-
İbn Sa'd - Önderlerimiz 28
Hocası Vâkıdî’ye (ö. 207/823) olan uzun süreli mülazemeti dolayısıyla “Kâtibü’l-Vâkıdî” diye bilinen İbn Sa‘d (ö. 230/845) siyer, hadis ve nesep ilimlerinde önemli bir birikime sahipti. O, İslâm ilim geleneğinde tabakât türünün en eski örneklerinden biri olan Kitâbü’t-Tabakâti’l-kebîr’in müellifidir. Kitabın ilk kısmı Hz. Peygamber’in (s.a.s.) siyerini ele almaktadır. Diğer bölümler sahâbeden başlayarak İbn Sa‘d’ın vefat tarihine kadar yaşamış olan ilim erbabının biyografilerini içermektedir. Müellif, nesep ilmine olan hâkimiyetini kitabına yansıtmış; özellikle verdiği uzun listeler bu hususu desteklemektedir. İbn Sa‘d, muhaddis olması sebebiyle kitabındaki rivayetleri isnadlı bir şekilde vermiştir. Bunun yanında sayısı çok olmamakla birlikte cerh-tadile dair görüşlerini de zikretmiştir. Dolayısıyla İbn Sa‘d’ın eseri sadece bir siyer-tabakât kitabı değil; hadis, nesep, tefsir ve fıkıh ilimlerine dair önemli bilgiler içeren kıymetli bir teliftir. İbn Sa‘d’ın eserinin bir diğer özelliği, ele aldığı dönemin sosyal ve toplumsal yapısına dair de önemli bilgiler içermesidir. Bu durum tabakât, ricâl veya tarih kitabı denilen ve râvilerin biyografilerine tahsis edilmiş eserlerin yazıldıkları dönemin yapısını anlamak için çok önemli kaynaklar olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle isnadın satır aralarına serpiştirilmiş olan bilgilerin tahlil edilerek bağlamına yerleştirilmesi İslâmî ilimler tarihini anlamak açısından önemli bir boşluğu dolduracaktır. Dolayısıyla başta çalışmamızın konusu olan İbn Sa‘d’ın Kitâbü’t-Tabakâti’l-kebîr adlı eseri olmak üzere diğer eserlerin bu açıdan ele alınması önem arz etmektedir.
78.00 ₺ -
Harun Reşid - Önderlerimiz 8
Harun Reşîd, İslâm tarihi boyunca iktidara gelen isimler arasında kapasitesi, donanımı, siyaset becerisi ile müstesna bir yere sahiptir. Abbasi Devleti’nin en parlak yıllarını, kendisinin iktidarında yaşamış olması, Halife’nin bu yönlerine çok şey borçludur. Yalnız iç ve dış siyasette değil, ilim ve sanatta da Harun dönemi zirveye ulaşmıştır. Abbasi hazinesinin gücü ve refahın tabana yayılması, Harun Reşîd’in başarılı bir devlet adamı olmasının diğer tezahürleridir. Harun dönemi, Abbasîlerin zirvesi olarak görülmüş ve “arus/düğün günleri” olarak nitelendirilmiştir. Bu da Halife’yi, sadece tarih değil, belki ondan daha yoğun olarak edebi literatürün önemli bir figürü haline getirmiştir. Harun Reşîd, pek çok zihin tarafından Bin Bir Gece Masallarının fantastik kahramanı olarak bilinmekte, özellikle kimi Batı kökenli çalışmalarda mitik bir şahsiyet olarak yansıtılmaktadır. Halife, bazı Müslüman çevreler tarafından ideolojik ve mezhebi etkenlerle karalanmakta böylelikle iki uç algı arasında hakikatten uzak bir portreyle gidip gelmektedir. Kendisinin meşhur bir isim, döneminin ise Abbasilerin en müreffeh zaman dilimi olması, hem şahsiyeti hem dönemi ile alakalı aslı olmayan, tahminlere dayalı, zenginlik ve şaşaa üzerine kurgulanmış haberlerin üretilmesine yol açmıştır. Bu kitap, Harun Reşîd’in biyografisini klasik İslâm tarihi kaynaklarını temel alarak ve bilimsel yol takip ederek ortaya koymaya ve kendisinin gerçek tarihî kimliğini gözler önüne sermeye çalışmaktadır.
78.00 ₺ -
İslam Hukukunda Dilencilik
Fıkıh, Müslümanların ferdî ve içtimaî hayatlarını tanzim eden bir sistemdir. Dolayısıyla hayattaki hemen her olay ve mesele fıkhın konusudur. Dilencilik de bunlardan biridir. Nitekim dilencilik, tarih boyunca sosyal bir olgu olarak gerek İslam toplumlarında gerekse diğer toplumlarda çeşitli şekillerde tezahür etmiştir. Günümüzde ise dilenciliğin, bireysel ve örgütsel dilencilik olmak üzere iki yönü ön plana çıkan çok boyutlu bir soruna dönüştüğü gözlemlenmektedir. Bu da beraberinde haksızlıklar, mağduriyetler, kriminal suçlar gibi daha karmaşık sorunları beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada, günümüzde farklı bir boyut kazandığı görülen dilencilik yeniden tanımlanabilir mi? Dilencilik meşru bir meslek olarak kabul edilebilir mi? Dilencilere yardım etmenin veya etmemenin sevabı veya vebali var mıdır? Yöneticilerin konuya ilişkin dini ve/veya sosyal sorumlulukları nelerdir? Allah, Kur’ân ve Peygamber adını anarak veya mescitler gibi kutsal mekânları mesken tutarak dilenmenin hükmü nedir? Örgütsel dilenciliğin önlenmesine yönelik tavsiye ve öneriler neler olmalıdır? gibi sorulara cevap aranmaya çalışılmıştır. Sosyal, kültürel, siyasi, ekonomik ve dinî açıdan çok yönlü toplumsal bir sorun olan dilencilik Kur’ân ve Sünnet perspektifinde fıkhî boyutuyla ele alınmıştır.
130.00 ₺ -
Nureddin Zengi - Önderlerimiz 15
Bölünmüş, parçalanmış, İslâm’ın en kutsal üç beldesinden birisi olan Kudüs’ü Haçlılara kaptırmış Müslümanların yeniden şahlanışa geçtikleri isimdir Nureddin Zengî… Bir tarihçi onu dört Râşid Halife ve Ömer b. Abdülaziz’den sonra en çok kendisinden etkilendiği kişi olarak tarif ederken hiç de mübalağa etmemektedir. Ona övgüler düzen sadece tarihçiler ve şâirler değildir; halk arasında da kendisinin kırk evliyadan birisi olduğu söyleniyor ve dilden dile kerametleri ve menkıbeleri anlatılıyordu. Babasının mirasından devraldığı Halep’e kısa sürede Urfa Haçlı Kontluğu ve onun bakiyelerini eklemiş, babasına ve Selçuklu meliklerine nasip olmayan Suriye’yi birleştirmek gibi zor bir görevi de yerine getirmişti. Ele geçirdiği ve Halep zindanına attığı pek çok Haçlı soylusu yanında Franklara yeri gelince gösterdiği merhamet ile de adını ölümsüzleştiren Nureddin, hâkimiyet süresi içerisinde elli kadar kale ve şehri de Haçlılar’dan almayı başarmıştı. 1174 yılında Dımaşk’ta mütevazi bir odada hayata gözlerini yumduğunda geride birleştirilmiş bir Suriye, Suriye ile bütünleşmiş bir Mısır, Antakya Haçlı Prinkepsliği’nden ayrılmış bir Kilikya ve birbirlerinden ayrı hareket etmeye başlayan Haçlı devletçikleri bırakmıştı. Dahası Kudüs’ü yeniden fethedecek Selahaddin Eyyûbî gibi bir lider bırakmıştı. O sadece muzaffer bir hükümdar değil, aynı zamanda ıslahatçı bir sultan, ilmin ve adaletin hâkim olması için durmadan çalışan bir kişi idi. Sadece Suriye ve Mısır’a değil, Anadolu ve Azerbaycan’a da kısmen hükmedebilen bu müstesnâ şahsiyet, Doğu’nun güneşi, İslâm’ın en aziz kahramanı idi.
78.00 ₺ -
Baybars - Önderlerimiz 39
XIII. yüzyıl ortalarında Eyyûbîler, Yedinci Haçlı Seferi ve yaklaşan Moğol istilası nedeniyle derin yaralar alarak yıkılmaya yüz tutuyor, onların boş bıraktığı bu alanı da Memlükler ve onların büyük lideri Baybars dolduruyordu. Nureddin Zengî Bakîa’da, Selahaddin Remle’de Haçlılara mağlup olup canlarını zor kurtarırken, namağlup Baybars, hem Moğollar hem de Haçlılara karşı büyük zaferler kazanıyordu. Selahaddin’in dahi Hıttîn sonrası ele geçiremediği kaleleri fetheden Baybars, Fırat Nehri’ni geçen Moğollar’ı sadece Mısır’dan çıkarak kaçırabiliyordu. Tarihte kendi topraklarından uzaklarda mücadele eden pek çok sultan ve kral büyük mağlubiyetler yaşarken, Baybars, Kilikya Ermenilerine ait sarp geçitler ve tuzaklarla dolu bir coğrafyadan başarı ile ordusunu geçirip, Elbistan Ovası’nda büyük bir zafer kazanabiliyordu. Mısır’daki sarayında Altın Orda hanlarının elçilerinden Bizans delegelerine, Sicilya’da hüküm süren Manfred ve ardılı Charles de Anjou’dan Gürcü heyetlerine kadar pek çok elçilik heyetini ağırlayan Baybars, bu konuda da ne kadar maharetli olduğunu ortaya koyuyordu. Bu başarılı dış politika sayesinde Sekizinci Haçlı Seferi’nin yönünü Tunus’a çevirebiliyor, Nûbe topraklarında, Berkâ çöllerinde dahi saygı ile kendisine tabi olunuyordu. Sivas esir pazarında satılıp Mısır’a getirilen bu müstesna şahsiyet, tarihin akışını değiştirip İslâm âleminin geniş bir nefes almasına, kazandığı zaferlerle tüm Müslümanların bayram yapmasına vesile oluyordu. Baybars, 1268’de son verdiği Antakya Haçlı Prinkepsliği ile Urfa’yı 1144’te ele geçiren İmâdüddin Zengî’ye, Suriye ile Mısır’ı birleştirirken Nureddin’e ve kazandığı zaferler yanında, bazı düşmanlarına karşı dahi gösterdiği alicenaplıkla da Selahaddin’e benziyordu. Köle kökenli olmasına rağmen O, İslâm’ın en muzaffer kılıçlarından birisi ve en yetenekli liderlerinden idi.
78.00 ₺ -
İslamın İstikbaline İnanmak
“Ancak Müslümanlar olarak ölünüz” sırrı ne çetin bir sırmış Rabbim, her yerde karşımıza çıkıyor. Hem kendimiz açısından hem de ehlimiz, evladımız açısından; İslam’ın istikbaline inanmak gerek. İmanı keyfiyetli yaşayan insanların adedinin çoğalacağına inanmak gerek. Bunun için de önce kendi öz müesseselerimize güvenmek gerek. Bu müesseselerdeki eksikliklerin mutlaka giderileceğine ve çileli bir mücadeleden sonra kemale çok yaklaşacağına inanmak gerek. İslam’ın istikbaline her geçen gün daha fazla inandıkça önümüze bambaşka ufuklar, güzellikler, bereketler çıkıyor, çıkmaya da devam edecek. Allah vaadinden hiç dönmedi, bundan sonra da dönmeyecek. İslam’ın istikbali Allah’ın vaadidir. Son gülen iyi gülecek, istikbal müminlerin, müttekilerin olacaktır. Ve’l-âkibetü li’l-müttekîn.
130.00 ₺ -
Nüzûl Döneminden Modern Döneme Te’vil Kavramı
Elinizdeki bu çalışma: arka planında siyasal, sosyal ve kültürel sebeplerin yattığı bu tartışmaların; bir taraftan aşırı yorum olarak tanımlanan böyle bir anlam savruluşu diğer taraftan her disiplinin, mezhebin, mektebin hatta siyasal ve entelektüel çevrelerin kendi te’vîlini oluşturduğu ve birbiriyle olan düşünsel mücadelelerini bu sözcük üzerinden sürdürdüğü tarihsel seyrine ışık tutmaktadır. Bu aynı zamanda te’vîl bağlamında “ortak bir kelime” ye ulaşmanın yolu açılabilir mi sorusuna bir cevap arayışının ilk adımıdır. Te’vîl konusuna dair ulaşabildiğim ve ulaşamadığım çok kıymetli araştırmalar elbette mevcuttur. Ancak her yüzyıldan bir veya birkaç müfessirin görüşüne müracaat etmek bu dönemlerdeki te’vîl sözcüğüyle alakalı olarak tefsir külliyatının bütünü hakkında bir fikir verebilir düşüncesiyle ortaya konulan bu çalışma farklılık arz etmektedir. Bu sebeple çalışmamız, Kur’ân’da 17 kez zikredilen te’vîl sözcüğüne nüzûl/Peygamber döneminden başlayıp hicrî on dördüncü/yirminci yüzyılın orta dönemine kadar Elmalı’lı Muhammed Hamdi Yazır’la sınırlandırılmıştır. Te’vîl sözcüğünün anlam itibariyle geçirdiği üç önemli döneminin öncüleri olan Matûrîdî, İbni Teymiyye, Abduh ve Reşit Rızâ’nın görüşlerine tabii olarak daha geniş yer verilmiştir. Her yüzyıldan en az bir en fazla dört müfessir olmak üzere toplamda otuz yedi müellifin bu ayetler bağlamında te’vîl sözcüğü ile ilgili görüşlerine baş vurduğumuz bu çalışma, yukarıda zikredilen soruya cevabın imkanına yönelik mütevazı bir katkı sağlayabilirse kendimizi bahtiyar hissederiz.
97.50 ₺ -
Arap Kültüründe Bilginin İntikâl Süreci
İsnâd, klasik bir bilginin sonraki nesillere aktarılmasında şüphesiz en çok ihtiyaç duyulan yöntemlerden biridir. Zira bir metin okunduğunda, söylendiği veya yazıldığı döneme ait sahne yaratmak isnâdın önemli gayelerinden biri olmuştur. Yani haberin güvenilirlik miyarı şeklinde algılanan bu sistemin işlevi sadece bir bilginin sağlam bir şekilde intikali değil aynı zamanda o bilgiye ait topyekûn duygu aktarımıdır. Bu nedenle de taşımacılığını yaptığı metne dair rivâyet formları dışında kalan ve klasik ilimler için satır arası önemli bilgiler olarak adlandırılabilecek, habercilerin birbirleriyle ilişkilerini, doğum ve vefat tarihlerini, râvîlerin yaşadıkları coğrafya veya metnin tedavül sahasına dair yer bilgilerini, intikal ettirilen nesil tarafından varlığından bile haberdar olunmayan bir kitabın sahife ve kokusunu, birçok ilke imza atmış bir ilim adamının tedrisata başladığı ilk günü… zihinlerde canlandırmaktadır. Halbuki dışarıdan bakıldığında karşımızda çoğu zaman kimin neyi söylediği bilgisinin dahi bulunmadığı, yedi sekiz ismin peş peşe sıralanmasından ibaret bir senedden başka bir şey yoktur. Bu nedenle klasik okuma, herkesin kârı olmayıp yıllar süren isnâd araştırmalarıyla elde edilebilecek bir mahareti kesb işidir. Bu çalışma cahiliyeden başlayarak Arap-İslâm kültürüne ait bilgi birikiminin günümüze intikalini sağlayan isnâd sisteminin kapsamlı bir analizini gerçekleştirmektir. Tevfîk Allah’tandır…
130.00 ₺ -
Hitabet Sözde Hikmet Üslupta Zarafet
Hitâbet yalnızca bilgi aktarmak değildir. Onun asıl amacı, dinleyicinin zihnini uyandırmak ve kalbine tesir ederek ona bilinç kazandırmaktır. Bu eser, İslâm geleneğinde hitâbetin kavramsal köklerini ele almakta; Kur’ân’ın ilke ve öğretileri, peygamber kıssaları ve Hz. Peygamber’in sünneti ışığında hitâbetin ahlâkî, estetik ve toplumsal boyutlarını incelemektedir. Güzel sözün bireysel arınma ve toplumsal barış üzerindeki dönüştürücü gücünü, duânın hitâbeti derinleştiren işleviyle birlikte ortaya koyan bu çalışma, okuyucuya yalnızca bilgi sunmayı değil, aynı zamanda bilinç kazandırmayı amaçlayan bütüncül bir metodoloji sunmaktadır.
162.50 ₺ -
Somuncu Baba Tarih, Tabakat, Arşiv Belgeleri Ve Yazamlar Ekseninde
Daha çok “Somuncu Baba” adıyla bilinen Şeyh Hâmid-i Velî, 9/15. asrın tanınmış sûfîlerinden olması yanında Anadolu tasavvuf geleneği açısından oldukça önemli bir isimdir. Ebheriyye, Nakşbendiyye, Safeviyye ve Halvetiyye tarikatlarıyla silsile yönünden irtibatı bulunmaktadır. Kendisine bir tarikat atfedilmeyen Somuncu Baba, Bayrâmiyye gibi Anadolu’nun ilk Türk tarikatı sayılan tarikatın kurucusu Hacı Bayrâm-ı Velî’yi yetiştirmiştir. Ayrıca o, esas itibariyle müstakil bir tarikat hüviyetinde olmayıp tarikatlarda bir neşve olarak bulunan melâmet düşüncesinin müstakil bir tarikata dönüşmesini sağlayan silsilenin öncüsü kabul edilebilir. Müellif sûfîlerden sayılabilecek Somuncu Baba’nın kendisine atfedilen Silâhü’l-Mürîdîn, Zikir Risâlesi ve Şerhi Hadîs-i Erbaîn isimli üç eser bulunmaktadır.
162.50 ₺ -
Osmanlı Toplumunda Halvetilik ve Halvetiler (IX-XV. Asır)
Halvetiyye Tarikatı IX-XV. asırda Anadolu’da tasavvufun gelişiminde önemli tesirleri olan tarikatlardan biridir. Sadece halk arasında olmayıp devlet erkânınca da hüsnükabul gören bu tarikat IX-XV. asırda üç ve takip eden asırda bir olmak üzere bünyesinden çıkan dört ana kol ve bu kollardan zuhur eden kırka yakın şubesiyle adeta Osmanlı toplumunun tasavvufî hayatına yön vermiştir.
162.50 ₺ -
Çocuk Eğitiminde Altın Sözler
"Çocuğu olan kimse onunla çocuklaşsın." Hz. Muhammed (s.a.v) "İyi bir anne, yüz öğretmene bedeldir." George Herbet "Hayırsız evlat yoktur. Hayırlı anne ve baba vardır." Dr. Mehmet Reşat Şavlı
65.00 ₺ -
Elveda Osmanlı Bir Cihan Devletinin Çöküşü
Meriç Irmağı'nın öte yakası, yani koca Rumeli elimizden nasıl çıkmıştı? Buradaki soydaş ve dindaşlarımızın âkıbeti ne olmuştu? Düşmanlarının bile takdirini kazanan Şükrü Paşa Edirne'yi nasıl müdafaa etmişti? Yeryüzünü bir cehenneme çeviren Birinci Dünya Savaşı'na nasıl atılmıştık? Çanakkale'de bir destan yazan; Irak, Filistin ve Hicaz cephelerinde çöl sıcakları, açlık, susuzluk ve her türlü mahrumiyet içinde mücadele eden; Sarıkamış'ın karlı dağlarında donarak şehit olan Mehmetçiklerimizin hikâyeleri... Çöl Kaplanı namıyla meşhur Fahrettin Paşa'nın Medine'deki şanlı müdafaası... Asırlarca aynı gökkubbe altında beraberce yaşadığımız bazı halkların ihanetleri... Ve günbatımı: Mütâreke ve işgal. Elbette o birkaç çadırdan cihangirâne bir devlet çıkaran ve asırlarca dünyayı titreten bir millet, böyle bir zillete tahammül etmeyecek, tarihinden aldığı azim ve inançla yepyeni bir mücadeleye başlayacaktır. Bu kitap Osmanlı'nın son yıllarında yaşanan bu tarihî gerçeklerin bütün halinde anlatıldığı bir hikâyesidir. Bu hikâye, Osmanlı'nın çözülüş ve dağılışının, bir cihan devletinin yağmalanışının hikâyesidir. Fakat elinizdeki kitap bir hikâye kitabı değildir. Monoton bir tarih kitabı da değildir. Her bir hükmü belge ve kaynaklara dayanan, olayların tarihî roman üslûbunda anlatıldığı bir belgeselle karşı karşıyasınız.
162.50 ₺ -
Kuran ve Sünet Işığında İslâmın İnanç Esasları
İslam İnanç Esasları denince ilk etapta “Amentü’nün Esasları” akla gelmektedir. Günümüz ilcaatlarına uygun olarak bu dersin okutulması, inanç sahasındaki güncel sorulara cevap verebilecek nitelikte olması önem arz etmektedir. Konu genel manada soyut olgulardan oluştuğu için, bu çalışmamızla konuyu “ala kaderil imkân” somutlaştırarak; temsillerle, akli delillerle ve günümüzün ihtiyaçlarına cevap verebilecek mahiyette açıklamaya çalıştık.
169.00 ₺ -
-
İslâm Ceza Hukukunda Af
Af, tarihsel süreçte hukukun en çok tartışılan konularından biridir. Kim affetmelidir? Her suçu affetmek uygun mudur? Af, hukuka olan güveni ve toplumsal huzuru olumsuz yönde etkilemez mi? Şahıslara karşı işlenen bir suçu devletin affetmesi suç mağdurlarını ve ma’şerî vicdanı nasıl etkiler? Bu ve benzeri sorular, geçmişte olduğu gibi günümüzde de hukukçular, kamuoyu, suç mağdurları ve yakınları tarafından gündeme getirilmekte ve affa ilişkin uygulamalar çoğu zaman eleştirilere konu olmaktadır. Ceza hukukunda “ciddiyet ve dürüstlüğün göstergesi” olarak kabul edilen affa dair İslam hukukunun bakış açısını ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma, beşerî hukuk sistemleriyle benzerliklerine ve ayrıldığı hususlara da değinmektedir. Günümüz hukukunda yer almasına karşın, klâsik İslâm hukuku kaynaklarında doğrudan ele alınmayan affa dair bazı uygulamaların, İslâm hukukunun genel ilke ve esasları çerçevesinde mümkün olup olmadığı da irdelenmeye çalışılmıştır. Köklü bir geçmişe ve zengin tarihsel tecrübeye sahip olan İslam hukukunun, afla ilgili sorunlara ne tür çözümler sunduğunun belirlenmesi de çalışmanın hedefleri arasındadır.
162.50 ₺ -
Melikşah - Önderlerimiz 11
Büyük Selçuklu Devleti, Selçuk Bey’in torunları Çağrı ve Tuğrul Beylerin, Gaznelilere karşı kazandıkları Dandanakan Savaşı sonrası Horasan’da resmen kuruldu (1040). Melikşah da tarihte son derece mühim bir yere sahip olan bu devletin üçüncü sultanı olarak tahta çıktı. Malazgirt zaferinin mimarı Sultan Alp Arslan’ın oğlu olan Melikşah, babasının vefatı sonrası iktidarı devraldı ve saltanatı boyunca da elde ettiği başarılarla Büyük Selçuklu Devleti’ni en geniş sınırlarına ulaştırdı. Sultan Melikşah askeri ve siyasi alanlarda elde ettiği başarılar kadar iktisat, imar, kültür ve ilim alanlarında gerçekleştirilen faaliyetlere verdiği destekle de dikkat çekti. Büyük Selçuklu Devleti Sultanı’nın iktidarı boyunca en büyük destekçisi ise babası Sultan Alp Arslan zamanında da vezirlik görevinde bulunmuş olan Nizâmülmülk oldu. Halkının refah düzeyini yükselten, Müslüman ya da Gayr-ı Müslim ayrımı yapmadan idaresindeki herkese eşit davranmaya özen gösteren Melikşah, Büyük Selçuklu Devleti’ne âdeta altın çağını yaşattı. Vefat ettiğinde geride Kafkaslar’dan Yemen’e, Çin sınırından Boğzaiçi’ne kadar uzanan bir devlet bıraktı.
78.00 ₺ -
Arkadaşları ve Talebelerinin Gözünden Ali Osman Koçkuzu
Elinizdeki bu eser her ne kadar merhum Prof.Dr. Ali Osman Koçkuzu’ya dair hatıraları toplayan bir kitap olsa da, aynı zamanda 1940’lardan,1950’lerden itibaren Türkiye’de din eğitiminin serencamına, Konya özelinde sosyal ve dini hayata da ışık tutmaktadır. Yaşanan zorluklar, bir diriliş neslinin azmini yok etmemiş, aksine onlar idealleri için, gece gündüz ilim yolunda gayret göstermişlerdir.. Bu kitaptaki satırlar özellikle genç nesillerde nereden nereye geldiğimize dair bir farkındalık oluşturursa, içinde bulunduğumuz nimeti takdir sadedinde amaca hizmet etmiş olacaktır. Selçuklu payitahtı olması hasebiyle Konya’nın eğitim ve kültür hayatımızda müstesna bir yeri vardır. Konya’da yetişen alimler, ilim adamları, fikir ve gönül insanları bu topraklardaki kültürel mirastan beslenmişler, eğitim ve kültür hayatımızda derin izler bırakmışlardır. Rahmetli babamı, onu yetiştiren hocalarını, özelikle asistanlığını yaptığı M.Tayyip Okiç Hocayı, bizleri ve bütün göçenlerimizi Rabbim cennetiyle taltif etsin, Efendimize komşu eylesin. Onların yollarından giden nice nesiller bu dine hizmet etsin, Amin.
130.00 ₺ -
Bütün Yönleriyle Savaş
Savaş, insanlık tarihinin en kadim olgularından biridir. Kimi zaman fetih, kimi zaman savunma, kimi zaman da kimlik ve varlık mücadelesi olarak tezahür eden savaş, dinî, siyasî, felsefî ve toplumsal boyutlarıyla her dönemde insan üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Elinizdeki Bütün Yönleriyle Savaş isimli bu eser, savaşın yalnızca askerî bir eylem olmadığını; aynı zamanda dinî metinlerden uluslararası hukuk normlarına, klasik dönem uygulamalarından modern krizlere ve insani diplomasiye, edebî ve sanatsal yansımalarından sosyo-psikolojik sonuçlarına kadar geniş bir çerçevede incelenmesi gereken bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Geçmişin tecrübeleriyle günümüzün krizlerini buluşturan bu eser; savaş olgusunu yalnızca tarihî bir gerçeklik olarak değil, aynı zamanda güncel bir sorun ve insani sorumluluk alanı olarak disiplinler arası bir perspektifle okuyucuya kapsamlı bir bakış sunmaktadır. Bu kitap, yalnızca akademisyenler için değil; savaşın insanlık tarihindeki yerini, toplumsal ve insani boyutlarını anlamak isteyen her okuyucu için zengin bir içerik sunmaktadır. Savaşın gölgesinde kalan insan hikâyelerini, ahlâkî sınırları, hukukî tartışmaları ve umut verici insani çabaları keşfetmek isteyen herkes için yol gösterici bir eser niteliğindedir. Sadece savaşın tarihini değil; aynı zamanda insanlığın imtihanını okuyacağınız bu eserin, barışa yeni bir kapı aralaması duasıyla…
455.00 ₺ -
Hatibin Hitâbeti
Bu eserde, bir hitap olan Yüce Kur’an ve en güzel hatip Hz. Pey-gamber’in sünneti ekseninde tebliğ ve irşâd görevinin metotları, incelikleri ve hatibin sorumlulukları farklı başlıklarla ele alınmıştır. İnsanlara Hz. Peygamber’in davet metodu ile ulaşmak istenildiğinde, sözün tesirinin eylemin gönül teknesinde yoğrulmasıyla mümkün olacağını… Sözün en güzelini söylemenin yöntem ve tekniklerinin nebevî metot ve etkili iletişim dili ile gerçekleşebileceğini… Din gönüllüsünde olması gereken vaaz ve nasihat yöntemlerini, ibadetler ve dini merasim uygulama inceliklerini, hutbe hazırlama ve sunma sorumluluğunu, kulluğunu itirafta dua ve niyazın değerini… Asırlık tecrübesi ve tüm birimleriyle Diyanet İşleri Başkanlığı, mahiyetinde din hizmeti yürütülen Türkiye’deki tüm kurum ve kuruluşları, ülkemizin sosyal bir tezahürü olan ve din hizmetleri bağlamında ele alınan dini grupları; makul, mutedil ve kapsayıcı bir bakış açısı ile değerlendirme imkânını… Türkiye’deki İlahiyat ve İslami İlimler Fakültelerinde başlatılması teklifini içeren ideal bir “Hitabet ve Mesleki Uygulama” dersi modelini, uygulama tecrübesini, elde edilen çıktıları ve geliştirilmesi teklif edilen uzun soluklu bir çabayı inceleme imkânına sahip olacaksınız.
169.00 ₺ -
Yolculuk Adabı
İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâu Ulûmi’d-Din, Müslümanlar için her dönem ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri şimdi yepyeni bir formatla sizlere sunuyoruz. Eserin içinde yer alan konuların her biri, orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâu Ulûmi’d-Din, dört ana bölümden ve her bölüm de onar konudan oluşmaktadır. Üçüncü bölümü olan Adetler’in ilk konusu “yolculuk adabı” hakkındadır. İmam-ı Gazâlî şöyle der: “Bil ki! Yolculuk, bir çeşit hareket ve insan içine karışma halidir... Hem faydaları hem de zararları bulunur. Yolculuğa sevk eden etkenlerin içerisine ya bir kaçış hali ya da bir şeyi elde etme arzusu muhakkak vardır... Kişi, bu yolculuğu sırasında ihmal etmemesi gereken ve onu şeytana uyanlardan ayıracak şartları bilmelidir. Uyması halinde ahirette ona faydalı olacak kazançlar elde etmesini sağlayacak şartları öğrenmelidir. Biz de Allah’ın izniyle bu şartları ve davranışları iki kısım halinde zikredeceğiz.”
66.00 ₺ -
Evlilik Adabı
İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâu Ulûmi’d-Din, Müslümanlar için her dönem ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri şimdi yepyeni bir formatla sizlere sunuyoruz. Eserin içinde yer alan konuların her biri, orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâu Ulûmi’d-Din, dört ana bölümden ve her bölüm de onar konudan oluşmaktadır. Üçüncü bölümü olan Adetler’in ikinci konusu evlilikle alakalıdır. İmam-ı Gazâlî şöyle der: “Evlilik, dine yardım edici, şeytanları zelil düşürücü ve Allah düşmanının önüne gerilmiş, geçilmez ve aşılmaz bir kaledir. Yine evlilik, peygamberlerin efendisi Hz. Muhammed’in (sav) diğer peygamberlere karşı övüneceği ümmetin çoğalmasına biricik sebep ve vesiledir. Bu bakımdan evlilik, sebepleri araştırmaya, sünnet ve edepleri korumaya, maksat ve ihtiyaçları açıklamak üzere bölüm ve konuları tertip etmeye en fazla yakışan bir konudur.” Bu kitap, evlenme edeplerinde
114.00 ₺ -
Ticaret ve Kazanç Adabı
“Dürüst tüccar, kıyamet günü sıddıklar ve şehitlerle beraber haşredilir.” (Hadis-i Şerif) İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâu Ulûmi’d-Din, Müslümanlar için her dönem ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri şimdi yepyeni bir formatla sizlere sunuyoruz. Eserin içinde yer alan konuların her biri, orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâu Ulûmi’d-Din, dört ana bölümden ve her bölüm de onar konudan oluşmaktadır. Üçüncü bölümü olan Adetler’in üçüncü konusu “ticaret ve kazanç adabı” hakkındadır. İmam-ı Gazâlî şöyle der: “Allah, ahireti mükafat ve ceza, dünyayı ise kazanç sağlamak maksadıyla koşuşturulan bir yer haline getirmiştir. Kişinin dünya içerisindeki koşuşturmacası sadece ahiret için değil, aynı zamanda geçim ihtiyaçlarını sağlamak maksadıyla da olmalıdır. Aksine, dünyevi ihtiyaçlarını karşılamak kişiye ahiret günü bir bakıma yardımcı olur. Çünkü dünya, ahiretin tarlasıdır... İşte biz de bu bölümde ticaret ve meslek adabını, dinimizce belirlenmiş olan kazanç sağlama yollarını ele alacağız ve beş bölümde bunları açıklayacağız.”
84.00 ₺ -
Ümit ve Korku
“Kulun kalbinde bu iki duygu (ümit ve korku) birleştiğinde, Allah ona ümit ettiğini verir ve onu korktuğu şeyden korur.” (Hadis-i Şerif) İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâu Ulûmi’d-Din, Müslümanlar için her dönem ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri şimdi yepyeni bir formatla sizlere sunuyoruz. Eserin içinde yer alan konuların her biri, orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâu Ulûmi’d-Din, dört ana bölümden ve her bölüm de onar konudan oluşmaktadır. Dördüncü bölümü olan Münciyat’ın üçüncü konusu “ümit ve korku” hakkındadır. İmam-ı Gazâlî şöyle der: “Ümit ve korku, Allah’a yakınlık elde etmiş kulların kendisiyle övülen makamlara uçtuğu iki kanattır. Kendisiyle ahiret yolundaki bütün zorlu tepelerin aşıldığı iki vasıtadır. Ümitten yoksun insan, Rahman’ın yakınlığına ve uzak, yükü ağır, etrafı kalplerin hoşlanmayacağı ve azalara meşakkat verecek şeylerle çevrili olan cennetlerin nimetlerine ulaşamaz. İnsanı, etrafı türlü şehvetlerle ve ilgi çeken lezzetlerle çevrili cehennem ateşinden, acıklı azaptan korkutma kamçısı ve şiddetli kınamalardan başkası uzaklaştıramaz. O halde ümit ve korkunun hakikatini, faziletini ve birbirine zıt ve çekişmeli olmalarıyla birlikte aralarını birleştirme yolunu açıklamak gerekir. Biz ümit ve korkuyu bir konuda, iki başlık altında...
108.00 ₺ -
Sabır ve Şükür
Sevgili arkadaşım! İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâu Ulûmi’d-Din, Müslümanlar için her dönem ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri şimdi yepyeni bir formatla sizlere sunuyoruz. Eserin içinde yer alan konuların her biri, orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâu Ulûmi’d-Din, dört ana bölümden ve her bölüm de onar konudan oluşmaktadır. Dördüncü bölümü olan Kurtarıcı Şeyler’in ikinci konusu “sabır ve şükür” hakkındadır. İmam-ı Gazâlî şöyle der: “İmanın iki parçası vardır. Bir parçası sabır, diğer parçası da şükürdür. Nitekim bu hususla ilgili rivayetler gelmiş, haberler buna şahit olmuştur. Sabır ile şükür, Allah’ın sıfatlarından iki ve en güzel isimlerinden iki tanesidir. Nitekim Allah (cc) kendi zatına Sabûr ve Şekûr ismini vermiştir... Sabır ve şükrü bilmekten uzak kalmak demek, kimin imanlı olduğunu bilmekten ve imanın ne olduğunu idrak etmekten uzak kalmak demektir. Bu itibarla sabır ve şükrü izah etmeye ne kadar da ihtiyaç vardır! Allah’ın izniyle biz, sabır ve şükrü birbirlerine olan bağları sebebiyle tek kitapta izah edeceğiz.”
174.00 ₺ -
Sünnet Savunması
İmam-ı Gazâlî’nin en büyük eseri olan İhyâu Ulûmi’d-Din, Müslümanlar için her dönem ilk akla gelen başvuru kaynağı olmuş ve bu esere büyük güven duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca Müslümanların ellerinden düşmeyen ve kitaplıklarında baş köşede duran bu rehber nitelikli büyük eseri şimdi yepyeni bir formatla sizlere sunuyoruz. Eserin içinde yer alan konuların her biri, orijinal anlatımı asla bozulmadan, akıcı ve duru bir dil kullanılarak çevirisi yapıldı ve başlı başına birer kitap haline getirildi. İhyâu Ulûmi’d-Din, dört ana bölümden ve her bölüm de onar konudan oluşmaktadır. Dördüncü bölümü olan Kurtarıcı Şeyler’in yedinci konusu “niyet, ihlas ve sıdk” hakkındadır. İmam-ı Gazâlî şöyle der: “Allah’a (cc) itaati murat eden her kul için ilk görev, marifeti elde etmek için niyeti öğrenmektir. Sıdk ve ihlasın hakikatini anladıktan sonra onu tashih eden de ameldir. Sıdk ve ihlas, kişiyi kurtuluşa ulaştıran vesilelerdir. Biz bu kitapta niyet, sıdk ve ihlasın manalarını şu üç bölümde zikredeceğiz: • Niyetin ve manasının hakikati • İhlas ve hakikatleri • Sıdk ve hakikati.”
96.00 ₺