-
Coğrafyada Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 2
Her coğrafya, farklı gerçeklikler taşımakta ve üzerinde yaşayan insana bu gerçeklikleri dayatmaktadır. Yeryüzü şekilleri, iklim, suya ulaşma imkânları gibi türlü etkenler, gündelik yaşamdan sosyal hayata, siyasî algılardan zihin yapısına kadar geniş bir yelpazede çok yönlü farklılıklara neden olmaktadır. Coğrafyada Müslüman Kadın kitabının amacı bu farklılıkları dikkate alarak Müslüman kadının tarihini yaşadığı coğrafyalar temelinde ortaya koymaktır. Bu düşüncelerle kitap, Müslümanların ağırlıklı oldukları coğrafi kesitleri esas almak suretiyle bölümlendirilmiştir. Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Barlak tarafından kaleme alınan “Hicâz’da Müslüman Kadın” bölümünde “Müslüman kadın”ın ilk olarak ortaya çıktığı bu coğrafyada onun şekillenişi, Hz. Peygamber döneminden başlayarak kadının toplumsal konumu, toplumun kadına bakışı konuları incelendi. Dr. Öğr. Üyesi Tuba Yıldız’ın kaleminden “Orta Doğu’da Müslüman Kadın” başlıklı bölüm, Orta Doğu coğrafyasında Müslüman kadının sosyal, politik ve kültürel geçmişine ayna tuttu. Dr. Öğr. Üyesi Zehra Gözütok Tamdoğan’a ait “Kuzey Afrika’da Müslüman Kadın” başlıklı bölümde İslâm’ın bu topraklarda yayılmasından başlayarak yirminci yüzyılı içine alan süre içerisinde kadının toplumsal kimliği geniş bir perspektiften ele alındı. Dr. Fatma Merve Çınar Müslümanların İber Yarımadası’ndaki sekiz yüzyılı aşan varlıkları süresince, politik çalkantılar, yıkımlar, kaybedilen topraklar, bölgenin sık sık maruz kaldığı isyan ve işgallere rağmen, bünyesinde barındırdığı farklılıklarla gelişen ve çeşitlenen Endülüs medeniyetinde kadının konumunu “Endülüs’te Müslüman Kadın” başlığı altında irdeledi. Dr. Nagehan Vurgun, “Orta Asya’da Müslüman Kadın” bölümünde Cengiz Han dönemine kısa bir atıfta bulunmasının ardından bölgenin İslâmlaşmasından başlayarak yirminci yüzyıla kadar Orta Asya Müslüman kadınının devlet ve toplumsal hayat içerisindeki görünürlüğüne değindi. Dr. Öğr. Üyesi Nilüfer Ateş’in yazarı olduğu “Anadolu’da Müslüman Kadın” bölümünde Anadolu coğrafyasında Malazgirt Zaferi sonrasından Osmanlı Devleti’nin modernleşme dönemine kadar geçen tarihî süreçte Müslüman kadının toplumsal konumu çeşitli yönleriyle incelendi. İslâmlaşmaya Osmanlının bu topraklara uzanmasıyla başlayan Balkanlarda on beşinci yüzyıldan Dayton Barış Antlaşması sonrasına kadar kadının sosyal konumu Doç. Dr. Cemile Tekin tarafından “Balkanlarda Müslüman Kadın” başlığı altında ele alındı. Dr. Öğr. Üyesi Gülşen Yağır Ahmetoğlu, “Güney Asya’da Müslüman Kadın” başlığı altında bu geniş coğrafyadaki Müslüman kadınların toplumdaki rolleri ve statüleri, cinsiyet eşitsizlikleri, kültürel, ekonomik ve sosyal alanlarda karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlarla nasıl mücadele ettiklerini değerlendi.
97.50 ₺ -
Farklı Bilim Dallarından Kurana Bakış
İnsanları düşünmeye, araştırmaya, gözlem ve deney yapmaya yönlendiren Kur’an, bünyesinde hazır çözümleri barındıran bir bilgi küpü değil, kendisinden çözüm üretilen bir bilgi kaynağıdır. Bu itibarla nazil olduğu günden itibaren çeşitli ilim dalları açısından sürekli araştırılmakta ve her bir ayetinin dikkat çektiği konular üzerinde kafa yorulmaktadır. Örneğin bir fakih, Kur’an’ın ahkâm ayetlerini tefsir ederken; kelâm alanında uzmanlaşmış bir ilim adamı ise Kur’an’ın itikadî ayetlerine ağırlık vermektedir. Benzer şekilde bir sûfî, filozof, filolog, tarihçi, fen veya sosyal bilimlerin herhangi bir branşı ile ilgilenen ilim adamı da aynı yolu izleyerek kendi zaviyesinden Kur’an’ı yorumlamaya çalışmaktadır. Elinizdeki bu eser, tefsir, hadis, fıkıh, İslâm tarihi, kelâm, tasavvuf, İslâm felsefesi, ahlâk, din eğitimi, din psikolojisi, din sosyolojisi ve evrenbilim (kozmoloji) gibi on iki bilim dalında Kur’an’ın bu bilimler açısından değerini ve o bilimlere sunduğu katkıyı gündem yapmaktadır.
195.00 ₺ -
Delilleriyle İslâm İlmihâli
İslâm dini Allâh tarafından ilk peygamber Hz. Âdem’den (a.s.) başlayarak son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) kadar insanları Allâh Teâlâ’nın yarattığı fıtrat üzerine ve O’na kulluktan ayrılmadan yaşayabilmeleri için vahiy yoluyla gönderdiği kutsal dindir. Bu din son haliyle Hz. Peygamber vasıtasıyla insanların hidayeti için gönderilmiş, iman, ibâdet, günlük hayat ve ahlaki boyutlarıyla yaşanmıştır. Hz. Peygamber’den emaneti devralan sahabe tevatür yoluyla tebei tabiin nesline taşımış, tebei tabiin neslinde mezhep kuran müçtehit imamlar yetişmiştir. Bunlar içinde ehli sünnet mezhepleri olan Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezhebi imamları Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Aişe, İbn Mes’ud ve İbn Abbas gibi ilimce sahabenin ileri gelenlerinden sahih yolla fıkhî hükümleri öğrenmişler, bunları öğrencilerine yazdırarak sonraki nesillere nakletmişlerdir. Sonraki dönemlerde halkın dinî hükümleri kolay öğrenmesi için sade ve muhtasar ilmihâl (ilm-i hâl) türü eserler telif edilmiştir. İlmihâl Müslümanın bulunduğu hâle ait olan şer’î hükmü bilmesidir. Buna göre mükellef kadın-erkek, genç-yaşlı, evli-bekâr, zengin-fakir, sağlıklı-hasta, mukim-yolcu, satıcı-müşteri vb. hâllerden her hangi birinde bulunduğunda o duruma ait hükmü bilmesi ilmihali ifade eder. İlmihâller genellikle sahih kaynaklar olarak ibâdetlere dair güvenilir hükümler içermenin yanında itikad, ahlak ve günlük yaşayışa ait bilgiler de ihtiva eder. Günümüzde bu tür telifler yaygın olarak devam etmektedir. Bu eser de bu yola eklenmiş küçük bir parça olma arzusunun ürünüdür. Elinizdeki çalışma Hanefi ağırlıklı olmak üzere dört mezhebi esas alan bir ilmihal olarak hazırlanmıştır. Günümüz bilgi ihtiyacı dikkate alınarak görüşler delillerle ve hikmet nevinden izahlarla da desteklenmiştir.
214.50 ₺ -
Somuncu Baba’nın Kırk Hadis Şerhi
Dinimizin ikinci kaynağı olan hadisler Kur’an’ı anlayıp hayata geçirmemiz için bizlere rehberlik etmektedir. Bu önemli misyon tarihin her döneminde müminler tarafından hakkıyla anlaşılmış, Allah Rasûlünün buyrukları öğrenilmeye ve bunlarla hayat tanzim edilmeye gayret edilmiştir. Ülkemizin tasavvuf büyüklerinden Somuncu Baba da aynı yolu izleyerek Allah Rasûlünün sözlerinden bir seçki oluşturarak kırk hadisi bir araya getirmiş ve her birini özlü bir şekilde açıklamıştır. Böylece insanları bilgiyle buluşturmak yanında diğer ilimler gibi tasavvufun da ikinci dayanağının hadisler olduğunu göstermiştir. Elinizdeki eser onun veciz açıklamalarını genişletmeyi, Rasûlün buyruklarının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamayı hedefleyen mütevazı bir çalışmadır.
169.00 ₺ -
Somuncu Baba Hamîdî Velî'nin Tasavvufa Dair Üç Risâlesi
Somuncu Baba diye tanınan ve irfan dünyamızın önde gelen dinamiklerinden biri olan Hamîd-i Velî Hazretleri, insanların gönüllerine dokunan, istikamet üzere yaşamalarına vesile olan ve manevî evlatlarıyla hâlâ hizmet etmeyi sürdüren bir Allah dostudur. Onun bir diğer hizmeti de tutmuş olduğu yolun ölçülerini Kur’an ve sünnet ışığında ortaya koyduğu üç risalesidir. Bu kitap onun bizlere emanet ettiği bu çalışmaları tanıtmakta ve mesajlarını günümüz insanına aktarmaktadır. Risalelerin Arapçalarını bir arada sunan bölümüyle de bu büyük insanı ülkemiz dışındaki geniş kitlelere tanıtmakta ve böylece tasavvufun merkezinde Kur’an ve sünnet olduğunu göstermektedir.
175.50 ₺ -
Sahih Hadis Bulunmayan Konular
Müminler için dinin iki temel kaynağı vardır. Bunlar: Allah'ın kitabı Kur'an ile bu kitabı insanlığa açıklayan Hz. Peygamber'in hadisleridir. Kur'an mütevatir olarak geldiğinden dolayı Allah katından indiği haliyle bizlere ulaştığında şüphe yoktur. Bu nedenle, birisi bir ayet okuduğunda hiç kimsenin aklına onun Allah buyruğu olup olmadığıyla ilgili şüphe gelmez. Hadislere gelince, mevcut hadis kitapları ile diğer klasik kaynaklarda yer alan tüm rivayetlerin Allah Rasûlü'nden geldiğine inanmak mümkün değildir. Münekkid hadis bilginleri bu bağlamda bizler için büyük bir hizmet gerçekleştirmişlerdir. Bazen toplu listeler yaparak bazen de ele aldıkları mevzunun gereği olarak sahih hadis bulunmayan bir konuya değinmişlerdir. Günümüzde kendini geliştirme endişesi taşıyan veya insanlara İslâm adına bir şeyler sunma sevdalısı olan her mümin, geçmiş bilginlerin bu çabalarından yararlanmak durumundadır. Zira sahih hadislere dayanarak inanmak ve konuşmak son derece önemlidir. Elinizdeki çalışma, geçmiş bilginlerin söz konusu çabalarını bir arada sunmaktadır. Bu nedenle her kitaplıkta bulunmayı hak etmektedir.
104.00 ₺ -
Peygamberimizin Liyakata Verdiği Önem
Allah tüm zamanlar ve mekanlar için Hz. Muhammed’i mutlak lider ve rehber olarak Müslümanların önüne koymaktadır. Nitekim Kur’an’da farklı surelere dağılmış olan yedi sayfa tutarındaki ayetler bu hususa vurgu yapmaktadır. Allah’ın buyruklarını başının tacı yapan Müslümana düşen görev de Hz. Muhammed’in hayatına odaklanmak ve oradan hayat prensipleri edinmektir. Bunlardan biri de Rasûlullah’ın görevlendirmelerde nasıl bir yöntem takip ettiğidir. Elinizdeki kitap Allah Rasûlü’nün bu yönünü ele almakta ve günümüz Müslümanlarına ihmal ettikleri önemli bir konuyu hatırlatmaktadır.
97.50 ₺ -
Peygamberimiz ve Arkadaşlarının Hayatında Şaka
Allah Hz. Muhammed’i, tüm zamanları ve mekanları kuşatacak şekilde insanlığın önüne “mutlak rehber” olarak koymaktadır. Bu ise onun hayatının her bir yanını değerli kılmakta dolayısıyla öğrenilmelerini gerektirmektedir. Çünkü bu sayede Müslüman, peygamberini kendisine daha bilinçli bir şekilde örnek alabilecektir. İşte elinizdeki kitap, Allah Rasûlünün çok ele alınmamış bir yönünü bir başka ifa-deyle şakanın hayatında nasıl bir yer tuttuğunu sizlere sunmaktadır. Böylece Son Elçiyi daha iyi tanımamıza, daha fazla sevmemize ve daha içten örnek almamıza hizmet etmektedir.
91.00 ₺ -
Hadisçiler ve Çelişki
Farklı alanlarda pek çok kitap telif eden ansiklopedik yazarların eserlerinin önemli bir kısmında, konuların hakkıyla ele alınmaması, çelişkilerin bulunması oldukça rastlanan bir durumdur. Özellikle hadis alanında öne çıkmış ve ahlak alanında da onlarca eser yazmış müelliflerin kitaplarına baktığımızda buna daha fazla şahit oluruz. Çalışmalarının bir bölümünde hadis ilminin kuralları, rivayetlerin değerlendirilmesinde gözetilmesi gereken prensipler gibi temel hususları zikreden ve bunları uygulayan müelliflerin, başka çalışmalarında farklı bir yaklaşımla okuyucunun karşısına çıktıkları, zikrettikleri ya da uyguladıkları kaideleri kendilerinin terk ettiği görülür. Yaklaşım açısından iki gruptaki eserler değerlendirildiğinde, yazarlarının aynılığı dışında, neredeyse hiçbir benzerlik arz etmedikleri müşahede edilir. Bazen öyle olur ki, "Aynı isimde iki farklı müellifle mi karşı karşıyayız?" şüphesi bile zihinlerde uyanabilir. Elinizdeki çalışmada söz konusu tabloyu belirginleştirmek ve bunun nedenleri üzerinde durmak için iki ansiklopedik müellifin hadisçiliği ele alınmaktadır. Sünen-i Kubrâ yazarı olan ve Şâfiî mezhebinin dayandığı delilleri kaleme alan kişi olarak bilinen Beyhakî ile mevzu hadis uzmanlığı dendiğinde öne çıkan ilk isim olan İbnu'l-Cevzî, eserlerinde sergiledikleri farklı yaklaşımlarıyla okuyucuya sunulmakta, rivayetleri bazı yerlerde birtakım kriterlerle tahlile tabi tutarken başka yerlerde bu kriterleri uygulamayarak çelişkiye düştükleri gösterilmektedir. İbnu'l-Cevzî'nin Beyhakî'nin rivayet ettiği 260 hadisi mevzu saymış olması ise çelişkinin ötesinde, eleştirenle eleştirilenin birlikteliğine dönüşmektedir. Ele aldığı konu itibarıyla klasik eser okumalarında farklı bir pencere açacağı ümit edilen bu kitap, zengin içeriğiyle ilahiyat alanında çalışanlara önemli bilgiler sunmaktadır.
227.50 ₺ -
Hadis İlminin İncelikleri
Ashab “Yaşayan Kur’an” Hz. Peygamber’i bizzat gördüğünden ona bakarak “Kitab”ın nasıl hayata geçirileceğini anlıyor ayrıca onun açıklamalarıyla bilgileniyor, anlayamadıkları yerler olduğunda da yine ona soruyorlardı. Ancak Allah Rasûlünün vefatıyla birlikte “canlı örneklik” sonlanmış oldu. Bu noktada sahabe devreye girerek onun sözlerini ve uygulamalarını tâbiîne aktardı. Bu aktarım kuşaklar boyunca devam ederken oluşan hadis ilmi süreç içinde kemâle erip sistemleşti. Böylece bizler söz konusu ilmin usûlü, tarihi ve edebiyatı vesilesiyle rivayetleri her açıdan tahlil edebilme imkanına kavuştuk. Elinizdeki “bilgi küpü” çalışma bu alanda sizlere dikkat çekici malumat sunarken araştırma azminizi de coşturmak istemektedir.
175.50 ₺ -
Vahyin İzinde
Kur’an-ı Kerim’i daha yakından tanıtmak ve verilen mesajı hakkıyla aktarabilmeyi hedeflediğimiz bu kitap, ortaokul ve lise müfredatına göre hazırlanmıştır. Aynı zamanda ilahi kitabımızı yakından tanımak isteyen her yaştan Müslümanın da başucu kitabı olma özelliği taşımaktadır. Kitap; Kur’an’ın özellikle ne demek istediğini, Arapça dışındaki bir dille sağlıklı biçimde aktarmayı mümkün kılacak bir yöntemle okuyucuyla buluşturuyor. Kur’an-ı Kerim’de yer alan, en sık okunan sureler ve duaların Arapça metinleri, mealleri, esmaü’l-hüsnalar, menkıbeler, kıssalar, hadis-i şerifler, Kur’an’da adı geçen bitki ve hayvanlar gibi bir çok konunun detaylı şekilde ele alındığı bu kitap, başta öğrenciler sonrasında Kur’an-ı Kerim’i merak eden herkes için ufuk açıcı niteliğe sahiptir. Kitapta her dua ve sure ile ilgili hazırlanan soru-cevap, ne anladım bölümleri, açık uçlu ve test sorularının çeşitliliği ile edindiğiniz bilgileri pekiştirme imkanı bulabilirsiniz. Vahyin İzinde kitabını dilerseniz ders kitabı, dilerseniz yarışma kitabı şeklinde kullanabilirsiniz. İlahi mesajı sağlam temelle açık, anlaşılır, kalıcı bir şekilde zihninize ve kalbinize aktarmayı hedefliyoruz. Öğrencilerin ve sizlerin içerik ve şekilsel olarak çok seveceği bu eseri kütüphanenize kazandırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.
227.50 ₺ -
Sana Emanet - Sorularla 40 Derste Peygamberimizin Hayatı
Gümüş Kalemler yazar ekibi tarafından hazırlanan, Sorularla 40 Derste Peygamberimizin Hayatı kitabı, genç neslimize güzellikler ve iyiliklerle dolu bir hayatın anahtarı olan güzel ahlakı hem teorik yönü hem de yaşanmış örnekleriyle tanıtmayı amaçlıyor. Kitapta yer alan her konu başlığının sonuna gençlerin okuduklarını anlama ve yorumlama becerilerini geliştirecek, okuduklarından sonuç çıkarmalarını ve mukayese yapmalarını sağlayacak nitelikte beş soru hazırlanmıştır.
52.00 ₺ -
Sana Emanet - Sorularla 40 Derste Hadis
Sorularla 40 Konu 40 Hadis kitabı ortaokul öğrencilerimizin, Peygamberimizin güzel ahlakını ve öğütlerini öğrenme çabalarına katkı sağlamak amacıyla hazırlandı. Kitabımızda Peygamberimizin hadislerinden kırk konu başlığı seçildi. Bu hadisler kısa ve öz olarak anlatılmaya çalışıldı. Her konunun sonuna beşer soru eklenerek öğrencilerimizin okudukları metinleri daha iyi anlamaları hedeflendi. Her konunun başına ezberlemek isteyenler için o konuyla ilgili bir hadisin Arapça metni ve Türkçe anlamı eklendi. Başlıkların sonuna ise kısa dua örnekleri konuldu. Ekip çalışmasının ürünü olan kitabımızın Peygamberimizin hadislerinin doğru anlaşılmasına katkı sağlamasını diliyoruz.
97.50 ₺ -
Sana Emanet - Sorularla 40 Derste Ahlak
Gümüş Kalemler yazar ekibi tarafından hazırlanan Sorularla 40 Derste Ahlak kitabı, genç neslimize güzellikler ve iyiliklerle dolu bir hayatın anahtarı olan güzel ahlakı hem teorik yönü hem de yaşanmış örnekleriyle tanıtmayı amaçlıyor. Kitabın dilinin son derece anlaşılır olmasına dikkat edildi. Kitapta yer alan her konu başlığının sonuna gençlerin okuduklarını anlama ve yorumlama becerilerini geliştirecek, okuduklarından sonuç çıkarmalarını ve mukayese yapmalarını sağlayacak nitelikte
117.00 ₺ -
Ailemizle 52 Derste Sahabe
Ailemizle 52 Derste Sahabe kitabı Peygamberimizin (a.s.) ailesini, dostlarını ve arkadaşlarını genç neslimize tanıtmayı amaçlamaktadır. Sevgili Peygamberimizin (a.s.) terbiyesiyle yetişen bu güzide insanlar Müslümanlar için birer rehberdir. Yaşamları, kişilikleri ve güzel ahlaklarıyla örnek olan her sahabiden alınacak türlü türlü dersler vardır. Kur’an’ın indirilişine şahitlik eden ve onun mesajlarıyla ilk kez muhatap olan sahabiler İslam’ın hayata geçirilmesinde ve sonraki nesillere aktarılmasında bir köprü vazifesi görmüşlerdir. Bu güzel insanları tanımak ve örnek almak günümüz Müslümanlarının bir vazifesidir. Kitabın aileler ve gençlerimiz için faydalı olması temennisiyle…
227.50 ₺ -
Ailemizle 52 Derste Örnek Şahsiyetler
Ailemizle 52 Derste Örnek Şahsiyetler kitabı son yüz elli yılda başta Türkiye olmak üzere İslam dünyasında Müslümanların hayatına ve düşüncelerine etki eden örnek şahsiyetleri konu edinmektedir. Bu kitap örnek şahsiyetlerin hayatına, ahlakî kişiliklerine ve fikir dünyalarına açılan bir pencere olarak görülebilir. İnsanların inanç, kimlik ve ahlak krizine girdiği zor dönemlerde öne çıkan, uyuyanları uyandırmak ve ümitsizliğe düşenlere umut aşılamak için fikirleri ve yaşamlarıyla ilham kaynağı olan şahsiyetleri tanımak bizim için bir vefa borcudur. Onlar bizim ve gelecek nesiller için geçmişten geleceğe uzanan birer köprü olmuşlardır. Onlar Müslümanca düşünme ve Müslümanca yaşama konusunda bize örnek alınacak bir miras bırakmışlardır. Elbette hiçbiri hatadan müstağni değildir. Ancak insan ve tarih şahittir ki bu güzel insanlar, güzel bir hayat yaşamış, güzel işler yapmış, arkalarında güzel eserler bırakmış ve bize de güzel bir hayat yaşama yolunda güzel örnekler sunmuşlardır. Hepsini rahmet ve minnetle anıyoruz.
227.50 ₺ -
Maturidinin Uluhiyet Meselelerine Yaklaşımı
İslam inanç esaslarının temelini teşkil eden ilâhiyât bahsi, kelâm ilminin en önemli ve kapsamlı konularındandır. Sahâbe döneminin sonlarından itibaren Allah’ın varlığının ve birliğinin delilleri, zâtı ve sıfatları başta olmak üzere ulûhiyet meseleleriyle ilgili tartışmalar ve mühim düşünce ayrılıkları ortaya çıkmaya başlamıştır. İslam inanç esasları alanında özgün düşünceler serdeden yetkin ilim adamlarından biri, aynı zamanda Mâtürîdiyye mezhebinin kurucusu olan Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’dir. Mâtürîdî, Ehl-i sünnet ilm-i kelâmını ilk olarak sistemli ve tafsilatlı bir şekilde ortaya koyduğu Kitâbü’t-Tevhîd isimli değerli kelâm eserinde ve yine kapsamlı ilk dirâyet tefsiri olan Te’vîlâtü’l-Kur’ân’da ulûhiyetle ilgili konuları geniş bir perspektifle ve doyurucu bir şekilde ele alıp açıklamıştır. Elinizdeki eserde temel ilâhiyât bahislerinin yanı sıra Allah’ın kâinatı yaratma amacı, Allah’ın zararlı nesneleri ve şerri yaratmasının hikmeti yani kötülük problemi, rü’yetullah, Allah’ın arşa istivâsı, Allah’ın mekânla sınırlandırılamayacağı meselesi gibi konulara dair İmam Mâtürîdî’nin yaklaşımlarına yer verilmiştir. Kitap, İslam inancının ulûhiyet meselelerine dair sahih bir tasavvura sahip olmak isteyenler için aydınlatıcı bir metin olma özelliği taşımaktadır.
117.00 ₺ -
Yasin ve Tebliğ
Bu kitapta Yâsîn suresi bir ilke ve metod üzere; Kur’ân’ın dili, Kur’ân’ın nazmı, Kur’ân’ın Kur’ân’la tefsiri, meşhur ve mütevatir sünnet, hadis kitapları, esbâbu’n-nüzul, tefsir kitapları, eski semavi sahifeler ve Arap tarihi göz önünde bulundurularak tefsir edilmiştir. Yine bu kitapta tebliğ ve tebliğ yöntemlerimiz faklı bir üslupla ele alınıp değerlendirilmiştir. Kur’ân’ı öğrenmek ve anlamak Müslümana farz olduğu gibi onu tebliğ etmek de farzdır. Yüce rabbimiz Yusuf suresi 108. Ayette; “De ki (Ey Muhammed!) İşte bu, benim yolumdur. Ben (İnsanları) Allah’a (körü körüne değil) bir basiret üzere (illetleri ve sebepleri göstererek) davet ediyorum. Ben de bana tabi olanlar da (böyleyiz)” buyurmuştur. Basiret üzere Allaha davet etmeyen Resulüllah’a tabi değildir. Kişi bildiklerini ulaşacağı kimselere tebliğ etmekle sorumludur. İşte bu yolla hakkın çemberi genişler ve batılın çemberi ise gittikçe daralır. Hz. Muhammed (a.s.), “Benden bir ayet dahi olsa insanlara ulaştırın” buyurmuştur. İnsan hem cansız varlıklar gibi ağırlığı, hacmi ve yüksekliği olan hem bitkiler gibi gelişebilen hem de hayvanlar gibi hareket edebilen bir canlıdır. Allah insanı idrak özelliğiyle ön plana çıkarmıştır. İdrak kuvvetinin gıdası da ilimdir. Ve eğer insan, aklını ilimle doyurmazsa insanlık konumu alçalır. İlim talebinden uzak duran kimse; “diri olmayan cansız varlıklar”, “bir yere dayanmış kütükler”, “ciltlerce kitap taşıyan merkepler”, “hayır, hayvanlar gibi, hatta onlardan daha da sapıktırlar”. Din hususunda delil olmadan bir şey kabul edilmez ve aynı şekilde delil olmadan da bir şey reddedilmez. Din bizim etimiz, kanımız ve nefes aldığımız havamızdır. Onu haktan sapanlardan değil, istikamet üzere olanlardan alıp bütün insanlığa ulaştırmalıyız.
130.00 ₺ -
Hz Peygamber’in Fiillerinin Güncel Değeri
Hz. Peygamber’in hadis ve sünnetinin mahiyeti ve kapsayıcılığı hakkında geçmişten günümüze birçok tartışma yapılmıştır. Yaşadığımız çağda da bu tartışmaların farklı boyutlar kazanarak iki ana eksende devam ettiği görülmektedir. Bunlardan birincisi Hz. Peygamber’den günümüze kadar nakledilen ve hadis kitaplarında yer alan bütün hadis rivayetlerini hiçbir fiilî ayrıma tabi tutmadan Rasûlullah’a ait sünnet olarak kabul eden bir gruptur. Diğeri ise Hz. Peygamber’den nakledilen rivayetlerin hepsine ret düşüncesiyle yaklaşıp bir nevi hadis/sünnet inkarcılığıyla ön plana çıkan ve bunların delil olamayacağını kabul eden anlayıştır. Bu iki anlayış ya da düşüncenin Hz. Peygamber tasavvuru, onun hadis ve uygulamalarının sağlıklı ve gereği gibi anlaşılmasına bir yararı olmadığı tam aksine zararının olduğu da bilinen bir husustur. Sözü edilen iki anlayış sonuç itibarıyla hiçbir düşünme zahmetine katlanmadan ya baştan tamamen kabul ya da tamamen ret ilkesi ile hareket ederek işin kolaycılığına gitmektedir. Kur’an’ın ifadesiyle âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber ve onun sahih sünnetini oluşturan fiillerinin birçoğunun da evrensel olması inkârı mümkün olmayan bir durumdur. Sözü edilen olumsuzlukların önüne geçebilmek için Hz. Peygamber’in beşerî yönünün, onun teşrii bakımdan fiillerinin mahiyetinin ve kendine mahsus fiillerinin iyi ayırt edilerek hareket edilmesi Kur’an temelli sünnet bilincinin oluşmasında önemli bir yer tutmaktadır.
130.00 ₺ -
Hakk’ın Zaferleri
İzmirli İsmail Hakkı ile Şeyh Saffet Efendi arasındaki tartışma biri (İzmirli İsmail Hakkı) Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiyye üyesi, diğeri (Şeyh Saffet Efendi) ise Tetkik-i Mesahif-i Şerif ve Müellefât-ı Şer’iyye Meclisi reisi iken ortaya çıkmıştır. İzmirli, Cerîde-i İlmiyye’de yayımlanan Gazzalî’ye dair bir makalede (sene 5, sy. 53, 15 Cemâziye’l-evvel 1338) “Îzah” başlığı ile düştüğü bir dipnotta “ahlâk ve tasavvuf kitaplarında hadis diye zikredilen sözlerin hadis değil, büyüklerin ve mutasavvıfların sözleri olduğunu” ileri sürmüş, İhyâ’da geçen “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.” rivayetini örnek göstermiştir. Bunun üzerine Saffet Efendi başında bulunduğu kurum adına “İstîzâh” başlığı ile bir yazı yazıp İzmirli’den açıklama talep etmiştir (23 Cemâziye’l-evvel 1338). Söz konusu talebinde “ahlâk ve tasavvuf kitaplarında hadis diye geçen rivayetlerin hadis olmadığı, aksine din büyüklerinin ve mutasavvıfların sözleri olduğu hükm-i umûmîsine nasıl ulaştığını ispat etmesini” istemiştir. Bu eser farklı alanlarda uzman iki Osmanlı aliminin birbirleri ile ilmî ve akademik tartışma yapmasının düzeyini gösteren bir örnektir.
195.00 ₺ -
Muvatta
Muvatta, İmam Malik'in en meşhur eseridir. Fıkıh konularıyla ilgili bir kısım hadisi, Medine halkının uygulamalarını, sahabe ve tabiûn fetvaları ile İmam Malik'in kendi içtihadlarını içine alır. Bu eserde, rivayette bulunduğu âsâra kıyasla, bazı meselelerde görüşlerini, rivayetlerine dair tefsir ve eğilimlerini, görüşlerden bazılarının diğerlerine tercih ediliş sebeplerini de anlatmıştır. Bu eseri için çok uğraşmış, fıkhın konularına göre düzenlemiştir. Kalabalık bir grup, İmam Malik'in sağlığında bu eseri kendisinden okumuştur. Abbasî halifeleri Mansur ile Harun Reşid, Muvatta'ı bütün ülkede uygulanacak bir kanunname olarak kabul etmek istemişlerse de, İmam Malik içtihad hürriyetini zedeleyeceği gerekçesiyle bu tekliflerini kabul etmemiştir. Muvatta'da 600'ü müsned, 222'si mürsel, 613'ü mevkuf, 285'i maktu 1720 kadar hadis vardır. Önce Hz. Peygamber'den gelen hadisleri, sonra Ashab'dan, daha sonra da tabiûndan gelen haberleri (âsâr) zikretmektedir. En sonunda da İmam Malik, kendi re'yini belirtmektedir.
520.00 ₺ -
İslam Son Dindir
“Allah katında din, İslam’dır. Kendilerine kitap verilmiş olanlar (Yahudiler ve Hristiyanlar) ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtirastan dolayı ihtilafa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, şüphesiz ki Allah, hesabı çok çabuk görendir.” (Âl-i İmran, 3/19) “Kim, İslam’dan başka bir din ararsa o din ondan asla kabul edilmeyecektir. O, âhirette de hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” (Âl-i İmran, 3/85) HADİS-İ ŞERİFLER “Şüphesiz ki Resullük ve Nebîlik artık sona ermiştir. Benden sonra ne Resul ne de Nebî gelecektir.” (Tirmizi, Siyer, 5) “Muhammedin nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki bu ümmetten herhangi bir kimse, Yahudi ve Hristiyan da olsa beni duyduğu halde,bana gönderilene iman etmeden ölürse mutlaka cehennemliklerden olur.” (Müslim, İman, 240).
130.00 ₺ -
İslam Hak Dinidir
Bütün Haklar İlahîdir, Tanrısaldır. Âlemin esasını teşkil eden haklar, Allah tarafından tespit ve tayin edilmiştir. İnsanlar hak namına hiçbir şey ihdas edemezler (yaratamazlar). Bu alanda yaptıkları tek şey, güçlerinin yettiği kadarıyla, bu hakları sahiplerine vermeye çalışmaktan ibarettir. Onu da adalet anlayışıyla yaparlar. Çok kere de hak dağıtmaya çalışanlar, haksızlık yaparlar. Kanunları yaparken objektif olamazlar. Kendi haksız kazançlarını önde tutarlar. Tarafsız olan, adil-i mutlak olan Allah Teâlâ ise, asla haksızlık yapmaz. Bu sebeple adaleti sağlayıp hak sahiplerine haklarını vermek için onun emir ve kurallarına uymak gerekir. Aksi halde hiçbir suretle haksızlıkların önüne geçilemez. “Hâlık’ın nâ-mütenâhî adı var, en başı “Hakk” Kul için ne büyük şey, hakkı tutup kaldırmak.”
130.00 ₺ -
İslam Dünya Düzenidir
“İnmemiştir hele Kur’an şunu hakkıyla bilin Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için.” Mehmet Akif Ersoy Dünya ve ahiret hayatımız için Kur’an’ın ne ifade ettiğini en çarpıcı biçimde anlatan bu iki mısrayı hiç unutmamalıyız. İslam dini, bizim dünya hayatımızı düzene koymak, ebedi olan ahiret hayatımızı da teminat altına almak için gönderilmiştir. Bu sebeple, bütün güzellikler, bütün kolaylıklar onda mevcuttur. Bize düşen, onu iyi anlamak, emir ve yasak ve tavsiyelerine uymaktır. Bu takdirde en kestirme yoldan, en kolay şekilde hayatımızı düzene koymuş olacağız. Hem dünya hayatımızda güçlü olacağız, mutlu yaşayacağız hem de ebedi olan ahiret hayatımızı kazanmış olacağız. Peygamber Efendimizin tatbikatına, emir ve tavsiyelerine de uymak suretiyle Kur’an’ı ve hayatı anlamaya ve yaşamaya çalışmak asıl amacımız olmalıdır. Hidayet ve muvaffakiyet Allah’tandır.
130.00 ₺ -
Dini Doğru Anlamak ve Doğru Yaşamak 2
Dinimiz İslâm’ın emirlerine karşı, itikatta ve ibadete samimi olmak zorundayız. Her ne yapıyorsak ve her nerede bulunuyorsak, Allah bizi görüyor zihnimizden geçenleri dahi biliyor. Bu gerçeğe bu şekilde iman eden hiçbir kimse yanlış yapamaz, ikili davranamaz. Sahih ve sağlam inanç böyle olur. Allah tealaya ihsan derecesinde ibadette bulunmalıyız. İhsan; Allah’ı görüyormuşcasına ona ibadette bulunmaktır. Biz onu görmesek de o bizi görüyor. Tüm iş ve işlemlerimizi bu kapsamda yapmak zorundayız. O işleri nasıl yapacağımızın kuralları da ortada ve apaçıktır. Bilgi ve belgeler elimizdedir. Uygulamalı ve tarihi geçmiş önümüzdedir. Bütün mesele onları uygulamaktadır.Aslında bu durumda dini yanlış anlama ve yanlış yapma olayı da mümkün değildir. Ancak bazı mihraklar onu yanlış anlatmakta ve müminler, yanlış yapmaya yönlendirilmektedir. Önemli olan, bunun farkında olmaktır. Mümin kişi kendi inanç ve değerlerini tartışma konusu yapanların oyununa gelmemek zorundadır. Bu hususta peygamber efendimiz buyuruyor ki; “Müminin ferasetinden (Bir bakışta olayın arka planını anlamasından) sakının. çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar ve görür.” (Tirmizi, Tefsir el-Kur’ân Sûre 15, HN. 3127) Dinimizi doğru anlamak ve doğru yaşamak temennisi ile.
130.00 ₺ -
Dini Doğru Anlamak ve Doğru Yaşamak 1
Dinimiz İslâm’ın emirlerine karşı, itikatta ve ibadete samimi olmak zorundayız. Her ne yapıyorsak ve her nerede bulunuyorsak, Allah bizi görüyor zihnimizden geçenleri dahi biliyor. Bu gerçeğe bu şekilde iman eden hiçbir kimse yanlış yapamaz, ikili davranamaz. Sahih ve sağlam inanç böyle olur. Allah tealaya ihsan derecesinde ibadette bulunmalıyız. İhsan; Allah’ı görüyormuşcasına ona ibadette bulunmaktır. Biz onu görmesek de o bizi görüyor. Tüm iş ve işlemlerimizi bu kapsamda yapmak zorundayız. O işleri nasıl yapacağımızın kuralları da ortada ve apaçıktır. Bilgi ve belgeler elimizdedir. Uygulamalı ve tarihi geçmiş önümüzdedir. Bütün mesele onları uygulamaktadır.Aslında bu durumda dini yanlış anlama ve yanlış yapma olayı da mümkün değildir. Ancak bazı mihraklar onu yanlış anlatmakta ve müminler, yanlış yapmaya yönlendirilmektedir. Önemli olan, bunun farkında olmaktır. Mümin kişi kendi inanç ve değerlerini tartışma konusu yapanların oyununa gelmemek zorundadır. Bu hususta peygamber efendimiz buyuruyor ki; “Müminin ferasetinden (Bir bakışta olayın arka planını anlamasından) sakının. çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar ve görür.” (Tirmizi, Tefsir el-Kur’ân Sûre 15, HN. 3127) Dinimizi doğru anlamak ve doğru yaşamak temennisi ile.
130.00 ₺ -
Namazlarımızı Bilinçaltında Kılabilmek
Zihnimizin %90’ını oluşturan bilinçaltımızda huşû içinde ve tam manasıyla namaz kılabilmek için namazı bütün kural ve yönleriyle bilinçaltımıza yerleştirmemiz oldukça önemlidir. Eğer bilinçaltımıza namazı hakkıyla kavratamazsak, namazı mükemmel bir şekilde kılamayız ve namazı kılma esnasında bilincimiz (düşünce) farklı şeylerle meşgul olmaya başlar. İnsanı tanımak ve namazda huşûyu yakalayabilmek için bilinçaltında kayıtlı bilgilerin önemi yadsınamaz. Bu yüzden kitabımızı, bilinçaltını dikkate alarak hazırlamaya çalıştık. Kitapta yer verdiğimiz örneklerin de güncel ve yaşanmış hikâyeler olmasına dikkat etmeye çalıştık. Yine konumuzla alâkalı ayet ve hadislere yer verdiğimiz gibi hadislerin de sahih hadislerden olmasına özen gösterdik. Bir Müslüman kardeşimizin bilinçaltında namazın huşû ve farkındalığını sağlamak amacıyla ele aldığımız bu eserimizi istifadenize sunuyoruz.
97.50 ₺