-
Kudüs Yazıları
Söylemlerimizin coşkusuna ve iddialarımızın büyüklüğüne rağmen, Kudüs, hakkında pek az bilgi sahibi olduğumuz bir şehir. Aynı durum, aslında Filistin davasının diğer bütün boyutları için de geçerli. Çok meşhur ve yaygın bazı anekdotlar dışında, Kudüs ve Filistin’le alakalı malumatımızın büyük oranda ezbere dayandığı söylenebilir. Bunun üzerine bir de, herkes sözünü ettiği, siyasi sloganlara konu olduğu ve çokça gündeme taşındığı için konunun “eskimesi” ve “sıradanlaşma sonucu dikkatlerin dağılması” tehlikelerini eklediğimizde, Kudüs’ü hak ettiği ilmi ihtimamdan epey mahrum bıraktığımız söylenebilir. Kudüs Yazıları, meseleye gerçekler ışığında ve ilmi hassasiyetle yaklaşmayı öneren, bunu yaparken de sahadaki sıcak gelişmelerden kopmamaya gayret gösteren bir bakış açısıyla hazırlandı. Kitap, boyutu ve içeriği itibarıyla elbette “söylenmesi gereken her şeyi söylediği” iddiasını taşımıyor. Ancak ilgili ve meraklı okurlara, konunun en doğru biçimde anlaşılabilmesi için ayrıntılı bir çerçeve sunuyor ve fikri seyahatlerinde rehber olabilecek bir yol haritası vadediyor.
209.30 ₺ -
Neyi Nasıl Yapmalı
Yazmaktan, okumaktan, konuşmaktan, dostluktan, velhasıl insanların birbiriyle kurduğu her türlü iletişimden tek bir murat var: iyilikleri yaymak ve çoğaltmak, kötülükleri ise engellemek ve azaltmak. Elinizde tuttuğunuz kitabın da amacı tamamen bu. Müslümanlar arasındaki temel vazifelerden biri olan “nasihatleşme” misyonunu yerine getirme adına, güncel hayatımıza, bizi biz yapan şeylere, kaygılarımıza, problemlerimize, mühim meselelerimize ve şahsiyetimizin ana unsurlarına dair ufak hatırlatmalar, değiniler, şerhler… Karşılıklı sohbet, hasbihal ve hatta dertleşme üslubuyla kaleme alınan Neyi, Nasıl Yapmalı, yazarla okur arasında samimi bir iletişim kurarak, kalpten kalbe bir yol bulmaya çalışıyor. Üstenci bir dilden kaçınarak, hitap ettiği gönüllere doğrudan ve aracısız dokunabilme hedefiyle, kelime ve cümleleri özenle seçerek… Neyi, Nasıl Yapmalı bu yönüyle, rikkatli okurlar için içten bir yol arkadaşı olmaya aday.Kapat
207.20 ₺ -
Beyaz Gemi
Cengiz Aytmatov’dan geçmişle geleceğin, hafızayla hayal gücünün, ayrılık ve kavuşmanın ustaca bir araya getirildiği, beyaz perdeye de uyarlanmış unutulmaz bir eser! Engin ve korkutucu bir ormanın kıyısında, iyi yürekli dedesinin himayesine terk edilmiş küçük bir çocuk; balık olmayı, Isık-Göl’ün sularında ağır ağır yüzen beyaz gemiye ulaşmayı düşler. Gemide babası ve tamamlanmış bir hayat onu bekliyordur. Dedesi Hamarat Momun ise yalnız torununa ormanın ve kimsesiz çocukların koruyucusu Boynuzlu Geyik Ana’nın masalını anlatır sabırla. Elbet ormanın kalbinden çıkıp gelecektir Boynuzlu Geyik Ana. İnsanın acımasız tabiatını tüm gerçekliği ile gözler önüne sererek. Beyaz Gemi; yalnızlık, kökler, düşler, dünler ve yarınlar üzerine çarpıcı bir hikâye…
133.00 ₺ -
Cemile Ketebe
“Dünyanın en güzel aşk hikâyesi.” Louis Aragon Cemile neşesi, şakaları, özgüveni ve söylediği türkülerle etrafına ışık saçan güzel, genç bir kadındır. Cephedeki kocasının küçük kardeşi, kendi deyimiyle “kiçine bala”sıyla aralarından su sızmaz. Ve birgün köyde bir başına yaşayıp giden savaş gazisi Danyar ile değirmene buğday taşıma işine girişmeleriyle birlikte onlar için her şey değişmeye başlar. Köyün tüm genç erkekleri savaşa gönderildiğinden kadın erkek, yaşlı genç fark etmeksizin geride kalan herkes her işi yapmaktadır. Zorlu geçen bir iş gününün ardından dönüş yoluna düştükleri bir akşam Danyar’ın bir türkü söylemesiyle bu kimsesiz, sessiz ve tuhaf adamın ruhunun derinliklerine gizlediği yaşam sevinci duyurur sesini. Kuşkusuz bu türkü, bir güz akşamı filizlenen aşkın da habercisidir. Yapıtları 100’den fazla dile çevrilen Cengiz Aytmatov’un adını tüm dünyaya duyuran en ünlü eseridir Cemile. Hikâyeden çok etkilenen Fransız şair Louis Aragon onu Fransızcaya çevirmiş ve kitap böylece önce Avrupa’da daha sonra da tüm dünyada yayımlanarak büyük bir ilgi görmüştür.
112.00 ₺ -
Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
Ufuksuz denizler, bitimsiz düşlere sürükler insanı bazen. Tıpkı kendisi gibi; uçsuz bucaksız, başlangıcı ve sonu olmayan, birbirine karışarak çoğalan sonsuz düşlere. Ölümse öğrenmenin en kısa yoludur kimi zaman… Deneyimli avcılar Emrayin ve Mılgun küreklere asıladursunlar; ilk avının heyecanını yaşayan küçük Kirisk ile ömrünü düş kurmakla tüketmiş Orhan Dede’nin umutları, korkuları ve kuşkusuz hayalleri birbirine karışmış gibidir. Sonsuz beyazlığın orta yerinde yapayalnız kalan Kirisk, ilk avından eli boş dünmüş olsa da tüm dünyalarını sığdırdıkları küçük sandaldaki benzersiz yolculukları ona yaşamın anlamını kavrama gücünü bahşedecektir. Çünkü bazen yaşatmak için ölmeyi bilmek gerekir!
111.30 ₺ -
Tarihe Tanıklığım
“Buradakiler hayatımın belirli kesitleri çünkü hayatımın tamamının bazı kısımlarını unuttum, bazı kısımları da bana özeller. Geriye kalanlar ise biyografiden çok tarihi kronoloji mahiyetinde. Hayatımı takip eden hadiselere ilişkin hikayeler, gerçek şekilde, kendimize ait hikayeler ne kadar samimi ve doğru olabilirse o ölçüde anlatıldı. Hatıraların nasıl kaleme alındığını bilmiyordum. Meşhur Churchill’in eserini okurken edebiyatın bu türünde, Churchill’in kendisinin de ifade ettiği üzere, yazarın tarihteki siyasi ve askeri gelişmeleri kendi şahsi tecrübeleriyle bağlantı kurarak yazdığını anladım. Bu nedenle de hatıralar her zaman subjektif görüşlerdir. Bu tarih değildir ve tarih, onu yaşayanlar tarafından yazılmamalıdır. Kitap metninin nisbeten büyük bir kısmı, o döneme ait mektuplar veya mektupların kesitlerinden, konuşmalardan ve mülakatlardan oluşuyor.Bunlardan bazılarını bütün olarak almayı veya geniş şekilde sunmayı gerekli gördüm zira bunlar benim cereyan eden hadiselere mesafesiz, hızlı ve bazen de anlık tepkilerim. Bunu yaparken, geçmiş olaylara şahitlik etmenin en aslına uygun yolunun bu olduğunu düşündüm. Üstelik bu sayede buna benzer yazılarda sıklıkla görüldüğü gibi kendimi olduğumdan daha akıllı göstermekten de kaçınmış oldum. Kısacası, bundan sonra gelenler tarihimizin zor bir dönemine ilişkin benim
314.30 ₺ -
Kayıp Coğrafyanın İzinde
“Okuyacağınız metin, beklemediğim bir anda çıktığım zor, gerilimli ve hazin hatıralarla dolu bir seyahatin notları. Uzun yıllardır konuştuğumuz, dert ettiğimiz, andığımız ve anlamaya çalıştığımız Doğu Türkistan’da bizzat yaşadıklarım, şahit olduklarım ve gördüklerimin bana düşündürdükleri, müstakil bir kitap olarak şimdi elinizin altında. Böyle bir kitabı kaleme almaktaki öncelikli hedefim, Müslüman Uygurların karşı karşıya bulunduğu dramı ve gerçekliği, mümkün olduğunca anlaşılır biçimde aktarmak. Doğu Türkistan meselesi, hem sahadan doğru haber almanın zorlukları hem de Çin’in uyguladığı çok boyutlu dezenformasyon sebebiyle, ülkemizde ne yazık ki hak ettiği ilgiyi göremiyor. “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” misali, kendi yakın çevremizdeki krizlerin gerisinde ve gölgesinde kalan bir dava Doğu Türkistan. İkinci hedefim, geleceğe ve bizden sonraki nesillere, bugünlere dair bir kanıt ve kayıt bırakmak. İçinden geçtiğimiz dönemde Doğu Türkistan ne durumda? Dünden bugüne neler yaşandı? Yarın neler olabilir? Dönüşümlerin istikameti nereye doğru? Şimdi devam eden süreçlerin somut neticelerini kendi gözleriyle görecek olan istikbalin Müslümanları, 2025 yılında bölgeyi adımlamış birinin satır aralarından epey ipucu yakalayacaktır diye düşünüyorum. Üçüncü bir hedefim de, Doğu Türkistan havzasının coğrafi, tarihi ve kültürel bakımdan daha iyi anlaşılmasına mütevazı bir katkıda bulunmak. Seyahatname’yi okurken, bölgenin, Türkiye’den bakınca belki hiç göremediğimiz ve fark edemediğimiz bir derinliğinin bulunduğuna şahitlik edeceksiniz. Hatta belki bazı isimler ve mekânlar, sizi daha kapsamlı okumalara sevk eden birer işaret fişeğine dönüşecek.”
244.30 ₺ -
Alimler Meclisler Raviler
Klasik dönem İslam dünyasında bir kitap nasıl telif ediliyordu? Yazmak dediğimiz fiil bugün anladığımız şekliyle yazarın tek başına üstlendiği bir iş miydi? Klasik düşüncede metin ve yazar birbirine sıkıca bağlı mıydı, yoksa metnin yazardan bağımsız olarak ihtiyaca ve zamana göre değişmesi de hedeflerden biri miydi? Klasik bir esere yoğunlaşan dikkatli bir okuma bizzat metne değil fakat metnin kenarlarına köşelerine alınmış notların bir başka hikâye anlattığını gösteriyor, bir telif hikâyesini… Âlimler, Meclisler, Râviler, bu sorulardan bazılarını 9./15. asır Memlük’ünün belki de en önde gelen âlimi olan İbn Hacer’in Lisânü’l-Mîzân adlı ansiklopedik eseri çerçevesinde cevaplamayı hedefliyor. Telif zamanından müellifinin vefatına kadar gelişim gösteren bu eser, her biri İbn Hacer’in yakın talebeleri olan beş âlim-müstensihin nüshaları çerçevesinde analize tabi tutuluyor. Böylece yazma eser kültürü bağlamında ilk kez, farklı talebeler tarafından muhtelif zamanlarda kopyalanan ve her biri hocanın kontrolünden geçen nüshalar bir kitabın gelişim seyrini gözlemlemek üzere kullanılıyor ve yazma eserlerin dünyasına, metinlerin canlılığına, hayatlarına dair bir pencere aralanıyor…
181.30 ₺ -
Alemi İslam Yazıları
DAHA YAKINDAN VE DOLAYSIZ… Âlem-i İslâm Yazıları, Taha Kılınç’ın kaleme aldığı makalelerden derlenmiştir. Bu çerçevede, arşivde bulunan 600’den fazla yazı titizlikle taranmış, kitaplaşmasında fayda görülenler ilgili başlıkların altında bir araya getirilmiştir. Yazıların sıralamasında kronoloji gözetilmeyerek, anlatımın ahengine uygun bir bütünlük yakalanmaya çalışılmıştır. Üslup ve ifadeye ise müdahale edilmemiştir. Uzun yıllardır, her boyutuyla İslâm coğrafyasına odaklanan Taha Kılınç, bir yandan konuyla ilgili kitap ve makaleler yazarken, diğer yandan seyahatlerini de yoğun biçimde sürdürmektedir. Bu yöntem sayesinde teorik bilgiyle sahada akmakta olan pratik hayatı buluşturmaya çabalayan Kılınç, çalışmalarının temel hedefini “Sınırlarımızın ötesinde yaşananları, meraklı ve ilgili bakışların dikkatine sunmak” olarak tarif etmektedir. Âlem-i İslâm Yazıları’nın, Türkiye’de İslâm dünyasının daha yakından ve dolaysız biçimde tanınması yolunda mütevazı bir rehber olmasını dileriz.
559.30 ₺ -
Vahyin İzinde Dinler ve İslam
H. Asuman Karamustafaoğlu, yılların ilmî birikiminden damıtarak kaleme aldığı Vahyin İzinde Dinler ve İslâm adlı eserinde temel akâidî meseleleri insan, ilah ve din kavramları ekseninde ele alarak tarih boyunca farklı inanç sistemlerinin bu kavramlara nasıl yaklaştığını mukayeseli bir bakış açısıyla inceliyor ve okuyucusunu vahyin hikmeti üzerinde düşünmeye davet ediyor. Bu bağlamda dinî anlayış ve pratiklerin beşerî akıl ve kalp üzerindeki tesiri tarih boyunca mevcut olan inanç yapıları ve İslâm’ın uluhiyet ve insan tasavvuru çerçevesinde ele alınıyor. Yazar, semâvî dinler olan Yahudilik ve Hristiyanlık ile ve diğer kadim inanç sistemleriyle İslâm arasındaki temel farkları ayetler ve sahih rivayetler ışığında açıklarken İslâm’ın getirdiği tevhid akidesinin nihâîliğini de delillendiriyor. Bunun yanında, bu inanç sistemlerinden gelen inanış biçimleri ve pratiklere karşı Müslümanların nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğine dair de bir perspektif sunuyor. Kur’ân’ın mesajını ilgili kavramlar çerçevesinde anlamaya ve İslam’ın inanç esaslarını idrak etmeye yönelik derinlikli bir ilmî çalışma olan bu eser, vahyin izinde yol almak isteyenler için kıymetli bir kılavuz niteliğinde. Hakikatin peşinde olanlar ve dinin özüne dair sahih bir bakış kazanmak isteyen herkes için bir başucu kitabı…
472.50 ₺ -
Har Name
Kanuni Sultan Süleyman’a sunulmak üzere kaleme alınan Har-nâme, adından da anlaşılacağı üzere eşek hikâyelerinden oluşan bir latifeler bütünüdür. Eserin en önemli ve özgün tarafı Çingene kültürüne ilişkin ayrıntılı bilgiler vermesinin yanı sıra özellikle 16. yüzyılda İstanbul’daki Çingenelerin gündelik hayatını bütün detaylarıyla ele almasıdır. Edebiyatımızın, güldüren ama incitmeden ilişen, acı duyurmadan iğneleyen letâif türündeki belki de en değerli eseriyle karşı karşıyayız. 16. yüzyılda, İstanbul’un bugün artık olmayan bir yöresinde, Kavaklı’da yaşayan Çingene Karaca katunasına bağlı Çingenelerin günlük yaşamları ile kültürlerini konu alan eser, gerçek kimliğini saklamış bir yazarın, kendisinin de farklı kimliklerle yer aldığı, insan ve hayvan oyuncuların katıldığı sembolik anlatımlı bir oyundur. Yazarın, “arkadaşlarım” diye tanıttığı eşeklerle temsil edilen, üstü kapalı bir dille cehaletle suçladığı devrinin ilim adamlarından başkası değildir. Har-nâme, edebiyat tarihimiz açısından, içinde yer bulan beş hikâyeyle Nasreddin Hoca hikâyelerinin en eski üçüncü yazılı kaynağı olmasının yanı sıra içerdiği gözlemlerle sosyal tarih araştırmaları için de olağanüstü zengin bir kaynaktır. Başta dönem Çingeneleri olmak üzere çeşitli yöre insanlarının konuşma dillerindeki farklılıklara dair barındırdığı zengin malzemeyle dil alanı çalışmalarına sağladığı katkı açısından Harnâme, bilinen tek yazma nüshasıyla benzeri olmayan bir eserdir.
559.30 ₺ -
Abdülhamit Yıldız Hatıraları
II. Abdülhamit dönemi, Osmanlı Devleti’nin yıkılış aşamasından önceki süreçleri kapsayan ve etkileri günümüze kadar gözlemlenebilen birçok sosyal ve siyasal olayın yaşandığı bir zaman dilimi olarak hâlâ konuşup tartıştığımız bir dönem. Bu kitapta hatıralarını okuyacağınız Tahsin Paşa, II. Abdülhamit’in 14 sene boyunca başkâtipliğini yapmış bir bürokrat, dönemin iç ve dış olaylarına çok yakından tanıklık etmiş bir şahsiyet olarak kaleme aldığı hatıratında, II. Abdülhamit’in saltanatına, şahsına ve çevresine dair gözlemlerini aktarıyor. Kitâbet Dâiresi’nin başında olması nedeniyle Sultan Abdülhamit’in, Bâbıâli başta olmak üzere tüm kurum ve kişilerle yaptığı yazışma ve kalem işlerini yürüten Tahsin Paşa, bundan ötürü birçok tarihî meselenin içyüzünü, sebeplerini ve aktörlerini yakinen müşahade etmiş ve döneme ait tarihî önemi yüksek olan bilgilerini hatıratında okuyucuyla paylaşmıştır.
244.30 ₺ -
Terekeler Neyi Derler
Terekeler, Osmanlı araştırmalarının en renkli ve en ihtişamlı kaynak grubunu teşkil eder. Bu belge grubunun; sosyal ve ekonomik tarih, hukuk tarihi, kültür tarihi, edebiyat tarihi, sanat tarihi gibi bilim dalları açısından çok özel ve vazgeçilmez bir yere sahip olduğu savı çok iddialı olmasa gerektir. Yaklaşık altmış yıldır belli düzeylerde çalışılan ancak, anlaşılmasından işlenmesine kadar üzerinde daha da durulacak ve odaklanılacak pek çok mikroskobik detayı barındıran terekeler, içerdikleri bilginin gerçekliğinin sağlamlığı bakımından Osmanlı tarihçileri için büyük bir şans olarak değerlendirilebilir. Zira bu kaynaklar, toplumun öne çıkan kişilerinin biyografik her türlü bilgilerinin tespitinden, yeme-içme, giyim-kuşam, okuma-yazma gibi tematik detaylara ışık tutulmasına somut deliller sunan hususi mahiyette düzenlenmiş, incelikle kayıt altına alınmış olan ilk elden bilgileri derlemektedir. Tereke nedir? Neden tutulur? Tereke defterleri neyi ne kadar derler? Tutuldukları yerin ticari, sosyal ve demografik yapısıyla ilgili bize ne söyler? Kitap kültürü çalışmalarına ne derecede katkı sağlar? gibi sorulara, alan uzmanları tarafından yazılmış on iki makaleyle cevap arayan Terekeler Neyi Derler? serlevhalı bu kitap, tereke çalışmaları sahasına yeni bir pencere açmaktadır. Osmanlılara ait izlerin terekeler üzerinden nasıl sürülebileceğine dair özgün tespit ve yorumları derleyen bu kitapta; aile, halk, kadın, sahaf, şair gibi çeşitli grup ve zümrelere mercek tutularak geniş bir toplum panoraması gözler önüne serilmektedir. Kitap kültüründen mimariye, servet düzeylerinden aileye, demografik yapıdan diplomatik yorumlara kadar farklı araştırma sahalarının bakış açılarını bir araya getiriyor olması dolayısıyla bu kitap, terekeleri temel alacak ileriki çalışmalar için önemli bir kılavuz ve kaynak işlevine sahip olma özelliği ve iddiası taşımaktadır.
244.30 ₺ -
Karlı Bir Gece Vakti
Günler Ne Kadar Kısaldı ve Babamın Şarkısı gibi iki önemli öykü kitabıyla edebiyat dünyasında kendine has bir yer edinen İsmail Özen, yolculuğuna uzun yılların ve titiz bir emeğin mahsulü bir romanla devam ediyor. Karlı Bir Gece Vakti’nde, İsmail Özen, 28 Şubat’ın o çetrefilli atmosferini, doksanlı yılların son çeyreğinin olanca karmaşasını; zihnindeki büyük sorulara bütün samimiyetiyle cevaplar arayan genç bir üniversite öğrencisinin gözünden anlatıyor. MGK bildirileri, başörtüsü eylemleri, cihad çağrıları arasında, biri “dindar” öteki “seküler” iki genç arasında filizlenen bir aşk hikayesi… Hepsi bu kadar mı, elbette değil. Pek çok açıdan bir ilk sayılabilecek bu roman, aynı zamanda hukuk okumak için yolu İzmir’den Konya’ya uzanan bir gencin, Doğu Batı, gelenek modern eski yeni arasındaki o tükenmeyen gerilim hattında ayakta durma çabasından; derinlik ve anlam arayışından, adalet ihtiyacından, dünyaya doğru yürüyebilme cesaretinden bahsediyor. Roman boyunca ülkenin içinde bulunduğu kritik süreçte yaşanan olayların incelikli detaylarını okuyucunun zihninde kendine has bir sıcaklık ve humour duygusuyla hissettiren İsmail Özen, tüm bunları yaparken gurbette derinleşen aile bağlarını, güzeli aramaya ortak olmuş arkadaşlıkları ve karşılıklı susarak bitirilen jetonlarla başlayan bir aşkın duruluğunu büyük bir titizlikle inşa ediyor.
117.60 ₺ -
Soğuk ve Acı Barış Günleri
“Bosna, Allah’a şükür, dayandı ve hayatta kaldı. Bosna bu cehennemden sağ çıktıysa, gelecek bin yılda da ayakta kalacaktır. Bosna’ya diz çöktürecek bir güç artık yoktur. Biz şüphesiz güneşin altında kendimize ait bir yere sahip olma hakkımız için mücadele ettik ve bu mücadeleyi kazandık. Oysa gerçek bir cehennemi yaşadık. En iyimser tahminlere göre, geçtiğimiz 40 ay boyunca köylerimizi, şehirlerimizi ve menzillerimizi hedef alan on milyondan fazla bomba düştü, yalnızca Saraybosna’ya birkaç yüz bin bomba atıldı. Kimileri savaştan önce ‘Bosna sessizce düşecek.’ iddiasında bulunmuştu. Oysa tam tersi oldu: Direnişimizin gürültüsü göğü inletti.” Elinizdeki bu kitap, 1996 ile 2003 yılları arasında, Aliya İzetbegoviç’in kurucusu olduğu Demokratik Eylem Partisi ve diğer halk toplantılarında yaptığı konuşmaları içermektedir. Ayrıca, aynı tarihler arasında, BM Genel Kurulu, OSCE, Avrupa Konseyi, ISESCO, Bonn Konferansı, İslam Konferansı Teşkilatı, Avrupa Parlamentosu, Bosna Hersek Barış Uygulama Konferansı, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi ve Bölgesel İstikrar Paktı Zirvesi gibi birçok uluslararası toplantıda yaptığı konuşmalar da bu eserde yer almaktadır. Soğuk ve Acı Barış Günleri’nde yer alan konuşmaları okuduğunuzda; ülkesini ve halkını, uluslararası arenada sonuna kadar savunan bir liderin, yeri geldiğinde kendisine, partisine ve parti yetkililerine yönelik öz eleştiriden kaçınmadığını da fark edeceksiniz.
279.30 ₺ -
Allah Aşkı Üzerine Düzensiz Düşünceler Simone Weil Ketebe Yayınları
Allah Aşkı Üzerine Düzensiz Düşünceler Simone Weil Ketebe Yayınları “Zamanımızın en büyük ruhu” - Albert Camus “Bir azizin sahip olduğu türden deha sahibi bir kadın” - T.S.Eliot Dünya üstünde, çeşitli kılıklar içerisinde gördüğümüz kötülük, Allah'dan uzak oluşumuzun bir işaretidir. Lakin mesafenin kendisi aşktır ve aşka aşık olunmalıdır. Kötülüğe aşık olamayız ama Allah işte bu kötülükler arasından geçilerek sevilir.
104.30 ₺ -
İnşaud Devair
Tasavvuf ve İslâm düşünce tarihinde büyük etkileri olan Muhyiddin İbnü`l-Arabî tarafından kaleme alınan İnşâu`d-Devâir`in Türkçeye ilk tercümesi, Ekberî düşüncenin önemli kaynaklarından et Tedbîrâtü`l-İlâhiyye fi Islâhi`l-Memleketi`l-İnsâniyye isimli eserin de mütercimi olan Ali Salâhaddin Yiğitoğlu tarafından yapılmıştır. Bu eserde ahsen-i takvim sûretinde yaratılan insanın bir taraftan Hakk`a, diğer yandan ise mahlûkâta olan benzerliği özelinde insanda insan olmak hasebiyle neler bulunduğu; varlık türleri, îman ve ihsanın insanın kendi kemâline yürüyüşündeki etkisi muhtasar bir şekilde işlenmektedir. 19 Mayıs 1927 tarihinde tamamlanan bu tercüme, Latin harflerine aktarılmış hâli, sonunda kavram sözlüğü ve tıpkıbasım nüshasıyla tekrardan okurla buluşuyor.
76.30 ₺ -
Mişkatül Envar İmam Gazzali
Mişkâtü’l-Envâr, İslâmî ilimler ve İslâm düşüncesi tarihinde bir dönüm noktası teşkil eden Gazzâlî’nin, Nûr Sûresi’nin 35. âyetine yazdığı bir nevi tefsirdir. Bu eser, tasavvufî ve felsefî bir bakış açısını bir ayetin tefsirinde birleştirmesi ve tüm varoluşu nûr-zulmet ayrımına dayanan bir metafizikle temellendirmesi açısından yazıldığı tarihten itibaren çok etkili olmuş, İşrâkîliğin kurucusu Sühreverdî başta olmak üzere İslâm düşüncesinin üç büyük ekolü olan tasavvuf, kelâm ve felsefeyi temsil eden düşünürleri derinden etkilemiştir. Mişkâtü’l-Envâr/Nur Metafiziği, ayrıca zâhir ile bâtın, görünen ile görünmeyen arasında kurmuş olduğu irtibat ile her devrin düşünen Müslümanları için ölümsüz bir eser olma özeliğini daima muhafaza etmiştir.
118.30 ₺ -
Kadizadeliler Hareketi
17. yüzyıl, Osmanlı Devleti için ilim ve fikir dünyasında çeşitli hareketliliklerin yaşandığı, din ve siyaset merkezli çeşitli çekişmelerin meydana geldiği önemli bir asır olmuştur. Bu döneme damgasını vuran Kadızâdeliler hareketi, bu kitapta salt tekke-medrese çatışmasının yansıması olarak değil; itikadî görüşleri etrafında mezhepsel ilişkileri araştırılarak oluşum ve etkileşim süreçleri ile birlikte neden-sonuç ilişkisi içerisinde daha geniş bir perspektifle ele alınmıştır. Bir yandan Kadızâdelilerin tarihî ve fikrî arka planına genişçe yer verilirken, diğer yandan Kadızâdeli liderlerin ve muhaliflerinin biyografileri ile taraflar arasında cereyan eden olaylar kronolojik olarak aktarılmıştır. Ayrıca tarih boyunca hem Selefîlikle suçlanan hem de tasavvuf düşmanı olarak sunulan Kadızâdelilerin itikâdî kabulleri bağlamında mezhebî mensubiyetleri ve tasavvufî aidiyetleri araştırılarak ortaya konulmuştur. Kadızâdeliler-Sivasîler tartışmalarını oldukça farklı ve geniş bir açıdan ele alan önemli bir çalışma…
377.30 ₺ -
Bir Rüyayı Hatırlar Gibi
Bir Rüyayı Hatırlar Gibi: Savaştan Önce Suriye, bugün artık kaybolup gitmiş ve darmadağın olmuş bir derinliğin izlerini sürüyor. 2011’den önce Suriye’de hayat nasıldı? Tarihî ve kültürel miras ne durumdaydı? Suriye’nin uzak ve yakın tarihinin dönüm noktaları nelerdi? Ülkenin iç dinamikleri nasıl şekillenmişti? Din adamları ile siyasetin ilişkisi hangi seviyedeydi? Suriye toplumunun çok çeşitli katmanları arasında nasıl bir irtibat vardı? Bir Rüyayı Hatırlar Gibi: Savaştan Önce Suriye, işte bu ve benzeri sorular ...
342.30 ₺ -
Amerikan Başkanlarının Karanlık Tarihi
GÜNAHKAR BİR MAKAMIN ANATOMİSİ Amerikan Başkanlarının Karanlık Tarihi, 40’tan fazla Amerikan Başkanı’nın cinsel münasebetlerinden skandallarına, komplolarından CIA örtbaslarına kadar uzanan rezilliklerini ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. Portre resimleri, dönemin hicivli karikatürleri ve şahane gazete kareleri dünyadaki en güçlü makamın gerçek yüzüne ışık tutuyor. Thomas Jefferson (1801-1809) Yabancı limanlara yapılan her türlü malın ithalatını veya ihracatını yasaklayan 1807 Ambargo Yasası’nı geçirdi. Ticarete ve endüstriye büyük zarar veren siyasi bir karardı. Franklin D. Roosevelt (1933-1945) İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon kökenli 120 bin erkek, kadın ve çocuğu hapseden Başkanlık Kararnamesi 9066’yı imzaladı. Richard Nixon (1969-1974) Önemli toplantıları Oval Ofis’te, hatta Beyaz Saray’da bile yapmıyor, “175 numaralı oda”da yapıyordu. Gizlilik onun için bir zorunluluktu ve yaptığı bu toplantıların havası bir kabine görüşmesinden ziyade komplo kokuyordu. William J. Clinton (1993-2001) Monica Lewinsky ile yaşadığı “cinsel ilişkiyi” reddettiği için mahkemeye saygısızlık suçu işledi. Ortaya çıkan deliller yalan söylediğini kanıtladı.
307.30 ₺ -
Cengiz Hana Küsen Bulut
“Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlak yozlaştırır!” Cengiz Han’a Küsen Bulut, büyük usta Cengiz Aytmatov’un olgunluk döneminin en güzel yapıtlarından biri, belki de en güzelidir. Bir yandan adaletsizliğin, totalitarizmin ve mutlak güç talebinin nihai sonuçlarını ve yarattığı emsalsiz tahribatı, bir yandan da her sonun bir başlangıç olduğunu, umudun direnmek demek olduğunu son derece edebi ve estetik bir biçimde anlatır.
54.60 ₺ -
Dişi Kurdun Rüyaları
Cengiz Aytmatov, ustalık dönemi eserlerinden biri olan Dişi Kurdun Rüyaları’nda insana, yaşama ve doğaya dair etkileyici bir hikâye anlatıyor. İnsan hırsının, acımasızlığının ve açgözlülüğünün doğada ‒ve ruhlarımızda‒ yarattığı yıkımı büyük bir ustalıkla okuruna sunan Aytmatov, romanında yaşamın; doğumla ölüm, sevinçle keder ve iyilikle kötülük arasındaki bitimsiz salınımını dile getiriyor. İdeallerinin peşinden koşan Avdiy’in adanmışlığının, afyon kaçakçıları ve avcıların zalimliğinin, Issık-Göl’ün kıyısında kendilerine sade bir hayat kuran çiftçilerin ve elbette dişi kurt Akbara’nın bozkırın engin topraklarında düğümlenen serüveni bir bakıma insanın yeryüzü tecrübesinin de hikâyesi...
91.00 ₺ -
Şeriat ile Kanun Arasında Ebussuud Efendi
Osmanlı İmparatorluğu’nun, Batı’da ismi en çok bilinen sultanı, “Muhteşem” adıyla meşhur olan I. Süleyman’dır. Batılılar için “Muhteşem” nitelemesi her şeyden önce sultanın ordularının ezici gücüne, maddi zenginliğine ve hâkim olduğu toprakların genişliğine işaret etmektedir. Osmanlılar da Süleyman’ı sultanlarının en büyüğü olarak görmüşlerdir. Vefatını izleyen yıllar içinde onun iktidarda olduğu döneme, kaybedilmiş bir altın çağ olarak özlemle bakmaya ve Süleyman döneminde oluşmuş normların yeniden kurulmasının siyasal aygıttaki tüm hastalıkların ilacı olduğunu düşünmeye başlamışlardır. Ancak Osmanlılar Süleyman’ı “Muhteşem” nitelemesiyle değil, restore etmeye çalıştıkları şeyin onun iktidarı sırasındaki hukuki düzen olduğunu vurgulamak için, kanun koyucu anlamına gelen “Kanunî” adıyla hatırlamışlardır. Bu düzenin temsilcisi olarak özellikle bir şahsiyet öne çıkmaktadır: Hukukçu Ebussuûd Efendi. Bu kitap, Şeyhülislam Ebussuûd Efendi'nin Hanefi fıkhına ve Osmanlı hukuk sistemine getirdiği yenilikler üzerinden Ebussuûd'a modern tarihçilerin atfettiği "kanun ile şeriatı birleştiren" şeyhülislam iddiasını sorgulamaktadır. Colin Imber, Ebussuûd'un hem hukuk işleyişine getirdiği yenilikleri hem de Hanefi fıkhında yaptığı yeni yorumları Ebussûd'un biyografisi, fetvaları ve risaleleri üzerinden incelemektedir.
335.30 ₺ -
Ahlakla Varolmak
İslâm ahlâkı, ilk aşamada Müslümanları muhatap alması sebebiyle belli bir dinî geleneğin ifadesi olmakla birlikte, sahip olduğu aklî unsurlar sebebiyle de tüm insanlığa hitap edebilecek bir genellik, bir evrensellik içerir. Ancak, günümüzde İslâm ahlâkının temel ilkeleri, değerleri, aklî ve evrensel boyutlarını yeni bir bakış açısıyla ele alarak analiz etmeye, yorumlamaya, hayatla bağı kurularak ahlâkî sorunların çözümüne yönelik uygulanabilir bilgileri üretmeye ihtiyaç duyulmaktadır. Müslümanlar “yeryüzünde iyiliği ve barışı yayma ve ahlâkî bozulmayı ve çöküntüyü önleme” noktasında da sorumlu tutulmaktadır. Bu yüzden İslâm ahlâkının özelde Müslümanlara ve genelde de tüm insanlığa sunduğu mesajın doğru anlaşılması ve yorumlanması gerekmektedir. Bu eserde yer alan yazılar, söz konusu ihtiyacı derinden hissedildiği ve gerekli çalışmaların yapılmasına katkıda bulunmak için kaleme alınmıştır.
88.20 ₺ -
Yakın ve İrfan Ehli İçin İman Hakikatleri
15. yüzyılda Horasan bölgesinde dünyaya gelen ve bu bölgede ilmi faaliyetlerde bulunan Musannifek, hayatının ikinci kısmını Konya, Bursa ve Edirne gibi Osmanlı şehirlerinde geçirmiştir. Fatih Sultan Mehmet’le de yakın ilişkileri olan Musannifek’in Anadolu’ya geçmeden hemen önce Herat’ta iken Farsça olarak kaleme aldığı bu eser, imanla ilgili temel meseleleri ve İslam’ın beş şartını hem fıkıh hem de irfân zâviyesinden ele almaktadır. Müellif, bu çalışması ile insanların aşina olduğu iman ve İslam ile alakalı temel konuların çok katmanlı yapısını ve işaret ettiği mânâları, sadece ilim ehlinin değil, her kesimden insanın anlayacağı bir üslupla anlatmaktadır.
314.30 ₺ -
Eş Şemailün Nebeviyye Tercümetüş Şemail
Ben de sizin gibi bir beşerim ancak bana vahyolunur.” (Kehf, 18/110, Fussilet, 41/6) âyet-i kerîmesinin hükmünce husûle gelmiş olan “şemâil” türü, asırlar boyu Türk-İslam kültürü ve edebiyatı için en önemli kaynaklardan biri olagelmiştir. Peygamber Efendimizin (sav) daha ziyade beşerî özelliklerini, dünya hayatında vaz ve takip ettiği Sünnet-i Seniyye’yi bir örneklik teşkil edecek şekilde aktarmak üzerine gelişen bu türün en şümullü ve kâmil örneklerinden birini eş-Şemâilü’n Nebeviyye’siyle nesir yoluyla aktaran İmam Tirmizî Hazretlerinin bu eseri, son dönem Osmanlı paşalarından Mekteb-i Fünûn-ı Bahriye mirlivâsı, hem velûd bir Türk âlimi ve münevveri hem de Üveysî tarîk ile müridi olduğu İdrîs-i Muhtefî Hazretleri vasıtası ile sâdık bir sûfî olan Eyüp Sabri Paşa tarafından Tercümetü’ş Şemâil adı ile elli altı bâb hâlinde, hadîs-i şerîf izahları, şerhleri ve râvi silsilelerine ilaveten konuları destekleyen âyetler, beyitler ve manzumeler eşliğinde tercüme edilmiştir. Hüsâmeddin Nakşibendî Hazretlerinin aynı eserden yaptığı tercüme ve şerh çerçevesinde kaleme alınan bu tercümenin mukaddimesi Ahmed Midhat Efendi’nin neşrettiği “Tercümân-ı Hakîkat” gazetesinde bir tanıtım yazısı ile birlikte yayımlanmıştır: “Âsâr-ı nefîsesi ebnâ-yı zamân nezdinde bi-hakkın iştihârını mûcib olmuş bulunan Eyüp Sabri Bey birâderimiz şimdiye kadar kütübhâne-i İslâm’a yâdigâr buyurdukları âsâr-ı mergûbe ve mahsûbeye zamîme bu kere dahi Şemâ’il-i Şerîf’i tercüme buyurmuşlardır. (...) Eser-i celîl-i mezkûrun takdîr-i kıymeti yolunda buraca bizim temhîd-i mukaddimât etmekliğimiz hiç lüzûm görülememiştir. Muharrir-i mûmâ ileyhin kudret-i kalemiyyesi zâten kıymet-sencân-ı erbâb-ı ma‘ârif nezdinde takdîr olunmuş bulunduğu gibi te’lîfâtında ağlebiyyetle bir cihetin Zât-ı Şefâ‘at-Simât-ı Hazret-i Peygamberî’ye veyâhûd semt-i celîl-i Hicâz’a ta‘alluku olmak Eyüp Sabri Bey’in cümle-i hasâyısından olmasıyla şu şeref dahi âsâr-ı kalemiyyesine bir kat daha kıymet vermektedir. (...) İşbu Tercüme-i Şemâ’il-i Şerîfe dahi Aleyhi’s-Selâm Efendimiz hazretlerinin doğrudan doğruya ve Zât-ı Nübüvvet-Simât-ı Risâletpenâhîlerine ta‘alluku olduğundan şeref ü kudsiyet cihetiyle cümle âsârına tefevvuk dahi bu eser-i cedîdde teslîm olunacağına şübhe yoktur.” Tercümân-ı Hakîkat 29 Zilhicce 1296 (19 Aralık 1879), 446/3. Ketebe Yayınları olarak, Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının beşinci yıl dönümü münasebetiyle basılan bu değerli eseri, başta Kütüb-i Sitte olmak üzere kadim hadis ve sünnet kaynaklarına hemrâh olacağı düşüncesiyle tahkikli metni, geniş lügatçesi ve Hz. Peygamber’i (sav) meth ü senâ için kullanılan sıfatlar listesi ile sunmaktan iftihar ediyoruz.
475.30 ₺