-
Türkün Dönüşü
1923 yılı Türkiye için oldukça hareketli bir yıldı. Kurtuluş Savaşı bitmiş, taraflar artık Lozan'da barış görüşmeleri yapıyorlardı. Yerli basın gelişmeleri günbegün Türk halkına duyuruyordu. Peki ya dış basın? Onlar Türkiye'yle ilgili gelişmeleri nasıl sunuyordu? İşte elinizdeki eser bu mühim soruya cevap veriyor. Türk'ün Dönüşü: Batı Basınında Lozan, Yeni Türkiye ve Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra anlaşma için masaya oturan Türk devletinin kaderinin nasıl şekillendiğini, Lozan'daki dişe diş mücadeleyi ve en nihayetinde Cumhuriyet'in nasıl kurulduğunu Batı basınının gözünden anlatıyor. Kitapta yer alan haberleri okurken Batılıların zihnindeki Türk imajını daha yakından kavrayacaksınız. Bazı manşetler ve demeçler karşısında ise şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz. Venizelos: "Lozan Helen Zaferidir!" L’Eclair: "Türkiye'nin Feragat Sözleşmesi" ABD Basını: "Lozan ABD Çıkarlarına Aykırı" Pravda: "Sovyetler Cumhuriyetten Memnun" Illustrated London News: "Sevr’de Ölen Hilafet Şimdi Canlandı" İsmet Paşa: "Halifeliğin Kaldırılması Mevzubahis Değil"
315.00 ₺ -
Osmanlı Filistinine Veda
İnsan hakları örgütü El-Hak’ın kurucusu, “Orwell Prize for Books” (2008) ile “Moore Prize” (2020) ödüllerinin sahibi, Filistinli avukat ve yazar Raja Shehadeh’ten muhteşem bir Filistin tarihi… Yazar Raja Shehadeh, aile tarihini araştırırken Osmanlı döneminde Filistin’de yaşamış büyük büyük amcası Necib Nassar’ı keşfeder. Hristiyan tebaadan bir entelektüel olan Necib Nassar reformlara sıcak baksa da Osmanlı’nın Orta Doğu’yu zaman içinde kaybetmesinden endişelidir. Bu gerekçeyle Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesine muhalefet ettiğinde ise hayatını altüst edecek bir gelişme yaşanır. Cemal Paşa’nın talimatıyla hakkında idam kararı çıkar. Devlet görevlileri üç yıl boyunca Necib’i ararken o da Filistin topraklarında gizlenir. Bu kaçış sürecinde köyler, bedevi çadırları ve dağlar onun yeni yuvası olur. Raja Shehadeh, bu aile tarihi anlatısında büyük büyük amcası Necib Nassar’ın kaçış yolculuğunu tekrarlıyor. Yolculuk sırasında amcasının uğradığı, konakladığı o hayat dolu yerlerin nasıl birer harabe hâline geldiğini gözlemliyor. Filistin’in bugün berbat bir hapishaneye dönüştüğünü, Necib amcası gibi özgürce dolaşmanın ise artık imkânsız olduğunu acı tecrübelerle keşfediyor. Zamandaki Kırılma: Osmanlı Filistin’ine Veda, siyonizmin bölgedeki ekolojik yapıyı, doğal kaynakları, huzuru, toplumsal hafızayı nasıl geri dönülmez biçimde mahvettiğini gözler önüne seren çarpıcı bir yolculuk öyküsü. Ancak her türlü kedere ve baskıya rağmen bir gün Filistin’in özgür olacağına inanan yazar, Necib amcasından miras kalan mücadeleci ruhu okuyucularına vermeyi başarıyor.
210.00 ₺ -
Fatihin Entellektüel Portresi
Fatih Sultan Mehmed, 1453 yılında İstanbul’u fethettiğinde kurmak istediği dünya imparatorluğunun başkentini aynı zamanda bir kültür merkezi haline getirmeyi amaçlıyordu. Çok genç yaşta Doğu ve Batı kültürüne hâkim olan Fatih, bir yandan İslâm bir yandan da eski Yunan ve Roma’nın kültür mirasıyla yakından ilgileniyordu. Her gün Büyük İskender’in hayatını dinleyen, dönemin ulemasının dinî konularda yaptığı sohbetlere katılan, kütüphanesi için İlyada Destanı’nın bir nüshasını hazırlatan, “din ve felsefe münasebetleri” konusundaki önemli iki âliminden birer eser yazmalarını isteyen aynı Fatih’tir. Topkapı Sarayı’nda kurduğu kütüphanede İslâm dininin ve kültürünün en önemli kaynakları yanında Grekçe, Latince, Ermenice, Süryanice, İtalyanca ve İbranice yazılmış yazma eserler de mevcuttu. Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, Fatih’in Entelektüel Portresi’nde hiçbir Osmanlı padişahı ile kıyaslanamayacak bu büyük hükümdara, ilgilerini, meraklarını ve kütüphanelerini merkeze alarak yakından bakmayı deniyor.
147.00 ₺ -
Yirmi İki Mürekkep Damlası
Elinizdeki kitap, Osmanlı kültür tarihine araştırmaları ve keşifleriyle damga vuran Prof. Dr. İsmail E. Erünsal ile yine kültür tarihi alanında yazı ve röportajlarıyla tanınan gazeteci-yazar Halil Solak’ın yaptığı uzun soluklu bir söyleşiden oluşuyor. Prof. Erünsal’ın İstanbul Üniversitesi’nden İngiltere’ye uzanan eğitim yılları, üniversite hocalığı, akademik dünyanın problemleriyle açılan kitap, imparatorluk coğrafyasında kitap ticaretinin ve kütüphanelerin gelişimi, padişahların kitaplarla ilişkisi, Osmanlılarda kadınların okuduğu kitaplar, sıbyan mektepleri, sosyal ve kültür tarihi kaynağı olarak kadı sicillerinin kullanımı, dünden bugüne sahaflığın seyri, kütüphanelerin ve arşivlerin güncel durumuna dair değerlendirmeleriyle sürüyor. Kuruluş yıllarından itibaren TDV İslâm Ansiklopedisi ve İSAM Kütüphanesi çalışmalarının her aşamasında bulunan Prof. Erünsal, yönetici kimliğiyle değerli tecrübelerini de bizimle paylaşıyor. Prof. Dr. İsmail E. Erünsal ile Yirmi İki Mürekkep Damlası sizi kitapların büyülü dünyasında ilham verici bir sohbete davet ediyor.
525.00 ₺ -
Tarihi Değiştiren Günler
Tarihi Değiştirenler Serisi tüm hızıyla devam ediyor… Serinin bu kitabı tarihte dönüm noktası olan günlere odaklanıyor… “O sırada Türkiye’de ne oluyordu?” bölümüyle de okurlara karşılaştırmalı tarih okuması imkânı sağlıyor… Süveyş Krizi, Vietnam Sendromu, Neil Armstrong, Baas Partisi, Keşmir Sorunu, Kore Savaşı, Uzun Yürüyüş, Bağımsızlık Bildirgesi, Büyük Bunalım, New Deal, İran İslam Devrimi, Amerikan İç Savaşı, Cemal Abdül Nasır, 11 Eylül Saldırıları, Mahatma Ghandi, Başkan Kennedy, Kıbrıs Barış Harekâtı, Mehmet Ali Ağca, İnebahtı, Çernobil, Petrol Krizi, Normandiya Çıkarması, Saddam Hüseyin, Pearl Harbor Baskını, El Kaide, Everest, Apartheid, Gagarin, Perestroika, Başkan Mao, Konstantinopol, Waterloo, Küba Füze Krizi, Savaşların Anası, Afganistan'ın İşgali, Berlin Duvarı, Haçlı Seferi, Sivil İtaatsizlik, Tiananmen Olayları, Macar Ayaklanması, Prag Baharı, Nelson Mandela, Enosis, Politbüro, Klonlama, İnternet, Viyana Kuşatması, Filistin-İsrail Barışı, Napolyon, Soğuk Savaş, JFK, Albaylar Cuntası, Martin Luther King, Ekim Devrimi ve daha onlarcası... BU İSİMLER VE KAVRAMLAR HAYATIMIZA NASIL GİRDİ DERSİNİZ?
280.00 ₺ -
Tarihi Değiştiren Konuşmalar
Tarihin önde gelen liderlerinin kimi zaman ADALET ve ÖZGÜRLÜK çağrısı yaptığı, kimi zamansa DEMOKRASİ ve EŞİTLİK için ayağa kalktığı, bazen TEHDİT savurup KORKU saldığı ama sıklıkla da ortaya büyük bir VİZYON koyup yeni bir DÜZEN yaratmaya soyunduğu konuşmalardan oluşan bu kitabı okuduğunuzda, kelimelerin eylemlere nasıl ilham verdiğine şahit olacak, bundan böyle “söylenenlere” daha iyi kulak kabartacaksınız. Ali Çimen’in yenilenerek okuyucusuyla buluşturduğu bu kitapla; Büyük İskender’in kılıcıyla olduğu kadar sözcükleriyle de dünyayı fethettiğine tanıklık edecek, Tarık bin Ziyad’la gemileri olmasa da kelimeleri ateşe verecek, Alp Arslan’ın cümleleriyle Anadolu’nun kapılarını omuzlayacağız. Haçlı Seferleri’nin nasıl başladığına Bizzat Papa Urban’nın ağzından şahit olacak, Kraliçe I. Elizabeth’le birlikte ordusuna cesaret verecek, Abraham Lincoln’le demokrasi yemini edeceğiz. Susan B. Anthony ile kadın düşmanlarına meydan okuyacak, Bismarck’ın nutkuyla Almanya’nın düşmanlarına göz dağı vereceğiz. Durmayacak, Woodrow Wilson’la “Yeni bir dünya kurulsun!” diyecek, Atatürk’le yeni bir dünyanın kurulduğunu ilan edeceğiz. Sözün gücüne inananlara...
315.00 ₺ -
Osmanlıya Kalan Miras
"Yakın tarihin altı asrına damgasını vuran Osmanlı Devleti, Avrupa ile en çok teması olan İslâm devleti idi. Öyle ki ecnebîler, İslâm deyince Türk’ü anlar; 'Müslüman oldu!' yerine 'Türk oldu!' derlerdi. Asırlarca Batı’nın Müslümanlığa açılan penceresi Osmanlılar oldu. Bu miras, onlara cihan hâkimiyetinin yolunu açtığı gibi, bugün bile özlenen apayrı bir dünya görüşünün de temsilcisi kıldı. Elinizdeki kitap, Osmanlı’ya kalan işte bu mirastan bahsetmektedir." Ekrem Buğra Ekinci Ekrem Buğra Ekinci Osmanlı’ya Kalan Miras kitabıyla Osmanlı medeniyetini meydana getiren ve asırlarca yaşatan maddi-manevi dinamikleri akıcı bir üslupla anlatıyor. Osmanlı sosyal hayatının her sahasında, o köklü medeniyeti kuran ve devamını temin eden birçok detayı yakalayıp rehber edineceğiniz bu çalışmada, aslında matbaanın zannedildiği gibi Osmanlılara geç gelmediğini; Müslümanların ilimde geri kalmadıklarını; atalarımızın yanmayan, yıkılmayan kütüphaneler inşa ederek ilme nasıl değer verdiklerini; Osmanlı cemiyetinde okur yazar nisbetinin zannedilenden daha fazla olduğunu; mahkemeye taşınan her türlü davanın kayda geçildiğini; Ramazan ayı ile birlikte oruç ve kurban gibi vecibelerin cemiyet hayatında nasıl yerine getirildiğini ve daha nice enteresan hâdiseleri birbirinden çarpıcı misallerle okuyacaksınız… Osmanlı’yı Osmanlı yapan, Hazret-i Peygamber’den Osmanlı’ya intikal eden mirasın “Osmanlı Medeniyeti”ni nasıl kurduğu ve birçoğunun hâlâ daha nasıl yaşadığı Ekrem Buğra Ekinci’nin enfes üslubuyla Osmanlı’ya Kalan Miras’ta…
280.00 ₺ -
Kısa İslam Tarihi Başlangıcından Osmanlılara Kadar
Yüzyıllara damga vuran İslam Tarihi’ni bir de böyle okuyun… Ahmet N. Özdal, bu çalışmasında İslam Tarihi’yle alakalı öteden beri söylenmekte olanları tekrarlamaktan olabildiğince kaçınarak sadece yeni bilgilerle, yorumların ya da farklı bakış açılarının sunulmasına gayret ediyor. Hz. Muhammed ve Dört Halife dönemlerini, giriş konuları olarak ele alıp kısa tutarak Sâmânîler, Fâtımîler, Harezmşahlar, Selçuklular gibi devlet ve hanedanlıklarla alakalı bilinmeyen birçok detayı anlatıyor. Özdal; Sâmânî ile Sâsânî kelimelerini birbirine karıştırabilen, Büveyhî lafzını duyduğunda aklında sadece “Şii Büveyhoğulları” canlanan, Murâbıtlar Devleti hakkında belki hiçbir şey duymamış olan ya da Eyyûbîler konusu geçtiğinde, sohbeti “Selahaddîn Eyyûbî Kürt müydü?” tartışmasının ötesine götüren özgün bilgiler sunuyor. Aynı zamanda siyaset, ekonomi ve ticaret olgularının yanında önemli liderlerin, politik ya da dinî figürlerin, bazı şairlerin ve bilim adamlarının karakter özelliklerine yoğunlaşarak bütüncül bir bakış akışı üzerinden İslam Tarihi’ni anlatıyor. Bu kitap, başlangıcından Osmanlılara kadar ana hatlarıyla, öne çıkan karakterleriyle, ekonomisiyle, siyasetiyle, sosyal yaşamıyla İslam’ın tarihî serüvenini merak eden herkese alternatif bir tarih okuması sunuyor…
175.00 ₺ -
Tarihi Değiştiren Olaylar
MAGNA CARTA ile despot hükümdara “Dur!” diyen insanlık, RÖNESANS ile zihnin önündeki engelleri kaldırdı, kendini keşfetti. FRANSIZ DEVRİMİ ile monarşileri alaşağı edip “Ben de varım!” dedi. AYDINLANMA ile aklı keşfedip SANAYİ DEVRİMİ’nin kapısını açtı. 1917’de bu kez bu devrimin yarattığı sınıf sömürüsüne EKİM DEVRİMİ ile “Dur!” dedi. Bilim ve teknoloji ile kalkınıp zenginleşti; ancak iki dünya savaşı ve onların arasına sıkıştırdığı BÜYÜK EKONOMİK KRİZ’le kendini sıfırladı. Bu sıfırlanıştan doğan HİTLER gibi bir canavarı NORMANDİYA ÇIKARMASI ile yere serdi. Sadece onu sermekle kalmadı; suç ortağını pes ettirmek için kullandığı benzersiz bir silahla ATOM ÇAĞI’nı da başlattı. Tüm bunlara paralel gerçekleşen YAHUDİ SOYKIRIMI, alnına kara bir leke olarak kazındı, vicdanı öldü. Ölmeyen aklıyla SOĞUK SAVAŞ’ı başlatıp ortasında AVRUPA BİRLİĞİ’nin yükseldiği iki kutuplu yeni bir düzen kurdu. Soğuk Savaş’ı kazanmak için Dünya’yı tıka basa nükleer silahlarla doldururken UZAY YARIŞI ile kainatı keşfetti. Dünya’nın sınırlarını terk ederken BERLİN DUVARI ile aynı dili konuşanları birbirine hasret bıraktı. Gün geldi SOVYETLER BİRLİĞİ’nin çöküşüne şahitlik etti. Soğuk Savaş’ın bitmesiyle hızlanan tarih başını döndürürken 11 EYLÜL SALDIRILARI ile sarsıldı; yeni ve belirsiz bir düzene adım attı. Ama ne olursa olsun Fransız Devrimi’nde yüksek sesle haykırdığı özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe olan iştahı hiç dinmedi…
315.00 ₺ -
Osmanlı Devletinin Kısa Sosyal Tarihi
Sosyal tarih denildiği zaman akla gelen önemli tarihçilerden G. M. Trevelyan klasikleşmiş olan English Social History adlı eserinde sosyal tarihi siyasi tarihin hariç bıraktığı ya da unuttuğu insanların tarihi olarak tanımlar. Bunu yaparken, insanları siyasetten bağımsız düşünmenin zor olduğunu ve hele İngiltere insanı için bunun daha zor olduğunu belirtir. Sosyal tarih olmaksızın iktisadi ve siyasi tarihin anlaşılamayacağını savunur. Bu sözleri Osmanlı tarihi ve insanına uyarlamamız mümkündür. Nitekim XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Charles Issawi, Roger Owen, Halil İnalcık, Donald Quataert, Nikolai Todorov gibi tarihçi ve sosyal bilimciler “Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihinin” farklı dönemlerine ve bölgelerine ışık tutmaya çalıştılar. Bu çalışmaların hiçbirisi “devlet”i konu dışında bırakmamıştır. Bu çalışmalarda birinci ve ikinci elden nicel ve nitel veriler kullanılarak Osmanlı toplumunun bürokrasiden başka diğer unsurları da incelenmiştir. Elinizdeki bu kitap, merhum Kemal Karpat’ın vefatından kısa bir süre önce arşivini düzenlediği sırada, ayırıp yayınevinin mutfağına gönderdiği, bir yönüyle yukarıda ismi verilen sosyal bilimcilerin takip ettiği metot ve verileri kullanmak suretiyle oluşturulmuş bir sosyal tarih çalışmasıdır. Osmanlı Devleti’nin devraldığı tarihsel miras ve coğrafya üzerine kurduğu özgün sosyo-politik, ekonomik, kültürel ve askerî yapılanmasının bilhassa XVI. yüzyılın sonundan itibaren yaşadığı dönüşümün sebepleri mukayeseli bir bakış açısıyla tahlil edilmektedir. Karpat, kendisine has üslubu ve metodolojisiyle Osmanlı siyasası ve toplumsal yapısı üzerindeki temel dinamiklerin paradoksal değişimini genel yönleriyle tahlil ederken çok ilginç ayrıntılara değinmek suretiyle hem bir bütün halinde Osmanlı tarihini incelemiş hem de birtakım ayrıntıları da ihmal etmediğini göstermiştir. Merhum Kemal Karpat’ın 35 yıl önce hazırladığı bu kitabı neşretmekle hüzünlü bir sevinç yaşamaktayız.
227.50 ₺ -
Ben Türk
Resmî kaynaklara göre Kore Savaşı süresince Kuzey Kore ve Çin kuvvetleri tarafından esir edilen 7,190 Amerikan askerinin yaklaşık %38’i, 1,148 İngiliz askerinin ise %15’i esir kamplarında öldü. Yine, Amerikalı esirlerin %15’i ve İngiliz esirlerin %12’si düşmanla iş birliği yaparken, savaş sonunda 21 Amerikalı ve 1 İngiliz asker düşmana iltica etti. Buna karşın, aynı esir kamplarında yaşayan 244 Türk esir arasında kampta ölen ya da savaş sonunda düşmana iltica eden olmadı. 244 Türk esirin bu başarısı Batı dünyasında büyük yankı uyandırmıştı. ABD Ordusu Kore’deki Türk esaret deneyimi üzerine bir akademik araştırma yaptırmış, bu araştırmadan elde edilen bulgular ABD Ordusu’nun bugün halen kullandığı muharebe ve esarete yönelik davranış ilkeleri rehberinin oluşturmasında emsal teşkil etti. Ne var ki, Kore Savaşı’nın ardından Batı’da yayınlanan çok sayıda kitap ve makale ABD Ordusu’nun Türk esirler hakkındaki bulgularını tahrif etmiştir. Türk esirler hakkında İngilizce yapılan yayınlar Kore’de tutsak olan 244 Türk askerinin gösterdikleri üstün esaret performansını onların “profesyonel” ve “elit” askerler oldukları gibi mesnetsiz bir iddia ile açıklamaya çalışmışlardır. Bu görüş, günümüze kadar, Kore’deki esirler ile ilgili literatüre hâkim olmuştur. Askerî antropolog Aynur Onur Çifci Ben Türk adını verdiği bu çalışmasında Türk, Amerikan ve İngiliz arşivlerinden elde ettiği askerî belgelere, esir olan Türk askerlerle yaptığı mülakatlara ve ailelerinden temin ettiği şimdiye değin yayınlanmamış notlara dayanarak Kore’deki 244 Türk esirini ve onların esaret hayatları hakkındaki gerçekleri ele almakta, kamplarda nasıl hayata tutunduklarını ve düşmanın komünist propagandasına nasıl mukavemet gösterdiklerini ilk defa bu kadar detaylı gün yüzüne çıkarmaktadır.
280.00 ₺ -
Osmanlı Hanedanının Kayıt Defteri
Osmanlı Devleti, altı asır boyunca üç kıtada hüküm süren büyük bir devletti. Bu süre boyunca Osmanoğulları Hanedanı tarafından yönetildi. Bu kadar uzun süre, bu kadar geniş bir coğrafyaya hükmetmeyi başarmış olan bu hanedanın üyeleri ve mensupları her zaman büyük bir merak uyandırdı. Sultan V. Murad’ın torunu Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun yazdığı ve adını Osmanlı Hanedanı’nın Kayıt Defteri koyduğu bu çalışma, içeriden bir bakış açısıyla Osmanlı Hanedanı’nın, özellikle, 19. ve 20. yüzyıllardaki üye ve mensupları hakkında bilinmeyen pek çok ayrıntıyı istatistik ilmiyle yoğurarak okuyucuların dikkatine sunmaktadır. Bu eserde, ilk olarak Osmanlı Hanedanı’nın tarihî geçmişine değinilmiştir. Burada hilafetin tarihçesi, Osmanlı fetihleri, Osmanlı armasının tarihçesi, Osmanlı Hanedanı’nın üyeleri ve mensuplarının kimler olduğu gibi konularda ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra, padişahların doğum tarihleri ve burçları, sünnet düğünleri, kılıç kuşanmaları, lakap ve mahlasları, bağlı oldukları tarikatlar, eş ve çocuk sayıları, saltanat süreleri ve vefat nedenleri gibi okuyucuların ilgisini çekecek konulara değinilmiştir. Son bölümde ise Mart 1924’te çıkarılan kanun gereği sürgüne gönderilen ve halen yaşamakta olan Osmanlı Hanedan üyeleri ve mensupları hakkında birçok malumat bulunmaktadır. Osmanlı Hanedanı’nı saltanat devrinde, sürgün senelerinde ve günümüzde sayılarla ifade eden bu çalışma konuya meraklı tarih okurlarının başucu eseri niteliğindedir.
189.00 ₺ -
Kısa İkinci Dünya Savaşı Tarihi
Birinci Dünya Savaşı sonunda yapılan antlaşmalar, o an için silahları susturmuş, ama gerçek bir barış ortamı tesis edememişti. Örneğin Almanya ile Fransa arasında, 1918 yılının 11. ayının 11. günü, saat 11’de yürürlüğe giren ateşkes antlaşması, Compiègne ormanındaki Rethondes İstasyonu’nda bir tren vagonunda imzalanmıştı. Aynı vagon, çok değil, 22 sene sonra bir antlaşmaya daha şahit olacaktı. Bu kez teslim alınan Fransa, teslim alansa Adolf Hitler’di. İkinci Dünya Savaşı dünya tarihinin bilançosu en ağır savaşıdır. Bu savaşta cephe ve cephe gerisi ayrımı anlamını yitirmiş, şehirler ve siviller bombalanmış, yıkılmaz denilen hatlar, aşılmaz denilen barikatlar düşmüş, istihbarat ve teknoloji savaşları çatışmaların gidişatını derinden etkilemiş, insanlık Nazi vahşeti ve soykırım kavramı ile tanışmış ve savaşı neticelendiren de yine sivilleri hedef alan atom bombaları olmuştur. 1945 sonrası dünyayı şekillendiren Soğuk Savaş da İkinci Dünya Savaşı’nın bir sonucudur. Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi kitabıyla savaş tarihi anlatımına farklı bir perspektif getiren İlkin Başar Özal, bu defa İkinci Dünya Savaşı’nı masaya yatırıyor. İki dünya savaşı arası dönemi ve bu savaşa yol açan zemini ayrıntılı biçimde inceledikten sonra Doğu cephesinden Batı cephesine, Afrika’dan Pasifik’e, Atlantik’ten Balkanlar’a kadar savaşın tüm cephelerini ayrı ayrı ele alıyor. Savaşın gidişatını belirleyen teknoloji mücadelesini, istihbarat savaşlarını, taktik ve strateji oyunlarını da akıcı bir dille metne yediriyor. İkinci Dünya Savaşı’nı başından sonuna tüm cepheleri ve ayrıntıları ile ele alan kitap salt bir kronoloji düzeni içinde akmak yerine karşılıklı bağlantıları kurarak her cepheyi açık ve anlaşılır biçimde analiz ediyor.
420.00 ₺ -
Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi
28 Haziran 1914… Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinand ile eşi Sophie’nin Saraybosna gezisi sırasında uğradıkları suikast sonucu hayata veda ettikleri gün… Suikastın, Avusturya-Macaristan’ın egemenliği altında bulunan Bosna-Hersek’in kendisine bırakılmasını isteyen Sırbistan'ın yönlendirdiği bir grup milliyetçi genç tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. 29 Haziran’da başlayan karşılıklı tepkiler sonucunda bir dünya savaşına neden olan bu olay, hiç de basit bir gerekçeye sahip değildi. Franz Ferdinand ile eşi Sophie’yi öldüren Gavrilo Princip, sadece bir figürandı. Veliahdı öldüren silah, 16. yüzyılda imal edildi, 17. yüzyılda çekildi, tetiğine 18. yüzyılda basıldı ve namludan çıkan mermi 19. yüzyılı baştan sona geçerek 1914 yılında Ferdinand’a saplandı. İlkin Başar Özal, Kısa I. Dünya Savaşı Tarihi isimli kitapta farklı bir anlatım tekniği deniyor. On beşinci yüzyıldan başlayarak Büyük Savaş’a giden sürecin ayrıntılarını gözler önüne seriyor ve sadece bir kronolojik akış vermenin ötesine geçerek her cepheyi ayrı ayrı ele alıyor. Batı ve Doğu Cephelerinin gölgesinde kalan çatışmaları; Osmanlı’nın kuvvetli bir direniş gösterdiği Çanakkale’yi, hep hüzünle hatırladığımız Sarıkamış’ı ve devamında Kafkas İslam Ordusu’nun ilerleyişini, Mısır’da Kanal’a yapılan taarruzu, İngilizlere karşı kazanılan Kutü’l-Amare Zaferi’ni, Fahrettin Paşa’nın efsanevi Medine Müdafaası’nı, Balkanlarda, İtalya’da, Afrika’da, Uzakdoğu ve Pasifik’te yaşanan çatışmaları, ayrıca hava ve deniz savaşlarını da canlı tasvirlerle, son derece akıcı bir biçimde anlatıyor.
315.00 ₺ -
Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sufilik
Ahmet Yaşar Ocak’ın eserleri arasında belki de beni en fazla etkileyenlerden biri de Kalenderîlere dair kitabıdır. Ben onun yazdığı bütün eserleri okudum. Kalenderîleri marjinal bir sûfilik hareketi olarak anlattığı bu eserinde, bu meselenin bir itikat meselesi olmaktan ziyade, bir sosyoloji meselesi olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu konuları araştırırken ilahiyatçı gözüyle değil, sosyolog ve tarihçi gözüyle bakmak gerektiğini onda gördüm. Ocak’ın Kalenderîler üzerine yazdığı bu eser âdeta bir metodoloji modelidir ve beni bu açıdan en fazla etkileyen eserdir.
350.00 ₺ -
Kısa Dünya Tarihi
Avcılık ve toplayıcılıkla başlayan; Mezopotamya’dan Roma uygarlığına, Rönesans’tan Tanzimat’a, Haçlı Seferleri’nden İkinci Dünya Savaşı’na, Japonya’dan Amerika’ya uzanan 100 bin yıllık uzun bir yolculuğun kısa tarihi bu… Tarih Öncesi’nden bugüne imparatorlukların yükselişi ve çöküşü, dünya siyasetine yön veren olaylar, kişiler, savaşlar ve fikirler... Batı’nın ve Doğu’nun tarihteki dönüm noktaları ve birbirlerine etkileri… Osmanlı ve Türk tarihiyle bağlantılı hadiselerin öncesi ve sonrasına genel bir bakış... Bu kitapla; ilk uygarlıkların doğuşuna ve insanoğlunun dünyaya yayılıp hükmetmesine şahitlik edeceksiniz. Tarihsel çağlar arasında seyahat edip Coğrafi Keşifler’le Yeni Dünya’yı keşfedecek ve kıtalar arasında dolaşacaksınız. Rönesans’la fikirlerin bir uçtan bir uca yayılışına tanık olacak, Sezar’dan Fatih Sultan Mehmed’e, dünya düzenini değiştiren imparatorlara eşlik edeceksiniz. Kadeş Antlaşması’ndan iki büyük dünya savaşına ve ardından Soğuk Savaş’a kadar uzanan süreçte savaşlar ve devrimlerle dünyanın sürekli değişen düzenine tanıklık edip önemli antlaşmalara imza atacaksınız. Evet; yazının icadından günümüze kadar geçen bu uzun soluklu süreçte kıtalar ve yüzyıllar arasında sıçramalı bir yolculuk sizleri bekliyor! Ali Çimen’in kaleminden dünyamızın kısa tarihi. Bu kitabı bitirdiğinizde, genel dünya tarihine ilişkin cevapsız sorunuz kalmayacak!
315.00 ₺ -
Kutül Amare Kahramanı Halil Kut Paşanın Hatıraları
“Ve geriye baktığım zaman görüyorum ki, yalnız dalgalı, hareketli bir şahsi hayatın değil, dalgalı, hareketli, ihtiraslı ve hayal ufuklarına sınır tanımayan bir değerli ve üstün neslin de son temsilcisi gibiyim. Evet, bir son temsilci. Ve son Osmanlı paşası! İşte bu, ‘Son Osmanlı Paşası’ benim...” Halil Kut Paşa I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale Savaşı ile beraber Britanya İmparatorluğu’nun yaşadığı en büyük hezimet olan Kutü’l-Amare Savaşı; Osmanlı-Türk askerî tarihi içinde çok önemli bir yere sahiptir. Keza, bu önemli zaferin kazanılmasında “VI. Ordu Komutanı” sıfatıyla öncelikli pay sahibi olan Halil Paşa da gerek buradaki hizmetlerinden, gerekse de Osmanlıların son döneminde önem atfedilmiş pek çok olayın bizatihi içinde bulunmasından ötürü üzerinde durulması gereken fakat sonraki dönemlerde izleri silinmeye çalışılmış önemli bir şahsiyettir. 1916 yılı Nisan ayında, Kutü’l-Amare’de içlerinde 5 generalin de bulunduğu 13.000 İngiliz askerini esir alan Osmanlı ordusu komutanı Halil Kut Paşa hatıralarında; İttihat ve Terakki’nin kuruluşundan Trablusgarp Savaşı’nda düşmanla göğüs göğüse çarpıştığı Afrika Cephesi’ne; İngiliz tarihinin en önemli yenilgilerinden biri sayılan Kutü’l-Amare’den Kurtuluş Savaşı’nda verilen mücadelelere kadar birçok olayla birlikte Enver Paşa’dan Mustafa Kemal’e; Kâzım Karabekir’den İngiliz casus Lawrence’a kadar birçok kişi hakkındaki bilinmeyenleri de ilk kez anlatmıştır. Halil Paşa’nın hatıraları Akşam gazetesinde 10 Ekim 1967 tarihinde başlayıp 29 Aralık 1967’ye kadar toplam 81 gün boyunca yayımlanmıştır. Yazı dizisinin ilk beş gününde Halil Paşa ile ilgili bir takdim yazısı yayımlayan Şevket Süreyya Aydemir ise hatırat süresince bazı yerlerde dipnotlar ile bilgilendirmeler yaparak okuyucuyu aydınlatmıştır.
227.50 ₺ -
Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik
Türkiye’de ve dünyada, Osmanlılarda kitap ve kitabın tarihi denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olan İsmail E. Erünsal’ın bu eseri otuz yıllık bir çalışmanın mahsulü. Eserde Osmanlı vakıf kütüphanelerinin geçirdiği değişim ve gelişmeler İmparatorluğun kuruluşundan Cumhuriyet’e kadarki devrede ele alınmış ve dönemsel özellikleri belirtilerek tarihî bir sıra içinde incelenmiştir. Aynı zamanda Osmanlı dönemindeki vakıf kütüphanelerinin organizasyonu ve çalışma esasları tespit edilmiştir. Bu eser 500’e yakın vakfiye ile bazı vakıf kayıtlarının incelenmesiyle oluşturulmuştur. Bu kayıtlarda personel, koleksiyon ve yararlandırma konularındaki belge zenginliği; çalışmada bu hususlara özel olarak değinilmesine imkân vermiştir. Sınırlı malzemenin elverdiği ölçüde kütüphane binaları ve kütüphanelerin bütçeleri de incelenmiştir. Ayrı bir bahiste Osmanlı kütüphanelerinin teşkilatlanmasına da yer verilmiştir. Arşiv belgeleri gibi ham ve orijinal malzeme üzerinde yıllarca süren titiz bir çalışmanın ürünü olan elinizdeki kitap, Osmanlı kütüphaneleri ve kitap tarihi için eşsiz bir kaynaktır. Türk kültür tarihi ile ilgilenen akademisyen, öğrenci ve entelektüellerin başucu kitabı niteliğindeki bu çalışma, sahasındaki büyük boşluğu doldurduğu gibi kendinden sonraki birçok çalışmaya öncülük edecek bir kaynak eser niteliği de taşımaktadır. Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik kitabıyla Osmanlı’nın entelektüel tarihi hakkındaki sınırlı bilgilerimiz zenginleşecek, Osmanlı kitap ve kütüphane tarihi ile Osmanlı kültür tarihi alanında bugüne kadar bilinen birçok hüküm değişecektir.
700.00 ₺ -
Osmanlı Kültür Tarihinin Bilinmeyenleri
Kültür ve edebiyat tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, bu kitabında yıllar yılı zihninde yoğurduğu, çalışmaları sırasında tespit ettiği, ilmî çalışmalara katkı sağlayabileceğini düşündüğü, daha önce bilinmeyen belgeleri ve kültür tarihimizle ilgili bazı ilginç konuları okuyucularıyla paylaşmaktadır. Erünsal yaptığı çalışmalarda özellikle Osmanlı’dan günümüze kitap kültürü, sahaf ve kütüphaneler özelinde gün yüzüne çıkmamış birçok şer‘i sicil, rapor, seyahatname, günlük kullanmıştır. Büyük bir ustalıkla yorumladığı bu belgelerin hepsi Osmanlı entelektüel tarihini aydınlatan birer meşale olarak literatürdeki yerini almıştır. * Fetihten sonra İstanbul'da ilk defa hangi vakıf kütüphanesi kuruldu? * II. Bayezid dönemi âlimlerinden Molla Lütfi zındıklık ithamıyla mı öldürüldü? * Fethedilen Arap ülkelerindeki vakıf kütüphaneleri Osmanlılar tarafından yağmalandı mı? * Somuncu Baba hakkındaki yeni bilgiler. * Şeyh Vefa’nın bilinmeyen vakfiyesi. * Şehid Ali Paşa’nın kitaplarının müsaderesi dolayısıyla Osmanlılara yapılan bağnazlık ithamı ne derecede haklıdır? * Viyana Elçisi Seyfullah Ağa’nın sefareti sırasında başından neler geçti? * Bir Osmanlı kadısı: Sadreddinzâde Telhîsî Mustafa Efendi, günlüğünde hangi ilginç olaylardan bahsediyor? * Osmanlı Sultanı II. Osman adına gönderilen elçiyle Lehistan Kralı Nalkıran (II. Ogüst) neler konuştu? * Aşkî Mustafa Efendi Medine Tarihi adlı eserinde neler yazıyor? * Osmanlı münevverlerinin Evliya Çelebi’ye ve Seyahatnâme’sine bakışı nasıldı? * II. Abdülhamid döneminde Türk kütüphaneciliği nasıldı ve hangi kütüphaneler vardı? * İslâm dünyasında bir kütüphane türü olarak Dârü’l-İlimler ne zaman ortaya çıktı? Her biri Osmanlı kültür tarihi alanında çok önemli bir boşluğu doldurarak geleceğin tarihçilerine ve kültür araştırmacılarına yol gösteren birçok sorunun cevabı Osmanlı Kültür Tarihinin Bilinmeyenleri’nde…
595.00 ₺ -
Tarihin Arka Sokakları
- Serbest Fırka nasıl kuruldu, nasıl kapatıldı? - Menemen Olayı Nedir? * Osmanlı Padişahları Neden Hacca Gitmediler? - Çocuk yaştaki şahzâdeler neden öldürülürdü? - "Babıâli Baskını" ve "Kurtarıcı Subaylar" hareketi nedir? - Osmanlı'larda ilk seçim ne zaman yapıldı? - Matbaa irtica yüzünden mi geç geldi? - Eski bayramlar nasıl kutlanırdı? * Osmanlı'da grev hakkı var mıydı? - Bir "Osmanlı Demokrasisi"nden söz edilebilir mi? - Yunanistan'a gıda yardımı yaptığımız doğru mu? Osmanlı Devleti İspanyol Yahudilerine neden yardım etti? - M. Akif, II. Abdülhamid'e "ödlek" dedi mi? - Vaktiyle Fransızlar' beslediğimiz doğru mu? - Sultan Vahideddin hain miydi? - 19 Mayıs 1919'de gerçekten ne oldu? - Cumhuriyet döneminin ilk demokratik seçimi nasıl gerçekleşti? - "Oniki Adaları nasıl kaybettik? * Eski CHP döneminin ders kitapları nasıldı? - "Yeniden Osmanlı" yaşanabilir mi? - Enver Paşa hain mi, vatansever mi? - Yakın tarihin Türkiye'si
162.50 ₺ -
Türklerin Kayıp Yüzyılı Beylikler Devri Türkiye
Selçuklular-Beylikler-Osmanlılar bağlamında adım adım Anadolu’nun Türkleşme ve İslâmlaşma hikâyesi… Türk Beylikleri Dönemi ve beyliklerin bütüncül ve kapsamlı bir araştırması… Malazgirt’te kazanılan büyük zaferden sonra Anadolu coğrafyası Türklere açılmış, Selçukluların yükselişi ile birlikte Orta Asya’dan Ortadoğu’ya doğru hız kazanan Türk göçleri, nihayetinde bir vatana yerleşmekle sonuçlanacak bir istikamet elde etmişti. Anadolu’nun siyasi ve etnik olarak Türkleşip Türkiye haline gelişi önemli ölçüde Türk Beylikleri Dönemi’nde tamamlanmış; Türk dili yeniden yazı dili haline gelmiş; Anadolu’daki Türk millî edebiyatının ilk önemli örnekleri bu dönemde verilmeye başlanmış ve sonraki yıllarda Osmanlılarla birlikte Viyana’ya kadar ulaşacak Türk siyasi kudretinin yine aynı dönemden kök alması gibi tarihimizin önemli dönemeçleri temelde beyliklerle birlikte şekillenmiştir. Beyliklerin siyasetten sanata kadar ortaya koydukları eserleri ve ürettikleri mirası kendi potasında bir araya getiren Osmanlılar da birkaç yüzyıl içerisinde Avrupa’nın kalbine kadar uzanan bir egemenlik alanı inşâ etmişlerdir. İşte Selçuklulardan başlayıp Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna kadar geniş bir dönemi ele alıp beyliklerin bu süreçteki önemine değinen Prof. Dr. Mehmet Ersan ve Yrd. Doç. Dr. Mustafa Alican; beyliklerin, bölgelerinde nasıl ortaya çıktıkları, ne gibi faaliyetlerde bulundukları ve birbirleriyle olan rekabet ilişkileri bağlamında bir okuma sunuyor. Germiyanoğulları, Menteşeoğulları, Hamidoğulları, Karamanoğulları, Karesioğulları ve pek çok beylik üzerine kurulu 13.-15. yüzyıl arasını kapsayan bir Türkiye Tarihi okuması yapmak isteyenler için kaçırılmayacak bir çalışma: TÜRKLERİN KAYIP YÜZYILI: BEYLİKLER DEVRİ TÜRKİYE TARİHİ.
210.00 ₺ -
Omuzumda Hemençe Cumhuriyet Devrinde Bir Medrese
“Halk Partisi’nin son dönemleri olduğundan, her ne kadar Kur’ân okutma yasağı biraz gevşese de ortamda yine jandarma korkusu hâkimdi. Bunun için hocamız, caminin önüne daima içimizden bir nöbetçi diker ve Çaykara yolundan jandarmaların gelmekte olduğu haberi geldiğinde, hemen Kur’ânlarımızı caminin tavan arasındaki boşluğa gizler ve cami etrafında oynamaya koyulurduk. Her ciddi olaydan bile, bir oyun çıkarmakta mahir olan talebeler, bu nöbet görevini hiç savsaklamazlar, şakaya alıp, sahte alarm vermezlerdi.” Ali Kemal Saran Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Trabzon’un ücra orman köylerinden birinde yetiştikten sonra Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinde vaizlik/müftülük görevini ifa eden Ali Kemal Saran, dağları sisle kaplı memleketini, her biri birbirinden güzel fotoğraflarla anlatıyor. Cumhuriyet’in ilk döneminde bir medrese talebesi olan Ali Kemal Saran, Of-Çaykara Vadisi örneğiyle, Anadolu medreselerindeki eğitim süreci ile bütün siyasi ve sosyal imkânsızlıklara rağmen geçmişle gelecek arasında sağlam bir köprü vazifesi gören hocalarını anlatarak yakın tarihin çok konuşulan fakat yeteri kadar bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor. Çok partili sisteme geçişle birlikte 1960 İhtilali’nin yaşandığı çalkantılı siyasi hayatın halk üzerindeki sosyoekonomik etkilerini hemençesinde biriktirdiği birbirinden güzel hatıralarıyla günümüze taşıyor. Karadeniz yöresinde artık unutulmuş, kaybolmuş birçok kültürel motif ve destansı yerel şahsiyet Omuzumda Hemençe kitabıyla şiir tadında dile geliyor.
210.00 ₺ -
Endülüs Tarihi
Endülüs’te İslam hakimiyeti, 711 yılında büyük komutan Tarık bin Ziyad’ın öncülüğündeki Emevî ordusunun İspanya’ya girmesiyle başlar. 800 yıl boyunca; Emevî Valileri, Emevî Emirleri, Emevî Halifeleri, Hammûdîler, Tavâif-i Mülûk, Murâbıtîn, Muvahhidîn ve son olarak Gırnata Benî Ahmer İslam Devleti’nin hüküm sürdüğü bu topraklarda aynı zamanda Muhyiddin ibni Arabî, İbni Rüşd, İbni Bâce, Zerkâli gibi birçok âlim yetişmiştir. Ortaçağ Avrupası’nın hatta dünyanın seyrini değiştiren bu muazzam medeniyet 1492 yılında bütün kütüphaneleri yıkılıp, medeniyeti ayakta tutan bütün kitaplar yakılarak yok edilmiştir. Dönemi içinde özgürlükleri ve meşrutiyeti savunan Batılılaşma yanlısı, yenilikçi, Tanzimat Edebiyatı'nın öncüleri arasında yer alan Ziya Paşa, Endülüs Tarihi isimli kitabını, Müslümanların Endülüs’teki mühim birikimlerinin o ana kadar hiçbir esere konu edilmemesi sebebiyle kaleme almıştır. Ancak bu medeniyete dair yazılı bilgiler Hristiyanlar tarafından yakıldığından ve mevcut kaynaklar iki zıt dinin mensuplarınca yazılmış olduğundan doğru ile yanlışı ayırt etmek de oldukça zorlaşmıştır. Buna rağmen Ziya Paşa bazı tarafsız Avrupalı tarihçilerin verdikleri bilgileri aktarmak ve bu medeniyetin birikimlerinden Osmanlı halkının da istifade edebilmesini sağlamak niyetiyle zamanında 4 cilt olarak basılmış bu eseri hazırlamıştır. Ona göre Endülüs kesinlikle araştırılması gereken, fakat siyaset ve medeniyet açısından uzak kalınmış bir coğrafyadır. Eser yayımlandığı dönemde çoğu yazar ve şâirin dikkatini çekmiş, Endülüs Müslümanlarının hem tarihine hem de yüzyıllar boyu süre gelen İslam geleneğinin bir parçası olan ilim, kültür ve medeniyetine ilgiyi canlandırmıştır. Ziya Paşa’nın çeşitli Fransızca ve Arapça tarih kitaplarından derleyerek ve bununla birlikte yaşadığı dönemin edebi zevkini müthiş bir zenginlikle sunarak hazırladığı Endülüs Tarihi, Osmanlı Türkçesi alanında uzman Yasemin Çiçek tarafından meşakkatli bir çalışma neticesinde sadeleştirilerek neşre hazırlanmıştır.
210.00 ₺ -
Tomris Hatun Türklerin İlk Kadın Hükümdarı
Tarihi kazılar sırasında, bazı kadın savaşçıların mezarlarında savaş aletleri görülür. Bundan dolayı Türk kadınlarının da savaşçı bir topluluk olduğu fark edilir. Bu kitap tam olarak bu konuyu ele alıyor; Türk kadın savaşçıları ve Tomris Hatun'un hikayesi. Alp Er Tunga'nın torunu olan ilk Türk kadın hükümdar. Peki, bu süreç nasıl gerçekleşti? Tomris Hatun, Türk askerlerinin başına nasıl geçti? Gerçekten Amazon kadınları var mıydı ve Tomris Hatun ile bağı neydi? Perslerin büyük hükümdarı Kyros ile tarihe geçen o büyük savaşı ve atasının intikamını anlatan etkileyici bir serüven. Hazırsanız Tomris Hatun’un hikayesi başlıyor.
187.60 ₺ -
Coğrafyanın Mitleri Dünyayı Yanlış Anlamanın Sekiz Yolu
Haritalarımız artık ejderhalar ve deniz canavarlarıyla dolu değil ama dünyayı algılama biçimimiz hâlâ görünmez coğrafi mitlerle şekilleniyor: kıtalar, sınırlar, uluslar, egemenlikler, ekonomik büyüme ideali… Peki ya bütün bu kavramlar gerçekte yalnızca birer kültürel kurguysa? Paul Richardson, Coğrafyanın Mitleri’nde dünya algımızı şekillendiren sekiz temel inancı sorguluyor. Kıtaların çiziminden GSYİH ölçümüne, Çin’in Yeni İpek Yolu projesinden Rusya’nın komşularını tehdit etmeye yazgılı olduğu düşüncesine kadar uzanan örneklerle dünyayı algılayış biçimimizi belirleyen kalıpları açığa çıkarıyor. Dünyayı olduğu gibi değil, nasıl hayal ettiğimizi anlatan bu cesur kitap, okuru bilindik sınırların ötesine geçmeye davet ediyor. “Coğrafyanın Mitleri, düşündürücü, eğlenceli ve sizi farklı düşünmeye zorlayacak bir kitap. Çevremizdeki dünyanın gerçeklerini keşfetmek için büyük bir ihtiyaç.” – Dipo Faloyin, Africa is Not a Country kitabının yazarı “Olağanüstü. Daha ilk bölümde dünyayı görme şeklinizi tamamen değiştiriyor ve bunu yedi kez daha tekrarlıyor. Bir haritaya bir daha asla aynı gözle bakamayacaksınız.” – Jonn Elledge, A History of the World in 47 Borders kitabının yazarı
262.50 ₺ -
Otağ 5 Selahaddin Eyyubi
Can olmazsa ten ortada kalmaz, ittihad olmazsa vatan yaşamaz. Melikşah’tan sonra Büyük Selçuklu Devleti bir anda birkaç atabegliğe ayrılmış, ülke güçlü emirler arasında mücadele sahasına dönmüştü. Küçük olsun benim olsun prensibi Müslümanlara büyük acılar yaşatmıştı. Bu durumun neticesi olarak Haçlılar Orta Doğu’da kontluklar ve Kudüs Krallığı’nı kurmuşlardı. İşte bu safhada birbiri ardınca kurulan iki devlet üç sultan dikkati çekecekti. Tarihe yön veren bu iki hanedanlık Zengîler ile Eyyûbîlerdi. Sultanlarının hanedanlıkları ayrı olsa da birliktelikleri dikkate şayandı. İhlasları, samimiyetleri, din gayretleri, cihad ehli oluşları temel vasıfları idi. Hedefleri ise Kudüs’tü. Eyyûbîler, Zengî hanedanlığı içinde tarihî roller oynadılar. Mısır’da Şii Fâtımî Devleti’ne son verdiler. İmadüddin ve Nureddin Zengî Kudüs’ü fethetme yolunda büyük adımlar attılar. Urfa Haçlı Kontluğu’nu yıktılar. Onlardan sonra devletin adı Eyyûbî, sultanı ise Selahaddin Yusuf olmuştu. Sadece isim değişmişti, hedef aynıydı. Selahaddin Eyyûbî Kudüs’ü yeniden İslâm âlemine kazandırdı. Üçüncü Haçlı Seferi’ne neredeyse tek başına karşı koydu. Türk tarihine parlak zaferler kattı. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil yediden yetmişe herkese tarihi sevdirmesiyle ünlendi. Osmanlı’yı anlattığı Kayı serisini tamamladıktan sonra Otağ serisine dünyanın en tanınmış sultanlarından Selahaddin Eyyûbî’yi de ekledi. Elinizdeki Otağ V, Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyûbî adlı eserde, âdil ve mücahid bu üç büyük sultanın hayatını ve şanlı mücadelesini okuyacaksınız. Bu kitap, tarihe meraklı herkes için sürükleyici bir serüven, bir o kadar da öğretici ve ibretlerle dolu bir başucu eseridir. Okudukça, Selahaddin Eyyûbî isminin neden tarihe altın harflerle yazıldığını daha iyi anlayacaksınız!
245.00 ₺ -
Gözler Gazze de Yok Edilmeye Tanıklık
7 Ekim'den sonra Gazze'de gerçekten neler olduğunu tam idrak edebilmiş değiliz. İşte bu kitap, bu süreçte Gazze'nin nasıl bir ablukaya alındığını ve dünyanın gözü önünde nasıl bir etnik temizlik sahasına çevrildiğini ortaya koyuyor. Gazze'de başlayan kıyım, hayatını kaybedenlerin sayısıyla değil, insanlık hafızasına kazınan derin yaralarla ölçülebilir. Gözler Gazze'de, bombaların gölgesinde yaşamaya mahkum edilen bir halkın; her gün biraz daha kararan dünyanın gözleri önünde yok edilişine tanıklık ediyor. Khaled A. Beydoun, soykırımın dijital çağda nasıl belgelendiğini, medyanın nasıl büyük bir ikiyüzlülük sergilediğini, Müslümanların katledilmesindeki pervasızlığın nasıl bir bilinçaltıyla şekillendiğini ve Filistin halkının yok edilişine karşı dünyanın hangi sınavlarla yüzleştiğini anlatıyor. Bu kitap, bir çağrı! Emperyal tarihe karşı sessiz kalmamaya, tanık olduğumuz dehşeti inkâr etmemeye, hafızamızı diri tutmaya bir çağrı...
196.00 ₺ -
İran Yahudileri Mana
Dünyanın birçok ülkesinde Yahudi varlığı etkin ve ayni zamanda merak konusudur da. Bir tas atımlık mesafedeki komsumuz İran ve içerisinde yasayan Yahudi azınlığın tarihini en çok bilmesi ve araştırması gereken belki de Türk siyaset ve düşünce dünyasıdır. Arapçadan Türkçeye çevirip okuyucuların beğenisine sunduğumuz bu kitap Yahudi Tarihi konusunda uzman bir yazar tarafından yapılan nadir ve titiz bir çalışma olması yönüyle, bu konuda araştırma yapacak olanlar için önemli bir kaynak niteliğindedir. İran’da Yahudilerin tarihi seyrini, yasal durumunu, örgütlenme ve eğitim çalışmalarını, kültür ve iletişim faaliyetlerini, İran’da Yahudilerin Siyonistleşme sürecini, Filistin Yahudilerini ve Filistin’e göçü; ayrıca Iran, Filistin ve Israil ilişkilerini merak ediyorsanız bu kitabi mutlaka okumalısınız. Dileğimiz, okuyucunun kendi coğrafyasında yaşananları anlamak için ihtiyaç duyduğu bilginin tedarikine küçük bir katkıda bulunmaktır.
171.00 ₺