-
Savaş Göç Yoksulluk
Bu kitap 24-25 Şubat 2018 tarihleri arasında Deniz Feneri Derneği ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi işbirliği, Ziraat Katılım Bankası desteğiyle gerçekleştirilen Uluslararası Savaş Göç Yoksulluk Sempozyumu tebliğ ve konuşmalarını içermektedir. Savaşların göçlere, göçün ise yoksulluğa neden olduğunu, konunun uzmanları ve bu acıları bizzat yaşayan insanların tanıklıklarıyla bulacağınız Savaş Göç Yoksulluk Kitabı, sadece akademisyen ve öğrencilerin değil, konuya ilgi duyan herkesin başvuracağı bir kaynak eser olacaktır. Deniz Feneri Derneği'nin bundan önce gerçekleştirmiş olduğu yoksulluk konulu sempozyumlarda olduğu gibi bu sempozyumumuzun da tebliğ ve konuşmalarını bir araya getirip kitap halinde kamuoyuna sunmayı, milletimizin bize verdiği emanetlerden biri olarak görüyoruz.
65.00 ₺ -
Huzura Doğru 5 Büyük Adım - Namaza 2 Saat 2 Dakikar Var
Sevgili arkadaşlar, elinizdeki kitapta, birbirinden çok farklı aile ortamlarında yetişmiş, bir zamanlar sizler gibi çocuk ve genç olan çok kıymetli ağabey ve ablalarınızın namaza başlama hikâyelerini okuyacak, belki de her birinde kendi hikayenizden, düşünce dünyanızdan, evinizden, anne-babanızdan bir parça bulacaksınız. Bir solukta okuyacağınızı düşündüğümüz bu kitapta, her beş vakitte, Rabbimiz katından yapılan davete icabet etmenin, Rabbimiz tarafından yapılan yoklamaya "burda!" demiş olmanın ruhunuza kattığı iç aydınlanmaya şahit olacaksınız. KONUŞMALARIYLA KATKIDA BULUNAN YAZARLAR: Abdurrahman Dilipak-Gazeteci-Yazar, Ahmet Mercan-Şair, Asım Gültekin-Yazar, Bakiye Marangoz-Yazar, Derya Güney-Eğitimci-Yazar, Eva Firryewh(Rus Öğrenci), Süeda Yalçın-Yazar, Gülcan Şimşekçakan-Ev hanımı, Gürcan Onat-Emekli Binbaşı-ASDER Genel Başkan Yardımcısı, Halit Bekiroğlu-Yazar-ÖNDER Genel Başkan Yardımcısı, Hasan Aksay-Devlet Eski Bakanı, İman Bedir (Suriyeli) Ev hanımı, Mehmet Güney-İnsan Medeniyet Hareketi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı, Meryem Fazlıoğlu-Öğretmen, Mücahid Gökduman-Öğrenci, Müzeyyen Taşçı-Yazar, Najla Tammy İlhan (Amerikalı)Yazar, Raziye Nur Tuna Özköse-Ev hanımı, Remzi Tuncer-Müdür (Celalettin Ökten Anadolu İHL Okulu), Sabiha Alpat Ateş-Yazar-Radyo Programcısı, Şükran Erdem-Genel Cerrah, Turan Kışlakçı-Gazeteci-Yazar-AA Ortadoğu ve Afrika Yayın Yönetmeni, Tülay Gökçimen ?Yönetmen, Zahide Poyraz-Öğretmen, Zuhal Özcan Çolaklı -Öğretmen
48.75 ₺ -
Mukaddime
İbn-i Haldûn, günümüzden yaklaşık 670 yıl önce kaleme aldığı Mukaddime adlı eserinde “Sosyoloji, Tarih Felsefesi, Antropoloji, Ekonomi” gibi toplumsal bilimlerle ilgili yepyeni fikirler ortaya koymuş ve haklı olarak “sosyolojinin kurucusu” olarak kabul edilmiştir. İbn-i Haldûn’un, çağının sınırlarını aşan bu fikirleri yüzyıllar boyunca tam olarak anlaşılamamış ve hak ettiği karşılığı da bulamamıştır. Cemil Meriç bu durumu “Ortaçağın karanlık gecesinin, ne öncüsü ne de devamcısı olmayan, muhteşem ve münzevî bir yıldızı” olarak tarif etmiştir. İbn-i Haldûn’un ve Mukaddime’nin bilim dünyasındaki eşsiz yeri geç de olsa anlaşılmış ve bilim dünyasının şaşkınlık ve takdirine şayan olmuştur. Elinizdeki çeviride hem eserin orijinaline bağlı kalınmasına hem de kolay ve anlaşılır bir dil kullanılmasına azami gayret edilmiştir. Aynı şekilde İbn-i Haldûn’un söylediklerini çağımız gözüyle değil, bizzat onun kendi perspektifinden aktarmak için özel bir titizlik gösterilmiştir. Örneğin onun kendi dönemini ifade etmek için kullandığı ve o dönemin şartları içinde gerçeği yansıtan “ileri teknik” ve “sanayi” şeklinde çevrilebilecek ifadeleri bu şekilde çevrilmiş; çağımızın penceresinden bakılarak, “el işçiliği” veya “zanaat” şeklinde çevrilme yoluna gidilmemiştir.
487.50 ₺ -
İslam Barış Dinidir
İSLAM BARIŞ DİNİDİR Asıl amaç barış içinde yaşamaktır. Bütün imkan ve vasıtalar bunun için kullanılmalıdır. Ayet-i Kerimelerde buyuruluyor ki: “İnkâr eden ve bu konudaki inatları yüzünden zulmeden, başkalarının haklarını çiğneyen engelcileri ve barışı bozan inatçıları korkutmak ve kötü niyetlerinden caydırmak için; bütün imkanlarınızı kullanarak kuvvet hazırlayın.” Bu amaç tahakkuk ettiğinde, bu kesimler durumu görmüş, mesajı almış ve barışa yanaşma durumuna gelmişlerse siz de barışa yanaşın. Huzuru ve güvenliği sağlayın.
130.00 ₺ -
Safahat
İstiklâl Marşı şairi Mehmet Âkif Ersoy'un, ilk kitabı Safahat, bağımsız bir edebi kişiliğin ürünüdür. Fransız romantiklerinden Lamartine'i Fuzuli kadar, Alexandre Dumas Fils'i Sâdi kadar sevdiğini belirten şair, bütün bu sanatçıların uğraşı alanlarına giren "manzum hikâye" biçimini kendisi için en geçerli yazı olarak seçmiştir. Savunageldiği geleneksel edebiyat birikimi, onun yalınkat bir manzumeci değil, bilinçle işlenmiş ve gelişmeye açık bir şiir türünün öncüsü olmasını sağlamıştır. Mehmet Âkif'in düşünsel gelişiminde en belirleyici öğe, onun çağdaş bir İslamcı oluşudur. Toplumsal ve ideolojik konuları şiir ile ve şiir içinde tartışma ve sergileme yolunu seçmiştir. Bütün çıplaklığıyla gerçeği göstermekteki amacı okuyucusunu insanların sorunlarına yöneltmektir. Bu kaygıların sonucu olarak, yoksul insanların gerçek çehreleriyle yer aldığı şiirler, Türk edebiyatında ilk kez Mehmet Âkif tarafından yazılmıştır.
162.50 ₺ -
Arap Edebiyatında Edebi Tenkit
İnsanoğlu, fıtrî olarak hoşlandığı şeyler hakkında güzel, iyi, hoş, zarif; hoşlanmadığı şeyler hakkında da kaba, kötü gibi bir takım değerlendirmeler yapmaktadır. Bu özellik her millettin mensuplarında sade ve basit bir şekilde var olmuştur. En genel anlamıyla tenkidin başlangıç tarihini, insanlığın yeryüzünde sahne alış zamanından itibaren başlatmak mümkündür. Edebî tenkidin tarihini ise, duygu ve düşüncelerin birer ifâde biçimi olarak şiir ve nesrin her millette var olduğunu düşünürsek çok gerilere götürebiliriz. İnsanların bu edebî eserler karşısında beğenme veya beğenmeme gibi düşüncelerini belirtmeleri ile edebî tenkidin başladığı görülür. Edebî tenkidin başlangıç tarihini tam olarak tespit etmek mümkün olmamakla birlikte, elimizdeki bilgilerden hareketle, Eski Yunan döneminde hareketlendiğini ve Aristoteles gibi yetişmiş bir tenkitçinin mevcut olduğu söylenebilir. Daha önceki milletlerde de edebî tenkitle ilgili çalışmaların yapıldığı hatta Yunanlıların onların bilgilerini sentez ve nakil yaptığını söylememiz mümkündür. Çalışmamızda, modern anlamda edebî tenkit ve tenkidin anlam alanını, klasik dönem edebi tenkidiyle karşılaştırmalı olarak ele aldık. Ayrıca edebî tenkit tarihini ve öncülerini h. V asır Kayrevân’ın ünlü edebiyat tenkitçisi İbn Reşîk el-Kayrevânî’nin (ö.h.463/m.1071) yaşadığı döneme kadar karşılaştırmalı olarak inceledik. Daha sonra İbn Reşîk el-Kayrevânî’nin edebî tenkitçiliğini, hem Bağdat merkezli hem de Endülüs Dolayısıyla h.V/m.XI asra kadar edebî tenkidin durumunu ortaya koymaya çalıştık.
169.00 ₺ -
Kısa İslam Tarihi Başlangıcından Osmanlılara Kadar
Yüzyıllara damga vuran İslam Tarihi’ni bir de böyle okuyun… Ahmet N. Özdal, bu çalışmasında İslam Tarihi’yle alakalı öteden beri söylenmekte olanları tekrarlamaktan olabildiğince kaçınarak sadece yeni bilgilerle, yorumların ya da farklı bakış açılarının sunulmasına gayret ediyor. Hz. Muhammed ve Dört Halife dönemlerini, giriş konuları olarak ele alıp kısa tutarak Sâmânîler, Fâtımîler, Harezmşahlar, Selçuklular gibi devlet ve hanedanlıklarla alakalı bilinmeyen birçok detayı anlatıyor. Özdal; Sâmânî ile Sâsânî kelimelerini birbirine karıştırabilen, Büveyhî lafzını duyduğunda aklında sadece “Şii Büveyhoğulları” canlanan, Murâbıtlar Devleti hakkında belki hiçbir şey duymamış olan ya da Eyyûbîler konusu geçtiğinde, sohbeti “Selahaddîn Eyyûbî Kürt müydü?” tartışmasının ötesine götüren özgün bilgiler sunuyor. Aynı zamanda siyaset, ekonomi ve ticaret olgularının yanında önemli liderlerin, politik ya da dinî figürlerin, bazı şairlerin ve bilim adamlarının karakter özelliklerine yoğunlaşarak bütüncül bir bakış akışı üzerinden İslam Tarihi’ni anlatıyor. Bu kitap, başlangıcından Osmanlılara kadar ana hatlarıyla, öne çıkan karakterleriyle, ekonomisiyle, siyasetiyle, sosyal yaşamıyla İslam’ın tarihî serüvenini merak eden herkese alternatif bir tarih okuması sunuyor…
175.00 ₺ -
Tarihi Değiştiren Olaylar
MAGNA CARTA ile despot hükümdara “Dur!” diyen insanlık, RÖNESANS ile zihnin önündeki engelleri kaldırdı, kendini keşfetti. FRANSIZ DEVRİMİ ile monarşileri alaşağı edip “Ben de varım!” dedi. AYDINLANMA ile aklı keşfedip SANAYİ DEVRİMİ’nin kapısını açtı. 1917’de bu kez bu devrimin yarattığı sınıf sömürüsüne EKİM DEVRİMİ ile “Dur!” dedi. Bilim ve teknoloji ile kalkınıp zenginleşti; ancak iki dünya savaşı ve onların arasına sıkıştırdığı BÜYÜK EKONOMİK KRİZ’le kendini sıfırladı. Bu sıfırlanıştan doğan HİTLER gibi bir canavarı NORMANDİYA ÇIKARMASI ile yere serdi. Sadece onu sermekle kalmadı; suç ortağını pes ettirmek için kullandığı benzersiz bir silahla ATOM ÇAĞI’nı da başlattı. Tüm bunlara paralel gerçekleşen YAHUDİ SOYKIRIMI, alnına kara bir leke olarak kazındı, vicdanı öldü. Ölmeyen aklıyla SOĞUK SAVAŞ’ı başlatıp ortasında AVRUPA BİRLİĞİ’nin yükseldiği iki kutuplu yeni bir düzen kurdu. Soğuk Savaş’ı kazanmak için Dünya’yı tıka basa nükleer silahlarla doldururken UZAY YARIŞI ile kainatı keşfetti. Dünya’nın sınırlarını terk ederken BERLİN DUVARI ile aynı dili konuşanları birbirine hasret bıraktı. Gün geldi SOVYETLER BİRLİĞİ’nin çöküşüne şahitlik etti. Soğuk Savaş’ın bitmesiyle hızlanan tarih başını döndürürken 11 EYLÜL SALDIRILARI ile sarsıldı; yeni ve belirsiz bir düzene adım attı. Ama ne olursa olsun Fransız Devrimi’nde yüksek sesle haykırdığı özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe olan iştahı hiç dinmedi…
315.00 ₺ -
Osmanlı Devletinin Kısa Sosyal Tarihi
Sosyal tarih denildiği zaman akla gelen önemli tarihçilerden G. M. Trevelyan klasikleşmiş olan English Social History adlı eserinde sosyal tarihi siyasi tarihin hariç bıraktığı ya da unuttuğu insanların tarihi olarak tanımlar. Bunu yaparken, insanları siyasetten bağımsız düşünmenin zor olduğunu ve hele İngiltere insanı için bunun daha zor olduğunu belirtir. Sosyal tarih olmaksızın iktisadi ve siyasi tarihin anlaşılamayacağını savunur. Bu sözleri Osmanlı tarihi ve insanına uyarlamamız mümkündür. Nitekim XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Charles Issawi, Roger Owen, Halil İnalcık, Donald Quataert, Nikolai Todorov gibi tarihçi ve sosyal bilimciler “Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihinin” farklı dönemlerine ve bölgelerine ışık tutmaya çalıştılar. Bu çalışmaların hiçbirisi “devlet”i konu dışında bırakmamıştır. Bu çalışmalarda birinci ve ikinci elden nicel ve nitel veriler kullanılarak Osmanlı toplumunun bürokrasiden başka diğer unsurları da incelenmiştir. Elinizdeki bu kitap, merhum Kemal Karpat’ın vefatından kısa bir süre önce arşivini düzenlediği sırada, ayırıp yayınevinin mutfağına gönderdiği, bir yönüyle yukarıda ismi verilen sosyal bilimcilerin takip ettiği metot ve verileri kullanmak suretiyle oluşturulmuş bir sosyal tarih çalışmasıdır. Osmanlı Devleti’nin devraldığı tarihsel miras ve coğrafya üzerine kurduğu özgün sosyo-politik, ekonomik, kültürel ve askerî yapılanmasının bilhassa XVI. yüzyılın sonundan itibaren yaşadığı dönüşümün sebepleri mukayeseli bir bakış açısıyla tahlil edilmektedir. Karpat, kendisine has üslubu ve metodolojisiyle Osmanlı siyasası ve toplumsal yapısı üzerindeki temel dinamiklerin paradoksal değişimini genel yönleriyle tahlil ederken çok ilginç ayrıntılara değinmek suretiyle hem bir bütün halinde Osmanlı tarihini incelemiş hem de birtakım ayrıntıları da ihmal etmediğini göstermiştir. Merhum Kemal Karpat’ın 35 yıl önce hazırladığı bu kitabı neşretmekle hüzünlü bir sevinç yaşamaktayız.
227.50 ₺ -
Ben Türk
Resmî kaynaklara göre Kore Savaşı süresince Kuzey Kore ve Çin kuvvetleri tarafından esir edilen 7,190 Amerikan askerinin yaklaşık %38’i, 1,148 İngiliz askerinin ise %15’i esir kamplarında öldü. Yine, Amerikalı esirlerin %15’i ve İngiliz esirlerin %12’si düşmanla iş birliği yaparken, savaş sonunda 21 Amerikalı ve 1 İngiliz asker düşmana iltica etti. Buna karşın, aynı esir kamplarında yaşayan 244 Türk esir arasında kampta ölen ya da savaş sonunda düşmana iltica eden olmadı. 244 Türk esirin bu başarısı Batı dünyasında büyük yankı uyandırmıştı. ABD Ordusu Kore’deki Türk esaret deneyimi üzerine bir akademik araştırma yaptırmış, bu araştırmadan elde edilen bulgular ABD Ordusu’nun bugün halen kullandığı muharebe ve esarete yönelik davranış ilkeleri rehberinin oluşturmasında emsal teşkil etti. Ne var ki, Kore Savaşı’nın ardından Batı’da yayınlanan çok sayıda kitap ve makale ABD Ordusu’nun Türk esirler hakkındaki bulgularını tahrif etmiştir. Türk esirler hakkında İngilizce yapılan yayınlar Kore’de tutsak olan 244 Türk askerinin gösterdikleri üstün esaret performansını onların “profesyonel” ve “elit” askerler oldukları gibi mesnetsiz bir iddia ile açıklamaya çalışmışlardır. Bu görüş, günümüze kadar, Kore’deki esirler ile ilgili literatüre hâkim olmuştur. Askerî antropolog Aynur Onur Çifci Ben Türk adını verdiği bu çalışmasında Türk, Amerikan ve İngiliz arşivlerinden elde ettiği askerî belgelere, esir olan Türk askerlerle yaptığı mülakatlara ve ailelerinden temin ettiği şimdiye değin yayınlanmamış notlara dayanarak Kore’deki 244 Türk esirini ve onların esaret hayatları hakkındaki gerçekleri ele almakta, kamplarda nasıl hayata tutunduklarını ve düşmanın komünist propagandasına nasıl mukavemet gösterdiklerini ilk defa bu kadar detaylı gün yüzüne çıkarmaktadır.
280.00 ₺ -
Osmanlı Hanedanının Kayıt Defteri
Osmanlı Devleti, altı asır boyunca üç kıtada hüküm süren büyük bir devletti. Bu süre boyunca Osmanoğulları Hanedanı tarafından yönetildi. Bu kadar uzun süre, bu kadar geniş bir coğrafyaya hükmetmeyi başarmış olan bu hanedanın üyeleri ve mensupları her zaman büyük bir merak uyandırdı. Sultan V. Murad’ın torunu Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun yazdığı ve adını Osmanlı Hanedanı’nın Kayıt Defteri koyduğu bu çalışma, içeriden bir bakış açısıyla Osmanlı Hanedanı’nın, özellikle, 19. ve 20. yüzyıllardaki üye ve mensupları hakkında bilinmeyen pek çok ayrıntıyı istatistik ilmiyle yoğurarak okuyucuların dikkatine sunmaktadır. Bu eserde, ilk olarak Osmanlı Hanedanı’nın tarihî geçmişine değinilmiştir. Burada hilafetin tarihçesi, Osmanlı fetihleri, Osmanlı armasının tarihçesi, Osmanlı Hanedanı’nın üyeleri ve mensuplarının kimler olduğu gibi konularda ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra, padişahların doğum tarihleri ve burçları, sünnet düğünleri, kılıç kuşanmaları, lakap ve mahlasları, bağlı oldukları tarikatlar, eş ve çocuk sayıları, saltanat süreleri ve vefat nedenleri gibi okuyucuların ilgisini çekecek konulara değinilmiştir. Son bölümde ise Mart 1924’te çıkarılan kanun gereği sürgüne gönderilen ve halen yaşamakta olan Osmanlı Hanedan üyeleri ve mensupları hakkında birçok malumat bulunmaktadır. Osmanlı Hanedanı’nı saltanat devrinde, sürgün senelerinde ve günümüzde sayılarla ifade eden bu çalışma konuya meraklı tarih okurlarının başucu eseri niteliğindedir.
189.00 ₺ -
Kısa İkinci Dünya Savaşı Tarihi
Birinci Dünya Savaşı sonunda yapılan antlaşmalar, o an için silahları susturmuş, ama gerçek bir barış ortamı tesis edememişti. Örneğin Almanya ile Fransa arasında, 1918 yılının 11. ayının 11. günü, saat 11’de yürürlüğe giren ateşkes antlaşması, Compiègne ormanındaki Rethondes İstasyonu’nda bir tren vagonunda imzalanmıştı. Aynı vagon, çok değil, 22 sene sonra bir antlaşmaya daha şahit olacaktı. Bu kez teslim alınan Fransa, teslim alansa Adolf Hitler’di. İkinci Dünya Savaşı dünya tarihinin bilançosu en ağır savaşıdır. Bu savaşta cephe ve cephe gerisi ayrımı anlamını yitirmiş, şehirler ve siviller bombalanmış, yıkılmaz denilen hatlar, aşılmaz denilen barikatlar düşmüş, istihbarat ve teknoloji savaşları çatışmaların gidişatını derinden etkilemiş, insanlık Nazi vahşeti ve soykırım kavramı ile tanışmış ve savaşı neticelendiren de yine sivilleri hedef alan atom bombaları olmuştur. 1945 sonrası dünyayı şekillendiren Soğuk Savaş da İkinci Dünya Savaşı’nın bir sonucudur. Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi kitabıyla savaş tarihi anlatımına farklı bir perspektif getiren İlkin Başar Özal, bu defa İkinci Dünya Savaşı’nı masaya yatırıyor. İki dünya savaşı arası dönemi ve bu savaşa yol açan zemini ayrıntılı biçimde inceledikten sonra Doğu cephesinden Batı cephesine, Afrika’dan Pasifik’e, Atlantik’ten Balkanlar’a kadar savaşın tüm cephelerini ayrı ayrı ele alıyor. Savaşın gidişatını belirleyen teknoloji mücadelesini, istihbarat savaşlarını, taktik ve strateji oyunlarını da akıcı bir dille metne yediriyor. İkinci Dünya Savaşı’nı başından sonuna tüm cepheleri ve ayrıntıları ile ele alan kitap salt bir kronoloji düzeni içinde akmak yerine karşılıklı bağlantıları kurarak her cepheyi açık ve anlaşılır biçimde analiz ediyor.
420.00 ₺ -
Selçuklular Osmanlılar Ve İslam Ciltli
Müslüman Türk devlet ve toplum geleneğinde değişik boyutlarıyla İslam’ın yeri ve işlevi konusu, belki ilk bakışta Kristof Kolomb’un yumurtası gibi basit görünebilir. Ama temelde bu, Türk devletlerinin iç ve dış politikalarını, toplumlarının yapısını doğru ve gerçekçi olarak anlamamız ve analiz etmemiz konusunda önemli ve karmaşık rolü olan bir problemdir. Bu itibarla yüzyıllara yayılan uzun soluklu bir tarih sorunsalı olarak zihniyet, kullanılan araçlar, uygulanan yöntemler ve elde edilen sonuçlar olarak ciddi bir şekilde tartışılmayı hak ediyor. İşte günümüz tarihçilerinden Ahmet Yaşar Ocak, Selçuklular, Osmanlılar ve İslam / Tespitler, Problemler, Öneriler adlı kitabında bu sorunsalın siyasal, kurumsal, toplumsal, tasavvufi ve itikadi boyutlarını, Mehdîlik ve Mehdîci hareketler gibi toplumsal ve mistik ağırlıklı halk hareketlerine yansıyan yönlerini irdeliyor. Devlet, toplum ve İslam ilişkisi probleminin muhtelif yönlerini tarihsel gelişimi ve yansımaları bağlamında kendine özgü yaklaşımıyla sergilemeye çalışıyor.
455.00 ₺ -
Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi
28 Haziran 1914… Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinand ile eşi Sophie’nin Saraybosna gezisi sırasında uğradıkları suikast sonucu hayata veda ettikleri gün… Suikastın, Avusturya-Macaristan’ın egemenliği altında bulunan Bosna-Hersek’in kendisine bırakılmasını isteyen Sırbistan'ın yönlendirdiği bir grup milliyetçi genç tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. 29 Haziran’da başlayan karşılıklı tepkiler sonucunda bir dünya savaşına neden olan bu olay, hiç de basit bir gerekçeye sahip değildi. Franz Ferdinand ile eşi Sophie’yi öldüren Gavrilo Princip, sadece bir figürandı. Veliahdı öldüren silah, 16. yüzyılda imal edildi, 17. yüzyılda çekildi, tetiğine 18. yüzyılda basıldı ve namludan çıkan mermi 19. yüzyılı baştan sona geçerek 1914 yılında Ferdinand’a saplandı. İlkin Başar Özal, Kısa I. Dünya Savaşı Tarihi isimli kitapta farklı bir anlatım tekniği deniyor. On beşinci yüzyıldan başlayarak Büyük Savaş’a giden sürecin ayrıntılarını gözler önüne seriyor ve sadece bir kronolojik akış vermenin ötesine geçerek her cepheyi ayrı ayrı ele alıyor. Batı ve Doğu Cephelerinin gölgesinde kalan çatışmaları; Osmanlı’nın kuvvetli bir direniş gösterdiği Çanakkale’yi, hep hüzünle hatırladığımız Sarıkamış’ı ve devamında Kafkas İslam Ordusu’nun ilerleyişini, Mısır’da Kanal’a yapılan taarruzu, İngilizlere karşı kazanılan Kutü’l-Amare Zaferi’ni, Fahrettin Paşa’nın efsanevi Medine Müdafaası’nı, Balkanlarda, İtalya’da, Afrika’da, Uzakdoğu ve Pasifik’te yaşanan çatışmaları, ayrıca hava ve deniz savaşlarını da canlı tasvirlerle, son derece akıcı bir biçimde anlatıyor.
315.00 ₺ -
Kuran Işığında Peygamberlik ve Peygamberler
"Allah (c.c.)'a hamd ederim. Alemlere rahmet olarak gönderilen, mahlukatın seçkini, peygamberlerin önderi Resûlullah Efendimize de salât ve selam olsun. Bu telif Mekke-l Mükerreme'de Şeriat Fakültesi Tarih Bölümü'nde öğrencilere verdiğim derslerdir. Gözden geçirerek önemli olmayan haberleri ayıklayıp çıkardım. Sağlam ve önemli olanlarını kısalttım. Bilgileri en güvenilir kaynaklardan aktardım. Bunların başında elbette ki Kur'ân-ı Kerim gelmektedir. Âyet-i kerîmelere oldukça çok yer vererek konuları onlarla güçlendirdim. Peygamber Efendimizden gelen sahih rivayetlerle güvenilir müfessirlerin sözlerinden nakiller yaptım. Bu arada tarih kitaplarına da müracaat ederek kitap ve sünnete uygun olan akla uygun haberleri aldım. Dine, akla mantığa uymayan İsrailiyat haberlere iltifat etmedim. Bunları toplayıp bir kitap haline getirmekle umumi bir fayda sağlamasını ve ilmi yaygınlaştırmayı gözettik. Allah rızasına uygun olarak bütün talebe evlatlarımızın faydalanmasını Allah (c.c.) nasib eylesin. Şüphesiz 0 duaları işitip kabul edendir. Nihai davamız Allah'a hamdetmektir." Peygamberlik ve peygamberler hakkında söze başlamadan önce nübüvvetin manasını izah eden bu kitap, peygamberliğin üstünlüklerini hatırlatarak peygamberlerin sifatları ve yaptıkları davetin özellikleri hakkında bilgi vermektedir. Peygamberlerin doğdukları toplumlar ve gönderildikleri ümmetler arasında meydana getirdikleri büyük tesir daha iyi anlaşılmaktadır. Onlarin en büyük tesiri milletlerin anlayışlarını, doğuştan sahip oldukları inançlarını değiştirmede görülür. Çünkü toplumlar peygamberler vasıtası ile karanlıktan aydınlığa, küfürden imana kavuşmuştur. Insanlığın gerçek manada kurtarıcilari Allah'ın elçileridir. Onlar sebebiyle beşeriyet şirk ve putperestliğin pençesinden kurtularak, anarşi ve fesadın kirlerinden temizlenmiştir.
169.00 ₺ -
Askeri İsyanlar Darbeler ve Ara Dönemlerin Perde Arkası 3 Cilt 1950 2012
Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu tarihten günümüze kadar sayısız askeri isyan ve darbe meydana gelmiştir. Bu isyan ve darbeler, Osmanlı Devleti’ni çok sarsmış, yıpratmış hatta yıkılışına da sebep olmuştur. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmasına rağmen bir süre sonra darbeler kaldıkları yerden aynen devam emiştir. Birinci kitabımızda Osmanlı’nın kuruluş tarihi olan 1299’dan Kurtuluş Savaşı’nın başladığı 1919 yılına kadar meydana gelen askeri isyan ve darbelerin perde arkasını her yönüyle incelemiştik. Bu kitabımızda ise Demokrat Parti’nin kurulduğu 1950’den AK Parti’nin iktidarda onuncu yılını tamamladığı 2012 yılı sonuna kadar ki 63 yıllık dönem 9 bölüm halinde incelenmiştir. Birinci Bölüm de Demokrat Parti’nin kuruluşundan itibaren iktidarda kaldığı 10 yıl günahı ve sevabıyla incelenmiştir. İkinci Bölüm de Cumhuriyet Dönemi’nin ilk darbesi olan 27 Mayıs 1960 darbesi ile bir süre sonra meydana gelen 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 darbe teşebbüslerinde yaşananlar anlatılmıştır. Üçüncü Bölüm de 12 Mart 1971 Muhtırası, ardından iktidarı devralan Milliyetçi Cephe ve Ecevit Hükümetleri dönemleri ile 12 Eylül 1980 Darbesi ve yaşananlar her yönüyle incelenmiştir. Dördüncü Bölüm Özal’lı yıllara ayrılmıştır. Bu dönemde Türkiye’nin nasıl kabuk değiştirdiği ve ekonomik değişimi sergilenmiştir. Beşinci Bölüm de 1989 da Sovyetler Birliği’nin çökmesi sonucu ABD’nin oluşturmaya çalıştığı “Yeni Dünya Düzeni” ile İslam coğrafyasında kurmak istediği “Büyük Ortadoğu Projesi” gözler önüne serilmiştir. Altıncı Bölüm de Refahyol’un bir yıllık iktidarı ve 28 Şubat Post Modern Darbesi incelenmiştir. Yedinci Bölümde Refohyol’un ardından Mesut Yılmaz tarafından kurulan ve ardından Ecevit’e devretmek zorunda kaldığı “Birinci Askeri Vesayet Dönemi” mercek altına alınmıştır.Sekizinci Bölümde ABD’tarafından Abdullah Öcalan’ın teslimiyle başlayan ve Ecevit tarafından kurulan “İkinci Askeri Vesayet Dönemi” ile Türkiye’nin nasıl tekrar “Hasta adam” durumuna düşürüldüğü gözler önüne serilmiştir.Dokuzuncun bölümde ise 3 Kasım 2002 de tek başına iktidara gelen AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan Hükümetinin ilk 10 yılı ile bu dönemde yaşananlar her yönüyle incelenmiştir…
292.50 ₺ -
Hikmet Deryasında Seyran Hikmetname
Bir ‘hikmetnâme’ tarzında hazırladığımız kitabımızın ismini Hikmet Deryâsında Seyran koymamızın nedeni; Kurân-ı Kerîm ve onda bildirilen emir, yasak ve yaşanmış tarihi bilgilerin hepsinde bizim görüp bildiklerimizin bâtınında çok önemli hikmetlerin olmasıdır. İlk önce, Kur’ân’ın özünün Fâtiha sûresi, Fâtiha’nın özünün de Besmele (Bismillâhirrahmânirrahîm) olduğundan hareketle yola çıktık. İkinci olarak ise, hakîkate dair bilgi ve sırları içinde saklayan, deryâdan bazı hakîkat incilerini kitabın sayfalarına yansıtmaya çalıştık.Bu kitap, Besmele ve Fâtiha şerhinin, mübârek sayılan gün ve gecelerin, ledün deryâsında saklı hakîkat incilerinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Sonsuz, sınırsız bu ilim deryâsının gizemlerini açığa çıkarabilmek, her ne kadar sözle, kitap okumakla ya da ezber etmekle mümkün değilse de, okumakta olduğunuz bu kitapta o incilere ulaşabilmenin târifini bulacaksınız inşâallah
169.00 ₺ -
Farsça YDS Hazırlık Kılavuzu Metinler Alıştırmalar - Ön Kapak Farsça YDS Hazırlık Kılavuzu Metinle Gramer Sözlük
Yılda birden fazla sınavları yapılan İngilizce, Almanca ve Arapça dilleri için yeterli sayılabilecek seviyede kaynak bulunsa da Farsça için aynı durum söz konusu değildir. Zira Farsça Yabancı Dil Sınavına yönelik yazılan kimi kaynaklar tamamen gramer konuları ile doldurulmuş, kimi kaynaklar ise neredeyse gramere değinmeden hazırlanmıştır. Bu alanda önemli bir boşluğun olması bizi bu kitabı hazırlamaya sevk etmiştir. Uzun bir çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan bu kitabın amacı, hem Fars diline aşinalık kazandırmak hem de Yabancı Dil Sınavına(YDS) hazırlanan adaylar için temel bir kaynak oluşturmaktır.
227.50 ₺ -
Ebu Cafer Mansur Önderlerimiz 23
Abbâsî hanedanının ilk hâlifesi Ebü’l-Abbâs Seffâh’ın ardından halifeliği üstlenen Ebû Cafer Mansûr gerçek anlamda Abbâsîler Devleti’nin kurucusu sayılır. Onun idaredeki ilk önemli adımları ise Emevîlere karşı gerçekleştirilen ihtilal hareketinin ortaklarını sırasıyla tasfiye edip yönetimi Abbâsî hanedanında birleştirmesi suretiyle iktidarda birliği sağlaması, bunun devamı mahiyetinde Emevî yönetiminin yeniden canlandırılması adına gerçekleştirilen isyan faaliyetlerini başarısız kılmasıdır.Ebû Cafer’in iktidarda baş etmek durumunda kaldığı en önemli dâhilî problemler ise Ebû Müslim’in öldürülmesi bahanesiyle ortaya çıkan Horasan ve Maveraünnehr merkezli siyasî isyanlardır. Yönetimi tehdit eden diğer bir faaliyet ise iktidarın aslında kendi hakları olduğuna inanan bu uğurda Emevîler döneminden itibaren mücadele eden Ali evladı hareketleridir. Mansûr bunların yanı sıra farklı zamanlarda ülkenin değişik bölgelerinde yaşanan Hâricî isyanlarını da etkisiz hale getirmiştir.Halîfeliği döneminde bir taraftan dâhilî problemlerle meşgul olan Ebû Cafer Mansûr diğer taraftan da Abbâsî hanedanına devlet olma karakteri kazandırmak adına ülkeye yeni bir başkent kurma ihtiyacı duymuş, bu sebeple uzun araştırmalar sonucunda günümüz Irak’ının da yönetim merkezi olan Bağdat’ı başkent sıfatıyla inşa etmiştir. Bağdat, kuruluşundan itibaren sadece bir siyasî merkez olmayıp aynı zamanda ilim, kültür, sanat ve ticaretin de rakipsiz merkezi olma özelliğini uzun asırlar devam ettirmiştir. Bütün bunlar sebebiyle Abbâsîler devleti tarihinde Ebû Cafer Mansûr döneminin önemli bir dönüm noktası olduğunu tespit etmek, kendisini de gerçek anlamda Abbâsîler devletinin kurucusu olarak kabul etmek mümkündür.
78.00 ₺ -
Kırk Ambar 2
Rümuz-ül Edeb'in bir tür edebiyat tarihi olmasına karşın Lehçe-t-ül Hakayık bir tür düşünceler tarihi. Kırk Ambar'ın bu yeni 2. cildi, 1980'de yayımlanan ve tek bir baskı yapan Kırk Ambar'ın ikinci bölümünde ele alınan konuların yeni konularla zenginleştiği, 1981 yılında Ankara'da bir kez basılan Bir Facianın Hikâyesi adlı kitabın içeriğinin de bu konulara eklendiği çok daha kapsamlı ve tamamen gözden geçirilmiş bir hali. Cemil Meriç'in ele aldığı birçok konu bugün de güncelliğini koruyor, bugün de o konuların çeşitliliğinden ve içerdikleri kimi düşüncelerden yararlanmak pekâlâ mümkün. Cemil Meriç okuyucusunu, bir kez daha, "düşünenlerin düşüncesini düşünmeye, sonra da onların tesirinden kurtularak kendi kafasıyla düşünmeye ve hiçbir görüşün esiri olmamaya" davet ediyor. Aydını aydın yapan da "uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs" değil mi?
622.50 ₺ -
Kırk Ambar 1
Kırk Ambar “bütün eserleri”ni yayımladığımız Cemil Meriç’in dokuzuncu ve -belki de- en önemli kitabı. Adeta bir “mefhumlar kamusu”, “dağınık ve derbeder bir ansiklopedi”. Üstâda göre, “kurmak istediği abidenin birkaç sütunuyla birkaç odası”. “Bütün eserleri” yayına hazırlayan Mahmut Ali Meriç, bu “abide”yi önemine binaen iki ayrı cilt halinde yeniden düzenledi. Kırk Ambar’ın ilk cildinin başlığı “Rümuz-ül Edeb”. Bu cilt, dünya edebiyatından yola çıkarak klasiğe, hümanizmden edebiyat sosyolojisine, romanın romanından edebiyat tarihinin tarihine uzanıyor. Cemil Meriç, bu uzun edebî yolculukta okuru düşünmeye davet ediyor. Kırk Ambar’da yolculuğumuz “pek yakında”, ikinci cilt “Lehçe-t-ül Hakayık”la devam edecek...
556.10 ₺ -
X Malcolm
X, Malcolm X'in günlüklerinden, konuşmalarından ve en yakınları ile yapılan görüşmeler sonucunda kızı İlyasah Shabazz tarafından kaleme alınmış bir eser. Bu tanıklıklar Malcolm'un çocukluğuna, gençliğine ve X olma yolunda geçtiği tüm yollara ışık tutuyor. Ben Malcolm’ım. Malcolm Little’ım. Babamın oğluyum. Ama babamın oğlu olmak, her zaman peşimde olacakları anlamına geliyordu. Onlar her zaman peşimden gelecek ve ben her zaman yakalanacaktım. Malcolm Little’ın ailesi ona her zaman istediği şeyi başarabileceğini söylemiştir. Ama o bunların hepsinin yalan dolan olduğunu düşünür çünkü bu söylemlerine rağmen babası öldürülmüş, annesi ondan koparılmış ve avukat olma hayalleri, aşağılanarak okuldan soğuması sonucu suya düşmüştür. Çabalamanın anlamsız olduğu sonucuna varan Malcolm Boston ve New York’un gece hayatının büyüsüne kendisini kaptırıp şık kıyafetlerin, cazın, kızların ve esrarın dünyasına sığınmıştır. Ne var ki Malcolm geçmişini ardında bırakmaya çabaladıkça küçük üçkağıtlarla başlayıp kapıldığı tehlikeli girdaba daha hızlı bir dalış yapar. Halbuki kendisi de içten içe bunun sahte bir özgürlük olduğunu ve geçmişinden sonsuza dek kaçamayacağının farkındadır. X, Malcolm’ın çocukluk döneminden başlayarak yirmi yaşında hırsızlıktan hapse girip orada inancı bulmasıyla kendisine yeni bir yol seçişini ve söylemleri bugünlere dek ulaşan güçlü bir ses haline gelişini anlatır.
110.16 ₺ -
Hakikat Çağrısı
Elinizdeki eserde İslâm düşüncesi tarihinde bir dönüm noktası olan Gazzâlî’nin iki metni bir arada yer alıyor. Risalelerden ilki olan Ey Oğul / Eyyühe’l-Veled, Gazzâlî’nin talebelerinden birisinin sorduğu bazı sorulara cevap olarak kaleme alınmıştır. Soruları soran kişi, yıllar boyunca öğrendiği ilimlerden hangilerinin kendisine ahirette faydalı olacağını merak etmekte ve bununla ilgili meseleleri hocasının küçük bir risalede özlü ve derli toplu bir biçimde kaleme almasını rica etmektedir. Bu metin, ahiret yolunda yürüyen bir mü’mine kılavuzluk etmek üzere gerekli ilkeleri içeren ve yüzyıllar boyunca çok okunmuş olan bir risaledir. İkinci risale, tasavvuf ehlinin keşif ve ilham yoluyla elde ettikleri ledünnî ilmin imkânını ortaya koymak üzere kaleme alınmıştır. Dostlarından birisi ledünnî ilmi kabul etmeyen birinden bahseder, bu kişi ilimlerin ancak çalışılıp öğrenilerek elde edileceğini savunmaktadır. Dostu, Gazzâlî’den bu konuyu temellendiren bir metin yazmasını rica eder. Gazzâlî de bu istek üzerine bilgi teorisi ve psikolojiyle alakalı olan bu önemli metni kaleme alır.
80.24 ₺ -
Kendini Aldatan İnsan
Aldanışı, insanlığın trajik bir hakikati olarak sunan el-Keşf ve’t-Tebyîn fî Ğurûri’l-Halki Ecmaîn, gururun/aldanışın arkasındaki aldanma hikâyelerini çeşitli tasvirlerle ortaya koyuyor. Bu anlamda “Tüm İnsanların Aldanışının Keşif ve Beyanı” olan bu kitapta Gazzâlî; insanların, arzularını tatmin yönündeki tabii temayüllerine uymalarından çok, bunların üzerini örten bazı erdemler vasıtasıyla kendilerini kandırmalarıyla ilgileniyor. Bu yüzden de kitapta, aldanışın elinden neredeyse kimsenin kurtulamadığını görmek hiç şaşırtıcı değildir. Gazzâlî’nin asıl gündemi ise aldanmamış gibi görünen, toplumda itibar gören ve rol model kabul edilen sınıfların gizli aldanışıyla ilgilidir ki kitabın muhtevasının büyük kısmı buna ayrılmıştır. Gazzâlî’nin aldandıklarını iddia ettiği ve aldanış hikâyelerini geniş biçimde resmettiği, çeşitli gerekçelerle temellendirdiği gruplar, kitapta dört sınıfta toplanıyor: âlimler, âbidler, zenginler ve sûfîle Günümüzde dinî yönelişlerin özellikle sosyal organizasyonlar ölçeğindeki büyük tecrübesini göz önünde bulundurduğumuzda, kitabın hâlâ güncelliğini koruduğunu görmemek mümkün değildir.
101.32 ₺ -
Derviş Lokması
İslam medeniyetinin en önemli şubelerinden biri olan Türk kültürü geniş bir coğrafyaya tekke ve zâviyeler eliyle yayılmıştı. Tekke ve zâviyelerdeki tasavvuf terbiyesi ise hayatın her alanını kuşatıcı prensipler etrafında örülmüştü. Bu prensipler de âdâb ve erkân üzere yaşanmıştı. İşte sofra âdâbı, dervişlerin yemek kültürü özünü buradan almış, helâlin verdiği leziz koku bütün dünyaya yayılmıştı. Derviş lokmasını ve Osmanlı tekke mutfağını, İslâmî gastronomiye kapsamlı bir yaklaşım ve birleştirme şevkiyle -belki de iştahı demek daha uygundur- ele alma ve sofralarımızı unutulmakta olan bu lezzet dünyasıyla buluşturma arzusundaki bu kitap, sofralarımıza lezzet ve ruhumuza bir tasavvuf neşvesi olacaktır.
237.32 ₺ -
Fususul Hikem Şerhi
“Allah doğruyu kâmillerin diliyle söyler, yolunu Kendisine yönelenlere ve arayanlara gösterir.” Muhyiddîn İbn Arabî (ö. 638/1240), Şam’da iken gördüğü müjdeleyici bir rüyada Peygamber Efendimiz’in (sav) elinde bir kitapla kendisine şöyle dediğini nakletmiştir: “Bu Fusûsu’l-Hikem [Hikmetlerin Kaşları] kitabıdır. Onu al ve insanlara çıkar.” İbn Arabî için bu rüya nebevî bir emirdir ve bu emri lâyıkı ile yerine getirir. Fusûsu’l-Hikem, tasavvuf yolunu aydınlatmak üzere yazılmış, nice hikmetler ihtiva eden ve nebevî pınardan kaynayan kıymetli bir eser olarak İslam tasavvuf ve irfanının temel metinleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Kur’ân’da ve hadislerde adı geçen yirmi yedi peygambere birtakım “hikmetler” nispet eden ve onları açıklayan yirmi yedi fasstan/bölümden oluşan Fusûs, Hz. Âdem’in hikmetiyle başlar, Hz. Muhammed’in hikmetiyle sona erer. Eser, peygamber hayatlarıyla ilgili ayet ve hadislerin vahdet-i vücûdcu bir yorumu olarak okunabilir. İbn Arabî, tasavvuf geleneğinde hiç şüphesiz ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Füsûsu’l-Hikem de Ekberî gelenek içinde müstesna bir mevkidedir. Kayserî’nin telif ettiği bu şerh ise Fusûsu’l-Hikem şerhleri içinde muteber kabul edilmiştir. Eserin “Mukaddimeler”inde felsefî tasavvufun bütün meseleleri on iki bölümde incelenmiş, hatta şerhten ayrı olarak istinsah edilip ayrı bir risale şeklinde de neşredilmiştir. Kayserî’nin, İbn Arabî’nin (başta vahdet-i vücûd meselesi olmak üzere) düşüncesini çok iyi kavradığı açıkça görülmekte, yaptığı atıflarla diğer eserlerine olan derin vukûfiyeti de göze çarpmaktadır. Bütün bunların yanında, üslubundaki itidal, nezahet ve ciddiyet, zihni gibi kaleminin de güçlü bir eğitimden geçtiğini göstermekte; bu meziyetleriyle Kayserî, okuyanlarda derin bir hayranlık ve saygınlık hissi bırakmaktadır.
951.32 ₺ -
Hekatonla Son Tango
Hekatonkheires (Hekaton), Yunan mitolojisindeki titanlardan Gaia ile Uranüs’ün elli başlı, yüz kollu oğulları olan Kottos, Briareus ve Gyes’in bir temsilidir. Uranüs, Hekatonkheires’ten hem iğrenir hem de iktidarını ona kaptırmaktan korkar. Hâlbuki bu figür, çok başlı ve stabil olmayan yapısıyla hem katildir hem de maktuldür. “Son tango”nun Hekaton’u ise küresel çapta sürdürülen çeşitli propaganda ve eşik altı mesaj uygulamalarıyla “Aileyi İfsad Etme ve İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Küresel Proje Savaşı”nın bir temsilidir. Günümüzün Web 2.0 ve yeni medya dünyasında kadim terbiye sisteminin çökertilmesi, kadın hakları adı altında bir “erkek kadın” figürü yaratılması, baba otoritesinin kasıtlı olarak yıktırılması, her türlü cinsel sapkınlığın eş zamanlı olarak arttırılması ve “toplumsal cinsiyet” adı altında kadın ve erkek farkının ortadan kaldırılması gibi beş ana cephede süren bu savaşa ulusal ve global anlamda, ayağı yere basan çözüm önerileriyle dur demenin vakti gelmiştir.
203.32 ₺ -
İnsan Nasıl İnsan Oldu
İnsan, insan olduğundan beri, en temel meselesini oluşturan o soruyu sorar: “Ben kimim ve nasıl bu hâli aldım?” Yeryüzünde hiç kimse söz konusu soruya geride başka bir soru(n) kalmayacak şekilde net cevap vermez, veremez… Böylelikle insanın, bu esrarlı evrende bir sır olarak kalması, varoluşunun en temel dinamiğini oluşturur. Hayatın imtihan olması biraz da bu sırrın sır olarak kalmasına bağlı değil midir? el-Fusûl fi’l-Es’ile ve’l-Ecvibe’de Gazzâli, insan ruhu ve onun bedenle ilişkisi çerçevesinde kendisine yöneltilen yedi soruyu cevaplıyor. Soruların temelinde Kur’ân’da insanın yaratılış sürecine temas eden, “ruh” ve onun bedene yansıtılma şekli olan “nefh” ile ilgili âyetler bulunuyor. Gazzâli’nin Kelâm-ı Kadim’den hareketle getirdiği cevaplar, onun felsefî-kelâmî ve tasavvufî düşüncesini deklare etmesi açısından da ayrıca dikkat çekici.
94.52 ₺