-
Taşıyacak Bizi Rüzgar
“Her şey gölge ve uçan tozdur; duyulan tek ses rüzgârın havalandırıp sürüklediği şeylerden gelir, rüzgârın ardında bıraktığından başka sessizlik de yoktur.” Fernando Pessoa Belleğin hileli oyunları, zamanın yıkıcı etkileri ve insan ilişkilerinin karmaşıklığına dair derin ve ilginç bir görü sunan Taşıyacak Bizi Rüzgâr’da gerçeklik her an değişip başka bir çehresiyle görünür oluyor. Öyküler, kimi zaman şehrin gri duvarları arasında dolaşıp günlük yaşamın en basit anlarına odaklanıyor kimi zaman da fantastik ve masalsı bir kurgunun içinde, düşsel coğrafyalarda dolaşıyor. Rüyalar, mitler, eski masallar, dilden dile anlatılagelen o sırlı hikâyeler sanki yeni bir dil aracılığı ile kendi gerçekliğimizin içinden bizimle konuşuyor. Bazen distopik bir atmosfer, bir rüyanın parçasıymış gibi etrafımızı sararken, bizi gerçeğe çağıran hamleler, zamanın ipliğini nazikçe çözüyor. Bu kontrastla; anılarımızın, duygularımızın ve bizi inşa eden köklerimizin birbirine nasıl dolandığını keşfediyoruz. Bu kitapta; arada kalmışlık, merak ve tekinsizlik kol geziyor. Böylelikle kurgu, okurun ilgisini her öyküde diri tutuyor.
195.30 ₺ -
Ölmek İçin İyi Bir Gün Değil
Ölmek için iyi bir gün var mıdır? Selma Aksoy Türköz, Ölmek İçin İyi Bir Gün Değil’de, silikleşen hayatların kapısını sık sık çalıyor. Farklılıkları, renkli bir mozaik gibi içinde barındırma iddiasındaki toplumda, gruplar arasındaki sınırların belirginliği, aidiyet arayışındaki kayıp karakterlerin hikâyeleri yankı buluyor; arafta kalmış ruhlar, kendi içlerinde, yabancılaşmış bir dünyada var olma mücadelesini sürdürüyor. Onların belleklerine bir diken gibi saplanan gerçeklik, kırık dökük umutlarının arasında yeniden ve daha büyük bir güçle inşa edilmeyi bekliyor. Savaş, göç, afetler ve yıkıcı toplumsal olaylar, insanlığın ortak ve evrensel hikâyelerinin çekirdeğini oluşturur. Peki ya bu büyük kırılmaların sonrası nasıldır? Bunlardan geriye kalan yaşamda yabancılaşma ve ötekileşme günlük hayatın en sıradan anında küçük ama keskin çiziklerle nasıl hissettirir kendini? Türköz’ün öykü kahramanlarının her an şu soruları sorduklarını duyar gibi oluruz: Gerçek savaş hangisi, barışı kim sağlayacak; kendinde kaybolmuş olanın evi nerede ve varacağı yer neresi? Yazar, kahramanlarıyla karşı karşıya getirmekten çekinmediği gerçekliğin sert yüzünü, küçük hayatların sessiz hikâyelerinde bile keşfe açıyor. Bunu yaparken, kurguyu ve üslubu oldukça canlı tutuyor; anlatımının bir ayağı gerçeklikte iken diğer ayağı rüyalarla örülü büyülü-gerçekçi bir zeminde dolaşıp gidip geliyor. Tıpkı şunun gibi: İki kent arasındaydı; biri onu bekliyor, öteki hemen unutuyordu.
139.30 ₺ -
Makrokozmos Öyküleri
Çağdaş kurmacanın cesur sesi Güray Süngü, kâinata dair merakını belli ki gizleyemiyor. Merak uğruna yaşayan birinin neler yapabileceği ise malumunuz… Yazar, zaman ve mekânın bulanıklaştığı tuhaf yeni dünyayı, eşref-i mahlukatı, gelenleri, gidenleri, geride kalanları, gündelik anlardaki büyük gerçekleri, paralel evrenleri, aynı anda hem pek çok şeyi hem de hiçbir şeyi keşfetmek üzere gözü kara bir cambaz gibi davranıyor; zor ve tehlikeli binbir türlü oyuna başvurmaktan çekinmiyor. Kurallara, olağana, akışa, hayır abartmıyoruz, her şeye tersten bakmak da buna dâhil! Makrokozmos Öyküleri, dünyada olup biteni anlamak için bizzat ona tersten bakmaya bir çağrı!
132.30 ₺ -
Aşağıda Çok Yer Var
Ebediyet arzusundan bir türlü kopamayan fertlerin toplumla yaşadığı gerilimleri ve Homo Ludens (oyuncu insan) olarak adlandırılan insana has davranışların kökenini keşfeden Aşağıda Çok Yer Var, geleneksel masalsı anlatı ile postmodern anlatı arasında köprü kuruyor. Dünyanın aşırı yapılaşma sonucu tamamıyla düzleştiği bir dönemde ortada kalakalan iki tepenin serüveni ile başlayan öyküler; palindromik (tersten okunuşları da aynı olan) dillerin temelini ve gelişimini okuyucusuna zekice sunarken toplumdan soyutlanmış, evinden çıkmayan insanların birden tetiklenen sosyal anksiyetelerini de ele alıyor. Arif Semih Sulubulut, tekdüze yaşayan insanın hayatını özgünleştirme çabası olarak pazarlanan intihar eylemini ve bireylerin tutunduğu kültür ögelerinin birer birer yıkılışını alışılmışın dışında bir tavırla aktarıyor. Huizinga’dan Durkheim’a, Tolstoy’dan Feynman’a kurduğu derin bağlantılar ve sade anlatımıyla Aşağıda Çok Yer Var okuyucusunun zihninde yeni pencereler açıyor.
139.30 ₺ -
Aplay Suite
Aplay Suite, anlatıcısını yiyen bir anlatı; okurun acımasız okuyuşlarıyla tamamlanan bir büyüsü var. Okuyacaksanız, dikkat edin: siz okudukça yazarın ruhu sızlayabilir. Gerçi o da biraz bunu istiyor gibi. Öykü ile deneme arasında gidip gelen bir formda yazılmış bu öyküler, yazı ile var olma arzusunun, yazarlık saplantısının, edebiyatın kutsal ama kıyıcı/yıkıcı doğasına dair derinlikli, ironik ve postmodern bir “ben anlatısı” kuruyor. Mustafa Aplay, kendi varyasyonlarını farklı öykülere yerleştirerek bir yazarlık miti inşa etmeye çalışıyor. Bunu; ironik bir kurgu çatısı altında, didaktik olmadan; karakterin iç sesiyle, mizahla, groteskle, parodiyle ve zaman zaman edebiyat dünyasının absürtlüğüyle harmanlayarak sunuyor. Sait Faik’in sert gölgesi, Yücel Balku’nun şeytani kurguları, Bilge Karasu’nun Dil’i, Feyyaz Kayacan’ın iç burkan tuhaflığı; hepsi metnin damarlarında dolaşıyor. Ancak bu kitap bir taklitler senfonisi değil, bir zincirin halkası, bir lanetin devamı. Genç bir anlatıcının edebiyatla kurduğu kirli, trajikomik ilişki ve okurun yazara hükmettiği tersyüz edilmiş bir edebiyat evreni absürt bir mizahla inşa ediliyor.
160.30 ₺ -
Loretta
Güzide Ertürk, Loretta’da insanın dünya ile ilişkisinin başlangıç anına dönüyor ve ilk düşüşün yarattığı kırılmadan doğan bir öykü evreni oluşturuyor. Yatağın kenarından, rafın ortasından, bir ağacın dalından, omuzdan, uçurumdan ya da iskeleden düşüşle yeniden doğuşu ve varoluşun karmaşık hallerini öyküye çağırıyor. Anlatıcı, yazar ve kahraman rollerini tersine çeviren, kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırları zorlayan, yaşamın ve ölümün ötesine uzanan bakışıyla iki dünya arasında geçişken bir sınır oluşturan Ertürk, olasılıkların peşinden cesaretle gidiyor. Loretta’da kurulan masalsı, fantastik, gotik atmosferde insanın nefis, kader ve tarihle savaş halindeki gerilimli ilişkileri, okuyucuya alışılmışın dışında bir okuma deneyimi sunuyor.
174.30 ₺ -
Anlat Onlara
Masal, doğası gereği kolektif belleğin biçimlendirdiği ama bireysel tahayyülün yeniden inşa edebildiği bir anlatı formudur. Arketipler, imgeler ve metaforlar aracılığıyla uzak kültürlerin düşünce yollarına açılırken bugünün okurunu da düşünsel olarak beslemeye devam ediyor. Anlat Onlara’da yer alan öyküler, hem eski bir hikâyeyi taşıyor hem de ona yeni bir söylem kazandırıyor. Eski anlatılar, bugünkü modern estetik ve düşünsel yaklaşımlarla yeniden kuruluyor. Kitaptaki her yazar, bilinen bir masaldan yola çıkarak kendi yaşamına, sezgisine, vicdanına kulak veriyor ve masalın içinde saklı olanı bir anlatı yöntemi hâline getiriyor. Anlat Onlara’da yer alan öyküler, farklı görüntüler altında içimize sızıyor; düşünceyi, hayali ve hafızayı yeniden biçimlendiriyor.
349.30 ₺ -
Gezgin
Kalabalıkların ortasında sessizce yürüyenlerin, sorularla dolu olup cevaptan çok anlamı arayanların kitabıdır Gezgin. Her okuyucu için farklı bir yerden başlar, farklı bir yerde biter. Kimi için bir içe dönüş yolculuğu, kimi için çocukluğa açılan bir pencere. Cibran’ın anlatımı, ne geçmişte ne gelecektedir; her şey şu anda, okurun gözlerinde ve yüreğinde yeniden kurulur. Karakterler semboldür, nesneler mecaz, cümleler ise gölge. Bu kitap, baştan sona bir çöl yürüyüşüdür. Ne varış noktası bellidir ne yolun uzunluğu; ama her adım, okurun kendi merkezine biraz daha yaklaşmasına olanak tanır. Gezgin, öğreti sunmaz; ama okuruyla birlikte düşünen, birlikte susan, birlikte yürüyen bir bilinçtir. Sayfalar bittiğinde kitap değil, sessizlik konuşur. Halil Cibran, bir nar tanesinde evreni, bir dilencide insan onurunu, bir delide saklı bilgeliği bulur. Onun her metni, okuru dışarıdan içeriye çağırır; bir masal gibi başlar, bir iç konuşmaya dönüşerek sona erer. Onun sesi, hayatı gözlemleyen bir tanığın dingin sesidir. Sesi, gezginin sesidir; gezdiği yer yalnız taşlı yollar, çarşılar ya da çöller değil, insanın labirentleridir.
209.30 ₺ -
Utanç Verici Çocukluk Arkadaşım
Yazma eylemi, en azından bazılarımız için sevdiğimiz yazarlarla, metinlerle yürüttüğümüz sonsuz bir sohbettir. Buna kimi “oyunsuluk” der, bir başkası deneysellik, metinlerarasılık, postmodernlik… Oysa bu, yazmanın ve var olmanın ta kendisidir. O gösterişli, mükemmel, büyüleyici kurmaca evreninde elini kolunu sallayarak dolaşabilme ehliyeti yeter bazılarımız için. Bartu Çay’ın öykülerini okurken bu yürüyüşün telaşını, neşesini bir arada görüyorum. Peki okur neden eşlik etsin bu yolculuğa? Coşkulu bir yolculuğun ilk adımına şahitlik etme sevinci gönlü yüce okurumuza yetmiyorsa eğer, kendisine şunu söyleyebilir: Vonnegut, Borges, Perec, Calvino, Atay bugün yazsa nasıl yazarlardı? O üslup katilleri, hayal ülkesinin fatihleri, bulmaca kralları, kurgu sihirbazları, muzip dehalar; zamanımızın nesnelerini, bizi kuşatan, ele geçiren şeyleri nasıl görürlerdi? Instagram canlı yayınları, Bitcoin felaketleri, sosyal deneyleri andıran tuhaf kamera şakaları, rüya bulmacaları, mitik sıçramalar arasında Bartu Çay işte tam olarak bu soruya cevap arıyor. Böyle bir ilk kitap, sadece hünerli bir kurmaca yazarını değil, aynı zamanda ikinci kitabı da müjdeliyor. Bizlere ise aylar önce ilan edilen temposu yüksek bir MMA maçını bekler gibi beklemek kalıyor. Aykut Ertuğrul
167.30 ₺ -
Açık Deniz
Açık Deniz, düşsel olanla gerçeğin, bilinçdışıyla kolektif hafızanın, kadim hikâyelerle bugüne ait öykülerin iç içe geçtiği özgün bir anlatı evreni. Güçlü bir tahkiyeyle şehrin belleğinden yükselen öyküler; gündelik olanın cazibesini sıradanlıktan kurtarıyor, gerçekliğin katmanlarını görünür kılıyor. Bir süt dişinden koca bir uygarlığın hafızası aşikâr oluyor, rüyalar geçim kaynağına dönüşüyor, harfler insan bedeninde geziniyor, koku iplikleri şehri keşfe çıkarıyor ve eski bir duvar halısı uzak diyarları gezdiriyor. Şeyma Samur hem iyi hikâyeler toplayan bir hikâye avcısı hem de güçlü bir hikâye anlatıcısı olma yolunda ilerliyor. Katmanlı kurgularla ördüğü metinlerde biçimsel çeşitliliği cesurca kullanarak okuru sürekli değişen bir derinliğe bırakıyor. Her öykü, kendi içinden yeni bir öykü doğuruyor; bu çoğalma, okuru metnin kıyılarından uzaklaştırıp açık denizlere sürüklüyor. Açık Deniz, masalsı ama modern diliyle okura, bilinenin sınırlarını aşmayı, iç denizlerinin derinliklerinde yolculuğa çıkmayı vadediyor.
139.30 ₺ -
Eriyen Karlar
Eriyen Karlar, hayatın sessiz gölgelerinde biriken yükleri, zamanın insanda bıraktığı izleri ve insanın kendi iç coğrafyasında açılıp kapanan yarıkları ele alan çarpıcı bir kitap. Cemal Şakar hem acıya hem hatırlamaya hem de insanın kendisiyle yüzleşen tarafına yakın duran öyküler kuruyor. İnsanı daima iki zaman arasında ve kendi iç sesinin arafında koruyan Şakar, geçmişi ne bütünüyle geride bırakıyor ne de gelecekte yeni bir sığınak oluşturuyor. Şimdi köyümün girişindeyim. Her yan kar. Sessizliği bölmekten korkuyorum. Kalakalıyorum olduğum yerde. Çocukluğumun evi, harman yeri… her şey görüş alanımda. Hatırlamak değil bu; çocukluğuma ve gençliğime dair fotoğraflar geliyor gözlerimin önüne. Bakıyorum tek tek karelere: avluda, traktörde oturmuşum; arkamdan kimin olduğu belli olmayan iki elin desteğiyle duruyorum. Muhtemelen babam. Sonra, satılmış o eve hep uzaktan baktım; traktörün tepesinde ya da avluda yalınayak, hayretle bakışım.
174.30 ₺ -
Otlar ve Ölüler Arasında
Hatice Mert Yunak’ın ilk öykü kitabı Otlar ve Ölüler Arasında’da, okuru, atmosfer odaklı, dil işçiliği kuvvetli bir eser karşılıyor. Minimalist gerçekçiliği tekinsiz bir atmosferle harmanlayan yazar, karakterlerin ruh hallerini eşyalar ve doğa üzerinden somutlaştırıyor ve hüznün taşıyıcısı haline getiriyor. Yunak, çocukluk yaralarının üzerine örtülen perdeleri usulca kaldırmayı deniyor, taşra hayatının durgun görünen yüzeyinin altındaki derin çatlakları, ruhsuz yudumlara sığınan babaları, geçmişinden kaçmaya çalışırken gölgelerine yakalanan kadınları, çiğ, çıplak ve sarsıcı anları soğukkanlılıkla resmediyor. Büyük ve karanlık hakikatin izini sürerken öykü kahramanlarının hikâyelerini iç içe aynı suda akıtıyor. Otlar ve Ölüler Arasında, anlatılmayanların, toprağın altında bekleyenlerin, kendi hikâyesinden kaçmak isterken ayağı takılıp düşenlerin öykülerini bir araya getiriyor.
140.00 ₺ -
Adımın Hiç Verilmemiş Olmasını Dilerim
bu, onların hikâyesi; hayatla anlaşamayan insanların. yaşamlarının içinde eğreti duranların; hayatı, sandalyeye bıraktıkları ceketi her an alıp gidiverecek gibi yaşayanların. onların varlıkları, mekânlara ve ilişkilere tam olarak yerleşmez; yaşamları, tutunacak bir alan olmaktan çok, kısa süreliğine uğranan bir bekleme odası gibidir. kendini sık sık hissettiren ölüm düşüncesi de bir son gibi değildir; aksine, bu eğreti hâlin mantıksal devamı gibi sessizce gezinip durur; var olmanın ağırlığını ve gitme ihtimalinin hafifliğini aynı düzlemde düşünmeye iten bir duygu ve atmosfer yaratır öykülerin içinde. aleyna uçar’ın öyküleri, detaylı bir işçilikle, hep o benzer tanıdıklığı gösteren, tutarlı bir biçimde inşa edilmiş karakterlerin dünyasından parçalar seçip anlatan metinler. olup bitenden çok, onların neyi nasıl hissettiğine odaklanırız. bu öykülerde yazar, aynadaki çatlakların her birini ayrı bir nehir yatağına benzeterek anlatır. adımın hiç verilmemiş olmasını dilerim, suskunlukların, yabancılaşılan duyguların ve insan ilişkilerindeki görünmez iktidarın peşine düşen güçlü bir ilk kitap.
140.00 ₺ -
Durak Koşusu
“Ruh tüm güzelliklerinden soyundu. Harflerin direkleri soyuldu. Örgüsü çözülen hafızası sicimlere dolandı...” Nevra Gözde’nin sesi, ilk adımlarının ahengi çok tanıdık değil mi? Onlarsız bir Türk öyküsünden bahsedemeyeceğimiz öykünün pek çok eski ustasının ilk adımları gibi; güçlü, çığırtkanlıktan uzak ve kendine has. Durak Koşusu’nda Anadolu mitlerinin nefesini, geleneğin telaşsız yavaşlığını da modern kentin o yapış yapış absürtlüğünü, fast-food dükkanlarının, plazaların boğucu gürültüsünü de duyuyoruz. Yazar, ayrı uçları şaşırtıcı bir hünerle birbirine dikiyor. Ortaya çıkan manzarada ise biz okurları, hem kendimizi hem de kaybettiğimiz o “şeyi” buluyoruz. “Hikâye nerede?” diye soruyor Nevra Gözde bir yerde. Cevap veriyorum: Hikâye, işte burada! Durak Koşusu’nun tam kalbinde. Aykut Ertuğrul
140.00 ₺ -
Durmaksızın Ölürler
Sebahat Meraki, ilk öykü kitabı Durmaksızın Ölürler’de, yaşam ile ölümün iç içe geçtiği tekinsiz bir anlatı evrenine davet ediyor okuru. Oğlunun canı için bir “cazu”ya giden anne, on yıllık sırrını kırmızı bir ipek gömleğe saklayan terzi, sirk ışıkları altında hayatlarını üç saniyeye sığdıran ikizler ve istilacı karıncaları bekleyen bir aşçı... Ölümün bazen bir başlangıç bazen de kanlı bir takas olduğu bu öyküler, kadim inançlara ve folklorik unsurlara yaslanırken, yazar bu köklü mirasın insan zihnindeki yansımalarını, gerçeklik ile rüya arasındaki o muğlak sınırda işliyor. Durmaksızın Ölürler, sessizliğin gürültüsünü duyanların, kaderini bir eşikte bırakanların, her gün yeniden ölüp her gün yeniden doğanların sarsıcı anlatısı.
174.30 ₺ -
Tasa Kuşları
İlk kitabıyla Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü alan Merve Uygun, Tasa Kuşları’yla çıtayı biraz daha yükseğe taşıyor. En az yaşadığımız dünya kadar girift ve bir o kadar tanıdık bir dünya inşa ediyor. Masallardan tanıdığımız o kederli kuşa yepyeni bir ontolojik varlık kazandırıyor. Tasa Kuşları’nın kanat sesleri geliyor. Geleneksel olanla dijital olanın, masallarla Reels videolarının, çok konuşma salgınlarıyla yapay zekâ komutlarının; Dubai çikolatasının absürt ışıltısıyla bir aile yemeğinin ağırlığının arasından… Tasa Kuşları’nın kanat sesleri geliyor. Güçlü olmanın, güçlü kalmanın hatta “yenilmezlik” arzusunun şaşırtıcı kırılganlığından; beklenen bir kargonun kozmik bir hayal kırıklığına dönüşmesinin büyüsünden… Büyülü gerçekçilik ve fütürist gerçekçiliğin sınırlarından, dün, bugün ve yarının arasından… Tasa Kuşları’nın kanat sesleri geliyor. Ama bu ses aynı zamanda kendisine sahici bir “ara yer” inşa eden iyi bir yazarın hikâyeler denizi üzerinde hünerli uçuşunun kanat sesi. Kederin, sessizliğin tuhaf matematiği ve akıl almaz mimarisi arasında kanat çırpan bir öykücü ve öyküleri, okurunu bekliyor. Aykut Ertuğrul
160.30 ₺ -
Tahta Evler Demir Kutular
İnsan, kendi içindeki çocuktan köşe bucak kaçtığında gerçekten büyümüş sayılır mı? Geçmişin usulca yaklaşan gölgeleri, içten içe büyüyen korkular, kimseye söylenemeyen sırlar… Tahta evlerin hatıralarla dolu dünyasından çıkıp demir kutulara sığınanların serüvenleri… İroni, kara mizah, toplumsal yergi temelleri üzerine kurulan öykülerinde Alkan Kılıç, modern yaşamın zincirleri arasına sıkışmış insanların iç seslerine kulak veriyor. Yeryüzünün giderek daha fazla gürültüye, sahte parıltılara boğulduğu bir zamanda otantik varoluşun ve sahiciliğin izlerini sürüyor. Bazen ıssız bir tepede, bazen bir tesadüfte, bazen bir laboratuvarda, bazen görülen bir düşte ansızın ortaya çıkan kırılma anlarına odaklanıyor. Tahta Evler Demir Kutular, insan ruhunun karanlık odalarına açılan öyküleri ile okuru sarsıcı bir yolculuğa davet ediyor.
242.20 ₺ -
Korkut Ata Ne Söyledi?
Sır Derya kıyısında atlarını dinlendiren, yalçın kara dağların bağrında yurt tutan, kardeşini yitirince uğrun uğrun aramaya çıkan, havadaki kuşu yerdeki mahlukatı kovalayan, aslan yüreğiyle yeryüzünde dolaşan, hiç yorulmadan harp eden, ad kazanan, yiğitlik gösteren, göz yaşı döken, şiir söyleyen; kara elbiseli altmış kafirle bir başına vuruşan, on iki gözü gözleyen, on iki suyu izleyen, on iki hikâyeyi dillendiren Oğuzlar’ın duyulsun diye zaman rüzgarına bıraktığı hikayelerdir bunlar! Aykut Ertuğrul ve Güray Süngü’nün editörlüğünde Korkut Ata’nın hikâyelerinin on iki öykücü tarafından yazıldığını biliyoruz. Bu sefer çağrıya kayıtsız kalamayan on iki kişi daha kadim ateşin başında toplanmak ve Korkut Ata’nın hâlâ ışıldayan hikayelerini yurt tutmak için yola çıkıyor. Böylece toplam yirmi dört kişi, yirmi dört öyküyle Korkut Ata’nın kelimelerini, sesini ve kimi zaman da sözlerini muhafaza ederek, hikâyeler aracılığıyla kendini, varlığını, zamanını ve yaşam serüvenini arayan insanları başka başka yollara çağırıyor.
209.30 ₺ -
Küçük Sahabiler 7 On Gümüş Para
Küçük Sahabiler, Peygamberimizin çocuk arkadaşlarıydı. Peygamberimiz onları çok severdi. Onlar da Peygamberimizi çok severdi. İşte küçük sahabilerden birkaç tatlı hatıra!
127.50 ₺ -
Keje: Bir Gecede Büyümek
Güneydoğu’da Çocuk Olmak Bir Gecede Büyümek Demek Bütün çocuklar kadar mutlu, bütün çocuklar kadar tasasızdılar. Kasabanın bütün bağlarına girebilir, bütün bahçelerinden yiyebilir, meyve ağaçlarına dalabilirdiler. Bir yaz gecesi aniden patlayan silah seslerine kadar... Önce özgürlüklerini, şenliklerini kaybettiler, sonra evlerinin bir ateş topu olduğunu gördü gözleri. Büyükler onlara bir şey söylemiyor, kendi aralarında “dışardakiler” dedikleri birilerinden bahsediyorlardı. Kimdi bu dışardakiler? Çocukluğunu 80’li yıllarda Güneydoğu’da geçiren yazar Emine Uçak Erdoğan, iki ateş arasında sıkışan bölge halkının bir yaz gecesi ansızın alt üst oluşunu anlatıyor: “Hayatın ve imkânların bütün yoksunluğuna rağmen, hayal dünyamızın ve zihinlerimizin alabildiğince özgür ve zengin olduğu o günleri biraz da olsa bugüne taşımak istedim. Savaş, göç, molotof kokteyli, acı, öfke ve daha nice olumsuz kelimeyle yâd edilen o topraklarda bir zamanlar bambaşka kelimelerin, hayatların hüküm sürdüğünü hatırlatmak için...” *** “Emine Uçak Erdoğan, kalemini kamera gibi kullanıyor. Acının kutsal bir vahşiye dönüştüğü bir coğrafyanın yazgısını, gerçekçi fotoğraflar pozlayarak anlamaya ve anlatmaya çalışıyor. İçeriden bir gözlemin, gerçekçi anlatımın ve daha önce bakılmayan yerlerden bakmanın getirdiği bir zenginlik bu. Yıllar önce Fikret Otyam ve Yaşar Kemal’in yaptığını ama eksik bıraktığını daha gerçekçi bir biçimde, şiiriyeti yalınlığında saklı bir dille tamamlıyor. ‘Bölge’nin acıtıcı, gerçekçi manzarası, Erdoğan’ın kalemiyle bir kez daha dile geliyor...” Sadık Yalsızuçanlar
5.83 ₺ -
Hayat Dersleri Kırk Bohça
İnsan ilahi bir sanatın muhteşem bir tezahürüdür.Esma-i ilahiyyenin tecelligahıdır.Eşref-i mahlukat ve hülasa-i kainattır.ALLAH Teala'nın bu harika sanatını kim anladım diyebilirki?Bu mükerrem eseri anlamak ta anlatmak ta zordur.Rabbimiz,zahirimizde nakış nakış ince sanatını gösterdiği gibi batınmızda,İç dünyamızda da ilmek ilmek göstermemiştir.
73.00 ₺ -
Dert Bende Ne Gezer Beyim
Ben,derdi severim beyim! Derdim büyüdükçe dermanım büyür.Dillerim çözülür,fermanım büyür.Böyle derdi seyran etmesem olmaz.Hamd ü sena etmeyip sussam olmaz.Onun kendine has bir tadı vardır.Bir zamanlar gelir,dert demeye utanır da dil,lütuf der,nimet der,ikram der.Ona dert demeye kıyamaz.Adını dert koymaya utanır.
164.25 ₺ -
Kolej Günleri
Kızıl saçlı Yannick, müzik öğretmeninin bitmek bilmeyen alay ve aşağılamalarına maruz kalmaktadır. Sébastien, okuldaki "büyük çocukların" şamar oğlanı hâline gelmiştir. Günlük hayatta normal sayılabilecek bir takım söz ve hareketlerin aşırısı büyük bir drama yol açmıştır. Samira başörtüsünü çıkartmayı kabul etmeyince okuldan atılmış; yakın arkadaşı Claire de başını örterek ona destek vermiştir. Sekizinci sınıftaki bir grup arkadaş tişörtlerine yeni bir hava vererek müthiş modacılar olmuşlardır. Fransızca öğretmenine hayranlık duyan Lisa, gönderilmemek üzere mektuplar yazmaktadır. Beş güçlü öykü üzerinden unutulmaz okul yılları... Yannick, Thomas, Sébastien, Samira, Lisa; çekingen, asi, karmaşık, tutkulu, âşık, korkak ya da dayanışma içinde, hepsi birbirinden farklı ama hepsi de genç. Hayat gibi çelişkilerle dolu, kimi eğlenceli kimi dokunaklı beş farklı yaşam... Okul yıllarını anlatan birbirinden güçlü ve duygu dolu beş farklı öykü... "Kolej Günleri" okul hayatını yakından tanıyan bir öğretmenden bu hayatın farklı yüzlerini yansıtan çarpıcı bir fotoğraf albümü.
8.75 ₺ -
Bırak Dağınık Kalsın
Birilerinin hayatından akıp gidiyor o küçük anlar, senin içinse tekrarlanmaktan başka şansı yok bu sahnelerin. Bir maskeli balo sananlar var dünyayı. Herkes maskelerini çıkarsın diyorsun; burası bir maskeli balo değil. Sonra bahar geliyor içine… Tüm şehir ve dostlarımın gözleri de bahar geliyor sana. Peki, otobüsteki bu insanların neden suratı asık? Müdür sana ne ima etmeye çalışıyor? Hüzünlerini nasıl oluyor da kahkahalarla örtüyor arkadaşların? Neden en iyi yaptığımız şey niyetlerimizi saklamak? Bir anlık samimiyet için asırlarca yürüdüm. Sonra hepsini cümlelere sığdırdım. İşte bu kitap sana yalnızca bunu vaat ediyor. Tüm perdeleri açtım, kilitleri çözdüm. Bende gerçek olan ne varsa onlar artık senin.
6.42 ₺ -
-
Mucitler ve İcat Öyküleri
Sinema makinesinden telefona, lokomotiften düdüklü tencereye, bisikletten fermuara, cep telefonundan uçağa kadar hayatımızı kolaylaştıran küçük, büyük şeylerin komik, momik öyküleri… Kim, neyi, nerede, ne zaman, nasıl bulmuş, bu kitapta! Belki senin de içinde bir yerlerde çılgın bir mucit vardır, bilemezsin, henüz bu kitabı okumadın ki…
6.42 ₺ -
Beni Yalnız Sen Anlarsın
Yaban meyveleri tadında öyküler... Severek okuyacaksınız. Sıradan gibi görünen insanların zengin iç dünyaları, hayatın anlamlı ayrıntıları şaşırtacak seni... Sarsılacaksın, gülümseyeceksin okurken, kenini tutamayıp ağlayacaksı... Hayata bakışın asla eskisi gibi olmayacak bu kitabı okuduktan sonra... Daha bilge, daha duyarlı, daha mutlu olacaksın... Bu kitabı herkes okuyabilir ama herkes anlayamaz... Belki de onu yalnız sen anlayacaksın.
6.42 ₺ -
Türkiyeden Başarı Öyküleri 2
Bir ülkenin başarıları, o ülkenin ulusunu bir araya getiren özel anlar yaratır. İşte o anlarda, bütünün bir parçası olmaktan hepimizin gurur duyarız. Şimdi siz de özel anlarınızdan birini hatırlayın ve yeniden bardağın dolu tarafına bakmayı deneyin. Ülkemizin pek de bilinmeyen başarılı gençlerini ele aldığımız bu eserde, biz de bunu yapmayı hedefledik.
7.00 ₺