-
Kırk Ambar 2
Rümuz-ül Edeb'in bir tür edebiyat tarihi olmasına karşın Lehçe-t-ül Hakayık bir tür düşünceler tarihi. Kırk Ambar'ın bu yeni 2. cildi, 1980'de yayımlanan ve tek bir baskı yapan Kırk Ambar'ın ikinci bölümünde ele alınan konuların yeni konularla zenginleştiği, 1981 yılında Ankara'da bir kez basılan Bir Facianın Hikâyesi adlı kitabın içeriğinin de bu konulara eklendiği çok daha kapsamlı ve tamamen gözden geçirilmiş bir hali. Cemil Meriç'in ele aldığı birçok konu bugün de güncelliğini koruyor, bugün de o konuların çeşitliliğinden ve içerdikleri kimi düşüncelerden yararlanmak pekâlâ mümkün. Cemil Meriç okuyucusunu, bir kez daha, "düşünenlerin düşüncesini düşünmeye, sonra da onların tesirinden kurtularak kendi kafasıyla düşünmeye ve hiçbir görüşün esiri olmamaya" davet ediyor. Aydını aydın yapan da "uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs" değil mi?
622.50 ₺ -
Kırk Ambar 1
Kırk Ambar “bütün eserleri”ni yayımladığımız Cemil Meriç’in dokuzuncu ve -belki de- en önemli kitabı. Adeta bir “mefhumlar kamusu”, “dağınık ve derbeder bir ansiklopedi”. Üstâda göre, “kurmak istediği abidenin birkaç sütunuyla birkaç odası”. “Bütün eserleri” yayına hazırlayan Mahmut Ali Meriç, bu “abide”yi önemine binaen iki ayrı cilt halinde yeniden düzenledi. Kırk Ambar’ın ilk cildinin başlığı “Rümuz-ül Edeb”. Bu cilt, dünya edebiyatından yola çıkarak klasiğe, hümanizmden edebiyat sosyolojisine, romanın romanından edebiyat tarihinin tarihine uzanıyor. Cemil Meriç, bu uzun edebî yolculukta okuru düşünmeye davet ediyor. Kırk Ambar’da yolculuğumuz “pek yakında”, ikinci cilt “Lehçe-t-ül Hakayık”la devam edecek...
556.10 ₺ -
X Malcolm
X, Malcolm X'in günlüklerinden, konuşmalarından ve en yakınları ile yapılan görüşmeler sonucunda kızı İlyasah Shabazz tarafından kaleme alınmış bir eser. Bu tanıklıklar Malcolm'un çocukluğuna, gençliğine ve X olma yolunda geçtiği tüm yollara ışık tutuyor. Ben Malcolm’ım. Malcolm Little’ım. Babamın oğluyum. Ama babamın oğlu olmak, her zaman peşimde olacakları anlamına geliyordu. Onlar her zaman peşimden gelecek ve ben her zaman yakalanacaktım. Malcolm Little’ın ailesi ona her zaman istediği şeyi başarabileceğini söylemiştir. Ama o bunların hepsinin yalan dolan olduğunu düşünür çünkü bu söylemlerine rağmen babası öldürülmüş, annesi ondan koparılmış ve avukat olma hayalleri, aşağılanarak okuldan soğuması sonucu suya düşmüştür. Çabalamanın anlamsız olduğu sonucuna varan Malcolm Boston ve New York’un gece hayatının büyüsüne kendisini kaptırıp şık kıyafetlerin, cazın, kızların ve esrarın dünyasına sığınmıştır. Ne var ki Malcolm geçmişini ardında bırakmaya çabaladıkça küçük üçkağıtlarla başlayıp kapıldığı tehlikeli girdaba daha hızlı bir dalış yapar. Halbuki kendisi de içten içe bunun sahte bir özgürlük olduğunu ve geçmişinden sonsuza dek kaçamayacağının farkındadır. X, Malcolm’ın çocukluk döneminden başlayarak yirmi yaşında hırsızlıktan hapse girip orada inancı bulmasıyla kendisine yeni bir yol seçişini ve söylemleri bugünlere dek ulaşan güçlü bir ses haline gelişini anlatır.
110.16 ₺ -
Hakikat Çağrısı
Elinizdeki eserde İslâm düşüncesi tarihinde bir dönüm noktası olan Gazzâlî’nin iki metni bir arada yer alıyor. Risalelerden ilki olan Ey Oğul / Eyyühe’l-Veled, Gazzâlî’nin talebelerinden birisinin sorduğu bazı sorulara cevap olarak kaleme alınmıştır. Soruları soran kişi, yıllar boyunca öğrendiği ilimlerden hangilerinin kendisine ahirette faydalı olacağını merak etmekte ve bununla ilgili meseleleri hocasının küçük bir risalede özlü ve derli toplu bir biçimde kaleme almasını rica etmektedir. Bu metin, ahiret yolunda yürüyen bir mü’mine kılavuzluk etmek üzere gerekli ilkeleri içeren ve yüzyıllar boyunca çok okunmuş olan bir risaledir. İkinci risale, tasavvuf ehlinin keşif ve ilham yoluyla elde ettikleri ledünnî ilmin imkânını ortaya koymak üzere kaleme alınmıştır. Dostlarından birisi ledünnî ilmi kabul etmeyen birinden bahseder, bu kişi ilimlerin ancak çalışılıp öğrenilerek elde edileceğini savunmaktadır. Dostu, Gazzâlî’den bu konuyu temellendiren bir metin yazmasını rica eder. Gazzâlî de bu istek üzerine bilgi teorisi ve psikolojiyle alakalı olan bu önemli metni kaleme alır.
80.24 ₺ -
Kendini Aldatan İnsan
Aldanışı, insanlığın trajik bir hakikati olarak sunan el-Keşf ve’t-Tebyîn fî Ğurûri’l-Halki Ecmaîn, gururun/aldanışın arkasındaki aldanma hikâyelerini çeşitli tasvirlerle ortaya koyuyor. Bu anlamda “Tüm İnsanların Aldanışının Keşif ve Beyanı” olan bu kitapta Gazzâlî; insanların, arzularını tatmin yönündeki tabii temayüllerine uymalarından çok, bunların üzerini örten bazı erdemler vasıtasıyla kendilerini kandırmalarıyla ilgileniyor. Bu yüzden de kitapta, aldanışın elinden neredeyse kimsenin kurtulamadığını görmek hiç şaşırtıcı değildir. Gazzâlî’nin asıl gündemi ise aldanmamış gibi görünen, toplumda itibar gören ve rol model kabul edilen sınıfların gizli aldanışıyla ilgilidir ki kitabın muhtevasının büyük kısmı buna ayrılmıştır. Gazzâlî’nin aldandıklarını iddia ettiği ve aldanış hikâyelerini geniş biçimde resmettiği, çeşitli gerekçelerle temellendirdiği gruplar, kitapta dört sınıfta toplanıyor: âlimler, âbidler, zenginler ve sûfîle Günümüzde dinî yönelişlerin özellikle sosyal organizasyonlar ölçeğindeki büyük tecrübesini göz önünde bulundurduğumuzda, kitabın hâlâ güncelliğini koruduğunu görmemek mümkün değildir.
101.32 ₺ -
Derviş Lokması
İslam medeniyetinin en önemli şubelerinden biri olan Türk kültürü geniş bir coğrafyaya tekke ve zâviyeler eliyle yayılmıştı. Tekke ve zâviyelerdeki tasavvuf terbiyesi ise hayatın her alanını kuşatıcı prensipler etrafında örülmüştü. Bu prensipler de âdâb ve erkân üzere yaşanmıştı. İşte sofra âdâbı, dervişlerin yemek kültürü özünü buradan almış, helâlin verdiği leziz koku bütün dünyaya yayılmıştı. Derviş lokmasını ve Osmanlı tekke mutfağını, İslâmî gastronomiye kapsamlı bir yaklaşım ve birleştirme şevkiyle -belki de iştahı demek daha uygundur- ele alma ve sofralarımızı unutulmakta olan bu lezzet dünyasıyla buluşturma arzusundaki bu kitap, sofralarımıza lezzet ve ruhumuza bir tasavvuf neşvesi olacaktır.
237.32 ₺ -
Fususul Hikem Şerhi
“Allah doğruyu kâmillerin diliyle söyler, yolunu Kendisine yönelenlere ve arayanlara gösterir.” Muhyiddîn İbn Arabî (ö. 638/1240), Şam’da iken gördüğü müjdeleyici bir rüyada Peygamber Efendimiz’in (sav) elinde bir kitapla kendisine şöyle dediğini nakletmiştir: “Bu Fusûsu’l-Hikem [Hikmetlerin Kaşları] kitabıdır. Onu al ve insanlara çıkar.” İbn Arabî için bu rüya nebevî bir emirdir ve bu emri lâyıkı ile yerine getirir. Fusûsu’l-Hikem, tasavvuf yolunu aydınlatmak üzere yazılmış, nice hikmetler ihtiva eden ve nebevî pınardan kaynayan kıymetli bir eser olarak İslam tasavvuf ve irfanının temel metinleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Kur’ân’da ve hadislerde adı geçen yirmi yedi peygambere birtakım “hikmetler” nispet eden ve onları açıklayan yirmi yedi fasstan/bölümden oluşan Fusûs, Hz. Âdem’in hikmetiyle başlar, Hz. Muhammed’in hikmetiyle sona erer. Eser, peygamber hayatlarıyla ilgili ayet ve hadislerin vahdet-i vücûdcu bir yorumu olarak okunabilir. İbn Arabî, tasavvuf geleneğinde hiç şüphesiz ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Füsûsu’l-Hikem de Ekberî gelenek içinde müstesna bir mevkidedir. Kayserî’nin telif ettiği bu şerh ise Fusûsu’l-Hikem şerhleri içinde muteber kabul edilmiştir. Eserin “Mukaddimeler”inde felsefî tasavvufun bütün meseleleri on iki bölümde incelenmiş, hatta şerhten ayrı olarak istinsah edilip ayrı bir risale şeklinde de neşredilmiştir. Kayserî’nin, İbn Arabî’nin (başta vahdet-i vücûd meselesi olmak üzere) düşüncesini çok iyi kavradığı açıkça görülmekte, yaptığı atıflarla diğer eserlerine olan derin vukûfiyeti de göze çarpmaktadır. Bütün bunların yanında, üslubundaki itidal, nezahet ve ciddiyet, zihni gibi kaleminin de güçlü bir eğitimden geçtiğini göstermekte; bu meziyetleriyle Kayserî, okuyanlarda derin bir hayranlık ve saygınlık hissi bırakmaktadır.
951.32 ₺ -
Hekatonla Son Tango
Hekatonkheires (Hekaton), Yunan mitolojisindeki titanlardan Gaia ile Uranüs’ün elli başlı, yüz kollu oğulları olan Kottos, Briareus ve Gyes’in bir temsilidir. Uranüs, Hekatonkheires’ten hem iğrenir hem de iktidarını ona kaptırmaktan korkar. Hâlbuki bu figür, çok başlı ve stabil olmayan yapısıyla hem katildir hem de maktuldür. “Son tango”nun Hekaton’u ise küresel çapta sürdürülen çeşitli propaganda ve eşik altı mesaj uygulamalarıyla “Aileyi İfsad Etme ve İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Küresel Proje Savaşı”nın bir temsilidir. Günümüzün Web 2.0 ve yeni medya dünyasında kadim terbiye sisteminin çökertilmesi, kadın hakları adı altında bir “erkek kadın” figürü yaratılması, baba otoritesinin kasıtlı olarak yıktırılması, her türlü cinsel sapkınlığın eş zamanlı olarak arttırılması ve “toplumsal cinsiyet” adı altında kadın ve erkek farkının ortadan kaldırılması gibi beş ana cephede süren bu savaşa ulusal ve global anlamda, ayağı yere basan çözüm önerileriyle dur demenin vakti gelmiştir.
203.32 ₺ -
İnsan Nasıl İnsan Oldu
İnsan, insan olduğundan beri, en temel meselesini oluşturan o soruyu sorar: “Ben kimim ve nasıl bu hâli aldım?” Yeryüzünde hiç kimse söz konusu soruya geride başka bir soru(n) kalmayacak şekilde net cevap vermez, veremez… Böylelikle insanın, bu esrarlı evrende bir sır olarak kalması, varoluşunun en temel dinamiğini oluşturur. Hayatın imtihan olması biraz da bu sırrın sır olarak kalmasına bağlı değil midir? el-Fusûl fi’l-Es’ile ve’l-Ecvibe’de Gazzâli, insan ruhu ve onun bedenle ilişkisi çerçevesinde kendisine yöneltilen yedi soruyu cevaplıyor. Soruların temelinde Kur’ân’da insanın yaratılış sürecine temas eden, “ruh” ve onun bedene yansıtılma şekli olan “nefh” ile ilgili âyetler bulunuyor. Gazzâli’nin Kelâm-ı Kadim’den hareketle getirdiği cevaplar, onun felsefî-kelâmî ve tasavvufî düşüncesini deklare etmesi açısından da ayrıca dikkat çekici.
94.52 ₺ -
Düşünmenin Doğru Ölçüsü
Gazzâlî’nin Ta’lîmiyye olarak da anılan Nizârî-İsmâilî Şiîlerine yönelik bir eleştiri olarak kaleme aldığı el-Kıstâsü’l-Müstakîm, din söz konusu olduğunda aklı kullanmaya karşı olan bir mezhebin sıkı takipçisine aklı kullanmanın ölçüsü ve gerekliliğini ustaca anlatmaktadır. Gazzâlî burada, özellikle felsefe ve dinin sık sık başvurduğu iki referans olarak mantık ilmi ve Kur’an üzerinde durur ve dahası, mantığı meşrulaştırmaktan öte Kur’an’ın, anlamın bir şartı olduğunu âdeta ilan etmiş olur. Kendisinin de belirttiği gibi, Müslümanlar için zorunlu saydığı akıl ve mantık bilgilerini bir söylem stratejisi olarak Kur’an terimleri ve Kur’an’dan örnekler yoluyla büyük bir incelikle muarızına sunar. Nihayetinde, Kur’an’ın emirleri ile mantık ilkelerinin uyumlu işleyişini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyarak muarızını reddedemeyeceği bir yöntemle ikna eder. Hem Gazzâlî’nin ve onun şahsında İslam düşünce tarihi mirasının bir parçası olması hem de Kur’an ve akıl yürütme arasında kurduğu ilişki biçimi bakımından dikkate şayan bir öneme sahip Düşünmenin Doğru Ölçüsü: el-Kıstâsü’l-Müstakîm, konuya ilgililerin yanı sıra geniş bir okur kitlesi için de çarpıcı bir çalışma niteliğinde.
80.92 ₺ -
İhtilaf Usulü
Gazzâlî’nin kendisine yöneltilen ithamlara karşı kaleme aldığı Faysalü’t-Tefrika beyne’l-İslâm ve’z-Zendeka, günümüzde de büyük bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkan tekfir meselesini ele almaktadır. Özellikle İhyâu Ulûmi’d-Dîn gibi eserlerinde, bağlı olduğu Eş‘arî gelenekten ayrıldığı bazı görüşlerinden bahseden Gazzâlî bu eserinde, kendisine gelen eleştirilere cevap verir. İslam’ı Eş‘arîliğe eşitleyen anlayışı eleştirerek, tekfir konusunun farklı boyutlarını tartışır. Gazzâlî kendisine gelen eleştirileri bertaraf etmeye çalışırken özellikle dinî metinlerin anlam ve yorumuyla ilgili olan tevil konusuna eğilir. Varlık ve anlam boyutlarıyla tevil arasında ilişki kuran Gazzâlî çeşitli inanç gruplarının tevil görüşlerine yer verir. İnancın belli önerme kalıplarına sığdırılamayacağını öne sürerek dinî metinlerin farklı yorumlarını son derece olağan bulsa da aşırı yorum tehlikesinin de altını çizer.
114.92 ₺ -
Sağlık ve İktisat
Merhum Prof. M. Tayyip Okiç Beyin naklettiğine göre, eskiden harb ve sıkıntı zamanlarında memlekette Buhâri hatimleri yapılırdı. 1939 Erzincan zelzelesi bütün yurdu dehşete düşürdüğü zaman Diyanet İşleri Başkanlığı bütün camilerde farz namazlarını müteakip Salat-i Münciye duasının okunmasını tamim etmişti. İnsanı çaresizlik ve hastalıklara sürükleyecek durumlar karşısında bu yola başvurulması gerçekten düşündürücüdür. Hadis-i şeriflerde, zemzemin ne niyetle içilirse onun için faydalı ve şifa verici olduğu bildirilmiştir. Ayrıca ibrikle abdest alırken abdest suyu artığını zemzem gibi ayakta şifa niyetiyle içilebileceği fıkıh kitaplarımızda gösterilmiştir. Tanıyıp hürmet duyduğum bir hoca efendi abdest suyu artığını devamlı şifa niyetine içtiğini, hayatında ciddi bir hastalığa yakalanmadığını, ufak tefek rahatsızlıklarında, bu suyu ilaç gibi kullandığı ve iyileştiğini söylemişti.
135.20 ₺ -
Öz’lenmek için Söz’lenmek
Nihayetinde okunması bir nefeslik kadar kısa ama hayatı teneffüs ettirmeyi, teneffüs ederken tefekkür ettirmeyi hedefleyen, gönüllere su serpen bu eserin; özümüze söz, sözümüze öz katması ve “bir cümle” ile hayatımızı değiştirmesi ümidiyle…
97.50 ₺ -
Peygamberimizin İki Gülü Hasan Hüseyin
Bu kitabımızın konusu, Rasulü Emin (s.a.v.) Efendimizin gözlerinin nuru ve Hz. Fatıma'nın emaneti olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimizdir. Mü'minler tarafından baş tacı edilmesi gereken fakat biri zehirletilerek, diğeri Fırat nehrinin kenarında susuz bırakılarak, hakaretlerle, aile efradının gözlerinin önünde şehit edilen nur yüzlü iki kardeş...
260.00 ₺ -
Kendimi Anlatayım Dedim
Hayatımla ilgili olarak yazdıklarım, yazmak istediklerimin tamamı mı? Bu soruya evet diyemiyorum. Acaba kendimi, olduğumdan fazla gösterdiğim oldu mu diyorum. Oldu ise normaldir. Çünkü öteden beri kaidedir: Keser kendi tarafına yontar. Bunlar benim kendi açımdan dile getirdiğim hayatım. Acaba başkaları beni nasıl ve ne halde gördüler?.. Benim gibi görmediklerinde şüphe etmiyorum. Bununla beraber önemli olan ne benim, ne başkalarının bakış açıları. Değil mi ki yarın Yüce Rabbimizin şaşması mümkün olmayan, yanlış netice vermesi düşünülemeyen terazisine gireceğiz ve kaç okka geleceğimiz orada belli olacak?... o halde bu konuda fazla yorulmağa, öyle değildi, şöyleydi demeğe de lüzum yok. Bir Arap şairinin dediği gibi problem orada çözülecek, herkes bineğinin at mı, eşek mi olduğunu, adalet terazilerinin kurulduğu günde öğrenecek. Atalarımız da bu gerçeği Berber, saçım ak mı, kara mı?... sorusuna verilen cevap ile halletmişler ya. Bu saçlar bir gün önümüze dökülecek, değirmende mi ağartıldı yoksa yüz ağartacak bir yol mu tutuldu belli olacak. Gün gelecek, üzerimize atılan üç beş kürek topraktan başka bu dünyada yaşadığımıza delalet eden bir şey kalmayacak. Ya da yazdıklarımızdan memnun olan bir kısım insanlar Allah razı olsun, diyecek ve bir Fatiha gönderecekler.
227.50 ₺ -
İslamda Kadın
Kadın konusunun sosyal hayat gündeminin daima birinci maddesini oluşturduğu bir gerçektir. Medyanın alabildiğine güçlendiği, gelişip yayıldığı ve etkinliğini arttırdığı günümüz Türkiye'sinde konu hergün canlılığını korumakta, bu arada İslam'ın bakışı tartışılmaktadır. Bu kitap Kur'an'a, Sünnet'e, İslam alimlerinin yorumlarına ve uzmanların tespitlerine dayanarak kadının aile ve toplum içindeki incelemeyi amaçlamıştır. Eser ilk baskısından itibaren otuz yıl boyunca okuyucular tarafından büyük ilgi ile karşılanmış, bu arada bazı medya kuruluşlarının tertip ettiği karşı hareketlerin yetersizliği ve haksızlığı mahkemece tescil edilmiştir. Yabancı dillere de çevrilen eserin gözden geçirilmiş bu yeni baskısıyla okuyuculara faydalı olmaya ve etkilerini sürdürmeye devam edeceğine inanmaktayız.
162.50 ₺ -
Mâtürîdî’nin Hikmet Tasavvurunda Evren, İnsan ve Din
Ehl-i sünnet’in iki kanadından birisi olan Mâtürîdîlik, dini yorumlarında akla daha fazla yer veren bir mezheptir. Mezhebin kurucusu Ebû Mansûr el- Mâtürîdî (ö. 333/944), dinin anlaşılmasında aklı oldukça aktif bir şekilde kullanan bir âlimdir. Onun kelam sisteminin en merkezi kavramlardan birisi hiç şüphesiz hikmettir. Hikmet, İslam Felsefesinden İslam Kelamına, İslam Hukukundan İslam Edebiyatına kadar oldukça geniş bir kullanım alanına sahip bir kavramdır. İmam Mâtürîdî hikmeti “doğruya isabet etmek”, “her şeyi layık olduğu yere koymak” olarak tanımlar ve adaletin de aynı anlamda geldiğini belirtir. Ona göre yüce Allah’ın bütün fiillerinde mutlaka bir hikmet vardır. Onun anlayışında ilahî fiiller, kulların maslahatlarını içeren pek çok hikmetler barındırır. Hikmet kavramı bu anlayış üzerine gelişmiş ve Mâtürîdîler tarafından övülmeye layık sonuçları bulunan veya neticesi iyi ve güzel olan fiiller olarak tanımlamışlardır. Hikmet kavramını kullanırken onun üç boyutuyla ilgilenmek durumundayız. Birinci olarak; ilahi fiillerdeki iyilik, güzellik, fayda ve maslahatların neler olduğu, ikinci olarak ilahi fiillerin hangi maksatlara matuf olduğu ve üçüncü olarak da bu fiillerin hangi neticeleri doğuracağıdır. Dolayısıyla başlıkta ve araştırmanın devamında sıkça zikredilen hikmet kavramı, ilahi fiillerin mahlûkata yönelik olarak taşıdıkları fayda, maslahat, iyilik, güzellik, gaye, maksat, hedeflenen akıbet ve neticeler olarak ifade edilebilir. Araştırmanın birinci bölümünde evren ve insanın yaratılışındaki hikmetler, ikinci bölümünde ise dininin öngördüğü emir ve yasakların hikmetleri incelenmektedir. Çalışmada, varlığın anlamı, evren ve insanın yaratılış gayesi, dini emir ve yasakların taşıdığı fayda ve maslahatlar ele alınmaktadır. Çalışmanın aynı zamanda deizm, nihilizm ve kötülük problemi gibi bazı güncel inanç sorunlarına cevap teşkil edecek argümanlar barındırdığı söylenebilir.
130.00 ₺ -
İslam Aile Hukuku (Çifte Meşruiyet Bağlamında Güncel Bazı Fıkhi/Hukuki Problemler ve Çözüm Önerileri
Günümüzün Müslüman toplumlarında ailede karı-koca arasında yaşanan problemleri, kısmen modernitenin bireye ve aile kurumuna yüklediği modern değerler ile geleneksel (dinî/ahlakî) değerler arasındaki gerileme/çatışmaya bağlamak mümkündür. Zira günümüz Müslümanları, ne modern hayat tarzından vazgeçebiliyorlar ne de dinî kimliklerinden/değerlerinden… Bir anlamda zihinleri ikiye bölünmüş ve kendilerine çifte meşruiyete dayalı iki dünyalı bir yaşam tarzı oluşturmuşlardır. Dolayısıyla modernitenin sunduğu hayat tarzı ile dinî/ahlakî değerler arasında sıkışıp kalan günümüz Müslümanları sosyal hayatlarında çifte meşruiyete dayalı bir problem yaşamaktadır. Konuyu Türkiye özelinde düşündüğümüzde buna bir de hukuktaki çifte meşruiyete bağlı TMK ile İslâm aile hukuku arasındaki gerilimden kaynaklanan problemler eklendiğinde günümüz Türkiye’sinde İslâm aile hukuku ile ilgili birçok fıkhî/hukukî problemin ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Çalışmamızın temel amacı, çifte meşruiyet bağlamında, ülkemizde yürürlükte olan 2001 tarihli ve 4721 sayılı TMK ile İslâm aile hukuku arasında gerilim/çatışma oluşturan güncel fıkhî/hukukî problemlere günümüzün şart ve icaplarına uygun makul/meşru çözümlerin üretilmesine katkı sağlamaktır. Bu bağlamda çalışmamızda İslâm aile hukuku ile TMK arasında gerilim/çatışma oluşturan bazı güncel problemlere yönelik çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Kitabın başlığından ve içeriğinden de anlaşılacağı üzere bu çalışma, İslâm aile hukuku ile ilgili tüm konuları içeren bir ders kitabı değildir. Bununla birlikte bu çalışmanın, başta ilahiyat/İslamî ilimler fakültelerinde lisans ve lisansüstü programlarda eğitim gören öğrenciler olmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı personeli, Diyanet-Eğitim/Akademi Merkezleri’nde eğitim gören kursiyer öğrenciler ve hukuk fakültesi öğrencileri için yardımcı kaynak vazifesi göreceği söylenebilir.
227.50 ₺ -
Sünnet ve Sünnetin Günümüze Taşınması
Sünnetin çağa taşınması ve günümüz problemlerine çözüm olması noktasında sünnetin ve onun yazıya geçirilmiş şekliyle hadislerin iyi anlaşılması gerekir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de ülkemizde ve İslâm dünyasında hadis-sünnet ekseninde tartışmalar yaşanmaktadır. Kimi çevreler sadece aklı esas alarak hadis ve sünneti ötelemeye, ikinci plana itmeye çalışırken; kimi çevreler de sahih, zayıf ve mevzu durumuna bakmaksızın tüm rivayetleri kurtarma gayreti içine girmişlerdir. Sünnetin insana, hayata ve yaşadığımız gezegene verdiği mesajı doğru anlamaya çalışmak gerekir. Bu çerçevede elinizdeki kitap, sünnete yaklaşımlar, sünnetin işlevi ve sünnetin günümüze taşınması konularında katkı sunmayı hedeflemektedir.
156.00 ₺ -
İslam Hukukunda Kadınlara Yönelik Hükümler
Kadın konusu, hem dini sorumluluklar hem de haklar açısından günümüzde en çok tartışılan konulardan birisidir. İnsanlar, mutlu bir yuva kurup huzurlu bir hayat yaşama amacıyla evlilik yaparlar. Ancak birlikte aileyi oluşturan taraflar, zaman içerisinde hak arama mücadelesine başlamaktadır. Hâlbuki karı-koca birbirinden devamlı hak koparmak için çekişip duran iki düşman kutup değil, birbirini tamamlayan, yardım eden, destek olan, huzur ve moral kaynağı oluşturan bir bütünün iki yarım parçasıdırlar. Câhiliye döneminden sonra İslâm’ın başlatmış olduğu bu iyileştirme süreci Hz. Peygamber’in vefatıyla birlikte giderek artan düzeyde kesintiye uğramış, bir müddet sonra da zaman zaman câhiliye anlayışı nüksetmiştir. Bu tavrı Abdullah İbn Ömer’in şu sözünde görebilmekteyiz. “Peygamber zamanında bizimle alâkalı bir şey iner korkusuyla hanımlarımız hakkında ileri geri konuşmaktan, onlara dilediğimiz gibi davranmaktan çekiniyorduk. Peygamber vefat edince rahat davranmaya başladık.” Abdullah İbn Ömer’in bu sözü İslâm’ın gelişiyle kadınlara yönelik yapılan iyileştirmelerin peygamberin vefatıyla inkitaya uğradığını göstermektedir. Fıkhın oluşum ve tedvin döneminde bu bakış açısının etkisini göstermemesi düşünülemez. Hazırlamış olduğum bu eser, umarım hem meraklılarına hem de toplumun yarısını teşkil eden kadınların kendileriyle ilgili hükümleri derli toplu bir kaynakta bulup öğrenmelerine katkı sağlayacaktır. Kadınlarla ilgili hükümlerin kitapta yazılanlarla sınırlı olmadığını söyleyebilirim. Bununla birlikte ihtiyaç hâsıl olduğunda zaman içerisinde yeni başlıklar ilave edilecektir.
169.00 ₺ -
Sistematik Kelam
Kelâm, Allah'ın varlığı ve sıfatları, melek, peygamber, ilâhi kitap, âhiret ve kader gibi İslâm inançları ve dinin temel ilkelerini inceleyen bir ilimdir. Bu inançların rasyonel temellerini bulmak ve ileri sürülen itirazlara karşı cevaplar oluşturmak, hatta karşıt fikirlerin yanlışlığını ortaya koymak bu ilmin amaçları arasında yer alır. Bu açıdan Kelâm ilmi, dini ilimler içerisinde önemli bir yere sahiptir; hatta en değerli ilim (eşrefu'l-ulûm) olarak isimlendirilmiştir. İslâm düşüncesinin temelini inançlar oluşturur. Bu sebeple Kelâm'a dinin asılları anlamında usûlü'd-dîn de denilmiştir. Diğer bütün dini ilimler bu asıllar üzerine kurulur. Bunun yanında Kelâm ilmi, Müslümanların yabancı din ve kültürlerle yürüttüğü ilmi mücadelede önemli roller üstlenmiştir. İşte bu çalışma, düşünce tarihimizdeki bu kıymetli birikimi, İlâhiyat Fakültesi Öğrencileri ve bu alanda inceleme yapacak olan araştırmacılara sunmak için hazırlanmıştır. Eser, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde ana konulara hazırlık olması için varlık, bilgi ve istidlâl yöntemleri ele alınmıştır. Birinci bölümde ilâhiyyât bahisleri içinde yer alan, Allah'ın varlığı, isimleri, sıfatları ve fiillerine yer verilmiştir. İkinci bölümde nübüvvât, üçüncü bölümde semiyyât, dördüncü bölümde ise imâmet bahisleri incelenmiştir. Kelâm ilminin ana konuları açıklanırken önce kavramsal izahlara sonra problemlerin ortaya çıkışına yer verilmiş, daha sonra kelâm ekollerinin görüşleri akli ve nakli delilleriyle birlikte ele alınmıştır. Böylece okuyucunun meseleleri daha objektif bir tarzda öğrenmesi amaçlanmıştır. Eser aynı zamanda İlâhiyat Fakülteleri Lisans ve Uzaktan İlâhiyat Lisans Tamamlama (İLİTAM) programlarında ders kitabı olarak okutulmaktadır.
260.00 ₺ -
Hukuki (Fıkhî) İdarî ve Malî Boyutlarıyla Teverruk
İslam düşünce sisteminin, beşeri sistemlerden farklı olarak "eşyayı sevmek" yerine, "insanı sevmek" odaklı bir konuma sahip olması ekonomi-finans kavramlarını da farklılaştırmakta, bütüncül bir yaklaşım tarzı oluşturmaktadır. İnsanın ekonomi odaklı uğraşılarının sadece "ihtiyaç"ları gi dermek değil, "Allah'ın rızası"nı kazanmak şeklinde tezahür eden, İslam'ın ekonomi-finans anlayışı, bizi onun nev-i şahsına münhasır müesseselerini gün yüzüne çıkarmaya götürmektedir. Bu anlayıştan hareketler İslami bir finansal enstrüman olan "teverruk" modelinin fikhi yönleri yanında, idari (denetim) ve mali (muhasebeleştirilmesi-vergilendirilmesi) yönlerinin de okuyucuya sunulması, kitabın yayımlanmasında temel çıkış noktasını teşkil etmektedir.
162.50 ₺ -
Davet İlmi Giriş
Dâvet İlmi, İslâm'in insanlara ulaştırılmasının ve tatbikinin yollarını gösteren käide ve usuller bütünüdür. Bu ilim, doğuş itibariyle İslâmî ilimlerin en yenisidir, ancak konusu bakımında en önemlisi olduğundan bu ilmi tanıtan bir giriş kitabı yazma zarûreti hâsıl olmuştur. İslâmî dâvet, çoğu müslümanın anladığı ve pekçok dâvetçinin yaptığı gibi, sadece insanlara vaaz etmek, İslâm'ın fazilet ve âdâbını anlatmaktan ibaret değildir. Aksine o, doğduğu gün den beri esasları, hedefleri ve kaynaklarıyla temâyüz etmiş, köklü ilmî temellere ve kâidelere dayalı, şer'i kurallarla kayıtlı ilmî ve amelî bir harekettir. Bu sebeple dâvet için en sağlam metod, en güzel üslup ve en üstün vâsıtalar tercih edilmelidir. Zira dâvet, bütün peygamberlerin, özellikle de Sevgili Peygamberimizin ve ona basiretle tâbî olan âlimlerin yoludur. Türkiye'de, bazı ülkelerde olduğu gibi Dâvet Îlmi'ne tahsis edilen müstakil enstitü ve fakülteler bulunmamaktadır. Ancak ilk defa İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde “Din Hiz metlerinde İletişim ve Tebliğ" adıyla bir yüksek lisans prog ramı açılmıştır. Elinizdeki bu kitap İslâm dâvetini dert edinen ve onu basiretle yapmanın yollarını öğrenmek isteyen müslümanlara rehberlik edecek bir el kitabi niteliğindedir.
169.00 ₺ -
Sünnet İnkarcılığı Bizi Nereye Götürür
Yanlış din anlayışı tarih boyunca ümmeti en çok uğraştıran problemlerden biri olagelmiştir. Yanlış din anlayışının tezahür ettiği konulardan biri de sünnettir. Hicri II. Asırda ortaya çıkan sünnet inkârcılığı, hâlâ ümmeti uğraştırmaya devam etmektedir. Esasen sünnet inkarcıları tarih boyunca fikirlerini meşrulaştırabilecek bir metodoloji ortaya koyamadıklarından hiçbir dönemde ciddi bir itibar görmemişlerdir. Ancak 20. yüzyılda İngiliz sömürgesi altındaki Hint alt kıtasında ortaya çıkan sünnet inkârcılığı konjonktürel nedenlerle sıra dışı bir ilgiye mazhar olmuş, başta o bölgede olmak üzere özellikle batı tipi eğitim görmüş Müslümanlar üzerinde etkili olmuş; zamanla İslam âleminin başka yerlerinde de taraftar bulmuştur. Ancak bu düşünceyi besleyen etkenlerin ortadan kalkmasıyla beraber geçen asrın sonuna doğru sönmeye başlayan bu zihniyet nedense son yıllarda yeniden köpürtülmeye başlanmıştır. Son yıllarda ülkemizde de sünnet karşıtlığını yapan grup ve kişilerin gittikçe artmaya başladığını, bunların İslâmi ilimler ve sünnet hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan insanların kafasını karıştırdıklarına şahit olmaktayız. İşte bu çalışmada sünnet inkârcılarının hem Kur'ân ahkâmının anlaşılması ve yaşanmasında hem de İslâmi ilimlerin bütün alanlarında nasıl vahim ve yıkıcı sonuçlar doğuracağı somut delil ve verilerle ortaya konmaya çalışılmıştır
130.00 ₺ -
Son Elçi Hz Muhammed (sav) den Evrensel Mesajlar
"Kim zorda olanın işini kolaylaştırırsa Allah da onun, dünya ve ahirette işini kolaylaştırır." (Müslim, Zikir, 38) "Kardeşine zalim olsun mazlum olsun yardım et" buyurdu. Bunun üzerine bir sahabi kendisine: "Ya Rasulallah! Mazlum olan kişiye yardım edebiliriz fakat zalime nasıl yardım edeceğiz?" dedi. Peygamberimiz (sav) "Zalimin iki elini tutar, zulmüne mani olursunuz" buyurdu. (Buharî, Mezalim, 4) "Size derecesi oruç, namaz ve zekâttan daha faziletli olan şeyi bildireyim mi? Sahabe ‘evet' dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav), iki kişinin arasını düzeltmektir, iki kişinin arasını bozmak (dini) tıraş etmektir." (Tirmizî, Sıfatü'l- Kıyamet, 19
130.00 ₺ -
Kuranı Kerimden İbretlik Mesajlar
Allah, kilitlenmiş kalpleri açılır diye, insanoğlunu çepeçevre kuşatan yüzlerce mucizeye dikkat çekiyor. Böylece insanın üzerinde yaratıldığı temiz İslâm fıtratını dünyada hayatını bu yönde devam ettirebilsin Kur’ân-ı hak üzere indirmiş olan Allah’a karşı gelmekten sakınabilsin. “Muhakkak ki göklerde ve yerde mü’minler için âyetler vardır.” İnsanoğlu gözünü hangi noktaya çevirirse çevirsin akılları durduran kâinatta Allah’ın ayetleriyle karşı karşıya gelmekte, onları seyretmektedir. Bu kâinatta Allah’ın eseri, âyeti olmayan hangi şey vardır ki. Bunca ulu ve akıl almaz gezegenleriyle şu gökyüzü bunca büyüklüklerine rağmen boşluğa fırlatılmış birer tane gibi olan yıldızlarıyla korkunç ve dehşet verici, üstelik de geceleyin gözleri kamaştıran kocaman bir avize misali fezamız. Diğer taraftan insanoğluna kıyasla çok geniş ve engin olan şu yeryüzü, koca yıldızlara kıyasla boşluğa fırlatılmış bir zerre olmaktan öteye geçmeyen dünyamız. Evet yeryüzündeki her şey... Her canlı bir âyettir. Bir mucizedir... Her şeyin en küçük parçası ve her canlının en basit ferdi... Bir âyettir.... Bir mucizedir... Küçüğü de, incesi de, büyüğü de, kalını da... Bir âyettir... Bir mucizedir... Şu kocaman ağacın, şu küçücük yaprağın veya şu basit bitkinin şu değersiz dalı... Bir âyettir. Bir mucizedir... Şekli itibarıyla mucizedir... Hacmi itibarıyla mucizedir... rengi itibariyle mucizedir. Şekli-durumu itibariyle mucizedir. Bir hayvanın veya bir insanın bedenindeki şu en basit bir kıl... Bir mucizedir... Bir âyettir... Rengi, özelliği ve hacmi itibariyle bir mucizedir... Bir kuşun kanadındaki şu basit bir tel madesi vazifesi ve şekli itibariyle bir mucizedir... Bir âyettir... kısacası gökte ve yerde insanoğlu gözünü hangi noktaya iliştirirse yığınlarca mucizelerle, üst üste gelen âyetlerle-nişanelerle karşılaşır. Kalbiyle, gözüyle, kulağıyla bunların haykıran sadalarını duyar. Ancak bütün bu adı geçen harikulade eserler kimlere lisan’i halleriyle mesaj teşkil edebilir? Evet, bu âyetler kime açıklanıyor, kimin için? Kim görebilir bu apaçık mucizeleri ve farkına varabilir bu âyetlerin?
162.50 ₺ -
Yol Ayrımındaki Selefilik Klasik İslâm Modernizminin Kurân Algısı
Klasik İslâm Modernizmi, ilham alma yönünden "Protestan", temel kaynaklara ve köklere dönme söylemi ve vurgusu ile de "Selefî" bir karakter taşımaktadır. Dolayısıyla o bir medeniyet projesidir ve İslâm dünyasındaki modernleşme çabalarına tekabül etmektedir. Amacı, çağın meydan okumalarına karşı nassı ve kültürel mirası -bağlamından koparmadan- vakıaya doğru yönlendirmektir. Elinizdeki bu eser, Klasik İslâm Modernizmi'nin gerçek İslâm'ı ortaya çıkarmaya yönelik tefsir faaliyetlerini, Kur'ân algılarını ve zamanımız Kur'ân yorumlarına olan etkilerini ele almaktadır.
97.50 ₺ -
Allah Bizden Neler İstiyor
Allah’ın; kullarından istediklerini bilmek, O’nun bizlerden istemediklerini de bilmek anlamına gelir. Çünkü istediklerinin tam tersi, istemedikleridir. Allah’ın sevdiği, teşvik ettiği, onayladığı, mükâfat vereceğini belirttiği inanç, ahlak ve davranışlar O’nun emirleri; sevmediği, kınadığı, uyardığı, cezalandıracağını belirttiği inanç, ahlak ve davranışlar ise nehiyleridir. İnsanın hayatında inanç veya amel her ne varsa, bunların hiçbiri fiilsiz olmaz. Örneğin inançlar; retlerden ve kabullerden oluşur ki bunların hepsinde de kalbin ve aklın bir niyeti, kararı, yönelimi yani manevî bir fiili söz konusudur. Ameller de, yapmak veya yapmamak yönünde hep bir fiile muhtaçtır. Kur’an-ı Kerim’de insanlardan, Allah’a yöneltmeleri istenen ve istenmeyen fiiller ile insanlara ve diğer varlıklara yöneltmeleri istenen ve istenmeyen fiiller açıkça belirtilmiştir. Bu yönüyle Kur’an baştan sona bir eylemler kitabıdır. Yani Allah, kullarını sürekli eyleme çağırmaktadır. Bu kitapta; Kur’an’ın anahtar kavramları olan Allah, Resul, Kur’an, İslam, din, ibadet, iman, ihlas, itaat, ittiba, icabet, i’tisam, içtinap, ittika, istikamet, akıl, nefis, ahiret, maruf, münker, tevhid, şirk, küfür, nifak, haram, helal, salih amel, güzel ahlak, yönetim, hüküm, ticaret, dua, kadınlar, ibadethaneler ve müminlerin düşmanları gibi toplamda yüzlerce kavram ve konu Müslümanların Kur’an’daki ölçüleri derli toplu bir arada görmelerini sağlayacak şekilde ele alınmıştır.
300.00 ₺