-
İnanmış Bir Adam Kırk Derste Mehmet Akif
Milletimizin ortak değeri. Hakikati ve Hakk'ın hatırını her türlü çıkarın üzerinde tutabilen bir fikir adamı. Vatanı ve milleti için kendi çıkarını ve rahatını hiç düşünmeden feda edebilen bir vatansever. İnandığı gibi yaşayan, duruşu ve bakışı net olan bir adam! İnandığı gibi yaşamanın bedelini hayatı boyunca ödemiş bir dava adamı. Millî ve manevi değerlerin, tarih ve millet bilincinin en güçlü biçimde dillendirildiği Safahat'ın şairi. Din, vatan, millet ve bağımsızlık yolunda verdiği mücadele, çektiği çileler ve uğradığı haksızlıklar, yaşadığımız sorunlara ilişkin tespitleri, tenkitleri ve teklifleri ile Akif aradan yaklaşık yüz yıl geçmesine rağmen hâlâ sesine kulak verilmesi gereken güçlü bir şahsiyet... Günümüzde Türkiye'nin ve İslam coğrafyasının içinde bulunduğu sorunlar, Akif'i tüm yönleriyle bir kez daha okuyup anlamamızı zorunlu kılıyor. Bu kitap, kırk derste Akif'i anlatıyor. Millî Mücadele'nin manevi öncüsü, İstiklâl şairi, fikir adamı, eğitimci, sporcu ve sanatçı kişiliğiyle örnek bir insan olan Akif'i tüm yönleriyle genç neslimize tanıtmayı amaçlıyor.
162.50 ₺ -
Celâleddin Harezmşah - Önderlerimiz 13
Tarihe adını altın harflerle yazdıranlar genellikle büyük başarılar elde eden, ülkesinin sınırlarını genişleten, düşmanı topraklarından kovmayı ve halkını korumayı başaranlar olsa da daha farklı yönleriyle unutulmayan isimler de vardır. Zira başarı sadece hedefe ulaşmak değildir. İnsanların amaçları uğruna gösterdikleri çaba da takdire şayandır. İşte Celâleddin Harezmşah gayretiyle, her türlü zorluğa ve kayba rağmen direnmesiyle, insanların adını duyduklarında korkudan titredikleri Moğollar karşısındaki duruşuyla unutulmayan ve asla unutulmayacak isimlerden biridir. O, Moğollar tarafından tarumar edilen ülkesini yeniden ihya etmek, Müslüman şehirlerini istilâlardan korumak için on bir yıllık saltanatı süresince hiç durmadan cepheden cepheye koşturan, Moğollara batı seferlerinde ilk yenilgileri yaşatan isimdir. Onun bu başarıları, cesaret ve kararlılıkla hareket edildiği takdirde Moğollar gibi güçlü ordulara sahip grupların bile mağlup edilebileceğini gösterdi. Celâleddin’in cesareti, en büyük düşmanı Moğol Sultanı Cengiz Han’ın bile ona hayranlık duymasına ve “Böyle bir oğula sahip olan babaya ne mutlu.” demesine sebep oldu. Ayrıca o, ölümünden sonra bile adı geçtiğinde Moğolların korkuya kapıldıkları bir isim haline geldi. Sonuç olarak Celâleddin Harezmşah, bilhassa kahramanlığıyla ve cesaretiyle, Müslümanlara zulmeden gruplarla mücadelesi nedeniyle asırlardır adının saygıyla anılmasını sağladı. Bugünün insanının onun hayatından öğreneceği pek çok şey bulunmaktadır. Elinizdeki bu kitap Celâleddin Harezmşah’ı okumanız, anlamanız ve tarihteki en önemli liderlerden biri olarak tecrübelerinden yararlanmanız amacıyla siz kıymetli okuyucular için hazırlandı. İstifade etmeniz temennisiyle.
78.00 ₺ -
Osman Gazi - Önderlerimiz 41
Osman Gazi tarihte kurulmuş en güçlü siyasi yapılardan birisinin, Osmanlı Devleti’nin temellerini atmış büyük bir siyasi ve askeri dehadır. O, politik zekâsı, askeri mahareti ve bütün bunları anlamlı kılan cesareti ile çok sayıda rakip oluşum tarafından çevrelenmiş küçük bir beyliği zaferden zafere taşımış, takip ettiği kurumsallaşma faaliyetleriyle bu askeri başarıları bir devletin ilk adımları kılmıştır. Osman Gazi’nin kurucusu olduğu bu devlet Türk tarihinin en etkili kurumsal yapılarından birisi olmuş, onun soyundan gelen pâdişahların öncülük ettiği politikalar dünya tarihinin gidişatını değiştirmiştir. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde Osmanlı’nın bir devlet olarak kazandığı başarıların arka planında gelenekselleşmiş ve inceden inceye işlenmiş bir dizi siyasi ve askeri stratejinin yattığı kolaylıkla farkedilecektir. Küçük bir beyliği cihana nizam veren bir devlete dönüştüren bu politikaların ilk nüvelerini Osman Gazi’nin hayat hikâyesinde bulmak mümkündür. Bir lider olarak onun en çok öne çıkan özelliği, çevresel şartları doğru bir şekilde okuyabilme kabiliyetidir. Bu yeteneği sayesinde yeri geldiğinde ihtiyatlı adımlar atabilmiş, yeri geldiğinde de son derece cesur politikalar benimsemekte tereddüt etmemiştir. Osman Gazi’nin bilinçli hamlelerinin, küçük bir beyliğe, bir dünya gücü olma ufku verdiği kuşkusuzdur. Elinizdeki kitap İslâm dünyasının yetiştirdiği bu büyük liderin hayat hikayesine odaklanmayı ve onun üzerinden bir devleti mümkün kılan ufku anlamaya bir kapı aralamayı vadetmektedir.
78.00 ₺ -
Nasır Li-dinillâh - Önderlerimiz 25
Nasır li-Dinillâh 575-622/1180-1225 yılları arasında yaklaşık 46 yıllık süreyle en uzun müddet hilafet makamında kalan Abbâsî halifesidir. Halifelerin siyasî güçlerini yitirip, sadece dinî bir lider olarak varlıklarını devam ettirdikleri bir dönemde halife olan Nâsır li-Dinillâh, Abbâsî hilafetine yeniden dünyevî otorite kazandırmak istemiş, bu amaçla askerî, siyasî, fikrî, içtimaî reformlar gerçekleştirmiştir. Aktif bir dış politika izleyen Nâsır li-Dinillâh yaklaşık iki asır sonra Abbâsî hilafetini bağımsızlığa kavuşmuştur. Sünnî dünyanın lideri olan Nâsır li-Dinillâh, Irak nüfusunun yarısına yakınını oluşturan Şiîleri devletin üst makamlarında görevlendirerek, Şiileri devlet yönetimiyle barıştırtmıştır. Nâsır li-Dinillâh toplumda mezhepsel farklılıklardan kaynaklanan gerilimi azaltmak maksadıyla, her kesimden insanın dâhil olabileceği, bir üst kimlik olmak üzere fütüvvet teşkilatını yeniden tanzim ettirmiştir. Başına buyruk hareket eden, çoğu zaman iktidarla çatışma halindeki fütüvvet birliklerini kontrol altına alan Nâsır li-Dinillâh, güçlü toplumsal alt yapıya sahip fütüvvet birliklerinin desteği ile hilafetin gücünü artırmıştır. Müslümanları fütüvvet ruhu etrafında birleştirmek isteyen Halife, İslâm dünyasına hâkim sultan ve hükümdarlara fütüvvet libası giydirerek kendisini önder ve lider olarak kabul ettirmiştir. Nâsır li-Dinillâh’ın yeniden tanzim ettirdiği fütüvvet, Anadolu’da Ahilik teşkilatı olarak yapılanmış, yüzyıllarca varlığını ve etkisini sürdürmüştür. 622/1225 yılında vefat eden Nâsır li-Dinillâh hilafeti boyunca İslâm dünyasını Abbâsî hilafeti etrafına birleştirmeye çalışmış bir liderdir. Nâsır li-Dinillâh’ın çabaları sonucu Abbâsî hilafeti yeniden bir güç haline gelse de siyasî ortam Abbâsî hilafetinin varlığına müsaade etmemiş, Halife Nâsır li-Dinillâh’ın vefatından kısa bir süre sonra 656/1258 yılında Abbâsî Devleti Moğollar tarafından yıkılmıştır.
78.00 ₺ -
Yıldırım Bayezid - Önderlerimiz 43
Anadolu’da bir beylik olarak ortaya çıkan Osmanlı Devleti, altı asrı aşan ömrüyle Türk İslam devletleri arasında en uzun ömürlü İslam Devleti olma özeliğine sahiptir. Üç kıtaya hükmeden bir imparatorluk haline gelmesinde ve bu kadar uzun ömürlü bir devlet olmasında “Kuruluş Dönemi” (1299-1453) olarak adlandırılan dönemin sultanlarından Yıldırım lakabıyla anılan I. Bayezid’in idarî, siyasî ve askerî faaliyetlerinin büyük etkisi olmuştur. Yaklaşık on dört yıl hükümdarlık yapan Yıldırım Bayezid’in (1389-1403) siyasî birliği sağlama konusunda gösterdiği çabalar sayesinde Anadolu’da beyliklere son verilerek merkezi otorite sağlanmıştır. Balkanlar’da gerçekleştirdiği gaza ve fetihlerle de devletin sınırlarını genişletmiş, adaleti, merhametiyle halkın gönlünde taht kurmuştur. Buna karşılık, iktidarlarını kaybettikleri için Türkleri Balkanlar’dan atmak isteyen Hristiyanların oluşturduğu Haçlı ordusu karşısında Niğbolu’da (1396) büyük bir zafer kazanarak, Türklerin Balkanlar’da kalıcı olduklarını zihinlere âdeta kazımıştır. Diğer taraftan İstanbul’u alarak Bizans Devleti’ne son vermek isteyen Yıldırım Bayezid, şehri dâima kontrol altında tutmuş ve fethetmek için dört defa kuşatmıştır. Dördüncü kuşatmada Bizanslıların teslim olmaktan başka çaresi kalmamışken Timur meselesinin ortaya çıkması bu fethi elli sene geciktirmiştir. Adaleti, cesareti, merhameti, cömertliği ve hayırseverliği ile tanınan Bayezid, başta Bursa Ulu Camii olmak üzere değişik şehirlerde birçok hayır eseri yaptırmıştır. Devlet adamlığı, komutanlığı ve diğer yönleriyle örnek bir şahsiyet olan Yıldırım Bayezid’in hayatının ortaya konulması, milletimiz, özellikle de gençlerimiz için önemli bir hizmettir.
78.00 ₺ -
İbn Sa'd - Önderlerimiz 28
Hocası Vâkıdî’ye (ö. 207/823) olan uzun süreli mülazemeti dolayısıyla “Kâtibü’l-Vâkıdî” diye bilinen İbn Sa‘d (ö. 230/845) siyer, hadis ve nesep ilimlerinde önemli bir birikime sahipti. O, İslâm ilim geleneğinde tabakât türünün en eski örneklerinden biri olan Kitâbü’t-Tabakâti’l-kebîr’in müellifidir. Kitabın ilk kısmı Hz. Peygamber’in (s.a.s.) siyerini ele almaktadır. Diğer bölümler sahâbeden başlayarak İbn Sa‘d’ın vefat tarihine kadar yaşamış olan ilim erbabının biyografilerini içermektedir. Müellif, nesep ilmine olan hâkimiyetini kitabına yansıtmış; özellikle verdiği uzun listeler bu hususu desteklemektedir. İbn Sa‘d, muhaddis olması sebebiyle kitabındaki rivayetleri isnadlı bir şekilde vermiştir. Bunun yanında sayısı çok olmamakla birlikte cerh-tadile dair görüşlerini de zikretmiştir. Dolayısıyla İbn Sa‘d’ın eseri sadece bir siyer-tabakât kitabı değil; hadis, nesep, tefsir ve fıkıh ilimlerine dair önemli bilgiler içeren kıymetli bir teliftir. İbn Sa‘d’ın eserinin bir diğer özelliği, ele aldığı dönemin sosyal ve toplumsal yapısına dair de önemli bilgiler içermesidir. Bu durum tabakât, ricâl veya tarih kitabı denilen ve râvilerin biyografilerine tahsis edilmiş eserlerin yazıldıkları dönemin yapısını anlamak için çok önemli kaynaklar olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle isnadın satır aralarına serpiştirilmiş olan bilgilerin tahlil edilerek bağlamına yerleştirilmesi İslâmî ilimler tarihini anlamak açısından önemli bir boşluğu dolduracaktır. Dolayısıyla başta çalışmamızın konusu olan İbn Sa‘d’ın Kitâbü’t-Tabakâti’l-kebîr adlı eseri olmak üzere diğer eserlerin bu açıdan ele alınması önem arz etmektedir.
78.00 ₺ -
Harun Reşid - Önderlerimiz 8
Harun Reşîd, İslâm tarihi boyunca iktidara gelen isimler arasında kapasitesi, donanımı, siyaset becerisi ile müstesna bir yere sahiptir. Abbasi Devleti’nin en parlak yıllarını, kendisinin iktidarında yaşamış olması, Halife’nin bu yönlerine çok şey borçludur. Yalnız iç ve dış siyasette değil, ilim ve sanatta da Harun dönemi zirveye ulaşmıştır. Abbasi hazinesinin gücü ve refahın tabana yayılması, Harun Reşîd’in başarılı bir devlet adamı olmasının diğer tezahürleridir. Harun dönemi, Abbasîlerin zirvesi olarak görülmüş ve “arus/düğün günleri” olarak nitelendirilmiştir. Bu da Halife’yi, sadece tarih değil, belki ondan daha yoğun olarak edebi literatürün önemli bir figürü haline getirmiştir. Harun Reşîd, pek çok zihin tarafından Bin Bir Gece Masallarının fantastik kahramanı olarak bilinmekte, özellikle kimi Batı kökenli çalışmalarda mitik bir şahsiyet olarak yansıtılmaktadır. Halife, bazı Müslüman çevreler tarafından ideolojik ve mezhebi etkenlerle karalanmakta böylelikle iki uç algı arasında hakikatten uzak bir portreyle gidip gelmektedir. Kendisinin meşhur bir isim, döneminin ise Abbasilerin en müreffeh zaman dilimi olması, hem şahsiyeti hem dönemi ile alakalı aslı olmayan, tahminlere dayalı, zenginlik ve şaşaa üzerine kurgulanmış haberlerin üretilmesine yol açmıştır. Bu kitap, Harun Reşîd’in biyografisini klasik İslâm tarihi kaynaklarını temel alarak ve bilimsel yol takip ederek ortaya koymaya ve kendisinin gerçek tarihî kimliğini gözler önüne sermeye çalışmaktadır.
78.00 ₺ -
Nureddin Zengi - Önderlerimiz 15
Bölünmüş, parçalanmış, İslâm’ın en kutsal üç beldesinden birisi olan Kudüs’ü Haçlılara kaptırmış Müslümanların yeniden şahlanışa geçtikleri isimdir Nureddin Zengî… Bir tarihçi onu dört Râşid Halife ve Ömer b. Abdülaziz’den sonra en çok kendisinden etkilendiği kişi olarak tarif ederken hiç de mübalağa etmemektedir. Ona övgüler düzen sadece tarihçiler ve şâirler değildir; halk arasında da kendisinin kırk evliyadan birisi olduğu söyleniyor ve dilden dile kerametleri ve menkıbeleri anlatılıyordu. Babasının mirasından devraldığı Halep’e kısa sürede Urfa Haçlı Kontluğu ve onun bakiyelerini eklemiş, babasına ve Selçuklu meliklerine nasip olmayan Suriye’yi birleştirmek gibi zor bir görevi de yerine getirmişti. Ele geçirdiği ve Halep zindanına attığı pek çok Haçlı soylusu yanında Franklara yeri gelince gösterdiği merhamet ile de adını ölümsüzleştiren Nureddin, hâkimiyet süresi içerisinde elli kadar kale ve şehri de Haçlılar’dan almayı başarmıştı. 1174 yılında Dımaşk’ta mütevazi bir odada hayata gözlerini yumduğunda geride birleştirilmiş bir Suriye, Suriye ile bütünleşmiş bir Mısır, Antakya Haçlı Prinkepsliği’nden ayrılmış bir Kilikya ve birbirlerinden ayrı hareket etmeye başlayan Haçlı devletçikleri bırakmıştı. Dahası Kudüs’ü yeniden fethedecek Selahaddin Eyyûbî gibi bir lider bırakmıştı. O sadece muzaffer bir hükümdar değil, aynı zamanda ıslahatçı bir sultan, ilmin ve adaletin hâkim olması için durmadan çalışan bir kişi idi. Sadece Suriye ve Mısır’a değil, Anadolu ve Azerbaycan’a da kısmen hükmedebilen bu müstesnâ şahsiyet, Doğu’nun güneşi, İslâm’ın en aziz kahramanı idi.
78.00 ₺ -
Baybars - Önderlerimiz 39
XIII. yüzyıl ortalarında Eyyûbîler, Yedinci Haçlı Seferi ve yaklaşan Moğol istilası nedeniyle derin yaralar alarak yıkılmaya yüz tutuyor, onların boş bıraktığı bu alanı da Memlükler ve onların büyük lideri Baybars dolduruyordu. Nureddin Zengî Bakîa’da, Selahaddin Remle’de Haçlılara mağlup olup canlarını zor kurtarırken, namağlup Baybars, hem Moğollar hem de Haçlılara karşı büyük zaferler kazanıyordu. Selahaddin’in dahi Hıttîn sonrası ele geçiremediği kaleleri fetheden Baybars, Fırat Nehri’ni geçen Moğollar’ı sadece Mısır’dan çıkarak kaçırabiliyordu. Tarihte kendi topraklarından uzaklarda mücadele eden pek çok sultan ve kral büyük mağlubiyetler yaşarken, Baybars, Kilikya Ermenilerine ait sarp geçitler ve tuzaklarla dolu bir coğrafyadan başarı ile ordusunu geçirip, Elbistan Ovası’nda büyük bir zafer kazanabiliyordu. Mısır’daki sarayında Altın Orda hanlarının elçilerinden Bizans delegelerine, Sicilya’da hüküm süren Manfred ve ardılı Charles de Anjou’dan Gürcü heyetlerine kadar pek çok elçilik heyetini ağırlayan Baybars, bu konuda da ne kadar maharetli olduğunu ortaya koyuyordu. Bu başarılı dış politika sayesinde Sekizinci Haçlı Seferi’nin yönünü Tunus’a çevirebiliyor, Nûbe topraklarında, Berkâ çöllerinde dahi saygı ile kendisine tabi olunuyordu. Sivas esir pazarında satılıp Mısır’a getirilen bu müstesna şahsiyet, tarihin akışını değiştirip İslâm âleminin geniş bir nefes almasına, kazandığı zaferlerle tüm Müslümanların bayram yapmasına vesile oluyordu. Baybars, 1268’de son verdiği Antakya Haçlı Prinkepsliği ile Urfa’yı 1144’te ele geçiren İmâdüddin Zengî’ye, Suriye ile Mısır’ı birleştirirken Nureddin’e ve kazandığı zaferler yanında, bazı düşmanlarına karşı dahi gösterdiği alicenaplıkla da Selahaddin’e benziyordu. Köle kökenli olmasına rağmen O, İslâm’ın en muzaffer kılıçlarından birisi ve en yetenekli liderlerinden idi.
78.00 ₺ -
Somuncu Baba Tarih, Tabakat, Arşiv Belgeleri Ve Yazamlar Ekseninde
Daha çok “Somuncu Baba” adıyla bilinen Şeyh Hâmid-i Velî, 9/15. asrın tanınmış sûfîlerinden olması yanında Anadolu tasavvuf geleneği açısından oldukça önemli bir isimdir. Ebheriyye, Nakşbendiyye, Safeviyye ve Halvetiyye tarikatlarıyla silsile yönünden irtibatı bulunmaktadır. Kendisine bir tarikat atfedilmeyen Somuncu Baba, Bayrâmiyye gibi Anadolu’nun ilk Türk tarikatı sayılan tarikatın kurucusu Hacı Bayrâm-ı Velî’yi yetiştirmiştir. Ayrıca o, esas itibariyle müstakil bir tarikat hüviyetinde olmayıp tarikatlarda bir neşve olarak bulunan melâmet düşüncesinin müstakil bir tarikata dönüşmesini sağlayan silsilenin öncüsü kabul edilebilir. Müellif sûfîlerden sayılabilecek Somuncu Baba’nın kendisine atfedilen Silâhü’l-Mürîdîn, Zikir Risâlesi ve Şerhi Hadîs-i Erbaîn isimli üç eser bulunmaktadır.
162.50 ₺ -
Melikşah - Önderlerimiz 11
Büyük Selçuklu Devleti, Selçuk Bey’in torunları Çağrı ve Tuğrul Beylerin, Gaznelilere karşı kazandıkları Dandanakan Savaşı sonrası Horasan’da resmen kuruldu (1040). Melikşah da tarihte son derece mühim bir yere sahip olan bu devletin üçüncü sultanı olarak tahta çıktı. Malazgirt zaferinin mimarı Sultan Alp Arslan’ın oğlu olan Melikşah, babasının vefatı sonrası iktidarı devraldı ve saltanatı boyunca da elde ettiği başarılarla Büyük Selçuklu Devleti’ni en geniş sınırlarına ulaştırdı. Sultan Melikşah askeri ve siyasi alanlarda elde ettiği başarılar kadar iktisat, imar, kültür ve ilim alanlarında gerçekleştirilen faaliyetlere verdiği destekle de dikkat çekti. Büyük Selçuklu Devleti Sultanı’nın iktidarı boyunca en büyük destekçisi ise babası Sultan Alp Arslan zamanında da vezirlik görevinde bulunmuş olan Nizâmülmülk oldu. Halkının refah düzeyini yükselten, Müslüman ya da Gayr-ı Müslim ayrımı yapmadan idaresindeki herkese eşit davranmaya özen gösteren Melikşah, Büyük Selçuklu Devleti’ne âdeta altın çağını yaşattı. Vefat ettiğinde geride Kafkaslar’dan Yemen’e, Çin sınırından Boğzaiçi’ne kadar uzanan bir devlet bıraktı.
78.00 ₺ -
Arkadaşları ve Talebelerinin Gözünden Ali Osman Koçkuzu
Elinizdeki bu eser her ne kadar merhum Prof.Dr. Ali Osman Koçkuzu’ya dair hatıraları toplayan bir kitap olsa da, aynı zamanda 1940’lardan,1950’lerden itibaren Türkiye’de din eğitiminin serencamına, Konya özelinde sosyal ve dini hayata da ışık tutmaktadır. Yaşanan zorluklar, bir diriliş neslinin azmini yok etmemiş, aksine onlar idealleri için, gece gündüz ilim yolunda gayret göstermişlerdir.. Bu kitaptaki satırlar özellikle genç nesillerde nereden nereye geldiğimize dair bir farkındalık oluşturursa, içinde bulunduğumuz nimeti takdir sadedinde amaca hizmet etmiş olacaktır. Selçuklu payitahtı olması hasebiyle Konya’nın eğitim ve kültür hayatımızda müstesna bir yeri vardır. Konya’da yetişen alimler, ilim adamları, fikir ve gönül insanları bu topraklardaki kültürel mirastan beslenmişler, eğitim ve kültür hayatımızda derin izler bırakmışlardır. Rahmetli babamı, onu yetiştiren hocalarını, özelikle asistanlığını yaptığı M.Tayyip Okiç Hocayı, bizleri ve bütün göçenlerimizi Rabbim cennetiyle taltif etsin, Efendimize komşu eylesin. Onların yollarından giden nice nesiller bu dine hizmet etsin, Amin.
130.00 ₺ -
Her Devir Tek Şair Mehmet Akif Ersoy
Coğrafyamızın en kırılgan döneminde, verdiği varlık mücadelesiyle nefes nefese kalmış devletimizin, heybetten acze nasıl bir süreç izlediğini, elle tutulacak kadar somut verilerle müşahede etmiş; müşahedenin acısını kişisel hayatında baba, eş, kardeş, oğul; sosyal hayatında hoca, yazar, şair, yayıncı, vaiz, mebus olarak yaşamış, devirlerin kapanıp dönemlerin açıldığı zor zamanlarda hep kendisi kalabilmiş, güçlü bir simadır, Akif.. O'nu güçlü yapan, yalnızca kelimelere hakimiyeti, mısralara kudreti değildi. Öyle olsa Akif, sadece şair olurdu. İnandığını yaşaması, yaşadığını zaman zaman deliliğe varan bir gözükaralıkla savunması, ahlakına ve inancına aykırı olanı canı, huzuru, geçimi, ailesi pahasına reddetmesi, O'nu şairliğiyle birlikte ötelere taşıyarak, bir dava adamı yapmıştı. Gidenin taşlandığı, gelenle yeniden başlandığı siyasi atmosferde imanla yıkanmış bu tertemiz sima, ideallerini ve mefkuresini feda etmediği için "tek şair" kalabilmişti. Her devrin şairi değildi, her devirde, tek şairdi. Bu kitapta, işte bu yalnız şairi, tek şairi bulacaksınız...
162.50 ₺ -
Hatıralar
“Ben geçitlerden de geçtim, çıkmazları da yaşadım. İsterim ki, bunca mücadelenin, düşüşün ve yanlışın, umudun ve kardeşçe buluşmaların bana kazandırdıkları benimle gömülüp gitmesin.” Fikir ve eylem adamı olarak 20. yüzyıla adını yazdıran Garaudy, elinizdeki kitabı bu cümlelerle özetliyor. Stalin’den Nasır’a, De Gaulle’den Fidel Castro’ya, Bachelard’dan Jean-Paul Sartre’a, Pablo Neruda’dan Picasso’ya nice ünlü devlet, düşünce ve sanat adamlarıyla görüşüp tartıştığı meseleleri okuyucularıyla paylaşıyor. Yazar, yaşadıklarından hareketle kendisinin kim olduğunu ve ne için yaşadığını sorgularken; tespitleri, tahlilleri ve teklifleri ile geleceğin dünyasına da ışık tutuyor. Güleryüzlü bir geleceğe özlem duyanların heyecanla okuyacakları çok önemli hatıralar ve gerçek anlamda bir temel eser…
385.00 ₺ -
20. Yüzyılın Biyografisi
Çağımızın en güçlü düşünürlerinden Roger Garaudy, “insan için insanca bir düzen” idealine kendini adamış gerçek bir dava adamıydı. Fikir adamlığının yanı sıra aynı zamanda gözü kara bir eylemciydi. Felsefeden sanata uzanan engin birikim ve yeteneğini bu uğurda seferber etti. İnandığı dava uğruna canını seve seve vermeye hazır bir idealist olarak yaşadı. Roger Garaudy bu eserinde, 20. yüzyılın felsefe ve fikir hayatının geniş ve eleştirel bir panoramasını çiziyor. Bütün felsefe akımlarını, felsefecilerini ve aydınlarını enine boyuna sorguluyor. 20. yüzyıldaki felsefe akımları, insanlığa ne kazandırdı, ne kaybettirdi? İslâm’ın günümüz kelâmcı, hukukçu, bilgin ve düşünürlerinin bu felsefe akımlarına cevabı ne olmalı? Bütün dünya insanlığını toplu bir intihara sürükleyen şu gidişe nasıl dur denmeli? Garaudy’nin felsefî vasiyeti niteliğindeki bu kitap, insanlığın kurtuluşu için yerkürenin bütün güçlü beyinlerini, özellikle de Müslümanları fikir üretmeye davet ediyor.
350.00 ₺ -
-
Yavuz Sultan Selim Han Davasına Adanmış Bir Ruh
Yavuz Sultan Selim’i hiç böyle okumadınız! Fatih’in kalem ve kılıç örsünde dövdüğü, Bayezid’in sabır ateşinde şekillendirdiği bu “altın zincir”in halkaları nihayet Yavuz’un usta ellerinde titizlikle işlenmiştir. Mustafa Armağan, Osmanlı’yı yeniden kuran sıra dışı sultan, zamanın İskender’i, şarkın fatihi Yavuz Sultan Selim’in hayatını, bilinmeyen yönleriyle Yavuz Sultan Selim Han kitabında anlatıyor. - 40 bin Alevi’yi kesti mi? - Portekizlilerin Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mezarını kaçırma girişimine nasıl dur dedi? - Hilafeti devralmadı mı? - Neden Batı’ya değil de Doğu’ya seferler düzenledi? - Küpe takar mıydı? - İnsan olarak nasıl bir padişahtı? Hobileri ve ilgi alanları nelerdi? - Suriye-Mısır seferlerine dair bilinmeyenler... - Ders kitaplarında neden yanlış anlatılıyor? - Okur ve “kitap kurdu” olarak Yavuz’u ne kadar tanıyoruz? - Kürtler aleyhine söylediği iddia edilen sözlerin gerçeği... - Can dostu Hasan Can’ın kaleminden Yavuz Sultan Selim! Merak edilen bütün bu soruların cevabı Mustafa Armağan’ın sevilen diliyle bu kitapta.
135.10 ₺ -
Manastırlı İsmail Hakkı
Osmanlı'nın son döneminde askerî ve mülkiye liselerinde okutulmak üzere kaleme alınmış olan bu kitapta Manastırlı İsmâil Hakkı merhûm, ilâhiyyât, nübüvvet ve sem’iyyât konularını Ehl-i Sünnet ve’l-cemâat akîdesine bağlı kalarak îzâh ediyor. Eserin son kısmında Ehl-i Sünnet akdesine ittibânın lüzûmu ve Hâriciler, Şîa ve Mûtezîle gibi fırkaların görüş ve târihlerine dâir kısa mâlûmât da zikrediliyor. Birkaç defa basılmış olan eser Osmanlıca aslıyla birlikte sâdeleştirilmeksizin latinize olarak neşredildi.
46.80 ₺ -
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır ve Tenkitçi Yönü
Elmalılı’nın tenkitçi ve tahkikçi yönünün açığa çıkarılmasına mâtuf bu çalışmamızda öncelikle Elmalılı’nın hayatını ele alınarak yaşadığı döneme ışık tutmaya çalışılmış, ardından hayatı ve eserleri hakkında gerekli bilgiler sunulmuştur. Esasen çalışmamızın ana konusunu oluşturan İbn Sînâ ve Muhammed Abduh tenkitleri ise detaylı olarak incelenmiştir. Daha sonra ise Elmalılı’nın tefsirinde eleştirdiği ilim adamlarına örneklik teşkil etmesi bakımından Ebû Alî el-Cübbâî, Kadı Abdulcebbâr, İbn Atıyye, İbnü’l-Arabî, Ebû Hayyân, Kazimirski, İsmail Fenni Ertuğrul gibi bazı isimlere yaptığı tenkitlere kısaca değinilmiştir.
50.70 ₺ -
Bilgelerin Tarihi Nüzhetül Ervah
Şemsüddîn Muhammed b. Mahmûd eş-Şehrezûrî (ö. 687/1288’den sonra) İşrâkî felsefe ekolünün önde gelen filozof ve şarihi, aynı zamanda felsefe tarihçisidir. Nüzhetü’l-Ervah ve Ravzatü’l-Efrah antik filozoflarla İslâm filozoflarının hayatından söz eden geniş fragmanlardan oluşur. Baş tarafında İslâm öncesindeki Yunan düşünürleriyle belli başlı kadim filozofların anlatıldığı ve İslâm filozoflarından Sühreverdî’ye kadar gelen filozofların ve felsefe akımlarının tanıtıldığı eserin giriş kısmında müellif, felsefe faaliyetinin nasıl başladığından söz ederken ilk filozof olarak Hz. Âdem’i göstermektedir. Ardından Şît peygamber, “rabbânî hakîm” diye nitelendirdiği Empedokles, Hermes, Pisagor, Sokrat, Eflâtun, Aristo, Hipokrat başta olmak üzere İskender Afrodisî ile İbnü’t-Tayyib es-Serahsî, İbn Miskeveyh, İbn Sînâ, Şehâbeddin es-Sühreverdî el-Maktûl ve Fahreddin er-Râzî gibi İslâm düşünürlerinden itibaren kendi dönemine kadar ulaşanları ele alır. Geç dönem İslâm felsefesi ve Osmanlı düşüncesinin temel kaynakları arasında yer alan, felsefe ve ilâhiyat ansiklopedisi niteliğindeki bu hacimli eser beş bölümden oluşmaktadır. Eser şimdiye kadar birkaç defa basılmış, Farsça ve İngilizceye tam tercümeleri yapılmıştır. Osmanlı döneminde eserin belli bölümleri Türkçe’ye çevrilmiş olmakla beraber bu çalışmayla eserin tamamı ilk kez Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Yrd. Doç. Dr. Eşref Altaş tarafından tercümesi yapılan metin Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Hamidiye, 1447 numara ile Fatih 4515 numarada kayıtlı yazmalar esas alınarak hazırlanmıştır.
36.40 ₺ -
Eserleri ve Hizmetleriyle 2 Abdülhamid
Sultan 2. Abdülhamid Han, içinde bulunduğu fitne ortamına ve etrafın ateşle çevrili olmasına rağmen itidalini kaybetmeden hizmet etmiş ve tarihe damgasını vurmuş ender şahsiyetlerdendir. Rabbine her an hesap vermenin sorumluluğu içinde, kurtlara karşı mücadelesini sürdürürken şahsını ve makamının onurunu korumuştur. Merhamet, ahlak, hak ve adaleti idarecilere örnek olan ileri görüşlü padişahın, gün geçtikçe değeri daha iyi anlaşılmaktadır... Asrımızın tehlikelerinden emin olmak için misyonunu kavramış bir hayattan alacağımız ibret ve dersler çok fazladır. Bu eserde, 2. Abdülhamid'in, dünyanın dört bucağında yaptığı engin hizmet ve yatırımları izleyecek, kısacık bir ömre bu derece aksiyonu nasıl sığdırdığına hayran olacaksınız. Mevla rahmet eyleye...
104.00 ₺ -
Tepedelenli Ali Paşa ve Emlakı
Bu Kitapta XIX. Yüzyılda Yanya Valisi olarak ün kazanan tepedelenli Ali Paşanın hayatı, aiklesi ve siyasi ekonomik, sosyal faaliyeti üzerinde durulmuştur. Yanya'daki çiftlikleri ve bu bağlamda sosyo-ekonomik ilişkileri ile çiftliklerin büyüme nedenleri incelenmiştir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi ve Arnavutluk Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü Arşivi'ndeki dokümanlara dayanılarak yapılan bu araştırma, Tepedelenli Ali paşa hakkında farklı ve özgün bir bakış açısı getirmektedir.
10.50 ₺ -
Bilim Tarihine Adanan Ömür Kırk Derste Fuat Sezgin
O, tarihimizdeki gizli hazineleri, gün yüzüne çıkardı. Bıraktığı eserlerle tarihimizle gurur duyacağımız çalışmalara imza attı. Günde 17-18 saat çalıştı. 27 dil öğrendi. Müslüman bilim adamlarının bilim tarihine katkılarını ortaya koymak için 60 ülkenin kütüphanesinde araştırmalar yaptı. 400 bin cilt yazma eser inceledi. 1400 cilt eserin basımını gerçekleştirdi ve ismini tarihe altın harflerle yazdırdı. Bilim tarihinde çığır açtığı için 2019 yılına Fuat Sezgin Yılı denildi. Bu kitapta, Fuat Sezgin'in bitmeyen okuma aşkını, sönmeyen azmini ve sıfırdan zirveye yükselten başarı sırlarını keşfedeceksiniz. Hayallerine doğru emin adımlarla yürümek isteyen herkesin, özellikle de öğrencilerimizin kesinlikle okuması gerekir.
156.00 ₺ -
Kudretli Sultan 2. Abdülhamid Han
Sultan 2 Abdülhamid Han! Herkes onu, kendi siyasi tercihine göre yorumlamış, Ulu Hakanla, Kızıl Sultan arasına sıkıştırılıp, kavga odağına dönüştürülmüştür. Resmî Tarihin (ki ders kitaplarında somutlaşır) yıllar boyu Kızıl Sultan dediği Abdülhamid Han, alternatif tarihte Ulu Hakana dönüşmüştür; Resmî Tarih'in vatan haini ilan ettiği Sultan Vahdettin ise, büyük vatansever olarak selamlanmıştır. Tarihe günlük siyaset karıştırmanın, tarihi, güncel ya da ideolojik çatışmaların kaynağına dönüştürmenin sayılamayacak kadar büyük mahzurları var. Dine ve tarihe, siyasi ve ideolojik kalıpların dışına çıkarak bakmak gerekiyor. Öyle yapmaya çalıştım. Tek taraflı bir değerlendirme olmaması için de, geçmişten ve günümüzden konuya ilişkin makaleleri kitabıma koydum.
227.50 ₺ -
Caferi Sadık
Biz âciz kullarını lûtf u keremiyle yoktan var eden, varlıklar içinde insan, insanlar içinde de ümmet-i Muhammed'den kılan; İslâm, îman ve Kur'ân nîmetleriyle şereflendiren Allah Teâlâ'ya sonsuz hamd ü senâlar olsun! Bu dünyada istikâmet rehberimiz, kıyâmette ise şefâat melceimiz, Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafâ'ya, O'nun mübârek ehl-i beytine ve ashâbına sonsuz salât ü selâmlar olsun!.. Muhterem kardeşlerimiz! Bu fânî âlemde hepimiz çeşitli sûretlerde ilâhî imtihanlardan geçiyoruz. Hak katında hangi mevkîde bulunduğumuz; bugün karşılaştığımız hâdiselerde sergilediğimiz hâl ve davranışlara göre belirleniyor. Yani asıl hayat olan âhiretin, bizlere ebedî bir saâdet mi, yoksa -Allah korusun- sonsuz bir felâket mi olacağı, bu dünyadaki durumumuza göre şekilleniyor. Rahmeti gazabını geçmiş olan yüce Rabbimiz ise biz kullarını Cennet'ine dâvet ediyor. Bu dâvete liyâkat kazanabilmemiz için de, kitaplarıyla, peygamberleriyle ve peygamber vârisi âlim ve ârif kullarıyla bizlere yol gösteriyor, müstesnâ yardımlarda bulunuyor. Hak dostları, nebevî irşâdın ve davranış mükemmelliğinin âdeta zamanlara yayılmış temsilcileridir. Onların hikmet dolu îkaz ve nasihatleri, Rasûlullah r'in sohbetlerinden akseden bir feyz tecellîsidir. Onların sohbetlerindeki mânevî istifâdenin merkezi, yine Peygamber Efendimiz r'dir. Tarih boyunca toplumlar, hep gönül ehli Allah dostlarıyla huzur bulmuştur. Zira onların dergâhları; yorgun, mahzun, kimsesiz ve yaralı gönüller için âdeta birer rehabilite merkezi vazifesi görmüştür. Vesvese ve şüpheler, o mahfillerden esen rahmet nefesleriyle yerini yakîn ve itmi'nâna bırakmıştır. Nefsânî ihtiraslar, onların feyizli irşâdı bereketiyle yerini mânevî şevk ve gayretlere bırakmıştır. Kalplerdeki kin ve husûmet dikenleri ayıklanmış, muhabbet ve kardeşlik bağları yeşermiştir. Dağılmaya yüz tutan nice yuvalar ve dostluklar ihyâ edilmiş; gönüller arasında merhamet ve fedakârlıkla perçinlenen muhabbet köprüleri inşâ edilmiştir. Velhâsıl toplumlar, gönül ehli âlim ve ârif zâtların irşâdından müstefîd olduğu müddetçe huzur içinde yaşamıştır. Bugün de toplumumuz Hak dostlarının rehberliğine muhtaç. Rasûlullah r Efendimiz'in ilim, irfan ve gönülleri tezkiye vazifesine vâris olan, takvâ ehli âlimlerin irşâdına muhtaç. Gaflet ve cehâlet sebebiyle sâfiyetini yitiren akîdeler, o mâneviyat yıldızlarının istikâmet ölçülerine muhtaç. Açlar ve yoksullar nasıl imâretlere muhtaç ise, rûhî açlık ve mânevî mahrûmiyet içindeki insanlar da Hak dostlarının gönül dergâhlarına hasret. Hastalar nasıl doktorlara muhtaç ise, rûhî ihtilâçlar içerisinde kıvranan insanlık da gönül tabiplerine hasret... Biz de bu mânevî hasreti bir nebze olsun dindirebilmek maksadıyla uzunca bir süredir Altınoluk Dergimizde ?Hak Dostlarından Hikmetler üst başlığıyla yazılar kaleme almaktayız. Bu yazılarımızda, fânî hayat yolculuğumuzu selâmetle tamamlayabilmek için düstur edinmemiz gereken bâzı Hak dostlarının îkaz ve nasihatleriyle gönüllerimizi yoğurmaya gayret etmekteyiz. Tâ ki gönül dünyamız, ?onların âlemindeki güzellikleri yansıtan berrak bir ayna hâline gelsin. Hâl ve davranışlarımız, Allah dostlarının fazîletlerinden hisselerle feyizlensin.
85.00 ₺ -
Celâlikıran Kuyucu Murad Paşa
Osmanlı Devleti 16. yüzyılın sonlarında, kudretinin zirvesindeyken bütünlüğünü bozmaya yönelik; dahası, büyük çapta göçlere ve iktisadi durgunluğa sebep olan bir tehditle karşılaşmıştı. Farklı vasıflarda ve ancak birbirlerinin doğurduğu şartlarda zuhur eden tehditler “Celâli İsyanları” olarak adlandırılmış; Osmanlı devlet ve toplumunda oldukça endişe yaratan bu tehlike, Sultan I. Ahmed’in ihtiyar veziriazamı Murad Paşa tarafından bastırılmıştı. Dört yıl veziriazamlık yapan Murad Paşa, isyanları bastırmada gösterdiği muvaffakiyet sebebiyle Osmanlı devlet adamları arasında mutena bir yer edinmiş; Osmanlı toplum ve siyaset nezdinde kendisinden her zaman sitayişle bahsedilmiştir. Suçlulara uygulanan cezalarda dini delillerin kullanılması onun dindar ve sert kişiliğine oldukça münasip düşmüş, isyancılara karşı tutumu günümüze kadar tartışılagelmiştir. Bu kitap, devşirmelikten devletin zirvesine çıkan Murad Paşa’nın hayatı, ailesi, şahsiyeti, Celâlilerle mücadelesi ve ıslahat gayretlerini ele alırken, bir devlet adamının nasıl insanüstü vasıflara sahip bir şahsiyete dönüştüğünü de gözler önüne seriyor.
252.70 ₺