-
Felatun Bey ile Rakım Efendi Ketebe
Felâtun Bey ile Râkım Efendi’yi Tahsin Yıldırım’ın özenli çalışmasıyla size sunuyoruz. Modern anlamda Türk edebiyatının ilk örneklerini veren Ahmet Mithat Efendi, eserlerinde modernleşme, doğu-batı çatışması ve toplum meselelerine yoğunlaşır. Varlıklı ve züppe Felâtun Bey ile yoksulluk içinde büyümüş, çalışkan Râkım Efendi tipleriyle Osmanlı’da değişen insan tipleri ve yanlış Batılılılaşmayı ele almakla kalmaz, aynı zamanda okurlara modernleşmeye dair doğruları ve yanlışları da anlatır. Yazar, otobiyografik öğeler de içeren Felâtun Bey ile Râkım Efendi romanında toplumsal meseleleri zıtlıklar üzerine kurar. “Bu romanı ilginç saymamın iki nedeni var. Birincisi, Batılılaşma sorununu alafranga züppe tipini sergileyerek ele alırken, Türk romanında uzun yıllar kullanılan bu tipi ilk işleyen roman olması. Felâtun Bey ile Râkım Efendi’yi ilginç bulmamın ikinci nedeni, Batılılaşma sorununun Türk romanının kişilerini, kuruluşunu belirlemekte nasıl bir rol oynadığına, aşırı da olsa (daha doğrusu aşırılığından ötürü) iyi bir örnek oluşturması.” —Berna Moran
76.30 ₺ -
Hayat Apartmanı
26 Kasım perşembe akşamı. Saat, 20.58-21.33 arası. Hayat Apartmanı’nın önünde esrarengiz bir genç kız beliriyor. Üstünde okul üniforması var. Görünüşü biraz ürkütücü, biraz tekinsiz; sanki başka bir dünyaya ait. Hayat Apartmanı’nın kilidi bozuk kapısından bir hayalet gibi içeri süzülüyor. Issız ve karanlık merdivenlerden ağır ağır çıkmaya başlıyor. Kızın attığı her adımda bir sır açığa çıkıyor, her adımında biri ölüme daha da yaklaşıyor. Dünyanın dört bir yanına saçılmış hayatlar bir noktada birleşiyor. Hırsız Mülayim Fikirtepe’deki gecekondusunda esrarın dibine vuruyor. Selma buğulu gözlerini televizyona dikmiş, kulağı kapıda bekliyor. Londra uçağındaki Kardiyolog Murat Bey, Avrupalı meslektaşlarına yapacağı etkileyici konuşmanın hayaline dalıyor. Müküslü Ramazan rüyasında ak sakallı bir dede görüyor. Küçücük bir iyilik bütün dengeleri değiştiriyor. Halepli Muhammed, Kilis’teki evinde eskiden yaşayanların hikâyesini merak ediyor. Ünlü müteahhit Mehmet Göğebakan, yakın gözlüğünü elinde evirip çevirirken artık yaşlandığını idrak ediyor. Dursun spor salonunda yüz yirmi kilo ağırlığı kaldırıyor, salonda bir alkış kopuyor. Numan, New York’ta, Lafayette Caddesi’ne yürüyüp gözdesi olan Madison Square Park’a ulaşıyor. Tarihçi Kâmil seyrettiği Into The Wild filmini tam o sahnede durduruyor. Daha birçok hayat tam o anda, Mualla Hanım’ın ömrünün son anında birbirine mühürleniyor. Mualla Hanım, evinin salonunda yerde yatarken, tiz bir kahkaha ile neye uğradığını şaşırıyor. Kara kaşlı, kara gözlü, buğday tenli, dünya güzeli Cemile buz gibi bir sesle fısıldıyor: “Ölümün benim elimden olacak.”
251.85 ₺ -
Hayal Ağacım Erguvan
Bir Zeki Müren sesinde mesela, “Mesut Bahtiyar’dan şarkılar dinlediniz” dediği zaman gözlerimiz nemleniyor olabilir mi? Veya Şenay, “Şu dünyadaki en mutlu kişi, mutluluk verendir” diye süzülse kalbimize, içimizdeki küs çocuk duyup da gelir mi dersiniz? Özlediğimiz kokular sonra… Leylak, lavanta, naftalin, tütün kolonyası, az önce mangal ateşinden alınmış bir fincan kahve, taze biçilmiş çimen, turşu suyu, tavada kızaran köfte, mis gibi arap sabunu, nane yaprağı, kıyılmış dereotu, eski bir kitabın sayfaları… Ya da sayfaları sararmış bir mektup mesela, bir dizecik şiir, bir kenarı oyalı mendil, bir gözlük, bir kalem, bir tespih, bir anı, geçmişe sizi sevgiyle sımsıkı, güvenle bağlayan… İçinizdeki o çocuk, kaygılara boğulup duvarlara çarpa çarpa “Beni eve götür” diye bağırdığı zaman işte gideceğiniz güvenli yuva orası. Bir nefesle dünyaya geldik, bir nefesle de gideceğiz. O iki nefes arasındaki süreyi kâbusa mı çeviriyoruz, yoksa şölen gibi mi yaşıyoruz, aslında bizim elimizde. Herkes yaşamasına yaşar, ölmesine ölür de, kalpten kalbe akışmak her babayiğidin harcı değil. Onu bir denesek mi? Ne de olsa yol da burası, ev de burası.
201.00 ₺ -
Arkadaşım Hoşça Kal
Herkesin özel bir yetenekle parladığı performans çağında, Ada bir türlü kendine has o “ışığı” bulamaz. Annesi onu kurstan kursa sürüklese de denediği hiçbir şey ilgisini çekmez. Ta ki bir veda ile yeni olasılıklara “merhaba” diyene dek! Rüzgârın savurduğu bir mektubun peşinde sürprizlerle dolu bir yolculuğa çıkan Ada, en derin korkusunun en büyük tutkusu olduğunu keşfedecektir. "Arkadaşım Hoşça Kal", sönmeyen dostluk ateşini ve insanın kendi yolunu bulma cesaretini anlatan, sıcacık bir hikâye... Bu ilham verici kitapta okurlar, korkuya ve belirsizliğe rağmen adım atabilmenin esas başarı olduğunu fark edecek…
136.50 ₺ -
Akşam Yıldızı
“Sana Kervankıran derler Bana dertli Kerem derler Yare ikrar veren derler Niye doğdun sarı yıldız, mavi yıldız Evler yıkan, beller büken Kanım döken, Kervankıran” Dün ve bugün… İyi ve kötü… Aşk ve inanç… Akşam Yıldızı, okurlarını bugünden alıp asırlar öncesinin Göbeklitepe’sine götürüyor. İyi ile kötünün mücadelesinde bir aşk yolculuğu bu… Sevginin inanca, inancın tutkuya, tutkunun hayata adım adım karıştığı noktadan Göbeklitepe hakkında bilinen her şeye yeni bir bakış, bir ters yüz ediş…On iki bin yıl önce yaşayan kadim insandan günümüzün modern insanına evrilen anlam arayışı…Duymak istediğimiz belki de ilk insanın var oluş hikâyesi…İskender Pala’nın yetkin kalemi ve ustaca kurguya dönüşen hayal gücü, Göbeklitepe üzerine herkesi yeniden düşündürecek;Akşam Yıldızı kendi gerçekliği ile ezber bozacak.
251.85 ₺ -
Ben Meryem
Sen hiç başkasının senin için kurduğu hayallerin altında ezildin mi? Ben hayallerime kavuşmak istiyorum. Köyüme geri dönmek ve yediden yetmişe herkesin bayram sevinci olmak istiyorum.Hayatımı, başkalarının benim için kurduğu hayallere kurban vermeyeceğim.Ellerimi, aklındaki köhnemiş bilgileri bana dayatanlara değil, kalbimin kapısını sevgiyle çalan sana uzatıyorum.Uğrunda hayatımı ortaya koyduğum ve azimle şaha kalktığım hayallerime kavuşabilmem için benim elimden tutar mısın?Sende beni hayallerime götürecek bilet var mı?Solmak üzere olan ve senden gelecek eli umutla bekleyen bir çiçek.Meryem
251.25 ₺ -
Asa Bir Emir Sultan Romanı
Her şeyin bir maksadı olduğuna inandım bu dünyada ben. Her ne varsa boşuna var edilmemişti, bir sebebi, bir anlamı ve bir sırrı olmalıydı. Yoksa ve sadece gelmek için bu dünyaya gelip de gitmek için gidiyor olamazdı hiçbir şey. Olmamalıydı. Bir taşın, bir suyun, bir ağacın da hikâyeleri vardı. Hatta belki canı, dili, hissi... En çok da toprağın. Kimse duymuyor, bilmiyor ve kimse dinlemiyor diye yok demek olmuyordu ki. Zaten kimin durup da dinlemeye vakti vardı ki bunları? Ben oturdum ve dinledim. Onları, onların söylediklerini ve hikâyelerini dinledim. Bir ağacın altında saatlerce ve sessizce oturdum. Yağmur yağıyordu. Ne kadar zaman geçti hiç bilmiyorum. Genzime doldu yağmurun bıraktığı toprak kokusu, sırılsıklam oldum. Bir dal bilmem ki yağmurdan mı rüzgârdan mı yoksa sadece yaşlandığından mı kırılıp da düştü önüme. Yağmur hızlandı, ben ıslandım, insanlar gitti ve o kırık dal bana bir şeyler anlatıyor sandım. Sadece ona baktım. Benimle konuştuğuna ve bana hikâyesini anlattığına inandım. Duydum, dinledim ve sana söyledim. ... Her şeyin bir dili var kâri. Dinlersen...
253.50 ₺ -
Lal Bir Şemseddin Sivasi Romanı
Cânım kâri, görmek bir şeye hudut koymaktır belki. Ya görmeden yaşayanlar, bizim anladığımız gibi dünyayı anlamayanlar? Hem görmek için illa göz mü gerekir ki? Bence hayır. Bazıları bakmasa da görür, gözleri görmese de bilirler… … Hayal mi gerçek; gerçek mi hayal kestiremediğim zamanlarım oluyor benim de. Ve bazı şeylerin hayali güzel kendisi değil, biliyorum. Bu kez kendi hayal ettiğim birinin hayalleriyle kuruyorum cümlelerimi ben. Kitabı okuyup da bitirdiğinde ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksın. Ama şimdiden söyleyeyim ki hayal gerçek gibi değil, sınırı, saati, yeri ve hududu yok. Belki de bunun için güzel ve hayali olmayanlar bunun için eksik belki de… … Bu hikâyeyi uzun zamandır taşıdım gönlümde. Zaman geçtikçe unuturum sandım ama unutmadım. Her defasında yeniden ve yeniden hatırladım. İçimizde her vakit var olan birinin dilinden, kibrin dilinden bir derdi anlatmak için düşürdüm gönlümü bu satırlara. Kibrim galip gelmesin diye kendimi onunla anlattım. Hayal ettim ve hayalime inandım. Hem yaşadığımız her şey bir rüya ise ve biz ismine “hayat” diyorsak?
208.00 ₺ -
Manifest 90 ların Hatıralarıyla Bağlanan İki Dünya
Bazı hikayeler vardır, seni derinden etkiler ve kalbine dokunur. İşte bu o hikayelerden biri… Bir baba ile oğul arasındaki bağın izini sürerken, hayatta karşılaştığımız zorluklara, hayallerin peşinden gitmeye ve kuşaklar arasındaki farklara ışık tutuyor. Hayat bazen çok zorlayıcı olabilir. Hiç kimse, içindeki fırtınaları fark etmez! Gerçek güç, fırtınalarla nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmekte gizlidir. Çünkü insan, bilmediğinden korkar… Ama yaşayarak, korkuların aslında o kadar da büyük olmadığını anlarız. 90’ların Hatıralarıyla Bağlanan İki Dünya Bu kitap, hayatı, aileyi, dostlukları ve kendini keşfetme yolunda sana yeni bir bakış açısı kazandıracak. Geçmişin izleriyle bugünü birleştiren bir yolculuk seni bekliyor. Bir baba ile oğulun sırrını keşfetmeye, hayatının en duygusal yolculuğuna çıkmaya hazır mısın?
130.00 ₺ -
İki Şehrin Hikayesi
"İş bittiği zaman, ikisi de cinayet işlemişler gibi suçlu gözlerle birbirlerine bakıyorlardı... İşte, Paris bir ihtilâle hazırlanırken, Londra?da da bunlar oluyordu. Gelecek günler, bu aileye neler hazırlıyordu acaba?" Sevgi ve merhamet, insanı insan yapan değerlerdir. İnsanı insanlıktan çıkaran şiddet ve intikam ile hiçbir sorun çözülemediği gibi insanlık onuru için gerekli mücadele verilmelidir."
78.00 ₺ -
Aşk Yolcusu Yunus Emre’m
Bir gün yanlışlıkla bir yaş ağacın gövdesine balta ile vurmuştu. Ağacın gövdesinden sicim sicim gözyaşları akmaya başlamıştı. “Oyy, kurban olduğum ağaç! N’olur affedesin, bilmeyerek, istemeden oldu gerçekten. Affedesin n’olur?” Hemen bir bezle baltanın kestiği yeri sıkıca bağlayarak yarasını sarıverdi. Tekrar tekrar özür dileyerek okşayıp dualar etmişti ağaca. İşte o günden sonra, canlı ağaçları incitmemek için baltanın ağzını bir bezle bağlamaya karar vermişti. Nerede kuru bir odun görse orada bezi çıkarır, işi bitince tekrar baltanın ağzını bağlardı. Oduncunun baltası vardı, bal satanın da bal “tası.” Ancak elinde balta olanın gönlü de “bal tası” olabilirdi.
117.00 ₺ -
Uzaktan Sevmek Kudüs
Her şeyin isimle başladığı bir dünyada yazar “Uzaktan Sevmek Kudüs” ile Kudüs’ün derinliklerine yolculuk yapıyor. Bu kitap, Kudüs’ü uzaktan sevenlerin, özlem duyanların ve tarihin derinliklerinde kaybolmuş anıların peşinden gidenlerin hikâyesini anlatıyor. Yazar, Kudüs’ün taşlarını ve topraklarını, atalarının izlerini ve kendi duygularını bir araya getirerek, okuyucuyu bu kutsal topraklara davet ediyor. Kudüs’ü sadece bir coğrafya olarak değil, ruhun derinliklerinde yankılanan bir özlem olarak tasvir ediyor. Burak, Merve Lina ve Muzaffer gibi karakterler, Kudüs ekseninde kimliğini bulurken, geçmişin acılarını ve özlemlerini de taşıyor. “Uzaktan Sevmek Kudüs” sadece bir roman değil; aynı zamanda bir uyanış çağrısı. Geçmişin unutulmaya yüz tutmuş hatıralarını yeniden hatırlamak ve geleceğe umutla bakmak için kaleme alınmış bir eser. Kudüs’e dair bu derin yolculuğa katılmaya hazır mısınız?
130.00 ₺ -
Dönüşüm
"Gregor Samsa, bir sabah huzursuz rüyalar gördüğü uykusundan uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş halde buldu. Zırh gibi sertleşmiş sırtı üzerinde yatıyordu. Başını biraz yukarı kaldırdığında, kubbemsi, kahverengi, boğum boğum ve yassı karnını gördü. Yorganı neredeyse üzerinden tamamen kaymak üzereydi. Vücuduna oranla acınacak kadar ince görünen bir sürü ince ve cılız bacak, gözlerinin önünde çaresizce titreşiyordu."
65.00 ₺ -
Batı Taklidi ve Müslüman Kimliği
Kılık kıyafetten inanca, düşünce biçiminden örf ve âdetlere kadar birçok sahada hak ile bâtılın birbirine benzemesi, doğrudan hak ile bâtılın birbirine karışması tehlikesini doğurur. Bu iki yolun birbirinden keskin çizgilerle ayrılması ne kadar tabiî ve zarurî ise, bu yollara tâbi olanların da birbirinden ayırt edilebilir olması o kadar elzemdir. Bu eser, gayr-i müslimlere benzemenin tehlikesini anlatmakta ve Müslümanları kimliklerine sahip çıkmaya davet etmektedir. Gayrimüslimlerin tarih boyunca bilinçli olarak yürüttükleri kültürel saldırılara da dikkat çekmesinin yanı sıra bu hususta ayet ve hadisleri merkeze alarak, meselenin dinî boyutunu derinlemesine ele almakta ve kafirlere benzemenin haramlığını ve tehlikesini beyan etmektedir.
140.00 ₺ -
Zeytindağındaki Portakallar
Zeytindağı’ndaki Portakallar romanı, Kudüs’teki zorunlu göç ve yaşam mücadelesi arasında doğan masum bir arkadaşlığın dokunaklı öyküsünü sunuyor. On yaşındaki Esty ve Filistinli Aksa’nın arasında başlayan derin bağ, portakal gibi basit bir şifreyle birbirlerine gizlice ulaşmalarını sağlıyor. Bu etkileyici hikaye, tesadüflerin ötesinde bir kaderin izlerini sürüyor. İki küçük kızın öyküsü, hem kalbinizi hem de zihninizi derinden etkileyecek. Cahit Zarifoğlu’nun sözleriyle, “kuşlar bile kaderle uçar” diyerek, hayatın karmaşıklığına ve güzelliğine dair düşündürücü bir yolculuğa davet ediyor. Bu romanı edinerek, dostluğun ve kaderin öyküsünü keşfetmeye hazır olun.
206.80 ₺ -
Meczup Fatih Duman
Nereye gidersem gideyim yanımda kendimi de götürmek zorunda olmak ne kadar kötü. Bunca gidişimin sebebi kendimden kaçacak bir yer bulmak aslında. Bir çare aramak. Ama olmuyor, insan derdinden kaçsa kendinden kaçamıyor. Belki de bunun tek çaresi aklından kaçmak. Kendinden kaçmak için aklını kaybetmek gerekiyor galiba. Ama bir de gitmeyen, terk etmeyen ve hep bekleyenler var. İşte onlar gitmelerin de ayrılığın da ve hatta ölümün de sevdayı bitirmediğini biliyorlar. Cânım kâri, beklemenin güzel olduğunu söylemiştim daha önce. Beklenen güzelse diye de bir şart eklemiştim. Bu kez bir insanın neyi, niye ve ne kadar bekleyeceğini anlatmaya gayret ettim. İşte bu okuyacağın bir bekleyiş öyküsü, sevdanın bir cüzünün de beklemek olduğunu anlatan bir öykü. Zira ben anladım ki sevmek, beklemektir. Gelmeyeceğini bilsen de beklemek...
156.00 ₺ -
Rahlede Başlayan Sevda
İslam dininin en büyük şiarlarından olan Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek, talim ve tecvid üzere okumak ve onu ezberlemenin en kolay ve kalıcı yaşı ikinci çocukluk dönemidir. Çocukluğumuz öyle bir hazinedir ki; içinde barındırdığı duygu ve davranışlar bizim ileride nasıl bir birey olacağımızı ortaya koyar. Davranışta disiplin, duygu da özgür ruhlu yetiştirilmiş çocuklar, bilinçli aile ve donanımlı bir hocanın elinde elbette başarılı bir hafızlık hikayesi ortaya koyarlar. "Her çocuk hafızlık yapabilir mi?" sorusunun cevabı ise ailedeki huzur ve güven ortamında saklıdır. Ruh dinamikleri sağlam olan bireylerin kurdukları yuvada yetişen çocuklara Allah, Peygamber ve Kur'an-ı Kerim sevgisinden bahsedildiğinde bunu elinin tersiyle itmesi düşünülemez. Tam aksine çocuklukta sıcak bir ses tonuyla süslenmiş Peygamber kıssaları, dini hikayeler ve hafızlığın değeri ile büyüyen çocuklar kendi isteği ve gayreti ile hafız olurlar. Bıkmadan, bıktırmadan, yorulmadan, yormadan... Bu kitabın yazılışında ki gaye; bizlere Allah'ın emaneti, hanelerimizin aziz misafirleri olan çocuklarımızı doğru zamanda, doğru alt yapı ile ve doğru yerlerde severek hafızlık yapmalarına katkı sağlamaktır. Şu anda hafızlık yapan çocuklarımız ve ailelerine ışık tutacağını düşünüyorum. Yazı bir büyüdür, sırrı ile söylenirse yaşama sevinci oluşturur.
59.50 ₺ -
Geçmişimi Yaktım Geldim
Bu kitap, geçmişini yakıp da gelmiş bir gencin hikâyesi... Yolunu kaybetmiş, kafası sorularla dolu, söz dinlemez, asi bir gencin... Sayfaları çevirip okumaya başladığında bu hikâyenin hayat kadar gerçek olduğunu göreceksin... Kendini bir anda merak ve heyecan içinde bulacaksın. Öyle ki; her cümlesi bir kor gibi yüreğine düşecek. Duygu yüklü ve hayret verici olaylar seni alıp götürecek. Bu yaşanmış içli hikâyeyi okumaktan ziyade yaşayacaksın. Bu hisle kitap bitene kadar elinden bırakamayacaksın. Ve en sonunda da; “Böyle bir son olamaz!” diye çok şaşıracaksın. * * * Günlerce etkisinden çıkamayacağın bu kitapla yeni bir hayata var mısını
156.00 ₺ -
Cengiz Hana Küsen Bulut
“Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlak yozlaştırır!” Cengiz Han’a Küsen Bulut, büyük usta Cengiz Aytmatov’un olgunluk döneminin en güzel yapıtlarından biri, belki de en güzelidir. Bir yandan adaletsizliğin, totalitarizmin ve mutlak güç talebinin nihai sonuçlarını ve yarattığı emsalsiz tahribatı, bir yandan da her sonun bir başlangıç olduğunu, umudun direnmek demek olduğunu son derece edebi ve estetik bir biçimde anlatır.
54.60 ₺ -
Dişi Kurdun Rüyaları
Cengiz Aytmatov, ustalık dönemi eserlerinden biri olan Dişi Kurdun Rüyaları’nda insana, yaşama ve doğaya dair etkileyici bir hikâye anlatıyor. İnsan hırsının, acımasızlığının ve açgözlülüğünün doğada ‒ve ruhlarımızda‒ yarattığı yıkımı büyük bir ustalıkla okuruna sunan Aytmatov, romanında yaşamın; doğumla ölüm, sevinçle keder ve iyilikle kötülük arasındaki bitimsiz salınımını dile getiriyor. İdeallerinin peşinden koşan Avdiy’in adanmışlığının, afyon kaçakçıları ve avcıların zalimliğinin, Issık-Göl’ün kıyısında kendilerine sade bir hayat kuran çiftçilerin ve elbette dişi kurt Akbara’nın bozkırın engin topraklarında düğümlenen serüveni bir bakıma insanın yeryüzü tecrübesinin de hikâyesi...
91.00 ₺ -
Ahi Bir Ahi Evran Romanı
Bu kez sana, bütün bu derdime bir dert daha katıp birini anlattım. Hatta şöyle bir cümle kurdum kitabın içinde; “Kitaplar bazen birilerini hatırlatmak için değil başka birilerini unutturmak için yazılır ama biz bilmiyoruz diye onlar yok mânâsına gelmez ki.” İşte bu sefer öyle birini anlattım sana; Ahî Evran’ı. Elbette ismini duydun ve biliyorsun. Ama o kadar. Aslında kimdi? Neden önemliydi ve neden unutturuldu? Pek çoğuna cevap verebilirim belki ama hepsine değil. Zira dedim ya “söylemediklerim de var.” … Zamanı aşacak bir hikâyem var sana anlatacağım. Bugünü, dünü ve maziyi bir arada bulacağın bir hikâye.
208.00 ₺ -
Arzuhal
“İçinde mektup olan Mektubat’ı bir süre aradım, tahmin ettiğim gibi üst rafta duruyordu. Hemen tanıdım, tanımamak imkânsızdı, çocukluğumdan beri bu iki cildin kavuşma hikâyesi beni hep çok etkilemişti. İçeriği hakkında hiçbir şey bilmiyordum, ilgimi de çekmemişti. Ama Hâce’min her gün mutlaka bir parça okuduğu, özel zamanlarını ayırdığı kitaptı. Onları ayırmaya kıyamayıp her ikisini de raftan aldım, dayımın yatağının ucuna oturdum, kitabın sayfalarını biraz karıştırdıktan sonra sararmış zarfı buldum. Zarfın üzerinde, ‘Emanetime, Zühre’me’ yazıyordu. Ellerim titriyor, akan gözyaşlarım zarfın üzerine damlıyordu. Sakinleşmeye çalıştıkça içimdeki yangın daha da alevleniyordu. Zarfı aldım öptüm, kokladım. Nadide bir emanetmiş gibi titizlikle açtım. İç içe katlanmış sayfalardan uzunca bir mektup yazıldığını anladım. Hem bedenen hem ruhen sakinleşmeyi bekledim, yavaşça katlanmış kâğıtları açıp okumaya başladım.”
292.50 ₺ -
Gözyaşı Ülkesi
“Kimsenin hikâyesine gülmeyin, sizinkisi daha bitmedi. Ne yaşayacağınızı bilemezsiniz…” “Şimdi hüzünlerin en koyusunu giyindim ve ümitler senin yanında tazeydi. Ah, Ahmet! Beni yarım bıraktın. Bu yarım kalmışlık kaderime öyle yansıdı ki her yarım beni buldu. Senden sonra hiçbir yarım tama ermedi. Pansuman edilmeyi unutulmuş bir yara gibiyim sensiz. Kaldım bir başıma, düştüm büyük bir kavganın ortasına. Geleceğe dair tüm ümitlerimi yitirdim. Sonumuz ne olur bilmem. Sensizken bir numara büyük çekiyorum acıları. Nasıl olsa seneye de gelmeyeceksin sen.” diyerek ağladı Mone… Bu kitap; Suriye savaşında eşini, çocuklarını ve tüm yakınlarını kaybetmiş bir kadının gerçek hayat hikâyesidir. Harap olmuş, yakılmış, yıkılmış bir ülkenin anatomisidir…
315.00 ₺ -
Eylül Vurgunu
“Hani, bizi sadece ölüm ayırırdı? Söylesene, hangimiz öldük?” “Aklımdan çıkmıyorsun, aklım çıkıyor sen çıkmıyorsun. Olmuyor işte… Bugün yine seni özlerken yakaladım kendimi. Demek ki içimde hâlâ sana rastlayan duraklar var. Takvimler değişti, hasret yine aynı... Oysa ikimiz de aynı şeyi düşünüyoruz; ben seni, sen kendini! Bazı günler hiç aklıma gelmiyorsun. İşte o günler iyiyim. Ama bugün o günlerden biri değil. Anlaşılan yarın yine devam edeceğim gözlerinden... Dudağımın kenarında kabuk bağlamayan yara gibi oldun. Azıcık gülsem kan, hiç gülmesem koca bir hüzünsün. Canımın içi, çok acıyorsun, çok acıtıyorsun...”
273.00 ₺ -
Can Kırığı
Olmadı... Olamadı... Dinlediğim o nefes de sustu. Onun gidişiyle bendeki tüm sesler de sustu... Hayallerim sustu... Sevinçlerim, kahkahalarım sustu... Kadınlığım sustu... Akif’ten sonra bende kalan tek şey analığımdı. Üzerini bal mumuyla sıkıca mühürleyip kapadığım ve en tenha köşelere sakladığım kadınlığımın yerinde şimdi dimdik duran bir analık vardı. Ben artık ölümden korkmuyorum, ölümlerden korkuyorum. Birincisinde sadece ben varım. Ama ikincisinde tüm sevdiklerim var... Tıpkı şairin dediği gibi, içim hep bir “Hoşca Kal Ülkesi” oldu. Tüm sevdiklerim gidiyordu. Bir bendim geride kalan. Tıpkı yatağı değişmeyen ırmak gibi... Tıpkı yerinden bir santim bile ayrılmayan kıtalar gibi, dağlar gibi... Gidenler gidiyor, dönmüyorlardı... Ben ise hep bekliyordum. Ağlıyordum... Özlüyordum... En insanî yanımla, kayıplarımın yasını tutuyordum... Ama toprak aldığını geri vermiyordu...
203.00 ₺ -
Aşk Yağmuru Sever
“Geç kalma iki gözüm. Burada her yer hazan, her yer hüzün...” Anadolu’nun küçük, şirin bir ilçesi… Ve bu ilçede kaderleri kesişen dört insan… Hayatın zorluklarına karşı birbirine tutunmaya çalışan bu insanlar aşklarıyla, hüzünleriyle, yanlışlarıyla, günahlarıyla, özlemleriyle yüzleşiyorlar… Tüm bu dünya keşmekeşi içerisinde doğruyu bulma, güzele ulaşma, iyiliklerle donanma yolunda karşılarına çıkan her türlü zorluğu aşma adına İlknur’un teslimiyeti, Uğur’un metaneti, Yasemin’in isyanları, Ahmet’in özlemleri acaba bu insanları nereye götürecek? Aşk Yağmuru Sever romanının satırları arasında kendinizden bir şeyler bulacaksınız. Aşk, özlem, isyan, acı, hasret, gözyaşı ile yoğrulmuş hayatlar sizi bekliyor…
196.00 ₺ -
Martı Jonathan Livingston Dördüncü Bölüm İlaveli
Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı. Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu.
221.25 ₺ -
Kehribar Geçidi Ciltli
Roma üzerinden bir insanlık tarihi ve insanlık durumları okuması sunan roman aynı zamanda incelikle işlenmiş detaylarıyla Roma İmparatorluğu'nun toplumsal, siyasal ve dinsel öğelerini de ustalıkla resmediyor. Nazan Bekiroğlu, Kehribar Geçidinde hem İslam hem Hristiyan kültürlerinde yer bulan yedi uyurlar anlatısı ve Roma İmparatorluğu'nun dağılmadan önceki son yüzyılı üzerine bir roman kurguluyor.
395.50 ₺