-
İlim ve Alim
Hz. Peygamber kendisinin muallim olarak gönderildiğini söylemiş ve ahirete irtihaline değin etrafındakilere mekân ayrımı yapmaksızın çeşitli vesilelerle ilim öğretmiştir. O, kendisinden en kısa bir sözün dahi olsa aktarılmasını istemiş, bunu yapanların yüzünün ağarması için Allah’a dua etmiştir. Onun bu tavsiyesinin bir sonucu olarak Müslümanlar, başta hadis olmak üzere ilim adına her şeyi sahiplenerek peşine düşmüşlerdir. Hz. Peygamber’e dair ne varsa toplama çabasında olan muhaddisler ise hadislerde yer alan ve bu çabaların arka planını oluşturan ilme dair metinleri bir araya getirmeyi ihmal etmemişlerdir. Bu gayretler hadis kaynaklarında “Kitâbü’l-İlm” başlığı ile kendisine yer bulmuştur. Nitekim böyle bir bab başlığı, Tirmizî’nin Câmi‘inde de bulunmaktadır. Hatta günümüzde bazı ilahiyat fakültelerindeki hadis derslerinde, Tirmizî’nin “Kitâbü’l-İlm”i okutulmaktadır. Bu sebeple söz konusu esere dair bazı notların iki kapak arasına girmesinin faydalı olacağı düşünülmüştür. Öğrencilerimizin elinde derli toplu bir kitap bulunması arzusunun yanında farklı kesimlerden hadisle ilgilenenlerin istifadesi de bu çalışmanın beklentileri arasında yer almaktadır. Bu amaçla klasik hadis kaynaklarından biri olması hasebiyle Tirmizî’nin “Kitâbü’l-İlm” bölümü, hadis tekniği açısından kısaca ele alınmıştır.
227.50 ₺ -
Kitabul Avamil Faydalı İlavelerle
İmâm-ı Birgivî, “AVÂMİL” adlı eserini Arap olmayanların Arapça ilmini öğrenmelerine katkı amaçlı hazırlamıştır. XVI. Asırdan bugüne nahiv ilmi başlangıç eğitimi için okutulan bir eserdir. Bizler de bu kitabı, okutan hocalara ve okuyan talebelere kolaylık olsun diye faydalı ilâvelerle yine bir ders kitabı olarak hazırlandık. Eserde konular Ayet-i kerîmelerden misallerle zenginleştirilerek Kur’ân- Kerim odaklı Klasik Arapça Öğretimi’ne katkı yapmak hedeflenmiştir. Faydalı ilâvelerle ve uslubu ile hazırladığımız bu Avâmil kitabı seviyesinde nahiv ilmini öğrenenler için bir boşluğun dolacağını ümit etmekteyiz. Bu sahada ehil olanların yapıcı tavsiyelerine açık olduğumuzu ve bu hususta müteşekkir olacağımızı ifade etmek isteriz.
104.00 ₺ -
-
Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sufilik
Ahmet Yaşar Ocak’ın eserleri arasında belki de beni en fazla etkileyenlerden biri de Kalenderîlere dair kitabıdır. Ben onun yazdığı bütün eserleri okudum. Kalenderîleri marjinal bir sûfilik hareketi olarak anlattığı bu eserinde, bu meselenin bir itikat meselesi olmaktan ziyade, bir sosyoloji meselesi olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu konuları araştırırken ilahiyatçı gözüyle değil, sosyolog ve tarihçi gözüyle bakmak gerektiğini onda gördüm. Ocak’ın Kalenderîler üzerine yazdığı bu eser âdeta bir metodoloji modelidir ve beni bu açıdan en fazla etkileyen eserdir.
350.00 ₺ -
Kısa Dünya Tarihi
Avcılık ve toplayıcılıkla başlayan; Mezopotamya’dan Roma uygarlığına, Rönesans’tan Tanzimat’a, Haçlı Seferleri’nden İkinci Dünya Savaşı’na, Japonya’dan Amerika’ya uzanan 100 bin yıllık uzun bir yolculuğun kısa tarihi bu… Tarih Öncesi’nden bugüne imparatorlukların yükselişi ve çöküşü, dünya siyasetine yön veren olaylar, kişiler, savaşlar ve fikirler... Batı’nın ve Doğu’nun tarihteki dönüm noktaları ve birbirlerine etkileri… Osmanlı ve Türk tarihiyle bağlantılı hadiselerin öncesi ve sonrasına genel bir bakış... Bu kitapla; ilk uygarlıkların doğuşuna ve insanoğlunun dünyaya yayılıp hükmetmesine şahitlik edeceksiniz. Tarihsel çağlar arasında seyahat edip Coğrafi Keşifler’le Yeni Dünya’yı keşfedecek ve kıtalar arasında dolaşacaksınız. Rönesans’la fikirlerin bir uçtan bir uca yayılışına tanık olacak, Sezar’dan Fatih Sultan Mehmed’e, dünya düzenini değiştiren imparatorlara eşlik edeceksiniz. Kadeş Antlaşması’ndan iki büyük dünya savaşına ve ardından Soğuk Savaş’a kadar uzanan süreçte savaşlar ve devrimlerle dünyanın sürekli değişen düzenine tanıklık edip önemli antlaşmalara imza atacaksınız. Evet; yazının icadından günümüze kadar geçen bu uzun soluklu süreçte kıtalar ve yüzyıllar arasında sıçramalı bir yolculuk sizleri bekliyor! Ali Çimen’in kaleminden dünyamızın kısa tarihi. Bu kitabı bitirdiğinizde, genel dünya tarihine ilişkin cevapsız sorunuz kalmayacak!
315.00 ₺ -
Kutül Amare Kahramanı Halil Kut Paşanın Hatıraları
“Ve geriye baktığım zaman görüyorum ki, yalnız dalgalı, hareketli bir şahsi hayatın değil, dalgalı, hareketli, ihtiraslı ve hayal ufuklarına sınır tanımayan bir değerli ve üstün neslin de son temsilcisi gibiyim. Evet, bir son temsilci. Ve son Osmanlı paşası! İşte bu, ‘Son Osmanlı Paşası’ benim...” Halil Kut Paşa I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale Savaşı ile beraber Britanya İmparatorluğu’nun yaşadığı en büyük hezimet olan Kutü’l-Amare Savaşı; Osmanlı-Türk askerî tarihi içinde çok önemli bir yere sahiptir. Keza, bu önemli zaferin kazanılmasında “VI. Ordu Komutanı” sıfatıyla öncelikli pay sahibi olan Halil Paşa da gerek buradaki hizmetlerinden, gerekse de Osmanlıların son döneminde önem atfedilmiş pek çok olayın bizatihi içinde bulunmasından ötürü üzerinde durulması gereken fakat sonraki dönemlerde izleri silinmeye çalışılmış önemli bir şahsiyettir. 1916 yılı Nisan ayında, Kutü’l-Amare’de içlerinde 5 generalin de bulunduğu 13.000 İngiliz askerini esir alan Osmanlı ordusu komutanı Halil Kut Paşa hatıralarında; İttihat ve Terakki’nin kuruluşundan Trablusgarp Savaşı’nda düşmanla göğüs göğüse çarpıştığı Afrika Cephesi’ne; İngiliz tarihinin en önemli yenilgilerinden biri sayılan Kutü’l-Amare’den Kurtuluş Savaşı’nda verilen mücadelelere kadar birçok olayla birlikte Enver Paşa’dan Mustafa Kemal’e; Kâzım Karabekir’den İngiliz casus Lawrence’a kadar birçok kişi hakkındaki bilinmeyenleri de ilk kez anlatmıştır. Halil Paşa’nın hatıraları Akşam gazetesinde 10 Ekim 1967 tarihinde başlayıp 29 Aralık 1967’ye kadar toplam 81 gün boyunca yayımlanmıştır. Yazı dizisinin ilk beş gününde Halil Paşa ile ilgili bir takdim yazısı yayımlayan Şevket Süreyya Aydemir ise hatırat süresince bazı yerlerde dipnotlar ile bilgilendirmeler yaparak okuyucuyu aydınlatmıştır.
227.50 ₺ -
Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik
Türkiye’de ve dünyada, Osmanlılarda kitap ve kitabın tarihi denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olan İsmail E. Erünsal’ın bu eseri otuz yıllık bir çalışmanın mahsulü. Eserde Osmanlı vakıf kütüphanelerinin geçirdiği değişim ve gelişmeler İmparatorluğun kuruluşundan Cumhuriyet’e kadarki devrede ele alınmış ve dönemsel özellikleri belirtilerek tarihî bir sıra içinde incelenmiştir. Aynı zamanda Osmanlı dönemindeki vakıf kütüphanelerinin organizasyonu ve çalışma esasları tespit edilmiştir. Bu eser 500’e yakın vakfiye ile bazı vakıf kayıtlarının incelenmesiyle oluşturulmuştur. Bu kayıtlarda personel, koleksiyon ve yararlandırma konularındaki belge zenginliği; çalışmada bu hususlara özel olarak değinilmesine imkân vermiştir. Sınırlı malzemenin elverdiği ölçüde kütüphane binaları ve kütüphanelerin bütçeleri de incelenmiştir. Ayrı bir bahiste Osmanlı kütüphanelerinin teşkilatlanmasına da yer verilmiştir. Arşiv belgeleri gibi ham ve orijinal malzeme üzerinde yıllarca süren titiz bir çalışmanın ürünü olan elinizdeki kitap, Osmanlı kütüphaneleri ve kitap tarihi için eşsiz bir kaynaktır. Türk kültür tarihi ile ilgilenen akademisyen, öğrenci ve entelektüellerin başucu kitabı niteliğindeki bu çalışma, sahasındaki büyük boşluğu doldurduğu gibi kendinden sonraki birçok çalışmaya öncülük edecek bir kaynak eser niteliği de taşımaktadır. Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik kitabıyla Osmanlı’nın entelektüel tarihi hakkındaki sınırlı bilgilerimiz zenginleşecek, Osmanlı kitap ve kütüphane tarihi ile Osmanlı kültür tarihi alanında bugüne kadar bilinen birçok hüküm değişecektir.
700.00 ₺ -
Hayatım Ve Türkiye
"Hayatım ve Türkiye bir yandan Sabahattin Zaim’i daha yakından tanımamıza ve kendisinin fikir ve düşüncelerini anlamamıza yardımcı olmakta diğer yandan Türk ve İslam dünyasının yakın geçmişine, Türk toplumunun sosyo-kültürel ve ekonomik yapısına ışık tutmaktadır." Prof. Dr. Halil Zaim * Türkiye’nin yetiştirdiği en mümtaz ilim adamlarından, * Konya’dan Balkanlar’a göçen bir ailenin çocuklarından, * Ömrünü ilme, insan yetiştirmeye ve hayır işlerine adamış bir gönül insanı, * Türkiye için çıkış arayan nesillerin yönünü; kendi öz değerlerine bağlı kalarak çağdaşlaşma ve ilerlemeye çeviren öncü isimlerin başında, * Yaptığı çalışmalarla aranan ekonomi hocası ve otoritelerinden, * Yarım asra yakın akademisyenliği süresince yurt içinde ve dışında dersler veren, binlerce öğrenci, uzman ve bilim adamı yetiştiren, * Sadece hocalığı ve bilime katkılarıyla değil, sosyal ve kültürel alanda yaptığı hizmetlerle de dünyaca tanınan bir isim. 81 yıllık ömrüne sayısız eser ve hizmet sığdırıp “hoş bir sada” bırakarak aramızdan ayrılan “hocaların hocası” Prof. Dr. Sabahattin Zaim hayatı ve idealindeki Türkiye’yi İbrahim Uslu’ya anlatıyor. Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in Türkiye’nin siyasi, ilmî ve ekonomik konumu hususunda her biri birbirinden değerli ders niteliğinde görüşlerini anlattığı Hayatım ve Türkiye tüm öğrencilerin, hocaların ve işadamlarının başucundan ayıramayacakları bir rehber... Editörün görüşü Kitap, Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerden olan ve şu an Türkiye'nin yönetim kadrosunda bulunan birçok siyaset adamının da hocası olan Sabahattin Zaim'in kendi dilinden hayat hikâyesi... Eser sadece Zaim'in hayatını değil, onun Türkiye ile ilgili siyasi, ilmî ve iktisadi değerlendirmelerini de barındırıyor. En önemli cümle "Bazı musibetler bizi, 20. asrın sonunda davayı idrake zorladı. Saraybosna hadisesi, Çeçenistan hadisesi olmasaydı, Orta Asya meseleleri olmasaydı, belki hâlâ uyanmamış olurduk."
59.50 ₺ -
Üstadın Tesellisi
Çocuklar, sürekli yeni bir nesnenin adını ve farklı bir olayın anlamını öğrenerek büyür. Karşılaştıkları her nesnenin isminin farklı, yaşadıkları her olayın diğerlerinden ayrı olması, onlara her seferinde heyecan verir. Yetişkinlere gelince, onlar tıpkı eşyaların isimlerinin sabit olması gibi, hadiselerin manalarının da sabit olduğu yanılgısına kapılmışlardır. Başlarından geçen bir olayın, önceki yaşadıklarından bağımsız, özel bir anlam taşıdığını unutmuşlardır. Oysa tecrübe ettiğimiz her hadiseyle, zihnimize yeni bir bilinç durumu ekleriz. Bu sayede dünyamız, başka bir dünyaya dönüşür. İçinde bulunduğumuz âlemden çıkıp, yaşadığımız yeni ruh hâli sayesinde başka bir âleme geçiş yaparız. Musibetlerin sebep ve hikmetleri hakkında bilgi sahibi olmak, karşılaştığımız zorluklar karşısında daha dayanıklı olmayı beraberinde getirir. Yaşadığı sıkıntının bir hikmeti, kendisine özel bir mesajı olduğunu düşünen biri, daha mukavemetli olur. Yüce Allah'a daha çok sığınmak ister. Kusur ve eksiklerini fark edip onları düzeltme yolunda daha büyük bir gayret gösterir. Anlamsız ve tesadüfi görülen bir acı, hafif bile olsa, insanı derinden sarsabilir. Şüphe yok ki insan, anlam yükleyemediği bir acıya daha zor dayanır. Ney kamışı, vaktiyle yemyeşildi. Sulak toprakta dipdiri bir hâlde yaşardı. Derken, başından bazı maceralar geçmeye başladı. Biçilerek götürüldüğü kuru bir yerde, güneş altında bütün rutubetini kaybetti. Başı ve ayağı kesildi, içi oyuldu. Bu olanlar yetmezmiş gibi, bir de kızgın demirle birçok yerinden delindi. Nihayetinde, gönüllere ulaşan manevi sedaların merkezlerinden biri oldu. Üstadın Tesellisi kitabı, inleyen neylerden çıkan hikmetli nefeslerle gönülleri doyuruyor, kalpleri aydınlatıyor. Yaşam sahnelerinin anlamını doğru yorumlayıp teselli bulmak isteyenlere rehberlik ediyor.
225.00 ₺ -
Osmanlı Kültür Tarihinin Bilinmeyenleri
Kültür ve edebiyat tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, bu kitabında yıllar yılı zihninde yoğurduğu, çalışmaları sırasında tespit ettiği, ilmî çalışmalara katkı sağlayabileceğini düşündüğü, daha önce bilinmeyen belgeleri ve kültür tarihimizle ilgili bazı ilginç konuları okuyucularıyla paylaşmaktadır. Erünsal yaptığı çalışmalarda özellikle Osmanlı’dan günümüze kitap kültürü, sahaf ve kütüphaneler özelinde gün yüzüne çıkmamış birçok şer‘i sicil, rapor, seyahatname, günlük kullanmıştır. Büyük bir ustalıkla yorumladığı bu belgelerin hepsi Osmanlı entelektüel tarihini aydınlatan birer meşale olarak literatürdeki yerini almıştır. * Fetihten sonra İstanbul'da ilk defa hangi vakıf kütüphanesi kuruldu? * II. Bayezid dönemi âlimlerinden Molla Lütfi zındıklık ithamıyla mı öldürüldü? * Fethedilen Arap ülkelerindeki vakıf kütüphaneleri Osmanlılar tarafından yağmalandı mı? * Somuncu Baba hakkındaki yeni bilgiler. * Şeyh Vefa’nın bilinmeyen vakfiyesi. * Şehid Ali Paşa’nın kitaplarının müsaderesi dolayısıyla Osmanlılara yapılan bağnazlık ithamı ne derecede haklıdır? * Viyana Elçisi Seyfullah Ağa’nın sefareti sırasında başından neler geçti? * Bir Osmanlı kadısı: Sadreddinzâde Telhîsî Mustafa Efendi, günlüğünde hangi ilginç olaylardan bahsediyor? * Osmanlı Sultanı II. Osman adına gönderilen elçiyle Lehistan Kralı Nalkıran (II. Ogüst) neler konuştu? * Aşkî Mustafa Efendi Medine Tarihi adlı eserinde neler yazıyor? * Osmanlı münevverlerinin Evliya Çelebi’ye ve Seyahatnâme’sine bakışı nasıldı? * II. Abdülhamid döneminde Türk kütüphaneciliği nasıldı ve hangi kütüphaneler vardı? * İslâm dünyasında bir kütüphane türü olarak Dârü’l-İlimler ne zaman ortaya çıktı? Her biri Osmanlı kültür tarihi alanında çok önemli bir boşluğu doldurarak geleceğin tarihçilerine ve kültür araştırmacılarına yol gösteren birçok sorunun cevabı Osmanlı Kültür Tarihinin Bilinmeyenleri’nde…
595.00 ₺ -
Tarihin Arka Sokakları
- Serbest Fırka nasıl kuruldu, nasıl kapatıldı? - Menemen Olayı Nedir? * Osmanlı Padişahları Neden Hacca Gitmediler? - Çocuk yaştaki şahzâdeler neden öldürülürdü? - "Babıâli Baskını" ve "Kurtarıcı Subaylar" hareketi nedir? - Osmanlı'larda ilk seçim ne zaman yapıldı? - Matbaa irtica yüzünden mi geç geldi? - Eski bayramlar nasıl kutlanırdı? * Osmanlı'da grev hakkı var mıydı? - Bir "Osmanlı Demokrasisi"nden söz edilebilir mi? - Yunanistan'a gıda yardımı yaptığımız doğru mu? Osmanlı Devleti İspanyol Yahudilerine neden yardım etti? - M. Akif, II. Abdülhamid'e "ödlek" dedi mi? - Vaktiyle Fransızlar' beslediğimiz doğru mu? - Sultan Vahideddin hain miydi? - 19 Mayıs 1919'de gerçekten ne oldu? - Cumhuriyet döneminin ilk demokratik seçimi nasıl gerçekleşti? - "Oniki Adaları nasıl kaybettik? * Eski CHP döneminin ders kitapları nasıldı? - "Yeniden Osmanlı" yaşanabilir mi? - Enver Paşa hain mi, vatansever mi? - Yakın tarihin Türkiye'si
162.50 ₺ -
Türklerin Kayıp Yüzyılı Beylikler Devri Türkiye
Selçuklular-Beylikler-Osmanlılar bağlamında adım adım Anadolu’nun Türkleşme ve İslâmlaşma hikâyesi… Türk Beylikleri Dönemi ve beyliklerin bütüncül ve kapsamlı bir araştırması… Malazgirt’te kazanılan büyük zaferden sonra Anadolu coğrafyası Türklere açılmış, Selçukluların yükselişi ile birlikte Orta Asya’dan Ortadoğu’ya doğru hız kazanan Türk göçleri, nihayetinde bir vatana yerleşmekle sonuçlanacak bir istikamet elde etmişti. Anadolu’nun siyasi ve etnik olarak Türkleşip Türkiye haline gelişi önemli ölçüde Türk Beylikleri Dönemi’nde tamamlanmış; Türk dili yeniden yazı dili haline gelmiş; Anadolu’daki Türk millî edebiyatının ilk önemli örnekleri bu dönemde verilmeye başlanmış ve sonraki yıllarda Osmanlılarla birlikte Viyana’ya kadar ulaşacak Türk siyasi kudretinin yine aynı dönemden kök alması gibi tarihimizin önemli dönemeçleri temelde beyliklerle birlikte şekillenmiştir. Beyliklerin siyasetten sanata kadar ortaya koydukları eserleri ve ürettikleri mirası kendi potasında bir araya getiren Osmanlılar da birkaç yüzyıl içerisinde Avrupa’nın kalbine kadar uzanan bir egemenlik alanı inşâ etmişlerdir. İşte Selçuklulardan başlayıp Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna kadar geniş bir dönemi ele alıp beyliklerin bu süreçteki önemine değinen Prof. Dr. Mehmet Ersan ve Yrd. Doç. Dr. Mustafa Alican; beyliklerin, bölgelerinde nasıl ortaya çıktıkları, ne gibi faaliyetlerde bulundukları ve birbirleriyle olan rekabet ilişkileri bağlamında bir okuma sunuyor. Germiyanoğulları, Menteşeoğulları, Hamidoğulları, Karamanoğulları, Karesioğulları ve pek çok beylik üzerine kurulu 13.-15. yüzyıl arasını kapsayan bir Türkiye Tarihi okuması yapmak isteyenler için kaçırılmayacak bir çalışma: TÜRKLERİN KAYIP YÜZYILI: BEYLİKLER DEVRİ TÜRKİYE TARİHİ.
210.00 ₺ -
Omuzumda Hemençe Cumhuriyet Devrinde Bir Medrese
“Halk Partisi’nin son dönemleri olduğundan, her ne kadar Kur’ân okutma yasağı biraz gevşese de ortamda yine jandarma korkusu hâkimdi. Bunun için hocamız, caminin önüne daima içimizden bir nöbetçi diker ve Çaykara yolundan jandarmaların gelmekte olduğu haberi geldiğinde, hemen Kur’ânlarımızı caminin tavan arasındaki boşluğa gizler ve cami etrafında oynamaya koyulurduk. Her ciddi olaydan bile, bir oyun çıkarmakta mahir olan talebeler, bu nöbet görevini hiç savsaklamazlar, şakaya alıp, sahte alarm vermezlerdi.” Ali Kemal Saran Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Trabzon’un ücra orman köylerinden birinde yetiştikten sonra Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinde vaizlik/müftülük görevini ifa eden Ali Kemal Saran, dağları sisle kaplı memleketini, her biri birbirinden güzel fotoğraflarla anlatıyor. Cumhuriyet’in ilk döneminde bir medrese talebesi olan Ali Kemal Saran, Of-Çaykara Vadisi örneğiyle, Anadolu medreselerindeki eğitim süreci ile bütün siyasi ve sosyal imkânsızlıklara rağmen geçmişle gelecek arasında sağlam bir köprü vazifesi gören hocalarını anlatarak yakın tarihin çok konuşulan fakat yeteri kadar bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor. Çok partili sisteme geçişle birlikte 1960 İhtilali’nin yaşandığı çalkantılı siyasi hayatın halk üzerindeki sosyoekonomik etkilerini hemençesinde biriktirdiği birbirinden güzel hatıralarıyla günümüze taşıyor. Karadeniz yöresinde artık unutulmuş, kaybolmuş birçok kültürel motif ve destansı yerel şahsiyet Omuzumda Hemençe kitabıyla şiir tadında dile geliyor.
210.00 ₺ -
Dini ve Toplumsal Boyutlarıyla Kadın
Dini ve toplumsal boyutlarıyla kadının, gerek aile hayatında gerekse siyasi, hukuki, sosyal ve ekonomik alanlardaki konumunu bir taraftan dini kurallar, diğer taraftan sosyal ve siyasi çevre, etnik yapı ve İslâm öncesinden gelen kültür mirası belirlemiştir. Bu sebeple İslam dünyasında kadının her yerde ve her dönemde aynı konumda olduğunu söylemek mümkün değildir. Emirleri eğmeden, bükmeden ,kendi heva ve hevesine, aklına ve mantığına, zamana ve zemine göre bin türlü bahanelerle eğip büküp, yamultmadan, “emrolunduğu” gibi, hem de “dosdoğru” bir şekilde uygulamak!... Oldukça zor bir iş ve bir o kadar da kaçınılmaz, zaruri, ağır bir mesuliyettir. Bu mesuliyeti yerine getirmek için çabalayan nice değerli kadın geldi, geçti. Kimi idrak derecesiyle derin izler bıraktı, kendinden sonrasını irşat ve inşa etti. Nitelikli bir toplumun yetiştirilmesinde birinci derecede önemli etkisi olan kadınlar, bozulmuş bir toplumun iyileştirilmesinde de pay sahibidir. Bu çalışmamızda “kadın” profilini dini ve toplumsal boyutlarıyla ele alarak günümüze ışık tutmasını arzu ediyoruz.
78.00 ₺ -
Mehmet Akif Ersoy Özgürlük Peşinde
Mehmet Akif Ersoy’un hayatında ve kişiliğinde hepimiz için örnek alınacak birçok detay saklı... Bu kitabın sayfalarında idealist ve vatansever bir insanın hayatına tanıklık edeceksin. O insan bir veteriner, bir aydın, bir hatip, bir sporcu, bir hafız, bir eğitimci, bir milletvekili ve bütün bunların ötesinde iyi bir şair... Her dizesiyle bize bizi anlatan Mehmet Akif, özgürlük peşinde dolu dolu bir ömür geçirdi. Bu kitap, ömrünü ülkesine hizmet ederek geçiren millî şairimizin çileyle, sabırla ve gayretle örülü hayatını anlatıyor. Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
112.00 ₺ -
Kelile ve Dimne (Arapça Metin ve Tercüme)
Hindistan'da yazılan Kelîle ve Dimne, milâdın VI. asrında Nûşirevan'ın teşvikiyle Pehlevîce'ye tercüme edilmiştir. 570 civarında Süryanîce'ye ve daha sonra Abdullah b. el-Mukaffa (ö.142/759) tarafından bazı tasarruflarla Pehlevî aslından Arapçaya çevrilmiş;Yunanca, Farsça, İbranice, Latince, İspanyolca, İtalyanca, Slavca, Türkçe, Almanca, İngilizce, Fransızca, Danimarkaca ve Felemenkçe'ye bu Arapça tercümeden nakledilmiştir. Kitabın konusu amelî hikmettir. Amelî hikmet insanın iradesine tâbi davranışlarını idare edecek prensipleri tanıması ve ona göre hareket ederek umduğu olgunluğa ermesidir. Amelî hikmetin ferde ait olanına ahlâkî terbiye, aileye ait olanına ailevî terbiye, topluma ve ülkeye ait olanına siyasî terbiye denir. Bu eserde özellikle ailevî terbiye ile siyasî terbiyeye önem verilmiş, ahlâkî terbiyeyi ilgilendiren prensipler ise dolaylı olarak anlatılmıştır.
195.00 ₺ -
Cenk Hikayeleri
Cenk Hikâyeleri, naraları tarihte yankılanan kahramanların destansı öykülerini günümüze taşıyor ve efsaneleştirerek yeniden canlandırıyor... Sunguroğlu’nun keskin kılıcı, Umur Bey’in dahiyane taktikleri ve Kulaksız Ömer’in sarsılmaz kararlılığı; kaleleri fethetmek, gölgeler içindeki casusları takip etmek ve imkânsız görevlerin üstesinden gelmek için yeterli olabilir mi? Coşku, heyecan ve intikam fırtınalarının estiği bu epik serüvenlerde, her sayfa yeni bir evrenin kapısını aralıyor. Hain planlarla cengâverlerimizi alt edebileceğini zanneden düşmanlarla dolu bu hikâyelerde, kahramanlarımızın cesareti ve kararlılığı, genç okurları olağanüstü bir yolculuğa çıkarıyor. Yavuz Bahadıroğlu’nun kaleminden çıkan bu seri, muhteşem anlatımı ve etkileyici çizimleriyle genç okurlarını soluksuz okunacak ve asla unutulmayacak bir maceraya davet ediyor.
2448.00 ₺ -
İns
Her öyküsünde binbir yazgıyı, korkuyu ve sesi barındıran Cahit Zarifoğlu’nun düşlerden, yaşamdan ve kendi şiirinden yonttuğu İns, hurufatı okuyabilenler için sırrı dökülmüş bir ayna cismiyle var oluyor. Kimi zaman mekânı ve ânı bizzat müphemleştirirken kimi zaman da yaşamın ürpertici gerçekliğiyle yüzleştiriyor bizi. Şairin o kendine has bakışı ve dünyayı hikâye ediş biçimiyle karşılaştığımızda tutkulu okurları olarak sendeliyor ve bu görkemli sesin büyüsüne kapılmaktan kendimizi alamıyoruz. Zarifoğlu’nun 1974 yılında yayımladığı İns’in 50. Yıl Özel Baskısı, eserin ilk baskı boyutu, tasarımı ve mizanpajı korunarak karşınızda! “Bütun büyük anlar yalnızlıktan yontuldu… Ve sonunda sonu gelmeyen yalnızlık yığınlarına bekçiler seçildi.”
339.32 ₺ -
Dersaadette Ramazan Akşamları
“Ramazan piyasası ilk akşamın teravihinden sonra başlardı. Galata Köprüsü’nden boşalan arabalar, muhteşem faytonlar, kupalar, landonlar, konak ve saray arabaları katar halinde Beyazıt’a çıkarlar, Mürekkepçiler önünden kıvrılarak Vezneciler’e girerler, Unkapanı Köprüsü’nden geçenler Zeyrek’ten Vefa’ya tırmanırlar, Şehzade Camii’nin yanından Direklerarası’na dökülürlerdi.” İlk terâvih namazıyla başlayan Ramazan coşkusu her devirde, her Müslüman coğrafyada müşterek bir duyguyu barındırıyor. Türkiye’de, Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana elbette değişen pek çok şey de var. Güçlü kalem erbabının eski Ramazanlara dair his ve düşüncelerini bir araya getiren Dursun Gürlek’in kültür dünyamıza eşsiz katkısı Dersaâdet’te Ramazan Akşamları’nda devrin edebiyatını, havasını bir nebze soluma imkânı buluyoruz. Refî Cevad Ulunay, Münir Süleyman Çapanoğlu, A. Ragıp Akyavaş, Ercüment Ekrem Talu, Safiye Ünüvar, Süheyl Ünver gibi İstanbul yazarlarının “eski İstanbul”da Ramazanların yaşanışına dair yazıları hem dönemin edebiyatına ışık tutuyor hem de okuyucuyu siyah beyaz bir fotoğrafın içinde bir fayton gezintisine davet ediyor.
373.32 ₺ -
Din ve Cemiyet
“Dinimizin iki temel umdesi vardır. Biri iman, diğeri amel-i sâlihtir. İmansız amel nasıl hederse, amelsiz iman da meyvesiz bir ağaçtan ibarettir. Herkes, bu dünyada yaptığı işin karşılığını görecektir. Allah insanlardan bu dünyada mükâfat isteyene bu dünyada, âhiret sevabı isteyene orada, karşılığını verir.” Merhum muallim Mahir İz, bu kitapta İslâm’ın bütün zamanların fertleri ve cemiyetlerini dünya ve âhirette mutlu etmek için kendinde topladığı esasları nezih bir dille ortaya koyuyor. İslâm’ın bir cemiyet dini olduğunu ve Allah’ın insanlara buyurduğu vazifelerin en şahsi olanında bile, cemiyet hayatını düzenleyecek bir özellik bulunduğunu ortaya koyuyor. İmanın ve İslâm’ın şartları nedir; bunların bir Müslüman için gerekli kıldığı ahlâk nasıldır? Fikir, mal ve bedenle yapılacak ibadet ve davranışlar nelerdir? Dinimizin esasları, doğru ve günün şartlarına uygun olarak yapılıp, kişilere ve topluma faydalı olabilmesi için, nasıl anlaşılmalıdır? Din, insana ve cemiyete nasıl kazandırılır? Dindar insan nasıl olmalı; kendisine, ailesine ve içinde bulunduğu topluma karşı nasıl davranmalıdır? Din ve Cemiyet, bugünün sorularına cevap verirken insanların hâlini ve gönüllerin bin bir ahvâlini bilen, âlim, ârif ve kemâl sahibi, güngörmüş bir üstadın bilgi, duyuş ve görüşlerini bizlere aktarıyor.
223.72 ₺ -
Kanuni Devrinde Osmanlı Hayatı
Osmanlı toplumunun en yüksek hayat düzeyine ulaştığı Kanûnî Sultan Süleyman devri, sadece siyasi zaferlerle değil, gündelik yaşamın incelikleriyle de tarihin en merak edilen dönemlerinden biridir. M. Ertuğrul Düzdağ tarafından kaleme alınan Kanûnî Devrinde Osmanlı Hayatı, halkın en mahrem meselelerini ve en samimi sorularını aydın zümreye danıştığı “fetva” müessesesini merkeze alarak, bu devrin sosyal manzarasını eşsiz bir berraklıkla günümüze taşıyor. İslam esaslarına göre verilen bu cevaplar, sadece birer dinî hüküm değil; aynı zamanda dönemin hayat tarzını, giyim kuşamını, yeme-içme kültürünü ve tarihî hadiselerini içinde barındıran yaşayan birer sosyal belgedir. Eserin temelini, o devrin en kudretli ve meşhur şeyhülislâmı Ebussuud Efendi’nin yazma hâlindeki on binden fazla fetvası oluşturmaktadır. Bu muazzam arşiv içerisinden titizlikle seçilen bin bir adet fetva, tarih ve sosyoloji araştırmalarında ihmali mümkün olmayan bir kaynak niteliğindedir. Bir nevi “nazarî mahkeme kararı” olan bu metinler; ilahi menşeli bir hukuku temsil etmeleri ve hükümlerine uymanın bir ibadet sayılması sebebiyle, toplumun her türlü fikir ve davranışının tartıldığı en temel terazi görevini görmüştür. Ebussuud Efendi’nin kaleminden çıkan bu “yaşayan belgeler”, geçmişin tozlu sayfalarını günümüzün meraklı okuru için canlı birer tabloya dönüştürmektedir.
237.32 ₺ -
Bir Medreselinin Kaleminden Medrese
Bir Medreselinin Kaleminden Medrese, İslâm ilim geleneğinin tarihî seyri içinde medreselerin doğuşunu, gelişimini, inkırazını ve yeniden ihyasını kapsamlı, hatta yer yer duygusal bir biçimde ele alır. Hz. Peygamber’in (sav) Dâru’l-Erkam’daki ilk halkasından başlayan bu yolculuk; Bağdat Nizamiye Medreselerine, Osmanlı’nın ihtişamlı ilim merkezlerine, Karadeniz’in dağ köylerine, Doğu Anadolu’nun mütevazı ilim ocaklarına ve nihayet İstanbul’un yeniden canlanan medreselerine kadar uzanır. Kendisi de medresede yetişen Muhammed Karamustafaoğlu, adeta bir vefa borcu olarak kaleme aldığı bu çalışmasında medreselerin sadece bir eğitim kurumu değil; ruhu besleyen, ümmeti ayağa kaldıran ve ilmi nesilden nesile taşıyan bir hayat tarzı olduğunu vurgular. Çeşitli coğrafyalardan onlarca âlim, mürşid, müderris ve talebenin hikâyesine yer veren Karamustafaoğlu, 20. yüzyıldaki kırılmanın aksine 21. yüzyılda yeniden ayağa kalkan medrese geleneğini yalnızca tarihsel olarak ele almakla kalmaz, aynı zamanda bugüne ve yarına bırakılan bir miras olarak değerlendirdiği medreseler bağlamında bir irşad çağrısında bulunur. Medrese talebeleri için bir rehber, medrese hocaları için bir muhasebe, medrese dostları için bir minnet ifadesi ve medreselerden habersiz olanlar içinse bir farkındalık kapısı niteliğindeki bu çalışma, medrese çatısı altındaki tüm unsurların istifade edebileceği önemli bir başucu kaynağı olarak karşımıza çıkıyor.
271.32 ₺ -
Endülüs Tarihi
Endülüs’te İslam hakimiyeti, 711 yılında büyük komutan Tarık bin Ziyad’ın öncülüğündeki Emevî ordusunun İspanya’ya girmesiyle başlar. 800 yıl boyunca; Emevî Valileri, Emevî Emirleri, Emevî Halifeleri, Hammûdîler, Tavâif-i Mülûk, Murâbıtîn, Muvahhidîn ve son olarak Gırnata Benî Ahmer İslam Devleti’nin hüküm sürdüğü bu topraklarda aynı zamanda Muhyiddin ibni Arabî, İbni Rüşd, İbni Bâce, Zerkâli gibi birçok âlim yetişmiştir. Ortaçağ Avrupası’nın hatta dünyanın seyrini değiştiren bu muazzam medeniyet 1492 yılında bütün kütüphaneleri yıkılıp, medeniyeti ayakta tutan bütün kitaplar yakılarak yok edilmiştir. Dönemi içinde özgürlükleri ve meşrutiyeti savunan Batılılaşma yanlısı, yenilikçi, Tanzimat Edebiyatı'nın öncüleri arasında yer alan Ziya Paşa, Endülüs Tarihi isimli kitabını, Müslümanların Endülüs’teki mühim birikimlerinin o ana kadar hiçbir esere konu edilmemesi sebebiyle kaleme almıştır. Ancak bu medeniyete dair yazılı bilgiler Hristiyanlar tarafından yakıldığından ve mevcut kaynaklar iki zıt dinin mensuplarınca yazılmış olduğundan doğru ile yanlışı ayırt etmek de oldukça zorlaşmıştır. Buna rağmen Ziya Paşa bazı tarafsız Avrupalı tarihçilerin verdikleri bilgileri aktarmak ve bu medeniyetin birikimlerinden Osmanlı halkının da istifade edebilmesini sağlamak niyetiyle zamanında 4 cilt olarak basılmış bu eseri hazırlamıştır. Ona göre Endülüs kesinlikle araştırılması gereken, fakat siyaset ve medeniyet açısından uzak kalınmış bir coğrafyadır. Eser yayımlandığı dönemde çoğu yazar ve şâirin dikkatini çekmiş, Endülüs Müslümanlarının hem tarihine hem de yüzyıllar boyu süre gelen İslam geleneğinin bir parçası olan ilim, kültür ve medeniyetine ilgiyi canlandırmıştır. Ziya Paşa’nın çeşitli Fransızca ve Arapça tarih kitaplarından derleyerek ve bununla birlikte yaşadığı dönemin edebi zevkini müthiş bir zenginlikle sunarak hazırladığı Endülüs Tarihi, Osmanlı Türkçesi alanında uzman Yasemin Çiçek tarafından meşakkatli bir çalışma neticesinde sadeleştirilerek neşre hazırlanmıştır.
210.00 ₺ -
Balkanlarda Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik
“2012 senesi, Balkan Savaşı’nın yüzüncü yıldönümüdür. Bu tarih, Osmanlı Devleti’nin uğradığı en büyük hezimetlerden biri olduğu gibi Balkanlar'dan çekilişinin ve dağılmasının da son habercisidir. Nitekim 1912 Balkan Savaşı’ndan iki yıl sonra Osmanlı, Dünya Savaşı’na katılmış ve Almanya’nın bir diğer müttefiki olan Bulgaristan’ın, 1918’in sonbaharında savaştan çekilmesi üzerine müttefiklere (İngiltere, Fransa, vs.) teslim olmuştur. Dikkatle göz önünde tutulacak nokta, Birinci Dünya Savaşı’nı tetikleyen olayın yani Avusturya Veliahtı’nın Saraybosna’da katledilmesi hadisesinin Balkanlarda olmuş ve Osmanlı’nın sonunun yine orada Bulgaristan’ın teslimiyle gerçekleşmiş olmasıdır. Osmanlı’nın gerçek anlamda bir devlet haline gelmesi, güçlenmesi ve büyümesinin, 1360-1444’te Balkanların, 1453’te de İstanbul’un fethi ile gerçekleştiği düşünülürse, Balkanlar'ın Osmanlı ve Türk tarihindeki önemi kendiliğinden ortaya çıkar.” Kemal H. Karpat Balkanlar’da Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik, Balkanlar’daki hâkimiyeti yaklaşık 500 yıl süren Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından, bu topraklarda ortaya çıkan siyasal, toplumsal ve ekonomik yapıların tarihidir. Kemal H. Karpat, Balkan tarihinin, Osmanlı tarihinden ayrı düşünülemeyeceğini önemle vurgulayıp; Balkan Savaşları’ndan sonra yapılan her türlü siyasi, hukuki ve kurumsal yeniden yapılanmada Osmanlı’nın etkilerini analitik bir bakış açısıyla inceleyerek muhteşem bir eser ortaya koymuştur. Bu eser bütün gözlerin, hâlâ her şehrinde, her sokağında, her türküsünde, her yemeğinde Osmanlı kültüründen, Osmanlı sanatından, Osmanlı mimarisinden birçok nüve barındıran Balkanlar’a çevrilmesine sebep olacaktır...
350.00 ₺ -
Kötülük Problemi
Çağdaş ateizmin en popüler silahı olan "Kötülük Problemi" gerçekten Tanrı'nın yokluğunu ispatlıyor mu? Kötülüğün ve acının tamamen engellendiği bir dünya mümkün mü? Çağımızda "din felsefesi" alanının en popüler konularından olması hasebiyle ateizm delillendirmelerinde de en çok rağbet gören argümanlardan biri "kötülük problemi"dir. Altay Cem Meriç, Kötülük Problemi'nde bu argümanları derinlemesine tahlil ederek ilmi zannedilen popüler felsefi söylemlerin nasıl inşa edildiğini gözler önüne seriyor. Eser okuyucuyu varlık ve nedensellik üzerine gerçekçi bir ontolojik yüzleşmeyle klasik İslam düşüncesinin tutarlı zeminine davet ediyor. Kötülüğü bahane ederek Tanrı'yı inkâr ettiğini sanan modern insan, bu meseleyi çözümlediğinde aslında sadece kendi zihninde kurguladığı o aciz putu yıktığını fark edecektir.
154.00 ₺ -
Veda Hutbesi
Şu bilinsin ki; Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) getirdiği dîni tebliğ husûsunda çok konuşmalar yapmış ve bulduğu her imkânda ashâbına hutbeler îrâd etmiştir. Fahr-i kâinât Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in îrâd ettiği bu hutbeler arasında cumâ günleri Mescid-i Nebevî’de, bayram günlerinde ve Mekke’nin fethinden sonra Ka‘be’de îrâd ettiği hutbeler sayılabilir. Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in ashâbına îrâd ettiği hutbelerden, Vedâ Hutbesi’nin hiç şüphesiz çok ayrı bir yeri vardır. Zîrâ Seyyidü’l-beşer Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem) Efendimiz hutbesinde sayıları yüz bini aşan bir topluluğa hitâb etmiştir. Ashâb-ı kirâmdan bâzılarının da ifâdesiyle, âdetâ ümmetine vasiyette bulunmuştur. Diğer hutbelerine nazaran daha uzun îrâd ettiği bu hutbesinde İslâm’ın temel umdelerinden bahsetmiş ve dînin artık tamâma ererek kemâle erdiğini beyân etmiştir. Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in Vedâ Haccı’nın farklı günlerinde îrâd ettiği bu hutbeler, gerek hadîs gerekse İslâm târihi kaynaklarında parça parça nakledilmiştir. Konuyla ilgili nakledilen rivâyetler iyice incelendiğinde Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in, Zülhıcce’nin sekizinci ve dokuzuncu günlerine rastgelen Terviye ve Arefe günleri ile Kurban Bayramı’nın birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde toplamda beş hutbe îrâd ettiği anlaşılmaktadır. Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in, sayıları yüz binleri aşan bir topluluğa can, mal ve ırz güvenliği, fâiz ve kan dâvâları, kadın hakları, eşitlik ve emânete riâyet gibi birçok konuda îrâd ettiği bu hutbeler onun ümmetine olan vasiyeti olarak değerlendirilmiştir.
95.40 ₺ -
Coğrafyamızı Adımlarken Hatırda Kalanlar
Coğrafyamızı Adımlarken Hatırda Kalanlar, okuyucuları yerlerinden kalkmaya ve seyahate teşvik etmek, meraklarını uyandırmak, yollara düşmelerini sağlamak ve aslında bunun ne kadar kolay olduğunu göstermek için hazırlandı. ‘Coğrafyamız’daki iyelik vurgusu da, tarih içinde Müslümanların herhangi bir şekilde iz bıraktıkları her yerin, aslında “bizim” olduğunu hatırlatmaya matuf bir seçim.
237.32 ₺