-
Filozofların Tutarsızlığı Ketebe
Tehâfüt mutlak anlamda bir felsefe karşıtlığına mı yoksa mukayyet anlamıyla belli bir felsefe yapma karşıtlığına mı tekabül etmektedir? İslam düşüncesinin zirve isimlerinden Gazzâlî’nin Tehâfütü’l-Felâsife adlı eseri, sadece yazıldığı devirde değil, kendinden sonraki tüm zamanlarda da en dikkate şayan eserlerden biri olmuş, hem Doğu hem de Batı felsefesinde büyük ilgi görmüştür. Gazzâlî Tehâfüt’te İslam dünyasında Fârâbî ve İbn Sînâ gibi meşhur filozoflar tarafından temsil edilen Yeni Eflatuncu felsefe yapma tarzını muhatap almış; bu felsefenin görüşlerini akli zorunluğa dayandırma iddiasının aklen geçerli olmadığını ortaya koymuş ve bu zorunluluk iddiasının akıldan değil, filozofların felsefi sistemlerinin temelindeki Mûcib Bizzât olan Tanrı anlayışından kaynaklandığını göstermiştir. İşte Tehâfüt bu yönüyle yeni bir felsefe yapma imkânına karşılık gelmektedir ki, onu felsefi açıdan değerli kılan da budur. Elinizdeki kitapta, Tehâfüt’ün II. Abdülhamid dönemi serküttâblarından Süleymân Hasbî Efendi tarafından yapılan tercümesi yer alıyor. Eserin Latin harfli tercümesinden hemen önce sunulan inceleme, Tehâfüt’ün felsefi değerini kavramak açısından okura geniş ve faydalı bir ön okuma sağlıyor. Ayrıca tercümeye eşlik eden sözlük de okurun konuya ilişkin bilme ve öğrenme ihtiyacına önemli ölçüde yardımcı oluyor.
202.30 ₺ -
İznik Medresesi
Osmanlı Devleti’nin ilk resmî medresesi olan İznik Medresesi, devletin kuruluş yıllarında eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü önemli bir ilim merkezi olmuştur. Dâvûd el-Kayserî, Tâceddin el-Kerderî ve Alâeddin Esved gibi önemli hocaların ders verdiği bu medresede Osmanlı kültür ve düşünce dünyasını etkileyen birçok ilim adamı yetişmiştir. Adem Öziş de Osmanlı Devleti’nin İlk Eğitim Merkezi: İznik Medresesi adlı bu çalışmada, Osmanlı Devleti’nin eğitim-öğretim tarihinde böylesine önemli bir yeri bulunan İznik Medresesi’nin ilmî serüvenine adeta ışık tutuyor. Burada öncelikle İznik şehrinin hem fetih öncesi hem de fetih sonrası siyasi, sosyal, kültürel tarihi hakkında bilgiler veren Öziş, ardından İznik Medresesi’ni, uygulanan eğitim müfredatlarını, müderrisleri, talebeleri ve bunların üretmiş oldukları düşünce ve eserleri zengin arşiv belgelerine dayanarak inceliyor ve bu anlamda medresenin tarihi hakkında oldukça kapsamlı ve bütüncül bir çalışma ortaya koyuyor.
279.30 ₺ -
Beden Arzuların Dizginlenmesi
Çok yiyip içmekle kalplerinizi öldürmeyin. Çünkü kalp ekin gibidir, suyu çok olunca ölür. Hz. Muhammed [sav] Bu eser, İhyâu Ulûmi’d-Dîn’de yer alan “Kitâbü Kesri’ş-Şehveteyn” bölümünün tercümesidir. Gazzâlî bu eserinde, insanı helâke sürükleyen iki temel arzu olan yeme içme ve cinsellik üzerinden nefis terbiyesinin esaslarını ele alır. Mide şehvetinin diğer tüm arzuların kaynağı olduğunu ve bu şehvet dizginlenmeden kalbin arınamayacağını vurgular. Açlığın fazileti ve tokluğun doğurduğu gaflet, metnin ana eksenini oluşturur. Gazzâlî, nefsi serkeş bir hayvana benzeterek terbiye yollarını somutlaştırır. Ona göre, nasıl ki serkeş bir hayvan aç bırakılarak terbiye edilirse insanın nefsi de ancak açlıkla dizginlenir. Burada; riyazetin ölçüsü, yeme vakti ve yeme miktarı dikkatle ele alınır. Açlığın kalbi yumuşatan yönü ayrıntılarıyla açıklanır. Cinsellik meselesi fıtrî sınırlar içinde değerlendirilir ve evliliğin hikmeti üzerinde durulur. Gazzâlî insan psikolojisini dikkate alarak şehvetin kalpte bıraktığı izleri çözümler. Modern çağda haz ve tüketim baskısı altında yaşayan insanın iç huzurunu kaybetme sebeplerine güçlü cevaplar da sunar. Bu yönüyle eser, kalbini arındırmak ve nefsini tanımak isteyen herkes için sahih bir yol haritasıdır.
84.00 ₺ -
Kalbin Acayip Halleri
Müminin kalbi temizdir, orada parlayan bir kandil vardır. Kâfirin kalbi ise kararmış ve [hakikatten] yüz çevirmiştir. Hz. Muhammed [sav] Bu eser, İhyâu Ulûmi’d-Dîn’de yer alan “Kitâbü ‘Acâibi’l-Kalb” bölümünün tercümesidir. Gazzâlî, insanın iç dünyasını anlamanın ilk adımı olarak kalp, rûh, nefis ve akıl kavramlarını ele alır. Ona göre kalbin hâllerini bilmeyen kimse, nefsin tuzaklarını fark edemez ve aklın rehberliğinden gereği gibi faydalanamaz. İç dünyasını tanımayan kişi ise dış dünyanın cazibesine kolayca kapılır ve savrulur. Eser, kalbin bazen nura bazen karanlığa açılan hâllerini insanın iç mücadelesi üzerinden ortaya koyar. Kalbi arındıran yollar, onu karartan sebepler ve bu süreçte zikrin, murakabenin ve ilmin rolü ortaya konur. İnsan bedeninin gıdasının su ve çeşitli besinler olması gibi kalbin gıdası da itminân ve sükûnettir. Nitekim Kur’ân’da, “Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” buyurularak bu hakikate işaret edilir.
83.30 ₺ -
Elimden Ne Gelir
“Elimden ne gelir?” sorusunun cevabı önce kendini tanımaktan geçer. İnsanın eylemleri, imanı ve ilkeleriyle uyumlu olmadıkça kalıcı bir değer taşımaz. Kendi kararlarımızı ve davranışlarımızı sorgulamak tekâmülün yoludur. Bu muhasebe, hayatın her aşamasında bizi yeniden yönlendirir. İman; kalple sınırlı kalmayarak akılda ve davranışta da karşılığını bulmalıdır. İçinde bulunduğumuz bu dünya imtihanında; kalbi diri, aklı esarete düşmemiş, vicdanı körelmemiş herkes, samimiyetle aynı soruya yönelir: “Ben ne yapabilirim?” ya da “Ne yapmalıyım?” İşte bu noktada Fatma Bayram, bu sorunun bir çaresizlik ifadesi olmaktan çıkıp bilinçli bir arayışa dönüşmesi gerektiğini anlatıyor. Elimden Ne Gelir? bireyin hem kendi iç dünyasında hem de toplumsal hayatta elinden gelenin ne olduğunu fark etmesini sağlayan bir rehber. Alışkanlıklarımızın tuzağına düşmeden, hazların cazibesine kapılmadan, ilahi ilkelerle uyumlu bir hayat sürmenin gerekliliğini, bazen sadece “yeter” diyebilmenin bile büyük bir irade olduğunu; bazen de küçük bir boykotun, doğru bir sözün ya da sağlam bir alışkanlığın hayatı değiştirecek güç taşıdığını hatırlatıyor.
132.30 ₺ -
Kurtarıcı Kurallar Kitabı
Bu işin kuralı böyle, mevsimler arası geçiş hasta edebilir insanı. Yine de haber verir önceden hava durumunu. Bak mesela sen bu kitabı eline aldıgında senin hava durumun nasıldı, şu an nasıl? Değişti mi? Değişebilir. Senin de mevsimlerin var çünkü. Senin de kalbin haber verir önceden. Dilerim bu kitap, seni mevsim geçişlerinde hastalıktan korur.Oyunu kurallarına göre oyna.Hastalanma!
108.00 ₺ -
Cihan hükümdarı Fatih Sultan Mehmed Han
Fatih Sultan Mehmed dendiği zaman akıllara hep İstanbul'un fethi geldi bu zamana kadar. Ancak Fatih Sultan Mehmed'in birçok özelliği vardı. Arapça ve Farsça olmak üzere yedi dil biliyordu. Latinceyi anadili gibi konuşurdu. Aynı zamanda şairdi. Maiyetindeki yüz seksen beş şairden, otuzunu maaşa bağlamıştı. Ünlü ressam Bellini'yi İstanbul'a getirtip kendi portresini yaptırttı. İstanbul'un fethi için, Musluhiddin ve Saruca Sekban gibi Osmanlı mühendislerinden başka, Macar Urban'a Edirne'de "şahi" adı verilen büyük toplar döktürdü. Bu büyük toplar, Bizans'ın yanısıra Avrupa'da asırlardır süren feodaliteyi de bitirecekti. Kanuni'den çok önce, bir kanunname ve bir anayasa hazırlattı. Otlukbeli'nde Uzun Hasan'ı yenince, zaferini kutlamak için kırk bin esiri serbest bıraktı. Otuz yıllık saltanatı süresince, yirmibeş askeri harekâta bizzat komuta etti. Dokuz yüz bin kilometre olan Osmanlı topraklarını, iki milyon iki yüz on dört kilometreye çıkardı. Venedik kralı tarafından planlanan on dört suikast girişiminden sağ kurtulmayı başardı. Ölümü hakkında suikast kuşkusu hâlâ vardır. Ölümünün ardından Papa, kutlama amacıyla üç gün boyunca gece gündüz durmaksızın çan çaldırtmıştır. Ömrü boyunca iki imparatorluk, dört krallık ve on prensliği kendine bağlamıştır. Hristiyanlar tarafından, Osmanlının İstanbul'u fethettiği gün "dünyanın sonu" şeklinde tanımlanmıştır. Osmanlı denince akla gelen ilk Osmanlı padişahıdır.
224.40 ₺ -
Annenin Duygusal Yokluğu
Anneniz dalgın, mesafeli, hatta küçümseyici miydi? Kurduğunuz ilişkiler ya da kendinize verdiğiniz değer konusunda sorunlar yaşadınız mı? Duygusal açıdan orada olmayan annelerin yetişkinliğe erişmiş çocukları, genellikle hayatlarında neyin eksik olduğunu tam olarak anlayamazlar. Buna karşılık, ihmalkar annelerin çocukları yaşadıkları duygusal travmanın farkındadırlar ama bunun kalıcı ve zarar veren etkilerini gözden kaçırırlar. Psikoterapist Jasmin Lee Cori binlerce kişide yetersiz annelik yüzünden açılmış her türlü yaranın iyileşmesine yardımcı olmuştur. Yazar, öncü niteliğindeki bu kitabının yeni baskısında, hem anneye hem de çocuğa şefkatle yaklaşmakta ve şu konulara açıklık getirmektedir: Annenizin dalgın ya da incinmiş olmasının muhtemel nedenleri ve size veremedikleri Çocuklukta yaşanan duygusal ihmalin kalıcı etkileri Derinlemesine düşünce ve alıştırmalarla içinizdeki çocuğu bulmanın ve ‘anne boşluğu’nu doldurmanın yolları Kendiniz (ve belki de çocuklarınız) için daha mutlu bir geleceğe adım atmanın yolları
280.00 ₺ -
Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk
BİR ÇOCUK PSİKİYATRİSTİNİN NOT DEFTERİNDEN SIRA DIŞI ÖYKÜLER Küçük bir çocuğun beyni travmadan nasıl etkilenir? Korku ve şiddet çocuğun beyninde nasıl bir tahribata yol açar ve bu beyin iyileştirilebilir mi? r. Bruce Perry, olağandışı durumlara maruz kalmış çocuklara yardım ederek onları hayata yeniden kazandıran dünyaca ünlü bir çocuk psikiyatristidir. Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk’ta, karşılaştığı travma vakalarını bilimsel bir gözle irdeleyerek ve bunları herkesin kolaylıkla anlayabileceği hikayelere dökerek, aşırı strese maruz kalan beyinde tam olarak ne olduğunu açıklıyor ve bu beynin akıl almaz iyileşme kapasitesini ortaya koyuyor. Perry’nin stratejilerini öğrendiğinizde, travma geçirmiş çocukların fiziksel, ruhsal ve duygusal bakımdan nasıl iyileştirileceğinin ve sağlıklı bireylere dönüştürüleceğinin formülünü de elinizde tutuyor olacaksınız. Beynin içinde olanları anlayabilmenin, psikolojik olarak en uç durumdaki çocuklar için bile bir umut ışığı olacağını gösteren bu kitap uzun süre hafızanızdan çıkmayacak.
375.00 ₺ -
Kutun Dört Delisi
Kûtülamâre zaferinin perdesi bu romanla aralanıyor. Hasan Basri Şenel bugüne kadar göz ardı edilen Kut zaferine ışık tutuyor. Olayları bütün çıplaklığıyla, eğip bükmeden ustalıkla anlatıyor. Bir mücadelenin hikâyesinin, sarsıcı olayları ve askerimizin stratejik hamleleriyle nasıl bir zafer hikâyesine dönüştüğü çarpıcı biçimde anlatılıyor.
217.00 ₺ -
Egoistler Üstinsanların Kitabı
1909 yılında yayımlanan ve Türkçe’ye ilk kez kazandırılan Egoistler’de modern şairler, filozoflar ve nesir ustaları yer almaktadır. Bu isimler arasında ekolü Avrupa’da yakın zamanda tekrar canlanan ve ünü giderek yayılan Stendhal; Fransız akademisyen Maurice Barrès; gamsız pagan ve tatlı alaycı Anatole France; Nietzsche’nin selefi Max Stirner; usta gizemci Ernest Hello ve büyük şair William Blake yer almaktadır. Flaubert’in daha önce yayımlanmamış bir mektubu ve “Madame Bovary”nin orijinal nüshasından yazarın üzerinde düzeltmelerinin bulunduğu bir sayfa da okurların ilgisine sunulmuştur. Fransızcanın parlak ustası J. K. Huysmans kitaptaki bölümlerden biri olup Nietzsche’nin hayatında geçirdiği belli başlı safhaların yer aldığı meşhur biyografisi Ecce Homo ve İbsen’in tiyatro oyunları da kitapta ele alınan konulardandır. Bütünüyle bu kitap, yazarın 1909’un modern Avrupa’sında edebiyat dünyasının en ilginç isimlerinden bazılarına takındığı olgun eleştirel ve analitik yaklaşımın bir sonucudur.
209.30 ₺ -
Başı Sınuklar İçin Kılavuz
“Dünyaya düşmekle başı yarılanlar ve kalbi kırılanlar için bu kitap. Kalbin ışığını söndürmemek için bir kılavuz. Samimiyet ve ihtimamın olduğu yerde kalp kırıklığı vardır, bize insan olduğumuzu hatırlatır. Ne umudun ne buldun, neyi kaybettin? Sevdiğimizden inciniriz... Bir şeyler daha güzel olsun diye düş kurduğumuz için dünya bizi yaralar. İnsan neden okur? Bir dizeye yahut bir cümleye tesadüf edersiniz, dersiniz ki ‘İşte bu tam da benim yaşadığım ama adını koyamadığım o duyguyu anlatıyor!’ Yalnızlığınız bir anlığına uçar gider. Başka ruhlarla aranızda bir akrabalık bulursunuz. Çoğalır ve iyileşirsiniz. Başı Sınuklar İçin Kılavuz, birlikte iyileşme arzusuyla kaleme alınmış denemelerden oluşuyor. Her yazı, hem kendi ruhuma hem de başka yaralı ruhlara yazdığım birer mektup.” İyiler yalnız değildir, birlikte iyileşelim.
255.50 ₺ -
Ruhun Derin Yaraları
Yazılarında “yavaşlamayı” salık veren, iç âlemimize dikkat kesilmeye, vicdanın sesini duymaya çağıran Kemal Sayar’ın sözleri, tüm dünyayı sarsan karantina günlerinde de ruhlara şifa âdeta. Dünya her birimizi tedirgin eden bir “felaketler çağı”na girmiş görünüyor. Ruhun yaraları derinleşiyor. Şimdi şu soruları sormanın tam zamanı: Hayatın şamatası dindiğinde sana anlam verecek olan şey nedir? Öncelik saydıkların gerçekten de öne alman gerekenler miymiş? Madem şimdi makam ve para peşinde koşmak anlamsız, o halde hayatına değer veren ne kaldı? Ruhun Derin Yaraları, kendimizi ve dünyayı sorgulamaya çağıran, bizi can evimize buyur eden bir kitap. “Bütün dünyayı onaramazsın ama onarmaya kolunun uzandığı yerden başlayabilirsin. Bir ruhun diğerine yardıma heveslendiği, bir ıstırabı dindirmeye talip olduğu her seferinde dünya güzelleşir ve buraya geldiğimizde, insan olduğumuza değer.”
273.75 ₺ -
Zamanın Müceddidleri
Hadisi Şerif’te her asırda geleceği bildirilen müceddidlerin; bulundukları çağın maddi ve manevi hastalıklarına tecdit, ıslah, irşad yoluyla çare bulmaları, ümmeti içine düştükleri bunalımlardan kurtarmaları en belirgin özellikleridir. Müceddidler, dinde olmayan şeyleri ortaya atarak yenilik yaptıklarını iddia eden günümüz reformcularıyla karıştırılmamalıdır. Çünkü onlar bid’a denilen Kur’an’a ve sünnete aykırı unsurları dine sokmaya uğraşırken, müceddidler, bid’aları temizleyip, İslâm’ı Asr-ı Saadet’teki saf haline döndürmeye çalışmışlardır. Kitapta yer alan şahsiyetler, manevi sahada çağının önde gelen zirve isimleridir. Hemen hepsinin yaşadığı devirde, askeri yenilgilerden, siyasi bunalımlardan veya itikadi tartışmalardan kaynaklanan çok büyük sıkıntılar meydana gelmiştir. Onlar; içinde bulundukları toplumun ve Müslümanların problemlerini, en uygun metotlarla çözüme kavuşturmaya çalışmışlardır. Yaşadıkları devri aydınlatan bu zirve şahsiyetler, eserleriyle sonraki yüzyıllarda da ümmeti irşad etmeye devam etmişlerdir.
206.25 ₺ -
Kulak Akupunkturu
Kulak akupunkturunun bizdeki tanımı ve işlevi Kulakta dental çubuk ile teşhis ve tanı Akupunktur noktası ve bulunması Kulak Yapıları Sol Kulak - Sağ Kulak Akupunktur uygulama esnasında ve sonrasında oluşabilecek haller Kulak akupunkturunda zamanlama nasıl olur Teşhis ve Tedavide hasta çeşitleri ve İnancın önemi Kulak akupunkturunu kimler yapabilir Kulak hacamatı - Kanatma yöntemi Kulak üzerinde kanatma bölgeleri ve etkileri Kulak üzerinden hastalıklar ve örnekler
169.00 ₺ -
Az kaldı
Şu an zamanı değil belki ama olur da hani bir gün birisini sevecek olursan, acısına katlanabileceğin kadar sev. Çünkü insanlar bir gün gider. Özellikle bunu en sevdiğin insanlar yapar... Kimi öldüğü için gider, kimi de kalbinde seni öldürdüğü için! Gerçek bir hayat hikayesinden kurgulanarak kaleme alınmış bu romanı mutlaka okumalısınız. Çünkü bu romanı bitirdiğinizde, hayatınızda ne kadar küçücük sıkıntıları büyüttüğünüzü, aslında her günü bir mucizeden ibaret olan hayatı nasıl da ıskaladığınızı göreceksiniz...
175.00 ₺ -
Hiç Kimse
Cânım kâri insan bazen bu dünyanın içinde kaybolup gidiyor. Öyle bir kaptırıyor ki kendini ne etrafta olanları görüyor ne sesleri duyuyor ne de hissedebiliyor. Sadece bir rutinin ve alışmışlığın içinde hırpalanıp duruyor. Yani yaşıyor ama yine de ölen bir şeyler var. İnsan bazen görünmemek istiyor sessiz sedasız yaşayıp gitmek istiyor. Öyle birden aniden kimsenin görmediği biri hâline gelmek istiyor. Ama pek mümkün değil bu. Ve biliyorum görünmemek canını yakıyor insanın. Peki böyleleri yok mu? Her an etrafımızda olan ama bizim görmediğimiz insanlar? Hep yanı başımızda duran ama varlığını bile fark etmediklerimiz? Biz görmüyoruz belki ama onlar yine de var. Görünmez insanlardan bahsediyorum yani. Bu hikâye biraz da onların hikâyesi; her an etrafımızda olan ama bizim görmediğimiz "hiç kimselerin" hikâyesi.
156.00 ₺ -
Anne Sözü
Bir işi farkında olmadan yapmakla ne çok şeyi kaçırırız. Bir işi farkında olup yapmakla ne çok şey değişir, dönüşür. Hatırlamak, dinlemek, konuşmak, susmak, ağlamak, gülmek, sevmek, yürümek temel fiilidir insan olmanın; bunları bilinçli yapmak bizlere neler öğretir ve öğrendiklerimiz, hayatımıza nasıl etki eder? ... Sadiye Erol Aykaç, fikir duvarının diğer tarafından bakıp gördüklerini, yaşadıklarını ve kendisinde bıraktığı izleri anlatıyor. Anne şefkati ile yazarlık kabiliyetini birleştirerek, kızına ve yeniden düşünmek, kalbine bir kez daha bakmak isteyen, fikir duvarını yükseltmek isteyen mümine hanımlara çağları aşacak cümlelerini emanet ediyor. "Bugünü yaz, ama seni yüzyıl sonra okuyanlar da anlasın." diyen yazar, bunun yolunun bugün birbirimizi anlamaktan geçtiğini söylüyor.
156.00 ₺ -
İslam Bilim Müslümanlar ve Teknoloji
slâm, Bilim, Müslümanlar ve Teknoloji: Seyyid Hüseyin Nasr ile Söyleşiler başlığını taşıyan ve Muzaffer İkbal’in gerçekleştirdiği söyleşilerin yer aldığı bu eser, günümüzde Müslümanların özellikle modern bilim ve teknoloji bağlamında karşılaştıkları önemli ikilemler üzerine odaklanmaktadır. Bu dört söyleşide, İslâmî bakış açılarını keşfetmek üzere Seyyid Hüseyin Nasr evren ve hayatın kökeni, İslâm ve bilim arasındaki ilişkinin farklı boyutları, Müslümanların modern bilim ve teknolojiye yönelik tutumları ve çevre krizi konusunda Muzaffer İkbal’in sorularını cevaplamaktadır. Bu geniş kapsamlı söyleşilerin özünde, zamanımızın en acil meselesi olarak adlandırılabilecek şey yatmaktadır: İslâm medeniyetinin gelecekteki seyri. İslâm düşüncesinin tüm çeşitliliğini kapsayan bu söyleşilere, konuyla alakalı üç metin eklenmiştir: “Bağlam” başlıklı ilk metin, ana hatlarıyla bu söyleşilerin arka planının taslağını çizmektedir; “Bilimsel Bir Araştırma Konusu Olarak Evren” başlıklı metin Allah, âlem ve insan arasındaki ilişkinin çeşitli yönlerini keşfetme çabasındadır; “İslâmî Dünya Görüşü ve Modern Bilim” ise Seyyid Hüseyin Nasr’ın Mart 1995’te Pakistan’ın İslamabad şehrinde tertip edilen Uluslararası 21. Yüzyılda İslâmî Yönetimde Bilim Konferansı’nda sunduğu tebliğ metnidir. Bu konferans, iki âlimin ilk defa bir araya gelmesine ve bir ömür sürecek manevi, entelektüel ve kalbî bir irtibatın ortaya çıkmasına vesile olmuştur. İslâm’ın modern bilim ve teknolojiye verdiği cevapları İslâm medeniyetinin Rönesans sonrası Batı medeniyeti ile tarihî karşılaşması bağlamında tespit eden elinizdeki kitap, manevi karakteri ve geleneğini muhafaza gayreti gösterirken İslâm medeniyetinin yüzleştiği tehlikelere ilişkin tefekkür mahsulü bir anlayışı temin etmektedir. İslâm, Bilim, Müslümanlar ve Teknoloji isimli bu eser hem genel okuyucuya hem de konunun uzmanlarına hitap etmektedir. İslâm âleminin karşı karşıya kaldığı ikilemlerin mahiyetini anlama hususunda teorik bir çerçeve sağlarken pratik çözümler de teklif etmektedir. Eser, okurun zamanımızın mühim bazı meselelerine dair derinlikli bir kavrayış elde etmesi için çeşitli yolların da kapısını aralamaktadır.
117.60 ₺ -
Teoriden Pratiğe Türk Edebiyatında Diliçi Çeviri
“Diliçi çeviriye dair araştırmalar son yıllarda artış göstermiş olsa da bunların istenen düzeyde olduğu söylenemez. Bu bağlamda, diliçi çeviri ile ilgili literatürün genel çerçevesinin çizilmesi ve konuyla ilgili teorik ve kuramsal çerçevenin oluşturulması amacıyla elinizdeki kitap değerli araştırmacıların katkılarıyla meydana getirildi.” Teoriden Pratiğe Türk Edebiyatında Diliçi Çeviri kitabı; “Diliçi Çevirinin Teorik Çerçevesi”, “Osmanlı Dönemi Diliçi Çeviri Metinleri Üzerine İncelemeler ve “Diliçi Çeviri Uygulamalarında Karşılaşılan Sorunlar” başlıklı üç bölüm altında toplanan 16 adet bilimsel yazı ile “diliçi çeviri”nin tanımlamasını yapıyor, okuyucuya ve araştırmacılara diliçi çevirinin Türk Edebiyatındaki sınırlarını ve uygulama sahasını tanıtıyor.
447.30 ₺ -
Enfokrasi
Dijitalleşmenin bizi maruz bıraktığı enformasyon bombardımanı akıl almaz seviyelere ulaştı. Bizi adeta boğmakla tehdit eden bu çılgın iletişim deryası, sosyal yaşamın hemen her alanını ele geçirmiş vaziyette; siyaset de bu durumdan nasibini alıyor. Günümüzde seçim kampanyaları artık sosyal medyada, anonim hesaplar, botlar ve hatta troll ordularıyla enformasyon savaşları şeklinde yürütülüyor; demokrasi, enfokrasiye dönüşüyor. Çağımızın en önemli düşünürlerinden Byung-Chul Han, bu eserinde enfokrasinin çağdaş enformasyon kapitalizminin yeni yönetim şekli olduğunu savunuyor. Endüstriyel kapitalizmin rejimi zorlama ve baskıyla çalışırken, bu yeni enformasyon rejimi özgürlüğü bastırmak yerine onu sömürüyor. Bizler, özgürlüğü sadece hayal edebiliriz; özgür olduğumuzu varsaysak da tüm davranışlarımız, hatta tüm hayatımız “kontrol edilebilmesi” için kayıt altındadır. İnsanlar ise sürekli gözetlendiklerinin farkında olmadıkları için kendilerini özgür zannettiklerinden dolayı neoliberal enformasyon rejimi ayakta kalır. Enformasyon çağında siyasetin eleştirisini yapan bu eser, günümüzün demokrasi krizini kamusal alanın dijital yapısal değişimine odaklanarak anlatıyor.
209.30 ₺ -
Ayasofya Risaleleri
Bizans devrinde İstanbul’un en büyük kilisesi, fetihten sonra şehrin baş camii, Ayasofya… Her iki dönemde de ilâhî lütuflara mazhar bir mimârî dehânın neticesi olarak görülen bu mukaddes yapının etrafında teşekkül eden zengin menâkıb kültürü, asırlar boyunca aktarılagelmiştir. Bu inanışın bir sonucu olarak Ayasofya, Bizans devrinin halk inanış ve efsanelerinde büyük bir yer tuttuğu gibi Türk devrinde de bir kısmı Bizans’tan aktarılmış, bir kısmı ise yeniden doğmuş birçok rivayet ve efsanenin konusu olmuştur. Osmanlı döneminde Ayasofya’yla ilgili kaleme alınan bu tür eserler arasında kısaca Ayasofya Risaleleri diyebileceğimiz bir dizi risale mevcuttur. Genellikle aynı kaynaklara dayanan Ayasofya risaleleri, içerik bakımından birbirine çok benzer. Aralarındaki fark ise çoğu zaman, anlatılan olayların ayrıntılı yahut özet şeklinde ele alınması ya da anlatımın sade yahut sanatkarâne olması gibi hususlarla sınırlı kalır. Risalelerde başlangıçtan Justinus dönemine kadarki zaman diliminde Ayasofya’nın inşa edilişi ve etrafındaki olaylar bir menkıbe havası içinde anlatılır. Yine de ciddi bir süzgeçten geçirmek şartıyla bu menkıbevî anlatımın arkasında ciddi bir tarihî bilgi malzemesi olduğu söylenebilir.
419.30 ₺ -
Peygamber’in Evinde
İslâm tarihinin en etkileyici hikâyelerinden biri şüphesiz Hz. Peygamber’in sevgili kızı Hz. Zeynep ile damadı Hz. Ebu’l-Âs bin Rebi‘’nin hikâyesidir. Aralarındaki kuvvetli aşkın İslamiyet geldikten sonra bambaşka hâllere evrilişi; zor kararlar, dönemeçler ve türlü badirelerin onları getirdikleri kritik eşikler; Hz. Zeynep’in “sevgi ve iman” mücadelesi… Hz. Zeynep ilk Müslümanlardan olmasına rağmen Ebu’l-Âs uzun yıllar iman etmemiş, atalarının dinine inanmaya devam etmişti. Öyle ki, Kureyş ailesinden olan Ebu’l-Âs, müminler ile yapılan savaşa dahi girmişti. Ancak yıllar sonra o da İslâm’la şereflendi. Peygamber'in Evinde, İslâm tarihi izleğinde Hz. Peygamber’in beşerî yönlerine, özellikle aile hayatına dair çeşitli sahnelere tanık olacağınız, sevgi ve ahlak fenomenleri karşısındaki tutumuna şahitlik edeceğiniz, üzerinde çokça çalışılmış, çarpıcı bir roman.
174.30 ₺ -
Son İbn Siracın Başından Geçenler Ciltli
Son Granada hükümdarı Abdullah atalarının ülkesinden ayrılırken Padul dağının tepesinde durdu. Bu yüksek yerden deniz görünüyordu; bahtsız hükümdar Afrika'ya gitmek üzere oradan gemiye binecekti. Bulunduğu yerden Granada Vega ve kenarında Ferdinand ile İsabella'nın çadırlarının yükseldiği Genil ırmağı da fark ediliyordu. Abdullah bu güzel memlekete sonra da Müslüman mezarlıklarını gösteren servilere bakıp ağlamaya başladı. Saray ileri gelenleri ile bu sürgünde Abdullah'a eşlik eden annesi Ayşe Sultan oğluna şöyle dedi: "Erkek gibi savunmasını bilmediğin memleket için şimdi bir kadın gibi ağla!" Dağdan indiler; Granada gözlerinden ebediyen kayboldu.
153.30 ₺ -
Bulgaristan Medreseleri
Bulgaristan’da XIV. yüzyıldan başlayıp XIX. yüzyılın sonuna kadar devam eden Osmanlı hâkimiyetinin en önemli kurumlarından biri medreseler olmuştur. Medreseler, Balkanlar’da İslamlaşmanın bir aracı oldular ve Osmanlı hâkimiyeti Balkanlarda en önemli dönüşümü medreseler aracılığıyla gerçekleştirdi. Bulgaristan’daki Osmanlı medreseleri, Balkanlar’ın bu önemli bölgesini fikir, düşünce ve zihniyet bakımından etkilemiş ve şekillendirmiş bir kurum olarak Osmanlı medeniyetinin güçlü kurumsal yapılarının başında gelmektedir. Sayıları üç yüzü bulan bu eğitim kurumları, Balkan coğrafyasının Müslüman toplumunun inşasında ve Osmanlı kimliğini kazanmasında şüphesiz çok önemli tarihi bir role sahipti. Bulgaristan’da kurulan ve yaklaşık beş asır boyunca faaliyetlerine devam eden medreselerin Osmanlı medrese sistemi içindeki yerini tespit etmek amacıyla hazırlanan bu çalışma, bölge medreselerinin tarihi gelişimini ele almakta, bunların Osmanlı medrese sistemi içerisindeki durumunu değerlendirmekte, eğitim ve şehir tarihi açısından durumunu sorgulamaktadır.
136.50 ₺ -
Michel Foucaultnun Yazar Nediri
Filozof, fikir tarihçisi ve teorisyen Michel Foucault, yirminci yüzyıl düşüncesinin en etkili isimlerindendi. Onun 1969 tarihli konuşmasından aktarılan “Yazar Nedir?” makalesi; yazarın niyeti, metinlerin anlamı ve “yazarın ölümü” tezine dair bir dizi girift meseleyi ele alır ve okuyucuya çok sayıda “sömürülmemiş soru” sorar. Bir metnin anlamını tanımlayan veya oluşturan şey nedir? Yazarlar ne anlatmaya niyetlendiklerini biliyorlar mı? Peki ya niyetlenilmeyen ya da tarih boyunca değişen anlamlar? Eser gerçekten de yazarın varlığını gerektirir mi? “Kimin konuştuğunun ne önemi var?” Tim Smith-Laing bu kışkırtıcı tahlilde, “Yazar Nedir?”in yayımlandığı dönemde nasıl bir etki yarattığı, edebiyat teorisi mirasının önemli bir parçası olarak güncelliğini hâlâ nasıl koruduğu üzerine aydınlatıcı bir inceleme sunuyor. “Yazar Nedir?” edebiyat öğrencileri başta olmak üzere bu alanla ilgilenen herkes için hem edebî metinlerde yazar ve yazarın niyeti hakkında devam eden tartışmaları anlamanın bir aracı hem de Foucault’nun eserlerine giden yolda bir mihenk taşı. “Foucault’ya göre yazar, anlamın kaynağı değil, anlamın çoğalmasından korkma biçimimizi belirleyen ideolojik bir figürdür.”
111.30 ₺ -
Ötekini Kovmak
Kendini seyrettiği gölün başından ayrılamayan Narcissus bugün her yerde ; sokakta, otobüste veya dağ başında, kendini cep telefonu ekranından seyrediyor. İlla seyretmesine de gerek yok. Baktığı her şey, alışveriş merkezindeki her ürün, dinlediği her şarkı, okuduğu her tweet hatta bir başkasının yüzü bile ona kendi muhteşemliğini, eşsizliğini, biricikliğini yansıtıyor bugün. Fakat bu olumlamanın zehirli bir tarafı da var : gizlenmiş bir iktidar mantığı, zorun sapkın bir içselleşmesi. Aynının sonsuz yeniden üretiminde kişi, kendisine biçim verecek soruyu kaybetmiş durumda, ötekini. Ötekinin, başkanın, olumsuzun uzaklara sürüldüğü yerde, sınırın çekilebileceği nirengi noktası bulunamıyor. Geç-modernitenin performans öznesi için her yerden üzerine çullanan ve köpürdükçe köpüren bu mutlak aynılığın tek bir neticesi var: kendini tüketmek. Bu sefer yıkım dışarıdan değil içeriden, ani bir çöküş, depresyon veya burn-out biçiminde geliyor. Kaybolan olumsuzun düşünürü, Byung Chul-Han, acının, mahremiyetin, mesafenin kaybını bu sefer de ötekinin kaybı üzerinden düşünüyor. Pek çok düşünür arasında aydınlatıcı ve beklenmedik bağlantılar kurmakta mahir düşünme pratiği, bize bir yandan içinde yaşadığımız “aynının cehennemini” gösteriyor, öte yandan da şaşırtıcı bir felsefe tarihi gezintisi vaat ediyor: “Ötekinin varolduğu zamanlar sona erdi. Gizem olarak öteki, baştan çıkarma olarak öteki, Eros, arzu, cehennem ve acı olarak öteki ortadan kayboluyor. Bugün, ötekinin negatifliği, yerini aynının pozitifliğine bırakıyor. Aynının aşırı çoğalması, toplumsal gövdeyi etkileyen patolojik değişikliklere sebep oluyor. Bünyeyi hasta eden şey, mahrumiyet ve yasaklama değil, aşırı iletişim ve aşırı tüketim; bastırma ve olumsuzlama değil, her şeye izin verme ve her şeyi olumlamadır. Zamanımızın patolojik alameti bastırma değil, depresyondur. Yıkıcı baskı ötekiden değil, içten gelir.”
184.80 ₺ -
Küresel İhvan
Hasan el-Bennâ adında 22 yaşında bir öğretmen ve altı arkadaşı tarafından, 1928’de Mısır’ın İsmâiliyye şehrinde temelleri atılan Müslüman Kardeşler Teşkilâtı, kısa süre içinde ülke sınırlarını aşarak dünyanın dört bir yanına yayılmış ve küresel bir teşkilât hüviyetini almıştı. Kısaca “İhvân” olarak bilinen teşkilât, örgütlendiği ülkelerde siyasî, sosyal ve dinî bir ıslah vaat ediyor, özellikle baskıcı rejimlere karşı güçlü bir muhalif damar oluşturuyordu. Peki, İhvân nasıl bir öyküye sahipti? İdeolojik çerçevesi hangi esaslar üzerine oturuyordu? Vaat ettiği şeyleri uygulamaya geçirirken, nasıl hareket etmişti? Hangi ülke, İhvân’a nasıl reaksiyon göstermişti? Hareketin önde gelen düşünür ve eylem adamları kimlerdi? İhvân, Arap dünyasında hangi bağlama oturtulabilirdi? Dünden bugüne ve bugünden yarına, İhvân toplumlara hangi mesajı veriyordu? Bulunduğu ülkelerdeki rejimlerle nasıl ilişkiler yürütüyordu? Elinizde tuttuğunuz eser, tüm bu soruların cevabına dair kapsamlı bir manzara sunuyor. Müslüman Kardeşler hakkındaki akademik literatürde üzerinde yeterince durulmayan ve irdelenmeyen ulusötesi süreçleri detaylı ve mukayeseli olarak ortaya koyuyor. Bu kapsamda İhvân’ın 21 ayrı ülkedeki toplumsal ve siyasal örgütlenmesi, bulunduğu ülkelerdeki rejimlerle ve diğer ülkelerdeki İhvân teşkilâtlarıyla siyasal ve sosyal ilişkileri ile özellikle Batı Avrupa ve ABD’deki diasporik görünümü kayıt altına alınıyor. Satırlar arasında gezinirken, alanında uzman isimlerin yetkin değerlendirmeleriyle, yakın tarihin hiç şüphesiz en önemli siyasal yapılanmalarından birine çok daha yakından ve içeriden bakma imkânı bulacaksınız.
384.30 ₺