-
Bandırmalı Tatlıcı Ali Öztaylan Efendi
Ali Öztaylan Efendi gönül ehli, kibar, nâzik bir Osmanlı efendisi, bir Allah dostu idi. Her fırsatta Bandırma'dan İstanbul'a gidip zamanın âlimleri, şâirleri, hattatları, şeyhleri, profesörleri ve meczupları ile dostluk kurmuş, ilme ve irfana âşık bir tatlıcı. Evine bir gün dönemin bakanları, fabrikatörleri misafir olur, ertesi gün üstü başı kusmuklu bir sarhoş ya da meczup misafir olur, Ali Efendi iki misafire de aynı şekilde hürmet gösterir, hattâ sarhoşu yıkar, temizler, evinde misafir ederdi. Yani gönül perge-li böyle geniş bir insandı.
160.60 ₺ -
Mustafa Asım Köksal
Mustafa Âsım Köksal, Osmanlı’dan günümüze miras kalan İslâmî ilim geleneğinin son temsilcilerindendir. Her türlü imkânsızlıklar içerisinde, yüksek seviyede medrese ve mektep tahsili görme imkânı bulamadan, büyük ölçüde kendi kendini yetiştirerek ortaya dünya çapında itibar gören eserler koyabilmiştir. Özellikle Resulullah’ın (sav) hayatı ve sîretine odaklanan ve İslâm tarihi sahası özelinde diğer İslâmî ilimleri de kuşatan bu ilmî çaba haricinde, 31 sene süren Diyanet İşleri’ndeki memuriyeti sırasında, ilk Diyanet İşleri reisinden itibaren birçok önemli şahsiyeti tanımış, yakın tarihimizin çeşitli hadiselerine şahit olmuştur. Ayrıca son devrin -günümüzde kendisi hakkında hemen hiçbir şey bilinmeyen- mutasavvıflarından İskilipli İbrahim Edhem Efendi’nin müridi ve halifesi olması sayesinde, ilim yoluyla tasavvufî hayatı şahsiyetinde birleştirmiş ve böylece bir Osmanlı âlimi olmanın gereğini yerine getirmiştir. Umarız ki bu mütevazı çalışma, günümüzde yaşamış bir İslâm âliminin daha iyi tanınması için bir vasıta ve kendisi hakkında ilim camiası tarafından -şimdiye kadar ihmal edilmiş olan- etraflı ve ilmî çalışmalar yapılabilmesi için de bir vesile olur.
294.00 ₺ -
Tezkiretül Evliya Hak Dostlarının Hayatı
Hak dostlarının izinde, gönülden gönüle uzanan bir yolculuk… Ebû Hâşim Sûfî’den Hasan Basrî’ye, Cüneyd-i Bağdâdî’den Hallâc-ı Mansûr’a, Fudayl İbn İyâd’dan Ferîdüddîn Attâr’a kadar uzanan bu gönül yolculuğu; yalnızca geçmişte yaşamış büyüklerin hayatını anlatmakla kalmaz, bugünün insanına da kendi kalbine dönmesi için bir kapı aralar. Birinin tevbesinde, diğerinin sabrında; birinin tevekkülünde, diğerinin ihlâsında; bir başkasının Allah aşkında ve teslimiyetinde insanın kendi gönlüne dokunan nice dersler saklıdır. Çünkü hak dostlarının hayatları anlatılırken aslında insana kendi yolculuğu hatırlatılır. Tezkiretü’l-Evliyâ, asırlardır gönül ehlinin dilinden düşmeyen; Allah dostlarının hayatlarını, ibretli menkıbelerini, çilelerini, aşklarını, tevbe ve teslimiyetlerini anlatan kıymetli eserlerden biridir.
245.00 ₺ -
Çınarın Kemali Sultan II. Abdülhamid Han
Mahzundu zevalinde bütün bir ümmet, mahzundu gurûbunla bu cennet vatan. Sen çınarın en heybetli dalıydın, uyanamadı millet gaflet rüyasından, yürüyemedi arkandan. Sen vardın Nakşi Tekkeleri yârdı, Şâzelî Astâneleri hâldı, Rûffâi Zaviyeleri kârdı. Sen köklerinden aldığın o mâneviyat ile kudretli onlar senin himayen ile heybetli idi. Medine-i Münevvere idin sevdan. Sen ki ey Ulu Hakan Cennet Mekân Abdülhamid Han, Saltanatın Saltanat-ı Muhammediyye ile handan. Sen ümmetin halifesi, mülkün sultanı, teb'anın babası idin. Gayretin dini mübin-i İslâm için, himayen ehl-i sünnet için, cehdin vatanının evladları içindi. Anlamadık seni ey şefkatli Sultan, ey âdil melik, ey müminlerin zineti... Sen bu ümmet ve vatan için bir âli himaye, niceleri ise bizden olmayanları…
270.00 ₺ -
Yavuz Sultan Selim Ötüken
Yavuz Sultan Selim, Osmanlı İmparatorluğu’nun dâhî padişahlarındandır. Kendisi; kararlılığı, disiplini, sertliği, celâdetiyle meşhurdur. Padişahlığı çok uzun sürmedi; 8 yıl gibi kısa bir müddet padişahlık yaptı. Ama bu müddet içerisinde Kuzey Afrika’nın bir kısmını ve Orta Doğu’nun İran dışında neredeyse tamamını Osmanlı sınırlarına kattı. İlk defa olarak, tarihte İslâm Birliği’ni kurdu. O’nun döneminde Müslümanlar, gene İran dışında, Osmanlı bayrağı altında toplanmıştı. Bunca muvaffakiyete, bunca geniş fetihlere rağmen, Yavuz Sultan Selim o ölçüde de tevâzu ve hakikat taraftarı bir insandı. Mekke ve Medine’yi fethettikten sonra, oralara Osmanlı bayrağı çektirmedi; “Buralar bizim değil, Peygamber’in şehirleridir” dedi. Mısır’ın fethinden dönerken de, İstanbul’a yaklaştığında şehre girmeyerek gece karanlığının çökmesini bekledi. Halkın kendisine göstereceği tezahürattan mahcup olarak, saraya halktan habersiz gece yarısı girdi. Zira O, zaferlerinden şımarmayan, onlardan nefsine pay çıkarmayan ihlâslı bir insandı. Böyle büyük bir insanı ve Müslüman Türklüğün gururunu bizlere tanıtan Yılmaz Öztuna’ya minnet ve teşekkürü borç biliriz.
216.00 ₺ -
Şeyh Ahmet Ziyauddin Gümüşhanevi Hazretleri
Bu mütevazi eser, Gümüşhanevi Hazretleri’nin hayatı, ilmi, tasavvufi duruşu, eserleri ve ümmete miras bıraktığı manevi izler üzerine tevazukarane kaleme alınmış bir derlemedir. Lakin bilinmelidir ki, onun gibi bir manevi devin hakikatini hakkıyla ihata etmek ne kaleme ne kelama kolay gelir. Bu sebeple yazılanlar, sadece bir niyet ve bir hizmetin nişanesidir. Niyetimiz halis, gayretimiz ihlas üzere olursa, okyana da yazana da bir feyiz ve bereket vesilesi olur.
340.00 ₺ -
Gazali
Kişiliğiyle her zaman örnek olan ve “saygı adamı” olarak tanınan, öğrencilerine titizliği ve hakikati söylemekten vazgeçmeyen tavrıyla hatırlanan Sabri Orman; kendisini “iktisat tarihçisi” ya da “İslâm iktisatçısı” değil, “düşünce tarihçisi” olarak konumlandırdı. Klasik felsefe ile mantığın araçlarını modern bilimsel tekniklerle birlikte kullanarak tartıştığı metodolojiyi çalışmalarının merkezine aldı. Klasik kaynakları modern sorunlarla ilişkilendirirken anakronizmden kaçınarak kavramların tarihsel bağlamdaki anlamlarına sıkı sıkıya bağlı kaldı. Her eserinde önce sistematiğini okura açıp ardından yöntemini; İslâmî iktisatla sınırlı olmayan bir yaklaşımla, İslâm entelektüel mirasının envanterini çıkarmaya yönelik bir proje teklifine dönüştürdü. Bütün bu vasıflarıyla Orman, düşünce tarihçisi kimliği üzerinden İslâm toplumunu da modern zamanların penceresinden resmetmeye çalışan idealist bir ilim adamı
209.30 ₺ -
Enes Bin Malik Peygamber Hizmetkarı
Bu eser, sahabenin mümtaz simalarından Hazreti Enes bin Malik’in hayatına ve hizmetlerine odaklanıyor. Henüz çocuk yaşta Resulullah’ın terbiyesinde yetişen ve “Peygamber hizmetkârı” unvanıyla şereflenen Hazreti Enes, hadislerin güvenle sonraki nesillere ulaşmasında öncülük etmiş, uzun ömrünü İslam’ın yayılması ve korunmasına adamıştır. Onun örnek hayatı, sabır ve azmin, sevgi ve sadakatin, ilim ve hizmetin ne demek olduğunu anlamak isteyenler için zamana meydan okuyan bir rehberdir. Hidayet Yıldızları serimiz, Resulullah’a (sav) yakın olan sahabileri daha iyi tanımak, karşılaştıkları sorunlara karşı nasıl mücadele verdiklerini öğrenmek ve onlardan hayatımızı aydınlatacak örnekler çıkarmak üzere hazırlandı.
102.00 ₺ -
Örnek İnsanlar Şeyh Şamil
1800’lü yıllar... Dönemin süper gücü Rusya’ya kafa tutan bir avuç halk ve eşi benzeri görülmemiş bir direniş... Ve bu destansı ve kutsal direnişin lideri Şamil. Ruslar’a yıllarca kök söktüren Şamil. Özgürlük ve İslam davası uğruna fani ömrünü Kafkas dağlarında eriten Şamil. Gözü pek, gönlü engin Şamil. Mangal yürekli, şahin bakışlı Şamil. Dünyaya meydan okuyan, iman dolu dev Şamil. Esaretin düşmanı, özgürlük sevdalısı Şamil. Hikâyesi yüzyılları aşan, ilham yüklü koca çınar Şamil. Mertliğin ve zaferin destanını yazan Şamil. Nâm-ı diğer Kafkas Kartalı Şeyh Şamil! Yıllar önce Kafkas dağlarında at binip kılıç kuşanan bu mert insan, bütün kahramanlar gibi zorluğa ve çileye gözlerini açtı. Fani ömrü savaş meydanlarında, kılıçların gölgesinde geçti ve bu dünyaya veda ederken ardında koca bir hürriyet destanı bıraktı. Vatan toprağının bir karışının bile ne kadar kutsal olduğunu onun hikâyesini okuyanlar anlar.
210.00 ₺ -
İnanmış Bir Adam Kırk Derste Mehmet Akif
Milletimizin ortak değeri. Hakikati ve Hakk'ın hatırını her türlü çıkarın üzerinde tutabilen bir fikir adamı. Vatanı ve milleti için kendi çıkarını ve rahatını hiç düşünmeden feda edebilen bir vatansever. İnandığı gibi yaşayan, duruşu ve bakışı net olan bir adam! İnandığı gibi yaşamanın bedelini hayatı boyunca ödemiş bir dava adamı. Millî ve manevi değerlerin, tarih ve millet bilincinin en güçlü biçimde dillendirildiği Safahat'ın şairi. Din, vatan, millet ve bağımsızlık yolunda verdiği mücadele, çektiği çileler ve uğradığı haksızlıklar, yaşadığımız sorunlara ilişkin tespitleri, tenkitleri ve teklifleri ile Akif aradan yaklaşık yüz yıl geçmesine rağmen hâlâ sesine kulak verilmesi gereken güçlü bir şahsiyet... Günümüzde Türkiye'nin ve İslam coğrafyasının içinde bulunduğu sorunlar, Akif'i tüm yönleriyle bir kez daha okuyup anlamamızı zorunlu kılıyor. Bu kitap, kırk derste Akif'i anlatıyor. Millî Mücadele'nin manevi öncüsü, İstiklâl şairi, fikir adamı, eğitimci, sporcu ve sanatçı kişiliğiyle örnek bir insan olan Akif'i tüm yönleriyle genç neslimize tanıtmayı amaçlıyor.
162.50 ₺ -
Celâleddin Harezmşah - Önderlerimiz 13
Tarihe adını altın harflerle yazdıranlar genellikle büyük başarılar elde eden, ülkesinin sınırlarını genişleten, düşmanı topraklarından kovmayı ve halkını korumayı başaranlar olsa da daha farklı yönleriyle unutulmayan isimler de vardır. Zira başarı sadece hedefe ulaşmak değildir. İnsanların amaçları uğruna gösterdikleri çaba da takdire şayandır. İşte Celâleddin Harezmşah gayretiyle, her türlü zorluğa ve kayba rağmen direnmesiyle, insanların adını duyduklarında korkudan titredikleri Moğollar karşısındaki duruşuyla unutulmayan ve asla unutulmayacak isimlerden biridir. O, Moğollar tarafından tarumar edilen ülkesini yeniden ihya etmek, Müslüman şehirlerini istilâlardan korumak için on bir yıllık saltanatı süresince hiç durmadan cepheden cepheye koşturan, Moğollara batı seferlerinde ilk yenilgileri yaşatan isimdir. Onun bu başarıları, cesaret ve kararlılıkla hareket edildiği takdirde Moğollar gibi güçlü ordulara sahip grupların bile mağlup edilebileceğini gösterdi. Celâleddin’in cesareti, en büyük düşmanı Moğol Sultanı Cengiz Han’ın bile ona hayranlık duymasına ve “Böyle bir oğula sahip olan babaya ne mutlu.” demesine sebep oldu. Ayrıca o, ölümünden sonra bile adı geçtiğinde Moğolların korkuya kapıldıkları bir isim haline geldi. Sonuç olarak Celâleddin Harezmşah, bilhassa kahramanlığıyla ve cesaretiyle, Müslümanlara zulmeden gruplarla mücadelesi nedeniyle asırlardır adının saygıyla anılmasını sağladı. Bugünün insanının onun hayatından öğreneceği pek çok şey bulunmaktadır. Elinizdeki bu kitap Celâleddin Harezmşah’ı okumanız, anlamanız ve tarihteki en önemli liderlerden biri olarak tecrübelerinden yararlanmanız amacıyla siz kıymetli okuyucular için hazırlandı. İstifade etmeniz temennisiyle.
78.00 ₺ -
Osman Gazi - Önderlerimiz 41
Osman Gazi tarihte kurulmuş en güçlü siyasi yapılardan birisinin, Osmanlı Devleti’nin temellerini atmış büyük bir siyasi ve askeri dehadır. O, politik zekâsı, askeri mahareti ve bütün bunları anlamlı kılan cesareti ile çok sayıda rakip oluşum tarafından çevrelenmiş küçük bir beyliği zaferden zafere taşımış, takip ettiği kurumsallaşma faaliyetleriyle bu askeri başarıları bir devletin ilk adımları kılmıştır. Osman Gazi’nin kurucusu olduğu bu devlet Türk tarihinin en etkili kurumsal yapılarından birisi olmuş, onun soyundan gelen pâdişahların öncülük ettiği politikalar dünya tarihinin gidişatını değiştirmiştir. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde Osmanlı’nın bir devlet olarak kazandığı başarıların arka planında gelenekselleşmiş ve inceden inceye işlenmiş bir dizi siyasi ve askeri stratejinin yattığı kolaylıkla farkedilecektir. Küçük bir beyliği cihana nizam veren bir devlete dönüştüren bu politikaların ilk nüvelerini Osman Gazi’nin hayat hikâyesinde bulmak mümkündür. Bir lider olarak onun en çok öne çıkan özelliği, çevresel şartları doğru bir şekilde okuyabilme kabiliyetidir. Bu yeteneği sayesinde yeri geldiğinde ihtiyatlı adımlar atabilmiş, yeri geldiğinde de son derece cesur politikalar benimsemekte tereddüt etmemiştir. Osman Gazi’nin bilinçli hamlelerinin, küçük bir beyliğe, bir dünya gücü olma ufku verdiği kuşkusuzdur. Elinizdeki kitap İslâm dünyasının yetiştirdiği bu büyük liderin hayat hikayesine odaklanmayı ve onun üzerinden bir devleti mümkün kılan ufku anlamaya bir kapı aralamayı vadetmektedir.
78.00 ₺ -
Nasır Li-dinillâh - Önderlerimiz 25
Nasır li-Dinillâh 575-622/1180-1225 yılları arasında yaklaşık 46 yıllık süreyle en uzun müddet hilafet makamında kalan Abbâsî halifesidir. Halifelerin siyasî güçlerini yitirip, sadece dinî bir lider olarak varlıklarını devam ettirdikleri bir dönemde halife olan Nâsır li-Dinillâh, Abbâsî hilafetine yeniden dünyevî otorite kazandırmak istemiş, bu amaçla askerî, siyasî, fikrî, içtimaî reformlar gerçekleştirmiştir. Aktif bir dış politika izleyen Nâsır li-Dinillâh yaklaşık iki asır sonra Abbâsî hilafetini bağımsızlığa kavuşmuştur. Sünnî dünyanın lideri olan Nâsır li-Dinillâh, Irak nüfusunun yarısına yakınını oluşturan Şiîleri devletin üst makamlarında görevlendirerek, Şiileri devlet yönetimiyle barıştırtmıştır. Nâsır li-Dinillâh toplumda mezhepsel farklılıklardan kaynaklanan gerilimi azaltmak maksadıyla, her kesimden insanın dâhil olabileceği, bir üst kimlik olmak üzere fütüvvet teşkilatını yeniden tanzim ettirmiştir. Başına buyruk hareket eden, çoğu zaman iktidarla çatışma halindeki fütüvvet birliklerini kontrol altına alan Nâsır li-Dinillâh, güçlü toplumsal alt yapıya sahip fütüvvet birliklerinin desteği ile hilafetin gücünü artırmıştır. Müslümanları fütüvvet ruhu etrafında birleştirmek isteyen Halife, İslâm dünyasına hâkim sultan ve hükümdarlara fütüvvet libası giydirerek kendisini önder ve lider olarak kabul ettirmiştir. Nâsır li-Dinillâh’ın yeniden tanzim ettirdiği fütüvvet, Anadolu’da Ahilik teşkilatı olarak yapılanmış, yüzyıllarca varlığını ve etkisini sürdürmüştür. 622/1225 yılında vefat eden Nâsır li-Dinillâh hilafeti boyunca İslâm dünyasını Abbâsî hilafeti etrafına birleştirmeye çalışmış bir liderdir. Nâsır li-Dinillâh’ın çabaları sonucu Abbâsî hilafeti yeniden bir güç haline gelse de siyasî ortam Abbâsî hilafetinin varlığına müsaade etmemiş, Halife Nâsır li-Dinillâh’ın vefatından kısa bir süre sonra 656/1258 yılında Abbâsî Devleti Moğollar tarafından yıkılmıştır.
78.00 ₺ -
Yıldırım Bayezid - Önderlerimiz 43
Anadolu’da bir beylik olarak ortaya çıkan Osmanlı Devleti, altı asrı aşan ömrüyle Türk İslam devletleri arasında en uzun ömürlü İslam Devleti olma özeliğine sahiptir. Üç kıtaya hükmeden bir imparatorluk haline gelmesinde ve bu kadar uzun ömürlü bir devlet olmasında “Kuruluş Dönemi” (1299-1453) olarak adlandırılan dönemin sultanlarından Yıldırım lakabıyla anılan I. Bayezid’in idarî, siyasî ve askerî faaliyetlerinin büyük etkisi olmuştur. Yaklaşık on dört yıl hükümdarlık yapan Yıldırım Bayezid’in (1389-1403) siyasî birliği sağlama konusunda gösterdiği çabalar sayesinde Anadolu’da beyliklere son verilerek merkezi otorite sağlanmıştır. Balkanlar’da gerçekleştirdiği gaza ve fetihlerle de devletin sınırlarını genişletmiş, adaleti, merhametiyle halkın gönlünde taht kurmuştur. Buna karşılık, iktidarlarını kaybettikleri için Türkleri Balkanlar’dan atmak isteyen Hristiyanların oluşturduğu Haçlı ordusu karşısında Niğbolu’da (1396) büyük bir zafer kazanarak, Türklerin Balkanlar’da kalıcı olduklarını zihinlere âdeta kazımıştır. Diğer taraftan İstanbul’u alarak Bizans Devleti’ne son vermek isteyen Yıldırım Bayezid, şehri dâima kontrol altında tutmuş ve fethetmek için dört defa kuşatmıştır. Dördüncü kuşatmada Bizanslıların teslim olmaktan başka çaresi kalmamışken Timur meselesinin ortaya çıkması bu fethi elli sene geciktirmiştir. Adaleti, cesareti, merhameti, cömertliği ve hayırseverliği ile tanınan Bayezid, başta Bursa Ulu Camii olmak üzere değişik şehirlerde birçok hayır eseri yaptırmıştır. Devlet adamlığı, komutanlığı ve diğer yönleriyle örnek bir şahsiyet olan Yıldırım Bayezid’in hayatının ortaya konulması, milletimiz, özellikle de gençlerimiz için önemli bir hizmettir.
78.00 ₺ -
İbn Sa'd - Önderlerimiz 28
Hocası Vâkıdî’ye (ö. 207/823) olan uzun süreli mülazemeti dolayısıyla “Kâtibü’l-Vâkıdî” diye bilinen İbn Sa‘d (ö. 230/845) siyer, hadis ve nesep ilimlerinde önemli bir birikime sahipti. O, İslâm ilim geleneğinde tabakât türünün en eski örneklerinden biri olan Kitâbü’t-Tabakâti’l-kebîr’in müellifidir. Kitabın ilk kısmı Hz. Peygamber’in (s.a.s.) siyerini ele almaktadır. Diğer bölümler sahâbeden başlayarak İbn Sa‘d’ın vefat tarihine kadar yaşamış olan ilim erbabının biyografilerini içermektedir. Müellif, nesep ilmine olan hâkimiyetini kitabına yansıtmış; özellikle verdiği uzun listeler bu hususu desteklemektedir. İbn Sa‘d, muhaddis olması sebebiyle kitabındaki rivayetleri isnadlı bir şekilde vermiştir. Bunun yanında sayısı çok olmamakla birlikte cerh-tadile dair görüşlerini de zikretmiştir. Dolayısıyla İbn Sa‘d’ın eseri sadece bir siyer-tabakât kitabı değil; hadis, nesep, tefsir ve fıkıh ilimlerine dair önemli bilgiler içeren kıymetli bir teliftir. İbn Sa‘d’ın eserinin bir diğer özelliği, ele aldığı dönemin sosyal ve toplumsal yapısına dair de önemli bilgiler içermesidir. Bu durum tabakât, ricâl veya tarih kitabı denilen ve râvilerin biyografilerine tahsis edilmiş eserlerin yazıldıkları dönemin yapısını anlamak için çok önemli kaynaklar olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle isnadın satır aralarına serpiştirilmiş olan bilgilerin tahlil edilerek bağlamına yerleştirilmesi İslâmî ilimler tarihini anlamak açısından önemli bir boşluğu dolduracaktır. Dolayısıyla başta çalışmamızın konusu olan İbn Sa‘d’ın Kitâbü’t-Tabakâti’l-kebîr adlı eseri olmak üzere diğer eserlerin bu açıdan ele alınması önem arz etmektedir.
78.00 ₺ -
Harun Reşid - Önderlerimiz 8
Harun Reşîd, İslâm tarihi boyunca iktidara gelen isimler arasında kapasitesi, donanımı, siyaset becerisi ile müstesna bir yere sahiptir. Abbasi Devleti’nin en parlak yıllarını, kendisinin iktidarında yaşamış olması, Halife’nin bu yönlerine çok şey borçludur. Yalnız iç ve dış siyasette değil, ilim ve sanatta da Harun dönemi zirveye ulaşmıştır. Abbasi hazinesinin gücü ve refahın tabana yayılması, Harun Reşîd’in başarılı bir devlet adamı olmasının diğer tezahürleridir. Harun dönemi, Abbasîlerin zirvesi olarak görülmüş ve “arus/düğün günleri” olarak nitelendirilmiştir. Bu da Halife’yi, sadece tarih değil, belki ondan daha yoğun olarak edebi literatürün önemli bir figürü haline getirmiştir. Harun Reşîd, pek çok zihin tarafından Bin Bir Gece Masallarının fantastik kahramanı olarak bilinmekte, özellikle kimi Batı kökenli çalışmalarda mitik bir şahsiyet olarak yansıtılmaktadır. Halife, bazı Müslüman çevreler tarafından ideolojik ve mezhebi etkenlerle karalanmakta böylelikle iki uç algı arasında hakikatten uzak bir portreyle gidip gelmektedir. Kendisinin meşhur bir isim, döneminin ise Abbasilerin en müreffeh zaman dilimi olması, hem şahsiyeti hem dönemi ile alakalı aslı olmayan, tahminlere dayalı, zenginlik ve şaşaa üzerine kurgulanmış haberlerin üretilmesine yol açmıştır. Bu kitap, Harun Reşîd’in biyografisini klasik İslâm tarihi kaynaklarını temel alarak ve bilimsel yol takip ederek ortaya koymaya ve kendisinin gerçek tarihî kimliğini gözler önüne sermeye çalışmaktadır.
78.00 ₺ -
Nureddin Zengi - Önderlerimiz 15
Bölünmüş, parçalanmış, İslâm’ın en kutsal üç beldesinden birisi olan Kudüs’ü Haçlılara kaptırmış Müslümanların yeniden şahlanışa geçtikleri isimdir Nureddin Zengî… Bir tarihçi onu dört Râşid Halife ve Ömer b. Abdülaziz’den sonra en çok kendisinden etkilendiği kişi olarak tarif ederken hiç de mübalağa etmemektedir. Ona övgüler düzen sadece tarihçiler ve şâirler değildir; halk arasında da kendisinin kırk evliyadan birisi olduğu söyleniyor ve dilden dile kerametleri ve menkıbeleri anlatılıyordu. Babasının mirasından devraldığı Halep’e kısa sürede Urfa Haçlı Kontluğu ve onun bakiyelerini eklemiş, babasına ve Selçuklu meliklerine nasip olmayan Suriye’yi birleştirmek gibi zor bir görevi de yerine getirmişti. Ele geçirdiği ve Halep zindanına attığı pek çok Haçlı soylusu yanında Franklara yeri gelince gösterdiği merhamet ile de adını ölümsüzleştiren Nureddin, hâkimiyet süresi içerisinde elli kadar kale ve şehri de Haçlılar’dan almayı başarmıştı. 1174 yılında Dımaşk’ta mütevazi bir odada hayata gözlerini yumduğunda geride birleştirilmiş bir Suriye, Suriye ile bütünleşmiş bir Mısır, Antakya Haçlı Prinkepsliği’nden ayrılmış bir Kilikya ve birbirlerinden ayrı hareket etmeye başlayan Haçlı devletçikleri bırakmıştı. Dahası Kudüs’ü yeniden fethedecek Selahaddin Eyyûbî gibi bir lider bırakmıştı. O sadece muzaffer bir hükümdar değil, aynı zamanda ıslahatçı bir sultan, ilmin ve adaletin hâkim olması için durmadan çalışan bir kişi idi. Sadece Suriye ve Mısır’a değil, Anadolu ve Azerbaycan’a da kısmen hükmedebilen bu müstesnâ şahsiyet, Doğu’nun güneşi, İslâm’ın en aziz kahramanı idi.
78.00 ₺ -
Baybars - Önderlerimiz 39
XIII. yüzyıl ortalarında Eyyûbîler, Yedinci Haçlı Seferi ve yaklaşan Moğol istilası nedeniyle derin yaralar alarak yıkılmaya yüz tutuyor, onların boş bıraktığı bu alanı da Memlükler ve onların büyük lideri Baybars dolduruyordu. Nureddin Zengî Bakîa’da, Selahaddin Remle’de Haçlılara mağlup olup canlarını zor kurtarırken, namağlup Baybars, hem Moğollar hem de Haçlılara karşı büyük zaferler kazanıyordu. Selahaddin’in dahi Hıttîn sonrası ele geçiremediği kaleleri fetheden Baybars, Fırat Nehri’ni geçen Moğollar’ı sadece Mısır’dan çıkarak kaçırabiliyordu. Tarihte kendi topraklarından uzaklarda mücadele eden pek çok sultan ve kral büyük mağlubiyetler yaşarken, Baybars, Kilikya Ermenilerine ait sarp geçitler ve tuzaklarla dolu bir coğrafyadan başarı ile ordusunu geçirip, Elbistan Ovası’nda büyük bir zafer kazanabiliyordu. Mısır’daki sarayında Altın Orda hanlarının elçilerinden Bizans delegelerine, Sicilya’da hüküm süren Manfred ve ardılı Charles de Anjou’dan Gürcü heyetlerine kadar pek çok elçilik heyetini ağırlayan Baybars, bu konuda da ne kadar maharetli olduğunu ortaya koyuyordu. Bu başarılı dış politika sayesinde Sekizinci Haçlı Seferi’nin yönünü Tunus’a çevirebiliyor, Nûbe topraklarında, Berkâ çöllerinde dahi saygı ile kendisine tabi olunuyordu. Sivas esir pazarında satılıp Mısır’a getirilen bu müstesna şahsiyet, tarihin akışını değiştirip İslâm âleminin geniş bir nefes almasına, kazandığı zaferlerle tüm Müslümanların bayram yapmasına vesile oluyordu. Baybars, 1268’de son verdiği Antakya Haçlı Prinkepsliği ile Urfa’yı 1144’te ele geçiren İmâdüddin Zengî’ye, Suriye ile Mısır’ı birleştirirken Nureddin’e ve kazandığı zaferler yanında, bazı düşmanlarına karşı dahi gösterdiği alicenaplıkla da Selahaddin’e benziyordu. Köle kökenli olmasına rağmen O, İslâm’ın en muzaffer kılıçlarından birisi ve en yetenekli liderlerinden idi.
78.00 ₺ -
Somuncu Baba Tarih, Tabakat, Arşiv Belgeleri Ve Yazamlar Ekseninde
Daha çok “Somuncu Baba” adıyla bilinen Şeyh Hâmid-i Velî, 9/15. asrın tanınmış sûfîlerinden olması yanında Anadolu tasavvuf geleneği açısından oldukça önemli bir isimdir. Ebheriyye, Nakşbendiyye, Safeviyye ve Halvetiyye tarikatlarıyla silsile yönünden irtibatı bulunmaktadır. Kendisine bir tarikat atfedilmeyen Somuncu Baba, Bayrâmiyye gibi Anadolu’nun ilk Türk tarikatı sayılan tarikatın kurucusu Hacı Bayrâm-ı Velî’yi yetiştirmiştir. Ayrıca o, esas itibariyle müstakil bir tarikat hüviyetinde olmayıp tarikatlarda bir neşve olarak bulunan melâmet düşüncesinin müstakil bir tarikata dönüşmesini sağlayan silsilenin öncüsü kabul edilebilir. Müellif sûfîlerden sayılabilecek Somuncu Baba’nın kendisine atfedilen Silâhü’l-Mürîdîn, Zikir Risâlesi ve Şerhi Hadîs-i Erbaîn isimli üç eser bulunmaktadır.
162.50 ₺ -
Melikşah - Önderlerimiz 11
Büyük Selçuklu Devleti, Selçuk Bey’in torunları Çağrı ve Tuğrul Beylerin, Gaznelilere karşı kazandıkları Dandanakan Savaşı sonrası Horasan’da resmen kuruldu (1040). Melikşah da tarihte son derece mühim bir yere sahip olan bu devletin üçüncü sultanı olarak tahta çıktı. Malazgirt zaferinin mimarı Sultan Alp Arslan’ın oğlu olan Melikşah, babasının vefatı sonrası iktidarı devraldı ve saltanatı boyunca da elde ettiği başarılarla Büyük Selçuklu Devleti’ni en geniş sınırlarına ulaştırdı. Sultan Melikşah askeri ve siyasi alanlarda elde ettiği başarılar kadar iktisat, imar, kültür ve ilim alanlarında gerçekleştirilen faaliyetlere verdiği destekle de dikkat çekti. Büyük Selçuklu Devleti Sultanı’nın iktidarı boyunca en büyük destekçisi ise babası Sultan Alp Arslan zamanında da vezirlik görevinde bulunmuş olan Nizâmülmülk oldu. Halkının refah düzeyini yükselten, Müslüman ya da Gayr-ı Müslim ayrımı yapmadan idaresindeki herkese eşit davranmaya özen gösteren Melikşah, Büyük Selçuklu Devleti’ne âdeta altın çağını yaşattı. Vefat ettiğinde geride Kafkaslar’dan Yemen’e, Çin sınırından Boğzaiçi’ne kadar uzanan bir devlet bıraktı.
78.00 ₺ -
Arkadaşları ve Talebelerinin Gözünden Ali Osman Koçkuzu
Elinizdeki bu eser her ne kadar merhum Prof.Dr. Ali Osman Koçkuzu’ya dair hatıraları toplayan bir kitap olsa da, aynı zamanda 1940’lardan,1950’lerden itibaren Türkiye’de din eğitiminin serencamına, Konya özelinde sosyal ve dini hayata da ışık tutmaktadır. Yaşanan zorluklar, bir diriliş neslinin azmini yok etmemiş, aksine onlar idealleri için, gece gündüz ilim yolunda gayret göstermişlerdir.. Bu kitaptaki satırlar özellikle genç nesillerde nereden nereye geldiğimize dair bir farkındalık oluşturursa, içinde bulunduğumuz nimeti takdir sadedinde amaca hizmet etmiş olacaktır. Selçuklu payitahtı olması hasebiyle Konya’nın eğitim ve kültür hayatımızda müstesna bir yeri vardır. Konya’da yetişen alimler, ilim adamları, fikir ve gönül insanları bu topraklardaki kültürel mirastan beslenmişler, eğitim ve kültür hayatımızda derin izler bırakmışlardır. Rahmetli babamı, onu yetiştiren hocalarını, özelikle asistanlığını yaptığı M.Tayyip Okiç Hocayı, bizleri ve bütün göçenlerimizi Rabbim cennetiyle taltif etsin, Efendimize komşu eylesin. Onların yollarından giden nice nesiller bu dine hizmet etsin, Amin.
130.00 ₺ -
Her Devir Tek Şair Mehmet Akif Ersoy
Coğrafyamızın en kırılgan döneminde, verdiği varlık mücadelesiyle nefes nefese kalmış devletimizin, heybetten acze nasıl bir süreç izlediğini, elle tutulacak kadar somut verilerle müşahede etmiş; müşahedenin acısını kişisel hayatında baba, eş, kardeş, oğul; sosyal hayatında hoca, yazar, şair, yayıncı, vaiz, mebus olarak yaşamış, devirlerin kapanıp dönemlerin açıldığı zor zamanlarda hep kendisi kalabilmiş, güçlü bir simadır, Akif.. O'nu güçlü yapan, yalnızca kelimelere hakimiyeti, mısralara kudreti değildi. Öyle olsa Akif, sadece şair olurdu. İnandığını yaşaması, yaşadığını zaman zaman deliliğe varan bir gözükaralıkla savunması, ahlakına ve inancına aykırı olanı canı, huzuru, geçimi, ailesi pahasına reddetmesi, O'nu şairliğiyle birlikte ötelere taşıyarak, bir dava adamı yapmıştı. Gidenin taşlandığı, gelenle yeniden başlandığı siyasi atmosferde imanla yıkanmış bu tertemiz sima, ideallerini ve mefkuresini feda etmediği için "tek şair" kalabilmişti. Her devrin şairi değildi, her devirde, tek şairdi. Bu kitapta, işte bu yalnız şairi, tek şairi bulacaksınız...
162.50 ₺ -
Hatıralar
“Ben geçitlerden de geçtim, çıkmazları da yaşadım. İsterim ki, bunca mücadelenin, düşüşün ve yanlışın, umudun ve kardeşçe buluşmaların bana kazandırdıkları benimle gömülüp gitmesin.” Fikir ve eylem adamı olarak 20. yüzyıla adını yazdıran Garaudy, elinizdeki kitabı bu cümlelerle özetliyor. Stalin’den Nasır’a, De Gaulle’den Fidel Castro’ya, Bachelard’dan Jean-Paul Sartre’a, Pablo Neruda’dan Picasso’ya nice ünlü devlet, düşünce ve sanat adamlarıyla görüşüp tartıştığı meseleleri okuyucularıyla paylaşıyor. Yazar, yaşadıklarından hareketle kendisinin kim olduğunu ve ne için yaşadığını sorgularken; tespitleri, tahlilleri ve teklifleri ile geleceğin dünyasına da ışık tutuyor. Güleryüzlü bir geleceğe özlem duyanların heyecanla okuyacakları çok önemli hatıralar ve gerçek anlamda bir temel eser…
385.00 ₺ -
20. Yüzyılın Biyografisi
Çağımızın en güçlü düşünürlerinden Roger Garaudy, “insan için insanca bir düzen” idealine kendini adamış gerçek bir dava adamıydı. Fikir adamlığının yanı sıra aynı zamanda gözü kara bir eylemciydi. Felsefeden sanata uzanan engin birikim ve yeteneğini bu uğurda seferber etti. İnandığı dava uğruna canını seve seve vermeye hazır bir idealist olarak yaşadı. Roger Garaudy bu eserinde, 20. yüzyılın felsefe ve fikir hayatının geniş ve eleştirel bir panoramasını çiziyor. Bütün felsefe akımlarını, felsefecilerini ve aydınlarını enine boyuna sorguluyor. 20. yüzyıldaki felsefe akımları, insanlığa ne kazandırdı, ne kaybettirdi? İslâm’ın günümüz kelâmcı, hukukçu, bilgin ve düşünürlerinin bu felsefe akımlarına cevabı ne olmalı? Bütün dünya insanlığını toplu bir intihara sürükleyen şu gidişe nasıl dur denmeli? Garaudy’nin felsefî vasiyeti niteliğindeki bu kitap, insanlığın kurtuluşu için yerkürenin bütün güçlü beyinlerini, özellikle de Müslümanları fikir üretmeye davet ediyor.
350.00 ₺ -
-
Yavuz Sultan Selim Han Davasına Adanmış Bir Ruh
Yavuz Sultan Selim’i hiç böyle okumadınız! Fatih’in kalem ve kılıç örsünde dövdüğü, Bayezid’in sabır ateşinde şekillendirdiği bu “altın zincir”in halkaları nihayet Yavuz’un usta ellerinde titizlikle işlenmiştir. Mustafa Armağan, Osmanlı’yı yeniden kuran sıra dışı sultan, zamanın İskender’i, şarkın fatihi Yavuz Sultan Selim’in hayatını, bilinmeyen yönleriyle Yavuz Sultan Selim Han kitabında anlatıyor. - 40 bin Alevi’yi kesti mi? - Portekizlilerin Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mezarını kaçırma girişimine nasıl dur dedi? - Hilafeti devralmadı mı? - Neden Batı’ya değil de Doğu’ya seferler düzenledi? - Küpe takar mıydı? - İnsan olarak nasıl bir padişahtı? Hobileri ve ilgi alanları nelerdi? - Suriye-Mısır seferlerine dair bilinmeyenler... - Ders kitaplarında neden yanlış anlatılıyor? - Okur ve “kitap kurdu” olarak Yavuz’u ne kadar tanıyoruz? - Kürtler aleyhine söylediği iddia edilen sözlerin gerçeği... - Can dostu Hasan Can’ın kaleminden Yavuz Sultan Selim! Merak edilen bütün bu soruların cevabı Mustafa Armağan’ın sevilen diliyle bu kitapta.
135.10 ₺ -
Manastırlı İsmail Hakkı
Osmanlı'nın son döneminde askerî ve mülkiye liselerinde okutulmak üzere kaleme alınmış olan bu kitapta Manastırlı İsmâil Hakkı merhûm, ilâhiyyât, nübüvvet ve sem’iyyât konularını Ehl-i Sünnet ve’l-cemâat akîdesine bağlı kalarak îzâh ediyor. Eserin son kısmında Ehl-i Sünnet akdesine ittibânın lüzûmu ve Hâriciler, Şîa ve Mûtezîle gibi fırkaların görüş ve târihlerine dâir kısa mâlûmât da zikrediliyor. Birkaç defa basılmış olan eser Osmanlıca aslıyla birlikte sâdeleştirilmeksizin latinize olarak neşredildi.
46.80 ₺