-
Kehribar Geçidi
Roma üzerinden bir insanlık tarihi ve insanlık durumları okuması sunan roman aynı zamanda incelikle işlenmiş detaylarıyla Roma İmparatorluğu'nun toplumsal, siyasal ve dinsel öğelerini de ustalıkla resmediyor. Nazan Bekiroğlu, Kehribar Geçidinde hem İslam hem Hristiyan kültürlerinde yer bulan yedi uyurlar anlatısı ve Roma İmparatorluğu'nun dağılmadan önceki son yüzyılı üzerine bir roman kurguluyor.
525.00 ₺ -
Sensizlik Gitsin Sen Gel
Nice kafiyelere takıldı yüreğim, Bir umudun sallantısına kapıldı içim. Onca zamandır yokluğunu kabullenemedi, Düşündükçe incindi ve kırıldı sevda niyetim. Geçmiş gözlerimin önüne bir perde çekti, Hayat anıları savururken yüzüme, Yüreğim titredi üşürken sensizlikte... Yaralı gönlüm unutmak isterken adını, Sana kavuşmak için attım her adımı... "Özür beyanım, af dilekçem, son arzum budur... Ah! Sevdan ki ömrüme aşk'ı hümayundur. Hayattan azat, deryadan namzet gözlerin, özüm, ruhumdur, Adın ile pişmanlığım ufkumu hüzünle doldurur... Vuslat iniltisiyle bekleyen bu yüreğime affınla gel! Sensizlik gitsin sevdiğim, sen gel!"
108.00 ₺ -
Allahla Tanışma Defteri
GÖZÜNLE GÖRMEDEN İNANMA!Her şey Çetin dedemle zeytinlikte sohbet ederken başladı. Dedem bana ‘Evladım gözünle görmediğin hiçbir şeye inanma!’ dedi.Neeee?! Gözümle görmediğim hiçbir şeye inanmayayım mı?– Ama ben Allah’ı da gözümle görmüyorum ki?!!!Meğer Allah’ı görüyormuşum.Ama gözümle değil de başka türlü görüyormuşum.Nasıl oluyor diye merak ediyorsan doğru yerdesin.Çünkü ben de merak ettim ve dedeme, nineme, anneme, babama onlarca soru sordum.Bu soruların cevaplarını da Allah’la Tanışma Defterim’e yazdım.Bazı insanlar çok soru sorduğumu düşünüyor olabilir.Ama N’eedim? Bari Sorayımdedim!
217.75 ₺ -
Bir Adın Kalmalı Geriye
Tarihi okumanın değerini, yaşınız ilerledikçe daha iyi anlıyorsunuz. Tecrübeye kulak verenler için geçmişten çıkarılacak dersler çok önemlidir. Çünkü akıllı kimseler bilir ki her şeyin bir başlangıcı var... İlk defa keşfedilen bilgilere yaklaşımları okumak, fikir sahibi olarak değerlendirmek ve kendi keşiflerimiz için çözüme ulaşmak daha kolay olmaz mı? Fikir insanı geliştiren yegâne faktördür, diyoruz. Peki, sizden geriye kalacak olan, hayır dua kapısına vesile olacak eseriniz kıymetsiz olabilir mi? Unutma! Bir adın kalmalı geriye... Bir yararın dokunmalı insanlığa ve geleceğe. Bir de samimiyetin ve muhabbetin ile yoğurduğun keşfin yol göstermeli yolundan yürüyeceklere..." Cezeri ne diyordu? Denenmemiş her bilgi doğru ile yanlış arasında bir yerde asılı kalır... Gelin beraber deneyelim, beraber keşfedelim.
108.00 ₺ -
Süleyman Han
Vehimi, Koca Kurt! Her köşe başından çıkıp dünyanın her yerinde düşmana aman vermeyen gözü kara yiğit! “İnsanın doğası nedir Vehimi? İktidar hırsına kapılıp riyakarların fitnesine kanan insana hırs neler yaptırır?” Değil mi ki kılıcın iki tarafı da keskindir, değil mi ki Sultan Süleyman en çok sana güvenmiştir… Anlat Vehimi, sorgucuların keskin gözlerinin içine bakarak anlat. Sen mi vurdun Sultan Süleyman’ı sırtından? Sağ kolu olduğun Hünkarına sen mi kıydın? “Süleyman Han’ın yanına, vefatından yalnızca yarım saat kadar önce girme fırsatı buldum. Derin, gürültülü soluklar alıp veriyordu Süleyman Han… Fısıldadım usulca, ‘Sultanım… Ben geldim Sultanım…’ Sessizlik… Ruhun umuda bakan aydınlık yüzü ile aklın gerçeğe bakan karanlık tarafı arasında bir gölge vardır. Beni o gölgeye iten de Süleyman Han’ın göz kapaklarında gördüğüm o bir anlık kıpırtıydı. Üzerine eğildim, ‘Hünkarım beni işitiyor musunuz?’ Biraz daha eğildim, yüzümü yüzüne yaklaştırdım, ellerimi yastığının iki yanına dayadım… Sonra…” Muhteşem bir devir kapanıyor! Görkemli bir rüya son buluyor! Kanuni ve Sultan kitaplarıyla okurları heyecanlı bir serüvene sürükleyen ödüllü romancı Okay Tiryakioğlu, üçlemenin son kitabı Süleyman Han ile karşınızda. Nefesinizi tutun; gerçek ile kurgu arasında ki bu kararsız yürüyüşte ihtiyacınız olacak.
315.00 ₺ -
Akdenizin Doğusu
Modern Arap Edebiyatı’nın en büyük temsilcilerinden Abdurrahman Münif’ten Ortadoğu’nun yıllardır değişmeyen siyasi atmosferine ilişkin çarpıcı bir eser. Münif’in tüm renkleriyle betimlediği Orta Doğu’da geçen roman, cezaevinde gördüğü işkenceler sonucunda sağlığını kaybetmiş Recep’i tedavi için Avrupa’ya taşıyan bir gemide başlar. Entelektüel bir muhalif olan kahramanımız beş yıl cezaevinde çeşitli işkencelere maruz kalır. Münif bu romanı ile bir mahkûmun gözünden özgürlüğü, yıllarını cezaevinde geçirmiş bir Doğulu’nun bakışıyla Batı’yı görmemizi sağlıyor. Arap toplumunun sosyal ve bireysel yaşamına dair sadece edebiyatın bizlere verebileceği bilgiler ise paha biçilmez. “Susuyordum... Fakat dış dünya kafamda bir ateş topu gibi koşmaya devam ediyordu... Bu dünya gerçekten var mı? İnsanlar hâlâ sinema kuyruğuna giriyorlar mı? Gülüyorlar mı? Bahçelerde oturuyorlar mı? Arabalar! Hâlâ caddelerde ilerlemiyorlar mı? Satıcılar, bakkallar ve müzeler? Ah ne çok özledim müzeye gitmeyi, ya kadınlar? Kadınlar büyük şehirde binlerce, on binlerce, her bir kadın çılgınca ve sıcak bir dünya...”
103.60 ₺ -
Abbara Bir Umudun Masalı
Kâfirun ve Sarı ile darbeler dönemine İç Anadolu bozkırından ışık tutan Ahmet Tezcan uzun bir aradan sonra çarpıcı bir şehir romanı ile Mezopotamya ve Mardin'in büyülü dünyasının kapılarını aralıyor. Abbara; Houston, Matera, Mardin üçgeninde umutsuz bir arayışın, hayâl ile hakikat arasında sürprizlerle dolu masalsı öyküsü. Şehir ve insanın; ihanetler, yalanlar ve zulümler karşısında, aşka, dostluğa ve umuda sarılarak sonsuza ulaşma çabası.. Her insan bir abbaradır, her abbara bir umut! Oysa ben; hayatıma yabancı bu şehirde, yerin metrelerce altında, umarsız yarasaların nemli kaya çentiğine tutunup baş aşağı uyuduğu soğuk, ıslak, küf karanlık su kanalında, bana dair bir iz bulmak ümidiyle, pili bitti bitecek el fenerinin sarı, titrek ışığında sürüklenen gölgeydim. Işık ve gölgeler şehri Mardin’de, ışıkla buluşmayı arzulayan siyah bir leke...
174.30 ₺ -
24 Saat Müslümanca Bir Hayat
Mü’mini, imandan amele, abdestten namaza, zikirden istiğfara, selamdan musâfahaya, misafir ağırlamadan uğurlamaya, kalemden kelama, projeden inşaya, nişandan izdivaca, para kazanmadan infak etmeye, düğünden derneğe, taziyeden cenazeye, fertten cemiyete, evden çarşıya kilim dokur gibi ilmek ilmek hayatını irfanla dokumaya çağıran bu eser, Allah’a, Rasûlüne (s.a.v) ve cemiyete karşı onda ve terbiyesiyle memur olduğu evladında bir farkındalık oluşturmaya ve buna bağlı olarak bir şuur inşa etmeye taliptir. Evlerde, medreselerde ve iş yerlerinde kurulacak ders halkalarında babalar, muallimler, amirler ve tacirler nezaretinde bu eser okunur, Allah’a (c.c) ve Rasûlü’ne (s.a.v) ait ayetler, hadisler ezberlenir ve gereğince amel edilirse mekân değişir, zaman mübarek çağlarla irtibat kurar, işte o zaman ev de, iş yeri de İslâm okulu olma noktasında önemli mesafeler kat eder. Özlemini çektiğimiz müeddeb nesil, fabrikalarda değil, Allah (c.c) ve Rasûl (s.a.v) buyruğunun hâkim olduğu evlerde yetişecektir. İslam evinden mahrum olan Batı, bilimde-sanayide terakki ettikçe ahlakta tedenni etti. Büyük İslâm medeniyetinin ruh vereceği yeni dünyanın yüce devletinin tebâsı böyle bir sendrom yaşamayacak. Çünkü madde planında terakkinin yoluna açacak âlim ve arif gibi sanayici de mühendis de İslam okulu gibi faaliyet gösteren evlerde yetişecek.
147.00 ₺ -
Cenazene Mahalle Bakkalı Gelir
İnsan derdini anlatmak için onlarca yol bulabilir belki kâri. Kimi söyler, kimi ağlar, kimi kaçar gider ve kimi de yazar. Ama bence en asil olanı susmak. Ben yazmayı söylemekten değil de susmaktan bir cüz olarak görenlerdenim. Yazarak susmak diye bir hâl bu bahsettiğim. Kendine saklamaya gücünün yetmediklerinin ardına saklanmak bir çeşit. Tanımadığın, tanışmadığın biriyle dertleşmek gibi. Hem söylemek hem de söylememek yani. … Bu kez sana değişen, başkalaşan hatta bence kötüleşen ne varsa –elbette kendimce– ondan bahsetmek istedim. Bizim mahallemizden, bizden, bizim gibilerden. Bir mahalle bakkalında leblebi tozunu, eski bir kıraathanede şekerli oraleti, mahalle aralarında top oynayan, ip atlayan çocukları aradım bu kez. “Sen de değiştin be abi!” diyenlere hak vererek biraz değişmesini istemediklerimi, eski ve güzel olanları yazdım.
156.00 ₺ -
Hanne
Almanya’ya göç eden bir ailenin kızı…Hanne. Aile içi şiddeti, cinayeti, intiharı, evlatlık olmayı, kültür çatışmasını, aşkı, varoluş sancısını yaşamış ve sonuçta infilak noktasına gelmiş bir hayatın sahibi. Madden güçlü fakat manevi olarak zayıf hayatında gerçek kimliğini arayan bir kadın. Yaşadığını hissetmek ve lanetli geçmişinden kurtulmak için yine geçmişinden bir umut arıyor… İnsan asla geçmişini unutmaz. Ne kadar görmezden gelse de inkâr da etse geçmişi sarıp sarmalar. İnsan hayatına anlam arar. Kendisini bir değere ya da köklerine ait hissederek hayata dair bir anlam oluşturabilir insan fakat geçmişiyle barışık olmadan bunu başaramaz. Peki ya geçmişi ile barışık değilse? Yüzleşmesi gerekir geçmişiyle, gerçekle… İnsanı en çok acıtan şey ise gerçekle yüzleştiği o andır. Kitapları ve oyunculuğu ile Türkiye’de ve dünyada büyük ilgiyle takip edilen Bahadır Yenişehirlioğlu, gerçek bir hayat hikâyesinden esinlenerek kaleme aldığı Hanne’de pek çoğumuzun çevresinden izler bulabileceği sancılı ve fırtınalı bir dönüşüm hikâyesini ustalıklı bir kurgu ve etkileyici bir üslup ile anlatıyor.
332.50 ₺ -
Sensiz Olmaz
İsmini Sen’siz Olmaz adlı yazıdan alan bu kitapta, kimin ne bulacağını bilmiyorum. Duâm şu: Allah, sorularınızın cevâbını, çıkmazlarınızın çıkış kapısını, dertlerinizin devâsını bu kitapla lûtfeylesin. Böylece sâdece kitabı değil, vesîlesiyle yaşanan her türlü huzûru ve ferahlığı da sadakalarımız arasına dâhil eylesin.
124.10 ₺ -
Namazla Yeniden Doğdum
Bir manken olarak benim yaşadıklarım, ömrümün 45 yılına sığdırdıklarını, sizin için ne kadar önemlidir, bilmiyorum. Mankenlerin ve sanatçıların şöhret oldukları dönemde nasıl yaşadıkları, ne yaptıkları çok ilgi çeker ve merak edilir. Ama ya sonar ? Çoğu kez unutulur gider. Hele de eskiyen mankenlere hayatın ne yaptığıyla bu günlerde, bunca debdebe arasında kaç kişi ilgilenir ve kaç kişi böylelerinin yaşadıklarından süzülüp kalanlardan kendisine bir ders çıkarır, bilemiyorum. Tek bildiğim, bu dünyaya geldim ve gidiyorum. Geride kalacak olanlara bir "selam" verebilmek ümidiyle bu satırları yazıyorum. Bazen büyük bir toplulukta, bir camiada tek kişinin yaşadığı her şey, orada bulunanların tamamının yaşadığı ve yaşayacağı her şeyin özeti olabilir. Yani belki de anlatacaklarım, kendi başıma gelenlerle birlikte bir neslin yaşadıklarıdır... Çünkü şöhret, tek kişilik bir hayat değildir! Şöhret, bir insanın bedeninde kalabalıkların bir yöne doğru akışı gibidir.
137.50 ₺ -
-
Gerçek Bir Kahramanın Hikayesi Civanmert
Dikkatli ol,demişti, Kalbin su toplayabilir, onun hikâyesi bildiğin hikâyelerden değil. Esrarengiz kelimesinin anlamını bütün bu satırları yazmaya başladıktan sonra kavradım. Sonra civanmert kelimesi girdi düşlerime ve böylelikle hikâye başladı. Öyle bir hikâye ki binyıllarca Civanmert'in heybesinde savaşları, rüyaları, rivayetleri ve esrarengiz olayları eksiksiz bir şekilde bugünlere taşımış. Sonunda da benim muradım olmuş. Civanmert, dualarımda adını anıyorum, buna hakkım var mı? Civanmert, çorbandan bir yudum da ben içebilir miyim? Yeryüzünde her şey görebildiklerimizden ibaret değil. Aslında bütün gizem bizim göremediklerimizde. Ey civanmertler! Yiğitçe davranın ve mert olun, çünkü yük ağırdır.
14.30 ₺ -
Bir Vicdan Uyanıyor
Kuru toprağa hayat verip oradan güller, sümbüller fışkırtan yüce Allah'ın rahmeti, nice ölü kalplere hayat vermiştir, nicelerine verecektir. Sonsuz kereminin bir neticesi olarak bu kitabımızı bir tek ferdin uyanışına sebep kılarsa maksat hâsıl olmuş, mükafat elde edilmiş demektir. Bundan ayrı ve başka bir iddianın sahibi olmadığımızı beyan ederek kitabımızı açıyor, samimiyetle okuyan dostlarımıza doğru yolda başarılar diliyoruz.
162.50 ₺ -
Kalbe Düşen Sızı Zülalin Hikayesi
Ulu bir çınarın ömrü verilseydi insanoğluna ya da narin bir kelebeğin, ne değişirdi hakikatte? Değil mi ki arzular ve emeller var, sonunda mutlak bir ölüm var... Mesele, ölmeden önce bulmak, düşmeden evvel olmakta değilse neyde ve nerededir? "Kalbe Düşen Sızı", Zülâl adındaki genç bir kızın nezdinde salt insanın hikayesi... Bir tırtıl misali "gaflet" kuyusundan "çırpınış"a, ağır ağır koza örercesine "sabırla bekleyiş"ten "milad"a menziline doğru bir uçuşun uzun öyküsü. Bir "arayış" ve "buluş" romanı olan "Kalbe Düşen Sızı", aramakla bulunmayacağının, fakat bulanların, ancak arayanlar olduğunun latif bir misali.
268.10 ₺ -
Endülüs’te Bir Hafta
Manolya, Tarih bölümü son sınıf öğrencisidir. Hayatını eski yazmalara adamış hocasıyla Endülüs alanında çalışıyordur. Yaz tatilinde beklenmedik şekilde kendini Granada’nın incisi Elhamra Sarayı’nda bulur ve sarayda çalışan Mateo ile tanışır. Sarayı gezerken kayboldukları tüneller önce soğuğuyla sonra görkemli teknolojisiyle onları şaşırtır! Elhamra Sarayı’nı inşa ettiren Sultan Muhammed’in, başkent Kordoba dâhil bütün Endülüs şehirlerini Elhamra’ya dokunulmaması karşılığında teslim etmesinin ardındaki sır, onları on dördüncü yüzyıl Endülüsü’ne götürerek hiç beklenmedik bir yolculuk yaşatır.
252.00 ₺ -
Ayasofyada Bir Gece
Mihrimah, Ayasofya’da çalışırken bir sırrın tam ortasına düşüyor. Üstelik bu sırrın ortakları da var. İpek ve Mehmet, kendilerini bu gizemi çözüp parçaları tamamlamaya adıyorlar. Çünkü, bu sırrı aydınlığa kavuşturmak Ayasofya’yı korumak demek. İtalya’da başlayan bu yolculuk, Doğu’nun mistik havasında ilk rota olan Diyarbakır surlarında da onları şaşırtıyor. Bu macerada yalnız olmadıklarını anladıklarında her şey daha beter bir çıkmaza giriyor. Ayasofya’nın savunma mekanizması ise herkesi şaşırtıyor! “Ne su koruyabilir hazineyi, Ne de kendisi saklayanın, Yıldız gözünde durduğunda. Son şövalye sözünü bozduğunda, Ve Muktedir üzümü yaktığında Kim koruyacak mabedi?”
182.00 ₺ -
Leyl Işıkları
İstediği her şeye sahip olabilecek güçte, varlıklı bir aile… Tüm bu servetin ortasında içindeki boşluğu büyüten evlat, Bulut… Yitip giden hayaller, solan sevgiler, huzura kavuşamayan yürekler… Maneviyat ve inanç peşinde bir arayışın öyküsü… Romanlarıyla hayata ayna tutan, eserleriyle yüzbinlerce okur tarafından tavsiye edilen Ahmed Günbay Yıldız, Leyl Işıkları’nda gençliğin modern hayatın karşısında yaşadığı buhranları gözler önüne seriyor…
297.50 ₺ -
Helal Aşk
Aşk, helaldir. İki kalbin birbiri için atması, gönüllerin sevgiyle çağlayıp aşk nehrine akması Allah’ın rahmetinin cilvesidir.İnsan varlığının devamı aşkladır. Âdem ile Havva’nın yaşadığı aşktır. Cennette saadetler yaşatan, dünyada ise “insan” diye bir neslin yaratılmasına vesile olan aşklarıdır. Kadını ve erkeği yaratan, kalbinin derinliklerine “aşk” duygusunu koyan Yaratıcı’dır. Aşkın sınırlarını belirleyen, kurallarını koyan da O’dur.Aşk helaldir, ama sınırları içinde yaşandığında, meşru dairede olduğunda, evlilikle bir yuvada buluştuğunda helaldir. Meşhur ifadeyle, “Helal daire keyfe kâfidir, harama girmeye lüzum yoktur.”Peki, helal daire nedir? Helal aşk nasıl yaşanır? Bu devirde helal yolla nasıl evlenilir? Mutlu bir aile olmanın, aşkla, sevgiyle, saygıyla huzurlu ve mutlu bir evlilik yaşamanın sırrı nedir? Geçmişte harama düşüp zina üzerine bir evlilik yapıldıysa, şu an pişmanlık, mutsuzluk ve geçimsizlik varsa çözüm yolu var mıdır? Helal yolla evlenildiği halde aile içi şiddet ve geçimsizlik varsa ne yapılmalıdır?Mehmed Paksu, Helal Aşk kitabında evlilik öncesi ve sonrasıyla ilgili merak edilen tüm sorulara cevap veriyor. Kadın, erkek hepimizin ruhuna, gönlüne dokunuyor. Soru ve sorunlarımıza çözüm yolu sunuyor… Aşkı, sevgiyi yaşarken günahlardan korunup sevaplar kazanarak, iki cihanda mutluluğu yaşamanın, dünyada ve ahirette cennet nimetlerine kavuşabilmenin anahtarını elimize veriyor!
26.80 ₺ -
Senden Geriye Kalan
Ben beyhude diyarların gizemli şahı... Ben hasrete gam olan gönüllerin sultanı... Ben huzura aç özlemlerin sürgünü... Ben kasvetin hitap dili... Ben biçarelerin temsili, yitirilmişlerin yol arkadaşı, ölümü bekleyenlerin son arzusu, kavuşamayanların sabahlara özlem yansıtan gecesi ve muhabbetin adını alan kanatsız haberciyim... Ben Kim miyim? Ben asla -ben" demeyen, bir çırpıda söylenebilen ve her söylendiğinde sillesini mecaz eyleyenim. Ben Kim miyim? Sinesinde asırlık hasretleri taşıyan. Sırtında ömürlük yıkımları kaldıran. Her çıkmazın sonundaki sitem diliyim. Ben Kim miyim? Ben kurak gönüllerin yağmuruyum, Gaflet diyarlarının ahıyım. Harap ve bezginlerin serzenişiyinn. itham edilenlerin musallat ettiğiyim. Ben Kim miyim? Beni tanımadan beni asla anlayamazsın... Şimdi dinle... Sana gerçek beni anlatacağım.
108.00 ₺ -
Ey Gönül Pişman mısın
İçimdeki bu yangın beni her lahzada bitiriyor. Eriyorum âdeta yaptığım hatanın vicdanıma saldığı cefayla... Canım yanıyor... Öyle yanıyor ki, ben canlı iken etlerim lime lime doğranıyor sanki... Diyorum ki kendi kendime:"Nasıl geri dönüp düzeltebilirim her şeyi? Nasıl zâyi ettiğim emeklerin hakkını ödeyebilirim? Peki ya Allah'ın huzuru! Ölüm kapımı çaldığında ve mahşer ânı gelip çattığında kul hakkını nasıl ödeyebilirim? Ben... Anlayamıyorum... Nasıl böyle bir hata yapabildim? Nasıl bu kadar kör olabildim? Böyle düşüncesiz olabildim... Öyle pişmanım ki! Allah'ım! Bu âciz kul zamanı geri döndüremez elbette... Lâkin hatasını hiç işlememiş hale gelebilmesinin bir yolu yok mudur? Bana bir çıkış yolu göster... Nasıl bu vicdan azabından kurtulabilirim? Bir daha aynı hatayı işlememek üzere teybe etmeye dahi yüzüm yok benim... Zaten... Kendimden ötürü hiç umudum da kalmadı... Bu yüzden de şimdi bu yangını nasıl söndüreceğim? Nasıl yaptıklarımı geri döndüreceğim? Hiç bilmiyorum... Sürekli aynı soruyla ömrümü ve nefeslerimi tüketiyorum: "Söylesene ey gönül, pişman mısın?"'
114.00 ₺ -
Cennet Kuşu
“Sen burada yürüyemiyorsun ama cennette koşacaksın, hem bir sürü arkadaşların olacak. O çok sevdiğin hamburgerlerden, hiç boğulacak gibi olmadan istediğin gibi yiyeceksin, canın ne isterse Allah verecek,” diyorum. Seviniyor, hoşuna gidiyor. “Daha çok anlat” diyor. “Melekler yanımızda, bak, bizi görüyorlar onlar,” diyorum. Çok seviniyor. Yetişkin bedeninde bebeksi bir çocuk… Dışarıya ancak bir bebek arabasında çıkabiliyor… Hep gülüyor… Derdini tasasını söyleyemiyor, birisinin onu anlaması gerekiyor… Parkta o da kumda oynamak istiyor ama yapamıyor… Hiçbir kaygı duymadan diğer çocuklar gibi kek yemek, çay içmek istiyor ama yapamıyor… O çok küçükken ölen, aslında hiç hatırlamadığı annesini özlüyor… Tek duası, “Allah'ım beni yürüt!” O, ona sadece Allah’a dayanarak bakan ablası için, Allah’ın, “Bak kulum, sana öyle güzel hediye yolluyorum ki, ömrün boyunca kıyamayacağın, hep saklayacağın, baktıkça beni hatırlayacağın bir hediye” diye gönderdiği bir imtihan. O, ablasının Cennet Kuşu!
117.25 ₺ -
Elfida
Senin yürüdüğün yollarda, yürüdüğün ben olabilmek için. Artık bir hikâyem var, yontulmuş kayaların arasından delice çağlayan bir damlada boğulduğum. Sana çehresini henüz tanıyamadığım bir balığın karnından sesleniyorum. Burası karanlık ve ıssız bir yer. Ve ben karanlıktan çok korkuyorum. Dostça bir el uzatıyorum; senin hikâyende sana ayakkabılarımı sunabilmek için, benim hikâyem de beni anlayabilmen için. Senin yürüdüğün yollarda, yürüdüğün ben olabilmek için. Bu benim hikâyem, bu senin hayalinde canlanacak, kelimelerini senin boyayacağın bir hikâye. Lütfen yanına bir fincan al, mısralar sana çay ısmarlayacak. Bana iyi bakar mısın?
117.25 ₺ -
Aşk Yolcusu
Aşk Yolcusu Aşk yolcusu, zahmeti rahmet bilip sözün evvelini söyleyerek dua ile başladı seferine: “Rabbim! Kolaylaştır, güçleştirme. Rabbim! Hayırla sonuçlandır!” Yol boyunca inancın, iyiliğin, güzelliğin, huzurun, uyanış ve dirilişin kapılarından haber verdi uğradığı gönüllere. Kendine özgü sesiyle söyledikleri, söylemek istedikleri asırlardır kulaklarda çınlarken kendisi bir sis bulutu içerisinde dolanıp durdu. Gönül dünyamızın bahçıvanlarından olan Yunus Emre’yi, seferini ve söylediklerini okuyanlar, duyanlar, düşüneler; sözün özü, aşk derslerine devam edenler, onun “İşitin ey yârenler, aşk bir güneşe benzer / Aşkı olmayan gönüller, misâl-i taşa benzer” mısralarının esintisiyle gönül ülkesinde baharı yaşamaktan geri kalmadı. Aşk Yolcusu’nda Yunus Emre’nin hayatı, gönül dünyası, istikameti, seferi, aşk dersleri, vuslatı, insana-insanlığa dair mesajları roman ve hikâye tadında şiirsel bir dille anlatılmaktadır.
135.05 ₺ -
Rilkenin Romanında Motifler
Şairin, Rilkeyle bağlantısının en belirgin örneği üniversiteden mezun olmak için hazırladığı bitirme tezidir.Tezin yazılış tarihi 1971 yılıdır. Zarifoğlu artık mezun olmak ister. Bunun için de bir bitirme çalışması yapmak zorunda kalır. Böylece Rilkeyle yakınlığını kullanır ve tezini bu Alman şairin bir eseri üzerine yazmaya karar verir.Zarifoğlunun, fikirlerini ve sanatını önemsediği bir şairin eserleriyle ilgili tez yazması şaşırtıcı değildir. Fakat ilginç olan o ki tezin konusu olarak kendisi gibi bir şair olan Rilkenin şiirlerini seçmez. Bunun yerine onun tek romanı olan Malte Laurids Briggenin Notlarına odaklanır. Bu seçimin asıl sebebi nedir? Bu soruya net bir cevap vermek ne yazık ki imkansız. Ancak görünen o ki Zarifoğlu bu romanı, Rilke, karakter Malte aracılığıyla bizzat kendisini anlattığı için seçmiştir.
147.00 ₺ -
Radyo Oyunları
Cahit Zarifoğlu'nun vefatından kısa bir süre önce el yazısıyla yazmış olduğu ve hiçbir yere göndermediği anlaşılan üç kısa oyununun adları Deve ile Uçuç Böceği, Cırcır Böceği ile Kaplumbağa, Vişne Reçelli Ekmek'tir. Zarifoğlu'nun radyo oyunları okunduğunda şiirinde kullandığı yansıtma yöntemini radyo oyunlarında da sürdürdüğü kolayca fark edilir. Cahit Zarifoğlu'nun şiirinde, hikâye, roman, günlük ve çocuk kitapları anlatılarında yansıtma yönteminin bilinçli bir tercih olduğu burada da tekrar edilebilir: Cahit Zarifoğlu'nun toplam edebiyatı, metafizik bağlamda bir iç gövdede doğar ve dışa açılır; şiiri, hikâyesi, günlük-roman anlatısı ve radyofonik oyunları da yansıtma yöntemine dayanır. Zarifoğlu, radyo oyununda gerekli olan dramatik dili, metinlere yalın biçimde yansıtır. Bu yönüyle, radyo oyunlarının dayandığı 'konuş ki seni seyredeyim' benzetmesine uygun metinlerdir radyo oyunları. Vişne Reçelli Ekmek ile beş bölümlük çocuk oyunu taslağı ve yetişkinler için tasarladığı Muzip Hancı ve Üç Çoban oyunu taslaklarının dışındaki bütün radyo oyunlarının kahramanları çoğunlukla hayvan tipleri ağırlıklıdır. Fantastik türde en gelişmiş radyo oyunu örneği ise Katıraslan'dır. Cahit Zarifoğlu'nun radyo oyunlarında tipler çocuk kitaplarındaki kahramanlara benzer ve yaşları büyük çocuklar gibi bakarlar dünyaya. Zarifoğlu'nun radyo oyunları zekice düzenlenmiş ve oyuna dinleyiciyi dahil eden sözel zekâ oyunlarıdır.
175.00 ₺ -
Okuyucularla
Cahit'in bu kitapta toplanan değerlendirmelerini okuyucu belki üç-beş saatte okuyup bitirecektir. Bu değerlendirmelerin yayınlandığı tarihteki aktüel süreç dikkate alınmazsa onların etkisi hakkında kesin bir fikir edinmek mümkün olmayabilir. Düşünülsün ki, her sayıda okuyuculara verilen cevaplar en az 1 ay boyunca aktüalitesini ve etkisini sürdürmektedir. Oradaki nüanslar üzerinde o değerlendirmelerle ilgili aktüel zamanı içinde şifahi yorumlar yapılmakta ve o cevaplar muhataplarını bir anlamda yoğurmaktadır. Buradaki muhatap yalnızca kendisine hitap edilen kimse değil; derginin bütün okuyucularıdır. Cahit genelde gerek genel olarak sanat üzerine gerekse kendi şiiri üzerine konuşma hususunda ketum davranırdı. Bu değerlendirmeler, bir bakıma Cahit'in poetikası olarak da ele alınabilir. Bu değerlendirmelerin üslubu Cahit'in kişiliğini de bir ölçüde yansıtır diyebilirim: Onun fikrini açıktan, cesaretle ve içinden geldiği gibi söylemesi; yerine göre pervasızlığı, fakat daima kendisi olarak kalma eğilimi... Ne var ki, bu eğilim asla zorlama ve yapay değildir. Şiirlerinde ve öteki yazılarında olduğu gibi bu değerlendirmelerinde de onu ne ise o olarak görürüz. Bu bakımdan bu değerlendirmelerin bir kitapta toplanması bize Cahit'i daha yakından tanıma imkânı verecektir. Cahit'i anlamamıza, hatta şiirine nüfuz etmemize katkı sağlayacaktır.
420.00 ₺