-
Onun Gibi
İnsanoğlunun en kadim sorularından biri “Nasıl?” diğeri ise “Neden?”dir. “Neden?” sorusunu cevaplamak nispeten daha kolaydır çünkü bu, teorik bir sorudur. Cevapları; kavramlardan, kuramlardan, karmaşık ve mantıksal kurgulardan oluşur. Fakat ikinci soruya gelince ortaya atılan tezler, ileri sürülen argümanlar elenir ve geriye yalnızca hayatta karşılık bulabilen cevaplar kalır. İslam, bir dünya vadetti; geçmişi ve geleceği, insanı ve kâinatı, eşyayı ve hadiseleri açıklayarak onların ne olduğunun cevabını verdi ve bütün bu hakikatlere dayanarak birtakım taleplerde bulundu. Sonra sıra büyük soruya geldi: “Peki, nasıl?” Soru çok kısa ve bir o kadar da zordu. Buna mukabil cevap çok netti: “O’nun gibi.” O, insan olmanın en ideal formudur. O, hakikatle hayatın buluştuğu, sonsuz ile faninin birleştiği, soyutun somutlaştığı, ezeli ve ebedinin fanide tecelli ettiği, sonsuzluğun sonluda var olduğu; hakikatin gerçekle, idealin reelle kesiştiği, kusursuzluğun kusurlu bir tabiatta hayat bulduğu, noksansızlığın noksan bir varlıkta tecessüm ettiği, hülasa bütün imkânsızların mümkün olduğu bir beşerdir. Muhammed Yazıcı, O’nun Gibi’de, hayatın anlamını “neden”lerle ve “nasıl”larla arayan okurlar için ilham veren bir başlangıç noktası sunarak, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in (sav) özverili kulluğunu, ailevi ilişkilerindeki örnek tutumunu ve toplumda inşa ettiği sağlam bağları O’nun yaşamından örneklerle detaylandırıyor.
251.30 ₺ -
Kayıp Ülkenin İzinde
ANADOLUCU TEFEKKÜR ÜZERİNE DERİN BİR OKUMA Anadoluculuk üzerine çalışan araştırmacılar kadar Türk düşüncesine ilgi duyan her okurun da istifade edebileceği harika bir eser. “Elde kalan son vatan parçası”nı muhafaza etmeye yönelik bir yaklaşım olan Anadoluculuk, 20. yüzyıl Türk düşünce tarihinin en ilgi çekici fikir akımlarından birisidir. İlki Anadolu’nun antik devirlerine kadar uzanan bir referans hattı inşa eden “Mavi Anadoluculuk”, ikincisi ise 1071 yılında Selçuklular tarafından Bizanslılara karşı kazanılan Malazgirt Zaferi’ni tarihî bir milat olarak kabul eden gelenek esaslı “Anadoluculuk” olmak üzere iki başlıkta değerlendirilen bu tefekkür, siyasî bir arayışa karşılık gelen romantik bir teritoryal milliyetçilik olarak temayüz etmiştir. Hemen hepsi Türk yazın hayatının önemli ve bilinen isimlerinden Mükrimin Halil Yinanç, Mehmed Halid Bayri, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Hilmi Ziya Ülken, Remzi Oğuz Arık, Nurettin Topçu, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmed Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Emin Erişirgil ve Refik Halit Karay üzerinden gerçekleştirilen bir Anadoluculuk okuması olan Kayıp Ülkenin İzinde okuyucuya bu tefekküre ilişkin bir perspektif kazandırıyor.
209.30 ₺ -
Narrative Terapi Uygulamaları
Narrative Terapi, ana akım terapi yaklaşımlarından oldukça farklı olan orijinal fikir ve uygulamalarıyla ülkemizde yapılacak bireysel ve toplu çalışmalar için ciddi bir imkan sunuyor. Ancak Türkiye’de yakın zamana kadar eğitimini yurtdışında alan az sayıdaki terapist haricinde pek bilinmeyen bir yaklaşımdı. Hiç şüphesiz bunda Türkiye’de bilinen yaklaşımların Narrative Terapiye göre eski olmasının, okullarda okutulan ders kitaplarında Narrative Terapiye ayrılan bölümlerin çok daha az olmasının ve Türkiye’de Narrative Terapi eğitiminin ancak yakın yıllarda başlamış olmasının payı var. Narrative Terapi fikir ve uygulamaları gerek ülkemizde gerek dünyada her geçen gün artan bir dikkat ve ilgi ile takip ediliyor. Yaklaşımlarının hem bireylerle hem de gruplarla yapılan çalışmalarda etkisi ve faydasının yanında duruş ve yaklaşım olarak insana bakışı bu dikkat ve ilginin en önemli sebeplerindendir. Bununla beraber ülkemizde bu konu ile ilgili Türkçe kaynak sorunu bu akımın önündeki en büyük engellerden biri olarak karşımızda duruyor. Ülkemizin bu konudaki en önde gelen uzmanları olan Mehmet Dinç ve Eren Murat Dinçer’in editörlüğünde hazırlanan bu eser, Narrative Terapinin daha iyi anlaşılmasına ve uygulanmasına rehberlik etmek anlamında Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor.
209.30 ₺ -
Bosnada Dervişler ve İslam
Bosna’da Dervişler ve İslam kitabında Ines Aščerić-Todd, Osmanlı hâkimiyetindeki Bosna’da tarikatların bölgenin İslamlaşmasına etkisini araştırıyor. Kitapta 15. ve 16. Yüzyıllara yoğunlaşan yazar, tarikatların ve tasavvuf geleneğinin bölgenin dinî, kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasî hayatını nasıl etkileyip dönüştürdüğünü ve Bosna’da Müslüman toplumun nasıl inşa edildiğini gözler önüne seriyor. Osmanlı loncaları, fütüvvet, Ahilik ve Bosna’nın nasıl İslamlaştığı konusunda ana akım bazı görüşlere karşı çıkan Ines Aščerić-Todd, görece erken dönem çalışmasına rağmen çok sayıda birincil kaynak kullanarak görüşlerini temellendiriyor ve konunun ilgilisine ayrıntılı bir bibliyografya sunuyor. Halil İnalcık ve Suraiya Faroqhi tarafından editörlüğü yapılan Osmanlı İmparatorluğu ve Mirası: Siyaset, Toplum ve İktisat dizisinden çıkan bu kitap, tasavvuf geleneğinin ve tarikatların Bosna’da bir Müslüman toplumunun oluşmasına nasıl etki ettiğini görmek isteyen araştırmacıların ve konuya ilgi duyan herkesin başvuru kitabı niteliğinde.
202.30 ₺ -
Neden Fransayı Sever Ama Fransızları Sevmeyiz
Fransızı Fransız Yapan Nedir?Neden Fransa’ya bayılırız ama Fransızları pek sevmeyiz? Bunu anlamak için Fransızların kalbine, ruhuna ve zihnine bir göz atın. Fransızlar….Sigara içerler, içki içerler, dünyadaki herkesten daha fazla yağ tüketirler. Yine de daha uzun yaşarlar ve daha az kalp problemleri vardır. Haftada 35 saat çalışırlar, yılda 7 hafta ücretli izinleri vardır. Yine de dünyanın en büyük ekonomileri arasındalar. Peki Fransızları farklı yapan nedir?Altmış Milyon Fransız Yanılmış Olamaz, Fransızların kalbine, zihnine ve ruhuna bir yolculuk. Toprakları, özel hayatları ve dilleri hakkında Fransızların düşüncelerini deşifre eden Nadeau ve Barlow Fransız toplumunun bileşenlerine doğru keyifli bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Merkezileşmeden, Napolyoncu kurallara, elitist öğretim yapısından sokak protestolarına kadar, Fransız insanının tam bir resmini göreceksiniz.
300.30 ₺ -
Azrailin Vilayetine Yolculuk
İran’ın şöhretli yazarlarından biri olan Celâl Âl-i Ahmed, II. Dünya Savaşı sonrası sosyalizme yönelen aydınlardan biri. İsrail’in, bağımsızlığını ilân ettikten sonra devreye soktuğu Kibbutz ve Moşav gibi sosyalist uygulamaları dönemin gençliği gibi onun da ilgisini çekiyor. Bu heyecan içinde bir İsrail gezisi yapıyor. “Vicdanı” ile birlikte gidiyor İsrail’e, seyahati boyunca da notlar tutuyor. Ancak İsrail’in Filistinlilere uyguladığı zulmün, Avrupalı devletlerin nasıl da bu zulme göz yumduğunun ayırdına varıyor ve bir sorgulama evresine giriyor. Kendi cephesinden İsrail sorunu, Yahudilerin Filistinlilere çektirdikleri, Arap devletlerine olan kızgınlığı gibi konuları cesurca kaleme alıyor. İsrail tarihinin erken dönemine dair etkileyici ve pek az yerde bulabileceğiniz tanıklıklar içeren bu çarpıcı anlatı, İsrail sorununa farklı bir yönden bakabilmemiz için bize bir kapı aralıyor.
125.30 ₺ -
Türkiyede Sosyolojinin Yüz Yıllık Birikimi
ÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARINI Türkiye’nin önde gelen akademisyenleri sosyolojide yüz yıllık bilgi birikimini ve bugüne yansımalarını mercek altına alıyor. “Türkiye, bölgesinde ve dünyada güçlü, bağımsız ve belirleyici bir devlet olarak bu coğrafyada varlığını devam ettirmek istiyorsa, öncelikli olarak kendi toplumsal yapısını, tarihini, kültür ve medeniyet birikimini bütün yönleriyle değerlendirebilmeli, bu özelliklerine hâkim olabilmeli, tarihsel, güncel ve gelecek perspektifine dayalı olarak elde ettiği bu bilgi ve düşünceleri teori ve pratiğe aktararak sosyal, ekonomik, kültürel, siyasî ve askerî politikalarını ve uygulamalarını doğru, etkili ve kalıcı biçimde oluşturabilmelidir. Türkiye’de, evrensel sosyoloji/sosyal bilim habitusuna eklemlenen bir yerli/yerel sosyoloji/sosyal bilim inşa etme, geliştirme ve uygulama kapasitesinin özelliklerini, derinliğini ve becerilerini doğru belirlemek, kavramak ve yorumlamak, sosyolojik/sosyal bilimsel tespit, açıklama ve yaklaşımlarda daha isabetli, etkili ve güçlü bir düzeye ulaşmak; ülkenin varoluşunu belirleyen, sağlıklı bir toplum yapısını tahkim eden ve geleceğine anlamlı biçimde yön veren sosyoloji/sosyal bilim üretimi için vazgeçilemez bir ihtiyaç ve zorunluluktur.” Dr. Erkan Çav Cahit Tanyol - Kemal Karpat - Orhan Türkdoğan Fügen Berkay - Korkut Tuna - Ümit Meriç
468.30 ₺ -
İslam ve Bilim Tartışmaları
Modern dünya, mitolojideki kral Midas’ın şaşkınlığını yaşıyor. Midas, dokunduğu her şeyin altın olması için Tanrıya yalvarmıştı. Günün birinde duası kabul olundu. Ancak Midas, ekmekten tutun da öz kızı dahil dokunduğu her şey altın külçelerine dönüşünce bu defa kendisine bağışlanan bu ayrıcalığın geri alınması için yalvarmaya başlamıştı. Bilim, Tevfik Fikret’in deyişiyle “şu siyah toprağı altın yapıyordu ama bunun karşılığında insanın ayağının altından toprak çekilip alınıyor, insan insanlığına ait birçok parçayı kimliğinden soymak zorunda kalıyordu. Bu kaos, 20. Yüzyılda Batı’da olduğu kadar Batı-dışı toplumlarda da farklı “bilim” arayışlarını gündeme getirdi. İşte 1970’lerin ikinci yarısında gündeme giren “İslam Bilimi” alternatifi, İslam aleminin bir çok köşesinden ses getiren bir uluslararası arayışa dönüştü ve elinizdeki kitapta ilginize sunulan verimli bir tartışma patlak verdi. - Müslümanların kendilerine mahsus bir bilimleri olmalı mıydı? - Eğer bir İslam Bilimi geçmişte başarılmışsa bu gün neden başarılmasın? - İslam dünyasının sorunlarını Batı bilimi çözebilir mi? - İslam’ın bilime verdiği değer neydi? - İslam ve bilim çatışır mı? İslam ve bilim konularında önde gelen otoritelerden Seyyid Hüseyin Nasr’dan düşünür Ziyaüddin Serdar’a, Nobel Ödüllü fizikçi Dr. Abdüsselam’dan bilginin İslamileştirilmesi projesinin sahibi İsmail Raci el Faruki’ye kadar pek çok düşünür Mustafa Armağan’ın yayına hazırladığı İslam ve Bilim Tartışmaları’nda geçmişi anlamaya, bu günü analiz etmeye ve geleceği bilimi tartışarak kestirmeye girişiyorlar.
212.80 ₺ -
Kainatın Doğuşu
“Kâinatın doğuş tertibini Ukletü’l-Müstevfiz isimli eserimde zikrettim” diyen İbnü’l-Arabî’nin (ö. 638-1240) bu eseri, Tedbirât-ı İlâhiyye ’de ele aldığı meselelerin bir nevi tamamlayıcısıdır. Osmanlı Türkçesine Ali Salâhaddin Yiğitoğlu (1877-1939) tarafından kazandırılan eserin mevcut diğer tercümesinin müellifi bilinmemekle beraber, ilk kez yayınlanmaktadır. “Kelime-i câmia” ve “nüsha-i âlem” olan insanın hakikati ve kemali ne anlama gelmektedir? Varlıkların yaratılış sırası nasıl olmuştur? Akl-ı evvel, beş arş, burçlar feleği, sabit yıldızlar ve dünyanın yaratılması, istihâlât, nikâh ve tevâlüd, ilk insana varlık verilmesi gibi konular İbnü’l-Arabî sisteminde nasıl izah edilmiştir? Bu ve benzeri soruların cevaplarını bulacağınız eserde, müellifin ortaya koyduğu sistematik şemada, varlık sıralamasına dair bütüncül bir bakış açısına da sahip olacaksınız.
146.30 ₺ -
İbrahim Müteferrika Matbaası ve Türk Matbaacılığı
1781’de Venedik elçisinin maiyetinde İstanbul’a gelen Giambattista Toderini, Osmanlı payitahtındaki günlerini sahaflarda, kitapçılarda, kütüphanelerde ve antikacılarda geçirir. Toderini, Grekçe ve Latince el yazmaları ve madalyonlarla işe başlar, daha sonra Osmanlı paraları üzerinde incelemeler yapar. Arapça veF arsça el yazmaları, İstanbul’da basılan Türkçe eserler, coğrafya kitapları, haritalar, takvimler, güneş saatleri, Osmanlılar’ın kullandığı astronomi aletleri ve su altı cihazları gibi çok zengin bir malzemeyi bir araya getirir. Türk kültür hayatına dair ilgisi giderek büyüyen Toderini, bir şiir mecmuasını İtalyancaya tercüme edecek kadar Türkçe öğrenir. İstanbul’da devrin entelektüel çevrelerine devam ettikçe hem bilgisi artar hem de içinde, tafsilatlı bir kitap yazma isteği uyanır. Toderini, Venedik’e döndüğünde Türklerin yazılı kültürüne, eğitim sistemine, kütüphanelerineve matbaa serüvenine dair meşhur eseri Letteratura Turchesca’yı kaleme alır. İşte İbrahim Müteferrika Matbaası ve Türk Matbaacılığı, Toderini’nin kaleminden Müteferrika Matbaası’nın 1727’de başlayan hikâyesiyle Türk matbuatının Tanzimat’tan sonraki serüvenini bir araya getiriyor. Üç kısımdan oluşan kitap, tezhip sanatkârı Rikkat Kunt’un Toderini’den yaptığı çeviriyle başlıyor. Şevket Rado’nun notlandırarak yayıma hazırladığı bu metin, Rikkat Kunt’un yayımlanmış tek eseri olma hüviyetini taşıyor. Devamında, Türk matbaacılığı sahasında öncü çalışmalara imza atmış Selim Nüzhet Gerçek’in evrâk-ı metrûkesinden ve kitaplarından Rado tarafından derlenen Tanzimat sonrası matbuatına dair bölüm geliyor. Ardından Şevket Rado’nun, çıkardığı dergilerden kurduğu matbaalara, tifdruk baskı tekniğini Türkiye’ye getirmesinden bir grevle altüst olan yayıncılık hayatına; kendi serüvenini anlattığı kısımla son buluyor. Türk matbaacılığının; Şevket Rado’nun, hayattayken yayımlanmış son eseriyle birlikte armağana dönüşen iki buçuk asırlık hikâyesi...
489.30 ₺ -
Şifrelerin Gizemli Serüveni
Günümüz dünyasında kodlar ve şifreler hayatımızı çevrelemiş durumda. Telefon görüşmelerimiz, televizyonda izlediğimiz diziler, banka uygulamalarında yaptığımız çevrimiçi işlemler… Hepsi bizi bir şekilde bilgisayar şifreleme sistemlerine bağlar. Ancak şifreler ve kodlar hayatımıza yeni girmedi. İki bin yıldan fazla bir süredir siyasetten kanlı savaş alanlarına, suikastlardan suça karşı savaşmaya kadar birçok alanda hayati, hatta belirleyici rol oynadılar. Gizlice iletilen bir mesajla savaşlar kazanılmış ya da kaybedilmiş, imparatorluklar kurulmuş ya da yıkılmış, insanların hayatları kararmış ya da kurtulmuştur. İşte bu kitap şifrelerin üretilmesi ve kırılmasıyla tarihin nasıl yön değiştirdiğini gösterecek. Pincock ve Frary’nin akıcı dilinden şifre çözücülerin ne kadar olağandışı insanlar olabileceğini keşfedecek, tarihe geçmiş bazı şahsiyetlerle tanışacak ve bir şifre çözücünün mühimmatı haline gelen temel yeteneklere göz atma fırsatı bulacaksınız.
300.30 ₺ -
Mimarlar Neden Bachelard Okur?
Mekân ve zaman bedende birleşir. Bu derin beden bilinci tam da yerleşmenin tanımıdır. Bachelard mimarinin Öklidci geometriye dayanarak anlaşılmasından kurtarıp mekânın yaratıcı poetikasına ulaştırdı bizi.” Gaston Bachelard’ın hayranlık uyandıran mekân çalışmalarını farklı disiplinlerle birlikte kat etmeyi amaçlayan bu kitap, okurunu hem Bachelard’la hem de onun felsefi, edebi, mimari, tasarım yorumlarıyla buluşturuyor. Farklı disiplinlerin “mekân” fikrinden hareketle aslında sadece mimari için değil ilgili her disiplin için sorulması gereken soruyu gündeme getiriyor: “Mimarlar neden Bachelard okur?” Elinizdeki derleme barındırdığı metin ve görsel çeşitliliğiyle mekânların ritmini bulmaya çalışıyor. Mimari, felsefe ve edebiyat meraklısı okurların keyifle peşine düşeceği bir serüven sunduğumuzu düşünüyoruz.
209.30 ₺ -
Hikmetül İşrak Ciltli
İşrâk felsefesinin fikrî-tarihî bağlamı şimdiye kadar tam olarak ortaya konulmuş değildir. İşrâkîlik, genelde Meşşâî ve özelde İbn Sînâ felsefesine bir tepki olarak görülmüş, kadim Farsî unsurlar içeren, mistik-sezgisel bir felsefe olarak tanımlanmıştır. Esasında bu unsurlar Sühreverdî’nin İşrâkî felsefesinde vardır, ancak bu unsurların İşrâkîliğin bütünlüğü içindeki yeri ve hakeza İşrâkîliğin genel İslâm felsefesi içindeki konumu henüz doğru şekilde tespit edilememiştir. İşrâk felsefesi Gazzâlî’nin felsefeye ve filozoflara yönelttiği eleştirileri itibara alan ve felsefenin fikrî, dinî ve ahlâkî yönünü ona göre reforme eden bir felsefedir. Gazzâlî’nin “yerlilik” içerikli eleştirilerine de yeterince cevap olduğu için, her ne kadar Sühreverdî’nin kendisi ilhad suçlamalarıyla dönemin Eyyûbî yönetimi tarafından öldürülmüş olsa da, felsefesi gerek açıkça ve kendi adıyla, gerek derinlerde ve başka isimler altında varlığını sürdürmüştür. İşrâk geleneğinde Sühreverdî’nin kendisi ve doğrudan öğrencileri birinci halkayı, Şehrezûrî ikinci halkayı, İbn Kemmûne (ö. 683/1284) üçüncü halkayı, Kutbüddîn Şîrâzî (ö. 710/1311) ise dördüncü halkayı oluşturur. Dolayısıyla Şehrezûrî, başta Hikmetü’l-İşrâk Şerhi olmak üzere yazdığı eserler aracılığıyla İşrâkî geleneği sonraki nesillere aktarmada önemli bir rol oynamıştır.
489.30 ₺ -
Korkut Ata Ne Söyledi?
Sır Derya kıyısında atlarını dinlendiren, yalçın kara dağların bağrında yurt tutan, kardeşini yitirince uğrun uğrun aramaya çıkan, havadaki kuşu yerdeki mahlukatı kovalayan, aslan yüreğiyle yeryüzünde dolaşan, hiç yorulmadan harp eden, ad kazanan, yiğitlik gösteren, göz yaşı döken, şiir söyleyen; kara elbiseli altmış kafirle bir başına vuruşan, on iki gözü gözleyen, on iki suyu izleyen, on iki hikâyeyi dillendiren Oğuzlar’ın duyulsun diye zaman rüzgarına bıraktığı hikayelerdir bunlar! Aykut Ertuğrul ve Güray Süngü’nün editörlüğünde Korkut Ata’nın hikâyelerinin on iki öykücü tarafından yazıldığını biliyoruz. Bu sefer çağrıya kayıtsız kalamayan on iki kişi daha kadim ateşin başında toplanmak ve Korkut Ata’nın hâlâ ışıldayan hikayelerini yurt tutmak için yola çıkıyor. Böylece toplam yirmi dört kişi, yirmi dört öyküyle Korkut Ata’nın kelimelerini, sesini ve kimi zaman da sözlerini muhafaza ederek, hikâyeler aracılığıyla kendini, varlığını, zamanını ve yaşam serüvenini arayan insanları başka başka yollara çağırıyor.
209.30 ₺ -
Şiirin Sesi Sesin Şiiri
Marjorie Perloff ve Craig Dworkin’in editörlüğünde hazırlanan Şiirin Sesi/Sesin Şiiri şiirde sesi konu ediniyor ve çağdaş bir bakış açısıyla yeniden ele alıyor. Şiirde sesin yarattığı özel anlamları, sesin türler arasında ve şairle okur arasında kurduğu ilişkiyi, müzik ve şiir arasındaki etkileşimi felsefi bir yaklaşımla ele alan çalışma, geleneksel şiir araştırmaları açısından ezber bozan yeni bir perspektif sunuyor. Şiirde sesin üç farklı açıdan incelendiği çalışmada, araştırmacılar lirik sesin tahlili, kafiyelerin kültürel rolleri, şiirin seslendirilmesi, kayıt teknolojisinin sesin anlamı üzerindeki rolü gibi çeşitli konuları mercek altına alıyor. “Şiirin hikmeti kendinden menkuldür.” ve bu hikmet de çok büyük oranda şiirin bizi -Homeros’un destanlarının dinleyenleri büyülemesi gibi- büyüleyen o çekici sesiyle bağlantılı kavranamazlığında yatar.
314.30 ₺ -
Dost Mevlana
1930’lu yıllarda Prof. Dr. Feridun Nâfiz Bey Mevlevîlikle ilgili bir yayın projesi planlar: Hazreti Mevlânâ’nın Mecâlis-i Seb‘a ve Mektûbât isimli eserleriyle Sultan Veled’in Divan’ı tahkik edilerek basılacaktır. Üsküdar Mevlevîhanesi’nin son postnişi Ahmed Remzi Akyürek’in destek verdiği bu projenin etrafında cereyan eden hadiseler, bu kitaptaki mektupların ana eksenini oluşturmaktadır. Mektuplarda kitap, kütüphane ve yayıncılıkla ilgili olarak Türkiye’de 1930’lu yılların panoramasını görmek mümkündür. Bununla birlikte tîli konular içinde de çok kıymetli malzeme bulunmaktadır. Çünkü mektupların yazarı olan Ahmed Remzi Efendi, örnek kişiliği, tecrübesi, birikimi, geniş görüşlülüğü, yardımseverliği, güçlü şairliği ve nüktedanlığı ile sevilip sayılan ve daima aranan bir zattır. Çevresinde ilim, edebiyat ve sanat dünyasının birçok değerli mensubu da bulunmaktadır. Dolayısıyla elinizdeki eser, Mevlevîlik tarihi ve adabı kadar yakın dönem kültür, sanat ve edebiyat tarihimiz açısından da hayli önemli bilgileri içermektedir. Bu mektuplarda Mevlevîlik tarihini ve adabını, yakın dönem kültür, sanat ve edebiyat tarihimizin farklı veçhelerini, idealist insanların, inançları, değerleri ve memleket sevgisi uğruna, güçlükler, hatta imkânsızlıklar içerisinde nasıl özveriyle çalıştıklarını okuyacaksınız.
244.30 ₺ -
Arapçanın Serüveni Tarihi Lehçeleri
Milattan önce yedinci yüzyılda dünya sahnesine çıkan Arapça, günümüzde 200 milyondan fazla insanın ana dili. Geçmişten bugüne bu dil, sadece bir iletişim aracı olmamış; aynı zamanda dini ve kültürel açıdan olduğu kadar eğitim alanında da prestijli bir dünya dili olarak gelişim göstermiştir. Kees Versteegh’in titiz araştırmalarının bir sonucu olan Arapçanın Serüveni’nde Arapçanın Sami dilleri içindeki konumu, İslamiyetten önceki durumu ve İslamiyet sonrası dönemlerdeki fetihlerle birlikte yayılımı, Klasik Arapçanın modernleşme süreçleri, dilbilim gelenekleri, bugün kullanılan yeni Arapça türleri; Mezopotamya, Mısır, Mağrib gibi çeşitli coğrafyalarda konuşulan lehçelerinin tasnifi ve göç edilen bölgelerdeki durumu gibi tarihî sürece yönelik başlıklara yer verilirken Arapçanın pidginleşmesi ve kreolleşmesi gibi dilbilimsel konulara da değiniliyor. Bu zengin içerik yelpazesi etrafındaki incelemeler, okura Arap diline dair geniş açılı bir manzara sunuyor. Eser, 1997’deki ilk baskısının ardından, 2004’te genişletilerek yeniden yayımlanmış; Arapça, İtalyanca ve Japonca gibi dillere tercüme edilmiştir. İleri okuma notlarıyla da desteklenen bu çalışma, özellikle Batı literatüründe oldukça geniş bir yer tutan Arap dili çalışmalarına yönelik detaylı bir kaynakça imkânı sunuyor. Türkiye’deki Arapça çalışmalarına katkısı olacağını umduğumuz bu kitap, Arapçanın tarihine ve dilbilimsel zenginliğine vakıf olmak isteyen herkes için emsalsiz bir kaynak.
419.30 ₺ -
Misalli Ansiklopedik Kuran Sözlüğü
Kur’an-ı Kerim, yalnızca Allah Teala’nın bütün insanlığa hitabı değil, aynı zamanda İslam kültür ve medeniyetinin de temel yapıtaşıdır. Müslümanlar ilahi vahyi anlamak ve ondan ilhamla bir dünya inşa etmek için erken dönemlerden itibaren yoğun çaba sarf etmiştir. Zamanla geniş bir coğrafyaya yayılan bu kolektif çaba ile çeşitli ilmî disiplinler ortaya çıkmıştır. Bizatihi dili itibariyle mucizevi bir metin olan Kur’an’ın anlaşılması meselesi ise hem Arapça lügat ve nahiv ilimlerinin hem de doğrudan Kur’an’a dair incelemelerin yapıldığı ilimlerin tesisini beraberinde getirmiştir. Esbâb-ı nüzûl, vücûh ve nezâir, münâsebâtü’l-âyât ve’s-süver, mecâzü’l-Kur’ân, müşkilü’l-Kur’ân, meâni’l-Kur’ân, i’râbü’l-Kur’ân, i’câzü’l-Kur’ân ve garîbü’l-Kur’ân gibi başlıklara ayrılan Kur’an ilimleri (ulûmu’l-Kur’ân) ile ilahi hitap muhtelif yönlerden kuşatılmaya çalışılmıştır. Bu ilimlerden garîbü’l-Kur’ân, Kur’an’da az kullanılmasından dolayı anlamı yaygın olarak bilinmeyen ya da anlaşılması güç lafızların tefsirini konu alır. Garîbü’l-Kur’ân literatürünün önemli halkalarından biri, türün en geniş örneği olan Semîn el-Halebî’nin Umdetü’l-Huffâz fî Tefsîri Eşrafi’l-Elfâz isimli eseridir. Gençlik yıllarında Halep’ten Mısır’a göç edip Kahire’ye yerleşerek dönemin en ünlü âlimlerinden icazetler alan ve daha hocaları hayattayken ders vermeye başlayan Semîn el-Halebî, kalem oynattığı sahalarda zamanla otorite haline gelmiş bir isimdir. Semîn el-Halebî; dilbilgisi, belâgat, kıraat, tefsir, fıkıh ve fıkıh usulü gibi alanlarda kaynak niteliğinde eserler kaleme almış, ayrıca Memlûk yönetiminde önemli idari görevler üstlenmiştir. Semîn el-Halebî, alfabetik olarak tertip ettiği Umdetü’l-Huffâz’da Kur’an lafızlarının kökenlerini, lügat ve tefsirî anlamlarını ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerin yanında çok geniş bir şiir, atasözü ve deyimler manzumesinden örneklerle açıklamıştır. Bunun yanında kıraat farklılıklarına işaret etmiş, yer yer fıkıh ve kelâm konularına girmiş, dilbilgisi tartışmalarına değinmiştir. Ketebe Yayınları olarak, Semîn el-Halebî’nin büyük eseri Misalli Ansiklopedik Kur’an Sözlüğü’nün dört ciltlik ilk tercümesini okuruna sunmakla iftihar ediyoruz.
2799.30 ₺ -
Kuranın Özü Cevahirül Kuran
İmam Gazzâlî’nin, Kur’ân’ın özünden uzaklaşılıp sadece teknik kısmına bağlı kalmaya karşı bir tepki olarak kaleme aldığı Kur’ân’ın Özü: Cevâhirü’l-Kur’ân, alışık olunanın aksine Kur’ân ayetlerinin enikonu incelemesini yapmaz. Gazzâlî’ye göre Kur’ân bir tefsir kitabı değil, bir okuma rehberi ve fihristidir. Gazzâlî, bu eserinde Kur’ân’ı ve Kur’ân’ın derinlerindeki cevherleri, keşfetmeye yönelik bir çağrı ve bu uğurda insanlara yol gösterecek bir rehber olarak görür; mevcut Kur’ân okuma ve incelemelerini, Kur’ân’ın kıyısında dolaşıp derinlerindeki cevherlerden mahrum kalmak olarak tanımlayıp eleştirir. Kur’ân’ın Özü’nün amacı, Kur’ân okumak isteyen insanlara bir Kur’ân bilinci kazandırmaktır. Gazzâlî, bu bilinç doğrultusunda Kur’ân’ın esas hedeflerini saptar ve bu hedeflere dönük ayetleri bulup onlar üzerine yoğunlaşır. İmam Gazzâlî’nin bu çalışması; Müslümanları Kur’ân’ın özüne çağıran, mana ile maksadın incilerine davet eden çok kıymetli bir eserdir. İnsanı, Kur’ân’da tam olarak göremediği güzelliklere, incilere ve cevherlere çeken bu eser; kendini Kur’ânî hakikatlere adamış bir ömrün, istinbatlarla zenginleşmiş bir idrakin, nasiplendiği bunca nimetin şükrünü eda etme çabasıdır.
135.80 ₺ -
Sömürge Döneminde Hadis ve Yorum
Geleneksel hadis ilminin seyrini takip eden bu çalışma, Hindistan’daki hadis şerh faaliyetlerine odaklanarak modern dönemin karakteristik özelliklerini belirlemeyi amaçlıyor. İngiliz sömürgesi altındaki hadis çalışmalarının ana hatlarını çizen eser, bölgedeki ilim ve kültür dinamiklerinin evrimini, toplumsal değişimlerin etkilerini ve hadis geleneğinin önemli figürlerini ele alırken, modern dönemin klasik hadis şerhlerinin ortaya çıkışını ve bunların günümüzdeki önemini vurguluyor. Demirci, Hindistan’ın 1800-1950 yılları arasındaki dönemi ile ilgilenirken özellikle hadis şerhi faaliyetlerine dair genel bir bakış sunuyor Hint alt kıtası hadis faaliyetlerini ele alan ve yaşanan bazı tartışmalara değinen diğer akademik çalışmalardan farklı olarak bu kitap, bilhassa 1800-1950 yılları arasını merkeze alarak hadis yorumculuğunun karakteristik özelliklerini tespite yoğunlaşıyor. Sömürge Döneminde Hadis ve Yorum, hadis yorumculuğunun Hindistan’daki dönüşümünü, dinî, siyasî ve kültürel bağlamlar içinde değerlendirmesiyle tarihi öneme sahip bu dönemi daha iyi okumamıza yardımcı olacak...
251.30 ₺ -
Filozofların Tutarsızlığı Ketebe
Tehâfüt mutlak anlamda bir felsefe karşıtlığına mı yoksa mukayyet anlamıyla belli bir felsefe yapma karşıtlığına mı tekabül etmektedir? İslam düşüncesinin zirve isimlerinden Gazzâlî’nin Tehâfütü’l-Felâsife adlı eseri, sadece yazıldığı devirde değil, kendinden sonraki tüm zamanlarda da en dikkate şayan eserlerden biri olmuş, hem Doğu hem de Batı felsefesinde büyük ilgi görmüştür. Gazzâlî Tehâfüt’te İslam dünyasında Fârâbî ve İbn Sînâ gibi meşhur filozoflar tarafından temsil edilen Yeni Eflatuncu felsefe yapma tarzını muhatap almış; bu felsefenin görüşlerini akli zorunluğa dayandırma iddiasının aklen geçerli olmadığını ortaya koymuş ve bu zorunluluk iddiasının akıldan değil, filozofların felsefi sistemlerinin temelindeki Mûcib Bizzât olan Tanrı anlayışından kaynaklandığını göstermiştir. İşte Tehâfüt bu yönüyle yeni bir felsefe yapma imkânına karşılık gelmektedir ki, onu felsefi açıdan değerli kılan da budur. Elinizdeki kitapta, Tehâfüt’ün II. Abdülhamid dönemi serküttâblarından Süleymân Hasbî Efendi tarafından yapılan tercümesi yer alıyor. Eserin Latin harfli tercümesinden hemen önce sunulan inceleme, Tehâfüt’ün felsefi değerini kavramak açısından okura geniş ve faydalı bir ön okuma sağlıyor. Ayrıca tercümeye eşlik eden sözlük de okurun konuya ilişkin bilme ve öğrenme ihtiyacına önemli ölçüde yardımcı oluyor.
202.30 ₺ -
İznik Medresesi
Osmanlı Devleti’nin ilk resmî medresesi olan İznik Medresesi, devletin kuruluş yıllarında eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü önemli bir ilim merkezi olmuştur. Dâvûd el-Kayserî, Tâceddin el-Kerderî ve Alâeddin Esved gibi önemli hocaların ders verdiği bu medresede Osmanlı kültür ve düşünce dünyasını etkileyen birçok ilim adamı yetişmiştir. Adem Öziş de Osmanlı Devleti’nin İlk Eğitim Merkezi: İznik Medresesi adlı bu çalışmada, Osmanlı Devleti’nin eğitim-öğretim tarihinde böylesine önemli bir yeri bulunan İznik Medresesi’nin ilmî serüvenine adeta ışık tutuyor. Burada öncelikle İznik şehrinin hem fetih öncesi hem de fetih sonrası siyasi, sosyal, kültürel tarihi hakkında bilgiler veren Öziş, ardından İznik Medresesi’ni, uygulanan eğitim müfredatlarını, müderrisleri, talebeleri ve bunların üretmiş oldukları düşünce ve eserleri zengin arşiv belgelerine dayanarak inceliyor ve bu anlamda medresenin tarihi hakkında oldukça kapsamlı ve bütüncül bir çalışma ortaya koyuyor.
279.30 ₺ -
Beden Arzuların Dizginlenmesi
Çok yiyip içmekle kalplerinizi öldürmeyin. Çünkü kalp ekin gibidir, suyu çok olunca ölür. Hz. Muhammed [sav] Bu eser, İhyâu Ulûmi’d-Dîn’de yer alan “Kitâbü Kesri’ş-Şehveteyn” bölümünün tercümesidir. Gazzâlî bu eserinde, insanı helâke sürükleyen iki temel arzu olan yeme içme ve cinsellik üzerinden nefis terbiyesinin esaslarını ele alır. Mide şehvetinin diğer tüm arzuların kaynağı olduğunu ve bu şehvet dizginlenmeden kalbin arınamayacağını vurgular. Açlığın fazileti ve tokluğun doğurduğu gaflet, metnin ana eksenini oluşturur. Gazzâlî, nefsi serkeş bir hayvana benzeterek terbiye yollarını somutlaştırır. Ona göre, nasıl ki serkeş bir hayvan aç bırakılarak terbiye edilirse insanın nefsi de ancak açlıkla dizginlenir. Burada; riyazetin ölçüsü, yeme vakti ve yeme miktarı dikkatle ele alınır. Açlığın kalbi yumuşatan yönü ayrıntılarıyla açıklanır. Cinsellik meselesi fıtrî sınırlar içinde değerlendirilir ve evliliğin hikmeti üzerinde durulur. Gazzâlî insan psikolojisini dikkate alarak şehvetin kalpte bıraktığı izleri çözümler. Modern çağda haz ve tüketim baskısı altında yaşayan insanın iç huzurunu kaybetme sebeplerine güçlü cevaplar da sunar. Bu yönüyle eser, kalbini arındırmak ve nefsini tanımak isteyen herkes için sahih bir yol haritasıdır.
84.00 ₺ -
Kalbin Acayip Halleri
Müminin kalbi temizdir, orada parlayan bir kandil vardır. Kâfirin kalbi ise kararmış ve [hakikatten] yüz çevirmiştir. Hz. Muhammed [sav] Bu eser, İhyâu Ulûmi’d-Dîn’de yer alan “Kitâbü ‘Acâibi’l-Kalb” bölümünün tercümesidir. Gazzâlî, insanın iç dünyasını anlamanın ilk adımı olarak kalp, rûh, nefis ve akıl kavramlarını ele alır. Ona göre kalbin hâllerini bilmeyen kimse, nefsin tuzaklarını fark edemez ve aklın rehberliğinden gereği gibi faydalanamaz. İç dünyasını tanımayan kişi ise dış dünyanın cazibesine kolayca kapılır ve savrulur. Eser, kalbin bazen nura bazen karanlığa açılan hâllerini insanın iç mücadelesi üzerinden ortaya koyar. Kalbi arındıran yollar, onu karartan sebepler ve bu süreçte zikrin, murakabenin ve ilmin rolü ortaya konur. İnsan bedeninin gıdasının su ve çeşitli besinler olması gibi kalbin gıdası da itminân ve sükûnettir. Nitekim Kur’ân’da, “Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” buyurularak bu hakikate işaret edilir.
83.30 ₺ -
Elimden Ne Gelir
“Elimden ne gelir?” sorusunun cevabı önce kendini tanımaktan geçer. İnsanın eylemleri, imanı ve ilkeleriyle uyumlu olmadıkça kalıcı bir değer taşımaz. Kendi kararlarımızı ve davranışlarımızı sorgulamak tekâmülün yoludur. Bu muhasebe, hayatın her aşamasında bizi yeniden yönlendirir. İman; kalple sınırlı kalmayarak akılda ve davranışta da karşılığını bulmalıdır. İçinde bulunduğumuz bu dünya imtihanında; kalbi diri, aklı esarete düşmemiş, vicdanı körelmemiş herkes, samimiyetle aynı soruya yönelir: “Ben ne yapabilirim?” ya da “Ne yapmalıyım?” İşte bu noktada Fatma Bayram, bu sorunun bir çaresizlik ifadesi olmaktan çıkıp bilinçli bir arayışa dönüşmesi gerektiğini anlatıyor. Elimden Ne Gelir? bireyin hem kendi iç dünyasında hem de toplumsal hayatta elinden gelenin ne olduğunu fark etmesini sağlayan bir rehber. Alışkanlıklarımızın tuzağına düşmeden, hazların cazibesine kapılmadan, ilahi ilkelerle uyumlu bir hayat sürmenin gerekliliğini, bazen sadece “yeter” diyebilmenin bile büyük bir irade olduğunu; bazen de küçük bir boykotun, doğru bir sözün ya da sağlam bir alışkanlığın hayatı değiştirecek güç taşıdığını hatırlatıyor.
132.30 ₺ -
Egoistler Üstinsanların Kitabı
1909 yılında yayımlanan ve Türkçe’ye ilk kez kazandırılan Egoistler’de modern şairler, filozoflar ve nesir ustaları yer almaktadır. Bu isimler arasında ekolü Avrupa’da yakın zamanda tekrar canlanan ve ünü giderek yayılan Stendhal; Fransız akademisyen Maurice Barrès; gamsız pagan ve tatlı alaycı Anatole France; Nietzsche’nin selefi Max Stirner; usta gizemci Ernest Hello ve büyük şair William Blake yer almaktadır. Flaubert’in daha önce yayımlanmamış bir mektubu ve “Madame Bovary”nin orijinal nüshasından yazarın üzerinde düzeltmelerinin bulunduğu bir sayfa da okurların ilgisine sunulmuştur. Fransızcanın parlak ustası J. K. Huysmans kitaptaki bölümlerden biri olup Nietzsche’nin hayatında geçirdiği belli başlı safhaların yer aldığı meşhur biyografisi Ecce Homo ve İbsen’in tiyatro oyunları da kitapta ele alınan konulardandır. Bütünüyle bu kitap, yazarın 1909’un modern Avrupa’sında edebiyat dünyasının en ilginç isimlerinden bazılarına takındığı olgun eleştirel ve analitik yaklaşımın bir sonucudur.
209.30 ₺ -
İslam Bilim Müslümanlar ve Teknoloji
slâm, Bilim, Müslümanlar ve Teknoloji: Seyyid Hüseyin Nasr ile Söyleşiler başlığını taşıyan ve Muzaffer İkbal’in gerçekleştirdiği söyleşilerin yer aldığı bu eser, günümüzde Müslümanların özellikle modern bilim ve teknoloji bağlamında karşılaştıkları önemli ikilemler üzerine odaklanmaktadır. Bu dört söyleşide, İslâmî bakış açılarını keşfetmek üzere Seyyid Hüseyin Nasr evren ve hayatın kökeni, İslâm ve bilim arasındaki ilişkinin farklı boyutları, Müslümanların modern bilim ve teknolojiye yönelik tutumları ve çevre krizi konusunda Muzaffer İkbal’in sorularını cevaplamaktadır. Bu geniş kapsamlı söyleşilerin özünde, zamanımızın en acil meselesi olarak adlandırılabilecek şey yatmaktadır: İslâm medeniyetinin gelecekteki seyri. İslâm düşüncesinin tüm çeşitliliğini kapsayan bu söyleşilere, konuyla alakalı üç metin eklenmiştir: “Bağlam” başlıklı ilk metin, ana hatlarıyla bu söyleşilerin arka planının taslağını çizmektedir; “Bilimsel Bir Araştırma Konusu Olarak Evren” başlıklı metin Allah, âlem ve insan arasındaki ilişkinin çeşitli yönlerini keşfetme çabasındadır; “İslâmî Dünya Görüşü ve Modern Bilim” ise Seyyid Hüseyin Nasr’ın Mart 1995’te Pakistan’ın İslamabad şehrinde tertip edilen Uluslararası 21. Yüzyılda İslâmî Yönetimde Bilim Konferansı’nda sunduğu tebliğ metnidir. Bu konferans, iki âlimin ilk defa bir araya gelmesine ve bir ömür sürecek manevi, entelektüel ve kalbî bir irtibatın ortaya çıkmasına vesile olmuştur. İslâm’ın modern bilim ve teknolojiye verdiği cevapları İslâm medeniyetinin Rönesans sonrası Batı medeniyeti ile tarihî karşılaşması bağlamında tespit eden elinizdeki kitap, manevi karakteri ve geleneğini muhafaza gayreti gösterirken İslâm medeniyetinin yüzleştiği tehlikelere ilişkin tefekkür mahsulü bir anlayışı temin etmektedir. İslâm, Bilim, Müslümanlar ve Teknoloji isimli bu eser hem genel okuyucuya hem de konunun uzmanlarına hitap etmektedir. İslâm âleminin karşı karşıya kaldığı ikilemlerin mahiyetini anlama hususunda teorik bir çerçeve sağlarken pratik çözümler de teklif etmektedir. Eser, okurun zamanımızın mühim bazı meselelerine dair derinlikli bir kavrayış elde etmesi için çeşitli yolların da kapısını aralamaktadır.
117.60 ₺ -
Teoriden Pratiğe Türk Edebiyatında Diliçi Çeviri
“Diliçi çeviriye dair araştırmalar son yıllarda artış göstermiş olsa da bunların istenen düzeyde olduğu söylenemez. Bu bağlamda, diliçi çeviri ile ilgili literatürün genel çerçevesinin çizilmesi ve konuyla ilgili teorik ve kuramsal çerçevenin oluşturulması amacıyla elinizdeki kitap değerli araştırmacıların katkılarıyla meydana getirildi.” Teoriden Pratiğe Türk Edebiyatında Diliçi Çeviri kitabı; “Diliçi Çevirinin Teorik Çerçevesi”, “Osmanlı Dönemi Diliçi Çeviri Metinleri Üzerine İncelemeler ve “Diliçi Çeviri Uygulamalarında Karşılaşılan Sorunlar” başlıklı üç bölüm altında toplanan 16 adet bilimsel yazı ile “diliçi çeviri”nin tanımlamasını yapıyor, okuyucuya ve araştırmacılara diliçi çevirinin Türk Edebiyatındaki sınırlarını ve uygulama sahasını tanıtıyor.
447.30 ₺