemal Tahir’in benzersiz roman evreni, bugün edebiyatımızın iftihar sebebidir.
279.30 ₺ -
Barut Top Ve Tüfek
Barutun keşfi ve ateşli silahların ortaya çıkışı devletlerin savaş uğraşında köklü değişimlere gitmesine yol açmıştır. Devletler ve yöneticiler, kendi silah sanayilerinin varlığının kaçınılmaz olduğunu acı tecrübeler ile de olsa anlamışlardır. Barutun keşfi ile başlayan bu yeni “barut çağı”nda Osmanlı İmparatorluğu’nun, Avrupa devletlerinin oluşturduğu Batılı komşularıyla ve doğu sınırlarında çarpıştığı Doğulu komşularıyla uzun yıllar başarılı şekilde baş edebilmesinin en önemli etkenlerinden biri de sahip olduğu başarılı lojistik sistem ve üstün askerî teknolojidir. Henüz 15. yüzyılda iki cepheden hasımları karşısında ateş gücü konusunda üstünlük sağlayan Osmanlı İmparatorluğu, hem devşirdiği bilgi ve insan gücü, hem de yüzyıllar boyu getirdiği yeniliklerle askerî teknolojiyi etkilemiştir. Gábor Ágoston, Barut, Top ve Tüfek adlı çalışmasında Avrupamerkezci yaklaşımlarla eleştirilen ve Batı’ya bağımlı gibi gösterilen Osmanlı silah sanayisini zengin arşiv kaynaklarının ışığında inceliyor; Osmanlı İmparatorluğu’nun gemi yapımı, top dökümü, güherçile ve barut imalatı, kaynak tedariki, bilgi aktarımı ve uzman istihdamı konusundaki gelişmişliğini gözler önüne sererek sözde “İslami tutuculuğun” yeni teknolojileri benimsemede bir engel teşkil ettiği, Osmanlıların teknik açıdan geri kaldığı ve silah üretim kapasitesinin düşük olduğu, silah ve mühimmatta Avrupa silahlarına bağımlı bulunduğunu ileri süren tezlerin yanlışlığını ortaya koyuyor. Sa‘adetlü padişahum, sefer-i humayunun rükn-i a‘zamı barutdur. Barut olmayınca asla bir vechile sefer olmağa mecal olmaduğı ma‘lum-ı humayunlarıdur ... barut sa‘ir nesne gibi değüldür. Vakti ile zemanı ile tedarük görülüp işletmeyince muzayaka mahallinde yüz bin altun verülse fa‘idesi olmaz. Barut olmayınca dünya dolusu altun akça olsa barutun yerini tutmaz; kal‘a saklamak ve ceng eylemek barut ile olur.
335.30 ₺ -
Bir Mülkiyet Kalesi
“Biz Türk sanatçıları üç şeye şiddetle muhtacız: Kültüre, sağlam bir dünya görüşüne, bu görüşün ışığında Türkiye’yi ve Türk insanını -Osmanlılıktan bugüne kadar- kendimizce anlamaya, tanımaya...” Toplumu tanımak için önce kendine, memleketi anlamak için önce evine döner insan. Kemal Tahir’in, kişisel tarihini doğduğu evin hikayesi üzerinden naklettiği bu otobiyografik roman, bize aynı zamanda imparatorluğun çatırtılarından milletin varlık mücadelesine uzanan çalkantılı yılları anlatıyor. İnsanın, kendisinden daha uzun ömürlü olan mülkiyet ile kurduğu ontolojik ilişkinin, mekanın poetik anlamlarını da gözeten taraflarıyla bir tür zaman nehrine dönüştüğü Bir Mülkiyet Kalesi, büyük romancımızı daha yakından tanımak için bir referans niteliğinde.
419.30 ₺ -
Sefer
Uzaklara gitmenin ilginç bir cazibesi vardır. Her şeyi arkamızda bırakıp yola koyulduğumuzda yeni bir başlangıca doğru açıldığımızı hissederiz. Sefer yepyeni bir nefes ve farklı bir heyecandır. İnsan önce hayal ve rüyalarında seyahat eder sonra da bu hayal ve rüyalar ülkelere, şehirlere, sokaklara, farklı kültür ve insanlara dönüşür. Eğer gittiğimiz yer içimizdeki merak duygusunu kışkırtıyor ve bize farklı bir bakış açısı sunuyorsa o iyi bir yolculuktur. Tarihin kırılma anlarının çoğunda da bir kişinin veya toplulukların gerçekleştirdiği yolculukların etkisi vardır. Bu anlamda sefer, dönüştürücü olduğu kadar inşa edicidir de. Kuranda arzullahi vasia, yani "Allahın arzı geniştir. " diye buyurulur. İnsan, Allahın arzında yolları kat edip yeni insanlar ve şehirler tanıdıkça kendi dünyasında da genişleme hisseder. Endülüsden Orta Asyaya, Kafkaslardan Balkanlara, Avrupadan Afrikaya kadar dünyanın dört bir yanına yaptığım gezilerin yer aldığı Seferde sadece ülkeler, şehirler, gezilip görülmesi gereken yerler değil; aynı zamanda düşünsel bir yolculukla da karşılaşacaksınız. Siyahi Müslüman lider Malcolm X; "Dar düşünceli insanların her şeyi ne kadar berbat edebildiklerini gördüğümden beri ufkumu genişletmek için seyahat ediyorum. " diyor. Bu yolculuklar da bana çok şey kattı ve kendime, ülkeme, İslam dünyasına, yeryüzüne bakışımda yeni ufukların açılmasına neden oldu.
248.00 ₺ -
Esir
2012 yılının 9 Mart günü belgesel çekmek için gittiğimizi Suriyede, kameraman arkadaşım Hamit Coşkunla birlikte Esed rejimine bağlı silahlı milisler tarafından kaçırıldık. Kaçırıldıktan sonra yeraltı cezaevinde yaşadıklarımız bizi yepyeni bir dünya ile tanıştırdı. Bu öyle bir dünyaydı ki çoğu zaman insanlığımızdan utandık. Akla gelmeyecek işkence ve zulümlere şahit olduğumuz yeraltı cezaevinde kalırken dışarıdaki hayatın her geçen gün bizden daha da uzaklaştığını, bir rüyaya dönüştüğünü hissediyorduk. Çünkü Esed rejiminin yeraltında kurduğu bu dünya adeta bambaşka bir gezegen, bambaşka bir âlem gibiydi. Baştan aşağı kötülük ve zorbalığın hâkim olduğu yeraltı cezaevinde hayatta kalabilmenin tek yolu ise inanca ve umuda sarılmaktı. Biz de öyle yaptık ve inanç ile umudun insan için ne büyük bir imkan olduğunu bir kez daha keşfettik.
220.00 ₺ -
Kaçak Yolcu
Yolculuk sadece gitmek demek değil; aynı zamanda var olmaktır. Arkanızda gezilmiş şehirler, upuzun yollar, bambaşka ülkeler ve birbirinden farklı insanlar bıraktıkça var olduğunuzu,hayatı doya doya yaşadığınızı daha fazla hissedersiniz. Bundandolayı insan gitmelidir. Hiçbir özel hedefi olmasa bile sadece varolmak için gitmeli ve yeryüzünün farklı diyarlarında kendi varoluşöyküsünün peşine düşmelidir. Çünkü yollar "hayat" denilenbilmeceyi çözebilmek için insana üst üste kapılar açar. Ben de bu gizemli bilmecenin izini sürmek için her fırsattayollara düştüm. Bazen haber için, bazen bir belgesel için, bazen de sadece gitmek için gittim. Fakat yaptığım bu yolculuklar arasındabenim için en unutulmaz olanı 2006 yılında İstanbuldan Afganistana yaptığım kaçak yolculuktu. Her ânı macera doluolan bu yolculuğu bir gün mutlaka kaleme alacağım düşüncesiyle hep içimde tuttum. Yıllar geçse de her hatırlayışımda beni heyecanlandıran,dost meclislerinde her anlatışımda "bunu mutlaka yazmalısın" diye cesaretlendirildiğim kaçak yolculuğumsonunda bir kitap haline geldi.
188.00 ₺ -
Seyyah
Çıktığım yollar, yaptığım seyahatler; ziyaret ettiğim bir çok şehirle içten bir bağ kurmama neden oldu. Ben de seyyahların çoğu gibi bazı şehirlerin ruhu olduğuna inananlardanım. Bu şehirlerin sokaklarını adımlarken tatlı bir musiki takılır kulaklarınıza. Şehir kendini size vermek için adeta can atar. Alırsınız ve yüreğinizin en özel yerinde saklarsınız bu şehirleri. Öyle bir sahiplenirsiniz ki onları, sanki sizin olurlar. İstanbul, Saraybosna, Kahire, Gazze, Isfahan, Bağdat, Şam-ı Şerif, Kudüs İşte benim şehirlerim Özlemleri kalbime sızı veren, her kavuşmamızda ise çocuk gibi sevindiğim, neşelendiğim şehirler Bu şehirlerin her birine zihnimde farklı bir şekil veririm. Şam-ı Şerifi gözleri yaşlı bir anne olarak hayal eder, Saraybosnayı ise bir melikeye benzetirim. Zarifliği göz kamaştıran, utangaçlığı hayranlığınızı cezbeden bir melike. Kudüs hiç görmesem de hep özlediğim, içimde taşıdığım biricik şehrimizdir. Isfahan bir şiirin en güzel mısralarına benzer. Gazze hepimizin vicdanı, Bağdat ise geçmişiyle, sanki bir masallar diyarıdır. Kahire içinde farklılıklar, zıtlıklar, uçlar barındıran bir şehirdir. Bu yönüyle insana ne de çok benzer. Kahirenin karmaşasını, girdaplarını seyre dalınca, sanki kendi içimdeki karmaşaların, girdapların seyrine dalmış gibi olurum. Bazen de sizin dokunmaya bile kıyamadığınız kimi şehirler acımasızca bombalanır, yerle bir edilir. Tıpkı Şam-ı Şerif in, Halepin, Gazzenin, Bağdatın bombalandığı gibi
248.00 ₺ -
Son Umut
Ruhumun yine sıkılıp bunaldığı bir anda, şehrin en ünlü kitapçısına gitmiştim. Hiçbir açıklama yapmadan, "Kitap istiyorum" diye daldım içeriye" Usta bir psikolog tavrıyla, orta yaşlı bir bayan dikildi karşıma" "Bir kitap tavsiye edeceğim size," dedi. "Bu kitabı okuyunca, yazarın diğer kitaplarını da bir an önce okumak isteyeceksiniz." Kitabı, klasik bir deyimle "bir soluk"ta bitirdim. Nerede mi? Oracıkta" Hem de iki saat içinde" Yaşanmış, ibretli ve sırlarla dolu hayat öykülerinin satır aralarında kendimi bulmuştum. "Acaba," dedim. "Ben de ibretli hayat hikâyemi anlatsam, benim öyküm de yolunu kaybetmiş, ümidini yitirmiş genç kuşağa bir kılavuz olamaz mı?" Bunun için, umutsuz dünyamın "Son Umut"unu sizinle paylaşmak istedim. Oradaki olayların ve sahnelerin, hayatınıza ışık olması niyetiyle"...
156.00 ₺ -
Bir Kere Daha Son
Mustafa Ulusoy, Bir Kere Daha Son’da kendine has üslubuyla okuyucularına yeni bir okuma deneyiminin kapısını açıyor. Her deneyimin bir son, her sonun da yeni bir başlangıç olduğunu filmlerden edebiyata, gündelik hayattan insan ilişkilerine örnekler vererek bir kere daha okuyucuların zihninde yeni ufuklar açıyor. “Gündelik hayatı yaşarken her yaptığımız şeyin son olabileceğini, bunun bir kere daha tekrarlanmayabileceğini idrak ediyoruz. Bu son olabilir diyoruz. Ama bir kere daha son yanılsamasıyla sonluluk fikrini yumuşatıyoruz.” Sıkıntılı bir dünyanın sonunda gazete okuyor insanlar, aldırışsız insanlar güneş gibi parlayan portakallar yiyorlar. J. C. de Melo Neto
251.85 ₺