-
Ezber Kartları Kısa Sureler ve Dualar
Fatiha Suresi • Bakara Suresi (İlk 5 ayeti) • Ayetel Kürsi • Amenerresulü • Fetih Suresi (Son 3 ayeti) • Haşir Suresi (Son 3 ayeti) • Nebe Suresi (Son 10 ayeti) • Duha Suresi • İnşirah Suresi • Tin Suresi • Alak Suresi • Kadir Suresi • Beyyine Suresi • Zilzal Suresi • Âdiyat Suresi • Kâria Suresi • Tekasür Suresi • Asr Suresi • Hümeze Suresi • Fil Suresi • Kureyş Suresi • Maûn Suresi • Kevser Suresi • Kafirun Suresi • Nasr Suresi • Tebbet Suresi • İhlas Suresi • Felak Suresi • Nas Suresi • Sübhaneke • Et-Tahiyyat • Allahümme Salli ve Barik • Rabbena Duaları • Kunut Duaları • Amentü Duası • Ezan ve Kamet • Ezan Duası • Tesbihat • İftar Duası • Yemek Duası • Cenaze Duası • Afet Duası • Seyyidül İstiğfar
195.00 ₺ -
Tevhid Ve Tevekkül
İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâu Ulûmi’d-Din, Müslümanlar için her dönem ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri şimdi yepyeni bir formatla sizlere sunuyoruz. Eserin içinde yer alan konuların her biri, orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâu Ulûmi’d-Din, dört ana bölümden ve her bölüm de onar konudan oluşmaktadır. Dördüncü bölümü olan Münciyat’ın beşinci konusu “tevhid ve tevekkül” hakkındadır. İmam-ı Gazâlî şöyle der: “Muhakkak ki tevekkül, din mertebelerinden bir mertebe, yakin sahiplerinin makamlarından birmakam, mukarreplerin derecelerinin zirvelerindendir. Tevekkül, ilim bakımından müphem bir mesele olup, amel bakımından da pek zordur... Son derece kapalı olan bu meselenin üzerindeki perdeyi kaldırabilmeye ancak derin âlimlerin gücü yetebilir. O âlimler ki Allah’ın lütfuyla gözlerine hakikat nurları sürmelenmiş, bu nedenle basiret ehli olmuş ve işin hakikatine inmiş, sonra da Allah tarafından konuşturulduklarında müşahede ettiklerini ifade etmeye çalışmışlardır. Biz ise şu an bir mukaddime kabilinden, tevekkülün faziletini zikretmeye çalışacağız. Sonra kitabın ilk yarısında tevhid bahsini ekleyeceğiz. Kitabın ikinci yarısında ise tevekkülün ahvâlini ve amelini zikredeceğiz.”
114.00 ₺ -
Tövbe ve Günahlardan Kurtuluş Yolları
“Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah’a dönün.” (Tahrim Suresi, 8) İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâu Ulûmi’d-Din, Müslümanlar için her dönem ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri şimdi yepyeni bir formatla sizlere sunuyoruz. Eserin içinde yer alan konuların her biri, orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâu Ulûmi’d-Din, dört ana bölümden ve her bölüm de onar konudan oluşmaktadır. Dördüncü bölümü olan Kurtarıcılar’ın ilk konusu “tövbe” hakkındadır. İmam-ı Gazâlî şöyle der: “Tövbe, günahı terk etmek demektir. Bir şeyi terk etmek ise ancak onun bilgisine sahip olduktan sonra mümkün olur. Tövbe vacip olduktan sonra tövbe etmeye götürecek şey de vacip olur. O halde günahları tanımak da vaciptir. Günah, terk edilmesinde veya yapılmasında Allah’ın emrine muhalif olan şeylerden ibarettir. Bunun tafsilatı, şer’î olarak mükellef tutulan şeyleri başından sonuna kadar izah etmeyi gerektirir. Şimdilik bizim konumuz bu değildir. Ancak biz mükellef tutulan meselelerin odak noktalarına ve kısımlarının bağlantılarına işaret edelim. Rahmetiyle doğruya muvaffak kılan Allah’tır.”
144.00 ₺ -
Bir Şüphen mi Var
Bu kitap; inancın kaba saba sorgulandığı bu modern çağda her kesimden insanın aklına takılan ve kafa karışıklığına sebep olan konuları (soruları) ele almaktadır. Özellikle de kafası karışık, şüphe içinde olan, dine dair zihninde çeşitli anlam boşluğu yaşayan ve Allah'ın varlığı hususunda tereddüt içinde olan kişiler için yazılmıştır. Ayrıca din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenleri için öğrencilerden gelecek soruların cevaplandırılması hususunda bir kılavuz niteliğindedir. İnsan yaratılışı gereği merak eden, soran ve öğrenme ihtiyacı hisseden bir varlıktır. “Varlık nasıl oluşmuştur? İnsanın dünyadaki değeri nedir? Niçin yaşam var? Neden varız? Niçin evren var? Öldükten sonra ne olacak?” gibi hayati önem taşıyan birçok soruya cevap aramaktadır. Dolayısıyla insanın anlam arayışı hiçbir zaman bitmez. İşte bu kitap, bir nebze de olsa sizlere anlam arayışında yol gösterecek, kafanızdaki şüpheleri ortadan kaldıracak ve yaşamın anlam bilincini aşılayacaktır.
294.00 ₺ -
Evlenmeden Önce
EVLİLİK BİR ÇİÇEKÇİ DÜKKÂNI GİBİ FARKLI OLANAKLAR SUNAR; ÇİÇEKLERDEN NASIL BİR BUKET OLUŞTURACAĞINIZ SİZE KALMIŞ… Eşler, evlilik öyküsünün mahrem tanıklarıdır. Evliliğinizde hayatınızın en önemli, en mahrem tanığıyla birlikte olduğunuzun farkında mısınız? Bu tanıklığın derinlerine inen gücünün farkında olmak olgunluk ister. Olgun eşler, birlikte yaşamak için değil, birbirlerini yaşamak için evlendiklerini bilirler. Evlilik yolculuğuna başlarken biricik sermaye olan sevgi, küçülüp yok olabilecek ya da büyüyüp gelişebilecek bir şeydir. Hem çok kudretli hem de zarif ve kırılgan… Büyümesi ya da zayıflayıp yok olması eşlerin birbirine nasıl tanıklık yaptığına bağlıdır. Evlilikte iki farklı öykü bir araya gelir. Sohbet eden, ilişkilerini önemseyip emek ve zaman veren çiftler “bizim öykümüz” dedikleri anlamlı ve mutlu bir öyküyü oluşturmayı başarırlar. Şimdi evli olabilirsiniz; biricik sermayeniz olan sevgiyi evliliğinizde nasıl geliştirip büyütebileceğinizi biliyor musunuz? Evlilik olgunluğunuzu geliştirmek ister misiniz? Yaşanmış evlilik öykülerinin getirdiği deneyimlerle anlamını bulmuş kavramların rehberliğinde aydınlatıcı, zevkli bir yolculuk sizi bekliyor… Doğan Cüceloğlu’nun kaleminden…
236.00 ₺ -
Elmadan Bakmak
Elmaya bakmakla, elmadan bakmak farklı şeyler. Burada iki türlü bakış açısı var. Siz sadece elmaya bakarsanız, onu yapanı düşünmeden onun maddi özelliklerini görürsünüz. Elmanın içindeki yararlı vitaminleri konuşursunuz. O yararlı vitaminleri elmanın içine kimin koyduğu çok aklınıza gelmez. Elmayı yaratan, bizlere ikram eden Allah’ı tam fark edemezsiniz. Hâlbuki elmadan baktığınızda ise elma bir nesne olur. O nesnenin, yapanı olan öznesini merak edersiniz. Elmadan baktığınızda, elma bir sanat eseri olur, o eserin sanatkârını araştırırsınız. Bu güzel meyveyi bizim için dallara kim asmış? İçini ve dışını bizim duygularımıza göre kim süslemiş? Elmanın içini bizim ihtiyacımız olan şifalı, yararlı vitaminlerle kim doldurmuş? Sorularını sorup elmanın üzerindeki fiillerin öznesini araştırırsınız. Bu bakış açısıyla elmanın güzel şeklini, harika tat ve kokusunu, nefis lezzetini bizi tanıyan, bize merhamet eden Allah’ın yapabileceğini anlarsınız. Bu bakışla “elma ne güzel” demezsiniz. “elma ne güzel yapılmış, bizim için ne güzel yaratılmış” dersiniz.
96.00 ₺ -
Yüz Yüze
Savaş, Cengiz Aytmatov’un anlattığı güçlü hikâyelerin baş aktörüdür şüphesiz. Yüz Yüze de taze umutlarla evlenen bir çiftin trajik hikâyesini anlatır. Evliliklerinin baharında patlak veren savaşın ardından ülkesini savunan binlercesiyle birlikte savaşa yollanan Cumabay, ölüm korkusuna yenik düşerek cepheden kaçar. Geceleri evinde, gündüzleri ise mağarada yorucu bir kaçak hayatı yaşarken zor koşullar günden güne onu daha derinden etkilemeye ve değiştirmeye başlar. Aytmatov’un kötülüğün doğasına ilişkin cesur sorular sorduğu Yüz Yüze; iyilik, kötülük ve değişim üzerine çarpıcı bir hikâye.
84.00 ₺ -
Çocuk Eğitimi İçin İlham Verici Etkinlikler
Sevgili Öğretmenler ve Ebeveynler, Bu kitap şimdiye dek onlarca okulda binlerce öğrenci ile uyguladığım etkinliklerin ve çocukların gelişimlerini destekleyen uygulamaların bir araya gelmiş hâlidir. Bazı değişikliklerle hem ev hem de okul ortamı için uygun hâle getirilebilir. Bu etkinlik rehberinin her bir başlığında film, belgesel, animasyon ve kitap önerileri göreceksiniz. Bunlar etkinliği yaparken size destek olacaktır. Dünyanın küçücük bir köy hâline gelmesi, yeni nesil çocukların ihtiyaçlarının farklılaşması, günümüzdeki öğretmen ve ebeveyn tanımlarının güncellenmesi bu kitaptaki etkinliklerin çıkış noktasıdır. Çocuklarla ve gençlerle sık sık bir arada olanlar, kendilerini bazen yalnız ve çaresiz hissederler çünkü yeni şartlara ve nesle ayak uydurmak gerçekten zordur. Bunları tekrar yorumlamak, öğrenmek ve eğitimi bu bilgiler ışığında organize etmek gerekir. Kitabın tam da bu noktada birçok anne babaya, öğretmene yardımcı olacağını ümit ediyorum.
185.25 ₺ -
Beklentileri Karşılama Teşkilatı
Yıllarca iyi bir haber alamamış bir insan kimden yardım isteyebilir? Kimsenin ona yardım edemeyeceğini anlayan bu insanın savaşı, onu her geçen gün yaralayan “zaman”ın kendisiyle midir? Ayrıca, bir haberin iyi olması için herhangi bir beklentiyi karşılaması gerekli midir? Beklentileri Karşılama Teşkilatı’nda okuyucusunu Devran Mahallesi’nin sıra dışı tarihine götüren Emrah Mete, insanları mışıl mışıl uyutup mahalleyi ele geçiren “Bodurlar” ile bu ağır uykudan uyanmayı başaran “Bidarlar” adlı iki çetenin savaşını anlatıyor. Çocukların da dahil olduğu bu arbedede, savaşın asla çocuksu olamayacağının altını çizen Mete; zaman kavramını da, daha önce hiç görülmemiş bir ölüm resitali olarak tanımladığı bu savaşın yara almayan tek şahidi yapıyor. Birbirinden farklı çetelerin geliştirdiği savaş stratejilerinden bir çöp toplayıcısının kurduğu öğretinin geniş kitlelerce yayılmasına, kapılı kapılar ardındaki efendilerin gerçekleştirdiği tarihi görüşmelerden tımarhanelerde yapılan dünyanın aklını başına getirme planlarına kadar birçok gariplikle zihnin sınırlarını zorlayan Emrah Mete; uyanıklıkla hayatta kalma arasında savaşan çocukların sürükleyici macerasını, sokaktaki çocukların sesiyle aktarıyor.
160.30 ₺ -
Şark Çetesi
Leyla’nın hikâyesi, küçük yaşta karşı karşıya kaldığı trajedinin gölgesinde şekillenir ve ömrünü, gözlerinin önünde öldürülen babasının katillerini aramaya adar. Önüne çıkan engeller, uğradığı ihanetler onu korkutmaz. Türlü ikilemlerle boğuşur, düğümü çözmek için yolu İstanbul’dan Beyrut’a, oradan savaşın ortasındaki Suriye’ye uzanır. Kaderi, kimi zaman yanında kimi zaman karşısında yer alan karakterlerle kesişir. Leyla sırlar, düşmanlar, işkenceler ve hakikatler arasında gidip gelir. Fatma Berra Mete’den Şark Çetesi, iyi ile kötü arasındaki sınırı, merhametini kaybetmeden mücadele etmeyi, aşkı ve inancı sorgulatan sürükleyici bir ilk roman. Oyun biter, savaş başlar.
216.30 ₺ -
Üsküdarlı Falanca ve Feşmekanları
yku ile uyanıklık, rüya ile gerçeklik arasında, başka âlemlere uzanan dört başı mamur bir yolculuk… Kimilerince anlatıcının kozasını ördüğü bir masal evreni, kimilerince bir hayal seyahatnamesi… Zaman zaman içinde bir tarih sahnesi... Ali Sürmelioğlu’nun deneysel mozaik romanı, Üsküdarlı Falanca’nın tarihte salındığı, beklenmedik karşılaşmalarla okuru şaşırttığı gerçeküstü bir serüven. Roman, okuru sultanın sofrasına, paşalar divanına, beyler meclisine, şeyhler meydanına, müderrisler minderine buyur ediyor. Üsküdar’ın sokaklarına, camilerine, mezarlıklarına, köşklerine, dergâhlarına, kahvehanelerine, saraylarına uzanan bir güzergâhta, sizi yaşamdan rüyaya, kendinizden kendinize götüren o haritanın söylediklerine kulak vermeye çağırıyor. Çünkü dinlemek iyileştirir, yorgun ruhlarımızı diriltir. Yeni dünyanın ilk gecesi, bir kandilin yanmasıyla başlar.
209.30 ₺ -
Devlet Ana Ciltli
“Büyük romanlar, büyük ırmaklar gibi akarlar. Yatakları hem geniştir hem derin. Irmaklar, yataklarını ancak denizlere kavuşurken derinleştirip genişletebilirler. Böylece, her büyük roman, zaman içinde okyanuslara kavuşan bir ana yoldur.” Devlet Ana, bütün eserleriyle edebiyatımızda ırmaklar gibi çağlayan Kemal Tahir’in belki de okyanusa kavuştuğu eserinin adıdır. “Köy-şehir-halk, maksat Türk insanının cevherini bulmaktır.” diyen Tahir’in, bir imparatorluğun kuruluş dinamiklerini keşfe çıkarken insanımızın bu coğrafyada tutunmasını sağlayan tabiatını da gerek tarihî kişilikler gerek kurmaca karakterlerle yansıtması, edebiyatımızın en özel romanlarından birini ortaya çıkarır. 1968 yılında Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’ne değer görülen Devlet Ana, Türkçenin çok katmanlı yapısına yaslanırken tarihsel deneyimi zengin bir dilin roman sanatı içinde hangi irtifalara çıka-bileceğinin de en önemli örneklerinden biri olmuştur. Kemal Tahir; yarına dair umudu, kuruluş tecrübesinde dirilterek nesiller boyu ilham alınan bir eseri dilimize hediye etmiştir.
699.30 ₺ -
Dünya Yanıyor
İnsanların sakladığı en derin sırların ardında, gerçek özgürlük ve iç huzura ulaşmanın bedeli ne kadar ağır olabilir? 12 yaşındaki Camila, Suriye’deki savaşın ve kaosun yıkıcılığından kaçıp, henüz hiç tanımadığı annesini bulmak için Viyana’ya doğru yola çıkar. Bu büyüleyici şehirde yolu hayatlarına dokunacağı iki kadınla kesişir: Liza ve Feride. Gizemli, ürkütücü, aniden ortaya çıkan ve beklenmedik şekilde onları saran bir karanlıkla yüzleşirler. Geçmişin silinmez izleri, özgürlük mücadelesi ve varoluşu anlamlandırma çabası, bu üç kişinin kaderlerini birbirine bağlar. Dünya Yanıyor, kendi kayıp parçalarını arayan üç farklı kadının giderek birbirlerine tutunmalarının hikâyesidir. Aşkın, ölümün ve özlemin kesiştiği bir çizgide yürürken, ardı ardına gizemli olaylar gerçekleşir. Gerçeğe giden yol hiçbir zaman düz ve basit değildir; her adım bir arayış, her köşe bir bilmece, her durak derin bir sır olarak karşımıza çıkar.
279.30 ₺ -
Dünyasızlar
Ardınızda esrarlı bir cinayet var. Kırmızı küçük bir otomobilin içindesiniz. Şimdi kemerlerinizi bağlayıp geriye yaslanın. Uzun bir yolculuğa çıkacaksınız. Bu renkli yol, günümüz İstanbul’undan başlayıp önce Fethiye’ye oradan Bakü’ye ve türlü şehirlerden geçerek sonunda 1940’lı yılların Stalingrad’ına uzanacak. Zaman geriye doğru akacak, mevsimler hızla değişecek, tarçın kokuları yükselecek ve kulağınıza pek mühim sırlar fısıldanacak. İşte o an, büyülü bir kar fırtınası sizi İkinci Dünya Savaşı’nın ortasına savuracak. Birbirinden gizemli olayların içinde sürüklenirken size Harut, Marut ve Zühre’nin yansımaları olan zehirli bir aşk ile emsalsiz bir dostluk arasında sıkışmış karakterler eşlik edecek. Tabii bir de casusluk yapan bir sincap! Kaan Murat Yanık; Dünyasızlar’da sizi, aklınızdan hiç çıkmayacak canlı sahneleriyle her şeye gözlerinizle ve kulaklarınızla tanık olacağınız müthiş bir serüvene davet ediyor. “Mesele sevdiğiniz kitapları hayatınızın kırılma anlarında yeniden okumaktır. Kitapların canlı olduklarını, nefes aldıklarını, tıpkı insanlar gibi yaşlanıp huy değiştirdiklerini o zaman anlarsınız.”
244.30 ₺ -
Kaybederken
Kaybederken, zamanın ve ruhun labirentlerinde kaybolmamak için mücadele eden bir karakterin hikâyesi. En büyük sorusu ise şu: İnsan gerçekten ne zaman kaybeder? Çocukluktan itibaren yenilgilerle sınanan kahramanımız, sorularının cevaplarını 90’lı ve 2000’li yılların sokaklarından yükselen sesler, kaybolmuş hayaller ve yarım kalmış aşklar arasında arıyor. Silvan Alpoğuz’un, bireysel varoluşun toplumsal mücadeleyle kesiştiği alanlarda sivrilen dili, müstehzi edasıyla romanı, Türkiye’nin yakın tarihine dair çarpıcı bir metne dönüştürüyor. Alpoğuz’un ilk romanının yeni baskısı Kaybederken, yazarın üslubunun bir parçası sayılan incelikli ironi, sahici karakter inşası ve çarpıcı kurgu yeteneğinin de daha ilk eserinde ortaya çıktığını ispat ediyor. Ve o, son olarak şunu söylüyor bize: Bazen kaybetmek, kazanmanın ta kendisi olabilir..
209.30 ₺ -
Günlerin Bin Yıllık Mezarı
Zamanın dev bir mezarlığa dönüştüğü çağlarda anılarının ardına düşen Endülüslü bir seyyah, belleğini tazelemenin çarelerini arar. Yolu Belensiye’den Mısır’a, Kızıldeniz’den Beytü’l Cin Adası’na uzanırken hikâye de peşine binlerce yılın efsununu takıp liman kentlerinden çöl geçitlerine, kadim kalelerden varlığından kimsenin haberdar olmadığı esrarengiz topraklara uğrayarak onu izler. Günlerin Bin Yıllık Mezarı, tarihsel gerçeklik ile efsanevi olanın arasındaki ince çizgide; büyük anlatılarla bireysel arayışların birleştiği bir denge kurarak okuyucusunu hem seyahatnamelerin tozlu sayfalarına hem de belleğin anılarla bezeli labirentlerine taşıyor. M. Fatih Kutlubay, zamansız bir anlatıyla insanın belleğe, kimliğe ve geçmişe duyduğu ihtiyacı sorguluyor. Unutmanın ve hatırlamanın kesiştiği noktada okuru sarsıcı bir yolculuğa çağırıyor.
244.30 ₺ -
Ova Mülakatları
Ova Mülakatları, taşrada, o küçük dünyada, kulaktan kulağa hızla yayılan efsanelerin, sözlerin ve güvensizliğin hikâyesi... Hayal kırıklığı, umutlar, vicdan azabı ve yoksulluk ile gittikçe büyüyen ve en nihayetinde de Eşref Kestane’nin kendini bulma ve keşif süreci. Arada kalmaktan nedense mutlu olan ve her şekilde vicdanının sesine kulak veren Eşref, adı ne olursa olsun her şeyiyle ve tastamam bir dilemma sunuyor kendini dinleyenlere. Yabancılaşma ve hoşnutsuzluğun başköşeye yerleştiği bu dilemmada, Eşref’in keşif sürecini kendisi gibi olan küçük insanlar tamamlıyor. Eşref bir gün gidecekti, bunu herkes biliyordu. Ama o küçük insanlar, her yeni gelen kahramanın yolculuğunu tamamlaması için taşrada kalmaya devam edeceklerdi…
209.30 ₺ -
Şair
Şair, 7. yüzyıl Arap coğrafyasında şiirin bir inanma biçimine kelamın ise bir silaha dönüştüğü bir dünyayı anlatıyor. Doğu Roma, Sasani ve Batı Türk imparatorlukları arasında geçen roman, dönemin toplumsal yapısını, kültürel ilişkilerini ve dini dönüşümlerini, şiir merkezli bir çatışma üzerinden ele alıyor. Zeyd ve Tuleyle adındaki iki şair, yazdıkları şiirlerle amansız bir yarışa giriyor. Bu yarış, yalnızca edebi bir rekabet değil; aynı zamanda karakterlerin hayatını belirleyen bir dönüm noktasına dönüşüyor. Yarış sonrası esir düşüp Sasani topraklarına gönderilen Zeyd, farklı kültürlerle karşılaştıkça şiir anlayışını ve inanç dünyasını değişmeye başlıyor. Tuleyle ise şiir aracılığıyla sürekli değişen toplumunda yer edinmeye çalışıyor. Rafet Elçi, şiirin kutsallığını, sözün toplumsal gücünü ve kelimenin değişen kaderini ince detaylarla örerken bireysel hikâyeler üzerinden de bir medeniyetin çözülüşünü resmediyor. Şair, yalnızca Arap Yarımadası’ndaki tarihi bir dönüşümün değil, insanın kelimeyle kurduğu anlam dünyasının da sarsılışını gözler önüne seriyor.
384.30 ₺ -
Satılık Adam
Bir gecede yazdığı Zamanın Efendisi kitabıyla kendisine ait bir rekor kıran Bülent Akyürek, on dört yıllık bir edebî küskünlükten sonra aramıza geri döndü. Uzun hayat mücadelesinin, konferansların, bitmeyen yolların ve ciddi hastalıkların arasında kaleme aldığı Satılık Adam nihayet elden ele, dilden dile, büyük bir ilgiye açılmak üzere. Kendisinin, vatanının ve insanlığın tüm iç çatışmalarının, içe doğru genişleyen zıtlıklarının hikâyesi bu romanda toplanmış. Modern bir epizmenin destanlaştırması olarak, karakterlerin zayıflığını ve alışkanlık zincirlerini Bülent Akyürek’in dilinden okuduğunuzda, romanın gül yaprağı gibi açılıp gönlünüze oturduğunu göreceksiniz. Satılık Adam, büyük acıların sıradan sözlerle geçiştirilemeyecek kadar derin olduğunun güçlü bir hatırlatmasıdır. Bir yaşantının savrulan külleri arasında yirmi beş senedir yazılmaya devam eden bu kitap, en sonunda şunu söylüyor: “Eğer insan, değerinin anlaşılmasını istiyorsa, hayatı boyunca en az bir kez ölmek zorundadır.”
279.30 ₺ -
Kurt Kanunu Eleştirel Baskı
“Kurtlukta düşeni yemek kanundur. Romanın konusu 1926 İzmir Suikastı gibi son derece buhranlı bir devrede geçiyor. Bunun için adını ‘Kurt Kanunu’ koyduk. Kişiyi sosyal çevresi ve bunalımları içinde ele alıyorum. Gerçekten büyük tehlikeler içinde kıstırılmış insanların romanı bu.” İlk yayımlandığı günden bu yana Türk okuru tarafından ilgiyle karşılanan Kurt Kanunu, Türk tarihinin ve siyasetinin en önemli kırılma anlarından biri olan 1926 İzmir Suikastı günlerine uzanır. Okur, roman boyunca suikast girişiminin safahatına, Türk siyasetinin ve devlet adamlarının içine düştüğü drama tanıklık ederken, yakın tarihimizin bu kırılma anında tartışılan hususları; millî zengin yaratma girişimlerini, İttihatçıların tasfiyesini, devlet-toplum ilişkilerini, iktidarın doğasını ve insanın sorumluluğu konusunu Kemal Tahir’in etkileyici üslubu ve usta anlatıcılığı eşliğinde takip eder. Kurt Kanunu’nun bu eleştirel baskısı hazırlanırken romanın 1967-1968 tarihli Ulus gazetesi tefrikası, Bilgi Yayınları tarafından yapılan 1969 tarihli ilk ve 1972 tarihli ikinci baskıları karşılaştırıldı. Nüsha farklılıklarını gösteren ayrıntılı bir liste hazırlandı. Okurun metinle ilişkisini daha derinlikli bir kavrayışa taşıma anlamında metni açan, genişleten, romanın önemini ve yazılış koşullarını ortaya koyan bir dizi çalışma yürütüldü: Yazarın hayatını, yaşadığı dönemin edebî, tarihî-siyasi ve düşünsel bağlamını sunan zengin bir kronoloji çalışmasının yanında, yazarın arşivinden yazılı ve görsel belgelere, Kurt Kanunu’nun yayın serüvenini gösterecek ve okurun romana bugünden bakmasını sağlayacak yazılara da yer verildi. Ketebe Yayınları olarak Kurt Kanunu’nun tüm serencamını kamuya sunan bu eleştirel baskıyı Türk neşriyatına kazandırmış olmakla iftihar ediyoruz.
1715.00 ₺ -
Esrarname
Hasan Aycın Esrârnâme’de, ilk bakışta, bize Keloğlan masalları anlatıyor. Ama ne yazdığı masal, ne de anlattığı, bildiğimiz Keloğlan. O, masal dili ve kurgusuyla bize bizi, insanoğlunu anlatıyor. Saf ve yalın bir Müslüman bakışla insanın iç çatışmalarını, aldanışlarını, tutkularını, arayışlarını anlatıyor; dünyayı ve hayatı yorumluyor. Daha da önemlisi, bunu yaparken geleneksel bir anlatım biçiminin nasıl dönüştürülebileceğini, nasıl yeniden üretilebileceğini, kimi geleneksel ve kültürel öğelerin simgesel değerlerinden yararlanarak nasıl iç içe geçmiş anlam katmanları oluşturulabileceğini büyük bir başarıyla gösteriyor. Kısaca söylersek Esrârnâme, geleneksel masal anlatım biçim ve yöntemlerinden yararlanılarak yazılmış çağdaş bir roman; uzun bir aradan sonra yapılmış yeni bir özgün deneme. Aycın’ın bu denemesinin gereken ilgiyi göreceğini, Esrârnâme’nin Muhayyelât ve A’mâk-ı Hayal gibi tek ü tenha kalmayacağını ummak, her şeye karşın, aşırı bir beklenti olmayacaktır. N. Ahmet Özalp
209.30 ₺ -
Vadilerde Şaşkın Dolaşırlardı
Edebiyatın o asık suratlı sınırlarına, “vize” isteyen akademi duvarlarına ve “roman böyle yazılır” diyen o sıkıcı iğneli fıçılara bir darbe geliyor! Ahmet Ölmez, Akışkan Hayvanlar ile başlattığı şiirsel ayaklanmayı, Miguel de Unamuno’nun Sis’te icat ettiği kuralsız “Nivola” ruhuyla sürdürüyor. Melbourne’den İstanbul kütüphanelerine, oradan da Süleymaniye’nin altındaki gizli dehlizlerden ulaşılan o efsunlu Kalemrû-yı Şairân diyarına gitmeye hazır olun! İçine kar tanesi düştükçe dize kusan bir Kar Kâsesi, her nefesin bir vezne dönüştüğü Recez Köyü ve şiiri “goygoyculuk” sayan Denizköy arasında mekik dokuyan bu anlatı; sahte Sultanü’ş-Şuara Muharrem Büyük’ün kirli tahtını sallarken okuru dördüncü duvarın ötesine fırlatıyor. Kuralları yazarın koyduğu, karakterlerin yazarıyla kavga ettiği bu “agonist” serüvende vizeye yer yok; sadece şiirin o tehlikeli, parlak ve devrimci hakikati var!
188.30 ₺ -
Cuma Günü Uçmayan Kuş
İstanbul’un güvenli ama boğucu rutininden sıyrılan bir gazeteci, kendini tel örgülerin ardındaki kaotik coğrafyada, Halep’in yıkıntılarında bulur. Burası, yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğu, ihanetin ve sadakatin namlunun ucunda yer değiştirdiği bir dünyadır. Samet Doğan, tanıklık ettiği savaşı bir muhabir soğukkanlılığıyla değil, bir romanın kuşatıcı diliyle anlatıyor. Halep Kalesi’nde zafer çayı içme hayaliyle yanıp tutuşan ancak sözünü tutamadan şehit düşen Komutan Ebu Ali’nin yarım kalan hikâyesi; mülteci kampının tozlu çadırında savaşın dehşetini tuvale döken ressam Rîma’nın sessiz çığlığı ve harabeye dönmüş sokaklarda sardalya konserveleriyle hayatta kalmaya çalışan direnişçilerin öyküsü... Devrim umudunun radikalizmin karanlığına, dostluğun şüpheye, şehirlerin enkaz yığınlarına dönüştüğü bu serüvende; yazar sizi bazen bir keskin nişancının hedefindeki sokakta, bazen ise IŞİD tehdidinden kaçarken sığınılan, kan ve ölüm kokan bir ceset kamyonetinin kasasında karşılıyor. - Söyle bakalım, sadece cuma günleri uçmayan kuş hangisidir? - Perşembe günü ölen serçe.
195.30 ₺ -
Tufan Sonrası İlk Ahmakıslatan
“Ali Oturaklı, hatırlama eyleminin ruhunu yakalıyor ve yerellik kavramını yerçekimsiz bir ortama taşıyor.” Güray Süngü “Başka âlemleri birbirine bağlayan rengârenk, efsunlu ve yumruk gibi bir roman!” Kaan Murat Yanık *** Elinizdeki metne bir “roman” demeden önce durup düşünün. Çünkü bu, Unamuno’nun Sis ile başlattığı o put kırıcı geleneğin bir parçası, yani yaşayan bir nivola. Bu kitapta; uzay boşluğunda, gök cismine urganlarla bağlanmış hâlde uyanan ve geçmişin rüyasında kendisini arayan bir adamla tanışacaksınız. O, “Dünya’daki en büyük korkum umuttu” diyerek “Sistem”in soğuk dişlilerine karşı duran, ıstırap yüklü bir agonist. Cam Tufanı ile yerle bir olmuş geçmişten, “soğuk düşüncelerin” egemen olduğu ruhsuz bir geleceğe uzanan bu yolculukta, dördüncü duvarın yıkılışına şahitlik edeceksiniz. Kendi kurgusallığını ifşa eden bu anlatı, kıyamete ramak kalmış geleceğe, yerelliğin içinde debelenen bir sessizliğe dönüşüyor. Sistemin içinde debelenen bu ruhu sadece izlemekle kalmayın. Çünkü o, “Sen yokken sağdım ve yokluğuna hiç alışamadım” diye karanlığa haykırırken, aslında hepimizin o yarım kalmış, sıkışmış ve kırılmış hikâyesini fısıldıyor. Ali Oturaklı’nın kurduğu bu kozmik oyuna ve benzersiz tufana şemsiyesiz yakalanmaya hazır olun!
160.30 ₺ -
Zaman Rüya Terkip Huzur Kitabı
Türk edebiyatının en önemli eşiklerinden biri olan Huzur, zaman, hafıza, kültür ve süreklilik gibi büyük meseleleri kesin hükümlere bağlamak yerine diri sorular hâlinde önümüze bıraktığından beri hem ona hem de Tanpınar’a dönmeye devam ediyoruz. Zaman Rüya Terkip: Huzur Kitabı, Huzur’u tek bir kuram ya da disiplinle kuşatılamayacak, kapsamlı bir metin olarak ele alıyor. On altı araştırmacı; müzikten şiirselliğe, gramatolojiden mitolojiye, bedenden rüyaya, arzudan travmaya uzanan farklı eksenlerde romana ayrı kapılardan giriyor. Çok sesli ve gerilimli bir terkiple romanın izini sürüyor, romandaki kırılganlık ve uyumsuzluklarla birlikte konuşan disiplinler arası bir okumayı hayata geçiriyor. Bu çalışma, modern Türk romanının kırılma noktalarına odaklanan bir eleştiri dizisinin yeni halkalarından biri olarak Huzur’u edebiyat tarihinin sabit bir durağına yerleştirmek yerine hâlâ yaşayan bir metin olarak okuyor ve okurunu da romanın kapanmamış soruları etrafında birlikte düşünmeye çağırıyor.
314.30 ₺ -
Herkesten Sonra Gelen
Herkesten Sonra Gelen’de talihli okuru güzelce, titizlikle ve bariz bir dil zevkiyle inşa edilmiş okuması lezzetli kurmaca metinler bekliyor. Hikâyeleri vasıtasıyla düşünen, anlamaya çalışan, daha da önemlisi hisseden Emin Gürdamur’un gözü pek anlatıcıları; masal evreninde bir cazuyu da, kendi şiirlerinde kaybolmuş bir şairi de, şehrin göbeğinde bir kaybedeni, gecenin içine gözlerini dikmiş bekleyen bir nöbetçiyi de, bir aşığı ya da azap çeken bir yüreği de aynı korkusuz ustalık ve maharetle görüp işaret edebiliyor. Yazarın, her öyküde ayrı kılığa bürünen, tok, merhametli, tedirgin ve aynı zamanda amansız anlatıcı sesleri; onun, yeryüzü, sözcükler, masallar, efsaneler, hayat ve pek çok mefhum karşısındaki keskin dikkatini de ortaya koyuyor. Emin Gürdamur, okurlarına göz kamaştırıcı ve tadına doyulmaz bir hikâye evreni kuruyor. “Evren çok büyük, çok eski. Ama daracık ve taptaze hücrelerden yapılmış̧. Ona ve kanatlarına yer açman gerek. Biraz annenin Delail’ül Hayrat’ından. Biraz babanın çatık kaşlarından. Ablanın iyiliksever yüzünden. Teyzenin, kocasından gizli biriktirdiği harçlıklardan. Yer açman. Kendini itebildiğin kadar kenara ittin, olmadı. Kenarda sadece uçurum var. Uçurumun ağzı açıldı mı, sorular at sinekleri gibi üşüşür içine. Ağlamak uçurumları doldurmaz.”
129.50 ₺ -
Her Şeyin Bir Anlamı Var Kapı
Kemal Sayar soruyor: İnsan varoluşa sinmiş olan o güzelliği nasıl ortaya çıkarabilir? Kendinde saklı duran ve modern medeniyet tarafından âdeta baskılanan merhamet, şükran, cesaret gibi Olumlu özelliklerini bilince nasıl taşıyabilir? Her Şeyin Bir Anlamı Var, hem bu sorulara yanıtlar bulmaya çalışıyor hem de okurların iç dünyasına ayna tutuyor. “Şimdi diyorum ki ben sana, her şeyin bir anlamı var. Çiçeğin, böceğin, dalları eğen rüzgârın, ağzımızdan çıktıktan sonra uzayda yüzyıllarca asılı duran sözcüklerin bir anlamı var. Hiçbir şey kaybolmuyor. Hiçbir hıçkırık, hayal kırıklığının yaydığı hiçbir titreşim, içimizde bir coşkunun pır pır kanatlanışı, asla kaybolmuyor. Kâinat gibi, insan da enerjisini sakınıyor. Sonra dağınık duran her şey, biz onu çağırmayı bilirsek, bir yapbozun parçaları gibi birleşip bir şey söylüyor.”
273.75 ₺ -
Çınarın Kemali Sultan II. Abdülhamid Han
Mahzundu zevalinde bütün bir ümmet, mahzundu gurûbunla bu cennet vatan. Sen çınarın en heybetli dalıydın, uyanamadı millet gaflet rüyasından, yürüyemedi arkandan. Sen vardın Nakşi Tekkeleri yârdı, Şâzelî Astâneleri hâldı, Rûffâi Zaviyeleri kârdı. Sen köklerinden aldığın o mâneviyat ile kudretli onlar senin himayen ile heybetli idi. Medine-i Münevvere idin sevdan. Sen ki ey Ulu Hakan Cennet Mekân Abdülhamid Han, Saltanatın Saltanat-ı Muhammediyye ile handan. Sen ümmetin halifesi, mülkün sultanı, teb'anın babası idin. Gayretin dini mübin-i İslâm için, himayen ehl-i sünnet için, cehdin vatanının evladları içindi. Anlamadık seni ey şefkatli Sultan, ey âdil melik, ey müminlerin zineti... Sen bu ümmet ve vatan için bir âli himaye, niceleri ise bizden olmayanları…
280.80 ₺