-
Fahreddin Râzî Sonrası Metafizik Düşünce Kâtibî Örneği
İbn Sînâ’dan (ö. 428/1037) sonra pek çok düşünce geleneği bu filozofun felsefî mirasıyla bir şekilde ilişkiye geçmek durumunda kalmıştır. Bu noktada bir mütekellim olarak Fahreddin Râzî (ö. 606/1210) ve onun İbn Sînâ felsefesiyle ilgili çalışmalarının ayrı bir yeri vardır. Râzî’nin, eserlerinde kullandığı kendine özgü tasnifi, meseleleri ele alış tarzı ve ulaştığı sonuçlar ile farklı entelektüel disiplinler arasında kurduğu yakın ilişki, kendisinden sonra hâkim bir yaklaşıma dönüşmüştür. Râzî sonrasında bu yaklaşımı sürdüren isimlerin başında ise medrese müfredatının vazgeçilmez klasikleri arasında yer alan er-Risâletü’ş-Şemsiyye ve Hikmetü’l-ayn’ın müellifi Necmeddin Kâtibî (ö. 675/1277) gelmektedir. Kâtibî’nin ilmî kişiliğini tanıtmaya ve metafiziğe dair görüşlerini, miras aldığı entelektüel gelenekle mukayeseli bir şekilde ortaya koymayı hedefleyen bu çalışma, İbn Sînâ’dan Râzî’ye ve oradan Osmanlı’ya uzanan nazarî düşüncenin serüvenine, Kâtibî bağlamında ışık tutmaktadır.
324.80 ₺ -
Doğa ve Öznellik Câhız’ın Ahlâk Düşüncesi
Bu kitap öznenin ahlâkî açıdan kendisini inşa etmesini konu edinmektedir. Elbette ki böyle bir inşayı gerçekleştirmek de onu ele almak da zordur. Çünkü öznenin ahlâkî bir yaşam biçimini edinmesini izah etmek için; beslenme, cinsellik, arzu, öfke ve düşünmek gibi insanı özne kılan bir çok etken hakkında düşünmek ve bu etkenlerin ilişki ağını ve çevreyle olan ilişkisini çözümlemek gerekmektedir. Dahası özneyle barışık olan bir yaşam biçimini sıradanlaştıran birtakım kendilik pratikleri örnekleri ortaya koymak gerekmektedir. Doğa ve Öznellik bu sorunu IX. yüzyıl düşünürü Câhız’ın eserleri ve düşünceleri üzerinden tartışmaktadır. Genellikle hayat hakkında yazan Câhız, şarkıcı cariyelerin hâlet-i rûhiyelerini, mizansenlerin meziyetini, cebinden bir şey verirken iç çekişmesi yaşayan cimrileri, körleri ve topalları, konuşmanın erdemini, müziğin katkısını ve daha pek çok farklı yönde hayata dokunan konuları yazmıştır. Câhız, hayatta gösterdiğimiz tüm davranışların, dahası korkaklık, cesaret ve kıskançlık gibi ahlâkî durumların; doğamızın derinliklerinde yer alan cinsellik ve beslenme eğilimlerinden kaynaklandığını düşünmektedir. İslâm ahlâk felsefesinin ilk eserlerini yazmış olmasına rağmen Câhız’ın bu yönü pek dikkate alınmamıştır. Câhız’ın ahlâk düşüncesini ele alan ilk eserlerden olan bu çalışmada klasik metinler güncel bir yoruma tabi tutulmakta olup fizik, insanın doğası, zihinsel durumlar ve bilgi gibi birçok konunun ahlâkla ilişkisi kurulmaktadır.
37.80 ₺ -
Dil, Söz ve Fesâhat Abdülkâhir el-Cürcânî’nin Sözdizimi Nazariyesi
Abdülkâhir el-Cürcânî bilim hayatının ilk dönemlerinde sesbilimden cümle yapısına dilbilimin her alanında eserler veren uzman bir dilbilimci iken, sonraki dönemlerde iktidar ve bilim çevrelerindeki gelişmelerin de etkisiyle edebî eleştiri, belâgat ve dil felsefesi alanlarına yönelmiştir. Onun bilim kariyeri dikkat çekici gelişim ve dönüşümlere sahne olmuştur. Fakat geldiği son noktadan geriye dönüp bakıldığında bu kariyerin sanki tek bir şeye adandığı gözlenir: sözdizimi nazariyesi. Cürcânî’nin ilk dönem eserleri sözdizimi nazariyesini içten içe hazırlamış, sonraki eserleri ise bu nazariyenin ortaya konarak geliştirilmesine hizmet etmiştir. Bu çalışmada, Abdülkâhir el-Cürcânî’nin dil, söz ve fesahate dair görüşleri sözdizimi nazariyesi çerçevesinde ele alınmıştır. Eserde dil ve sözün mahiyeti, dil-düşünce ilişkisi, dilsel delalet, edebî değerin kaynağı gibi dil felsefesi ve belâgatin temel meseleleri Cürcânî’nin metinlerinden hareketle derinlemesine incelenmiştir. Kavramsal ve tarihsel derinliğe sahip bu eser, İslam düşüncesinin çağdaş dönemde ihmal edilmiş olan dil felsefesi ve belâgat alanlarında önemli bir boşluğu doldurmaktadır.
31.50 ₺ -
Bir ve Çok Âmirî Felsefesinde Tanrı ve Âlem
Felsefenin bilinen tarihindeki temel problemlerin başında “bir” ile “çok” arasındaki ilişki yer almaktadır. Antik-Helenistik felsefe birikiminin sekizinci yüzyılın ortalarından itibaren tercüme hareketi yoluyla sistematik bir tarzda İslam dünyasına aktarılması sonucunda bir-çok ilişkisi ilk defa “yaratıcı” tanrı tasavvurunun hâkim olduğu bir coğrafyada felsefî olarak tartışılmaya başlanmıştır. Bu yeni felsefî ortamda yetişen filozoflar, “yaratıcı” tanrı anlayışını, gelişme sürecindeki kelamî bakış açısından farklı bir şekilde yorumlayarak bir ve çok ilişkisine dair dikkat çekici ve etkili teoriler ortaya koymuşlardır. Hiç şüphesiz bu filozoflar içinde Fârâbî ve İbn Sînâ’nın teorileri kavramsal dakiklikleri ve kapsayıcı tabiatları sebebiyle ön plana çıkıp meşhur olsa da bunlar dışında da pek çok ismin bir ve çok ilişkisini çeşitli düzeylerde ele alıp tartıştıkları bilinmektedir. Bu çerçevede Fârâbî ile İbn Sînâ arasındaki dönemde yaşamış isimlerden biri olan Âmirî, bu meseleye yönelik özel ilgisi sebebiyle zikredilmeyi bilhassa hak etmektedir. Bir ve Çok, Âmirî’nin bir ile çok, bir başka ifadeyle Tanrı ile âlem arasındaki ilişkiye dair görüşlerini, yeni keşfedilen bir metin, el-Mecâlisü’s-seb‘ beyne’ş-Şeyh ve’l-Âmirî üzerinden incelemektedir. Ragıp Paşa Kütüphanesi’nde kayıtlı bir mecmua (no. 1461) içinde yer alan bu metin, 980-985 tarihlerinde Buhâra’da görüşmüş olmaları muhtemel olan genç İbn Sînâ ile Âmirî arasındaki felsefî tartışmanın kaydından ibarettir. Yedi oturum ve kırk bir soru/yorum-cevaptan oluşan bu metin, bir yandan Âmirî ile İbn Sînâ’nın görüşmüş olduklarına dair tarihî bir kayıt olduğu gibi, bundan daha da önemlisi, Âmirî’nin felsefesini anlamak ve yorumlamak için de yeni bir kaynak olma özelliğine sahiptir
274.40 ₺ -
Ana Meseleleriyle Kelâm ve Felsefe
Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210) kelâm, felsefe, tefsir ve usûl-i fıkıh alanlarına dair çalışmalarıyla felsefî ve dinî ilimlere yeni bir yön vermiş ve bu nedenle “el-İmâm” olarak tanınmıştır. Bu çalışmada orijinal metniyle birlikte tercümesine yer verilen el-Muhassal Râzî’nin yaşadığı döneme nispetle önceki ve sonraki âlimlerin, filozofların ve kelâmcıların görüşlerinin özetini veren, başka bir ifadeyle kelâm ve felsefenin temel meselelerini karşılaştırmalı inceleyen bir eserdir. Râzî eserde farklı düşünce grupları tarafından ileri sürülen iddiaları gerekçelendirme ve açıklama güçleri ile tutarlılıkları açısından incelemekte ve böylece “tahkîk” denilen araştırma tarzının en güzel örneklerini vermektedir. el-Muhassal bu özellikleriyle İslam düşünce tarihinde vazgeçilemeyen “klasik” bir eser olmuş, üzerine birçok âlim tarafından şerh ve haşiyeler kaleme alınmış ve XII. yüzyıldan sonra yazılan kelâm ve felsefe kitaplarının meselelerini büyük ölçüde belirlemiştir. el-Muhassal klasik kelâm ve felsefenin temel meselelerini karşılaştırmalı olarak ele almakla birlikte İslam inancının ana meselelerini içermesi bakımından ayrıcalıklı bir öneme sahiptir. Eser, İslam düşüncesindeki bilgi, yöntem, varlık ve fizik dünya tartışmalarını bütünüyle içerdiği gibi Allah’ın zatı, sıfatları ve fiilleri ile nübüvvet, âhiret ve imâmet konularını da ele aldığı için okuyucu bu eserde İslam inancının ana ilkelerinin aklî ve naklî delillerle nasıl temellendirildiğini ayrıntılı bir şekilde görebilecektir.
369.60 ₺ -
Âmirî ve Felsefesi
Günümüzde İslâm felsefesi araştırmalarının yoğunluk noktasını Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd gibi isimler oluşturmaya devam etse de bu felsefe geleneğinin mahiyetinin tam anlamıyla ortaya çıkabilmesi için bu gelenek içinde eser vermiş bütün isimlerin katkılarının gün yüzüne çıkartılması bir gerekliliktir. Bu çerçevede “gölgede kalmış” filozoflardan biri de Âmirî’dir (ö. 381/992). Kindî ekolünün bir temsilcisi olarak değerlendirilebilecek olan Âmirî’nin bütün eserleri günümüze gelmese de mevcut çalışmaları, ilerleyen süreçte İslâm felsefe geleneğini temsil edici nitelikte görülecek pek çok öğretinin izlerinin Âmirî’de bulunduğunu göstermektedir. O, bir yandan Aristotelesçi ve Yeni-Eflâtuncu yaklaşımları harmanlayan bir felsefî tutum sergilerken diğer yandan da başta irade hürriyeti olmak üzere kelâmî problemlerin felsefî çözümü noktasında yoğun mesai harcamış, sarih aklın hükümleriyle sahih dinin hükümlerinin birbirine zıt olamayacağı ilkesi etrafında uzlaştırmacı bir çaba ortaya koymuştur.
270.20 ₺ -
Alimlerin Ahlakı Ahlakul Ulema
Âlimlerin edep ve faziletlerini konu alan eserde, ilmi ile amel eden gerçek âlimlerin, peygamberlerin varisleri olduğuna işaret ediliyor. Eser aynı zamanda, ilim ve ahlak serisinin ilk kitabı olma özelliği taşıyor.
65.10 ₺ -
Rıza Tevfikin İtirafları
Kandemir, Lübnanın Cünye Köyünde inzivaya çekilen Rıza Tevfikle bir ay beraber kalmış, kendisiyle görüşmeler yapmış, daha sonra bunları Türk okurlarına ulaştırmıştır. Rıza Tevfikin İtirafları, 21 yıl süren gurbet hayatının ardından 1943 yılında Türkiyeye dönen Rıza Tevfikin olgunluk ve vatandan ayrılmanın verdiği ıztırap yüküyle ciddi bir muhasebe içinde olduğu bir dönemde kaleme alınması bakımından son derece kıymetli itiraflardır. Bu itirafların satır aralarında Rıza Tevfikin büyük bir iç hesaplaşma içinde olduğu net bir şekilde görülmektedir. Kandemir, 1943 baskısında eserin Başlarken bölümünde bu yazı serisini uzun bir röportaj, maceralarla dolu bir ömrün romanı olarak nitelendirmiştir. Rıza Tevfik eserde çocukluk ve öğrencilik yıllarını, bin bir macera dolu gençliğini, şiire ve felsefeye nasıl merak saldığını, İttihat ve Terakkiye giriş ve çıkış nedenlerini, Tevfik Fikret, Abdülhak Hâmid, Hâlide Edible nasıl tanıştıklarını ve dostluklarını, birçok siyasî, edebî ve içtimaî hâdiseye dair düşüncelerini açık yüreklikle dile getirmiştir.
140.00 ₺ -
İslam Fikir Hareket İnkılab
İslâm, bugün bir öze dönüşün mücadelesini vermektedir. Bu süreçte İslâm'ın bütün Müslümanlar üzerindeki hakkı, onu savunmak ve sahip oldukları fikrî, maddî ve manevî bütün varlıklarını ondan başka bütün fikirlerle mücadeleye seferber etmeleridir. Bu savaş, bütün Müslümanların, İslâm düşmanlarının hücum ettiği gedikleri kapamalarını ve cepheleri saf saf korumalarını gerektirmektedir. Bu dönemde İslâm yolunda çalışanların sorumlulukları çok ağır ve incedir. Bu sorumluluğun gereğini yerine getirmek için harcanan çabaların mükâfatı da, bundan kaçınmanın cezası da bir o kadar ağır ve nâziktir. Bu kitap; İslâm'ın bütün cephelerde verdiği savaşın ve çağdaş İslâmî hareketin oynadığı rolün küçültülmüş bir görüntüsüdür. Aynı zamanda, İslâmî hareket tarihinin çeşitli yönlerinden alınmış bir kesiti, günümüz siyasî düşünce, sistem ve hareketleriyle İslâm'ın fikrî ve inkılâbî özelliklerinin bir açıklamasıdır.
75.00 ₺ -
Davetçiyiz Yargılayıcı Değil İslam Dünyasında İnanç Sorunları
Kitapta, İslâm dünyasında zaman zaman ortaya çıkan bazı görüşler incelenmektedir. Allah’ın Kitab’ı ve Rasulü’nün Sünnetine uyan görüşlerin alınması, bunun dışında kalanlara iltifat edilmemesi önerilmektedir. Yazarı Hasan el-Hudaybî, Mısır’daki Müslüman Kardeşler Teşkilâtı’nın Hasan el-Benna’dan sonraki genel başkanı-mürşididir. Dolayısıyla yazarın kişiliği ve vazifesi önerilerine ayrı bir önem katmaktadır. Kitapta değinilen konular şunlardır: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.v.)'in Allah'ın kulu ve rasulü olduğuna şehadet etmenin anlamı. İlah, Rab, İbadet ve Din kelimeleri. Manalarını bilmediği halde Şehadet kelimesini söyleyenin Müslüman olmadığının söylemenin yanlışlığı. Ameli şart görmenin yanlışlığı. Büyük günahlar ve küfür. Cuhûd, şirk, riddet ve nifak. Emir ve yasakları bilmeyenin hükmü, görevi, toplumun ona karşı görevi. Kanun koymak, düzenleme ve yasamalarda bulunmak. İkrah (zorlama) ve mükrehin (zorlanannın) hükmü. Akîde konusunda bilgisizlik ve hata. İtaat ve ittiba. Hakiki imamet. Tağutu reddetmek.
240.00 ₺ -
İslama İlk Adım
Bu kitap üstâd Mevdûdî'nin önemli eserlerinden biridir. İlk defa 1932 yılında Urduca yayınlandıktan sonra pek çok okulda ders kitabı olarak kabul edilmiş; Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Portekizce, Japonca ile Endonezya, Svahili, Malayalam, Tamil, Puştu, Bengali, Gucerat, Sindhi, Arnavut ve Boşnak dillerine çevrilerek bir milyondan fazla basılmıştır. Yazar, kitabın önsözünde amacının İslâm’ın orijinal kaynaklarına ulaşamayan müslim ve gayri müslimlere onun açık, şumullü ve herşeyi kapsayan görüşünü kısa bir risale ile vermek olduğunu; ayrıntılardan kaçındığını; İslâm’ın bütününün portresini çizmeye çalıştığını; inancımızın rasyonel temellerini de açıklamaya gayret ettiğini; ibadet prensiplerini ve İslâmî hayat tarzının taslağını sunarken bunların arkasındaki hikmeti de ortaya çıkarmaya çalıştığını ifade etmektedir. Bölüm başlıkları şöyledir: İslâm’ın anlamı, İman ve itaat, Peygamberlik, İmanın esasları, İbadet, Din ve şeriat, Şeriatın prensipleri. Mevdûdî, bu kitabı için, Müslüman gençliğin zihnî ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılayacağını ve gayri müslimlerin de gerçek yer ve mevkiimizi anlamalarında yardımı dokunacağını ümit ettiğini belirtmektedir.
45.00 ₺ -
Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim
Nasıl bir dünyada yaşıyoruz? Milyonlarca acı ve ızdırap dolu, perişan insanlar. Sarhoş kahkahaları ve sefahat içinde yüzen insanların naraları mazlumların ağlama ve iniltileriyle iç içe. Bu dünya hiç değiştirilemez mi? Dehşette eşi görülmemiş savaşlar ile sarsılan insanlık, zâlim dünya süperlerinin peşi sıra sendelemekte, onların zulüm ve cinayetlerini çaresiz, seyretmektedir. Bu dünyada Müslüman olarak bizim durumumuz nedir? Kokuşmuş ve değersiz Batı Medeniyeti'nin kültürel köleliğini kabul eden/ettirilen güya bağımsız Müslüman toplulukların bu hareketlerini durdurabilir miyiz? Hangi zayıflık ve güçsüzlük bizi gerçek Müslüman olmaktan alıkoyuyor?..
135.00 ₺ -
Sosyoloji Sosyal Bilimlere Alternatif Yaklaşım
Türkiye'de sosyolojik çalışmalar, kendini, çoğunlukla Batının sosyal bilimler olarak belirlemiş olduğu çerçeve içerisinde kalarak sunmuştur. Bu psikolojik durum, hâliyle Türk toplumundaki birçok değer, kurum ve hareketi kendi orijinal yapısından uzakta değerlendirmekle kalmamış, aynı zamanda sosyolojiye kendi sosyal ve tarihi birikimimiz açısından yeni perspektifler getirmeyi engellemiştir. Bu anlamda bu çalışma, sosyolojiye yeni bir bakış tarzı getirme gibi bir iddiayı da beraberinde getirmektedir. Kitabın ana başlıkları şöyledir: Sosyolojinin Çerçevesi, Sosyolojinin Metodu, Sosyolojide Temel Kavramlar, Toplum, Sosyoloji ve Davranış, Türkiye'de Sosyolojik Düşünce, Batıda Bilim ve Medeniyet, Kültür ve Medeniyet, Sosyoloji-Tarih Münasebeti, Değişim Sosyolojisi, Ekoloji ve Şehirleşme, Siyaset Sosyolojisi, Yönetim Sosyolojisi, Endüstri Sosyolojisi, Eğitim Sosyolojisi, Gençlik Sosyolojisi, Aile Sosyolojisi, Ahlâkın Sosyal Yönü.
30.00 ₺ -
Sosyoloji
İnsan düşünen, anlamlı eylemler gerçekleştiren ve çevresiyle sosyal etkileşim içinde olan bir varlıktır. Birey, toplumsallaşma sürecinde içinde bulunduğu toplumun kültürünü ve diğer insanların kendisi hakkındaki beklentilerini öğrenir. Toplumun değer yargıları, doğru-yanlış ve iyi-güzel gibi kavramlar da toplumsallaşma sürecinde öğrenilir. Birey, toplumsallaşma sürecinde kurumsallaşmış normlara uyum sağlamayı öğrenir. Birey hem toplumsal yapıdan etkilenir, hem de toplumsal yapıyı etkiler. Böylece toplumsal düzen sağlanmış olur. * İnsanlar toplumda neden uyum içindedirler? * Bazı insanlar neden suç işler? * Toplumda sınırsız özgürlük var mıdır? * Özgürlüklerin sınırı nasıl belirlenir? * Sosyal çatışmaların nedenleri nelerdir? * Öğrencilerin akademik başarıları sadece onların zekâ ve çalışkanlıklarıyla açıklanabilir mi? * Sosyal dünyamıza nasıl bir gözlükle bakıyoruz? * Farklı perspektifler ışığında sosyal dünyamızı anlamlandırabiliyor muyuz? * Çevremizdeki sosyal sorunların ne derece farkındayız? * Sosyal olayları anlıyor ve geleceğimizi tahmin edebiliyor muyuz? İşte sosyolojik bakış açısı, yaşamımıza etki eden toplumsal faktörlerin farkına varılmasını sağlar. Sorgulanmayan günlük eylemlerimiz, sosyolojik bakış açısı ile daha farklı anlamlar kazanır. Toplumsal yaşama etki eden faktörler hakkındaki duyarlılığımız, kendimizi ve diğer insanları daha iyi anlamayı kolaylaştırır. Sosyologlar yaklaşık son yüz elli yıldır, toplumu daha iyi anlama ve toplumsal sorunların çözümü yolunda arayışlarını sürdürmektedir. Yaşanılan her an, yeni toplumsal değişim ve gelişmeleri de beraberinde getirmektedir. Bu durum, sosyologların toplumu anlama, toplumsal sorunları tanımlama ve sorunların çözümüne yönelik kapsamlı çalışmalarının devamını zorunlu hale getirmektedir.
28.00 ₺ -
Yeni İnsan: Kaderle Tasarım Arasında
Bilim ve tıp alanında olağanüstü gelişmelerin yaşandığı günümüzde, biyoteknoloji ve biyogenetik bu yenilikleri insanlar üzerinde uygulamaya başladı. Kaderi değiştirmeye talip olan, ölüme meydan okuyan, insan doğasını biçimlendirmeye çalışan bir mühendislikle karşı karşıyayız. Yeni insan işte böyle bir yol ayrımında: Kadere teslim olmak mı, yoksa sınır tanımayan bir müdahale mi? Nazife Şişman, günümüzün ve geleceğin bu önemli sorununu konu edindiği kitabında, bizleri konuyu ahlaki ve toplumsal açıdan düşünmeye davet ediyor. Türkiye'de konuya ilgili ilgili yayımlanmış sınırlı sayıdaki yetkin eserden biri olan Yeni İnsan, sosyoloji ve bilim etiği kitaplığımıza önemli bir katkı niteliğinde.
8.10 ₺ -
Canlı Bomba Sosyolojisi
İsyan ve itaat üreten Batı hükümranlığı, barındırdığı modern ve küresel değerler içinde “kayıtsız kabul” ve “radikal reddetme” şeklinde iki tepki doğurmaktadır. Radikal reddetme, modern sistemin ürettiği muhalefet alanını sosyalist, milliyetçi ve dinî ideolojiler altında şekillenen başkaldırı hareketleri vasıtasıyla giderek genişletmektedir. Küresel ölçekte görünüm kazanan dini görünümlü terör, diğer sosyal dinamikler yanında, bu muhalefet alanının bir parçası olarak okunduğunda çok daha anlaşılır hale gelmektedir. Din ve terör ilişkisini canlı bomba eylemleri ekseninde anlamaya ve açıklamaya çalıştığımız bu araştırmada, yukarıda öne sürülen genel perspektiften hareketle, konuyla ilgili problemler “sosyal şiddet türü olarak terörizm”, “dini kullanan terörün entelektüel tabanı olarak köktencilik teorileri” ve “teoriden pratiğe canlı bomba eylemleri” şeklinde üç analiz seviyesi içinde incelenmeye çalışılmıştır. İnsanoğlunun icat ettiği en eski akıllı bombalar olarak, canlı bomba eylemleri, klasik dönemde Yahudi Zealot-Sikariler ve Nizârî-İsmailî Haşhâşîler tarafından kullanılırken; Japon Kamikazeler ise bu tarz eylemlerin modern dönemdeki örnekleridirler. Orta Doğu’da, 1980 sonrası dönemde Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki eylemleriyle ortaya çıkan çağdaş canlı bomba terörizmi, her şeyden önce anlaşılması gereken bir problemdir. Bu anlaşılma sürecine katkı sağladığı oranda başarılı olacağına inandığımız araştırmamız, kendine özgü bir canlı bomba eylemi tanımı ileri sürmektedir. Buna göre, canlı bomba eylemi; “bütün sosyal katmanlardan gelebilen, dinin ideolojik yorumuna dayalı meşrulaştırma anlatılarından gücünü alan; fakat daima siyasî hedefi olan, bir örgütsel yapının desteğine dayalı, askerî ya da sivil hedefler kullanmak suretiyle; işgal, baskı ve zulüm kavramlarıyla tanımlanan düşmana karşı, kendi yok oluşunu kendi eliyle şiddete dönüştürerek varlık mesajı veren saldırı tipidir”.
292.50 ₺ -
Tarih Üzerine Düşünceler
“Asya, kıtaların en büyüğü, Çin, Hind, Önasya gibi büyük uygarlıkların geliştiği, tarıma elverişli topraklar yörelere serpilmiş. Hepsini Orta Asya denilen büyük kitle ayırmış. Ne var ki, göçebe kavimlerin merkezkaç gücü Çin Seddi’nden İran kapılarına dek ilk bölge-dışı imparatorlukları sağladı. Bozkır imparatorlukları, bilmeden, ama kalıcı olarak, bu özgün kültürler arasında kalıcı bir temas sağladı. Asya’nın neredeyse tamamını birleştiren Moğollar, kıtalar arası büyük yollar açmıştı. Fırtına, bahçeleri birbirinden ayıran duvarları yıktı, çiçek tohumları bahçelerden bahçelere taşındı. Atlıların geçtiği yerler, kültürleri buluşturan yollar oldu. Çin resmi ile İran resmi tanıştı. Ancak, Moğol fetihleri, nüfus açısından kalıcı olamadı. Silindiler. Fetihlerle göçenlerin farkı burada… Örneğin Selçuklu fetihleri İran’ı, Suriye’yi Türkleştirmedi, buna karşılık Anadolu Türkleşti…”
160.00 ₺ -
Mevlâna'da Aşk Felsefesi
Mevlâna’ya göre bütün güzel sanatlar, estetik, psikoloji, hayat, ibadet vs. hepsi aşk adlı sihirli sözcükte odaklanmaktadır. Ona göre aşk Tanrı’nın bir sıfatıdır ve bütün varlıklarda tecelli eder. İnsan, Tanrı’ya vuslatı gerçekleştirince kâinata o gözle bakar, her türlü güzelliği görür ve kendi özündeki güzelliğe doğru yol alır. İnsan, mikro kozmik bir varlık olduğundan evrende tecelli eden bütün değerlerin hepsini kendinde toplar. Aşk sadece tasavvuf ehlinin yaşayacağı bir hal değil, her insanın tecrübe edebileceği bir gerçektir. İnsan, insan olma şuuruna ancak sevgi ve aşkla ulaşabilmektedir. Bu konuda Divân-ı Kebir’inde o: “aşkı olmayan kişinin insanlığını inkâr ederim” demektedir. Mevlâna aşkı, beşerî ve ilahî olmak üzere iki grupta mülahaza eder. Ona göre aşk bir süreçtir. İnsan, ilahî aşka girmeden önce, beşerî aşkla iyice yoğrulmalıdır. Beşerî aşkı şehvet zannedenler aşkı asla anlamamışlardır. Ona göre aşki her türlü sıkıntıların, üzüntülerin, endişelerin, streslerin, korkuların, bunalımların ve dertlerin devasıdır. Yani: “bütün hastalıklarımızın hekimidir” (Mesnevî, I, 24)
192.00 ₺ -
Elif Öğretmen
“Alnımdaki bu çizgiyi, sen hiçbir zaman görmedin. Hâlbuki o, senden kalma bir iz. Gittiğin günün akşamında aynaya baktığımda, perişan yüzümde gördüğüm ilk şeydi o. Gidişin, alnımı birdenbire keskin bıçak gibi kesmişti. O çizgiyi senden kalan tek hatıra olduğu için sevdim. O da bir daha alnımı terk etmedi, senin gibi bırakıp gitmedi. Aksine zaman aktıkça derinleşip yerleşti. Şimdi ince bir çizgiden çok, kırılmış bir dal gibi uzanıyor alnımda.” “Bu topraklar üzerinde büyük oyunlar oynanıyor, ülke olarak bir uçuruma sürükleniyoruz. Hakikati görenlere daha büyük gayret, daha büyük fedakârlık düşüyor. Sen hakikati görenlerdendin, biliyorum. Ama nasıl oluyor da daha ilk imtihanda, bütün bildiklerini unutup kaybetmeyi tercih ediyorsun?” Sosyal bir konu etrafında şekillenen bir aşk romanı...
315.00 ₺ -
Sosyal Değişme Kadın ve Din
Kadının dini sosyal tarihine sosyal değişme ekseninde bir yaklaşımı temsil eden elinizdeki çalışma,bu alana yapılan mütevazı bir katkı olarak düşünülmelidir.Zira gerek bu alanda gerekse genel olarak kadının tarih içindeki serüveni konusunda son iki asırdan beri bir hayli neşriyat yapılmış bulunuyor.Büyük bir çoğunluğu feminist yazarlar tarfından kaleme alınan bu çalışmalar içinde ataerkil bir yapıdan anaerkil bir yapıya evirilişin yada geleneksel bir toplum hayatından modern bir toplum hayatına geçişte kadının yaşadığı tecrübelerin bir geçit resmini sunan erkekler tarafından yapılan çalışmaların sayısı da bir hayli fazla.Neden erkek bir çalışma nesnesi değil de kadın bir çalışma nesnesidir?Her şeyden önce erkek açıklığı ve şeffaflığı kadın ise kapalılığı ve gizemi temsil etmektedir de ondan. İslam düşüncesinde kadının modern çağda yüklendiği birçok sorumluluğu erkek yüklendiği için fonksiyonel bir üstünlük erkeğe verilmiş gibi gözükmesine rağmen dikey boyutta yani insan-Tanrı ilişkilerinde herhangi bir üstlük astlık söz konusu olmayıp insan olmak bakımından Tanrı katında bir eşitlikten söz edilebilir.İslam düşünürleri bu iki cinsin ilişkilerini bir eşitlik ilişkisinden ziyade farklılık ve tamamlayıcılık ilişkisi olarak görmüşlerdir.Metafizik açıdan erkek Allah’ın Celal sıfatlarının,kadın ise Cemal sıfatlarının bir yansıması olarak görülmüştür.Allah insanların suretlerine değil kalplerine ve amellerine bakacağından dolayı bireysel anlamda üstünlük Takva ve Salih amelin fazlalığına göredir.
68.60 ₺ -
Din Sosyolojisi
Ağırlıklı olarak Din Sosyolojisinin tarihi ve teorilerini içeren bu kitap hem bilim adamları hem de öğrencilerden oluşan uluslar arası bir okuyucu kitlesi için tasarlanmıştır. Sonuç olarak, aynı zamanda bir bütün olarak din sosyolojisini ve ister Avrupalı isterse Amerikalı olsun sunulan bireysel yazarları da incelemeye açık bir çalışmadır... Bu eser bir "ders kitabı" olarak tasarlanmasa da, sosyolojik düşüncenin tarihine dini olaylara uygulandığı biçimiyle belgeli bir girişi temsil eder ve hem lisans hem de lisansüstü düzeylerde pekâlâ bir ders kitabı olarak okutulabilir. Her bireysel yazarla ilgili kritik tartışmaları üstüne basarak vurgulamaksızın çerçevesi zaten belli olan bir metnin ağırlığını aşağı düşürmemek için bu böyle yapılmıştır. Kitapta çoğu din sosyologu olmak üzere, felsefeci, sosyolog, psikolog, antropolog, tarihçi, ilahiyatçı, din felsefecisi, din psikologu, din antropologu, dinler tarihçisi ve din fenomenologlarından oluşan altmış sekiz bilim ve fikir adamına başlık açılarak, beş kadar kişiye de bu başlıklar altında yer verilerek ve bütün bunlar tarihi bir kronolojiye göre ele alınmış bulunmaktadır. Kitap bu haliyle yukarıda sıralanan tüm disiplinlere açık interdisipliner bir çalışma olup bütün bu alanlarla ilgilenen okuyucular için bir başvuru kaynağıdır.
385.00 ₺ -
Mahremin Göçü
O bir sosyal bilim zanaatkârı. Görüyor, seziyor, araştırıyor! Toplumu sekülarizm, Marxizm, feminizm gibi meta anlatılarla ‘sorgulamak’ yerine, onu ince işçilikle anlamaya, kavramaya çalışıyor. Toplumun DNA’sına bakarak ayrıntılardan bütünü resmetmeye gayret ediyor. Yeni bir toplumsal muhayyilenin yollarını açmak için, varolan zihinsel kalıpları, kemikleşmiş dili, algıyı kırıyor, oyunu bozmaktan haz alıyor. Kendi cemaati tarafından ‘yok sayılmak’ pahasına başörtüsü gibi, mahrem gibi ‘marjinal’ konularla ilgileniyor. Ama apoletli bilim çevrelerince marjinal olarak yaftalanan bu konular bir zaman sonra ‘ana akım’ oluveriyor. Ve Nilüfer Göle öngörülerinde haklı çıkıyor. Ona karşı çıkanlar sobeleniyor. 1970’lerin aceleci devrimci Türk solu, başörtülüleri ‘gerici’ tırnağına hapsedenler, ‘Batı dışı modernlik olamaz’, ‘modernle mahrem yan yana gelemez’ diyenler… Bu kitap bir anlamda Göle’nin akademisyen olarak hangi sırat köprülerinden geçtiğinin öyküsü. Onun entelektüel biyografisi… Fonda ise ‘yeni tespitler’ var. Darbelerle, AKP’yle, 68 gençliğiyle, mahremiyetle, feminizmle, kadınla, öteki Avrupa’yla ilgili tespitler. Ve tabii ki İslam ve Müslümanlarla ilgili fütürist öngörüler. Göle “Müslümanlık Avrupa’yı belirleyecek” diyor. Okuyucuyu İslam’ın söz sahibi olduğu bir dünya deseninin derinliklerine davet ediyor.
8.68 ₺ -
Siyah Papanın Casusu
“Eğer, Avrupa’nın yüzlerce yıldır Müslümanlığın sembolü olarak gördüğü Osmanlı Türkleri, bir gün İslam’ı terk ederse, bu, tarihin garip bir intikamı olacaktır. Bu, yine de bizim çocuklarımızın ya da torunlarımızın yaşayarak görecekleri bir intikamdır.” Wilfrid Scawen Blunt Arabistanlı Lawrence’ın ‘kâhin’ dediği Wilfrid Scawen Blunt, hayatını, Türkleri Arap topraklarından atmaya ve İslam’da reform yapmaya adamış bir İngiliz casusuydu. Bugün modern İslamcıların kendilerine önder olarak gördükleri Cemaleddin Efgani ve Muhammed Abduh vasıtasıyla İslam’ı içeriden çökertmeye çalıştı. Blunt, şimdiki Papa Francisco’nun da mensubu olduğu Cizvitlere hizmet ediyordu. Churchill’in üstadıydı. Mısırlı, İrlandalı ve Hintli Ulusalcıların ve Jön Türkler’in yakın dostuydu. Mısır’ın Osmanlı’dan kopartılmasında büyük rol oynadı. En büyük rakibi olarak gördüğü Sultan Abdülhamid’in düşüşünü ve Arap ihtilalini görecek kadar uzun yaşadı. Wilfrid S. Blunt’ı ve bağlantılarını bilmeden, ne Cizvitlerin ve Britanya’nın İslam politikasını, ne de günümüz İslam dünyasını anlamak mümkün...
260.00 ₺ -
Muhafazakârlık
Özipek’in bu eseri muhafazakârlık üzerine teorik bilgi eksikliğinin doldurulmasına yönelik ilk ciddi girişimdir. Bu çalışma ilk olmanın ötesinde bu alanda bir klasik olmaya da adaydır. Muhafazakâr felsefenin ve politikaların gerçekte ne olduğunu öğrenmek isteyen Türk okuru ve siyasetçisi için, Özipek’in eseri gerçek anlamda bir müracaat kitabı olacaktır. Taha Akyol Muhafazakârlık, Türkiye’de gündelik siyaset dilinde ve doğrusu ondan pek de fazla ayrışamayan!- siyaset bilimi literatüründe, yüzeysel, ‘düz’ bir tanımla kullanılageldi. Bu kullanımlar çerçevesinde esasen, olumlu çağrışımlarıyla “dindarlık”, olumsuz çağrışımıyla da “gericilik”ten ibarettir! Oysa muhafazakârlık, modernleşme ve Aydınlanma sürecini anlamak için mutlaka hesaba katılması gereken bir kavram ve düşünce üslûbu. Bekir Berat Özipek’in kitabı, muhafazakârlığı bu ‘anlam ve önemi’ içinde düşünmeye kapı açıyor. Muhafazakârlığın “akıl”la, “toplum”la ve “siyaset”le ilgili tasavvurlarını, iç gerilimleriyle beraber, tahlil ediyor. Tanıl Bora Bu çalışma, bir siyaset teorisi araştırmasında yer alması gereken bütün noktaları gözeten bir yaklaşımla, muhafazakâr toplumsal-siyasal teoriyi kapsayıcı bir şekilde ele almış ve irdelemiştir. Bu eser Türkiye’de şimdiye kadar muhafazakârlığın teorisi hakkında yazılmış ilk ciddî ve orijinal çalışmadır, sahici anlamda bir “tez”dir. Prof. Dr. Mustafa Erdoğan
9.72 ₺ -
Son Devir Osmanlı Düşüncesinde Ahlak
Ahlak, altı yüz yıl kadar ayakta duran ve üç kıtaya hâkim olmuş olan Osmanlı İmparatorluğunda nasıl bir fonksiyon icra etmiş, özellikle de Sondevirde (XVIII. Asırdan Cumhuriyete kadar olan zaman içinde) ne durumda bulunuyordu? Bu iki asrı aşkın bir zaman içindeki ahlâk, öncekine göre ne gibi değişikliklere uğramıştır? ve bu değişikliklerin cemiyet üzerinde ne gibi tesirleri olduğunu klâsik bir ahlâk sistemi içinde göstermeye çalıştık. Osmanlının sondevrinde ahlâk ilmine çok önem verilmiş, devletin çöküşünde ahlâksızlığın ve cemiyetteki çözülmenin de büyük rolünün olduğunu anlayan vatanperver insanlar ahlâk kitabı yazma ve yazdırma faaliyetine girişmişlerdi. Mübalağasız diyebiliriz ki en fazla ahlâki eser, Osmanlı’nın bu son döneminde kaleme alınmıştır.
8.75 ₺ -
Teorik Ve Pratik Yönleriyle Ahlak
İnsanın varlık, bilgi ve değer alanları üzerine akılcı ve eleştirel bir şekilde değerlendirme çabaları felsefi düşünceyi oluşturuyor. Evreni anlamlandırırken kendi varoluşunun bu anlam içindeki yerini, kim ve ne olduğunu açıklamayı hedef alan bu gayretlerin sonucunda varlık (ontoloji) ve bilgi (epistemoloji) üzerine dair eserler ortaya çıkıyor. Metafizik veya teorik boyutu güçlü olduğundan dolayı anlaılması zor olan bu alanlarda "Ne Yapabiliriz" sorusunu merkeze alarak doğrudan pratik alana hitap eden aksiyoloji (ahlâk/değer) alanıyla ilgili eserlerin az olması, bizi bir derleme çalışmasına sevk etti.
17.15 ₺ -
Düşün Anaforunda Bir Adam Hilmi Ziya Ülken
O, doğu mitolojisindeki gibi ussallığın ayrıcalığını yaşayan düşünen bir varlık, bir bilge olarak; ‘’ sabahın serinliğinde Tanrı’nın dolandığı bahçede büyüyen ağaçtan iyi ve kötü bilgisini içeren meyveyi almıştır’’. Hilmi Ziya Ülken, hilm sahibi ışık vermiş ve bıraktığı onca eseriyle vermeyi sürdüren Türkiye’nin bir değeri. O kendi düşün dünyasında iyi ya da kötüyü, güzel ya da çirkin olanı bilge bağımsızlığı içerisinde ‘’yaşa-sorgula-üret- ve eleştir’’ diye formüle edilebilecek bir yöntemle, olağana rağmen benimsemiş ve ilke edinmiştir. Çağdaşlarıyla karşılaş-tırıldığında, onu tanımlayabilecek söylem; ‘’Anlaşılamayan Bilge’’dir
5.67 ₺ -
Varolma Savaşı
7 Anarşizmle Savaş 12 Bitmek Tükenmek Bilmeyen Yeniden Kuruluş Çalkantı ve Sancıları 18 “Eylemler” Karşısında Gerçek Diriliş Aksiyonu 24 Dar Gelmeye Başlayan Çerçeve I: Tablo 27 Dar Gelmeye Başlayan Çerçeve II: Çözüm 30 Patlayışın Asıl Kaynağı I: İleri Sürülen Açıklamalar 37 Patlayışın Asıl Kaynağı II: Devlet ve Millet Olmaya Dönüş 42 Yönetim ve Bilgelik 48 Varolma Savaşı 52 Kutsal Borç 56 Soyutlama Patlamaları ve Ötesi 60 Bataklık Ruhu
60.00 ₺