-
Osmanlı Hanedanının Kayıt Defteri
Osmanlı Devleti, altı asır boyunca üç kıtada hüküm süren büyük bir devletti. Bu süre boyunca Osmanoğulları Hanedanı tarafından yönetildi. Bu kadar uzun süre, bu kadar geniş bir coğrafyaya hükmetmeyi başarmış olan bu hanedanın üyeleri ve mensupları her zaman büyük bir merak uyandırdı. Sultan V. Murad’ın torunu Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun yazdığı ve adını Osmanlı Hanedanı’nın Kayıt Defteri koyduğu bu çalışma, içeriden bir bakış açısıyla Osmanlı Hanedanı’nın, özellikle, 19. ve 20. yüzyıllardaki üye ve mensupları hakkında bilinmeyen pek çok ayrıntıyı istatistik ilmiyle yoğurarak okuyucuların dikkatine sunmaktadır. Bu eserde, ilk olarak Osmanlı Hanedanı’nın tarihî geçmişine değinilmiştir. Burada hilafetin tarihçesi, Osmanlı fetihleri, Osmanlı armasının tarihçesi, Osmanlı Hanedanı’nın üyeleri ve mensuplarının kimler olduğu gibi konularda ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra, padişahların doğum tarihleri ve burçları, sünnet düğünleri, kılıç kuşanmaları, lakap ve mahlasları, bağlı oldukları tarikatlar, eş ve çocuk sayıları, saltanat süreleri ve vefat nedenleri gibi okuyucuların ilgisini çekecek konulara değinilmiştir. Son bölümde ise Mart 1924’te çıkarılan kanun gereği sürgüne gönderilen ve halen yaşamakta olan Osmanlı Hanedan üyeleri ve mensupları hakkında birçok malumat bulunmaktadır. Osmanlı Hanedanı’nı saltanat devrinde, sürgün senelerinde ve günümüzde sayılarla ifade eden bu çalışma konuya meraklı tarih okurlarının başucu eseri niteliğindedir.
189.00 ₺ -
Kısa İkinci Dünya Savaşı Tarihi
Birinci Dünya Savaşı sonunda yapılan antlaşmalar, o an için silahları susturmuş, ama gerçek bir barış ortamı tesis edememişti. Örneğin Almanya ile Fransa arasında, 1918 yılının 11. ayının 11. günü, saat 11’de yürürlüğe giren ateşkes antlaşması, Compiègne ormanındaki Rethondes İstasyonu’nda bir tren vagonunda imzalanmıştı. Aynı vagon, çok değil, 22 sene sonra bir antlaşmaya daha şahit olacaktı. Bu kez teslim alınan Fransa, teslim alansa Adolf Hitler’di. İkinci Dünya Savaşı dünya tarihinin bilançosu en ağır savaşıdır. Bu savaşta cephe ve cephe gerisi ayrımı anlamını yitirmiş, şehirler ve siviller bombalanmış, yıkılmaz denilen hatlar, aşılmaz denilen barikatlar düşmüş, istihbarat ve teknoloji savaşları çatışmaların gidişatını derinden etkilemiş, insanlık Nazi vahşeti ve soykırım kavramı ile tanışmış ve savaşı neticelendiren de yine sivilleri hedef alan atom bombaları olmuştur. 1945 sonrası dünyayı şekillendiren Soğuk Savaş da İkinci Dünya Savaşı’nın bir sonucudur. Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi kitabıyla savaş tarihi anlatımına farklı bir perspektif getiren İlkin Başar Özal, bu defa İkinci Dünya Savaşı’nı masaya yatırıyor. İki dünya savaşı arası dönemi ve bu savaşa yol açan zemini ayrıntılı biçimde inceledikten sonra Doğu cephesinden Batı cephesine, Afrika’dan Pasifik’e, Atlantik’ten Balkanlar’a kadar savaşın tüm cephelerini ayrı ayrı ele alıyor. Savaşın gidişatını belirleyen teknoloji mücadelesini, istihbarat savaşlarını, taktik ve strateji oyunlarını da akıcı bir dille metne yediriyor. İkinci Dünya Savaşı’nı başından sonuna tüm cepheleri ve ayrıntıları ile ele alan kitap salt bir kronoloji düzeni içinde akmak yerine karşılıklı bağlantıları kurarak her cepheyi açık ve anlaşılır biçimde analiz ediyor.
420.00 ₺ -
Selçuklular Osmanlılar Ve İslam Ciltli
Müslüman Türk devlet ve toplum geleneğinde değişik boyutlarıyla İslam’ın yeri ve işlevi konusu, belki ilk bakışta Kristof Kolomb’un yumurtası gibi basit görünebilir. Ama temelde bu, Türk devletlerinin iç ve dış politikalarını, toplumlarının yapısını doğru ve gerçekçi olarak anlamamız ve analiz etmemiz konusunda önemli ve karmaşık rolü olan bir problemdir. Bu itibarla yüzyıllara yayılan uzun soluklu bir tarih sorunsalı olarak zihniyet, kullanılan araçlar, uygulanan yöntemler ve elde edilen sonuçlar olarak ciddi bir şekilde tartışılmayı hak ediyor. İşte günümüz tarihçilerinden Ahmet Yaşar Ocak, Selçuklular, Osmanlılar ve İslam / Tespitler, Problemler, Öneriler adlı kitabında bu sorunsalın siyasal, kurumsal, toplumsal, tasavvufi ve itikadi boyutlarını, Mehdîlik ve Mehdîci hareketler gibi toplumsal ve mistik ağırlıklı halk hareketlerine yansıyan yönlerini irdeliyor. Devlet, toplum ve İslam ilişkisi probleminin muhtelif yönlerini tarihsel gelişimi ve yansımaları bağlamında kendine özgü yaklaşımıyla sergilemeye çalışıyor.
455.00 ₺ -
Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi
28 Haziran 1914… Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinand ile eşi Sophie’nin Saraybosna gezisi sırasında uğradıkları suikast sonucu hayata veda ettikleri gün… Suikastın, Avusturya-Macaristan’ın egemenliği altında bulunan Bosna-Hersek’in kendisine bırakılmasını isteyen Sırbistan'ın yönlendirdiği bir grup milliyetçi genç tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. 29 Haziran’da başlayan karşılıklı tepkiler sonucunda bir dünya savaşına neden olan bu olay, hiç de basit bir gerekçeye sahip değildi. Franz Ferdinand ile eşi Sophie’yi öldüren Gavrilo Princip, sadece bir figürandı. Veliahdı öldüren silah, 16. yüzyılda imal edildi, 17. yüzyılda çekildi, tetiğine 18. yüzyılda basıldı ve namludan çıkan mermi 19. yüzyılı baştan sona geçerek 1914 yılında Ferdinand’a saplandı. İlkin Başar Özal, Kısa I. Dünya Savaşı Tarihi isimli kitapta farklı bir anlatım tekniği deniyor. On beşinci yüzyıldan başlayarak Büyük Savaş’a giden sürecin ayrıntılarını gözler önüne seriyor ve sadece bir kronolojik akış vermenin ötesine geçerek her cepheyi ayrı ayrı ele alıyor. Batı ve Doğu Cephelerinin gölgesinde kalan çatışmaları; Osmanlı’nın kuvvetli bir direniş gösterdiği Çanakkale’yi, hep hüzünle hatırladığımız Sarıkamış’ı ve devamında Kafkas İslam Ordusu’nun ilerleyişini, Mısır’da Kanal’a yapılan taarruzu, İngilizlere karşı kazanılan Kutü’l-Amare Zaferi’ni, Fahrettin Paşa’nın efsanevi Medine Müdafaası’nı, Balkanlarda, İtalya’da, Afrika’da, Uzakdoğu ve Pasifik’te yaşanan çatışmaları, ayrıca hava ve deniz savaşlarını da canlı tasvirlerle, son derece akıcı bir biçimde anlatıyor.
315.00 ₺ -
Kuran Işığında Peygamberlik ve Peygamberler
"Allah (c.c.)'a hamd ederim. Alemlere rahmet olarak gönderilen, mahlukatın seçkini, peygamberlerin önderi Resûlullah Efendimize de salât ve selam olsun. Bu telif Mekke-l Mükerreme'de Şeriat Fakültesi Tarih Bölümü'nde öğrencilere verdiğim derslerdir. Gözden geçirerek önemli olmayan haberleri ayıklayıp çıkardım. Sağlam ve önemli olanlarını kısalttım. Bilgileri en güvenilir kaynaklardan aktardım. Bunların başında elbette ki Kur'ân-ı Kerim gelmektedir. Âyet-i kerîmelere oldukça çok yer vererek konuları onlarla güçlendirdim. Peygamber Efendimizden gelen sahih rivayetlerle güvenilir müfessirlerin sözlerinden nakiller yaptım. Bu arada tarih kitaplarına da müracaat ederek kitap ve sünnete uygun olan akla uygun haberleri aldım. Dine, akla mantığa uymayan İsrailiyat haberlere iltifat etmedim. Bunları toplayıp bir kitap haline getirmekle umumi bir fayda sağlamasını ve ilmi yaygınlaştırmayı gözettik. Allah rızasına uygun olarak bütün talebe evlatlarımızın faydalanmasını Allah (c.c.) nasib eylesin. Şüphesiz 0 duaları işitip kabul edendir. Nihai davamız Allah'a hamdetmektir." Peygamberlik ve peygamberler hakkında söze başlamadan önce nübüvvetin manasını izah eden bu kitap, peygamberliğin üstünlüklerini hatırlatarak peygamberlerin sifatları ve yaptıkları davetin özellikleri hakkında bilgi vermektedir. Peygamberlerin doğdukları toplumlar ve gönderildikleri ümmetler arasında meydana getirdikleri büyük tesir daha iyi anlaşılmaktadır. Onlarin en büyük tesiri milletlerin anlayışlarını, doğuştan sahip oldukları inançlarını değiştirmede görülür. Çünkü toplumlar peygamberler vasıtası ile karanlıktan aydınlığa, küfürden imana kavuşmuştur. Insanlığın gerçek manada kurtarıcilari Allah'ın elçileridir. Onlar sebebiyle beşeriyet şirk ve putperestliğin pençesinden kurtularak, anarşi ve fesadın kirlerinden temizlenmiştir.
169.00 ₺ -
Askeri İsyanlar Darbeler ve Ara Dönemlerin Perde Arkası 3 Cilt 1950 2012
Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu tarihten günümüze kadar sayısız askeri isyan ve darbe meydana gelmiştir. Bu isyan ve darbeler, Osmanlı Devleti’ni çok sarsmış, yıpratmış hatta yıkılışına da sebep olmuştur. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmasına rağmen bir süre sonra darbeler kaldıkları yerden aynen devam emiştir. Birinci kitabımızda Osmanlı’nın kuruluş tarihi olan 1299’dan Kurtuluş Savaşı’nın başladığı 1919 yılına kadar meydana gelen askeri isyan ve darbelerin perde arkasını her yönüyle incelemiştik. Bu kitabımızda ise Demokrat Parti’nin kurulduğu 1950’den AK Parti’nin iktidarda onuncu yılını tamamladığı 2012 yılı sonuna kadar ki 63 yıllık dönem 9 bölüm halinde incelenmiştir. Birinci Bölüm de Demokrat Parti’nin kuruluşundan itibaren iktidarda kaldığı 10 yıl günahı ve sevabıyla incelenmiştir. İkinci Bölüm de Cumhuriyet Dönemi’nin ilk darbesi olan 27 Mayıs 1960 darbesi ile bir süre sonra meydana gelen 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 darbe teşebbüslerinde yaşananlar anlatılmıştır. Üçüncü Bölüm de 12 Mart 1971 Muhtırası, ardından iktidarı devralan Milliyetçi Cephe ve Ecevit Hükümetleri dönemleri ile 12 Eylül 1980 Darbesi ve yaşananlar her yönüyle incelenmiştir. Dördüncü Bölüm Özal’lı yıllara ayrılmıştır. Bu dönemde Türkiye’nin nasıl kabuk değiştirdiği ve ekonomik değişimi sergilenmiştir. Beşinci Bölüm de 1989 da Sovyetler Birliği’nin çökmesi sonucu ABD’nin oluşturmaya çalıştığı “Yeni Dünya Düzeni” ile İslam coğrafyasında kurmak istediği “Büyük Ortadoğu Projesi” gözler önüne serilmiştir. Altıncı Bölüm de Refahyol’un bir yıllık iktidarı ve 28 Şubat Post Modern Darbesi incelenmiştir. Yedinci Bölümde Refohyol’un ardından Mesut Yılmaz tarafından kurulan ve ardından Ecevit’e devretmek zorunda kaldığı “Birinci Askeri Vesayet Dönemi” mercek altına alınmıştır.Sekizinci Bölümde ABD’tarafından Abdullah Öcalan’ın teslimiyle başlayan ve Ecevit tarafından kurulan “İkinci Askeri Vesayet Dönemi” ile Türkiye’nin nasıl tekrar “Hasta adam” durumuna düşürüldüğü gözler önüne serilmiştir.Dokuzuncun bölümde ise 3 Kasım 2002 de tek başına iktidara gelen AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan Hükümetinin ilk 10 yılı ile bu dönemde yaşananlar her yönüyle incelenmiştir…
292.50 ₺ -
Hikmet Deryasında Seyran Hikmetname
Bir ‘hikmetnâme’ tarzında hazırladığımız kitabımızın ismini Hikmet Deryâsında Seyran koymamızın nedeni; Kurân-ı Kerîm ve onda bildirilen emir, yasak ve yaşanmış tarihi bilgilerin hepsinde bizim görüp bildiklerimizin bâtınında çok önemli hikmetlerin olmasıdır. İlk önce, Kur’ân’ın özünün Fâtiha sûresi, Fâtiha’nın özünün de Besmele (Bismillâhirrahmânirrahîm) olduğundan hareketle yola çıktık. İkinci olarak ise, hakîkate dair bilgi ve sırları içinde saklayan, deryâdan bazı hakîkat incilerini kitabın sayfalarına yansıtmaya çalıştık.Bu kitap, Besmele ve Fâtiha şerhinin, mübârek sayılan gün ve gecelerin, ledün deryâsında saklı hakîkat incilerinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Sonsuz, sınırsız bu ilim deryâsının gizemlerini açığa çıkarabilmek, her ne kadar sözle, kitap okumakla ya da ezber etmekle mümkün değilse de, okumakta olduğunuz bu kitapta o incilere ulaşabilmenin târifini bulacaksınız inşâallah
169.00 ₺ -
Farsça YDS Hazırlık Kılavuzu Metinler Alıştırmalar - Ön Kapak Farsça YDS Hazırlık Kılavuzu Metinle Gramer Sözlük
Yılda birden fazla sınavları yapılan İngilizce, Almanca ve Arapça dilleri için yeterli sayılabilecek seviyede kaynak bulunsa da Farsça için aynı durum söz konusu değildir. Zira Farsça Yabancı Dil Sınavına yönelik yazılan kimi kaynaklar tamamen gramer konuları ile doldurulmuş, kimi kaynaklar ise neredeyse gramere değinmeden hazırlanmıştır. Bu alanda önemli bir boşluğun olması bizi bu kitabı hazırlamaya sevk etmiştir. Uzun bir çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan bu kitabın amacı, hem Fars diline aşinalık kazandırmak hem de Yabancı Dil Sınavına(YDS) hazırlanan adaylar için temel bir kaynak oluşturmaktır.
227.50 ₺ -
Ebu Cafer Mansur Önderlerimiz 23
Abbâsî hanedanının ilk hâlifesi Ebü’l-Abbâs Seffâh’ın ardından halifeliği üstlenen Ebû Cafer Mansûr gerçek anlamda Abbâsîler Devleti’nin kurucusu sayılır. Onun idaredeki ilk önemli adımları ise Emevîlere karşı gerçekleştirilen ihtilal hareketinin ortaklarını sırasıyla tasfiye edip yönetimi Abbâsî hanedanında birleştirmesi suretiyle iktidarda birliği sağlaması, bunun devamı mahiyetinde Emevî yönetiminin yeniden canlandırılması adına gerçekleştirilen isyan faaliyetlerini başarısız kılmasıdır.Ebû Cafer’in iktidarda baş etmek durumunda kaldığı en önemli dâhilî problemler ise Ebû Müslim’in öldürülmesi bahanesiyle ortaya çıkan Horasan ve Maveraünnehr merkezli siyasî isyanlardır. Yönetimi tehdit eden diğer bir faaliyet ise iktidarın aslında kendi hakları olduğuna inanan bu uğurda Emevîler döneminden itibaren mücadele eden Ali evladı hareketleridir. Mansûr bunların yanı sıra farklı zamanlarda ülkenin değişik bölgelerinde yaşanan Hâricî isyanlarını da etkisiz hale getirmiştir.Halîfeliği döneminde bir taraftan dâhilî problemlerle meşgul olan Ebû Cafer Mansûr diğer taraftan da Abbâsî hanedanına devlet olma karakteri kazandırmak adına ülkeye yeni bir başkent kurma ihtiyacı duymuş, bu sebeple uzun araştırmalar sonucunda günümüz Irak’ının da yönetim merkezi olan Bağdat’ı başkent sıfatıyla inşa etmiştir. Bağdat, kuruluşundan itibaren sadece bir siyasî merkez olmayıp aynı zamanda ilim, kültür, sanat ve ticaretin de rakipsiz merkezi olma özelliğini uzun asırlar devam ettirmiştir. Bütün bunlar sebebiyle Abbâsîler devleti tarihinde Ebû Cafer Mansûr döneminin önemli bir dönüm noktası olduğunu tespit etmek, kendisini de gerçek anlamda Abbâsîler devletinin kurucusu olarak kabul etmek mümkündür.
78.00 ₺ -
Kırk Ambar 2
Rümuz-ül Edeb'in bir tür edebiyat tarihi olmasına karşın Lehçe-t-ül Hakayık bir tür düşünceler tarihi. Kırk Ambar'ın bu yeni 2. cildi, 1980'de yayımlanan ve tek bir baskı yapan Kırk Ambar'ın ikinci bölümünde ele alınan konuların yeni konularla zenginleştiği, 1981 yılında Ankara'da bir kez basılan Bir Facianın Hikâyesi adlı kitabın içeriğinin de bu konulara eklendiği çok daha kapsamlı ve tamamen gözden geçirilmiş bir hali. Cemil Meriç'in ele aldığı birçok konu bugün de güncelliğini koruyor, bugün de o konuların çeşitliliğinden ve içerdikleri kimi düşüncelerden yararlanmak pekâlâ mümkün. Cemil Meriç okuyucusunu, bir kez daha, "düşünenlerin düşüncesini düşünmeye, sonra da onların tesirinden kurtularak kendi kafasıyla düşünmeye ve hiçbir görüşün esiri olmamaya" davet ediyor. Aydını aydın yapan da "uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs" değil mi?
622.50 ₺ -
Kırk Ambar 1
Kırk Ambar “bütün eserleri”ni yayımladığımız Cemil Meriç’in dokuzuncu ve -belki de- en önemli kitabı. Adeta bir “mefhumlar kamusu”, “dağınık ve derbeder bir ansiklopedi”. Üstâda göre, “kurmak istediği abidenin birkaç sütunuyla birkaç odası”. “Bütün eserleri” yayına hazırlayan Mahmut Ali Meriç, bu “abide”yi önemine binaen iki ayrı cilt halinde yeniden düzenledi. Kırk Ambar’ın ilk cildinin başlığı “Rümuz-ül Edeb”. Bu cilt, dünya edebiyatından yola çıkarak klasiğe, hümanizmden edebiyat sosyolojisine, romanın romanından edebiyat tarihinin tarihine uzanıyor. Cemil Meriç, bu uzun edebî yolculukta okuru düşünmeye davet ediyor. Kırk Ambar’da yolculuğumuz “pek yakında”, ikinci cilt “Lehçe-t-ül Hakayık”la devam edecek...
556.10 ₺ -
X Malcolm
X, Malcolm X'in günlüklerinden, konuşmalarından ve en yakınları ile yapılan görüşmeler sonucunda kızı İlyasah Shabazz tarafından kaleme alınmış bir eser. Bu tanıklıklar Malcolm'un çocukluğuna, gençliğine ve X olma yolunda geçtiği tüm yollara ışık tutuyor. Ben Malcolm’ım. Malcolm Little’ım. Babamın oğluyum. Ama babamın oğlu olmak, her zaman peşimde olacakları anlamına geliyordu. Onlar her zaman peşimden gelecek ve ben her zaman yakalanacaktım. Malcolm Little’ın ailesi ona her zaman istediği şeyi başarabileceğini söylemiştir. Ama o bunların hepsinin yalan dolan olduğunu düşünür çünkü bu söylemlerine rağmen babası öldürülmüş, annesi ondan koparılmış ve avukat olma hayalleri, aşağılanarak okuldan soğuması sonucu suya düşmüştür. Çabalamanın anlamsız olduğu sonucuna varan Malcolm Boston ve New York’un gece hayatının büyüsüne kendisini kaptırıp şık kıyafetlerin, cazın, kızların ve esrarın dünyasına sığınmıştır. Ne var ki Malcolm geçmişini ardında bırakmaya çabaladıkça küçük üçkağıtlarla başlayıp kapıldığı tehlikeli girdaba daha hızlı bir dalış yapar. Halbuki kendisi de içten içe bunun sahte bir özgürlük olduğunu ve geçmişinden sonsuza dek kaçamayacağının farkındadır. X, Malcolm’ın çocukluk döneminden başlayarak yirmi yaşında hırsızlıktan hapse girip orada inancı bulmasıyla kendisine yeni bir yol seçişini ve söylemleri bugünlere dek ulaşan güçlü bir ses haline gelişini anlatır.
113.40 ₺ -
Hakikat Çağrısı
Elinizdeki eserde İslâm düşüncesi tarihinde bir dönüm noktası olan Gazzâlî’nin iki metni bir arada yer alıyor. Risalelerden ilki olan Ey Oğul / Eyyühe’l-Veled, Gazzâlî’nin talebelerinden birisinin sorduğu bazı sorulara cevap olarak kaleme alınmıştır. Soruları soran kişi, yıllar boyunca öğrendiği ilimlerden hangilerinin kendisine ahirette faydalı olacağını merak etmekte ve bununla ilgili meseleleri hocasının küçük bir risalede özlü ve derli toplu bir biçimde kaleme almasını rica etmektedir. Bu metin, ahiret yolunda yürüyen bir mü’mine kılavuzluk etmek üzere gerekli ilkeleri içeren ve yüzyıllar boyunca çok okunmuş olan bir risaledir. İkinci risale, tasavvuf ehlinin keşif ve ilham yoluyla elde ettikleri ledünnî ilmin imkânını ortaya koymak üzere kaleme alınmıştır. Dostlarından birisi ledünnî ilmi kabul etmeyen birinden bahseder, bu kişi ilimlerin ancak çalışılıp öğrenilerek elde edileceğini savunmaktadır. Dostu, Gazzâlî’den bu konuyu temellendiren bir metin yazmasını rica eder. Gazzâlî de bu istek üzerine bilgi teorisi ve psikolojiyle alakalı olan bu önemli metni kaleme alır.
82.60 ₺ -
Kendini Aldatan İnsan
Aldanışı, insanlığın trajik bir hakikati olarak sunan el-Keşf ve’t-Tebyîn fî Ğurûri’l-Halki Ecmaîn, gururun/aldanışın arkasındaki aldanma hikâyelerini çeşitli tasvirlerle ortaya koyuyor. Bu anlamda “Tüm İnsanların Aldanışının Keşif ve Beyanı” olan bu kitapta Gazzâlî; insanların, arzularını tatmin yönündeki tabii temayüllerine uymalarından çok, bunların üzerini örten bazı erdemler vasıtasıyla kendilerini kandırmalarıyla ilgileniyor. Bu yüzden de kitapta, aldanışın elinden neredeyse kimsenin kurtulamadığını görmek hiç şaşırtıcı değildir. Gazzâlî’nin asıl gündemi ise aldanmamış gibi görünen, toplumda itibar gören ve rol model kabul edilen sınıfların gizli aldanışıyla ilgilidir ki kitabın muhtevasının büyük kısmı buna ayrılmıştır. Gazzâlî’nin aldandıklarını iddia ettiği ve aldanış hikâyelerini geniş biçimde resmettiği, çeşitli gerekçelerle temellendirdiği gruplar, kitapta dört sınıfta toplanıyor: âlimler, âbidler, zenginler ve sûfîle Günümüzde dinî yönelişlerin özellikle sosyal organizasyonlar ölçeğindeki büyük tecrübesini göz önünde bulundurduğumuzda, kitabın hâlâ güncelliğini koruduğunu görmemek mümkün değildir.
104.30 ₺ -
Derviş Lokması
İslam medeniyetinin en önemli şubelerinden biri olan Türk kültürü geniş bir coğrafyaya tekke ve zâviyeler eliyle yayılmıştı. Tekke ve zâviyelerdeki tasavvuf terbiyesi ise hayatın her alanını kuşatıcı prensipler etrafında örülmüştü. Bu prensipler de âdâb ve erkân üzere yaşanmıştı. İşte sofra âdâbı, dervişlerin yemek kültürü özünü buradan almış, helâlin verdiği leziz koku bütün dünyaya yayılmıştı. Derviş lokmasını ve Osmanlı tekke mutfağını, İslâmî gastronomiye kapsamlı bir yaklaşım ve birleştirme şevkiyle -belki de iştahı demek daha uygundur- ele alma ve sofralarımızı unutulmakta olan bu lezzet dünyasıyla buluşturma arzusundaki bu kitap, sofralarımıza lezzet ve ruhumuza bir tasavvuf neşvesi olacaktır.
244.30 ₺ -
Fususul Hikem Şerhi
“Allah doğruyu kâmillerin diliyle söyler, yolunu Kendisine yönelenlere ve arayanlara gösterir.” Muhyiddîn İbn Arabî (ö. 638/1240), Şam’da iken gördüğü müjdeleyici bir rüyada Peygamber Efendimiz’in (sav) elinde bir kitapla kendisine şöyle dediğini nakletmiştir: “Bu Fusûsu’l-Hikem [Hikmetlerin Kaşları] kitabıdır. Onu al ve insanlara çıkar.” İbn Arabî için bu rüya nebevî bir emirdir ve bu emri lâyıkı ile yerine getirir. Fusûsu’l-Hikem, tasavvuf yolunu aydınlatmak üzere yazılmış, nice hikmetler ihtiva eden ve nebevî pınardan kaynayan kıymetli bir eser olarak İslam tasavvuf ve irfanının temel metinleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Kur’ân’da ve hadislerde adı geçen yirmi yedi peygambere birtakım “hikmetler” nispet eden ve onları açıklayan yirmi yedi fasstan/bölümden oluşan Fusûs, Hz. Âdem’in hikmetiyle başlar, Hz. Muhammed’in hikmetiyle sona erer. Eser, peygamber hayatlarıyla ilgili ayet ve hadislerin vahdet-i vücûdcu bir yorumu olarak okunabilir. İbn Arabî, tasavvuf geleneğinde hiç şüphesiz ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Füsûsu’l-Hikem de Ekberî gelenek içinde müstesna bir mevkidedir. Kayserî’nin telif ettiği bu şerh ise Fusûsu’l-Hikem şerhleri içinde muteber kabul edilmiştir. Eserin “Mukaddimeler”inde felsefî tasavvufun bütün meseleleri on iki bölümde incelenmiş, hatta şerhten ayrı olarak istinsah edilip ayrı bir risale şeklinde de neşredilmiştir. Kayserî’nin, İbn Arabî’nin (başta vahdet-i vücûd meselesi olmak üzere) düşüncesini çok iyi kavradığı açıkça görülmekte, yaptığı atıflarla diğer eserlerine olan derin vukûfiyeti de göze çarpmaktadır. Bütün bunların yanında, üslubundaki itidal, nezahet ve ciddiyet, zihni gibi kaleminin de güçlü bir eğitimden geçtiğini göstermekte; bu meziyetleriyle Kayserî, okuyanlarda derin bir hayranlık ve saygınlık hissi bırakmaktadır.
979.30 ₺ -
Hekatonla Son Tango
Hekatonkheires (Hekaton), Yunan mitolojisindeki titanlardan Gaia ile Uranüs’ün elli başlı, yüz kollu oğulları olan Kottos, Briareus ve Gyes’in bir temsilidir. Uranüs, Hekatonkheires’ten hem iğrenir hem de iktidarını ona kaptırmaktan korkar. Hâlbuki bu figür, çok başlı ve stabil olmayan yapısıyla hem katildir hem de maktuldür. “Son tango”nun Hekaton’u ise küresel çapta sürdürülen çeşitli propaganda ve eşik altı mesaj uygulamalarıyla “Aileyi İfsad Etme ve İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Küresel Proje Savaşı”nın bir temsilidir. Günümüzün Web 2.0 ve yeni medya dünyasında kadim terbiye sisteminin çökertilmesi, kadın hakları adı altında bir “erkek kadın” figürü yaratılması, baba otoritesinin kasıtlı olarak yıktırılması, her türlü cinsel sapkınlığın eş zamanlı olarak arttırılması ve “toplumsal cinsiyet” adı altında kadın ve erkek farkının ortadan kaldırılması gibi beş ana cephede süren bu savaşa ulusal ve global anlamda, ayağı yere basan çözüm önerileriyle dur demenin vakti gelmiştir.
209.30 ₺ -
İnsan Nasıl İnsan Oldu
İnsan, insan olduğundan beri, en temel meselesini oluşturan o soruyu sorar: “Ben kimim ve nasıl bu hâli aldım?” Yeryüzünde hiç kimse söz konusu soruya geride başka bir soru(n) kalmayacak şekilde net cevap vermez, veremez… Böylelikle insanın, bu esrarlı evrende bir sır olarak kalması, varoluşunun en temel dinamiğini oluşturur. Hayatın imtihan olması biraz da bu sırrın sır olarak kalmasına bağlı değil midir? el-Fusûl fi’l-Es’ile ve’l-Ecvibe’de Gazzâli, insan ruhu ve onun bedenle ilişkisi çerçevesinde kendisine yöneltilen yedi soruyu cevaplıyor. Soruların temelinde Kur’ân’da insanın yaratılış sürecine temas eden, “ruh” ve onun bedene yansıtılma şekli olan “nefh” ile ilgili âyetler bulunuyor. Gazzâli’nin Kelâm-ı Kadim’den hareketle getirdiği cevaplar, onun felsefî-kelâmî ve tasavvufî düşüncesini deklare etmesi açısından da ayrıca dikkat çekici.
97.30 ₺ -
Düşünmenin Doğru Ölçüsü
Gazzâlî’nin Ta’lîmiyye olarak da anılan Nizârî-İsmâilî Şiîlerine yönelik bir eleştiri olarak kaleme aldığı el-Kıstâsü’l-Müstakîm, din söz konusu olduğunda aklı kullanmaya karşı olan bir mezhebin sıkı takipçisine aklı kullanmanın ölçüsü ve gerekliliğini ustaca anlatmaktadır. Gazzâlî burada, özellikle felsefe ve dinin sık sık başvurduğu iki referans olarak mantık ilmi ve Kur’an üzerinde durur ve dahası, mantığı meşrulaştırmaktan öte Kur’an’ın, anlamın bir şartı olduğunu âdeta ilan etmiş olur. Kendisinin de belirttiği gibi, Müslümanlar için zorunlu saydığı akıl ve mantık bilgilerini bir söylem stratejisi olarak Kur’an terimleri ve Kur’an’dan örnekler yoluyla büyük bir incelikle muarızına sunar. Nihayetinde, Kur’an’ın emirleri ile mantık ilkelerinin uyumlu işleyişini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyarak muarızını reddedemeyeceği bir yöntemle ikna eder. Hem Gazzâlî’nin ve onun şahsında İslam düşünce tarihi mirasının bir parçası olması hem de Kur’an ve akıl yürütme arasında kurduğu ilişki biçimi bakımından dikkate şayan bir öneme sahip Düşünmenin Doğru Ölçüsü: el-Kıstâsü’l-Müstakîm, konuya ilgililerin yanı sıra geniş bir okur kitlesi için de çarpıcı bir çalışma niteliğinde.
83.30 ₺ -
İhtilaf Usulü
Gazzâlî’nin kendisine yöneltilen ithamlara karşı kaleme aldığı Faysalü’t-Tefrika beyne’l-İslâm ve’z-Zendeka, günümüzde de büyük bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkan tekfir meselesini ele almaktadır. Özellikle İhyâu Ulûmi’d-Dîn gibi eserlerinde, bağlı olduğu Eş‘arî gelenekten ayrıldığı bazı görüşlerinden bahseden Gazzâlî bu eserinde, kendisine gelen eleştirilere cevap verir. İslam’ı Eş‘arîliğe eşitleyen anlayışı eleştirerek, tekfir konusunun farklı boyutlarını tartışır. Gazzâlî kendisine gelen eleştirileri bertaraf etmeye çalışırken özellikle dinî metinlerin anlam ve yorumuyla ilgili olan tevil konusuna eğilir. Varlık ve anlam boyutlarıyla tevil arasında ilişki kuran Gazzâlî çeşitli inanç gruplarının tevil görüşlerine yer verir. İnancın belli önerme kalıplarına sığdırılamayacağını öne sürerek dinî metinlerin farklı yorumlarını son derece olağan bulsa da aşırı yorum tehlikesinin de altını çizer.
118.30 ₺ -
Sağlık ve İktisat
Merhum Prof. M. Tayyip Okiç Beyin naklettiğine göre, eskiden harb ve sıkıntı zamanlarında memlekette Buhâri hatimleri yapılırdı. 1939 Erzincan zelzelesi bütün yurdu dehşete düşürdüğü zaman Diyanet İşleri Başkanlığı bütün camilerde farz namazlarını müteakip Salat-i Münciye duasının okunmasını tamim etmişti. İnsanı çaresizlik ve hastalıklara sürükleyecek durumlar karşısında bu yola başvurulması gerçekten düşündürücüdür. Hadis-i şeriflerde, zemzemin ne niyetle içilirse onun için faydalı ve şifa verici olduğu bildirilmiştir. Ayrıca ibrikle abdest alırken abdest suyu artığını zemzem gibi ayakta şifa niyetiyle içilebileceği fıkıh kitaplarımızda gösterilmiştir. Tanıyıp hürmet duyduğum bir hoca efendi abdest suyu artığını devamlı şifa niyetine içtiğini, hayatında ciddi bir hastalığa yakalanmadığını, ufak tefek rahatsızlıklarında, bu suyu ilaç gibi kullandığı ve iyileştiğini söylemişti.
130.00 ₺ -
Öz’lenmek için Söz’lenmek
Nihayetinde okunması bir nefeslik kadar kısa ama hayatı teneffüs ettirmeyi, teneffüs ederken tefekkür ettirmeyi hedefleyen, gönüllere su serpen bu eserin; özümüze söz, sözümüze öz katması ve “bir cümle” ile hayatımızı değiştirmesi ümidiyle…
97.50 ₺ -
Peygamberimizin İki Gülü Hasan Hüseyin
Bu kitabımızın konusu, Rasulü Emin (s.a.v.) Efendimizin gözlerinin nuru ve Hz. Fatıma'nın emaneti olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimizdir. Mü'minler tarafından baş tacı edilmesi gereken fakat biri zehirletilerek, diğeri Fırat nehrinin kenarında susuz bırakılarak, hakaretlerle, aile efradının gözlerinin önünde şehit edilen nur yüzlü iki kardeş...
260.00 ₺ -
Kendimi Anlatayım Dedim
Hayatımla ilgili olarak yazdıklarım, yazmak istediklerimin tamamı mı? Bu soruya evet diyemiyorum. Acaba kendimi, olduğumdan fazla gösterdiğim oldu mu diyorum. Oldu ise normaldir. Çünkü öteden beri kaidedir: Keser kendi tarafına yontar. Bunlar benim kendi açımdan dile getirdiğim hayatım. Acaba başkaları beni nasıl ve ne halde gördüler?.. Benim gibi görmediklerinde şüphe etmiyorum. Bununla beraber önemli olan ne benim, ne başkalarının bakış açıları. Değil mi ki yarın Yüce Rabbimizin şaşması mümkün olmayan, yanlış netice vermesi düşünülemeyen terazisine gireceğiz ve kaç okka geleceğimiz orada belli olacak?... o halde bu konuda fazla yorulmağa, öyle değildi, şöyleydi demeğe de lüzum yok. Bir Arap şairinin dediği gibi problem orada çözülecek, herkes bineğinin at mı, eşek mi olduğunu, adalet terazilerinin kurulduğu günde öğrenecek. Atalarımız da bu gerçeği Berber, saçım ak mı, kara mı?... sorusuna verilen cevap ile halletmişler ya. Bu saçlar bir gün önümüze dökülecek, değirmende mi ağartıldı yoksa yüz ağartacak bir yol mu tutuldu belli olacak. Gün gelecek, üzerimize atılan üç beş kürek topraktan başka bu dünyada yaşadığımıza delalet eden bir şey kalmayacak. Ya da yazdıklarımızdan memnun olan bir kısım insanlar Allah razı olsun, diyecek ve bir Fatiha gönderecekler.
227.50 ₺ -
İslamda Kadın
Kadın konusunun sosyal hayat gündeminin daima birinci maddesini oluşturduğu bir gerçektir. Medyanın alabildiğine güçlendiği, gelişip yayıldığı ve etkinliğini arttırdığı günümüz Türkiye'sinde konu hergün canlılığını korumakta, bu arada İslam'ın bakışı tartışılmaktadır. Bu kitap Kur'an'a, Sünnet'e, İslam alimlerinin yorumlarına ve uzmanların tespitlerine dayanarak kadının aile ve toplum içindeki incelemeyi amaçlamıştır. Eser ilk baskısından itibaren otuz yıl boyunca okuyucular tarafından büyük ilgi ile karşılanmış, bu arada bazı medya kuruluşlarının tertip ettiği karşı hareketlerin yetersizliği ve haksızlığı mahkemece tescil edilmiştir. Yabancı dillere de çevrilen eserin gözden geçirilmiş bu yeni baskısıyla okuyuculara faydalı olmaya ve etkilerini sürdürmeye devam edeceğine inanmaktayız.
162.50 ₺ -
Mâtürîdî’nin Hikmet Tasavvurunda Evren, İnsan ve Din
Ehl-i sünnet’in iki kanadından birisi olan Mâtürîdîlik, dini yorumlarında akla daha fazla yer veren bir mezheptir. Mezhebin kurucusu Ebû Mansûr el- Mâtürîdî (ö. 333/944), dinin anlaşılmasında aklı oldukça aktif bir şekilde kullanan bir âlimdir. Onun kelam sisteminin en merkezi kavramlardan birisi hiç şüphesiz hikmettir. Hikmet, İslam Felsefesinden İslam Kelamına, İslam Hukukundan İslam Edebiyatına kadar oldukça geniş bir kullanım alanına sahip bir kavramdır. İmam Mâtürîdî hikmeti “doğruya isabet etmek”, “her şeyi layık olduğu yere koymak” olarak tanımlar ve adaletin de aynı anlamda geldiğini belirtir. Ona göre yüce Allah’ın bütün fiillerinde mutlaka bir hikmet vardır. Onun anlayışında ilahî fiiller, kulların maslahatlarını içeren pek çok hikmetler barındırır. Hikmet kavramı bu anlayış üzerine gelişmiş ve Mâtürîdîler tarafından övülmeye layık sonuçları bulunan veya neticesi iyi ve güzel olan fiiller olarak tanımlamışlardır. Hikmet kavramını kullanırken onun üç boyutuyla ilgilenmek durumundayız. Birinci olarak; ilahi fiillerdeki iyilik, güzellik, fayda ve maslahatların neler olduğu, ikinci olarak ilahi fiillerin hangi maksatlara matuf olduğu ve üçüncü olarak da bu fiillerin hangi neticeleri doğuracağıdır. Dolayısıyla başlıkta ve araştırmanın devamında sıkça zikredilen hikmet kavramı, ilahi fiillerin mahlûkata yönelik olarak taşıdıkları fayda, maslahat, iyilik, güzellik, gaye, maksat, hedeflenen akıbet ve neticeler olarak ifade edilebilir. Araştırmanın birinci bölümünde evren ve insanın yaratılışındaki hikmetler, ikinci bölümünde ise dininin öngördüğü emir ve yasakların hikmetleri incelenmektedir. Çalışmada, varlığın anlamı, evren ve insanın yaratılış gayesi, dini emir ve yasakların taşıdığı fayda ve maslahatlar ele alınmaktadır. Çalışmanın aynı zamanda deizm, nihilizm ve kötülük problemi gibi bazı güncel inanç sorunlarına cevap teşkil edecek argümanlar barındırdığı söylenebilir.
130.00 ₺ -
İslam Aile Hukuku (Çifte Meşruiyet Bağlamında Güncel Bazı Fıkhi/Hukuki Problemler ve Çözüm Önerileri
Günümüzün Müslüman toplumlarında ailede karı-koca arasında yaşanan problemleri, kısmen modernitenin bireye ve aile kurumuna yüklediği modern değerler ile geleneksel (dinî/ahlakî) değerler arasındaki gerileme/çatışmaya bağlamak mümkündür. Zira günümüz Müslümanları, ne modern hayat tarzından vazgeçebiliyorlar ne de dinî kimliklerinden/değerlerinden… Bir anlamda zihinleri ikiye bölünmüş ve kendilerine çifte meşruiyete dayalı iki dünyalı bir yaşam tarzı oluşturmuşlardır. Dolayısıyla modernitenin sunduğu hayat tarzı ile dinî/ahlakî değerler arasında sıkışıp kalan günümüz Müslümanları sosyal hayatlarında çifte meşruiyete dayalı bir problem yaşamaktadır. Konuyu Türkiye özelinde düşündüğümüzde buna bir de hukuktaki çifte meşruiyete bağlı TMK ile İslâm aile hukuku arasındaki gerilimden kaynaklanan problemler eklendiğinde günümüz Türkiye’sinde İslâm aile hukuku ile ilgili birçok fıkhî/hukukî problemin ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Çalışmamızın temel amacı, çifte meşruiyet bağlamında, ülkemizde yürürlükte olan 2001 tarihli ve 4721 sayılı TMK ile İslâm aile hukuku arasında gerilim/çatışma oluşturan güncel fıkhî/hukukî problemlere günümüzün şart ve icaplarına uygun makul/meşru çözümlerin üretilmesine katkı sağlamaktır. Bu bağlamda çalışmamızda İslâm aile hukuku ile TMK arasında gerilim/çatışma oluşturan bazı güncel problemlere yönelik çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Kitabın başlığından ve içeriğinden de anlaşılacağı üzere bu çalışma, İslâm aile hukuku ile ilgili tüm konuları içeren bir ders kitabı değildir. Bununla birlikte bu çalışmanın, başta ilahiyat/İslamî ilimler fakültelerinde lisans ve lisansüstü programlarda eğitim gören öğrenciler olmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı personeli, Diyanet-Eğitim/Akademi Merkezleri’nde eğitim gören kursiyer öğrenciler ve hukuk fakültesi öğrencileri için yardımcı kaynak vazifesi göreceği söylenebilir.
227.50 ₺ -
Sünnet ve Sünnetin Günümüze Taşınması
Sünnetin çağa taşınması ve günümüz problemlerine çözüm olması noktasında sünnetin ve onun yazıya geçirilmiş şekliyle hadislerin iyi anlaşılması gerekir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de ülkemizde ve İslâm dünyasında hadis-sünnet ekseninde tartışmalar yaşanmaktadır. Kimi çevreler sadece aklı esas alarak hadis ve sünneti ötelemeye, ikinci plana itmeye çalışırken; kimi çevreler de sahih, zayıf ve mevzu durumuna bakmaksızın tüm rivayetleri kurtarma gayreti içine girmişlerdir. Sünnetin insana, hayata ve yaşadığımız gezegene verdiği mesajı doğru anlamaya çalışmak gerekir. Bu çerçevede elinizdeki kitap, sünnete yaklaşımlar, sünnetin işlevi ve sünnetin günümüze taşınması konularında katkı sunmayı hedeflemektedir.
156.00 ₺