-
İhtilaf Usulü
Gazzâlî’nin kendisine yöneltilen ithamlara karşı kaleme aldığı Faysalü’t-Tefrika beyne’l-İslâm ve’z-Zendeka, günümüzde de büyük bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkan tekfir meselesini ele almaktadır. Özellikle İhyâu Ulûmi’d-Dîn gibi eserlerinde, bağlı olduğu Eş‘arî gelenekten ayrıldığı bazı görüşlerinden bahseden Gazzâlî bu eserinde, kendisine gelen eleştirilere cevap verir. İslam’ı Eş‘arîliğe eşitleyen anlayışı eleştirerek, tekfir konusunun farklı boyutlarını tartışır. Gazzâlî kendisine gelen eleştirileri bertaraf etmeye çalışırken özellikle dinî metinlerin anlam ve yorumuyla ilgili olan tevil konusuna eğilir. Varlık ve anlam boyutlarıyla tevil arasında ilişki kuran Gazzâlî çeşitli inanç gruplarının tevil görüşlerine yer verir. İnancın belli önerme kalıplarına sığdırılamayacağını öne sürerek dinî metinlerin farklı yorumlarını son derece olağan bulsa da aşırı yorum tehlikesinin de altını çizer.
118.30 ₺ -
Sağlık ve İktisat
Merhum Prof. M. Tayyip Okiç Beyin naklettiğine göre, eskiden harb ve sıkıntı zamanlarında memlekette Buhâri hatimleri yapılırdı. 1939 Erzincan zelzelesi bütün yurdu dehşete düşürdüğü zaman Diyanet İşleri Başkanlığı bütün camilerde farz namazlarını müteakip Salat-i Münciye duasının okunmasını tamim etmişti. İnsanı çaresizlik ve hastalıklara sürükleyecek durumlar karşısında bu yola başvurulması gerçekten düşündürücüdür. Hadis-i şeriflerde, zemzemin ne niyetle içilirse onun için faydalı ve şifa verici olduğu bildirilmiştir. Ayrıca ibrikle abdest alırken abdest suyu artığını zemzem gibi ayakta şifa niyetiyle içilebileceği fıkıh kitaplarımızda gösterilmiştir. Tanıyıp hürmet duyduğum bir hoca efendi abdest suyu artığını devamlı şifa niyetine içtiğini, hayatında ciddi bir hastalığa yakalanmadığını, ufak tefek rahatsızlıklarında, bu suyu ilaç gibi kullandığı ve iyileştiğini söylemişti.
130.00 ₺ -
Öz’lenmek için Söz’lenmek
Nihayetinde okunması bir nefeslik kadar kısa ama hayatı teneffüs ettirmeyi, teneffüs ederken tefekkür ettirmeyi hedefleyen, gönüllere su serpen bu eserin; özümüze söz, sözümüze öz katması ve “bir cümle” ile hayatımızı değiştirmesi ümidiyle…
97.50 ₺ -
Peygamberimizin İki Gülü Hasan Hüseyin
Bu kitabımızın konusu, Rasulü Emin (s.a.v.) Efendimizin gözlerinin nuru ve Hz. Fatıma'nın emaneti olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimizdir. Mü'minler tarafından baş tacı edilmesi gereken fakat biri zehirletilerek, diğeri Fırat nehrinin kenarında susuz bırakılarak, hakaretlerle, aile efradının gözlerinin önünde şehit edilen nur yüzlü iki kardeş...
260.00 ₺ -
Kendimi Anlatayım Dedim
Hayatımla ilgili olarak yazdıklarım, yazmak istediklerimin tamamı mı? Bu soruya evet diyemiyorum. Acaba kendimi, olduğumdan fazla gösterdiğim oldu mu diyorum. Oldu ise normaldir. Çünkü öteden beri kaidedir: Keser kendi tarafına yontar. Bunlar benim kendi açımdan dile getirdiğim hayatım. Acaba başkaları beni nasıl ve ne halde gördüler?.. Benim gibi görmediklerinde şüphe etmiyorum. Bununla beraber önemli olan ne benim, ne başkalarının bakış açıları. Değil mi ki yarın Yüce Rabbimizin şaşması mümkün olmayan, yanlış netice vermesi düşünülemeyen terazisine gireceğiz ve kaç okka geleceğimiz orada belli olacak?... o halde bu konuda fazla yorulmağa, öyle değildi, şöyleydi demeğe de lüzum yok. Bir Arap şairinin dediği gibi problem orada çözülecek, herkes bineğinin at mı, eşek mi olduğunu, adalet terazilerinin kurulduğu günde öğrenecek. Atalarımız da bu gerçeği Berber, saçım ak mı, kara mı?... sorusuna verilen cevap ile halletmişler ya. Bu saçlar bir gün önümüze dökülecek, değirmende mi ağartıldı yoksa yüz ağartacak bir yol mu tutuldu belli olacak. Gün gelecek, üzerimize atılan üç beş kürek topraktan başka bu dünyada yaşadığımıza delalet eden bir şey kalmayacak. Ya da yazdıklarımızdan memnun olan bir kısım insanlar Allah razı olsun, diyecek ve bir Fatiha gönderecekler.
227.50 ₺ -
İslamda Kadın
Kadın konusunun sosyal hayat gündeminin daima birinci maddesini oluşturduğu bir gerçektir. Medyanın alabildiğine güçlendiği, gelişip yayıldığı ve etkinliğini arttırdığı günümüz Türkiye'sinde konu hergün canlılığını korumakta, bu arada İslam'ın bakışı tartışılmaktadır. Bu kitap Kur'an'a, Sünnet'e, İslam alimlerinin yorumlarına ve uzmanların tespitlerine dayanarak kadının aile ve toplum içindeki incelemeyi amaçlamıştır. Eser ilk baskısından itibaren otuz yıl boyunca okuyucular tarafından büyük ilgi ile karşılanmış, bu arada bazı medya kuruluşlarının tertip ettiği karşı hareketlerin yetersizliği ve haksızlığı mahkemece tescil edilmiştir. Yabancı dillere de çevrilen eserin gözden geçirilmiş bu yeni baskısıyla okuyuculara faydalı olmaya ve etkilerini sürdürmeye devam edeceğine inanmaktayız.
162.50 ₺ -
Mâtürîdî’nin Hikmet Tasavvurunda Evren, İnsan ve Din
Ehl-i sünnet’in iki kanadından birisi olan Mâtürîdîlik, dini yorumlarında akla daha fazla yer veren bir mezheptir. Mezhebin kurucusu Ebû Mansûr el- Mâtürîdî (ö. 333/944), dinin anlaşılmasında aklı oldukça aktif bir şekilde kullanan bir âlimdir. Onun kelam sisteminin en merkezi kavramlardan birisi hiç şüphesiz hikmettir. Hikmet, İslam Felsefesinden İslam Kelamına, İslam Hukukundan İslam Edebiyatına kadar oldukça geniş bir kullanım alanına sahip bir kavramdır. İmam Mâtürîdî hikmeti “doğruya isabet etmek”, “her şeyi layık olduğu yere koymak” olarak tanımlar ve adaletin de aynı anlamda geldiğini belirtir. Ona göre yüce Allah’ın bütün fiillerinde mutlaka bir hikmet vardır. Onun anlayışında ilahî fiiller, kulların maslahatlarını içeren pek çok hikmetler barındırır. Hikmet kavramı bu anlayış üzerine gelişmiş ve Mâtürîdîler tarafından övülmeye layık sonuçları bulunan veya neticesi iyi ve güzel olan fiiller olarak tanımlamışlardır. Hikmet kavramını kullanırken onun üç boyutuyla ilgilenmek durumundayız. Birinci olarak; ilahi fiillerdeki iyilik, güzellik, fayda ve maslahatların neler olduğu, ikinci olarak ilahi fiillerin hangi maksatlara matuf olduğu ve üçüncü olarak da bu fiillerin hangi neticeleri doğuracağıdır. Dolayısıyla başlıkta ve araştırmanın devamında sıkça zikredilen hikmet kavramı, ilahi fiillerin mahlûkata yönelik olarak taşıdıkları fayda, maslahat, iyilik, güzellik, gaye, maksat, hedeflenen akıbet ve neticeler olarak ifade edilebilir. Araştırmanın birinci bölümünde evren ve insanın yaratılışındaki hikmetler, ikinci bölümünde ise dininin öngördüğü emir ve yasakların hikmetleri incelenmektedir. Çalışmada, varlığın anlamı, evren ve insanın yaratılış gayesi, dini emir ve yasakların taşıdığı fayda ve maslahatlar ele alınmaktadır. Çalışmanın aynı zamanda deizm, nihilizm ve kötülük problemi gibi bazı güncel inanç sorunlarına cevap teşkil edecek argümanlar barındırdığı söylenebilir.
130.00 ₺ -
İslam Aile Hukuku (Çifte Meşruiyet Bağlamında Güncel Bazı Fıkhi/Hukuki Problemler ve Çözüm Önerileri
Günümüzün Müslüman toplumlarında ailede karı-koca arasında yaşanan problemleri, kısmen modernitenin bireye ve aile kurumuna yüklediği modern değerler ile geleneksel (dinî/ahlakî) değerler arasındaki gerileme/çatışmaya bağlamak mümkündür. Zira günümüz Müslümanları, ne modern hayat tarzından vazgeçebiliyorlar ne de dinî kimliklerinden/değerlerinden… Bir anlamda zihinleri ikiye bölünmüş ve kendilerine çifte meşruiyete dayalı iki dünyalı bir yaşam tarzı oluşturmuşlardır. Dolayısıyla modernitenin sunduğu hayat tarzı ile dinî/ahlakî değerler arasında sıkışıp kalan günümüz Müslümanları sosyal hayatlarında çifte meşruiyete dayalı bir problem yaşamaktadır. Konuyu Türkiye özelinde düşündüğümüzde buna bir de hukuktaki çifte meşruiyete bağlı TMK ile İslâm aile hukuku arasındaki gerilimden kaynaklanan problemler eklendiğinde günümüz Türkiye’sinde İslâm aile hukuku ile ilgili birçok fıkhî/hukukî problemin ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Çalışmamızın temel amacı, çifte meşruiyet bağlamında, ülkemizde yürürlükte olan 2001 tarihli ve 4721 sayılı TMK ile İslâm aile hukuku arasında gerilim/çatışma oluşturan güncel fıkhî/hukukî problemlere günümüzün şart ve icaplarına uygun makul/meşru çözümlerin üretilmesine katkı sağlamaktır. Bu bağlamda çalışmamızda İslâm aile hukuku ile TMK arasında gerilim/çatışma oluşturan bazı güncel problemlere yönelik çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Kitabın başlığından ve içeriğinden de anlaşılacağı üzere bu çalışma, İslâm aile hukuku ile ilgili tüm konuları içeren bir ders kitabı değildir. Bununla birlikte bu çalışmanın, başta ilahiyat/İslamî ilimler fakültelerinde lisans ve lisansüstü programlarda eğitim gören öğrenciler olmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı personeli, Diyanet-Eğitim/Akademi Merkezleri’nde eğitim gören kursiyer öğrenciler ve hukuk fakültesi öğrencileri için yardımcı kaynak vazifesi göreceği söylenebilir.
227.50 ₺ -
Sünnet ve Sünnetin Günümüze Taşınması
Sünnetin çağa taşınması ve günümüz problemlerine çözüm olması noktasında sünnetin ve onun yazıya geçirilmiş şekliyle hadislerin iyi anlaşılması gerekir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de ülkemizde ve İslâm dünyasında hadis-sünnet ekseninde tartışmalar yaşanmaktadır. Kimi çevreler sadece aklı esas alarak hadis ve sünneti ötelemeye, ikinci plana itmeye çalışırken; kimi çevreler de sahih, zayıf ve mevzu durumuna bakmaksızın tüm rivayetleri kurtarma gayreti içine girmişlerdir. Sünnetin insana, hayata ve yaşadığımız gezegene verdiği mesajı doğru anlamaya çalışmak gerekir. Bu çerçevede elinizdeki kitap, sünnete yaklaşımlar, sünnetin işlevi ve sünnetin günümüze taşınması konularında katkı sunmayı hedeflemektedir.
156.00 ₺ -
İslam Hukukunda Kadınlara Yönelik Hükümler
Kadın konusu, hem dini sorumluluklar hem de haklar açısından günümüzde en çok tartışılan konulardan birisidir. İnsanlar, mutlu bir yuva kurup huzurlu bir hayat yaşama amacıyla evlilik yaparlar. Ancak birlikte aileyi oluşturan taraflar, zaman içerisinde hak arama mücadelesine başlamaktadır. Hâlbuki karı-koca birbirinden devamlı hak koparmak için çekişip duran iki düşman kutup değil, birbirini tamamlayan, yardım eden, destek olan, huzur ve moral kaynağı oluşturan bir bütünün iki yarım parçasıdırlar. Câhiliye döneminden sonra İslâm’ın başlatmış olduğu bu iyileştirme süreci Hz. Peygamber’in vefatıyla birlikte giderek artan düzeyde kesintiye uğramış, bir müddet sonra da zaman zaman câhiliye anlayışı nüksetmiştir. Bu tavrı Abdullah İbn Ömer’in şu sözünde görebilmekteyiz. “Peygamber zamanında bizimle alâkalı bir şey iner korkusuyla hanımlarımız hakkında ileri geri konuşmaktan, onlara dilediğimiz gibi davranmaktan çekiniyorduk. Peygamber vefat edince rahat davranmaya başladık.” Abdullah İbn Ömer’in bu sözü İslâm’ın gelişiyle kadınlara yönelik yapılan iyileştirmelerin peygamberin vefatıyla inkitaya uğradığını göstermektedir. Fıkhın oluşum ve tedvin döneminde bu bakış açısının etkisini göstermemesi düşünülemez. Hazırlamış olduğum bu eser, umarım hem meraklılarına hem de toplumun yarısını teşkil eden kadınların kendileriyle ilgili hükümleri derli toplu bir kaynakta bulup öğrenmelerine katkı sağlayacaktır. Kadınlarla ilgili hükümlerin kitapta yazılanlarla sınırlı olmadığını söyleyebilirim. Bununla birlikte ihtiyaç hâsıl olduğunda zaman içerisinde yeni başlıklar ilave edilecektir.
169.00 ₺ -
Sistematik Kelam
Kelâm, Allah'ın varlığı ve sıfatları, melek, peygamber, ilâhi kitap, âhiret ve kader gibi İslâm inançları ve dinin temel ilkelerini inceleyen bir ilimdir. Bu inançların rasyonel temellerini bulmak ve ileri sürülen itirazlara karşı cevaplar oluşturmak, hatta karşıt fikirlerin yanlışlığını ortaya koymak bu ilmin amaçları arasında yer alır. Bu açıdan Kelâm ilmi, dini ilimler içerisinde önemli bir yere sahiptir; hatta en değerli ilim (eşrefu'l-ulûm) olarak isimlendirilmiştir. İslâm düşüncesinin temelini inançlar oluşturur. Bu sebeple Kelâm'a dinin asılları anlamında usûlü'd-dîn de denilmiştir. Diğer bütün dini ilimler bu asıllar üzerine kurulur. Bunun yanında Kelâm ilmi, Müslümanların yabancı din ve kültürlerle yürüttüğü ilmi mücadelede önemli roller üstlenmiştir. İşte bu çalışma, düşünce tarihimizdeki bu kıymetli birikimi, İlâhiyat Fakültesi Öğrencileri ve bu alanda inceleme yapacak olan araştırmacılara sunmak için hazırlanmıştır. Eser, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde ana konulara hazırlık olması için varlık, bilgi ve istidlâl yöntemleri ele alınmıştır. Birinci bölümde ilâhiyyât bahisleri içinde yer alan, Allah'ın varlığı, isimleri, sıfatları ve fiillerine yer verilmiştir. İkinci bölümde nübüvvât, üçüncü bölümde semiyyât, dördüncü bölümde ise imâmet bahisleri incelenmiştir. Kelâm ilminin ana konuları açıklanırken önce kavramsal izahlara sonra problemlerin ortaya çıkışına yer verilmiş, daha sonra kelâm ekollerinin görüşleri akli ve nakli delilleriyle birlikte ele alınmıştır. Böylece okuyucunun meseleleri daha objektif bir tarzda öğrenmesi amaçlanmıştır. Eser aynı zamanda İlâhiyat Fakülteleri Lisans ve Uzaktan İlâhiyat Lisans Tamamlama (İLİTAM) programlarında ders kitabı olarak okutulmaktadır.
260.00 ₺ -
Hukuki (Fıkhî) İdarî ve Malî Boyutlarıyla Teverruk
İslam düşünce sisteminin, beşeri sistemlerden farklı olarak "eşyayı sevmek" yerine, "insanı sevmek" odaklı bir konuma sahip olması ekonomi-finans kavramlarını da farklılaştırmakta, bütüncül bir yaklaşım tarzı oluşturmaktadır. İnsanın ekonomi odaklı uğraşılarının sadece "ihtiyaç"ları gi dermek değil, "Allah'ın rızası"nı kazanmak şeklinde tezahür eden, İslam'ın ekonomi-finans anlayışı, bizi onun nev-i şahsına münhasır müesseselerini gün yüzüne çıkarmaya götürmektedir. Bu anlayıştan hareketler İslami bir finansal enstrüman olan "teverruk" modelinin fikhi yönleri yanında, idari (denetim) ve mali (muhasebeleştirilmesi-vergilendirilmesi) yönlerinin de okuyucuya sunulması, kitabın yayımlanmasında temel çıkış noktasını teşkil etmektedir.
162.50 ₺ -
Davet İlmi Giriş
Dâvet İlmi, İslâm'in insanlara ulaştırılmasının ve tatbikinin yollarını gösteren käide ve usuller bütünüdür. Bu ilim, doğuş itibariyle İslâmî ilimlerin en yenisidir, ancak konusu bakımında en önemlisi olduğundan bu ilmi tanıtan bir giriş kitabı yazma zarûreti hâsıl olmuştur. İslâmî dâvet, çoğu müslümanın anladığı ve pekçok dâvetçinin yaptığı gibi, sadece insanlara vaaz etmek, İslâm'ın fazilet ve âdâbını anlatmaktan ibaret değildir. Aksine o, doğduğu gün den beri esasları, hedefleri ve kaynaklarıyla temâyüz etmiş, köklü ilmî temellere ve kâidelere dayalı, şer'i kurallarla kayıtlı ilmî ve amelî bir harekettir. Bu sebeple dâvet için en sağlam metod, en güzel üslup ve en üstün vâsıtalar tercih edilmelidir. Zira dâvet, bütün peygamberlerin, özellikle de Sevgili Peygamberimizin ve ona basiretle tâbî olan âlimlerin yoludur. Türkiye'de, bazı ülkelerde olduğu gibi Dâvet Îlmi'ne tahsis edilen müstakil enstitü ve fakülteler bulunmamaktadır. Ancak ilk defa İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde “Din Hiz metlerinde İletişim ve Tebliğ" adıyla bir yüksek lisans prog ramı açılmıştır. Elinizdeki bu kitap İslâm dâvetini dert edinen ve onu basiretle yapmanın yollarını öğrenmek isteyen müslümanlara rehberlik edecek bir el kitabi niteliğindedir.
169.00 ₺ -
Sünnet İnkarcılığı Bizi Nereye Götürür
Yanlış din anlayışı tarih boyunca ümmeti en çok uğraştıran problemlerden biri olagelmiştir. Yanlış din anlayışının tezahür ettiği konulardan biri de sünnettir. Hicri II. Asırda ortaya çıkan sünnet inkârcılığı, hâlâ ümmeti uğraştırmaya devam etmektedir. Esasen sünnet inkarcıları tarih boyunca fikirlerini meşrulaştırabilecek bir metodoloji ortaya koyamadıklarından hiçbir dönemde ciddi bir itibar görmemişlerdir. Ancak 20. yüzyılda İngiliz sömürgesi altındaki Hint alt kıtasında ortaya çıkan sünnet inkârcılığı konjonktürel nedenlerle sıra dışı bir ilgiye mazhar olmuş, başta o bölgede olmak üzere özellikle batı tipi eğitim görmüş Müslümanlar üzerinde etkili olmuş; zamanla İslam âleminin başka yerlerinde de taraftar bulmuştur. Ancak bu düşünceyi besleyen etkenlerin ortadan kalkmasıyla beraber geçen asrın sonuna doğru sönmeye başlayan bu zihniyet nedense son yıllarda yeniden köpürtülmeye başlanmıştır. Son yıllarda ülkemizde de sünnet karşıtlığını yapan grup ve kişilerin gittikçe artmaya başladığını, bunların İslâmi ilimler ve sünnet hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan insanların kafasını karıştırdıklarına şahit olmaktayız. İşte bu çalışmada sünnet inkârcılarının hem Kur'ân ahkâmının anlaşılması ve yaşanmasında hem de İslâmi ilimlerin bütün alanlarında nasıl vahim ve yıkıcı sonuçlar doğuracağı somut delil ve verilerle ortaya konmaya çalışılmıştır
130.00 ₺ -
Son Elçi Hz Muhammed (sav) den Evrensel Mesajlar
"Kim zorda olanın işini kolaylaştırırsa Allah da onun, dünya ve ahirette işini kolaylaştırır." (Müslim, Zikir, 38) "Kardeşine zalim olsun mazlum olsun yardım et" buyurdu. Bunun üzerine bir sahabi kendisine: "Ya Rasulallah! Mazlum olan kişiye yardım edebiliriz fakat zalime nasıl yardım edeceğiz?" dedi. Peygamberimiz (sav) "Zalimin iki elini tutar, zulmüne mani olursunuz" buyurdu. (Buharî, Mezalim, 4) "Size derecesi oruç, namaz ve zekâttan daha faziletli olan şeyi bildireyim mi? Sahabe ‘evet' dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav), iki kişinin arasını düzeltmektir, iki kişinin arasını bozmak (dini) tıraş etmektir." (Tirmizî, Sıfatü'l- Kıyamet, 19
130.00 ₺ -
Kuranı Kerimden İbretlik Mesajlar
Allah, kilitlenmiş kalpleri açılır diye, insanoğlunu çepeçevre kuşatan yüzlerce mucizeye dikkat çekiyor. Böylece insanın üzerinde yaratıldığı temiz İslâm fıtratını dünyada hayatını bu yönde devam ettirebilsin Kur’ân-ı hak üzere indirmiş olan Allah’a karşı gelmekten sakınabilsin. “Muhakkak ki göklerde ve yerde mü’minler için âyetler vardır.” İnsanoğlu gözünü hangi noktaya çevirirse çevirsin akılları durduran kâinatta Allah’ın ayetleriyle karşı karşıya gelmekte, onları seyretmektedir. Bu kâinatta Allah’ın eseri, âyeti olmayan hangi şey vardır ki. Bunca ulu ve akıl almaz gezegenleriyle şu gökyüzü bunca büyüklüklerine rağmen boşluğa fırlatılmış birer tane gibi olan yıldızlarıyla korkunç ve dehşet verici, üstelik de geceleyin gözleri kamaştıran kocaman bir avize misali fezamız. Diğer taraftan insanoğluna kıyasla çok geniş ve engin olan şu yeryüzü, koca yıldızlara kıyasla boşluğa fırlatılmış bir zerre olmaktan öteye geçmeyen dünyamız. Evet yeryüzündeki her şey... Her canlı bir âyettir. Bir mucizedir... Her şeyin en küçük parçası ve her canlının en basit ferdi... Bir âyettir.... Bir mucizedir... Küçüğü de, incesi de, büyüğü de, kalını da... Bir âyettir... Bir mucizedir... Şu kocaman ağacın, şu küçücük yaprağın veya şu basit bitkinin şu değersiz dalı... Bir âyettir. Bir mucizedir... Şekli itibarıyla mucizedir... Hacmi itibarıyla mucizedir... rengi itibariyle mucizedir. Şekli-durumu itibariyle mucizedir. Bir hayvanın veya bir insanın bedenindeki şu en basit bir kıl... Bir mucizedir... Bir âyettir... Rengi, özelliği ve hacmi itibariyle bir mucizedir... Bir kuşun kanadındaki şu basit bir tel madesi vazifesi ve şekli itibariyle bir mucizedir... Bir âyettir... kısacası gökte ve yerde insanoğlu gözünü hangi noktaya iliştirirse yığınlarca mucizelerle, üst üste gelen âyetlerle-nişanelerle karşılaşır. Kalbiyle, gözüyle, kulağıyla bunların haykıran sadalarını duyar. Ancak bütün bu adı geçen harikulade eserler kimlere lisan’i halleriyle mesaj teşkil edebilir? Evet, bu âyetler kime açıklanıyor, kimin için? Kim görebilir bu apaçık mucizeleri ve farkına varabilir bu âyetlerin?
162.50 ₺ -
Yol Ayrımındaki Selefilik Klasik İslâm Modernizminin Kurân Algısı
Klasik İslâm Modernizmi, ilham alma yönünden "Protestan", temel kaynaklara ve köklere dönme söylemi ve vurgusu ile de "Selefî" bir karakter taşımaktadır. Dolayısıyla o bir medeniyet projesidir ve İslâm dünyasındaki modernleşme çabalarına tekabül etmektedir. Amacı, çağın meydan okumalarına karşı nassı ve kültürel mirası -bağlamından koparmadan- vakıaya doğru yönlendirmektir. Elinizdeki bu eser, Klasik İslâm Modernizmi'nin gerçek İslâm'ı ortaya çıkarmaya yönelik tefsir faaliyetlerini, Kur'ân algılarını ve zamanımız Kur'ân yorumlarına olan etkilerini ele almaktadır.
97.50 ₺ -
Allah Bizden Neler İstiyor
Allah’ın; kullarından istediklerini bilmek, O’nun bizlerden istemediklerini de bilmek anlamına gelir. Çünkü istediklerinin tam tersi, istemedikleridir. Allah’ın sevdiği, teşvik ettiği, onayladığı, mükâfat vereceğini belirttiği inanç, ahlak ve davranışlar O’nun emirleri; sevmediği, kınadığı, uyardığı, cezalandıracağını belirttiği inanç, ahlak ve davranışlar ise nehiyleridir. İnsanın hayatında inanç veya amel her ne varsa, bunların hiçbiri fiilsiz olmaz. Örneğin inançlar; retlerden ve kabullerden oluşur ki bunların hepsinde de kalbin ve aklın bir niyeti, kararı, yönelimi yani manevî bir fiili söz konusudur. Ameller de, yapmak veya yapmamak yönünde hep bir fiile muhtaçtır. Kur’an-ı Kerim’de insanlardan, Allah’a yöneltmeleri istenen ve istenmeyen fiiller ile insanlara ve diğer varlıklara yöneltmeleri istenen ve istenmeyen fiiller açıkça belirtilmiştir. Bu yönüyle Kur’an baştan sona bir eylemler kitabıdır. Yani Allah, kullarını sürekli eyleme çağırmaktadır. Bu kitapta; Kur’an’ın anahtar kavramları olan Allah, Resul, Kur’an, İslam, din, ibadet, iman, ihlas, itaat, ittiba, icabet, i’tisam, içtinap, ittika, istikamet, akıl, nefis, ahiret, maruf, münker, tevhid, şirk, küfür, nifak, haram, helal, salih amel, güzel ahlak, yönetim, hüküm, ticaret, dua, kadınlar, ibadethaneler ve müminlerin düşmanları gibi toplamda yüzlerce kavram ve konu Müslümanların Kur’an’daki ölçüleri derli toplu bir arada görmelerini sağlayacak şekilde ele alınmıştır.
300.00 ₺ -
İlim ve Alim
Hz. Peygamber kendisinin muallim olarak gönderildiğini söylemiş ve ahirete irtihaline değin etrafındakilere mekân ayrımı yapmaksızın çeşitli vesilelerle ilim öğretmiştir. O, kendisinden en kısa bir sözün dahi olsa aktarılmasını istemiş, bunu yapanların yüzünün ağarması için Allah’a dua etmiştir. Onun bu tavsiyesinin bir sonucu olarak Müslümanlar, başta hadis olmak üzere ilim adına her şeyi sahiplenerek peşine düşmüşlerdir. Hz. Peygamber’e dair ne varsa toplama çabasında olan muhaddisler ise hadislerde yer alan ve bu çabaların arka planını oluşturan ilme dair metinleri bir araya getirmeyi ihmal etmemişlerdir. Bu gayretler hadis kaynaklarında “Kitâbü’l-İlm” başlığı ile kendisine yer bulmuştur. Nitekim böyle bir bab başlığı, Tirmizî’nin Câmi‘inde de bulunmaktadır. Hatta günümüzde bazı ilahiyat fakültelerindeki hadis derslerinde, Tirmizî’nin “Kitâbü’l-İlm”i okutulmaktadır. Bu sebeple söz konusu esere dair bazı notların iki kapak arasına girmesinin faydalı olacağı düşünülmüştür. Öğrencilerimizin elinde derli toplu bir kitap bulunması arzusunun yanında farklı kesimlerden hadisle ilgilenenlerin istifadesi de bu çalışmanın beklentileri arasında yer almaktadır. Bu amaçla klasik hadis kaynaklarından biri olması hasebiyle Tirmizî’nin “Kitâbü’l-İlm” bölümü, hadis tekniği açısından kısaca ele alınmıştır.
227.50 ₺ -
Kitabul Avamil Faydalı İlavelerle
İmâm-ı Birgivî, “AVÂMİL” adlı eserini Arap olmayanların Arapça ilmini öğrenmelerine katkı amaçlı hazırlamıştır. XVI. Asırdan bugüne nahiv ilmi başlangıç eğitimi için okutulan bir eserdir. Bizler de bu kitabı, okutan hocalara ve okuyan talebelere kolaylık olsun diye faydalı ilâvelerle yine bir ders kitabı olarak hazırlandık. Eserde konular Ayet-i kerîmelerden misallerle zenginleştirilerek Kur’ân- Kerim odaklı Klasik Arapça Öğretimi’ne katkı yapmak hedeflenmiştir. Faydalı ilâvelerle ve uslubu ile hazırladığımız bu Avâmil kitabı seviyesinde nahiv ilmini öğrenenler için bir boşluğun dolacağını ümit etmekteyiz. Bu sahada ehil olanların yapıcı tavsiyelerine açık olduğumuzu ve bu hususta müteşekkir olacağımızı ifade etmek isteriz.
104.00 ₺ -
-
Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sufilik
Ahmet Yaşar Ocak’ın eserleri arasında belki de beni en fazla etkileyenlerden biri de Kalenderîlere dair kitabıdır. Ben onun yazdığı bütün eserleri okudum. Kalenderîleri marjinal bir sûfilik hareketi olarak anlattığı bu eserinde, bu meselenin bir itikat meselesi olmaktan ziyade, bir sosyoloji meselesi olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu konuları araştırırken ilahiyatçı gözüyle değil, sosyolog ve tarihçi gözüyle bakmak gerektiğini onda gördüm. Ocak’ın Kalenderîler üzerine yazdığı bu eser âdeta bir metodoloji modelidir ve beni bu açıdan en fazla etkileyen eserdir.
350.00 ₺ -
Kısa Dünya Tarihi
Avcılık ve toplayıcılıkla başlayan; Mezopotamya’dan Roma uygarlığına, Rönesans’tan Tanzimat’a, Haçlı Seferleri’nden İkinci Dünya Savaşı’na, Japonya’dan Amerika’ya uzanan 100 bin yıllık uzun bir yolculuğun kısa tarihi bu… Tarih Öncesi’nden bugüne imparatorlukların yükselişi ve çöküşü, dünya siyasetine yön veren olaylar, kişiler, savaşlar ve fikirler... Batı’nın ve Doğu’nun tarihteki dönüm noktaları ve birbirlerine etkileri… Osmanlı ve Türk tarihiyle bağlantılı hadiselerin öncesi ve sonrasına genel bir bakış... Bu kitapla; ilk uygarlıkların doğuşuna ve insanoğlunun dünyaya yayılıp hükmetmesine şahitlik edeceksiniz. Tarihsel çağlar arasında seyahat edip Coğrafi Keşifler’le Yeni Dünya’yı keşfedecek ve kıtalar arasında dolaşacaksınız. Rönesans’la fikirlerin bir uçtan bir uca yayılışına tanık olacak, Sezar’dan Fatih Sultan Mehmed’e, dünya düzenini değiştiren imparatorlara eşlik edeceksiniz. Kadeş Antlaşması’ndan iki büyük dünya savaşına ve ardından Soğuk Savaş’a kadar uzanan süreçte savaşlar ve devrimlerle dünyanın sürekli değişen düzenine tanıklık edip önemli antlaşmalara imza atacaksınız. Evet; yazının icadından günümüze kadar geçen bu uzun soluklu süreçte kıtalar ve yüzyıllar arasında sıçramalı bir yolculuk sizleri bekliyor! Ali Çimen’in kaleminden dünyamızın kısa tarihi. Bu kitabı bitirdiğinizde, genel dünya tarihine ilişkin cevapsız sorunuz kalmayacak!
315.00 ₺ -
Kutül Amare Kahramanı Halil Kut Paşanın Hatıraları
“Ve geriye baktığım zaman görüyorum ki, yalnız dalgalı, hareketli bir şahsi hayatın değil, dalgalı, hareketli, ihtiraslı ve hayal ufuklarına sınır tanımayan bir değerli ve üstün neslin de son temsilcisi gibiyim. Evet, bir son temsilci. Ve son Osmanlı paşası! İşte bu, ‘Son Osmanlı Paşası’ benim...” Halil Kut Paşa I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale Savaşı ile beraber Britanya İmparatorluğu’nun yaşadığı en büyük hezimet olan Kutü’l-Amare Savaşı; Osmanlı-Türk askerî tarihi içinde çok önemli bir yere sahiptir. Keza, bu önemli zaferin kazanılmasında “VI. Ordu Komutanı” sıfatıyla öncelikli pay sahibi olan Halil Paşa da gerek buradaki hizmetlerinden, gerekse de Osmanlıların son döneminde önem atfedilmiş pek çok olayın bizatihi içinde bulunmasından ötürü üzerinde durulması gereken fakat sonraki dönemlerde izleri silinmeye çalışılmış önemli bir şahsiyettir. 1916 yılı Nisan ayında, Kutü’l-Amare’de içlerinde 5 generalin de bulunduğu 13.000 İngiliz askerini esir alan Osmanlı ordusu komutanı Halil Kut Paşa hatıralarında; İttihat ve Terakki’nin kuruluşundan Trablusgarp Savaşı’nda düşmanla göğüs göğüse çarpıştığı Afrika Cephesi’ne; İngiliz tarihinin en önemli yenilgilerinden biri sayılan Kutü’l-Amare’den Kurtuluş Savaşı’nda verilen mücadelelere kadar birçok olayla birlikte Enver Paşa’dan Mustafa Kemal’e; Kâzım Karabekir’den İngiliz casus Lawrence’a kadar birçok kişi hakkındaki bilinmeyenleri de ilk kez anlatmıştır. Halil Paşa’nın hatıraları Akşam gazetesinde 10 Ekim 1967 tarihinde başlayıp 29 Aralık 1967’ye kadar toplam 81 gün boyunca yayımlanmıştır. Yazı dizisinin ilk beş gününde Halil Paşa ile ilgili bir takdim yazısı yayımlayan Şevket Süreyya Aydemir ise hatırat süresince bazı yerlerde dipnotlar ile bilgilendirmeler yaparak okuyucuyu aydınlatmıştır.
227.50 ₺ -
Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik
Türkiye’de ve dünyada, Osmanlılarda kitap ve kitabın tarihi denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olan İsmail E. Erünsal’ın bu eseri otuz yıllık bir çalışmanın mahsulü. Eserde Osmanlı vakıf kütüphanelerinin geçirdiği değişim ve gelişmeler İmparatorluğun kuruluşundan Cumhuriyet’e kadarki devrede ele alınmış ve dönemsel özellikleri belirtilerek tarihî bir sıra içinde incelenmiştir. Aynı zamanda Osmanlı dönemindeki vakıf kütüphanelerinin organizasyonu ve çalışma esasları tespit edilmiştir. Bu eser 500’e yakın vakfiye ile bazı vakıf kayıtlarının incelenmesiyle oluşturulmuştur. Bu kayıtlarda personel, koleksiyon ve yararlandırma konularındaki belge zenginliği; çalışmada bu hususlara özel olarak değinilmesine imkân vermiştir. Sınırlı malzemenin elverdiği ölçüde kütüphane binaları ve kütüphanelerin bütçeleri de incelenmiştir. Ayrı bir bahiste Osmanlı kütüphanelerinin teşkilatlanmasına da yer verilmiştir. Arşiv belgeleri gibi ham ve orijinal malzeme üzerinde yıllarca süren titiz bir çalışmanın ürünü olan elinizdeki kitap, Osmanlı kütüphaneleri ve kitap tarihi için eşsiz bir kaynaktır. Türk kültür tarihi ile ilgilenen akademisyen, öğrenci ve entelektüellerin başucu kitabı niteliğindeki bu çalışma, sahasındaki büyük boşluğu doldurduğu gibi kendinden sonraki birçok çalışmaya öncülük edecek bir kaynak eser niteliği de taşımaktadır. Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik kitabıyla Osmanlı’nın entelektüel tarihi hakkındaki sınırlı bilgilerimiz zenginleşecek, Osmanlı kitap ve kütüphane tarihi ile Osmanlı kültür tarihi alanında bugüne kadar bilinen birçok hüküm değişecektir.
700.00 ₺ -
Hayatım Ve Türkiye
"Hayatım ve Türkiye bir yandan Sabahattin Zaim’i daha yakından tanımamıza ve kendisinin fikir ve düşüncelerini anlamamıza yardımcı olmakta diğer yandan Türk ve İslam dünyasının yakın geçmişine, Türk toplumunun sosyo-kültürel ve ekonomik yapısına ışık tutmaktadır." Prof. Dr. Halil Zaim * Türkiye’nin yetiştirdiği en mümtaz ilim adamlarından, * Konya’dan Balkanlar’a göçen bir ailenin çocuklarından, * Ömrünü ilme, insan yetiştirmeye ve hayır işlerine adamış bir gönül insanı, * Türkiye için çıkış arayan nesillerin yönünü; kendi öz değerlerine bağlı kalarak çağdaşlaşma ve ilerlemeye çeviren öncü isimlerin başında, * Yaptığı çalışmalarla aranan ekonomi hocası ve otoritelerinden, * Yarım asra yakın akademisyenliği süresince yurt içinde ve dışında dersler veren, binlerce öğrenci, uzman ve bilim adamı yetiştiren, * Sadece hocalığı ve bilime katkılarıyla değil, sosyal ve kültürel alanda yaptığı hizmetlerle de dünyaca tanınan bir isim. 81 yıllık ömrüne sayısız eser ve hizmet sığdırıp “hoş bir sada” bırakarak aramızdan ayrılan “hocaların hocası” Prof. Dr. Sabahattin Zaim hayatı ve idealindeki Türkiye’yi İbrahim Uslu’ya anlatıyor. Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in Türkiye’nin siyasi, ilmî ve ekonomik konumu hususunda her biri birbirinden değerli ders niteliğinde görüşlerini anlattığı Hayatım ve Türkiye tüm öğrencilerin, hocaların ve işadamlarının başucundan ayıramayacakları bir rehber... Editörün görüşü Kitap, Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerden olan ve şu an Türkiye'nin yönetim kadrosunda bulunan birçok siyaset adamının da hocası olan Sabahattin Zaim'in kendi dilinden hayat hikâyesi... Eser sadece Zaim'in hayatını değil, onun Türkiye ile ilgili siyasi, ilmî ve iktisadi değerlendirmelerini de barındırıyor. En önemli cümle "Bazı musibetler bizi, 20. asrın sonunda davayı idrake zorladı. Saraybosna hadisesi, Çeçenistan hadisesi olmasaydı, Orta Asya meseleleri olmasaydı, belki hâlâ uyanmamış olurduk."
59.50 ₺ -
Üstadın Tesellisi
Çocuklar, sürekli yeni bir nesnenin adını ve farklı bir olayın anlamını öğrenerek büyür. Karşılaştıkları her nesnenin isminin farklı, yaşadıkları her olayın diğerlerinden ayrı olması, onlara her seferinde heyecan verir. Yetişkinlere gelince, onlar tıpkı eşyaların isimlerinin sabit olması gibi, hadiselerin manalarının da sabit olduğu yanılgısına kapılmışlardır. Başlarından geçen bir olayın, önceki yaşadıklarından bağımsız, özel bir anlam taşıdığını unutmuşlardır. Oysa tecrübe ettiğimiz her hadiseyle, zihnimize yeni bir bilinç durumu ekleriz. Bu sayede dünyamız, başka bir dünyaya dönüşür. İçinde bulunduğumuz âlemden çıkıp, yaşadığımız yeni ruh hâli sayesinde başka bir âleme geçiş yaparız. Musibetlerin sebep ve hikmetleri hakkında bilgi sahibi olmak, karşılaştığımız zorluklar karşısında daha dayanıklı olmayı beraberinde getirir. Yaşadığı sıkıntının bir hikmeti, kendisine özel bir mesajı olduğunu düşünen biri, daha mukavemetli olur. Yüce Allah'a daha çok sığınmak ister. Kusur ve eksiklerini fark edip onları düzeltme yolunda daha büyük bir gayret gösterir. Anlamsız ve tesadüfi görülen bir acı, hafif bile olsa, insanı derinden sarsabilir. Şüphe yok ki insan, anlam yükleyemediği bir acıya daha zor dayanır. Ney kamışı, vaktiyle yemyeşildi. Sulak toprakta dipdiri bir hâlde yaşardı. Derken, başından bazı maceralar geçmeye başladı. Biçilerek götürüldüğü kuru bir yerde, güneş altında bütün rutubetini kaybetti. Başı ve ayağı kesildi, içi oyuldu. Bu olanlar yetmezmiş gibi, bir de kızgın demirle birçok yerinden delindi. Nihayetinde, gönüllere ulaşan manevi sedaların merkezlerinden biri oldu. Üstadın Tesellisi kitabı, inleyen neylerden çıkan hikmetli nefeslerle gönülleri doyuruyor, kalpleri aydınlatıyor. Yaşam sahnelerinin anlamını doğru yorumlayıp teselli bulmak isteyenlere rehberlik ediyor.
225.00 ₺ -
Osmanlı Kültür Tarihinin Bilinmeyenleri
Kültür ve edebiyat tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, bu kitabında yıllar yılı zihninde yoğurduğu, çalışmaları sırasında tespit ettiği, ilmî çalışmalara katkı sağlayabileceğini düşündüğü, daha önce bilinmeyen belgeleri ve kültür tarihimizle ilgili bazı ilginç konuları okuyucularıyla paylaşmaktadır. Erünsal yaptığı çalışmalarda özellikle Osmanlı’dan günümüze kitap kültürü, sahaf ve kütüphaneler özelinde gün yüzüne çıkmamış birçok şer‘i sicil, rapor, seyahatname, günlük kullanmıştır. Büyük bir ustalıkla yorumladığı bu belgelerin hepsi Osmanlı entelektüel tarihini aydınlatan birer meşale olarak literatürdeki yerini almıştır. * Fetihten sonra İstanbul'da ilk defa hangi vakıf kütüphanesi kuruldu? * II. Bayezid dönemi âlimlerinden Molla Lütfi zındıklık ithamıyla mı öldürüldü? * Fethedilen Arap ülkelerindeki vakıf kütüphaneleri Osmanlılar tarafından yağmalandı mı? * Somuncu Baba hakkındaki yeni bilgiler. * Şeyh Vefa’nın bilinmeyen vakfiyesi. * Şehid Ali Paşa’nın kitaplarının müsaderesi dolayısıyla Osmanlılara yapılan bağnazlık ithamı ne derecede haklıdır? * Viyana Elçisi Seyfullah Ağa’nın sefareti sırasında başından neler geçti? * Bir Osmanlı kadısı: Sadreddinzâde Telhîsî Mustafa Efendi, günlüğünde hangi ilginç olaylardan bahsediyor? * Osmanlı Sultanı II. Osman adına gönderilen elçiyle Lehistan Kralı Nalkıran (II. Ogüst) neler konuştu? * Aşkî Mustafa Efendi Medine Tarihi adlı eserinde neler yazıyor? * Osmanlı münevverlerinin Evliya Çelebi’ye ve Seyahatnâme’sine bakışı nasıldı? * II. Abdülhamid döneminde Türk kütüphaneciliği nasıldı ve hangi kütüphaneler vardı? * İslâm dünyasında bir kütüphane türü olarak Dârü’l-İlimler ne zaman ortaya çıktı? Her biri Osmanlı kültür tarihi alanında çok önemli bir boşluğu doldurarak geleceğin tarihçilerine ve kültür araştırmacılarına yol gösteren birçok sorunun cevabı Osmanlı Kültür Tarihinin Bilinmeyenleri’nde…
595.00 ₺