-
El Minhacüs Seni Türkçe
İslâm tarihi boyunca tasavvufu konu alan birçok eser kaleme alınmıştır. Her dönemde farklı sebeplerle bu eserlere ihtiyaç duyulmuştur. Bu eserlerden biri Nakşibendiyye tarikatının âdâp ve erkânını ele alan Şeyh Fethullah Verkânisî’nin [kuddise sırruhû] Âdâbü’t-Tarîkati’n-Nakşibendiyye adlı eseridir. İki asır önce kaleme alınan kıymetli eser, günümüz için hayli kısa ve muhtasardır. Şeyh Seyyid Abdülbâki el-Hüseynî’nin [kuddise sırruhû] Arapça ve Türkçe olarak hazırladığı el-Minhâcü’s-Senî Âdâb-ı Şeyh Seyyid Abdülhakîm el-Hüseynî adlı bu kıymetli eser ise tasavvuf, sûfîlik, Nakşibendiyye tarikatı ve âdâbına dair kapsamlı bilgilere yer veriyor. Bu âdâp ve erkânın Kur’an-ı Kerim, Sünnet-i Seniyye ve büyüklerin sözlerinden delillerini açıklıyor. Ayrıca eser, hakkı bâtıldan ayırmak ve tasavvufun muhafazası için tasavvuf, Nakşibendiyye tarikatı ve sûfî büyüklere yönelik iddia ve ithamlara; özellikle günümüzde tasavvuf hakkında zihinlerde oluşan birçok soruya cevap veriyor. Cevaplar, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye; fıkıh, hadis, kelâm, tefsir âlimleri ve tasavvuf büyüklerinin sözleri ile delillendiriliyor. Toplamda yedi bölümden oluşan bu eser, tasavvuf ve sûfîlik kavramları, Nakşibendiyye tarikatı ve özellikleri, tevessül, mürşid ve mürid hukuku, râbıta, zikir ve hatm-i hâcegân, teberrük ve kabir ziyareti gibi tasavvufî konuları ele alıyor. Ayrıca eserde hatm-i hâcegânın kısa şerhi ile birlikte farz namazlardan sonraki tesbihatın hikmet ve faydaları hakkında detaylı bilgiler veriliyor. Eserin son bölümünde ise Şeyh Seyyid Abdülbâki el-Hüseynî’nin [kuddise sırruhû] sevenlerine ve bütün müminlere nasihatleri yer alıyor. Eser, günümüz okurunun anlayabileceği sadelik ve akıcılık ile ihtiyaç duyulan tasavvufî kelime ve kavramları daha anlaşılır hale getiriyor.
700.00 ₺ -
Cemaziyelahir
HİCRİ AYLAR | CEMÂZİYELEVVEL Bütün ibadetlerde ve dinî faaliyetlerde hicrî aylar esas alınır. Hac, oruç, zekât, kurban ve bayramlar hep hicrî aylara göre tespit edilir. Mesela hac zilhicce ayında yapılır, oruç ramazan ayında tutulur, ramazan bayramı şevval ayında kutlanır. İslâm âlemi için böylesine ehemmiyeti olan hicrî takvim sistemi, biz Müslümanların hayatına birçok cihetten yön verir. Bu sebepten de hicrî ayların öneminin ve bu aylarda yaşanan olayların bilinmesi çokça mühim bir konudur. Semerkand Yayınları’ndan çıkan "Hicrî Aylar” serisi böylesi bir ihtiyacı karşılamak üzere yayına hazırlanmıştır. Cemâziyelâhir isimli eserde hicrî aylardan biri olan cemâziyelâhirde öne çıkan olaylar kaleme alınmıştır. Kısa ve öz şekilde aktarılan hususlar, bu ayın öneminin idraki noktasında oldukça faydalı olacaktır.
98.00 ₺ -
Şaban
Şaban Bütün ibadetlerde ve dinî faaliyetlerde hicrî aylar esas alınır. Hac, oruç, zekât, kurban ve bayramlar hep hicrî aylara göre tespit edilir. Mesela hac Zilhicce ayında yapılır, oruç Ramazan ayında tutulur, ramazan bayramı Şevval ayında kutlanır. İslâm âlemi için böylesine ehemmiyeti olan hicrî takvim sistemi, biz Müslümanların hayatına birçok cihetten yön verir. Bu sebepten de hicrî ayların öneminin ve bu aylarda yaşanan olayların bilinmesi çokça mühim bir konudur. Bu kitapta hicrî aylardan biri olan Şaban’da öne çıkan olaylar kaleme alınmıştır. Kısa ve öz şekilde aktarılan hususlar, bu ayın öneminin idraki noktasında oldukça faydalı olacaktır.
98.00 ₺ -
Ramazan
Ramazan Bütün ibadetlerde ve dinî faaliyetlerde hicrî aylar esas alınır. Hac, oruç, zekât, kurban ve bayramlar hep hicrî aylara göre tesbit edilir. Mesela hac zilhicce ayında yapılır, oruç ramazan ayında tutulur, ramazan bayramı şevval ayında kutlanır. İslâm âlemi için böylesine ehemmiyeti olan hicrî takvim sistemi, biz müslümanların hayatına birçok cihetten yön verir. Bu sebepten de hicrî ayların öneminin ve bu aylarda yaşanan olayların bilinmesi çokça mühim bir konudur. Elinizdeki kitapta hicrî aylardan biri olan ramazanda öne çıkan olaylar kaleme alınmıştır. Kısa ve öz şekilde aktarılan hususlar, bu ayın öneminin idraki noktasında oldukça faydalı olacaktır.
126.00 ₺ -
Şevval
HİCRİ AYLAR | ŞEVVAL Bütün ibadetlerde ve dinî faaliyetlerde hicrî aylar esas alınır. Hac, oruç, zekât, kurban ve bayramlar hep hicrî aylara göre tesbit edilir. Mesela hac zilhicce ayında yapılır, oruç ramazan ayında tutulur, ramazan bayramı şevval ayında kutlanır. İslâm âlemi için böylesine ehemmiyeti olan hicrî takvim sistemi, biz müslümanların hayatına birçok cihetten yön verir. Bu sebepten de hicrî ayların öneminin ve bu aylarda yaşanan olayların bilinmesi çokça mühim bir konudur. Elinizdeki kitapta hicrî aylardan biri olan şevval'de öne çıkan olaylar kaleme alınmıştır. Kısa ve öz şekilde aktarılan hususlar, bu ayın öneminin idraki noktasında oldukça faydalı olacaktır.
133.00 ₺ -
Zilkade
HİCRİ AYLAR | ZİLKADE Bütün ibadetlerde ve dinî faaliyetlerde hicrî aylar esas alınır. Hac, oruç, zekât, kurban ve bayramlar hep hicrî aylara göre tespit edilir. Mesela hac zilhicce ayında yapılır, oruç ramazan ayında tutulur, ramazan bayramı şevval ayında kutlanır. İslâm âlemi için böylesine ehemmiyeti olan hicrî takvim sistemi, biz müslümanların hayatına birçok cihetten yön verir. Bu sebepten de hicrî ayların öneminin ve bu aylarda yaşanan olayların bilinmesi çokça mühim bir konudur. Elinizdeki kitapta hicrî aylardan biri olan Zilkade'de öne çıkan olaylar kaleme alınmıştır. Kısa ve öz şekilde aktarılan hususlar, bu ayın öneminin idraki noktasında oldukça faydalı olacaktır.
105.00 ₺ -
Zilhicce
HİCRİ AYLAR | ZİLHİCCE Bütün ibadetlerde ve dinî faaliyetlerde hicrî aylar esas alınır. Hac, oruç, zekât, kurban ve bayramlar hep hicrî aylara göre tesbit edilir. Mesela hac zilhicce ayında yapılır, oruç ramazan ayında tutulur, Ramazan bayramı şevval ayında kutlanır. İslâm âlemi için böylesine ehemmiyeti olan hicrî takvim sistemi, biz müslümanların hayatına birçok cihetten yön verir. Bu sebepten de hicrî ayların öneminin ve bu aylarda yaşanan olayların bilinmesi çokça mühim bir konudur. Elinizdeki kitapta hicrî aylardan biri olan Zilhicce'de öne çıkan olaylar kaleme alınmıştır. Kısa ve öz şekilde aktarılan hususlar, bu ayın öneminin idraki noktasında oldukça faydalı olacaktır.
98.00 ₺ -
Muharrem
HİCRİ AYLAR | MUHARREM Bütün ibadetlerde ve dinî faaliyetlerde hicrî aylar esas alınır. Hac, oruç, zekât, kurban ve bayramlar hep hicrî aylara göre tespit edilir. Mesela hac zilhicce ayında yapılır, oruç ramazan ayında tutulur, ramazan bayramı şevval ayında kutlanır. İslâm âlemi için böylesine ehemmiyeti olan hicrî takvim sistemi, biz müslümanların hayatına birçok cihetten yön verir. Bu sebepten de hicrî ayların öneminin ve bu aylarda yaşanan olayların bilinmesi çokça mühim bir konudur. Elinizdeki kitapta hicrî aylardan biri olan Muharrem'de öne çıkan olaylar kaleme alınmıştır. Kısa ve öz şekilde aktarılan hususlar, bu ayın öneminin idraki noktasında oldukça faydalı olacaktır.
108.50 ₺ -
Safer
HİCRİ AYLAR | SAFER Bütün ibadetlerde ve dinî faaliyetlerde hicrî aylar esas alınır. Hac, oruç, zekât, kurban ve bayramlar hep hicrî aylara göre tesbit edilir. Mesela hac zilhicce ayında yapılır, oruç ramazan ayında tutulur, ramazan bayramı şevval ayında kutlanır. İslâm âlemi için böylesine ehemmiyeti olan hicrî takvim sistemi, biz müslümanların hayatına birçok cihetten yön verir. Bu sebepten de hicrî ayların öneminin ve bu aylarda yaşanan olayların bilinmesi çokça mühim bir konudur. Elinizdeki kitapta hicrî aylardan biri olan Safer'de öne çıkan olaylar kaleme alınmıştır. Kısa ve öz şekilde aktarılan hususlar, bu ayın öneminin idraki noktasında oldukça faydalı olacaktır.
98.00 ₺ -
Rebiülevvel
HİCRİ AYLAR | REBİÜLEVVEL Bütün ibadetlerde ve dinî faaliyetlerde hicrî aylar esas alınır. Hac, oruç, zekât, kurban ve bayramlar hep hicrî aylara göre tesbit edilir. Mesela hac zilhicce ayında yapılır, oruç ramazan ayında tutulur, ramazan bayramı şevval ayında kutlanır. İslâm âlemi için böylesine ehemmiyeti olan hicrî takvim sistemi, biz müslümanların hayatına birçok cihetten yön verir. Bu sebepten de hicrî ayların öneminin ve bu aylarda yaşanan olayların bilinmesi çokça mühim bir konudur. Elinizdeki kitapta hicrî aylardan biri olan Rebiülevvel'de öne çıkan olaylar kaleme alınmıştır. Kısa ve öz şekilde aktarılan hususlar, bu ayın öneminin idraki noktasında oldukça faydalı olacaktır.
108.50 ₺ -
Emri Bil Maruf Nehyi Anil Münker Yapan Kişinin El Kitabı
“Emr-i Bi’l Ma’rûf Nehy-i Ani’l Münker Yapan Kişinin El Kitabı”, şüphelerin çoğaldığı, hakikatin sesinin kısıldığı bu çağda hocalara, talebelere, emr-i bi’l ma’rûf ehline ve hakikati arayan her insana rehber olmak üzere kaleme alınmıştır. Kur’an’ı sadece akılla yorumlamaya kalkanlara, Sünneti ikinci plana itenlere, Mezhepleri gereksiz görenlere, ve inancı akıl oyunlarına kurban edenlere karşı bir cevaptır bu. Hakikat Yolu, modern çağın şüphelerine karşı Kur’an ve Sünnet’in ışığıyla yazılmış bir reddiye, aynı zamanda bir iman rehberidir. Her satırı ilimle, her bölümü gayretle, her kelimesi dua ile örülmüştür. Bu eser, tüm ümmete hitap eder; • Hocalara tebliğlerinde bir kaynak, • Talebelere ilim yolunda bir dayanak, • Emr-i bi’l ma’rûf ehline bir azık, • Bütün insanlara hakikate giden bir ışık.
245.00 ₺ -
Bir İlim Merkezi Olarak İstanbul-I Fatih Dönemi
İnsan hayatının mekânda tecessüm etmiş hali olarak medine/şehir, kendine özgü medeniyet tasavvurunu oluşturabilme yolunda kadim bilgi kaynaklarından devşirilen ve derin tefekkür aşamalarına tabi tutulan rafine bir zihniyete ihtiyaç duyar. Bu zihniyetin gerek insan tutum ve davranışlarında gerekse eşyaya ve olgulara sirayet etmiş müesses bir nizamda kendisini gösterebilmesi ancak sağlam bir iradeye ve müdrik bir şuura sahip insanla mümkün olur. Salt içgüdüsel davranışlarla yahut mekanik oluşumlarla kurulan şehirler de vardır; ancak bu teşekkülleri medeniyetin bir parçası saymak, kendi içinde müşterek gayelere sahip koloniler kuran hayvanlara da haksızlık olur. O halde şehrin ve şehirle özdeşleşen medeniyetin nîrengi noktasında insan vardır. Medeniliği belirleyen etken faktörler şehre hâkim olan ortak gayeler, inançlar, ahlâk ve zihniyet gibi insana özgü hasletlerdir. Medeniyetin başat unsurlarından insan ile şehir arasındaki ilişkinin Yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkiyle de kopmaz bağları vardır. Diğer varlıklardan farklı olarak yeryüzünü medeniyetle buluşturma görevi yüklenen insan vazifesine sadakat konusunda elest bezminde Rabbiyle fıtrî bir sözleşmeye (mîsâk) imza atmıştır. Hak katında saygın kılınışının sebeb-i aslisi bu ‘mîsâk’ın tarafı olmasıdır. Söz, özünde çok güçlü bir iddiayı da içkindir. Bu iddia, bilkuvve var olan insanî meziyetlerin bireysel ve toplumsal anlamda bir sınanmayla bilfiil ortaya konulacağına dair adil bir imtihanda kulun başarı gösterecek olmasıdır. Sınanma zorunluluktur. Mekânı yeryüzü, muhatabı insan, zamanı ömür olan zorlu sınavın yegâne fâili ise Allah’tır.
292.50 ₺ -
Son Dönem Osmanlı Ahlâk Terbiyecileri ve Ahlâk Terbiyesi
"Son Dönem Ahlâk Terbiyecileri ve Ahlâk Terbiyesi" konulu ilmî toplantı, 06-07 Aralık 2014 tarihlerinde, Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde gerçekleştirilmiş, Kınalızâde Ali Efendi; Mehmet Hâzık Zeynizâde; Ali Kemâl İkdamcı; Mehmet Said Efendi; Ali Seydi Bey; Ali İrfan Eğribozî; Ahmet Cevat Emre; Ahmet Mithat Efendi; M. Sadık Rıfat Paşa; Ali Rıza Bey; Hüseyin Remzi Miralay; Ahmet Hamdi Akseki" konulu tebliğler sunulmuş; toplantı metinleri bir araya getirilerek bu eserde neşredilmiştir.
221.00 ₺ -
Para Vakıflar Nazariyat ve Tatbikat
Dr. İsmail Kurt tarafından doktora tezi olarak hazırlanan bu eser, 1996 yılında neşredilmiştir. Mevcudu kalmayan eser, gözden geçirilip tertiplenerek yeniden neşre hazırlanmıştır. Bu kitap, sahasında yapılan ilk çalışma olması sebebiyle önemli bir boşluğu doldurmuş ve daha sonra yapılan çalışmalara ışık tutmuştur. Bu kitapta para vakıfları, nazarî ve tatbikî olarak ele alınmış, Şer'î Sicil, Vakıf Tahrir Muhasebe Defterleri ve Fetva Kitapları arasında kayıtlı bulunan nukûd-i mevkûfe ile ilgili bilgiler değerlendirilmiş ve İstanbul Müftülüğü Şer?î Siciller Arşivi'ndeki 4.233 adet Para Vakfına ait vakfiye kayıtları mahkeme ve sicil sırasına göre sona eklenmiştir.
195.00 ₺ -
Fıkıhtan Hukuka Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Bilgide Otoritenin Dönüşümü 1
İstanbul Üniversitesi İslam Tetkikleri Enstitüsü olarak planladığımız “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Bilgide Otoritenin Dönüşümü” üst başlıklı çalıştay serisinin 30 Kasım 2024 tarihinde İslâmȋ İlimler Araştırma Vakfı ile birlikte gerçekleştirdiğimiz “Fıkıhtan Hukuka” alt başlıklı ilk toplantısını kitaplaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu kitap toplantı günü sabah ve öğleden sonra sunulan “Meşihattan Diyanete Kanun, Fetva ve Değişim” ve “Meşihattan Diyanete İlmiye Sınıfının Dönüşümü: M. Şerefettin Yaltkaya’nın Biyografisi Üzerinden Bir Okuma Denemesi” başlıklı tebliğleri ve bunları takiben gerçekleştirilen genel ve serbest müzakereleri kapsamaktadır. Kitabın odaklandığı temel kavramlar, başlığında da zikredildiği üzere bilgi, otorite ve dönüşümdür. Bu çerçevede Osmanlı modernleşmesinin etkisiyle fıkhın hukuka dönüşme sürecinin fetva, kanun ve ilmiye sınıfı üzerindeki tezahürleri tartışılmaktadır. Okuyucularımıza yararlı olmasını diler, çalıştay serimizin sonraki kitaplarıyla en yakın zamanda yeniden buluşmayı ümit ederiz.
227.50 ₺ -
Mısır İlim Havzasında İslam Düşüncesinin Öncü Şahsiyetleri
Vakfımız İSAV, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile müştereken 2018 yılında “Mâveraünnehir”, 2019 yılında “Bağdat” 2021 yılında “Endülüs İlim Havzasında İslâm Düşüncesinin Öncü Şahsiyetleri”ni konu edinen ilmî ihtisas toplantıları gerçekleştirmiş ve toplantı metinlerinin tamamı bir araya getirilerek yayınlanmış, 17-18 Aralık 2022 tarihlerinde “Mısır İlim Havzasında İslâm Düşüncesinin Öncü Şahsiyetleri” konulu tartışmalı ilmî ihtisas toplantısı gerçekleştirilmiş, Mısır ilim havzasının düşünce tarihi, tefsir, hadis, fıkıh, kelam, felsefe ve tasavvufla ilgili tebliğler sunulmuş, yapılan müzakere ve değerlendirmeler bir araya getirilerek bu eserde neşredilmiştir.
227.50 ₺ -
Günümüze Yansımalarıyla Hz. Peygamber’in Muasırlarıyla Münasebetleri 4 Hristiyanlarla Ve Mecusilerle Münasebetler
Marmara ve İstanbul İlahiyat Fakülteleri ve İslâmî İlimler Araştırma Vakfı müştereken “Hz. Peygamber ve Muasırları: Yahudilerle Münasebetler” konulu 112. tartışmalı ilmî toplantıyı, 19-20 Mart 2023 tarihlerinde, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Raşit Küçük Konferans Salonu’nda gerçekleştirmiştir. Bu toplantıda, Arap Yarımadasında Yahudiler, Hz. Peygamber’in Yahudilerle Siyasî, İktisadî ve Beşerî Münasebetleri, Hz. Peygamber Döneminde Yahudi Algısı, Hz. Peygamber ve Yahudilerle Dinî Münasebetler, Hz. Peygamber’in Yahudilerle İlişkilerine Çağdaş Yaklaşımlar üst başlıkları altında “Arap Yarımadası’ndaki Yahudilerin Yerleşmiş Olduğu Bölgeler ve Kökenleri; İslâm Öncesi Arap Yahudi İlişkileri; Medine Yahudileriyle İlişkiler; Hayber ve Çevresindeki Yahudilerle İlişkiler; Hz. Peygamber’in Tebliği/ İslâm’a Davet Metodu; Hz. Peygamber Dönemi Yahudilerinin İnanç Dünyası; Hz. Peygamber’in Yahudilere Yönelik Tebliğ Faaliyetleri; Yahudilerin İslâm Çağrısına Tepkileri; Müslümanların Hz. Peygamber’in Yahudilerle İlişkilerine Yaklaşımları; Oryantalistlerin Hz. Peygamber’in Yahudilerle İlişkilerine Yaklaşımları” konu başlıklarını taşıyan 10 tebliğ sunulmuş, her tebliğ ayrı ayrı müzakere edilip tartışılmış ve toplantı metinleri bu eserde bir araya getirilerek neşredilmiştir.
299.00 ₺ -
Günümüze Yansımalarıyla Hz. Peygamber’in Muasırlarıyla Münasebetleri-3 Yahudilerle Münasebetler
Marmara ve İstanbul İlahiyat Fakülteleri ve İslâmî İlimler Araştırma Vakfı müştereken “Hz. Peygamber ve Muasırları: Yahudilerle Münasebetler” konulu 112 tartışmalı ilmî toplantıyı, 19-20 Mart 2023 tarihlerinde, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Raşit Küçük Konferans Salonu’nda gerçekleştirmiştir. Bu toplantıda, Arap Yarımadasında Yahudiler, Hz. Peygamber’in Yahudilerle Siyasî, İktisadî ve Beşerî Münasebetleri, Hz. Peygamber Döneminde Yahudi Algısı, Hz. Peygamber ve Yahudilerle Dinî Münasebetler, Hz. Peygamber’in Yahudilerle İlişkilerine Çağdaş Yaklaşımlar üst başlıkları altında “Arap Yarımadası’ndaki Yahudilerin Yerleşmiş Olduğu Bölgeler ve Kökenleri; İslâm Öncesi Arap Yahudi İlişkileri; Medine Yahudileriyle İlişkiler; Hayber ve Çevresindeki Yahudilerle İlişkiler; Hz. Peygamber’in Tebliği/ İslâm’a Davet Metodu; Hz. Peygamber Dönemi Yahudilerinin İnanç Dünyası; Hz. Peygamber’in Yahudilere Yönelik Tebliğ Faaliyetleri; Yahudilerin İslâm Çağrısına Tepkileri; Müslümanların Hz. Peygamber’in Yahudilerle İlişkilerine Yaklaşımları; Oryantalistlerin Hz. Peygamber’in Yahudilerle İlişkilerine Yaklaşımları” konu başlıklarını taşıyan 10 tebliğ sunulmuş, her tebliğ ayrı ayrı müzakere edilip tartışılmış ve toplantı metinleri bu eserde bir araya getirilerek neşredilmiştir.
279.50 ₺ -
Günümüze Yansımalarıyla Hz Peygamber'in Muasırlarıyla Münasebetleri-2
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve İslâmî İlimler Araştırma Vakfı’nın müştereken tertiplediği “Hz. Peygamber ve Muasırları: Müşriklerle Münasebetler” konulu tartışmalı ilmî toplantı 19-20 Mart 2022 tarihlerinde, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Raşit Küçük Konferans Salonu’nda gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıda, ”Putperestlik ve Müşriklerin İnançları, İbadetleri ve İbrahimî Gelenek; Kur’ân-ı Kerîm’e Göre Şirk ve Müşrik; İslam Öncesi Mekke’nin Siyasî, Sosyal, Ticarî ve Askerî Düzeni; İslamiyet Öncesi Şirk Toplumunda Hz. Muhammed; Hz. Peygamber’in İslâm’a Davet Metodu; Müşriklerin Hz. Peygamber ve Müslümanlarla Olumsuz İlişkileri-Yaptıkları İşkenceler; Müşriklerin Hz. Peygamber’e Direnişlerinin Sosyo-Psikolojik Sebepleri; Medine Dönemi’nde Hz. Peygamber’in Müşriklerle Mücadelesi; Diplomatik İlişkiler; Mekke Fethinden Sonra Müşriklerle İlişkiler; Mekke ve Medine Döneminde Müşriklerle Beşerî Münasebetler” ana başlıklarını taşıyan 11 tebliğ sunulup müzakere edilmiş ve toplantı metinleri bir araya getirilerek bu eserde neşredilmiştir.
279.50 ₺ -
II. Murad - Önderlerimiz 44
Tarih sahnesine çıkışının üzerinden çok zaman geçmeden sınırlarını Avrupa yönünde olağanüstü bir hızla genişleten Osmanlı Devleti’nin büyük bir imparatorluk olma aşmasındaki önderlerinden biri hiç şüphesiz İstanbul Fatihi Sultan II. Mehmed’in babası Sultan II. Murad Han’dır. Osmanlı padişahları içerisinde kişiliği, devlet adamlığı, siyasi kararları ve mücadeleleri ile belirgin bir yeri olan II. Murad, Anadolu’da kendisi ile rekabet halindeki beyliklerin önemli bir kısmını Osmanlı çatısı altına almayı başarmış, Haçlı saldırılarının devamı mahiyetindeki Varna ve II. Kosova savaşlarını kazanarak Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki varlığını kalıcı hale getirmiştir. Askerî, mali ve idari bakımdan devletin müesseselerini güçlendirmiştir. Yönetimi altındaki Müslüman-gayrimüslim Osmanlı halkı en müreffeh dönemlerinden birini yaşamıştır. II. Murad, yaptırdığı çok sayıda hayır eseri ile göz dolduran bir padişahtır. O kadar ki; bu kıymetli çalışmalarından dolayı, yaşadığı dönemde “Ebulhayr” (iyiliğin babası, hayır sahibi) olarak isimlendirilmiştir. İlim adamlarına değer vermiş, onları desteklemiş, medreseler kurdurtmuş, ilmî faaliyetlere, kültür ve edebiyatın gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Sultan II. Murad’ı, halkı cömert ve merhametli, müttefikleri anlaşmalarına sadık, rakipleri dirayetli bir yönetici olarak tanımlamışlardır. Devletinin menfaatlerini en üst düzeyde gözetmiş olan bu değerli Osmanlı padişahı, henüz hayatta iken tahtı oğluna bırakacak kadar ihtiraslardan arınmış bir şahsiyettir.
78.00 ₺ -
Tarihte Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 1
Hz. Peygamber’in ilk vahyi duyurması ile eş zamanlı başlayan Müslüman kadının tarihî yolculuğu, genel hatlarıyla benzer ancak detaylara inildikçe farklılıklar gösteren süreçlerden oluşmaktadır. Kadının dönüşümü, kadın algısı, kadının toplumsal konumu gibi açılardan Müslüman kadının tarihini ortaya koymayı hedefleyen bu kitapta tarihî süreçteki belli başlı zaman kesitleri temel alınarak bölümlendirmeye gidilmiştir. Müslüman kadını doğru tanımak, onun şekillenişine katkıda bulunan İslâm öncesi Arap toplumundaki kadını bilmekten geçer. Bu bağlamda kitapta yer alan “İslâm Öncesi Arap Toplumunda Kadın” başlıklı bölüm, Doç. Dr. Nihal Şahin Utku tarafından kaleme alındı. İlk vahiy ile başlayan ve Hz. Peygamber’in vefatı ile tamamlanan süreçte Müslüman kadının ortaya çıkışı ve toplumsal statüsünün ele alındığı “Hz. Peygamber Döneminde Müslüman Kadın” başlıklı bölüm Doktorant Emine Peköz tarafından kaleme alındı. Dr. Öznur Özdemir, Hz. Peygamber’den sonra Arap toplumunun, nebevî pratikleri yaşamlarının merkezine ne ölçüde aldıklarını ve kadının Hz. Peygamber dönemindeki mevcudiyeti ile benzer ve farklı yanlarını, “Hz. Peygamber Sonrası Arap Toplumunda Müslüman Kadın” başlıklı bölümde inceledi. “Müslüman Türk Devletlerinde Müslüman Kadın” başlıklı bölümün yazarı Doç. Dr. Meryem Gürbüz, Karahanlı, Gazneli ve Hârezmşahlar zamanında kadının konumu, siyasî hayatta oynadığı rol, sosyal, kültürel ve gündelik yaşamdaki yerini inceledi. Prof. Dr. Ayşe Dudu Kuşçu, “Selçuklularda Müslüman Kadın” başlıklı bölümde devlet idaresinde söz sahibi olan Altuncan Hatun, Terken Hatun, Raziye Devlet Hatun, Mahperi Hatun gibi spesifik örnekler üzerinden bu toplum yapısında kadının konumunu aydınlattı. Dr. Öğr. Üyesi Esra Atmaca’ya ait “Memlüklerde Müslüman Kadın” bölümünde, İslâm tarihindeki en büyük Müslüman Türk devletlerinden biri olan Memlük Devleti’nde kadının siyasî, sosyal, ilmî, dinî ve iktisadî hayattaki varlığına dair önemli notlar aktarılarak kadının özellikle toplumsal yaşamdaki rollerine ilişkin kıymetli bilgiler sunuldu. “Osmanlılarda Müslüman Kadın” bölümünün yazarı Doç. Dr. Halide Aslan, kuruluşundan yıkılışına Osmanlı ülkesinde farklı statülerden kadınların gündelik ve sosyal yaşamlarına dair bilgileri paylaştı. Dr. Öğr. Üyesi Safa Demir Sarı, “Modern Zamanlarda Müslüman Kadın” bölümünde, Doğu ile Batı arasında Müslüman kadına bakış üzerinden yaşanan polemiklere eğildi. İslâm ülkelerinde kadın hareketleri ve İslâmî feminizm üzerinde durdu, Müslüman kadınların modern zamanlarda yaptıkları sosyal faaliyetleri, pek çok Müslüman ülke üzerinden tanıttı.
97.50 ₺ -
Siyasette Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 5
Toplumu yönetme alanı olan siyaset, yönetilen olmasının yanında yönetici sıfatıyla da kadının varlığının hissedildiği bir alandır. Kadın-siyaset ilişkisi, İslâm düşüncesi içerisinde her daim tartışılagelmiş bir konudur. İslam dünyasında kadınların siyasete ilgisi dönem şartları çerçevesinde şekillenmiş, siyaset sahasında inişli çıkışlı bir çizgi takip etmiştir. Onlar kimi zaman iktidarda, kimi zaman muhalefette, kimi zaman da yönetimin perde arkasında toplum ve devletin idaresinde söz sahibi olmuşlardır. Bu kitap, kadınların siyasî arenadaki farklı rollerinin ayrı başlıklar altında incelendiği bölümlerden oluşmaktadır. “Sünnî Siyaset Düşüncesinde Kadın” başlıklı bölümde Doç. Dr. Feyza Betül Köse, sünnî düşüncede, hilâfet/devlet başkanlığı, meclis üyeliği, kamu görevleri, seçme hakkı gibi konular çerçevesinde kadının siyasî hayata katılımına yönelik tartışmaları, tarafların argümanları üzerinden değerlendirdi. Dr. Öğr. Üyesi Feyza Doğruyol, “Şiî Siyaset Düşüncesinde Kadın” bölümünde Şîa’nın ilk dönemden itibaren siyasi olaylar olarak kabul ettikleri hadiselerde önemli kadın profiller üzerinden kadın imajı çizdikten sonra hem imamların döneminde kadının yeri hem de tarihsel süreçte Şiîliği benimsemiş bazı devletlerde karşımıza çıkan kadın hükümdarlar üzerinden konuyu işledi. Prof. Dr. Ayşe Dudu Kuşçu’nun kaleme aldığı, “İktidarda Müslüman Kadın”, farklı coğrafyalardaki İslâm devletlerinin kadın yöneticileri ve faaliyetlerini biyografik olarak inceledi. Doç. Dr. Feyza Betül Köse, “Siyasî Muhalif Olarak Müslüman Kadın” bölümünde Mekke yıllarında Müşriklere karşı siyasî muhalefet sergileyen kadınlardan başlayarak yirminci yüzyıl başlarına kadar geçen süre içerisinde kadın muhalefetinin izini sürdü. Doç. Dr. Habibe Kazancıoğlu, telif ettiği “Hilâfet Sarayında Müslüman Kadın” başlığı içerisinde başta halife anne ve eşleri olmak üzere saray kadınlarının yaşantıları; idarî ve siyasî hayat üzerindeki yer ve etkileri, evlilikleri, hayırseverlikleri, güzel ahlak ve faziletlerini ele aldı. Prof. Dr. Esra Yakut’un yazarı olduğu “Türk Siyasî Hayatında Müslüman Kadın” bölümünde 1923-2000 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti yöneticilerinin, kadının siyasi ve toplumsal hayat içindeki yerini yeniden konumlandırma çabaları, önemli kırılma noktalarına dikkat çekilerek ortaya koyulmaya çalışıldı. “XX. Yüzyıldan Bugüne İslam Ülkelerinde Kadın ve Siyaset” bölümünde Dr. Hilal Livaoğlu Mengüç, her biri nispeten farklı tarihsel ve toplumsal dinamiklere sahip olan Kuzey Afrika, Körfez, Hint alt kıtası bölgelerinde kadın hareketlerinin ve kadının politik temsilinin tarihi seyri ve son yüzyıldaki gelişmelerin Müslüman kadının kamusal alandaki varlığını nasıl şekillendirdiğini ortaya koydu. Dr. Öğr. Üyesi Esra Aslan Turan, “İslâm Dünyasında Kadın Hareketleri” başlıklı yazısında Mısır, İran, Pakistan ve Türkiye gibi toplumların çeşitli tecrübeleri üzerinden Müslüman kadın hareketinin gelişim seyri irdeledi.
97.50 ₺ -
Müslüman Kadının Tarihi Set (5 cilt )
İslâm’ın kadına bakışı ve bu bakışın tarihî süreçteki izdüşümleri, Doğu ve Batı literatüründe üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Ancak ortaya çıkan ürünler; savunu, ret, saldırı, kimlik inşası veya öğüt ve nasihat çerçevelerinin dışına çıkamamıştır. Bu bağlamda değerlendirilemeyecek çalışmalar ise genellikle kadın olgusunun hukukî boyutu sınırında kalmıştır. Müslüman kadın imgesi, karşıt fikirlerin çarpıştığı bir zemin olarak kalmış ancak İslâm’ın ilk gününden bugüne “kadın”ın hakikatte ne olduğu üzerinde durulmamıştır. Müslüman Kadının Tarihi, kadın üzerinden yürütülen tüm tartışmaları, ideolojik kaygıları göz ardı ederek “tarihte olan”ı, “olduğu gibi” aktarmak amacıyla hazırlanmıştır. Meseleye bütünsel yaklaşarak ilk vahyin nüzulü noktasından bugüne Müslüman kadının kim olduğunu ortaya koymak, bu serinin ana hedefidir. Müslüman Kadının Tarihi, mevcut tartışmalarda pozisyon almak veya bir cevap üretmek değil; Müslüman kadının tarihîne ilişkin bütüncül ve nesnel bir perspektif sunmak iddiasındadır. Öteden beri kadınlar hakkında fikir beyan edenler, erkekler olmuştur. Farklı yapı ve algıdaki erkeklerin, kadına dair oluşturduğu söylem ve yazılı ürünler, yanılgılar ve belli ölçüde tarafgirlik barındırmaktan uzak kalamamıştır. Müslüman Kadının Tarihi, öncelikli olarak içeriden bir bakışla sahaya yaklaşabilmeleri sebebiyle, ülkemizin farklı üniversitelerinden otuz sekiz kadın bilim insanından oluşan bir yazar kadrosu tarafından kaleme alındı. Tartışmaların nesnesi olarak değerlendirilen kadın, tarihte, coğrafyada, düşüncede, ilimde ve siyasette özne olarak işlendi. Müslüman Kadının Tarihi; Tarihte Müslüman Kadın, Coğrafyada Müslüman Kadın, Düşüncede Kadın, Siyasette Müslüman Kadın ile İlimde Müslüman Kadın başlıklarını taşıyan beş kitaptan oluşmaktadır. Her kitap müstakil olarak hazırlanmış olup birbirinden ayrı temalara ancak kendi içerisinde konu bütünlüğü oluşturacak bir kompozisyona sahiptir. Bölümler, birbirleri ile münasebetleri ve kronolojik öncelik dikkate alınarak yerleştirilmiştir. Çalışmada açık, anlaşılır ve sade bir dil kullanılmasına özen gösterilmiş, genel okur kitlesine ulaşmak hedeflenmiştir. Bu düşünce ile bölüm ve kitapların hacimlerinin belirli sınırda kalmasına dikkat edilmiştir.
487.50 ₺ -
İlimde Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 4
İnsanoğlu var olduğu günden beri bilginin peşinde olmuştur. Bilginin aynı zamanda bir güç olduğu hakikatine de erdiğinde, onu öğrenmek ve öğretmek için bilgiyi sistemli bir halde araştırmaya ve entelektüel boyutta ele almaya çalışmıştır. Bilginin bu yolculuğunda kadınlar etkin bir şekilde gayret sarf etmişlerdir. İslam dünyasında ise kadınlar, İslâm’ın ilk dönemlerinden itibaren bu faaliyetleri sürdürmüşler, toplumsal cinsiyet odaklı baskıları aşan Müslüman kadınlar, ilmî çalışmaların neredeyse tamamında rol almışlardır. İslâm ilim geleneği, Müslüman kadınların, Siyer, Tefsir, Hadis, Tasavvuf, Edebiyat gibi alanların yanında müspet bilimlerde de var olduğu süreçlerden geçmiştir. Müslüman kadınların ilim yolculuklarının ele alındığı bu kitapta, İslâm ilim geleneğindeki belli başlı ilim dalları esas alınarak bölümlendirmeye gidildi. Dr. Öğr. Üyesi Belkıs Özsoy Demiray, “İslâm İlim Geleneğinde Kadın” başlığı altında dinî veya müspet ilimlerde öne çıkmış âlime, öğretmen, talebe ve hayırsever kadınları ve ilmî faaliyetlerini değerlendirdi ve bu konuda dikkate değer örnekler sundu. Doç. Dr. Feyza Betül Köse’nin kaleme aldığı “Siyer ve Kadın” bölümünde, ilk dönemlerde siyerin kaynağı ve râvisi; sonraki dönemlerde talebesi ve müstensihi olarak karşımız çıkan kadınların siyer ilmindeki yeri incelendi. “Tefsir ve Kadın” başlığının yazarı Dr. Öğr. Üyesi Elif Yazıcı, bu ilimde kadınların en aktif oldukları sahâbe ve tâbîûn asrından başlayarak günümüze kadar devam eden süreçte kadınların tefsire yönelik açıklamalara ve verdikleri eserlere dair bir panorama sundu. Doç. Dr. Ayşe Esra Şahyar, “Hadis ve Kadın” bölümünde, sema, kıraat, icazet yoluyla rivayette bulunan, bu ilmin hocası ve talebesi olan kadınlar hakkında kıymetli bilgiler verdi. “Tasavvuf ve Kadın” bölümünde Doç. Dr. Betül Gürer, genelde tüm İslâm coğrafyasındaki özelde ise Anadolu’daki dînî ve ahlakî irfan, buraları imar eden kadın âriflerin ve kadın sûfîlerin izini sürdü. Doç. Dr. Ayşe Hilal Kalkandelen, “Türk İslâm Edebiyatı ve Kadın” adını taşıyan bölümde divan edebiyatında şair, halk edebiyatında ozan ve âşık, Yenileşme Dönemi’nde yine şair ve roman yazarı olarak karşımıza çıkan kadınlara ve edebi eserlerine yer verdi. Doç. Dr. Zehra Gençel Efe, “Tıp ve Kadın” başlığında, Hz. Peygamber döneminden başlayarak hekim, hemşire ve hasta bakıcı olarak tıp alanında hizmet eden kadınlara ve faaliyetlerine değindi. “Müspet İlimler ve Kadın” bölümünde ise Dr. Ülkü Koçak, Müslüman kadınların matematik, astronomi, kimya gibi müspet ilimler alanına sundukları katkıları ortaya koyarken, bu sahada kadın varlığının azımsandığı tespitinde bulunarak bu durumun sebepleri üzerinde durdu.
97.50 ₺ -
Coğrafyada Müslüman Kadın Müslüman Kadının Tarihi 2
Her coğrafya, farklı gerçeklikler taşımakta ve üzerinde yaşayan insana bu gerçeklikleri dayatmaktadır. Yeryüzü şekilleri, iklim, suya ulaşma imkânları gibi türlü etkenler, gündelik yaşamdan sosyal hayata, siyasî algılardan zihin yapısına kadar geniş bir yelpazede çok yönlü farklılıklara neden olmaktadır. Coğrafyada Müslüman Kadın kitabının amacı bu farklılıkları dikkate alarak Müslüman kadının tarihini yaşadığı coğrafyalar temelinde ortaya koymaktır. Bu düşüncelerle kitap, Müslümanların ağırlıklı oldukları coğrafi kesitleri esas almak suretiyle bölümlendirilmiştir. Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Barlak tarafından kaleme alınan “Hicâz’da Müslüman Kadın” bölümünde “Müslüman kadın”ın ilk olarak ortaya çıktığı bu coğrafyada onun şekillenişi, Hz. Peygamber döneminden başlayarak kadının toplumsal konumu, toplumun kadına bakışı konuları incelendi. Dr. Öğr. Üyesi Tuba Yıldız’ın kaleminden “Orta Doğu’da Müslüman Kadın” başlıklı bölüm, Orta Doğu coğrafyasında Müslüman kadının sosyal, politik ve kültürel geçmişine ayna tuttu. Dr. Öğr. Üyesi Zehra Gözütok Tamdoğan’a ait “Kuzey Afrika’da Müslüman Kadın” başlıklı bölümde İslâm’ın bu topraklarda yayılmasından başlayarak yirminci yüzyılı içine alan süre içerisinde kadının toplumsal kimliği geniş bir perspektiften ele alındı. Dr. Fatma Merve Çınar Müslümanların İber Yarımadası’ndaki sekiz yüzyılı aşan varlıkları süresince, politik çalkantılar, yıkımlar, kaybedilen topraklar, bölgenin sık sık maruz kaldığı isyan ve işgallere rağmen, bünyesinde barındırdığı farklılıklarla gelişen ve çeşitlenen Endülüs medeniyetinde kadının konumunu “Endülüs’te Müslüman Kadın” başlığı altında irdeledi. Dr. Nagehan Vurgun, “Orta Asya’da Müslüman Kadın” bölümünde Cengiz Han dönemine kısa bir atıfta bulunmasının ardından bölgenin İslâmlaşmasından başlayarak yirminci yüzyıla kadar Orta Asya Müslüman kadınının devlet ve toplumsal hayat içerisindeki görünürlüğüne değindi. Dr. Öğr. Üyesi Nilüfer Ateş’in yazarı olduğu “Anadolu’da Müslüman Kadın” bölümünde Anadolu coğrafyasında Malazgirt Zaferi sonrasından Osmanlı Devleti’nin modernleşme dönemine kadar geçen tarihî süreçte Müslüman kadının toplumsal konumu çeşitli yönleriyle incelendi. İslâmlaşmaya Osmanlının bu topraklara uzanmasıyla başlayan Balkanlarda on beşinci yüzyıldan Dayton Barış Antlaşması sonrasına kadar kadının sosyal konumu Doç. Dr. Cemile Tekin tarafından “Balkanlarda Müslüman Kadın” başlığı altında ele alındı. Dr. Öğr. Üyesi Gülşen Yağır Ahmetoğlu, “Güney Asya’da Müslüman Kadın” başlığı altında bu geniş coğrafyadaki Müslüman kadınların toplumdaki rolleri ve statüleri, cinsiyet eşitsizlikleri, kültürel, ekonomik ve sosyal alanlarda karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlarla nasıl mücadele ettiklerini değerlendi.
97.50 ₺ -
Başlangıçtan Emevi Devletinin Sonuna Kadar İlk Dönem İslam Tarihi ve Medeniyeti
Akademik açıdan bir felsefe doktoru olmasının yanısıra Arap Dili ve Edebiyatı alanında da ilim dünyasına nitelikli ve özgün eserler kazandıran Ömer Ferrûh aynı zamanda İslâm Tarihi ve Medeniyeti’ne dair vukufiyetli çalışmalar yapmıştır. Müellifin tercümesini hazırladığımız Tarihu Sadri’l-İslâm ve’d-Devleti’l-Ümeyye isimli kitabı ise onun hem kısa bir ilk dönem İslam Tarihi çalışması hem de İslam tarihi yazım metoduyla ilgili muhtasar bilgi ve değerlendirmelerinin sunulduğu orijinal bir eserdir. İslam öncesi döneminden başlayıp Emevîler Devleti’nin sonuna kadar özet olarak İslâm tarihinin dönüm noktalarını ve İslam Medeniyeti’nin zihnî arka planı ve kurumlarını ele alan bu çalışmanın belki de en özgün yanı asıl alanı Felsefe ve Arap Edebiyatı olan bir araştırmacının İslam tarihi ve Medeniyeti üzerine özgün değerlendirmeler ihtiva ediyor olmasıdır. Eser bu haliyle bir anlamda “İlk Dönem İslam Tarihi ve Medeniyetine Giriş” mahiyetinde bir çalışma hüviyeti taşımaktadır. Bu sebeple kitabın çevirisi muhtevayı yansıtmak amacıyla “Başlangıçtan Emevî Devleti’nin Sonuna Kadar İslâm Tarihi ve Medeniyeti” başlığıyla yayınlanmıştır.
162.50 ₺ -
Örnek Ahlâklarıyla Peygamberler
Bütün peygamberler, Allah’ın emirlerini kullarına ulaştırmak ve onlara doğru yolu göstermekle görevlendirilmiş hidayet elçileridir. Onların esas itibariyle iki temel görevi olup bunlar tebliğ/duyurma ve beyan/açıklamadır. Peygamberlerin tebliğ ve açıklama gibi esas görevlerinin tamamlayıcısı olarak diğer bir misyonları ise tebliğ ettiklerinin pratik olarak hayata ve davranışlara yansıtılmasıdır ki, buna genel olarak ahlâk adını vermek mümkündür. Ahlâk en basit anlamıyla insanın tavır ve davranışlarını Allah’ın istediği şekilde tanzim etmesi demektir. Bundan dolayı ilk peygamber Hz. Adem’den son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s) kadar bütün peygamberler tebliği görevlerinin yansıra bir ahlâk elçisi ve önderi misyonunu da îfâ etmişlerdir. Yüksek ahlâkî erdemler Allah Elçileri’nin herbirinde bulunmakla birlikte yaşadıkları dönem ve şartlar gereği bazılarında belli ahlâkî erdemlerin daha belirgin hale geldiğine de şahit olunmuştur. Bu hususta Cenab-ı Hakk, Kur’ân-ı Kerîm’de “O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık” (Bakara, 2-253) buyurmuştur. Nitekim Allah elçileri arasında Hz. Âdem tevbesiyle, Hz. Eyyûb sabrıyla, Hz. İbrahim cesaret ve mücadelesiyle, Hz. İsmail teslimiyetiyle, Hz. Yûsuf iffetiyle, Hz. Mûsa zulme karşı baş kaldırışıyla, Hz. Lokmân ise hikmetiyle temayüz etmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s) ise “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” hadisinde de ifade ettiği gibi kendisinden önceki peygamberlerin temsil ettikleri bütün ahlâkî özellik ve güzelliklerin en mükemmel örnekliğini bütün insanlığa en güzel haliyle sunmuştur.
130.00 ₺