-
Ebu Ubeyde bin Cerrah
Mekkeli fakir bir ailenin çocuğu olan Ebû Ubeyde, geçimini mezar kazarak sağlardı. Otuz yaşlarında İslâm'la şereflenince hayatı anlam kazandı. Hoşgörüsü, tevazusu ve uzlaşmacı tavrıyla öne çıkan sahabi, Hz. Peygamber'i "Ya Rasûlallah! Birkaç haftalığına da olsa senden ayrı kalmaya dayanamam" diyecek kadar çok severdi. Uhud'da bedenini Hz. Peygamber'e siper ederek canını ortaya koydu. Pek çok savaşta komutanlık yaptı. Cihad meydanlarında kahraman bir asker, okulda öğretmendi. Hz. Peygamber İslâm'ı öğrenmek isteyen birçok kişiyi ona gönderdi. Hz. Ebû Bekir halife olup onu ordu komutanı yaptığında er olmayı şeref sayacak kadar mütevazı biriydi. Zekât memurluğu, valilik, maliye bakanlığı ve başkomutanlık gibi çok önemli görevler yaptı.
142.50 ₺ -
Söz Hapsi
giderim… ardımda bir ayak izi olur suretim. tanınmaz olurum şehrimde, belirsizleşir kimliğim... giderim… kalırsam vururlar çünkü, yarımlanır yüreğim. içim çekilir ve her lodosta kurur gözlerim… giderim… oturuşum kalkışım zarardır, yürüyüşümle bulanır çöllerim. mevsimlere vururum gövdemi, gittikçe durulur zihnim…
126.00 ₺ -
Öfkenin Afetleri
"Gerçekleri net bir şekilde görenler bilir ki, insanın damarlarında şeytana uzanan bir bağ vardır. Kim öfkenin ateşiyle hareket ederse, şeytana olan yakınlığı artar. Çünkü şeytan ‘Beni ateşten yarattın, onu ise topraktan yarattın.' demiştir. Toprağın yapısı sakinlik ve dinginlikken, ateşin tabiatı ise tutuşmak, yanmak ve sürekli hareket içinde olmaktır. Öfkenin sonuçlarından biri de kin ve hasettir. Bu iki kötü duygu, birçok insanı helak etmiş, onları ahlaken bozulmaya sürüklemiştir. Bu duyguların kaynağı, insanın kalbinde gizlidir. Eğer kalp düzelirse, beden de onunla birlikte düzelir. Ancak kin, haset ve öfke, insanı tehlikeye götüren, kalbi karartan şeylerdir. Bu yüzden, insanın bu tehlikeleri tanıması ve bunların kötü sonuçlarından korunması son derece önemlidir. Eğer bu duygular insanın kalbine yerleşmişse, kişi onları kalbinden temizlemeli, yok etmeli ve tedavi etmelidir." *** Asrının müceddidi Hüccetü'l-İslam İmam Gazalî bu kitabında "öfkenin afetlerini, öfkenin nasıl ortaya çıktığını ve nasıl ortadan kaldırılması gerektiğini" merkeze alıyor. Aynı zamanda öfkenin mahiyetini, özelliğini, kime ve neye nasıl yönlendirilmesi gerektiğini açıklıyor.
91.00 ₺ -
152 Gün
Fadime’yi işte ilk kez o gün gördüm. Sanki ilk kez güneşi, yıldızı, ayı görmüşüm gibi. Gönlümün içine bir kuş girdi sanki çıkmak için çırpınıp da duruyor. O çırpındıkça ben yerimde duramıyordum. Sonra gitmedim, gidemedim hiç. Onun olduğu bir yerden ayrılmak istemedim. Hem bence bu dünyada nasipli olanlar doğduğu yerde ya da doyduğu yerde değil de sevdiğinin olduğu yerde ölenlerdir. … Cânım kâri, sana söylemiştim daha önce; ben kendime bir dünya kuruyorum. Bu kurduğumun, yaşadığımız dünyada var olmasının mümkün olmayacağını biliyorum. Onun için kitapların arasına saklıyorum bu dünyayı. Orada sevdiklerim var, sevindiklerim var. Kötü olanı almıyorum içeri, onlara kapılarım kapalı. Hatta artık duvarlar bile örüyorum girmesinler diye. O kapılar bir tek sana açık.
156.00 ₺ -
Evliliğimi Nasıl Kurtarırım
Hepimiz hayat yolculuğunda kendimiz için “en iyi” olanı arıyoruz. Bu kitap, içinde bulunduğumuz çağın insana sunduğu imkân ve olasılıklara karşın artan çatışma ve zorluklar karşısında yeni bir bakış açısı ve çözüm yolları bulunmasını kolaylaştırmak için kaleme alındı. Üç bölümden oluşan kitabın her bir bölümü bir psikoterapi seansı tadında planlandı. Kendinizi güvenle emanet ettiğiniz bir terapist rehberliği ile size kendinizi, eşinizi ve ilişkinizi tanıma imkânı sunuyor. Biliyoruz ki bir birlikteliğin en önemli üyesi “ilişkileri”dir.
149.50 ₺ -
Kayıp Ülkenin İzinde
ANADOLUCU TEFEKKÜR ÜZERİNE DERİN BİR OKUMA Anadoluculuk üzerine çalışan araştırmacılar kadar Türk düşüncesine ilgi duyan her okurun da istifade edebileceği harika bir eser. “Elde kalan son vatan parçası”nı muhafaza etmeye yönelik bir yaklaşım olan Anadoluculuk, 20. yüzyıl Türk düşünce tarihinin en ilgi çekici fikir akımlarından birisidir. İlki Anadolu’nun antik devirlerine kadar uzanan bir referans hattı inşa eden “Mavi Anadoluculuk”, ikincisi ise 1071 yılında Selçuklular tarafından Bizanslılara karşı kazanılan Malazgirt Zaferi’ni tarihî bir milat olarak kabul eden gelenek esaslı “Anadoluculuk” olmak üzere iki başlıkta değerlendirilen bu tefekkür, siyasî bir arayışa karşılık gelen romantik bir teritoryal milliyetçilik olarak temayüz etmiştir. Hemen hepsi Türk yazın hayatının önemli ve bilinen isimlerinden Mükrimin Halil Yinanç, Mehmed Halid Bayri, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Hilmi Ziya Ülken, Remzi Oğuz Arık, Nurettin Topçu, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmed Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Emin Erişirgil ve Refik Halit Karay üzerinden gerçekleştirilen bir Anadoluculuk okuması olan Kayıp Ülkenin İzinde okuyucuya bu tefekküre ilişkin bir perspektif kazandırıyor.
209.30 ₺ -
Tuş Beyinli 6 Tembel Miyim Dahi Mi
Biraz kalın kafalı, biraz tembel olduğumu biliyorum. Onları unutun. Süper Dahi Ömer’ geliyor. Ben sınavlardan değil, sınavlar artık benden korkacak. Kararımı verdim Bilim İnsanı olacağım. Sonunda suçluyu buldum. Bütün suç bilgisayarın, akıllı telefonun ve tabletinmiş. Evet evet, yanlış duymadınız. Onlara ayırdığım vakti derslere ayırsaydım, sınıfın süperi olurdum. Artık uydurma ve sanal başarılara, dur diyorum. Kork benden matematik! Artık tuş beyinli değilim!
208.00 ₺ -
Narrative Terapi Uygulamaları
Narrative Terapi, ana akım terapi yaklaşımlarından oldukça farklı olan orijinal fikir ve uygulamalarıyla ülkemizde yapılacak bireysel ve toplu çalışmalar için ciddi bir imkan sunuyor. Ancak Türkiye’de yakın zamana kadar eğitimini yurtdışında alan az sayıdaki terapist haricinde pek bilinmeyen bir yaklaşımdı. Hiç şüphesiz bunda Türkiye’de bilinen yaklaşımların Narrative Terapiye göre eski olmasının, okullarda okutulan ders kitaplarında Narrative Terapiye ayrılan bölümlerin çok daha az olmasının ve Türkiye’de Narrative Terapi eğitiminin ancak yakın yıllarda başlamış olmasının payı var. Narrative Terapi fikir ve uygulamaları gerek ülkemizde gerek dünyada her geçen gün artan bir dikkat ve ilgi ile takip ediliyor. Yaklaşımlarının hem bireylerle hem de gruplarla yapılan çalışmalarda etkisi ve faydasının yanında duruş ve yaklaşım olarak insana bakışı bu dikkat ve ilginin en önemli sebeplerindendir. Bununla beraber ülkemizde bu konu ile ilgili Türkçe kaynak sorunu bu akımın önündeki en büyük engellerden biri olarak karşımızda duruyor. Ülkemizin bu konudaki en önde gelen uzmanları olan Mehmet Dinç ve Eren Murat Dinçer’in editörlüğünde hazırlanan bu eser, Narrative Terapinin daha iyi anlaşılmasına ve uygulanmasına rehberlik etmek anlamında Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor.
209.30 ₺ -
Bosnada Dervişler ve İslam
Bosna’da Dervişler ve İslam kitabında Ines Aščerić-Todd, Osmanlı hâkimiyetindeki Bosna’da tarikatların bölgenin İslamlaşmasına etkisini araştırıyor. Kitapta 15. ve 16. Yüzyıllara yoğunlaşan yazar, tarikatların ve tasavvuf geleneğinin bölgenin dinî, kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasî hayatını nasıl etkileyip dönüştürdüğünü ve Bosna’da Müslüman toplumun nasıl inşa edildiğini gözler önüne seriyor. Osmanlı loncaları, fütüvvet, Ahilik ve Bosna’nın nasıl İslamlaştığı konusunda ana akım bazı görüşlere karşı çıkan Ines Aščerić-Todd, görece erken dönem çalışmasına rağmen çok sayıda birincil kaynak kullanarak görüşlerini temellendiriyor ve konunun ilgilisine ayrıntılı bir bibliyografya sunuyor. Halil İnalcık ve Suraiya Faroqhi tarafından editörlüğü yapılan Osmanlı İmparatorluğu ve Mirası: Siyaset, Toplum ve İktisat dizisinden çıkan bu kitap, tasavvuf geleneğinin ve tarikatların Bosna’da bir Müslüman toplumunun oluşmasına nasıl etki ettiğini görmek isteyen araştırmacıların ve konuya ilgi duyan herkesin başvuru kitabı niteliğinde.
202.30 ₺ -
Neden Fransayı Sever Ama Fransızları Sevmeyiz
Fransızı Fransız Yapan Nedir?Neden Fransa’ya bayılırız ama Fransızları pek sevmeyiz? Bunu anlamak için Fransızların kalbine, ruhuna ve zihnine bir göz atın. Fransızlar….Sigara içerler, içki içerler, dünyadaki herkesten daha fazla yağ tüketirler. Yine de daha uzun yaşarlar ve daha az kalp problemleri vardır. Haftada 35 saat çalışırlar, yılda 7 hafta ücretli izinleri vardır. Yine de dünyanın en büyük ekonomileri arasındalar. Peki Fransızları farklı yapan nedir?Altmış Milyon Fransız Yanılmış Olamaz, Fransızların kalbine, zihnine ve ruhuna bir yolculuk. Toprakları, özel hayatları ve dilleri hakkında Fransızların düşüncelerini deşifre eden Nadeau ve Barlow Fransız toplumunun bileşenlerine doğru keyifli bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Merkezileşmeden, Napolyoncu kurallara, elitist öğretim yapısından sokak protestolarına kadar, Fransız insanının tam bir resmini göreceksiniz.
300.30 ₺ -
Azrailin Vilayetine Yolculuk
İran’ın şöhretli yazarlarından biri olan Celâl Âl-i Ahmed, II. Dünya Savaşı sonrası sosyalizme yönelen aydınlardan biri. İsrail’in, bağımsızlığını ilân ettikten sonra devreye soktuğu Kibbutz ve Moşav gibi sosyalist uygulamaları dönemin gençliği gibi onun da ilgisini çekiyor. Bu heyecan içinde bir İsrail gezisi yapıyor. “Vicdanı” ile birlikte gidiyor İsrail’e, seyahati boyunca da notlar tutuyor. Ancak İsrail’in Filistinlilere uyguladığı zulmün, Avrupalı devletlerin nasıl da bu zulme göz yumduğunun ayırdına varıyor ve bir sorgulama evresine giriyor. Kendi cephesinden İsrail sorunu, Yahudilerin Filistinlilere çektirdikleri, Arap devletlerine olan kızgınlığı gibi konuları cesurca kaleme alıyor. İsrail tarihinin erken dönemine dair etkileyici ve pek az yerde bulabileceğiniz tanıklıklar içeren bu çarpıcı anlatı, İsrail sorununa farklı bir yönden bakabilmemiz için bize bir kapı aralıyor.
125.30 ₺ -
Türkiyede Sosyolojinin Yüz Yıllık Birikimi
ÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARINI Türkiye’nin önde gelen akademisyenleri sosyolojide yüz yıllık bilgi birikimini ve bugüne yansımalarını mercek altına alıyor. “Türkiye, bölgesinde ve dünyada güçlü, bağımsız ve belirleyici bir devlet olarak bu coğrafyada varlığını devam ettirmek istiyorsa, öncelikli olarak kendi toplumsal yapısını, tarihini, kültür ve medeniyet birikimini bütün yönleriyle değerlendirebilmeli, bu özelliklerine hâkim olabilmeli, tarihsel, güncel ve gelecek perspektifine dayalı olarak elde ettiği bu bilgi ve düşünceleri teori ve pratiğe aktararak sosyal, ekonomik, kültürel, siyasî ve askerî politikalarını ve uygulamalarını doğru, etkili ve kalıcı biçimde oluşturabilmelidir. Türkiye’de, evrensel sosyoloji/sosyal bilim habitusuna eklemlenen bir yerli/yerel sosyoloji/sosyal bilim inşa etme, geliştirme ve uygulama kapasitesinin özelliklerini, derinliğini ve becerilerini doğru belirlemek, kavramak ve yorumlamak, sosyolojik/sosyal bilimsel tespit, açıklama ve yaklaşımlarda daha isabetli, etkili ve güçlü bir düzeye ulaşmak; ülkenin varoluşunu belirleyen, sağlıklı bir toplum yapısını tahkim eden ve geleceğine anlamlı biçimde yön veren sosyoloji/sosyal bilim üretimi için vazgeçilemez bir ihtiyaç ve zorunluluktur.” Dr. Erkan Çav Cahit Tanyol - Kemal Karpat - Orhan Türkdoğan Fügen Berkay - Korkut Tuna - Ümit Meriç
468.30 ₺ -
Bediül Emali Arapça Cep Boy
Bed’ül-Emali, Maturidi gelenekten gelen Siracuddin Ali bin Osman el-Uşi tarafından kaleme alınmış manzum bir akaid eseridir. Altıncı yüzyılın önde gelen alimlerinden olan müellif, İslam itikadının temel esaslarını aruz vezniyle düzenli ve öğretici bir biçimde aktarmıştır. Allah’ın varlığı ve sıfatları, peygamberlik, ahiret inancı gibi konular eserde sistematik bir şekilde ele alınmış, ayrıca Ehl-i Sünnet dışı görüşlere karşı ilmî reddiyeler sunulmuştur. Bu kıymetli metin, medreselerde ve dini eğitim kurumlarında temel itikad derslerinde okutulmuş, Ali el-Kari gibi büyük alimler tarafından da şerh edilmiştir. Bed’ül-Emali, edebi yönü ve içerdiği akaid ilmi açısından klasik İslam eğitiminde önemli bir yer tutmakta olup günümüzde de halen değerini korumaktadır.
62.40 ₺ -
İslam ve Bilim Tartışmaları
Modern dünya, mitolojideki kral Midas’ın şaşkınlığını yaşıyor. Midas, dokunduğu her şeyin altın olması için Tanrıya yalvarmıştı. Günün birinde duası kabul olundu. Ancak Midas, ekmekten tutun da öz kızı dahil dokunduğu her şey altın külçelerine dönüşünce bu defa kendisine bağışlanan bu ayrıcalığın geri alınması için yalvarmaya başlamıştı. Bilim, Tevfik Fikret’in deyişiyle “şu siyah toprağı altın yapıyordu ama bunun karşılığında insanın ayağının altından toprak çekilip alınıyor, insan insanlığına ait birçok parçayı kimliğinden soymak zorunda kalıyordu. Bu kaos, 20. Yüzyılda Batı’da olduğu kadar Batı-dışı toplumlarda da farklı “bilim” arayışlarını gündeme getirdi. İşte 1970’lerin ikinci yarısında gündeme giren “İslam Bilimi” alternatifi, İslam aleminin bir çok köşesinden ses getiren bir uluslararası arayışa dönüştü ve elinizdeki kitapta ilginize sunulan verimli bir tartışma patlak verdi. - Müslümanların kendilerine mahsus bir bilimleri olmalı mıydı? - Eğer bir İslam Bilimi geçmişte başarılmışsa bu gün neden başarılmasın? - İslam dünyasının sorunlarını Batı bilimi çözebilir mi? - İslam’ın bilime verdiği değer neydi? - İslam ve bilim çatışır mı? İslam ve bilim konularında önde gelen otoritelerden Seyyid Hüseyin Nasr’dan düşünür Ziyaüddin Serdar’a, Nobel Ödüllü fizikçi Dr. Abdüsselam’dan bilginin İslamileştirilmesi projesinin sahibi İsmail Raci el Faruki’ye kadar pek çok düşünür Mustafa Armağan’ın yayına hazırladığı İslam ve Bilim Tartışmaları’nda geçmişi anlamaya, bu günü analiz etmeye ve geleceği bilimi tartışarak kestirmeye girişiyorlar.
212.80 ₺ -
Kainatın Doğuşu
“Kâinatın doğuş tertibini Ukletü’l-Müstevfiz isimli eserimde zikrettim” diyen İbnü’l-Arabî’nin (ö. 638-1240) bu eseri, Tedbirât-ı İlâhiyye ’de ele aldığı meselelerin bir nevi tamamlayıcısıdır. Osmanlı Türkçesine Ali Salâhaddin Yiğitoğlu (1877-1939) tarafından kazandırılan eserin mevcut diğer tercümesinin müellifi bilinmemekle beraber, ilk kez yayınlanmaktadır. “Kelime-i câmia” ve “nüsha-i âlem” olan insanın hakikati ve kemali ne anlama gelmektedir? Varlıkların yaratılış sırası nasıl olmuştur? Akl-ı evvel, beş arş, burçlar feleği, sabit yıldızlar ve dünyanın yaratılması, istihâlât, nikâh ve tevâlüd, ilk insana varlık verilmesi gibi konular İbnü’l-Arabî sisteminde nasıl izah edilmiştir? Bu ve benzeri soruların cevaplarını bulacağınız eserde, müellifin ortaya koyduğu sistematik şemada, varlık sıralamasına dair bütüncül bir bakış açısına da sahip olacaksınız.
146.30 ₺ -
Dünyanın Kötülüğü
Dünyada en rahat hissettiğin an, ona karşı en fazla sakınman gereken andır! Dünya ehli, ne zaman bir sevinç içinde huzura kavuştuğunu sansa, bir musibete sürüklenir. Dünyada saadet peşinde koşan kimse aldanır, iyilik yaparak fayda sağlamaya çalışan ise sonunda zarar görür. Çünkü dünya, bolluğu sıkıntıyla, kalıcılığı yoklukla birleştirmiştir. Onun mutluluğu hüzünle karışıktır, giden bir daha geri gelmez ve gelecek olanın ne olacağı bilinmez. Dünyanın vaatleri yalandır, ümitleri boştur, saf nimetleri bulanıktır, hayatı sıkıntılarla doludur. İnsanoğlu burada sürekli tehlike içindedir; nimet içinde olsa da bir tehlike, bela içinde olsa da bir korku içindedir.” *** Asrının müceddidi Hüccetü’l-İslam İmam Gazalî bu kitabında “dünyanın kötülüğünü, gelip geçici halini, önce kendini süslü gösterip sonra çirkinliklerinin nasıl ortaya çıktığını” merkeze alıp anlatıyor.
91.00 ₺ -
İbrahim Müteferrika Matbaası ve Türk Matbaacılığı
1781’de Venedik elçisinin maiyetinde İstanbul’a gelen Giambattista Toderini, Osmanlı payitahtındaki günlerini sahaflarda, kitapçılarda, kütüphanelerde ve antikacılarda geçirir. Toderini, Grekçe ve Latince el yazmaları ve madalyonlarla işe başlar, daha sonra Osmanlı paraları üzerinde incelemeler yapar. Arapça veF arsça el yazmaları, İstanbul’da basılan Türkçe eserler, coğrafya kitapları, haritalar, takvimler, güneş saatleri, Osmanlılar’ın kullandığı astronomi aletleri ve su altı cihazları gibi çok zengin bir malzemeyi bir araya getirir. Türk kültür hayatına dair ilgisi giderek büyüyen Toderini, bir şiir mecmuasını İtalyancaya tercüme edecek kadar Türkçe öğrenir. İstanbul’da devrin entelektüel çevrelerine devam ettikçe hem bilgisi artar hem de içinde, tafsilatlı bir kitap yazma isteği uyanır. Toderini, Venedik’e döndüğünde Türklerin yazılı kültürüne, eğitim sistemine, kütüphanelerineve matbaa serüvenine dair meşhur eseri Letteratura Turchesca’yı kaleme alır. İşte İbrahim Müteferrika Matbaası ve Türk Matbaacılığı, Toderini’nin kaleminden Müteferrika Matbaası’nın 1727’de başlayan hikâyesiyle Türk matbuatının Tanzimat’tan sonraki serüvenini bir araya getiriyor. Üç kısımdan oluşan kitap, tezhip sanatkârı Rikkat Kunt’un Toderini’den yaptığı çeviriyle başlıyor. Şevket Rado’nun notlandırarak yayıma hazırladığı bu metin, Rikkat Kunt’un yayımlanmış tek eseri olma hüviyetini taşıyor. Devamında, Türk matbaacılığı sahasında öncü çalışmalara imza atmış Selim Nüzhet Gerçek’in evrâk-ı metrûkesinden ve kitaplarından Rado tarafından derlenen Tanzimat sonrası matbuatına dair bölüm geliyor. Ardından Şevket Rado’nun, çıkardığı dergilerden kurduğu matbaalara, tifdruk baskı tekniğini Türkiye’ye getirmesinden bir grevle altüst olan yayıncılık hayatına; kendi serüvenini anlattığı kısımla son buluyor. Türk matbaacılığının; Şevket Rado’nun, hayattayken yayımlanmış son eseriyle birlikte armağana dönüşen iki buçuk asırlık hikâyesi...
489.30 ₺ -
Kütübi Sittenin Hadis Alma Kriterleri
Kütüb-i Sitte'nin meşhur imamları kimdir? Bu meşhur imamların hadisleri toplama süreci nasıl gerçekleşmiştir? Elinizdeki eser bu soruların cevabını bulmaya çalışmaktadır. Yazar, muhaddislerin çalışma metotlarını, dönemin şartları münasebetiyle hadis araştırmalarının nasıl bir süreçten geçtiğini, nasıl tetkik edildiğini detaylarıyla göstermektedir. Ayrıca yazar, okuyucunun kendisini bizzat o araştırmanın içerisine çeken bir eser ortaya koymaktadır.
266.40 ₺ -
İslamda Tarih Bilim ve Medeniyet
Hamdolsun ki İslam, tarihimizi ve medeniyetimizi şereflendirmiş olup aynı zamanda şekillendirmiştir. Bizler ise bu sürecin mirasçıları olmakla müşerrefiz. M. Yusuf Ozan Avcı Unutulmamalıdır ki Allah Rasûlü (s.a.v.) bir insan olması hasebiyle bir çocuktur, bir eştir, bir babadır, bir komşudur, bir komutandır, bir liderdir; özetle her insanının pek çok konuda kendisiyle ortaklık ve benzerlik kurabileceği özellikleri hâiz bir beşerdir. Prof. Dr. Adem Apak Yapılması gereken herhalde tarihin hazırladığı ve sunduğu ortamdan yerli yerince ve doğru bir şekilde yararlanabilmektir. Zira değişen sadece aktörlerdir, aslında tarihi kurallar değişmemektedir. Prof. Dr. Ahmet Turan Yüksel Bakışlara böyle bir derinlik yerleştiğinde ise, artık “İslâm dünyası var mı gerçekten?” sorusunun ne kadar fuzuli olduğu da ortaya çıkar. Çünkü vardır ve orada dipdiri durmaktadır. Taha Kılınç Ancak bu şekilde biz de ihtiyaç duyduğumuz milli bilim müesseselerini kurabilir ve bilim insanlarımızı yetiştirebiliriz. Hakeza özgün bir sanat da önce özgün değerler inşa edebilmekle mümkündür. Dr. Öğr. Üyesi Muhammed İkbal Alp Şayet ümmetimizin, ülkemizin söz sahibi olmasını istiyorsak her birimiz bu ideale önce inanmalıyız, sonra da bu ideal için fedakârlık yapmalıyız. Hem maddi hem manevi. Prof. Dr. Talip Alp Davetçi, davet ettiği esasları, şahsında temsil ettiği ölçüde başarılı olabilir. Abdülaziz Kıranşal Biz, inancın ve düşüncelerin temel değerlerinin şekillendirdiği eşya ve düzen istiyoruz. Eşya ve düzenin şekillendirdiği inanç ve düşünce değil! Seyfettin Huca Benim kuşağımın devraldığı ve devretmeye çalıştığı dünya bu. Beğeniyorsanız devam edin, yoksa kalkın ve değiştirin. Süleyman Gündüz Bizim artık siyer ve hadis kitaplarını, Sahâbe hakkında bize bilgiler veren tarih ve tabakat eserlerini sadece birer tarih kitabı olarak okumaktan vazgeçip, bugünümüzü ve yarınımızı anlatan kaynaklar olarak okumalı. Muhammed Emin Yıldırım
168.00 ₺ -
Evlilik Kader Mutluluk Tercihtir
Günümüzde birçok evlilik, yetişkin görünümlü çocukların oynadığı bir evcilik oyunu’nu andırıyor. Bu evcilik oyunu, eşleri eşlik vazifesinden uzaklaştırmış vaziyette sürdürülmeye çalışılıyor belki de. Öyle ki ikili ilişkilerde sorunların ortaya çıkmasına neden olan bu çocuksu tutumlar, ne yazık ki eşler arasında bir çözüm de oluşturamıyor. Bu nedenle de pek çok evlilik çözülebilir sorunlardan dolayı yıkılıp gidiyor. Olan iki arada bir derede kalan çocuklara oluyor çoğu kez… Pekala, neden böyle oluyor? Evlilik, gerçekten bir evcilik oyunu mu? Büyümenin ve bir yetişkin gibi davranıp evliliğin ömürlük bir yolculuk olduğunun idrakine erişmenin vakti gelmedi mi hala? Sizce de hayatın, evliliğin, eş olmanın ve çocuk sahibi olmanın getirdiği sorumlulukları almanın zamanı gelip de geçmiyor mu artık? İşte elinizdeki kitap, bu gibi pek çok sorunun cevabını veriyor. Yalın ve rahat anlaşılır diliyle, evli çiftlerin ve eş adaylarının evlilik denildiğinde akıllarına takılan tüm sorularını yanıtlayarak, onlara önemli ipuçları da aktarıyor her bir satırında. Yetişkin olma yoluna girmeye ve evlilik müessesesinin mahiyetini anlayıp önemli bir adım atmaya niyet edenler için çok şeyler söylüyor kitap…
210.00 ₺ -
-
Şifrelerin Gizemli Serüveni
Günümüz dünyasında kodlar ve şifreler hayatımızı çevrelemiş durumda. Telefon görüşmelerimiz, televizyonda izlediğimiz diziler, banka uygulamalarında yaptığımız çevrimiçi işlemler… Hepsi bizi bir şekilde bilgisayar şifreleme sistemlerine bağlar. Ancak şifreler ve kodlar hayatımıza yeni girmedi. İki bin yıldan fazla bir süredir siyasetten kanlı savaş alanlarına, suikastlardan suça karşı savaşmaya kadar birçok alanda hayati, hatta belirleyici rol oynadılar. Gizlice iletilen bir mesajla savaşlar kazanılmış ya da kaybedilmiş, imparatorluklar kurulmuş ya da yıkılmış, insanların hayatları kararmış ya da kurtulmuştur. İşte bu kitap şifrelerin üretilmesi ve kırılmasıyla tarihin nasıl yön değiştirdiğini gösterecek. Pincock ve Frary’nin akıcı dilinden şifre çözücülerin ne kadar olağandışı insanlar olabileceğini keşfedecek, tarihe geçmiş bazı şahsiyetlerle tanışacak ve bir şifre çözücünün mühimmatı haline gelen temel yeteneklere göz atma fırsatı bulacaksınız.
300.30 ₺ -
Mimarlar Neden Bachelard Okur?
Mekân ve zaman bedende birleşir. Bu derin beden bilinci tam da yerleşmenin tanımıdır. Bachelard mimarinin Öklidci geometriye dayanarak anlaşılmasından kurtarıp mekânın yaratıcı poetikasına ulaştırdı bizi.” Gaston Bachelard’ın hayranlık uyandıran mekân çalışmalarını farklı disiplinlerle birlikte kat etmeyi amaçlayan bu kitap, okurunu hem Bachelard’la hem de onun felsefi, edebi, mimari, tasarım yorumlarıyla buluşturuyor. Farklı disiplinlerin “mekân” fikrinden hareketle aslında sadece mimari için değil ilgili her disiplin için sorulması gereken soruyu gündeme getiriyor: “Mimarlar neden Bachelard okur?” Elinizdeki derleme barındırdığı metin ve görsel çeşitliliğiyle mekânların ritmini bulmaya çalışıyor. Mimari, felsefe ve edebiyat meraklısı okurların keyifle peşine düşeceği bir serüven sunduğumuzu düşünüyoruz.
209.30 ₺ -
Hikmetül İşrak Ciltli
İşrâk felsefesinin fikrî-tarihî bağlamı şimdiye kadar tam olarak ortaya konulmuş değildir. İşrâkîlik, genelde Meşşâî ve özelde İbn Sînâ felsefesine bir tepki olarak görülmüş, kadim Farsî unsurlar içeren, mistik-sezgisel bir felsefe olarak tanımlanmıştır. Esasında bu unsurlar Sühreverdî’nin İşrâkî felsefesinde vardır, ancak bu unsurların İşrâkîliğin bütünlüğü içindeki yeri ve hakeza İşrâkîliğin genel İslâm felsefesi içindeki konumu henüz doğru şekilde tespit edilememiştir. İşrâk felsefesi Gazzâlî’nin felsefeye ve filozoflara yönelttiği eleştirileri itibara alan ve felsefenin fikrî, dinî ve ahlâkî yönünü ona göre reforme eden bir felsefedir. Gazzâlî’nin “yerlilik” içerikli eleştirilerine de yeterince cevap olduğu için, her ne kadar Sühreverdî’nin kendisi ilhad suçlamalarıyla dönemin Eyyûbî yönetimi tarafından öldürülmüş olsa da, felsefesi gerek açıkça ve kendi adıyla, gerek derinlerde ve başka isimler altında varlığını sürdürmüştür. İşrâk geleneğinde Sühreverdî’nin kendisi ve doğrudan öğrencileri birinci halkayı, Şehrezûrî ikinci halkayı, İbn Kemmûne (ö. 683/1284) üçüncü halkayı, Kutbüddîn Şîrâzî (ö. 710/1311) ise dördüncü halkayı oluşturur. Dolayısıyla Şehrezûrî, başta Hikmetü’l-İşrâk Şerhi olmak üzere yazdığı eserler aracılığıyla İşrâkî geleneği sonraki nesillere aktarmada önemli bir rol oynamıştır.
489.30 ₺ -
Korkut Ata Ne Söyledi?
Sır Derya kıyısında atlarını dinlendiren, yalçın kara dağların bağrında yurt tutan, kardeşini yitirince uğrun uğrun aramaya çıkan, havadaki kuşu yerdeki mahlukatı kovalayan, aslan yüreğiyle yeryüzünde dolaşan, hiç yorulmadan harp eden, ad kazanan, yiğitlik gösteren, göz yaşı döken, şiir söyleyen; kara elbiseli altmış kafirle bir başına vuruşan, on iki gözü gözleyen, on iki suyu izleyen, on iki hikâyeyi dillendiren Oğuzlar’ın duyulsun diye zaman rüzgarına bıraktığı hikayelerdir bunlar! Aykut Ertuğrul ve Güray Süngü’nün editörlüğünde Korkut Ata’nın hikâyelerinin on iki öykücü tarafından yazıldığını biliyoruz. Bu sefer çağrıya kayıtsız kalamayan on iki kişi daha kadim ateşin başında toplanmak ve Korkut Ata’nın hâlâ ışıldayan hikayelerini yurt tutmak için yola çıkıyor. Böylece toplam yirmi dört kişi, yirmi dört öyküyle Korkut Ata’nın kelimelerini, sesini ve kimi zaman da sözlerini muhafaza ederek, hikâyeler aracılığıyla kendini, varlığını, zamanını ve yaşam serüvenini arayan insanları başka başka yollara çağırıyor.
209.30 ₺ -
Şiirin Sesi Sesin Şiiri
Marjorie Perloff ve Craig Dworkin’in editörlüğünde hazırlanan Şiirin Sesi/Sesin Şiiri şiirde sesi konu ediniyor ve çağdaş bir bakış açısıyla yeniden ele alıyor. Şiirde sesin yarattığı özel anlamları, sesin türler arasında ve şairle okur arasında kurduğu ilişkiyi, müzik ve şiir arasındaki etkileşimi felsefi bir yaklaşımla ele alan çalışma, geleneksel şiir araştırmaları açısından ezber bozan yeni bir perspektif sunuyor. Şiirde sesin üç farklı açıdan incelendiği çalışmada, araştırmacılar lirik sesin tahlili, kafiyelerin kültürel rolleri, şiirin seslendirilmesi, kayıt teknolojisinin sesin anlamı üzerindeki rolü gibi çeşitli konuları mercek altına alıyor. “Şiirin hikmeti kendinden menkuldür.” ve bu hikmet de çok büyük oranda şiirin bizi -Homeros’un destanlarının dinleyenleri büyülemesi gibi- büyüleyen o çekici sesiyle bağlantılı kavranamazlığında yatar.
314.30 ₺ -
Babilin En Zengin Adamı
Milyonlarca kişinin severek okuduğu bu zamansız klasik, arzu ettiğiniz ve başarmak istediğiniz her şeyin anahtarını taşıyor. Kadim Babilliler refahın evrensel yasalarını keşfeden ilk insanlardı. George S. Clason, çok satan kitabı Babil’in En Zengin Adamı’nda zenginliği yaratmanın, büyütmenin ve korumanın sırlarını açıklıyor. Tüccarların ve hatta çobanların eğlenceli hikâyeleri sayesinde kazandıklarınızla nasıl birikim yapacağınızı; borçtan nasıl kurtulacağınızı; paranızla nasıl girişimlerde bulunacağınızı; iyi şansı nasıl kendinize çekeceğinizi; nasıl akıllıca yatırımlar yapacağınızı ve servetinizi nasıl koruyacağınızı öğreneceksiniz. Babil’in En Zengin Adamı tutumluluk, mali planlama ve kişisel zenginlik konularında sayısız okuyucuya ilham vermiş bir eserdir. Sade ve anlaşılır bir dille yazılmış bu etkileyici ve bilgilendirici hikâyeler, sizi refaha ve ona eşlik eden mutlu bir yaşama yönlendiriyor. Günümüzde bir klasik olarak kabul edilen bu eser, paranızı korumanın ve daha fazlasını kazanmanın sırlarını barındırıyor.
203.00 ₺ -
Dost Mevlana
1930’lu yıllarda Prof. Dr. Feridun Nâfiz Bey Mevlevîlikle ilgili bir yayın projesi planlar: Hazreti Mevlânâ’nın Mecâlis-i Seb‘a ve Mektûbât isimli eserleriyle Sultan Veled’in Divan’ı tahkik edilerek basılacaktır. Üsküdar Mevlevîhanesi’nin son postnişi Ahmed Remzi Akyürek’in destek verdiği bu projenin etrafında cereyan eden hadiseler, bu kitaptaki mektupların ana eksenini oluşturmaktadır. Mektuplarda kitap, kütüphane ve yayıncılıkla ilgili olarak Türkiye’de 1930’lu yılların panoramasını görmek mümkündür. Bununla birlikte tîli konular içinde de çok kıymetli malzeme bulunmaktadır. Çünkü mektupların yazarı olan Ahmed Remzi Efendi, örnek kişiliği, tecrübesi, birikimi, geniş görüşlülüğü, yardımseverliği, güçlü şairliği ve nüktedanlığı ile sevilip sayılan ve daima aranan bir zattır. Çevresinde ilim, edebiyat ve sanat dünyasının birçok değerli mensubu da bulunmaktadır. Dolayısıyla elinizdeki eser, Mevlevîlik tarihi ve adabı kadar yakın dönem kültür, sanat ve edebiyat tarihimiz açısından da hayli önemli bilgileri içermektedir. Bu mektuplarda Mevlevîlik tarihini ve adabını, yakın dönem kültür, sanat ve edebiyat tarihimizin farklı veçhelerini, idealist insanların, inançları, değerleri ve memleket sevgisi uğruna, güçlükler, hatta imkânsızlıklar içerisinde nasıl özveriyle çalıştıklarını okuyacaksınız.
244.30 ₺