-
Kırım Hanlığı ve Çöküş Sebepleri
Osmanlı Devleti için oldukça mühim olan Kırım Hanlığı, Osmanlı halifesinin yanında seferden sefere koşmuş, Karadenizin kuzeyinde, Kafkaslarda, Sibiryada ve Doğu Avrupada yaşayan milletlerin tarihine tesir etmiş, Moskova Prensliğine asırlar boyu nefes aldırmamıştır. Tarihte önemli bir görevi üstlenmiş olan Kırım Hanlığının yıkılışı, Osmanlı Devletinde büyük bir üzüntü kaynağı olmuştur. Kırımı ilhak edip, gayri hukuki bir şekilde halkını soykırıma uğratarak ve sürgün ederek içini boşaltan siyasi güçlerin iktidarları da yok olup gitmiştir. Topraklarını kaybeden Kırım halkının vatana dönüş mücadeleleri, günümüze kadar devam edip gelmiştir. Kırım Türklerinin tarihinden alınacak çok dersler vardır. Bu saha ihmal edilerek layıkıyla çalışılmamıştır. Maksadımız, bu mütevazı çalışmamızla, araştırmacıların dikkatini bu alana çekebilmek suretiyle Kırım ve Osmanlı tarihine katkıda bulunmaktır.
65.00 ₺ -
Mimar Sinan Mimarideki Osmanlı Mührü
Sinan camileri böylesine bir bütünsellik içerir: Mermeri sanatla, sanatı hayatla buluşturur. Daha avluda şaşırıp büyülenmeye başlarsınız. O şaşkınlık ve hayranlık deminde, kapıya ve pencerelere bakın: Pencerelerle duvarların büyüleyici uyumunu, kündekârı kapının kubbelere yükselişini, kudret eliyle serpiştirilmiş hissini veren “çil çil kubbe”lerin yer yer minareleşip gözü hiç rahatsız etmeden sonsuzluğa ulaşımını seyredin… Sonra, Yahya Kemal’in şiirinin içine girer gibi, camiye girin, kürsünün mihrapla, mihrabın minberle, hem birbirinden bu kadar farklı ve bağımsız, hem birbirine bu kadar yakın, böylesine derin ve huzurlu bir iç içeliğin nasıl sağlandığını düşünün… Kubbelerdeki sadelikle duvarlardaki renk cümbüşünün zıt gibi duran karakterlerinde Sinan’ın ruh halini çözmeye çalışın: İmkânsıza âşık olan dehâ, her eserinde “imkânsız”ı denemiş ve gerçek hayatta yapamadığını yapıp “zıtların estetik uyumu”nu yakalamıştır! “Ve minel aşk!” Unutmayın: Sanat, “sonsuz”un ve “aşk”ın adıdır.
126.00 ₺ -
Gelenekten Modernizme Tekkeler ve Cumhuriyet
Bu kitap, 1925 yılında tarikatların yasaklanarak tekkelerin kapatılmasının Türkiye'nin toplumsal ve dinî hayatında ne gibi sosyolojik sonuçlara yol açtığı sorusuna cevap arayan bir çalışmadır. - Tarikatların ve tekkelerin tarihî ve toplumsal konumları nelerdir? - Tekkelerin yasaklanması modernleşme çabaları içinde nerede durmaktadır? - Yasağın ardından nasıl bir sosyolojik gerçeklik ortaya çıkmıştır? - Cumhuriyet dönemi ilim, fikir ve siyaset erbabının tekkelere ve tarikatlara bakışı nasıldır? - Cumhuriyetin kurucu kadrosu tekkelere ve tarikatlara nasıl bakmaktadır? - Tekkelerin miskinler yuvası hâline geldiği ve asker kaçaklarının sığınağı oldukları için kapatıldığı iddiası doğru mudur? - Cumhuriyet yönetimi tekkelerin sosyolojik işlevlerini hangi kurumlarla gidermeye çalışmıştır? - Tekkelerin kapatılması Nakşibendilik ve Mevlevilik gibi sünnî tarikatları nasıl etkilemiştir? - Alevilerin, tekkelerin yasaklanmasına bakışı nasıldır? - Tekkelerin kapatılması Aleviliği nasıl etkilemiştir? - Alevilerin sorunlarıyla söz konusu yasak arasında ne tür bir ilişki vardır? - Bugün çokça tartışılan cemevleri sorunu tekkelerin kapatılması kararının neresinde durmaktadır? - Cumhuriyet modernleşmesinin Diyanet'e biçtiği rol nedir? - Diyanet'in tarikat ve tekkelerle ilişkisi nasıl olmuştur? Bu kitap yukarıdaki soru ve sorunların tartışılmasına bir giriş ve cevap arayışı niteliği taşımaktadır.
39.00 ₺ -
Gazzalide Varlık ve Bilgi
Gazzâlî'nin yaşadığı dönem olan Orta Çağ'da metafizik ve teolojide ontoloji, epistemoloji ve mantık sıkı bir ilişki içinde bulunuyordu. Bu kitapta, felsefenin iki temel alanından hareketle Gazzâlî'nin varlık ve bilgi anlayışı birlikte değerlendirilmektedir. Yaşadığı dönemin geleneğine uygun olarak Gazzâlî, varlık ve bilgiyi birlikte ele almış; varlık ve bilgi açısından Allah-âlem-insan ilişkisini belirleyerek zâhirî ve bâtınî ilimler arasında bir denge kurmaya çalışmıştır.
169.00 ₺ -
Eylülle Gelen
Dilerse neleri başaramaz ki! Geçmişin eli eteği kol kanat germiyor da acıyı çoğaltıyorsa üzerine sünger çekebilmeli insan! Denize ulaşmak için devinip duran ırmaklara, asırlardır yeryüzüne ışık saçan yıldızlara, bütün nahifliklerine rağmen özgürlüğün simgesi olabilen güvercinlere baksa bir... Ya da içindeki çaresizliği öldürse ve geç değil hiçbir şey için diyen yürek serinliğine kulak verse. Hiç istemediği kadar istese bugünü, hiç meydan okumadığı kadar dirense maziye ve duyumsamadığı kadar yakınlaşsa yarına. O gücü bulabilir, o adımı atabilir, o çok önemli saydığı parçasını da öldürebilir; bahçesinde fesleğenler, karanfiller, ortancalar yetiştirmeyi düşlediği o sessiz sakin evi özlemeden nefes alabilir istese... İstemeyi de öğrenebilir, başarmayı da. Yaşama sakınımsız tutunabilir, umuda pazarlıksız sokulabilir; yüreğinin tüm dokularına yayabilirse istenci...
32.50 ₺ -
Diyarı Bekir ve Müslümanlarca Fethi
Tarihin bir çok dönemin izini, sayısız medeniyetlerin vakar ve ağırlığını üzerinde taşıyan Diyarbakır, sadece şu an için değil, tarihin birçok döneminde de bölgenin çok önemli bir merkezi olmuştur. Gerek içinde bulunduğu coğrafi konumuyla ve gerekse de tarihte üstlendiği siyasi misyonuyla Diyarbakır, geçmişteki saygınlığını hep koruya gelmiştir. Bu saygınlığı surlarına işlenen o nakışlarda bile görmek pek zor olmasa gerek. Hala dimdik ayakta duran ve dünyanın en büyük kalesi olma özelliğini taşıyan Diyarbakır kalesi, bugün bile o tarihi İhtişamından bir şey kaybetmiş değildir. Geçmişin savunma surları olan o duvarlar, bugün de adeta şehrin birer nakış galerisi gibidir. Diyarbakır; değişik din ve mezheplerin mabeti, birçok devletin başkenti ve sayısız medeniyetlerin de beşiği olup, hemen hemen bütün dönemlerde egemen güçlerin iştah kabarttıkları dünyanın nadir yerlerinden biri olmuştur. Gönlümüzün Diyar-ı Bekiri, tarihimizin Amidi, günümüzün de Diyarbakırı olan şehrimiz, bu anlamda ne kadar anlatılsa da, satırlar tarihindeki azametini anlatmakta aciz kalacaktır. Büyük bilgin Makdisi (v.389/990) Diyarbakırı şu ifadelerle dile getiriyor: Müslümanlar için bugün Amidten daha sağlam bir şehir ve daha görkemli bir sınır kenti bilmiyorum. Kent sınır şehri olup Müslümanların cihad yurdudur.
42.25 ₺ -
Devleti Aliyyenin Sonbaharı Osmanlı ve Modernleşme
Yaklaşık olarak, İslâm Tarihinin üçte birine tekabül eden Devlet-i Aliyyenin Sonbaharını konu edinen bu eser, Osmanlılar hakkında yapılan ilk çalışma olmadığı gibi son çalışma da olmayacaktır. Bu kitabı diğerlerinden farklı kılan ise Osmanlıya sadece tarih perspektifinden bakılmayıp, onun asırlarca dünyanın değişik coğrafyalarına İslâmı ulaştıran ve köklü bir medeniyet tesis eden konumunun nasıl değiştiğine ve bu çerçevede İslâmî değerlerinden uzaklaşmasının geleneksel kurumlarında meydana getirdiği tahribata da dikkat çekmesidir. İslâm Tarihi içerisinde Müslümanların modernleşme serüveninin önemli bir devresini oluşturan Osmanlı'nın modernleşme sürecinde yaşadığı olayların, günümüze de ışık tutması temennisiyle...
61.75 ₺ -
Askeri İsyanlar Darbeler ve Ara Dönemlerin Perde Arkası
Bu kitapta, Osmanlı'nın kuruluş tarihi kabul edilen 1299 yılından Kurtuluş Savaşı'nın başladığı 1919 yılına kadar meydana gelen askeri isyanlar ve darbelerin perde arkası her yönüyle incelenmiştir. İncelemenin temellerini sağlam oluşturabilmek için ilk Türk devletinden Osmanlı'ya kadar geçen dönemdeki önemli gelişmeler ile dinler tarihi ve masonluk da konuya dahil edilmiştir. Kitapta askeri isyan ve darbeler, oluşma sebepleri ile devlete verdiği zararlar açısından iki ayrı bölüm hâlinde ele alınmıştır. Birincisi, 1299'dan Yeniçeri Ocakları'nın kaldırıldığı 1826 yılına kadar geçen dönemdir. Tanzimat'ın ilânıyla başlayan ikinci dönemin en önemli kilometre taşlarını oluşturan Abdülmecid'e karşı yapılan darbe teşebbüsü, Abdülaziz Han'ın katledilmesi ve Abdülhamid Han'ın tahtan indirilerek devletin İttihâd ve Terakkî Cemiyeti'nin kontrolüne girmesi detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu incelemelerden de görüleceği üzere tamamen dış kaynaklı ve Üst Akıl'ın amaçları doğrultusunda gerçekleşen ikinci dönemdeki darbelerin sonuçları Osmanlı Devleti için çok yıkıcı olmuştur. Bu durumu Abdülaziz Han'a karşı düzenlenen darbeden önceki Osmanlı haritası ile Abdülhamid Han'ın tahttan indirildikten sadece 10 yıl sonraki Osmanlı haritasına bakarak da görmek mümkündür.
292.50 ₺ -
Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman Yavuz Bahadıroğlu
Kanunî, rüyasında Efendimiz'i(s.a.v) görmüş ve kendisine şöyle buyrulmuş: Belgrad, Rodos ve Bağdat kalelerini fethedesin sonra da benim şehrimi imar edesin! Bu emir üzerine, Kanunî hemen Haremeyn'i imar ve iskân projelerine başlar. Hatta vasiyetinde şahsî servetinden hacılar için su getirecek bir vakıf kurulmasını ister. Kızı Mihrimah Sultan da babasının bu vasiyetini yerine getirir ve Arafat'taki Ayn-ı Zübeyde Suyu'nu Mekke'ye ulaştırır. Dünya önünde eğilirken, Kanunî, Peygamber'ine şöyle yalvarır: Nûr-ı Âlemsin bugün hem dahi Mahbub-u Hüda, Eyleme âşıkların bir lâhza kapından cüda... Gitmesin nâm-ı şerefin bu dilimden dem-bedem, Dertli gönlüme devadır, can bulur ondan safa. (Hem Allah'ın habibi, hem de âlemlerin nurusun,/ Sen'i sevenleri bir an olsun kapından uzaklaştırma,/ Gitmesin dilimden şerefli ismin, nişanın,/ Benim dertli gönlüm bu zikirden şifa bulur, canım sevinç duyar.)
195.00 ₺ -
Muhteşem Hanedan Osmanlı Osmanlı Padişahları
Osmanlı İmparatorluğu (Devlet-i Âliyye-i Osmaniyye) 1299 senesinde şimdiki Türkiye Cumhuriyeti'nin Bilecik ili Söğüt ilçesinde Osman Gazi tarafından Osmanoğulları Beyliği olarak kurulmuştur. Kurulduğu tarih Anadolu Selçuklu Devleti zamanına rastlar. Osmanlı Beyliği'nin kurulmasıyla başlayan Osmanlı Tarihi, son padişah VI. Mehmet Vahdettin'in 17 Kasım 1922 günü ülkeden ayrılması ile son bulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu en geniş zamanında üç kıtaya yayılmış, İstanbul ile sınırlı bir şehir devletine dönüşmüş olan Bizans İmparatorluğu'nu yıkmış, Akdeniz'i İmparatorluğunun sınırları içerisinde bir göl hâline getirmiştir. İstanbul'un fethi bazı tarihçilere göre Yeni Çağ'ı başlatan olay olmuştur. 623 yıl süren Osmanlı Tarihi boyunca 36 padişah gelmiş ve 3 kıtada çınar ağacı gibi kök salmış olan Osmanlı Devleti bir Cihan İmparatorluğu olmuştu. Altı asır boyunca dünyaya hükmetmiş olan Osmanlı, ilahî ve yüce değerlerden ilham alarak, gittiği yerlere adalet, şefkat ve medeniyet götürmüş, insanlığı ön planda tutarak dünyayı aydınlatmıştı...
195.00 ₺ -
Muhteşem Yavuz Sultan Selim Han
Osmanlı tarihinde bir devir kapanmış, yeni bir devir açılmıştı. Dünya tarihinin Cihangir olarak selâmladığı Yavuz Sultan Selim, atalarının tahtına çıkmıştı. Sultan Selim ateşten gömleği giymiş, yanarken yakmaya hazırlanmıştı. Ağabeyi Şehzade Ahmed, isyan hâlindeydi. Kendi kendini Anadolu Padişahı ilân etmişti. Şimdilik en yakın tehlike durumundaydı ve hemen bertaraf edilmeliydi. Devlet hayatında iki başlılık olmazdı. Hatırı sayılır derecede bir âlim olan Kardeş Korkud'a, Manisa sancağına dönmesini, ilimle, irfanla meşgul olmasını tembihledi. Mülkün perişanlığına sebebiyet vermez, saltanat davasın gütmezsen, hayatından ve evlâd ü iyalinin hayatından emin olub devr-i saltanatımızda huzur içinde yaşarsın. Yok, iğvalara kapılub padişahlık derdine düşersen, kahrımızdan kurtulamazsın. Mülkün perişanlığına öz oğlumuz sebebiyet verse dahi, acımazız!...
182.00 ₺ -
Hanedan Sarayın Sırları
Üslup ve Estetiğin Bestekârı: Sinan Osmanlı Sarayları İstanbul Sarayları Harem-i Hümâyun Osmanlı Rütbeleri Sarayda Yemek Saray Cellatlığı Saray Merkezli Devletin İdari Yapısı Yabancıların Gözüyle Osmanlı Padişahları Sarayda Divanlar Tahta Geçme Usulü Padişahların Eğitim-Öğretimi Saray Merkezli Devlet Yönetimi Osmanlı Maliyesi Osmanlı Ordusu Osmanlılarda Ekonomik Hayat Osmanlı Toplumunda Eğitim ve Öğretim Osmanlı Aile Modeli Osmanlı Mahallesi ve Mahalle Hayatı Osmanlılar Nasıl Giyinirdi? Sarayda Büyük Aşklar Şehzade Katli Osmanlı'da Kuvvetler Ayrılığı Prensibi Osmanlı Sadrazamları
175.00 ₺ -
Tarihin Arka Sokakları
Osmanlı Padişahları Hukuka Bağlı mıydı? Fatih'in Latin Papazlara Verdiği Ferman Öldürseydik, Ermeni Kalmazdı Yahudilere Zulüm Saltanat Nasıl Kaldırıldı? Hilafetin Kaldırılışına Tepki Gösterilmedi mi? Osmanlı Hanedanı Sürgünde Nasıl Yaşadı? Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı? Menemen Olayı Nedir? Osmanlı Padişahları Neden Hacca Gitmediler? Osmanlı Padişahları Neden Yabancı Kadınlarla Evlenirlerdi? Padişahlar İçki İçer miydi? Çocuk Yaştaki Şehzadeler Neden Öldürülürdü? Osmanlılar Nasıl Eğlenirlerdi? Osmanlı'da İlk Seçim Osmanlı Devleti Gerçekten Hoşgörülü müydü? Bizans Neden Yıkıldı? Matbaa, İrtica Yüzünden mi Geç Geldi? Osmanlı'da Bilim ve Teknoloji Var mıydı? İstiklal Savaşı'nı Kim Başlattı? "Eski Ramazanlar!" Nasıl Yaşanırdı? Eski Azınlıklar Ramazanları Nasıl Yaşarlardı? Osmanlı'da Grev Hakkı Var mıydı? Yunanistan'a Gıda Yardımı Yaptığımız Doğru mu? Lübnanlı Dürzi Lider Neden Osmanlı'yı Özler? Vaktiyle Fransızları Beslediğimiz Doğru mu? Osmanlı Devleti'nde Kadın Komutanlar 19 Mayıs 1919'da Gerçekten Ne Oldu? Bandırma'da Kimler Vardı? Moğollar Anadolu'da Zulüm Yaptı mı? Tekke ve Zaviyeler Neden Kapatıldı? Osmanlı'da Sanat Var mıydı? Ezanın Yasaklanması Enver Paşa Hain mi, Vatansever mi?
126.00 ₺ -
Osmanlıda Derin devlet ve 2 Abdülhamit
Hafızamızdaki aşırı uçlardan biri Sultan II. Abdülhamit Han’dır! Herkes onu kendi siyasi tercihine göre yorumlamış, ‘Ulu Hakan’la ‘Kızıl Sultan’ arasına sıkıştırılıp, kavga odağına dönüştürülmüştür. Kuraldır: Her ‘ifrat’ kendi ‘tefrit’ini üretir! İki tarafın, bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olmuş fanatikleriyle, tarihi gerçeklerin sadece işlerine yarayan bölümlerini alan tipleri, tarihi kişilerle olaylara salt tarih ilmi açısından yaklaşan dürüst tarihçiyi de konudan soğutmuşlar. Dolayısıyla gerçek Abdülhamit’le gerçek Vahdettin, tarihimizin diğer bazı ‘gerçek’leri gibi kaynayıp gitmiş... “Son karar sizin” demiyorum çünkü hepimizin beynine yapışıp kesinleşmiş birtakım karar ve kanaatlerimiz var. Bu yüzden son kararı yine tarihe bırakıyorum. Hasbihalimizi, Sultan II. Abdülhamit’in “Tarih tekerrürdür” diyenlere verdiği bir cevapla bitirelim: “Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor”.
126.00 ₺ -
Saltanattan Cumhuriyet Yakın Tarihimizin Sır Perde
- Osmanlı'nın Demokrasi Anlayışı - Cumhuriyet Türkiye'si Kurulurken - 19 Mayıs'ta Gerçekten Ne Oldu? - 23 Nisan'da Hangi Meclis Toplandı? - En Çok Tartışılan Padişah: Sultan Vahdettin - Yakın Tarihimizden Bir Kesit - Lozan Hezimetine Doğru - Lozan'dan Bugüne Yansıyanlar - Yarım Kalan Yemin: Misak-ı Millî - "Taraflar" ve "Taraftarlar" - "Geri Kalmışlığımızdan Padişahlar Sorumlu" İmiş! - "Mahalle Baskısı" mı, Devlet Baskısı mı? - Siyasi Hesaplaşmaların Sahnesi: İstiklal Mahkemeleri - İzmir Suikastı - Adamlar ve İdamlar - Bitmeyen Tartışma: Kılık-Kıyafet Meselesi - Nihayet "Şapka İnkılâbı" da Yapılıyor… - Sehpada Bir Âlim: İskilipli Atıf Hoca - Çok Partili Demokratik Sisteme Geçiş Süreci - Menemen Olayı - Demokrasi Denemesi: Demokrat Parti'nin Kuruluşu - Cumhuriyet'in İlk Partisi: CHP - Demokrat Parti'nin Doğuşundan 1960 İhtilaline - Yakın Tarihin Düşündürdükleri - Gerçekleşemeyen Tasavvur: Dinde Reform - "Yüzellilikler Olayı" Nedir? - Şeyh Said İsyanı Neden Çıktı? - Kâzım Karabekir Paşa Gerçeği - Bir Alacakaranlık Kuşağı: Yakın Tarih - İnkâr Fırtınaları - Türkiye İsmi Nereden Geliyor?
126.00 ₺ -
Beylikten Hükümdarlığa Osmanlı Padişahları
Osmanlı İmparatorluğu; en geniş zamanında üç kıtaya yayılmış, İstanbul ile sınırlı bir şehir devletine dönüşmüş olan Bizans İmparatorluğu'nu yıkmış, Akdeniz'i imparatorluğunun sınırları içerisinde bir göl haline getirmiştir. İstanbul'un fethi bazı tarihçilere göre Yeni Çağ'ı başlatan olay olmuştur. 623 yıl süren Osmanlı tarihi boyunca 36 padişah gelmiş ve üç kıtada çınar ağacı gibi kök salmış olan Osmanlı Devleti, bir Cihan İmparatorluğu olmuştu. Altı asır boyunca dünyaya hükmetmiş olan Osmanlı, ilahî ve yüce değerlerden ilham alarak, gittiği yerlere adalet, şefkat ve medeniyet götürmüş, insanlığı ön planda tutarak dünyayı aydınlatmıştı. Osmanlı'nın mirası olan topraklarda onun eserleriyle yaşayan bugünün nesli, Osmanlı tarihi hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olamamaktadır. "Beylikten Hükümdarlığa Osmanlı Padişahları" isimli eser, insanımızın kendi şanlı tarihini biraz olsun öğrenmelerine katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu gibi altı asır sürmüş olan bir tarihi, tek ciltlik bir eserle anlatmak mümkün olmadığından bu kitapta sadece devletin başı olan padişahlar ve onların dönemindeki önemli olaylara yer verilmiştir. Elinizdeki eser, farklı kaynaklardan istifade edilerek, akıcı bir üslup ile kaleme alınmış ve çok sayıda resim, gravür ve harita ile görsel zenginlik kazandırılmıştır. (Tanıtım Bülteninden)
126.00 ₺ -
Muhteşem Süleyman ve Hürrem Sultan
Neden "Kanuni" ya da "Muhteşem" denildi? Kanuni, Hürrem Sultan'a gerçekten âşık mıydı? Osmanlı'nın devlet yapısı eğlenceye mi, hizmete mi dönüktü? Harem hayatı nasıldı? Harem nasıl bir kurumdu, işlevi padişahlara kadın bulmak mıydı? Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman'ı ne kadar etkilemişti? Şehzadelerin katledilmesinde Hürrem Sultan'ın rolü olmuş muydu? Sünnet Medeniyeti ne demekti, Osmanlı bunun neresindeydi? Osmanlı'nın devlet olma amacı ne idi? Kanuni'nin kimliği ve kişiliği nasıldı? Kanuni'nin savaşları, vatana katkıları neler olmuştu? Kanuni'nin ebedi eserleri nelerdi? Oğullarını neden öldürttü? İstediği zaman padişah hareme girebilir miydi? Ak ve Kara Ağalar'ın istediklerinde hareme girmeleri mümkün müydü? Hürrem Sultan, genelde tarihçilerimizin gösterdiği gibi "canavar ruhlu bir kadın" mıydı yoksa bir hayırsever miydi?
175.00 ₺ -
Fatih Sultan Mehmet ve İstanbulun Fethi
Osmanlı’da saltanat sırası Sultan II. Murad’a gelmişti. O da kuşattı İstanbul’u, fakat Peygamber müjdesi şehir, Peygamber adaşını bekliyordu: “Hz. Muhammed (sav) Peygamber’in müjdesini Sultan Mehmed gerçekleştirecekti.” Sultan II. Murad, ya bunu hissettiği ya da birileri (bazı kaynaklar Hacı Bayram-ı Veli olduğunu yazar) kulağına fısıldadığı için en verimli çağında tahtı terk etti. Bu görülmemiş derecede büyük fedakârlıkla müstakbel fatihin (oğlu Sultan II. Mehmed) önünü açtı. Ama kaderden henüz izin çıkmamıştı. II. Murad, bir süre sonra saltanat makamına dönmek zorunda kaldı. Yenmesi gerekeni yenip, alması gerekeni aldıktan sonra, her fani gibi o da “terk-i dünya” eyledi. Şimdi sıra onundu… Sünnet yolundan Peygamberinin müjdesine yürüyecek, “alınmaz”ı alıp “Fatih” olacaktı. Henüz yirmi yaşındaydı. Çocuktu, ama yüreğini inancıyla bütünleyerek atom çekirdeğine dönüştürmüştü. Ya alacak ya da ölecekti! Ölmedi, aldı. Çünkü o, gemileri karadan yürütmeyi düşünecek kadar geniş ufukluydu...
126.00 ₺ -
Yavuz Sultan Selim ve Kutsal Emanetler
Cesarete âşık olan yeniçeriler bu cesaret gösterisinden sonra, Padişah'ı takip etmeye başladılar. Nihayet ordular Çaldıran Meydanı'nda karşılaştı. Kanlı bir savaş sonucu Yavuz Padişah, Çaldıran Zaferi'ni (23 Ağustos 1514) kazandı. Bu zafer sadece Anadolu'yu değil, İstanbul'u da kurtarmıştır. Daha da önemlisi hilafetin yollarını Osmanlı'ya açmıştır. Yavuz'un amacı, kendi sözlerinde şöyle ifadesini bulmaktadır: "Ben bu saltanatı, ümmete hizmet içün pederumun elinden aldum ve ıslâh-ı âlem (İnsanların ıslahı ile mutluluğu) uğruna birader ve biraderzadelerimi (Kardeşlerimi ve çocuklarını) feda eyledum... Ben uykularımı, rahat ve huzurumu terk ile din-i mübînin te'yidine uğraşıyorum. Eğer İslâm'ı ihya etmek (geliştirmek, hayata geçirmek, yaşamak ve yaşatmak) maksudunuz (isteğimiz, niyetiniz) değilse, benum de nefs-ül emirde saltanata kat'a hevesum yoktur." (Eğer bu yoldan hedefe gidemeyeceksem, sizin de böyle bir amacınız bulunmuyorsa, padişahlıkta gözüm yoktur)."
126.00 ₺ -
Masada Kaybedilen Vatan
Lozan’a giden heyetteki başkan İsmet İnönü hariç hiç kimse, bir zaferle dönüldüğü kanaatinde değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin hemen hemen bugünkü sınırının çizildiği Lozan Antlaşması, Türkiye’de antlaşma öncesi var olmayan hangi değeri ya da toprağı kazandırdı? Bu soru Lozan’a “zafer” gözüyle bakanların cevaplandırması gereken bir sorudur. Lozan’da heyetin herhangi bir ihmal veya acziyeti mevcut mudur? Ve bu acziyet neticesinde kaybedilen toprak var mıdır? Bu soru da Lozan’a “hezimettir” gözüyle bakanların payına düşen ve cevaplandırmaları gereken sorudur.
224.25 ₺ -
Tarihe Şan Verenler
Bu eserde; başta, Allah'ın alemlere Rahmet olarak gönderdiği Resülü olmak üzere, O'nun nurlu izinde yürüyen şanlı sahabilerle nice İslam-Türk mücahitlerinin akıllara durgunluk veren destanlarını okuyacaksınız. Gözleri ağlatacak, gönülleri tutuşturacak, bir kitap...
312.00 ₺ -
Osmanlı Padişahları ve Devleti Tarihi
Geçmişe dair yazılı ve sözlü eserler; masal, hikaye ve tarih şeklinde karşımıza çıkar. Ancak tarih bir ilim olarak hikaye ve masaldan mutlak surette ayrılmalıdır. Bize düşen bütün vazife tarihin sınırlarını koruyabilmektir. Elbette ki tarihin birçok tarifi yapılabilir, hatta ona durum ve maksada göre bir rol de yüklenebilir. Ama bir tecrübe ve bilgi nehri olan bu ilim çığırından çıkarılmamalıdır. Tarihi basit şekliyle bir muhasebe defterine benzetebiliriz. Ve orada gelir-gider rolündeki zafer ve hezimet doğru olarak yazılmalı ki, neticede hesap doğru çıksın. Zira yarınlara ve gelecek hesabına doğru yatırım yapılabilmesinin başka yolu yoktur. Bu çerçevede; tarih ve özellikle de Osmanlı tarihinin hesaba katılmayan kısımları olabileceğinden, bu durumu nazar-ı itibara almak gerekecektir. Şunu da bilmelidir ki; Osmanlı Devleti sadece bizim değil, eskiden bu çatı altında yer almış din ve kavimlerin de devleti olmuş ve onların geleceklerine de şekil vermiştir. Bugün artık Osmanlı yahut eski tabiriyle Devlet-i Aliyye yoktur ama payitahtları, eserleri ve tesirleriyle hep vardır ve var olmaya devam edecektir. Öyleyse evvelâ Osmanlı devleti ve onun hanedanını hasbelkader tanıyalım.
354.00 ₺ -
Türklerin Tarihi İlber Ortaylı Kutulu Set
Türkler tarih boyunca Orta Asya′dan Asya′nın her köşesine, oralardan da diğer kıtalara göç ederek yeni yurtlar ve yeni devletler kurdu. Bunun içindir ki Türk tarihi zor bir tarihtir. Mısırlılar′ı Mısır′da, İngilizler′i Britanya′da takip edebilirsiniz. Türk tarihi ise anlaşılmak için sizi üç kıtada dolaşmaya mecbur eder. Bu kitap öncelikle Türk tarihini tek bir fotoğrafta görmek isteyen, tarihin doğru öğrenilmesi kadar do ru anlaşılmasına da önem veren okurlar için yazıldı. Kitap, tarihimiz hakkında bundan sonra okunacak diğer kitapların yerleştirilebileceği zihinsel bir raf görevini de yapacaktır. Eser, tarihimizin önemli olayları sırasında Avrupa′da neler yaşandığını da hatırlatıyor. Böylece olayları daha doğru anlamlandırabiliyoruz. Şüphesiz tarih okumak ömrü yalnızca geçmişe doğru değil, geleceğe doğru da uzatıyor. Gelecek üzerinde bir iddiası olanlar da okumak ve okutmak için ellerinde şu anda buna uygun bir kitap tutuyor. Türk Tarihinin keskin dönemeçlerini o günkü heyecanla dönmeye ve önümüzdeki dönemeçleri görmeye hazırsanız sizi eserle baş başa bırakalım.
51.00 ₺ -
Velilerle Şahlanan Osmanlı 3
Bu kitabı Okuyunca: - "Vay be neler neler olmuş" diyerek geçmişinize sarılacaksınız ve o günlere hasret duyacaksınız. - Tarihe olan merakınızdan şehir şehir dolaşarak velileri ziyaret edip, eski eserleri görmek isteyeceksiniz. - Tarihimizden gurur duymanın zevkini yaşayacaksınız.
55.00 ₺ -
İsyan Günlerinde İstanbul
“Sultan'ın yaşaması Jön Türklerin ölümü demekti. Ya birinin ya da diğerinin tarih sahnesini terk etmesi gerekiyordu ve Jön Türkler bu kez işlerini şansa bırakmayacaklardı.” - Sir W.M. Ramsay - 31 Mart İsyanı, modern Türkiye tarihinin en önemli kırılma noktalarından birini teşkil eder. 33 yıl iktidarda bulunan Sultan 2. Abdülhamid tahttan indirilir. Bu isyanın bastırılması ile birlikte artık Osmanlı yönetiminde bir daha eski usullere geri dönülemeyeceği ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin gücü ortaya konulmuş oldu. Tam da o isyan günlerinde Anadolu'da arkeolojik araştırmalar yapmak için yola çıkan arkeolog Sir W.M. Ramsay, eşi ve kızı ile birlikte bir anda kendilerini imparatorluğun başkentinde tehlikeli bir iktidar oyununun ortasında buluverir. Ramsay ailesi, bu 17 günlük maceraları boyunca İstanbul'un pek çok farklı yerini ziyaret edip pek çok farklı kişilerle görüşme imkânı bulur. Bu ziyaretlerinden ve görüşmelerinden edindikleri bilgileri günü gününe kaydederler. Sir Ramsay daha sonra bu notları bir araya getirerek modern Türk tarihi için paha biçilemez bir kaynak eser ortaya koyar. Mümkün olduğunca 31 Mart İsyanı hakkında farklı bakış açısına sahip kişilerin izlenimlerini de eserinde yansıtmaya çalışan Sir Ramsay, isyan günlerinde İstanbul'un ayrıntılı bir fotoğrafını çekerek o çalkantılı zamanları bu günlere taşır. 31 Mart İsyanı’ndan sonra Osmanlı topraklarında hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı...
224.00 ₺ -
Şeyh Şamil Okay Tiryakioğlu
Daha küçük yaşlarda içindeki müthiş cevher keşfedilen, amcasının ve babasının sürdürdüğü bağımsızlık mücadelesinin çehresini tamamen değiştiren, yenildikçe daha da güçlenerek bir çığ gibi gelen düşmanlarının karşısında dağ misali dimdik duran bir kahraman… Hayatı iman ve vatan üzere şekillenen bir mücahit… Kafkas Kartalı Şeyh Şamil… Ve onun destansı hayatı… Romanlarıyla yüz binlere tarihi sevdiren, okurları tarafından günümüzün Peyami Safası olarak nitelenen Okay Tiryakioğlu, tarihi roman severleri bu kez Kafkasların imamı, Şeyh Şamilin müthiş direnişine tanıklık ettiriyor. Kafkas Kartalı Şeyh Şamilin her anı müthiş bir mücadele ve direnişle geçen hayatını capcanlı bir dille bugüne taşıyor. Şamil, kendisine sonuna kadar inanmış dava arkadaşlarına sevgiyle bakarak, “Son kez hatırlatıyorum,” dedi. “Beni imamlığa siz seçtiniz! Ben bu göreve, kendi irademle gelmedim ve hatta yine şahitsiniz ki gelmemek için çaba sarf ettim; yerime başka adaylar gösterdim. Fakat neticede Gazi Muhammed’in rüyası bir kez daha zuhur etti ve baskınıza daha fazla tahammül edemedim. İki ay evvel, gönülsüz de olsa vazifeyi üstlendim. O ilk gün söylediğimi şimdi tekrarlıyorum! Emirlerime sorgusuz sualsiz itaat edecek, teslim olmayı aklınıza dahi getirmeyecek, hiçbir şart altında bana böyle bir teklifte bulunmayacak, kararlılığımı sorgulamayacaksınız!”
332.50 ₺ -
İlk Diriliş Osmanlılar Geliyor
Osmanoğullarının doğduğu topraklardan, Söğüt’ten de öncesine, Süleyman Şah’ın kutlu göçüne gidiyoruz. Atasından devraldığı şanlı mirası, dünyaya meydan okuyacak bir medeniyet olması duasıyla Anadolu topraklarına eken Ertuğrul Gazi’nin hikâyesi bu. Kıtlıktan ve Moğol istilalarından kurtulmak için yola çıkılıyor önce. Fırat Nehri’nden, Karacahisar Kalesi’nden geçiliyor. Yunus Emre’den Hacı Bektaş Veli’ye, Ahmet Yesevi’den Şeyh Edebali’ye kadar devrin tüm âlimleri ziyaret ediliyor. Şehitler de veriliyor yolda, zaferler de kazanılıyor. Nihayet Söğüt’te bir devir kapanıp bir yenisi açılıyor. Kalemiyle bu topraklar uğruna mücadele vermiş atalarımızın hislerine tercüman olan İsmail Bilgin, okuyucularını bu defa Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna misafir ediyor. İlk Diriliş/Osmanlılar Geliyor, asırlar boyu yaşayan bir medeniyet ağacının filizlendiği yılları, yolları, yerleri anlatan; her şeyin başladığı Kayı Boyu’nun hikâyesini dile getiren destansı bir tarihin romanı. “İstedim ki, Kayı’nın göçünü bir tamam anlatayım. Ben söyledim yazdılar. Nasıl yazdılar bilmem. Amma sözlerim yazıya geçti. Okuyasınız, bilesiniz. Bilesiniz, öğrenesiniz. Öğrenip unutmayasınız. Ne ki asla unutturmayasınız. İmdi Allah diyerek söze başlayalım.”
259.00 ₺ -
Arapların Gözüyle Türkler 9-12. Yüzyıllar
Arapların Gözüyle Türkler, Şerafeddin Yaltkaya'nın farklı zamanlarda Arapçadan tercüme ettiği ve Türklerin askerî ve ahlâkî üstünlükleri hakkında Arapça kaleme alınmış nesirleri ve şiirleri biraraya getirmekte. Bu üç metinden ilki meşhur Arap nesir yazarı ve âlimi Câhiz'in Risâle fî Fazâili'l-Etrâk–Türklerin Faziletleri; ikincisi İbni Hassûl'un 11. yüzyılda kaleme aldığı ve Kitabü Tafzîli'l-Etrâk Alâ Sâ'iri'l-Ecnâd–Türk Askerlerinin Üstünlükleri; son metin ise Şerafeddin Yaltkaya'nın kaleme aldığı 12 şair ve edibin Türklerin güzel hasletlerine dair şiirlerinden meydana gelmekte. "Türk'ün bütün ömür müddetini hesap etsen yere oturduğu günleri nâdir bulursun!... Türk, ser-azâde bir hilkate sahip olduğundan vatanındaki kadîm hayatına kavuşmayı ister ve daima vatanını diler. Ve kendi vatanına, herkesin kendi vatanına düşkünlüğünden ziyade düşkündür. Ancak Türk medeniyetinin vasıflarından olarak bir yerde oturmaktan ve uzun zaman durup bekleme, istirahat, hareketsizlik ve tasarruftan memnun değildir. Türklerin bünyeleri hareket üzerine müesses olup durgunluk ve sükûnetle başları hoş değildir. Harekete daima hazır olarak tutuşup yandıklarından; harâret, zeka ve fetanet sahibi olduklarından daima iş ve güç ile meşgul olmak isterler. Ruhî kuvvetleri bedenî kuvvetlerine üstündür. Her şeyleri olup bitmiş bulmayı âcizlik; uzun zaman bir yerde oturmayı tembellik; rahatı ayak bağı; kanaati kusur; himmet ve muhârebeyi terk etmeyi alçalma ve acizlik kabul ederler... Türkler, değerlerini takdir etmeyen kimselerin nezdinde kalmayı, haklarını men' edenlerin yanında kalmaktan fena görürler. Türkler hissiyâtına mağlup olmayarak asla bir kavmi diğer bir kavme ve bir belde ahalisini diğer bir belde ahalisine tercih ve takdim etmezlar... Türk için hak ve hakikat adeta vicdanın bir maşûkasıdır. Onu bulduğu yerde ülfet kurmakta; âdetlerini, görenek ve töresini bırakmakta asla güçlük çekmez ve vatana olan iştiyâkını teskin etmeye de muvaffak olur... Türk hürriyet ve iradesini kimseye vermez, kaçacak olursa vaad ve tehdide ehemmiyet vermez, ele geçecek de olursa kimseden bir vaad ümidinde bulunmaz..."
196.00 ₺