-
Gece Ehli
Dunja Rasiç’in bu eseri, Şeyh-i Ekber İbn Arabî hazretlerinin ölümsüz yapıtı el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye’nin 41. Bâbı olan "Gece Ehli’nin Marifeti Üzerine" bölümünden ilhamla kaleme alınmıştır. Eserde evliyalar arasında özel bir zümre olan Gece Ehli (Ehlü’l-Leyl) mütalaa edilmekte, hem Fütûhât’taki ilgili pasajdan hem de İbn Arabî hazretlerinin diğer eserlerinden yola çıkarak incelenip tanıtılmaktadır. Rasiç, eserinde âdeta okuru gecenin ve ehlinin esrarını çözmek üzere bir yolculuğa çıkarıyor. Allah’ın geceyi sırf kendilerini masivadan gizlemek için bir örtü olarak yarattığı bu önemli velilerin ibadetlerini, alışkanlarını, eğitimlerini, kerametlerini, hâllerini ve makamlarını Fütûhât’tan ve başka klasik kaynaklardan yola çıkarak izah ediyor.
209.30 ₺ -
Zuhura Övgü
Salâtüselâm getirmek, bir rahmet vesilesi olarak Peygamber Efendimiz’le (s.a.s.) irtibatın dilimizde ve kalbimizdeki ifadesidir. Ona yönelttiğimiz her salâtüselâmda hayata dâir ümidimiz tazelenir, kulluk edebimiz istikamet kazanır. Peygamber Efendimiz’i (s.a.s.) hatırladıkça Allah’ın üzerimizde tamamladığı nimeti daha derinden idrak eder, kendimizi bir hakikat tecrübesi içinde buluruz. Zira salâtüselâm, kendisiyle kemâle erdiğimiz ve ümmet olma bilincine eriştiğimiz ilâhî tecellîye yönelmiş bir ameldir. Bu hakikat üzerine ne kadar düşünsek, o nisbette sınırsızlaşan bir mânâ ile karşılaşırız. İslâm telif mirası, Peygamber Efendimiz’le (s.a.s.) irtibatın sürekli canlı kaldığı zengin bir külliyât ortaya koymuştur. Bu büyük hâfıza içinde Abdüsselâm İbn Meşîş hazretlerinin tertip ettiği salavâtın müstesnâ bir yeri vardır. Asırlar boyunca sâlihlerin kalplerinde ve tâliplerin dillerinde yer bulan, her okunuşunda hakîkat-i Muhammediyye’nin bir vechesini idraklere taşıyan bu salavât metni, üzerine yazılan şerhler sayesinde müşterek bir irfânın ifadesi haline gelmiştir. Zuhura Övgü, İbn Meşîş salavâtı üzerine İsmâil Hakkı Bursevî hazretlerinin şerhini merkeze alarak yapılmış bir okuma ve açıklama denemesidir. Kitap, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) etrafında teşekkül eden ilmî ve edebî mirası İbn Meşîş salavâtı üzerinden takip ederek aktarmaya çalışmakta; anlamın ve kesinlik duygusunun yitirildiği, her meselenin kısır tartışmaların gölgesinde tüketildiği şu dönemde hakîkat-i Muhammediyye’nin sâlih kalplere akseden yönlerine vurgu yapabilmeyi amaçlamaktadır.
611.80 ₺ -
Makam ve Riyanın Yergisi
İnsanların helâkine yol açan şey, hevâya uymaları ve övülme arzularıdır. Hz. Muhammed [sav] Bu eser, İhyâu Ulûmi’d-Dîn’de yer alan “Kitâbü Zemmi’l-Câh ve’r-Riyâ” bölümünün tercümesidir. İmam Gazzâlî, makam ve itibar arzusunu insanı içten içe çürüten en tehlikeli ahlâkî hastalıklar arasında görür ve bu arzunun insan tabiatındaki köklerini psikolojik ve metafizik boyutlarıyla ele alır. Kalplere hükmetme isteğinin rubûbiyyet arzusuyla nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyar ve bu eğilimin uzun mücâhedelerden sonra bile nefisten bütünüyle silinmediğini vurgular. Bu noktada insanı kendi niyetiyle yüzleşmeye çağırır ve riyâ meselesini bu yüzleşmenin en hassas eşiği olarak konumlandırır. Gazzâlî, bazı durumlarda ibadetin izhar edilmesine ruhsat verildiğini belirtir ve bunun hangi noktada riyâya dönüştüğünü açık ölçülerle gösterir. Kulun her amel öncesinde kalbini tartmasını, içten içe beslenen övülme arzusunu susturmasını öğütler. Makamın neden maldan daha cazip görüldüğünü nefis üzerine yaptığı analizlerle açıklar ve insanların övgüsüne duyulan iştiyak ile yerilmekten kaçınmanın sebeplerini derinlikli biçimde çözümler. Şöhretin ve bilinmenin hangi hâllerde kalbi bulanıklaştırdığını gösteren bu eser, günümüz dünyasında yaygınlaşan görünürlük ve itibar arzusuna karşı güçlü bir uyarı niteliğindedir. Görünmez hastalıkları teşhis eder ve kalbin şifası için sahih bir tedavi yolu sunar.
108.50 ₺ -
Dil Belası
Müminin susması tefekkür, bakışı ibret, konuşması zikirdir. Hz. Muhammed [sav] Bu eser, İhyâu Ulûmi’d-Dîn’de yer alan “Kitâbü Âfâti’l-Lisân” bölümünün tercümesidir. Eserde dil ile iman arasındaki ilişki, susmanın hikmeti ve konuşmanın sınırları ele alınır. Sözün insanı kurtuluşa yahut helâke sürükleyen etkisi üzerinde durulur; gıybet, yalan, koğuculuk, tartışma, fuzûlî konuşma gibi yirmi ayrı dil âfeti, sebepleriyle ve tedavi yollarıyla birlikte incelenir. Dil, kalpte başlayan hâllerin dışa vurulduğu
104.30 ₺ -
Gülzarı Aşk Şerhi
Herkesin bildiği ama pek azının “tanıdığı” bir sırra davet... Süleyman Çelebi’nin asırlardır minarelerden yankılanan ve evlerimizin bereketine eşlik eden Mevlid-i Şerîf’i, sadece bir merasim metni olmakla kalmaz. Onun her satırı, ince ince işlenmiş bir tevhid ve aşk atlasıdır. Ancak kelimeler değiştikçe ve dilimiz daraldıkça bu muazzam eserin kalbine giden yollar da birer birer kapanmıştır. İşte, Türk tasavvufunun önemli hafızalarından Ömer Tuğrul İnançer bu eserde, Hüseyin Vassâf Efendi’nin yüzyıllık derinlikli şerhi Gülzâr-ı Aşk’ı yanına alarak bizleri yeniden o “Gül Bahçesi”ne davet ediyor. Gülzâr-ı Aşk Şerhi, bir tarih
510.30 ₺ -
Şairin Coğrafyası
Şairin Coğrafyası, okuru elinden tutup tarihsel süreçte İslam beldeleri arasında bir gezintiye çıkarı-yor. Şehirleri, dağları, dereleri, çölleri gösteriyor ve dolaştırıyor. İslam şiirinde coğrafi unsurların estetik ve semantik değerini Türk, Arap, Fars ve Urdu şiirinden örneklerle izah ediyor. Kâh İmruul-kays ile “Durun ağlayalım!” diye hayıflanıyor, kâh Nedim ile “Yürü serv-i revanım, gidelim Sa’dâbâd’a!” diyerek keyifleniyor. Şairin Coğrafyası edebiyatla, tarihle, tasavvufla ve dillerle ilgili herkesin dikkatini cezbedecek bir kitap. Ama dahası, isteyenin buyurup katılabileceği bir dost meclisi, adeta kadim zamanlardan bu-güne ışınlanmış bir şiir ve helva sohbeti…
181.30 ₺ -
Yaratıcı Aşkın Sırları
Annemarie Schimmel Yaratıcı Aşkın Sırları’nda büyük şair Muhammed İkbal’in eserlerini o tanıdık tatlı üslubuyla ele alıyor. İkbal’in eserlerinde tasavvufun, felsefenin, tarihin, peygamber sevgisinin, dinî düşüncenin, hepsinden önemlisi aşkın izlerini sürüyor. “Aşk Mekke’nin fakihidir. Aşk orduların komutanıdır. Aşk yolun oğludur, binlerce yer onundur. Aşk, hayatın gergin tellerinde nağmeler çalan mızraptır. Aşk hayatın aydınlık ışığıdır. Aşk hayatın ateşidir.”
167.30 ₺ -
İslam ve Yaratılış Harikaları
Annemarie Schimmel, okurunu İslam kültür ve maneviyatının “hayvanlar âlemi”nde gizli kalmış derinliklerine davet ediyor. Karıncanın bilgeliğinden pervanenin yanışına, şahinin sadakatinden filin vatan hasretine kadar her canlı ilahi bir hakikatin aynasına dönüşüyor. Kur’ân ayetleri, sufi menkıbeleri ve klasik şiirin eşsiz imgeleriyle örülü bu çalışma, hayvanların sadece birer mahluk değil, Yaratan’ı tesbih eden birer ayet ve ruhun aynası olduğunu keşfedeceğiniz zarif bir yolculuk sunuyor.
160.30 ₺ -
Kuranın Erişilmez Üstünlüğü
Kur’an-ı Kerim’in nüzulü, insanlık kelamı için geri dönülmez bir eşik. Dilin ve hitabetin zirvede olduğu bir çağda, beşerî yaratıcılığı kendi sınırlarıyla yüzleştirerek çaresiz bırakan bu ilahi hitap, “i’câz”ı salt bir inanç unsuru olmaktan çıkarıp sarsıcı bir edebî vakıaya dönüştürdü. Dolayısıyla Kur’an’ın taklit edilemezliği tezi, artık teolojik bir dogmanın çok ötesinde; dil, beyan, nazım ve anlam ufuklarını şekillendiren muazzam bir belagat felsefesinin kurucu dinamiği. Kuran’ın Erişilmez Üstünlüğü, tam da bu taklit edilemezliğin izini sürerek İslam düşünce atlasının i’câz teorisini inşa eden kurucu zihinlerini selamlıyor. Nazzâm’ın sarfe kuramı, Câhiz’in beyan arayışı, Rummânî, Hattâbî, Bâkıllânî ve Kadı Abdülcebbâr’ın estetik dokunuşları… Ve nihayet Abdülkâhir Cürcânî’nin o dâhiyane söz dizim nazariyesi… Kelam, felsefe ve dil bilim kesişiminde şekillenen büyük dehaların teorileri, metinler arası süreklilikle bir karşılaştırma zeminine taşınıyor. İlahi hitabın zamana meydan okuyan yapısal kodlarına ışık tutan bu eser, lafız ile mana arasındaki sarsılmaz estetik örgüye odaklanıyor. Kelamullah’ın beşer üstü yapısı; akli, edebî ve tarihî deliller eşliğinde, derinlikli bir tefekkürün kapılarını aralıyor.
314.30 ₺ -
İki Dünyanın Ustası
Belleği, bizi biz yapan hikâyelerle dolu İki Dünyanın Ustası’nın. Bir yolculuğu anlatmak değil isteği. Kendisiyle yola çıkmanı, denizleri binbir zahmetle aşmanı, kuyularda dolaşmanı, yolun kalp atışlarını duymanı istiyor. Nice ölüye yurt olan ulu Kızıl Çınar’ın kovuğuna, oradan kum fırtınasını büyüten sonsuz çöle, kebikeçlerin ve kitapların evi Babil Kütüphanesi’ne ve bir türlü hatırlayamadığın rüyalara. Daha hikâyenin başında “Neden buradasın?” diye sorarak üzerine harflerden ve bakışlardan bir ordu salıyor. Bir rüya miktarı ne kadar sürerse hikâyeler de o kadar sürüyor. Babasından yaşlı oğul Kızıl Orman’da babasını arıyor, av ile avcı birbirine kavuşacağı günü bekliyor, Hasret Kuyusu sırlarını bir kez daha açıyor. Hikâyelerdeki insanlar dünyanın tüm zamanlarında yaşıyor, yürüyor, rüya görüyor, kayboluyor. Yol çatallanıyor, sular yükseliyor, çöl büyüyor, çöl büyüyor, “vay haline içinde çöller olanın!”
118.30 ₺ -
Bozdünya
Bozdünya kimin yurdu? Kara gözlerinde aydınlık taşıyan çocukların, enkaz altındaki insanların belki. Portakal bahçelerinin ve incir ağaçlarının, gagasında zeytin dalı taşıyan güvercinlerin belki de. Bozdünya kimin yurdu? Biri bitmeden diğeri başlayan rüyaların, uzayıp giden beyazlığın, unutulduklarında sükûn bulacak insanların… Sınırları belirsiz, kendisi gerçek Bozdünya kimin yurdu? Hüseyin Ahmet Çelik, dünyanın tüm dillerinde aynı anlama gelen kelimelerin peşinde önce savaş, sonra soluk bile almadan çocuk diyerek zor mu zor bir sorunun cevabını arıyor. Ümmü Gülsüm’ü yâd edercesine uzun bir ya leyl’de, boş bir tarlanın ortasında yan yatmış bir minibüsün penceresinde asılı kalmış gözlerde, başa sarıp sarıp dinlenen bir türkü kasetinde, sınırın öte yakasında patlayan bombaların ortasında hep aynı şeyi soruyor: Bozdünya kimin yurdu?
104.30 ₺ -
Tarihte Yaşanmamış Olaylar
Portekizliler, ateş saçan sopalarla yola çıkınca eski Mısır’ın piramitlerini aydınlatıyor güneş. Kızılderililer, büyüleyici düşler görürken Çin Seddi’nde uzun bir koşuya çıkıyor genç adamlar. İvan Rubinoviç çar olurken meşhur Sicilya güllerinin peşine düşüyor Romalılar. Ülkü Tamer, geçmişin gümüş perdesini aralıyor ve gözlerini uzaklarda, insanlığın şarkısını söylediği topraklarda dolaştırıyor. Karlı Geyik’in düşünde gökten çiçek yağınca, “bir gün ışığı ötede” köylerin birinde yaşayan Oogna Mbuti’nin adı unutulup gidince, Mayalar’ın ırmak yatağı çakıllı yola dönünce, Babilliler ve Mısırlılar karşı karşıya gelince, Shakespeare, “Desdemona’nın babasını getirdim!” diye bağırınca; insanlığın ve uygarlıkların binyıllardır gizli kalmış “tarihi” gün yüzüne çıkıyor. Tarihte Yaşanmamış Olaylar, bir taraftan geçmişin hikâyesini anlatırken diğer taraftan da tarihin -büyük- hikâyesini sorguluyor. “Karşılığında ne vereceksin?” diye sordu. “Aydınlık günlerimi,” dedi Ateş Salkımı. “Ben ölünceye kadar mı?” “Hayır. Sen benden önce ölürsün. Ben ölünceye kadar. “
143.50 ₺ -
Yeryüzü Genişlerdi
Yeryüzü Genişlerdi, yakılıp yıkılan bahçelerden, bereketli tarlalardan, kuyulardan, çergelerden ve ormanlardan geçerek insana dair en temel soruları getiriyor bize. Her sabah yeni kelimeler doğuran ebelerden yazgısına boyun eğen erlere, ifritleri diline dolamışlara kadar bütün ins ü cin, duyduğu bu soruları yaşam hikâyeleriyle cevaplıyor. Yatılı okullarda geçen zamanları, kısacık kestirilen saçları hatırlayan, dahası, annesinin ellerini, babasının gölgesini taşıyan çocuklar da susarak bir cevap buluyor kendine.
132.30 ₺ -
Hürriyet Gecesi
Ömer Seyfettin, öykücülüğümüzün kilometre taşlarından biri olarak kısa ömrüne yüz elliden fazla öykü sığdırmakla kalmaz, Türk edebiyatını halkın diliyle buluşturmanın mücadelesini de verir. Bilhassa Yeni Lisan manifestosundan sonra kaleme aldığı öykülerde, savunduğu fikirlerin doğrultusunda bir dil anlayışı göze çarpar. “Bahar ve Kelebekler ” bu öykülerin ilkidir. Ömer Seyfettin, döneminin tartışmalarını, çelişkilerini, yaşanan toplumsal değişimi ciddiye alır. Doğu ve Batı, alaturka ve alafranga, eski ve yeni çatışmasını kimi zaman Balkanlar’da bir askerin, kimi zaman İstanbul’da bir muharririn kimi zamansa taşrada bir memurun gözünden anlatır. Çocukluk, Balkan coğrafyasında yaşanan hadiseler, Türk kimliğinin inşası, kadın ve erkek münasebetleri, liyakatsiz tiplerin hicvedilmesi, taassup eleştirileri de Ömer Seyfettin öykülerinin izlekleri arasındadır.
139.30 ₺ -
Sokakta
Sokak, evin kapısını çalarken kendimizi bulduğumuz yerdir. Giderken de dönerken de gözlerdeki nemin sebebinin sorulmadığı uzun bir koridor, geçinmek için kitap satılan bir diyar, rastlantıların, karşılaşmaların, ibretlerin ve hatta hatırlamaların merkezi yine o sokaklardır. Dışarıdan çıkıp içeri girildiğinde akıl hâlâ sokaktadır, bu sebeple bedenin kısa bir süre yalnız kaldığı anlardaki tat kendine has niteliktedir. Zihnin sokakta topladığı kıymetli şeyler kapalı mekâna hemen giremez, gönüllere işlemesi için bir süre bedenin yalnız kalmasını bekler. İsmail Kılıçarslan şiirleri gibi fikirlerinin, yazılarının, meselelerinin ve hayatının özünü Sokakta yakalıyor. Olmayacak çocukluk aşklarından Huzur Kıraathanesindeki şiir muhabbetlerine, Aksa’nın Kırlangıçları’ndan radyoda çalan içli bir türküye her detayı şiirden bozdurup kısa öykülere çevirerek o eşsiz anları tatlı bir Türkçeyle okuyucusunun gönlüne işliyor
105.70 ₺ -
Gidilmemiş Yerlerin Türküsü
Necip Tosun, Gidilmemiş Yerlerin Türküsü’nde insan ruhunun gizlerine eğilerek, bireyin zihninde, yüreğinde akıp giden hayatları, duygu ve düşünceleri, oluşumları, birikimleri dışlaştırır. Ayrıntıları incelikle hikâye eder, yüreğe dokunan insanlık hâllerini öne çıkarır. Öykü kişileri hayatla yüzleşirken kalıcı bir deneyimi de aktarmış olurlar. Necip Tosun, dışsal olay ve eylemlerden çok, içsel serüvenlere eğilir. Yaşananların sonuçları, sevinçleri, acıları, düş kırıklıkları bu iç dünyaya yansır, birikir, kristalleşir. Yaşanamayanların özlemi, umudu, beklentileri ve muhayyilenin uçsuz bucaksız ufukları da burada yerini alır. Yoğun, şiir diline yakın, çağrışıma yaslanan bu öykülerde ister güncel sorunlar anlatılsın ister toplumsal sorunlar, estetik değerler hiçbir durumda göz ardı edilmez. Yönetmen, ressam, besteci, eleştirmen, fotoğrafçı, hikâye anlatıcıları gibi yazar ve sanatçıların üretme süreçleri, sanat tartışmaları öykülerin odağında yer alır. Öykülerde eserlerin oluşma anları, yazma temrinleri, sanatçı olma gayretleri hikâye edilir. Bu çevrenin insanlarının yaşadıkları problemler, hayat karşısındaki tavırları anlatılırken hayatı yorumlama peşindeki felsefeleri, anlayışları ve sanat-edebiyatın önerdiği çıkış yolları tartışılır. Öyküler, “müzik” ortak vurgusuyla birbirine bağlanır ve kitap sonuçta tematik bir bütünlüğe ulaşır.
146.30 ₺ -
Deniz Hasreti
Gerçeği, edilgen bir biçimde seyretmektense etken bir biçimde oluşturup birleştirerek gerçekçiliğe yeni kapılar aralayan Sadri Ertem, değindiği konuların farklı yönleriyle de Türk edebiyatının önemli öykücüleri arasında yer alır. Ertem, edebiyatımızda derinlemesine işlenen Doğu-Batı sorununu; önce toplumun sonra da bireyin içinde oluşan çatallanma, yarılma ve bölünmeler üzerinden ele alırken kendine özgü diliyle de dikkat çeker. Kaleme aldığı hikâyelerle kendisinden önceki öykücülerin aksine alabildiğine farklı kişiliklere, toplumlara, coğrafyalara ve durumlara eğilen Sadri Ertem, Deniz Hasreti’nde; hayatında ilk kez ayna gören bir eşkıyadan Kongo’daki demiryolu işçilerine, sadece telgraf yazışmalarından oluşan bir evlilik öyküsünden kıtlık zamanlarında denize karışamayan çamurdan köftelere yaşadığı dönemin yeni sosyal düzeni içindeki “tek insan”ın ortadan kalkış sürecini ortaya koyar. Yeni bir insan modeli olarak “kalabalık insan” ve “toplum insanı” tipini anlatan Ertem, yaşadığı çağın kriz anlarından çıkma çabasıyla aslında okuyucusuna yeni yollar göstermiş olur.
146.30 ₺ -
İns Ketebe
Her öyküsünde binbir yazgıyı, korkuyu ve sesi barındıran Cahit Zarifoğlu’nun düşlerden, yaşamdan ve kendi şiirinden yonttuğu İns, hurufatı okuyabilenler için sırrı dökülmüş bir ayna cismiyle var oluyor. Kimi zaman mekânı ve ânı bizzat müphemleştirirken kimi zaman da yaşamın ürpertici gerçekliğiyle yüzleştiriyor bizi. Şairin o kendine has bakışı ve dünyayı hikâye ediş biçimiyle karşılaştığımızda tutkulu okurları olarak sendeliyor ve bu görkemli sesin büyüsüne kapılmaktan kendimizi alamıyoruz. Telefon tellerine takılan çocuk uçurtmaları gibi vagonun penceresinden sarkan elini çek, ceketinin cebine sok, beni kabullen, kendini yanına al, gidelim.
126.00 ₺ -
Böyle Şeyler Filmlerde Olur
Beş yıl sonra kendimi edebiyat dergileri toplantılarında, sahaflarda, pijamalarımı çekmiş hâlde taksitlerini yeni bitirdiğim kanepede uzanırken, çekirdek çitlerken, bebek severken, halı sahada kalecilik yaparken, olmadık şutları çıkarırken, umulmadık goller peşindeyken, parlak imgeler peşinde depar atarken… Beş yıl sonra kendimi..
105.70 ₺ -
Ölümlünün Yaşam Fragmanları
Asil Çam, Ölümlünün Yaşam Fragmanları ile edebiyatımızın uzun yıllardır aradığı dolaysız, serinkanlı ama derinlikli bir gerçekçiliği öykü dünyamıza getiriyor. Huzurevleri, endüstriyel depolar, bakımsız iş hanları ya da icra dairelerinde geçen bu öykülerin anlatıcısı, yaşama çabasının tekdüzeliği ve bayalığı içinde kendi biricik varoluşunu yitirmemek için ironiye tutunuyor. Asil Çam ayrıca, edebiyatımızda çoğunlukla gözden kaçan “çalışma hayatı” gerçeğini yaratıcı bir bilinçle öyküye taşımasıyla yeni bir kapı da aralıyor. — Selçuk Orhan
97.30 ₺ -
Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz
Dünyayı istila etmek isteyen uzaylıların satır aralarında özgürce dolaştığı, baba-oğul iki sineğin türlü maceralardan geçtiği, martıların işlerini güçlerini bırakıp hikâye anlattığı, dört harflilerin Red Kit’in atını aramak için güçlerini birleştirdiği bu öyküler esrarengiz bir kurgu evreninde buluşuyor. Hüseyin Kılıç, neşeli hikâye anlatıcıları vasıtasıyla okuru sayfalar arasında merakla kaybolacağı bir dünyaya davet ediyor. Buyurun; Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz.
160.30 ₺ -
Evrenin Yatışmaz Yapısı ve Diğer Öyküler
Evrenin Yatışmaz Yapısı’nda Aykut Ertuğrul, okurlarını yine metinlerarası bir şenliğe çağırıyor. Muzip bir başlangıcın neşesini ve beklenmedik bir vedanın kederini aynı anda içinde barındıran bu görkemli şenlik, aslında kim için düzenlendi? Yazarın mütemadiyen seslendiği sahici okurlar için mi? Selam vermekten bıkmadığı; cümlelerine, dizelerine hatta eser adlarına musallat olduğu büyük ustalar için mi? Eleştirmenler, akademisyenler ya da çağdaşları için mi? Yoksa bu tuhaf ve rahatsız edici şölenin, düzenleyeni de davetlisi de yalnızca yazarın kendisi mi? Maharetini geleneğin coşkulu ve sonsuz ırmağına, muhayyilenin müphemliğine ve şimdiki zamanın insanı hep şaşırtan tekinsiz oyunlarına bağlayan yazarın gerçek niyeti ne? Kim bilir? Belki hepsi, belki hiçbiri. Türk öyküsünde fantastik, mitoloji ve postmodernizme dair konularda 2000’li yılların başından beri, yazıları, hazırladığı kolektif kitaplar ve öyküleriyle hatrı sayılır çalışmaya imza atan Aykut Ertuğrul, yeni öykü kitabıyla okurun karşısında.
104.30 ₺ -
Bir Avuç Dünya Kutulu 2 Cilt
“Cemal Şakar, günümüz edebiyatının o bildik sığ akıntısının dışında, gürültüsüz, derinden akan bir öykünün peşinde. Böyle bir seçimin seyirci azlığı ve tezahürat yokluğuna uğraması, işin doğasından kaynaklanmakta. Ama unutmamak gerekir ki bu, yarınlara kalmanın ve kalıcılığın da bir gereği.” Necip Tosun “Cemal Şakar’ın öyküleri, simülatif göstergelerin dışındaki temalarıyla ve haksızlığa uğramış figürleriyle “kara gerçekliği” anlatır. Sıklıkla kara, karanlık kelimelerinin kullanımı, öfkeyi yansıtan ünlemler, içe çekilip büyütülen sessizlikler, uğranılan haksızlıkların dilidir. Onun öykü dünyası, geniş bir açıyla bu karanlıkla yüzleşmedir.” Ertan Örgen
699.30 ₺ -
Goncanın Üçüncü Günü
Yücel Balku, öykülerinde rüyalar, labirentler, efsaneler, gizemli semboller ve tılsımlarla dolu; tarihle şimdinin iç içe geçtiği alışılagelmiş zaman tasarılarının yıkıldığı esatirî bir evren inşa etti. Aynı zamanda geleneksel anlatılar ve modern metinlerle kurduğu sahici bağ, ona nadir rastlanan bir muhayyile gücü ile eskimeyen hikâyeler yazabilme yeteneğini bağışladı. Goncanın Üçüncü Günü’nde karşılaştığımız her kahramanda ve hikâyede keşfedilmeyi bekleyen bir gizem vardır. Okur, her öyküde heyecanla bu gizemin izini sürer. Yazarın tasarladığı mekânlar ve anlatılar keşfin gerçekleşmesi için oluşturulmuş yollardır. Öyküler okurun ancak sonsuz iç bağlantılar ve ipuçlarıyla çözebileceği açık uçlu bir evrende geçer: Bazen bir düşle, bazen haritalarla, bazen içinde hikâyemizin yazılı olduğu bir cevşenle, bazen uzaklardan gelen bir iğdenin kokusu ve bazen de kıvrılarak önümüzden geçen bir yılanın bıraktığı izle yolumuzu buluruz. Sükûtun en yaşlı hüneridir; çok derin susup dünyayı dışladığınıza inandığınız anda içinizdeki bir tohuma sessizce su verir. Yeşerirken ruhunuz bile duymaz.
76.30 ₺ -
Sükut Ayyuka Çıkar
Türk yazınının anlatı ormanında yeşeren ve doğrudan ölümsüzlüğe yürüyen Sükût Ayyuka Çıkar; büyülü yılanlardan, ejder yüreklerden, haritalardan, oyunlardan, çeşmelerden, sulardan, rüyalardan, kadim dillerden doğan; hiç duyulmamış ancak tanıdık bir masal. Doğu’nun heybesindeki hikâyeleri gün yüzüne çıkaran Yücel Balku sisli dağ eteklerindeki kayıp manastırları, göllerin kalbindeki batık şehirleri, ak pürçekli ninelerin kadim ve kederli kelimelerle anlattığı eski masalları; su üstüne çizilmiş haritaları zamanı ve mekânı kendinden menkul bir âlemde buluşturuyor. Balku, büyük ve zor sorularını Sükût Ayyuka Çıkar ile sonsuzluğa bırakıyor. Asıl mesele Çerbetân, nargile tütüyor henüz. Duman neyi söyleyebilir ki kıvrıla kıvrana? Bal gibi biliyoruz aslında; bir aşk bitebilir, tütün tükenebilir, milyonlarca çocuğa babalık edebilir bir insan. Unutmak da mümkün belki ama hayat bitmese iyi olur değil mi, böyle kıvrıla kıvrana!
174.30 ₺ -
Göl İnsanları
“Edebiyatta bitaraf olan, yalnız kalem ve kağıttır. İnsanı sevmek, hiçbir mana ifade etmez. Döğüşen insanlardan bir tarafı seveceksin. ‘Sınıfların mücadelesi’ ve ‘insanın tabiatıyla mücadelesi’ diye iki büyük kavganın içindesin. Kurşun kalemde kemiklerim, stilomda kanım var.” Kemal Tahir, romanlarında olduğu gibi öykülerinde de tarih ve toplumun kültürel birikimine dayanan, “kurtarıcı unsur” olarak nitelediği, yerli ve çok yönlü bir gerçekçiliğin peşindedir. Onun için; marazlarıyla, erdemleriyle, alışkanlıklarıyla, âdetleriyle; özellikle de milletin dünya görüşü olarak tanımladığı diliyle Göl İnsanları’nı ve/veya Türk köylüsünü anlamak; Türkiye’yi anlamak demektir. Türk insanını çözümleme çabasının olağanüstü ürünleri olan bu öyküler, Kemal Tahir’in özellikle Çankırı, Çorum ve Kırşehir Cezaevlerinde Anadolu insanıyla karşılaşmalarının ilk sonuçlarıdır, denilebilir. Cezaevi deneyimi onu Anadolu’nun çıplak, yalınkat gerçeğiyle karşılaştırmış, böylece edebiyat onun “mücadele silahı” haline gelmeye başlamıştır. Göl İnsanları’nda “Çoban Ali”, “Kondurma Siyaseti”, “Arabacı”, “Nam Uğruna” gibi öyküleriyle Anadolu’daki farklı toplumsal kesimlerin hayata ve dünyaya bakışını hayranlık uyandıran bir isabet ve nesnellikle yansıtan Kemal Tahir, aslında edebiyattaki kavgasını ve yazılacak şaheserlerini de haber vermiş gibidir. Nitekim onun öykülerinin ilk okuru sayılan Nâzım Hikmet şöyle yazmaktan kendini alamamıştı: “Çok yüksek bir yere çıkıp haykırmak istiyorum: ‘Şu Göl İnsanları hikayelerini yazanı biliyor musunuz? O daha ne güzel şeyler yazacaktır.’”
419.30 ₺ -
Sağırdere
“Her sanatçı, içinden çıktığı toplumun insanlarını konu alır; onun için en büyük gerçek, kendi insanlarının gerçeğidir.” Kemal Tahir’in bir romancı olarak çıktığı uzun ve meşakkatli yolculuğunun ilk durağı ve ilk romanı olan Sağırdere, insanımızın yoksulluk ve gurbetle sınandığı, genç Cumhuriyet’in taşradaki sancılarına odaklanıyor. Türkiye’nin modernleşme meselesinin taşra-merkez arasındaki etkileşim üzerinden ele alındığı bu roman, insanlar arasındaki iktidar ilişkilerinin evrenselliği ile çeperini genişletiyor. Toplumu, hazır kalıplar; köyü, ütopik klişeler ile anlamaya çalışan bütün yaklaşımların tersine Kemal Tahir, kendi insanının gerçeğine odaklanarak deneyim ve gözlemin ışığında önemli çıktılar elde ediyor. Renkli üslubu ile okurlarının zihninde oluşturduğu son derece gerçekçi roman kahramanlarını toplumsal çözülmelerin içinde sınıyor. Sağırdere, onun benzersiz roman evreninin giriş kapılarından biri olarak her daim tazeliğini korumakta.
349.30 ₺ -
Belki de Yanlış Bir Leyla
Bu bir çöl masalı değildir. Zaten Leyla da bildiğiniz Leyla değil. Son dönem Türk edebiyatının dikkat çeken romancılarından Kadir Daniş, bu kez bir öykü kitabı ile karşımızda. Sosyal adaletsizliğin bireydeki tezahürlerini etkili bir toplumsal hicivle metinlerinde işleyen Daniş, Belki de Yanlış Bir Leyla’daki öykülerinde, kötülüğün derinliklerini ve aydınlığa çıkma olasılıklarını keşfediyor. Kâbusların, yanlış umutların, engellenen arzuların ve yıkılan hayallerin hikâyesini anlatıyor. Yazar, karakterlerinin çektikleri ıstıraptan, insan olmanın acziyetiyle dolu görkemli bir drama yaratıyor. Belki de Yanlış Bir Leyla, insan ruhunun ahlaki dayanıklılığına ve saygınlığına dair dokunaklı bir övgü; ahlaki alegorilerin, yozlaşmanın, saplantıların, trajedilerin ve ruhsal krizlerin sürükleyici bir portresi.
146.30 ₺