-
Eylül
Mehmet Rauf’un en önemli eseri olarak kabul edilen ve ona yaygın bir şöhret kazandıran Eylül, Servet-i Fünûn döneminin de en parlak romanlarından biridir. Psikolojik romanın ilk izlerini gördüğümüz bu eser, insanın kendi tabiatı ve çevresiyle yaşadığı ruhsal çatışmaları anlatırken, kahramanların iç dünyalarını da okura bütün yönleriyle sunuyor. Suat, Necip ve Süreyya’dan oluşan aşk üçgeninde Suat, içinde bulunduğu sakin aile hayatına rağmen, aşkı tadamamış bir kadın olarak kurgulanır. Necip de hareketli Beyoğlu yaşantısında aradığını bulamamıştır. Suat ve Necip ikilisi arasında böylece bir benzerlik kurulur. İkili birbirini tanıdıkça yakınlaşmaya başlar. Aralarındaki çekim onları imkânsız bir aşka sürükler. Buluşmalar, kavuşmalar bu aşkı görünür kılmaya başlarken, aslında onları nasıl bir son beklemektedir? Mehmet Rauf, havanın değişimini, yaprakların sararıp yere düştüğünü ve çiğnendiklerini görünce bir hayli duygulanır ve kendi hayatını “Eylül”e benzetir. Eylül, eserin hâkim duygusunu açıklayan ve sembolize eden bir kelimedir ve yaz mevsiminde başlayan bir aşkın bitişini, hüznünü anlatır. Hayallerden sıyrılmanın, hakikatle yüzleşmenin, ölüm-doğum döngüsünün göstergesidir.
174.30 ₺ -
Efruz Bey
II. Meşrutiyet dönemindeki aydın tipine odaklanan, özellikle toplumun geçirdiği çeşitli değişimleri gözler önüne seren Efruz Bey, yazarın sağlığında yayımladığı son kitaptır ve Ömer Seyfettin külliyatı içinde çok özel bir yerde durmaktadır. Romanda Efruz Bey tipinden hareketle, toplumsal hayatın yozlaşan yanları ince fırça darbeleriyle çizilir. İçtimai yönü ağır basan ve “fantastik” bir roman olarak tasarlanan Efruz Bey’in tefrikası Vakit gazetesinde okurlara şu cümlelerle duyurulur: “Yeni Tefrikamız: Efruz Bey-Fantezi Roman, Muharriri: Ömer Seyfettin. Çarşamba gününden itibaren Ömer Seyfettin Bey’in Efruz Bey unvanlı romanını tefrika etmeye başlıyoruz. Efruz Bey, memleketimize ait bazı tiplerin ve bazı meyil ve itiyatların, sanatkârane bir mübalağa ile çizilmiş bir karikatürü hükmündedir...” Ömer Seyfettin, bu romanıyla edebiyatımıza hem büyük bir eser hem de özel bir karakter armağan ediyor. Yazarın kendi deyişiyle hepimiz değilse bile hepimizden bir parça taşıyan Efruz Bey; Pertev Naili Boratav’ın ifadesiyle Türk edebiyatının Don Kişot’u olarak önemini korumaya devam ediyor. Efruz Bey, Necati Tonga’nın titiz çalışmasıyla yeniden okuruyla buluşuyor.
156.80 ₺ -
Kül Ormanı
Kuşlar yeryüzünü terk etse, onları bulmak için hangi yöne doğru gitmeniz gerekir? Veya deniz bulunduğunuz kıyıdan çekilip bir daha dönmese, o denizi geri getirmek için ne yapabilirsiniz? Ege Denizi’nin terk ettiği Yosunlu Köy’ün kıyılarına dalgaların yeniden vuruşunu izleyebilmek için yola koyulan Azra, çıktığı bu macerada; hafızalardan silinen geçmişlere, kâbusların saklandığı yere ve can verdiği savaşta kimin galip geldiğini öğrenmek için rüyalara musallat olan bir denizcinin tuhaf hikâyesine şahit oluyor. Kül Ormanı, birbirinden güçlü karakterlerini büyük bir gerçeklikle aktarırken masalsı atmosferi ve şaşırtıcı olay örgüsüyle de dikkat çekiyor. Güzide Ertürk, sıradanmış gibi görünen Yosunlu Köy’de yaşanan gizemli olayları, karakterlerin gerilimlerini ve iç hesaplaşmalarını anlatısının merkezine taşıyor. Yazar, kişinin doğup büyüdüğü yeri eski güzelliğine kavuşturmak için çıktığı yolun kendisini ve o yolun sonunun nerelere varabileceğini çarpıcı bir biçimde okura sunuyor.
161.00 ₺ -
Müşahedat
Müşâhedat, Ahmet Mithat Efendi’nin sadece natüralist bir roman yazmak için kaleme aldığı bir eser değil, bu natüralist romanın nasıl yazılacağına öncülük eden bir rehber niteliğindedir. Tanzimat Dönemi romanının ötesine geçerek Batı’da dahi henüz görülmediği söylenen tekniklerle yazılan bu roman, büyük oranda toplumsal beklentileri sorgular ve sosyal eleştiride bulunur. Ahmet Mithat’ın olaylara ve insanlara karşı gözlemlerinden oluşan Müşahedât’ta, yazar, romanın başkahramanı olarak kendine de yer verir. Mithat, çalıştığı gazeteye gitmek için Beykoz’dan Eminönü’ne giden bir vapura biner. Biri yaşlı ikisi genç üç kadın ile karşılaşır, aralarında geçen bütün konuşmalara tanıklık eder. Duyduğu ilgi uyandırıcı konuşmalar arasında yazacağı romanın konusunu düşünür ve kadınların konuşmalarına kulak kabartmaya devam eder. Vapur iskeleye yaklaşınca onları takip ederek ulaştığı gizemli kadının hikâyesi romanın temel izleğini oluşturur. Yazar, romanında Batılılaşma, kadın-erkek ilişkileri, Müslüman ve gayrimüslimlerin yaşantıları konularına ilişkin tespitlerini dönemin sosyal ve siyasal atmosferiyle harmanlayarak ele alır. Mithat’ın flanörvari keskin gözlem yeteneği, İstanbul’un kalabalık sokaklarına ve gizli köşelerine hayat vererek, geçmiş dönemlere bir bakış sunar. Şehrin hareketli sokaklarının, entelektüel çevrelerinin, karakterlerinin özünü yakalayarak günlük yaşamın canlı bir resmini çizer.
279.30 ₺ -
Birkaç Ölüm Sonra
Her gününü yarını özleyerek geçiren bir adam dünü nasıl hatırlar? Onun için bugün ne zaman başlar? Dün, bugün ve yarın bütün bir dünyaya sığabilir mi? Birkaç Ölüm Sonra romanına neredeyse bütün dünyayı sığdıran Kadir Daniş; doğumla ölüm arasındaki her şeyi, hayatın kırılamayan döngülerini, aşkın en azını, inancın değiştirici gücünü, ölümün ta kendisini, dostluğun zor aşamalarını, evlat ve ebeveyn olmanın tüm detaylarını, tarihi, müziği ve İstanbul’u bir romancının merceğinden aktarıyor. Serçelerin Ölümü ve Yeryüzü Blues romanlarından da tanıdığımız Daniş, yeni çalışmasında ahlaka, kötülük problemine ve “Neden yaşıyoruz?”, “Yaşamaya neden devam etmeliyiz?”, “Bunca meşakkat ve gönül yarası neden var?” sorularına verilecek cevapların peşine düşüyor.
174.30 ₺ -
Beni Yemende İtalyana Benzetirler
Suriye’den bir tabutun içinde kaçarak son anda IŞİD’in elinden kurtulan savaş muhabiri Samet Doğan, kısa sürede binlerce okura ulaşan Cuma Günü Uçmayan Kuş’un ardından bir kez daha haberleri edebiyata çevirmedeki ustalığını gösteriyor. Ortaya “zahterli pizza” gibi orijinal, otobiyografik bir roman çıkıyor. Elinizdeki kitap, dünyanın hatırlamadığı bir ülkede, iyileşmek için savaşta gördüklerini unutmaya çalışan, ama nereye giderse gitsin beladan uzak duramayan bir “aylak adam”ın maceralarından oluşuyor. Doğan, sadece birer istatistikten ibaret olan insanların kederli ve bir o kadar komik hikâyelerini tarihe not düşüyor. Savaşı takip eden diğer muhabirlerin aksine, bu kez savaş muhabirin peşini bırakmıyor. Yazar, Yemenli ve Suudi Arabistanlı iki gencin evlenmek istemesi üzerine patlak veren uluslararası krizin ortasında buluyor kendini. Âşık gençler evlenebilsin diye binlerce peçeli kadın sokaklara döküldüğündeyse canlı bombayla tanışıyor. Çareyi, Amerikalılara küsüp ülkesine dönen Macit’in bakkalına sığınmakta bulan yazar, İtalyana benzetilmenin bedelini film tadında anlatırken kahkaha ve gözyaşı arasındaki sınırlar ortadan kalkıyor.
174.30 ₺ -
Beklentileri Karşılama Teşkilatı
Yıllarca iyi bir haber alamamış bir insan kimden yardım isteyebilir? Kimsenin ona yardım edemeyeceğini anlayan bu insanın savaşı, onu her geçen gün yaralayan “zaman”ın kendisiyle midir? Ayrıca, bir haberin iyi olması için herhangi bir beklentiyi karşılaması gerekli midir? Beklentileri Karşılama Teşkilatı’nda okuyucusunu Devran Mahallesi’nin sıra dışı tarihine götüren Emrah Mete, insanları mışıl mışıl uyutup mahalleyi ele geçiren “Bodurlar” ile bu ağır uykudan uyanmayı başaran “Bidarlar” adlı iki çetenin savaşını anlatıyor. Çocukların da dahil olduğu bu arbedede, savaşın asla çocuksu olamayacağının altını çizen Mete; zaman kavramını da, daha önce hiç görülmemiş bir ölüm resitali olarak tanımladığı bu savaşın yara almayan tek şahidi yapıyor. Birbirinden farklı çetelerin geliştirdiği savaş stratejilerinden bir çöp toplayıcısının kurduğu öğretinin geniş kitlelerce yayılmasına, kapılı kapılar ardındaki efendilerin gerçekleştirdiği tarihi görüşmelerden tımarhanelerde yapılan dünyanın aklını başına getirme planlarına kadar birçok gariplikle zihnin sınırlarını zorlayan Emrah Mete; uyanıklıkla hayatta kalma arasında savaşan çocukların sürükleyici macerasını, sokaktaki çocukların sesiyle aktarıyor.
160.30 ₺ -
Şark Çetesi
Leyla’nın hikâyesi, küçük yaşta karşı karşıya kaldığı trajedinin gölgesinde şekillenir ve ömrünü, gözlerinin önünde öldürülen babasının katillerini aramaya adar. Önüne çıkan engeller, uğradığı ihanetler onu korkutmaz. Türlü ikilemlerle boğuşur, düğümü çözmek için yolu İstanbul’dan Beyrut’a, oradan savaşın ortasındaki Suriye’ye uzanır. Kaderi, kimi zaman yanında kimi zaman karşısında yer alan karakterlerle kesişir. Leyla sırlar, düşmanlar, işkenceler ve hakikatler arasında gidip gelir. Fatma Berra Mete’den Şark Çetesi, iyi ile kötü arasındaki sınırı, merhametini kaybetmeden mücadele etmeyi, aşkı ve inancı sorgulatan sürükleyici bir ilk roman. Oyun biter, savaş başlar.
216.30 ₺ -
Üsküdarlı Falanca ve Feşmekanları
yku ile uyanıklık, rüya ile gerçeklik arasında, başka âlemlere uzanan dört başı mamur bir yolculuk… Kimilerince anlatıcının kozasını ördüğü bir masal evreni, kimilerince bir hayal seyahatnamesi… Zaman zaman içinde bir tarih sahnesi... Ali Sürmelioğlu’nun deneysel mozaik romanı, Üsküdarlı Falanca’nın tarihte salındığı, beklenmedik karşılaşmalarla okuru şaşırttığı gerçeküstü bir serüven. Roman, okuru sultanın sofrasına, paşalar divanına, beyler meclisine, şeyhler meydanına, müderrisler minderine buyur ediyor. Üsküdar’ın sokaklarına, camilerine, mezarlıklarına, köşklerine, dergâhlarına, kahvehanelerine, saraylarına uzanan bir güzergâhta, sizi yaşamdan rüyaya, kendinizden kendinize götüren o haritanın söylediklerine kulak vermeye çağırıyor. Çünkü dinlemek iyileştirir, yorgun ruhlarımızı diriltir. Yeni dünyanın ilk gecesi, bir kandilin yanmasıyla başlar.
209.30 ₺ -
Devlet Ana Ciltli
“Büyük romanlar, büyük ırmaklar gibi akarlar. Yatakları hem geniştir hem derin. Irmaklar, yataklarını ancak denizlere kavuşurken derinleştirip genişletebilirler. Böylece, her büyük roman, zaman içinde okyanuslara kavuşan bir ana yoldur.” Devlet Ana, bütün eserleriyle edebiyatımızda ırmaklar gibi çağlayan Kemal Tahir’in belki de okyanusa kavuştuğu eserinin adıdır. “Köy-şehir-halk, maksat Türk insanının cevherini bulmaktır.” diyen Tahir’in, bir imparatorluğun kuruluş dinamiklerini keşfe çıkarken insanımızın bu coğrafyada tutunmasını sağlayan tabiatını da gerek tarihî kişilikler gerek kurmaca karakterlerle yansıtması, edebiyatımızın en özel romanlarından birini ortaya çıkarır. 1968 yılında Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’ne değer görülen Devlet Ana, Türkçenin çok katmanlı yapısına yaslanırken tarihsel deneyimi zengin bir dilin roman sanatı içinde hangi irtifalara çıka-bileceğinin de en önemli örneklerinden biri olmuştur. Kemal Tahir; yarına dair umudu, kuruluş tecrübesinde dirilterek nesiller boyu ilham alınan bir eseri dilimize hediye etmiştir.
699.30 ₺ -
Dünya Yanıyor
İnsanların sakladığı en derin sırların ardında, gerçek özgürlük ve iç huzura ulaşmanın bedeli ne kadar ağır olabilir? 12 yaşındaki Camila, Suriye’deki savaşın ve kaosun yıkıcılığından kaçıp, henüz hiç tanımadığı annesini bulmak için Viyana’ya doğru yola çıkar. Bu büyüleyici şehirde yolu hayatlarına dokunacağı iki kadınla kesişir: Liza ve Feride. Gizemli, ürkütücü, aniden ortaya çıkan ve beklenmedik şekilde onları saran bir karanlıkla yüzleşirler. Geçmişin silinmez izleri, özgürlük mücadelesi ve varoluşu anlamlandırma çabası, bu üç kişinin kaderlerini birbirine bağlar. Dünya Yanıyor, kendi kayıp parçalarını arayan üç farklı kadının giderek birbirlerine tutunmalarının hikâyesidir. Aşkın, ölümün ve özlemin kesiştiği bir çizgide yürürken, ardı ardına gizemli olaylar gerçekleşir. Gerçeğe giden yol hiçbir zaman düz ve basit değildir; her adım bir arayış, her köşe bir bilmece, her durak derin bir sır olarak karşımıza çıkar.
279.30 ₺ -
Dünyasızlar
Ardınızda esrarlı bir cinayet var. Kırmızı küçük bir otomobilin içindesiniz. Şimdi kemerlerinizi bağlayıp geriye yaslanın. Uzun bir yolculuğa çıkacaksınız. Bu renkli yol, günümüz İstanbul’undan başlayıp önce Fethiye’ye oradan Bakü’ye ve türlü şehirlerden geçerek sonunda 1940’lı yılların Stalingrad’ına uzanacak. Zaman geriye doğru akacak, mevsimler hızla değişecek, tarçın kokuları yükselecek ve kulağınıza pek mühim sırlar fısıldanacak. İşte o an, büyülü bir kar fırtınası sizi İkinci Dünya Savaşı’nın ortasına savuracak. Birbirinden gizemli olayların içinde sürüklenirken size Harut, Marut ve Zühre’nin yansımaları olan zehirli bir aşk ile emsalsiz bir dostluk arasında sıkışmış karakterler eşlik edecek. Tabii bir de casusluk yapan bir sincap! Kaan Murat Yanık; Dünyasızlar’da sizi, aklınızdan hiç çıkmayacak canlı sahneleriyle her şeye gözlerinizle ve kulaklarınızla tanık olacağınız müthiş bir serüvene davet ediyor. “Mesele sevdiğiniz kitapları hayatınızın kırılma anlarında yeniden okumaktır. Kitapların canlı olduklarını, nefes aldıklarını, tıpkı insanlar gibi yaşlanıp huy değiştirdiklerini o zaman anlarsınız.”
244.30 ₺ -
Kaybederken
Kaybederken, zamanın ve ruhun labirentlerinde kaybolmamak için mücadele eden bir karakterin hikâyesi. En büyük sorusu ise şu: İnsan gerçekten ne zaman kaybeder? Çocukluktan itibaren yenilgilerle sınanan kahramanımız, sorularının cevaplarını 90’lı ve 2000’li yılların sokaklarından yükselen sesler, kaybolmuş hayaller ve yarım kalmış aşklar arasında arıyor. Silvan Alpoğuz’un, bireysel varoluşun toplumsal mücadeleyle kesiştiği alanlarda sivrilen dili, müstehzi edasıyla romanı, Türkiye’nin yakın tarihine dair çarpıcı bir metne dönüştürüyor. Alpoğuz’un ilk romanının yeni baskısı Kaybederken, yazarın üslubunun bir parçası sayılan incelikli ironi, sahici karakter inşası ve çarpıcı kurgu yeteneğinin de daha ilk eserinde ortaya çıktığını ispat ediyor. Ve o, son olarak şunu söylüyor bize: Bazen kaybetmek, kazanmanın ta kendisi olabilir..
209.30 ₺ -
Günlerin Bin Yıllık Mezarı
Zamanın dev bir mezarlığa dönüştüğü çağlarda anılarının ardına düşen Endülüslü bir seyyah, belleğini tazelemenin çarelerini arar. Yolu Belensiye’den Mısır’a, Kızıldeniz’den Beytü’l Cin Adası’na uzanırken hikâye de peşine binlerce yılın efsununu takıp liman kentlerinden çöl geçitlerine, kadim kalelerden varlığından kimsenin haberdar olmadığı esrarengiz topraklara uğrayarak onu izler. Günlerin Bin Yıllık Mezarı, tarihsel gerçeklik ile efsanevi olanın arasındaki ince çizgide; büyük anlatılarla bireysel arayışların birleştiği bir denge kurarak okuyucusunu hem seyahatnamelerin tozlu sayfalarına hem de belleğin anılarla bezeli labirentlerine taşıyor. M. Fatih Kutlubay, zamansız bir anlatıyla insanın belleğe, kimliğe ve geçmişe duyduğu ihtiyacı sorguluyor. Unutmanın ve hatırlamanın kesiştiği noktada okuru sarsıcı bir yolculuğa çağırıyor.
244.30 ₺ -
Ova Mülakatları
Ova Mülakatları, taşrada, o küçük dünyada, kulaktan kulağa hızla yayılan efsanelerin, sözlerin ve güvensizliğin hikâyesi... Hayal kırıklığı, umutlar, vicdan azabı ve yoksulluk ile gittikçe büyüyen ve en nihayetinde de Eşref Kestane’nin kendini bulma ve keşif süreci. Arada kalmaktan nedense mutlu olan ve her şekilde vicdanının sesine kulak veren Eşref, adı ne olursa olsun her şeyiyle ve tastamam bir dilemma sunuyor kendini dinleyenlere. Yabancılaşma ve hoşnutsuzluğun başköşeye yerleştiği bu dilemmada, Eşref’in keşif sürecini kendisi gibi olan küçük insanlar tamamlıyor. Eşref bir gün gidecekti, bunu herkes biliyordu. Ama o küçük insanlar, her yeni gelen kahramanın yolculuğunu tamamlaması için taşrada kalmaya devam edeceklerdi…
209.30 ₺ -
Şair
Şair, 7. yüzyıl Arap coğrafyasında şiirin bir inanma biçimine kelamın ise bir silaha dönüştüğü bir dünyayı anlatıyor. Doğu Roma, Sasani ve Batı Türk imparatorlukları arasında geçen roman, dönemin toplumsal yapısını, kültürel ilişkilerini ve dini dönüşümlerini, şiir merkezli bir çatışma üzerinden ele alıyor. Zeyd ve Tuleyle adındaki iki şair, yazdıkları şiirlerle amansız bir yarışa giriyor. Bu yarış, yalnızca edebi bir rekabet değil; aynı zamanda karakterlerin hayatını belirleyen bir dönüm noktasına dönüşüyor. Yarış sonrası esir düşüp Sasani topraklarına gönderilen Zeyd, farklı kültürlerle karşılaştıkça şiir anlayışını ve inanç dünyasını değişmeye başlıyor. Tuleyle ise şiir aracılığıyla sürekli değişen toplumunda yer edinmeye çalışıyor. Rafet Elçi, şiirin kutsallığını, sözün toplumsal gücünü ve kelimenin değişen kaderini ince detaylarla örerken bireysel hikâyeler üzerinden de bir medeniyetin çözülüşünü resmediyor. Şair, yalnızca Arap Yarımadası’ndaki tarihi bir dönüşümün değil, insanın kelimeyle kurduğu anlam dünyasının da sarsılışını gözler önüne seriyor.
384.30 ₺ -
Satılık Adam
Bir gecede yazdığı Zamanın Efendisi kitabıyla kendisine ait bir rekor kıran Bülent Akyürek, on dört yıllık bir edebî küskünlükten sonra aramıza geri döndü. Uzun hayat mücadelesinin, konferansların, bitmeyen yolların ve ciddi hastalıkların arasında kaleme aldığı Satılık Adam nihayet elden ele, dilden dile, büyük bir ilgiye açılmak üzere. Kendisinin, vatanının ve insanlığın tüm iç çatışmalarının, içe doğru genişleyen zıtlıklarının hikâyesi bu romanda toplanmış. Modern bir epizmenin destanlaştırması olarak, karakterlerin zayıflığını ve alışkanlık zincirlerini Bülent Akyürek’in dilinden okuduğunuzda, romanın gül yaprağı gibi açılıp gönlünüze oturduğunu göreceksiniz. Satılık Adam, büyük acıların sıradan sözlerle geçiştirilemeyecek kadar derin olduğunun güçlü bir hatırlatmasıdır. Bir yaşantının savrulan külleri arasında yirmi beş senedir yazılmaya devam eden bu kitap, en sonunda şunu söylüyor: “Eğer insan, değerinin anlaşılmasını istiyorsa, hayatı boyunca en az bir kez ölmek zorundadır.”
279.30 ₺ -
Kurt Kanunu Eleştirel Baskı
“Kurtlukta düşeni yemek kanundur. Romanın konusu 1926 İzmir Suikastı gibi son derece buhranlı bir devrede geçiyor. Bunun için adını ‘Kurt Kanunu’ koyduk. Kişiyi sosyal çevresi ve bunalımları içinde ele alıyorum. Gerçekten büyük tehlikeler içinde kıstırılmış insanların romanı bu.” İlk yayımlandığı günden bu yana Türk okuru tarafından ilgiyle karşılanan Kurt Kanunu, Türk tarihinin ve siyasetinin en önemli kırılma anlarından biri olan 1926 İzmir Suikastı günlerine uzanır. Okur, roman boyunca suikast girişiminin safahatına, Türk siyasetinin ve devlet adamlarının içine düştüğü drama tanıklık ederken, yakın tarihimizin bu kırılma anında tartışılan hususları; millî zengin yaratma girişimlerini, İttihatçıların tasfiyesini, devlet-toplum ilişkilerini, iktidarın doğasını ve insanın sorumluluğu konusunu Kemal Tahir’in etkileyici üslubu ve usta anlatıcılığı eşliğinde takip eder. Kurt Kanunu’nun bu eleştirel baskısı hazırlanırken romanın 1967-1968 tarihli Ulus gazetesi tefrikası, Bilgi Yayınları tarafından yapılan 1969 tarihli ilk ve 1972 tarihli ikinci baskıları karşılaştırıldı. Nüsha farklılıklarını gösteren ayrıntılı bir liste hazırlandı. Okurun metinle ilişkisini daha derinlikli bir kavrayışa taşıma anlamında metni açan, genişleten, romanın önemini ve yazılış koşullarını ortaya koyan bir dizi çalışma yürütüldü: Yazarın hayatını, yaşadığı dönemin edebî, tarihî-siyasi ve düşünsel bağlamını sunan zengin bir kronoloji çalışmasının yanında, yazarın arşivinden yazılı ve görsel belgelere, Kurt Kanunu’nun yayın serüvenini gösterecek ve okurun romana bugünden bakmasını sağlayacak yazılara da yer verildi. Ketebe Yayınları olarak Kurt Kanunu’nun tüm serencamını kamuya sunan bu eleştirel baskıyı Türk neşriyatına kazandırmış olmakla iftihar ediyoruz.
1715.00 ₺ -
Esrarname
Hasan Aycın Esrârnâme’de, ilk bakışta, bize Keloğlan masalları anlatıyor. Ama ne yazdığı masal, ne de anlattığı, bildiğimiz Keloğlan. O, masal dili ve kurgusuyla bize bizi, insanoğlunu anlatıyor. Saf ve yalın bir Müslüman bakışla insanın iç çatışmalarını, aldanışlarını, tutkularını, arayışlarını anlatıyor; dünyayı ve hayatı yorumluyor. Daha da önemlisi, bunu yaparken geleneksel bir anlatım biçiminin nasıl dönüştürülebileceğini, nasıl yeniden üretilebileceğini, kimi geleneksel ve kültürel öğelerin simgesel değerlerinden yararlanarak nasıl iç içe geçmiş anlam katmanları oluşturulabileceğini büyük bir başarıyla gösteriyor. Kısaca söylersek Esrârnâme, geleneksel masal anlatım biçim ve yöntemlerinden yararlanılarak yazılmış çağdaş bir roman; uzun bir aradan sonra yapılmış yeni bir özgün deneme. Aycın’ın bu denemesinin gereken ilgiyi göreceğini, Esrârnâme’nin Muhayyelât ve A’mâk-ı Hayal gibi tek ü tenha kalmayacağını ummak, her şeye karşın, aşırı bir beklenti olmayacaktır. N. Ahmet Özalp
209.30 ₺ -
Vadilerde Şaşkın Dolaşırlardı
Edebiyatın o asık suratlı sınırlarına, “vize” isteyen akademi duvarlarına ve “roman böyle yazılır” diyen o sıkıcı iğneli fıçılara bir darbe geliyor! Ahmet Ölmez, Akışkan Hayvanlar ile başlattığı şiirsel ayaklanmayı, Miguel de Unamuno’nun Sis’te icat ettiği kuralsız “Nivola” ruhuyla sürdürüyor. Melbourne’den İstanbul kütüphanelerine, oradan da Süleymaniye’nin altındaki gizli dehlizlerden ulaşılan o efsunlu Kalemrû-yı Şairân diyarına gitmeye hazır olun! İçine kar tanesi düştükçe dize kusan bir Kar Kâsesi, her nefesin bir vezne dönüştüğü Recez Köyü ve şiiri “goygoyculuk” sayan Denizköy arasında mekik dokuyan bu anlatı; sahte Sultanü’ş-Şuara Muharrem Büyük’ün kirli tahtını sallarken okuru dördüncü duvarın ötesine fırlatıyor. Kuralları yazarın koyduğu, karakterlerin yazarıyla kavga ettiği bu “agonist” serüvende vizeye yer yok; sadece şiirin o tehlikeli, parlak ve devrimci hakikati var!
188.30 ₺ -
Cuma Günü Uçmayan Kuş
İstanbul’un güvenli ama boğucu rutininden sıyrılan bir gazeteci, kendini tel örgülerin ardındaki kaotik coğrafyada, Halep’in yıkıntılarında bulur. Burası, yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğu, ihanetin ve sadakatin namlunun ucunda yer değiştirdiği bir dünyadır. Samet Doğan, tanıklık ettiği savaşı bir muhabir soğukkanlılığıyla değil, bir romanın kuşatıcı diliyle anlatıyor. Halep Kalesi’nde zafer çayı içme hayaliyle yanıp tutuşan ancak sözünü tutamadan şehit düşen Komutan Ebu Ali’nin yarım kalan hikâyesi; mülteci kampının tozlu çadırında savaşın dehşetini tuvale döken ressam Rîma’nın sessiz çığlığı ve harabeye dönmüş sokaklarda sardalya konserveleriyle hayatta kalmaya çalışan direnişçilerin öyküsü... Devrim umudunun radikalizmin karanlığına, dostluğun şüpheye, şehirlerin enkaz yığınlarına dönüştüğü bu serüvende; yazar sizi bazen bir keskin nişancının hedefindeki sokakta, bazen ise IŞİD tehdidinden kaçarken sığınılan, kan ve ölüm kokan bir ceset kamyonetinin kasasında karşılıyor. - Söyle bakalım, sadece cuma günleri uçmayan kuş hangisidir? - Perşembe günü ölen serçe.
195.30 ₺ -
Tufan Sonrası İlk Ahmakıslatan
“Ali Oturaklı, hatırlama eyleminin ruhunu yakalıyor ve yerellik kavramını yerçekimsiz bir ortama taşıyor.” Güray Süngü “Başka âlemleri birbirine bağlayan rengârenk, efsunlu ve yumruk gibi bir roman!” Kaan Murat Yanık *** Elinizdeki metne bir “roman” demeden önce durup düşünün. Çünkü bu, Unamuno’nun Sis ile başlattığı o put kırıcı geleneğin bir parçası, yani yaşayan bir nivola. Bu kitapta; uzay boşluğunda, gök cismine urganlarla bağlanmış hâlde uyanan ve geçmişin rüyasında kendisini arayan bir adamla tanışacaksınız. O, “Dünya’daki en büyük korkum umuttu” diyerek “Sistem”in soğuk dişlilerine karşı duran, ıstırap yüklü bir agonist. Cam Tufanı ile yerle bir olmuş geçmişten, “soğuk düşüncelerin” egemen olduğu ruhsuz bir geleceğe uzanan bu yolculukta, dördüncü duvarın yıkılışına şahitlik edeceksiniz. Kendi kurgusallığını ifşa eden bu anlatı, kıyamete ramak kalmış geleceğe, yerelliğin içinde debelenen bir sessizliğe dönüşüyor. Sistemin içinde debelenen bu ruhu sadece izlemekle kalmayın. Çünkü o, “Sen yokken sağdım ve yokluğuna hiç alışamadım” diye karanlığa haykırırken, aslında hepimizin o yarım kalmış, sıkışmış ve kırılmış hikâyesini fısıldıyor. Ali Oturaklı’nın kurduğu bu kozmik oyuna ve benzersiz tufana şemsiyesiz yakalanmaya hazır olun!
160.30 ₺ -
Az kaldı
Şu an zamanı değil belki ama olur da hani bir gün birisini sevecek olursan, acısına katlanabileceğin kadar sev. Çünkü insanlar bir gün gider. Özellikle bunu en sevdiğin insanlar yapar... Kimi öldüğü için gider, kimi de kalbinde seni öldürdüğü için! Gerçek bir hayat hikayesinden kurgulanarak kaleme alınmış bu romanı mutlaka okumalısınız. Çünkü bu romanı bitirdiğinizde, hayatınızda ne kadar küçücük sıkıntıları büyüttüğünüzü, aslında her günü bir mucizeden ibaret olan hayatı nasıl da ıskaladığınızı göreceksiniz...
175.00 ₺ -
Peygamber’in Evinde
İslâm tarihinin en etkileyici hikâyelerinden biri şüphesiz Hz. Peygamber’in sevgili kızı Hz. Zeynep ile damadı Hz. Ebu’l-Âs bin Rebi‘’nin hikâyesidir. Aralarındaki kuvvetli aşkın İslamiyet geldikten sonra bambaşka hâllere evrilişi; zor kararlar, dönemeçler ve türlü badirelerin onları getirdikleri kritik eşikler; Hz. Zeynep’in “sevgi ve iman” mücadelesi… Hz. Zeynep ilk Müslümanlardan olmasına rağmen Ebu’l-Âs uzun yıllar iman etmemiş, atalarının dinine inanmaya devam etmişti. Öyle ki, Kureyş ailesinden olan Ebu’l-Âs, müminler ile yapılan savaşa dahi girmişti. Ancak yıllar sonra o da İslâm’la şereflendi. Peygamber'in Evinde, İslâm tarihi izleğinde Hz. Peygamber’in beşerî yönlerine, özellikle aile hayatına dair çeşitli sahnelere tanık olacağınız, sevgi ve ahlak fenomenleri karşısındaki tutumuna şahitlik edeceğiniz, üzerinde çokça çalışılmış, çarpıcı bir roman.
174.30 ₺ -
Hayalet Kapısı
“Sanal paralar, Bitcoin, Deep Web - Derin Web ve yapay zekâ bugünün ve yakın geleceğimizin kaçınılmaz gerçekleri. Allah, ana bileşeni silisyum olan balçığa ruh üfleyerek insanı yarattı, insan da silisyum çipe akıl raptetti. Yüce yaratıcı bunun yapılmasına izin veriyorsa bu yeni zekâ türü yeni hayat tarzları oluşturacaktır. Buna din duygusu da dahildir. Kur’an’ın bir özelliği de çeşitli devir ve sosyolojik yapılara hitap edebilme gücüdür. Kur’an, kabileler ve imparatorluklara yol gösterebildiği gibi yapay zekâyı da etkileyecektir.” Korku, polisiye, bilim kurgu alanlarında yıllardır Türk edebiyatının en önemli eserlerini veren Sadık Yemni, “bilim kurgu polisiye” türündeki romanı Hayalet Kapısı’nda yepyeni bir bakış açısıyla zamanın ruhunu soluyarak, geleceği dikizlemeye, zekice kurgularla cüretkâr sorular sormaya devam ediyor.
93.10 ₺ -
Esir
2012 yılının 9 Mart günü belgesel çekmek için gittiğimizi Suriyede, kameraman arkadaşım Hamit Coşkunla birlikte Esed rejimine bağlı silahlı milisler tarafından kaçırıldık. Kaçırıldıktan sonra yeraltı cezaevinde yaşadıklarımız bizi yepyeni bir dünya ile tanıştırdı. Bu öyle bir dünyaydı ki çoğu zaman insanlığımızdan utandık. Akla gelmeyecek işkence ve zulümlere şahit olduğumuz yeraltı cezaevinde kalırken dışarıdaki hayatın her geçen gün bizden daha da uzaklaştığını, bir rüyaya dönüştüğünü hissediyorduk. Çünkü Esed rejiminin yeraltında kurduğu bu dünya adeta bambaşka bir gezegen, bambaşka bir âlem gibiydi. Baştan aşağı kötülük ve zorbalığın hâkim olduğu yeraltı cezaevinde hayatta kalabilmenin tek yolu ise inanca ve umuda sarılmaktı. Biz de öyle yaptık ve inanç ile umudun insan için ne büyük bir imkan olduğunu bir kez daha keşfettik.
220.00 ₺ -
Son Umut
Ruhumun yine sıkılıp bunaldığı bir anda, şehrin en ünlü kitapçısına gitmiştim. Hiçbir açıklama yapmadan, "Kitap istiyorum" diye daldım içeriye" Usta bir psikolog tavrıyla, orta yaşlı bir bayan dikildi karşıma" "Bir kitap tavsiye edeceğim size," dedi. "Bu kitabı okuyunca, yazarın diğer kitaplarını da bir an önce okumak isteyeceksiniz." Kitabı, klasik bir deyimle "bir soluk"ta bitirdim. Nerede mi? Oracıkta" Hem de iki saat içinde" Yaşanmış, ibretli ve sırlarla dolu hayat öykülerinin satır aralarında kendimi bulmuştum. "Acaba," dedim. "Ben de ibretli hayat hikâyemi anlatsam, benim öyküm de yolunu kaybetmiş, ümidini yitirmiş genç kuşağa bir kılavuz olamaz mı?" Bunun için, umutsuz dünyamın "Son Umut"unu sizinle paylaşmak istedim. Oradaki olayların ve sahnelerin, hayatınıza ışık olması niyetiyle"...
156.00 ₺ -
Soygun
“Serpintili yağmur ve sert rüzgâr altında sadaret landosu Bab-ı Hümayun’dan dörtnala girdi. Ayasofya müezzinleri akşam ezanını okuyordu; Haydin kurtuluşa!... Kurtulabilecek miydi acaba? Daha üç saat evvel çıktığı kapıdan tekrar girerken içindeki duygular karmakarışıktı. Cuma selamlığından sonra Sultan Mahmut Hazretleri başının ağrıdığından şikâyetle bir parça istirahat edeceğini söylemiş, o da Paşakapısı’na dönmüştü. Padişahı düşündü. Zavallı adam, tek başına bir ülkeyi ayakta tutmaya çalışıyordu. Mektepler açtırıyor, ıslahatlar yaptırıyor, ülkeyi kalkındırmaya çalışıyordu. Ama zaman, mutsuz insanlar zamanıydı. Halkı fikren çatlamış, herkes birbirine çemkirir olmuştu. Devlet aleyhine çalışan şer şebekeleri her yandaydı. Yüzyıllarca ülkenin şanı ve şerefi olmuş Hacı Bektaş’ın kutsal kazanı yine devrilmiş, ordu ile millet karşı karşıya gelmişti.” 1826 sonbaharının puslu günleri… Zindanda bir müderris, arastada bir mücellit, Kapalıçarşı’da bir elmastıraş. Sarayın en değerli mücevherini çalmaları gerekiyor. Bir cündîye ihtiyaçları var, bir de hırsıza… Peki ya hırsız âşık ise?!.. Nefesler kesen bir macera; İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden…
251.85 ₺