-
Din ve Cemiyet
“Dinimizin iki temel umdesi vardır. Biri iman, diğeri amel-i sâlihtir. İmansız amel nasıl hederse, amelsiz iman da meyvesiz bir ağaçtan ibarettir. Herkes, bu dünyada yaptığı işin karşılığını görecektir. Allah insanlardan bu dünyada mükâfat isteyene bu dünyada, âhiret sevabı isteyene orada, karşılığını verir.” Merhum muallim Mahir İz, bu kitapta İslâm’ın bütün zamanların fertleri ve cemiyetlerini dünya ve âhirette mutlu etmek için kendinde topladığı esasları nezih bir dille ortaya koyuyor. İslâm’ın bir cemiyet dini olduğunu ve Allah’ın insanlara buyurduğu vazifelerin en şahsi olanında bile, cemiyet hayatını düzenleyecek bir özellik bulunduğunu ortaya koyuyor. İmanın ve İslâm’ın şartları nedir; bunların bir Müslüman için gerekli kıldığı ahlâk nasıldır? Fikir, mal ve bedenle yapılacak ibadet ve davranışlar nelerdir? Dinimizin esasları, doğru ve günün şartlarına uygun olarak yapılıp, kişilere ve topluma faydalı olabilmesi için, nasıl anlaşılmalıdır? Din, insana ve cemiyete nasıl kazandırılır? Dindar insan nasıl olmalı; kendisine, ailesine ve içinde bulunduğu topluma karşı nasıl davranmalıdır? Din ve Cemiyet, bugünün sorularına cevap verirken insanların hâlini ve gönüllerin bin bir ahvâlini bilen, âlim, ârif ve kemâl sahibi, güngörmüş bir üstadın bilgi, duyuş ve görüşlerini bizlere aktarıyor.
230.30 ₺ -
Kanuni Devrinde Osmanlı Hayatı
Osmanlı toplumunun en yüksek hayat düzeyine ulaştığı Kanûnî Sultan Süleyman devri, sadece siyasi zaferlerle değil, gündelik yaşamın incelikleriyle de tarihin en merak edilen dönemlerinden biridir. M. Ertuğrul Düzdağ tarafından kaleme alınan Kanûnî Devrinde Osmanlı Hayatı, halkın en mahrem meselelerini ve en samimi sorularını aydın zümreye danıştığı “fetva” müessesesini merkeze alarak, bu devrin sosyal manzarasını eşsiz bir berraklıkla günümüze taşıyor. İslam esaslarına göre verilen bu cevaplar, sadece birer dinî hüküm değil; aynı zamanda dönemin hayat tarzını, giyim kuşamını, yeme-içme kültürünü ve tarihî hadiselerini içinde barındıran yaşayan birer sosyal belgedir. Eserin temelini, o devrin en kudretli ve meşhur şeyhülislâmı Ebussuud Efendi’nin yazma hâlindeki on binden fazla fetvası oluşturmaktadır. Bu muazzam arşiv içerisinden titizlikle seçilen bin bir adet fetva, tarih ve sosyoloji araştırmalarında ihmali mümkün olmayan bir kaynak niteliğindedir. Bir nevi “nazarî mahkeme kararı” olan bu metinler; ilahi menşeli bir hukuku temsil etmeleri ve hükümlerine uymanın bir ibadet sayılması sebebiyle, toplumun her türlü fikir ve davranışının tartıldığı en temel terazi görevini görmüştür. Ebussuud Efendi’nin kaleminden çıkan bu “yaşayan belgeler”, geçmişin tozlu sayfalarını günümüzün meraklı okuru için canlı birer tabloya dönüştürmektedir.
244.30 ₺ -
Efendimiz ve Yolu
Efendimiz Aleyhisselâm’ın (sav) hayatı, Müslümanlar için herhangi bir tarih anlatısı değildir. O’nun hayatı, siyer literatürü içinde de, her çağda diriliğini koruyan bir istikamettir şüphesiz. O’nun yolunu idrak etmek ise nübüvvetle taçlanan yüce şahsiyetini anlamakla mümkündür. Sahabe-i kirâmın davete olan tavrını ve sadakatini bilmek; yaşadıkları heyecanın, teslimiyetin ve dirayetin kalplerinde nasıl kök saldığını görmek bize ümmet olma noktasında sahici bir rota çizer. Mustafa Âsım Köksal Efendimiz (sav) ve Yolu’nda, ömrünü vakfettiği siyer ve İslâm tarihi çalışmalarından süzülmüş incileri okuyucuya sunuyor. Haniflik kavramından başlayarak tevhid akidesinin yayılışına, Asr-ı Saâdet’in canlı atmosferinden sünnetin mahiyetine kadar uzanan bu yazılarında, Resûlullah Aleyhisselâm’ın şahsiyetini, davasını ve yetiştirdiği nesli, okurunun aşina olduğu samimi ve ilmî dili ile bütünlüklü bir biçimde ele alıyor. Müellifin çeşitli mecralarda yayımlanmış makalelerinin bir araya getirildiği bu kitapta Peygamber Efendimiz’in cihanşumül daveti; bir inanç beyanı olarak ele alınmasının yanı sıra insanı baştan sona dönüştüren bir terbiye olarak işleniyor.
244.30 ₺ -
Sahihi Buhari Muhtasarı
Sahîh-i Buhârî Muhtasarı: Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, temel İslâm kültürünün dilimizde sahih bir biçimde ifade edilmesi projesinin bir parçası olarak, devrin en liyâkatli âlim ve düşünürlerinden Babanzâde’ye teklif edilen bir vazifenin ürünüdür. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsiri Hak Dini Kur’ân Dili ile birlikte Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, İslâmî ilimlere dair Osmanlı’dan günümüze intikal eden en kıymetli eserlerin başında gelir. Elinizdeki eser, Babanzâde Ahmed Naim’in ilmî âdâbını, titizliğini ve şahsiyetini en berrak biçimde yansıtan eserlerden biridir. Babanzâde bu çalışmasında, Sahîh-i Buhârî’nin Arapça hadis metninin mânâ derinliğini koruyarak Türkçenin imkânlarını büyük bir incelikle kullanır, ayrıntılı ve titiz notlarıyla birlikte eserini bir tercüme olmaktan çıkararak telif kıymeti taşıyan bir hüviyete kavuşturur. Hadis ilminin temel meseleleri, rivayet farklılıkları, fıkhî açıklamalar ve şahsiyet tahlilleri; metin boyunca açık, ölçülü ve sağlam bir üslûpla ele alınır. Bu neşir, Babanzâde’nin hazırladığı ilk üç cildi esas alır: Müellifin sağlığında Arap harfleriyle yayımlanan ilk iki cilt Latin harflerine aktarılmış, üçüncü cilt ise ilk baskısı temel alınarak yeniden dizilmiştir. Tercüme edilen hadislerin ve dipnotlardaki rivayetlerin kaynakları titizlikle gösterilmiş, ana hadislerin Sahîhayn’daki (Buhârî ve Müslim) yerleri, gerektiğinde Kütüb-i Sitte ve Kütüb-i Tis‘a gibi diğer muteber hadis kaynaklarıyla birlikte tespit edilmiştir. Metin boyunca referans gösterilen İslâmî ve Batılı kaynakların asılları, mümkün mertebe dipnotlarla sunulmuş; açıklayıcı notlarla, okuyucunun sağlıklı bir biçimde takip edebilmesi hedeflenmiştir. Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, ilmî ciddiyeti, dil hassasiyeti ve metodolojik bütünlüğüyle, klasik hadis mirasını Türkçede sahih ve güvenilir bir zeminde buluşturan temel eserlerden biridir. Bu baskı, hem metnin doğru okunmasını sağlamak hem de eserin referans değerini hatırlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Ketebe Yayınları olarak Türkçe İslâmî ilimler literatürüne kalıcı bir katkı sunmayı amaçlayan bu neşri okuyucusuyla buluşturmakla iftihar ediyoruz.
1953.00 ₺ -
Bir Medreselinin Kaleminden Medrese
Bir Medreselinin Kaleminden Medrese, İslâm ilim geleneğinin tarihî seyri içinde medreselerin doğuşunu, gelişimini, inkırazını ve yeniden ihyasını kapsamlı, hatta yer yer duygusal bir biçimde ele alır. Hz. Peygamber’in (sav) Dâru’l-Erkam’daki ilk halkasından başlayan bu yolculuk; Bağdat Nizamiye Medreselerine, Osmanlı’nın ihtişamlı ilim merkezlerine, Karadeniz’in dağ köylerine, Doğu Anadolu’nun mütevazı ilim ocaklarına ve nihayet İstanbul’un yeniden canlanan medreselerine kadar uzanır. Kendisi de medresede yetişen Muhammed Karamustafaoğlu, adeta bir vefa borcu olarak kaleme aldığı bu çalışmasında medreselerin sadece bir eğitim kurumu değil; ruhu besleyen, ümmeti ayağa kaldıran ve ilmi nesilden nesile taşıyan bir hayat tarzı olduğunu vurgular. Çeşitli coğrafyalardan onlarca âlim, mürşid, müderris ve talebenin hikâyesine yer veren Karamustafaoğlu, 20. yüzyıldaki kırılmanın aksine 21. yüzyılda yeniden ayağa kalkan medrese geleneğini yalnızca tarihsel olarak ele almakla kalmaz, aynı zamanda bugüne ve yarına bırakılan bir miras olarak değerlendirdiği medreseler bağlamında bir irşad çağrısında bulunur. Medrese talebeleri için bir rehber, medrese hocaları için bir muhasebe, medrese dostları için bir minnet ifadesi ve medreselerden habersiz olanlar içinse bir farkındalık kapısı niteliğindeki bu çalışma, medrese çatısı altındaki tüm unsurların istifade edebileceği önemli bir başucu kaynağı olarak karşımıza çıkıyor.
279.30 ₺ -
Arapçanın Temel Gramer Kuralları Çözümlü Alıştırmalı - Nahiv
Arapça gramerinin nahiv kısmıyla ilgili olan bu kitap ile; gramer kurallarını öğrenmek isteyen öğrenciler, Arapça alanında lisans üstü çalışma yapan araştırmacılar, mevcut bilgilerini tazelemek ve Arapça konusunda eksiklikleri olduğunu düşünen kişiler hedeflenmiştir. Bu maksatla hazırlanan kitabımız, giriş ve bir ek dışında, dokuz bölümden oluşmaktadır. Konular, çözümlü örneklerle, çizim ve tablolarla açıklanmış, kenarlık içine alınmış tamamlayıcı bilgilerle zenginleştirilmiş ve konuların daha iyi anlaşılmasını sağlamak maksadıyla, alıştırma egzersizlerine yer verilmiştir.
266.50 ₺ -
İslam Sanatına Giriş
Tarihi bir gerçekliktir ki, ülkemizde ve İslam dünyasında büyük çoğunluk, özellikle de dindar kesimler, birtakım gerekçelerle pek çok sanat uğraşısından uzak durmayı tercih etmişlerdir. Bunun sonucu olarak bu alan, büyük oranda, muhafazakâr kitlelerin sahiplendiği hassasiyetlerden uzak, Batı kültürüne sempati ile bakan, kısmen halktan kopuk, önemli bir kısmi Batıda yetişmiş sanatçılara terkedilmiştir. Sanatçılarla aynı bakış açısını paylaşan yerli elitlerin de katkılarıyla son dönem İslam sanatı bölgelere göre farklılaşan Batı dünyası kaynaklı yoğun etkilenmelere maruz kalmıştır.
117.00 ₺ -
Tayyar Rahime
Timaş Çocuk'un çok sevilen "Kurtuluşun Kahramanları" dizisi devam ediyor. Yine birbirinden cesur, gözüpek on kişi, yine birbirinden sürükleyici, heyecan verici, kimi zaman hüzünlendirici on hikâye... Tarihî romanların usta kalemi İsmail Bilgin'den, ilköğretim 3. ve 4. sınıf öğrencileri için hazırlanmış, tarihimizin kahramanlarını ve o dönemi tanıtan bir eser. Okurlar hem dönem hakkında bilgi sahibi olacak hem tarihimizdeki kahramanların bir kısmını daha tanıyacak hem de bu vatan için yapılan fedakârlıkları öğrenecek...
81.25 ₺ -
Endülüs Tarihi
Endülüs’te İslam hakimiyeti, 711 yılında büyük komutan Tarık bin Ziyad’ın öncülüğündeki Emevî ordusunun İspanya’ya girmesiyle başlar. 800 yıl boyunca; Emevî Valileri, Emevî Emirleri, Emevî Halifeleri, Hammûdîler, Tavâif-i Mülûk, Murâbıtîn, Muvahhidîn ve son olarak Gırnata Benî Ahmer İslam Devleti’nin hüküm sürdüğü bu topraklarda aynı zamanda Muhyiddin ibni Arabî, İbni Rüşd, İbni Bâce, Zerkâli gibi birçok âlim yetişmiştir. Ortaçağ Avrupası’nın hatta dünyanın seyrini değiştiren bu muazzam medeniyet 1492 yılında bütün kütüphaneleri yıkılıp, medeniyeti ayakta tutan bütün kitaplar yakılarak yok edilmiştir. Dönemi içinde özgürlükleri ve meşrutiyeti savunan Batılılaşma yanlısı, yenilikçi, Tanzimat Edebiyatı'nın öncüleri arasında yer alan Ziya Paşa, Endülüs Tarihi isimli kitabını, Müslümanların Endülüs’teki mühim birikimlerinin o ana kadar hiçbir esere konu edilmemesi sebebiyle kaleme almıştır. Ancak bu medeniyete dair yazılı bilgiler Hristiyanlar tarafından yakıldığından ve mevcut kaynaklar iki zıt dinin mensuplarınca yazılmış olduğundan doğru ile yanlışı ayırt etmek de oldukça zorlaşmıştır. Buna rağmen Ziya Paşa bazı tarafsız Avrupalı tarihçilerin verdikleri bilgileri aktarmak ve bu medeniyetin birikimlerinden Osmanlı halkının da istifade edebilmesini sağlamak niyetiyle zamanında 4 cilt olarak basılmış bu eseri hazırlamıştır. Ona göre Endülüs kesinlikle araştırılması gereken, fakat siyaset ve medeniyet açısından uzak kalınmış bir coğrafyadır. Eser yayımlandığı dönemde çoğu yazar ve şâirin dikkatini çekmiş, Endülüs Müslümanlarının hem tarihine hem de yüzyıllar boyu süre gelen İslam geleneğinin bir parçası olan ilim, kültür ve medeniyetine ilgiyi canlandırmıştır. Ziya Paşa’nın çeşitli Fransızca ve Arapça tarih kitaplarından derleyerek ve bununla birlikte yaşadığı dönemin edebi zevkini müthiş bir zenginlikle sunarak hazırladığı Endülüs Tarihi, Osmanlı Türkçesi alanında uzman Yasemin Çiçek tarafından meşakkatli bir çalışma neticesinde sadeleştirilerek neşre hazırlanmıştır.
210.00 ₺ -
Boyuyorum Rabbimi Anıyorum
"Boyuyorum Rabbimi Anıyorum” kitabı, çocuklara yaşadıkları hayat içinde, hemen her konuda ve her durumda Allah’ı anıp O’nu tespih edebileceklerini öğretmeyi amaçlıyor. Çocuklar, özenle tasarlanan resimleri keyifle boyarken aynı zamanda yeni dualar da öğrenmiş olacaklar. Bu kitap, çocuklarınızın din eğitimine önemli bir katkı sağlayacak. Prof. Dr. Mehmet Emin AY. "
15.60 ₺ -
Boyuyorum Ayet Öğreniyorum
"Allah, insanların sahip olmalarını istediği davranışları Kur’ân-ı Kerîm’in ayetleri aracılığıyla onlara ulaştırır. İşte bu kitapta, çocuklar pedagojik bir dille aktarılan ayetlerle bütünleşen resimleri boyadıkça hem aktarılan ayetleri öğrenecek hem de ayetlerin telkin ettiği tutum ve davranış modellerini geliştirecekler. “Boyuyorum Ayet Öğreniyorum” çocuklarınızın din ve ahlak eğitimine önemli katkılar sağlayacak. Prof. Dr. Mehmet Emin AY "
15.60 ₺ -
Balkanlarda Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik
“2012 senesi, Balkan Savaşı’nın yüzüncü yıldönümüdür. Bu tarih, Osmanlı Devleti’nin uğradığı en büyük hezimetlerden biri olduğu gibi Balkanlar'dan çekilişinin ve dağılmasının da son habercisidir. Nitekim 1912 Balkan Savaşı’ndan iki yıl sonra Osmanlı, Dünya Savaşı’na katılmış ve Almanya’nın bir diğer müttefiki olan Bulgaristan’ın, 1918’in sonbaharında savaştan çekilmesi üzerine müttefiklere (İngiltere, Fransa, vs.) teslim olmuştur. Dikkatle göz önünde tutulacak nokta, Birinci Dünya Savaşı’nı tetikleyen olayın yani Avusturya Veliahtı’nın Saraybosna’da katledilmesi hadisesinin Balkanlarda olmuş ve Osmanlı’nın sonunun yine orada Bulgaristan’ın teslimiyle gerçekleşmiş olmasıdır. Osmanlı’nın gerçek anlamda bir devlet haline gelmesi, güçlenmesi ve büyümesinin, 1360-1444’te Balkanların, 1453’te de İstanbul’un fethi ile gerçekleştiği düşünülürse, Balkanlar'ın Osmanlı ve Türk tarihindeki önemi kendiliğinden ortaya çıkar.” Kemal H. Karpat Balkanlar’da Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik, Balkanlar’daki hâkimiyeti yaklaşık 500 yıl süren Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından, bu topraklarda ortaya çıkan siyasal, toplumsal ve ekonomik yapıların tarihidir. Kemal H. Karpat, Balkan tarihinin, Osmanlı tarihinden ayrı düşünülemeyeceğini önemle vurgulayıp; Balkan Savaşları’ndan sonra yapılan her türlü siyasi, hukuki ve kurumsal yeniden yapılanmada Osmanlı’nın etkilerini analitik bir bakış açısıyla inceleyerek muhteşem bir eser ortaya koymuştur. Bu eser bütün gözlerin, hâlâ her şehrinde, her sokağında, her türküsünde, her yemeğinde Osmanlı kültüründen, Osmanlı sanatından, Osmanlı mimarisinden birçok nüve barındıran Balkanlar’a çevrilmesine sebep olacaktır...
350.00 ₺ -
Tuhfetüs Seniye Arapça
Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd’in, İbn Âcurrûm’un nahve dair olan el-Mukaddimetü’l-Âcurrûmiyye kitabı üzerine kaleme aldığı şerhtir. Eserin tam olarak ismi; et-Tuhfetü’s-Seniyye bi-Şerhi’l-Mukaddimeti’l-Âcurrûmiyye’dir. İbn Âcurrûm’un Mekke’de yazdığı el-Mukaddimetü’l-Âcurrûmiyye kitabı nahivle alakalı olup, içerisinde isim ve fiillerin tasrifleri, i‘rabı ve harflerin i‘rabı gibi konuları ihtiva etmektedir. Gerek İbn Âcurrûm’un eseri gerek Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd’in et-Tuhfetü’s-Seniyye’si kolay öğretici yöntemi sayesinde İslâm dünyasında pek rağbet görmüştür.
318.00 ₺ -
Kötülük Problemi
Çağdaş ateizmin en popüler silahı olan "Kötülük Problemi" gerçekten Tanrı'nın yokluğunu ispatlıyor mu? Kötülüğün ve acının tamamen engellendiği bir dünya mümkün mü? Çağımızda "din felsefesi" alanının en popüler konularından olması hasebiyle ateizm delillendirmelerinde de en çok rağbet gören argümanlardan biri "kötülük problemi"dir. Altay Cem Meriç, Kötülük Problemi'nde bu argümanları derinlemesine tahlil ederek ilmi zannedilen popüler felsefi söylemlerin nasıl inşa edildiğini gözler önüne seriyor. Eser okuyucuyu varlık ve nedensellik üzerine gerçekçi bir ontolojik yüzleşmeyle klasik İslam düşüncesinin tutarlı zeminine davet ediyor. Kötülüğü bahane ederek Tanrı'yı inkâr ettiğini sanan modern insan, bu meseleyi çözümlediğinde aslında sadece kendi zihninde kurguladığı o aciz putu yıktığını fark edecektir.
175.00 ₺ -
Veda Hutbesi
Şu bilinsin ki; Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) getirdiği dîni tebliğ husûsunda çok konuşmalar yapmış ve bulduğu her imkânda ashâbına hutbeler îrâd etmiştir. Fahr-i kâinât Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in îrâd ettiği bu hutbeler arasında cumâ günleri Mescid-i Nebevî’de, bayram günlerinde ve Mekke’nin fethinden sonra Ka‘be’de îrâd ettiği hutbeler sayılabilir. Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in ashâbına îrâd ettiği hutbelerden, Vedâ Hutbesi’nin hiç şüphesiz çok ayrı bir yeri vardır. Zîrâ Seyyidü’l-beşer Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem) Efendimiz hutbesinde sayıları yüz bini aşan bir topluluğa hitâb etmiştir. Ashâb-ı kirâmdan bâzılarının da ifâdesiyle, âdetâ ümmetine vasiyette bulunmuştur. Diğer hutbelerine nazaran daha uzun îrâd ettiği bu hutbesinde İslâm’ın temel umdelerinden bahsetmiş ve dînin artık tamâma ererek kemâle erdiğini beyân etmiştir. Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in Vedâ Haccı’nın farklı günlerinde îrâd ettiği bu hutbeler, gerek hadîs gerekse İslâm târihi kaynaklarında parça parça nakledilmiştir. Konuyla ilgili nakledilen rivâyetler iyice incelendiğinde Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in, Zülhıcce’nin sekizinci ve dokuzuncu günlerine rastgelen Terviye ve Arefe günleri ile Kurban Bayramı’nın birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde toplamda beş hutbe îrâd ettiği anlaşılmaktadır. Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in, sayıları yüz binleri aşan bir topluluğa can, mal ve ırz güvenliği, fâiz ve kan dâvâları, kadın hakları, eşitlik ve emânete riâyet gibi birçok konuda îrâd ettiği bu hutbeler onun ümmetine olan vasiyeti olarak değerlendirilmiştir.
93.60 ₺ -
Coğrafyamızı Adımlarken Hatırda Kalanlar
Coğrafyamızı Adımlarken Hatırda Kalanlar, okuyucuları yerlerinden kalkmaya ve seyahate teşvik etmek, meraklarını uyandırmak, yollara düşmelerini sağlamak ve aslında bunun ne kadar kolay olduğunu göstermek için hazırlandı. ‘Coğrafyamız’daki iyelik vurgusu da, tarih içinde Müslümanların herhangi bir şekilde iz bıraktıkları her yerin, aslında “bizim” olduğunu hatırlatmaya matuf bir seçim.
244.30 ₺ -
Gölgelerin Peşinde 50 Portre
Her insan, ayrı bir hikâyedir. Ve her hikâyeden alınacak büyük dersler ve ibretler vardır. İnsanların gölgelerini dikkatle takip ettiğinizde, atılan her adım ve bırakılan her iz, size yeni bir şey öğretir. Gölgelerin Peşinde, Mağrib’den Doğu Türkistan’a kadar, İslâm coğrafyasının farklı ülkelerinden, bambaşka serüvenlere sahip 50 şahsiyetin ayrıntılı portresini içeriyor. Siyasetçiler, askerler, sanatçılar, lider eşleri, iş adamları, kanaat önderleri, akademisyenler… Aralarında çok ünlüler de var, belki ismini hiç duymadıklarınız da. Taha Kılınç, hepsinin birbirinden dikkat çekici hayat hikâyelerini anlatırken, ait oldukları bölgenin yakın ve uzak tarihindeki kırılma noktalarına da atıflarda bulunuyor. Böylece her bir isim, kendi ülkesinin ve döneminin tanığına dönüşüyor. Her bölümün sonuna eklenen “ileri okumalar” başlıklı kitap tavsiyeleri ise, merakını uzun soluklu araştırmalara dönüştürmek isteyen okurları, İslâm dünyasının dününde ve bugününde keyifli bir yolculuğa davet ediyor.
223.30 ₺ -
Dil ve İşgal
Geçtiğimiz yüzyılın başına kadar arkaik bir ibadet ve yazı dili konumunda bulunan İbranice, Yahudiler arasında konuşma ve günlük iletişim diline dönüşmesini, Eliezer Ben-Yehuda adlı Belarus doğumlu bir dilbilimcinin çabalarına borçludur. Ben-Yehuda, 1881’de yerleştiği Kudüs’te başladığı çalışmalarını, 1922’deki ölümüne kadar yoğun biçimde sürdürmüş, arkasında binlerce makale ve 17 ciltlik dev bir İbranice sözlük bırakmıştır. Dil ve İşgal: Eliezer Ben-Yehuda ve Modern İbranicenin Doğuşu, bir yandan Ben-Yehuda’nın hayat hikâyesine ve İbraniceyi yeniden konuşma dili hâline getirme sürecindeki öncü rolüne odaklanırken, bir yandan da İbranicenin modern hayatta tekrar sahneye çıkmasının Filistin topraklarının Siyonistler tarafından işgalinde hayatî bir etki yaptığını vurguluyor. Yahudilerin ortak bir konuşma ve iletişim diline kavuşmasının işgali sistematik hâle getirdiğine ve hızlandırdığına işaret eden kitap, İsrail’in kuruluşuna giden sürecin kültürel ve duygusal altyapısının nasıl hazırlandığını gözler önüne seriyor. Dil ve İşgal: Eliezer Ben-Yehuda ve Modern İbranicenin Doğuşu, günümüzde İslâm dünyasını adeta kilitleyen Filistin meselesinin çözümü için nasıl bir ciddiyetle ve disiplinle çalışılması gerektiğini gösteren rehber bir metin.Kapat
156.80 ₺ -
İslam Şehirleri Atlası
Taha Kılınç’ın kaleminden İslâm Şehirleri Atlası, okurlarını en batıda Rabat’tan en doğuda Kaşgar’a kadar keyifli, öğretici ve şaşırtıcı bir yolculuğa davet ediyor... Kuruluş öykülerinden isimlere, oralarda yetişen meşhur şahsiyetlerden bugün ne durumda olduklarına kadar, 45 İslâm şehrinin hikâyesini zevkle ve merakla okuyacaksınız. Kitabı niçin 45 şehirle sınırladık? Bunu yaparken, en önemlilerini öne çıkarmayı amaçladık. Serüvenin devamını getirmeyi de siz kıymetli okurlarımıza bıraktık.
699.30 ₺ -
Dört Suikast
Ortadoğu’nun geçtiğimiz yüzyılında, hepsi de doğrudan doğruya Filistin ve Kudüs’le bağlantılı, dört önemli suikast gerçekleştirildi. Ürdün’ün ilk kralı Abdullah bin Hüseyin 20 Temmuz 1951’de, Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdulaziz 25 Mart 1975’te, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Enver Sedat 6 Ekim 1981’de ve İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin 4 Kasım 1995’te öldürüldüler. Katillerin kimlikleri ve dünya görüşleri birbirinden tamamen farklı olsa da, bütün bu suikastların ortak bir noktası vardı: Hepsinde de maktuller, Filistin ve Kudüs’le ilgili attıkları adımlar nedeniyle cezalandırılmıştı. Bölgenin dört karizmatik ve etkili liderinin sahneden çekilmesiyle sonuçlanan bu suikastlar, Filistin meselesinin bütün taraflarını, farklı amaç ve şekillerde politikalarını gözden geçirmeye ve hatta değiştirmeye zorladı. Etkileri ve artçı sarsıntıları günümüzde hâlâ bütün sıcaklığıyla hissedilen bu hadiseler, Filistin ve Kudüs konusunda Arapların da Yahudilerin de attığı ve at(a)madığı bütün adımları büyük ölçüde açıklamaktadır. Geniş bir tarihî arka plan eşliğinde Kral Abdullah, Kral Faysal, Enver Sedat ve Yitzhak Rabin’in akıbetlerine odaklanan Dört Suikast –Filistin’i Sarsan Kurşunlar, aynı zamanda Filistin direniş tarihinin satır başlarını, Ortadoğu ülkelerinin Filistin politikalarını, Arap-İsrail savaşlarını, barış süreçlerini ve bölgenin yakın tarihindeki önemli dönüm noktalarını anlatan belgesel bir metin.
181.30 ₺ -
Kudüs Yazıları
Söylemlerimizin coşkusuna ve iddialarımızın büyüklüğüne rağmen, Kudüs, hakkında pek az bilgi sahibi olduğumuz bir şehir. Aynı durum, aslında Filistin davasının diğer bütün boyutları için de geçerli. Çok meşhur ve yaygın bazı anekdotlar dışında, Kudüs ve Filistin’le alakalı malumatımızın büyük oranda ezbere dayandığı söylenebilir. Bunun üzerine bir de, herkes sözünü ettiği, siyasi sloganlara konu olduğu ve çokça gündeme taşındığı için konunun “eskimesi” ve “sıradanlaşma sonucu dikkatlerin dağılması” tehlikelerini eklediğimizde, Kudüs’ü hak ettiği ilmi ihtimamdan epey mahrum bıraktığımız söylenebilir. Kudüs Yazıları, meseleye gerçekler ışığında ve ilmi hassasiyetle yaklaşmayı öneren, bunu yaparken de sahadaki sıcak gelişmelerden kopmamaya gayret gösteren bir bakış açısıyla hazırlandı. Kitap, boyutu ve içeriği itibarıyla elbette “söylenmesi gereken her şeyi söylediği” iddiasını taşımıyor. Ancak ilgili ve meraklı okurlara, konunun en doğru biçimde anlaşılabilmesi için ayrıntılı bir çerçeve sunuyor ve fikri seyahatlerinde rehber olabilecek bir yol haritası vadediyor.
209.30 ₺ -
Neyi Nasıl Yapmalı
Yazmaktan, okumaktan, konuşmaktan, dostluktan, velhasıl insanların birbiriyle kurduğu her türlü iletişimden tek bir murat var: iyilikleri yaymak ve çoğaltmak, kötülükleri ise engellemek ve azaltmak. Elinizde tuttuğunuz kitabın da amacı tamamen bu. Müslümanlar arasındaki temel vazifelerden biri olan “nasihatleşme” misyonunu yerine getirme adına, güncel hayatımıza, bizi biz yapan şeylere, kaygılarımıza, problemlerimize, mühim meselelerimize ve şahsiyetimizin ana unsurlarına dair ufak hatırlatmalar, değiniler, şerhler… Karşılıklı sohbet, hasbihal ve hatta dertleşme üslubuyla kaleme alınan Neyi, Nasıl Yapmalı, yazarla okur arasında samimi bir iletişim kurarak, kalpten kalbe bir yol bulmaya çalışıyor. Üstenci bir dilden kaçınarak, hitap ettiği gönüllere doğrudan ve aracısız dokunabilme hedefiyle, kelime ve cümleleri özenle seçerek… Neyi, Nasıl Yapmalı bu yönüyle, rikkatli okurlar için içten bir yol arkadaşı olmaya aday.Kapat
207.20 ₺ -
Beyaz Gemi
Cengiz Aytmatov’dan geçmişle geleceğin, hafızayla hayal gücünün, ayrılık ve kavuşmanın ustaca bir araya getirildiği, beyaz perdeye de uyarlanmış unutulmaz bir eser! Engin ve korkutucu bir ormanın kıyısında, iyi yürekli dedesinin himayesine terk edilmiş küçük bir çocuk; balık olmayı, Isık-Göl’ün sularında ağır ağır yüzen beyaz gemiye ulaşmayı düşler. Gemide babası ve tamamlanmış bir hayat onu bekliyordur. Dedesi Hamarat Momun ise yalnız torununa ormanın ve kimsesiz çocukların koruyucusu Boynuzlu Geyik Ana’nın masalını anlatır sabırla. Elbet ormanın kalbinden çıkıp gelecektir Boynuzlu Geyik Ana. İnsanın acımasız tabiatını tüm gerçekliği ile gözler önüne sererek. Beyaz Gemi; yalnızlık, kökler, düşler, dünler ve yarınlar üzerine çarpıcı bir hikâye…
133.00 ₺ -
Cemile Ketebe
“Dünyanın en güzel aşk hikâyesi.” Louis Aragon Cemile neşesi, şakaları, özgüveni ve söylediği türkülerle etrafına ışık saçan güzel, genç bir kadındır. Cephedeki kocasının küçük kardeşi, kendi deyimiyle “kiçine bala”sıyla aralarından su sızmaz. Ve birgün köyde bir başına yaşayıp giden savaş gazisi Danyar ile değirmene buğday taşıma işine girişmeleriyle birlikte onlar için her şey değişmeye başlar. Köyün tüm genç erkekleri savaşa gönderildiğinden kadın erkek, yaşlı genç fark etmeksizin geride kalan herkes her işi yapmaktadır. Zorlu geçen bir iş gününün ardından dönüş yoluna düştükleri bir akşam Danyar’ın bir türkü söylemesiyle bu kimsesiz, sessiz ve tuhaf adamın ruhunun derinliklerine gizlediği yaşam sevinci duyurur sesini. Kuşkusuz bu türkü, bir güz akşamı filizlenen aşkın da habercisidir. Yapıtları 100’den fazla dile çevrilen Cengiz Aytmatov’un adını tüm dünyaya duyuran en ünlü eseridir Cemile. Hikâyeden çok etkilenen Fransız şair Louis Aragon onu Fransızcaya çevirmiş ve kitap böylece önce Avrupa’da daha sonra da tüm dünyada yayımlanarak büyük bir ilgi görmüştür.
112.00 ₺ -
Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
Ufuksuz denizler, bitimsiz düşlere sürükler insanı bazen. Tıpkı kendisi gibi; uçsuz bucaksız, başlangıcı ve sonu olmayan, birbirine karışarak çoğalan sonsuz düşlere. Ölümse öğrenmenin en kısa yoludur kimi zaman… Deneyimli avcılar Emrayin ve Mılgun küreklere asıladursunlar; ilk avının heyecanını yaşayan küçük Kirisk ile ömrünü düş kurmakla tüketmiş Orhan Dede’nin umutları, korkuları ve kuşkusuz hayalleri birbirine karışmış gibidir. Sonsuz beyazlığın orta yerinde yapayalnız kalan Kirisk, ilk avından eli boş dünmüş olsa da tüm dünyalarını sığdırdıkları küçük sandaldaki benzersiz yolculukları ona yaşamın anlamını kavrama gücünü bahşedecektir. Çünkü bazen yaşatmak için ölmeyi bilmek gerekir!
111.30 ₺ -
Tarihe Tanıklığım
“Buradakiler hayatımın belirli kesitleri çünkü hayatımın tamamının bazı kısımlarını unuttum, bazı kısımları da bana özeller. Geriye kalanlar ise biyografiden çok tarihi kronoloji mahiyetinde. Hayatımı takip eden hadiselere ilişkin hikayeler, gerçek şekilde, kendimize ait hikayeler ne kadar samimi ve doğru olabilirse o ölçüde anlatıldı. Hatıraların nasıl kaleme alındığını bilmiyordum. Meşhur Churchill’in eserini okurken edebiyatın bu türünde, Churchill’in kendisinin de ifade ettiği üzere, yazarın tarihteki siyasi ve askeri gelişmeleri kendi şahsi tecrübeleriyle bağlantı kurarak yazdığını anladım. Bu nedenle de hatıralar her zaman subjektif görüşlerdir. Bu tarih değildir ve tarih, onu yaşayanlar tarafından yazılmamalıdır. Kitap metninin nisbeten büyük bir kısmı, o döneme ait mektuplar veya mektupların kesitlerinden, konuşmalardan ve mülakatlardan oluşuyor.Bunlardan bazılarını bütün olarak almayı veya geniş şekilde sunmayı gerekli gördüm zira bunlar benim cereyan eden hadiselere mesafesiz, hızlı ve bazen de anlık tepkilerim. Bunu yaparken, geçmiş olaylara şahitlik etmenin en aslına uygun yolunun bu olduğunu düşündüm. Üstelik bu sayede buna benzer yazılarda sıklıkla görüldüğü gibi kendimi olduğumdan daha akıllı göstermekten de kaçınmış oldum. Kısacası, bundan sonra gelenler tarihimizin zor bir dönemine ilişkin benim
314.30 ₺ -
Gölgeli Orta Boy Kuranı Kerim 058G
-Bu özel baskı, Kur’an kâtibi olmak isteyen ve Kur’an ayetlerini daha kolay ezberlemek isteyenler için tasarlanmıştır. -Ayetler gölgeli efekt takip edilerek kalem ile üzerinden yazılmaktadır. -30 Cüzlük Tam Kur’an Baskısıdır, 606 sayfadan oluşmakta ve 17 x 24 cm boyutlarındadır. -80 Gram kalitede arkaya mürekkeb geçirmeyen Ivory kağıdı kullanılmıştır. -Hafız Osman hattına bağlı kalınarak bilgisayar hattı ile hazırlanmıştır. -Türkiye’de okunan Kur’an-ı Kerimlerin imlası Aliyyül Kâri imlası ile hazırlanmıştır.
337.50 ₺