-
Çam Dağı Ülkesi
Çam dağı ülkesi nedir diye sorulacak olursa tek kelimeyle cevap verelim: Bir destan! Aydınlığın destanı, Nur'un destanı... Elinizdeki kitap, gerçek bir destanı, yaşanmış ve belki yaşanmaya devam etmekte olan bir destanı anlatıyor. Peki ne zaman ve nerede mi yaşanmış, yaşanmaya devam ediyor? Onu siz anlayacak, siz hissedeceksiniz. Kim bilir belki sizin şu anki hayatınızda, babalarınızın hatırlarında, çocuğunuzun ideallerinde, eşinizin memleketinde, dedenizin köyünde, kardeşinizin gurbetliğinde, annenizin yüreğinde, arkadaşınızın beyninde, düşmanınızın vicdanında!... Bunların hepsinde de olabilir, bir kısmında da. Hiç olmazsa birinde mutlaka vardır, mutlaka... Şayet biraz dikkatli bakarsanız kolaylıkla görebilirsiniz! Merak etmeyin, küçük ama fark edilmek için biraz çaba gerektiren eşiği aşar aşmaz göreceksiniz! Zaten sizin bu eşiği rahatça atlayabilmeniz için yazarın, sembolik konu ve kişi örgüsü vasıtası ile gösterdiği olağanüstü çaba kitabın başından sonuna kadar size rehberlik edecek. Ayrıca kitabın her köşesine dikkatlice serpiştirilen yoğun hissi ifadeler ve eserin geneline hakim kılınmış coşkun üslup sizi bambaşka atmosferlere taşıyacak...
4.20 ₺ -
Kırık Kalpler Sokağı
Bu kitabın sayfalarında gezinirken, bir sevgi fedakarıyla tanıştığınızı derinden hissedeceksiniz. Çünkü bu kitabın yazarı, kelimelerden bir sera kurarak sevgiyi korumaya alıyor. Sevgili sevgi, oksijen çadırına düşmesin diye çırpınıyor. Kutupta portakal fidanı yetiştirir gibi, düşünce dünyasının hariminde sevgiyi besliyor. Sevgiyi sürekli gündeminin ilk maddesi yapıyor. O bir sevgi büyükelçisi... Sevgiden sorumlu bir gönül işçisi ya da... ona göre bütün yollar Roma`ya değil, sevgiye çıkıyor. Sevgi onun kalemine yakışıyor. Zira bu kelime, onun kalemine yüreğinden dökülüyor. Sevgisizlik buzullarını tek başına, hohlaya hohlaya eritmeye talip bir sevgi fedakarı o...
3.85 ₺ -
Yürek Fısıltıları
Büyük patlayışla başladı büyük değişim. Kainatın yaratılışıyla insana bir yol açılmış. Ebedi ufuklarda soluklanma yolu. Adımların minik, ruh ve kalplerin büyük attığı bu koşuda insanlar yarıştı, insanlık yarıştı. Kalp atışların stardını ve bitişini belirledi. Aslında "Bing Bang" ile başlayan kâinatın kalp atışı, insanın kalp atışlarından farklı değildir. "Yürek Fısıltıları", o kalp atışının yüreklere yansıttıkları...Kâinatın yüreği olan insanın yüreği, yürek kıpırtıları... Kâinatın, zerrelerin, insanın Yürek Fısıltıları...Yüreği olanlara sayısız yüreklerin dili... Yüreklere ince bir sesleniş"Yürek Fısıltıları"...
5.04 ₺ -
Bir Sağanak Hayat
Hayat bir sağanak yamur damlası kadar kısa, bir serap kadar aldatıcı... Minicik damlalar halinde yağıyoruz. Sonra emekliyor, yürüyor, dağları aşıyoruz. Sonra dökülüyor ve ebed denizine karışıyoruz. Kitap sizi yaşanmış olayların ışığında duygu dolu bir tefekkür ziyafeti sunuyor. Okudukça ölümün korkulacak bir şey değil, aksine sevilecek bir hadise olduğunu göreceksiniz. Ölümün tatlı ve sevimli yüzü ile karşılaşacak, onu özler hale geleceksiniz.
4.20 ₺ -
Zamanı Kurcalayan Yazılar
Bir Rüzgar Esse... Koşup zirvelere bayram eylesek, sevinsek. Savrulmayı, uçuşmayı bir tamam öğrensek. Sonra eve dönüp, "Ne güzel olmuşsun" diyenlere tebessüm etsek. Bir kaya düşse... Hem öyle bir düşse. Ufacık çıtırtılara, küçücük tıpırtılara alışmış kulaklarımız gümbürtü duysa. Yer, dayanıklılığını anlasa. Sonra bir başına kalakalmış kayada fesleğenler yetişse. Efil efil salınıp çiçek açsalar. Bir kuş ötse... Son yavrusu yuvadan mı düştü, bu ikindi yine mi aç kaldı, yoksa ilk defa çiğdem mi gördü diye düşünsek. Ama, bir şey düşünsek.
5.95 ₺ -
Ilıkpembe
Sözün işte buralarında, ılınıp akıyor içim pembe bakışlarına doğru... Pembeler ılık ılık oluyor, ılıklar ise pembe pembe... Ve yine, ve yeniden; "Seni, kimselerin sevemeyeceği gibi sevmelere" ben talip oluyorum... Biliyorum; seni sevmek "biz" i sevmektir... Ve biliyorum; "biz" in içinde ben de varım... Muammer Erkul
5.60 ₺ -
Ülkeyi Kurcalayan Yazılar
Balkonları okyanusa bakan kaşane... Kapısı bir dereciğe komşu kerpiç ev... Bendeniz ikincisine talibim. Çünkü okyanus; gümbürtülü dalgaları, ürpertici sessizliği ve gece siyahlığı ile insanı yorar. Dere öyle mi ya? Onun kıyıcığında dört mevsimli, kuş cıcıltılarını, hatta kendi iç meydanlarınızı, varoşlarınızı dinleme fırsatınız vardır. Diyen iyi demiş : "Küçük güzeldir" Bunca söze sebep mi neydi? Yapmayın... Herkes, büyük, hacimli, ürkütücü hayallerin veya ağır gerekçelerin yüklenicisi olamaz. Bu bir yapı meselesi. Dahası da var... Ancak gönülleri açık, "pişmiş, yanmış" kişiler; azdaki, küçükteki samimiyetin ve bereketli güzelliğin dilinden anlayabilir. Bizim mahalleye gelin en iyisi. Dere kenarındaki, böğürtlenle çevrili küçük evlerin oraya. Okyanusa bakan balkonlarda kimse huzurlu değil. İnanmazsanız, akşam haberlerine bakıverin.
5.95 ₺ -
Ne Demiş Yunus Emre
Kitap Hakkında Sevginin gücü çepeçevre saracak seni ve seninle birlikte Yunus'a dokunan herkesi. Onun ilahi aşkı, ilahi bir güçle gelip kurulacak kalbine, sevmeyi öğretecek sana karşılıksız... Yunus Emre hakkında sana ilginç gelecek pek çok şey var bu kitapta. Okudukça derin denizlere kulaç atacaksın, belki tadına doyamayacak, tekrar tekrar okuyacaksın... Ne demiş Yunus Emre, "Her gün yeniden doğarız. Bizden kim usansın..."
6.42 ₺ -
Gorki Üçlemesi 1 Çocukluğum
Daha evvel büyüklerin ağladığına hiç şahit olmamıştım. Büyükannemin durmadan tekrarladığı sözlere bir anlam veremiyordum. "Haydi yavrum, babanla vedalaş. Onu bir daha göremeyeceksin, zavallı adam. Ölmek için çok gençti, daha vakti gelmemişti..." Çocukluğum, Rus edebiyatının en güzel otobiyografik romanları arasında sayılan Gorki Üçlemesi'nin ilk kitabıdır. Yirminci yüzyılın başında Devrim'in eşiğine gelmiş Rusya'nın karmaşık hali, baba acısı ve aile içindeki ilişkiler bir çocuğun gözünden anlatılır bu eserde. Hayat bir çocuğun taşıyamayacağı kadar ağırdır. Ama nihayet olayların üzerine bir tül gibi örtülen naif çocuk bakışı ve büyükannenin varlığı onca acıyı katlanılır kılar.
8.79 ₺ -
Varlık ve Hece
Kitap kemiyetten çok keyfiyetin dünyasıdır. Hecelerin sessiz rakslarının dünyasının sonsuz şarkısıdır kitap… Sadece nazariyelerin sesi değil… Üstelik nazari yani teorik fikirler tabiatın sesli üçgenidir. Unutmayalım geometri daha çok, çok sesli bir işaret, bir ayet olan tabiatın mücerret ifadesidir. Tabiat kâh açık kâh kapalı bir kitap… Uçsuz bucaksız bir bilgi örgüsünün, manzumesinin sır manzumesidir. Sırrını sadece kendisini okuyana, dinleyene, dikkatlice nazar edene, soru sorana, düşünene açan, okuyunca sizi de düşünce dünyasına götürecek bir kitap.
56.00 ₺ -
Ne Demiş Tolstoy
Binlerce sayfalık kitapları ile tanınan Rus Edebiyatı’nın eskimeyen temsilcisi Tolstoy’un düşüncelerini, en önemli sözlerini, esprilerini, hayatının bilinmeyen yönlerini, suya atılınca portakal rengini alan tatlı vitaminler gibi rahat ve keyifli özümseyebilmek için küçük sırlar bu kitapta.
6.42 ₺ -
Ne Demiş Mevlana
Sizi coşkulandırıp göklerde bir sefere çıkaracak, diğer âlemler üzerine düşünürken kapılarınıza anahtar olacak bir kitap bu. Mevlana’dan ruhunuza dokunacak cümleler, eserlerinden çarpıcı bölümler, yaşam öyküsü ve hayatından ilginç kareler… Neresinden bakarsanız bakın farklı bir kitap… Neresinden bakarsanız bakın okunmaya değer... Ne demiş Mevlana, “Dün dünle beraber gitti cancağızım. Bugün yeni şeyler söylemek lazım…”
6.42 ₺ -
Ne Demiş Shakespeare
"Yüreğiniz ferah olsun, olabildiği kadar. En uzun gecelerin de bir sabahı var." ... Eserleri yüzyıllardır dilden dile, elden ele gezen usta bir kalem Shakespeare. Güçlü dili ve kurgusuyla o kadar net ortaya koyar ki hissedenleri, kişi kendini görür onun eserlerinde. Evrensel konuları işler. Aşk, evlilik, ölüm, suç, ihanet, sadakat, nefret, acı, erdem... Bu kitapta Shakespeare'in anlamlı sözleri, kitaplarından dokunaklı bölümler, hayatından ilginç olaylar, yaşam öyküsü, ruha dokunan düşünceleri ve sevimli karikatürleri var.
6.42 ₺ -
Ne Demiş Kafka
Kafka... Tam bir yalnız adam. Sıra dışı hayallerin, ilginç rüyaların yazarı. Hayatı yaşamıyor, seyrediyor. Müthiş bir gözlem gücü var. İnsanları iyi anlayan da o, onlardan hep uzak kalan da. Kalabalıkların içinde bile yapayalnız. Edebiyat tarihinin belki de en çok merak edilen yazarının ilginç yaşam öyküsü, ruha dokunan düşünceleri, öyküleri ve sevimli karikatürleri var bu kitapta... Onu okurken rüya görüyor gibi olacaksın. Sarsılacak ama içinden çıkamayacaksın... Ne demiş Kafka, "Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?"
6.42 ₺ -
Ne Demiş Balzac
“Öyle bir an geldi ki, sözler aciz kaldı, onların yerini gözlerin dili aldı.” ... Dünya edebiyatının dev isimleri arasında anılır Balzac'ın adı... Kaleminden dökülenler öylesine güçlüdür ki, yazdıkları pek çok insanı derinden etkiler. Kalemiyle düşünür o... Balzac'ın hayata, insana, mutluluğa, umuda, erkeklere, kadınlara ve en çok da aşka dair ruha dokunan düşünceleri var bu kitapta. Büyülü bir dünyanın kapısını aralamak isteyenler için...
6.42 ₺ -
Oradan Bakınca Öyle mi Görünüyor
Bu kitapta yer alan isimler rasgele seçilmedi. Konuşmalar rasgele yapılmadı. Şirin Payzın'ın CNN Türk'te yayınlanan programında sohbet ettiği ve bu kitabın konukları olan isimler, demokrasi için, insan hakları için, fikirlerin özgürce ifade edilebilmesi için, Türkiye'nin daha yaşanılası bir yer haline gelmesi için kendi alanlarında mücadele vermiş kişiler. Onlar bu ülkenin renklerini, farklı seslerini temsil eden, sanat, edebiyat dünyasını ve siyasî iklimini öyle ya da böyle belirleyen yazarlar, sinemacılar, sanatçılar... Bu kitap aslında "Adalet Ağaoğlu, Alev Alatlı, Elif Şafak, Zülfü Livaneli, Mahsun Kırmızıgül, Ediz Hun, Halil Ergün, Kenan İmirzalıoğlu, Meral Okay, Yıldız Kenter, Ara Güler ve Gülriz Sururi"nin kitabı... Onların demokrasi değirmenine su taşıyan görüşleri olmasaydı böyle bir kitap belki de hiç olmayacaktı. Sizi Türkiye'nin vicdanıyla baş başa bırakıyoruz... "olabildiğince" özgür bir kitap... itiraflar... dokundurmalar... derin konular... ince mevzular... sağ'dan sol'dan samimi konuşmalar... ve sanat... ve edebiyat... farklı fikirlerin dile getirildiği "olabildiğince" özgür bir kitap... seyirci kalmak istemeyenler için... Şirin Payzın, hafta içi her gün sabahları CNN Türk'te Cem Öğretir ile birlikte Yeni Gün programını sunuyor. Bu kitapta yine CNN'de konuk olarak ağırladığı isimlerle yaptığı sohbetler yer alıyor. İsimler: Alev Alatlı, Adalet Ağaoğlu, Zülfü Livaneli, Kenan İmirzalıoğlu, Ediz Hun, Halil Ergün, Yıldız Kenter, Meral Okay, Mahsun Kırmızıgül, Ara Güler, Gülriz Sururi, Elif Şafak... Sohbetlerin ana teması, gençlerin model olarak gördüğü bu isimlerin hayata, güncel olaylara ve yaşadıkları topluma bakışları... Mevzuların derinleştiği noktalar ve konukların oldukça iddialı-samimî söylemleri ve itirafları da var. Kitaptaki en temel soru ya da konu "özgürlük"... Sohbet yazıları olduğu için üslûp oldukça akıcı. Günün getirdiklerine seyirci kalmak istemeyenler ve edebiyat, sinema, televizyon, müzik dünyasından öncü isimlerin yaklaşımlarını merak edenler için, zorlanmadan okuyabilecekleri bir sesli düşünme kitabı. Bir fikir kitabı herhâlde ancak bu kadar keyifli ve rahat okunabilir olabilir. Kendimi kendi alkışladığımız anayasaya yürürken görünce, çok eksik hissettim. - Adalet Ağaoğlu Başka bir türlü baktığınız zaman, bu Mao'nun bir örnek elbiselerinden başka bir şey değil. - Alev Alatlı Yazarsan yani bir şekilde bu yola baş koymuşsan yalnız olduğunu baştan kabul edeceksin. - Elif Şafak İnanılmaz bir şey bu; niçin, ne yaptık da bu böyle oldu. - Zülfü Livaneli Tek hayalim; sınırların kaldırıldığı bir dünya. - Mahsun Kırmızıgül Eğer Amerika dünya üzerinde bir güç sağlıyorsa, bunun en büyük sebeplerinden biri sahip olduğu silahlar, ikincisi sinemadır. - Kenan İmirzalıoğlu O dönemler daha romantik dönemlerdi. - Ediz Hun Ama bana sadece gişedeki parayı konuşursanız ve kitlelere bunu anlatırsanız, nasıl buluşacağız seyirciyle? - Halil Ergün 'Burası Türkiye, ben burayı seviyorum' diyerek yola çıkan, üretimlerini yapmaya çalışan milyonlarca insan var. - Meral Okay Önemli mi Avrupalı olmak? Bence değil; ben buralıyım, bitti. Adam ol yeter. - Ara Güler O kız çocuğunu okutamadıktan sonra, götür tiyatroya neye yarar? - Gülriz Sururi Sanat gençlerin işidir, daima gençlerin işidir. - Yıldız Kenter
4.87 ₺ -
Kayıp Medeniyetler
Kayıp medeniyetler ve arkalarında bıraktıkları soru işaretleri Ormanların arasında gizli kalmış uygarlık; Mayalar Amerikanın en büyük yerli devleti; İnkalar Bataklıkta gelişen büyük medeniyet; Aztekler Meksikalı Toltekler Orta Amerikalı Olmekler zencilerin ataları mı? Atlantis ve sırları Kayıp kıta Mu nasıl yok old Piramitlerin incelenmesine neden izin verilmiyor? Nemrut Dağındaki tarihî anıt mezar Eski medeniyetler bizden daha mı ileriydiler? Geçmişten günümüze dersler Ahid sandığı nerede? Kayıp hazinelerin haritası İrem şehri bulundu
6.42 ₺ -
Seni Seven Biri Var
"Hayatın anlamı ne, nerden geldim, ölümden sonra ne olacak?" gibi sorular sormaya başladın mı, alacağın cevap, "Kafayı mı yedin kızım sen!" olur. Ya da "Erkek arkadaşınla kavga mı ettin yoksa!" falan derler. Aslında her insanın hayatı sorgulaması gerektiğini düşünmek istemezler pek... Umurumdaydı sanki!
6.42 ₺ -
Ben Adamı Tipinden Tanırım
Bu kitapta ne tipler var ne tipler... Öğrenci Tipleri... Öğretmen Tipleri... Âşık Tipleri... Anne-baba, karı-koca, komşu tipleri... Dinledikleri müzik türüne, mesleklerine, çağlara göre tipler... Türk tipi... Psikolojide tipler... Nesli tükenen insan tipleri... Tipitipler... Hadi, tipler içinden kendine bir tip beğen... Şöyle diyebilirsin, "Ben kimseye benzemem." Evet, elbette özgünüz her birimiz, kendimiz olabildiğimiz ölçüde... Ama Âdem'in oğulları Havva'nın kızlarıyız... Yani akrabayız bir yerde... Şimdi söyle, tipik Anadolu çocuğu musun yoksa çılgın çocuk İso musun? Evde süt dökmüş kedi, dışarıda aslan mısın? İçi başka, dışı başka nar mısın? Biri sana 'tam benim tipimsin' dese ne yaparsın. Tertipli misin, Antepli misin? Depresif misin, agresif misin? Bil bakalım sen kimsin...
6.93 ₺ -
Ne Demiş Dostoyevski
Kitabın ilk basımı "Dostoyevski'den Ruha Dokunan Düşünceler" adıyla yayımlanmıştır. Hayata bir büyük düşünürün gözüyle bakabilmeniz için... Dostoyevski'yi tek bir kitapta okuyabilmeniz için... Temel eserlerini özenle taradık ve bir düzen içinde sıraladık. Özlü bir kitap çıktı ortaya. Bir solukta okunabilir... Ama siz yine de dikkat edin okurken... Çünkü bu kitap ruhunuza dokunabilir. Dostoyevski çağları aşan bir heybetle kurulmuştur edebiyat dünyasına. Yepyeni, özgün bir yol çizer kendine. "Altın devrin kalemi" diye yazılır tarihe adı. Hayatın acı tatlı her yönünü görür ve gösterir. Tezatları, kararsızlıkları, hataları, pişmanlıkları ve daha bin türlü halleriyle insan vardır bütün eserlerinde. Sanat yönünün yanı sıra derin bir düşünürdür o. İnsanı ilgilendiren konularda kendine özgü fikirleri vardır. Bazen kendisi söyler bunları, bazen de kahramanlarına söyletir. Başkalarını yargılamaya hakkın yoktur. Çünkü bir insan, karşısında duran suçlu gibi kendisinin de bir suçlu olduğu, ortadaki suçta belki en büyük payın kendisinin olduğu bilincine varmadan başkalarını yargılayamaz. Bunu anladıktan sonra yargıç olabilir ancak. Ne denli garip olursa olsun, gerçektir bu. Çünkü ben doğru bir insan olsaydım, karşımda duran suçlu belki de hiç olmayacaktı. İnsanlığa hizmet yolunda büyük işler başarmayı düşlüyorum sık sık, gerçekten de insanların mutluluğu uğruna çarmıha gerilmeye bile giderim belki, ama öte yandan, bir insanla aynı odada iki gün yalnız kalmaya dayanamam. Günümüzde herkes kopmuştur toplumdan, kendi kabuğuna çekilmiştir. Herkes birbirinden uzaklaşıyor, saklayabildiğince şeyi de kendine saklıyor. Sonunda insanlardan kaçmaya başlıyor kişi. Kendi başına para biriktirirken şöyle düşünüyor: "Şimdi ne güçlüyüm! Hiçbir şeyden korkum yok artık!" Oysa ne denli zengin olursa, onu yok edecek güçsüzlüğün içine o denli gömüldüğünü bilmez çılgın. Çünkü tek kendine güvenmeye alışmıştır. Toplumdan kopmuş, ruhuna insanların yardımına inanmamayı, insanlardan bir şeyler beklememeyi öğretmiştir. Paralarının, onların ona verdiği hakların kaybolmasından korkar yalnızca. Çağımızda insanlar, gülünç bir inatla, kişiliğin gerçek güvenliğinin yalnız başına çalışmakta değil, tüm insanların beraberliğinde olduğunu anlamamakta diretiyorlar. Ama hiç kuşku yok ki, bir gün gelecek, bu ürkünç yalnızlık da sona erecek, insanlar birbirinden kopmalarının anlamsızlığını bir anda anlayacaklar. Bunca zaman karanlıkta nasıl oturduklarına, ışığı görmediklerine şaşacaklar. Durmadan dinlenmeden çalış. Gece yatağa girdiğinde aklına "gerekeni yapmadın" diye bir düşünce gelirse hemen kalk, yap. Çevrendeki insanların hepsi kötüyse, seni dinlemek istemiyorlarsa, ayaklarına kapan, af dile onlardan, çünkü seni dinlememelerinin asıl suçlusu gene sensin. Kötülükle konuşamıyorsan, sessizce, küçük düşürerek nefsini hizmet et onlara, umudunu hiçbir zaman yitirme. Herkes seni bıraksa, zor kullanarak kovsa bile, yalnız kalınca yere kapan, toprağı öp, göz yaşlarınla ıslat onu. Yapayalnız olduğun için seni hiç kimse görmeyecek olsa da toprak göz yaşlarının meyvesini verecektir. Dünyada bütün insanlar doğru yoldan çıksa, Tanrı yolunda yalnız sen kalsan bile sonuna dek inan, yalnız başına adaklarını yerine getir, Tanrıyı öv. Senin gibi bir kişi çıkarsa karşına -dünya budur işte- coşkunlukla kucakla onu, birlikte Tanrıyı övün. İki kişi olsanız da, onun gerçeği tamamlanmış olur. Kokuşmuş ve hastalık halini almış sistemi değiştirmek dahilerin işidir. Muhammed sistemi zorlayacak ve devirecek güce erişinceye kadar putlara dokundu mu? Sistemi ezip ayakları altına aldıktan sonradır ki putları devirdi. Neden? Putlar bir semboldü. Ben ne yaptım? Sembolden, yani kocakarıdan işe başladım. Bir engeli aşmak istedim. Ama aşamayıp gerisinde kaldım. Çok şeyi var şimdi insanın, ama mutluluğu azaldı.
6.93 ₺ -
Ne Demiş Goethe
Goethe'yi kim tanımaz. Onu bütün dünya tanıyor... Daha gencecik yaşında, yazdığı kitaplarla Avrupa'yı sallamış ünlü bir yazar o. İlginç hayat hikayesi, anlamlı sözleri, mektupları, şiirleri ve daha neler neleri... Bu kitapla, siz de büyük bir yazarı daha yakından tanıyabilir, ruha dokunan düşüncelerini keyifle okuyabilir, koskoca Goethe'yi cebinizde taşıyabilirsiniz. Ne demiş Goethe, "Yapabilirsiniz. Çünkü yapmalısınız!"
6.93 ₺ -
Mektuplar
Cahit Zarifoğlu’nun bu kitapta yer alan mektupları daha çok Mavera dergisinin çıktığı yıllara aittir. Ve hemen hepsi bu dergiyle münasebeti olan kişilere yazılmıştır.bunlardan bir bölümü onun beraber yola çıktıkları yazar şairdostlarına bir bölümü de dergiye ürün gönderen yazar-şair adaylarına yazılmıştır. İçlerinde çok azı da ailesine yazdıklarıdır. Zarifoğlu’nun mektuplarında onun sanat edebiyat anlayışını da çok özel bir dille anlatılmış görürüz. Sanat ve edebiyata nasıl bakıyor, nasıl bakmamız gerektiğini söylüyor? Bu mektuplardan bütün bu soruların cevabını bulabiliyoruz. Bu bakımdan bu metinler tıpkı açık mektupları gibi onun poetik anlayışını da yansıtırlar ki asıl önemleri de belki burada aranmalıdır. Yine onun yazdıklarında kişiliğine ve dünya görüşüne dair ipuçları da yer alır. Bütün bunları birlikte düşündüğümüzde bu mektuplar onun şahsiyet ve sanat tutumunun anlaşılması konusunda bize önemli imkanlar sunmaktadır.
210.00 ₺ -
Türkiyenin Zihin Tarihi
İslam büyük ve muhteşem bir medeniyetse eğer, Osmanlı da büyük ve muhteşem bir kültürdür. Bu mirasın, her nasılsa, bugün bize yaşayarak kalanı ile yetinsek bile; bu onun büyüklüğünü, sezgisel düzeyde de olsa, idrake yeterlidir. Osmanlı’nın kuşatıcı estetik ve entelektüel mirası üzerine yazılanlar, maalesef, çoğu defa bilineni tekrarlamaktan veya deskriptif olmaktan öteye gitmiyor. Halbuki, onun sistemli, kavramsal ve analitik bağlamda yeniden inşası gerekiyor. Şayet bu yapılmazsa Osmanlı kültürünün büyüklüğünü, sezgisel idrakimize değil, zihinsel idrakimize mâl etmemiz mümkün olamayacaktır. İşte bu noktada doğan ihtiyaca karşılık Türkiye’nin Zihin Tarihi, Osmanlı kimliği ve kültüründen yola çıkarak Türkiye’nin zihin tarihini; dönemin aydın ve entelektüelleri, edebiyatı, saray ve kent kültürü, Batılılaşma ve Oryantalizmle etkileşimi başlıkları çerçevesinde irdeliyor. “Türk Kültürü Üzerine Kuşatıcı Bir Söylev” alt başlığıyla sunulan çalışma, Osmanlı kültürü ve zihin tarihinin, günümüz Türkiye’sinin ve Türk toplumunun oluşumu üzerindeki etkisini Hilmi Yavuz’un engin birikimi ve eşsiz üslubuyla sunuyor. Resmî ideolojinin ve arşiv belgelerinden yapılan okumaların ötesinde bir medeniyetin ruhuna nüfuz ederek onu anlamaya çalışan Yavuz, bambaşka bir Türkiye haritası çiziyor.
49.00 ₺ -
Okuma Biçimleri
‘Zamanın ruhu’nun, edebî okumaları, ağırlıklı olarak romana ve düzyazı türlerine doğru yönlendirdiği bir dönemde Hilmi Yavuz; şiiri, teorik okumalarla yeniden gündeme taşıyor. Geçmiş ve günümüz şiirinin biçim ve imgelem açısından ele alındığı metinlerin yanı sıra diğer sanat ve sosyal bilim dallarına ilişkin anekdotlar da Yavuz’un engin birikiminden süzülerek sayfalara yansıyor. Şiir ve poetika, okuma biçimleri, dil felsefesi odaklı metinlerle birlikte sinema, heykel, müzik, fotoğraf ve resim, sanat temalı yazıların ana başlıklarını oluşturuyor. Yahya Kemal, Sezai Karakoç, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mevlânâ Celaleddin-i Rumî, Behçet Necatigil, Hölderlin gibi sayısız yazar, şair ve dünürün eserlerine dikkati çekerken; Yunus Emre, Mozart, Cinuçen Tanrıkorur, Kamil Fırat, Rahmi Aksungur gibi birçok sanatçının dünyasına açılan kapıları aralıyor. Kitaptan: “ ‘Okuma Biçimleri’nden bir edebî metnin okunma, yorumlanma ve anlamlandırılma biçimlerini kastettiğimi belirtmeliyim. Şüphesiz bir metin, birbirinden çok farklı bağlamlarda okunabilir; ama galiba, en doğrusu, öncelikle, bu bağlamların neler olduğunu ortaya koymak olmalıdır. (…) Edebiyat teorileri, bunu ya yazar merkezli olarak okuma, yani ‘yazarın niyeti’ni (intentio auctoris) açığa çıkaracak bir okuma; ya metin merkezli okuma, yani ‘metnin niyeti’ni (intentio operis) açığa çıkaracak bir okuma; yahut da okur merkezli okuma, yani ‘okurun niyeti’ni (intentio lectoris) açığa çıkaracak bir okuma biçiminde öbeklendirirler. Oysa eleştiri pratiği, edebiyat teorilerinin bu kesin sınırkoyucu öbeklendirmelerini aşan, teoriyle pratiğin örtüşmediği durumlarla karşı karşıya bırakır bizi.”
59.50 ₺ -
İslamın Zihin Tarihi
Modern(leşmiş) okur-yazarların katı reflekslerinin aksine Hilmi Yavuz, şiirsel-düşünsel serüveninin başından beri çokyönlü okumalarıyla, kendine özgü bir yol üzerinde yürüyerek, özellikle tasavvuf irfanından devşirdiği birikimi ve inşa ettiği duyarlılığı hem şiiri hem de düzyazıları açısından temel bir kaynak haline getirmiştir. İslam’ın Zihin Tarihi de şiirden felsefeye, tasavvuf irfanından siyasete geniş bir ilgi alanına ilişkin tecessüsünü dersleriyle, söyleşileriyle ve yazılı tanıklıklarıyla dile getiren Hilmi Yavuz’un İslam üzerine yazdığı makalelerden oluşuyor. İslam’ı; Türklük, felsefe, tasavvuf, siyaset, bilim, medeniyet, Oryantalizm ve aktüel olaylar çerçevesinde çok katmanlı bir analize tâbi tutan Yavuz; derinlikli okumaları ve birikimiyle, okura İslam’ın zihin tarihinin haritasını sunuyor. Bir Müslüman Aydının İslam Üzerine Düşünceleri alt başlığını taşıyan kitap; İslam’ın sosyal bilimlerle, gelenekle ve güncelle olan ilişkisini, Hilmi Yavuz’un billurlaşmış üslubu ve birikimi çerçevesinde bir araya getiriyor. Türk Müslümanlığının mezhepler tarihine uzanan kompleks yapısından, Gazali’nin İslam kelamı ve felsefe tarihindeki konumuna; akıl-doğa-vahiy üçgeninde gelişen din ve rasyonalite çözümlemelerinden, felsefeyle ilahiyatın çarpıştığı Çifte Hakikat doktrinine; tasavvuf ve mana âleminden, nefs terbiyesinin Yunan felsefesindeki karşılığına; siyaset/reform/demokrasi gibi kavramların İslam çerçevesinde yorumlanışından, “İslam terakkiye mâni midir?” sorununa; İslam medeniyetinin ışığında Türkiye’de ve dünyada gelişen oryantalist söylem eleştirisinden, türban/Ateizm/Kur’an’ın profanlaştırılması/kamusal alan gibi birçok güncel konu, İslam’ın Zihin Tarihi’nde bir araya geliyor. Hilmi Yavuz’un yazılarında temel bir kategori olarak yer alan evrensellik, onu hem modern düşüncenin kurucularının akrabası kılıyor; hem de İslam’ın doğasına özgü olanı, düşünme ve din ilişkileri bağlamında söz konusu edinilenleri yakalamasına imkân sağlıyor. Yavuz’un yalnızca konuları derinlemesine bir analize tâbi tutmak ve eleştirmekle kalmayıp, mevcut sorun ve konulara yeni çözümler ve yaklaşımlar geliştirmesi okur önünde yeni ufuklar açıyor.
17.50 ₺ -
Felsefe Yazıları
Felsefe Yazıları, diğer eserlerinden farklı olarak Hilmi Yavuz'un felsefeci kimliğini öne çıkarırken, birikim ve analizlerine vurgu yapıyor. Kuram-dil bağıntısı, felsefe eğitimi ve dili, soyut-somut ilişkisi, varlık ve zaman, yapısöküm gibi belli başlı felsefe başlıkları üzerine yazılmış makalelerden meydana gelen kitap, konuları Yavuz'un bakış açısıyla ele alıyor. “Descartes de Felsefenin İlkeleri’nde, kitabını Latinceden Fransızcaya çevirene yazdığı mektupta şöyle diyor: ‘Felsefe bir ağaç gibidir: Kökleri metafizik, gövdesi fizik, bu gövdeden çıkan dallar da öteki bilimler.’” Descartes gibi Hilmi Yavuz da felsefeyi salt söylevler bütünü olmaktan başka bir noktaya taşıyıp diğer bilim dalları, edebiyat ve sanatla ilişkilendiriyor. Wittgenstein’dan Derrida’ya, Marx’tan Sartre’a, Sassure’den Durkheim’a, Nietzsche’den Kierkegaard’a çeşitli isimleri ve kuramlarını karşılaştıran kitap, okura yeni ufuklar kazandırıyor.
56.00 ₺ -
Belleğin Kuytularından
“Belleğin Kuytularından ile gerçekten zor, ama o ölçüde de talihsiz bir işe giriştiğimin ta başından beri farkındayım. Bu portrelerin arasında dost olduklarım da, olmadıklarım da var çünkü... ‘Zor’ olan dostları yazmak, talihsiz olan da dost olmayanları. Ama şunu da belirtmeliyim: Dostlarımı yazarken de dost olmayanları yazarken de, kendimce ve olabildiği kadarıyla mesafeli ve soğukkanlı olmaya çalıştım. Yine de, ironi ve mizahtan, hem dostların hem de dost olmayanların hisselerine düşeni aldıklarını söylemeliyim. Bu konuda hiç de mesafeli davranmadım. Duvarcılıkta, taşı gediğine koymak esastır!”
175.00 ₺ -
Alafrangalığın Tarihi
Alafrangalığın Tarihi, alışılmış türden bir tarih kitabı değil. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e dönüşüm sürecinde ve elbette Cumhuriyet’ten sonra, alafrangalık, doğrudan doğruya modernleşmenin zihnî arka planını yeniden inşa etme bağlamında bir ‘kavram tarihi’ olarak ele alınmaktadır. Hilmi Yavuz’a göre ‘alafrangalık’ kavramının tarihi; modernleşme, Oryantalizm, rasyonalite (ve dolayısıyla, Aydınlanma) kavramlarının alımlanış biçimleri ile üst-belirlenmiş bir tarihtir. Osmanlı-Türk alafrangalığının, bu üç temel-koyucu kavramın karşılıklı ilişkilerinin belirlediği bir problematik olarak okunması gerekir. Bu doğrultuda alafrangalık, Oryantalizm olarak alımlamanıp temellük edilmiş Batı modernizminin, rasyonel ve Aydınlanmacı bir dönüşüm olduğunu zannetmekten ibaret yanlış bir bilinçlenmedir.
16.21 ₺